İPSALA BELEDİYESİ TÜM TRAKYA’YI EĞLENDİRMEK ZORUNDA DEĞİLDİR…

İpsalalı bir gazeteci arkadaşımız İpsala Çeltik Festivali ve Tarım Fuarı’nın Belediye bütçesi ile değil stand gelirleri ile yapıldığını söylüyor. Gerçekten stand gelirleriyle bu etkinlikler düzenlenmişse elbette ayakta alkışlamak lazım. Bu konuda kendisinden daha geniş bilgi istedim; Kaç stand vardı? Standların ortalama kiralama gelirleri ne kadardı? Eğer bunu bilebilirsek daha gerçekçi yorumlar yapabiliriz. Ama stand gelirleri fuar alanının giderlerine bile yetmez diye düşünüyorum… Kaldı ki ben festival harcamalarının Belediye bütçesinden yapılmasına yasal bir engel olduğunu da düşünmüyorum.

***

Ben geçtiğimiz günlerdeki bir yazımda eski Enez Festivalleri ile günümüzün popülist konserlerinin farklılığını anlatmaya çalıştım. Festivallerin o yöreye özgü bir amacı olmalı… Gelen konuklar o yörenin kültürü ile tanışmalı… Halk tribünde seyirci değil sahada belirleyici olmalı… Örneğin KEŞKEK Festivali… Köy halkı yöresel giysilerle onlarca ocakta keşke döverek gelen konukları ağırlıyor ve muhtemelen para da kazanıyorlar. Yöresel başka lezzetlerini de ortaya koyuyorlar. Şalvar geceleri Trakya’ya özgü bir gelenek olarak kutlanıyor ve büyük ilgi görüyor. Brezilya’da Samba Festivalleri’nde samba dansçıları yarışıyor. Yani halk seyirci değil sahada oyuncu…

***

İpsala bir tarım kasabası… O nedenle bir tarım fuarı İpsala’ya yakışabilir… Ama fuarlarda gece konserlerinin anlamsızlığını görmek gerekir. Fuarın müşterisi başka, konserlerin müşterisi başkadır. Konserlere gelenlerin fuarı görmek gibi bir çaba ve niyet içinde olduklarının sanmıyorum. Fuar da sadece bir sergi alanı değildir. İçeriği, son teknolojileri tanıtım çabalarıyla, uzman kişilerin katılımıyla, söyleşilerle, uygulamalı gösterimlerle doldurulmalıdır.

***

İpsala, İpsalalılar için elbette çok önemlidir. Ancak İpsala’nın bir turizm kenti olmadığı ve olamayacağı gerçeğini de kabul etmek gerekir. İpsala Belediyesi o nedenle böyle popülist ve gereksiz etkinlikler yerine kendi halkının kültür ve yaşam kalitesini artırmanın yollarını aramalıdır. Çocuklara, gençlere, kadınlara, işsizlere, esnafa, emeklilere ve orada size emanet olan Yüksek Okul Öğrencilerine dönük yıl boyunca süren programlar uygulamalıdır. Örneğin bir Belediye Tiyatro Grubu, bandosu, korosu, bir sanat galerisi, bir anfi tiyatrosu vs. İpsala’ya yakışandır. Kısacası İpsala senede 3 gün değil dört mevsim yaşanabilir bir kent olma yolunda çaba sarfetmelidir..

Sevgili Mehmet Karagöz’ün döneminde “Her ay İpsala’ya bir tiyatro grubu geliyordu” diye hatırlıyorum.

***

Sonuç olarak yapılan İpsala festivalinin çeltiğe, çeltikçiye, İlçe halkına, ilçeyi tanıtmaya, sosyal yaşama katkısını abartmamak gerekir. Halkın eğlenmesi elbette çok önemlidir. Ama İpsala Belediyesi’nin tüm Trakya’yı eğlendirmek gibi bir görevi yoktur. Kendi halkı için senenin üç gününde değil her ay bir konserle bu görevini yıl boyunca yapabilir.

***

İpsala belediye Başkanı hiper aktif bir kişilik… Ama İpsala’nın ihtiyaçları konusunda kafası karışık. Bir termal hevesi vardı. Sonlandırabildi mi? Bilmiyorum… Şimdilerde de bir kanal çalışması var. Ne işe yarayacağını, kente nasıl bir özellik katacağını anlamakta güçlük çekiyorum. Daha fazla sivri sinek üretmek içinse onu bilmem….

İpsala bir Sakin Şehir, yani (CITTASLOW Kenti ) olabilir. Sayın Kerman bunu ciddiyetle düşünmelidir.

