TEMA’dan “TEMA’lı Olmak” eğitimi

TEMA Vakfı Edirne İl Temsilciliği tarafından, Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi Konferans Salonu’nda “TEMA’lı Olmak” eğitimi düzenlendi. Eğitim kapsamında, TEMA Vakfı’nın çevresel sorunlarla mücadelede yürüttüğü çalışmalar, projeler ve gönüllülük esasına dayalı örgütlenme yapısı katılımcılarla paylaşıldı. Etkinlik ile çevre bilincinin artırılması ve TEMA gönüllülük ağının güçlendirilmesi hedeflendi.

Eğitimde konuşan TEMA Vakfı Edirne İl Temsilcisi Şirin Çoğal, vakfın temel misyonu ve çalışma alanlarına değinerek; başta erozyonla mücadele olmak üzere ormanların, çayır ve meraların, tarım alanlarının, su varlıklarının ve bitki gen kaynaklarının korunmasına yönelik yürütülen çalışmalara dikkat çekti.

Çoğal konuşmasında, gıda ve su yoksunluğu ile biyolojik çeşitliliğin karşı karşıya olduğu tehlikelere ilişkin istatistiksel verileri de katılımcılarla paylaşarak şu ifadelere yer verdi:

“TEMA Vakfı, bilim temelli yaklaşımlar doğrultusunda sürdürülebilir yaşam ilkesini esas alarak çalışmalarını sürdürmektedir. Başta topraklarımız olmak üzere tüm doğal varlıkların korunması, insan kaynaklı iklim değişikliğine karşı önlemlerin geliştirilmesi, gıda ve su yoksunluğu gibi küresel sorunlara ilişkin toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla yoğun bir çaba içerisindedir.”

Dünya genelinde ve Türkiye’de çevre sorunlarının giderek arttığına dikkat çeken Çoğal, TEMA Vakfı’nın bu sorunlarla mücadelede öncü ve gönüllülük esasına dayalı uluslararası bir sivil toplum kuruluşu olduğunu vurguladı. Çoğal şöyle devam etti:

“TEMA Vakfı; topraktan gelen toplumsal barışa inanan, halkla bütünleşen, gönüllü, bilinçli ve öncü bir yapıyla ülkenin ve dünyanın geleceğinde söz sahibi olmayı hedeflemektedir. Bu vesileyle kurucularımız merhum Hayrettin Karaca ve merhum Nihat Gökyiğit’i saygı ve rahmetle anıyor; İl ekibimize ve tüm katılımcılara teşekkür ediyorum.”

TEMA Vakfı Edirne İl Temsilciliği olarak; il genelinde yaşanan çevre sorunlarına çözüm üretmek, gönüllülük bilincini artırmak ve sürdürülebilir yaşam kültürünü yaygınlaştırmak amacıyla toplumun tüm kesimleriyle iş birliğinin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.

Eğitim programı, bilgilendirme oturumlarının ardından eğitime katılan gönüllülere “Eğitim Katılım Belgeleri”nin takdim edilmesiyle sona erdi.

ADD’den çok özel konser

İsmail DEMİRAY

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi Telden Gönüle Türk Halk Müziği Korosu tarafından düzenlenen “Safa Geldin Ulu Gazi” konseri Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Atatürkçü Düşünce Derneği Telden Gönüle Türk Halk Müziği Korosu Korosu yirmi türküyle konseri izlemeye gelenlere unutulmayacak bir müzik dinletisi sundu.

Atatürk Kültür Merkezi’ndeki konser öncesinde ADD Başkanı Celil Özcan günün anlam ve önemi üzerine bir konuşma yaptı.

Koro şefi Reyhan Kuru koro veya solo olarak okunacak türkülerin hikayelerini konseri izlemeye gelenlere aktararak konser boyunca kendilerine keyifli anlar yaşattı.

Türkiye’nin bütün yörelerine yer veren koro her yörenin en sevilen türkülerini seslendirdiğe konser yaklaşık üç saat sürdü.

Koca Sinan Mahallesi muhtarı Canan Koca
Azeri dansıyla geceye renk kattı

Konserin sonlarında “Hoş Gelişler Ola” türküsüne Koca Sinan Mahallesi Muhtarı Canan Koca dansıyla eşlik ederek izleyicilerden büyük alkış aldı.

