Bocuk’tan önce ‘Koleda’ coşkusu!

Olgay GÜLER

Edirne’nin Keşan ilçesinde bu yıl tarihi henüz netleşmeyen Balkan geleneği ‘Bocuk Gecesi’ öncesi, Kırklareli’nin Babaeski ilçesine bağlı Büyükmandıra Beldesi’nde, kötü ruhların kovulduğu düşünülen ‘Koleda’, festival havasında kutlandı.

Edirne’de geçmişi uzun yıllara dayanan Keşan ilçesine bağlı ‘Bocuk’ geleneği bu yıl 24-26 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Söz konusu gelenek, Balkan coğrafyasında farklı isimlerle kutlanırken, Kırklareli’ne bağlı Babaeski ilçesinde de Cumartesi gecesi ‘Koleda’ kutlandı.

Bu yıl 7’ncisi kutlanan ve geleneksel hale gelen etkinlik, renkli görüntülere sahne oldu. Büyükmandıra’da çok sayıda vatandaşı bir araya getiren etkinliğe katılan vatandaşlar maske taktı, yüzlerini boyayıp, beyaz çarşaf giydi. Bin yıllık geçmişe sahip olduğuna inanılan etkinlikte beyaz çarşaflar giyip yüzlerini boyayanlar, evlerin camlarına vurarak mahalleliyi korkuttu.

‘KIŞIN EN SOĞUK GÜNÜNDE SICACIK BİR ATMOSFERDE OLUŞTURACAĞIZ’

Etkinlik, ateşinin yakılmasının ardından konuşan Büyükmandıra Belediye Başkanı Ersan Çölgeçen, “Bugün burada Büyükmandıra’mızın kültürel zenginliğini yaşatan binlerce yıllık Koleda geleneğini birlikte yeniden canlandırmak için toplanmış bulunuyoruz. Bu kadim Balkan geleneği, kötü ruhlardan arınmanın yanı sıra birlik, paylaşım ve dayanışma ruhunu nesilden nesile aktarmaktır. Etkinliğimizde yüzlerini boyayan maskeler takan gençlerimizle birlikte beldemizin sokaklıkları bugün coşku ve eğlenceyle dolacaktır. Kabak tatlılarımızı komşularımızla birlikte paylaşacağız. Bu yıl da binlerce kişiyi şenliğimizde ağırlıyoruz. Hep birlikte kışın en soğuk gününde sıcacık bir atmosfer de oluşturacağız. Etkinliğimiz açılış kurdelesinin kesimi ve Koleda ateşinin yakılmasıyla başlayacaktır. Büyükmandıra’mıza, kültürümüze ve bu güzel ilgi gösteren herkese etkinliğimizin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Hristiyanlar Koleda’da domuz kesip domuz yerdi. Bizim de Müslüman çocuklarını domuz etinden uzak tutmak için evlerinde kabak pişirir, mısır pişirir, buğday pişirir bu domuz kokusunu bastırmak için. Çocukları dışarı çıkıp domuz eti yemesin diye aileler çocuklarını, gençleri korkuturmuş. Koleda ana gelecek, Koleda baba gelecek, Koleda’nın canavarı gelecek sizi yiyecek deyip dışarı çıkmalarına izin vermiyormuş. Evlerde onlara değişik hikayele,r eğlenceler yaparlarmış. Yani işin temeli aslında çocuklarımızı eski zamanlarda eski yollarla bu Koleda’da kesilen domuzlardan uzak tutmak için çıkmış bir olaydır. Biz de bunu 8 senedir beldemizde çıkmış bir olaydır” diye konuştu.

‘İLK DEFA GELİYORUM’

Yüzünü boyayıp etkinliğe gelen Çisem Sünter, “Ereğli köyünden ilk defa geliyorum. Koleda’nın bir Balkan geleneği olduğunu biliyorum. Çok eğlendik, devam ediyoruz. Eğlencelerin sonuna kadar kalacağız fotoğraflar çekilip eğleneceğiz” dedi. Asya Sünter ise “İlk defa geliyorum. Ereğli’den geldim. Çok güzel bir ortam çok beğendik. Gün sonuna kadar eğlenmeyi umuyoruz. Makyajlarımızı yaptırdık. Taçlarımızı aldık, fotoğraflar çekilmeyi düşünüyoruz. Koleda’nın Balkan Geleneği olduğunu biliyoruz” şeklinde konuştu.

Etkinliğe katılan Ezel Gündoğan ise; “Güzel bir etkinlik, Koleda eski bir Balkan geleneği. Birkaç yıldır çok aktif olarak kutluyoruz biz bunu. Bu sene çok daha güzel bir katılım sağlandı herkes tarafından. Biz de kendi köyümüze ait bir etkinlik olduğu için seve seve hazırlanıyoruz. Yani hem yabancılarla tanışıyoruz, hem köyümüzü tanıyorlar, bizi tanıyorlar. O yüzden bizim için çok güzel bir etkinlik, biz seviyoruz” ifadelerini kullandı.

