Bağcı çiftinden Uzunköprü’ye Çocuk Kültür Evi

Emekli öğretmenler Mahmure Bağcı ve Mehmet Bağcı çiftinin bağışları ile Uzunköprü Belediyesi Mahmure & Mehmet Bağcı Çocuk Kültür Evi Uzunköprü’ye kazandırılıyor.
Uzunköprü, eğitime gönül vermiş iki değerli insanın örnek bir adımıyla yeni bir kültür yuvasına kavuşucak. Hayatlarını çocuklara ve eğitime adamış emekli öğretmenler Mahmure Bağcı ve Mehmet Bağcı, yıllar süren emeklerinin ve birikimlerinin en anlamlı meyvesini memleketlerine armağan etti.
Uzunköprü Belediye Başkanı Ediz Martin ile bir araya gelen Bağcı çifti, çocukların kültürel, sanatsal ve sportif gelişimlerine katkı sunacak “Mahmure & Mehmet Bağcı Çocuk Kültür Evi” projesi için önemli bir adım attı.


Belediye Meclis Salonu’nda gerçekleşen buluşmada, proje detayları Meclis Üyeleri ve vatandaşlar ile paylaşıldı.
Başkan Ediz Martin, bu anlamlı bağış için Bağcı çiftine teşekkür ederek şu ifadeleri kullandı:
“Hayatını eğitime adamış iki kıymetli öğretmenimizin bu anlamlı adımı, Uzunköprü’nün geleceğine yapılan en güzel yatırımdır. Çocuklarımız burada yalnızca oyun oynayıp vakit geçirmeyecek; aynı zamanda sanatı, sporu, paylaşmayı ve üretmeyi öğrenecekler.”


Mahmure & Mehmet Bağcı Çocuk Kültür Evi’nde; kurs alanları, resim ve müzik atölyeleri, serbest oyun alanları, çocuk oyun grupları, macera parkuru ile basketbol, voleybol ve tenis sahaları yer alacak. Ayrıca projede otopark alanı da bulunacak.


Bağcı çifti, projeyi hayata geçirme isteklerini şu sözlerle dile getirdi:
“Bizler ömrümüzü çocuklara adadık. Şimdi onlara kalıcı bir miras bırakmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Dileğimiz, bu kültür evinden geçen her çocuğun yüzünde bir tebessüm, kalbinde bir umut olması.”
Uzunköprü Belediyesi’nin desteğiyle hayata geçirilecek proje, ilçedeki çocukların sosyal ve kültürel yaşamına yepyeni bir soluk kazandıracak.

Akgüngör: Ateşten gömlek giydik

Olgay GÜLER

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 28 Eylül’de gerçekleştirilen genel kurulda Edirne Merkez İlçe Başkanlığı’na seçilen Volkan Akgüngör, Türkiye ve Edirne gündemine dair açıklamalarda bulundu. 

Akgüngör, 28 Eylül’deki seçimli olağan genel kuruldan sonra mazbatasını alarak görevine başladı. Basın mensuplarını makamında ağırlayan Akgüngör, hem ülke hem de kent gündemine yönelik açıklamalarda bulundu. Akgüngör, özellikle hedeflediği çalışmalar hakkında da bilgi verdi.

‘EDİRNE VE ÜLKEMİZ İÇİN GÜZEL İŞLER YAPACAĞIZ’

Edirne’ye hizmet etmekten onur duyduğunu belirten Akgüngör, “Volkan Akgüngör, 1979 Edirne doğumlu, Edirne sevdalısı bir insan. Edirne sokaklarında büyüdüm. Çeşitli inşaat firmalarında çalıştım, sonrasında ise iki ortaklı kendi inşaat firmamı kurdum. Yaklaşık on dört yıldır bu sektörde faaliyet gösteriyorum. Edirne için her zaman elinden gelenin fazlasını yapmaya gayret eden biriyim. Çok şükür ki kendi partimde böyle bir görev alarak, bu hizmet anlayışımı daha ileriye taşıyabileceğim bir ortam buldum. Üyelerimizin destekleriyle artık Edirne için, yaşadığımız şehir için, çevremiz ve ülkemiz için güzel işler yapmak adına buradayım” dedi.

