Gencan: Yarınlar için çalışıyoruz

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Kıyık caddesinde devam eden alt yapı çalışmalarını yerinde denetledi. Gencan, “Günü kurtarmak için değil, Edirne’nin yarınını güvence altına almak için kararlılıkla çalışıyoruz” dedi.


Edirne’nin Kıyık Caddesi’nde Edirne Belediyesi’nin altyapı çalışmaları devam ediyor. Başkan Gencan bugün ekiplerin çalışmalarını denetleyerek son durum hakkında bilgi aldı.


‘ALT YAPI ÇALIŞMALARI KOLAY DEĞİLDİR’
Gencan, ” Altyapı çalışmaları kolay değildir. Geçici rahatsızlıklar olur, eleştiriler olur. Ama şehrimizin geleceğini sağlam temeller üzerine kurmak istiyorsak bu adımları atmak zorundayız. Günü kurtarmak için değil, Edirne’nin yarınını güvence altına almak için kararlılıkla çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

Edirne Maratonu 6 Eylül’de!

Olgay GÜLER

Balkan Ülkeleri Dostluk Grubu Gençlik ve Spor Kulübü Derneği Başkanı Önder Akdağ, bu yıl 11’incisi düzenlenecek Edirne Maratonu’nun, 6 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirileceğini açıkladı.

Edirne’de her yıl geleneksel olarak gerçekleştirilen Edirne Maratonu’nun bu yıl 11’incisi koşulacak. Selimiye Camisi meydanından başlayarak 10 ve 21 kilometrelik iki parkurda koşulan maratonun bu yılki tarihi de belli oldu. Balkan Ülkeleri Dostluk Grubu Gençlik ve Spor Kulübü Derneği Başkanı Önder Akdağ, bu yıl maratonun 6 Eylül 2026’da gerçekleştirileceğini belirterek, kayıtların açıldığını duyurdu.

‘BU YIL SPORCULAR SELİMİYE’Yİ DE GÖREBİLECEKLER’

Dernek Başkanı Akdağ, bu yıl sporcuların, ibadete açılan Selimiye Camisi’ni de görme imkanı bulacaklarını belirterek, “Biliyorsunuz 10’uncu Uluslararası Edirne Maratonu’nu geçen sene 30 Ağustos Zafer Bayramı’yla gerçekleştirmiştik. Bu yıl da Edirne Maratonu’yla ilgili federasyon takvimiyle yazışmalarımızı yaptık. 6 Eylül 2026 tarihinde 11. Uluslararası Edirne Maratonu’nu gerçekleştireceğiz. Bulunduğumuz alan biliyorsunuz Selimiye Meydanı, etkinlik alanımız. Yine etkinlik alanımız burası olacak. Maratonla özdeşleşmiş bir alan burası. Bu yıl diğerlerinden biraz daha farklı olarak son dört yıldır Selimiye Camii’nde kapsamlı bir restorasyon çalışması vardı. Şehrimize gelip, Selimiye’yi gezme imkanı bulamayan sporcularımız vardı. Şimdi bu yıl sporcular Selimiye’nin restorasyonunun yapılmış yeni haliyle Mimar Sinan’ın ustalık eserini de görme şansına sahip olacaklar” diye konuştu.

‘KAYITLAR AÇILDI’

Maratonun kayıtlarının açıldığını dile getiren Akdağ, “Edirne Maratonu açık müze parkura sahip. Her sporcu tarihin izninde koşuyor aslında. Tarihi köprüleriyle, çeşmeleriyle, Lozan anıtıyla, tarihi tren garıyla, Selimiye Meydanı başlı başına bir konu. Doğal olarak koşarken açık müzede koşacakları bir parkurda gerçekleşiyor Edirne Maratonu. Uluslararası takvimde olduğu için doğal olarak yurt dışından her yıl katılımcılar ülkemize maraton kapsamında geliyorlar. Biz hem ülkemizin tanıtımı açısından, hem şehrimizin tanıtımı açısından kadim şehir Edirne’nin spor geçmişine her yıl bir not daha düşerek bu yıl 11’incisini gerçekleştireceğiz. Edirne Maratonu’nun kayıtları bu hafta açıldı. Açtığımız gün şu anda 100 kişiye yakın sporcu kayıt gerçekleştirmiş durumda” dedi.

