Ankara’da Mercedes araç sahipleri için profesyonel ve güvenilir servis hizmetleri sunuyoruz. Ankara Mercedes servisi olarak, uzman teknisyen kadromuz ve orijinal yedek parça garantimizle aracınızın değerini koruyoruz. Mercedes-Benz’in yüksek kalite standartlarına uygun bakım ve onarım hizmetleri veriyoruz. Motor bakımından elektronik sistem arızalarına, kaporta-boya işlemlerinden periyodik bakımlara kadar geniş bir yelpazede hizmet sunmaktayız. Özel teşhis cihazlarımız sayesinde aracınızdaki sorunları hızlıca tespit edip çözüm üretiyoruz. Müşteri memnuniyeti odaklı yaklaşımımızla, Mercedes aracınızı güvenle emanet edebileceğiniz bir adres olarak öne çıkıyoruz. Ankara’nın her bölgesinden kolayca ulaşabileceğiniz konumumuzla, randevulu ve randevusuz servis hizmeti vermekteyiz. Mercedes aracınızın performansını ve güvenliğini korumak için düzenli bakımlarınızı zamanında yaptırmanızı öneriyoruz.
İletişim ve Randevu
Mercedes aracınız için profesyonel servis hizmeti almak ve detaylı bilgi için Ankara Mercedes servisi sayfamızı ziyaret ederek online randevu alabilir veya telefonla bize ulaşabilirsiniz.
Adana ve çevresinde Mercedes-Benz araç sahiplerine yüksek kaliteli bakım hizmetleri sunmaktayız. Adana Mercedes servisi ekibimiz, Almanya’nın lüks otomobil teknolojilerine tam hakimiyetle çalışmaktadır. Yıldız amblemin prestijini koruyacak şekilde, elektronik diagnostik sistemlerinden mekanik onarımlara kadar her alanda uzmanız. AIRMATIC hava süspansiyonundan 4MATIC çekiş sistemine, AMG performans donanımlarından güvenlik asistanlarına kadar Mercedes’in sofistike teknolojilerini başarıyla servis ediyoruz. Çukurova bölgesinin iklim şartlarına uygun bakım protokolleri uygulayarak aracınızın maksimum performans göstermesini sağlıyoruz. Müşterilerimize özel bekleme salonumuz ve valet hizmetimizle konforlu bir servis deneyimi yaşatıyoruz. Mercedes-Benz’inizin değerini ve kalitesini korumak için düzenli bakım takvimimizi takip ederek, orijinal parça garantisiyle hizmet veriyoruz.
İletişim ve Randevu
Mercedes aracınız için profesyonel servis hizmeti almak ve detaylı bilgi için Adana Mercedes servisi sayfamızı ziyaret ederek online randevu alabilir veya telefonla bize ulaşabilirsiniz.
Son yıllarda adını sıkça duymaya başladığımız prp tedavisi, aslında vücudun kendi iyileşme gücünü kullanarak hasarlı dokuların onarımını hızlandırmayı hedefleyen doğal bir yöntemdir. Özellikle eklem, kas, tendon problemleri ya da cilt yenilenmesi gibi alanlarda popüler hale gelmiştir. Fakat çoğu kişi için bu terim hâlâ gizemini koruyor. “PRP nedir, nasıl yapılır, ne işe yarar, hangi bölüm ilgilenir?” gibi sorular sıkça soruluyor. Gelin, bu soruların tümünü adım adım birlikte inceleyelim.
PRP Nedir?
PRP nedir sorusuna basitçe şöyle yanıt verebiliriz: PRP, İngilizce “Platelet Rich Plasma” ifadesinin kısaltmasıdır. Türkçeye çevrildiğinde “trombositten zengin plazma” anlamına gelir. Yani kişinin kendi kanından elde edilen, yoğun miktarda trombosit ve büyüme faktörü içeren bir sıvıdır. Bu sıvı, hücre yenilenmesini tetikleyen biyolojik bir karışımdır. Herhangi bir ilaç ya da kimyasal içermez. Tamamen kişinin kendi kanından elde edildiği için vücut tarafından yabancı madde olarak algılanmaz.
Kan alındıktan sonra özel bir cihazla santrifüj edilir, yani yüksek hızda döndürülür. Bu işlem sonucunda kanın bileşenleri ayrışır ve en değerli kısmı olan trombosit açısından zengin plazma elde edilir. İşte bu kısım, PRP sıvısıdır. Bu sıvı, vücudun onarım gücünü tetikleyen “büyüme faktörleri” bakımından olağanüstü derecede yoğundur.
PRP Ne İşe Yarar?
Birçok kişinin aklındaki ilk soru “prp ne işe yarar?” olur. Açıkçası, PRP’nin en büyük özelliği doğal bir onarım mekanizmasını harekete geçirmesidir. Trombositlerin içinde bulunan büyüme faktörleri, dokuların yenilenmesini, hücrelerin onarımını ve inflamasyonun (iltihaplanmanın) azalmasını sağlar. Bu sayede, eklem ağrıları, tendon zedelenmeleri, kas yırtıkları ya da ciltteki yaşlanma belirtileri gibi birçok durumda etkili bir iyileşme süreci başlatır.
Ortopedi alanında PRP, özellikle diz kireçlenmesi (gonartroz), menisküs hasarı, tenisçi dirseği, topuk dikeni gibi durumlarda sıklıkla tercih edilir. Cilt ve saç uygulamalarında ise dermatoloji uzmanları tarafından yaşlanma karşıtı ve saç dökülmesini önleyici etkilerinden yararlanılır. Yani PRP yalnızca bir tedavi değil, aynı zamanda vücudun kendi kaynaklarıyla kendini iyileştirmesine yardımcı olan bir destek sistemidir.