‘2009’DAN BU YANA PARTİMİN HER ÇALIŞMASINDA YER ALDIM’

Cumhuriyet Halk Partisi ile olan bağının uzun yıllara dayandığını ifade eden Akgüngör, “Cumhuriyet Halk Partisi ile bağım belediye seçimleriyle başladı. Aslında uzun zamandır partimizin gönüllüsüyüm. 2009 yılından bu yana partimizin her yerel çalışmasında aktif olarak yer aldım. Zamanla partide farklı görevler de üstlendim. Son seçimlerde Merkez İlçe Başkanlığı için aday adayı oldum. Seçimlerin ardından da bu göreve layık görüldüm” şeklinde konuştu.

‘GÖREVİ BİLEREK, İSTEYEREK, SEVEREK ÜSTELENDİM’

Ülkenin zorlu bir dönemden geçtiğine dikkat çeken Akgüngör, görevinin sorumluluğunun farkında olduğunu vurguladı. Akgüngör, “Ateşten gömlek giymiş olabiliriz ama ben bu duruma şöyle bakıyorum: Birilerinin bu gömleği giymesi gerekiyor. Herkes kenarda durduğu sürece bu işler yürümez. Ben bu görevi bilerek, isteyerek, severek üstlendim. Taşın altına elimi koymaktan hiçbir zaman çekinmem. Partimize uygulanan hukuksuzluklar, adaletsizlikler bizleri derinden üzüyor. Demokratik bir ülkede, cumhuriyet sistemiyle yönetilen bir devlette bu tür şeylerin yaşanması gerçekten kabul edilemez. Ama biz mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu ülkeye yeniden hukuk düzenini, adaletin egemen olduğu bir sistemi getirene kadar, herkesin eşit şartlarda yaşayacağı bir düzen kurulana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

‘İL BAŞKANIYLA AYNI AMAÇ DOĞRULTUSUYLA ÇALIŞACAĞIZ’

Yaklaşan il başkanlığı kongresi sürecine de değinen Akgüngör, parti içindeki birlik ve beraberliğin önemine dikkat çekti. Akgüngör, “İl başkanlığı seçimimiz 19 Ekim’de yapılacak. Şu anda resmi olarak açıklanmış bir adayımız yok. Ancak doğal olarak parti içinde konuşulan bazı isimler var. Ben inanıyorum ki hangi adayımız seçilirse seçilsin, birlikte çok uyumlu bir şekilde çalışabileceğimiz, partimizin gücünü artıracak bir yönetim ortaya çıkacaktır. Bizler için önemli olan birlik ve beraberliğin korunmasıdır. Sonuçta hepimiz aynı ailenin fertleriyiz. Adayımız yine bu ailenin içinden çıkacak. Dolayısıyla kim seçilirse seçilsin, aynı hedef doğrultusunda, aynı amaç için çalışmaya devam edeceğiz. Bizim amacımız net, yolumuz da belli. Bu doğrultudan sapmadan, dayanışma ve uyum içinde çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Akademisyenlere maaş artışı teklifi

Edirne Milletvekili Ediz Ün, üniversitelerde görev yapan öğretim üyeleri, öğretim görevlileri ve araştırma görevlilerinin maaşlarında yaklaşık yüzde 50 oranında artış öngören “Yükseköğretim Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ni Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. Ün, teklifin akademik personelin yaşam koşullarını iyileştirmeyi, beyin göçünü önlemeyi ve üniversitelerin uluslararası rekabet gücünü artırmayı hedeflediğini belirtti.

Kanun gerekçesinde, üniversitelerin yalnızca eğitim kurumları değil, ülkenin bilimsel ve ekonomik kalkınmasının motoru olduğunu vurgulayan Ün, son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ve hayat pahalılığının akademisyenlerin maaşlarını hızla erittiğini belirterek, “Akademisyenler artık geçim derdine düşmüş durumda. Bilimsel üretim bu koşullarda sürdürülemez hale geldi” dedi.

