Kickboks’da “Güzel” haber

Edirne Kickboks & Mücadele Spor Kulübü sporcusu Önder Ozan Güzel, Antalya düzenlenen Kickboks Dünya Kupası’nda Büyük Erkek – 71kg şampiyonu oldu.

Edirne Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (ASKF) Yönetim Kurulu, Önder Ozan Güzel’in bu başarısını sosyal medya hesabından, “Antalya düzenlenen 13-17 Mayıs  2026 tarihinde Kickboks Dünya Kupası düzenlenmiştir. -43 Ülke  -2353 Sporcu katılım sağlamış olup; Edirne Kickboks & Mücadele Spor Kulübü sporcusu Önder Ozan Güzel  Büyük Erkek – 71kg Şampiyonu olmuştur. Sporcumuzu ve antrenörü Süleyman Kaçan’ı tebrik eder. Başarılarının devamını dileriz.” diyerek paylaştı.

Pontus Soykırımı yalanına tepki

Türk Ocakları Edirne Şube Başkanı Yakup Öz, Yunanistan’da her yıl 19 Mayıs tarihinde gündeme taşınan sözde “Pontus soykırımı” iftirasına sert tepki gösterdi.

Türk Ocakları Şube Başkanı Yakup Öz, “Yunanistan’ın 19 Mayıs’ı ‘Pontus Soykırımı’ Olarak Nitelemesi” başlığı altında gerçekleştirdiği yazılı açıklamasında şunlara yer verdi:

“Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemâl Atatürk’ün Samsun’a çıkarak, Yunanistan’ın da dahil olduğu emperyalist işgalci güçlere karşı milli mücadelemizi başlattığı tarih olan 19 Mayıs 1919, büyük Türk milleti tarafından ‘Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayram’ olarak coşkuyla kutlanmaktadır. Tripoliçe’de, Mora’da, Rumeli’nde ve dahi Anadolu’da Türklere karşı soykırıma girişen Yunanistan’ın, 1994 yılında ‘Pontus’ iddiasına ilişkin kabul etmiş olduğu mevzuat; Yunanistan’da okul kitaplarına girerek, Yunanistan çapında ilk ve ortaöğretim okullarında çocuklara ders olarak okutulmaktadır.

Yıllar önce Osmanlı’nın zayıf hâlinden nemalanarak Rumeli’nde ve Anadolu’da Türk milletinin varlığına kastetme aracı olarak kullandıkları ‘Megali İdea’ hayalinin vermiş olduğu özgüvenle yaşamış olduğu hezimeti ve işlemiş olduğu vahşet suçlarının üzerini örtmeye çalışan Yunanistan’ın iddialarını ve iftiralarını kat’i olarak reddediyor ve devletimizin diplomatik yollarla Yunanistan’a gerekli ihtarı yapmasını temenni ediyoruz.

Yunan makamları siyasi kaygılar ve ideolojik heveslerle tarihi gerçekleri istismar etmeyi ve çarpıtmayı bırakarak, 1821 yılında gerçekleştirilen Tripoliçe katliamından başlayarak 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgaline ve Batı Anadolu’da, Müttefik Devletler Komisyonu raporları ve Lozan Barış Antlaşması’nın 59. maddesince kayıt altına alınan, işgalci Yunan ordusunun yaptığı mezalim ve işlemiş oldukları insanlık suçları ile yüzleşmeli; tarih ile kavga etmeyi bırakmalıdır. Filhakika tarih, kimin soykırımcı olduğunu açık ve net bir biçimde anlatmakta ve göstermektedir.

Sözlerimi sonlandırırken, Cumhuriyetimizin kurucusu ve halaskargazimiz Mustafa Kemâl Atatürk’ü, bu topraklar uğruna can verip can alan tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.”

Yazgan’dan 100. soru önergesi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, TBMM’de 100. soru önergesini çocuklar için verdi. Okul çağında olup okula gitmeyen çocukları Meclis gündemine taşıyan Yazgan, “İlkokul çağındaki çocukların dahi okuldan kopması veya hiç başlamaması, bir neslin geleceğinin kararması anlamına gelmektedir” dedi.