‘SIFIR ATIK FARKINDALIĞIYLA GERÇEKLEŞTİRMEK İSTİYORUZ’

Maratonun ekonomik nedenlerden dolayı bin kişiyle sınırlandırıldığını da ifade eden Akdağ, “Her yıl olduğu gibi TRT bu konuda hiçbir zaman bizi bundan esirgemiyor. Onlara da teşekkür ediyoruz. Organizasyonu TRT ekranlarından da milyonlarca sporsever takip edebilecek. Maratonun tema çalışmasını henüz yapmadık. Biz biliyorsunuz çevreci bir maraton olarak anılıyoruz, çevre konusunu önemsiyoruz. Şu anda Sıfır Atık Vakfı’yla bir görüşme sağlıyoruz. Önümüzdeki süreçte netleşecek. Eğer yapabilirsek sıfır atık farkındalığıyla organizasyonu gerçekleştirip, bu kapsamda da daha geniş kitlelere bunu duyurmak adına paneller sergiler ve bununla ilgili farkındalık çalışmalarını sağlayacağız” şeklinde konuştu.

TÜ Hastanesi’nde Algoloji Polikliğini

Trakya Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde ağrı tanı ve tedavisine yönelik Algoloji Polikliniği’nin açılışı gerçekleştirildi.

Açılışa; Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, Prof. Dr. Mustafa Tan, Prof. Dr. Eylem Bayır ve Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Alkin Çolak, Üniversitenin diğer yöneticileri ve akademisyenler katıldı. Açılışta ayrıca, Algoloji Polikliği’ne ultrasonografi cihazı bağışlayan Elfide Çilingir de yer aldı.

Poliklinik açılışında konuşan Başhekimi Prof. Dr. Alkin Çolak, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir ve Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Algoloji Polikliniği ile ağrıların tedavisi konusunda hastanenin daha ileri bir noktaya taşındığını ifade ederek, bu polikliniğin hastaların yaşam kalitesinin yükseltilmesi açısından oldukça önemli olduğunu vurguladı.

Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler ise konuşmasında, açılışı gerçekleştirilen Algoloji Polikliniği’nin, üniversite ile toplum arasındaki güçlü iş birliğinin somut bir göstergesi olduğunu vurguladı. Rektör Hatipler, yaptığı katkıdan dolayı hayırsever bağışçı Elfide Çilingir’e teşekkür ederek, bu katkının Edirne’de kurumlara sahip çıkma bilincinin de güçlü bir örneği olduğunu söyledi. Üniversite Hastanesinin yalnızca fiziki yapılarla değil, insan odaklı hizmet anlayışıyla güçlü olduğunu dile getiren Rektör Hatipler, akademisyenlerden sağlık personeline kadar tüm çalışanların insanlığa hizmet bilinciyle görev yaptığını sözlerine ekledi.

Konuşmaların ardından Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler tarafından hayırsever bağışçı Elfide Çilingir’e teşekkür belgesi takdim edildi.

Algoloji Polikliniği hakkında açıklamada bulunan Dr. Öğr. Üyesi Ece Yanık, algolojinin yalnızca ağrı tanı ve tedavisine odaklanan bir uzmanlık alanı olduğunu belirtti. Yanık poliklinikte; bel ve boyun fıtığına bağlı ağrılar, zona sonrası gelişen ağrılar, kanser kaynaklı dirençli ağrılar, migren ve diğer baş-yüz ağrıları, kas ve eklem ağrıları (omuz, diz, kalça), nöropatik ağrılar, sinir sıkışmaları ve topuk dikeni gibi pek çok kronik ağrı türüne yönelik tanı ve tedavi hizmeti sunulacağını ifade etti.

Poliklinikte kişiye özel ve hedefe yönelik tedavi yaklaşımlarının benimsendiğini belirten Yanık, “Ağrı, katlanılması gereken bir durum değildir; uygun yöntemlerle yönetildiğinde kontrol altına alınabilir. Amacımız hastalarımızın ağrısını azaltarak yaşam kalitelerini yükseltmektir.” ifadelerini kullandı.

Satem Mobil Sağlık Farkıyla Çalışma Alanlarında OSGB Güvencesi

İş yerinde yaşanabilecek riskleri kaynağında çözmek ve yasal mevzuatları eksiksiz yerine getirmek, sürdürülebilir bir ticari faaliyetin en temel taşıdır. Satem Mobil Sağlık, alanında uzman ekibiyle işletmendeki tüm tehlikeleri önceden tespit ederek OSGB süreçlerini doğrudan senin çalışma sahana entegre eder.

