Edirne DSİ Spor farklı mağlup

İsmail DEMİRAY

Edirne DSİ Spor, Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’ne (TKBL) verilen 1 haftalık aranın ardından dün İstanbul’da oynadığı maçta Emlak Konut Gelişim’e 70-44’lük skorla yenildi.

TKBL 17. hafta programında yer alan Emlak Konut Gelişim – Edirne DSİ Spor maçı ile birlikte 4 karşılaşma dün oynandı. Emlak Konut Gelişim – Edirne DSİ Spor haftanın açılış maçında dün saat 14.00’te Başakşehir Spor Kompleksi’nde saat 14.00’te karşı karşıya geldi.

Karşılaşmanın ilk çeyreğini 22-23 önde kapata Edirne ekibi devamını getiremeyince 70 sayı kaydeden ev sahibi takımın karşısında geçen hafta  Edirne&’deki çıktığı Darıca Basketbol Feneri maçında olduğu gibi ancak 44 sayı üretebildi.

Edirne DSİ Spor’dan 4 5oyuncunun sayı katkısında bulunduğu maçta en skorer isim de 26 sayı ile Edirne ekibinden Robyn Jenatte Lee oldu.

EMLAK KONUT GELİŞİM: 70

Asya Ülker 9,Yağmur Yılmaz 9, Nimet Çalışkan 4, Miray Yılmaz 7, Eda Balkan 10, Melis Manastırlı, Dünya Hazeyen 2, Nehir Ulufer 17, Feray Laiç 9, Şevval Batal, Şevval Yılmaz 3, Elif Aydın

EDİRNE DSİ: 44

Robyn Jenatte Lee 26, Betül Erden 4, Sıla Kaplan 5, Ecem Kazar 9, Zümrüt Karahan, Duygu Paluzer, Banu Toker, Fatma Nur İçaçan, Vashti Nwagbaraocha, Simge Genç

PERİYOTLAR:

1 Çeyrek:

22-23

2 Çeyrek:

15-10 (37-33)

3 Çeyrek:

15-7 (52-40)

4 Çeyrek:

18-4 (70/44)

Edirne Sarayı 2027 sonunda açılacak!

Olgay GÜLER

Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar İdaresi Başkanı Yasin Yıldız, Edirne Sarayı’nda 2023 yılından bu yana devam eden ihya ve restorasyon çalışmalarını inceledi.

Osmanlı Padişahı 2’nci Murad döneminde 1450 yılında yapımına başlanan ve Fatih Sultan Mehmet döneminde tamamlanan Edirne Sarayı, savaş, deprem ve yangınlar sonucu ya tahribata uğradı ya da yıkıldı. Cihannüma Kasrı, Adalet Kasrı, Kum Kasrı, hamam, mutfak ve saray giriş kapısının bir bölümü her şeye rağmen günümüze kadar ulaştı. Ayakta kalan yapılar ile kaybolan diğer kısımların ayağa kaldırılması için Kültür ve Turizm Bakanlığı, Edirne Valiliği ve Trakya Üniversitesi, alanda yaklaşık 15 yıl önce ortak kazı ve restorasyon çalışması başlattı.

Çalışmalar sonrası mutfak ve hamam restore edildi. Daha önce Trakya Üniversitesi tarafından yapılan kazı çalışmaları, 18 Ekim 2022’de Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığı’na devredildi. Milli Saraylar Başkanlığı’nca 2023 Ocak ayında oluşturulan 5 yıllık master plan çerçevesinde tarihi saray alanında ihya ve restorasyon çalışmalarına start verildi.

MASTER PLANIN YARISI TAMAMLANDI

Master planının yarısı tamamlanan ihya ve restorasyon çalışmalarında; sarayın Cihannüma Kasrı’ndan sur duvarlarına, Arz Odası’ndan Mahmudiye Kışlası’na uzanan alanında büyük dönüşüm devam ediyor. Dört ana etap halinde yürütülen master plan kapsamında; saray yapılarının restorasyonu, Mahmudiye bölgesinde müzecilik uygulamaları, doğal yaşam alanlarının düzenlenmesi ve tarihî bahçelerin ihyası eş zamanlı olarak sürdürülüyor. Edirne Sarayı’nın ihyası, Milli Saraylar Bilim ve Değerlendirme Kurulu rehberliğinde mimar, mühendis, restoratör ve uzmanlardan oluşan ekiplerle yürütülüyor. Restorasyon ve kazı dahil olmak üzere günlük ortalama 300 personel sahada görev alıyor.

‘CİHANNÜMA KASRI’NDA SONA GELİNDİ’

Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Dairesi Başkanı Yasin Yıldız, Edirne’ye gelerek sarayda yapılan çalışmaları inceledi. Yaklaşık 1200 dönüm alanda restorasyon ve ihya çalışmalarının sürdüğünü belirten Yıldız, “Burada milli saraylar olarak master planımız çerçevesinde çalışmaları üç grupta topladık. Birincisi; içinde bulunmuş olduğumuz Sarayı Cedide-i Amire alanı; burası özellikle kadim dönemden, Fatih Sultan Mehmet ve ikinci Murat’ın yaptırmış olduğu Sarayı Cedide-i Amire’nin bulunduğu alan. Bu alanda 11 tane yapı restore ve ihya edilebilecek duruma getirildi. Bu çalışmalarda önemli bir merhaleyi bitirdik. Özellikle su maksemi ve namazgahın çalışmaları tamamlandı. Cihannüma Kasrı, onunla birlikte Kum Hamamı ve Arzu Odası’yla Babüssade’de de çalışmalar bir iki ay içinde tamamlanacak seviyeye getirildi” dedi. 