Toplumun her kesiminin sorunlarını TBMM’de dile getiren CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, 100. soru önergesini çocuklar için verdi. Okul çağında okula devam etmeyen çocukları Meclis gündemine taşıyan Yazgan, Anayasayı ve yasaları anımsattı. “Anayasamızın 42. maddesi, kimsenin eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamayacağını ve ilköğretimin kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunlu olduğunu hüküm altına almıştır” diyen Yazgan, şöyle devam etti:

“Ancak son yıllarda yayımlanan eğitim izleme raporları ve saha verileri, zorunlu eğitim çağında olmasına rağmen çok sayıda çocuğun örgün eğitim sisteminin dışında kaldığını göstermektedir. Özellikle 6-14 yaş aralığındaki ilkokul çağındaki çocukların dahi okuldan kopması veya hiç başlamaması, bir neslin geleceğinin kararması anlamına gelmektedir. Derinleşen ekonomik kriz, çocuk işçiliği ve sosyal dışlanma gibi faktörler, eğitimde fırsat eşitliğini ortadan kaldırırken, devletin ‘sosyal devlet’ olma yükümlülüğünü de tartışmaya açmaktadır. 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 52. maddesi, çocukların okula devamlılığını konusunda aileleri, mülki idare amirlerini ve ilköğretim müfettişlerini sorumlu kılmaktadır” ifadelerini kullandı.

‘Erken tespit projeleri var mı?’

Yazgan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı soru önergesinde şu soruları yöneltti:

“2025-2026 eğitim-öğretim yılı itibarıyla Türkiye genelinde zorunlu eğitim çağında olup örgün eğitime kayıtlı olmayan toplam çocuk sayısı kaçtır? Zorunlu eğitim çağında olup okula gitmeyen çocuk sayısı kaçtır? Bu çocukların cinsiyetlerine ve illere göre dağılımı nedir?Bakanlığınızın tespitlerine göre, çocukların okul dışı kalmasındaki temel gerekçeler nelerdir? Maddi imkansızlıklar, çocuk işçiliği ve mevsimlik tarım işçiliği nedeniyle okuldan kopan çocuklara dair elinizde bir veri seti mevcut mudur?MERNİS kayıtları ile okul kayıtları karşılaştırıldığında, yaş grubuna göre okulda olması gerekirken sisteme hiç girmemiş çocukların tespiti için İçişleri Bakanlığı ile ortak bir çalışma yürütülmekte midir?Son 3 yılda, çocuğunu okula göndermediği tespit edilen kaç veliye idari yaptırım uygulanmıştır? Bu süreçte sosyal yardım mekanizmaları ile eğitim sistemi arasında bir entegrasyon sağlanmış mıdır?Okuldan kopma riski taşıyan çocukların erken tespiti ve sisteme geri kazandırılması için Bakanlığınız tarafından yürütülen güncel proje ve uygulamalar nelerdir?”

CHP il başkanlarından ortak yanıt

CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yayımladığı videonun ardından 81 il başkanı tarafından yapılan ortak açıklamada “Sandığın iradesine de partimizin hukukuna da Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e de sonuna kadar sahip çıkacağız” denildi.

CHP Edirne İl Başkanlığı tarafından paylaşılan ortak açıklamada şunlara yer verildi:

“Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş 81 il başkanı olarak, partimizin kurumsal kimliğine, seçilmiş organlarına, hukukuna ve Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde sürdürülen adalet ve demokrasi mücadelesine, sonuna kadar en güçlü biçimde sahip çıktığımızı bir kez daha ilan ediyoruz.

Kökleri Kuvayı Milliye mücadelesine dayanan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Partimiz, meşruiyetini millet iradesinden, gücünü 81 il örgütünden alır.

Partimizde Genel Başkanımızın ve yönetim organlarının nasıl seçileceği bellidir. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, kurultayımızın iradesiyle 4 kez Genel Başkanımız olarak seçilmiştir. Sayın Ekrem İmamoğlu da üyelerimizin ve toplamda 15,5 milyon vatandaşımızın oyuyla Cumhurbaşkanı Adayımız olmuştur. Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanı Adayımız, ülkemizde kurumları ve kuralları çürüten, toplumsal meşruiyetini kaybeden ve baskıyla ayakta kalmaya çalışan despot bir iktidarın karşısında tarihi bir direnişle, Partimizi halkımızın umudu haline getirmiştir.

Bu mücadele, Partimizi 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi yapmıştır. Bugün tüm kamuoyu araştırmalarında Partimiz Türkiye’nin birinci partisidir. Ve iktidar değişimi artık bir takvim meselesidir. Vakti gelmiş bir değişimin önünde kimse duramaz.