Etkinliğin ilerleyen saatlerinde beyaz çarşaflar giyip yüzlerini boyayanlar, evlerin camlarına vurarak mahalleliyi korkuttu.

Ulus Pazarı artık yok!

Olgay GÜLER

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, mahkemenin daha önce geçici olarak ‘yürütmeyi durdurma’ kararı verdiği Ulus Pazarı’nın kapatılması hakkında sürenin dolmasının ardından, ikinci bir ‘yürütmeyi durdurma’ kararı verilmediği için artık açılmayacağını söyledi.

Edirne Belediyesi’nin ‘yönetmeliğe aykırı durumlar’ gerekçesiyle kapatmak istediği Ulus Pazarı için, Pazar yönetiminin başvurduğu mahkeme, Kasım ayında ‘yürütmeyi durdurma’ kararı verdi. Pazar, kapatma kararının durdurulmasıyla yeniden açılırken, mahkemenin verdiği 30 günlük geçici yürütmeyi durdurmanın da süresi doldu. Edirne Belediyesi, sürenin dolmasının ardından yeniden harekete geçti. Belediye başkanı Filiz Gencan, geçtiğimiz hafta pazarın son kez açıldığını, bu haftadan itibaren artık açılmayacağını söyledi.

‘VERDİĞİMİZ KARAR DOĞRULTUSUNDA HAREKET EDECEĞİZ’

Gencan, mahkemenin yürütmeyi durdurma vermediği için pazarın kapatılması için işlemleri başlattıklarını belirterek, “Ulus Pazarı’yla ilgili biz zaten karar vermiştik. Ancak esnaf bu konuda bir dava açmıştı. Buna ilişkin de mahkeme yürütmeyi durdurma kararı vermediği için biz de artık bununla ilgili iş ve işlemlerimizi başlatacağız. Aslında bu yeni bir konu değil. Yargılama süreci halen devam ediyor ama biliyorsunuz böyle işlemlerde bizim aldığımız kararı durduracak olan karar yürütmeyi durdurma kararıdır. Yürütmeyi durdurma kararı da verilmediği için biz daha önce vermiş olduğumuz karar doğrultusunda hareket edeceğiz” diye konuştu.

Lokantacılar Odası’nda yeniden ‘Özen’

Olgay GÜLER

Edirne Tatlıcı Büfeci Kebap ve Lokantacılar Esnaf Odası tarafından gerçekleştirilen olağan genel kurula tek listeyle seçime giren Harun Özen, yeniden oda başkanlığına seçildi.

Edirne Tatlıcı Büfeci Kebap ve Lokantacılar Esnaf Odası’nın 2026 Yılı Olağan Seçimli Genel Kurulu, Eski Sanayi Sitesi’nde bulunan düğün salonunda gerçekleştirildi. Mevcut Başkan Harun Özen’in tek listeyle aday olduğu genel kurul, divan heyetinin oluşturulmasıyla başladı.

Divan Başkanlığı’na Keşan Lokantacı Kahveci ve Otelciler Esnaf Odası Başkanı Hüseyin Çakmak seçildi.

Genel kurula; CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, esnaf odalarının başkanları ile çok sayıda oda üyesi katıldı.

‘ESNAFIMIZIN YANINDA DURMAYA, SESİ OLMAYA GAYRET EDİYORUZ’ 

Genel kurulda konuşan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, odanın Edirne için taşıdığı öneme dikkat çekti. Esnafın kentin marka değerine büyük katkı sunduğunu vurgulayan Gencan, “Odamız bizler için çok kıymetli; aslında her bir esnaf odamız son derece değerli. Ancak bu odamızın şehrimiz adına çok özel bir yeri var. Edirne; doğasıyla, kültürüyle, insanıyla, esnafıyla gerçek bir marka şehir. Bu marka değerine en büyük katkıyı sunanların da siz değerli esnaflarımız olduğunu özellikle ifade etmek isterim. Misafirperverliğinizle, şehrimizin zengin yemek kültürünü başta misafirlerimiz olmak üzere tüm bölgemize tanıtarak Edirne’ye çok büyük bir katkı sağlıyorsunuz. Ben tüm esnafımıza, oda başkanımız nezdinde gönülden teşekkür etmek istiyorum. Biz de Edirne Belediyesi olarak her zaman esnafımızın yanında durmaya, onların sesi olmaya gayret ediyoruz. Bir belediye başkanı olarak özellikle son dönemde esnafımızın ciddi ekonomik zorluklarla mücadele ettiğini çok iyi biliyorum. Buna rağmen yılmadan, yorulmadan hizmet etmeye devam ediyorsunuz. Bu zor koşullarda dahi ayakta kalmaya çalışmanız, şehrimize değer katmayı sürdürmeniz gerçekten takdire şayan” diye konuştu. 

