

Masalsı Ülke Özbekistan İzlenimlerim -23-
Minare ve medrese
Gönül UYANIKTIR
Hive’nin çeşitli dönemlerine ait tarihi ve anıtsal eserleri barındıran İç Kale’nin (Köhne Kale) en yüksek yapısı olan İslam Hoca Minaresini ve Medresesini, günün akşama dönmeye başladığı saatlerde ziyaret ediyoruz. Minare, hem 45 metre yüksekliği, hem de şehre özgü mavi-yeşil renkleri ve tonlarındaki çini süslemeleriyle dikkatleri çekiyor. 1908 yılında inşa edilen minare, zarafeti, işlevselliği ve estetik olarak da görkemli bir yapı. İslam Hoca Minaresi; Medresesi ile birlikte, hem dini hem de kültürel bir simge olarak Hive’deki en önemli yapılar arasında yer alıyor.
Hive iç kale başlı başına bir şehir
İSLAM HOCA’NIN AÇTIĞI FEN FAKÜLTESİ
İslam Hoca Camisi ile bütünlük sağlayan medrese; reformist görüşleriyle tanınan İslam Hoca tarafından 1908’de fen eğitimi vermek için açılmış. Dönemin baş veziri İslam Hoca, Ruslarla kurduğu bürokrasi sayesinde şehre ilk hastane gibi birçok yeniliği getirse de taht oyunlarının kurbanı olmuş ve 41 yaşında öldürülmüş. Bu olaydan sonra uzun süre kapalı kalan medrese sonraki yıllarda tekrar eğitim vermeye başlamış.
İslam Hoca Minaresi
TİCARET VE KÜLTÜRLERİN BULUŞTUĞU TAŞKALE
Taşkale Kervansarayı; Orta Asya’nın en önemli ticaret yollarından biri olan İpek Yolu üzerinde bulunuyor. Bu Kervansaray, kervanların dinlenip, malların depolanabileceği büyük bir misafirhane… 16’ncı yüzyılda inşa edilen Taşkale Kervansarayı, ticaret açısından olduğu kadar kültür açısından da büyük bir önem taşıyor ve geleneksel konukseverliği yansıtıyor.
AL-ŞEYH DEDE TÜRBESİ
Hive ‘deki en önemli dini şahsiyetlerden biri olan Al-Şeyh Dede’nin türbesi de kentin ve Orta Asya’nın dini hayatına dair önemli noktalardan biri olarak dini törenler için sıkça ziyaret edilen bir mekan.! Türbenin içi; zarif süslemeler, taş işçiliğinin sergilendiği, dini mekanlar arasında hem tarihi hem de manevi olarak büyük bir öneme sahip bulunuyor.
Allakuli Han Medresesi ve Kervansarayı
SARAY KOMPLEKSİNE GİREN ÇIKAMIYOR
İç Han’ın saray kompleksinde yazlık ve kışlık camiler, taht odası, kabul salonları, para basım odaları ve zindanlar var. Labirente benzeyen bu yapıya giren yabancıların yardım almadan dışarı çıkmaları imkansız. Yapının mimari zenginliğine rağmen, altın değil gümüş kullanımı tercih edilmiş. Gümüşten yapılmış taht ve süs olarak kullanılan değerli taşlar, 1873’te Rus askeri tarafından alınıp Rusya’ya götürülmüş ve halen saklanıyormuş.
HAREMDE DÖRT NİKAHLI EŞ 40 CARİYE
Hiva Hanlarının haremlerinde 4 nikahlı eş ve 40 cariye bulunuyormuş. Eşlerin karşılaşıp tartışmasını önlemek için binada yapısal önlemler alınmış, Hanın odasından 4 eşinin de odasına diğerlerine çaktırmadan(!) geçebileceği geçitler yer alıyormuş. Cariyelerin kaldığı odalara ise hüzün veren süslemelere yapılmış.
Turistlerin gözdesi renkli kepler
TOPLUMSAL SINIFLARA GÖKE KALPAK
Kale içinde birçok yerde satılan ve kışın sıcak, yazın da serin tutan kalpaklar aynı zamanda bir sınıfsal gösterge. Siyah kalpak sadece yönetici sınıfından kişilerce giyilebiliyor ve sivil halkın giymesi yasak. Halkın önde gelen varlıklı kişileri beyaz, diğer kişiler ise karışık renkli kalpaklar giyiyor.
