Öğretmen, odasından ses yükseltti!

Eğitim-İş, öğretmene yönelik şiddetin arkasında, yıllardır göz göre göre büyüyen ve siyasi iktidarla Milli Eğitim Bakanlığı’nın doğrudan sorumlusu olduğu sistematik bir ihmal zinciri yattığına dikkat çekerek, işyeri temsilcileri tarafından ülke genelinde öğretmen odalarında öğretmene şiddet konulu bildiri okundu. Öğretmenlik mesleğinin yeniden itibar kazanması, ekonomik, sosyal ve mesleki hakların güçlendirilmesi, okulların güvenli, saygılı ve nitelikli birer eğitim ortamına dönüştürülmesi talep edilen bildiride, “Artık Yeter! Öğretmene uzanan her el, geleceğimize uzanmaktadır! Öğretmene şiddet tesadüf değildir. Bu şiddet; öğretmeni hedef gösteren, mesleğin saygınlığını aşındıran, çalışma koşullarını güvencesizleştiren politikaların doğrudan ürünüdür. Biz bu düzeni kabul etmiyoruz!” ifadelerine yer verildi.

Eğitim İş temsilcileri tarafından öğretmen odalarında ikinci ders teneffüsünde okunan bildiride, şunlara yer verildi:

“Son yaşanan öğretmene yönelik saldırı, artık tahammül sınırlarımızı aşan bir tabloyu gözler önüne sermiştir. Öğretmenin sınıfta hedef haline geldiği, şiddetin sıradanlaştırıldığı, saygının yerle bir edildiği bu ortamın sorumlusu birkaç öğrenci değildir. Bu, yıllardır öğretmeni değersizleştiren, haklarını yok sayan ve eğitim sistemini içten çürüten politikaların doğrudan sonucudur.

Öğretmeni ekonomik olarak zorlayan, güvencesiz çalıştıran, mesleki itibarını zayıflatan, eğitimde nitelik yerine gösterişi ve propaganda amaçlı uygulamaları öne çıkaran politikaların faturası; bugün sınıflarda saygısızlık, şiddet, otorite krizi ve öğrenme ortamının bozulması olarak geri dönmektedir.

Ayrıca yıllardır uygulanan protokoller aracılığıyla eğitimle hiçbir ilgisi olmayan kişi ve yapıların okullara sokulması; pedagojik yetkinliği olmayan aktörlerin okul ortamlarına müdahil edilmesi, sınıf düzenini ve öğretmen otoritesini sistematik biçimde erozyona uğratmaktadır.

Yaklaşık bir milyon öğretmen atama beklerken, asgari ücretin altında yürütülen ücretli öğretmenlik sistemi hala sürdürülüyor. Bu durum, kamusal eğitimden sorumlu olanların öğretmeni ne kadar değersiz gördüğünün açık bir ifadesidir. Bu politikaların sonucunda öğretmenlik, gençler için umut veren bir meslek olmaktan çıkarılmış; meslektaşlarımız ekonomik baskı, güvencesizlik ve itibarsızlık nedeniyle tükenmişlik noktasına sürüklenmiştir.

Ankara’da yaşanan son olay, ‘geliyorum’ diyen bir çöküşün artık saklanamaz hale gelişidir. Bu yalnızca bir öğretmene saldırı değil; yıllardır yok sayılan bir mesleğin, bir kurumun ve bir geleceğin çığlığıdır.

EĞİTİM İŞ’İN ÇAĞRISI

Bugün buradan açık ve net bir çağrı yapıyoruz:

Ataması yapılmayan öğretmen bırakılmamalıdır — bu gecikmiş bir haktır.

Ücretli öğretmenlik adı verilen güvencesiz istihdam derhal sona ermelidir.

Tüm öğretmenler kadrolu olmalı, maaşlar yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalıdır.

Okulların altyapısı, güvenliği ve fiziki koşulları hızla iyileştirilmelidir.  

Eğitim sistemi gençlere işsizlik ve belirsizlik değil; güvenli bir gelecek sunmalıdır.

Okullara eğitimle ilgisi olmayan yapıların müdahalesi tamamen bitirilmelidir.

Bu ülkenin geleceğini yetiştiren biz öğretmenler, yıllardır görmezden gelinen sorunların yükünü daha fazla taşımayacağız. Öğretmeni güçlendirmeyen, saygı göstermeyen, yaşam koşullarını iyileştirmeyen hiçbir anlayışla yol alınamaz.

Yaşananlar açık bir uyarıdır. Bu uyarıyı dikkate almayanlar, çok daha ağır sonuçların sorumluluğunu taşımak zorunda kalacaktır.

Eğitimin gerçek öznesi olan öğretmeni güçlendiren, itibarını koruyan ve kamusal eğitimi yaşatan politikaların hayata geçirilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur.

Tekrar vurguluyoruz: Öğretmene şiddet, öğretmeni itibarsızlaştıran ve güvencesizleştiren politikaların sonucudur!”

EKK Çocuk Meclisi’nden ilk genel kurul!

Olgay GÜLER

Edirne’de geçtiğimiz 18 Nisan’da temelleri atılarak kurulan Edirne Kent Konseyi (EKK) Çocuk Meclisi, 1’inci olağan genel kurulunu gerçekleştirdi.

