ADD’den Türk siyaset kurumuna çağrı!

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın Dışişleri Bakanlığı’nca Persona Non Grata ilan edip ülkesine gönderilmesi konusunda çağrıda bulundu.

ADD Edirne Şubesi Başkanı Celil Özcan tarafından paylaşılan, dernek genel merkezinin  “Türk siyaset kurumuna çağrı!”  başlıklı yazılı açıklamasında şunlara yer verildi:

“Ülkemizde ABD Büyükelçisi olarak -hâlâ- görev yapmakta olan Tom Barrack adlı şahıs, ‘Sizin için en doğrusu Osmanlı devlet düzeni ve millet sistemidir’ diyerek başladığı, ‘Bölgedeki ulus devletler İsrail için tehdittir’ ve ‘Hedefimiz Eylül 2026’da Heybeliada Ruhban Okulu’nu açmaktır’ gibi kabul edilemez sözlerle sürdürdüğü hadsizliğini son olarak ‘Hazar petrol ve doğalgazına ulaşamıyoruz. 1919’dan beri (Ulusal Bağımsızlık Savaşımızı kastettiği ortada) ulus devletler bizi engelliyor’ pervasızlığıyla sürdürmüştür.

Ölçüyü iyice kaçırıp 1919 hatırlatması yaparak bardağı taşıran bay Barrack vakit bulup biraz tarih okumalı, 9 Eylül 1922, 23 Temmuz 1939, 20 Temmuz 1974, 1 Mart 2003 tarihlerinde neler yaşandığına bakmalı, ülkemizde büyükelçisi olarak görev yaptığı devlet henüz kurulmamış, hatta üzerinde bulunduğu kıta keşfedilmemişken kültür üretmiş, sanatçılar bilim insanları yetiştirmiş, devletler, imparatorluklar kurmuş, çağ kapatıp çağ açmış, 7 düveli dize getirip Sevr paçavrasını çöpe atmış Türk Milletinin ezelden beri hür yaşadığını ve kendisine zincir vurmaya kalkan her çılgına haddini bildirdiğini öğrenmelidir.

Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, bütün diplomatik kuralları ihlal eden, içişlerimize müdahale ile devletimizin egemenliğine, tapu senedimiz Lozan’a, Laik Cumhuriyetimize,  milletimizin birliğine, üniter ulus devlet yapımıza ve toprak bütünlüğümüze alenen saldıran bu küstahlığa ülkemizi yöneten ve yönetmeye talip olan  siyaset kurumumuz hak ettiği yanıtı vermeli, ABD Büyükelçiliği önünde 19 Temmuz 2025 tarihinde de belirttiğimiz üzere Dışişleri Bakanlığımız bu şahsı Persona Non Grata ilan edip ülkesine göndermelidir.”

Karakasım’da kara gün!

Olgay GÜLER

Edirne merkez ilçeye bağlı Karakasım köyünde Gülafer Toprak (82), tek katlı müstakil evde çıkan yangında, hayatını kaybetti.

Yangın, Karakasım köyünde, Cumartesi günü öğle saatlerinde, Gülafer Toprak’ın yalnız yaşadığı tek katlı müstakil evde meydana geldi. Evden dumanların yükseldiğini görenler, içeri girmek istedi. Yoğun dumanla kaplanan eve giremeyen köylüler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirip, camları kırarak içeri su sıktı. İhbarla köye jandarma, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiyecilerin çalışmasıyla yangın kontrol altına alınıp, söndürüldü. Dumanın tahliyesinin ardından girilen evde Gülafer Toprak’ın cansız bedeni bulundu.

Jandarma ve savcının incelemesinin ardından Toprak’ın cansız bedeni, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Yangınla ilgili inceleme başlatıldı.

FETÖ operasyonunda 6 tutuklama!

Olgay GÜLER

Edirne merkezli 5 ilde polisin FETÖ/PDY’nin güncel öğrenci yapılanmasına yönelik gerçekleştirdiği operasyonlarda gözaltına alınan 12 şüpheliden, 6’sı tutuklandı.

Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ/PDY’nin güncel öğrenci yapılanmasına yönelik soruşturma başlattı. Soruşturmada iletişim tespitleri ve MASAK raporu kapsamında Edirne Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri, şüphelilerin yakalanmasına yönelik Edirne, İstanbul, Bursa, Çanakkale ve Bilecik’te operasyon düzenledi. Trakya Üniversitesi’nde eğitim gören ve mezun olan öğrencilerin de aralarında olduğu 12 şüpheli, gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından ‘Silahlı terör örgütüne üye olma’ suçundan adliyeye sevk edilen 12 şüpheliden 6’sı çıkarıldıkları mahkemede tutuklandı, 6’sı adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Cephelerin Modern Yüzü: Kompozit Panel

Şehirlerin silueti değişirken, binaların dış görünümü de en az statik yapısı kadar önem kazanmıştır. Eski, soluk ve enerji verimliliği düşük cephelerin yerini dinamik, renkli ve modern yapılar almaktadır. Bu mimari dönüşümün başkahramanı ise hiç şüphesiz kompozit panel teknolojisidir. Hem yeni yapılan gökdelenlerde hem de restore edilen eski binalarda gördüğümüz bu malzeme, yapı sektörüne estetik ve dayanıklılığı aynı anda sunmaktadır. Peki, mimarların ve mühendislerin vazgeçilmezi olan bu malzeme tam olarak nedir?

Alüminyum Kompozit Panel Nedir?

Sektörde “kompozit levha” veya “alüminyum kompozit” gibi isimlerle de anılan alüminyum kompozit panel, aslında bir tür sandviç paneldir. Teknik olarak tanımlamak gerekirse; iki adet ince alüminyum levha arasına, düşük yoğunluklu polietilen (LDPE) veya mineral dolgulu çekirdek malzemenin yerleştirilmesiyle oluşur.

Bu katmanlı yapı, malzemeye benzersiz özellikler kazandırır. Alüminyumun hafifliği ve korozyon direnci ile dolgu malzemesinin esnekliği birleşir. Sonuç olarak ortaya ahşap, taş veya metalik dokularda üretilebilen, binalara modern bir kimlik kazandıran üstün nitelikli bir yapı elemanı çıkar.

Kompozit Levha Nerelerde Kullanılır?

İşlenebilirliğinin çok kolay olması (kesilebilir, delinebilir, bükülebilir) sayesinde kompozit levha kullanım alanı oldukça geniştir. Sadece dış cephe ile sınırlı kalmayan bu malzemenin en yaygın kullanım alanları şunlardır:

  • Dış Cephe Kaplamaları: İş merkezleri, oteller, hastaneler ve konut projelerinin dış yüzeylerinde hem ısı yalıtımına katkı sağlar hem de binayı yağmur, rüzgar gibi dış etkenlerden korur.
  • Reklam ve Tabela Sektörü: Pürüzsüz yüzeyi sayesinde dijital baskı ve folyo uygulamaları için mükemmel bir zemindir. Totem tabelalardan yönlendirme levhalarına kadar reklamcıların bir numaralı tercihidir.
  • İç Mekan Dekorasyonu: Ofis bölmeleri, kolon kaplamaları ve asma tavan sistemlerinde şık ve temiz bir görünüm elde etmek için kullanılır.
  • Eski Bina Yenileme (Restorasyon): Yıpranmış bina cephelerinin, binaya ek statik yük bindirmeden modern bir görünüme kavuşturulmasında en hızlı çözümdür.

Yapıların Estetik Zırhı

Alüminyum kompozit paneller, betonarme yapıların soğuk yüzünü estetik bir sanat eserine dönüştüren modern bir çözümdür. Hafifliği, dayanıklılığı ve sınırsız renk seçeneği ile hem yeni projelerde hem de renovasyon işlerinde en akılcı yatırımdır. Doğru kalınlık ve renk seçildiğinde, yapılarınız yıllarca ilk günkü parlaklığıyla şehre değer katmaya devam eder.

