10 Kasım 1938’de ebediyete intikal eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ölümünün 87. yıldönümünde ülkemizde ve Edirnemizde olduğu gibi Trakya Üniversitesinde de törenle anıldı.
Ayşekadın Yerleşkesi’nde, Eğitim Fakültesi organizasyonunda gerçekleştirilen törene, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, Prof. Dr. Mustafa Tan, Prof. Dr. Eylem Bayır ve Prof. Dr. Sedat Üstündağ, dekanlar, müdürler, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Tören, sabah saatlerinde Ayşekadın Yerleşkesi’nde bulunan Atatürk anıtına çelenk konulması ile başladı. Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler’in Edirne Valiliği tarafından düzenlenen 10 Kasım Atatürk’ü Anma Programına katılması nedeniyle anıta, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir tarafından çelenk konuldu. Saatler 09.05’i gösterdiğinde sirenler çalındı, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu
. Programda, Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü öğrencileri Sude Tezcan ve Sude Naz Birgül tarafından şiirler okundu.
Daha sonra Balkan Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Sabri Can Sannav “Atatürk’ün İzinde, Cumhuriyet’in Işığında” başlıklı bir konuşma yaptı.
Sannav, Atatürk, yalnızca cephelerde kazandığı zaferlerle değil; aklın, bilimin ve planlamanın gücüne inanmış bir lider olarak öne çıkmıştır. O ve arkadaşları, yalnızca bir milleti kurtarmamış; aynı zamanda bu milletin nasıl yaşayacağını, nasıl örgütleneceğini ve nasıl ilerleyeceğini belirleyen yeni bir devlet anlayışı kurmuştur.” dedi. 10 Kasım’ı anlamlı kılan şeyin, sadece bir kaybı anmak olmadığını belirten Sannav, asıl olanın Atatürk’ün bıraktığı düşünsel miras karşısında bugün nerede durduğumuzu sorgulayabilmek olduğunu söyledi ve “Bizler üniversitelerde görev yapan akademisyenler olarak, bu mirasın sadece konuşulduğu değil, üretildiği ve yaşatıldığı kurumların temsilcileriyiz.” şeklinde konuştu. Sannav’ın konuşmasının ardından tören sona erdi.
Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin yıldönümü olan 10 Kasım’da, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet tarihimiz açısından büyük öneme sahip Edirne Belediyesi Atatürk Odası’na özel bir ziyaret davetinde bulundu.
BAŞKAN GENCAN: “ATAMIZIN ONURLANDIRDIĞI ODAMIZ, TÜM ZİYARETÇİLERİMİZE AÇIK”
Başkan Gencan, bu anlamlı günde yaptığı çağrıda, Atatürk’ün Edirne ziyareti sırasında karargâh olarak kullandığı ve önemli kararların alındığı bu tarihi mekânın 10 Kasım ruhuna uygun olarak saat 19.00’a kadar ziyarete açık olacağını duyurdu.
Tarihi Edirne Belediye Binası’nda bulunan Atatürk Odası’ndan açıklama yapan Başkan Gencan, şunları söyledi: “
Sevgili çocuklar, sevgili gençler, kıymetli Edirneli hemşehrilerim ve şehrimize gelen misafirlerimiz… Tarihi binamızda, Atamızın onurlandırdığı Atatürk Odamızdayız. Odamız bugün saat 19.00’a kadar tüm ziyaretçilerimize açık. Hepinizi Atatürk Odamıza bekliyoruz.”
ATATÜRK ODASI’NIN TARİHÎ ÖNEMİ
1900 yılında inşa edilen tarihi Edirne Belediye Binası’nın üst katında yer alan Atatürk Odası, Ulu Önder’in Edirne ziyaretlerinde konakladığı, çalışmalarını yürüttüğü ve önemli kararlar aldığı bir mekân olarak tarihe geçmiştir. Oda, 1978 yılından bu yana ‘Atatürk Müzesi’ olarak korunmakta olup, Atatürk’e ait manevi değeri yüksek eşyalara ev sahipliği yapmaktadır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 21 Aralık 1930 tarihindeki Edirne ziyaretinde bu odada kalmış, Menemen Olayı’na ilişkin önlemler burada kararlaştırılmıştır. Aynı zamanda, Ulu Önder’in fikir ve vizyonunun şekillendiği ‘sofrası’ da bu salonda kurulmuş; kentin ve ülkenin meseleleri burada istişare edilmiştir.
