Edirne’de lise bahçesinde Gülden Coni’yi (16), 30 bıçak darbesiyle öldüren E.A. (15) hakkında, ‘Çocuğa ve Kadına Karşı Tasarlayarak Kasten Öldürme’ suçundan verilen indirimsiz 20 yıl hapis cezası, istinafta bozuldu.
Olay, 5 Nisan’da Çavuşbey Mahallesi Horozlu Bayır Sokak’taki Edirne Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin bahçesinde meydana geldi. Okul bahçesinde hareketsiz yatan kişiyi görenler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbarla adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlilerinin kontrolünde, Gülden Coni olduğu tespit edilen çocuğun bıçaklanarak öldürüldüğü belirlendi. Olaya ilişkin soruşturmada cinayet şüphelisi E.A. yakalanıp gözaltına alındı. E.A. işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı nöbetçi hakimlik tarafından tutuklandı.
Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’nın cinayete ilişkin soruşturmasını tamamlayıp hazırladığı 4 sayfalık iddianame ile Edirne 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İddianamede E.A. hakkında, ‘Tasarlayarak, canavarca hisle, eziyet çektirerek, çocuğa beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak kişiye karşı kadını kasten öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. İddianamede, ayrıca E.A.’nın 15 yaşında olması nedeniyle TCK’nın 31/3 maddesi uyarınca indirime gidilmesi talep edilip, 18 yıldan 24 yıla kadar hapisle en üst sınırdan cezalandırılması istendi.
20 YIL HAPİS VERİLDİ
Davanın Edirne 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde 26 Eylül’de görülen ikinci duruşmada E.A. hakkında önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Ardından heyet, sanığın 15 yaşında olması nedeniyle cezayı indirip, E.A. hakkında ‘Çocuğa ve Kadına Karşı Tasarlayarak Kasten Öldürme’ suçundan 20 yıl hapis verdi. Mahkeme E.A. hakkında haksız tahrik ve iyi hal indirimi uygulamadı.
Mahkeme kararı, Coni’nin ailesi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile E.A.’nın avukatları tarafından Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi’nde istinafa taşındı. Coni’nin ailesi, istinaf başvurusunda sanığın canavarca hisle insan öldürme suçundan hüküm kurularak, üst hadden cezalandırılmasını talep etti. E.A.’nın avukatıysa cinayette tasarlama durumunun bulunmadığı belirtilip, haksız tahrik ve takdir indirimi uygulanması gerektiğini belirtti.
‘TASARLAMA İÇİN MAKUL VE UYGUN SÜRE GEÇMEDİ’
Talepleri üzerine mahkemenin kararını görüşen ceza dairesi, olayın tasarlanması için makul süre geçmediğine karar verdi. Kararda, “Maktuleyi öldürmeye karar verdiği ve eylemi icra ettiği zaman diliminin bir tam günden az olmakla yerleşik Yargıtay kararlarında zikredilen makul ve uygun sürenin geçmemiş olması, ön inceleme tutanağına göre gönderilen iki adet mesajın olaydan sonraki zaman dilimine ait olması, gerekçede belirtilen SSÇ’nin olayı kimsenin bulunmadığı mahalde istemesinin ve olay sonrası rutin hayatına devam etmesi olgularının tek başına tasarlamaya mesnet oluşturmaması birlikte ele alındığında sanık hakkında TCK’nın 82/1-a maddesinin (tasarlama) uygulanma koşullarının oluşmadığı gözetilmeyerek hatalı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi” denildi.
İstinaf kararında, mahkemenin E.A. hakkında sosyal inceleme raporu aldırmadığı ve bu konuda gerekçe göstermediği belirtildi.
‘EN AĞIR CEZAYI ALMALI’
Kararın bozulmasını değerlendiren, Gülden Coni’nin ablası Nurhan Alüzrek, yeniden yapılacak yargılamada, E.A.’nın daha ağır cezaya çarptırılması gerektiğini söyledi. E.A.’nın kardeşini canavarca hisle, tasarlayarak öldürdüğünü söyleyen Alüzrek, halen acılarının taze olduğunu kaydetti.
Chandler ceviz fidanı, modern ceviz yetiştiriciliğinde adeta bir devrim yaratan ve dünya çapında en çok tercih edilen çeşitlerden biri haline gelmiştir. Kaliforniya orijinli bu çeşit, özellikle verimliliği, düşük ağaç yapısı ve yan dallarda meyve verme özelliği ile öne çıkmaktadır.
İklim adaptasyonu yüksek olan Chandler, Türkiye’nin birçok bölgesinde başarıyla yetiştirilebilmekte ve ceviz üreticileri için geleceğe yönelik sağlam bir yatırım fırsatı sunmaktadır.
Chandler ceviz fidanı seçimi yaparken, kök yapısı güçlü, aşı noktası sağlam ve hastalıksız fidanları tercih etmek, bahçenizin gelecekteki performansını doğrudan etkileyecektir.
Chandler Ceviz Fidanı Özellikleri
Chandler ceviz fidanı en dikkat çeken özelliklerinden biri, geç yapraklanması nedeniyle ilkbahar geç donlarından minimum düzeyde etkilenmesidir. Bu özellik, üreticinin riskini azaltır ve daha güvenli bir hasat dönemi vadederek, yatırımın geri dönüşünü garanti altına almaya yardımcı olur. Chandler cevizinin iç randımanı yüksek, içi açık renkli ve kabuktan kolay ayrılma özelliğine sahiptir; bu da pazar değerini önemli ölçüde artıran faktörlerdir.