DCIM\103MEDIA\DJI_0178.JPG

‘500 METRELİK AVLU DUVARLARI TAMAMLANDI’

Sarayın sınırlarını oluşturan 500 metrelik avlu duvarlarının tamamlandığını anlatan Yıldız, “Sarayı Cedide Amire bölümünde yapılan çalışmalarda kum meydanı dediğimiz bölümde yaklaşık 500 metre sur duvarının kazı ve ihya çalışmalarını bitirdik. Bu, 3 yılın içinde kazı çalışmaları kurumumuzun oldukça önemli bir mesaisini aldı. Buradaki görmüş olduğunuz yapıların bugün ayakta olanlarının da büyük bir kısmı temel seviyesindeydi. Dolayısıyla Sarayı Cedide-i Amire de bundan sonraki aşamada önümüzdeki en önemli zorluk olarak karşımızda duruyor. İçinde bulunduğumuz alay meydanında görmüş olduğunuz gibi aynı bu arkadaki duvarlardan bu alay meydanında da bulunuyordu. Bunların belgeleme, plan, proje, arşiv, röle çalışmaları tamamlandı. Kazıyla desteklenen bölümlerinin ihyasına geçmek üzereyiz. Bu noktada içinde bulunduğumuz alay meydanını çevreleyecek ve Bab-ı Hümayun’la birlikte toplam 800 metre sur duvarının daha yapımına girişeceğiz. Aynı şekilde hemen arkada Cihannüma’nın arkasında yer alan Çeşme Meydanı da çalışmalarımızın bundan sonraki etabında yine sur duvarlarına kavuşacak bölüm olacak” diye konuştu.

MAHMUDİYE KIŞLASI MÜZE VE KÜTÜPHANEYİ BARINDIRACAK

Yakın döneme kadar kapalı cezaevi olarak kullanılan, 19’uncu yüzyıl yapısı Mahumidye Kışlası’nın da 20 bin metrekare kapalı, 80 bin metrekare bahçesiyle ihya edildiğini dile getiren Yıldız, “Burası da biz üç yıl önce devraldığımız dönemde 900’ü aşkın mahkumun içinde barındığı bir hapishaneydi. Tahliye çalışmaları tamamlandı ardından geçtiğimiz yıl plan ve proje çalışmalarını nihayete erdirdik ve görmüş olduğunuz gibi orada da restorasyon çalışmaları başladı. Bu alan bizim için çok önemli. Yaklaşık 80 bin metrekare üzerine kurulmuş, 25 bin metre kapalı alanı olan muazzam bir kışla. Ülkemiz açısından şöyle bir önemi de var; hemen hududumuza ilk giren yabancı misafirlerin veya gurbetçilerimizin ilk karşısına çıkan tarihi eserlerden bir tanesi. Bu yönüyle burada yaptığımız çalışmaları, bu misyona uygun yürütüyoruz. Planlanan çalışmalar tamamlandıktan sonra inşallah içerisinde özellikle milli saraylar koleksiyonlarına ait, Edirne’de kullanılmış koleksiyonlara ait çok seçkin eserlerin içinde bulunacağı bir müze olacak. Bununla birlikte içinde milli saraylar araştırma merkezinin bir bölümü ve Edirne üzerine, özellikle Edirne ve kültürel miras üzerine çok nitelikli bir kütüphaneyi bünyesinde barındıracak” şeklinde konuştu.

‘PEYZAJ ASLINA UYGUN ŞEKİLDE YAPILIYOR’

İhya ve restorasyon çalışmaları kapsamında, üçüncü etapta sarayın bahçesiyle ilgili düzenlemelerin yapılacağını kaydeden Yıldız, “Buraların hepsinin aslına uygun şekilde peyzaj projeleri yapılıyor. Şu an itibariyle yürüttüğümüz kazı çalışmalarının da önemli bir kısmı buna yöneliktir. Özellikle Sarayı Cedide-i Amire bölümünde çok ciddi altyapılarla karşılaşıyoruz. Su yolları, bazı yapı kalıntılarının altyapıları bunların hepsi özenle konservasyonu yapılıp, peyzaj projesine işleniyor. Kamuoyunun malumu olduğu gibi burada zaten biliyorsunuz Balkan Savaşları döneminde şehitlerimizin olduğu bir tarihi vaka. Buna biz de rastlıyoruz” ifadelerini kullandı.

‘DÜNYAYA ÖRNEK OLACAK’

Sarayın ihya ve restorasyonu bitiminde sadece Türkiye ölçeğinde değil, uluslararası ölçekte, tarihi miras yönetimi anlamında çok değerli bir hazinenin dünyaya örnek olacağını belirten Yıldız, “Bu konuda da yalnız değiliz. Evvelki ay yapmış olduğumuz uluslararası milli saraylar sempozyumuna katılan 22 ülkeden müze direktörlerinin üzerinde en fazla durduğu proje de bu olmuştur. Uluslararası paydaşlarımızın da heyecanla beklediği bir projedir. Bu proje yerel ölçekli bir proje değil. Ulusal hatta uluslararası ölçekte bir projedir. Bu nedenle bu projenin önünü açan Sayın Cumhurbaşkanımıza da huzurlarınızda teşekkür ediyorum” dedi.

‘KIRKPINAR SARAY’DAN UZAK OLMAYAN BİR NOKTADA YAPILACAK’

Sarayın Tunca’nın yanında kalan Tavuk Ormanı, Has Bahçe ve Kırkpınar Er Meydanı kısmına da değinen Yıldız, “Şu an Edirne Valiliğimizle, Edirne Belediyemizde ve ilgili bütün kamu kurum kuruluşlarıyla bu alanla ilgili de çözümlerimizi ulaştırmaya ve bu alanın da ihyasını yapmaya çalışıyoruz. Çünkü Tavuk Ormanı Türkiye’de günümüze ulaşmış tek saray ormanıdır. Bunun örneklerini Viyana’da, Londra’da, Paris’te görebilirsiniz. Ama ülkemizde bundan başka kalmamıştır. Bu yönüyle çok değerlidir. Dolayısıyla Edirne’deki tüm muhataplarımız da konunun farkında. İnşallah el birliğiyle oraları da bu çalışmaya dahil edip söylemiş olduğum gibi Türkiye’nin en büyük tarihi kültürel miras ihya projesini hep birlikte tamamlayacağız. Kırkpınar Güreşleri sadece Edirne’nin değil, ülkemizin somut olmayan kültürel mirası. Bu konuda ülkemizin bütün kurumları gerekli hassasiyete sahip. Bu noktada da Edirne’deki bütün paydaşlarımızla çok güzel bir iletişimimiz var. Tabii ki saraydan çok uzak olmayan bir noktada bu yapılacak. Şu an ilgili bakanlıklarımız da bu konuda çalışıyor” diye konuştu.

