Edirne’de muhtarlar ve lösemili çocukların ailelerine yönelik düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuşan LÖSEV Gönüllü İletişimleri Yönetmeni Burcu Durgun, muhtarların mahallelerde lösemili hastalara ulaşmada kilit bir rol üstlendiğini vurguladı.
Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV) ile Edirne Köy ve Mahalle Muhtarları Federasyonu iş birliğinde, kentteki muhtarlar ve lösemili çocuk ailelerine yönelik bilgilendirme etkinliği gerçekleştirildi. Devecihan Kültür Merkezi’nde, ‘Lösemi değil, iyilik bulaşır’ sloganıyla düzenlenen etkinlikte; löseminin erken teşhisi, hastaların tedaviye yönlendirilmesi ve mahalle muhtarlarının bu süreçte üstlenebileceği kritik roller ele alındı. Etkinliğe; Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Savaş Çerkez, Edirne Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürü Tezcan Fidan, Edirne Köy ve Mahalle Muhtarları Federasyonu Başkanı Fatih Kıyga, Edirne Şehir Gönüllüleri Vakfı Müdürü Hicran Bali, LÖSEV Edirne İl Temsilcisi Ceylan Toker, muhtarlar, lösemili çocuk aileleri ve Sosyal Yardımlaşma Merkezi kursiyeri kadınlar katıldı.
‘MUHTARLAR, HASTALARA ULAŞMADA ANAHTAR KONUMDA’
Etkinlik öncesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulunan LÖSEV Gönüllü İletişimleri Yönetmeni Burcu Durgun, muhtarların lösemili çocukların tedaviye ulaşmasında hayati bir role sahip olduğunu vurguladı. Durgun, “Amacımız, LÖSEV’in çalışmalarını ve hastalara nasıl ulaştığımızı anlatmak. Bu noktada muhtarlarla çok sıkı bir iş birliği içinde çalışıyoruz. Çünkü muhtarlarımız, kendi mahallelerine hâkim olan, insanları birebir tanıyan ve ihtiyaçları en iyi bilen kişiler. Hasta kaydı yönlendirmeleri konusunda da, bize bağışlanan yardımların doğru ve gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması açısından da muhtarlarla çalışmak bizim için son derece kıymetli. Bu nedenle bu kadar çok muhtara aynı anda seslenebilmek, bizler için çok büyük bir anlam taşıyor. Bu buluşmalarda hem LÖSEV’in yürüttüğü çalışmaları, hem hastalarımızla neler yaptığımızı, hem gönüllülerimizin katkılarını, hem de bağışçılarımızın destekleriyle neleri hayata geçirdiğimizi detaylı bir şekilde anlatıyoruz” diye konuştu.
‘TEDAVİDE BAŞARI ORANIMIZ YÜZDE 94’
Durgun, lösemiyi bilmesine rağmen kendilerine başvurmayan çok sayıda hasta olduğunu söyleyerek, “LÖSEV olarak Türkiye’nin dört bir yanında; gönüllümüz, bağışçımız ve hastamız var. Resmî olarak 9 ilde irtibat büromuz bulunuyor ancak gönüllülerimiz, bağışçılarımız ve tedavisi tamamlanmış, iyileşmiş hastalarımız sayesinde tüm Türkiye’ye ulaşabiliyoruz. Muhtarlarımız, özellikle hasta kaydı yönlendirmeleri konusunda çok önemli bir rol üstleniyor. Ne yazık ki hâlâ lösemiyi bilmesine rağmen başvuramayan, imkânlara ulaşamayan çok sayıda insan var. Bizim temel amacımız, hiçbir hastanın yalnız kalmaması ve ulaşılabilir olan tüm hastalara ulaşabilmek. Tedavide başarı oranımız yüzde 94 gibi çok yüksek bir seviyede. Bu nedenle bize ne kadar çok hasta başvurursa, o kadar çok insanımıza umut olmuş oluyoruz ve o kadar çok vatandaşımız gerekli imkânlara kavuşabiliyor” dedi.