EKK Çocuk Meclisi, 1. Olağan Genel Kurulu’nu Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdi. Toplantı, Edirne Kent Konseyi Çocuk Hakları Çalışma Grubu Başkanı İlayda Güder’in açılış konuşmasıyla başladı. Güder açılıştaki konuşmasında çocukların kent yaşamındaki söz hakkını güçlendirmek, katılım kültürünü yaygınlaştırmak ve geleceğe daha aktif şekilde yön verebilmek amacıyla iki gün sürecek bir çalışma programı yürütüldüğünü söyledi.

‘KENTİN GELECEĞİ, TÜM ÇOCUKLARIN SESİNİ DUYABİLDİĞİ ÖLÇÜDE GÜÇLENİR’

Çocuk Meclisi’nin, kurulduğu günden bu yana Edirne’de tüm çocukların düşüncelerini özgürce paylaşabildiği, karar süreçlerine katkı sunduğu demokratik bir yapıyı temsil ettiğini vurgulayan Güder, Edirne’nin tüm mahallelerinden çocukların meclise katılımının önemine dikkat çekerek, “Bir kentin geleceği, içinde yaşayan tüm çocukların sesini duyabildiği ölçüde güçlenir” dedi.

YÜRÜTME KURULU SEÇİLDİ

Divan seçimi, faaliyet raporunun değerlendirilmesi ve yeni yönetim organlarının belirlenmesiyle devam eden genel kurulda, meclisin yürütme kurulunda görev almak isteyen çocuklar kendilerini tanıtarak neden görev almak istediklerini açıklayan konuşmalar yaptı. Yapılan oylama sonucunda Edirne Kent Konseyi Çocuk Meclisi Yürütme Kurulu şu isimlerden oluştu:

Başkan: İlayda Güder

Başkan Yardımcısı: Ömer Can Tezcan

Sekreter: Mete Kaan Karakaş

Üye: Armina Özbay

Üye: Şöhret Asya Nuray

Üye: Ceylin Esila Tuna

Üye: Kuzey Efe Gül

EYBAL velilerinden durmak yok!

Olgay GÜLER

Edirne’de, eğitim binası depreme dayanıksız raporu verilerek geçici olarak 1’inci Murat Anadolu Lisesi binasına taşınan Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi  (EYBAL) öğrenciler ve velileri, bu binada da yetersiz koşullar olduğu gerekçesiyle ses yükseltmeye devam ediyor.

Depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkım kararı alınan Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi’nin (EYBAL) öğrenci ve velilerinin, tahliye sürecinin ardından yönlendirildikleri 1’inci Murat Anadolu Lisesi’nin fiziki şartlarının yetersizliğine tepkileri sürüyor. Yangın merdiveni ve alarm sistemi bulunmayan binada öğrencilerin sık sık yaralandığını, sağlık sorunu yaşayan çocukların durumunun kötüleştiğini belirten veliler, okul önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Veliler, kentte bölümleri aynı olan meslek liselerinin birleştirilmesini, EYBAL öğrencilerine ise Serhat Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin geçici eğitim binası olarak tahsis edilmesini talep etti.

‘BİNADA CİDDİ YAPISAL VE SAĞLIK RİSKLERİ BULUNMAKTA’

Veliler adına konuşan Nihan Aksoy, 1’inci Murat Anadolu Lisesi binasının öğrencilerin sayısına, eğitim standartlarına ve güvenlik yönetmeliğine uygun olmadığını belirterek, “Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi (EYBAL) binasının, hazırlanan teknik raporda “bina ömrünü tamamladığı” gerekçesiyle yıkım kararı alınması üzerine öğrenciler 1. Murat Anadolu Lisesi’nin tarihi binasına taşınmıştır. Ancak bu bina, mevcut öğrenci sayısına, eğitim standartlarına ve güvenlik yönetmeliklerine uygun değildir. Veliler olarak yaptığımız incelemeler ve öğrencilerden gelen geri bildirimler doğrultusunda binada ciddi yapısal ve sağlık riskleri bulunmaktadır. 1.Murat Anadolu Lisesi binasında yangın merdiveni, yangın alarm sistemi, yeterli havalandırma, uygun merdiven genişliği ve fiziki dayanım unsurları mevcut değildir. Kalabalık nedeniyle koridor ve merdivenlerde sık sık düşme ve yaralanma olayları yaşanmakta, okula neredeyse her gün ambulans gelmektedir. Astım ve solunum rahatsızlığı bulunan öğrencilerde kötüleşme görülmüş, eğitim öğretim süreci ciddi biçimde sekteye uğramıştır. Bu koşullar öğrencilerin hem can güvenliğini hem de eğitim hakkını açıkça ihlal etmektedir” dedi.

‘VALİLİĞE SOMUT ÖNERİ SUNDUK ANCAK KARŞILIK BULMADI’

Valiliğe ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yaptıkları başvurulardan sonuç alamadıklarını dile getiren Aksoy, “Veliler, Valilik makamı, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve ilgili kurumlara çok sayıda yazılı başvuru yapmış; ancak tüm başvurulara benzer içerikte standart yanıtlar verilmiştir. Veliler bizzat Valilik makamına giderek Edirne’deki meslek liselerinde aynı alanların birleştirilmesiyle İMKB Serhat MTAL binasının geçici olarak EYBAL’a tahsis edilebileceğini içeren somut ve uygulanabilir çözüm önerisini sunmuştur. Buna rağmen Sayın Vali, yapılan görüşmede ‘yapılabilecek bir şey olmadığı, elde yalnızca mevcut binanın bulunduğu’ yönünde açıklama yapmış; böylece alternatif çözüm önerilerine kapalı bir tutum sergilemiştir. Bu yaklaşım, sürecin çözüm üretmek yerine mevcut durumda öğrencileri risk altında bırakacak şekilde yürütüldüğünü göstermektedir” diye konuştu.

