Edirne Valisi Yunus Sezer, “Milletimizin, bağımsızlık inancı, azmi ve kararlılığıyla kurduğu Cumhuriyetimizin 102. yılını, büyük bir gurur, onur ve coşkuyla kutluyoruz” dedi.
Vali Yunus Sezer’in 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlama mesajı şöyle:
“29 Ekim 1923 tarihi, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini taçlandırarak kendi kaderine yön verme iradesini tüm dünyaya ilan ettiği; inanç, kararlılık ve büyük bir fedakârlıkla verilen bu mücadelenin en büyük ve en anlamlı eseri olan Cumhuriyet’in doğduğu gündür.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ anlayışıyla kurulan Cumhuriyetimiz, bizlere hem geçmişin onurunu hem de geleceğin sorumluluğunu yüklemektedir. Bizler de bu eşsiz mirası, birlik ve beraberlik içinde, aynı inanç ve kararlılıkla gelecek nesillere daha güçlü bir şekilde aktarmak ve yarınlara taşımak için var gücümüzle çalışıyoruz.
Cumhuriyetimizin 102. yıl dönümünde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyor; milletimizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı en içten duygularımla kutluyorum. Cumhuriyetimizin ışığı, ilelebet yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir.”
Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan,”Cumhuriyet, hepimiz için bağımsızlığımızın, özgürlüğümüzün ve çağdaşlığa olan inancımızın sarsılmaz güvencesidir!” dedi.
Başkan Gencan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlama mesajında duygularını şöyle dile getirdi:
“Değerli Edirneli Hemşehrilerim,
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun gurur ve coşkusunu yaşadığımız 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “En büyük eserim” dediği Cumhuriyet, hepimiz için bağımsızlığımızın, özgürlüğümüzün ve çağdaşlığa olan inancımızın sarsılmaz güvencesidir.
Kurtuluş Savaşı’nda, her karışı kanla, alın teriyle yazılmış o eşsiz destanın neticesinde kurulan Cumhuriyetimiz… O sadece bir yönetim şekli değil; eşitliği, adaleti ve insan sevgisini temel alan, bizi karanlıktan aydınlığa taşıyan bir medeniyetin projesidir.
Bir hukukçu olarak ve en önemlisi, bu kadim şehrin, Edirne’nin ilk kadın belediye başkanı olarak… Cumhuriyetimizin bana ve tüm kız kardeşlerime hediye ettiği o seçme ve seçilme hakkının değerini, bu görevde her an attığım yüreğimde, yüreğimin ta derininde hissediyorum. Bu onurlu makam, Cumhuriyetin kurucu felsefesine ve bizi hedeflediği çağdaşlık ufkuna olan sarsılmaz aşkımın en somut ifadesidir.
Edirne’miz… Tarihin nice medeniyetlere beşiklik ettiği, her taşında bir destanın gizli olduğu, kokusuyla bizi saran o kadim şehirdir. Bizler de bu kıymetli mirasa omuz vererek, Cumhuriyetimizin bize yüklediği o büyük sorumlulukla, kentimizi daha yeşil, daha modern, kültürüyle tüm dünyada parlayan bir yuvaya dönüştürmek için durmaksızın çalışacağız.
Bu meşaleyi, atalarımızdan aldığımız gibi, daha da güçlenmiş bir şekilde geleceğin nesillerine taşımak, onların aydınlık yarınlarını inşa etmek hepimizin boynunun borcudur. Bu anlamlı günde, başta bu büyük eserin mimarı Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşları olmak üzere; vatanımız için gözünü kırpmadan canını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi ise en derin minnet ve saygıyla anıyorum. Ruhları şad olsun.”
Büyük bir gurur ve tarifsiz bir heyecanla kutlayacağımız 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda, Edirne’mizin her sokağında, her meydanında el ele, kalp kalbe bu büyük bayram coşkusunu birlikte yaşayalım.
Yaşasın Cumhuriyetimiz!
Yaşasın tam bağımsız ve ilelebet payidar kalacak olan Türkiye’miz!”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yazılı mesaj yayınladı.
Yazgan, açıklamasında şunları kaydetti:
“Bugün, tarih sahnemizde bir dönüm noktasıdır: 29 Ekim; bağımsızlığımızın, egemenliğimizin ve yurttaş olma bilincimizin sembolüdür. 102 yılı geride bırakan ve aydınlık bir gelecek ufkuna yürüyen cumhuriyetimiz, hâlâ milletimizin ortak ülküsü, çağdaş Türkiye’nin teminatıdır.
Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ şiarının ışığında yükselen devletimiz, saltanat değil yurttaşlık, ayrıcalık değil eşitlik, karanlık değil bilim ve akıl yoluyla var olmuştur. Cumhuriyetimizin temel değeri olan laiklik, hukukun üstünlüğü ve millet iradesi, bugün de bu toprakların en güvenilir güvencesidir.
Bugün bir kez daha ilan ediyoruz: Cumhuriyetimiz, kökünü tarihten alan, dallarını bugünümüzden ve yarınımızdan uzatan bir çınar gibidir.29 Ekim 1923; bir halkın kendi kaderini eline aldığı, ‘kul’dan‘yurttaş’a dönüştüğü büyük bir devrimin adıdır.Bugün 102. yılında, Cumhuriyetin değerlerini aşındırmaya, laikliği zayıflatmaya, halkın iradesini gölgelemeye çalışan her anlayışa karşı dimdik ayaktayız.
Yaşanan her kriz, her fırtına, her tartışma aslında bize bir şey hatırlatır: Cumhuriyet yalnızca kurulduğu gün değil, her gün yeniden inşa edilen bir kazanımdır. Cumhuriyetimizin temelinde, milletimizin ortak iradesi vardır. Bu irade etnik ya da dinsel siyasetin değil, yurttaşlık bilincinin eseridir.
BaştaCumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşları olmak üzere cumhuriyetimizi korumak ve yüceltmek için can veren şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Her bir yurttaşımızın, hürriyet ve eşitlik içinde yarınlara güvenle bakabileceği bir Türkiye için birlikte yürümeye kararlıyız.
Türk Milleti’nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı yürekten kutluyorum. Yaşasın Cumhuriyet!”
Edirne Milletvekili Ediz Ün, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı yayımladığı mesajla kutladı.
Milletvekili Ediz Ün,” Cumhuriyet, milletimizin emeği, inancı ve onurudur” başlıklı kutlama mesajında şunlara yer verdi:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni yaşını büyük bir gurur, coşku ve minnet duygusuyla kutluyoruz.Bu topraklarda özgür, bağımsız ve onurlu bir yaşam sürebilmemizi sağlayan Cumhuriyet, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dehası, milletimizin sarsılmaz inancı ve kahramanlık destanıyla kurulmuştur.
Cumhuriyet, yokluk içindeki bir ulusun, bağımsızlık azmiyle ayağa kalktığı, aklın, bilimin ve adaletin rehberliğinde yeniden doğduğu bir dönüm noktasıdır. Savaş yorgunu bir ülkenin küllerinden yükselen bu büyük eser, Türk milletinin iradesine, çalışkanlığına ve geleceğe olan inancına dayanmaktadır.
Cumhuriyet; yalnızca bir yönetim biçimi değil, her vatandaşın emeğiyle yükseleceği, fırsat eşitliğine dayanan bir yaşam idealidir.Bir köy okulundan çıkan çocuğun, azmiyle ülkesine yön verebileceği; emeğin, bilginin ve dürüstlüğün her kapıyı açabildiği bir düzendir.Cumhuriyet, kimsesizlerin sesi, yoksulların umudu, gençlerin geleceğe güvenle bakabildiği bir sistemdir.Cumhuriyetimizin bu büyük mirasını koruma sorumluluğu hepimize aittir.
Eğer toplum olarak ekonomik, sosyal ve yönetimsel zorluklar yaşıyorsak, bunun nedeni yıllardır Cumhuriyetin kurumlarının zayıflatılmaya çalışılmasıdır. Oysa biliyoruz ki, Cumhuriyetin değerlerine ve kurumlarına sahip çıktıkça ülkemiz daha güçlü, milletimiz daha müreffeh olacaktır. Cumhuriyete yöneltilen her saldırı, aslında bu milletin alın terine, emeğine ve onuruna yöneliktir. Bu nedenle gün, ayrışmadan, Cumhuriyetin çatısı altında bir araya gelme; Atatürk’ün bizlere gösterdiği çağdaş uygarlık yolunda kararlılıkla yürüme günüdür.