‘UMUTLARINI BÜYÜTMEK, YARINLARIUNA DESTEK OLMAK ORTAK GÖREVİMİZ’
Edirne Köy ve Mahalle Muhtarları Federasyonu Başkanı Fatih Kıyga da iyiliğin ve dayanışmanın gücünü göstermek için toplandıklarını söyleyerek, “Lösemi değil, iyilik bulaşır sözü, bu buluşmanın ne kadar anlamlı olduğunu en güzel şekilde anlatıyor. Edirne Köy ve Mahalle Muhtarları Federasyonu olarak, lösemili çocuklarımızın ve ailelerinin yanında olmaktan büyük onur duyuyoruz. Onların umutlarını büyütmek, yarınlarına destek olmak hepimizin ortak görevidir. Bu güzel iş birliği için LÖSEV’e ve emeği geçen herkese teşekkür ediyor, iyiliğin Edirne’den tüm Türkiye’ye yayılmasını diliyorum” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından LÖSEV Gönüllü İletişimleri Yönetmeni Burcu Durgun tarafından muhtarlar ve ailelere yönelik bilgilendirici bir sunum yapıldı.
Miraç Kandili dolayısıyla Edirne Belediyesi tarafından Saraçlar Caddesi’nde kandil simidi dağıtımı gerçekleştirilirken, Zübeyde Hanım’ın ölüm yıldönümü vesilesiyle Eski Cami’de okutturulan mevlidin ardından lokma dağıtıldı.
İslam alemi için önemli günlerden olan Miraç Kandili dolayısıyla Edirne Belediyesi tarafından, kentte kandil simidi dağıtımı gerçekleştirildi. Saraçlar Caddesi’nde düzenlenen dağıtıma, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan da katıldı. Gencan, vatandaşlara kandil simidi dağıtıp sohbet etti.
Günün önemine yönelik konuşan Gencan, “Bugün Edirneli hemşerilerimizle buluştuk. Edirne genelinde bugün farklı noktalarda Edirneli hemşerilerimize hem kandil simidi dağıtacağız. Aynı zamanda Zübeyde annemizin ölüm yıl dönümüydü, Eski Cami’de bir mevlit okutturacağız. Birazdan oraya geçmiş olacağız. Oradan da lokma dağıtımımızla günümüze Edirneli hemşerilerimizle devam edeceğiz. Tüm İslam aleminin, Edirneli hemşerilerimin kandili mübarek olsun. İnşallah tüm duaların kabul olduğu güzel bir gece, güzel kandil gününü hep beraber Edirneli hemşerilerimle beraber yaşayacağız” diye konuştu.
Türkiye’nin ilk kadın valisi Leyla Aytaman’ı da Edirne’de ağırladıklarını anlatan Gencan, “Bu programlarımızın yanı sıra Türkiye’nin ilk kadın valisi Lale hanım birazdan şehrimizde olacak. Saat 4’te de Atatürk Kültür Merkezi’nde Lale Hanım’ın, belgeselini izleyeceğiz. Kendisinin ilk kadın vali olması çok kıymetli, Edirne’nin ilk belediye başkanını böyle nazik bir ziyarette bulunması da çok kıymetli. Onun siyasetteki yolculuğunu anlatacağı bir belgeselimiz olacak. Buradan tüm Edirneli hemşerilerime de AKM’de ücretsiz gösterime sunulacak bu belgeseli izlemeye davet ediyorum” şeklinde konuştu.
KEŞAN BELEDİYESİ’NDEN LOKMA
Keşan Belediyesi, Miraç Kandili vesilesiyle, vatandaşlara lokma ikramında bulundu. Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen programda, hazırlanan lokmalar vatandaşlara ikram edildi. Paylaşmanın ve dayanışmanın bereketi Keşanlılar ile birlikte yaşandı.
Düzenlenen etkinliğe Keşan Belediye Başkan Yardımcısı Bilgin Atlı ile Cumhuriyet Halk Partisi Keşan İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri katıldı. Meydanda yapılan lokma ikramında vatandaşlarla sohbet edilerek kandilleri tebrik edildi.
Bu anlamlı günde hemşehrileriyle bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadığını belirten Atlı, Miraç Kandili’nin Keşan’a, ülkemize ve tüm İslam âlemine sağlık, huzur ve hayırlar getirmesi temennisinde bulundu.
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Dilaverbey Mahallesi’ndeki Pazar yerinin SGK’ya devrinin ardından yıkılacak olması nedeniyle, Pazartesi günleri kurulan meyve ve sebze pazarının, bu alanın hemen yanındaki otoparkta kurulmaya devam edeceğini açıkladı.
