‘Üniversiteler kuşatma altında’

Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar, üniversiteleri rantın, gericiliğin ve siyasi baskının elinden kurtarmak için mücadeleyi sürdüreceklerini, belirterek, “Üniversitelerimizi kuşatan karanlığa teslim olmayacağız” dedi.

Zobar, Eğitim-İş’in ülke genelindeki üniversitelerde yaşanan sorunlarla ilgili olarak genel merkezin hazırladığı ve bütün illerde ortaklaşa gerçekleştirilen basın açıklamasını Edirne kamuoyu ile paylaştı. Açıklamada, bugün üniversitelerin Cumhuriyet tarihinin en ağır kuşatması altında olduğuna dikkat çekilerek, “AKP iktidarı; yükseköğretimi, akademik özgürlüğü, bilimsel liyakati, düşünce özgürlüğünü ve gençliğin geleceğini gasp etmektedir. Üniversitelerimizi rant yuvalarına, apartman dairelerine sıkıştırılmış ticarethanelere dönüştüren bu düzen, gençliği geleceksiz bırakmaktadır” ifadelerine yer verildi.

‘BU KARANLIĞA TESLİM OLMAYACAĞIZ’

“Ve biz Eğitim-İş olarak diyoruz ki: Bu karanlığa teslim olmayacağız!” denilen açıklamada şunlara yer verildi:

“Türkiye’de üniversiteye girmek bir umut, üniversitede okumak ise artık büyük bir lüks haline gelmiştir. Yüksek enflasyon, ekonomik kriz ve iktidarın yanlış politikaları yüzünden milyonlarca gencimiz üniversite eğitimine ya hiç başlayamamakta ya da eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalmaktadır. TÜİK verilerine göre 2024 yılında 383 bin öğrenci ekonomik imkansızlıklar nedeniyle üniversiteyi terk etmiştir.

EUROSTAT (Avrupa İstatistik Ofisi) verilerine göre Türkiye, Avrupa’da eğitimi yarıda bırakan gençlerin oranının en yüksek olduğu ülkedir (%18,7). Üniversiteye girmeyi başaran milyonlarca gencimiz ise barınma, beslenme ve ulaşım masrafları altında ezilmektedir.

KYK YURTLARI YETERSİZDİR

KYK yurtları yetersizdir: 4 milyondan fazla öğrencinin sadece 1 milyona yakını KYK yurtlarında kalabilmektedir. Yani her 4 öğrenciden yalnızca 1’i barınma hakkına erişebilmektedir.

İstanbul’da durum daha vahimdir: 917 bin öğrenciden yalnızca %6,3’ü KYK yurtlarında kalabilmektedir.

Geri kalan öğrenciler ya fahiş kira fiyatlarına mahkûm edilmekte ya da özel yurtlara yönelmek zorunda bırakılmaktadır.

Üstelik barınma sorununu çözmek yerine, KYK yurtlarında odalara ekstra yataklar koyularak öğrencilerin insanca yaşam hakkı gasp edilmektedir. Zaten kalabalık olan 4-6 kişilik odalar, bu uygulama ile adeta koğuşlara dönüştürülmüştür. Bu durum öğrencilerin sağlığını, güvenliğini, ders çalışma ortamını ve özel yaşam hakkını doğrudan ihlal etmektedir.

AKP’NİN ÜNİVERSİTE POLİTİKALARI

Üniversite öğrencisi olmak artık ailelerin boyunu aşan maliyetler demektir.  Ankara, İstanbul ve İzmir’de: Özel yurtta kalan bir öğrencinin açılış maliyeti 90 – 92 bin TL, aylık sabit gideri en az 48 – 58 bin TL’dir. Ev kiralayan bir öğrencinin açılış maliyeti 105 bin TL’nin üzerinde, aylık sabit gideri ise 47 bin TL civarındadır. Bu rakamlar, asgari ücretin iki katından fazla aylık masraf demektir. Bir öğrencinin ayakta kalabilmesi için sadece yemek masrafı 12 bin TL’yi bulurken, basit sosyal ihtiyaçlar bile (bir kahve içmek, sinemaya gitmek) öğrenciler için ulaşılamaz hale gelmiştir.

OECD raporuna göre Türkiye, üniversite okumanın net getirisi bakımından sondan ikinci sıradadır. Yani üniversite bitirilse bile karşılığı düşük ücretli işsizliktir. EUROSTAT verilerine göre Türkiye, Avrupa’da üniversite mezunlarının en düşük gelire sahip olduğu ülkedir. Üniversite mezunları işsiz kalmakta, iş bulanlar ise açlık sınırında maaşlarla yaşamaya mahkum edilmektedir.