Başkan Gencan’ın davetiyle Edirneliler ve şehir dışından gelen misafirler, 10 Kasım günü Atatürk’ün izlerini taşıyan bu tarihi mekânda saygı ve minnet duygularını paylaşma fırsatı bulacaktır.
ZİYARET BİLGİSİ
Yer: Edirne Belediyesi Atatürk Odası (Tarihi Belediye Binası – Üst Kat)
SOL Parti Edirne İl Örgütü, Edirne halkının ortak malı olan otogarın özel kâr odaklı işletmelere devredilmesi yerine, belediyenin kendi eliyle, şeffaf, denetlenebilir ve halkçı bir anlayışla işletilmesi gerektiğini bildirdi.
SOL Parti Edirne İl Örgütü Sözcüsü Nazım Türkoğlu, “Edirne Otogarı belediyenin kendisi tarafından işletilmelidir!“ başlığı altında gerçekleştirdiği yazılı açıklamasında şunlara yer verdi:
“Edirne’nin onlarca yıldır süregelen en önemli sorunlarından biri olan otogarın kötü işletilmesi, hem kentlilerin hem de kente gelen misafirlerin haklı eleştirilerine neden olmuştur.
Edirne Belediyesi, çözüm olarak otogarın işletmesini yeniden ihaleye çıkarma kararı almıştır. Ancak bu karar yanlıştır ve derhal geri çekilmelidir. Geçmişte defalarca yaşanan olumsuz deneyimler göstermiştir ki, otogarın özel işletmelere devredilmesi kamu yararına hizmet etmemekte, aksine hizmet kalitesini düşürmekte ve denetimsizliği artırmaktadır.
Oysa birçok kentte olduğu gibi, Edirne’de de otogarın belediye tarafından doğrudan işletilmesi mümkündür ve doğru olandır. Otogar, sadece bir ticari alan değil, kentin ulaşım düzeninin, misafirperverliğinin ve kamusal hizmet anlayışının bir parçasıdır.
Edirne Belediyesi’ni bu yanlıştan dönmeye çağırıyoruz. Belediye, otogarın geleceğiyle ilgili kararları alırken kentteki örgütlü kesimlerle, meslek odalarıyla ve sivil toplum örgütleriyle istişare etmeli; onların önerilerini dikkate alarak otogarı kamu yararına uygun biçimde yeniden düzenlemelidir.
Edirne halkının ortak malı olan otogarın özel kâr odaklı işletmelere devredilmesi yerine, belediyenin kendi eliyle, şeffaf, denetlenebilir ve halkçı bir anlayışla işletilmesi gerekmektedir.
Halkın çıkarı için, otogar belediye tarafından işletilmelidir!
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Gala Gölü’nün ekolojik dengesi ve bölge halkının yaşam alanlarının tehdit altında olduğunu ileri sürerek, korunması için iki ayrı bakanlığa iki ayrı soru önergesi verdi.
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Edirne’nin Keşan ve Enez ilçeleri sınırlarında yer alan Gala Gölü’nü TBMM gündemine taşıdı. Çevre, Şehirlik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle iki ayrı soru önergesini TBMM Başkanlığı’na sunan Yazgan, Gala Gölü’nün korunması çağrısı yaptı.
“Gala Gölü Milli Parkı, bölgenin en önemli sulak alanlarından ve kuş göç merkezlerinden biridir. 2005 yılında Bakanlar Kurulu Kararıyla milli park olarak ilan edilen Gala Gölü, 46’sı yerli, 117’si göçmen 163 kuş türü gözlemlenebilmektedir ve Türkiye’nin ikinci büyük kuş cenneti olarak nitelendirilmektedir” diyen Yazgan, “Ancak son yıllarda göl çevresinde artan çeltik üretimi, anız yakma uygulamaları, yeraltı suyu kullanımı ve RES projeleri, hem gölün ekolojik dengesini hem de bölge halkının yaşam alanlarını tehdit etmektedir. Ayrıca, göle karışan zirai ilaçlar ve gübre atıkları nedeniyle balık ve kuş türlerinde belirgin azalma yaşandığı belirtilmektedir” ifadelerini kullandı.