Edirne Belediyesi’nin borçlarına karşılık SGK’ya devretmeye hazırlandığı, 25 Kasım Stadı arkasındaki Pazar yeri, kısa süre içerisinde yıkılacak. Belediye, pazar yerini boş arsa şeklinde SGK’ya devretmeye hazırlanırken, burada kurulan Ulus Pazarı ve Pazartesi Pazarı’nın da akıbeti belli oldu. Geçtiğimiz günlerde Ulus Pazarı’nın artık kurulmayacağını açıklayan Belediye Başkanı Filiz Gencan, Pazartesi günkü meyve-sebze pazarının yeni yerini de açıkladı.
Ulus Pazarı yönetimiyle helalleşerek uzlaşmaya vardıklarını anlatan Gencan, “Biz en başında ne söylediysek hala o noktadayız. Ulus Pazarı’yla ilgili süreç hukuki olarak sağlam bir zemine oturmuyordu. Dolayısıyla bu defalarca da tenkit konusu olmuş, soruşturma konusu olmuş bir hadiseydi. Öncelikle bu sorunu ortadan kaldırmamız gerekiyordu. Edirne Belediye Başkanı olduğum tarihten itibaren hukuki olarak ne yapılması gerekiyorsa, bugüne kadar süregelen, hukuki zemini olmayan, hukuken karşılığı olmayan her olay ve durumla ilgili gereken tedbirleri alma noktasında, sadece Ulus pazarı için söylemiyorum, diğer konularda da bu şekilde hareket ettik. Neticesinde bu işin bir boyutu. Diğer taraftan da ağır bir SGK borcumuz vardı. Bunu ben bugün söylemiyorum. Göreve geldiğimiz andan itibaren Ulus Pazarı’yla SGK borcumuzla ilgili bir süreç yönetmemiz gerektiğini açıkça ifade ediyorum. Dolayısıyla orada da bir aşamaya geldik. Tabii ki onların da şartı var, yeri teslim noktasında, Boş olarak teslim etmemiz gerekiyor. Orada 22 senedir tabii ki devam eden bir süreç vardı. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, bu şekilde helalleşerek ayrılmak gerçekten çok doğru bir noktaydı. Onlar tabii ki bu tarihe gelinceye kadar yasal olarak haklarını da dava açarak denediler. Ama mahkeme bu anlamda bir yürütmeyi durdurma kararı vermediği için de süreç bizler için devam etmiş oldu. Ama helalleşme kısmı bizim için önemliydi” dedi.
Pazartesi günleri kurulan meyve-sebze pazarıyla ilgili pazarcılar odasıyla da konuşup, yeni yeri belirlediklerini dile getiren Gencan, “Diğer taraftan pazarcılar odamızla da konuştuk. Burada da şöyle bir durumumuz var. Biliyorsunuz bölgenin de bir meyve sebze pazarına ihtiyacı var. Daha önce bizim Edirne Belediyesi’nin mülkiyetinde olan otopark olarak kullanılan, daha sonra satışa konulmuş bir alanda mal sahibiyle görüştük ve bir uzlaşıya sağladık. Burada pazartesi günleri meyve sebze pazarımız kurulmaya devam edecek. Hemen Ulus Pazarı’mızın yanında daha önce otopark olarak kullanılan bir alan var. Orada Pazartesi pazarını kurmaya devam edeceğiz. Çünkü Edirneli hemşerilerimiz, özellikle bu bölgede oturan hemşerilerimizin meyve sebze pazarıyla ilgili bize bir talepleri oldu. Bunu o noktada ayak alışkanlıkları değişmemiş, farklı bir yerde değil hemen yakın bir lokasyonda bunu gerçekleştirmiş olacağız” diye konuştu.