***

Buradan festivalde plaketle ödüllendirilen genç gazeteci kardeşlerime de bir öğüdüm var. Ben 1961 den beri; ama özellikle son 50 yıldır yerel basın dünyasının içindeyim. Gazeteci sayılırım. O nedenle siz gazeteci kardeşlerime hatırlatmak isterim ki gazeteci, biraz mesafeli, biraz kuşkucu, biraz muhalif olmak zorundadır. Hakan ALTUN’u konserinden çok İpsala Yerel yönetiminin çeltik tarlası kira gelirlerinin nasıl ve nereler kullanıldığı, bu festivallerin bir işe yarayıp yaramadığı haber olmalıdır.

Nitekim şimdi bir de Havsa’da Kobra Murat haber olmuş.

 YAPI — YAPI . . . hep yapı!

İnsanların günlük yaşamında barındıkları yerler elbette yapılardır. Çeşitlilik bakımından, malzeme bakımından, amaç bakımından çeşitli isim alırlar. Örneğin, ahşap, taş, ibadethane, yollar, köprüler, barajlar daha bir çokları. Ama insanlar için en önemlisi barınma amaçlı evler, çok katlı apartmanlar onların çoğunlukta olduğu siteler, daha ötesi mahalleler ve şehirler.

Yapı denilen konu taş devrinden beri devam etmektedir. Gittikçe gelişmiştir, bir katlıdan başlayarak çok katlılara kadar uzanmıştır. Bugün Türkiye olarak iyi bir inşaat sektörümüz var. Bina olarak her türlü yapıyı yapabiliyoruz, diğer yapılarda da geri değiliz. Ülkemizi apartmanlarla donattık, her önüne gelen inşaatçı oldu. Bu hesapsız gidişat güzelim ahşap konakları, yeşil bahçeleri yok etti. Bunda bir zorunlulukta var; nüfus sayımız gittikçe artıyor, o insanlara barınak lazım. Eskiden bir, iki katlı evler yeterli oluyorsa da artık olmuyor. Konu çok katlıya dönüştü, doğa yok edildi.

İnşaat sektörünün bir iyi yanı da fazla istihdam sağlıyor yani çalışma olanağı yaratıyor. Ondan önemlisi de başka sektörleri de besliyor. Bir hesap yapılıyor; bir inşaat sektörü 255 sektörü besliyor, küçümsenecek bir konu değil. Bir inşaata kalkıştığın zaman Belediye harcını alıyor, mimar, mühendis kazanıyor, kumcu çimontocu, demirci kazanıyor, taşeronlar, onlara bağlı işçiler kazanıyor, malzeme satanlar kazanıyor, inşaatı yapan yapıcı kazanıyor. Bazen de işi zararla kapatıyor. Kim böyle sektöre heves edip balıklama dalmaz?

Acaba her şey göründüğü gibi mi. Bina dediğimiz yapı havada durmayacak, arsada duracak. Arsa dediğimiz yerleri yaratmak için güzelim tarım arazileri parsellenip inşaat alanına dönüştürülüyor. Bu nedenle inşaatlar yüzünden ekilebilir tarım arazisinin Türkiye %,15’ini KAYBETTİ. Küçümsenecek bir olay değildir. Kimin umurunda; yapıcı, tüccar kazanıyor, cüzdanlar para doluyor.

Peki inşaat yapmayacak mıyız; elbette yapacağız. Yol, köprü, baraj, tünel, okul, hastane, deprem evleri bunlar zorunluluktan, ihtiyaçtan doğan yapılar. Bir de keyfi sırf para kazanayım diye yörede ihtiyaç olmasa da yapılan yapılar var. Bugün Edirne’de böyle yapılar oldukça, fazla buna bir çare bulunmalı. Yoksa yurt içinde yapılan yapı alışverişi benim param senin cebine, senin paran benim cebime. Bu kazanç değildir, asıl kazanç yurt dışında işler alıp, bina yapıp, o parayı yurda getirmektir. İşte kazanç budur.

Ukrayna, Gazze, başka Arap ülkeleri yerle bir oldu, artık bu ülkelerde savaş bitmelidir, barış olmalıdır. Ondan sonrası imar faaliyeti. Oralardan iş alıp, inşaat yapabilirsek o yapının kazancı Türkiye için kazanç olur.

Birde inşaat sektörü dururken devletin kiralar çok yüksek bahanesi ile yapılar yapıp halka ucuz fiyatlarla satması. Anladık ama devletin işi devletlik yapmak, inşaat yapmak mı! Bırakın yapıları inşaat sektörü yapsın.

Konu ihtiyacın üstünde yapı yapıp olayı karmaşa haline getirmek. Bugün Edirne’de ihtiyacın üstünde yapı var. Acaba diğer şehirler nasıl, onlarında bizden farklı olduğunu sanmıyorum. Her işte olduğu gibi yapıda bir hesap kitap işi. Bu konunun muhatabı da Belediyeler oluyor.