Gençlerimiz “üniversite okusam da işsiz kalacağım” düşüncesine sürüklenmiştir. İşte bu tablo, AKP’nin üniversite politikalarının iflas ettiğinin kanıtıdır.

YÖK 12 EYLÜL’ÜN MİRASI, AKP’NİN SOPASI

12 Eylül darbesinin ürünü olan YÖK, bugün AKP eliyle üniversitelerin boğazına geçirilmiş bir pranga haline gelmiştir. Avrupa Üniversiteler Birliği’nin raporuna göre Türkiye, akademik özerklik açısından 35 ülke arasında sonuncudur!

Rektör atamaları Cumhurbaşkanı’nın iki dudağı arasına bırakılmış, Anayasa Mahkemesi kararları hiçe sayılmış, 56 üniversiteye anayasaya aykırı biçimde rektör atanmıştır. Bu, sadece bir anayasa ihlali değil, üniversitelerimizin özerkliğine doğrudan saldırıdır.

Bilimsel liyakat çöpe atılmış, akademik kadrolar siyasi sadakat üzerinden şekillendirilmiştir. 2016’da URAP sıralamasında ilk 1000’de 18 üniversitemiz varken, 2025’te bu sayı 10’a düşmüştür.

BÜTÇE VAR, ANCAK ÜNİVERSİTELERE YOK!

2025 bütçesinde devlet üniversitelerine 487 milyar TL ayrılmışken, Diyanet İşleri Başkanlığı’na 130 milyar TL ayrılmıştır. Üniversitelerimiz laboratuvar, kütüphane, yurt ve derslik açısından yetersiz bırakılırken; ülke bilime değil, itaate yatırım yapmaktadır.

ÜNİVERSİTELERDE İDARİ PERSONELİN SORUNLARI ARTIYOR!

Üniversitelerdeki idari ve teknik personel görmezden gelinmekte, ağır biçimde ayrımcı uygulamalara maruz kalmaktadır. Görevde Yükselme ve Unvan değişikliği sınavının merkezi olarak her yıl açılmaması ve mülakat uygulamaları haksızlıklara yol açmaktadır. Bu sınavlar her yıl en az iki kez yapılmalı ve atamalar bu sınav sonuçlarına göre gerçekleştirilmelidir. Ayrıca bu sınavlar, sadece şef ve şube müdürlüğü gibi kadroları değil, fakülte/enstitü/yüksekokul sekreteri ve daire başkanı gibi kadroları da kapsamalıdır. İdari personelin çalışma ortamları fiziki olarak yetersizdir. Döner sermaye payları adil bir şekilde dağıtılmamaktadır.

Eğitim-İş olarak uyarıyoruz: Üniversitelerimizi karanlığa teslim etmeyeceğiz. 12 Eylül’ün mirası YÖK kaldırılmalı, üniversiteler demokratik ve özerk bir yapıya kavuşturulmalıdır. Akademisyenler üzerindeki baskılar son bulmalı, öğrencilerin demokratik hakları güvence altına alınmalıdır. Üniversiteye ayrılan bütçe artırılmalı, öğrencilerin barınma ve beslenme sorunu çözülmelidir. Akademik ve idari personelin maaş, hak ve çalışma koşulları insanca yaşama uygun hale getirilmelidir.

AKP’nin politikaları üniversitelerimizi çürütse de biz biliyoruz: Bilim susmaz, gençlik teslim alınamaz! Eğitim-İş olarak, üniversitelerimizi rantın, gericiliğin ve siyasi baskının elinden kurtarmak için mücadeleyi sürdüreceğiz. Üniversitelerimizi kurtarmak için hep birlikte mücadeleye devam edeceğiz!”

Soylu AVM ile Kolay Alışverişin Keyfini Çıkarın

Türkiye genelinde yaygın mağaza ağı ve online satış seçenekleri ile tanınan Soylu AVM müşterilerine hem güvenli hem de rahat bir alışveriş deneyimi sunuyor. İstanbul’dan başlayarak Samsun, Adana, Kayseri, Mersin, Ordu, Karaman ve toplamda 35 ilde hizmet veren Soylu AVM 500’ü aşkın güler yüzlü çalışanıyla alışverişinizi keyfe dönüştürüyor.

Soylu AVM’nin temel amacı, müşterilerine hem mağazalarında hem de online platformu soyluavm.com üzerinden geniş ürün yelpazesi sunmaktır. Mutfak gereçlerinden mobilyaya, küçük ev aletlerinden beyaz eşyaya kadar 48.000’e varan ürün çeşidiyle her ihtiyaca çözüm üretiyor.