İnsanlar genellikle bu prosedürleri sadece kağıt üzerinde bir mecburiyet sanıyor. Oysa biz, çalışanlarının her akşam evine güvenle dönmesini sağlayacak proaktif bir koruma kalkanı oluşturuyoruz. İşletmenin kapısından içeri adım attığımız anda, standart adımların ötesine geçerek tamamen sana özel bir güvenlik kültürü inşa ediyoruz.

Çalışma Alanlarındaki Tehlikeleri Önleyen Bu Sistem Tam Olarak Nedir?

Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi, iş yerindeki mesleki riskleri minimize etmek amacıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş profesyonel kuruluşların sunduğu entegre bir koruyucu hizmet modelidir. Şirket sahipleri sıkça karmaşık evrak yığınları arasında kaybolarak OSGB nedir nereden alınır diye düşünüp zaman kaybedebiliyor. Yetkili ve tam donanımlı kurumlardan temin edilen bu hizmet, aslında işletmenin geleceğine yapılan en büyük yatırımdır. Biz sahada yıllarca yaptığımız incelemelerde gördük ki, doğru yetkilendirilmiş bir sağlık birimiyle çalışmayan firmalar kriz anlarında ciddi yasal ve vicdani yaptırımlarla karşılaşıyor. Standart hastane ortamlarının stresini ortadan kaldıran son teknoloji mobil araçlarımız, doğrudan senin fabrikana veya ofisine gelerek bu karmaşık yetkilendirme sürecini tek adımda çözüyor. Eğitimli profesyonel ekibimiz, üretim bandını veya iş akışını asla aksatmadan personelin fizyolojik taramalarını çalışma ortamında güvenle tamamlıyor.

Çalışan Güvenliğinde Sahadan Doğrulanmış Stratejiler Nelerdir?

Başarılı bir iş sağlığı yönetimi, masa başında hazırlanan teorik planlardan ziyade üretim sahasının gerçek ritmine uygun dinamik müdahaleler gerektirir. Yıllar içinde farklı sektörlerdeki kriz anlarını yönetirken, tehlikeyi daha doğmadan yok eden bazı değişmez kurallar keşfettik. İşletmeni koruma altına alırken şu adımları mutlaka sistemine entegre etmelisin:

  • Noktasal risk analizi: Genel geçer tehlike sınıflandırmalarını bırakıp, bizzat hangi makinenin veya sürecin kime zarar verebileceğini doğrudan sahada belirleyerek anında müdahale mekanizması kurmalısın.
  • Kesintisiz mobil takip: Çalışanların periyodik kontrollerini hastaneye gitmelerini beklemeden, bizim steril donanımlı araçlarımızla doğrudan çalışma alanında yaparak olası rahatsızlıkları erkenden tespit etmelisin.
  • Senaryo bazlı eğitim: Personeline sadece mevzuatı ezberletmek yerine, kendi çalışma istasyonlarında yaşayabilecekleri gerçek kaza senaryolarını uygulatarak doğal bir güvenlik refleksi geliştirmelerini sağlamalısın.

Resmi Süreçleri Doğrulayan Evraklar Nasıl Temin Edilir?

İş sağlığı standartlarını sağladığını kanıtlayan resmi belgeler, yalnızca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı onayı taşıyan uzman hekimlerin ve iş güvenliği uzmanlarının ortak değerlendirmesiyle yetkili kurumlardan temin edilir. Yasal denetimler yaklaştığında panikle osgb raporu nereden alınır telaşına düşen yöneticiler, çoğu zaman yetersiz altyapıya sahip yerlerden eksik evraklar alarak işletmelerini büyük bir riske atıyorlar. Satem grup olarak, yılların getirdiği bilgi birikimimizle bu resmi süreci senin için son derece şeffaf ve hızlı bir formata dönüştürüyoruz. Konforlu mobil araçlarımızla sahada topladığımız hassas sağlık verileri, uzman kadromuz tarafından titizlikle analiz ediliyor ve hiçbir detayı atlamadan doğrudan yönetimine sunuluyor. Sağlık taramaları konusunda edindiğimiz bu derin tecrübe, evrakların sadece yasal bir prosedürü tamamlamakla kalmayıp, personelin gerçek fizyolojik tablosunu eksiksiz bir şekilde yansıtmasını garantiliyor. Çalışanların kendi doğal ortamlarında, kendilerini güvende hissederek verdikleri test sonuçları, her zaman en doğru ve manipülasyondan uzak verileri içeriyor.