PRP Hangi Hastalıklarda Kullanılır?
PRP tedavisinin kullanım alanı oldukça geniştir. Fakat genel olarak iki temel alanda öne çıkar: ortopedi ve dermatoloji.
Ortopedik Kullanım Alanları
Diz eklemi kireçlenmesi (özellikle erken evre osteoartrit)
Yani kısaca, PRP hem “güzelleşme” hem de “iyileşme” amacıyla kullanılan doğal bir tedavi yöntemidir.
PRP Tedavisi Nasıl Yapılır?
PRP uygulaması sanıldığı kadar karmaşık değildir, hatta oldukça konforludur. Tedavi süreci genellikle 30-40 dakika sürer. İlk adımda hastadan küçük bir miktar kan alınır (ortalama 10-20 ml kadar). Bu kan, özel bir santrifüj cihazında döndürülür ve kandan trombosit açısından zengin plazma ayrıştırılır. Elde edilen bu sıvı, ince uçlu bir iğne yardımıyla tedavi edilmek istenen bölgeye enjekte edilir.
Örneğin diz eklemi kireçlenmesi için PRP uygulanacaksa, elde edilen plazma direkt olarak diz eklemine verilir. Cilt gençleştirme amacıyla yapılacaksa, yüz veya saçlı deriye mikro iğnelerle uygulanır. İşlem sonrası kişi hemen günlük hayatına dönebilir. Yani herhangi bir anestezi ya da hastanede kalma süreci gerekmez.
PRP uygulamasında önemli olan, işlemi yapan hekimin bu konuda deneyimli olması ve kullanılan kitin kalitesidir. Çünkü her PRP kiti aynı oranda trombosit yoğunluğu sağlamaz. Bazı özel kitlerle elde edilen plazmanın etkinliği çok daha yüksektir.
PRP Hangi Bölümde Yapılır?
“prp hangi bölüm” sorusu, hastaların en sık sorduğu konulardan biridir. Bu, aslında tedavi edilmek istenen probleme göre değişir. Eğer kas, eklem ya da kemik sorunlarınız varsa, PRP uygulaması ortopedi bölümü tarafından yapılır. Fakat saç dökülmesi, cilt yenilenmesi ya da estetik amaçlı bir PRP düşünüyorsanız, o zaman dermatoloji uzmanına başvurmanız gerekir. Kısacası PRP, hem ortopedi hem de dermatoloji alanlarında kullanılan bir yöntemdir.
PRP Hastalığı Nedir?
Aslında “prp hastalığı” diye bir durum yoktur. PRP bir hastalık değil, tedavi yöntemidir. Ancak bazı kişiler internette bu terimi karıştırabiliyor. PRP, kişinin kendi kanından elde edilen bir plazmanın belirli bölgelere uygulanmasıyla yapılan bir tedavi sürecidir. Dolayısıyla “PRP hastalığı” ifadesi yanlış bir kullanımdır. Fakat yine de PRP tedavisinden sonra nadiren bazı geçici etkiler (kızarıklık, hafif şişlik, morarma gibi) görülebilir; bunlar normaldir ve birkaç gün içinde kendiliğinden kaybolur.
PRP Tedavisi Kimlere Uygulanır?
PRP, çoğu kişiye güvenle uygulanabilir. Ancak aktif enfeksiyonu olan, kanser tedavisi gören, pıhtılaşma bozukluğu bulunan veya hamile kişilerde dikkatli olunmalıdır. Bunun dışında spor yaralanmaları yaşayan gençlerden, kireçlenme şikâyeti olan orta yaşlı bireylere kadar geniş bir hasta kitlesinde uygulanabilir.
PRP Tedavisinin Avantajları ve Dezavantajları
Avantajları
Kişinin kendi kanı kullanıldığı için alerji ya da bulaş riski yoktur.
Doğal bir yöntemdir, kimyasal içermez.
Doku yenilenmesini hızlandırır.
İyileşme sürecini kısaltır, ağrıyı azaltır.
Günlük yaşama hemen dönüş mümkündür.
Dezavantajları
Her kişide aynı düzeyde etki göstermeyebilir.
Birkaç seans gerekebilir (genellikle 2-3 seans arayla yapılır).
Kullanılan kitlere göre fiyat değişiklik gösterebilir.
Deneyimsiz ellerde uygulandığında yeterli sonuç alınamayabilir.
PRP Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler
Uygulama sonrası genellikle özel bir bakım gerektirmez, ancak bazı küçük noktalara dikkat etmek faydalıdır:
İlk 24 saat uygulama yapılan bölgeye su değdirilmemelidir.
Ağır egzersizlerden kaçınılmalıdır.
Alkol ve sigara tüketimi iyileşmeyi yavaşlatabilir.
Doktorun önerdiği krem veya ilaçlar varsa, düzenli kullanılmalıdır.
Güneşten mümkün olduğunca uzak durulmalıdır (özellikle yüz uygulamalarında).
Bu önerilere dikkat edildiğinde, PRP’nin etkisi çok daha hızlı ve verimli hissedilir. Bizce PRP sonrası en önemli nokta, sabırlı olmaktır; çünkü bu tedavinin etkisi genellikle birkaç hafta içinde yavaş yavaş ortaya çıkar.