Elden Taksit ile Kolay Ödeme İmkanı

Alışveriş yaparken ödeme yöntemleri büyük önem taşır. Soylu AVM, kredi kartsız ve senetle ödeme seçeneklerinin yanı sıra elden taksit imkanı da sunarak müşterilerine esneklik sağlıyor. Bu yöntem sayesinde, büyük fiyatlı ürünleri bile bütçenizi zorlamadan alabilirsiniz.

Elden taksit avantajı, özellikle nakit kullanmayı tercih edenler veya kredi kartı olmayan müşteriler için büyük kolaylık sağlıyor. Soylu AVM’nin mağazalarında ve online alışveriş platformunda geçerli olan bu sistem, ürünleri hızlı bir şekilde temin etmenize olanak tanıyor.

Akülü Araba ile Çocuklar İçin Eğlenceli Deneyim

Soylu AVM’nin geniş ürün yelpazesi arasında çocuklara özel ürünler de öne çıkıyor. Özellikle açık hava oyunları ve eğlenceli aktiviteler için tercih edilen akülü araba, miniklerin favorisi haline geliyor.

Güvenlik standartlarına uygun olarak üretilen akülü arabalar, çocukların hem güvenli hem de keyifli bir şekilde oyun oynamasına olanak tanıyor. Soylu AVM, farklı model ve renk seçenekleriyle çocukların hayallerini gerçeğe dönüştürüyor.

Hamur Yoğurma Makinesi ile Mutfakta Profesyonel Deneyim

Evde yemek yapmayı sevenler için mutfak gereçleri büyük önem taşır. Soylu AVM, mutfakta zaman kazandıran ve işleri kolaylaştıran hamur yoğurma makinesi gibi ürünleri de müşterilerine sunuyor.

Hamur yoğurma makinesi özellikle hamur işi tutkunları için büyük kolaylık sağlıyor. Evde profesyonel bir mutfak deneyimi yaşamak isteyenler, Soylu AVM’nin geniş ürün çeşitliliği sayesinde ihtiyacına uygun cihazları kolayca bulabiliyor.

Soylu AVM Online Alışverişin Avantajları

Soylu AVM’nin sadece mağazalarda değil soyluavm.com üzerinden de alışveriş yapılabiliyor olması büyük bir avantaj. 48.000’e varan ürün çeşitliliği detaylı ürün açıklamaları ve güvenli ödeme seçenekleri ile online alışveriş deneyimini keyifli hale getiriyor.

Online platformda ürünleri inceleyip seçmek, stok durumunu görmek ve istediğiniz ödeme yöntemini kullanarak hızlı bir şekilde sipariş vermek mümkün. Elden taksit, kredi kartsız ödeme ve senet seçenekleri ile alışveriş daha ulaşılabilir hale geliyor.

Soylu AVM ile Güvenli ve Kolay Alışveriş

Soylu AVM hem fiziksel mağazalarında hem de online platformunda müşteri memnuniyetini ön planda tutuyor. Geniş ürün yelpazesi, elden taksit ve diğer ödeme seçenekleri, güvenli alışveriş garantisi ve profesyonel müşteri hizmetleri ile Soylu AVM, alışverişi herkes için kolay ve keyifli bir deneyim haline getiriyor.

Her yaş ve kesimden kullanıcı, mağazalarda veya online olarak soyluavm.com üzerinden güvenle alışveriş yapabiliyor. Modern alışveriş anlayışıyla Soylu AVM, Türkiye’de alışverişin adresi olmaya devam ediyor.

Geniş Ürün Yelpazesi ile Her İhtiyaca Çözüm

Soylu AVM ev ve iş yaşamına dair ihtiyaç duyulan ürünleri tek çatı altında topluyor. Küçük ev aletlerinden bilgisayarlara, cep telefonlarından mutfak gereçlerine kadar 48.000’e varan ürün çeşidi ile müşterilere büyük avantaj sağlıyor. Böylece hem mağazada hem de online alışveriş platformunda aradığınız her ürünü bulmanız mümkün.

Firmamız ürünlerini sürekli güncelleyerek trendleri takip ediyor ve kullanıcıların beklentilerini karşılamayı hedefliyor. Bu sayede Soylu AVM hem teknoloji meraklıları hem de ev yaşamını kolaylaştırmak isteyenler için ideal bir alışveriş adresi haline geliyor.

Kırkyama mirasını yaşatmaya çalışıyor!

Olgay GÜLER

Edirne’de yaşayan, ‘Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı’ Rezzan Gökalp (75), geçmişte yoksul insanların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ortaya çıkan el sanatlarından ‘kırkyama’ tekniğini yaşatmaya çalışıyor.

Kentte, 25 yıl kamu kurumunda çalıştıktan sonra emekli olan Rezzan Gökalp, boş zamanlarını değerlendirmek için geleneksel el sanatlarından kırkyamaya yöneldi. Mesleği öğrenip zamanla kendini geliştiren Gökalp’e, bu süreçte Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ‘Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı’ belgesi verildi. Gökalp, 20 yıl önce öğrendiği kırkyama tekniğini yaşatarak, gençlere aktarmak istediğini söyledi.