YER ÜSTÜNDEKİ MEZARLAR VE ZİNDANLAR
İpekyolu’nun önemli duraklarından Hive’de, su kaynaklarının yüzeye çok yakın olması nedeniyle mezar ve zindanlar yerin altında değil üstünde duruyor. (Bizim görüp de, “bunlar nasıl mezar” dediğimiz soruların mantıklı bir cevabı varmış!) Bu nedenle de cenazelerin toprağa değil, sandık üstüne yapılan mezarlara gömüldüğü, zindanların da toprağın üzerinde inşa edildiğini öğreniyoruz. Bir rivayete göre bir İngiliz kervancı toprağa yakın bir su kuyusu keşfedince söylediği “Hey Vah!” sözünün zamanla Hive’ye dönüşmüş olduğu anlatılıyor.
(YARIN : ÖZBEKİSTAN’A VEDA, EDİRNE’YE DÖNÜYORUZ!)
Dersleri ‘sıfır atık’
TEMA Vakfı Edirne İl Temsilciliği’nce, Özel Filiz İlkokulu TEMA Gönüllüsü öğrencileri ve Ekoloji Kulübü öğrencileriyle birlikte sıfır atık uygulamaları üzerine bilgilendirici ve uygulamalı eğitim gerçekleştirildi.
TEMA Vakfı Edirne İl Temsilcisi Şirin Çoğal, “Sıfır Atık Bilinciyle Geleceği Yeşertiyoruz” başlığı altında gerçekleştirdiği paylaşımında, uygulamalı eğitimin Edirne Belediyesi Sıfır Atık Market’te düzenlendiğini belirterek şunları kaydetti:
“Etkinlikte öğrencilerimiz; atık türlerini tanıdı, geri kazanım süreçlerini öğrendi, doğaya katkı sunmak için tohum topu hazırladı.
Çocuklarımızın çevre bilinci kazanmasına katkı sağlayan Edirne Belediyesi’nin iş birliği için teşekkür ediyor, geleceğe daha temiz ve yaşanabilir bir dünya bırakmak için çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz.”
‘Esnafımızın yanındayız’
Anahtar Parti Edirne İl Başkanı Erdinç Balıkcı ve Merkez İlçe Teşkilatı, Edirne Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi yönetimini ziyaret ederek kent esnafının sorunları, talepleri ve çözüm önerileri üzerine kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdi.
“ESNAFIN SORUNLARINI YERİNDE DİNLEDİK”
Ziyaret sonrası açıklama yapan İl Başkanı Erdinç Balıkcı, misafirperverlikleri ve yapıcı yaklaşımları için kooperatif yönetimine teşekkür ederek şu ifadeleri kullandı:
“Edirne Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi yönetimini ziyaret ettik. Samimi bir ortamda gerçekleşen verimli görüşmemiz için kendilerine teşekkür ediyoruz. Esnafımızın yaşadığı sıkıntıları, finansmana erişim sorunlarını ve çözüm beklentilerini birinci ağızdan dinleme fırsatı bulduk.”
“ESNAFIMIZIN HER ZAMAN DESTEKÇİSİ OLACAĞIZ”
Balıkcı, Anahtar Parti’nin üretimi, emeği ve yerel ekonomiyi önceleyen bir anlayışla hareket ettiğini vurgulayarak şunları ekledi:
“Bizler Edirne’nin her noktasında esnafımızın yanında durmaya, onların sorunlarını çözmek için gerekli adımları atmaya kararlıyız. Kooperatiflerle kurulan güçlü ilişkiler, hem esnafımızın hem de şehrimizin ekonomik canlılığı açısından büyük önem taşımaktadır.”
“KENTİN EKONOMİSİ İÇİN ORTAK AKIL ŞARTTIR”
Başkan Balıkcı, Edirne’de ekonomik gelişimin ancak işbirliği ve ortak akılla sağlanabileceğini belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Edirne’nin üretim gücünü artırmak, esnafımızın yükünü hafifletmek ve kent ekonomisini güçlendirmek için çalışmaya devam edeceğiz. Misafirperverliklerinden dolayı kooperatif yönetimine bir kez daha teşekkür ediyorum.”