Tam bu aşamada görüyoruz ki; 19 Mart Darbesi ile Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarımıza yönelen hukuksuz saldırılar, bugün de Partimizin kurumsal kimliğini ve Genel Başkanımızı hedef almaktadır. Partimiz, 19 Mart Darbecileri ile kurultayımızın hür iradesine aykırı olarak ‘butlan’ arzusu taşıyanların oluşturduğu yeni ittifakın saldırıları altındadır.

Herkes bilmelidir ki; Partimizin iktidar yürüyüşü hiçbir siyasi mühendislik girişimiyle ve hiçbir dış müdahaleyle yolundan döndürülemez. Örgütümüzün, delegelerimizin ve milletimizin vermediği hiçbir yetki, iktidar güdümündeki mahkemelerden ve bizatihi Adalet ve Kalkınma Partisi’nden umulamaz ve kullanılamaz.

Cumhuriyet Halk Partisi örgütleri oynanan tüm oyunları görmektedir ve buna asla teslim olmayacaktır. Sandığın iradesine de partimizin hukukuna da Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e de sonuna kadar sahip çıkacağız.

Bugün daha güçlüyüz ve bu saldırılardan daha da güçlenerek çıkacağız.”

Nakit Yönetiminde Profesyonel Adres Para Sistem Para Sayma Makineleri

Finansal operasyonların belkemiğini oluşturan fiziksel tasnif süreçleri, doğru teknolojik altyapıyla desteklenmediğinde işletmeler için görünmez bir maliyet merkezine dönüşür. Veznelerden muhasebe departmanlarına kadar uzanan bu zincirde, manuel hesaplamaların yarattığı iş gücü israfı ve güvenlik açıkları, kurumların büyüme hedeflerini doğrudan yavaşlatır. Süreci bütünüyle otomatize eden profesyonel bir kağıt para sayma makinesi, fiziki varlıkların dijital verilere hatasız bir şekilde dönüşmesini sağlayarak ticari yapıların operasyonel reflekslerini güçlendirir.

Kurumsal Nakit Akışında Uçtan Uca Donanım Çözümleri

İşletme hacmi büyüdükçe, standart ofis ekipmanları yerini daha karmaşık ve ağır mesailere dayanabilen endüstriyel sistemlere bırakmak zorundadır. Operasyonel darboğazları aşmak, ancak fiziksel mekanın ve günlük işlem kapasitesinin doğru analiz edilerek en uygun teknolojik altyapının kurulmasıyla mümkündür.

Perakende ve Finans Sektörüne Özel Endüstriyel Kapasite Analizi

Farklı sektörlerin günlük fiziksel varlık döngüsü birbirine benzemez. Büyük bir zincir marketin gün sonu kapanış dinamikleriyle, bölgesel bir döviz bürosunun anlık işlem hacmi tamamen farklı donanımsal ihtiyaçlar doğurur. Bu noktada, kurumsal yapıların günlük ciro ortalamaları ve vezne sayıları incelenerek, motor gücü ve hazne kapasitesi bu yüke uygun cihazlar projelendirilmelidir. Kapasitenin altında kalan bir cihaz sürekli arıza verirken, gereğinden büyük bir donanım ise atıl yatırım anlamına geleceğinden, profesyonel analiz şarttır.

Yoğun Vezne Operasyonlarında Kesintisiz Performans Kriterleri

Müşteri sirkülasyonunun hiç durmadığı noktalarda cihazın duraksaması, tüm hizmet akışını felç edebilir. Bu tür kritik lokasyonlarda kullanılacak cihazların mekanik aksamları, aşınmaya karşı ekstra dirençli materyallerden üretilir. Aynı zamanda, madeni sirkülasyonu desteklemek adına entegre edilecek bir bozuk para sayma makinesi ile birlikte, tüm fiziki süreçler insan müdahalesine gerek kalmadan, tam bir entegrasyon ve kesintisiz performansla yönetilebilir.

Yüksek Hızlı ve Karışık Banknot Sayım Teknolojileri

Küresel ticaretin getirdiği çeşitlilik, kasalara giren banknotların türünü ve değerini sürekli olarak değiştirir. Geleneksel yöntemlerdeki gibi paraları değerine göre önceden gruplamak, mesai saatlerinin büyük bir bölümünü israf eden verimsiz bir yaklaşımdır.