‘KORUMA PROJESİ VAR MI?’
Yazgan, bakanlara şu soruları yöneltti:
“Göl çevresindeki çeltik üretimi ve anız yakma faaliyetlerine ilişkin 2024 yılı içinde kaç denetim yapılmıştır?
Bu denetimler sonucunda hangi cezalar uygulanmıştır?
Gala Gölü ekosisteminin korunmasına yönelik rehabilitasyon veya restorasyon projesi planlanmakta mıdır?
Gala Gölü’nün korunması için hangi çalışmalar yürütülmektedir?
RES projelerinin göl çevresindeki doğal yaşam etkileri hakkında hangi çalışmalar yapılmıştır?”
Edirne Belediyesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, ebediyete intikalinin 87. yıl dönümünde anlamlı bir etkinlikle andı. Sosyal belediyecilik anlayışıyla hizmet veren ve Edirnelilerin büyük ilgi gösterdiği Kent Lokantası’nda, Atatürk’ün sevdiği lezzetlerden oluşan özel 10 Kasım menüsü ücretsiz olarak ikram edildi. Edirne Belediye Başkanımız Av. Filiz Gencan da Kent Lokantasını ziyaret ederek vatandaşlara bizzat servis yaptı ve onlarla birlikte sofraya oturdu. Başkan Gencan, “Kıymetli Edirneli hemşehrilerim, bugün 10 Kasım. Atatürk’ü anma programlarımız kapsamında Kent Lokantamızda Atamızın sevdiği menüyü ücretsiz olarak sizlerle paylaşıyoruz. Tüm Edirneli hemşehrilerimizi bugün Kent Lokantasına davet ediyorum” ifadelerini kullandı. KENT LOKANTASI’NDA BİRLİK SOFRASI Uygun fiyatlı ve kaliteli hizmetiyle Edirne halkının takdirini kazanan Kent Lokantası, bu kez milli bir sorumluluk üstlenerek vatandaşları ortak bir anma sofrasında bir araya getirdi. Sosyal belediyecilik vizyonunun güçlü bir yansıması olan bu özel gün etkinliği, hem dar gelirli vatandaşlara destek oldu hem de 10 Kasım’ın taşıdığı duygu ve anlamı derinleştirdi. Edirnelilerin yoğun katılımıyla gerçekleşen bu buluşma, Büyük Önder’e duyulan sevgi ve minnetin en güzel örneklerinden biri olarak kayda geçti.
Olgay GÜLER Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete intikalinin 87’nci yıl dönümünde Edirne’de törenle anıldı.
Edirne’deki tören kent merkezindeki Atatürk Anıtı’nda gerçekleştirildi. Törene; Edirne Valisi Yunus Sezer, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, CHP Edirne Milletvekili Baran Yazgan, İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Yüksel Kolcu, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, vali yardımcıları, askeri erkan, kamu kurum ve kuruluş, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.
Vali Sezer, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Kolcu ve Belediye Başkanı Gencan ile siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin anıta çelenk koymasının ardından saat 09.05’i gösterdiğinde, belediye hoparlöründen çalan sirenler eşliğinde 2 dakikalık saygı duruşuna geçildi.
Sirenler çalarken, kentte adeta hayat durdu. İş yerlerinde çalışanlar dışarı çıktı, trafik kontak kapatan sürücüler de saygı duruşuna geçti.
ATATÜRK ODASI ZİYARET EDİLDİ Anıt önündeki törenin ardından Vali Yunus Sezer eşliğindeki protokol, Edirne Belediyesi’ndeki Atatürk odasını ziyaret etti. Protokol Atatürk’ün Edirne ziyaretinde kaldığı yatağa karanfiller bırakırken, Vali Yunus Sezer de anı defterini imzaladı.