PRP Tedavisi Ne Kadar Sürer ve Etkisi Ne Zaman Görülür?
Bir PRP seansı ortalama 30-40 dakika sürer. Etkisi ise genellikle 2-3 hafta içinde hissedilmeye başlar. Bazı durumlarda tam sonuç birkaç ay sürebilir. Çünkü PRP’nin temel etkisi, hücrelerin yenilenmesini teşvik etmesidir. Bu süreç biyolojik olarak zaman alır. Ancak sonuçlar genellikle uzun sürelidir. Özellikle eklem ağrılarında 6 ay hatta 1 yıla kadar konfor sağlayabilir.
PRP Tedavisi Fiyatları
PRP fiyatları sabit değildir; kullanılan kitin markasına, seans sayısına ve uygulama yapılan merkeze göre değişir. Örneğin bazı gelişmiş kitlerde tek seans yeterli olurken, standart sistemlerde 3 seans uygulanır. Bu da doğal olarak fiyatı etkiler. Ancak burada önemli olan sadece fiyat değil, uygulamanın kalitesi ve uzman hekim desteğidir. Çünkü iyi bir PRP uygulaması, uzun vadeli konfor sağlar.
PRP Tedavisi Hakkında Sık Sorulan Sorular
1. PRP ağrılı bir işlem mi?
Hayır, genellikle yalnızca hafif bir batma hissi olur. Bazı bölgelerde anestezik krem kullanılarak bu his minimuma indirilebilir.
2. PRP etkili mi gerçekten?
Evet, doğru kişiye ve doğru teknikle uygulandığında oldukça etkilidir. Özellikle eklem ve tendon yaralanmalarında başarı oranı yüksektir.
3. PRP sonrası ne zaman spor yapabilirim?
Genellikle 48 saat sonra hafif egzersizlere başlanabilir. Ancak ağır aktiviteler için doktor onayı beklenmelidir.
4. PRP ciltte ne kadar gençleşme sağlar?
Cilt uygulamalarında genellikle 3 seans sonrası fark edilir bir tazelik, parlaklık ve elastikiyet artışı gözlemlenir.
5. PRP kalıcı mı?
Kalıcı demek doğru olmaz ama uzun etkilidir. Özellikle ortopedi alanında etkisi 6-12 ay devam edebilir.
Sonuç: PRP, Vücudun Kendi Gücünü Kullanmanın En Doğal Yolu
Özetle, PRP tedavisi vücudun kendi yenilenme gücünü aktif hale getiren, doğal ve etkili bir yöntemdir. İster ortopedik sorunlar için olsun, ister estetik amaçlarla, PRP pek çok kişide olumlu sonuçlar vermektedir. Eğer siz de ağrılarınızdan kurtulmak, cildinizi yenilemek veya saç dökülmesine çözüm bulmak istiyorsanız, bu tedaviyi mutlaka alanında uzman bir hekimle görüşmelisiniz. Çünkü doğru ellerde yapılan PRP, hem güvenli hem de uzun vadede konforlu bir iyileşme sağlar.
Edirne Belediye Meclisi Kasım ayı toplantısında, 2026 yılı için hazırlanan 7 milyar 300 milyon liralık bütçe teklifi, Plan ve Bütçe Komisyonu’na havale edildi.
Edirne Belediyesi Kasım ayı olağan toplantısı, Belediye Başkanı Filiz Gencan başkanlığında gerçekleştirildi. Edirne Belediyesi’nin yeni hizmet binasındaki toplantıda, 3’ü gündem dışı 15 madde görüşülerek karara bağlandı. Mecliste, Kasım ayı nedeniyle bütçe mesaisi de başlamış oldu. Edirne Belediyesi Mali Hizmetler Müdürlüğü’nün hazırladığı 7 milyar 300 milyon liralık 2026 yılı bütçe teklifi, mecliste oy birliğiyle Plan ve Bütçe Komisyonu’na havale edildi. Komisyon, yapacağı çalışmaların ardından 24 Kasım’da ikinci oturumda toplanacak mecliste, raporunu sunacak ve belediyenin 2026 bütçesi kesinlik kaşanacak.
‘ETUS ZAMMINI OCAK’TA DEĞERLENDİRECEĞİZ’
Mecliste, Serhad Birlik ETUS Minibüsçüler, Otobüsçüler ve Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi’ne, belediyenin sağladığı desteğin Kasım, Aralık ve Ocak ayında da devam etmesi yönünde talep gündeme geldi. Konuyla ilgili konuşan Belediye Başkanı Gencan, artan maliyetler nedeniyle ETUS’a gelir desteği vererek yanlarında durmaya çalıştıklarını anlatarak, “Geldiğimiz noktada esnafın artan maliyetler karşısında ne kadar zor günler geçirdiğini birebir şahidiz. Ancak onlara şöyle bir söz vermiştik, geçmişten gelen borçlar vardı. Önce bu borçları kapatacağız sonrasında süreci tekrar değerlendireceğiz. Malumunuz Ocak ayı itibariyle birçok kaleme ülkemizde zam gelecek. Geçmiş dönem borçlarımızı kapattığımızı göz önünde bulundurarak onlara gelir desteği verme noktasında yanlarında durmaya çalışıyoruz. Bu artan maliyetler karşısında esnafın Ocak ayı itibariyle zam talepleri komisyonumuza gelecek ve komisyonumuz bir değerlendirme yapacak. Biz isteriz ki hem esnafın bu işi sürdürülebilir olsun ama diğer taraftan da vatandaşın da bu konuda sıkıntı yaşadığını görüyoruz. Bu işi bu şekilde bertaraf edeceğiz ama Ocak’ta bu işin siyaseti olmaksızın, herkesin verilerle, artan maliyetlerle, komisyonumuz da objektif değerlendirme yaparak, her iki tarafı koruyan bir karar üreteceklerini düşünüyorum” diye konuştu.