TL Döviz ve Karma Para Birimlerini Eşzamanlı Tanıma Sistemleri

Turizm, ihracat ve lojistik gibi dışa açık sektörlerde, aynı cüzdandan veya kasadan çıkan farklı ülkelerin para birimleri büyük bir zaman kaybı yaratır. Çoklu para birimi (multi-currency) destekli donanımlar, hazneye karışık olarak yerleştirilen Türk Lirası, Dolar, Euro veya Sterlin gibi banknotları optik sensörleriyle milisaniyeler içinde birbirinden ayırt eder. Desteyi durdurmaya veya ön tasnif yapmaya gerek kalmadan, her bir kupürü kendi algoritmasıyla tanıyarak uluslararası işlemlere inanılmaz bir esneklik kazandırır.

Otomatik Değer Hesaplama ile Operasyonel Süreçlerde Tasarruf

Karışık bir destenin sadece adet olarak değil, kümlatif değer olarak da anında hesaplanması, personel üzerindeki matematiksel yükü tamamen kaldırır. Ekranda beliren detaylı dökümler, hangi kupürden ve hangi para biriminden toplam ne kadar olduğunu kuruşu kuruşuna gösterir. Bu teknolojik yetenek, manuel desteleme ve hesaplama için harcanacak saatleri saniyelere indirgeyerek, kurumsal zaman yönetiminde devrim yaratır. Üst düzey yeteneklerle donatılmış gelişmiş para sayma makineleri, işletmelerin tespit edilemeyen gizli maliyetlerini ortadan kaldırır.

Çok Katmanlı Güvenlik Sensörleriyle Maksimum Koruma

Kalpazanlık yöntemlerinin devlet basımevi standartlarına yaklaşması, işletmelerin güvenlik protokollerini donanımsal düzeyde maksimum seviyeye çekmesini mecburi kılmıştır. Sadece miktarın değil, kalitenin ve orijinalliğin de doğrulanması finansal sağlığın bir numaralı kuralıdır.

Ultraviyole ve Manyetik Taramalarla Mürekkep Orijinallik Testi

Taklit banknot üretiminde kullanılan kağıt hamuru ve mürekkepler, merkez bankalarının kullandığı gizli bileşenleri kolaylıkla kopyalayamaz. Sistemin içinden geçen her bir kağıt parçası, ilk aşamada ultraviyole (UV) yansımalara maruz kalarak parlama testinden geçirilir. Eşzamanlı olarak manyetik (MG) sensörler devreye girerek, rakam ve portrelerin üzerindeki manyetik toz yoğunluğunu ölçer. Bu iki temel güvenlik duvarı, piyasadaki standart taklitlerin işletme bilançosuna sızmasını engeller.

Çift CIS ve Kızılötesi Kontrolleriyle Kusursuz Banknot Doğrulama

Mükemmeliyetçi kopyalar için çok daha derinlemesine bir analiz, çift yönlü CIS (Contact Image Sensor) ve kızılötesi (IR) teknolojileriyle sağlanır. Cihaz, paranın ön ve arka yüzeyinin mikroskobik haritasını çıkararak filigranları ve mikro yazıları şablonlarla eşleştirir. Şüpheli bir durum tespit edildiğinde, çift katlı yapıya sahip sistemler ana motoru durdurmadan hatalı parayı üst cebe yönlendirerek sahte parayı ayırma işlemini kusursuzlaştırır. Bu entegre teknoloji, sahte parayı tespit etme konusunda sıfır hata toleransıyla çalışır.

Dijital Finansal Entegrasyon ve Akıllı Raporlama Standartları

Fiziksel değerlerin doğrulanması, modern muhasebe döngüsünün yalnızca yarısını temsil eder. Elde edilen bu kritik verilerin şeffaf bir şekilde dijital kurumsal ağa dahil edilmesi, geriye dönük denetlenebilirlik açısından kritik bir öneme sahiptir.

Sayım Dökümlerinin Muhasebe Yazılımlarına Anlık Veri Transferi

Ekranda beliren sonuçların elle bilgisayara aktarılması, yazım hatalarına (typo) son derece açık bir risk faktörüdür. Yeni nesil donanımlar, üzerlerinde barındırdıkları RS232, USB veya LAN portları sayesinde, sayım bitiminde elde ettikleri tüm dökümü şirketin ERP veya ana muhasebe yazılımına anlık olarak gönderir. Böylece, merkez ofisteki bir yönetici, şubelerdeki fiziksel kasa durumunu saniyesi saniyesine dijital ekranından takip edebilir.