Belediye Başkanı Gencan’ın konuşmasının ardından oda yönetim kurulunun faaliyet raporu, denetim raporu ve mali raporlar okunarak genel kurulun oylarına sunuldu. Raporlar, üyelerin oy birliğiyle ayrı ayrı ibra edildi.

‘ESNAF ASLA YALNIZ BIRAKILMAZ’

Genel kurulda daha sonra tek aday olan mevcut Oda Başkanı Harun Özen konuştu. Görev süresi boyunca benimsedikleri yönetim anlayışını anlatan Özen, “Görevde bulunduğumuz süre boyunca kendimize şu ilkeyi edindik: Esnaf asla yalnız bırakılmaz. Çünkü esnaf, bu şehrin ev sahibidir. Zor zamanlarda esnafımızın yanında olmak, kapı kapı dolaşarak derdini dinlemek bizim temel anlayışımız oldu. Pandemi gibi son derece ağır süreçlerde, artan maliyetler karşısında, kira baskısında, vergi ve sigorta yükleri altında her zaman esnafımızın sesi olmaya çalıştık. Ankara’da, Edirne’de ve ilgili her platformda odamızı ve sizleri en güçlü şekilde temsil ettik. Biz koltuk sevdasında değiliz; biz hizmetin, sorumluluğun ve emanetin bilincindeyiz. Takdir siz değerli üyelerimizindir. Sandık ne derse başımızın üstündedir. Bugüne kadar odamıza emek vermiş tüm başkanlarımıza, yöneticilerimize, personelimize ve siz değerli esnaf kardeşlerime teşekkür ediyorum” diye konuştu.

HARUN ÖZEN YENİDEN BAŞKAN SEÇİLDİ

Konuşmaların ardından kapalı oylamaya geçildi. Tek liste ile gidilen seçimde Harun Özen, Edirne Tatlıcı Büfeci Kebap ve Lokantacılar Esnaf Odası Başkanlığı’na yeniden seçildi.

Yönetim Kurulu (Asil)

1- Erol Altay

2- Selçuk Filoğlu

3- Alpay Kırmızı

4- Sercan Yasıtepe

5- İlksen Özdeş

6- Bülent Beştepe

Yönetim Kurulu (Yedek)

1- Özgür Ildırım

2- Göktuğ Dermenci

3- Şener Sanal

4- Necat Yavuz

5- İlhan Şen

6- Cumhur Şener

7- Gökhan Yavaş

Denetim Kurulu (Asil)

1- Ahmet Çakır

2- Samet Köker

3- Bayram Singer

Denetim Kurulu (Yedek)

1- Ceyhun Dilfaz

2- Mehmet Akkaş

3- Sıtkı Burak Kanıgüzel

İstinat duvarı çöktü, iki blok tahliye edildi!

Olgay GÜLER

Edirne’de sağanak yağış nedeniyle bir binanın istinat duvarı yıkılırken, o anlar güvenlik kamerasına yansıdı.

Edirne’de sağanak yağış Cumartesi gün boyu yer yer etkili oldu. Medrese Alibey Mahallesi’nin Aşiyan Bayırı mevkisinde akşam saatlerinde apartmanın istinat duvarı büyük bir gürültüyle çöktü. İhbarla bölgeye polis, sağlık, AFAD ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı incelemede herhangi bir yaralanma olmadığı belirlendi. Çöken istinat duvarı apartmandaki iki evin balkonunda hasara neden oldu. Yetkililer, apartmanın temelinde hasar meydana gelip gelmediğinin incelemenin sonunda belli olacağını belirterek, gerek görülmesi halinde binanın tahliye edileceğini söyledi.

‘DEPREM OLUYOR ZANNETTİK’

Apartman sakinleri de inceleme sürürken evlerinden dışarı çıktı. Apartmanın girişinde iş yeri bulunan Gökhan Demirci, “Otururken aniden bir ses geldi. Deprem oluyor zannettik. Sonra çıkıp baktığımızda istinat duvarının yıkıldığını gördük” dedi. Selenay Dernekçi ise, “Aniden yer sallandı, biz mutfakta dolaplarımızdan biri devrildi sandık. Sonra çıktığımızda istinat duvarının yıkıldığını gördük” diye konuştu.

‘BİNANIN TAHLİYESİ SAĞLANDI’

Bölgede inceleme yapan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, duvarın çöktüğü noktadaki iki bloktan oluşan apartmanın tahliye edildiğini belirterek, “Dünkü yoğun yağış itibariyle burada bir istinat duvarında bir zarar meydana geldi. Çok şükür cana herhangi bir zarar gelmemesi çok sevindirici. Şimdi teknik ekibimizle beraber burada incelemede bulunduk. Neler yapılacağını konuştuk. Tabii burada bir süre için hem trafiği kapatacağız, hem de zaten etkilenen yapının maliklerinin de şu anda tahliyesi sağlandı. Burada hızlıca bir parça daha var alınması gereken, o parça oradan alınacak. Daha sonra ekipler burada çalışmalarını gerçekleştirecekler. Hızlı bir şekilde hem trafik güvenliği, hem de vatandaşımızın can güvenliği için gerekli önlemleri burada alacağız. Pazartesi itibariyle burada çalışmaları başlatmış olacağız” dedi. 