Doğru fidan seçimi, bahçenin kurulum aşamasındaki en kritik adımdır. Sağlıklı, sertifikalı ve virüsten ari fidanlar dikmek, uzun vadeli başarının temel taşıdır. Bu noktada, kaliteli fidan temini için uzmanlara danışmak ve güvenilir kaynaklardan alışveriş yapmak esastır.
Chandler ceviz fidanı dikiminde dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri de tozlayıcı çeşitlerin doğru seçimidir. Chandler, kendine verimli olsa da yanında uygun tozlayıcı çeşitlerin (Fernette ve Franquette) dikilmesi verimi önemli ölçüde artıracaktır. Ayrıca, fidanların dikim mesafesi (genellikle 7×7 veya 8×8 metre) ve toprak hazırlığı da uzun ömürlü ve verimli bir bahçe için titizlikle planlanmalıdır.
Sulama, gübreleme ve budama, Chandler ceviz ağaçlarının sağlıklı gelişimi ve yüksek verim için olmazsa olmaz bakım uygulamalarıdır. Özellikle modern damla sulama sistemleri ile suyun kontrollü verilmesi, ağacın ihtiyacının karşılanmasında en etkili yöntemdir. Unutulmamalıdır ki, ceviz ağacı bir yatırım aracıdır ve doğru bakım, bu yatırımın getirisini maksimize eder.
Özetle, Chandler ceviz fidanı, verimliliği, kalitesi ve pazar talebi ile çağdaş ceviz yetiştiriciliğinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Bu ceviz çeşidini bahçenize dikmek ve ondan en yüksek verimi almak için ise bilinçli bir başlangıç yapmalı, güvenilir fidan tedarikçileri ve teknik bilgi kaynakları ile iş birliği içinde olmalısınız. Doğru adımlarla atılan bu yatırım, uzun yıllar boyunca size ve ailenize değer katacaktır. Sizde güvenilir fidan satıcısı fidansec.com adresinden sipariş verebilirsiniz. https://www.fidansec.com/ceviz-fidani-fiyatlari adresinden güncel fidan fiyatlarını öğrenebilirsiniz.
Edirne merkez Kurtuluş Mahallesi Muhtarı Nurcan Uzel, geçtiğimiz Temmuz ayından bu yana sözlü ve yazılı olarak talep ettikleri yeni çöp konteynerlerinin, geçtiğimiz günlerde yeni yerleşim bölgesine dağıtılmasına tepki gösterdi.
Edirne Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü, eski tip galvanizli çöp konteynerlerinin değiştirip, geçtiğimiz günlerde yerlerine yeni nesil çöp konteynerleri koydu. Söz konusu konteynerlerin sadece yeni yerleşim bölgesine konulmasına tepki gösteren Kurtuluş Mahallesi Muhtarı Nurcen Uzel, kendilerinin de bu konu hakkında Temmuz ayından bu yana yazılı ve sözlü talepleri olduğunu, fakat bugüne kadar olumlu yanıt alamadıklarını söyledi.
‘VATANDAŞA AÇIKLAMA YAPMAK ZORUNDAYIM’
Uzel, konteynerlerle ilgili 25 Temmuz’da belediyeye yazılı olarak dilekçe verdiklerini belirterek, “2025 yılının Temmuz ayının 25’inde sözlü olarak kalmayıp, yazılı dilekçe oluşturdum. Bu dilekçede de mahalle sakinlerimin, yeni tip çöp konteynerlerinin, kapakları olmayan tekerlekleri kırık olan çöp konteynerlerinin yerine diğer mahallelerdeki hijyenik sağlığı sağlayan, otomatik yeni tip konteynerden talep ettim. Bunun üzerine bana; ‘Muhtarım bir ihalesi olsun, ihale sonrasında tekrar bir konuyu konuşalım’ denildi. İhale oldu, sonrasında 150 tane konteyner belediyemiz temin etti. Bunun üzerine ben başkana; ‘Başkanım bize de gelecek mi?’ diye sordum. Bunun üzerine ‘müdürümüz muhtarlığımıza’ geldi. 12 Ocak’a kadar bekleyelim; 12 Ocak’tan itibaren bakalım koyabilir miyiz? Koyamaz mıyız? Nasıl yaparız?’. 12 Ocak geçti, bize konteynerler gelmedi. Bunun üzerine ben tekrar iletişime geçtim. Hani ben artık vatandaşa bir açıklama yapmak zorundayım. Çünkü buna sürekli bu şekilde veryansınlar geliyor, neden gelmediğine dair” dedi.
‘NEDEN HEP BAŞKA MAHALLELER YENİLENİYOR?’