‘SERHAD BORSA EYBAL’A TAHSİS EDİLSİN’

Aksoy, okulun yıkım kararının, kentte sosyal konut projeleri için arsa arayışının yoğunlaştığı döneme denk gelmesinin veliler arasında soru işaretleri oluşturduğuna dikkat çekerek, “Öte yandan, okulun yıkım kararının verildiği dönemin, kentte sosyal konut projeleri için arsa arayışının yoğunlaştığı döneme denk gelmesi veliler arasında soru işareti oluşturmuştur. Bu durumun açıklığa kavuşturulmaması, belirsizliği ve güven kaybını daha da artırmaktadır. Bu çerçevede; EYBAL öğrencilerinin acilen güvenli, mevzuata uygun bir eğitim kurumuna nakledilmesi, meslek liselerinde bölüm birleştirme önerimizin değerlendirilerek Serhat Borsa İMKB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi binasının tahsisi, 1. Murat Anadolu Lisesi’nin bağımsız uzmanlarca denetlenmesi ve risk raporlarının kamuoyuyla paylaşılması, velilere düzenli ve şeffaf bilgilendirme yapılması hususlarında gereğini arz ederim” şeklinde konuştu.

Shopify Ajansı ve Shopify Uzmanı Alaattin Çağıl ile Dünyaya Açılarak E-Ticaret Yapın

E-ticaretin bugünkü hızı, geleneksel perakendecilik anlayışını sadece sarsmıyor, adeta yerle bir ediyor. Eskiden bir dükkan açıp tabela asmak yetiyordu; sonra “bir sitem olsun yeter” dedik. Ama bugün, Türkiye’deki pazarın doygunluğu ve yerel rekabetin yarattığı dar boğaz, orta ve büyük ölçekli işletmeleri tek bir çıkış kapısına zorluyor: Global pazarlar. Cross-border, yani sınır ötesi e-ticaret artık bir seçenek değil, hayatta kalma meselesi haline geldi. Sahada gördüğümüz kadarıyla, markaların çoğu bu kapıdan girmeye çalışırken yanlış anahtarlar kullanıyo. İşte tam bu noktada, bir Shopify Uzmanı ile çalışmanın hayati önemi devreye giriyor. Shopify, sunduğu SaaS altyapısıyla dünyaya açılmak isteyen markalar için bir otoban sunsa da, o otobanda hangi hızla ve hangi şeritte gideceğinizi bilmeniz şart.

Türkiye’nin e-ticaret ekosistemi, yerel pazaryerlerinin komisyon oranları ve algoritma değişiklikleri arasında sıkışmış durumda. Kendi markanızı, kendi kurallarınızla ve en önemlisi global bir dille yönetmek istiyorsanız, Shopify gibi dünya devlerinin standartlarına uyum sağlamalısınız. Ancak Shopify’ı sadece bir “şablon” olarak görmek, yapılabilecek en büyük hata olur. Gerçek bir Shopify Ajansı, bu şablonun altındaki kod yığınını (Liquid) sizin markanızın DNA’sına göre yeniden yazan yerdir. Alaattin Çağıl’ın sıkça vurguladığı gibi, “E-ticaret bir yazılım projesi değil, bir kullanıcı deneyimi senaryosudur.” Bu senaryoda hata payına yer yok, çünkü global rakipleriniz saniyelerle yarışıyor.

Shopify Ajansı Seçmenin İşletme Ekonomisine Etkisi

İşletmeler genelde maliyet kalemlerini hesaplarken “kurulum ücreti” üzerinden bir değerlendirme yaparlar. Oysa, hatalı bir kurulumun markaya faturası, ajansa ödenen ücretin on katı olabilir. Bir Shopify Ajansı ile çalışmak, aslında bir sigorta poliçesi satın almaktır. Zaman yönetimi açısından baktığımızda, bir Shopify Uzmanı tarafından yapılandırılan bir mağaza, markayı 3 ile 6 ay arasında bir zaman kaybından kurtarır. Yanlış app entegrasyonları, optimize edilmemiş tema dosyaları ve hatalı ödeme geçidi kurulumları, daha site açılmadan müşteri kaybına yol açar.

Maliyet Tasarrufu ve ROI Dengesi

Global pazarda reklam maliyetleri (CPC) her geçen gün artıyor. Eğer sitenizin teknik altyapısı bir shopify seo stratejisiyle örülmemişse, reklamdan gelen trafiğin büyük kısmını site yavaşlığı veya kötü UX yüzünden kaybedersiniz. Profesyonel bir ajans, sitenizin dönüşüm oranını (CR) sadece %1 bile artırsa, bu yıllık cironuzda devasa bir fark yaratır. Hatalı kurulumların bedeli ise sadece para değil, aynı zamanda marka itibarıdır. Şunu unutmamak lazım ki; Google, teknik kusurları olan bir siteyi asla üst sıralara çıkarmaz ve reklam maliyetlerini de cezalandırarak artırır. İşte bu yüzden bir shopify seo ajansı, reklam bütçenizi koruyan en büyük müttefikinizdir.