‘OLAĞANDIŞI BİR YAĞIŞ ALDIK’

Çökmenin yağış kaynaklı gerçekleştiğini söyleyen Gencan, “Çökme yağıştan kaynaklı gerçekleşmiş. Tabii bölgenin en eski yapısı burası, olağan dışı bir yağış aldık. Dolayısıyla yapının eski olması, buradaki imalatın eski olması kaynaklı bir sıkıntı yaşandı. Dediğim gibi bizim için önemli olan önce vatandaşın can güvenliği, sonrasında da burada herhangi başka bir aksaklık yaşanmaması için pazartesi günü hemen ekiplerimiz burada çalışmaya başlayacaklar” şeklinde konuştu. 

‘HIZLI BİR ÇALIŞMA YÜRÜTECEĞİZ’

Bölgede hem duvarın hem de yolun güçlendirilmesi için çalışmalar yapılacağını dile getiren Gencan, “Şu anda bina tamamen tahliye edilmiş vaziyette. Dolayısıyla burada şu anda herhangi bir can güvenliğine yönelik herhangi bir endişemiz yok. Pazartesi günü de hızlıca başlayacağız ama sizlerin de gördüğü gibi kolay bir bölge değil. Hem yol kotlarında bir değişiklik yapacağız. Hem de kalabalık bir ekip çalışacak. En hızlı şekilde vatandaşı güvenli bir şekilde buraya alabilmek için hızlı bir çalışma yürüteceğiz. Dolayısıyla iki blok tahliye edilmiş vaziyette” ifadelerini kullandı. 

Öte yandan istinat duvarının yıkıldığı anlar bölgedeki güvenlik kamerasına yansıdı.

KESK 14 Ocak’ta iş bırakıyor!

Mehmet ŞELECİ

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Eğitim Sen’in kuruluşunun 31’nci yıldönümü Edirne’de kutlandı. Düzenlenen kuruluş yemeğine katılan Eğitim Sen Genel TİS ve Hukuk Sekreteri Özlem Tolu, 14 Ocak’ta iş bırakacaklarını duyurdu. Eğitim-Sen Edirne Şube Başkanı Ahmet Acet de “Otuz bir yıl boyunca bedel ödeyen, sözünü sakınmayanlara selam olsun” dedi.

Eğitim Sen’in 31’nci yıldönümünün kutlandığı geceye sendika üyeleri, eğitim emekçileri ve STK temsilcileri katılım sağladı. Gecenin açılış konuşmasını yapan Eğitim-Sen Edirne Şube Başkanı Ahmet Acet, mücadelelerinin sadece bugün için değil, yarınların mücadelesi olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Bugün burada emeğin, bilginin dayanışmanın ve ortak aklın etrafında buluştuk. Eğitim Sen aynı adalet duygusunda buluşanların sendikasıdır. Eğitimsel 31 yıldır yalnızca bir sendika değil, bir duruş, bir vicdan, bir toplumsal hafıza olmuştur. Eğitim Sen öğretmenin, akademisyenin, emekçinin, öğrencinin yanında olmuş, mücadeleyi hep birlikte büyütmüştür. Bugün bu çatı altında bir araya gelen biz de aynı olmak zorunda olmayan ama aynı adaletsizliğe itiraz eden insanlarız. Biz biliyoruz ki bilgi özgürleşmeden toplumsal özgürleşemez. Eğitim eşit olmadan adalet kurulamaz. Emek korunmadan gelecek inşa edilemez. Bu mücadele sadece bugünümüz için değil, yarınlarımızın mücadelesidir. Otuz bir yıl boyunca bedel ödeyenlere, sözünü sakınmayanlara selam olsun. Bugün burada olmayı sağlayan geçmişin emeğine saygıyla geleceğin omuzlarımızda hissederek konuşuyoruz. Ve biliyoruz ki birlikteysek güçlüyüz. İyi ki varsınız. İyi ki bu mücadelede yan yanayız. İyi ki buradayız. Otuz birinci yılımız kutlu olsun. Yaşasın Eğitim Sen, yaşasın KESK.

14 OCAK’TA İŞ BIRAKIYORUZ

Kuruluş yıldönümü yemeğine katılan Eğitim Sen Genel TİS ve Hukuk Sekreteri Özlem Tolu da, 14 Ocak’ta iş bırakacaklarını duyurdu.