Unutmamalıyız ki, Kurtuluş Savaşı’nı kazanan bu büyük millet, Cumhuriyetini de sonsuza dek yaşatacaktır. Gerçeklerin üzeri geçici olarak örtülse de milletimizin iradesi her zaman galip gelecektir.
Sonsuza kadar yaşatacağımız Cumhuriyetimizi bize armağan eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.”
AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 102. yılı nedeniyle kutlama mesajı yayımladı.
İba, mesajında Cumhuriyet’in, gelecek nesillere emanet edilecek en büyük miras olduğuna değindi.
AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 102. yılı nedeniyle kutlama mesajı yayımladı.
İba, Cumhuriyetin ilanının 102. yıl dönümünü ilk günkü heyecan ve coşkuyla kutladıklarını söyledi.
Geleceğe güçlü bir biçimde ulaşabilmenin, Cumhuriyeti korumak ve yaşatmakla olanaklı olduğunu aktaran İba, Cumhuriyetin, bağımsızlığı kazanabilmek için girişilen milli mücadelenin sonucunda elde edilen bir zafer olduğunu ifade etti.
Geçmişte olduğu gibi, Cumhuriyetin 102. yılında da Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak için bıkmadan yorulmadan çalışmaya devam edeceklerini söyleyen İba, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bugün de karşılaştığımız sıkıntıları, birlik ve beraberlik içinde ele ele vererek atlatacağız. Cumhuriyeti yaşatmak, yüceltmek ve gelecek nesillere aktarmak en büyük vazifemizdir.” Dedi.
Türk Milletinin 29 Ekim 1923’te tüm dünyaya bir kez daha birliğiyle, kardeşliğiyle bölünemez olduğunu kanıyla ve canıyla ilan ettiğini hatırlatan İba, Geçmişte olduğu gibi bugün de Türk Milletinin aynı şekilde her türlü tehlikeyi ve tehdidi yok edebilecek güç ve kararlılıkta olduğuna dikkat çekti.
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 29 Ekim 1923’te ‘Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.’ diyerek ilan ettiği Cumhuriyetin, gelecek nesillere emanet edilecek en büyük miras olduğunu söyleyen İba, “Cumhuriyetimiz, birçok zorluğa rağmen, aydınlık bir gelecek inşa etmek için çaba gösteren bir milletin cesaretinin, kararlılığının ve vizyonunun ürünüdür. Bugün, Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde atılan bu büyük adımın üzerinden 102 yıl geçmiş olmasına rağmen, biz hala 29 Ekim 1923 günü yaşanan coşku ve inançla yolumuza devam ediyoruz.” dedi.
“Cumhuriyetimizin 102. yılı kutlu olsun.”
Bir asırdır devam eden bu kutlu yolculukta hedeflerinin, Türkiye Cumhuriyeti’ni her gün bir öncekinden daha medeni, daha ileri ve gelişmiş milletler seviyesine uygun bir ulus olma yolunda ilerletmek olduğuna dikkat çeken İba, “Daha aydınlık ve güçlü yarınlar için aynı kararlılıkla ilerlemeli, özgürlüğü ve demokrasiyi güçlendirmeli, bilimi ve eğitimi teşvik etmeli, toplumsal adaleti ve dayanışmayı yüceltmeliyiz. Türkiye Yüzyılı vizyonuyla, Cumhuriyetimizin 102. yılında, geçmişimizden aldığımız güçle, geleceğe umutla bakıyoruz.”
“Bu önemli ve anlamlı gün vesilesiyle Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere milletimizin sonsuza dek bağımsız yaşaması için, vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyorum. Nice 102 yıllara, Cumhuriyetimizin 102. yılı kutlu olsun!” ifadelerine yer verdi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle kutlama mesajı yayınladı.
Balkanlı mesajında şunlara yer verdi:
“Cumhuriyetimizin 102. yılında, Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve bu toprakları bizlere vatan kılan tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.
Atatürk’ün ‘İki büyük eserim var; biri Cumhuriyet, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir’ sözünde ifade ettiği gibi, bizler Cumhuriyet’in ve onun kurucu değerlerinin yılmaz bekçileriyiz.
Cumhuriyet; özgürlüktür, eşitliktir, adalettir, kadınların ve gençlerin geleceğe umutla bakabilmesidir. Bizler, bu mirası sonsuza dek koruyarak, demokrasi, laiklik ve sosyal adalet ilkeleriyle ülkemizi aydınlık yarınlara taşımaya kararlıyız.