‘ALDIĞIMIZ KARAR ŞEHRİN MENFAATİNE’
Edirneli esnaftan giyim pazarıyla ilgili talep gelmesi durumunda da, değerlendirmeye alacaklarını ifade eden Gencan, “Pazarcılar Odası’nda konuşmamda da şunu söyledim. Edirneli esnaflarımıza da sesleniyorum ben buradan; giyim pazarıyla ilgili de bir oluşum yapılırsa, burada Edirneli esnafımız da derse ki; ‘Biz de bu sürece dahil olmak istiyoruz. Alternatiflerimiz bunlar, bu çalışmaları yaptık.’ Buyursunlar kapı onlara, Edirneli hemşerilerime, Edirneli esnafımıza sonuna kadar açık. Onlarla da bunu oturur tartışırız. Ulus Pazarı’yla ilgili önümüzdeki günlerde okumasını yaparız. Onların bize hukuki zemine oturmuş, yasal zemine oturmuş talepleriyle geldiklerinde bunları da değerlendiririz. Dolayısıyla burada almış olduğumuz karar şehrimizin menfaatinedir” şeklinde konuştu.
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı bünyesinde hizmete sunulan Aritmi Polikliniği ile Atriyal Fibrilasyon (AF) Bakım Ünitesi, düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı.
Trakya Üniversitesi Hastanesi Başhekimlik Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda, Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökay Taylan, yeni açılan aritmi polikliniğinin hizmet kalitesine sağladığı katkılar hakkında bilgi verdi.
Doç. Dr. Taylan, kardiyak aritmilerin her yaş grubunda görülebilen ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen ritim bozuklukları olduğunu belirterek, özellikle atriyal fibrilasyonun inme riskini artıran en yaygın ritim bozukluklarından biri olduğunu vurguladı. Erken tanı ve uygun tedavinin hayati önem taşıdığını ifade etti.
Taylan, 2024 yılında hizmete açılan aritmi polikliniğinde yaklaşık 2500 hastaya poliklinik hizmeti, 400 civarında kalp pili işlemi ve 400’e yakın kateter ablasyon tedavisi uygulandığını belirtti. AF Bakım Ünitesi’ne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Taylan, ünitenin fikri ve planlamasının Trakya Üniversitesi Hastanesi ve Kardiyoloji Anabilim Dalı bünyesinde 2025 yılında hayata geçirilen çok önemli bir gelişme olduğunu belirtti. Taylan, “Ülkemizde AF hastalığından korunma, erken tanı, tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarının tamamının bütüncül bir yaklaşımla ele alındığı bu birim, dünya ve ülke genelinde ilk yapılandırmalardan biridir. Bu nedenle AF Bakım Ünitesi’nin Üniversitemiz ve hastanemiz bünyesinde hizmete açılmasından büyük memnuniyet duyuyoruz.” dedi.
Toplantıda konuşan Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, halkın yaşam kalitesine katkı sunabilecek sağlık hizmetlerini artırmaya yönelik önemli yenilikleri hayata geçirdiklerini belirtti. Kalp ritim bozukluğunun önlenmediği takdirde ölüm, inme ve felç gibi ciddi sonuçlara yol açabildiğine dikkat çeken Üstündağ, Kardiyoloji Aritmi Polikliniği ve AF Bakım Ünitesi ile hastaların daha kaliteli ve kapsamlı sağlık hizmeti alacaklarını vurguladı.
En düşük emekli aylığını 20 bin liraya yükselten düzenleme teklifiyle ilgili TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşmeler dün başlarken, aynı saatlerde Tüm Emeklilerin Sendikası Edirne Temsilciliği insanca yaşam hakkı için alana çıktı.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, 16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarılması için dün görüşmelere başladı. Ülke genelinde 2 Ocak’tan bu yana emekli maaşlarıyla ilgili eylemlerini sürdüren Tüm Emeklilerin Sendikası da, görüşmelerin sürdüğü saatlerde Edirne’de basın açıklaması gerçekleştirdi. Saraçlar Caddesi’nde gerçekleştirilen açıklamayı okuyan sendikanın il temsilcisi Hasan Kılıç; emeklileri açlığa mahkûm eden düzenin son erip, insanca yaşamı esas alan gerçek bir düzenlemenin hayata geçirilmesini beklediklerini belirtti.