31 yıl önce “yapamazsınız, devlet memurları sendika mı kurar?”diyen 12 Eylül artıklarının, onların baskı, dayatmaların karşı Kamu Emekçileri Sendikalarını kurduklarını hatırlatan Tolu konuşmasında şunlara yer verdi:

“Omuz omuza ve dayanışma içerisinde birlikte olduğumuzu yeniden dosta düşmana göstermek ve mücadelenin ateşini yeniden harlamak üzere bir araya geldik. Evet çok derin bir yoksulluk derin bir ekonomik krizle karşı karşıyayız. Ancak bu sadece ekonomik bir kriz değil bu yönetilememe krizi. Bugün ülkemizde çok derin bir demokratik sorunla yüz yüzdeyiz. Bugün eğitimin temel sorunları her geçen gün gittikçe derinleşiyor. Karşımızda siyasal İslam’ın ideoloji saldırıları var. Laik, bilimsel eğitim bir saldırı altında. Biz bu saldırılara karşı da mücadele etmek zorundayız. Bu yüzden hepimiz fiili, meşhur mücadele anlayışımızla geçmişimizden bugüne kadar ilmek ilmek mücadeleyle ördüğümüz bu demokrasi barış ve emek mücadelesinin piri meşhur mücadelenin ruhunu her yerde, iş yerlerimizde, okullarımızda yaşatmak zorundayız

Bunu yaşatan bütün Eğitim Sen üyelerine, eğitim tüm emekçilerine, yaşatmaya devam eden biat etmeyen geri adım atmayan, hiçbir iktidar karşısında teslim olmayan ve demokratik bilim ana dilinde ve cinsiyet eşitlikçi mücadelesini her gün büyüte büyüte sürdüren eğitim emekçilerine selam olsun diyoruz.

Biz sadece ücret sendikacılığı yapmadık. Biz bu topraklarda emeğin hakkını savunurken demokratik mücadelesini de beraber yürüttük, çünkü biliyoruz ki bunlar olmadan emek hiçbir koşulda hakkını alamaz. Bugün dünya yangın yeri. Yeni bir yıla yeni umutlarla başladık derken işte görüyorsunuz emperyalist güçler dünyanın her yerinde yeni sömürge biçimleriyle emeğin hakkını, halkların özgürlüğünü yok sayarak evet yollarına devam ediyor. Biz bunun karşısında ne yapacağız tabii ki her zaman olduğu gibi biz işçi sınıfının birleşik mücadelesini sürdüreceğiz ve buradan hep beraber sınıf mücadelesini büyüterek çıkacağız.

Bir kamu sendikasıyız ama sadece kamuda değil bu ülkede ve dünyada işçi sınıfının birliği hissi yaşarken de yetkili sendikaların hükümet karşısındaki TİS tutumlarını hiçbirimiz tabii ki kabul etmedik. Bunun mücadelesini vermeye çalıştık, Yaz tatilinde TİS de söyledik, dedik ki bu burada bitmez, bütçede de mücadelemizi sürdüreceğiz, dört bölgede bölge mitingleri yaptık ve ardından asgari ücret açıklandı. Yine bu ülkenin emekçileri halkları, ne yazık ki açlık sınırının altında bir rakama mahkum edildi.

Buna karşı da emek demokrasi ve barış mücadelesi tarihi boyunca sürdüren KESK konfederasyonumuz bir eylem kararı aldı. 14 Ocak’ta bütün emekçileri, işçi sınıfının bütün neferlerini, eğitim emekçilerini ve kamu emekçilerini bir günlük iş bırakma eylemiyle taleplerimizi daha yüksek sesle dillendirmeye davet ediyoruz. 14 Ocak’ta iş bırakıyoruz, emekten gelen gücümüzü kullanıyoruz.”

Eğitim Sen Genel TİS ve Hukuk Sekreteri Özlem Tolu‘nun konuşmasının ardından Rıza Taş ile çeşitli konukların çaldığı eserler ile geceye katılanlar keyifli bir akşam yaşandı.

Ziraat Mühendisleri’nden 180. yıl çelengi

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Edirne İl Temsilciliği’nce 10 Ocak Tarımsal Öğretimin Başlangıcının yıldönümü nedeniyle olarak Atatürk Anıtı’na çelenk töreni gerçekleştirildi.

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Cengiz Kurt, İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse ve Şube Müdürleri ile Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı İrfan Öztürk’ün de katıldığı tören sonrası yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bugün, 10 Ocak 1846’da Ayamama Çiftliği’nde atılan o ilk tohumun, koca bir çınara dönüşmesinin 180. yıl dönümünü kutlamanın gururunu yaşıyoruz.