Bu duygu ve inançla, başta Edirneli hemşehrilerimiz olmak üzere tüm halkımızın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın Gazi Mustafa Kemal Atatürk!”
İYİ Parti Edirne İl Başkanı H. Hakan Şahin, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı yayımladığı bir mesajla kutladı.
İYİ Parti İl Başkanı Şahin’in mesajı şöyle:
“29 Ekim 1923’te, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ ilkesiyle kurulan Cumhuriyet; Aziz milletimizin iradesini, onurunu ve geleceğini temsil etmektedir. Bu kutlu gün, milletimizin kendi kaderini tayin hakkını elde ettiği, hür iradesiyle yönetime katıldığı ve demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinin temellerinin atıldığı gündür.
Atatürk’ün bize armağan ettiği Cumhuriyet rejimi, sadece bir yönetim şekli değil, aynı zamanda aklın ve bilimin rehberliğinde, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıma hedefidir. Bu hedef, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ışığında İYİ Parti olarak bizim en temel yol haritamızdır.
Koşullar ne olursa olsun ;
Bizler,
Ülke bütünlüğümüzü savunmaya,
Milli iradeyi ve demokratik değerleri yüceltmeye,
Hukukun üstünlüğünü her koşulda korumaya,
Ve Cumhuriyetimizin kazanımlarını gelecek nesillere aktarmaya kararlılıkla devam edecek ve Cumhuriyet ile derdi olanların karşılarında durmaya devam edeceğiz.
Bu anlamlı günde, başta Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, canları pahasına bu vatanı bize emanet eden tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.
Cumhuriyet Bayramımız kutlu, milletimiz ebediyen bağımsız olsun!
Cumhuriyet’in ilanının 102. yılı dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımlayan Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, Cumhuriyet’in halk egemenliğini, eşitliği ve özgürlüğü temel alan bir yönetim anlayışının simgesi olduğunu belirterek, “Cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırma sorumluluğumuz her zamankinden büyüktür.” dedi.
Akgüngör, mesajında Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘En büyük eserim’ diyerek bizlere armağan ettiği bu büyük değerin, 102 yıldır Türk milletinin bağımsızlık, eşitlik ve özgürlük yolundaki en güçlü teminatı olduğunu vurguladı.
Cumhuriyetin temel değerlerini korumanın ve onu ileriye taşımanın Cumhuriyet Halk Partisi’nin en büyük sorumluluğu olduğunu dile getiren Akgüngör, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bugün, Cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırma ve onu çağdaş uygarlık yolunda daha da ileriye taşıma kararlılığındayız. Atatürk ilke ve devrimlerinin ışığında; halkın söz, yetki ve karar sahibi olduğu bir Türkiye için mücadelemizi sürdüreceğiz.”
Akgüngör, sözlerinin sonunda Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, tüm kahraman şehit ve gazileri rahmetle şöyle andı:
“Bu vesileyle, başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, Cumhuriyetimizin kuruluşunda emeği geçen tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz. Cumhuriyetimizin 102. yılı kutlu olsun!” “Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk!”
Cumhuriyet Bayramı’nın Edirne’de büyük bir coşkuyla kutlanacağını ifade eden Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, sözlerini şu güçlü ifadelerle tamamladı:“Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk!”
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Edirne İl Başkanı Nedim Zobar, Cumhuriyet Bayramı’nı yayımladığı bir mesajla kutladı.
Zobar, kutlama mesajında şunları kaydetti:
“Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “En büyük eserim” dediği Cumhuriyetimizin 102. yılını aydınlanma ve çağdaşlaşma ilkelerine olan inancımız, ilk ve tek Başöğretmenimiz Atatürk’e duyduğumuz derin saygıyla kutluyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti; 102 yıl önce emperyalizme karşı verdiğimiz ‘tam bağımsızlık’ mücadelesiyle kurulmuş, aklın ve bilimin rehberliğinde toplumsal ilerlemeyi hedeflemiş insanlık tarihinin en büyük devrimlerinden biridir. Cumhuriyetin temeli yalnızca siyasi bağımsızlık değil; üreten, sorgulayan, özgür yurttaşların yaratılmasıdır. Bugün mücadelesini verdiğimiz laik ve bilimsel eğitim, bu devrimin hem teminatı hem de geleceğidir.