‘SU SORUNUNDA SÜRECE SAHİP ÇIKTIK’
Toplantı sonunda kentte yaşanan su sıkıntısında gelinen noktayı değerlendiren Gencan, “Suyla ilgili 30-35 gün süren bir sürecimiz oldu. Bu süreçte her zaman durduğumu yerdeydim, halen de durduğum yerdeyim. Benim için asıl mesele sorumluluğun kimde olduğunu tartışmak değil, o çeşmeden o suyu getirip özellikle bazı bölgelerde çok üzülen, çok yorulan hemşerilerimizin sorununu çözmek odaklı oldu. Bu saatten sonra da bu böyle olmaya devam edecek. Bu süreç içerisinde biz Edirne Belediyesi olarak güçlü bir şekilde sahadaydık, güçlü şekilde sorunun üzerine gittik. Bu bizim işimiz değil demedik, sürece sahip çıktık. Pazartesi itibariyle de şehre su verebilir hale geldik. Diğer taraftan DSİ’nin yaptığı ihale neticesinde önümüzdeki hafta içerisinde DSİ 7 kilometrelik çalışmayı başlatacak. Yerinde tespitlerimizi yaptık, inşallah firma ön görülen süreden önce işi tamamladığı takdirde şehrimize en azından bir süreliğine su sorununa karşılaşmayacağız” şeklinde konuştu.
Edirne Belediyesi’nin, taşınmazlarına yönelik kiralama ihalesi sürecinin 18 Kasım’da başlayacağını da açıklayan Gencan, “Kiralama ihalesi yapılması gereken Edirne Belediyesi’nin taşınmazları söz konusu. 18 Kasım itibariyle bu taşınmazların ihale süreci başlamış olacak. Encümen kararını verdi, ilana çıkmış bulunuyoruz. Talep edecek hemşerilerimiz için de bu takvimi paylaşmak istiyorum. Edirne Belediyesi için şu açıdan önemli, belediye hem gerçek rakamlar üzerinden ihaleye çıkacak, hem de oradaki işletmecilerimiz uzun zamandan beri sonu belli olmayan, hukuken kendilerini güvende hissetmedikleri süreç yaşıyordu. Her sorunun da olduğu gibi bu sorunun da üzerine gidip çalışmalarımızı tamamladık. Ayın 18’inde ihale sürecini başlatıyoruz” ifadelerini kullandı.
‘HURDACILARLA İLGİLİ SÜRECİ OCAK AYINDA BAŞLATMIŞ OLACAĞIZ’
Kentte, Tayakadın’da oluşturulacak bölgeye taşınacak hurdacılarla ilgili sürecin de devam ettiğine değinen Gencan, “Hurdacılarla ilgili başlattığımız süreçte de Tayakadın’daki çalışmalarımız hızlı şekilde devam ediyor. Biz bu anlamda da hurdacıların taşınması noktasında Ocak ayında bir süreç başlatmış olacağız. Bu ve bunun gibi belediyenin başlattığı birçok iş ve işlem devam ediyor” dedi.
Edirne Belediye Meclisi Kasım ayı ikinci olağan toplantısı, 2026 bütçesini görüşmek üzere 24 Kasım Pazartesi saat 14.00’da gerçekleştirilecek.
Edirne Milletvekili Ediz Ün, Trakya’da yeniden görülmeye başlayan şap hastalığı ve bu nedenle Edirne Ticaret Borsası Canlı Hayvan Satış Tesisleri’nin kapatılması üzerine Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne soru önergesi verdi.
Uzun yıllardır “şap hastalığından ari bölge” statüsünü koruyan Trakya’da hastalığın yeniden görülmesinin hem üreticiler hem de bölge ekonomisi açısından ciddi endişelere yol açtığını belirten Ün, alınan karar doğrultusunda Edirne Ticaret Borsası Canlı Hayvan Satış Tesisleri’nin bir kez daha kapatıldığını hatırlattı. Ün, yaklaşık iki haftadır şartlı olarak sürdürülen büyükbaş ve küçükbaş hayvan satışlarının, hastalığın yeniden yayılması nedeniyle ikinci bir emre kadar durdurulduğunu ifade etti.
Hastalığın yeniden ortaya çıkmasının nedenlerinin belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Edirne Milletvekili Ediz Ün, Trakya gibi ari bölge statüsüne sahip bir bölgede şap hastalığının nasıl ortaya çıktığını, hastalığın kaynağı ve bulaşma yollarının tespit edilip edilmediğini sordu. Bakanlığın bu süreçte hangi acil önlemleri aldığına da değinen Ün, aşılama oranları ve uygulamalarda yaşanan olası aksaklıklar hakkında da bilgi talep etti.
Hastalığın kısa sürede bu denli hızlı yayılmasının nedenlerinin araştırılması gerektiğini belirten Ün, yapılan laboratuvar incelemeleri ve saha tespitlerinin sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmasının önemine dikkat çekti. Canlı hayvan pazarlarının ve satış tesislerinin kapatılmasıyla birlikte üreticilerin büyük ekonomik kayıplar yaşadığına işaret eden Ün, üretici zararlarının tespit edilip edilmediğini ve mağduriyetlerin giderilmesi için herhangi bir destekleme ya da tazminat planı uygulanıp uygulanmayacağını da sordu.