YAPI — YAPI –…. hep hep yapı…

GENLER         

Bir köyün yakınlarında, bahçelik bir barakada kalıyordum. Bir gün bir baktım, bahçeme bir köpek gelmiş. Ona ekmek, kuru mama su verince benimle kaldı.
Tam 12 yıldır benimle, ancak bir türlü ona dokunamadım, başını okşayıp, sevemedim. Onca yıldan beri, halâ benden uzak kalmaya dikkat ediyor; ona yaklaşınca ürküp kaçıyor, ben uzaklaşınca yine yarine gelip yatıyordu.
Neden?.. diye merak ettim.
Dikkatli bakınca, BİR KULAĞININ KESİLMİŞ olduğunu gördüm.
Demek ki, cahilin biri bir kulağını kesip canını yaktığında, can havliyle kaçıp kurtulmuş, benim bahçeme sığınmış…(Köpeklerin kulaklarını ve kuyruğunu kesmek, şeytana hizmetir biline!… Allah kusurlu mu yaratmış ki…)
Bu tek kulaklı köpeğim, bir başka köpekle çiftleşmiş, bahçemde dört yavrusu doğmuştu!..
Çok ilginçtir ki, bu dört yavru da, babaları gibi ANADAN ÜRKEKTİLER.
Ben onları beslemek için mama koyarken, bile uzak duruyorlar, ancak ben uzaklaştıktan sonra gelip mamalarını öyle yiyorlardı.
Halbuki ben elimle baslediğim başka köpeklerin yavrularını bilirim!..
Bunlar beni görünce, sanki onlara daha önce zarar vermişim gibi, uzağa kaçıyorlardı.
Hem de yıllarca onlara en sevdikleri yiyecekleri önlerine koymama rağmen!…
Neden böyle?.. diye düşündüm.
Aklıma babalarının ürkekliği geldi.
Ve de demek ki, babalarının kulağının kesilmesiyle ilgili CAN YANMASI, KORKU VE İNSANLARA GÜVENMEMEK genlerine işlemişti.
Yani, ve o babanın genlerine sahip, yavrularına da, İNSANDAN KORKMA, GÜVENSİZLİK, aynen geçmişti!..
Demek ki, başa gelen, negatiflikler de, pozitiflikler de, insan algılarımızı derinden etkiliyor ve bu etkiler ebeveynlerden çocuklarına geçiyor!..
Pozitif etkilerle gelişen nesiller ürerken, negatif etkilerin çoğunluğunda yozlaşan nesiller türüyor.

Demek ki, bir toplum, negatifliklerini çoğalttıkça, yozlaşan nesiller de artıyor, sonuç, bir şekilde Hak’ın helaki kaçınılmaz oluyor.

Kuran’ı Kerim. Sure 19/59:
Sonra, bu peygamberlerle Salih kimselerin arkasından bir nesil geldi ki, namazı terk ettiler, şehvetlerine uydular; bunlar da, Cehennemdeki “Gayya” vadisini boylayacaklardır.

11/116: Şimdi, sizden önce ki devirlerde, yeryüzünde fesat çıkartmaktan alıkoyacak, faziletli akıl sahiplerini içinizden çıkartsaydınız ya! Fakat onlardan kuruluşa erdirdiğimiz kimseler pek azdır. Zulüm yapanlar ise, kendilerine verilen refahın ardına düştüler ve suç işleyen günahkar oldular.

Namazı terk etmek: Namaz: Huzurda kılınan namaz. Savaşta bir veya iki rekat. Genellikle iki rekat. Rahat ortamda fazlaca olabilir ama “AŞIRILARI ALLAH SEVMEZ” ayetini hatırla.
Namaz: Namazın bir tanımı da, Allah’ın her an kendisini izlediğini bilerek, O’na layık olarak davranmaktır. Namazın bir tanımına da, (Her an HUZURDA olduğunun bilinciyle olan DAVRANIŞLAR) da diyebiliriz.

53 çocuğa sünnet şöleni!

Olgay GÜLER
Edirne Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile Edirne Şehir Gönüllüleri Vakfı işbirliğinde, 53 çocuk için Millet Bahçesi’nde sünnet şöleni etkinliği düzenlendi.


Kentte, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın hizmetlerinden yararlanan 53 ailenin çocuğu için sünnet şöleni düzenlendi. Vakfın, Şehir Gönüllüleri Vakfı işbirliğinde Söğütlük Millet Bahçesi’nde düzenlediği şölen öncesi valilik önünden başlayan sünnet alayı şehirde tur attı.