Kentte, bazı hizmetlerin sadece bazı noktalara yönlendirildiğini söyleyen Uzel, “Hizmet sürekli aynı noktalara yönlendirildiği zaman, bazı mahallelerde bundan mağdur bırakıldığı zaman eşit hizmet anlayışıyla bağdaşmıyor. Konteynırlar gelmedi. Üç mahalleye gitti. Zaten o mahallelerde var olan bir konteynerler vardı. O konteynırlar yenilendi. Ama bizler yine mağdur kaldık. Bu sadece bunda da kalmıyor. Mesela örnek vereyim; bizim geçen sene muhtarlığımızı arkasında göletimiz var. Bu göletimize çay bahçesi ve sosyal tesis yapılacağı söylendi. Haziran, Temmuz, Ağustos geçti, birim müdürleri değişti, bekledik. Bu süreçte gölet parkı yenilendi, Zübeyde Hanım yenilendi ama gene bizlere, olmayan mahallelere yine hizmet gelmedi. Evet var olanı yenilemek çok güzel ama hiç olmayanı var etmek çok daha önemli diye düşünüyorum. Bizlere bu gelmedi. Elbet gelecek ama neden önce hep başka mahallelere hizmet yenileniyor? Olmayan mahallelere gelmiyor?” diye konuştu.
‘BİZE DE ÖNCELİK VERİLSİN’
Ayrıcalık beklemediklerini belirten Uzel, “Bizim talebimiz ne ayrıcalık, ne de fazlalıktır. Talebimiz yalnızca diğer mahalleler gibi hak ettiği hizmeti almaktır. Bu hizmeti almak için şu anda bu konuşmayı yapıyorum. Ki yapmak zorundayım. Çünkü artık vatandaş diyor ki; ‘Neden hep aynı mahallelerde aynı hizmeti görmekteyiz, bizler niye görmemekteyiz?’ Kurtuluş Mahallesi yeni yerleşim alanı değil. Kurtuluş Mahallesi 6 bin seçmenle 16 yıldan beri olan bir mahalle. 6 bin seçmenle girdi, şu an 10 bin seçmenini devirdi. Yeni bir mahalle değil, gelişen bir mahalle. 113 tane yeni inşaatı olan, şantiye bölgesi olan bir mahalle. Ama yeni bir mahalle olduğunu asla kabul etmiyorum. Büyüyen bir mahalleyiz. Büyüyen bir mahalle olduğumuz için hizmet elbette ki gelecek, bunu gelmeyecek diye asla kabul etmiyorum. Tabii ki gelecek. Ama artık önceliğin biraz da farklı mahallelerden başlamasını diğer mahallelerin, benim beklediğim gibi beklemesini talep etmekteyim. Bu basın açıklaması bir eleştiriden öte çözüm çağrısıdır aslında. Bu yüzden ben Kurtuluş Mahallesi halkının ve sakinleri adına da konuşuyorum. Lütfen biraz da bizlere öncelik verilsin. Çünkü vatandaş belediyeden önce bizlere ulaşıyor. Bizlere veryansın ediyor. Bizleri zan altında bırakmamak adına öncelik bizlere gelmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.
Yıllarca sahnelerde baterist olarak yer alan Edirneli müzisyen Ceyhun Aydın, söz ve bestesi kendisine ait olan ilk single’ı “Yaranı Bana Ver”i 1 Ocak’ta dijital platformlarda müzikseverlerle buluşturdu.
Müzik kariyerine genç yaşlarda adım atan ve uzun yıllar sahnelerde baterist olarak yer alan Edirneli müzisyen Ceyhun Aydın, üretim yolculuğunu artık kendi şarkılarıyla sürdürüyor. Aydın’ın söz ve bestesi kendisine ait olan ilk single’ı “Yaranı Bana Ver”, 1 Ocak itibarıyla dijital müzik platformlarında yayınlandı. Üniversite yıllarında müzikle profesyonel anlamda ilgilenmeye başlayan Ceyhun Aydın, 2008 yılında eğitim için gittiği İzmir’de aktif olarak sahne almaya başladı. Alsancak ve Bornova başta olmak üzere birçok mekânda baterist olarak sahne alan Aydın, bu süreçte müzikal birikimini geliştirirken aynı zamanda şarkı sözleri yazmaya yöneldi. Zamanla bu sözlerin besteye dönüştüğünü belirten Aydın, “Yaranı Bana Ver”in uzun yıllara yayılan bir üretim sürecinin ürünü olduğunu ifade etti. Aşk temalı ve duygusal bir yapıya sahip olan şarkı, slow bir çizgide ilerlerken modern altyapısıyla dikkat çekiyor. İlk etapta akustik bir konseptle yola çıktığını söyleyen Aydın, arkadaşlarının katkılarıyla prodüksiyon sürecinin genişlediğini ve şarkının bugünkü formuna ulaştığını dile getirdi. Kendi bestelerine odaklanan Edirneli müzisyen, hazır durumda yaklaşık 10 şarkısının bulunduğunu belirterek 2026 yılı içerisinde üç ay aralıklarla toplam dört single yayınlamayı hedeflediğini açıkladı. Önümüzdeki iki yıl içinde bu sayıyı 10 single’a çıkarmayı planlayan Aydın, projelerini albüm yerine tekli olarak müzikseverlerle buluşturmayı amaçladığını vurguladı. İlk single’a gelen geri dönüşlerin kendisi için önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu belirten Ceyhun Aydın, “Beni sadece baterist olarak tanıyan birçok kişi, şarkı yazdığımı bilmiyordu. Aldığım olumlu tepkiler üretme isteğimi daha da artırdı” dedi. İlerleyen süreçte daha büyük prodüktörlerle çalışmayı hedefleyen Aydın, şu aşamada yerel müzisyenlerle yoluna devam ettiğini ve müzikal yolculuğunu adım adım büyütmek istediğini ifade etti. “Yaranı Bana Ver”, Spotify, YouTube ve Apple Music başta olmak üzere birçok dijital müzik platformunda dinleyicisiyle buluştu..