Ancak bugün, Cumhuriyetimizin kazanımları ve temel değerleri açıkça hedef alınmaktadır. Anayasanın değiştirilemez hükümlerini tartışmaya açanlar; tarikat ve cemaat yapılanmalarını eğitim sisteminin merkezine koyanlar; laik ve bilimsel eğitimi tasfiye etmeye çalışanlar; Atatürk’e ve Cumhuriyetimizin kurucu kadrolarına saldırma cesareti bulmaktadır.
Cumhuriyet, karanlığa karşı verilen aydınlık mücadelesidir. Tam da bu nedenle, tarih boyunca Cumhuriyetin temel ilkeleri ve aydınlarımız gerici odakların hedefinde olmuştur. 29 Ekim 1933’te Ankara’da gerçekleşen ‘10. Yıl Kutlamaları’nda açılan bir pankart, bugün hala yolumuzu aydınlatmaktadır:
“Her şeyi kendimizden bekleriz.”
Cumhuriyet, kurtuluşu da kuruluşu da başkalarından beklemeyenlerin eseridir. Biz eğitim emekçileri olarak biliyoruz ki; halkın ve emeğin örgütlü gücüyle kurulan Cumhuriyetimiz, yine halkın ve emeğin örgütlü gücüyle yükselecektir.
Eğitim-İş olarak, bugün yürüttüğümüz laik, bilimsel, çağdaş, kamusal, parasız ve karma eğitim mücadelemizle; Büyük Önderimiz Atatürk’ün bizlere verdiği “Cumhuriyetimizin aydınlık yarınlarını yetiştirme” görevimizi yerine getiriyoruz.
Bizler, 29 Ekim’i yalnızca bir anma günü değil; bağımsızlık, emek ve aydınlanma mücadelemizin ışığı olarak görüyoruz. Cumhuriyetin bize bıraktığı aydınlanma meşalesini kararlılıkla taşımaya devam ederek, Cumhuriyet karşıtı odaklara geçit vermeyeceğiz.
Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve hayatını aydınlanma mücadelesine adayan tüm devrimcileri saygıyla anıyor, Cumhuriyetimizin 102. yılını coşkuyla kutluyoruz.
29 Ekim Kadınları Derneği Edirne Şube Başkanı Kezban Buyruk, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda kadınların Cumhuriyet kazanımlarına sahip çıkmaya devam edeceklerini bildirdi.
29 Ekim Kadınları Derneği Şube Başkanı Buyruk, mesajından şunlara yer verdi:
“Cumhuriyetin ilanının 102. yıl dönümündeyiz. Ülkemizin bağımsızlık ve özgürlüğü ve onun armağanı olan Cumhuriyetin ilanını getiren bu güzel tarih, aynı zamanda derneğimizin de yıldönümüdür. Bu amaçla, 4 Eylül 1919 da millet’in seçilmiş temsilcilerinin, ülke yönetimine el koymak için toplandığı, Sivas’ta Cumhuriyetin doğumunu müjdeleyen Kongre’nin yapıldığı Sivas ‘ta şubelerimizle bir araya geldik. Hem bir bayramı kutlamak, hem de sorunlarımızı saptayarak çözümler için bir yol haritası çizmek istedik. Sivas, aynı zamanda Anadolu Kadınları Müdafaa i Vatan Cemiyeti’nin Kurucusu Melek Reşit Hanım’ın cesur geçmişinin izleriyle doluydu. Onun anıları, bağımsızlık mücadelesinde katkısı olan binlerce kadının da anılarıydı.