Alaattin Çağıl ve Mayfair Digital Agency – Vizyonun Arkasındaki Güç

Türkiye’de Shopify denilince akla gelen ilk isimlerden biri olan Alaattin Çağıl, bu ekosistemi sadece bir araç olarak değil, bir büyüme manivelası olarak konumluyor. Kurucusu olduğu Mayfair Digital Agency, Shopify Partnerlik statüsüyle Türkiye’deki markalara “butik” ama global ölçekli bir hizmet sunuyor. Buradaki “butik” kavramı, her markanın ihtiyacının kendine özel olduğunun bilincinde olan bir yaklaşımı temsil ediyor. Sahada gördüğümüz kadarıyla, standart şablonları kopyala-yapıştır yapan ajansların aksine, Mayfair markanın geleceğini tasarlıyor.

Partnerlik Statüsünün Önemi

Shopify Partneri olmak, platformun en güncel özelliklerine, beta aşamasındaki araçlarına ve doğrudan teknik destek hattına erişim demektir. Alaattin Bey’in liderliğindeki ekip, bu avantajı markaların global entegrasyon süreçlerinde kullanıyor. Bir Shopify Uzmanı olarak Mayfair, Türkiye’nin ödeme sistemlerinden (İyzico, PayTR) global kargo çözümlerine (DHL, FedEx) kadar her aşamada pürüzsüz bir akış sağlar. Bu, işletme sahipleri için gece rahat uyumak demektir. Çünkü arkalarında, sistemin her bir satır koduna hakim bir Shopify Ajansı varlığı mevcuttur.

Teknik Derinlik – Liquid Kodlama ve Tema Optimizasyonu

Gelelim işin mutfağına, yani kod yığınlarına. Shopify, Liquid adı verilen açık kaynaklı bir şablon dili kullanır. Birçok “uzman” geçinen kişi, Liquid’in derinliklerine inmek yerine hazır uygulamalarla (app) siteyi şişirmeyi tercih eder. Ancak, sahada gördüğümüz bir gerçek var: Fazla uygulama, sitenizi hantallaştırır. Gerçek bir Shopify Uzmanı, uygulamanın yapacağı işi özel bir Liquid koduyla çözebilen kişidir. Bu, sitenizin hafif kalmasını ve Google PageSpeed skorlarının yeşil bölgede kalmsını sağlar.

Tema Optimizasyonu ve Sayfa Hızı

Sayfa hızı artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Kullanıcılar 3 saniyeden uzun süren açılışlarda sekmeyi kapatıyo. Mayfair Digital Agency bünyesinde yapılan tema optimizasyonları, gereksiz JavaScript yüklerini temizlemeyi, görsel formatlarını (WebP) optimize etmeyi ve sunucu yanıt sürelerini minimize etmeyi içerir. Bir Shopify Ajansı, temanızı sadece görsel olarak güzelleştirmez; onu bir performans canavarına dönüştürür. 3. parti uygulama entegrasyonlarında ise, her bir uygulamanın sitenizin toplam yüküne etkisini ölçen profesyonel araçlar kullanılır. Eğer bir uygulama sitenizi 500ms yavaşlatıyorsa, bir Shopify Uzmanı o uygulamanın alternatifini veya kodlanmış versiyonunu masaya koyar.

Görünmez Güç – Shopify SEO Stratejileri

E-ticarette “organik trafik”, bedava paradır. Ama bu parayı kazanmak için Google ile konuşmayı bilmeniz gerekir. Shopify seo, diğer platformlardan farklı dinamiklere sahiptir. Örneğin, Shopify’ın URL yapısı (collections, products) katıdır. Bu katı yapıyı bir avantaja çevirmek için teknik bir shopify seo ajansı ile çalışmak şarttır. Alaattin Çağıl ve ekibi, mağazanızı arama motorlarına bir “rehber” gibi sunar.

Bir Shopify SEO Ajansı Mağazayı Nasıl Uçurur?

İçerik, meta tagler ve anahtar kelime yerleşimi sadece başlangıçtır. Teknik boyutta ise JSON-LD yapısal verileri, site haritası optimizasyonu ve yinelenen içerik (duplicate content) yönetimi devreye girer. Şunu unutmamak lazım ki; Shopify’da aynı ürün birden fazla koleksiyon altında farklı URL’lerle görünebilir. Bu durum, Google’ın sitenizi cezalandırmasına yol açabilir. Profesyonel bir shopify seo desteği, ‘canonical’ etiketlerini doğru kurgulayarak bu sorunu ortadan kaldırır.

Profesyonel İpucu: Shopify mağazanızda SEO başarısı yakalamak istiyorsanız, sadece ürün isimlerine odaklanmayın. Koleksiyon sayfalarınızın “alt açıklama” alanlarını zenginleştirin ve bu alanları birer landing page gibi tasarlayın.

Bir shopify seo ajansı, global pazarlardaki rekabet için “hreflang” etiketlerini yapılandırarak, Google’a hangi mağazanın hangi dilde ve ülkede gösterilmesi gerektiğini söyler. Bu, Amerika’daki bir müşteriye dolar bazlı mağazanızın, Türkiye’deki bir müşteriye ise TL bazlı mağazanızın çıkmasını garanti altına alır.

Shopify Uzmanı ile Global Marka Olma Rehberi

Dünyaya açılmak sadece bir çeviri eklentisi kurmak değildir. Globalleşme; vergi ayarları (VAT/GST), çok dilli mağaza yönetimi, yerel para birimleri ve bölgeye özel kargo stratejileriyle bir bütündür. Bir Shopify Uzmanı, her ülkenin yasal gerekliliklerine uygun bir yapı kurar. Örneğin, Avrupa Birliği’ne satış yapıyorsanız GDPR kuralları ve OSS vergi beyanı entegrasyonları hayati önem taşır.