Geri dönüşüme ‘Edirnekari’ dokunuşu!
Olgay GÜLER
Edirne’de yaşayan el sanatları ustası kalemkar Sevilay Güler, geleneksel el sanatı Edirnekari’yi, bitkisel lif, pamuk ve talaş tozu gibi maddelerden kendi ürettiği kağıtlara işleyerek yaşatmaya çalışıyor.
Kentte 15 yıldır kalemkarlık yapan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Edirnekari sanatçısı Sevilay Güler, 10 yıl önce gittiği Makedonya’da gördüğü kağıt yapımını, kendisi de uygulamaya karar verdi. Türkiye’ye dönüşte çalışmalara başlayan Güler, bitkisel lif, pamuk ve talaş tozu gibi maddelerden kağıt yapımını öğrendi. Edirnekari’yi kendi ürettiği kağıtlara işlemeye başlayan Güler, zamanla atölyesine gelen kursiyerlere eğitmenlik yaptı. Aynı zamanda geri dönüşüme de katkıda bulunan Güler, halen kendi ürettiği kağıtlar üzerine Edirnekari yapmaya devam ediyor.
‘MAKEDONYA’DA GÖRÜP YAPMAYA KARAR VERDİM’
Kağıt yapımını, Makedonya gezisinde gördüğünü anlatan Güler, “Yaklaşık 10 yıl kadar önce Makedonya’ya gitmiştim bir gezi için. Orada el yapımı kağıdı gördüm. Bu kağıtları ben kendi işimde de kullanabilirim diye düşündüm. Sonra Edirne’ye döndüğümde de bunun üzerine çalışmalara devam ettim. El yapımı kağıdı ürettim başarıyla. Sonra da işte Edirnekari desenlerimi el yapımı kağıt üzerine çalışmaya başladım ve çalışmaya da devam ediyorum” dedi.
El yapımı kağıdın, 20 günde oluştuğunu söyleyen Güler, “El yapımı kağıdın bir yapılış serüveni var. Çeşitli materyaller kullanabiliyoruz; bitkisel lifler, pamuk, talaş tozu. Onları belli oranda karıştırıp 20 gün kadar selülozlaşmasını sağlıyoruz. Ondan sonra da 20 gün sonra bu kağıt haline gelmiş oluyor ve sonra da tekneye alıp onları bez üzerine çıkarıp kağıt olarak sonra da mühreliyoruz onları ve desen çizimle hazır hale geliyor. Sonra da onları Edirnekari desenleriyle bezliyoruz” diye konuştu.
‘ÖDÜL DE ALDIM’
Güler, atölyesine gelen kursiyerlere de el yapımı kağıdı öğrettiğini belirterek, “Çeşitli şeylerin üzerine; örneğin ahşabın üzerine, kağıdın üzerine Edirnekari çalışabiliyoruz ama ben neden kendi yaptığım, kendi ürettiğim kağıtların üzerine Edirnekari yapmayayım, dedim. Bunda da başarılı oldum. Hatta valilikten bununla ilgili bir de ödül aldım. Şimdi de yine atölyemde öğrencilerle ve kursiyerlerle bu işleri yapmaya, el yapımı kağıt üretmeye devam ediyoruz. El sanatları biraz da yetenek meselesi. Aslında hem merak hem yetenek. Buna ben yıllarımı verdim, seviyorum. Bu işleri yaparak huzur buluyorum. Sanat bence insanın içinde ve bir şekilde de dışarı çıkıyor. Ben de ancak böyle işlerle uğraşarak kendimi rahatlatıyorum ve keyif alıyorum” diye konuştu.
‘İNSANLAR ÖĞRENMEK İSTİYORLAR’
Elinden geldiği kadar, merakı olan herkese Edirnekari sanatını öğretmeye çalıştığını anlatan Güler, “15 yıldır profesyonel olarak yapıyorum. Ama bunun öncesinde restorasyondan geliyorum. Restorasyondan başlayan ve sonra el sanatları ve Edirnekari ile devam edip kağıtla da taçlandırdığım bir serüvenin içindeyim. Keyif alıyorum, beğeni topluyor. Bu da beni mutlu ediyor. Çok güzel geri dönüşler alıyorum. İnsanların merakı var, öğrenmek istiyorlar. Ben de elimden geldiği kadar onlara öğretmeye, yol göstermeye çalışıyorum” ifadelerini kullandı.
