Yunanistan’dan Edirne’nin Meriç ilçesine bağlı Küplü köyü yakınlarında Meriç nehri üzerinden tekne ile 97 kg. skunk ve 9 kg kokain olmak üzere 106 kilo uyuşturucu yurda sokmak isteyen 2 şüpheli jandarma ekiplerince suçüstü yakalandı.
Edirne Valiliği İl Jandarma Komutanlığı’ndan yapılan uyuşturucu kaçakçılığına ilişkin açıklamada, şöyle denildi:
“Edirne İl Jandarma Komutanlığı sorumluluk bölgesi içerisinde özellikle maddi ve manevi kayıplara neden olan ve akabinde değişik suç olaylarının çıkış noktasını teşkil edebilen Kaçakçılık ve Organize Suç olaylarının engellenmesine yönelik çalışmalara ara vermeden devam edilmektedir.
Bu kapsamda; Edirne ili Meriç İlçesi Küplü köyü mülki sınırları içerisinde; Yunanistan ülkesinden Meriç nehri üzerinden illegal yollarla ülkemize getirilmesi planlanan
5 adet valiz içerisinde 97 kg. skunk
9 kg kokain İstihbarat Şube Müdürlüğü unsurlarımız tarafından yürütülen gayretli çalışmalarımız sonucu ile yakalanmıştır.
Olay ile ilgili 2 araç, 1 adet cep telefonu ve nehir üzerinden illegal geçişte kullanılmaya çalışılan 1 tekne muhafaza altına alınarak, şüpheli 2 şahıs gözaltına alınmıştır. Şüpheli şahıslar alınan talimatlar doğrultusunda Uzunköprü Cumhuriyet Başsavcılığında mevcutlu olarak hazır edilecektir.
Uyuşturucu ile mücadeleye yönelik faaliyetlerimize, yine halkımızın desteği ile daha güçlü ve kararlı bir şekilde aralıksız olarak devam edecektir.”
Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde, virajı alamayıp otomobiliyle yön levhası direğine çarpan Sultanşah köyü muhtarı Samet Yıldırım (43), hayatını kaybetti.
Kaza, Cumartesi günü sabaha karşı, Demirtaş Mahallesi’nde Yeni Köprü çıkışındaki trafik ışıkları yakınında meydana geldi. Sultanşah köyü muhtarı Samet Yıldırım, otomobiliyle virajı alamayıp yol kenarındaki yön levhası direğine çarptı. İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlilerinin kontrolünde Yıldırım’ın yaşamını yitirdiği belirledi. Yıldırım’ın cansız bedeni, nöbetçi savcı ve polisin incelemesinin ardından Uzunköprü Devlet Hastanesi’nin morguna götürüldü.
Samet Yıldırım Cumartesi günü ikindi namazının ardından Sultanşah köyünde toprağa verildi.
Evde yemek hazırlarken ocağın bir anda çıt çıt sesi çıkarıp durması, kıvılcımın sürekli çalışması veya düğmenin takılı kalması oldukça rahatsız edici bir durumdur. Bu sorun hem güvenlik açısından hem de kullanım konforu açısından önemlidir. Modern ocaklarda bulunan otomatik çakmak sistemi, düğmeye basıldığında kıvılcım üretir; fakat sistemde bir arıza oluşursa bu kıvılcım sürekli çalışarak rahatsız edici bir sese dönüşebilir. Aşağıda hem kullanıcıların en sık yaşadığı durumları hem de evde uygulanabilecek güvenli çözümleri bulabilirsiniz.
Ocağın Sürekli Çıt Çıt Ses Yapmasının Temel Sebepleri
1. Ateşleme Butonunun Takılı Kalması Ocak düğmeleri zamanla yağlanır, kirlenir veya alt kısmına su kaçabilir. Bu da ateşleme mekanizmasının takılı kalmasına yol açar. Buton geri dönemediği için elektrik verilmeye devam eder ve kıvılcım aralıksız çalışır. Eğer ocağı temizlerken düğmelere su temas ettiyse bu durumun yaşanması oldukça normaldir.