Geçmişten güç aldık. Ancak, bir kadın derneği olarak, özellikle kadınlar için bugüne ve daha iyi ve ileri olan için Cumhuriyetin devrimci özüne uygun olarak yapılması gerekenlere de bakmamız gerekiyordu. Şunu gördük ki önümüzde ciddi bir sorun yığını duruyor. Cumhuriyetin ilanı ile kazanılmış ve yine kadınların mücadelesi ile yeni ve ileri yasal güvencelere kavuşturulmuş olan haklarımız, ciddi bir tehditle karşı karşıya. Bu nedenle, tam da Cumhuriyet Bayramının yıl dönümünde, İktidar, her yeni girişimi ile kadın haklarını tırpanlıyor. Oysa; “Anayasa’nın 10. Maddesine; “ Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce , felsefi inanç, din , mezhep ve benzeri nedenlerle ayırım gözetilmeksizin yasa önünde eşittir.” cümlesinden sonra gelmek üzere “ Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu Amaçla alınacak önlemler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz “ cümlesinin eklenmesini başarmıştık. (2004), Bu düzenleme, önümüze geniş olanaklar sunacaktı. Anayasa’yı da eşitlik temelinde daha da ileriye taşıyacaktık. Öyle olmadı. Bugün “Anayasa’ya Dokunma “ diyoruz. “Anayasa’ya ve Yasalara dokunma !!! ”…
İktidar, aynı yılların bir kazanımı olan İstanbul Sözleşmesi’nden başlayarak, hızlı bir dönüşe geçti. Bu gün ,11. Yargı mücadelede kararlılık paketi Yargı paketi ile karşı karşıyayız. Adalet Bakanı 11.Yargı Paketinin hemen ardından da 12. paketin de gelmekte olduğu “müjdesini” de veriyor. 2000’ li yılların başlarında her yeni yasal düzenleme, kadın emeğinin ürünü olan kazanımların yaşama geçmesini sağlardı. Kadın kuruluşları olarak, kadının insan haklarını güvence altına alan bu düzenlemelerdeki başarımızla daha ileri olan için yeniden yola çıkma hazırlığında olurduk. Ancak bugün her paket, bir müjde değil, geriye gidişin işaretini veriyor.11. Yargı paketine ilişkin olarak kadınlar, feministler, ve LGBTİ+’ler “ özel yaşamlarımız tehdit ediliyor. Devletçe, makbul olan ve olmayan sınıflandırılmasına tabii tutuluyoruz. Genel ahlak kavramı, iktidarın ideolojisi ile biçimleniyor” diyerek sokaklarda seslerini yükseltiyor. İstemlerini “insan onurunun savunulmasıdır.”
İnsanlık onurunun savunulması, yasal düzenlemelerin, kadının insan hakları anlayışı ile inşa edilebilir. Aksi, eşitliğin yok sayılması ve karanlığın koyulaştırılmasıdır. Ancak kadınlar olarak, seslerimizi yükseltmekten vaz geçmeyeceğiz. Bu amaçla, aşağıdaki saptamalarımızı ve aydınlık bir gelecek için istemlerimizi sunmak istiyoruz: Bugün, kadınlar, temel insan hakları yönünden durmadan yoksunluğa mahkum edilirken, iktidar, kadını, “mukaddes aile- kutsal annelik” gibi kavramların arkasına sığınarak, eve mahkum etmenin yollarını döşüyor. Bugün, Diyanet İşleri Başkanlığı kanalıyla Cuma hutbelerinde kadınları, sosyal yaşamdan koparacak önermelerde bulunuluyor. Özellikle aile içindeki şiddetin mağduru olan ve yaşamlarına kastediliyor. Kadınlar, eğitim ve öğretim olanaklarından yoksun bırakılmaya çalışılıyor. Kendi bedenleri ile doğrudan ilgili olan ve ciddi bir sağlık alanı olan üreme sağlıkları ve hakları gibi “gizli- mahrem” bir perde arkasına atılmak isteniyor. İçinde bulunduğumuz süreçte, her gün, en az dört kadın cinayetinin işlenmekte olduğu gerçeği karşısında en temel hak olan yaşam hakkımızın tehdit ve tehlike altında olduğu açıktır. Bu nedenle yaşam hakkının güvenceye alınması için her türlü önlemin alınması birincil görev olarak görülmelidir.