‘EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ DAYANIKLI OLMASI’
Edirnekari, ahşap ve deri gibi malzeme üzerine boya ve cila ile yapılan motif ve kompozisyonlar halinde uygulanır. Çeyiz sandıkları, yazı çekmeceleri, para kutuları, cilt ve dolap kapaklar gibi dekoratif eserler üzerine uygulanan Edirnekari’nin en önemli özelliği boyalarının dayanıklı olmasıdır. İlk kez Edirne’de uygulanan bu el işçiliği, daha sonra İstanbul, Bursa, Diyarbakır, Erzurum gibi Anadolu kentlerinde de uygulanmıştır. Edirne’nin kendine has diğer yöresel el işleri arasında; ağaç işlemeciliği, lake kutu yapımcılığı ve kitap kapakçılığı bulunur.
Edirnespor’a çifte PFDK kararı
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Hukuk Müşavirliği, Edirnespor Kulübü Antrenörü Orhan Uluçay’ı geçtiğimiz Cumartesi günü oynanan Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü maçındaki “sportmenliğe aykırı hareketi”, sarı-kırmızılı kulübü de “talimatlara aykırı hareketi” nedeniyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na (PFDK)’sevkine karar verdi.
TFF Hukuk Müşavirliği’nce Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na yapılan sevk raporları federasyonun resmi internet sitesinde yayımlandı. 46 kararın yer aldığı raporda 2 madde geçtiğimiz Cumartesi günü Ankara’da oynanan Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü – Edirnespor karşılaşmasına ait bulunuyor. Söz konusu iki madde şöyle:
“29- Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü idarecisi Emrah Yıldız’ın 06.12.2025 tarihinde oynanan Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü-Edirnespor Nesine 3. Lig 1. Grup müsabakasındaki “akredite edilmediği hakem soyunma odası koridorlarına girmesi” ile “hakem soyunma odası ve koridorlarındaki sportmenliğe aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 39. maddesi uyarınca ve “cezaya uyulmaması” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 50. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine karar verilmiştir. (Halihazırda Cezalı)
30- Edirnespor Kulübü’nün 06.12.2025 tarihinde oynanan Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü-Edirnespor Nesine 3. Lig 1. Grup müsabakasındaki “talimatlara aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi ve Sağlık Ekiplerinin Yapılanmaları ve İşleyişleri Talimatı’nın 5/d maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine,
Edirnespor Kulübü Antrenörü Orhan Uluçay’ın aynı müsabakadaki “sportmenliğe aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 36. maddesi uyarınca07.12.2025 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.”
Nöbetçi Eczaneler
KAHRAMAN ÖZDEMİR VEFAT ETTİ
Yıldırım semti sakinlerinden , Fatma Özdemir’in eşi, Bahar, Nuri ve Emine’nin babaları, Marangoz Ahmet İnginar’ın kayınpederi Kahraman Özdemir vefat etti. Merhumun cenazesi dün Akmescit Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yıldırım Mezarlığında toprağa verildi.
ADD’den İnsan Hakları Günü kutlaması
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi, Dünya İnsan Hakları Günü’nün tüm insanlığa kutlu olmasını diledi.
ADD Edirne Şubesi Başkanı Celil Özcan, Yönetim Kurulu adına yaptığı açıklamada şunlara yer verdi:
“II. Dünya Savaşı’ndan sonra Dünyadaki devletler, bireylere tanınan hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması konusunda birleştiler. İnsan Hakları Bildirisi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu tarafından Haziran 1948’de hazırlandı ve 10 Aralık 1948’de Genel Kurulun Paris’te yapılan oturumunda kabul edildi. Birleşmiş Milletler tarafından tüm insanlar için geçerli olan “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”nin kabul edilmesinin ardından 10 Aralık günü “Dünya İnsan Hakları Günü” olarak kutlanmaktadır.