Global Pazarda Kargo ve Ödeme Güveni

Ödeme sayfası (Checkout), müşterinin en çok tereddüt ettiği alandır. Eğer orada müşterinin yerel dilini ve güvenli ödeme logolarını göstermezseniz, sepeti terk etme oranı (Abandonment Rate) fırlar. Mayfair Digital Agency, Shopify Markets ve Markets Pro gibi araçları kullanarak, gümrük vergilerini sepet aşamasında hesaplayan ve müşteriye sürpriz çıkarmayan sistemler kurgular. Bir Shopify Ajansı, kargo süreçlerinizi otomatize ederek, sipariş verildiği anda takip numarasını müşteriye ulaştıran bir iş akışı sağlar. Bu, globalde müşteri güvenini kazanmanın en kestirme yoludur.

Profesyonel İçerik ve Blog Stratejisi

SEO dünyasında içerik kraldır, ama doğru tahtta oturuyorsa. Bir shopify seo stratejisinin olmazsa olmazı, markanızı otorite haline getirecek blog içerikleridir. Ancak bu içerikler “ürünümüz çok iyidir” diyen yazılar olmamalıdır. Potansiyel müşterinizin sorunlarını çözen rehberler hazırlanmalıdır. Alaattin Çağıl’ın sıkça önerdiği gibi, “Kullanıcıya değer verirseniz, Google da size değer verir.”

  • Problemi Tanımla: Müşterinizin hangi ihtiyacına yanıt veriyorsunuz?
  • Çözümü Sun: Ürününüz bu sorunu nasıl çözüyor?
  • Otorite Kanıtla: Teknik veriler ve uzman görüşleri (EEAT ilkeleri) ekleyin.
  • Harekete Geçir: Net bir Call to Action (CTA) kullanın.

Bir shopify seo ajansı, hangi anahtar kelimelerin satış getireceğini (intent based keywords) analiz eder. “Kırmızı ayakkabı” yerine “koşu için en hafif kırmızı ayakkabı” gibi uzun kuyruklu kelimelerle, daha düşük maliyetle daha yüksek dönüşüm elde etmenizi sağlar.

E-Ticarette Şansı Devre Dışı Bırakın

Dijital ticaret, deneme-yanılma yoluyla öğrenilemeyecek kadar maliyetli bir serüvendir. Bugün bir Shopify Ajansı seçerken sadece fiyatına değil, size sunduğu teknik derinliğe ve vizyona bakmalısınız. Alaattin Çağıl liderliğindeki Mayfair Digital Agency, Türkiye’deki markaların global arenada bayrak dalgalandırması için gereken profesyonel altyapıyı ve Shopify Uzmanı desteğini sağlıyor.

Shopify mağazanızı açmak sadece başlangıçtır. Asıl mesele, o mağazayı sürekli büyüyen, organik trafiği artan ve global rakipleriyle kafa kafaya yarışan bir organizmaya dönüştürmektir. shopify seo‘dan teknik optimizasyona kadar her adımda profesyonel bir elin dokunuşu, markanızı bir yerel girişimden global bir ikona dönüştürebilir. Geleceğin e-ticaret dünyasında “şans” faktörünü, profesyonel bir Shopify Uzmanı ile eleyin ve dünyayı pazar yeriniz haline getirin.

Mayfair Digital Agency ile iletişime geçmek, markanızın global yolculuğunda attığınız en sağlam adım olacaktır. Unutmayın, dijital dünyada hızı sevenler kazanır, ama sadece doğru rotayı çizenler varış çizgisine ulaşır.

Pegia Bot

Kış mevsiminde hem dayanıklılığı hem de estetik görünümü bir arada arayan kullanıcıların en sık tercih ettiği ürünlerden biri pegia bot modelleridir. Bu botlar, yüksek kalite materyallerle üretilen yapısı, ergonomik tasarım detayları ve uzun ömürlü kullanım vadeden formuyla farklı kitlelere hitap eder. Modern şehir hayatının dinamik temposunda gün boyu konfor sağlayan Pegia koleksiyonu, ayak anatomisine uygun yapısı sayesinde kullanıcıya doğal bir rahatlık sunar. Sıcak tutan iç yüzeyi, kaymaz taban desteği ve hafif yapısı ile Pegia modelleri, soğuk hava koşullarında güvenle kullanılabilecek niteliktedir.

Pegia Bot Satın Al

Ürünlerde kullanılan materyaller, dayanıklılığı artırırken aynı zamanda estetik bir görünüm elde edilmesini sağlar. Kullanıcılar pegia bot modellerini tercih ettiklerinde yalnızca bir kışlık ayakkabı değil, aynı zamanda günlük hayatın her koşuluna adapte olabilen işlevsel bir ürün edinmiş olurlar. Kışlık ayakkabı seçiminde güvenilirlik oldukça önemlidir. Bu nedenle pegia bot satın al sürecinde kullanıcıların öncelikle kalite standartlarına uygun ürünlere yönelmesi gerekir. Pegia’nın tasarım anlayışı; sade, modern ve zamansız çizgiler üzerine kuruludur. Bu nedenle çoğu kullanıcı sezon trendleri değişse bile Pegia modellerini yıllarca rahatlıkla kombinlerinde değerlendirebilir.