Vali Sezer buradaki mesajında, Cumhuriyetimizin kurucusu ve Millî Mücadelemizin önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, şükran, minnet ve saygıyla yâd ettiklerini belirterek, “Türk milletinin istiklaline ve istikbaline adanmış bir ömrün son bulduğu 10 Kasım’ı, bir matem günü olmaktan ziyade; Atatürk’ün fikirlerini, eserlerini ve milletimiz için yaptığı fedakârlıkları daha derin bir kavrayışla anlama ve hatırlama günü olarak idrak ediyoruz. Bu anlamda O’nun “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” sözü bizlere büyük bir emanet ve sorumluluk bırakmaktadır. Bu emanetin taşıyıcıları olarak, uğrunda büyük bedeller ödenmiş vatanımıza ve bağımsızlığımıza her koşulda sahip çıkmak; Cumhuriyetimizin temel değerlerini koruyup geliştirmek ve gelecek nesillere aynı bilinç, aynı ruh ve aynı kararlılıkla aktarmak hepimizin ortak görevidir. Atatürk’ün açtığı yolda ilerlemek ve Cumhuriyetimizin emanetini yaşatmak ise her 10 Kasım’da yüreklerimizde aynı gurur, aynı minnet ve aynı kararlılıkla yeniden anlam bulmaktadır” dedi.
10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü etkinlikleri, Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi’nin Halk Eğitim Merkezi’nde hazırladığı programla devam etti. KEŞAN’DAKİ ANMA TÖRENİ Edirne’nin Keşan ilçesindeki tören, saat 08.45’te, Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan Atatürk Anıtı’na çelenklerin bırakılmasıyla başladı. Saat 09.05’te ise 2 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Tören, İstiklal Marşı’nın okunmasıyla sona erdi. Törene; Keşan Kaymakamı Aziz Mercan, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Gürcan Sezengöz, Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan, daire amirleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, gaziler, muhtarlar, askeri erkan ve vatandaşlar katıldı. Anma etkinlikleri Keşan Belediyesi Selim Sesler Konferans Salonu’ndaki programla devam etti. Buradaki program saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Günün anlam ve önemini belirten konuşmanın yapılmasının ardından sinevizyon gösterisi sunuldu. Program, ‘Atatürk’ adlı oratoryodan sonra ödül töreni ile son buldu.
Samet öncelikle bizimle bu sohbeti gerçekleştirdiğin için teşekkür ederim. Önce eğitim yolculuğundan başlayalım. Nerede okudun, nasıl ilerledi?
Samet Tuncay:Rica ederim. Ben teşekkür ederim sizlere bu imkanı verdiğiniz için. Atatürk Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Mezuniyet sonrasında TESOL Oxford sertifikası aldım. Dil, benim için sadece bir iletişim aracı değil, düşünme biçimi oldu. Pandemi süreci ise kendimi durmadan geliştirdiğim bir dönemdi. Harvard, Yale, Arizona State University ve Yeditepe gibi üniversitelerin çeşitli programlarına katıldım. Hem akademik olarak hem de vizyon olarak önüme geniş bir alan açtı. Dünyada eğitim nereye gidiyor, öğrenme biçimleri nasıl değişiyor, bunları anlamaya çalıştım.
Araştırırken gördük ki Thinkibi, senin ilk girişimin değil. Daha önce de projelerin olmuş. Biraz anlatır mısın?
Samet Tuncay: Evet, girişimcilik tarafı öğretmenlikten çok önce vardı. İlk olarak Fundist Money isimli İngilizce finans haber platformunu kurdum. Ekonomi okumaları, içerik üretimi ve editoryal süreçleri yönetmek bana çok güçlü bir altyapı kazandırdı. Sonrasında Technocraft isimli bir teknoloji haber sitesi kurdum. Burada da teknoloji dünyasının hızını, kullanıcı davranışlarını ve dijital yayıncılığı çok yakından deneyimledim. Ardından pandemi döneminde iş bulmak çok zordu. Kimse işe alım yapmıyordu. Ben de “Madem öyle, ben kendi işimi kurarım,” dedim ve United English’i kurdum. Tamamen sıfırdan başladı. Bir internet bağlantısı, bir bilgisayar, doğru içerik ve çok fazla çalışma. Zamanla bir topluluğa dönüştü. Daha sonra Tespitoloji’yi kurdum. Başta sadece kendi düşüncelerimi yazdığım bir blogdu. Sonra gönüllü yazarlar katıldı. Farklı alanlardan insanlarla, hayatın içinden gelen tespitler ve düşünceler üretmeye başladık. Bugün Tespitoloji kendi dili olan bir platform.