Kırkyamanın, geçmişte yoksul insanların ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli bez parçalarının bir araya getirilerek dikilmesiyle yapılan el sanatı olduğunu belirten Gökalp, “Kırkyama adı üstünde kırk kumaşın birleşiminden meydana gelen bir eser. ‘Yamalı bohça’ da deniyor ama ben kırkyama deyimini tercih ediyorum. Yokluk yıllarında insanların ihtiyaç duyduğu kumaş ihtiyacını karşılamak için daha önceden kullanılan elbiselerin, kıyafetlerin, yıpranmamış parçalarını ya da biçki artıklarını tekrar bir araya getirerek belli bir desen dahilinde birleştirerek meydana getirilen kumaş. Bu kumaşlardan da yastık, yorgan, özellikle namazlıklar, seccadeler, kıyafetler, yelekler, ceketler, çocuk hırkaları dikilmiş, bu şekilde yararlanılmış. Yani yeniden kullanıma sunulmuş” dedi.

‘İŞİN İNCELİĞİNE BAĞLI OLARAK 7 AYDA BİTEN ÇALIŞMA DA VAR’

Çalışmalarında, genellikle belirlediği bir konu üzerine çalıştığını söyleyen Gökalp, “Benim çalışmalarımda özellikleri biraz daha farklı. Minyatür havası var, granül havası var. Hikayeli çalışmalar yapmayı seviyorum. Mesela ben başkentlerimizi çalıştım. Önce Bursa’dan başlayıp sırasıyla Edirne, İstanbul, Ankara’yı çalıştım. Bu başkentlerimizi gelecek kuşaklara bozulmadan, tarihi binalarıyla tanıtmak için çalıştım. El işi de, nakış da kullandığım için küçük parçalarla nakışlar bir araya geldiğinde bayağı bir vakit alıyor. 6-7 ayda biten de var, 3 ayda biten de var, 1 ayda biten de var. Yapılan işin inceliğine bağlı, parçanın büyüklüğüne bağlı bir değer” diye konuştu.

‘GENÇLERDEN PEK KABUL GÖRMÜYOR’

Gökalp, kırkyama sanatıyla gençleri buluşturmaya çalıştığını anlatarak, “Benden sonra gençlere mümkün olduğunca aşılamaya çalışıyorum. Fakat gençler tabii ki hayatlarını sürdürme gayesiyle, daha onlara maddi imkan sağlayacak işler yapmak istiyorlar. Bizim bu işimizin pek maddi bir getirisi olmadığı için gençler tarafından pek kabul görmüyor. Şu anda mesela Türkiye’de çalışan arkadaşlar da, yurt dışında çalışan arkadaşlar da hepsi belli bir yaşın üstünde, bir yerden bir emeklilik elde etmiş arkadaşlar. Yani kırk yamayı yapanlar hani bir yerde zevk için yapıyor diyebilirim, hobi amaçlı yapıyorlar” diye konuştu.

100’ÜNCÜ YILA ÖZEL ÇALIŞMA

Çalışmalarının detaylarını da anlatan Gökalp, “Cumhuriyet’in 100’üncü yılına özel de bir çalışma yaptım. Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kazanımlarına göstermeye çalıştım ve bunu gelecek kuşaklara tek bi parçada nakletmeyi düşündüm. Türkiye’nin gerek sanayileşme, eğitimde ilerlemesi, sosyalleşme, imarı, ulaşımı, hepsini bir parçada birleştirmeye çalıştım. Bu arada folklorcu gençleri de tasvir ettim. Onlar da genç Türkiye’nin gençleri olarak yer aldılar. Bu sanat geçmişten günümüze kadar nakil olmuş. Benim yapmak istediğim de gördüğüm, bildiğim, çevremdeki tarihi binaları, adetleri, örfleri gelecek nesillere aktarmak için de konulu çalışıyorum. Sadece çiçek, şekil falan değil de konulu çalışıp, gençlere iletmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

Cinayet zanlısı baba-oğul tutuklandı!

Olgay GÜLER

Edirne’nin İpsala ilçesinde Mert Atalay’ı (33) kıraathanede tabanca ve tüfekle vurarak öldüren Enver Ökmen (55) ile oğlu Arda Ökmen (19), çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı.

Olay, 28 Eylül günü öğle saatlerinde İpsala ilçesi Yenikarpuzlu beldesinde meydana geldi. İddiaya göre yaklaşık 3 ay önce Mert Atalay, tartıştığı Enver Ökmen’i bacağından vurarak yaraladı. Bir süre cezaevinde kalan Atalay, daha sonra tahliye olurken Ökmen ile aralarında husumet meydana geldi.