Toprak, sadece bir üretim aracı değil; bir milletin bağımsızlığı, geleceği ve varoluş mücadelesidir. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Milli ekonominin temeli tarımdır’ vizyonu, aradan geçen yıllara rağmen bugün çok daha kritik bir anlam kazanmıştır. İklim krizi ve gıda güvenliğinin dünya gündeminin en üst sıralarında yer aldığı bu çağda, bilimin ışığında yapılan tarımsal üretim artık bir tercih değil, bir zorunluluktur.

Bizler, 180 yıldır toprağı sadece sürmeyi değil, onu anlamayı, korumayı ve bilimle harmanlamayı hedefleyen bir geleneğin temsilcileriyiz. Ziraat Mühendisleri ve tarım gönüllüleri olarak; tarladaki alın terini laboratuvardaki akıl teriyle birleştirmeye devam edeceğiz.

Bu anlamlı günde, tarımsal eğitimin meşalesini yakan öncülerimizi rahmetle anıyor; toprağa hayat veren tüm meslektaşlarımın ve üreticilerimizin 10 Ocak Tarımsal Öğretim Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum. Gelecek toprakta, gelecek bilimdedir!

‘Siber Dolandırıcılık’ta 39 tutuklama

Edirne’nin de aralarında bulunduğu 14 ilde “Siber Dolandırıcılık” suçuna yönelik Jandarma ekipleri tarafından son 2 haftadır düzenlenen operasyonlarda 90 şüpheli yakalandı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, yaptığı açıklamada  şüphelilerin 2020-2025 yılları içerisinde hesaplarında 685 Milyon TL işlem hacmi olduğunun tespit edildiğini, 39’unun tutuklandığını, 46’sı hakkında adli kontrol hükümleri uygulandığını, diğerlerinin işlemlerinin devam ettiğini söyledi. Bakan Yerlikaya şunları söyledi:

“Bu kişiler aracılığıyla işlenebilecek “Siber Dolandırıcılık” suçundan vatandaşlarımızın maddi ve manevi zarar görmesini engelledik.

Cumhuriyet Başsavcılıklarımız ile Jandarma Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığınız ve MASAK koordinesinde İl Jandarma Komutanlıklarımızca; İstanbul, Ankara, Yalova, Kütahya, Diyarbakır, Zonguldak, Edirne, Muğla, Siirt, Ordu, Mersin, Ağrı, Aksaray ve Hatay’da düzenlenen operasyonlarda yakalanan şüphelilerin; Vatandaşlarımıza ait kişisel bilgileri yasa dışı yollarla ele geçirerek kullandıkları, Sosyal medya hesapları üzerinden ‘yatırım danışmanlığı, sınavsız ehliyet, akülü araba, mobilya, araç yedek parçası, elektronik eşya satışı ve bungalov kiralama’ gibi sahte ilanlarla vatandaşlarımızı dolandırdıkları,Yasa dışı bahis oynattıkları ve suçtan elde edilen paranın nakline aracılık ettikleri, Vatandaşlarımızın banka hesaplarından bilgileri dışında para çekerek haksız kazanç sağladıkları tespit edildi. Savcılıklarımızca haklarında soruşturma başlatıldı.”

 ‘Oğulpaşa için uyardık siz baktınız’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Oğulpaşa’nın köprü çilesinin tüm uyarılara karşın bitmediğini, yağışlar nedeniyle köyde ulaşımın koptuğunu söylerken, iktidarı da “Biz uyardık, siz baktınız. Milyonluk projeniz nerede?” sözleriyle eleştirdi.

Yaşadığı sel felaketinin izlerini silmeye çalışan Havsa ilçesine bağlı Oğulpaşa Köyü’nün köprü mağduriyeti katlandı. Verilen tüm sözlere rağmen köprünün bitirilememesi ve yağışların başlamasıyla birlikte köyün iki yakasının ulaşımı kesildi. 24 Kasım’da konuyu TBMM gündemine taşıyan ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi veren Yazgan, aradan geçen süreye rağmen önergeye yanıt verilmediğini açıkladı. Konuyla ilgili ikinci bir soru önergesi hazırlayan Yazgan, şunları kaydetti:

“Yağışlar nedeniyle yaşanan taşkının ardından Oğulpaşa köyümüzün iki yakasındaki ulaşım kesintiye uğradı. Bu; göz göze göre gelen, bağı bağıra ‘Ben geliyorum’ diyen bir yönetim felaketidir. Oğulpaşa’da yaşananlar, bir doğal afetin etkisi değil, basiretsizliğin ve liyakatsizliğin doğal sonucudur. Kasım ayında uyardık; ‘Köprü bitmedi, yağışlar geliyor. Vatandaşın can güvenliği ne olacak? Olası bir selde ulaşım kesilirse hesabını kim verecek?’ diye sorduk. Yanıt alamadık. AKP’nin Edirne Milletvekili ve İl Başkanı, geç gelen çalışmayı büyük bir marifet gibi anlattı. Bugün geldiğimiz nokta ortada. Biz uyardık, siz baktınız. Şimdi soruyorum; Milyonluk projeniz nerede? Sözde müjdelerinizi verirken en öndesiniz, şimdi neredesiniz? Milyonluk liralık bütçeyle, kış ortasında vatandaşa reva gördüğünüz hizmet bu mudur? Derhal güvenli ve kalıcı yolu yapın. Projenin tüm detaylarını kamuoyuna açıklayın. İl Genel Meclisi Başkanı ve üyelerimizin önerisi olan geçici askeri, amfibi vb. köprünün bu köye acilen yapılması gerekmektedir.Oğulpaşa sahipsiz değildir.”