Bartın Günlük Kiralık Daire ve Konaklama: Çeşm-i Cihan’da Huzurlu Bir Yuva

Fatih Sultan Mehmet’in “Lala, Lala! Çeşm-i Cihan (Dünyanın Gözü) bu mola?” diyerek hayran kaldığı Amasra’sı, yemyeşil doğası ve Karadeniz’in en güzel plajlarından İnkumu ile Bartın; Batı Karadeniz’in turizm incisidir. Hem tarihi ahşap evleri hem de Bartın Irmağı’nın dinginliğiyle ziyaretçilerini büyüleyen bu şehirde, özellikle yaz sezonunda ve hafta sonlarında konaklama ihtiyacı artar. İster deniz tatili, ister Bartın Üniversitesi ziyareti, ister iş seyahati için gelin; otel kalabalığından uzak, kendi evinizin rahatlığında ve deniz manzaralı bir balkon keyfi arıyorsanız, Tavsiyemiz.com platformu, Bartın’ın en nezih günlük kiralık daire seçenekleriyle yanınızda yer alır.

Amasra Manzaralı ve Şehir Merkezinde Konforlu Yaşam Alanları

Bartın’da konaklama, şehrin iki farklı yüzüne göre şekillenir: Bir yanda Bartın Irmağı kıyısındaki sakin şehir merkezi, diğer yanda turizmin kalbi Amasra ve İnkumu sahilleri. Özellikle yaz aylarında nemli geçen Karadeniz ikliminde, konaklanacak yerin ferahlığı, klima altyapısı ve hijyeni büyük önem taşır. Bölgedeki profesyonelBartın günlük kiralık daireler ve apartlar, misafirlerine sadece bir yatak değil; tam donanımlı mutfak, 7/24 sıcak su, temiz nevresimler ve aileye uygun güvenli yaşam alanları sunar. Biz, Çeşm-i Cihan’ın güzelliğini kurumsal hizmet kalitesiyle birleştiren güvenilir ev sahipleriyle çalışıyoruz.

İnkumu’ndan Kurucaşile’ye: Mavinin ve Yeşilin Ortasında Mola

Hizmet ağımız, tarihi Bartın evlerinden Karadeniz’in hırçın dalgalarına bakan ilçelere kadar uzanır. Bölgesel ihtiyaçlara göre sunduğumuz çözümler şunlardır:

  • Bartın Merkez: Valilik, Üniversite (Kutlubey ve Ağdacı kampüsleri) ve sanayi bölgelerine yakın; iş seyahatleri ve öğrenci velileri için ulaşımı kolay, modern ve ekonomik daireler.
  • Amasra: Tarihi kalenin gölgesinde, Kemere Köprüsü manzaralı veya plaja yürüme mesafesinde; turistlerin gözdesi olan, manzaralı ve otantik pansiyon-ev konseptleri.
  • İnkumu: Karadeniz’in en uzun ve temiz kumsallarından birine sahip bu beldede; denize sıfır, geniş balkonlu, yazlık tadında ferah aile evleri.
  • Kurucaşile ve Ulus: Ahşap tekne yapımcılığının merkezi veya doğa turizminin (Küre Dağları) kalbi olan bu ilçelerde, sakinlik arayanlar için doğayla iç içe, huzurlu konaklama birimleri.

İster Güzelcehisar lav sütunlarını görmeye gidin, ister Amasra salatası yemeye; ihtiyacınız olan konaklama çözümüne sitemizden anında ulaşabilirsiniz.

Batı Karadeniz’in İncisinde Neden Tavsiyemiz.com?