Enver Ökmen ve oğlu Arda Ökmen husumetli oldukları Mert Atalay’ın bulunduğu kıraathaneye geldi. Burada Enver Ökmen av tüfeğiyle, oğlu Arda Ökmen ise tabancayla Atalay’a ateş açtı. İhbar üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri yaptıkları kontrolde Mert Atalay’ın hayatını kaybettiğini belirledi. Atalay’ın cansız bedeni, nöbetçi savcı ve jandarmanın incelemesinin ardından İpsala Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Olayın ardından kaçan Enver Ökmen ve oğlu Arda Ökmen, jandarma tarafından yakalanıp gözaltına alındı. Olay anı bir iş yerinin güvenlik kamerasınca kaydedildi. Jandarmada işlemleri tamamlanan baba ve oğlu, adliyeye sevk edildi. Enver Ökmen ve oğlu Arda Ökmen, çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı.

🌟 Şehirler Arası Nakliyatta Müşteri Memnuniyetini Belirleyen Unsurlar Nelerdir?

Şehirler arası taşınma süreci, yalnızca fiziksel bir eşya transferi değil; aynı zamanda güven, iletişim ve hizmet kalitesiyle şekillenen bir müşteri deneyimidir. Bu süreçte

memnuniyetin sağlanması, firmanın profesyonelliği kadar detaylara verdiği önemle de doğrudan ilişkilidir. Cihan Trans, şehirler arası nakliyat hizmetlerinde müşteri memnuniyetini merkeze alarak her aşamada güven veren çözümler sunar.

✅ Müşteri Memnuniyetini Belirleyen Temel Unsurlar

·         Zamanında Teslimat

Taşınma günü ve teslimat saati önceden belirlenir, gecikme yaşanmaz. Şehirlerarası

nakliyat hizmetlerinde zamanlama hassasiyetle planlanır.

·         Sigortalı ve Sözleşmeli Hizmet

Tüm taşıma işlemleri resmi sözleşme ile kayıt altına alınır. Eşyalar sigorta kapsamında taşınır, müşteri hakları güvence altındadır.

·         Profesyonel Paketleme ve Montaj

Eşyalar türüne göre özel ambalajlarla korunur. Teslimat sonrası montaj ve yerleştirme işlemleri profesyonel ekip tarafından gerçekleştirilir. Evden eve nakliyat hizmetlerinde bu kalite standarttır.

·         Şeffaf Fiyatlandırma

Ücretsiz ekspertiz sonrası net fiyat teklifi sunulur. Ekstra ücret veya sürpriz maliyet yaşanmaz.

·         7/24 İletişim ve Destek

Taşınma öncesi ve sonrası her aşamada ulaşılabilir destek sunulur. Ofis taşımacılığı gibi teknik süreçlerde anlık iletişim kritik rol oynar.

💬 Memnuniyetin Dijital Yansımaları

  • Müşteri memnuniyeti, dijital platformlarda yapılan yorumlar ve değerlendirmelerle görünür hale gelir.
  • Cihan Trans, hizmet sonrası geri bildirimleri web sitesinde ve sosyal medya hesaplarında yayınlayarak şeffaflık sağlar.
  • Olumlu yorumlar, eşya depolama ve parça eşya taşıma gibi hizmetlerin tercih

edilme oranını artırır.

🔍 Müşteri Deneyimini Güçlendiren Detaylar

  • Ekspertiz Hizmeti: Taşınma öncesi yapılan yerinde inceleme, sürecin planlı ilerlemesini sağlar.
  • Etiketleme ve Sınıflandırma: Eşyaların doğru şekilde ayrıştırılması, teslimat sonrası yerleşimi kolaylaştırır.
  • Depolama Alternatifleri: Teslimat sonrası ihtiyaç duyulan geçici saklama çözümleri, müşteri esnekliği sağlar.
  • Geri Bildirim Takibi: Her taşıma sonrası müşteri görüşleri değerlendirilir, hizmet kalitesi sürekli iyileştirilir.

❓ Sık Sorulan Sorular

Memnuniyet ölçümü nasıl yapılıyor?

Teslimat sonrası anket ve birebir geri bildirimlerle hizmet kalitesi değerlendirilir.

Şikayet durumunda ne yapılır?

Cihan Trans, her şikayeti kayıt altına alır ve en kısa sürede çözüm sunar.

Yorumlar nerede yayınlanıyor?

Web sitesi, Google Haritalar ve sosyal medya hesaplarında müşteri yorumları paylaşılır.

Memnuniyet garantisi var mı?

Evet. Sözleşmeli ve sigortalı hizmet anlayışıyla müşteri memnuniyeti garanti altına alınır.