Masalsı Ülke Özbekistan İzlenimlerim -19-

Kızılkum zenginliğin kaynaklarına sahip

Gönül UYANIKTIR

Çölde yolculuk devam ediyor ama ortalıkta beklediğim ölçüde kum görünmüyor. Yaklaşık olarak 300 bin km² yüz ölçümüyle dünyanın en büyük çöllerinden olan Kızılkum Çölü, Kazakistan ve Özbekistan arasında yer alıyor. Orta Asya’nın iki büyük nehri (Seyhun ve Ceyhun) arasında yer alan Kızılkum Çölü, Aral Gölü’nün de güneyinde bulunuyor.
Çölde yolculuk devam ediyor ama ortalıkta beklediğim ölçüde kum görünmüyor. Yaklaşık olarak 300 bin km² yüz ölçümüyle dünyanın en büyük çöllerinden olan Kızılkum Çölü, Kazakistan ve Özbekistan arasında yer alıyor. Orta Asya’nın iki büyük nehri (Seyhun ve Ceyhun) arasında yer alan Kızılkum Çölü, Aral Gölü’nün de güneyinde bulunuyor.

Kızılkum çölündeki taş orman ve dinazor kalıntıları (Foto : Eurasia Travel)


KIZILKUM ÇÖLÜ HAZİNEYİ GİZLİYOR
İçerisinde fazla yaşam barındırmasa da çöl ekonomik alanda ciddi potansiyel taşıyor. Yakın zamanda sadece petrol ve gaz kaynakları değil aralarında altın, gümüş, alüminyum, bakır ve uranyum gibi minerallerin ve büyük bir yer altı zenginliğini barındırıyor. Cölün yakınında bulunan Gazli ile Mübarek şehirlerinde gaz üretim merkezleri kuruluyor, yer altı zenginlikleri yanında özellikle su ve kuraklığa dayanıklı bitki örtüsü hayvancılık faaliyetleri için önemli doğal kaynaklar oluşturuyor.

Kızılkum Çölünden geçen Ceyhun Nehri


ÇÖLÜN ORTASINDAN GEÇEN NEHİR
Benim gibi çöl görmeyen birinin hayallerini yıkan bir ortamda düzgün bir asfalt yol üzerinde yol alıyoruz. Kısa bir mesafe yol aldıktan sonra bir kum tepeciği yanında fotoğraf molası veriyoruz. Ama ortalıkta makilik, step orman örtüsü yeşillik ve bodur ağaççıklar var. Sırf kumu gösteren fotoğraf çekmek mümkün değil. Yine de kum tepeciğinin eteğinde birkaç fotoğraf çekiliyoruz.
Ortam benim hayallerimdeki çöl imajına hiç uymuyor, ama bu çöl ülkeler için büyük ekonomik değere sahip. Kızılkum’un altında petrolden altına yok yok..! Yolun sağı ve solunda yer yer yeşil çalılıklar, bodur bitkiler derken; Ceyhun Nehri üzerindeki köprüden geçiyoruz. Köprünün aşağısında geniş bir yatağın içinde Ceyhun Nehri pırıl pırıl akıyor.

Çölden manzaralar


YAŞATILAN KIZILKUM
Arama motorunda araştırdığımda bölgede çok sayıda akarsu ve vaha bulunduğu, bu kaynakların; su ihtiyacı konusunda insan yaşamı ve ekolojik sisteme katkı sağladığı, bölgeye yıllık sadece 100–200 mm kadar yağış düştüğü yazıyor. Ayrıca Kızılkum Çölünde sıcaklık rekoru 1983 yılının Temmuz ayında 52.22 santigrat derece olarak ölçülüyor. Çölün kuzeybatıya eğimli düzlüklerinde 3000 metreye varan yükseltiler yer alıyor.
Kızılkum çölüne genel olarak düzlükler hâkim. Denizden yüksekliği 980 metre olan bu düzlük üzerinde çeşitli yer şekilleri ve kumullar bulunuyor.
Klasik çöl özellikleri gösteren Kızılkum, ortalama bir hayvan varlığına da sahip. Çölde, önemli türler olarak Orta Asya’nın endemik bir türü olan Rus Kaplumbağası Çöl Kertenkelesi, Yaban Koyunu ve sayısı azalmakta olan bir antilop türü yaşıyor. Bölgenin korunması adına 55 yıldan bu yana Buhara’da ‘Kızılkum koruma programı’ uygulanıyor. Özellikle Sülün, Altın Kartal ve Buhara Geyiği, Toy Kuşu, Pers Gazeli ve Moğol Yaban Atının koruma altına alındığı, dağınık bitki örtüsüne sahip çölde çalılar ve ufak ağaçların da; evcil deve, koyun ve atların otlatılması amacıyla kullanıldığı bilgisi yer alıyor.
KIZILKUMUN 90 MİLYON YAŞINDAKİ DİNAZORU
Kızılkum Çölünde 2016 yılında yapılan bir keşifle Mezozoyik Devri’ne ait çok önemli bir bulgu ele geçiriliyor. Bu araştırmada Timurlengia Euotica adlı bir Tiranozor’un kalıntılarına ulaşıldı. Yaklaşık 90 milyon yıl önce geç Kretase devrinde yaşamış ve Kızılkum Çölü’nde bulunan kalıntıları paleontolojik olarak büyük değere sahip olan hayvan kalıntılarının dinozorların tarihi ile ilgili pek çok ayrıntıyı gözler önüne serdiği belirtiliyor.
(Yarın: Hive’deyiz)