Edirne Milletvekili Ediz Ün ayrıca, Trakya’nın “şap hastalığından ari bölge” statüsünün korunmasının ülke hayvancılığı açısından büyük önem taşıdığını belirterek, bu statünün yeniden tehlikeye girmemesi için alınan uzun vadeli önlemlerin kamuoyuna açıklanmasını istedi.
Olgay GÜLER Eski Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, ligde ilk 8 haftadan puan alamayan, ilk puanını geçtiğimiz hafta Silivri’yi yenerek alan Edirnespor’un 3’üncü ligde kalabilmesi için kentteki tüm yönetici ve iş adamlarına destek çağrısında bulundu. Kentte iki dönem belediye başkanlığı yapan ve kendi döneminde Edirnespor’un profesyonel lige çıkmasını sağlayan Gürkan, düzenlediği basın toplantısıyla takımın son durumunu değerlendirdi. Takımın, Edirne Valisi Yunus Sezer’in destekleriyle, binbir güçlükle lige başladığını ve ilk 8 hafta aldığı yenilgilerle puan toplayamadığını hatırlatan Gürkan, şehrin buna karşı sessiz kalmasını eleştirdi. Sarı kırmızılıların geçtiğimiz hafta, Silivri karşısındaki ilk galibiyeti sonrası da şehrin tepkisiz kaldığına dikkat çeken Gürkan, kentteki yöneticileri ve iş adamlarını destek olmaya çağırdı. ‘BİRİLERİNİN BİR ŞEY YAPMASI GEREKİYOR’ Edirne’nin doğrudan ismini taşıyan tek markanın Edirnespor olduğunu dile getiren Gürkan, sezon başından bugüne gelinen noktayı değerlendirdi. Gürkan, “Bu süreçte Edirnespor’u bu kadar zor şartlara rağmen bırakmadan devam ettiren, taşıyan, gövdesiyle beraber taşıyan tüm yönetim kuruluna ve Edirnespor Başkanı sevgili Yaren Ayaydın’a bir teşekkür etmek istiyorum. Bu yıl Edirnespor lige katılacak mı, katılamayacak mı gibi çok uzun tartışmalardan sonra sayın Yaren Ayaydın Edirnespor’un lige katılacağını, her ne şartlarda olursa olsun Edirnespor’u küme düşürmeyeceklerini ve mutlaka profesyonel lige devam edeceklerini söyledi. Baştan yeterli sayıyı bulamadılar, yedek futbolcu bulamadılar ve 8 hafta Edirnespor üst üste yenildi. 8 hafta hiç puan almadı. Tabi az önce dediğim gibi şehri izliyorum. Şehirde bununla ilgili neredeyse tık yok. Birkaç futbolla ilgilenen kişinin dışında, takımımızın taraftarları dışında tık yok. Tabii ki bu süreci ben kimsenin istediğini de düşünmüyorum. Yani Edirnespor’un başarısız olmasından ya da küme düşmesinden kimse mutlu olmaz. Böyle bir şey düşünmek abesle iştigaldir ama şu bir gerçek ki, birilerinin de bir şey yapması gerekiyor” dedi.
‘ŞEHİR EDİRNESPOR’U GÜNDEMİNDEN ÇIKARMIŞ’ Edirnespor’un ilk 8 haftadaki kötü gidişatı karşısında kentin tepkisizliğine vurgu yapan Gürkan, “8 hafta Edirnespor 8 yenilgi aldı. 3-1 Silivri’yi yenerek ilk üç puanını aldı dokuzuncu haftada. Ama şehirde gene tık yok, bu çok ilginç. Bu şu anlama geliyor; şehir Edirnespor’u gündeminden çıkarmış anlamına geliyor. Şehir, Edirnespor’la ilgili bütün ilişkisini kaybetmiş, yok etmiş, duyguları donmuş anlamına geliyor. Oysa Edirnespor hepimizin, Edirnespor bu şehirde yaşayan 200 bin Edirneli’nin ortak tutkusu, ortak sevdası, ortak heyecanı, ortak aşkı, ortak geleceği. Eğer biz çocuklarımıza, gençlerimize bir rol model, bir Edirnespor sevdası aşılayamazsak, yarın öbür gün bu çocukların hiçbirine sporla bir ilgisi olmaz” diye konuştu. EDİRNESPOR’A ‘DESTEK’ ÇAĞRISI Kentteki tüm yöneticileri ve iş adamlarını, Edirnespor’a destek olmaya çağıran Gürkan, “Spor iyidir, Atatürk’ün dediği gibi; ‘Ben sporcunuzu zeki; içerik ama aynı zamanda ahlaklısını severim.’ Biz sağlam karakterli gençler, çocuklar yetiştirmek istiyorsak, onların önüne bir rol model koymalıyız, bir model koymalıyız. Bu da ancak şehrin ismini taşıyan bir takımla olur. Ben buradan görevdeki bütün yetkililere seslenmek istiyorum. Bizim geçmişe yaptığımız gibi şehrin dinamikleri, şehrin iş adamları çağırılabilir, onlardan Edirnespor’a katkı istenilebilir. Biz sayın Kürşat Kırbıyık’la, önceki valilerimizle, şimdi sayın valimiz kendi başına gerçekten olağanüstü bir maddi destek sağlıyor ve buna da devam edeceğine yürekten inanıyorum. Ama şehrin tüm yöneticileri, şehrin tüm iş adamları ile beraber, tıpkı geçmişte yapılan gibi, Edirnespor için acilen ciddi bir kampanya başlatmaları lazım. Sezon yakında sona erecek. En azından ara sezonda Edirnespor’a gerekli takviyelerin yapılması ve Edirnespor’un ikinci sezonda yani ikinci devrede bu dönemi küme düşmeden atlatmasının sağlamak gerekiyor. Bu da şehrin yöneticilerine düşüyor. Edirnespor’a tüm şehrimizi, tüm hemşerilerimizi, Edirne’de yaşayan herkesi destek olmaya ve bunu devre arasında yapılacak transferlere kadar yetiştirip katkı sağlamaya tekrar davet ediyorum” şeklinde konuştu. ‘CARİ GİDERLER İÇİN GELİR SAĞLAYACAK SİSTEM KURULABİLİR’ Edirnespor’un cari giderlerinin karşılanması için kentte bir çok gelir getirici faaliyetler olduğunu da sözlerine ekleyen Gürkan, “Edirnespor’un en azından cari giderlerini temel alarak cari giderlerin üzerine ne kadar koyabilirseniz, örnek olarak söylüyorum, bu rakamları kafadan sallıyorum; diyelim ki aylık cari giderleri 1,5 milyon , Edirnespor’a minimum 1,5 milyon gelir sağlayacak bir sistem kurulabilir. Bu ne olabilir? Otopark olabilir. Geçmişte yapıldı. Büfeler olabilir, kafeler olabilir. Mesela İtalya’da turistik şehirlere girerken tur otobüsüyle her şehrin girişinde bir checkpoint vardır, kontrol noktası vardır. Tur otobüsü oraya yanaşır, kaç tane turist taşıdığını, kaç kişi olduğunu, ne kadar kalacağını belirlerler ve ona göre şehir vergisi öderler. Edirne’ye yılda 6 milyona yakın turist geliyor. Otobüs sayısını tahmin edemiyorum ama pazar günü sadece Bostanpazarı’na 70 tane otobüs gelmiş alışveriş için. Sonuçta bir ticaret yapılıyor. Yani her otobüsten belli bir miktar alsanız, bu bile Edirnespor için ciddi bir kaynak oluşturulabilir. Bu anlamda Edirnespor’a hepimizin gerçekten destek olması lazım” ifadelerini kullandı.
Edirne’de yurtlar arası yapılan futbol turnuvasında Edirne Erkek Öğrenci Yurdu ilçe şampiyonu oldu.
Edirne Gençlik Spor İl Müdürlüğü’ne bağlı erkek öğrenci yurtları arasında düzenlenen futbol turnuvasında merkez ilçe şampiyonu Edirne Erkek Öğrenci Yurdu oldu. Edirne Erkek Öğrenci yurdu, Sultan 2. Murat Yurdu ile yaptığı ilk karşılaşmayı 15-1 skor ile geçti.
Edirne Erkek Öğrenci Yurdu, Saraçhane 1 no’lu sahada Sultan Çelebi Mehmet Yurdu ile arasındaki ikinci maçı ise adeta derbi niteliğinde gerçekleşti Edirne Erkek Öğrenci Yurdu Selman Ay’ın golü ile karşılaşmayı 1-0 kazanmasını bildi.
Edirne Erkek Öğrenci Yurdu Merkez ilçe şampiyonu olarak il şampiyonluğu için İpsala Yurt Müdürlüğü ile oynamaya hak kazandı.
TOKİ Projelerine başvurmak isteyen vatandaşı “Oltalama” yöntemiyle dolandırmaya çalışan internet sitelerine erişim engeli getirildi. Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) ve e-devlet internet sitelerini taklit ederek sahte sayfalar üzerinden dolandırıcılık yapıldığına ilişkin CİMER’e gelen şikayetler üzerine Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından onlarca sahte siteye erişim engeli getirildi. Dolandırıcılara fırsat vermemek için zararlı siteler düzenli olarak takip ediliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 81 ilde hayata geçirilecek 500 bin sosyal konut seferberliği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı bir törenle açıklandı. Projenin duyurulmasıyla birlikte vatandaşlar bilgi almak ve başvuru yapmak üzere internete yöneldi. Bazı vatandaşlar ise, açıklamayı fırsat bilen dolandırıcıların tuzağına düştü. Proje açıklanır açıklanmaz TOKİ ve e-devlet internet sitelerini taklit ederek sahte uzantıları hazırlayarak arama motorlarında ön sıralara yerleştiren dolandırıcılar, başvuru/teminat/sigorta adı altında şahıs IBAN’larına yüksek meblağlarda para transferi yapılmasını istedi. Bu yolla dolandırılan vatandaşların CİMER’e başvurmaları üzerine hızla harekete geçildi.