📞 İletişim Bilgileri

Cihan Trans Nakliyat s Depolama

•¡˙ Adres: Bağdat Cad. No:569/A, Maltepe / İstanbul

 □_ˆ   Telefon: +90 534 733 69 04

□ʌ▼V•   E-posta: info@cihantrans.com.tr

   Web: cihantrans.com.tr

‘●·−◯ Çalışma Saatleri: Haftanın 7 günü, 7/24 hizmet

Altın yıl sonunu erken gördü!

Olgay GÜLER

Küresel piyasalarda ons altın, ABD’deki bütçe konusundaki anlaşmazlıklar ve FED’in faiz indirimi beklentisinden dolayı haftaya rekorla başladı.

Cuma günü ons fiyatındaki yükselişe paralel değer kazanan altının gram fiyatı, haftayı yüzde 0,5 kazançla 5 bin 25 liradan tamamladı. Haftanın ilk işlem gününe yükselişle başlayan gram altının fiyatı dün Edirne’de 5 bin 230 lirayı görerek rekor tazeledi. Altındaki yükselişle birlikte kentteki kuyumcularda da vatandaşlar yoğunluk oluşturdu.

‘REKORLARI DEVAM ETTİRECEK’

Edirne Kuyumcular Derneği Başkanı İsmail Kalkan, altının rekorlarını devam ettireceğini belirterek, “Rekorları devam ettirecek altın. Altın hep böyledir. Yani dünyada onu yenecek hiçbir varlık yoktur. Ne arsa, ne tarla, ne apartman, ne dükkan onun üstüne kimse çıkamaz, bunun gerekçesi 1800 metre yerin altında bir kamyon toprakta 10 gram çıkıyor. Çok değerli, yeryüzüne çıkartılması çok zor ve maliyetli olduğu için bu hep böyle gider. Altının dışında her şey boş. Gerekli olduğu kadar bozduracaksın, gerekmedikçe de hiç ellemeyeceksin bile. Almaya devam” diye konuştu.

‘YIL SONU 6000 LİRAYA GİTME İHTİMALİ VAR’

Kuyumcu Salih Zeki Kalkan da, gram altında yıl sonu beklentisine şimdiden ulaştıklarını söyleyerek, “Gram altın şu anda 5230 liradan işlem görüyor, geçtiğimiz hafta 5085’le kapatmıştı haftayı. Dünya genelindeki savaşlar çok fazla etkili oluyor bu konuda. Malum savaşlar nedeniyle ambargolar var. Bugün Amerika’da FED’in yapacağı bir açıklama var, Amerika’dan bir veri bekleniyor. Bunların hepsi bir gerginliğe sebep oluyor. Güvenli liman olarak da altın görüldüğü için ister fiziki, ister hisse senedi olarak herkes altını tercih ediyor. O yüzden de yükseliş devam ediyor. Yıl sonu beklentimiz 5000 – 5100 civarındaydı ama bu seviyeye biraz erken geldi. Şu an 6000 liraya kadar gidebilme ihtimali var” şeklinde konuştu.

‘ABD Büyükelçisi sınır dışı edilsin’

Vatan Partisi Edirne İl Başkanı Gürol Bora Ateş, Türkiye Cumhurbaşkanı ‘Meşruiyetini’ABD başkanından değil Türk Milletinden alır” diyerek  ABD’nin Ankara Büyükelçisi Barrack’ın, bu terbiyesizliği ve saygısızlığı nedeniyle derhal persona non grata (istenmeyen adam) ilan edilerek sınır dışı edilmesi gerektiğini bildirdi.

Vatan Partisi İl Başkanı Ateş, yaptığı yazıyı açıklamada, Trump’ın Türkiye Cumhurbaşkanına ‘meşruiyet’ vereceğini açıklamasından sonra, ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın ‘meşruiyet’ sözcüğünün ‘saygı’ anlamında kullandığı yolundaki açıklamasının, ABD’nin haddini bilmezliğini devam ettirmek olduğunu belirterek şunları söyledi:.

“Birincisi Türkiye Cumhurbaşkanına ‘meşruiyet’ verdiğini söyleyen, Barrack değil, Trump’tır. Düzeltme yapılacaksa, Trump’ın yapması gerekir. İkincisi ABD Başkanı, Türkiye Cumhurbaşkanı’na ‘saygınlık’ da veremez. Türkiye Cumhurbaşkanı’nın saygınlığı, ABD kaynaklı olamaz. Üçüncüsü, ABD Başkanı Trump, Türkiye Cumhurbaşkanı’na ‘meşruiyet verdiğini’ söylerken, önce Türkiye’nin ‘otokratik’ bir rejimle yönetildiğini belirtiyor. Dolayısıyla burada verildiği söylenen paye, saygınlık değil, ‘meşruiyet’tir.