YER ALAN SANATÇILAR;

Şef: Reyhan Kuru

SAZLARDA:

Emre Deniz Kuru, Yücel Biçer, Ercan Canbaz, Mustafa Kısaçtutan, Hilmi Kuru, Ali Akartürk, Gökhan Yeşilsu, Ahmet Kasap, Elvin Karbuz, Emrah Üst

KORODA:

Dilek Sengör, Nur Biçer, Nihal Canbaz, İlkay Dalakkaya, Nejla Çöke, Kadriye Aslan, Gülsüm Şahin, Hatice Algan, Sakine Günay, Havva Akağaç, Zeliha Var, Ayşe Üst, Meryem Esmer, Seher Karbuz, Raci Özdemir, Şemsettin Elbüken, Ersan Üst, Kemalettin Açar, Şinasi Dede, Mustafa Babacık, Kartal İn, Zeybek: Enis Ocak

AZERİ DANS:

Canan Koca (Kocasinan Mahalle Muhtarı)

Koro şefi Reyhan Kuru konser sonrası arkadaşları ve türkü severler tarafından tebrik edildi

KONSER’DE SÖYLENEN TÜRKÜLER;

Benden Selam Söyleyin Bolu Beyine, Vakti Seherde, Kütahyanın Pınarları, Beni Hor Görme Kardeşim, Behçede Yeşil Çınar, Hani Yaylam, Sabahın Seherinde Ötüyor Kuşlar, Daha Senden Gayri aAşık mı Yok, Gönlüm Ataşlara Yandı, Bırakan Gam Kederi, Çalın  Davullar, Sefonun Evi, Drama Köprüsü, Çökertme, Dağlara küstüm Ali, Mızıka çalındı, Sarı Zeybek, İzmirin Kavakları, Hoş Gelişler Ola, Sarı Saçlım, İzmir Marşı.

BAL’da en çok gol Saraçhane’de

(Fotoğraflar: Cemal KUDAY)

Bölgesel Amatör Lig (BAL) 10. Grup 13. haftası 7 karşılaşma ile geride kalırken, haftanın en farklı galibiyetini Edirne 1922 Futbol Spor Kulübü’nü Saraçhane’de 7-1’lik skorla geçen Uzunköprüspor aldı.

BAL 10. Grup 13. haftasına fileler tam 19 kez havalanırken, gollerin yarısı neredeyse 1 Nolu Sentetik Baha’da yaşandı. Uzunköprüspor 7-1’lik galibiyet ile puanını 17’ye çıkarırken, puan cetvelinde de 10. sıradan 9. sıraya yükseldi. Edirne 1922 Futbol Spor Kulübü ise ligdeki 9. yenilgisini almış oldu.

BAL10.GRUP 13. HAFTA PROGRAMI TOPLU SONUÇLAR

Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü 0-1 Ezinespor         

Vefa Spor Kulübü 1-0 Levent Futbol Spor Kulübü

Kapaklıspor 2-0 Büyükçekmece Tepecik Spor A.Ş.

Edirne 1922 Futbol Spor Kulübü 1-7 Uzunköprüspor

İstanbul Beylikdüzüspor 1-0 Tekirdağspor

Bigaspor 2-2 Ergene Velimeşe Spor    

İfa 1-1 Çatalcaspor

Aramızdan ayrılanlar

GÜLBADE GÖKSAN VEFAT ETTİ
Yıldırım semti sakinlerinden merhum Halil Göksan’ın eşi, Şerafettin Göksan ve Fatma Hacıoğulları’nın anneleri Gülbade Göksan 85 yaşında vefat etti. Merhumenin cenazesi dün Yıldırım Akmescit Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yıldırım Mezarlığında toprağa verildi.
RECEBİYE ÖZDEMİR VEFAT ETTİ
İskender Köy sakinlerinden merhum Rasim Özdemir’in eşi, Yiğit Özdemir ve Mutlu Özdemir’in anneleri Recebiye Özdemir 63 yaşında vefat etti. Merhumenin cenazesi dün İskender Köy Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Mezarlığında toprağa verildi.
OSMAN KISAÇ VEFAT ETTİ
Merhum Mustafa ve merhume Gülzade Kısaç’ın oğulları, Seher Kısaç’ın eşi, Hakan Kısaç ve Şenay Kısaç’ın babaları, Şendoğan, Erdoğan, Fatma ve Ayten Kısaç’ın ağabeyleri Osman Kısaç 70 yaşında vefat etti. Merhumun cenazesi dün Muradiye Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Acı Çeşme Mezarlığında toprağa verildi.
AHMET ÇAKICI
Çavuşbey Mahallesi sakinlerinden Ahmet Çakıcı, 20 Aralık Cumartesi günü 65 yaşında vefat etti. Merhumun cenazesi Gazi Hoca Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Bademlik Mezarlığında toprağa verildi.
BEYHAN ÇELİK VEFAT ETTİ
Karaağaç semti sakinlerinden Beyhan Çelik 70 yaşında vefat etti. Merhumenin cenazesi 20 Aralık Cumartesi günü Karaağaç Eski Camide öğle namazını takibenkılınan cenaze namazının ardından Karaağaç Mezarlığında toprağa verildi