Doğası kadar insanı da sıcak olan Bartın’da, Karadeniz misafirperverliğini profesyonel işletmecilikle harmanlayan yerleri sizlerle buluşturuyoruz:

  1. Manzara ve Ferahlık: Bartın’ın yeşilini veya Karadeniz’in mavisini evinize taşıyan; rutubet sorunu olmayan, bakımlı ve manzaralı daireleri özenle seçiyoruz.
  2. Yaz-Kış Konforu: Yazın klima ve sineklik donanımı tam olan, kışın ise Bartın’ın yağmurlu ve serin havasında içinizi ısıtacak kombili evleri listeliyoruz.
  3. Güvenilir Aile Ortamı: Özellikle turistik bölgelerde yaşanan karmaşadan uzak, kimlik bildirim sistemine (KBS) uyan, ailenizle güvenle kalabileceğiniz kurumsal işletmeleri tercih ediyoruz.

Kısacası, Amasra Kalesi’nin tarihinden İnkumu’nun altın kumsallarına kadar şehrin her noktasında kapınız açık. Hemen rezervasyon yapın, bu eşsiz manzarada yersiz kalmayın; Tavsiyemiz.com ile tatiliniz ev konforunda geçsin!

Bahis operasyonunda 6 şüpheli adliyede!

Olgay GÜLER

Edirne merkezli 6 ilde jandarmanın yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan 6 şüpheli Edirne Adliyesi’ne sevk edildi.

İl Jandarma Komutanlığı Merkez İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri ile Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT), Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yasa dışı bahis oynatan şüphelilere yönelik çalışma başlattı. Yaklaşık 1 yıl süren çalışmada, şüphelilerin yasa dışı oynattıkları bahisten yaklaşık 100 milyon lira aklayarak, haksız kazanç elde ettikleri tespit edildi.

Jandarma; Edirne, Antalya, Denizli, İzmir, Kütahya ve İstanbul’da 7 adrese eş zamanlı düzenlediği operasyonda 6 şüpheliyi gözaltına aldı. Şüphelilerin adreslerindeki aramada 45 cep telefonu, 2 dizüstü bilgisayar, 70 açık cep telefonu hattı ele geçirildi.

ADLİYEYE SEVK EDİLDİLER

İncelemenin ardından yasa dışı bahis oynadığı belirlenen 200 kişiye yaklaşık 50 milyon lira idari para cezası uygulandı. Yasa dışı bahis oynatan şüphelilere banka hesaplarını kullandırdıkları belirlenen 41 kişi hakkında da adli işlem başlatıldı.

Yakalanan 6 şüpheli jandarmadaki işlemlerinin ardından, Edirne Adliyesi’ne getirildi.

Sanayide Üretim Sürekliliği İçin Kritik Hamle: İnverter ve Elektronik Kart Tamirine Talep Artıyor

Sanayi tesislerinde üretim hatlarının durması, yalnızca zaman kaybı değil; teslimat planlarının aksaması, enerji verimliliğinin düşmesi ve beklenmeyen bakım maliyetleri anlamına da geliyor. Bu nedenle işletmeler, arıza yönetiminde “en hızlı çözüm” kadar “en doğru çözüm” yaklaşımını da öne çıkarıyor. Sektör temsilcileri, son dönemde özellikle elektronik bileşen kaynaklı arızaların daha görünür hale geldiğini; inverter (sürücü) ve kontrol kartları gibi kritik parçaların onarımına yönelik talebin arttığını ifade ediyor.

Elektrik-elektronik altyapının yoğun olduğu üretim ortamlarında; sıcaklık dalgalanmaları, toz, nem, titreşim, enerji kalitesi problemleri ve ekipmanların yaşlanması, arızaların temel nedenleri arasında sıralanıyor. Arıza ilk aşamada küçük performans dalgalanmaları veya düzensiz çalışma şeklinde başlayabilse de, geciken müdahale üretim hattının tamamen devre dışı kalmasına kadar ilerleyebiliyor. Bu noktada bakım yöneticileri, yalnızca parça değişimine dayanan yaklaşımlar yerine, arızalı bileşenin doğru teşhisle onarılarak tekrar devreye alınabildiği servis modellerini daha yakından izliyor.

İnverter arızaları: Verimlilik ve kontrol kaybı üretime doğrudan yansıyor

İnverterler (frekans konvertörleri/sürücüler), motor hız kontrolünü ve tork yönetimini sağlayarak pek çok endüstriyel sistemin stabil çalışmasına katkı veriyor. Pompa, fan, kompresör, konveyör, CNC ve çeşitli otomasyon uygulamalarında inverterin performansı; enerji tüketiminden proses kalitesine kadar geniş bir alanda belirleyici olabiliyor.