Ün, teklifin yalnızca bir maaş artışı değil, yükseköğretimin geleceğini güvence altına alma adımı olduğunu ifade ederek, akademisyenlerin ekonomik kaygılardan uzak, özgürce bilimsel çalışmalarına odaklanabilmesi gerektiğini söyledi.

Kanun teklifinin gerekçesinde, son yıllarda nitelikli akademisyenlerin yurt dışına göçünde ciddi artış yaşandığına dikkat çeken. Ün, “Bu teklif, beyin göçünü durdurmak ve tersine çevirmek için atılmış somut bir adımdır” dedi. Eğitim sendikaları ve akademik örgütlerin de benzer talepleri dile getirdiğini hatırlatan Ün, akademik personelin insanca yaşam koşullarına kavuşmasının eğitimin kalitesini artıracağını vurguladı.

Ün, “Üniversiteler ülkenin düşünce gücünü ve yaratıcılığını temsil eder. Bilim insanı yoksullaşırsa, toplum geriye gider. Biz bu teklifle sadece maaşları değil, bilimin saygınlığını korumayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

Kanun teklifiyle, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’nun 12. maddesinde değişiklik yapılarak akademik personele ödenen üniversite ödeneği oranlarının artırılması öngörülüyor. Bu düzenleme ile akademik personelin maaşlarında yaklaşık yüzde 50 civarında artış sağlanacak.

Okullarda ‘Filistin Farkındalık Etkinliği’

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 81 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen “Filistin Farkındalık Etkinlikleri”, Edirne genelindeki tüm okullarda öğrencilerin aktif katılımıyla anlamlı bir şekilde gerçekleştirildi.

Etkinliklerde öğrenciler; Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek, barış, adalet ve vicdan bilincini güçlendirmek amacıyla çeşitli çalışmalar gerçekleştirdi. Hazırladıkları afişler, resimler, şiirler, mektuplar ve sunumlarla duygularını dile getiren öğrenciler, bazı okullarda yaptıkları bu çalışmaları sembolik anlam taşıyan “Barış Kutusu”nda topladı.

Edirne genelinde düzenlenen bu etkinliklerde öğretmenler ve öğrenciler, Filistin halkına desteklerini ve insanlık adına ortak duyarlılıklarını ortaya koydu. Öğrenciler tarafından okunan şiirler, sahnelenen drama gösterileri ve sergilenen tematik panolar ise barışın ve insanlığın sesi oldu.

‘Çocuklarımızın üzerinden ellerinizi çekiniz!’

SOL Parti Edirne İl Örgütü, Edirne İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Edirne İl Müftülüğü arasında imzalanan Eğitim İşbirliği Protokolü’ne bağlı olarak Edirne ve ilçelerindeki okullarda 7-10 yaş grubu çocuklar için Kur’an Kursları açılması ile ilgili il genelinde velilerin rızalarının alınması için 29 Eylül 2025 günlü yazı gönderildiğine dikkat çekerek, 4-10 yaş arası çocukların dini eğitiminin, Kur’an kurslarının geleneksel, yoğun ve akademik yapısından ziyade, aile içinde sevgi, şefkat ve örnek oluşturma yoluyla verilmesi gerektiğini bildirdi.

SOL Parti Edirne İl Sözcüsü Nazım Türkoğlu, “Çocuklarımızın üzerinden ellerinizi çekiniz!” başlığı altında gerçekleştirdiği açıklamada, şunları kaydetti:

“AKP-MHP iktidarı çocuklarımızın geleceğini karartıyor, ülkemizi karanlığa sürüklüyor.23 yıllık iktidarları döneminde kendi ideolojik ve siyasi tercihleri doğrultusunda ‘kindar ve dindar’ nesil yetiştireceğiz iddiasıyla eğitimi orta çağ karanlığına gömdüler.