‘Edirne’nin gücü mahallelerinden geliyor’

Anahtar Parti Edirne İl Başkanı Erdinç Balıkçı, şehrin geleceğinin masa başında değil, mahallelerde şekilleneceğini söyledi.

Balıkçı, Edirne’nin toplumsal dokusunu ayakta tutan en önemli yerel temsilciler olan mahalle muhtarlarına yönelik ziyaretlerini aralıksız sürdürüyor. Bu kapsamda Talatpaşa Mahallesi Muhtarı Emin Topçu, Yancıkçı Şahin Mahallesi Muhtarı Nurtekin Aykut ve Abdurrahman Mahallesi Muhtarı Ersan Bubektaş yerinde ziyaret edildi.

Gerçekleştirilen ziyaretlerde Edirne’nin mahalle bazlı sorunları, vatandaşların günlük hayatta karşılaştığı ihtiyaçlar ve çözüm önerileri ele alındı. İl Başkanı Balıkçı, mahalle muhtarlarının yerel yönetim ile halk arasında en güçlü köprü olduğunu vurgulayarak, “Yaşanabilir bir Edirne hedefi, sahayı bilen, mahalleyi tanıyan muhtarlarımızın görüşleriyle mümkündür” değerlendirmesinde bulundu.

Ziyaret programı İstasyon Mahallesi Muhtarı Halit Paşa Yılmaz ile devam etti. Cumhuriyetin temel değerlerine bağlılığı ve Edirne’ye olan duyarlılığıyla öne çıkan Yılmaz’a başarı dilekleri iletildi, nazik ev sahipliği için teşekkür edildi.

Edirne’nin tarihi, kültürel ve toplumsal önemine dikkat çeken Balıkçı, şehrin geleceğinin masa başında değil, mahallelerde şekilleneceğini ifade ederek, “Edirne, sadece geçmişiyle değil; bugününe sahip çıkan, yarınını birlikte inşa eden insanlarıyla güçlüdür. Muhtarlarımız bu sürecin en kıymetli muhataplarıdır” dedi.

Keşan’da hava kirliliğinde büyük azalma

Keşan Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Erhan Başaran, Keşan’da son günlerde yaşanan hava kirliliğinin ısınma amaçlı kullanılan kömür ve ilçenin sahip olduğu vadi yapısından kaynaklandığı belirtirken, yapılan özverili çalışmalar sonucunda bunun geçmiş yıllara oranla %95 azaldığını bildirdi.

Keşan Belediyesi olarak hava kirliliği ile mücadele konusunda 2024 yılından bu yana çalışmaların aralıksız sürdürüldüğünü belirten Başaran, “İlçemizde ısınma amaçlı olarak, katı yakıt ve doğal gaz kullanılmaktadır. Genel olarak, %80’e yakın bina ve iş yerlerinde ısınma amaçlı yakıt olarak doğal gaz kullanımına geçilmiştir. Fakat bazı mahallelerde halen yakıt olarak kömür kullanılmaktadır. Isınma amaçlı kullanılan bu kömürler hava kirliğine sebebiyet vermektedir. Hava kirliliğini etkileyen diğer faktör ise, ilçemizin sahip olduğu vadi yapısıdır. Özellikle rüzgarların düşük hızlarda estiği inversiyon (atmosferik şartlar) olayının yaşandığı günlerde kirlilik ilçemizde hapsolarak birikmektedir” dedi.