Sahada karşılaşılan inverter sorunları her zaman “tamamen duruş” şeklinde başlamıyor. Zaman zaman görülen hata kodları, anlık devreden çıkmalar, beklenmedik hız dalgalanmaları, aşırı ısınma uyarıları veya yük altında kararsız çalışma gibi belirtiler, yaklaşan arızanın erken işaretleri olabiliyor. Bu tür durumlarda erken teşhis, arızanın başka bileşenlere sıçramasını önleme açısından önem taşıyor. Çünkü sürücüde devam eden bir problem, motor üzerinde ek zorlanma yaratabildiği gibi elektrik panosu bileşenlerinde de ikincil riskleri artırabiliyor.

Bu kapsamda İnverter Tamiri hizmeti, inverter kaynaklı arızalarda onarım odaklı çözüm arayan işletmelerin gündeminde yer alıyor. Doğru müdahale; arızanın kaynağının belirlenmesi, gerekli elektronik bileşenlerin yenilenmesi ve cihazın çalışma koşullarına uygun testlerden geçirilmesiyle birlikte değerlendirildiğinde, ekipmanın yeniden güvenli biçimde devreye alınmasına katkı sağlayabiliyor.

Elektronik kart arızaları: Küçük bir komponent, büyük bir duruşa neden olabiliyor

Üretim tesislerindeki pek çok ekipman; PLC’ler, kontrol panoları, otomasyon modülleri ve güç elektroniği kartları üzerinden yönetiliyor. Bu kartlar, sistemin “beyni” gibi çalışarak sinyal işleme, komut iletimi ve güvenlik süreçlerinin yönetiminde kritik rol oynuyor. Dolayısıyla kart üzerinde oluşan bir problem, tek bir makineyi değil, bazen tüm hattı etkileyebilecek zincirleme sonuçlar doğurabiliyor.

Kart arızalarının nedenleri arasında; ani gerilim dalgalanmaları, zayıf topraklama, statik elektrik, aşırı ısınma, nem, korozyon ve zamanla yıpranan komponentler öne çıkıyor. Bazı durumlarda arıza gözle görülür bir yanık izi bırakmadan ilerleyebildiği için, sadece yüzeysel kontrol yeterli olmayabiliyor. Bu nedenle detaylı ölçüm, komponent seviyesinde analiz ve onarım sonrası test süreçleri, arıza tekrarını azaltma açısından kritik kabul ediliyor.

Sektörde bu ihtiyaca yanıt veren çözümlerden biri olan Elektronik Kart Tamiri, arızalı kartların onarılarak tekrar kullanıma kazandırılmasına yönelik bir yaklaşımı gündeme getiriyor. Özellikle tedariki zor, ithal veya üretimden kalkmış kartlarda onarım seçeneği; işletmeler için hem maliyet hem de zaman açısından önemli bir alternatif olabiliyor.

Onarım yaklaşımı neden öne çıkıyor? Zaman, maliyet ve sürdürülebilirlik etkisi

Sanayide bakım stratejileri, uzun süredir “reaktif” (arıza olunca müdahale) modelden “proaktif” (arıza oluşmadan önleme) modele doğru evriliyor. Bu dönüşümde, arızalı parçanın değişimi kadar, kök nedenin anlaşılması ve ekipmanın sağlıklı biçimde doğrulanması da önem kazanıyor. Parça değişimi bazı senaryolarda hızlı bir çözüm sunsa da, tedarik süreleri ve stok maliyetleri üretim sürekliliği açısından risk yaratabiliyor. Onarım odaklı yaklaşım ise, doğru teşhis ve test adımlarıyla desteklendiğinde, kesinti süresini kısaltabilen bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Ayrıca onarım, sürdürülebilirlik perspektifinden de değerlendiriliyor. Kullanılabilir durumdaki bir cihazın ya da kartın, arızalı bileşenleri giderilerek yeniden devreye alınması; hem elektronik atık miktarını azaltma hem de kaynak verimliliğini artırma yönünde katkı sağlayabiliyor.

Bu alanda teknik servis ve bilgilendirme odağını bir araya getiren Poyraz Endüstriyel, inverter ve elektronik kart gibi kritik bileşenlerde onarım temelli çözümlerle sanayi işletmelerinin arıza yönetim süreçlerinde gündeme gelen firmalar arasında yer alıyor. Sektörün beklentisi, bu tür hizmetlerde hızlı müdahalenin yanı sıra, onarım sonrası doğrulama testlerinin ve şeffaf raporlamanın standart hale gelmesi yönünde.