MİLLET BAHÇESİ ŞENLENDİ
Millet Bahçesi’nde gerçekleştirilen sünnet şölenine ise Edirne Valisi Yunus Sezer, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Edirne Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürü Tezcan Fidan, çocuklar ve aileleri katıldı. Etkinlikte çocuklar için çeşitli oyun alanları oluşturuldu.Etkinlikte çocuklar için çeşitli oyun alanları oluşturuldu.


Edirneli klarnet sanatçısı Göksel Demlendirici’nin konser verdiği programda, Edirne Belediyesi Halk Dansları Topluluğu gösteri sergiledi.

Pasta kesimiyle birlikte çocukları ve ailelerini kutlayan Vali Sezer, “Bugün burada 53 tane çocuğumuzun inşallah aileleriyle beraber büyüdüklerini görmenin sevincini yaşıyoruz. 53 çocuğumuzun bugün sünnet merasimine şahitlik ediyoruz. Allah hayırlı ve uğurlu etsin. Önce analarına, babalarına, ailelerin ve sonra da bu güzel vatanımıza, milletimize onları bağışlasın” dedi.
Etkinlik sonunda, çocuklara çeşitli hediyeler verildi.

‘Bu uygulamadan derhal vazgeçin’

Olgay GÜLER

Edirne Barosu ve baroya bağlı Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu, Edirne Belediye Meclisi Ağustos ayı toplantısında, Devlet Su İşleri’ne (DSİ) ait Fatih Mahallesi’ndeki taşınmazın, imar planlarında ‘Özel Sosyal Tesis Alanı’ olarak değişikliğe gidilmesine tepki gösterdi.

Belediye meclisinin geçtiğimiz 7 Ağustos’taki toplantısında, Fatih Mahallesi’nde DSİ’ye ait taşınmaz ve çevresinin imar planları, oy çokluğuyla alınan kararla ‘Özel Sosyal Tesis Alanı’ olarak değiştirildi. Söz konusu alanla ilgili, 2021, 2022 ve 2025 yıllarında belediye meclisinin; ‘Kamusal alanın özel kullanıma açılmasının uygun olmadığı’ gerekçesiyle ret kararı bulunmasına rağmen, dördüncü kez gelen talebin bu kez kabul edilmesi, kamuoyunda tartışmalara neden oldu. Konuyla ilgili Edirne Demokratik Kitle Örgütleri, 7 Eylül Pazartesi günü belediyenin AKM’deki binası önünde basın açıklaması yapıp, itiraz dilekçelerini vermeye hazırlanırken, bir tepki de Edirne Barosu’ndan geldi. Edirne Barosu ve baroya bağlı Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu, konuyla ilgili itirazlarını Edirne Belediyesi’ne iletti.

‘BU TAHSİSİ DOĞRU BULMUYORUZ’

Baro Başkanı Gökhan Karakoç, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, yapılan imar planı değişikliğini doğru bulmadıklarını söyleyerek, “Bu imarsal değişikliğini Edirne Barosu Çevre ve Kent Komisyonu olarak doğru bulmadığımızı buradan ilan etmek isterim. Ayrıntılarını itiraz dilekçemizde uzun uzadıya açıklayacağız, lakin burada hızlıca temel başlıklar halinde şöyle özetlemek isterim. Öncelikle kamusal alanların kişilere, kurumlara, vakıflara veya ticari çıkarla, bu amaçla devredilmesini uygun bulmuyoruz. Kamusal alanlar, adı üstünde tüm kamunun kullanımına açık olması gereken, kamu hizmetinin yürütülmesi gereken özel alanlardır. Bu anlamda bu tahsisi doğru bulmuyoruz. Diğer yandan parsel bazlı bu tip değişiklikleri gerek şehircilik ilkelerine, gerek imar mevzuatına ve gerekse hemşerilerimin ali çıkarlarına uygun bulmuyoruz. Bu anlamda şehircilik ilkeleri parsel bazlı değişiklikleri doğru bulmamaktadır. Bu anlamda göstermiş ilkeler bunu bize göstermektedir. Eğer bir değişiklik bir revizyon ihtiyacı varsa bu da mümkündür. Yani imar planları zaman zaman günün değişen ve gelişen, çeşitlenen ihtiyaçlarına göre yeniden revize edilebilirler. Yeniden yapılabilirler” dedi.

‘DÖRDÜNCÜ KEZ NEDEN DEĞİŞİKLİĞE GİTTİNİZ?’