‘EMEKLİ MAAŞLARI YAŞAM HAKKI VE İNSAN ONURU İHLALİ’
Sendika olarak, 2 Ocak’tan bu yana Türkiye’nin dört bir yanında emeklilerin insanca yaşam hakkı için sürdürdüğü mücadeleyi ve talepleri bir kez daha kamuoyuyla paylaştıklarını söyleyen Kılıç, “Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmesi planlanan yasa, milyonlarca emeklinin yaşam koşullarını doğrudan etkilemektedir. Ancak bugüne kadar Meclis’ten geçen düzenlemeler, emeklilerin gerçek sorunlarına çözüm üretmemiştir. AKP ve MHP iktidarı, emeklileri açlık sınırının altındaki maaşlara, sefalet ücretine mahkûm etmiştir. Bu sefalet ücreti kalıcı hâle getirilmiştir. Türkiye’de 16,5 milyonu aşkın emekli açıkça ifade etmektedir: Kendilerine reva görülen aylıklar yoksulluk değil, açlık düzeyindedir; sefalet ücretidir. Bu durum bir ekonomik zorunluluk değil, bilinçli bir siyasal tercihin sonucudur. Açlık sınırının altına itilmiş emekli maaşları; sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan zorluklar ile artan barınma ve gıda maliyetleri teknik sorunlar değil, doğrudan yaşam hakkının ve insan onurunun ihlalidir. Bu nedenle Meclis’te, emeklilerin insanca yaşam taleplerine dikkat çekmek amacıyla oturma eylemi gerçekleştiren milletvekillerinin yanındayız. Buradan açıkça ifade ediyoruz: Emeklilerin taleplerini Meclis gündemine taşıyan milletvekilleri yalnız değildir. Bu eylem, milyonlarca emeklinin sesi ve iradesidir” dedi.
Kılıç, 2 Ocak’tan bu yana dile getirdikleri taleplerin bugün de geçerli olduğunu belirterek şunları söyledi: “Emekliler sadaka değil, gasp edilen haklarını istemektedir. Meclis’te görüşülecek yasadan beklentimiz; emeklileri açlığa mahkûm eden bu düzenin sürdürülmemesi ve insanca yaşamı esas alan gerçek bir düzenlemenin hayata geçirilmesidir. Tüm emeklilere seyyanen 20.000 TL zam verilmelidir. En düşük emekli aylığı, en düşük memur maaşına eşitlenmelidir. Enflasyon kayıpları tam olarak telafi edilmeli ve refah payı eklenmelidir. Sağlık hizmetleri ücretsiz ve erişilebilir hâle getirilmelidir. Emekliler için barınma ve kira desteği sağlanmalıdır. Emeklilerin sendikalaşma ve toplu sözleşme hakkı tanınmalıdır. Emeklilik onurlu bir yaşam hakkıdır. Tüm Emeklilerin Sendikası olarak; alanlarda, Meclis’te ve kamuoyu nezdinde mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.”
Edirne Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından, Trakya Karaçalı Balı’nın coğrafi işaret alması için başlatılan çalışmalar kapsamında çalıştay gerçekleştirildi.
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) ev sahipliğinde düzenlenen ‘Trakya Karaçalı Balı Coğrafi İşaret Çalıştayı’ açılış programıyla başladı. ETSO Konferans Salonu’nda düzenlenen çalıştayın açılışına; Edirne Valisi Yunus Sezer, Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Politikaları ve Destekleme Daire Başkanı Melikşah Taşkın, Edirne İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse, ETSO Başkanı Sezai Irmak ile çok sayıda bal üreticisi katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan çalıştay, protokol konuşmalarıyla devam etti.
‘KARAÇALI BALI SADECE YEREL DEĞİL, BÖLGESEL BİR DEĞER’
Edirne İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse, Anadolu’nun tarihsel ve ekonomik zenginliğine dikkat çekerek, bölgenin tarımsal potansiyelinin bilimsel verilerle desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Köse, “Trakya Bölgesi genelinde yapılan arazi çalışmaları mutlaka ölçümlerle ve bilimsel verilerle değerlendirilmelidir. Yaklaşık 100 bin dekarlık bir alanda Karaçalı Balı’nın coğrafi bir dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Bu alan yalnızca Edirne ile sınırlı kalmayıp, Kırklareli ve Tekirdağ illerimizde de geniş bir coğrafyada devam etmektedir. Bu durum, Karaçalı Balı’nın sadece yerel değil, bölgesel ölçekte ele alınması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Edirne başta olmak üzere, Kırklareli ve Tekirdağ’ın da desteği ve katkısıyla bugün burada son derece önemli bir çalıştayı bu anlayışla ele almış oluyoruz. Karaçalı bitkisinin çiçeklenme döneminin kısa olması, bu balın sınırlı miktarda elde edilmesine neden olmakta; aynı zamanda nitelikli, seçkin ve stratejik bir yöresel ürün olduğunu da ortaya koymaktadır. Trakya Bölgesi’nde hâlihazırda Keşan Korudağ Çiçek Balı ve Kırklareli Meşe Balı, coğrafi işaretli ürünler olarak karşımıza çıkmaktadır. İnşallah Karaçalı Balı’nın da coğrafi işaret tescilini almasıyla birlikte, Trakya’daki coğrafi işaretli bal sayısını üçe çıkarmayı hedefliyoruz. Elbette bu coğrafi işaret sürecinin ardından, Trakya adına alınacak bu tescilin, Avrupa Birliği coğrafi işareti yolunda da önemli katkılar sunacağına yürekten inanıyorum” dedi.