2002 yılından bu yana 10 Milli Eğitim Bakanı ve 18 Müfredat programı değiştirdiler.Bu süreçte kendilerince  yaptıkları en önemli değişiklik 4+4+4 zorunlu eğitim sistemine geçişti sözde. Şimdi ondan da vazgeçiyorlar. Yandaş basın ve yayın kuruluşlarını, sendika, vakıf ve derneklerini kamuoyu diye bizlere yutturmaya çalışarak zorunlu eğitim sistemini kısaltmayı önlerine iş olarak koymuşlar.

Şu an için AKP-MHP iktidarı tarafından  ülke genelinde 4-6 yaş çocukları için açılan 6721 Kur’an Kursu mevcut. Buna karşı 3910 adet anaokulu açmışlardır.

VELİLERİN RIZASI

4-6 yaş Kur’an kursları yetmiyormuş gibi Edirne İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Edirne İl Müftülüğü arasında Eğitim İşbirliği Protokolü imzalanmış. Bu protokole bağlı olarak Edirne ve ilçelerindeki okullarda 7-10 yaş grubu çocuklar için Kur’an Kursları açılması ile ilgili il genelinde velilerin rızalarının alınması için 29.09.2025 günlü yazı gönderilmiş.

Bu protokole ses çıkarmayan il genelinde örgütlülüğü bulunan eğitim iş kolunda örgütlenmiş sendikalara, demokratik kitle örgütleri ile Pedagojik formasyon almış il, ilçe milli eğitim müdürleri ile okul müdürlerine ve tüm öğretmenlere soruyoruz!  Bu anlayış ve protokoller ile mi çocuklarımızı uluslar arası arenada yarıştıracaksınız?

Aşağıdaki bilimsel gerçeklikleri tüm anne-baba ve ebeveynlerin dikkat ve bilgilerine önemle  sunuyoruz.

Ancak yukarıda belirttiğimiz tüm kurum, kuruluş ve bireyler ile sayın yetkililerin aşağıda sıraladığımız bu bilimsel gerçeklikleri bilmediklerini düşünmüyoruz. Onları bir kez daha düşünmeye ve vicdanlarını sorgulamaya çağırıyoruz.

PEDAGOJİK RİSKLER

Çocukların dini ve manevi gelişimleri, ebeveynlerin en doğal ve hassas konularından biridir. Ancak, 4-10 yaş aralığındaki çocukların yoğun ve yapılandırılmış Kur’an kursu eğitimine tabi tutulması, onların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimleri açısından önemli pedagojik riskler taşımaktadır. Bu yaş dönemi, akademik bir ezber ve disiplin ortamından ziyade, oyun, keşif ve somut öğrenme ile desteklenmelidir.

Pedagoji ve gelişim psikolojisi, özellikle 7 yaş öncesi çocukların ve kısmen 7-11 yaş arası çocukların soyut düşünme yeteneklerinin tam olarak gelişmediğini gösterir.

Dini inanç, kader, ölüm, cennet, cehennem gibi Kur’an kurslarında sıkça ele alınan kavramlar çocuklar için son derece soyut ve anlamlandırılması zordur. Bu soyut bilgilerin zorla yüklenmesi, ezberciliğe yol açar ve inancın anlamından kopuk, mekanik bir ritüel haline gelme riskini doğurur.

Çocuğun anlamadığı bir metni zorla ve sürekli tekrarla ezberlemesi, öğrenmeye karşı direnç geliştirmesine, kaygı yaşamasına ve Kur’an’a karşı olumsuz duygular beslemesine neden olabilir.

Bu yaş grubu çocuklarının en temel ihtiyaçlarından biri hareket ve oyundur. Uzun süre sabit bir yerde oturup ders dinlemek ve yoğunlaşmak, onların doğal gelişimlerine aykırıdır.