Seri Numarası İzlenebilirliği ile Güvenli Kasa Devir İşlemleri

Fiziki transferlerde ve zırhlı araç teslimatlarında güvenliği sağlamak, paraların kimliklerinin kayıt altına alınmasına bağlıdır. Gelişmiş optik okuyucular, tasnif esnasında her banknotun seri numarasını metne dönüştürerek hafızasına kaydeder. Harici bir termal yazıcıya bağlandığında anında döküm veren bu özellik, geriye dönük ihtilafları engeller ve yasadışı geçmişi olan paraların kara liste taramasından geçirilerek sisteme girmesini kesin olarak önler.

Satış Sonrası Hizmetlerde Kurumsal Tedarik Ayrıcalığı

Teknolojik altyapılara yapılan yatırımlar, ancak arkalarındaki teknik destek ekibinin sürekliliği ve hızı kadar uzun ömürlü olabilir. Cihazın satın alındığı günkü performansını yıllar sonra da koruması, yetkin bir satış sonrası stratejisi gerektirir.

Türkiye Genelinde Hızlı Kurulum ve Düzenli Kalibrasyon Destekleri

Sürtünmeden kaynaklı kağıt tozu ve mekanik yorgunluk, zaman içinde en hassas sensörlerin bile körleşmesine neden olabilir. Bu donanımların düzenli aralıklarla iç temizliğinin yapılması ve optik kalibrasyonlarının sağlanması hayati önem taşır. Ülke geneline yayılan geniş servis ağlarıyla sunulan profesyonel müdahaleler, arıza bekleme sürelerini sıfıra indirerek donanımın tam randımanlı çalışmasını garanti eder. İhtiyacınıza uygun güçlü bir para sayma makinesi tedariki, bu kesintisiz servis anlayışıyla birleştiğinde işletmenin gerçek bir demirbaşına dönüşür.

Değişen Merkez Bankası Mevzuatlarına Anında Yazılım Güncellemesi

Finansal güvenlik dinamiktir; kalpazanların yeni yöntemler geliştirmesi veya merkez bankalarının yeni emisyonlar basması kaçınılmazdır. Sistemlerin bu yeniliklere adapte olabilmesi, anakartlara yüklenecek anlık yazılım güncellemelerine bağlıdır. Güvenilir tedarik süreçleri, bu dijital yamaların USB veya ağ bağlantılarıyla cihazlara hızlıca entegre edilmesini sağlayarak, işletmenizin güvenlik kalkanını piyasadaki en son tehditlere karşı daima uyanık tutar.

Sıla’dan rekorlara kulaç!

Olgay GÜLER

Edirneli eski milli yüzücü Sıla Pazar (22), İzmir’de 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlenen şampiyonada 4 farklı kategoride rekor kırarak, Türkiye şampiyonu oldu.

Türkiye Yüzme Federasyonu tarafından 14-16 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası Masterlar Yaz Uzun Kulvar Yüzme Şampiyonası, çok sayıda sporcunun katılımıyla gerçekleştirildi. Şampiyonada farklı kategorilerde mücadele eden Ege Atletik Spor Kulübü’nün Edirneli sporcusu, eski milli yüzücü Sıla Pazar, üstün performansla adından söz ettirdi.

Pazar; 400 metre serbest, 400 metre karışık, 200 metre karışık ve 100 metre kelebek kategorilerinde birincilik kürsüsüne çıkarak, aynı zamanda bu kategorilerde Pre-Master Türkiye rekorlarını da kırdı.

Pazar, 200 metre sırt kategorisinde de Türkiye ikincisi olurken, başarısı Edirne’de sevinçle karşılandı.

Cephanelik gibi TIR!

Edirne’nin Hamzabeyli Sınır Kapısı’nın karşısında yer alan Bulgaristan’ın Lesovo Sınır Kapısı’nda bir Türk vatandaşının yönetimindeki TIR aracında 198 adet tabanca, Kapıkule’nin karşısındaki Kapitan Andreevo Sınır Kapısı’nda Türk plakalı TIR’da da 4 bin 636 tarihi eser ele geçirildi.