Türkiye Cumhurbaşkanı’nın onuru, bütün milletimizin onurudur, hepimizin onurudur. Bu terbiye dışı davranışlar görmezden gelinemez! Bu hakaretler karşısında sessiz kalınamaz! Küstahlığın ve haddini bilmezliğin üstünü örtme gayretleri, binlerce yıllık devlet geleneğimize yabancı tavırlardır. Milletimizi ve kendimizi kandırmaya yönelik yorumlar, dalkavukluğun ötesinde haysiyet kırıcıdır.

Milletimiz, Tayyip Erdoğan Hükümetinden bu ağır hakarete gereken yanıtı vermesini bekliyor. Burada hakaret edilen Tayyip Erdoğan’ın şahsı değil Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamıdır. Buna sessiz kalınamaz.

Biz Vatan Partisi olarak Türk milleti adına ve Türk Devletinin tarihten gelen şerefini temsil ederek, Trump’ın bu küstahlığını, bu haddini bilmezliğini şiddetle protesto ediyoruz.

HADDİNİ BİLMEZLİĞE SESSİZ KALANLAR

Türkiye Cumhurbaşkanı, ‘meşruiyetini’ ABD Başkanından değil, Türk milletinden alır. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin ve Cumhurbaşkanının biricik meşruluk kaynağı, Türk milletidir. Türkiye, millî egemenliğini Mustafa Kemal Paşa önderliğinde İstiklâl Savaşıyla kazınmıştır. Egemenlik, kayıtsız şartsız Türk Milletine aittir ve ABD ile paylaşılamaz.

Millî irade gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerini ve kurumlarını savunmak, lafla olmaz. Sessiz kalanlar, millî iradeyi değil, gayri millî boyun eğmeyi temsil ederler.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ABD Devletine derhal Nota vererek Trump’ın bu haddini bilmezliğini şiddetle kınamalıdır.

Trump’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a ‘meşruiyet verdiği’ biçimindeki küstahlığını dünya kamuoyuna açıklayan ABD’nin Ankara Büyükelçisi Barrack, bu terbiyesizliği ve saygısızlığı nedeniyle derhal persona non grata (istenmeyen adam) ilan edilmeli ve sınır dışı edilmelidir.

Televizyonlarda Trump’ın Türkiye hükümeti temsilcilerini neredeyse yanaklarını okşayarak onurlandırdığı türünden şerefsizlikler sergileniyor. Bu hakaretler karşısında, artık Türkiye’nin F 35’leri, F 16’ları falan tartışması, utanç vericidir. Türk Devleti, binlerce yıllık tarihin içinden bugünlere bağımsız yaşama geleneğiyle, devlet haysiyetiyle gelmiştir.

FİLİSTİN’İN KURTULUŞU VE GAZZE

Cumhurbaşkanının trajik görüntülerle sonuçlanan bu Washington gezisinden öğreneceğimiz birinci ders şudur: Filistin’in kurtuluşunu, Gazze halkıyla dayanışmayı yanlış adreslerde aramaya artık son verilmelidir. ABD emperyalizmi, İsrail saldırganlığının, Gazze soykırımının azmettiricisidir, arkasındaki güçtür.

ABD ile İsrail ve Yunanistan arasındaki ittifak stratejiktir. Bu ittifakın birinci hedefi, ‘Kürdistan’  adında İkinci İsrail devletini kurmaktır. ABD-İsrail-Yunanistan ittifakının diğer hedefi, Kıbrıs’tan Türkiye Ordusunu atmak ve KKTC Devletini yıkmaktır.

ABD ile Filistin ve Gazze için çözüm arayanlar, İsrail Siyonizmi ile el ele çözüm aramaktadırlar. Adres yanlıştır ve yanlış adreste ısrarın bedelleri ağırdır. Türk Milleti yanlış adreslerin peşine düşmeyecektir.

Vatan Partisi, çözümü doğru adreste hayata geçirecek bir Millî Hükümet için çalışmalarını yoğunlaştırma kararındadır. Tüm vatandaşlarımızı Milli Hükümet için Vatan Partisi saflarına katılmaya davet ediyorum.

‘Şiddet toplumsal yara’

İYİ Parti eski Edirne İl Başkanı Ekrem Demir, şiddet karşıtlığının şartlara ve taraflara göre değişemeyeceğini, eğer gerçekten ‘amasız, fakatsız’ bir duruş sergilenmek isteniyorsa, bu duruşun istisnasız her olayda gösterilmesi gerektiğini bildirdi.