2. Ateşleme Bujisinin Islak Olması Ocak temizliği sırasında ıslak bez ya da suyun yanlış kullanımı sonucu ateşleme bujisi su çeker. Bujinin ıslak kalması, elektrik sisteminin kısa devre benzeri titreşim üretmesine ve çıt çıt sesinin kesilmemesine neden olur. Bujinin kuruması genellikle sorunu çözer.
3. Elektrik Aksamında Kısa Devre veya Kaçak Ocaklarda çakmak sistemi elektrikle çalıştığı için kablolarda gevşeme veya kaçak oluşabilir. Bu durumda sistem yanlış sinyal alır ve sürekli ateşleme yapar. Bu tip arızalar uzman müdahalesi gerektirir.
4. Ocak Gövdesine Sızan Yemek Artıkları Zaman içinde taşan çorbalar, yağlı yemek artıkları veya sıçramalar mekanizmanın içine ulaşıp ateşleme tuşunu mekanik olarak sıkıştırabilir. Buton sıkışınca sistem kendi kendine çalışmayı sürdürür.
Düğmenin Takılı Kalması Durumunda Yapılabilecek Güvenli İşlemler
1. Gaz ve Elektriği Kapatın Her ihtimale karşı ocakla ilgili işlem yapmadan önce gaz vanasını ve priz bağlantısını kapatmak en güvenli adımdır.
2. Ocağın Düğmelerini Söküp Temizleyin Düğmeler genellikle kolayca çıkabilir. Düğmeleri çıkarıp sabunlu suyla temizledikten sonra tamamen kurutmak gerekir. Nemli bırakılan düğmeler sorunu devam ettirebilir.
3. Ateşleme Bujisini Kurutun Bujinin üzerine saç kurutma makinesiyle soğuk ya da orta ayarda hava verilerek kuruma süreci hızlandırılabilir. Isı ayarını çok yüksek yapmamak önemlidir.
4. Gövde Altına Kaçmış Sıvıları Temizleyin Ocak gövdesinin alt kısmına su sızdıysa cihazın kendi kendine kuruması 12–24 saat sürebilir. Bu süreçte ocağı kullanmamak en doğrusudur.
Elektrik Aksamı Arızaları Nasıl Anlaşılır?
Sadece bir ocak gözünde mi, yoksa hepsinde mi çıt çıt sesi geliyor?
Hepsinden geliyorsa ateşleme rölesi veya kablolarda sorun olabilir.
Tek gözden geliyorsa ilgili buji veya düğme arızalıdır.
Elektrikli ateşleme sistemlerinde profesyonel destek almak, hem güvenlik hem de arızanın kalıcı çözüme kavuşması açısından önemlidir. Bu noktada bölgenizdeki uzman ekiplerle görüşebilirsiniz. Örneğin, teknik destek gerektiğinde Bulgurlu Arçelik servisi ekipleri bu tür elektriksel ateşleme problemlerini hızlı şekilde tespit edip onarabilmektedir.
Çıt Çıt Sesi Sürekli Devam Ediyorsa Ne Yapılmalı?
Evde uygulanabilecek çözümler sonuç vermediyse sistemin iç kısmında daha detaylı bir arıza olabilir. Ateşleme trafosunun yanması, düğme yuvasının kırılması veya buji kablolarının aşınması bu duruma yol açabilir. Bu tip sorunların onarımı kullanıcı tarafından yapılmamalıdır. Cihazın güvenli şekilde çalışması için uzman müdahalesi şarttır.
Bu noktada deneyimli bir teknik kadrodan destek almak büyük önem taşır. Özellikle orijinal parça ve doğru onarım garantisi sunan Örnek Mahallesi Arçelik servisi ekipleri, ocaklarda meydana gelen sürekli ateşleme sorunlarını kalıcı şekilde çözmektedir.
Sık Tekrarlayan Çıt Çıt Sesi Nasıl Önlenir?
Ocak düğmelerini belirli aralıklarla söküp kuru şekilde temizleyin.
Temizlik sırasında buji bölgesine aşırı su gitmemesine dikkat edin.
Taşan yemekleri bekletmeden temizleyin.
Ocağı çalıştırmadan önce tüm parçaların kuru olduğundan emin olun.
Elektrik kablosunda gevşeme fark ederseniz cihazı kullanmaya devam etmeyin.