Başta “TOKİ İlk Evim”, “500 bin sosyal konut” başlıklarıyla açılan sahte sayfalar olmak üzere onlarca siteye BTK tarafından erişim engeli getirildi. BTK’dan verilen bilgide, “TOKİ tarafından yürütülen “500 Bin Sosyal Konut ile Ev Sahibi Türkiye” projesi kapsamında gerçekleştirildiği iddia edilen dolandırıcılık faaliyetlerine ilişkin olarak, gerek Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) tarafından geliştirilen yazılımlar aracılığıyla, gerekse kurumumuza ulaşan ihbarların değerlendirilmesi sonucunda ilgili bağlantı adresleri zararlı bağlantılar listesine eklenmiş olup bu adreslere erişim, operatörler tarafından altyapı seviyesinde engellenmiştir” ifadeleri kullanıldı. OLTALAMA YÖNTEMİYLE DOLANDIRICILIK CİMER başvurularına konu dolandırıcılık olayları, siber güvenlik alanında “oltalama (phishing)” olarak adlandırılan bir siber saldırı türüne giriyor. Bu tür saldırılarda kötü niyetli kişiler tarafından güvenilir internet siteleri veya hizmetlerin taklit edilmesi yoluyla kullanıcıların yanıltılması ve sahte siteler üzerinden kişisel bilgi paylaşmaları veya işlem yapmalarının sağlanması amaçlanıyor. PAROLALARI DEĞİŞTİRİP ADLİ MAKAMLARA BAŞVURULMALI Bu tür bir saldırıya maruz kalındığının fark edilmesi halinde, ilgili hesaplara ait parolaların derhal güncellenmesi gerekiyor. Suç teşkil eden durumlarda ise adli makamlar ve kolluk birimlerine müracaat edilmesi gerekiyor. DÜZENLİ OLARAK TESPİT EDİLİYOR Oltalama amaçlı zararlı siteler düzenli olarak tespit ediliyor ve bu sitelere erişim engeli getiriliyor. Vatandaşlar, tespit ettikleri ve veya şüphe duydukları zararlı bağlantıları ihbar@usom.gov.tr e-posta adresi veya USOM internet sitesi üzerinden ihbar edebilecekleri gibi, gerek sahte internet sitelerinin ihbarı, gerekse adli ve idari mercilere konunun iletilmesi kapsamında ekran görüntüsü, bilgi ve belgelerle CİMER’e başvurabilirler.
Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, çalışanların çoğunun açlık sınırında, memurların geçim sınırında, emeklilerin ise yoksulluk sınırının çok altında yaşadıklarına dikkat çekerek, “Bu tablo, ekonomik bir tercihin değil, bilinçli bir siyasi yönelimin, Türk milletini yoksullaştırarak egemenliğine karşı kastetmenin bir sonucudur” dedi.
Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, “Asgari ücret tahminleri ve geçim krizi” başlıklı yazılı açıklamasında Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu yapısal tıkanmanın artık rakamlarla gizlenemeyecek boyuta ulaştığını belirterek, şunları kaydetti:
“TÜRK-İş’in Ekim 2025 verilerine göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 29.412 TL, yoksulluk sınırı ise 96.041 TL olurken bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti de 36.984 TL’dir. Buna karşılık iş dünyası temsilcileri, 2026 yılı için asgari ücretin “25-26 bin TL bandında olacağı” öngörüsünde bulunmaktadır. Bu tablo, asgari ücretin açlık sınırına dahi yetişemediğini, milyonlarca emekçinin yalnızca hayatta kalma mücadelesi verdiğini göstermektedir. Üstelik TÜİK verilerine göre Ekim 2025 itibarıyla yıllık enflasyon %32,87, 12 aylık ortalamaya göre ise %37,15 düzeyindedir. ENAG verilerine göre de gerçek enflasyonun %60 seviyelerinde olduğu dikkate alındığında, çalışanların alım gücü her ay sistematik biçimde erimektedir. Bu noktada da bir diğer eleştirim ise bazı oda, borsa vs temsilcilerinin terminolojiye olan hakimiyetinin yetersiz olmasıdır. Zira bu temsilciler enflasyon rakamlarına ilişkin değerlendirmelerinde enflasyonun düşme trendinde olduğunu söylemektedirler. Lakin ‘’trend’’ yalnızca pozitif yönlü eğilimlerde kullandığımız bir terminolojidir. Evet enflasyonda görece bir düşüş söz konusudur ama ‘’trend’’ olan şey halkın mutfağındaki ve sofrasındaki yangının giderek büyümesi, temel gıda fiyatlarının çift hanede devam etmesi, kiraların vatandaşın gelirini her ay yutmasıdır.
Emekçinin Gelirini Enflasyona Göre Değil, Yaşam Gerçekliğine Göre Belirleyin
Zafer Partisi olarak, hükümetin “asgari ücret artışıyla refah sağlanıyor” propagandasını reddediyoruz. Enflasyonun temel nedeni ücretler değil, yanlış para-kredi politikaları, üretim kapasitesinin daralması ve dışa bağımlı ekonomi modelidir. Emekçinin ücretini bastırarak enflasyonla mücadele edilemez; tam tersine, iç talep daralır, reel sektör küçülür ve verimlilik düşer. Türkiye ekonomisi, ithalata dayalı tüketim büyümesi ve sıcak para girişleriyle sürdürülen “döviz-faiz-ücret sarmalı” içinde sıkışmıştır. Asgari ücretin açlık sınırında tutulması, bu modeli geçici olarak ayakta tutsa da ülkenin uzun vadeli kalkınma kapasitesini yok etmektedir.
Zafer Partisi’nin Ekonomik Yaklaşımı
Zafer Partisi; milli üretime, verimliliğe ve güçlü devlet planlamasına dayalı planlı bir kalkınma yaklaşımını savunmaktadır.
Bu çerçevede: Asgari ücret, açlık sınırı değil, yoksulluk sınırı referans alınarak belirlenmelidir. Ücret artışları TÜFE’ye değil, “yaşam maliyeti endeksi” ne göre yapılmalıdır. Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı hedefi yalnızca enflasyonla değil, “reel ücret istikrarı” ile ölçülmeli ve Merkez Bankası aynı zamanda finansal istikrarı da hedeflemelidir. Tarım ve sanayi entegrasyonunu güçlendirecek kamu yatırımlarıyla bölgesel gelir uçurumu kapatılmalıdır.