Eğitim İş’ten MEB’e tepki yağmuru!

Eğitim İş Edirne Şubesi, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan “Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği”nin öğretmenlerin mesleki ve insani gerçekliklerini gözetmekten uzak, idari yönlendirmeyi güçlendiren, resen atamaları artıran ve özellikle norm kadro fazlası öğretmenler açısından tercih hakkını daraltan bir sistem kurguladığını bildirdi.

Eğitim İş Edirne Şubesi’nden yapılan yazılı açıklamada, yeni düzenlemenin öğretmenlerin yer değiştirme hakkını bir ihtiyaç ve tercih meselesi olmaktan çıkarıp, zorunlu hareketliliğe dayalı bir personel yönetimi anlayışına dönüştürdüğüne dikkat çekilerek, “Bu durum, eğitim hizmetinin niteliği kadar öğretmenlerin sosyal ve aile yaşamını da olumsuz etkileyecek niteliktedir” denildi. Açıklamada şunlara yer verildi:.

“1.AYNI OKULDA EN FAZLA 12 YIL ÇALIŞMA SINIRI (ROTASYON)

Bir öğretmenin bir eğitim kurumunda uzun süre görev yapması tek başına yer değişikliği gerekçesi olamaz. Öğretmen yer değiştirmesi yalnızca görev yeri değil; evini, yaşam düzenini, sosyal çevresini değiştirmesi anlamına gelir.

Ancak Milli Eğitim Bakanlığı’nda; asker, polis veya yargı mensuplarında olduğu gibi lojman sistemi yoktur. Öğretmenlere zorunlu yer değişikliği karşılığında barınma ve yaşam güvencesi sunulmamaktadır.

Okullara kimlik kazandıran unsur öğretmendir. Öğretmenler zamanla okulun çevresiyle, velisiyle, öğrencisiyle bütünleşir. Zorunlu rotasyon, bu bağı koparır ve okul–çevre ilişkisinde güven kaybına yol açar.

Özellikle sınıf öğretmenliği gibi sürekliliğin ve güven ilişkisinin esas olduğu alanlarda bu uygulama yarar değil, açık bir zarar doğuracaktır.

Eğitim kurumlarında, resen atama pedagojik gerekçeyle savunulamaz.

2.RAM’LAR VE REHBER ÖĞRETMENLER AÇISINDAN CİDDİ BELİRSİZLİK

Yönetmelikte “eğitim kurumu” tanımı son derece geniş tutulmuştur ve bu tanım Rehberlik ve Araştırma Merkezlerini (RAM) açık biçimde kapsamaktadır.

Bu durum, RAM’larda görev yapan rehber öğretmenleri/psikolojik danışmanları ve özel eğitim öğretmenlerini 12 yıl sınırı ve rotasyon kapsamına sokmaktadır.

Oysa RAM’lar; Okul değildir, Öğrenci sirkülasyonu yoktur, Uzmanlık, yerel deneyim ve kurumsal hafıza gerektirir. Buna rağmen RAM’lar için açık bir muafiyet hükmü getirilmemiştir.Bu durum, rehberlik ve özel eğitim hizmetlerinde ciddi hizmet aksaklıklarına yol açacaktır.

3.HİZMET PUANI HESAPLAMASINDA GÜNLÜK SİSTEME GEÇİLMESİ

Hizmet puanının günlük hesaplanması ilk bakışta adil gibi sunulsa da, çok ciddi belirsizlikler içermektedir:

Yarıyıl ve yaz tatilleri hizmet puanına dahil midir? Raporlu olunan günlerde puan kesilecek midir? İzinli olunan (doğum, süt, refakat vb.) günlerde puan ne olacaktır?

Bu soruların hiçbirine yönetmelikte açık yanıt verilmemiştir. Belirsizlik, idareye geniş takdir yetkisi, öğretmene ise hak kaybı riski doğurur.

4.İLÇE GRUPLARI VE MAZERETE DAYALI YER DEĞİŞİKLİKLERİ

Yeni düzenleme ile:l içi mazerete bağlı yer değiştirmeler ilçe grupları arasında sınırlandırılmış, Aynı ilçe içinde (özellikle sağlık ve engellilik durumlarında) okul değişikliği fiilen zorlaştırılmıştır.