Edirne’de, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Selimiye Camisi’nde, tartışmalara konu olan yeni kalem işi uygulamalarıyla ilgili Edirne İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararına karşı yapılan itiraz, Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedildi.
Mimar Sinan’ın ‘Ustalık eserim’ dediği Selimiye Camisi’nde, 2023 Haziran’da Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu onayıyla ana kubbe kalem işleri uygulaması başlatıldı. Kalem işleri uygulaması 2024 yılında tamamlanırken bu süreçte hat ve tezyinat uzmanlarından oluşan Selimiye Camii Tetkik ve Tahkik Heyeti tarafından mevcut projeye 2024 yılının Şubat ve Mayıs aylarında 2 kere itiraz edilerek, yeni kalem işi projesi önerisinde bulunuldu. Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu heyetin önerilerini reddetti. Kurul, heyetin yaptığı 3’üncü itirazı dikkate alıp, tarihi camideki kalem işi uygulamalarını ‘hatalı’ olduğu gerekçesiyle iptal etti. Bunun üzerine Selimiye Camisi’nin ana kubbesindeki kalem işleri için 29 Temmuz’da hazırlanan yeni proje uygulanmaya başlandı. Bu kapsamda son onaylanan proje ile kubbedeki mevcut 18’inci yüzyıla ait kalem işi katmanı kaldırılıp, yeni çalışma başlatıldı.
MAHKEMEDEN YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI
Tarihi camide, mevcut 18’inci yüzyıla ait kalem işlerinin hatalı olduğuna yönelik iddianın bilimsel verilerden yoksun olduğu gerekçesiyle TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı’yla ilgili Edirne İdare Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma davası açıldı. Açılan davada gerekçe olarak, hem Yüksek Kurul’un hem de Bölge Kurulu’nun bilimsel esaslara göre karar vermek zorunda olduğu, işlemlerin haksız ve hukuka aykırı olduğu ileri sürüldü. Bölge İdare Mahkemesi, geçen 26 Eylül’de toplanarak davayı görüştü. Duruşmada ara kararını açıklayan mahkeme; davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden savunma ve belgelerin cevaplarını göndermeleri için 30 gün süre vererek, yürütmeyi durdurma kararı aldı. Mahkeme konuyla ilgili nihai kararını Kasım ayında açıklayarak, Selimiye Camisi’nin ana kubbe, yarım kubbeler ve harim bölümü için hazırlanan yeni kalem işi projesine ilişkin koruma kurulu kararlarının yürütmesinin durdurulmasına hükmetti.
YÜRÜTMEYİ DURDURMAYA İTİRAZA RET
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Edirne İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararının iptali için İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu. İtirazı görüşen 4’üncü İdari Dava Dairesi, bakanlığın yaptığı itirazı reddetti.
‘TELAFİSİ İMKANSIZ ZARARLAR DOĞURUR’
Mahkeme gerekçesinde, caminin ana kubbe ve harim kısmındaki mevcut kalem işi bezemelerin yaklaşık 200 yıllık bir geçmişe sahip, nitelikli birer tarihi belge olduğunu, 16. yüzyıldaki özgün bezemelere dair ise somut bir çizim veya kanıt bulunmadığını belirtti. Kararda, eldeki somut katmanın varsayımlar üzerine yok edilmesinin restorasyon etiğine ve koruma kuramına aykırı olduğunu belirtildi. Yapının 2011 yılında UNESCO listesine mevcut haliyle kaydedildiği hatırlatılan kararda, bilimsel dayanaktan yoksun bu müdahalenin eşsiz bir kültür varlığı üzerinde telafisi imkânsız zararlar doğuracağına ifade edildi.
‘KARARDAN SEVİNÇLİYİZ’
TMMOB Mimarlar Odası Edirne İl Temsilciliği Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Ergin, mahkeme kararının, odanın isteği doğrultusunda sonuçlandığını belirterek, “Selimiye’nin UNESCO Dünya Miras Listesi’nden atılma tehlikesi ortadan kalkmıştır. Daha önce yürütmeyi durdurma kararı verilmişti. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yürütmeyi durdurma kararına verdiği itirazla beraber açılan dosyada olay sonlandırılmış oldu. Çok sevinçliyiz. Hepimize hayırlı olsun” dedi.
Selimiye Camisi’nde restorasyonda sona yaklaşıldığını da söyleyen Ergin, “Restorasyon da bitmek üzere. Bittikten sonra Selimiye hem ibadete hem de ziyarete açılacağı için nelerin yapılıp yapılmadığını göreceğiz. Ama restorasyonu gerekliydi. Sadece restorasyon projelerinin hazırlanması 2 yıl sürmüştü. Restorasyonu da yaklaşık 2 senedir sürüyordu. 4 senelik bir sürecin sonuna gelindi. Şehrimiz için iyi bir adımdı. Onun paralelinde birçok tarihi binalarımızın, sivil mimari yapılarımızın restorasyonu da sürüyor. Edirne’nin bir tarih kenti olduğu daha somut olarak görünüyor” diye konuştu.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Türkiye’nin en değerli 20 şirketinin toplam değerinin, dünyanın en değerli 100 şirketi listesine ancak girebildiğini vurgulayarak, “Kaldı ki Türkiye’nin en değerli 3 şirketinden 2’si yabancı sermayedir. Üstelik bu 2 şirket de bankacılık sektöründedir. Bu liste, Türkiye’nin ‘orta gelir tuzağına’ neden takıldığını özetliyor. Paradan para kazananın büyüdüğü, üretenin eridiği bir ülke olduk” dedi.