‘2027’NİN SONUNDA AÇILACAK’

Edirne Sarayı’nı, 2027’nin sonunda tamamlayarak açılışını yapmayı planladıklarını da belirten Yıldız, “2027’nin sonunda inşallah burası güzel bir açılışla Edirne, Türkiye ve Uluslararası kamuoyunun hizmetine sunulacak. Bizim burada tabii üç yıl boyunca bu çalışmaları yürütürken bir yandan da Edirne’nin sirkülasyonu, Edirne’ye gelen turist gruplarıyla ilgili ayrıntılı araştırmalarımız ve fizibilite çalışmalarımız devam ediyor. Bu kapsamda burada oldukça vaatkar bir durumla karşı karşıyayız. Ümit ediyorum ki bir bütün olarak saraydan başlayacak bu dalgalanma Edirne özelinde ülkemizin mirasının ülkemizin medeniyeti ihya çalışmalarına büyük bir katkı sunacaktır diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Edirne’de ‘okulsuzlaştırma’ tehlikesi!

Olgay GÜLER

Edirne Laik Bilimsel Çalışma Grubu, 2025-2026 eğitim ve öğretim yılının sona eren ilk dönemine yönelik değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi.

Kentte Veli-Der Şubesi, Çocuk Hakları Derneği, ÇYDD Şubesi, Eğitim-İş Şubesi, Eğitim-Sen Şubesi ve Kent Konseyi Eğitim Çalışma Grubu temsilcilerinden oluşan Edirne Laik Bilimsel Çalışma Grubu, eğitim ve öğretimde sona eren ilk dönemi değerlendirdi. Edirne Kent Konseyi toplantı salonunda gerçekleştirilen toplantıda, grup adına açıklamayı Kezban Demir okudu.

‘EDİRNE OKULSUZLAŞTIRMA SORUNUYLA KARŞI KARŞIYA’

Kentte son 5 yılda depreme dayanışız oldukları gerekçesiyle boşaltılan ve yıkılan 8 okul olduğuna dikkat çeken Demir, “Gazi İlkokulu, Meriç İlkokulu, Mimar Sinan Ortaokulu, Trakya Birlik Ortaokulu, Süheyl Ünver Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Ticaret Borsası İlkokulu’nun bir binası, Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi, son 5 yılda depreme dayanıksız oldukları gerekçesiyle yıkılan veya binaları boşaltılan bu okulların yerine hiçbir okul inşa edilmemiş, sadece Trakya Birlik İlkokulu binasının bulunduğu alana temel atılmıştır. Ayrıca Edirne merkeze bağlı 37 köy bulunmasına rağmen Tayakadın köyü dışındaki tüm köy okulları da kapatılmıştır. Tüm bu verilerin ışığında söyleyebiliriz ki Edirne ciddi bir okulsuzlaştırma sorunu ile karşı karşıya bırakılmaktadır” dedi.

‘BÖLÜMLER PLANSIZCA BİRLEŞTİRİLDİ’

Demir, Edirne’de bulunan meslek liselerinde, eğitim öğretim yılı başladıktan sonra ayrı okullarda olan aynı bölümlerin birleştirilmeye başlandığını da dikkat çekerek, “Serhat İMKB MTAL bilişim bölümü olduğu gibi Emel Özgür Subaşıay MTAL’deki bilişim bölümü bünyesine dahil edilmiştir. Burada sorun birleştirmenin planlama için yeterince zaman ayrılmayarak fiziki koşullar oluşturulmadan gerçekleştirilmesidir. Öğrenciler taşındıktan sonra gelen öğrencilere koridorlardan bölünerek sınıflar oluşturulmuş, yaklaşık 1 ay boyunca yeni gelen öğrenciler sınıf yokluğu nedeni ile okulun konferans salonu, kütüphane gibi alanlarını kullanmak zorunda kalmıştır. Ayrıca bu kararın bir gece önceden öğrenci ve velilere duyurulması öğrencilerde eğitime karşı isteksizlik ve belirsizlik duygusu yaratmıştır” diye konuştu.

‘100’ÜNCÜ YIL DIŞINDA İNŞA EDİLEN OKUL YOK’

Okul birleştirme ve kapatma sonucunda belli öğrenci sayılarının fazlasıyla arttığını dile getiren Demir, “Bazı okullarda sınıf mevcutları 40’a yaklaşmışken, bazı bölgelerdeki okullar ise öğrenci mevcutlarının azalması nedeniyle kapatılma riski altındadır. Yeni yerleşim bölgesinde kalabalık sınıflar eğitim öğretimi olumsuz etkilemektedir. Nüfusun yoğun olarak yaşandığı ve yeni yerleşim olarak adlandırılan bölgede 100. Yıl İlkokulu olarak inşa edilen ve henüz eğitim öğretime açılmayan okul dışında inşa edilen okul binası bulunmamaktadır” şeklinde konuştu.

‘ÇOCUKLARIMIZIN HEPSİNİN ÖZEL OLDUĞU HİSSETTİRİLMELİ’

Özel okulların fazlalığına da dikkat çeken Demir, “İlimizdeki eğitim daha çok özel okul açılmasına izin vermekle değil, çocuklarımızın hepsinin özel olduğunu hissettirecek sınıf mevcudu standartlara uygun, laboratuvarı, spor salonu, yemekhanesi, bahçesi, modern derslikleri araç gereçleri ile donatılmış devlet okullarının hizmete sunulmasıyla ilerleyebilir; bilimde, sanatta, sporda hak ettiği yere gelebilir. Ayrıca tüm Türkiye’ye örnek olan, ilçelerimiz de dahil olmak üzere ilimizdeki tüm okullara arıtıcılı su sebili Edirne Valiliği tarafından sağlanmıştır. Su sebillerinin bakım ve kontrolleri de yine valilik tarafından yapılmaktadır. Bu örnek uygulamalar için Edirne Belediyesi ve Edirne Valiliği’ne teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

Ulus müşterisi kapıdan döndü!