Özellikle küçük yaşlarda (4-6 yaş) dikkat süreleri oldukça kısadır. Kur’an kurslarındaki uzun süreli ders saatleri, çocuğun fiziksel yorgunluğunu artırır, dikkatini dağıtır ve öğrenme verimliliğini düşürür.

Pedagojik olarak etkili öğrenme, bu yaşlarda oyun temelli, somut materyallerle desteklenmiş, deneyimleyerek ve keşfederek gerçekleşir. Ciddi ve disiplinli bir kurs ortamı, çocuğun bu doğal öğrenme kanallarını tıkar.

Yoğun dini eğitim ve disiplin, çocuğun duygusal sağlığı üzerinde baskı oluşturabilir.Ayetlerin veya hadislerin bağlamından koparılarak, ağırlıklı olarak ceza, günah ve korku temalı bir dil ile aktarılması, çocukta dini kaygı, suçluluk ve korku duygularını tetikleyebilir.

Akranları ile rekabete dayalı bir ezber ortamı, çocuğun özgüvenini zedeleyebilir ve sosyal gelişimini olumsuz etkileyebilir.

ÇOCUKLARIN DİNİ EĞİTİMİ

SOL Parti olarak; 4-10 yaş arası çocukların dini eğitimi, Kur’an kurslarının geleneksel, yoğun ve akademik yapısından ziyade, aile içinde sevgi, şefkat ve örnek oluşturma yoluyla verilmelidir.

Dini değerler ve Kur’an sevgisi, hikâyeler, oyunlar, sanatsal faaliyetler ve anne-babanın yaşam tarzı aracılığıyla doğal bir süreç içinde sunulmalıdır.

Yoğun ve yapılandırılmış akademik dini eğitime başlamak için ilkokulun sonları (9-10 yaş) veya ortaokul dönemi (11-14 yaş) gibi bilişsel olarak soyut düşüncenin gelişmeye başladığı dönemler daha uygun kabul edilmektedir.

Pedagojik ilke, çocuğun gelişim hızına saygı duymayı ve ona en uygun öğrenme ortamını sağlamayı gerektirir. Çocukluk, bilginin zorla yüklendiği bir dönem değil, keşfetme ve sevgiyle büyüme dönemidir.

Şu unutulmamalıdır. Müslümanlık bu ülkeye AKP-MHP iktidarı ile gelmedi. Bu toplum bu halk, dün de Müslüman dı,bugünde Müslümanlar. Mevcut iktidar karanlık rejimlerini kalıcılaştırmak için çocuklarımızın geleceklerini karartıyorlar. 

Atatürk Türkiye’sinden, devrim ve ilkelerinden, seküler yaşamdan yana olanları, yüz yıllık Cumhuriyet değerlerine, laikliğe, laik ve bilimsel eğitime sahip çıkanları hep birlikte birleşik mücadeleye çağırıyoruz. 

Bu tek adam düzenini ve yarattığı karanlığı ortadan kaldırmak, bu gerici rejimi memleketimizin bağrından söküp atmak tek çözümdür. Birleşe, birleşe kazanacağız. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber, ya hiç birimiz.”

Dağ bisikleti tutkusu!

Keşan Doğa Çevre ve Kültür Derneği (DOÇEK) tarafından 3-4-5 Ekim 2025 tarihlerinde düzenlenen 12. Keşan DOÇEK Dağ Bisikleti Festivali, programa uygun biçimde bisikletçilerin Danişment Sahili’nden Mehmet Gemici Cennet Bahçesi’ne dönüşleriyle sona erdi.


Festival, Keşan Kaymakamı Aziz Mercan ve Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan’ın Müze Keşan’da yaptığı açılışla başladı. Açılışın ardından yola çıkan bisikletçiler, zaman zaman şiddetli yağan yağmur ve çamura dönüşen zemin koşullarına karşın azimle pedal çevirdi.