TIR’DA 198 ADET TABANCA

Türkiye’den Bulgaristan’a giriş yapmak isteyen yabancı plakalı bir TIR’da Lesovo Sınır Kapısı’nda yapılan aramada, boya ve otomotiv parçaları arasına gizlenmiş 7 koli tespit edildi. Türk vatandaşı olduğu belirtilen sürücünün Türkiye’den Norveç’e yük taşıdığı öğrenildi.

Kolilerde yapılan kontrolde, 198 adet ateşli silah tabancası ile bunlara ait boş şarjörler ve ayrıca 120 adet ek şarjör bulunduğu açıklandı.

Kaçak silah ve şarjörlere el konulurken, olayla ilgili Burgaz Gümrük Bölge Müdürlüğü tarafından soruşturma başlatıldı. Yambol Bölge Savcılığı gözetiminde yürütülen soruşturma kapsamında Türk vatandaşı sürücünün 72 saat süreyle gözaltına alındığı bildirildi. Savcılığın zanlı hakkında tutuklama talebinde bulunacağı kaydedildi.

TIR’DA 4 BİN 636 TARİHİ ESER

Kapıkule Sınır Kapısı’nın karşısında bulunan Kapitan Andreevo Gümrük Kapısı’nda, Türk plakalı bir TIR’da yapılan detaylı aramada 4 bin 636 adet tarihi eser ele geçirildi.

Türk vatandaşı sürücü komşu ülkenin gümrüğünde Almanya’ya metal kalıp taşıdığını beyan etti. Risk analizi sonrası detaylı incelemeye alınan araçta, yarı römorkun yan bölümünde halat ve zincirlerin altına gizlenmiş siyah folyoya sarılı 31 paket bulundu.

Paketlerin açılmasıyla birlikte 3 bin 216 antik sikke, bin 128 yüzük ve ok ucu, mühür ile çeşitli süs eşyalarına benzeyen 292 tarihi obje ortaya çıkarıldı. Toplam ağırlığının yaklaşık 17 kilogram olduğu belirtilen eserlerin, ilk uzman incelemesine göre Antik Çağ ve Orta Çağ dönemlerine ait kültürel miras niteliği taşıdığı bildirildi.

Ele geçirilen tarihi eserlerin detaylı inceleme ve tarihlendirme işlemleri için uzmanlara teslim edileceği belirtilirken, TIR sürücüsü hakkında Bulgaristan Gümrük Kanunu kapsamında işlem başlatıldığı açıklandı.

Bu konser kaçırılmaz

Edirne Devlet Türk Müziği ve Rumeli Müzikleri Topluluğu bu akşam başarılı iki sanatçının konserine ev sahipliği yapacak. Konserin ilk bölümünde Edirne ve Rumeli Müzikleri Topluluğunun Muhayyer Makamında fasıl icrası yer alacak.
Konserin ikinci bölümde ise İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu sanatçısı Güzin Değişmez ile İstanbul Devlet Türk Müziği Araştırma Uygulama Topluluğu sanatçısı ve Müdürü Murat Irkılata birbirinden güzel eserler seslendirecek. Yıldıray Öztürk’ün Sanat Yönetmenliğinde Topluluk Konser Salonunda gerçekleştirilecek olan konser saat 29.99’de başlayacak.
Edirne Devlet Türk Müziği ve Rumeli Müzikleri Topluluğu Müdürü Gökçe Bahar Ercan Türk ve Rumeli Müziği dostlarının bu anlamlı konseri kaçırmamaları tavsiyesinde bulundu.

İLKBAHAR  SEBZELERİMİZE VE MEYVELERİMİZE DAİR (2)

Müşerref GİZERLER

Pazarlarımızı dolaşmaya devam ederken eski manavlarımızı hatırlayıp yenilerinin açılmasını hayal ediyorum.

Müşterisine pırasayı hazırlarken zembiline havuç koymayı ihmal etmeyen Rafet Ergül amcayı,

1970 li yıllarda Yıldırım’da yatak domatesi üreten Safa Lepki’yi örneğin.

Kiraz beni gibi kalan Tahtakalenin manavlarından, baba yadigârını koruyan Mustafa Lepki’nin manavı.

Efsane üzüm bağlarımzın olduğu yene yerleşim yeri Kavgaz mevkiinde Karaağaçlı Bahçıvanların yeri tarladan tezgâha, Pazar usulü seçmece.