Gerektiğinde profesyonel yardım almaktan çekinmeyin; bölgede hizmet veren bir Göztepe Arçelik servisi bu konuda hızlı çözüm sunabilir.
Cane Corso fiyatları 2026 yılında, bu ırkın Türkiye’de giderek artan popülaritesi ve “alan koruma” konusundaki eşsiz yeteneği nedeniyle köpek severlerin en çok araştırdığı konuların başında gelmektedir.
Roma döneminden günümüze uzanan asil mirasıyla bilinen bu heybetli ırk, sadece bir dost değil, aynı zamanda aile ve mülk güvenliği için caydırıcı bir güç arayanların da ilk tercihidir.
Cane Corso fiyatları 2026 projeksiyonlarına bakıldığında, rakamların sadece yavrunun maliyetiyle sınırlı kalmadığı, bu devasa köpeğin beslenme, eğitim ve sağlık giderlerinin de ciddi bir bütçe planlaması gerektirdiği görülür.
Özellikle genetik hastalıklara (kalça çıkığı vb.) yatkınlığı olan büyük ırklarda, başlangıçta “ucuz” yavru arayışına girmek, ilerleyen dönemlerde çok daha yüksek veteriner masraflarına ve manevi hayal kırıklıklarına yol açabilir.
2026 Cane Corso satın alma rehberi, bu güçlü ırkı hayatına katmak isteyenler için piyasa analizi, doğru yetiştirici seçimi ve fiyat-performans dengesi hakkında kritik bilgiler sunmak üzere hazırlanmıştır.
Yavrunun şecere durumundan renk farklarına, dikkat edilmesi gereken sağlık kriterlerinden gizli maliyetlere kadar satın alma sürecinin tüm şifrelerini bu yazıda çözüyoruz.
Cane Corso Fiyatlarını Etkileyen Faktörler
Cane Corso fiyatlarını etkileyen faktörler arasında en belirleyici unsur, yavrunun sahip olduğu şecere (SCR) belgesidir.
KIF (Köpek Irkları ve Kinoloji Federasyonu) veya FCI onaylı şecereye sahip yavrular, 7 kuş öncesine kadar atalarının kayıtlı olduğu, genetik olarak safkanlığı kanıtlanmış bireylerdir; bu belgeye sahip olmayan “pet” sınıfı yavrulara kıyasla, şecereli “show” veya “breed” sınıfı köpekler her zaman daha yüksek bir fiyat etiketine sahiptir.
Cane Corso fiyatlarını etkileyen faktörler incelendiğinde, üretimde kullanılan ebeveynlerin sağlık testlerinin (Hip/Elbow Dysplasia – Kalça/Dirsek Çıkığı) yapılmış olması maliyeti doğrudan artırır.
Bu ırkın kronik sorunu olan kalça çıkığı riskini minimize etmek için, ebeveynleri röntgen sonuçlarıyla (HD-A, HD-B gibi) sertifikalandırılmış batınlardan çıkan yavrular, hiçbir sağlık garantisi olmayan merdiven altı üretimlere göre daha pahalıdır ancak gelecekteki veteriner masraflarını düşürür.
Cane Corso fiyatlarını etkileyen faktörler, yavrunun kürk rengi ve fiziksel yapısının ırk standartlarına yakınlığıyla da ilişkilidir.
Piyasada özellikle “Blue” (gri/füme) renge ve açık renk gözlere sahip yavrulara olan yoğun talep, bu rengin fiyatını klasik siyah veya brindle (kaplan desenli) renklere göre suni olarak yükseltebilir; ancak bilinçli alıcılar için öncelik renk değil, doğru anatomik yapı ve sağlam bir karakterdir.
Cane Corso Satın Alırken Nelere Dikkat Edilmeli?
Cane Corso satın alırken nelere dikkat edilmeli listesinin en başında, yavrunun ve mümkünse anne-babanın karakter analizi yer almalıdır.
Bu ırk doğası gereği güçlü ve korumacıdır, ancak aşırı ürkeklik veya yavruluk döneminde sebepsiz agresyon göstermek ciddi bir mizaç sorununa işarettir; sağlıklı bir yavru meraklı, oyuncu ve insanla göz teması kurmaktan çekinmeyen bir duruş sergilemelidir.