Bahse konu alanın 1950’lerden kalma imar paftalarıyla idare edildiğini hatırlatan Karakoç, “Eğer belediye aksi kanaatle burada bir imarsal değişikliğin lüzumlu olduğu kanaatinde ise bunu bilimin ışığında, bilim adamlarının önderliğinde, sivil toplum kuruluşlarının, kamuya yararlı derneklerin, baro gibi bu anlamda meslek odalarının danışmanlığında yeniden revize edilebilir. Ama burada gözden kaçırılmaması gereken en önemli nokta şudur. Bu alanla ilgili daha evvel 2021, 2022, 2025 tarihlerinde tam üç kez aynı konuda, aynı taşınmazla ilgili aynı talep gelmiş. Aynı belediyenin meclisince üç kez; ‘Kamusal alanın özel kullanıma açılmasının uygun olmadığı’ gerekçesiyle reddedilmiştir. Buradan sizin aracılığınızla belediyeye sormak isteriz; dördüncü kez geldiğinde ne değişti de bu sefer uygun olduğu kanaatine vararak bu değişikliğe gittiniz? Bu sorunun cevabını Edirne Barosu da, Edirne’de yaşayan hemşerilerim de merak etmektedir ve bizce önemlidir bu konu. Bu noktadan da doğru bulmuyoruz” diye konuştu.

‘BU UYGULAMADAN DERHAL VAZGEÇİN’

Gerek anayasanın, gerekse 1136 sayılı avukatlık kanununun gereğince, kentin hakkı ve hukukunu korumakla sorumlu olduklarını dile getiren Karakoç, “Son olarak söylemek isterim ki gerek anayasanın, gerekse 1136 sayılı avukatlık kanununun barolara ve tabii ki Edirne Barosu’na yüklediği ödev gereğince biz bu kentin hakkını, hukukunu korumakla sorumluyuz, tarihsel sorumluluğumuz vardır. Bu görev kapsamında bu yanlıştan dönülmesi hususunda Edirne Belediyesi’ne de çağrımız vardır sizler aracılığıyla. Edirne Barosu olarak bizce yanlış olan bu uygulamadan derhal vazgeçilip, bu alanın daha evvel olduğu gibi kamusal alan olarak kalmasının tartışmasız doğru olduğu inancındayız. Bu vesileyle bunları sizler aracılığıyla kamuoyuna duyurmaktan şeref duyarız, onur duyarız. Belediyeye gerekli itirazları yaptık. Ancak hatada ısrar edilmesi halinde yasal yolların hepsi Edirne Barosu tarafından hassasiyetle takip edilip gerekenler yapılacaktır. Onları da ayrı lüzum halinde sizlerle paylaşırız” şeklinde konuştu.

İstanbul Havalimanı Transferi | Güvenli ve Konforlu Yolculuk

İstanbul Havalimanı Transferi Neden Önemlidir?

Türkiye’de İstanbul, hem iş hem de turizm amaçlı seyahatlerde dünyanın en yoğun şehirlerinden biridir. Şehre hava yoluyla gelen yolcular için ilk ihtiyaçlardan birisidir. Havalimanından varış noktasına güvenli, hızlı ve konforlu şekilde ulaşmaktır. İstanbul Havalimanı’nın şehir merkezine olan mesafesi ve İstanbul trafiğinin yoğunluğu düşünüldüğünde, ulaşım planını önceden yapmak büyük avantaj sağlar. Bu noktada profesyonel İstanbul Havalimanı transferi hizmeti, seyahatinizin daha düzenli ve stressiz başlamasına yardımcı olur.

İstanbul Havalimanı Transferi Güvenli Ulaşımın Önemi

Havalimanı transferinde güvenlik, yolcuların en çok dikkat ettiği konuların başında gelir. Profesyonel transfer hizmetlerinde araçlar düzenli olarak bakımdan geçirilmektedir. Sürücüler ise bölgeyi iyi bilen deneyimli kişilerden oluşur. Bu sayede yolcular, bilmedikleri bir şehirde adres arama, yanlış güzergâha girme ya da ulaşım konusunda zaman kaybetme gibi sorunlarla karşılaşmaz. Özellikle gece geç saatlerde ya da erken sabah uçuşlarında güvenilir bir transfer aracıyla yolculuk yapmak önemli bir konfor sağlar.

Konforlu Yolculuk Deneyimi

İstanbul Havalimanı transferi, yalnızca bir ulaşım hizmeti değil, aynı zamanda konforlu bir yolculuk deneyimidir. Modern ve geniş iç hacme sahip araçlar, yolcuların uçuş sonrası dinlenerek seyahat etmesine imkân tanır. Bagaj alanı geniş araçlar sayesinde eşyalarınızı rahatça yerleştirebilmektesiniz. kalabalık toplu taşıma araçlarında vakit kaybetmeden doğrudan varış adresinize ulaşabilirsiniz. Aileler, iş seyahatindeki yolcular ve turist grupları için bu konfor büyük kolaylık sunar.