3 araçlı kazada; 1 yaralı

Olgay GÜLER

Edirne’de TIR, hafif ticari araç ve otomobilin karıştığı zincirleme trafik kazasında, bir kişi yaralandı.

Olay saat 12.00 sıralarında Edirne-Havsa D100 karayolunda meydana geldi. Edirne istikametine ilerleyen Y.Ş. yönetimindeki 45 RA 6579 plakalı TIR, aynı istikamette seyir halindeki K.G.’nin idaresindeki 22 AYY 677 plakalı hafif ticari araca çarptı. Çarpışmanın etkisiyle K.G.’nin kullandığı hafif ticari araç da bu sırada önünde seyreden T.M. yönetimindeki 16 NCH 86 plakalı otomobile çarptı.

Çarpışmanın etkisiyle, hafif ticari araç sürücüsü K.G. yaralandı. İhbarla olay yerine sağlık, polis ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, K.G.’yi ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırdı.

TIR sürücüsü Y.Ş., ifadesi alınmak üzere karakola götürüldü. Kazayla ilgili soruşturma sürüyor.

Mevsim kış, bahçeler ilkbahar

Gülseven OKALANER
Kış mevsiminin ilk ayı olan Aralık ayının içindeyiz. Ülkemizde genellikle Kış soğukları, mevsimin de ilk ayı olan Aralık ayı ile başlayıp Şubat ayı sonuna kadar devam eder. Zemheri olarak bilinen kış mevsiminin en soğuk dönemi ise her yıl 22 Aralık’ta başlar ve 40 gün sürerek Ocak ayının bitimine kadar devam eder.


Ancak son yıllarda yaşanan mevsim değişikleri ve sonbahar mevsiminin ılık, ilkbahar mevsiminin ise daha serin geçmesi, ara mevsimlerin gösterdiği değişim, bahçelerimizde de tüm güzellikleri ile kendini sergiliyor ve başta leylaklar ve güller rengarenk çiçek açmaya devam ediyor. Esentepe’de bir sitenin bahçesinde bulunan leylaklar giderek coşarken, Yeniimaret semtinde de her türden çiçek bahçeleri şenlendiriyor.


Edirne’de gündüz hava sıcaklığı 15 derecenin altına düşmezken, geceleri de genelde yağışlı ve ılık bir hava hakim oldu. Kent merkezinde henüz kırağı düşmediği, ancak üreticinin kışın gelmesini ve kar yağışını beklediği de bilinen bir gerçek.! Ekonomik olarak sıkıntı yaşayan vatandaşlar ise .bir yandan bu duruma şükrediyor.
Öte yandan İlkbahar ve yaz aylarının çiçeklerinin, uygun ısı, nem ve güneş aldığı süre boyunca açmaya kararlı olduğu da görülüyor.