Olgay GÜLER

Edirne Belediyesi’nin borçlarına karşılık SGK’ya devretmeye hazırlandığı Ulus Pazarı için aldığı kapatma kararının ardından, bu durumdan haberi olmayan yerli ve yabancı turist, alışveriş için geldikleri pazarın kapısından, şaşkınlıkla döndü.

Edirne’de her cuma günü kurularak yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Ulus Pazarı’nın da kurulduğu alanın, Edirne Belediyesi’nin Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) olan borçlarına karşılık bu kuruma devredilmesi kararlaştırıldı. Kararın ardından belediye, Ulus Pazarı yönetimiyle anlaşırken, pazar dün ilk kez kurulmadı. Gelişmeden haberi olmayan çok sayıda yerli ve yabancı ziyaretçi, sabah erken saatlerden itibaren Ulus Pazarı’nın kurulduğu alana geldi. Pazarın kurulmadığını gören ziyaretçiler büyük şaşkınlık yaşadı.

Öte yandan Bulgaristan başta olmak üzere komşu ülkelerden gelen turistlerin de uğrak noktaları arasında yer alan Ulus Pazarı’na sabah saatlerinde tur otobüsleriyle alışveriş için Edirne’ye gelen Bulgar turistler, pazarın kurulmadığını öğrenince yeniden otobüslere binerek alandan ayrıldı.

Boş pazarı görünce geri dönen Bulgar turistlerden Radostın Radıev, pazarı sıkça ziyaret ettiğini dile getirerek, pazar alanını boş görünce şaşırdığını ifade etti. Bölgedeki esnaf ve belediye yetkililerinden bilgi alan Radıev, daha sonra alandan ayrıldı.

Yesevi Hareketi’nden siyasi partilere ziyaret

Yesevi Hareketi Derneği Edirne İl Başkanı Alpaslan Cankaloğlu ve yönetim kurulu üyeleri, kentte faaliyet gösteren siyasi parti il başkanlarıyla bir araya geldi.

Gerçekleştirilen ziyaretler kapsamında Dernek Başkanı Alpaslan Cankaloğlu ve beraberindeki heyet; CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, MHP Edirne İl Başkanı Emre Tokluoğlu, Saadet Partisi Edirne İl Başkanı Tezcan Karakütük, Anahtar Parti Edirne İl Başkanı Erdinç Balıkçı ile Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan’ı parti il başkanlıklarında ziyaret etti.

Öte yandan Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak da Yesevi Hareketi Derneği’ni ziyaret ederek Dernek Başkanı Alpaslan Cankaloğlu ile bir görüşme gerçekleştirdi.

Yapılan görüşmelerde Yesevi Hareketi Derneği’nin faaliyet alanları, yürütülen çalışmalar ve ilerleyen dönemlerde hayata geçirilmesi planlanan projeler hakkında karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu. Ziyaretlerin, sivil toplum kuruluşları ile siyasi partiler arasındaki iletişim ve iş birliğini güçlendirmeyi amaçladığı ifade edildi.

CHP’den “gelişim raporu” tepkisi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı,  Milli Eğitim Bakanlığı’nın “gelişim raporu” uygulamasının çocukları ve gençleri Atatürk sevgisinden, Cumhuriyet değerlerinden ve aydınlanmacı eğitim anlayışından uzaklaştırma çabasının bir parçası olduğunu bildirdi.

Balkanlı, yarıyıl sonunda öğrencilere verilen karnenin ve Atatürk’ün kaldırılarak ilkokullarda Gelişim Raporu verilmesi ile ilgili olarak açıklaması yaptı. Balkanlı yaptığı açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2025–2026 eğitim öğretim yılı yarıyıl sonunda, ilkokullarda 1.ve 2.sınıflarda yıllardır uygulanan karne sistemini kaldırarak yerine “gelişim raporu” vermesi ve bu raporlarda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yer almamasının eğitim camiasında ve toplum vicdanında haklı bir rahatsızlık yarattığını belirterek şunları söyledi:

“Cumhuriyetimizin kurucusu, çağdaş ve bilimsel eğitimin mimarı olan Mustafa Kemal Atatürk’ün öğrencilerin eğitim hayatından sembolik olarak dahi olsa silinmeye çalışılması, basit düzenleme değil; ideolojik bir tercihin açık göstergesidir. Bu uygulama, çocuklarımızı ve gençlerimizi Atatürk sevgisinden, Cumhuriyet değerlerinden ve aydınlanmacı eğitim anlayışından uzaklaştırma çabasının bir parçasıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) olarak açıkça ifade ediyoruz: Atatürk bu ülkenin sadece geçmişi değil, aynı zamanda geleceğidir.

Atatürk’ün adını, sözlerini ve mirasını eğitimden çıkarmaya yönelik her adım, doğrudan Cumhuriyetin temel değerlerini hedef almaktadır.

Eğitim sistemi; öğretmenleri değersizleştiren, öğrencileri sınav baskısı ve belirsizlik içinde bırakan, velileri kaygıya sürükleyen uygulamalarla değil; bilimsel, laik, kamusal ve eşitlikçi bir anlayışla yönetilmelidir. Gelişim raporu adı altında yapılan bu değişiklik, ne eğitimin niteliğini artırmakta ne de çocuklarımızın yararına bir sonuç doğurmaktadır.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak; Atatürk ilke ve devrimlerini temel alan, öğretmeni merkeze koyan,  öğrenciyi özgür düşünen bireyler olarak yetiştiren, velilerin kaygılarını giderecek şeffaf ve adil bir eğitim sistemini savunmaya devam edeceğiz.