Koruma isteyen kadınların istemleri ilgili kurumlarca ciddiye alınmalı, bu konuda ihmali görülen kamu görevlilerin de adli ve idari soruşturma açılması konusunda özen gösterilmelidir. Bu konuda alandaki görevlilerin eğitimi de ayrıca ve ciddi bir biçimde programlanmalıdır. Yasal korumanın yanı sıra 100.000 nüfusa en az bir sığınak, 200.000 nüfusa en az bir cinsel şiddet kriz merkezi açılmalıdır. Şiddet mağdurlarının kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için barınma ve istihdam olanaklarının yaratılmalıdır. Kadın ya da LGBTİ’ lere yönelik cinayet vakalarının, soruşturma ve kovuşturmaları ile ilgili görevlerde bulunanların özel eğitimlerine önem verilmeli ve ciddi bir yaşama hakkı ihlaline dönüşmüş olan bu olayların yargılanma süreçlerinin, adil bir biçimde yürütülmesi ve sonuçlandırılmasına özen gösterilmelidir. Kadın cinayetlerini engellemek, sadece doğru yargılama yapılmasını sağlamakla mümkün olmayacaktır. Eylemcilere daha ağır cezalar vermek ya da hukukun temel kurallarından olan indirimlerden yararlandırmamak sorunu çözmeye yetmez. Kadının insan olduğu bilincini yaratacak politikaların yaşama geçirilmesi ile çözülebileceği kabulü ile eylem planları hazırlanmalıdır. Kadın cinayetlerinin göz göre göre geldiği, istismar yapanların tutuksuz yargılandığı ve şiddet mağduru kadınların, kolluktan geri döndürüldüğü ülkemizde, cezaların artırılması gibi bir talep yerine toplumsal cinsiyet eşitliği bilincinin yaratılması için top yekün mücadeleyi temel alan politikalar geliştirilmelidir.
Kadınların eşit yurttaş olarak kabulü, bir demokrasi sorunudur. Ancak, eşitliğin, yasalarda yer almasına karşın, yaşamın içinde yok olması, demokratik bir hukuk devleti olamayışımızın sonucudur. Demokrasi ve hukuk, yurttaşlar arasında, ırk, din, dil, etnik kökenlerine, cinsiyetlerine, cinsel yönelimlerine, cinsiyet kimliklerine göre de ayırım yapmamayı emreder. Siyasi partiler, ayırımlara izin vermeyen bir politika izlemelidir. Şiddet mağdurları, yalnız kadınlar değildir. Çocuklar da fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddetle karşı karşıyadır. Onlara yönelik şiddetin önlenmesi konusunda çocuğun üstün yararı gözetilerek, örselenmeden ve kaybedilmeden korunması için her türlü devlet koruması yaratılmalıdır. Aynı koruma olanakları, suç mağduru çocuklar kadar suça sürüklenen çocuklara için de gereklidir. TCK 103 ‘le ilgili olarak iktidar partisi tarafından hazırlanmakta olan değişikliğe kesinlikle izin verilmemelidir.
Çocuk istismarcılarına af getirmeyi amaçlayan bu düzenleme, istismara göz yummanın yanında, 2005 yılı Ceza Yasası kazanımlarından geriye dönüş olacaktır. Türkiye’de görmezden gelinen, aile içi sır gibi saklanan, çocukların ve kadınların bir insan olarak bedenleri ve onurlarını hiçe sayan, sözde aileyi korumak için üstü örtülen, “Ensest” vakalarının önlenmesinin bir insanlık görevi olduğu bilinciyle yasal düzenlemelerin yapılmasının bir gereksinim olduğu açıktır. Bu konuda atılacak her adım, özünde ailedeki dayanışma ve güveni artıracaktır.. Cinsel yönelimlerinin farklılığı nedeni ile şiddete maruz kalanların da yasa önünde eşit olma yurttaşlık hakkıdır. Bu farklılığı bir suç ya da ahlaksızlık olarak niteleyerek nefret suçu işlenmesinin önüne geçilmelidir. Onlara çifte standart uygulanmasına izin verilmemelidir Toplumsal cinsiyet eşitliği bilincinin yerleştirecek olan eğitim müfredatları, ancak insan haklarına ve bilime dayalı, ayırımcılıktan uzak bakış acısına sahip eğitim kadrolarının ürünü olabilir. Bu nedenle, eğitim müfredatları, bu kadrolarca yeniden düzenlenmelidir.