‘DÜNYA GENELİNDE İKİNCİ SIRADAYIZ’
Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Politikaları ve Destekleme Daire Başkanı Melikşah Taşkın da Türkiye’nin arıcılıkta dünya çapında önemli bir konuma sahip olduğunu vurguladı. Taşkın, “Ülkemizde ve dünyada arıcılık ile bal üretimi giderek artmaktadır. Türkiye bu alanda son derece önemli bir konumdadır. Dünya genelinde Çin’den sonra, hem kovan sayısı hem de bal üretimi bakımından ikinci sırada yer almaktayız. Bu durum, ülkemizin arıcılık açısından oldukça güçlü bir potansiyele sahip olduğunu açıkça göstermektedir. 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 9 milyon kolonimiz bulunmakta ve 90–100 bin tona yakın bal üretimi gerçekleştirilmektedir. Geçtiğimiz yıl, iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle üretimde bir miktar düşüş yaşanmış olsa da, bu yıl yeniden toparlanarak yaklaşık 110 bin tona yakın bal üretimini hedefliyoruz. Arıcılık sektörü, ekonomik açıdan da yaklaşık 33 milyar TL’lik bir katma değer oluşturan son derece önemli bir sektördür. Aynı zamanda üretici örgütleri açısından da örgütlenmesini tamamlamış, sektöre örgütlü bir yapı içinde hizmet sunan bir konumdadır” diye konuştu.
‘TÜRKİYE GENELİNDE ÖNEMLİ DESTEKLER SAĞLANDI’
Geçtiğimiz yıl 80 bini aşkın üreticiye, 8 milyon kovan için toplam 1 milyar 364 milyon TL destekleme yapıldığını kaydeden Taşkın, “2024 yılı itibarıyla, tüm sektörlerde olduğu gibi hayvancılıkta da yeni bir destekleme modeline geçtik. Bu modelde özellikle gençlerimizi ve kadınlarımızı önceliklendirerek ilave desteklemeler sunuyoruz. 2024 yılında, bir önceki yıla göre desteklerde yüzde 40’lık bir artış sağladık. 2025 yılında ise bu artışın yüzde 50’ye ulaşmasını hedefliyoruz. Geçtiğimiz yıl 80 bini aşkın üreticimize, yaklaşık 8 milyon kovan için toplam 1 milyar 364 milyon TL tutarında destekleme ödemesi gerçekleştirdik. Ayrıca 2019 yılından itibaren, Türkiye genelinde 81 ilde uyguladığımız alet ve ekipman desteği kapsamında, sektöre yaklaşık 15 milyon TL’lik makine ve ekipman kazandırılmış oldu. Bakanlığımız tarafından yürütülen hayvancılık geliştirme projeleri kapsamında da Türkiye genelinde arıcılığa yönelik önemli destekler sağlanmaktadır. Bu kapsamda ülke genelinde arıcılıkla ilgili yaklaşık 40 milyon TL’lik projeye destek verdik. Edirne ilimizde ve bölgemizde ise yaklaşık 1 milyon TL’ye yakın destekleme uygulaması gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.