Bu vesileyle; yoğun ve zorlu bir dönemi geride bırakan sevgili öğrencilerimize, büyük bir özveriyle görev yapan öğretmenlerimize ve her koşulda çocuklarının yanında olan değerli velilerimize iyi tatiller diliyoruz.

Cumhuriyetin değerlerini savunmaktan, Atatürk’ün izinde yürümekten ve çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.”

Havalı Tüfekler ile Atıcılıkta Disiplin, Güvenlik ve Doğru Ekipman Seçimi

Atıcılık sporu, yalnızca hedefi vurma becerisinden ibaret olmayan; sabır, odaklanma ve doğru ekipmanla şekillenen bir disiplindir. Bu disiplinin temelini ise güvenli ve kontrollü kullanım sunan ekipmanlar oluşturur. Özellikle havalı tüfekler, farklı kullanıcı profillerine hitap eden yapılarıyla hem hobi amaçlı atıcılar hem de düzenli antrenman yapan kullanıcılar için ideal bir tercih hâline gelmiştir. Doğru seçilmiş bir havalı tüfek, atıcının hedefle kurduğu ilişkiyi güçlendirir ve gelişim sürecini daha ölçülebilir kılar.

Havalı atıcılığın cazibesi, görünürde basit bir eylemin arkasında saklı olan inceliklerde ortaya çıkar. Nefes ritmini yönetmek, tetik parmağının baskı kuvvetini dengelemek, hedefe yaklaşırken zihni sakin tutmak ve her atıştan sonra aynı tutuşu tekrarlayabilmek; teknik kadar psikolojik bir hazırlık da gerektirir. Bu yüzden ekipman seçimi yalnızca ürün tercih etmek değildir; atıcının kendine uygun bir çalışma düzeni kurmasının ve bu düzeni sürdürebilmesinin başlangıcıdır.

Özellikle yeni başlayanlar için doğru ekipman, “hataları tolere eden” ve güvenli kullanım alışkanlığını hızla kazandıran bir yapı anlamına gelir. Deneyimli atıcılar için ise doğru ekipman; antrenmanda tutarlılığı artıran, küçük iyileştirmeleri görünür kılan ve performansı daha net ölçmeye imkân veren bir referans noktasıdır. Bu nedenle havalı tüfek seçimi, yalnızca teknik özelliklerin listelendiği bir kontrol tablosu değil; kullanım senaryosu ve kişisel hedeflerle birlikte düşünülmesi gereken bir karardır.

Havalı Tüfekler ile Kontrol Edilebilir Güç ve Denge

Bir havalı tüfeği değerli kılan en önemli unsur, sunduğu gücün ne kadar dengeli ve kontrol edilebilir olduğudur. Namlu kalitesi, tetik hassasiyeti ve gövde ergonomisi; atıcının atış sırasında tüfeği ne kadar istikrarlı yönlendirebildiğini belirler. Bu unsurlar doğru şekilde bir araya geldiğinde, atışlar rastgele denemeler olmaktan çıkar ve tutarlı bir gelişim sürecine dönüşür.

Havalı tüfekler, bu yönüyle atıcılık dünyasında güvenli öğrenme süreci sunan ekipmanlar arasında yer alır. Geri tepmenin düşük olması, atış sonrası denge kaybının minimumda tutulması ve kullanıcıya net geri bildirim vermesi; özellikle yeni başlayan atıcıların kendilerini daha rahat geliştirmelerine imkân tanır. Deneyimli kullanıcılar için ise bu özellikler, uzun süreli antrenmanlarda performansın korunmasını sağlar.

Kontrol edilebilir güç, sahada “daha güçlü olanın daha iyi” olduğu düşüncesini çoğu zaman geçersiz kılar. Çünkü atış sonuçlarını belirleyen faktör, yalnızca çıkış enerjisi değil; her atışta aynı hissi üreten mekanik kararlılıktır. Aynı tutuşla aynı noktayı tekrar tekrar bulabilmek, atıcılıkta gerçek ilerlemeyi görünür kılar. Bu kararlılık; tetik düşüşünün öngörülebilir olması, gövdenin elde dengeli durması ve atış sonrası nişan çizgisinin bozulmaması gibi detaylarla desteklenir.

Bu noktada atıcının ekipmanla kurduğu “ritim” önemlidir. Tüfek, kullanıcıya her tekrarda benzer bir geri bildirim verdiğinde; atıcı kendi hatasını daha net fark eder, düzeltmeyi daha hızlı uygular. Aksi durumda, her atışta değişen davranışlar; antrenmanı bir ölçüm alanından çıkarıp tahmin alanına dönüştürür. Bu nedenle dengeli bir tüfek seçimi, gelişimin hızını belirleyen kritik bir adımdır.

Havalı Tüfek Çeşitleri ile Kişisel Atış Stilini Belirlemek

Her atıcının beklentisi, kullanım amacı ve deneyim seviyesi farklıdır. Bu nedenle havalı tüfek dünyasında farklı mekanizma türlerine ve performans karakteristiklerine sahip çok sayıda model bulunur. Özellikle yerli üretim gücüyle öne çıkan havalı tüfek çeşitleri, farklı kullanıcı ihtiyaçlarına cevap verebilecek geniş bir ürün yelpazesi sunar.

Bu çeşitlilik, atıcının kendi stilini oluşturmasına olanak tanır. Kimi kullanıcılar daha sade ve dayanıklı sistemleri tercih ederken, kimileri uzun mesafede daha stabil performans sunan modelleri seçer. Doğru tüfek çeşidini belirlemek; yalnızca teknik özelliklere bakarak değil, kullanım sıklığı, hedef mesafesi ve kişisel beklentiler göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.

Bu bilinçli seçim süreci, atıcılığın rastgele denemelerden çıkıp sistemli bir spor pratiğine dönüşmesini sağlar. Tüfek ile kullanıcı arasındaki uyum ne kadar yüksek olursa, gelişim süreci de o kadar sağlıklı ilerler.