İşletmelere öneriler: Arıza tekrarını azaltmak için temel kontroller

Uzmanlara göre inverter ve kart arızalarında tekrar riskini azaltmak için bazı temel uygulamalar öne çıkıyor:

  • Enerji kalitesinin izlenmesi (gerilim dalgalanması, harmonik, ani pikler)
  • Topraklama ve pano içi havalandırmanın düzenli kontrolü
  • Aşırı toz/nem olan ortamlarda koruyucu önlemlerin artırılması
  • Arıza kayıtlarının tutulması ve tekrar eden hata kodlarının analiz edilmesi
  • Onarım sonrası yük altında test ve performans doğrulaması yapılması

Üretimde rekabetin giderek keskinleştiği bir dönemde, duruş sürelerini azaltmak ve ekipman ömrünü uzatmak işletmeler için stratejik hale geliyor. İnverter ve elektronik kart tamirinde uzmanlaşmış servis modelleri, doğru uygulandığında hem maliyetleri kontrol altında tutmaya hem de üretim sürekliliğini korumaya yardımcı olabilecek çözümler arasında görülüyor.

‘Suyu yönetmezseniz su sizi yönetir’

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün Edirne’de yaşanan taşkınları değerlendirdiği açıklamasında, “Suyu yönetemezseniz su sizi yönetir. Suyun akışına göre gider gelirsiniz” diyerek, bütüncül su politikalarına ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin DSİ gibi su politikaları oluşturup uygulayabilecek önemli bir kuruma sahip olduğuna dikkat çeken Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün ancak bunları hayata geçirecek, su politikalarına bilimsel yaklaşıp gerekli bütçeyi ayıracak siyasi bir iradenin ortada olmadığını söyledi.

DCIM\100MEDIA\DJI_0653.JPG

Milletvekili Ün, “Suyu yönetmezseniz akışına kapılırsınız“ başlıklı açıklamasında sulama yatırımları ve Meriç’in sularının Çorlu’daki sanayi bölgelerine aktarılmasına yönelik projelere ilişkin vermiş olduğu soru önergesine Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından verilen cevabı da değerlendirdiği açıklamasında şunları söyledi:

“Suyu yönetmezseniz su sizi yönetir. Bunun için bütüncül su politikaları oluşturup uygulamanız gerekir. Maalesef Edirne’de ve Trakya’da böyle bir yaklaşımı göremiyoruz. Sulama projeleri, taşkın koruma çalışmaları kaplumbağa hızında gidiyor. Bu projeler bir türlü bitirilmiyor, bitirilmesi için gerekli paralar ayrılmıyor. Böyle olunca da bir kuraklık konuşuyoruz, bir taşkınlar altında kalan tarlalara, evlere bakıyoruz.  Suyu yönetmenin zorunluluk olduğu bu dönemde hala bu gerçeği kavrayamamış bir yönetimin olması da ülkemizin şansızlığıdır. Türkiye DSİ gibi su yönetimi konusunda bilgi ve birikimi olan önemli bir kuruma sahipken maalesef bu işe gerekli kaynakları sağlayacak bir iktidara sahip değildir. Bütçenin çoğu faiz ödemelerine giderse yazın kuraklık vatandaşı vurur, yağış olduğunda da taşkın suları altında kalırız.

Meriç’in sularının Çorlu’daki sanayi bölgelerine aktarılması ile ilgili yapılan çalışmalara dair vermiş olduğumuz soru önergesine Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından verilen cevapta; kısaca bu konuda gerekli çalışmaların yapıldığı, yılın belli dönemlerinde Meriç’ten su çekilerek depolanacağı ve Çorlu bölgesindeki sanayi tesislerine verileceği, bunun yeraltı sularının korunmasını sağlayacağı ve çevreye olumsuz bir etkisinin olmayacağı söyleniyor.

O zaman biz de soruyoruz. Siz yıllarca sulama yatırımlarını bitirememiş, çiftçimizin beklediği suyu verememişsiniz. Sulama yatırımlarının bitiş tarihi her yıl erteliyorsunuz. Ergene hala kirli akıyor. Bölgede aşırı su tüketen sanayinin yerine daha az su ihtiyacı olan sanayi yatırımlarına gidilmesi için teşvikler vermediniz. Peki öncelikle çiftçinin hakkı olan suyu Çorlu’daki su canavarı sanayi şirketlerine aktarmak için niye acele ediyorsunuz?