Pegia Bot

Pegia ürünlerinin üretim süreci, detaylı kalite kontrollerinin uygulandığı profesyonel bir yapıya sahiptir. Bu sayede her model hem dayanıklılık hem de estetik açısından belirli standartları karşılar. Ayakkabının taban yapısının sağlamlığı; çamur, kar ve ıslak zeminlerde yüksek denge sağlar. İç kısmın hava aldıran yapıda olması, uzun süreli kullanımda bile ayağı ferah tutarak konfor seviyesini artırır. Model çeşitliliğinin geniş olması, kullanıcıların kendi tarzlarına uygun seçenekleri kolayca bulmasını sağlar. Spor giyimden klasik kombinlere kadar farklı tarzlarda kullanılabilen pegia bot modelleri, çok yönlü kullanım avantajı sunar. Renk seçenekleri ve modern formu sayesinde her ortama uyum sağlayabilen bu botlar, kışlık ayakkabı kategorisinin öne çıkan ürünleri arasındadır.

• Konfor odaklı ergonomik tasarım yapısı
• Kış aylarında sıcak tutan iç astar ve hafif malzeme kullanımı
• Kaymaz taban ile zorlu hava koşullarına dayanıklı yapı
• Modern ve zamansız tasarım çizgisi
• Sezon boyunca şıklığı ve rahatlığı bir arada sunabilme

Masalsı Ülke Özbekistan İzlenimlerim -20-

Hive Şehri Genel Görünüm ( FOTO Vikipedia)

Gönül UYANIKTIR

Orta Asya’nın kalbinde yer alan tarihi ve kültürel zenginliklerle dolu bir ülke olan ve tarih kitaplarımızda adı geçen beyliklerin, hanlıkların, ilim ve bilim insanlarının bıraktığı kültürleri yaşatan Özbekistan’da bugün son turlarımızı Hive’de atacağız, Kızılkum’un sadece bir çöl olmadığını, büyük bir yeraltı zenginliği taşıdığını öğrenince, “On yıla kalmaz bu çöl çok değişir” diye düşündüm.

Mezarlık


Uzun yolculuk boyunca da neler olup biteceğini kafamda kurguladım. Geleneklerine geçmişlerine ve tarihlerine çok bağlı olan Özbeklerin, bu değerlerini günümüz acımasız koşullarında da koruyabilmelerini içtenlikle diledim. Hive’ye yaklaştığımızda yeşil rengin çölden bıçakla kesilmiş gibi aniden artması, ardından mezarlık olduğunu öğrendiğimiz, bizim mezarlıklara benzemeyen bir alandan geçmemiz bana çok ilginç geldi.
Harzemşahlar’ın kadim başkentleri olan Hive ve yarın uçacağımız Urgenç şehirleri, ükenin kuzeybatısında yer alan ve tarihin derinliklerinde kök salmış iki şehir. Bu kentler başta olmak üzere, bütünüyle Özbekistan; gezginler ve tarih tutkunları için her metrekaresi incelenip, gezilecek birer açık hava müzesi gibi… Orta Asya’nın eski ipek yolu üzerindeki Özbekistan’ın Karakalpakistan özerk bölgesine bağlı ve Aral Denizi’ne oldukça yakın önemli bir kavşak noktasında yer almasıyla da önem önem taşıyor.
UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alan ve Türkmenistan sınırı yakınında bulunan Hive’nin sokaklarına Ata Darvaza isimli ana kapıdan giriyoruz. Hive, barındırdığı mimari harikalar, eski zamanların izleri ve huzurlu atmosferi ile keşfetmeye değer güzelliklere ev sahipliği yapan bir şehir. Sokaklarında ilerleyen otobüsümüz kısa bir süre sonra bir bahçenin önünde duruyor. Bahçenin karşısında da boydan boya uzanan bir kale yer alıyor.

Hive şehrinin en görkemli yapılarından Köhne (eski) Ark


Eşyalarımızı Hotel Asıa Khıva’nın lobisine teslim ediyoruz. Şirin bahçeli bir butik hotel, ardından şehir turumuz başlıyor. İlk durağımız Hive’nin en görkemli yapılarından biri olan ve otelimizin tam karşısında yer alan Kunya-Ark (Köhne Ark) oluyor. Şehri çevreleyen surlar içinde yer alan 17’nci yüzyılda inşa edilen bir kale kompleksi… Hive Hanları’nın sarayı olarak kullanılmış ve dönemin siyasi gücünü yansıtan önemli bir yapı… Kunya-Ark, hem tarihi hem de mimari açıdan büyük bir öneme sahip. Sarayın içinde çeşitli odalar, büyük bir avlu ve bir cami bulunuyor. Aynı zamanda kalede harem ve hazine odası gibi dikkat çekici bölümler; geçmişin saray hayatına dair izler keşfetmenize de yardımcı oluyor.

Hive şehri bahçeleri


Kuhna Ark, Hiva’nın kalbinde, Ichan Kala’nın batı surlarına yaslanmış müstahkem bir kale olarak inşa edilmiş. Hue Kalesi veya Pekin Yasak Şehri gibi, hükümdarın, hareminin, çok sayıda danışmanının ve hizmetkarının ve geniş aile üyelerinin özel kullanımına yönelik, kendi kendine yeten bir bölge olarak tasarlanmış. Aslen 12. yüzyılın başlarında inşa edilen yapı mevcut düzenini ilk olarak 17’nci yüzyılda bulmuş, ancak 18’nci yüzyıldaki Pers istilalarında büyük ölçüde yerle bir edilmiştir. Mevcut binalar çoğunlukla daha sonraki dönemlerde yapılmış.