Atış stilini belirlerken, sahada en sık yapılacak kullanım türü netleştirilmelidir. Daha kısa mesafelerde daha hızlı tekrarlı atışlar planlayan bir kullanıcı ile, daha uzun mesafelerde sabır gerektiren hedef çalışmalarına odaklanan bir kullanıcının öncelikleri farklı olacaktır. Birinin aradığı kriter “hızlı kontrol” iken, diğerinin önceliği “tutarlı grupman” olabilir. Bu yüzden tüfek çeşitleri arasında gezinirken, teknik terimlerden önce “hangi senaryoda daha çok zaman geçireceğim” sorusuna cevap vermek seçim sürecini kolaylaştırır.

Bu yaklaşım, aynı zamanda ekipman yatırımını da daha rasyonel hâle getirir. Kullanım amacına uygun seçilmeyen bir tüfek; performans beklentisini karşılamadığı için kısa sürede değiştirilmek istenebilir. Oysa doğru kurgulanmış bir tercih, uzun süreli antrenmanlarda kullanıcıya istikrar sunar; atıcının el alışkanlıklarını oturtur ve performansını ölçülebilir biçimde geliştirir.

Markaya Göre Seçim: Güven ve İstikrar

Atıcılık ekipmanlarında marka tercihi, uzun vadeli memnuniyet açısından büyük önem taşır. Kullanılan malzeme kalitesi, üretim standardı ve mekanik dayanıklılık; markanın sunduğu güveni doğrudan etkiler. Bu noktada havalı tüfek fiyatları değerlendirilirken, yalnızca rakamsal karşılaştırma yapmak yerine sunulan performans ve kullanım ömrü de dikkate alınmalıdır.

Farklı fiyat aralıklarında sunulan modeller, her seviyeden atıcıya hitap eder. Başlangıç seviyesindeki kullanıcılar için erişilebilir fiyatlı seçenekler bulunurken, daha ileri seviye performans arayan atıcılar için üst segment modeller öne çıkar. Burada önemli olan, yapılan yatırımın uzun vadede istikrarlı bir performans sunmasıdır.

Marka tercihinde çoğu zaman gözden kaçan bir başka konu da sürdürülebilirliktir. Uzun süreli kullanımda parçaların dayanımı, ürünün genel işçiliği ve kullanım karakterinin zamanla değişip değişmediği; atıcının ekipmandan aldığı verimi belirler. İstikrarlı bir marka deneyimi, antrenman motivasyonunu da destekler. Çünkü atıcı, ekipmanın “bugün nasıl davranacağını” bildiğinde; tüm odağını tekniğe ve gelişime yönlendirebilir.

Fiyat değerlendirmesi yapılırken yalnızca etiket rakamına değil; kullanım ömrüne, bakım ihtiyacına ve tutarlılık düzeyine bakmak daha sağlıklı bir yaklaşım sunar. Benzer fiyat aralığında görünen iki seçenekten biri, uzun vadede daha az ayar gerektirerek atıcının işini kolaylaştırabilir. Bu tür detaylar, atış kalitesini doğrudan etkilediği için marka seçimi aslında performansın sessiz belirleyicilerinden biridir.

Sürdürülebilir Gelişim için Doğru Ekipman

Havalı tüfekler; sundukları çeşitlilik, farklı fiyat aralıkları ve teknik özellikleriyle atıcılık dünyasında geniş bir yer tutar. Doğru ekipman seçimi yapıldığında, bu tüfekler yalnızca bir araç değil; atıcının gelişimini destekleyen güvenilir bir yol arkadaşı hâline gelir. Dengeli yapı, kontrol edilebilir güç ve kullanıcıya uygun tasarım; her antrenmanı daha verimli kılar.

Disiplinli bir çalışma anlayışı ve doğru ekipman tercihiyle havalı tüfek atıcılığı, yalnızca keyifli bir hobi olmaktan çıkarak teknik becerilerin sistemli şekilde geliştirildiği bir spor pratiğine dönüşür. Bu süreçte doğru yönlendirme ve bilinçli seçim, atıcının hem güvenliğini hem de performansını uzun vadede korur.

Sürdürülebilir gelişim, küçük ilerlemelerin düzenli olarak birikmesiyle oluşur. Bu birikim; aynı hedefte aynı mesafe ve benzer koşullarda tekrar edilebilir sonuçlar alındığında anlam kazanır. Ekipman, bu tekrar edilebilirliği desteklediğinde atıcı; tutuş, nişan ve tetik kontrolü gibi temel bileşenlerde net bir gelişim grafiği oluşturabilir. Bu da antrenmanı “zaman geçirmekten” çıkarıp “hedefli çalışmaya” dönüştürür.

Doğru ekipman seçimi, aynı zamanda güvenlik kültürünü de besler. Güvenli kullanım alışkanlığı, ekipmanla kurulan düzenli ilişkiyle güçlenir. Bu nedenle havalı tüfek seçimi; performans kadar, güvenli pratiklerin sürdürülebilirliği açısından da önem taşır. Her atışın öncesinde ve sonrasında yapılan kontroller, ekipmanın bakımı ve kullanım disiplininin korunması; atıcılık kültürünün sessiz ama temel parçalarıdır.

Meteoroloji’den don uyarısı!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü İstanbul Bölge Tahmin ve Erken Uyarı Merkezi hava sıcaklığının 22 Ocak Perşembe gününe kadar azalacağına dikkat çekerek Edirne’nin de aralarında bulunduğu bazı iller için kuvvetli buzlanma ve don olayı konusunda uyarıda bulundu.

Meteoroloji’nin “Hava Sıcaklıkları Ülkemiz Genelinde Azalacak. Buzlanma ve Don bekleniyor!” başlıklı uyarısında şunlara yer verildi:

 “Yapılan son meteorolojik değerlendirmelere göre, Ülkemizin 17.01.2026 Cumartesi gününden itibaren Karadeniz üzerinden gelecek soğuk havanın etkisi altına girmesi beklenmektedir.