Tüm bunların yanında altı yıl öğretmenlik de yaptın. Bu süreç Thinkibi’ye nasıl bağlandı?
Samet Tuncay: Öğretmenlik benim temelim. Sınıfta öğrenciyle yüz yüze olmak, o merakı görmek benim hareket noktam oldu. Ama şunu fark ettim: Eğitim artık sadece sınıfta kalırsa eksik kalıyor. Öğrencinin bir konuyu dinlemesi değil, deneyimlemesi gerekiyor. Yurt dışında VR’ın eğitimde nasıl kullanıldığını araştırdığım dönemde bu bana çok net geldi. Öğrenme, sadece anlatılan bir şey değil; içine girilen bir şey olmalı. O yüzden Thinkibi’yi kurdum.
Thinkibi bugün ne yapıyor ve gelecekte nereye doğru ilerleyecek?
Samet Tuncay: Şu an okullarda öğrencilerin teknolojiyle tanışması, onu korkmadan kullanması ve merak duygusunun tetiklenmesi üzerine etkinlikler yapıyoruz. Yani ilk aşamada teknolojiye doğal bir bağ kurduruyoruz. Bundan sonraki hedef ise çok daha net: Öğrencinin konunun içine girdiği, artırılmış gerçeklik destekli bir eğitim modeli. Yani örneğin öğretmen piramitleri anlatmayacak; öğrenci piramidin içine girecek. Fotosentez bir tanım olmayacak; öğrenci hücrenin içinde dolaşacak. Bu, hayal değil; zaten dünya buna gidiyor. Biz bunu Türkiye koşullarına uyumlu ve erişilebilir bir model haline getiriyoruz.
Peki anladım, çocuklar deneyimliyor diyorsun ama bir okuyucu şunu sorabilir: “Somut olarak ne öğreniyorlar?” Bana biraz örnekle anlatır mısın? Yani çocukların gözünde ne değişiyor?
Samet Tuncay: Tabii. Mesela uzay içeriğini düşünelim. Çocuk normalde ders kitabında “Dünya, Güneş’in etrafında döner” cümlesini okuyor. Bu bir bilgi. Ama biz o çocuğu sistemin içine sokuyoruz. Güneş’i merkezde görüyor, gezegenlerin yörünge hızlarını gözlemliyor, Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüşünü gerçek zaman hissiyle deneyimliyor. O anda çocuk “Ha, bu böyle oluyor” diyor. Bu kalıcı öğrenme.
Bir örnek daha: Fen bilimlerinde hücre konusu birçok öğrenciyi zorlar. Çünkü soyut. Biz çocuğu hücrenin içine sokuyoruz. Mitokondriyi sadece kelime olarak değil, işlev olarak görüyor. “Enerji burada üretiliyor,” dediğinde bilgiyi artık somutlaştırmış oluyor.
Tarihte de aynı. “Hititlerde şehir planlaması” cümlesi duvarda duran bir bilgi. Ama o çocuğa bir Hitit şehrinin kapısından içeri girip sokak düzenini, sur yapılarını, tapınağın konumunu gösterdiğinde olay mekânsal hafızaya geçiyor. Yani bilgi ezber olmaktan çıkıyor, hatırlanan bir deneyime dönüşüyor. Bence en önemlisi şu: Çocuk bunu yaparken eğleniyor. Eğlendiği anda öğrenme kendiliğinden başlıyor.
Thinkibi sadece eğitim amaçlı bir proje mi?
Samet Tuncay: Hayır, sadece eğitim amaçlı değil. İşin içinde sosyal sorumluluk tarafı da var. Benim için çok net bir konu bu: Şehit ve gazi çocukları, maddi imkânı olmayan öğrenciler ve dezavantajlı okullar bizim programlarımızda ücretsiz. Bunu reklam olsun diye yapmıyoruz. Benim hayat görüşümde, “Bir çocuk diğerinden daha az görmeyi hak etmiyor.” Eğer bir öğrencinin teknolojiyi deneyimleme, merak etme, ufkunu büyütme ihtimali varsa ve maddi durumu buna engelse, o engel bizim için yok. Biz o çocuğun önüne gidiyoruz. Bu işin değeri benim için tam burada.