Cane Corso satın alırken nelere dikkat edilmeli sorusuna verilecek bir diğer kritik cevap, fiziksel sağlık belirtilerinin titizlikle kontrol edilmesidir.
Yavrunun arka bacaklarına basışında bir gariplik veya “tavşan zıplayışı” gibi bir hareket olmamalı, gözleri berrak ve akıntısız olmalı, karın bölgesi aşırı şiş (parazit belirtisi) durmamalıdır; ayrıca aşı karnesindeki ilk karma aşıların ve parazit uygulamalarının veteriner kaşesiyle işlendiği teyit edilmelidir.
Cane Corso satın alırken nelere dikkat edilmeli hususunda, üreticinin size sorduğu sorular da en az sizin sorduklarınız kadar önemlidir.
Kaliteli ve etik bir yetiştirici, yavrusunu sadece parası olan herkese vermez; sizin yaşam koşullarınızı, köpek tecrübenizi ve bahçe/ev düzeninizi sorgular, çünkü ürettiği köpeğin sokağa atılmasını veya yanlış ellerde tehlikeli bir silaha dönüşmesini istemez.
2026’da Cane Corso Sahiplenmenin Avantajları
2026’da Cane Corso sahiplenmenin avantajları arasında ilk sırada, eşsiz bir koruma ve güvenlik duygusu yer alır.
Doğal birer koruyucu olan bu köpekler, özel bir saldırı eğitimi almasalar bile içgüdüsel olarak evi, bahçeyi ve özellikle aile bireylerini potansiyel tehditlere karşı gözetirler; bu da güvenlik endişesi taşıyan aileler veya müstakil ev sahipleri için onları paha biçilemez bir “canlı alarm sistemi” haline getirir.
2026’da Cane Corso sahiplenmenin avantajları, ırkın heybetli görünümünün sağladığı yüksek caydırıcılık etkisiyle devam eder. Sadece varlığı ve o derin bakışları bile kötü niyetli kişileri mülkünüzden uzak tutmak için genellikle yeterlidir; fiziksel bir müdahaleye gerek kalmadan sadece çitlerin arkasında durması bile psikolojik bir bariyer oluşturur.
2026’da Cane Corso sahiplenmenin avantajları, sanılanın aksine bu devasa ırkın aile içinde sergilediği inanılmaz duygusal zeka ve hassasiyettir.
Dışarıya karşı sert bir gladyatör olan Cane Corso, kendi “sürüsü” olarak gördüğü ailesine karşı (özellikle çocuklara) son derece nazik, sabırlı ve sevgi doludur; sahibinin ruh halini anlama konusundaki empatik yeteneği, onu sadece bir bekçi değil, evin ayrılmaz bir parçası yapar.
2026 Cane Corso Fiyat Aralıkları
2026 Cane Corso fiyat aralıkları, artan maliyetler ve ırk standartlarının korunması adına yapılan sağlık testleri nedeniyle geniş bir skalada değerlendirilmelidir. Genel piyasa ortalamasında, sağlık kontrolleri yapılmış ancak şeceresiz (pet kalite) yavrular için talep edilen rakamlar 20.000 TL ile 35.000 TL arasında değişirken; aşıları eksik veya günü geçmiş, ebeveynleri bilinmeyen “ucuz” yavrular genellikle bu bandın altında, 10.000 TL civarında riskli bir satış grafiği çizer.
2026 Cane Corso fiyat aralıkları, köpeğin rengine ve özellikle göz yapısına göre “moda” akımlarından etkilenerek artış gösterebilir.
Piyasada en çok talep gören “Blue” (kurşuni gri) ve “Formentino” (mavi maskeli sarı) renkli yavrular, klasik siyah renklere kıyasla daha nadir bulundukları algısıyla 40.000 TL ile 70.000 TL bandına kadar çıkabilmektedir; ancak rengin bir sağlık göstergesi olmadığı, sadece kozmetik bir tercih olduğu unutulmamalıdır.
2026 Cane Corso fiyat aralıkları içerisinde en üst segmenti, KIF/FCI şecereli, ebeveynleri yurt dışı yarışmalarında dereceli ve genetik olarak kalça çıkığı riski taşımayan “Show Class” yavrular oluşturur.