“Keşan’da hava kirliliği geçmiş yıllara oranla %95 azaldı”

Erhan Başaran açıklamasına şöyle devam etti:

“İnsanların hava kirliliğinden olumsuz yönde etkilenmemeleri amacıyla, kirlilik seviyesinin en kısa sürede belirlenmesi ve eyleme geçilmesi gerekmektedir. Bu sebeple, 2013 yılından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan yetki devri alarak, hava kirliliğinin önüne geçebilmek maksadıyla kazan dairesi ve katı yakıt denetimlerine başlamıştır. Ayrıca, ilçemizde yaşanan kirliliğin gerçekçi değerlerle ölçülebilmesi için şehrin hava kalitesi bakımından en kirli noktasına yine 2013 yılında Marmara Temiz Hava Merkezi Müdürlüğü tarafından hava kirliliği ölçüm istasyonu kurulmuştur. 2013 yılından bu yana ilçemizdeki hava kirliliği parametreleri 24 saat sürekli olarak ölçülmektedir. Ortaya çıkan sonuçlar kamuoyuyla sürekli olarak paylaşılmış ve tüm halk bu konuda bilgilendirilmiştir. Hava kirliliği ölçüm istasyonundan 2013 yılından bu yana alınan veriler incelendiğinde ısınma kaynaklı hava kirliliği para metresi olan SO2 (kükürt dioksit) değerinin yıllık ortalaması 325 mikrogram/metreküp iken en son 2024 yılında alınan yıllık ortalama 20,9  ikrogram/metreküp olarak ölçülmüştür. Belediyemizin yaptığı özverili çalışmalar sonucunda Keşan’da hava kirliliği geçmiş yıllara oranla %95 azalmıştır.”

“Yakma saatleri ile ilgili herhangi bir kısıtlama getirilmedi ama…”

İlçe Hıfzıssıhha Meclisi’nde alınan kararlarda yakma saatleri ile ilgili herhangi bir yasak getirilmediğinin altını çizen Başaran, “Sadece 24 saatlik SO2 (kükürt dioksit) ortalaması 125 mikrogram/metreküpü aştığında hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde soba ve kalorifer sabah saat 10.00’dan sonra ve akşam saat 16.00’dan önce yakılacaktır. 2024 yılında 24 saatlik ortalama süre için verilen 125 mikrogram/metreküp SO2 ortalaması Keşan Hava Kalitesi İzleme İstasyonunda sadece 27 saat aşılmıştır. Bu sebeple SO2 24 saatlik ortalaması 125 mikrogram/metreküpü geçtiğinde yakma saati uygulaması vatandaşlarımıza gerek basın organları gerek belediyemiz anons sistemiyle bildirilecektir.Genel olarak, yakma saatleri ile ilgili herhangi bir kısıtlama getirilmemiştir.”ifadelerini kullandı.

“Vatandaşlarımızın temiz yakıt olan doğal gaza geçişi sağlanmalı”

Hava kirliliği ile mücadele konusunda herkesin üzerine düşen görev ve sorumlulukları olduğuna dikkat çeken Erhan Başaran, açıklamasını şöyle sonlandırdı:

“Vatandaşlarımızın temiz yakıt olan doğal gaza geçişi sağlanmalıdır. Bu konuda tüm kurum ve kuruluşlar işbirliği içinde olmalıdır. Aksi takdirde kömür kullanımına devam edildiği sürece inversiyon dönemlerinde hava kirliliğini solumaya devam edeceğiz. Unutmayalım çevre, miras değil; gelecek nesillere devredilecek emanettir.”

Leva döviz listesi dışı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Bulgaristan’ın Euro’ya geçiş süreci kapsamında Bulgar Levası’nın alım-satımını yapılan dövizler listesinden çıkarılmasına karar verdi. Düzenleme, 2 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek.

Hürriyet big.para’da yer alan habere göre, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), alım-satımı yapılan dövizler listesinde değişikliğe gitti. Buna göre Bulgar Levası, 2 Ocak 2026 tarihinden itibaren TCMB nezdinde işlem gören dövizler arasından çıkarıldı. Karar, Resmi Gazete’nin 20 Aralık tarihli sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

EUROYA GEÇİŞ KARARI BELİRLEYİCİ OLDU

Düzenlemenin, Bulgaristan’ın 2026 yılından itibaren Euro para birimini kullanmaya başlayacak olması nedeniyle alındığı bildirildi. Bu kapsamda Bulgar Levası’nın, TCMB’nin alım-satımını gerçekleştirdiği dövizler listesinden çıkarılması kararlaştırıldı.