Soğuk havanın, ülkemizin batı kesimlerinde 21.01.2026 Çarşamba, iç ve doğu kesimlerinde ise 22.01.2026 Perşembe gününe kadar etkisini sürdüreceği tahmin edilmektedir.

Bu süreçte; Trakya’da (Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli),  Marmara’nın doğusu (İstanbul, Kocaeli, Sakarya ve Yalova) iç ve yüksek kesimlerinde kuvvetli buzlanma ve don olaylarının görülmesi beklenmektedir.

Başta ulaşımda aksamalar olmak üzere, meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı vatandaşlarımızın ve ilgili kurumların dikkatli ve tedbirli olmaları önem arz etmektedir.

Oluşması Muhtemel Riskler: Ulaşımda Aksamalar – Buzlanma – Don Olayı”

Edirne Zabıta Müdürlüğü’nün 2025 raporu!

Edirne Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, 2025 yılı boyunca hemşehrilerimizin huzuru, sağlığı ve güvenliği için şehrin her noktasında denetimlerini aralıksız sürdürdü. Ticari hayattan çevre temizliğine, gıda güvenliğinden sosyal düzenin korunmasına kadar pek çok alanda önemli çalışmalara imza atıldı.

TÜKETİCİ HAKLARI VE ESNAF DENETİMLERİ

Vatandaşlarımızın mağduriyet yaşamaması adına lokanta, kafe ve restoranlarda fiyat etiketi denetimlerine öncelik verildi. Fiyat listelerinin kapı önlerinde ve masalarda görünür olması sağlandı. Ayrıca semt pazarlarında 800 adet fiyat etiketi dağıtılarak, tartı aletlerinin kontrolleri titizlikle yapıldı.

RUHSAT VE İŞ YERİ GÜVENLİĞİ

Şehrimizde faaliyet gösteren ticari işletmelerin kayıt altına alınması ve güvenliğinin sağlanması amacıyla:

715 işletmeye yeni iş yeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlendi.

99 konaklama tesisi (otel, motel, pansiyon) komisyonca denetlendi; kurallara uymayan 9 tesisin ruhsatı iptal edildi.

Ruhsatsız faaliyet gösteren veya mühür fekki yapan işletmeler hakkında adli mercilere suç duyurusunda bulunuldu.

GIDA GÜVENLİĞİ: “SOFRANIZ BİZE EMANET”

İş Yeri Denetim Birimi, 2025 yılında gıda üretimi ve satışı yapan 1.712 noktada inceleme gerçekleştirdi:

Ekmek Fırınları ve Okul Kantinleri: Toplamda 87 fırın ve 139 okul kantini denetlendi. Hijyen şartlarını taşımayan fırın ve kantinlere geçici süreyle mühürleme ve idari para cezası uygulandı.

İmha Edilen Ürünler: Son kullanma tarihi geçmiş 75 kg et ve süt ürününe el konularak imha edildi.

ÇEVRE KİRLİLİĞİ VE SOSYAL DÜZENLE MÜCADELE

Şehrin estetiğini ve temizliğini korumak adına Kabahatler Kanunu kapsamında ciddi adımlar atıldı:

Çöp çıkarma saatlerine uymayan, atık su akıtan veya izinsiz hafriyat dökümü yapan kişilere cezai işlem uygulandı.

Yolları ve kaldırımları izinsiz işgal eden 198 işletmeye ceza kesilirken, geçişi engelleyen 4 kamyon dolusu materyal toplatıldı.

Selimiye Camii çevresinde vatandaşları rahatsız eden 96 şahsa müdahale edildi. El konulan 30.000 TL, belediye bütçesine irat kaydedildi.

GENÇLERİMİZİN SAĞLIĞI ÖNCELİĞİMİZ

Okul çevrelerindeki bakkal ve büfeler 15 günlük periyodlarla denetlendi. 18 yaş altı çocuklara tütün ve alkol satışı yapılmaması konusunda sert uyarılar yapılarak tutanaklar tutuldu ve Milli Eğitim Müdürlüğü ile paylaşıldı.

VATANDAŞ ODAKLI HİZMET

Zabıta Müdürlüğümüz, sadece denetim değil, çözüm merkezi olarak da görev yaptı:

CİMER ve Sosyal Hatlar: Toplamda 2.165 yazılı ve sözlü şikâyete anında müdahale edilerek vatandaşlarımıza geri dönüş sağlandı.

Adli Görevler: Cezaevinde bulunan 3.000 hükümlünün ödeme gücü araştırması yapılarak Cumhuriyet Başsavcılığına raporlandı.

‘Tehdit edildik’


Mehmet ŞELECİ

Ulus Pazarı’nın kapatılması tartışmaları devam ederken, Çarşı Bölgesi ve pazar esnafı Edirne Belediyesi önünde basın açıklaması yaptı. Pazarın kapatılmasının Edirne açısından kayıp olduğu kaydedilirken, pazarcı esnafları basın toplantısına katılmamaları konusunda Ulus Pazarı Esnaf Kooperatifi (UPEK) yönetimi tarafından tehdit edildiklerini söyledi.
Edirne Belediyesi Atatürk kültür Merkezi önünde toplanan esnaflar adına metni okuyan Saraçlar caddesi esnafı Yağmur Islattı Aydın, Ulus Pazarı’nın yaştılması gerektiğini söyledi. “Edirne Ulus Pazarı’nın kapatılması, yalnızca birkaç tezgâhın kaldırılması değildir” diyen Aydın’ın okuduğu açıklamada şunlara yer verildi:


Bu karar; Edirne’nin ticaret hayatını, turizmini, sosyal yaşamını ve şehir kültürünü doğrudan etkileyecek, uzun vadede telafisi mümkün olmayan büyük bir kayıp anlamına gelmektedir.
Ulus Pazarı; yıllardır Edirne’nin merkezinde, Saraçlar Caddesi başta olmak üzere tüm çarşı bölgesini ayakta tutan, yüzlerce esnafa geçim kapısı olan, binlerce vatandaşın günlük ihtiyaçlarını karşılayabildiği hayati bir yaşam alanıdır. Bu pazar, sadece alışveriş yapılan bir alan değil; Edirne’nin nabzının attığı, şehrin ruhunun hissedildiği, yerli ve yabancı turistlerin Edirne’yi “yaşayan bir şehir” olarak deneyimlediği çok özel bir merkezdir.
Ulus Pazarı’na gelen her vatandaş, sadece pazar esnafına değil; Saraçlar Caddesi’ndeki mağazalara, çarşı içindeki küçük işletmelere, kafelere, lokantalara, otellere ve ulaşım sektörüne de doğrudan katkı sağlamaktadır. Bu pazar, şehir ekonomisinin görünmeyen ama en güçlü lokomotiflerinden biridir.
Ulus Pazarı’nın, hiçbir alternatif oluşturulmadan kapatılması, şehir merkezinde yaşayan binlerce insanı pazarsız bırakacak; esnafı, vatandaşı ve şehir ekonomisini mağdur edecektir. Ulaşımı zor, şehir merkezinden kopuk, sosyal hayattan uzak bir alana taşınması ise Ulus Pazarı’nı fiilen işlevsiz hale getirecek; hem esnafın hem de halkın kaybı olacaktır.

ULUS PAZARI ÇARŞI İÇİNDE KALMALI
Ulus Pazarı’nın çarşı içinde kalması zorunluluktur. Çünkü: Şehrin yaya yoğunluğu bu bölgede toplanmaktadır. Turist hareketliliği Saraçlar Caddesi ve çarşı hattında gerçekleşmektedir. Küçük esnafın ayakta kalabilmesi bu akışa bağlıdır. Ulus Pazarı, şehir merkezinin ticari dengesini koruyan temel unsurdur. Pazarın merkezden koparılması, çarşının yavaş yavaş sessizleşmesine neden olacaktır.
Ulus Pazarı kapatıldığında:
Saraçlar Caddesi ve çarşı esnafı ciddi müşteri kaybına uğrayacak, birçok küçük işletme ayakta kalmakta zorlanacaktır. Şehir merkezindeki otellerin doluluk oranları düşecek, turizm gelirleri azalacaktır. Kafeler, lokantalar, yeme–içme işletmeleri ve ulaşım sektörü doğrudan ekonomik daralma yaşayacaktır. Yerli ve yabancı turistlerin Edirne’ye gelme motivasyonu azalacak, şehrin tanıtımına ve marka değerine büyük zarar verilecektir. Şehir merkezinde yaşayan binlerce vatandaşın gidebileceği ulaşılabilir bir pazar alanı kalmayacaktır.
TARAFLAR BİRARAYA GELSİN
Bizler; Edirne esnafı ve Edirne halkı olarak, bu konuda yetkilileri, pazar esnafını ve ilgili tüm tarafları yeniden bir araya gelmeye, ortak akılla ve şehrin menfaatleri gözetilerek çözüm üretmeye davet ediyoruz.
Yağmur Islattı Aydın, Edirne Ticaret ve Sanayi odası ile esnaf odalarının yanlarında olmamalarını da eleştirdi. Aydın, “Madem bizden yılda iki kez aidat alıyorsunuz, burda bizim hakkımızı savunmanız lazım” dedi.


TEHDİT EDİLDİK
Ulus Pazarı’nda tezgahı olan Fatih Ülker adlı esnafta Ulus Pazarı Esnaf Kooperatifi (UPEK) yönetimi tarafından tehdit edildiklerini söyledi. Basın açıklamasına katılmamalarını, yoksa yeni pazar kurulursa kendilerinin dışarıda bırakılacağı konusunda mesajlar aldıklarını söyleyen Fatih Ülker, taşeronların aradan çıkarılarak belediye yönetiminde yeni pazar oluşturulmasını da istedi.
Fatih Ülker yaptığı açıklamada şunlara yer verdi:
Pazarın kapatılacağına dair geçen haftaya kadar bize bilgi verilmedi. Hazırlıksız olarak kapatma kararı alındı. Buraya gelmememiz için de tehditler aldık. Yani biz burada fişlendik. Yani hepimiz şu an burada olan herkes fişlendi. Yani tehditlerle buraya gelirseniz, eğer konuşursanız size pazar yeri yok. Bunları da belediye başkanımıza arz ediyoruz. Bize biraz daha bu konuda duyarlı olması rica ediyoruz. Bize sahip çıksın. Bizim başkanımız yok. Pazarcı oda başkanımız yok. Biz korkmadan azınlık bir grup olarak geldik. Gelmeyen arkadaşlarımız da var. Akşam konuştum; ‘Ben risk altına giremem, korkuyoruz’ dediler. Bani burası Türkiye Cumhuriyeti. Burası adaletin olduğu yer. Ben bu adalete güveniyorum. Taşeron firmaya buradan sesleniyorum; bu tehditlerle, bu işin Edirne’de yürümeyeceğini, anlamaları lazım. Bu tehditlerle, şantajlarla yani bu işler olmaz. Bu işler icraatlarla olur. Biz burada kimsenin alın terine göz dikmiyoruz. Biz burada halka, vatandaşa hizmet ediyoruz. Belediye başkanımızdan da bu konuda yardımcı olmalarını istiyoruz.
Kırklareli, Lüleburgaz gibi sosyete pazarı olabilir, belediyenin belirleyeceği bir yönetimle yeni pazar oluşturulabilir. Ulus Pazarı’nın yüzde 80’ni Trakya bölgesinden gelen esnaflardır. Ulus dediğinde istanbul’a bağlamayalım. Trakya pazarıdır burası. Biz bundan sonra taşeron firma istemiyoruz. Edirne Belediye Başkanı veya Pazarcılar Odası başkanının yöneteceği şeffaf sistem istiyoruz.