Ülkenin dört bir yanından gelen 25 kulüp ve topluluk ile Bulgaristan, Yunanistan, Ukrayna ve Polonya’dan katılımcıların yer aldığı festival üç gün boyunca sürdü. 200 sporcunun kayıtlı olduğu etkinlik boyunca, bisikletçiler İzzetiye, Mercan, karlıköy, Yeşilköy, Beyköy, Suluca, Koruklu, Danişment, Erikli ve Mecidiye bölgelerinde oluşturulan arazi parkurlarında pedal çevirdi. Katılımcılar, Danişment Muhtarlık Kamp Alanı’nda kamp kurarak doğayla iç içe üç gün geçirdi.


Bisikletçiler, bölge halkının konukseverliğinden, coğrafyanın sunduğu eşsiz güzelliklerden ve “Malkoçoğlu, Islak Islak” ile “Dönence” adları verilen parkurların kendine özgü karakterinden etkilendiklerini dile getirdi. Ayrıca, her yıl olduğu gibi bu yıl da özgün tasarımıyla yapılan ve sevimli dostlarımız temalı festival formalarının da büyük beğeni topladığı görüldü. Bisikletçiler, festivalin yüksek organizasyon kalitesine vurgu yaparak Keşan DOÇEK’in bu alandaki başarısını övdü ve gelecek yılki buluşma için şimdiden heyecan duyduklarını açıkladı.


Keşan DOÇEK Başkanı Hakan Eşme, her yıl geleneksel olarak düzenlenen bu etkinliğin bölge turizmine katkı sunduğunu belirterek şu açıklamalarda bulundu:
“Amacımız, bölgemizin turizm potansiyeline doğa sporlarını da ekleyerek sürdürülebilir bir tanıtım sağlamak. Dernek olarak hem ulusal hem de uluslararası ölçekte, en zorlu koşullarda dahi etkinlik düzenleyecek deneyime ve takım ruhuna sahibiz. Bu festivalin önümüzdeki yıllarda daha kapsamlı bir yapıya kavuşması için çalışmalarımız sürecek.”


Eşme, ilk gün yaşanan yoğun yağmura karşın bisikletçilerin sergilediği direnci vurgulayarak, “Gerçek bir dağ bisikletçisi ruhuyla mücadele eden tüm sporcuları kutluyorum” dedi. Ayrıca, kent yaşamının sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerle güç kazandığını, bu tür organizasyonların kente canlılık kattığını belirtti.
Eşme, etkinliğin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ederek “Kaymakamımız sayın Aziz Mercan ve nezdinde Keşan Kaymakamlığına; Belediye Başkanımız sayın Mehmet Özcan ve nezdinde Keşan Belediyesine, Jan. Bnb. Sayın Gökhan Çam ve nezdinde İlçe Jandarma Komutanlığına, Emniyet Amirimiz sayın Serkan Arpak ve nezdinde İlçe Emniyet Müdürlüğümüze, Beldelerinin kapılarını açıp bizleri sımsıcak konukseverlikleriyle misafir eden Mecidiye Köyü Muhtarı sayın Gürkan Akça’ya ve Suluca Köyü Muhtarı sayın Tuncay Kaya ve Keşan Kent Müze Koordinatörü sayın Aslı Avcı’ya, festivale desteklerini esirgemeyen, Santoku Sokak Lezzetleri, Karmen Mobilya, Frey Sport, Keşan Prefabrik, Trakya Sera Panel Çit, Umut Matbaası, Peynir Durağı, Dalın-dan Manav ve teknik destek ile Sural Bisiklet-Gürcan Sural’a ve tabiki de “Günler süren haz-ırlıkları sevgi, içtenlik ve emekle yoğurup bu festivali zor koşul-larda bile eksiksiz hâle getiren; ekip uyumu içinde yüreğini ortaya koyan, yorulmadan, uzak yakın demeden koşup gelen küçüğünden büyüğüne tüm DOÇEK Ailesine en kalbi teşek-kürlerimi sunuyorum” dedi.