MEVZUATTA DEĞİŞİKLİK YAPILDI

Resmi Gazete’de yayımlanan düzenleme; Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2008-32/34 sayılı tebliğine ilişkin TCMB genelgesinde yapılan değişikliği kapsıyor. Söz konusu değişiklikle birlikte Bulgar Levası’na ilişkin işlemlerin hukuki altyapısı da güncellendi

DÖVİZ İŞLEMLERİNDE YENİ DÖNEM

Alınan kararla birlikte TCMB nezdinde Bulgar Levası üzerinden gerçekleştirilen alım-satım işlemleri, 2026 yılı başından itibaren sona erecek. Bulgaristan’ın Euro’ya geçişiyle birlikte, bu ülkeye ilişkin döviz işlemlerinin Euro üzerinden yürütülmesi öngörülüyor.

‘Menemen katliamı ne ilk ihanettir, ne de son’

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi 95 yıl önce Menemen’de laiklik ve cumhuriyet karşıtı ayaklanmada şehit edilen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay, Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki’yi bir kez daha saygı ve minnetle andı.

ADD Edirne Şubesi’nce “Menemen katliamı ne ilk ihanettir, ne de son…” başlığı paylaşılan dernek genel merkezinin açıklamasında şunlara yer verildi: 

“İşgalle, siyasetsiz ve devletsiz bırakmakla, ordusuzluğa, yokluğa, yoksulluğa mahkûm etmekle, sayısız tuzakla, yıllar süren savaşla, Anadolu’nun birçok yerinde çıkarttıkları onlarca isyanla kurulmasına engel olamadıkları Cumhuriyet’i, bu kez kök salmadan yıkmak için harekete geçen Batı Emperyalizmi ve kadim uşağı şeriatçı yobaz ‘Karşı Devrim’ güçleri, özellikle 3 Mart 1924 tarihinden itibaren peş peşe yürürlüğe sokulan Aydınlanma Devrimleri ve topyekûn kalkınma hamleleri ile yüzyıllardır tepe tepe kullandıkları olanakları ve imtiyazları kaybetmekte olduklarını gördükçe hain eylemlerini hızlandırdılar.

7 -28 Eylül 1924 tarihleri arasındaki Nasturi İsyanı, 17 Kasım 1924’de kurulan devrim karşıtı ve hilafet yanlısı Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası girişimi, hemen ardından 13 Şubat 1925’de İngiltere’nin desteğiyle çıkarılan ve 31 Mayıs’ta bastırılan Şeyh Sait İsyanı ile başlatılan bu eylemler, Şemdinli, Pervari, Koçuşağı, Hakkari, Sason, Mutki, Ağrı, Tendürek, Savur, Pülümür gibi 20’ye yakın ayaklanma ile sürdürüldü.

1930 yılının 23 Aralık günü ise Türkiye inanılmaz bir dinci-gerici isyan haberiyle sarsıldı. İstanbul’da yaşayan Nakşibendi şeyhi Esat diye bir hainin kışkırttığı, Derviş Mehmet adlı bir soysuzun önderlik ettiği, Cumhuriyet ve Devrim düşmanı gericiler, her zamanki ‘Din elden gidiyor’ safsatası ve üzerinde ne yazdığını bile bilmedikleri yeşil paçavralarla Menemen’de toplandılar. Şeriat ilan ettiklerini haykıran ve bazı Menemenlilerin katılımı ile sayıları da, cüretleri de artan hainler, kendilerini eylemlerine son vermeleri için uyaran Öğretmen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay ile Bekçi Şevki ve Hasan Beyleri alçakça katlettiler. Gözü dönmüş güruh vahşeti o boyuta vardırdı ki, Asteğmen Kubilay’ın bağ bıçağı ile kesilen başı bir sırığın ucunda Menemen sokaklarında dolaştırıldı.