Profesyonel üreticiler tarafından titizlikle yetiştirilen bu elit yavrular, genellikle döviz kuru üzerinden fiyatlandırılır ve 1.500 Euro ile 3.000 Euro (veya güncel TL karşılığı) arasında değişen bir yatırım bedeli gerektirir.
Sonuç
Cane Corso fiyatları 2026 yılında, sadece bir evcil hayvan sahibi olmanın maliyetini değil, aynı zamanda ciddi bir sorumluluğun ve güvenlik yatırımının bedelini temsil etmektedir.
Bu güçlü ırkı hayatınıza dahil etmek, sıradan bir köpek sahiplenmekten çok daha öte; liderlik vasıflarınızı geliştireceğiniz, disiplinli bir eğitim süreci yürüteceğiniz ve karşılığında eşsiz bir sadakat göreceğiniz uzun soluklu bir yaşam tarzı değişikliğidir.
Cane Corso fiyatları 2026 değerlendirmesi yaparken, piyasa ortalamasının çok altında kalan “fırsat” ilanlarına şüpheyle yaklaşmak, hem cebinizi hem de duygusal sağlığınızı korumanın en temel kuralıdır.
Genetik testleri yapılmamış, displazi riski taşıyan veya agresif karakterli bir yavruyu “ucuza” almak, ileride karşılaşacağınız yüksek veteriner faturaları ve davranış sorunları düşünüldüğünde, aslında çok daha maliyetli bir hata olacaktır; bu yüzden önceliğiniz her zaman fiyat değil, sağlık ve doğru üretici olmalıdır.
Cane Corso Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Cane Corso hakkında sıkça sorulan sorular, genellikle bu ırkın yasal durumu, bakım zorlukları ve aile yaşamına uyumu etrafında yoğunlaşır. Güçlü bir imaja sahip olmaları nedeniyle toplumda bazı yanlış anlaşılmalar mevcuttur. Aşağıda en çok merak edilen soruları yanıtladık.
Cane Corso yasaklı ırk mı?
Cane Corso yasaklı ırk mı sorusu Türkiye’deki köpek sahipleri tarafından sıkça sorulmaktadır ve cevabı “hayır”dır. Türkiye’deki mevcut yasal düzenlemelere (5199 sayılı kanun) göre Cane Corso, Dogo Argentino veya Pitbull gibi yasaklı/tehlikeli ırklar listesinde yer almaz; ancak her köpek gibi mikroçip ile kayıt altına alınması ve kamusal alanlarda tasmalı gezdirilmesi yasal bir zorunluluktur.
Cane Corso apartmanda bakılır mı?
Cane Corso apartmanda bakılır mı konusu, sahibinin yaşam temposuna ve köpeğe ayıracağı vakte bağlıdır. Fiziksel olarak büyük olsalar da ev içinde düşük enerjili ve sakindirler; ancak günlük egzersiz ihtiyaçları (koşu, uzun yürüyüş) tam olarak karşılanmazsa apartman yaşamı hem köpek hem de sahibi için eziyete dönüşebilir, bu yüzden bahçeli bir ev her zaman daha idealdir.
Cane Corso çocuklarla arası nasıldır?
Cane Corso çocuklarla arası nasıldır diye merak eden aileler için bu ırkın, kendi “sürüsü” olarak gördüğü aile bireylerine ve çocuklara karşı son derece korumacı ve nazik olduğu söylenebilir. Ancak büyük cüsseleri nedeniyle oyun sırasında istemeden küçük çocukları devirebilecekleri için etkileşimleri her zaman ebeveyn gözetiminde olmalı ve çocuklara da köpeğe nasıl davranılacağı öğretilmelidir.
Cane Corso çok tüy döker mi?
Cane Corso çok tüy döker mi sorusunun cevabı, diğer büyük ırklara kıyasla “orta seviye” olarak verilebilir. Kısa ve sık tüyleri yıl boyunca az miktarda dökülse de, özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarındaki mevsim geçişlerinde yoğun bir tüy dökümü yaşarlar; bu dönemlerde haftada 2-3 kez fırçalamak evdeki tüy miktarını kontrol altına almak için yeterlidir.