Aramızdan ayrılanlar

AYŞE ÇİL DAYI VEFAT ETTİ
Merhum Yusuf Ziya Dayı’nın eşi, Cenk ve Harika Dayı’nın anneleri, Nevin Özatlas Dayı’nın kayınvalidesi Ayşe Çil Dayı vefat etti. Merhumenin cenazesi dün Eski TOKİ Camisinde ikinde namazını takiben kılınan cenaze namazı sonrası Yeniimaret Mezarlığında toprağa verildi.
ÖMER ÖZEN VEFAT ETTİ
Yıldırım semti sakinlerinden Ayşe Özen’in eşi, Can ve Yiğit Özen’in babaları, Ömür Özen’in ağabeyi Ömer Özen vefat etti. Merhumun cenazesi dün Akmescit Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yıldırım Mezarlığında toprağa verildi.


HÜSNÜ TOP VEFAT ETTİ
Emekli İnfaz Koruma Memuru Hüsnü Top vefat etti. Merhume Ayşe ve merhum Hasip Top’un oğulları Kadriye Top’un eşi, Berkay Top’un babası, Hasan Biter’in bacanağı, Seda Biter’in eniştesi olan merhumun cenazesi dün Akmescit Camisinde, ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazı sonrası Yeniimaret Mezarlığında toprağa verildi.

TÜ’de ihtiyaç sahibi öğrenciye yemek yardımı

Trakya Üniversitesi’nce 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Güz/Bahar Yarıyılında üniversitede öğrenim gören maddi imkanları yetersiz öğrencilere yemek yardımı yapılacak.

Trakya Üniversitesi’nden yapılan duyuruda 6 Ekim 2025 Pazartesi günü başlayan yemek yardımı başvurularının 14 Ekim 2025 Salı günü mesai bitiminde sona ereceği bildirildi. Üniversitenin konuya ilişkin durusunda şunlara yer verildi:

Trakya Üniversitesi Yemek Yardımı Verilmesine İlişkin Yönerge uyarınca, 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Güz/Bahar Yarıyılında Üniversitemizde öğrenim gören maddi imkanları yetersiz öğrencilere yemek yardımı yapılacaktır.

Yemek Yardımı başvuruları

06.10.2025 Pazartesi günü başlayacak olup, 14.10.2025 Salı günü mesai bitiminde sona erecektir.

Yemek yardımdan faydalanmak isteyen öğrenciler, Başvurularını  http://sks.trakya.edu.tr/ internet adresinden ilan edilen dilekçe ve Yemek Yardımı Başvuru Formunu doldurmak suretiyle öğrenim gördükleri okullara yapacaklardır.

GENEL ŞARTLAR

MADDE 6- (1) Yemek yardımından yararlanabilmeleri için öğrencilerin:

a) Normal öğrenim süresi içinde okuyor olmaları,

b) Yardıma muhtaç olmaları,

c) Başvuru döneminde kayıt dondurmamış olmaları,

ç) Disiplin cezası almamış olmaları,

d) Ölüm aylığı ve nafaka dışında başka gelir elde etmemeleri ya da ASGARİ ÜCRETİN altında bir gelire sahip olmaları,

e) Kısmi Zamanlı Öğrenci Statüsünde çalışmıyor olmaları,

f) Daha önce yemek yardımı kesilmesini gerektiren eylem ve davranışlarda bulunmamış olmamaları,

g) Yabancı uyruklu öğrenci statüsünde olmamaları

h) Yüksek lisans ve Doktora öğrencisi olmamaları gerekir.

KOŞULSUZ FAYDALANABİLECEK ÖĞRENCİLER

MADDE 7-(1)

a) Sağlık raporu ile belgelemek şartıyla %40 ve daha fazla engeli bulunan öğrenciler ilan ve değerlendirmeye tabi tutulmaksızın talep ettikleri takdirde doğrudan yemek yardımından faydalanabilir.

b) Anne/baba/kardeşinin şehit veya gazi olduğunu belgelendiren öğrenciler ilan ve değerlendirmeye tabi tutulmaksızın talep ettikleri takdirde doğrudan yemek yardımından faydalanabilir.”