Companies Market Cap’in 4 Ocak 2026 itibarıyla açıkladığı verilere göre piyasa değerlerine göre Türkiye’nin en büyük 20 şirketi şöyle:
CHP’li Yazgan, listeye ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı:
“Dünyanın en büyük 100 şirketi arasına girebilmek için baraj 120 milyar doları aşmaktadır. Bu da Türkiye’nin en değerli 20 şirketinin toplamının, bu listeye zorla girebildiğini göstermektedir.Yani koca bir ülkenin en büyük 20 değeri, bir araya gelse küresel bir teknoloji platformu kadar “pazar güveni” yaratamamaktadır. En değerli Türk şirketlerinin dünya devleri listesine girebilmesi için mevcut değerini yaklaşık 5 kat artırması gerekmektedir. Kaldı ki Türkiye’nin en değerli 3 şirketinden 2’si yabancı sermayedir. Üstelik bu 2 şirket de bankacılık sektöründedir.
Bu liste, aslında Türkiye’nin ekonomik modelinin nerede tıkandığının ve katma değer üretme konusundaki sancılarının bir aynası niteliğindedir. Listenin zirvesinde bankacılık sektörünün öne çıkması, sermayenin sanayi yatırımları yerine faiz odaklı finanslar araçlarda döndüğünün göstergesidir. Yabancı sermayenin zirvede yer alması ise birikimin yurtdışına transfer edilme riskini getirmektedir.Bankaların özsermaye kârlılığı yüksek olsa da, bu kâr sanayiye ucuz kredi olarak dönmüyorsa, ekonomi sadece finansal bir balon gibi büyür.Paradan para kazananın büyüdüğü, üretenin eridiği bir ülke olduk.”
‘SİVİLDE KARŞILIK BULMADI’
Yazgan, sözlerine şöyle devam etti:
“Listenin zirvesinde sanayi şirketlerinin olmaması, var olanların da cılız kalması, gelecek için sanayisizleşme riskini doğurmasının yanı sıra, ekonominin de hizmet ve finans sektörü üzerine kurgulandığını göstermektedir.
Listede öne çıkan bir diğer husus ise Aselsan’ın yalnızlığıdır. Yüksek teknoloji üreten ve piyasa değeri yüksek olan tek büyük şirket, devlet destekli Aselsan’dır. Sivil teknoloji şirketleri ve üniversitelerin küresel ölçekte rekabet edecek şirketleri çıkaramaması, “yerli ve milli” kalkınmanın sivil alanda henüz karşılık bulamadığını göstermektedir.
Bu liste, Türkiye’nin ‘orta gelir tuzağına’ neden takıldığını özetliyor. Sermaye, yüksek teknoloji yerine bankacılık ve gayrimenkul/inşaat gibi alanlarda birikiyor.Yabancı yatırımcı, üretim tesisi kurmak yerine kârlı bankaları satın almayı tercih ediyor.Öte yandan şirketlerin piyasa değerlerinin dolar bazında düşük kalmasının bir sebebi de TL bazında rekorlar kırsalar dahi, yüksek enflasyonun şirketlerin varlıklarını reel olarak eritmesidir. Yani şirketler büyümemekte, sadece enflasyon karşısında değerlerini korumaya çalışmaktadır.Eğer önümüzdeki 5 yıl içinde bu listeye sivil bir teknoloji veya yazılım şirketi giremezse, Türkiye sadece bankaların ve geleneksel sanayinin olduğu ‘devasa bir atölye’ olarak kalmaya devam mı edecek?Türkiye, ekonomik programını gözden geçirmek zorundadır.”
Edirne Belediye Başkanlığı’nın Bulgaristan ve Moldova’daki paydaşları ile hazırladığı DARE-EU Projesi hayata geçti. Proje ile; Edirne Belediyesi’nin afetlere hazırlık ve müdahale kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor.
Edirne Belediyesi’nden yapılan açıklamada, Interreg NEXT Karadeniz Havzası Programı kapsamında yürütülen DARE-EU Projesinin, Aralık 2025 itibarıyla hayata geçtiği kaydedildi.
Açıklamada şunlara yer verildi:
Bulgaristan ve Moldova’daki paydaşlarımızla birlikte yürüttüğümüz bu proje ile; afetlere hazırlık ve müdahale kapasitemizi güçlendirmeyi, doğal afet risklerini azaltmayı ve şehirlerimizin dayanıklılığını artırmayı hedefliyoruz.
Proje kapsamında Edirne’de afet ve arama-kurtarma ekipmanları temin edilecek; tüm ortaklarla birlikte ortak bir afet önleme stratejisi ve eylem planı hazırlanacaktır.
Bu önemli adımla Edirne, Karadeniz Havzası’nda afetlere karşı dayanıklı şehirler arasında aktif bir rol üstlenmektedir.
Cumhuriyet Halk Partisi Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör ve yönetim kurulu, mahalle muhtarlarına yönelik ziyaretlerini sürdürüyor.