Bu beyanname kişilerin, hak ve özgürlüklerinin bir özeti gibidir. Beyannameyi imzalayan ülkeler, hem birbirleriyle hem de kendi toplumlarıyla barış içinde yaşamayı kabul etmektedirler. Türkiye, 6 Nisan 1949’da bu antlaşmayı imzalamıştır.
İnsan Hakları Beyannamesi, 30 maddeden meydana gelmektedir. Beyannamenin önemli maddelerinden bazıları şunlardır: Bütün insanlar hür ve eşit doğarlar. Her kişinin fikir, vicdan ve din hürriyeti vardır. Herkes ırk, cins, dil ve düşünce farkı gözetmeksizin insan hak ve hürriyetlerine sahiptir. Hiç kimse kölelik ve kulluk altında yaşamaya zorlanamaz. Hiç kimseye insanlık dışı, haysiyet kırıcı cezalar uygulanamaz. Her insan eğitim hakkından yararlanabilir. Hiç kimse keyfi olarak tutuklanamaz. Herkesin çalışma, işini serbestçe seçme, iyi şartlarda çalışma ve işsizlikten korunma hakkı vardır.
İnsan hakları, tüm insanların sahip olduğu temel hak ve özgürlüklere denir. Hem tarihsel olarak hem de günümüzdeki algılanış şekli bakımdan en yaygın temellendirme biçimi olan “doğal haklar” yaklaşımıdır. Bu anlayış insan haklarını, herkesin, insan olmak itibariyle doğuştan sahip olduğu, dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez haklar olarak görür.
İnsan hakları, ırk, ulus, etnik köken, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. Bu hakları kullanmakta HERKES EŞİTTİR.
İnsan hakları, kişinin sadece insan olmasından dolayı sahip olduğu ve herhangi bir koşula bağlı olamayan haklarıdır.
Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, Dünya İnsan Hakları Gününün tüm insanlığa kutlu olmasını ve doğuştan sahip olduğu bu haklarından ırk, ulus, etnik köken, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanmasını diliyoruz.”
TEMA’ya Merkez İlçe Sorumlusu
Edirne Merkez İlçe Sorumlusu olarak göreve başlayan Emre Erduran, kalbi doğa için atan herkesi TEMA Vakfı gönüllüsü olmaya çağırdı.
Gücünü Türkiye’nin dört bir yanındaki gönüllülerinden alan TEMA Vakfı, Edirne’nin Merkez ilçesinde çalışmalarına başladı. Edirne Merkez İlçe Sorumlusu olarak göreve başlayan Emre Erduran,TEMA Vakfı’nı temsil etmekten büyük bir gurur duyduğunu belirterek; şunları söyledi:
“Bugün ülke genelinde bir milyon 250 bini aşkın gönüllüsü bulunan TEMA Vakfı’nı ilçemizde temsil etmek benim için büyük bir mutluluk. Bu büyük sorumluluk ile ilçemizin, başta toprak olmak üzere tüm doğal varlıklarının korunmasına dair bilinci geliştirmek üzere gönüllü ekibimle birlikte var gücümüzle çalışacağız. İl Temsilciliği ekibimizi destekleyerek, onlarla birlikte çalışmalarımızı daha güçlü sürdüreceğiz. Bu kapsamda öncelikle, Minik TEMA, Yavru TEMA, Ortaokul TEMA, Lise TEMA, Genç TEMA ve Mezun TEMA gruplarını oluşturarak gönüllü sayımızı artırmayı ve ilçemize doğa ve çevre konusunda en üst düzeyde katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu çalışmalarımızı gerçekleştirmek için her zaman daha çok gönüllüye ihtiyacımız var. Bu sebeple kalbi doğa için atan herkesi TEMA Vakfı gönüllüsü olmaya çağırıyoruz.”
Yapılan açıklamada, “TEMA Vakfı Edirne Merkez İlçe Sorumluluğu ekibi, yaşanabilir bir gelecek için kamuoyunu bilinçlendirme çalışmaları yürütmek; verimli tarım topraklarının, su varlıklarının, mera ve orman alanlarının korunmasını sağlamak için çalışacak. Ekolojik okuryazar bireylerin yetişmesi için okullar ve gönüllü öğretmenlerle iş birliği gerçekleştirerek TEMA Vakfı’nın ücretsiz doğa eğitimlerini toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştıracak” ifadelerine yer verildi.