Daha birkaç yıl önce Yunan işgalinden kurtarılmış Menemen halkından bazı aymazların da desteklediği bu aşağılık isyanı ve vahşi katliamı haber aldığında inanılmaz acı duyduğu, tarifsiz öfkelendiği, çok sert tepki verdiği, hatta ‘Menemen’i yakın!’ dediği söylenir Atatürk’ün. Büyük Önder, Orduya gönderdiği taziye mesajında da, ‘Büyük ordunun kahraman, genç zabiti ve mefkureci muallim heyetinin kıymetli uzvu Kubilay Bey, temiz kanı ile Cumhuriyetin hayatiyetini tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır’ diyerek Türk Gençliği’nin Cumhuriyeti ve devrimleri ilelebet koruyacağına olan inancını dile getirmiştir.

Benzerleri gibi bu ayaklanma da Kemalist Devrim kadrolarının kararlı ve güçlü iradesi ile ezilmiş, hainler, Kubilay’ın başını kestikleri yerde hak ettikleri sonla buluşturulmuştur.

Türk Ulusu; Osmanlı İmparatorluğu’nun duraklama, gerileme ve yıkılış dönemlerinde de, Milli Mücadele sırasında da, Saltanat ve Hilafet kaldırıldığında da, Cumhuriyetin ilanı ve niteliklerini belirleyen devrimler sürecinde de, çok partili dönemde ve nihayet günümüzde de -15 Temmuz 2016- bu ‘Karşı Devrim’  kalkışmalarıyla hep karşılaştı. Tamamının Batı Emperyalizmi patronajlı olduklarını ve yerli işbirlikçilerce sahnelediklerini bildiğimiz gibi, hedeflerine ulaşamadıklarını ve asla ulaşamayacakların da biliyoruz.

Emperyalizmin 102 yıllık ham hayalidir; Laik, Demokratik ve Sosyal bir Hukuk Devleti olarak muasır medeniyet seviyesini aşma hedefine yönelmiş Atatürk Cumhuriyeti’ni, Kemalist ideolojisinden, Antiemperyalist Üniter Ulus Devlet özünden, Ulusal bütünlüğünden ve Dil Birliği’nden yoksun bırakarak güdümünde bir Din Devletine dönüştürmek. Bu nedenle on yıllardır yaşadığımız ve halen yaşamakta olduğumuz, emperyalizm ve işbirlikçilerinin hayallerini gerçekleştirmek için gerici Derviş Mehmetler yetiştirme gayreti ile Laik Cumhuriyetin Atatürk’ün akıl ve bilim yolunda yürümeyi sürdürmek için Devrimci Kubilaylar yetiştirme iradesinin mücadelesidir ve kuşkusuz Laik Cumhuriyet kazanacaktır.

Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, Ulusça yüreklerimizde yaşattığımız ‘Büyük ordunun kahraman, genç zabiti ve ülküsüne bağlı idealist muallim heyetinin kıymetli uzvu Kubilay Bey’ ile Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki Beyleri minnetle yad ediyor, aziz hatıraları önünde tazimle eğiliyoruz.”

AGD’den Doğu Türkistan semineri

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Edirne Şubesi tarafından Doğu Türkistan’da yaşanan gelişmelere dikkat çekmek amacıyla seminer düzenlendi. Programa araştırmacı-yazar Abdullah Oğuz konuşmacı olarak katıldı.

Seminerde konuşan Oğuz, Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik uygulamaların uluslararası hukuk ve insan hakları sözleşmeleriyle bağdaşmadığını belirterek, bölgede zorla asimilasyon politikaları, kitlesel gözaltılar ve dini-kültürel haklara yönelik kısıtlamaların sistematik biçimde sürdüğünü ifade etti.

Oğuz, Birleşmiş Milletler ve çeşitli uluslararası kuruluşlar tarafından yayımlanan raporların, bölgede yaşanan hak ihlallerini ortaya koyduğunu vurguladı. Doğu Türkistan meselesinin yalnızca bölgesel bir güvenlik konusu olarak ele alınamayacağını belirten Oğuz, uluslararası toplumun konuya yönelik daha etkin bir tutum sergilemesi gerektiğini söyledi.

AGD yetkilileri ise Doğu Türkistan’da yaşanan insan hakları ihlallerine ilişkin kamuoyunda farkındalık oluşturmayı amaçladıklarını ifade etti. Doğu Türkistan’ da yaşananların coğrafi bir mesele olmadığını, bir milletin tarihi, inancı, kültürü ve kimliğiyle bir varoluş mücadelesi olduğunu belirten AGD yetkilileri, duyulan ama görülmeyen Doğu Türkistan mücadelesiyle ilgili bu semineri düzenlediklerini bildirdi.