Demir sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımında, “Ne yazık ki şiddet, sadece belli bir siyasi partiye mensup kişilerin sorunu değil; toplumsal bir yaradır”  diyerek şöyle devam etti:

“Ancak bazıları olay başka bir siyasi partiye veya bir gruba mensup kişiler arasında yaşandığında bu kadar yüksek perdeden konuşuyor, iş kendi çevrenizde olduğunda aynı tavrı göstermiyorsunuz.

Bu tutum, şiddetle mücadelede samimiyetin sorgulanmasına neden oluyor.

Şiddet karşıtlığı, şartlara ve taraflara göre değişmez. Eğer gerçekten ‘amasız, fakatsız’ bir duruş sergilemek istiyorsak, bu duruşu istisnasız her olayda göstermemiz gerekir.

Aksi halde şiddeti değil, siyaseti konuşmuş oluruz.

Şiddetin dini dili ırkı cinsiyeti olmaz!

Bu ülkede çocuklar her türlü şiddete uğruyor hayvan dostlarımız aynı şiddete maruz kalıyor.

Yine bu ülkede gördük ki çocuklar yetimhanelerde, bebekler hastanelerde şiddete uğruyor.

Bunları görmezden, yeri gelince kimse basit siyasetine alet etmesin.

Şiddetin her türlüsünün Allah belasını, Adalet cezasını versin!”

Karacaovalılardan büyük buluşma

Lozan Anlaşmasıyla 1923 yılında Edirne başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanına gelen Karacaova mübadilleri bu yıl Erdek Ocaklar’da bir araya geldi.

Her yıl geleneksel olarak düzenlenen etkinliği geçtiğimiz yıl dokuzuncusu Meriç’in Küplü Beldesinde gerçekleşirken bu yıl ki buluşma Erdek Ocaklar mahallesinde düzenlendii. Sunuculuğunu sevilen televizyon programcısı Recep Dural yaparken Cüneyt Şentürk Rumeli ezgileriyle sahne aldı.İlk olarak bu oluşumun önderi olan Hüseyin Aynalı açılış konuşmasında bulundu.

Aynalı yaptığı konuşmada; ”Bugün burada, Karacaova mübadilleri 10. buluşmasını sizlerle birlikte Ocaklar’da gerçekleştirmenin tarifsiz gururunu ve mutluluğunu yaşıyorum. Her birinizin yüzündeki tebessüm, sesinizdeki heyecan, gözlerinizdeki ışık bizlere bir kez daha gösteriyor ki; köklerimize olan bağlılığımız, aramızdaki kardeşlik bağı mesafelerden, yıllardan, sınır çizgilerinden çok daha güçlüdür. Özellikle bu buluşmaya emeği geçenleri anmadan geçmek olmaz. Gece gündüz demeden, her ayrıntıyı titizlikle düşünen, yorulmadan çalışan Sibel ve Şengül hanımlar. Sizlerin gayreti, yüreğinizi ortaya koyarak verdiğiniz emek, bizleri bir araya getiren bu buluşmanın en kıymetli temel taşları oldu. Sizlere ne kadar teşekkür etsek azdır. Yine tüm illerden gelen hemşehrilerimize teşekkür ediyorum“ dedi.

Meriç Küplü beldesinden etkinliğe yaklaşık 400 kişinin katıldığını belirten Küplü Belediye Başkanı Gökmen Altay yaptığı konuşmada; “Merhaba Türkiye Cumhuriyeti’nin Atatürkçü Atatürk’ ün memleketinin mert ve güzel insanları, Merhaba memleketimin güzel insanları ve merhaba Karacaovalılar, sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Ocaklar a hoş geldik hoş gördük! Küplü’ den dışarıya bir buluşma ya da gezi için rekor sayıda vatandaşlarımızı Ocaklar’ a getirdik. Sevgili Karacaovalılar biz artık Türkiye Cumhuriyeti’nde çok büyük bir topluluğu temsil ediyoruz. Ebedi Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ ün dediği gibiyiz. Biz Cumhuriyetin yılmaz savunucusu, koruyucusuyuz. Biz kendi kültürümüzü yaşatarak kendi gelenek ve göreneklerimizi yaşayarak Türkiye Cumhuriyeti’nin ayrılmaz bölünmez bir bütün olduğunu ve bizim vatanımız olduğunu buradan haykırıyoruz. Hepimize iyi eğlenceler diliyorum hepinizi çok seviyorum. Sati Noguvamuluvam Hep Birlikte; Hep sevgiyle kalalım ve yaşayalım. Sati se zaynodabidne Sati se dasamiluvne, Sağlıcakla kalın Yaşasın Karacaovalılar Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti” dedi.

Yaklaşık 4000 Karacaova mübadilinin bir araya geldiği etkinliğin on birincisinin Bursa İnegöl’de gerçekleştirilmesine karar verildi.