Başkan Akgüngör ve ekibi, Barutluk, Nişancıpaşa, Sarıcapaşa, Medrese AliBey, Yancıkçışahin, Çavuşbey, Meydan, Umurbey, Menzilahir Mahallelerindeydi.
Akgüngör, “Muhtarlarımıza nazik misafirperverlikleri için teşekkür ederiz. Yerel demokrasinin temel yapı taşları olan muhtarlarımızla bir araya gelerek mahallelerimizin ihtiyaçlarını, taleplerini ve çözüm önerilerini yerinde dinliyor; ortak akıl ve dayanışma anlayışıyla çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör ziyaret sonrası yaptığı açıklamada, “Muhtarlarımızla kurduğumuz bu güçlü iletişimi, kentimizin ve mahallelerimizin geleceği için kararlılıkla sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.
Yenilenmiş telefon pazarı, son yıllarda ciddi şekilde büyüdü. Ancak büyüme beraberinde aynı soruyu getirdi: Bu kadar seçenek arasında hangisi gerçekten güvenilir? Kullanıcıların yaşadığı temel problem, ürün bulmak değil; doğru firmayı ayırt etmek. Garantili Cep, bu noktada yenilenmiş telefon alışverişini karmaşadan çıkaran bir marka olarak konumlanır. Garantiliyenilenmiş cep telefonu söz konusu olduğunda yalnızca teknik olarak çalışıyor olması yeterli değildir. Ürünün nasıl sunulduğu, satın alma sürecinin ne kadar açık ilerlediği ve alışveriş sonrasında markaya ulaşılabilirlik, kararın asıl belirleyicisidir. Garantili Cep, yenilenmiş telefon satışını bu başlıklar üzerinden ele alır ve kullanıcıyı belirsizlikle baş başa bırakmaz.
Garantili Cep Yenilenmiş Cep Telefonu Modelleri
Birçok platform, yenilenmiş telefonları yalnızca fiyat odaklı listeler. Bu yaklaşım, kısa vadede cazip görünse de uzun vadede kullanıcı memnuniyetsizliği yaratır. Garantili Cep, ürünleri rastgele bir vitrin mantığıyla sunmaz. Kullanıcı siteye girdiğinde hangi kategoride olduğunu, hangi modele baktığını ve nasıl ilerleyeceğini açık şekilde görür. Burada öne çıkan nokta, yenilenmiş cep telefonu modelleri hakkında doğruda bilgiler yer almasıdır. Model karşılaştırmaları kolaydır, ürün kartları nettir ve kullanıcıyı oyalayan gereksiz anlatımlar yoktur. Bu düzen, karar verme süresini kısaltır ve satın alma sürecini hızlandırır.
Yenilenmiş Cep Telefonu Tercihinde Marka Faktörü
Yenilenmiş telefon alışverişinde yapılan en yaygın hata, modele odaklanıp markayı ikinci plana atmaktır. Oysa kullanıcı deneyimini belirleyen asıl unsur, alışveriş yapılan firmadır. Garantili Cep, bu farkındalıkla hareket eden kullanıcılar için güvenli bir adres sunar. Bir yenilenmiş cep telefonu, kullanıcıya “ne aldığını bilme” rahatlığı verir. Beklentiyi yükselten değil, doğru yerde tutan bir anlatım tercih edilir. Bu yaklaşım, satın alma sonrası hayal kırıklıklarının önüne geçer ve markaya duyulan güveni güçlendirir. Yenilenmiş telefon satın almak isteyen kullanıcıların beklentileri karmaşık değildir. Garantili Cep, bu beklentileri doğrudan karşılayan bir sunum anlayışı benimser:
Ürünleri karşılaştırmayı kolaylaştıran sade bir listeleme
Yenilenmişcep telefonu seçeneklerinde net bilgi ve düzen
Satın alma esnasında sorularınıza yanıt bulabileceğiniz destek sistemi
Bu unsurlar, Garantili Cep’i yalnızca ürün satan bir platformdan ayırır.
Yenilenmiş Telefon Alışverişinde Doğru Adresle İlerlemek
Yenilenmiş telefon satın almak, doğru firmayla ilerlediğinde avantajlı bir tercihe dönüşür. Fiyat kadar süreç, model kadar sunum önemlidir. Garantili Cep, bu dengeyi koruyan bir marka duruşu sergiler. Yenilenmişcep telefonu modelleri arayan kullanıcılar için aranan şey, sadece ürün değil; düzenli, anlaşılır ve kontrollü bir alışveriş deneyimidir. Garantili Cepyenilenmiş telefon arayışında olan kullanıcılar için doğrudan adres gösteren bir marka olarak öne çıkar. Ana odağı, kullanıcıyı ikna etmek değil; doğru bilgiyi sunarak karar vermesini sağlamaktır. Bu da yenilenmiş telefon alışverişini daha net, daha rahat ve daha güvenilir hale getirir.
Hayır lokması, Türk-İslam kültürünün yardımlaşma ve dayanışma ruhunu yansıtan en lezzetli geleneklerin başında gelir.
Asırlardır süregelen bu adet, sadece bir tatlı yeme eylemi değil, aynı zamanda toplumun farklı kesimlerini aynı kazanın etrafında birleştiren manevi bir harçtır. Sokaktan geçen herhangi birinin, hiç tanımadığı bir hayır sahibinin ikramını kabul edip arkasından “Allah razı olsun” demesi, bu geleneğin özünü oluşturur.