Sadece bir örnek bile Bakanın vermiş olduğu cevabın Bakanlığın kendinden haberdar olmadığını gösteriyor. Bize verilen cevapta Çakmak Barajı Sulamasının birinci kısmının tamamlanması için 2027 yılının hedeflendiği yazılı. Bir ay önce yayınlanan 2026 Yılı Yatırım Programında ise verilen bitiş tarihi 2029. Keşke 2027 yılında bitirseler ama ayrılan bütçe ile 2027 hayalden de ötede duruyor.

Yapılması gerekenler açıktır. Edirne’de ve Trakya’da sulama yatırımları hızla bitilmeli, su kaynakları en verimli biçimde kullanılmalıdır. Su kaynaklarının kullanımı için bütüncül su politikaları oluşturulmalıdır. Evsel ve tarımsal su kullanımı için modellemeler yapılmalı, daha sonra suyun sanayide kullanılması hatta arıtılarak yeniden kullanılması için gerekli plan, proje ve yatırımlar yapılmalıdır. Sanayide özellikle Trakya bölgesi için daha az su kullanan alanlara teşvik verilmesi gerekir.

Bunları yapmazsak, nehirlerimiz kirli akar; çiftçimiz kuraklıkla, taşkınla uğraşmaya, kaynaklarımızı heba etmeye devam ederiz.  Bugünkü anlayış içinde bütün Meriç’i Çorlu’daki sanayi tesislerine akıtsak ne yeraltı sularındaki çekilmeyi önleyebiliriz ne oradaki su canavarı sanayinin ihtiyacını karşılayabiliriz. Sadece biraz da kirli su üretir, çevre felaketleri yaşamaya devam ederiz.”

TÜ’de Patent Stratejileri Eğitimi

Trakya Üniversitesi Teknoloji Transferi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Sınai Mülkiyet Hakları ve Patent Stratejileri Eğitimi” düzenlendi. Fikri Mülkiyet ve Teknoloji Transferi Günü kapsamında gerçekleştirilen programda; buluşların korunması, patent ve faydalı model süreçleri ile sınai mülkiyet stratejileri ele alındı.

Eğitime; Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, Prof. Dr. Mustafa Tan, Prof. Dr. Eylem Bayır ve Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Alkin Çolak, Teknoloji Transferi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Tarık Yerlikaya ve akademisyenler katıldı.

Eğitim programı iki oturum şeklinde düzenlendi. İlk oturum Trakya Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde, ikinci oturum ise Rektörlük binasında yer alan Proje Kafe’de gerçekleştirildi.

Programın açılış konuşmalarını gerçekleştiren Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, Prof. Dr. Mustafa Tan, Prof. Dr. Sedat Üstündağ ve Teknoloji Transferi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Tarık Yerlikaya üniversitede fikri ve sınai mülkiyet alanında farkındalığın artırılmasının önemine dikkat çekerek, patent ve faydalı model başvurularında nitelikli ve katma değeri yüksek çalışmaların ortaya konulmasının hedeflendiğini vurguladı. Ayrıca eğitim programının üniversitenin bu alandaki gelişimine katkı sunacak verimli bir toplantı olmasını temenni ettiler.

Açılış konuşmalarının ardından Dış Patent Vekili Furkan Ali Dönmez, Dış Patent Temsilcisi Hamza Okan ve Dış Patent Temsilcisi Tuğçe Pirgaip tarafından gerçekleştirilen eğitim programına geçildi. Dönmez sunumunda; patent farkındalığı, fikri ve sınai haklar, patent ve faydalı model kavramları ile bir üründeki sınai hakların kapsamı üzerinde durdu. Buluşların nasıl korunacağına ilişkin temel ilkeleri aktaran Dönmez; patent ve faydalı model tanımlarına, tescil belgesi ile faaliyet serbestliği arasındaki ilişkiye değindi. Ayrıca patent ve faydalı model başvurularında aranan şartlar, yenilik ve buluş basamağı kriterleri ile süreçleri hakkında bilgilendirmelerde bulundu.

Eğitim katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından sona erdi.