Son 20 yıldır iktidara hakim olan gerici anlayış, kadınların tüm kazanımlarını yok etme çabasındadır. TBMM önüne taşınan, kadınların mücadelesi ile kazanılmış olan yasal düzenlemelerin, esnek çalışma, evde yaşlı bakımı gibi sözde kadınlar yararına bir görüntü ile sunulmaları karşısında sosyal devletin görevlerini kadına yükleyen ve onu iş yaşamından koparan ve çalışma hakkını elinden alarak, eve hapseden zihniyetin yasa önerilerine direnmelidir. Aynı amaçla yasalar üzerinde yapılması planlanan değişikliklerle aile arabuluculuğu getirilmesine izin verilmemelidir. İmamlara verilen nikah yetkisini besleyecek olan arabuluculuk, şer’i hukukun yeniden yasalarımıza girmesi ve çok hukuklu bir sistemin iç hukukumuza yerleştirilmesi tehlikesini taşımaktadır .Cumhuriyet hukukuna ve Medeni Yasa’ya sahip çıkmak, kadın kuruluşları kadar, muhalefetin de sorumluluğu içindedir. Yoksulluğun giderek tırmandığı ülkemiz koşullarında yoksulluk nafakasına göz diken, boşanmış kadının evlenmesi ya da başka bir nedenle mali durumunda olumlu bir değişiklik olması halinde anılan nafakanın, mahkemeye başvurularak kaldırılabilecek olduğu yasa hükmü iken bir düzenleme yokmuş gibi propaganda yapan, çocuklara verilen iştirak nafakasını kadına verilen bir nafaka gibi göstermeye çalışan, kendi çocuğuna bakım katkısında bulunmak istemeyen erkeğin arkasında duran anlayışlar teşhir edilmelidir.. Yoksulluğun kadınlaştığı ülkemizde bugün, her iki kadından biri kayıt dışı çalıştırılmaktadır. Kadınların, sosyal güvenceli, eşit işe eşit ücret almasını sağlayacak istihdam politikaları geliştirilmelidir.
Kadına yönelik hak ihlallerini çözebilmek için, sorunu bütüncül bir bakışla ele alan, kadını, “aile” kavramı içine sıkıştırmayan, Anayasa’nın 10. Maddesi ve uluslararası sözleşmeler ışığında, toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde politika üretmekle görevli olan gerçek bir kadın bakanlığının kurulmasına gereksinim vardır. Kadın politikaları özünde tüm bakanlıkların alanını da ilgilendirmektedir. Bu nedenle, tüm ilgili bakanlıkların ve yerel yönetimlerin bütçe düzenlemelerinde kadına duyarlı bütçelerin hazırlanması için özel çaba gösterilmeleri gerekir. Kadınların karar alma mekanizmalarında eşit temsilinin kotalarla değil, %50-%50 eşit temsille çözümü esastır. Bu konu, hem kadın bakanlığının hem de muhalefet partilerinin programlarında yer almalı ve bu amaçla yasal düzenlemelerin yapılması sağlanmalıdır. . Kadının insan hakları, tüm insan hakları gibi, bireyin yalnızca insan olması nedeni ile sahip olduğu haklardır. Bu haklar, insanın değerini ve onurunu tüm yönleri ile (fiziksel, kişisel, kültürel, biyolojik vb.) korumayı ve geliştirmeyi emreder. Hak temelli politikalar, kadın haklarının çözümünü kolaylaştıracaktır. Tüm siyasi partilerin eylem ve işlemlerinin bu temel üzerine inşa edilmesi esas olmalıdır. Bugün ülkemizde kadın haklarının gaspı yönündeki girişimlerin ortaya çıkardığı gerçek şudur; İktidarın, özellikle kültürel alana müdahalesi, otoriter rejimin giderek keskinleştiğinin işaretidir. Bilindiği gibi, insanların nasıl yaşaması, nasıl davranması, ne giyeceği ya da giymeyeceği, cinsiyetler arası ilişkilerin nasıl olması gerektiği gibi konularda topluma dayatmalarda bulunulan ülkelerde demokrasiden söz edilemez. Bugün özellikle laiklikten geri gidişin de örnekleri olan yasal düzenlemeler ya da fiili uygulamaların hedefinde kadınlar bulunmaktadır. Demokrasi, özgürlük ve laiklik birbirini besleyen kavramlardır. Laiklikten geri gidiş, özellikle biz kadınlar için özgürlüklerimizin elimizden alınacağının açık işaretidir. Demokrasi ve özgürlükten yana olan, Cumhuriyetin kazanımlarının, insanlık onurunun bir gereği olduğuna inanan tüm yurttaşların kadınların demokratik hak ve taleplerinin korunması mücadelesine destek olmaları gerekmektedir. Bu gereklilik, kadınların özgür olmadığı toplumların özgür olamayacağı gerçeğinden de kaynaklanmaktadır. Bu nedenle derneğimiz, sizleri, Cumhuriyet kazanımlarına, demokratik, laik, insan haklarına dayalı, sosyal hukuk devletinin inşası için dayanışmaya davet etmektedir.”