Eskiden mahalle kadınlarının toplanıp evlerin avlularında odun ateşinde pişirdiği lokmalar, günümüzde teknolojinin ve şehirciliğin gelişmesiyle birlikte daha profesyonel bir yapıya bürünmüştür.
Helal Lokmacı gibi işini ciddiyetle yapan firmalar, bu kadim kültürü modern, hijyenik ve mobil çözümlerle yaşatmaya devam etmektedir.
İster sevinçli bir haberin şükrü için, ister kaybedilen bir canın ruhuna hediye etmek için olsun; dökülen her lokma, maneviyat dünyamızda kapanmayan bir iyilik kapısı aralar.
Lokma Döktürmek Neden Bu Kadar Yaygın?
Anadolu topraklarında yaşayan insanlar için acıyı paylaşarak azaltmak, sevinci ise paylaşarak çoğaltmak bir yaşam biçimidir. Lokma tatlısı, yapımının nispeten pratik olması, maliyetinin uygunluğu ve çok sayıda kişiye aynı anda ikram edilebilmesi nedeniyle tarih boyunca en çok tercih edilen hayır aracı olmuştur.
Özellikle İslam inancında “yedirmek ve içirmek” eyleminin sadaka yerine geçmesi, insanların bu yolla sevap kazanma arzusunu tetikler.
Bir cenaze evinde taziye için gelenlere, Cuma namazı çıkışında cemaate veya kandil gecelerinde komşulara sunulan bu sıcak ikram, toplumsal hafızamızda güven ve samimiyet duygularını pekiştirir.
Ayrıca kokusunun davetkar olması, zengin-fakir ayrımı yapmaksızın herkesi o kuyrukta buluşturur. Bu eşitlik ve birliktelik hissi, lokma döktürmeyi sadece dini bir ritüel olmaktan çıkarıp sosyolojik bir dayanışma örneği haline getirir.
Hayır Lokması Dağıtımı İçin İzin Almak Gerekir mi?
Hayır lokması dağıtımı yapmayı planlayanların aklına gelen ilk konulardan biri, bu organizasyon için resmi makamlardan izin alınıp alınmayacağıdır.
Genellikle kamuya açık alanlarda, kaldırımlarda veya cami önlerinde yapılan dağıtımlarda belediyelerin zabıta birimlerinin belirlediği kurallar geçerlidir.
Ancak endişelenmenize gerek yoktur; çünkü profesyonel hizmet veren firmalar bu prosedürlere hakimdir. Araçların park edeceği yerin trafiği aksatmaması, yaya geçişini engellememesi ve çevre düzenini bozmaması şartıyla dağıtımlar sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilir.
Helal Lokmacı, tecrübeli ekipleriyle en uygun konumu belirleyerek, herhangi bir şikayete mahal vermeden organizasyonu yönetir.
Eğer özel bir mülk, site içi veya okul bahçesi gibi alanlarda dağıtım yapılacaksa, ilgili yönetimin izni yeterli olmaktadır. Kamusal alanlarda ise genellikle sözlü izinler veya firmanın kurumsal kimliği ile süreç kolaylıkla yönetilmektedir.
Lokma Hamuru ve Şerbeti Nasıl Olmalıdır?
Lezzetli bir lokmanın sırrı, hamurunun mayalanma sürecinde ve şerbetinin kıvamında gizlidir. İyi bir lokma dışı çıtır çıtır, içi ise yumuşak ve gözenekli olmalıdır.
Isırıldığında o çıtırtı sesi gelmeli ancak içindeki şerbet insanı baymamalıdır.
Bunun için kullanılan unun kalitesi ve mayanın tazeliği büyük önem taşır.
Profesyonel ustalar, hava sıcaklığına göre hamurun dinlenme süresini ayarlayarak en ideal kabarmayı sağlarlar.
Şerbet konusunda ise en kritik nokta “gerçek şeker” kullanımıdır. Maliyeti düşürmek adına kullanılan glikoz veya mısır şurubu, lokmanın boğazı yakmasına ve mideyi rahatsız etmesine neden olur. Ayrıca glikoz şurubu kullanılan lokmalar daha çabuk yumuşar ve o istenen çıtırlığı kaybeder.
Helal gıda standartlarına uygun üretim yapan firmalar, %100 pancar şekerinden elde edilen şerbeti kullanarak hem lezzeti hem de insan sağlığını garanti altına alırlar.
Yağ çekmeyen, altın sarısı renginde kızarmış lokmalar ancak bu titizlikle ortaya çıkar.
500 Kişilik Lokma Ne Kadar Sürer?
Zaman yönetimi, hayır organizasyonlarında en az lezzet kadar önemlidir. Özellikle cami çıkışları gibi belirli bir zaman aralığına sıkışan dağıtımlarda hız kritik bir faktördür.
Tam otomatik makinelerle donatılmış mobil araçlarda, 500 kişilik bir lokma dökümü ve dağıtımı ortalama 45 dakika ile 1 saat arasında tamamlanmaktadır. Makine, hamuru el değmeden hazneye alır, şekil verir ve kızgın yağa bırakır.
Kızaran lokmalar otomatik olarak şerbet ünitesine aktarılır.