Bu yolculukta en zorlayıcı karar hangisiydi?
Samet Tuncay : İnsanların düşündüğü gibi işten istifa etmek değil. Asıl zor olan, içinden “Kimse garanti vermeyecek ama ben yine de bunu yapacağım,” cümlesini duymaktı. O cümleyi netleştirdiğim gün, aslında yol çoktan başlamıştı.
Gençlerden çok soru geliyor: “Nereden başlayayım?” Sen ne söylersin?
Samet Tuncay: Kendi güçlü tarafını bul. Herkes her şeyi yapamaz. Küçük ama gerçek bir adım at. Büyük planlar insanı korkutur, küçük adımlar ilerletir. Bir de çevreyi doğru seçmek çok önemli. Yanlış insanlar insanı fark etmeden tüketir. Bir de sabır… Sonuç hemen gelmez.
Çiğ süt, doğrudan hayvanın memesinden sağılan ve herhangi bir ısıl işlem (pastörizasyon veya kaynatma) görmemiş halidir. Doğal haliyle tüketilmesi yüzyıllardır süregelen bir alışkanlıktır. Ancak günümüzde artan şehir yaşamı ve hijyen koşullarındaki farklar nedeniyle çiğ süt artık daha kontrollü üretim ve saklama süreçleriyle karşımıza çıkar. Özellikle taze ve güvenilir kaynaklardan alınan çiğ süt, içeriğindeki enzimler, proteinler ve vitaminlerle vücuda doğal bir destek sunar.
Çiğ süt, içeriğinde yer alan kalsiyum, fosfor, B12 vitamini, magnezyum ve sağlıklı yağ asitleri sayesinde kemik gelişimi, kas sağlığı ve bağışıklık sistemi için önemli bir besin kaynağıdır. Aynı zamanda bazı araştırmalarda, çiğ sütün doğal mikroorganizmalarının sindirim sistemine katkı sağlayabileceği belirtilmektedir. Ancak bu faydalar yalnızca süt doğru şekilde sağılır, soğuk zincirde taşınır ve uygun koşullarda tüketilirse geçerlidir.
Çiğ Süt Nasıl Tüketilmeli? Doğrudan içilmeden önce mutlaka kaynatılması önerilir. Çünkü sütün içinde doğal olarak bulunan bakterilerden bazıları zararlı olabilir. Kaynatma işlemi, besin değerini büyük ölçüde korurken potansiyel riskleri ortadan kaldırır. Ayrıca çiğ süt; yoğurt, kefir, peynir gibi ev yapımı süt ürünlerinin hazırlanmasında da kullanılabilir. Bu sayede hem doğal hem de katkısız bir beslenme rutini oluşturmak mümkündür.
Çiğ Süt Nereden Alınmalı? Çiğ süt, güvenilir bir üreticiden veya hijyenik koşullarda süt satışı yapan yerlerden alınması büyük önem taşır. Süt alındıktan sonra en geç birkaç saat içinde buzdolabına konulmalı ve birkaç gün içinde tüketilmelidir. Eğer uzun süre saklamak isteniyorsa kaynatılıp dondurularak raf ömrü uzatılabilir.
Tüketiciler arasında son dönemde çiğ süte olan ilgi giderek artmaktadır. Doğallığa yöneliş, katkısız ürün arayışı ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının güçlenmesi, çiğ sütü yeniden gündeme taşımıştır. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan birçok kişi artık sütünü doğrudan üreticiden temin etmeyi tercih ediyor.
Cumhuriyet Halk Partisi Edirne örgütü, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete intikalinin 87. yıl dönümünde Edirne Sosyal Bilimler Lisesi önünde düzenlediği törenle andı. Burada yapılan açıklamada, “10 Kasım, yalnızca bir anma günü değil; Atatürk’ün düşüncelerini ve devrimlerini geleceğe taşıma, Atamızın mirasına sahip çıkma günüdür” denildi.