‘Çamların yerine meşe dikilsin’

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, geçtiğimiz aylarda Enez ilçesine bağlı Büyükevren – Gülçavuş köyleri hattında meydana gelen ve 1.000 hektardan fazla alanın kül olmasına yol açan büyük yangının ardından bölgede başlatılacak ağaçlandırma sürecine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

“Bölge halkının talebi nettir: Meşe dikilsin”

Akalın, yöre halkının yıllardır bölgenin ekolojik yapısını bilen insanlar olarak süreçte söz sahibi olması gerektiğini vurgulayarak, “Vatandaşlarımız açık bir talep dile getiriyor: Yanan çamların yerine meşe dikilsin. Bu talep hem bilimsel hem ekonomik hem de ekolojik açıdan son derece makuldür” ifadelerini kullandı.

Milletvekili Akalın, meşe türlerinin yangınlarla mücadelede kritik öneme sahip olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Meşe ağacı yangında tamamen yok olmaz, Yangının yayılmasını çam türlerine kıyasla daha fazla yavaşlatır. Üstelik meşe, hayvancılık için daha yüksek katma değer sağlar ve bölgenin doğal çeşitliliğini artırır.”

Mehmet Akalın, Orman Genel Müdürlüğü’nü ve ilgili tüm kurumları bölgenin talebine uygun hareket etmeye çağırarak sözlerini şu şekilde tamamladı:

“Enez – Büyükevren – Gülçavuş hattında doğanın yeniden ayağa kalkması için meşe ağırlıklı bir ağaçlandırma yapılması en doğru adımdır.”

TÜ’den komşuda üç ziyaret

Bulgaristan’da çeşitli temaslarda bulunan Trakya Üniversitesi heyeti Türkiye Cumhuriyeti Filibe Başkonsolosu Emre Manav ile Filibe ve Stara Zagora’daki iki üniversiteye resmi ziyaret gerçekleştirdi.

Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler başkanlığındaki, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, dekanlar, başhekim ve müdürlerden oluşan Trakya Üniversitesi heyeti, Bulgaristan Plovdiv Tıp Üniversitesi ve Stara Zagora Trakia Üniversitesi ile ikili iş birliklerini görüşmek için gittikleri Filibe’de ilk önce göreve yeni başlayan Türkiye Cumhuriyeti Filibe Başkonsolosu Emre Manav’ı ziyaret etti.

Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler’in, Başkonsolos Emre Manav’a yeni görevinde başarılar dilediği ziyarette Üniversitemiz ile Türkiye Cumhuriyeti Filibe Başkonsolosluğu arasında yapılabilecek iş birlikleri görüşüldü.

Ziyaret, Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler’in, Başkonsolos Emre Manav’a hediye takdimi ve onur defterini imzalamasıyla sona erdi.

İKİ ÜNİVERSİTEYE ZİYARET

Trakya Üniversitesi, uluslararası iş birliği faaliyetlerini Bulgaristan’da gerçekleştirdiği temaslarla sürdürüyor. Bu kapsamda, Filibe ve Stara Zagora’daki iki üniversiteye resmi ziyaret düzenlendi.

Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler başkanlığındaki; Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ ile üst düzey akademisyenlerden oluşan üniversite heyeti, Türkiye’nin Filibe Başkonsolosu Emre Manav’a gerçekleştirdiği nezaket ziyaretinin ardından programın ilk üniversite durağı olan Filibe Tıp Üniversitesi’nde görüşmeler gerçekleştirdi. Rektör Prof. Dr. Angel Uchikov’un ev sahipliğinde yapılan toplantıda, iki üniversite karşılıklı tanıtımların ardından akademik ve kültürel iş birliği olanaklarını görüştü. Görüşmeler sonunda iş birliği protokolü imzalanırken, şeref defterinin imzalanması, hediye takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle ziyaret tamamlandı.

Heyetin ikinci ziyareti Stara Zagora Üniversitesi’ne oldu. Daha önce bu üniversite tarafından Fahri Doktora ünvanına layık görülen Prof. Dr. Mustafa Hatipler, göreve yeni başlayan Rektör Prof. Dr. Miroslav Karabaliev’i tebrik etti. Heyetler, iki kurum arasında yapılabilecek ortak çalışmalar üzerine fikir alışverişinde bulundu. Hediye takdimi ve fotoğraf çekiminin ardından ziyaret sona erdi.

Program kapsamında Bulgaristan Bölge Müftüsü Seyhan Basri Mehmed de ziyaret edildikten sonra Üniversite heyeti temaslarını tamamlayarak Edirne’ye döndü.