 Umutların tükenmediğini gösteriyor.

Karaağaç Timurlaş ovasındaki dolaplı bahçeleri tekrar canlandırabilecekmiyiz!

Yemyeşil pazar tezgâhlarını görünce galiba evet.

Sebze meyve deyince hep etli, gösterişli kısımları gelir aklımıza yemekte bu kısımlar önceliklidir. Peki yapraklar? O meyvesine lezzet veren sarıp sarmalayan yapraklar sadece yaprağından yapılanlar, salatalıkların ana maddesi olan yapraklar bütün incelikleri ve zarafetiyle albeni derler.

Tabiat yaprakları fazla detaya kaçmadan ayrı ve daha ince titiz bir sanat zevkiyle işlemiş aslında. Ustaca çalışmış. Bazılarının kokuları da onlara ayrı bir misyon görev yüklemiş.

Etli erik yemeği

Mesela salata deyince önce yaprağı düşünmek gerekmez mi. Başta yeşil salata yaprakla alakalıdır. Lahana, semizotu marul hindiba ayrıca bunlara karıştırılan nane maydanoz dereotunu unutmamalı. Kerevizi, kuzukulağını radikayı saymak lazım. Ebegümeci, labada otları da köklerinden itibaren yapraktır. Onlarda tezgâhlarda tercih edilir oldu. Sarmaları ayrı bir toprak, kır doğa kokusu ile kaplıdır.

Hele Maydanoz yaprağındaki incelik, rüzgârda dalgalanan taze maydanoz yapraklarının etrafa saldığı o koku, otsu, ferah ve canlandırıcı bir aromadır. Maydanozlu ekşili Rumeli usulü köftelerimizde bu aromayı hissetmeyenimiz yoktur. Limon ve yumurta ile terbiyelenen suyunda ayrıca nazlı nazlı salınmaya devam ederler.

Maydanozla beraber doğadaki tazeliğin sembolü olan nanenin ferahlatıcı kokusuna ne demeli midevi limonlu çayını ıhlamurları beklemeden keyifle yudumlamak gerek.

Baharda itibar yemeğimiz olan taze soğanlı ciğer sarmamızın vazgeçilmezidir nane.

Kuzu etli yaprak filiz kebabı

Ayrıca yine baharın bulgurlu kol böreğinde ne zaman yer alacağım der gibi demet demet tezgâhlarda bekliyorlar. Yapıp yerken üzerinde bir dal nane ekleyeceğimiz limonatanın ferahlığını düşleyelim.

Son yıllarda taze asma yaprakları da filizleri ile süsler oldular Pazar sepetlerini.

Güneşe uzanan asma filizleri ve yaprakları geometrik ve kıvrımlı yapılarıyla ayrı bir estetik güzellikteler. İnce damarları ve narin kokuları ile tarih boyunca uzun ömrü, koruyuculuğu gibi pek çok simgesel tanımlarla da anlatılmış.

Kaşkarikas

Vişne zamanı yakın zeytinyağlı sarmasına pek yakışır. Vişneli ekmeğimizi de unutmayalım.

İnce uç dut yaprağı sarmasına da karadut tanelerini eklemeyi de denemek gerekir. Lezzetini yaprağı ile hissetmek hoş ve anlamlı olur gibi.

Benim taze asma yaprağı ile çok kez yaptığım bahar yemeklerinden kuzu etli filiz/yaprak kebabı gözdemdir. Konuk ağırlamalarında lokum gibi pişmiş bu kuzu lezzetini taze yaprakla süsleyip servis etmeyi yeşiline. filizine saygı olarak görürüm.

Bu lezzeti, görünümü elde etme titizlik bir uğraş olsa da çok zahmetli değil.

Altı düz bir yemek pişirme kabına önce filizleri yerleştirin.- Üzerine birkaç kat taze yaprak döşeyin. Kenarda bir kapta kuşbaşı kuzu etine tercihe göre küçük bir baş soğan tercihen taze soğan çentip, tuz, kimyon ve az karabiber ve birkaç parça tereyağı ile harmanlayıp yuvarlayın. Yaprakların üzerine koyup diğer taze yapraklar ile sarıp sarmalayıp kısık ateşte kendi suyu ile pişireceksiniz. Tavuk eti ile da yapabilirsiniz.

İnanıyorum ki sizinde baharda vazgeçilmeziniz olacaktır bu bahar filizleri kokulu lezzet.