Türkiye dün bir kez daha Ata’sını minnet ve saygı ile anaraken CHP’liler Atatürk anıtındaki törenden ayrı olarak anma töreni düzenledi. Edirne Sosyal Bilimler Lisesi önünde toplanan CHP’liler saygı duruşunda bulundu.
Anma töreninde CHP İlçe Eğitim Sekreteri Gülay Ayaz’ın okuduğu basın açıklamasında “Bugün burada bir ulusun yeniden doğuşuna önderlik etmiş Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anmak için bir aradayız. 10 Kasım, yalnızca bir anma günü değil; Atatürk’ün düşüncelerini ve devrimlerini geleceğe taşıma, Atamızın mirasına sahip çıkma günüdür” denildi.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2024 ve 2025 yıllarında 10 Kasım’ı içine alan haftayı ara tatil olarak
belirlediğinin hatırlatıldıüı açıklamada şunlara yer verildi:
Oysa ara tatil uygulamasının başladığı 2019 yılından bu yana Kasım ayında yapılan ara tatil 10 Kasım’a ve Atatürk’ü anma haftasına denk getirilmiyordu. Ancak Cumhuriyet ve laiklik karşıtı açıklamalarıyla gündeme gelen, Kurucumuz ve Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Cumhuriyet değerlerinin eğitim sistemindeki yerini azaltmaya çalışan Yusuf Tekin Milli Eğitim Bakanı olduktan sonra 10 Kasım ara tatile denk gelmeye başladı.
Bunun bir tesadüf olmadığını hepimiz biliyoruz. Bu yalnızca bir planlama tercihi değil, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hatırasına yönelik sistemli bir görmezden gelme çabasıdır. 10 Kasım bir “tatil” günü değildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anma, onun ülkemiz için yaptıklarını ve düşüncelerini öğrencilerimize aktarma, ulusal birlik ve beraberlik duygusunu pekiştirme günüdür.
Okullarda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü görünmez kılmaya çalışan her girişimi üzülerek ve onlar adına utanarak izliyoruz. Bu millet hiçbir zaman kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü unutmadı, unutmayacak. Cumhuriyet ve değerleri ilelebet yaşayacak.
Okullarda, sınıflarda, bahçelerde, sokaklarda öğrencilerle, çocuklarla, gençlerle birlikte yapılan her tören, okunan her şiir, her saygı duruşu yalnızca geçmişe saygı değil, geleceğe verilmiş bir sözdür. Başöğretmenimiz Atatürk’ün ülkemiz için hayal ettiği “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” neslin yetişmesi için atılan bir adımdır. Atamızın bize emanet ettiği Cumhuriyetimize ve onun değerlerine sahip çıkma görevidir.
Bugün burada hep birlikte diyoruz ki:
– Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü kalbimizden silemezsiniz.
– Cumhuriyet değerlerini eğitimden çıkaramazsınız.
Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Irmak, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.
Başkan Irmak yayımladığı mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Cumhuriyetimizin kurucusu, büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü aramızdan ayrılışının yıl dönümünde sonsuz bir özlem, minnet ve saygıyla anıyoruz.
10 Kasım, sadece bir yas günü değil; aynı zamanda Atatürk’ün bizlere bıraktığı mirasın, fikirlerinin ve ideallerinin ne denli güçlü olduğunu hatırladığımız bir gündür. O, bir milletin küllerinden yeniden doğabileceğini tüm dünyaya göstermiş; bağımsızlık, özgürlük ve çağdaşlık meşalesini bizlere emanet etmiştir.
Atatürk’ün izinde yürümek sadece sözle değil; onun ilkelerine sahip çıkarak, her alanda üretmek, çalışmak, bilime, sanata ve ahlaka değer vererek mümkündür. Bizler, Edirne iş dünyası olarak ülkemizin ekonomik gücünü artırmayı, üretimi ve istihdamı büyütmeyi Atatürk’ün gösterdiği hedeflere ulaşmanın en somut yolu olarak görüyoruz..
Bu duygu ve düşüncelerle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve tüm aziz şehitlerimizi saygı, rahmet ve sonsuz minnetle anıyorum. Onun fikirleri ve ışığı, bu topraklarda ilelebet yaşamaya devam edecektir.”