Bu seri üretim bandı sayesinde kuyrukta bekleyen misafirler sıkılmadan sıcak lokmalarına kavuşurlar.
Eğer kişi sayısı 1000 veya 2000 gibi daha yüksek rakamlara ulaşırsa, bu süre orantılı olarak artmaz çünkü firmalar bu tip büyük organizasyonlar için kapasitesi daha yüksek makineler veya çift araç ile hizmet verirler.
Amaç, son kişiye verilen lokmanın da ilk kişiye verilen kadar sıcak ve taze olmasını sağlamaktır.
Hayır Lokması Dağıtımında Temizlik Nasıl Sağlanır?
Sokak ortasında gıda üretimi ve dağıtımı yapmak, hijyen konusunda ekstra önlemler almayı gerektirir.
Rüzgar, toz ve dış etkenler gıda güvenliğini tehdit edebilir. Bu nedenle modern lokma araçları, üretimin yapıldığı alanı cam panellerle dış ortamdan tamamen izole edecek şekilde tasarlanmıştır.
Müşteri, camın arkasından lokmanın pişişini izleyebilir ancak üretim alanına dışarıdan toz girmesi engellenir.
Dağıtım yapan personelin kılık kıyafeti, eldiven ve bone kullanımı, kişisel hijyeni firmanın kalitesini yansıtan aynadır.
Ayrıca dağıtım bittikten sonra çevrenin temizliği de hayır sahibinin sorumluluğundadır.
Profesyonel firmalar, beraberlerinde getirdikleri büyük çöp kovaları ile misafirlerin kullandığı tabak ve çatalları toplar, dağıtım alanını geldikleri gibi tertemiz bırakarak ayrılırlar.
Bu, yapılan hayrın zarafetine yakışan en önemli detaylardan biridir.
Hangi Şehirlerde Lokma Döktürebilirim?
Mobil lokma hizmeti, araçların taşınabilir yapısı sayesinde coğrafi sınırları büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır. Helal Lokmacı, bulunduğu merkezin yanı sıra çevre illere ve talep gelmesi durumunda daha uzak noktalara da hizmet götürebilmektedir.
Özellikle yaz aylarında köylerdeki düğünler veya yayla şenlikleri gibi organizasyonlar için şehirdışına araç gönderimi sıkça yapılmaktadır.
Ancak uzak mesafeli taleplerde, yakıt ve personel maliyetleri fiyata yansıyabileceğinden önceden detaylı bir görüşme yapmak gerekir.
Şehir içi dağıtımlarda ise trafik yoğunluğu ve ulaşım süreleri hesaplanarak randevu saatine sadık kalınır.
İster şehrin en işlek caddesinde ister kırsal bir alanda olsun, elektriğini ve suyunu kendi bünyesinde barındıran araçlar sayesinde her noktada aynı kalite standartlarında üretim yapılabilir.
Sonuç
Maddi dünyadan manevi aleme uzanan bir köprü vazifesi gören lokma, paylaşmanın verdiği huzuru tatmanın en güzel yoludur.
Bir kap sıcak tatlı ile yüzlerce insanın gönlüne dokunmak, onların hayır dualarını almak paha biçilemez bir duygudur.
Bu süreci, işini ehliyle yapan, helal ve temiz malzemeden ödün vermeyen profesyonellere emanet etmek ise hayrınızın amacına ulaşması için en doğru adımdır.
Helal Lokmacı, gelenekten aldığı mirası modern hizmet anlayışıyla birleştirerek, en özel ve en zor günlerinizde yanınızda olmaya devam etmektedir.
Unutulmamalıdır ki, samimiyetle ve temiz bir niyetle dağıtılan hayır lokması, sadece damakları tatlandırmakla kalmaz, toplumsal barışımızı ve kardeşliğimizi de tatlandırır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Lokmaların yanında başka bir şey dağıtıyor musunuz?
Standart paketlerimizde sadece lokma ikramı bulunur ancak talebinize göre plastik bardakta su, gül suyu, şerbet veya tuzlu ikramlıklar (pişi vb.) da organizasyona dahil edilebilir.
Dağıtım bittikten sonra çöpleri kim topluyor?
Hizmetimiz çevre temizliğini de kapsamaktadır. Araçlarımızda bulunan büyük çöp kovaları dağıtım alanına yerleştirilir ve etkinlik sonunda oluşan tüm atıklar personelimiz tarafından toplanarak götürülür. Çevreye herhangi bir rahatsızlık verilmez.
Fatura kesiyor musunuz?
Evet, firmamız tamamen yasal ve kurumsal bir zeminde hizmet vermektedir. Yaptığınız ödeme karşılığında hizmet faturanız düzenlenerek tarafınıza teslim edilir.
Lokmaların tadına bakabilir miyiz?
Dağıtım başlamadan önce veya üretim esnasında hayır sahibi olarak elbette üretilen ilk lokmaların tadına bakabilir, şeker ve çıtırlık oranını kontrol edebilirsiniz. Müşteri memnuniyeti önceliğimizdir.
Yağmur veya rüzgar dağıtıma engel mi?
Mobil araçlarımızda bulunan açılır-kapanır tente sistemleri sayesinde hem pişirme alanı hem de ikramı alan misafirler olumsuz hava koşullarından korunur. Dolayısıyla hava durumu hizmetin aksamasına neden olmaz.