Bilenlerimiz de vardır muhakkak. Eski bir Edirne yemeği.

Ve geçelim meyvelere biraz da.

Malum kiraz zamanı. Bizim kirazlarımız resim gibi kirazlar. Seyrine doyum olmuyor. Daha çok süsü andırıyor. Ama birden bakmışız ki ortadan kaybolacak. Yağmurlar dolayısıyla biraz endişeli yaklaşıyoruz kurtlu mu acaba? Bilmiyoruz ki yağmurdan mı, ilaçlamadan mı belki doğanın süreci. Ziraatçilere bırakalım.

Kirazı taze yemekten başka bir şey yapıyormuyuz hayır gibi. Aslında hakkını vişneye bıraksa da reçelinde kokusunu hissetmek mümkün. Geçmişte Tekel’in Mecidiyeköy Likor Fabrikasında likörü üretiliyormuş şimdi varmı içkiler bahsinde ayrı bir değerlendirme konusu şimdi uzun olur.

Yeşil erikler ağzı sulandırıyor. Ekşileri de komşu çocuğuna göz kırptıracak cinste. Yaprak sarmasına yakışır ama.

Edirne’li Musevilerin yeşil sakız kabağından yaptıkları kaşkarikasın adeta baş malzemesi. Sarmısak ve dereotu ile harmanlanlandığında hoş bir aromaya dönüşüyor.

Yeşil renkte toplanmasına rağmen dalında bırakılıp olgunlaşınca kabukları kırmızılaşan hafif tatlı ve yumuşak papaz eriği ile etli erik yemeği de hoş olur. Balkan ülkeleri ve Bulgaristan lezzetlerinde de var. Kurutulup yapılan kaklar da kışlık hoşaflariçin kurtarıcıdır.

Yerli kayısılarımız henüz aynı renkte yaprakları arasında gizleniyor. Çanakkale ve Egeden gelenlerle şimdilik nefsimizi körlüyoruz. Yerli hoş kokulu kayısılarımızı hasretle bekliyorum. Kireç kaymağına yatırılmış çıtır çıtır reçelini yapmak üzere.

Meyveli yemekler bahsi çok çeşitli ve renkli aslında geçmişten günümüze mutfağımızda.

Yaklaşan kurban bayramının özeli gerdan tatlısına kayısılar yetişir mi, taze kirazlar kalır mı bilemem ama kurutulmuşları ile anneannelerimizin, babaannelerimizin lezzetlerini anmak için bayram yemekleri listeme almalıyım.

Pazarları dolaşmaya devam edeceğim, yeni meyveler ve sebzeler yolda.

Yeni manavların açılıp bunları onların tezgâhlarında renk renk çeşit çeşit görmek hayallerim devam edecek

Çünkü Tahtakale manavlarından Sefa Lepki amca’nın hikâyesi, halen var olan dükkanında elektirik mühendisi oğlu Mustafa’nın tezgahlara dizdiği  taze sebze ve meyveler, canlı tutuyor bu hayalimi.

Safa amca, Sefa olarak anılıyor. 1929 doğumlu. Babası Mustafa da sebze yetiştiricisi, 1324 doğumlu. Aile Karacaovadan gelmiş. Balıkpazarındaki Çukur bakkalda Yahudiler ile çalışıyor bir müddet. Bakkal kapanınca kendi manav dükkânını açıyor. Zira Yıldırım’da bir sebze bahçesi de var.

Manav Sefa – Mustafa Lepki

1970 li yıların başında domates yetiştiriyorlar. O yıllarda Edirne’de tek domates üreticisi durumundalar. Her yıl 15 dönüm domates ekiyorlar bahçelerine. Ve yanında taze soğanlar da var.  Yatak domatesi diye adlandırıyor oğlu Mustafa o domatesleri., Bir dönümden 10 ton civarında domates alındığından da söz ediyor ayrıca.. Ve sebze meyve haline de veriyorlar ürünlerini. Zamanla ürün ve üretim çeşitliliği artınca ilk turfanda yerli sebzeler yer alıyor manav tezgâhlarında.

Yıldırımda Soğanlık mevkiindeki otobüs durağına da isim olmuş Lepki’ler.

Lepki’lere selam olsun

Bu leziz kokulu ürünlerimizle de mutfak alışkanlıklarımızı ve zevklerimizi canlı tutalım.