 Zaman Tasarrufu Sağlayan Transfer Hizmeti

İstanbul gibi büyük bir şehirde ulaşımda zaman yönetimi oldukça önemlidir. Havalimanından çıktıktan sonra taksi beklemek, toplu taşıma bağlantılarını araştırmak ya da aktarma yapmak zaman kaybına neden olabilir. Önceden rezerve edilen İstanbul Havalimanı transfer hizmetinde aracınız iniş saatinize göre planlanır. Böylece havalimanından ayrılmak için ekstra bekleme süresi yaşamaz. Toplantınıza, otelinize ya da evinize daha planlı şekilde ulaşabilirsiniz.

Sabit Fiyat Avantajı

Transfer hizmetlerinin en önemli avantajlarından biri de yolculuk ücretinin önceden belirlenmesidir. Taksiyle seyahat ederken trafik, güzergâh değişiklikleri veya bekleme süreleri nedeniyle ücret artabilmektedir. Ancak özel havalimanı transferinde fiyat genellikle rezervasyon sırasında netleşir. Bu durum, özellikle bütçesini önceden planlamak isteyen yolcular için büyük kolaylık sağlar. Sürpriz maliyetlerle karşılaşmadan güvenli ve konforlu bir ulaşım deneyimi yaşayabilirsiniz.

Kimler İçin Uygundur?

İstanbul Havalimanı transferi; bireysel yolcular, aileler, iş insanları sıkça kullanılmaktadır. Ayrıca turistler ve kalabalık gruplar için ideal bir çözümdür. Çocuklu aileler için rahat araç seçenekleri mevcuttur. İş seyahatindeki yolcular için zamanında ulaşım ve turistler için kolay yönlendirme avantajı sunmaktadır. Grup seyahatlerinde ise tek araçla toplu ulaşım sağlamak hem daha ekonomik hem de daha pratik olmaktadır.

Sonuç: Seyahatinize Rahat Bir Başlangıç Yapın

Güvenli ve konforlu İstanbul Havalimanı transferi, seyahatinizin ilk adımını daha keyifli hale getirir. Profesyonel sürücüler, bakımlı araçlar, sabit fiyat avantajı ve kapıdan kapıya ulaşım kolaylığı sayesinde İstanbul’da ulaşım stresini minimuma indirebilirsiniz. İster iş ister tatil amacıyla seyahat edin, önceden planlanmış bir havalimanı transferi ile zamandan tasarruf eder, yolculuğunuza güvenle devam edersiniz.

Önlük tasarımına öğle yemeği tasarımlı yanıt!

Millî Eğitim Bakanlığı “Öğretmen Önlüğü Standartları Kılavuzu” yayınlarken Eğitim İş Edirne Şube Sekreteri Olcay Dal, bakanlıktan beklentisinin önlük tasarımı yerine her seviyedeki öğrenciye bedava verilecek öğle yemeği tasarımı yayınlaması olduğunu söyledi.Dal, sosyal medya hesabındaki paylaşımında yapay zekanın yaş gruplarına göre tasarladığı öğle yemekleri menüsünü de aktardı.

Eğitim İş Edirne Şube Sekreteri Olcay Dal

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından öğretmenlerin önlük giymelerine yönelik uygulamaya, 2023-2024 eğitim öğretim yılında da yer verildi. O dönem Bakanlıkça eğitim öğretim yılı başında yayımlanan genelgede öğretmenlerin mesleki temsil ve öğrencilere rol modeli olma bakımından önlük giymeyi tercih etmelerinin teşvik edilmesi istendi ve önlük tasarımı yapıldı.

 Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla bu yıl illere gönderilen “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” konulu genelgede de öğretmenlerin görevlerini yerine getirirken önlük giyecekleri vurgulandı.

 Genelge kapsamında illere yazı gönderildi

Bakanlıkça illere gönderilen yazıda, söz konusu genelgede eğitim kurumu yöneticileri, öğretmenler ve eğitim çalışanlarının görevlerini yerine getirirken öğretmenlik mesleğinin saygınlığını, temsil sorumluluğunu ve öğrencilere örnek olma niteliğini gözetmeleri; kılık ve kıyafetlerinde mesleğin vakarına, kamu hizmetinin ciddiyetine ve toplumsal hassasiyetlere uygun hareket etmeleri ve önlük giymeleri gerektiğinin belirtildiği hatırlatıldı.

 Ayrıca genelge ile konuya ilişkin gerekli bilgilendirmelerin yapılması ve uygulamanın millî eğitim müdürlüklerince takip edilmesinin hükme bağlandığı kaydedilen yazıda, öğretmenlerin görevleri sırasında kullanacakları önlüklerde ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması amacıyla tasarım, kullanım ve teknik özelliklere ilişkin standartlar belirlenerek Öğretmen Önlüğü Standartları Kılavuzu’nun hazırlandığı bildirildi.