Cane Corso ilk köpek olarak uygun mudur?
Cane Corso ilk köpek olarak uygun mudur sorusuna uzmanların ve eğitmenlerin ortak cevabı genellikle olumsuzdur. Dominant, inatçı ve fiziksel olarak çok güçlü olan bu ırk, köpek psikolojisini bilen, beden dilini okuyabilen ve otoriteyi elden bırakmayan tecrübeli sahiplere ihtiyaç duyar; acemi bir sahibin elinde liderliği ele geçirip kontrolsüz bir güce dönüşebilir.
Cane Corso ne kadar yaşar?
Cane Corso ne kadar yaşar sorusu, bu dostluğu uzun yıllar sürdürmek isteyenler için önemlidir. Büyük ırk köpeklerin genelinde olduğu gibi yaşam süreleri küçük ırklara göre daha kısadır; iyi bir bakım, kaliteli beslenme ve düzenli veteriner kontrolleri ile ortalama 10 ila 12 yıl arasında sağlıklı bir ömür sürebilirler.
Olgay GÜLER Edirne’de polisin masaj salonlarına yönelik düzenlediği eş zamanlı fuhuş operasyonlarında 15 şüpheli gözaltına alındı. Edirne Emniyet Müdürlüğü Asayiş ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri, masaj salonlarına yönelik yaptığı çalışmada, bazı mekanların işletme faaliyet konusu dışında hareket ederek, müşteri olarak gelen erkek şahıslara fuhuş amaçlı teklifler yaptığı, fuhuş için yer temin ettiği ve aracılık yaptığı, çalışan kadın şahıslara fuhuş yaptırmak suretiyle haksız kazanç elde edildiğini belirledi. Polis, 3 ay süren teknik ve fiziki takibin ardından 5 masaj salonuna eş zamanlı operasyon düzenleyerek 15 şüpheliyi gözaltına aldı. Şüphelilerden birinin, ‘Birden fazla kişi ile birlikte yağma suçundan’ 11 yıl 1 ay ay 10 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu, ‘silahlı yağlı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından da hakkında yakalama kararı çıkarıldığı saptandı. GİZLİ BÖLMELER VE ZİL SİSTEMİ BULUNDU İşletmelerde yapılan kontrollerde gizle bölmeler ile denetimlere karşı zil sistemi kurulduğu ortaya çıkarıldı. Aramalarda; dijital materyaller, cinsel içerikli ürünler ile randevu defteri olarak kullanıldığı değerlendirilen evraklara el konuldu. Operasyonla ilgili salonlarda çalışan 29 kadının mağdur sıfatıyla, fuhuş yaptığı tespit edilen veya teklif yapılan 19 kişinin de bilgi alma amaçlı beyanlarına başvuruldu.
Edirne Yerel Tarih Grubu’nca düzenlenen “Selimiye Camii Resterasyonu, Uygulamaları ve Son Durum – KORU(MA)MA” konulu panel bugün gerçekleştirilirken, Trakya Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Osman İnci, bu önemli etkinlik öncesi kaleme aldığı yazısında Selimiye Camii’nin ana kubbe kalemişlerinde yapılmak istenen rekonstrüksiyon uygulamasının, yapının UNESCO Dünya Mirası statüsünü riske atabileceği uyarısında bulundu.
Edirne Yerel Tarih Grubu’nca düzenlenen “Selimiye Camii Resterasyonu, Uygulamaları ve Son Durum – KORU(MA)MA” konulu panel Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde saat 14.00’t gerçekleştirilecek. Prof. Dr. Ahmet Yaraş’ın moderatörlüğündeki panele Yrd. Doç. Mehtap Cömert, Şehir Plancısı Namık Kemal Döleneken ve Öğretim Görevlisi Yavuz Güner konuşmacı olarak katılacak.
Trakya Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Osman İnci, etkinlik öncesi Osman İnci Müzesi’nin sayfasında yer alan Osman İnci blogundaki yazısında şunlara yer verdi:
“Belgesiz rekonstrüksiyon tehlikesi”
İnci, Selimiye’de kubbe motiflerinin kazınarak yerlerine “16. yüzyıl desenleri” yapılmasını öngören projenin bilimsel bir belgeye dayanmadığını vurguladı. Eldeki gravür ve fotoğrafların, bugün kazınmak istenen motiflerin en az iki asırdır var olduğunu gösterdiğini söyledi.