Yönetmelikte “tamamen kaldırıldı” ifadesi yer almasa da, uygulamada; Hizmet puanı, Norm ihtiyacı, Takvim sınırlamaları nedeniyle aynı ilçede mazerete dayalı yer değişikliği neredeyse imkansız hale gelmiştir.

Bu durum, özellikle sağlık ve engellilik gibi insani mazeretlerde kabul edilemez sonuçlar doğuracaktır.

5.NÖBETÇİ BELLETİCİLİK VE OKUL TÜRLERİNE GÖRE PUAN ADALETSİZLİĞİ

Pansiyonlu okullarda nöbetçi belleticilik puanlarının okul türlerine göre farklılaştırılması, eşit işe eşit puan ilkesine aykırıdır. Aynı sorumluluğu üstlenen öğretmenler arasında puan farkı yaratılması kabul edilemez.

Bu yönetmelik; öğretmeni merkeze almayan, eğitim kurumlarının özgün yapısını yok sayan, idari tasarrufu güçlendirirken öğretmen iradesini zayıflatan bir anlayışın ürünüdür. Öğretmenler yer değiştirme nesnesi değil, eğitimin asli unsurudur.

Yayımlanan Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği; öğretmeni merkeze almayan, eğitim kurumlarının özgün yapısını ve öğretmenlerin insani koşullarını göz ardı eden ciddi sorunlar barındırmaktadır. Bu sorunların başında rotasyon uygulaması, ilçe grupları sistemi ve mazerete bağlı yer değiştirmeleri fiilen işlevsiz hale getiren düzenlemeler gelmektedir.

Bu çerçevede; Öğretmenler için zorunlu rotasyon uygulamasından derhal vazgeçilmelidir. Eğitim kurumlarında resen atama ve süreye dayalı yer değişikliği pedagojik, sosyal ve hukuki açıdan kabul edilemezdir.

İlçe grupları uygulamasına derhal son verilmelidir. İlçe grupları, öğretmenlerin yer değiştirme hakkını daraltmakta, özellikle mazerete dayalı atamalarda ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır.

Yönetmeliğin mazerete bağlı yer değiştirmeleri düzenleyen 5. maddesi iptal edilmelidir. Bu madde; aile birliği, sağlık, engellilik ve can güvenliği gibi temel ve insanî mazeretleri ikinci plana itmekte, öğretmenleri fiilen yerinde tutan ve hareket kabiliyetini ortadan kaldıran bir yapıya sahiptir.

Öğretmenlerin yer değiştirme hakkı, idarenin takdirine bırakılacak bir ayrıcalık değil; Anayasal ve insani bir haktır. Eğitimde istikrar, öğretmeni zorla yerinden ederek değil; güvenli, adil ve öngörülebilir çalışma koşulları oluşturarak sağlanır.”

‘Zorunlu rotasyon çözüm değil’

Türk Eğitim Sen Edirne Şube Başkanı Mustafa Kaplan, öğretmeni iradesi dışında yer değiştirmeye zorlamanın eğitimde kaliteyi artırmadığı gibi motivasyon kaybına da yol açtığını bildirdi.

Türk Eğitim Sen Şube Başkanı Kaplan, yaptığı yazılı açıklamada zorunlu rotasyon eğitimde çözüm olmadığına dikkat çekerek şunları söyledi:

“Son dönemde öğretmenlere yönelik gündeme getirilen zorunlu rotasyon uygulaması, eğitim çalışanlarının huzurunu bozan ve okullarda çalışma barışını zedeleyen bir yaklaşımdır. Öğretmeni iradesi dışında yer değiştirmeye zorlamak, eğitimde kaliteyi artırmadığı gibi motivasyon kaybına da yol açmaktadır.

Bizler, zorunlu rotasyon yerine il içi sıra sisteminin etkin ve düzenli bir şekilde işletilmesini savunuyoruz. İl içi sıra sisteminin yılda 3–4 kez çalıştırılması, öğretmenlere gönüllü yer değişikliği imkânı sunacak; bu sayede hem bireysel talepler karşılanacak hem de okullarda doğal bir denge sağlanacaktır.

Gönüllülük esasına dayalı yer değişikliği; öğretmeni huzurlu kılar, çalışma barışını güçlendirir, kurum aidiyetini artırır ve eğitimde başarıyı beraberinde getirir.

Unutulmamalıdır ki eğitimde istikrar; baskı ve dayatma ile değil, adaletli, öngörülebilir ve gönüllülüğü esas alan uygulamalarla sağlanır. Öğretmen huzurluysa okul huzurludur; okul huzurluysa başarı kaçınılmazdır.

Bu nedenle açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz: Zorunlu rotasyon eğitimde çözüm değildir.

Çözüm; düzenli işleyen, adil ve gönüllülüğe dayalı il içi sıra sistemidir. Eğitimde huzur, öğretmende motivasyon, okulda başarı istiyoruz.”