 Kılavuzda öğretmen önlüklerinin sade, kullanışlı, rahat ve estetik bir anlayışla tasarlanmasına yönelik standartlar ile kullanım ölçütlerine yer verildiği kaydedilen yazıda, Bakanlığa bağlı resmî ve özel okul ve kurumlarda görev yapan öğretmenlerin kullanacakları önlüklerin belirlenen standartlara uygun olması, konuya ilişkin gerekli bilgilendirmelerin yapılması ve uygulamanın takip edilmesi istendi.

 Kılavuz, Bakanlığın web sitesinde yayımlandı

Öğretmenlerin görev esnasında kullanacakları önlüklerin standartlarını belirleyen “Öğretmen Önlüğü Standartları Kılavuzu”, Bakanlığın web sitesinde yayımlandı.

 Kılavuzda öğretmenliğin sahip olunan bilgi ve deneyimin yanı sıra öğrencilerin gelişimine rehberlik eden, eğitim ortamlarını şekillendiren ve toplumun geleceğinin inşasında önemli bir sorumluluk üstlenen köklü bir meslek olduğu vurgulandı. 

OLCAY DAL’DAN TEPKİ

Bakanlığın “Öğretmen Önlüğü Standartları Kılavuzu” açıklamasına tepki gösteren Eğitim İş Edirne Şube Sekreteri Olcay Dal, “Bakanlıktan beklentim önlük tasarımı yayınlaması değil de her seviyedeki öğrenciye bedava verilecek öğle yemeği tasarımı yayınlaması. Hele Çin’in çocuklarını belli bir program dahilinde besleyerek boylarını uzattığını anlatan haberi okuduktan sonra…” diye paylaşım yaptı.

Yapay zeka uygulamasına öğrencilerin alması gereken kalori hesabı konusunda araştırma yaptıran Dal, ortaya çıkan sonuçları da şöyle paylaştı:

1. Okul Öncesi Dönem (3–5 Yaş)

Günlük Kalori İhtiyacı: ~1.200 – 1.400 kcal

Öğle Yemeği Hedef Kalorisi: ~350 – 400 kcal

Örnek Öğle Yemeği Menüsü:

Kıymalı sebze yemeği (örneğin kabak veya havuçlu bezelye)

3–4 yemek kaşığı pirinç veya bulgur pilavı

1 küçük kase ev yapımı yoğurt

Çeyrek dilim tam buğday ekmeği

2. İlkokul Dönemi (6–9 Yaş)

Günlük Kalori İhtiyacı: ~1.600 – 1.800 kcal

Öğle Yemeği Hedef Kalorisi: ~500 – 550 kcal

Örnek Öğle Yemeği Menüsü:

1 porsiyon sulu köfte veya ızgara tavuk göğsü

1 porsiyon domatesli makarna veya mercimekli bulgur pilavı

Mevsim salatası (zeytinyağlı)

1 su bardağı ayran

1 dilim tam tahıllı ekmek

3. Ortaokul Dönemi (10–13 Yaş)

Günlük Kalori İhtiyacı: ~1.800 – 2.200 kcal

Öğle Yemeği Hedef Kalorisi: ~600 – 700 kcal

Örnek Öğle Yemeği Menüsü:

1 porsiyon etli kuru fasulye veya etli nohut

1 porsiyon şehriyeli pirinç pilavı

1 kase cacık veya 1 bardağı şalgam/ayran

Az yağlı çoban salata

1–2 dilim tam buğday ekmeği

1 adet taze meyve (elma veya muz)

4. Lise Dönemi (14–17 Yaş)

Günlük Kalori İhtiyacı: ~2.200 – 2.800 kcal (Spor yapan veya büyüme atağındaki erkek çocuklarda 3.000 kcal üzerine çıkabilir)

Öğle Yemeği Hedef Kalorisi: ~750 – 900 kcal

Örnek Öğle Yemeği Menüsü:

1 porsiyon fırın mücver veya etli/tavuklu ana yemek (örneğin fırın tavuk-patates)

1 porsiyon kıymalı/soslu makarna veya bulgur pilavı

1 kase mercimek veya ezogelin çorbası

Bol yeşillikli mevsim salatası

1 kase yoğurt veya 1 bardak ayran

2 dilim tam tahıllı ekmek

Kreş eğitimcilerine afet farkındalık eğitimi

Edirne Arama Kurtarma Derneği’nce, Edirne Belediyesi Kırkpınar Ağası Seyfettin Selim Kreş ve Gündüz Bakımevi öğretmenlerine yönelik olarak derneğin tanıtımı ve Afet Farkındalık Eğitimi gerçekleştirildi.