Kurullardaki süreç: Reddedildi, yeniden sunuldu, sonunda kabul edildi
Kalemişi rekonstrüksiyon projesi:
– Şubat ve Mayıs 2024’te Bölge Koruma Kurulu tarafından iki kez reddedildi,
– Ocak 2025’te Yüksek Kurul tarafından kabul edildi,
– Nisan 2025’te uygulama aşamasına getirildi.
ICOMOS raporu: “Mevcut katman korunmalı”
ICOMOS, projenin bilimsel güvenilirlikten yoksun olduğunu, mevcut kalemişi katmanının korunması gerektiğini ve rekonstrüksiyonun uygulanmaması gerektiğini bildirdi.
UNESCO kriterlerine aykırılık
Selimiye’nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde kalabilmesi için “özgünlük” ve “bütünlük” ilkelerinin korunması gerektiğini belirten İnci, tahmine dayalı desen üretiminin bu ilkelere zarar verebileceğini ifade etti.
Uluslararası tüzüklere vurgu
İnci, Venedik Tüzüğü, Nara Özgünlük Belgesi, Burra Tüzüğü ve 660 sayılı Koruma Yüksek Kurulu kararlarının belgeye dayalı ve asgari müdahaleyi zorunlu tuttuğunu, mevcut uygulamanın ise bu ilkelere aykırı olduğunu söyledi.
Mahkeme kararı: Yürütme durduruldu
Edirne İdare Mahkemesi, 26 Eylül 2025’te “telafisi güç zarar doğabileceği” gerekçesiyle projeye ilişkin yürütmeyi durdurma kararı verdi.
“Eser hepimizin ortak mirası”
Prof. Dr. İnci, Selimiye Camii’nin yalnızca Türkiye’nin değil, tüm insanlığın kültürel mirası olduğunu belirterek, koruma süreçlerinde bilimsel ve uluslararası hukuka uygun davranılması çağrısında bulundu.
Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Bulgaristan Ulusal Sanat Akademisi işbirliğinde hayata geçirilen projeyle, Edirne’nin tarihi ve kültürel değerleri Bulgaristan’da, mobil turizm aracılığıyla tanıtılacak.
İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından, Avrupa Birliği Interreg IPA Bulgaristan-Türkiye programı kapsamında Bulgaristan Ulusal Sanat Akademisi işbirliğinde hayata geçirilen ‘Kültür Yoluyla Turizm Ortak Geleceğimiz’ projesi tanıtıldı. Edirne Müzesi Çocuk Atölyesi’nde gerçekleştirilen toplantıya Bulgaristan Edirne Başkonsolos Vekili Petar Arabadzhiev, Trakya Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Ali İhsan Meşe, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, Bulgaristan Ulusal Sanat Akademisi’nden Prof. Dr. Svetozar Benchev, proje ortağı kurumların çalışanları ile kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşların temsilcileri katıldı.
Toplantıda konuşan İl Kültür ve Turizm Müdürü Soytürk, Edirne Kent Kültürü Vizyonu hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Söz konusu proje fikrinin geliştirilme sürecine değinen Soytürk, 43 proje arasından kabul edilen 13 proje içinde yer almanın mutluluğu içinde olduklarını aktardı. Proje kapsamında Edirne ve Bulgaristan’ın Burgaz kentinde oluşturulacak ortak konseptle, farklı tematik turistik alanların çekimlerinin yapılacağını belirten Soytürk, hazırlanacak mobil tanıtım aracının, bölgeyi tanımayan ziyaretçilere sanal ortamda deneyim imkanı sunacağını söyledi. Aracın gezici bir turizm merkezi işlevi görerek bölgenin tanıtımına katkı sunacağını anlatan Soytürk, ziyaretçilere doğrudan seyahat etmeden kalıcı bir izlenim kazandırmayı amaçladığını kaydetti.