Yaklaşık 1,2 hektarlık bir alana sahip olan Ark; Hiva’nın sayısız yapısının en büyüğü ve işlevine uygun olarak, yalnızca tek bir ana girişi var: iki silindirik kuleyle çevrili, doğuya bakan bir giriş, siperli burçlarla kaplı yüksek duvarlar, içeridekiler için koruma sağlasa da, 19’ncu yüzyıl Rus topçularına karşı etkisiz kalmış. İçeride ise alan, avlular etrafında düzenlenmiş ve her biri farklı işlevleri yerine getiren ayrı bölgelere ayrılmış.

YARIN : HİVE’DE UNUTULMAZ AKŞYAM YEMEĞİ

Baba hatırasına ‘rölyef’ dokunuşu!

Olgay GÜLER
Edirne’de yaşayan Emine Çağlayan (76), inşaat ustası babasından aldığı ilhamla kentteki evlerin rölyeflerini yapıyor.


Kentte yaşayan ve geçiminin büyük kısmını vefat eden eşinden aldığı emekliği aylığıyla sağlayan Emine Çağlayan, 25 yıl önce rölyef sanatıyla tanıştı. Katıldığı kursta rölyefi öğrenen Çağlayan, evinde yaptığı çalışmalarla kendisini geliştirdi. Zamanla kendi tasa-rımlarını yapmaya karar veren Çağlayan, eski Edirne evlerinde çalışan inşaat ustası babasından ilham alarak tarihi konakları rölyefe işlemeye başladı. Sanatında ustalığını geliştiren Çağlayan, bir yandan Edirne evlerini yaparken, kentin simgesi UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Selimiye Camisi başta olmak üzere tarihi eserleri de el işlerine konu etti.


Edirne evlerini tanıtmayı hedefleyen söyleyen Çağlayan, “Eski Edirne evlerini, konaklarını yeni nesillere tanıtmaya çalışıyorum, en büyük amacım bu. El sanatlarına merakım vardı. Babam inşaat ustası. Onunla beraber çalışırken hep evleri hayal ediyordum. Böyle kurslara devam ederek kendimi geliştirdim. Edirne’de eski Edirne evlerinin maketlerini çıkarıp onların rölyeflerini çalışıyorum. Şu anda Edirne’de benden başka yapan da yok. İstanbul’da daha önceleri çok yapılıyordu ama şu anda İstanbul’da da göremiyoruz. Bu sanatın ileriki zamanlarda gençlere örnek olmasını, hatıra kalmasını istiyorum, Edirne evlerinin yaşamasını istiyorum” dedi.


‘BU SANATI YAŞATMAK İSTİYORUM’
Çalışmalarında kağıt ve karton gibi malzemeler kullandığını dile getiren Çağlayan, “Rölyef sanatıyla evler, gemiler, eski konaklar, saraylar, her şeyi yapabiliyorsunuz. Küçük süsler, hediyelik eşyalar. Daha çok geri dönüşüm malzemeleri kullanarak çalışıyorum. Kullandığımız malzemeler genellikle kağıtlar, kartonlar, muşamba, dantel, parlak kağıt, aklınıza ne gelirse geri dönüşümü kullanıyoruz. Ben bu işi yaparken zorluk çekmiyorum, çünkü el sanatlarını çok seviyorum. Yaparken mutlu oluyorum. Elimden geldiği kadar da temiz çalışıyorum. Arkadaşlarım çok beğeniyorlar. Herkesten övgüler alıyorum. Bu sanatı yaşatmak istiyorum ama gençler maalesef biraz geri duruyorlar” diye konuştu.


‘ÇALIŞIRKEN BABAMI HATIRLIYORUM’
Küçükken babasına yardım ettiği için evlerin yapısı hakkında bilgisi olduğunu anlatan Çağlayan, “Bu işi yaparken kendimi unutuyorum diyebilirim. Kendi evimizi babamla beraber yapmıştık. Tabii ona tuğla taşırken, ahşapta kalasları taşırken hep yardım ediyorduk. Şimdi ben bunları tekrar tekrar yaparken onları hatırlıyorum. Neyi nereye koyacağımı hiçbir bilgim olmadan, hiçbir eğitim almadan bilebiliyorum. Şu anda Edirne Selimiye Cami, köprüleri, Adalet Kasrı, Sinagog, Hafız Ağa Konağı, çeşitli evleri yapmaya çalışıyorum” dedi.


‘GENÇLER SABIRSIZ’
Emine Çağlayan, gençlerin, rölyef sanatına pek ilgi duymadığını belirterek, “Gençler biraz sabırsız. Yaşlılar da artık gözleri görmüyor, elleri tutmuyor benim gibi. Onun için çok yapmaya niyetli olan da yok. Ben gönüllü olarak öğreteyim, malzemeyi ben vereyim diyorum, o halde bile gelen yok. Kendi imkanlarımla çeşitli sergilere katılıyorum. Daha Balıkesir’den yeni geldik. İstanbul’da bir sergiye hazırlanıyoruz. Çeşitli sergilere katılıyorum. Müşteri olursa tabii ki ürettiklerimi satıyorum. Ürettiğimiz için de satmamız gerekiyor. Çünkü malzeme almamız için bir geri dönüşüm olması gerekiyor. 1 oğlum ve 3 torunum var, ne yazık ki onlar da meraklı değil bu işe. Hatta, ‘Bu tahtaları ne yapacaksın?’ diyorlar. Ben de aynı zamanda üyesi olduğum Edirne Kent Konseyi Kadın Meclisi var, bu eserleri oraya bağışlamayı düşünüyorum. Oradaki arkadaşlarıma da ‘Bana bir şey olursa gelin evden hepsini alın dernekte sergileyin’ diyorum” ifadelerini kullandı.