Gerçekleştirilen eğitim kapsamında; afet ve acil durumlara karşı hazırlıklı olmanın önemi, afet öncesinde alınması gereken tedbirler, afet anında doğru davranış şekilleri ve afet sonrasında yapılması gerekenler hakkında katılımcılara bilgiler aktarıldı.

Eğitimde ayrıca Edirne Arama Kurtarma Derneği’nin faaliyetleri, çalışma alanları ve afetlerde üstlendiği görevler hakkında tanıtım yapılarak, toplumun afetlere karşı bilinçlendirilmesi ve dayanıklılığının artırılması konusunda yürütülen çalışmalar paylaşıldı.

Edirne Arama Kurtarma Derneği’nden yapılan konuya ilişken paylaşımda şunlara yer verildi:

“Afetlere hazırlıklı toplum oluşturmanın en önemli adımlarından birinin eğitim ve farkındalık olduğuna inanıyor; çocuklarımızın güvenli geleceği için öğretmenlerimizin afet bilincinin artırılmasını son derece önemsiyoruz.

Eğitime katkı ve katılımları için Edirne Belediyesi Kırkpınar Ağası Seyfettin Selim Kreş ve Gündüz Bakımevi yönetimi ve değerli öğretmenlerimize teşekkür ediyoruz.

Edirne Arama Kurtarma Derneği olarak; bilinçli, hazırlıklı ve afetlere dirençli bir toplum için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.”

Belediye tesislerine 1 milyonluk ilgi

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, 2026 yılının başından bu yana belediyeye ait sosyal tesislerde 1 milyon 40 bin 500 ziyaret ve ağırlama gerçekleştirildiğini açıkladı. Tesislerin toplam günlük hizmet kapasitesinin ise 4 bin 500 kişi olduğu bildirildi.

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, sosyal medya hesabından, belediyeye ait sosyal tesislerin 2026 yılının başından bu yana ulaştığı ziyaretçi sayılarını kamuoyuyla paylaştı.

Paylaşılan verilere göre, yılbaşından bu yana belediye tesislerinde toplam 1 milyon 40 bin 500 ziyaret ve ağırlama gerçekleştirildi.

Tesisler arasında en fazla ziyaretçiyi 200 bin kişiyle Meriç Sosyal Tesisleri ağırlarken, Protokol Evi 200 bin, Göl Kafe Restoran 170 bin ve Halk Kafe 150 bin ziyaretçiye ulaştı.

Kent Lokantası’nın 80 bin, Meriç Kafe’nin 70 bin, Arda Kafe’nin 60 bin, Kampüs Edirne’nin 40 bin, Halk Kasap’ın 30 bin, Kitap Kafe ile Anıt Park ve Kafe’nin ise 20’şer bin ziyaretçiye hizmet verdiği belirtildi. Yeni açılan Terminal Lokantası’nda ise günlük ortalama 500 kişiye hizmet sunulduğu kaydedildi.

“Sosyal tesislerimizle hemşehrilerimizin yanındayız”

Başkan Gencan, paylaşımında sosyal belediyecilik anlayışıyla vatandaşların uygun, erişilebilir ve nitelikli hizmetlere ulaşmasını amaçladıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Edirne’de bir araya gelmenin, paylaşmanın ve keyifle vakit geçirmenin adreslerini çoğaltıyoruz. Kent lokantalarımızdan kafelerimize, sosyal tesislerimizden farklı ihtiyaçlara cevap veren işletmelerimize kadar pek çok noktada hemşehrilerimizi uygun, erişilebilir ve nitelikli hizmetlerle buluşturuyoruz. Çünkü bizim için sosyal belediyecilik; kentin imkânlarını herkes için ulaşılabilir kılmak, hemşehrilerimizin günlük yaşamını kolaylaştırmaktır. Sosyal tesislerimizle hemşehrilerimizin yanındayız.”

Şehit komiser Kerman dualarla anıldı

Olgay GÜLER

Tunceli’de eşi Dilay Kerman ile birlikte terör saldırısı sonucu şehit olan komiser Cem Kerman, vefatının 15’inci yılında dualarla anıldı.

Tunceli’de, 2011 yılında terör saldırısı sonucu eşi Dilay Kerman ile birlikte şehit olan Komiser Cem Kerman için vefatının 15’inci yıldönümünde, Buçuktepe Mezarlığı’ndaki kabri başında tören düzenlendi. Törene, Edirne Valisi Yunus Sezer, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Harun Tohumcu, şehit Kerman’ın ailesi ve yakınları katıldı.

Törende Şehit Komiser Cem Kerman ile aynı mezarlıkta bulunan Şehit Polis Memuru Gökmen Şimşek ve tüm şehitler için dua edildi.