Edirne’de Gerçek Sorun: Gelir Dağılımı Adaletsizliği;
Edirne, turizm ve tarıma dayalı ekonomisine rağmen, düşük ücretli istihdamın en yoğun olduğu illerden biridir. Kiralar, ulaşım, enerji ve gıda fiyatları hızla artarken, ücretler bu artışı karşılayamamaktadır.
Bu durum, genç nüfusu büyük şehirlere ve yurtdışına göç etmeye zorlamaktadır. Edirne’mizin içinde bulunduğu bu ekonomik yıkıma ilişkin ise İlçe Başkanlığımız olarak “Geçim Kampanyası” ve “Edirne Yaşam Maliyeti Analizi” ile Gelir-Yaşam Koşulları Anketi çalışması başlattığımızı duyurmak istiyorum.Bu çalışmamızın sonuçlarını ve ilgili değerlendirmeyi de en kısa sürede kamuoyu ile paylaşacağız.
Biz Zafer Partisi olarak Edirne’de yerel üretim ekonomisini, yüksek katma değerli tarımsal sanayiyi ve yerinde istihdamı savunuyoruz.
Türkiye, bugün bir asgari ücret toplumuna dönüşmüştür. Çalışanların çoğu açlık sınırında, memurlar geçim sınırında, emekliler ise yoksulluk sınırının çok altında yaşamaktadır. Bu tablo, ekonomik bir tercihin değil, bilinçli bir siyasi yönelimin, Türk milletini yoksullaştırarak egemenliğine karşı kastetmenin bir sonucudur. Biz Zafer Partisi olarak bu yönelimi reddediyoruz. Ekonomik bağımsızlık, yalnızca üretimle değil, emeğin onurunu koruyan gelir politikalarıyla mümkündür.
Açık çağrımız şudur:
Ücreti enflasyona göre değil, insanca yaşama standardına göre belirleyin. Halkın cebindeki alım gücünü, kendi rakamlarınızdan değil, market raflarından okuyun.”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, AKP Edirne İl Başkanı Belgin İba’nın Edirne İl Tarım Müdürü İslam Köse’yi yanına alarak İpsala ilçesinde köy köy dolaşıp siyasi parti faaliyeti yürütmesinin açıkça devlet geleneğine, kamu ciddiyetine ve tarafsızlık ilkesine aykırı olduğunu bildirdi.
CHP İİ Başkanı Balkanlı, “Devletin memuru partinin propaganda aracı olamaz!” başlığı altında yaptığı yazılı açıklamada, “Son günlerde Edirne’de yaşanan bir olay, devlet geleneği ve kamu ahlakı açısından son derece vahim bir tabloyu ortaya koymuştur” diyerek şunlara yer verdi:.
“AKP Edirne İl Başkanı’nın, Edirne İl Tarım Müdürlüğü’nde görevli bir bürokratı yanına alarak İpsala ilçemizde köy köy dolaşıp siyasi parti faaliyeti yürütmesi, açıkça devlet geleneğine, kamu ciddiyetine ve tarafsızlık ilkesine aykırıdır.
Bir kamu görevlisinin, herhangi bir siyasi partinin faaliyetinde yer alması, devletin tarafsızlığına gölge düşürür. Kamu görevlileri, milletin memurudur, partilerin değil.
Bir bürokratın siyasi parti temsilcileriyle birlikte köy köy gezmesi, yurttaşlara parti propagandası yapması, ‘parti devleti’ anlayışının tipik bir yansımasıdır ve yasal değildir.
AKP iktidarı döneminde devlet kurumlarıyla parti teşkilatlarının iç içe geçmesi, bürokratik kadroların partisel çıkarlar için kullanılması artık olağan hale getirilmiştir.
Ancak biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu yozlaşmış anlayışa asla alışmayacağız, susmayacağız!
Devletin kurumları, tüm yurttaşlara eşit mesafede durmakla yükümlüdür. Hiçbir kamu görevlisi, hangi partiden olursa olsun, bir siyasi partinin saha çalışmasına, propagandasına, ya da ziyaret programına katılamaz.
Bugün AKP’nin yaptığı bu hukuksuzluğu eleştiriyoruz; aynı durum CHP ya da herhangi bir başka parti için söz konusu olsa, aynı kararlılıkla karşı çıkarız. Bu görüntüler, sadece kamu düzenine değil, devlete olan güvene de zarar vermektedir.
Edirne İl Tarım Müdürlüğü’nden ve ilgili bakanlıktan derhal açıklama bekliyoruz: Bu bürokrat, hangi yetkiyle, hangi talimatla siyasi parti programına dahil olmuştur?
Cumhuriyet Halk Partisi olarak, devletin saygınlığını, tarafsızlığını ve kamu etiğini korumak için konunun takipçisi olacağız. Kamu kurumları, partilerin değil; milletin evidir.”
KOCAHIDIR KÖYÜ MUHTARLIĞI
Bu arada İpsala ilçesine bağlı Kocahıdır Köyü Muhtarlığı’nca sosyal medya hesabından gerçekleştirilen fotoğraflı paylaşımda “Edirne AK Parti İl Başkanı Belgin İba ve Edirne İl Tarım Müdürü İslam Köse’nin köyümüze yaptığı ziyaret için teşekkür ederiz” ifadelerine yer verildi.