Bulgaristan Ulusal Sanat Akademisinden Prof. Dr. Svetozar Benchev de projenin kültürel etkileşim açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
LÖSEV, her yıl 12- 18 Aralık’ta kutlanan Yerli Malı Haftası’nda bu yıl da sağlıklı beslenmeyi öne çıkaran kapsamlı bir farkındalık çalışması başlattı. Hafta kapsamında Vakfın kanserden korunmada yaşam tarzının önemine dikkat çeken LÖSEV yetkilileri ülke genelinde okullarda düzenlenen seminerlerle öğrenciler, öğretmenler ve velilerle buluşacak.
Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı- LÖSEV’den yapılan açıklamada, yerli ve temiz üretimin sadece ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal sağlık açısından da kritik bir değer taşıdığı vurgulandı. Vakıf uzmanları, Hafta boyunca yerli üretimin besin güvenliği ve sağlıklı beslenme üzerindeki olumlu etkilerini öğrencilerle paylaşırken; özellikle kanser riskini azaltıcı yaşam alışkanlıkları hakkında bilgi verecek.
Kanserden Korunmada Temiz ve Yerli Beslenmenin Önemi
LÖSEV diyetisyenlerinin katılımıyla düzenlenen seminerlerde, yerli beslenmenin önemi özellikle vurgulanıyor. Öğrencilere, yerli üretim gıdaların doğal kaynaklara daha yakın yetişmesi ve katkı maddesi açısından daha güvenilir olmasının, sağlıklı beslenmede neden öncelikli bir tercih olması gerektiği anlatılıyor. Bunun yanında, okul beslenme çantalarının nasıl hazırlanması gerektiği üzerinde durularak, çocukların gelişimini destekleyecek dengeli ve yerli ürünlerle oluşturulmuş örnek menüler paylaşılıyor. Seminerlerin önemli bir bölümünü de etiket okuma eğitimi oluşturuyor; işlenmiş gıdalardaki gizli şekerlerin, katkı maddelerinin ve koruyucuların nasıl fark edileceği uygulamalı olarak gösteriliyor. Tüm bu başlıklar, kanserden korunmada yaşam tarzının rolüyle birleştirilerek, sağlıklı beslenmenin bağışıklık sistemi ve hücresel sağlığın korunmasındaki etkileri bilimsel veriler ışığında öğrencilere aktarılıyor.
LÖSEV yetkilileri, “Yerli üretimi desteklemek sadece ülke ekonomisine katkı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda sağlıklı nesillerin yetişmesine de hizmet eder. Temiz ve yerli beslenme, kanserden korunma için atılacak güçlü bir adımdır” diyerek projenin önemine dikkat çekiyor.
Sen de Kansere Dur De!
LÖSEV “Kansere Dur De” çağrısıyla okullarda ve çocukların hayatında farkındalık yaratacak çalışmalara imza atıyor. Vakıf, yalnızca lösemi ve kanserle mücadele eden bir kurum olmanın ötesine geçerek, kanser ortaya çıkmadan önce önlem almanın da mümkün ve gerekli olduğuna dikkat çekiyor. LÖSEV, kanserin doğru yaşam alışkanlıklarıyla büyük ölçüde önlenebileceğine inanıyor ve bu inancı çocuklara, ailelere birebir temas ederek anlatıyor.
Seminerlerde, soluduğumuz havadan içtiğimiz suya, soframıza gelen gıdalardan günlük hayatta kullandığımız ürünlere kadar her şeyin sağlığımız üzerinde doğrudan etkisi olduğu sade ve anlaşılır bir dille paylaşılıyor. Kimyasal katkılar, hormonlu gıdalar, hava ve su kirliliği, radyasyon, hareketsiz yaşam ve stres gibi risklerin farkına varmanın, sağlıklı bir gelecek için atılacak en önemli adımlardan biri olduğu vurgulanıyor. Sağlıklı beslenmenin bağışıklık sistemini güçlendiren ve vücudu koruyan etkisi ise bilimsel verilerle ama herkesin anlayabileceği bir dille aktarılıyor.
LÖSEV, bu eğitimlerle çocuklara ve ailelerine umudu büyüten bir mesaj veriyor: Kanser kader değil, bilinçli yaşamla önlenebilir ve bu yolda kimse yalnız değil.