TIR trafiği felç!

Olgay GÜLER

Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Edirne’den Yunanistan’a açılan İpsala ve karşısındaki Kipi Gümrük Kapıları’nda, Yunanistan’daki yolun çiftçiler tarafından kapatılması nedeniyle TIR geçişleri yapılamadığı belirtildi.

Yunanistan’da çiftçiler artan üretim maliyetleri, düşük ürün fiyatları ve hükümetten yapılan ödemelerdeki gecikmelerini protesto ederek traktörleriyle ülkenin kuzey–güney ulaşımını sağlayan ana karayollarını kapattı. Söz konusu protestodan, Türkiye’deki lojistik sektörü de etkilendi. Türkiye’nin Yunanistan’a açılan İpsala Sınır Kapısı karşısında bulunan Kipi Sınır Kapısı’na gelen yolda da protestolar sürünce, sınır hattındaki TIR geçişleri durdu. Konuyla ilgili Ticaret Bakanlığı açıklama yaptı.

‘TIR İŞLEMLERİ YAPILAMIYOR’

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, İpsala ve Kipi sınır kapısından TIR işlemleri yapılamadığı belirtilerek, “Yunanistan’daki çiftçilerin başlatmış olduğu grev nedeniyle Yunanistan tarafındaki yolun TIR geçişlerine kapatılmasından dolayı, 02.12.2025 tarihi akşam saatlerinden itibaren İpsala ve Kipi Gümrük Kapıları’nda TIR işlemleri yapılamamaktadır. Grev kapsamında; Yunanistan’ın Bulgaristan sınırında bulunan Ormenio Gümrük Kapısı’nın da çiftçiler tarafından kapatıldığı bilgisi alınmıştır” denildi.

‘TIR’LAR DİĞER GÜMRÜK KAPILARINA YÖNLENDİRİLMELİ’

Bazı araçların geçişi için gerekli girişimlerde bulunulduğu belirtilen açıklamada, “Frigorifik TIR araçlarında bulunan balık, yumurta, meyve ve sebze, çiçek, tıbbi malzeme ve ADR belgesine sahip kimyasal madde taşıyan tankerlerin grevden muaf tutulması konusunda gerekli girişimlerde bulunulmuştur. Yunanistan’ın Bulgaristan ve Makedonya’ya açılan sınır kapılarında da grev sebebiyle eylemlerin yapılacağı, bu sınır kapılarında da TIR geçişlerine izin verilmeyeceği, grevin 15-21 Aralık tarihine kadar süreceği bilgisi edinilmiştir. Bu süreçte TIR’ların diğer gümrük kapılarına yönlendirilmesi önem arz etmektedir” ifadelerine yer verildi.

Berberin makasına ‘kozmetik’ kıskacı

Olgay GÜLER

Edirne Berberler ve Kuaförler Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Selçuk Gül, sürekli artan giderlerin yanında sektörün sıklıkla kullandığı kozmetik ürünleri fiyatlarının dövize endeksli olarak artmasının esnafı da zor duruma soktuğunu söyledi.

Oda Başkanı Gül, ihtiyacın sürekli olduğu, devamlılığı olan mesleklerden berber ve kuaförlerin, Türkiye genelinde artan maliyet giderlerinin yanında, kozmetik ürünlerdeki artışa da dikkat çekti. Döviz kurundaki artışın bu ürünlerde de artışa neden olduğunu, dolayısıyla esnafın zor durumda kaldığını söyleyen Gül, her şeye rağmen işlerin sürdürüldüğünü kaydetti.

‘ESNAF SIKINTI YAŞIYOR AMA İŞİNİ DEVAM ETTİRİYOR’

Kozmetik ürünlerin, berber ve kuaförlerin kullandığı ana malzemeler olduğunu dile getiren Gül, “Berber ve kuaförlerin zaten kullanmış olduğu ana malzeme kozmetik ürünleri. Bunun yanı sıra eleman giderleri, enerji giderleri hepsini üst üste koyduğu zaman tabii ki esnaf da bu durumdan rahatsız. Özellikle kozmetik giderleri dövize endeksli olduğundan dolayı döviz yükselse de düşse de fark etmiyor. Kozmetik ürünleri hep yükseliyor. Fiyatlar hiç aşağı düşmüyor. Bu yüzden bir sıkıntı oluşuyor ama mecburen işini devam ettirmek zorundasın” dedi. 

‘YENİ YILDA TARİFE ARTIŞI TALEBİ GELEBİLİR’ 

Asgari ücrette beklenen artış ve TEFE-TÜFE oranlarına göre, yeni yılda tarifelerde değişiklik olabileceğine de değinen Gül, “Berberlerde tarife değişikliği genelde yılda bir kez oluyor ama istek üzerine talep olursa altı ayda bir de olur. Tabii ülkenin şartları, gidişat neyi gösteriyor? Artışlar neyi gösteriyor? Şu an için herhangi bir talep olmadığından dolayı iyi gidiyor ama yılbaşından sonra artışlar neyi gösterecek? Özellikle asgari ücret ve TEFE-TÜFE artışları neyi gösterecek? Ona göre kuvvetle muhtemel talepler gelir. Bunun yanında berberler ve kuaförlerin genelde sabit müşterisi olduğu için onlar da genelde müşterisine göre ücret alıyor. Tanıdığı, arkadaşı, sabit müşterisi geldiğinde daha tarifenin altında fiyat uygulayabiliyor” diye konuştu.