‘TÜRKİYE’DE 37 COĞRAFİ İŞARETLİ BAL VAR’
Türkiye genelinde coğrafi işaret tescili alan 37 balın olduğunu anlatan Taşkın, “Bu çalıştay gerçekten çok önemli. Türkiye genelinde 37 adet coğrafi işaretli bal ürünümüz bulunmaktadır. Güngör balımız Avrupa’da coğrafi işaret almıştır. Biz bu değerlere büyük önem veriyoruz. Ancak her zaman vurguladığım gibi, coğrafi işaretin alınmasından sonra en önemli husus, bunun takibi ve korunmasıdır. Bu konuda çok daha etkin çalışmalar yapılması gerekmektedir. Burada hepimize önemli görevler düşmektedir” diye konuştu.
‘COĞRAFİ İŞARET NOKTASINDA EKSİKLİĞİMİZ VAR’
Edirne Valisi Yunus Sezer de, Karaçalı balının Trakya Bölgesi’nde ve Türkiye genelinde çok iyi bilinen, son derece kıymetli bir bal olduğunu söyleyerek, “Ancak baktığımızda, coğrafi işaret noktasında önemli bir eksikliğimizin olduğu da bir gerçektir. Üretimin nasıl yapılacağı, hangi standartlarda üretileceği ve Türkiye genelinde hangi niteliklerle raflarda yer alacağı konusunda net bir çerçeve çizilmiş, tescillenmiş bir markalaşma sürecimiz bugüne kadar maalesef eksik kalmıştır. Bugün bu eksikliği gidermek ve bu önemli süreci tamamlamak adına çok kıymetli bir adım atılmaktadır. Bu adım sadece Trakya Bölgesi için değil, aynı zamanda ülkemiz açısından da son derece önemlidir” şeklinde konuştu.
‘AB’DEN DE COĞRAFİ İŞARET ALACAĞINA İNANIYORUM’
Karaçalı balının coğrafi işaret tescili almasının ardından Avrupa Birliği’nden de coğrafi işaret almasını umduklarını dile getiren Vali Sezer, “Bugün Karaçalı Balı ile atacağımız bu adımın bir sonraki aşamasının da yine Avrupa Birliği coğrafi işaret tescili olacağına yürekten inanıyorum. Edirne ilimizde hâlihazırda 15 adet coğrafi işaretli ürünümüz bulunmaktadır. Karaçalı Balı’nın da coğrafi işaret almasıyla birlikte bu sayının 16’ya yükseleceğini ümit ediyoruz. Ayrıca ilimizde yaklaşık 72–73 bin civarında kovan bulunduğunu biliyoruz. Bu sürecin ardından hem kovan sayısının hem de arıcılıkla uğraşan üretici sayısının önemli ölçüde artacağını öngörüyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığımızın üreticilerimize yönelik sağladığı destekler de bu gelişmeye ciddi katkı sunacaktır” ifadelerini kullandı.
‘PİYASA DEĞERİ DE ARTMALI’
Arıcılıkla ilgili özel bütçe ayıracaklarını kaydeden Vali Sezer, “Bizler de Valilik olarak bu sürece kayıtsız kalmayacağız ve arıcılıkla ilgili özel bir bütçe ayıracağız. Bunun yanı sıra bağcılık da ilimiz için son derece önemli bir diğer alandır. Bu yıl bağcılıkla ilgili olarak da Tarım ve Orman Bakanlığı’mızla birlikte yürüttüğümüz destek çalışmaları bulunmaktadır. Bu kapsamda, otuzun üzerinde projeyi hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Arıcılıkla ilgili olarak da benzer destek çalışmalarını en güçlü şekilde sürdürmek istiyoruz. Yalnızca coğrafi işaret almak yeterli değildir; bu ürünlerin piyasa değerinin de artması gerekmektedir. Bugün piyasada, üreticinin emeğini tam anlamıyla karşılamayan fiyatlar söz konusu olabilmektedir. Bu durum da doğal olarak üretim iştahını olumsuz etkilemektedir. Tescillenmiş ve doğru bir şekilde yürütülen markalaşma süreciyle birlikte, ürünümüzün hak ettiği değerden satılacağına inanıyorum. Bu, sürecin belki de en kritik aşamasıdır” dedi.
Açılış konuşmalarının ardından çalıştay, iki oturum hâlinde devam etti. Akademisyenler ve üretici birliklerinin temsilcileri tarafından yapılan sunumlarda, Karaçalı Balı’na coğrafi işaret alınması sürecinde izlenecek yol haritası ele alındı.
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, sömestr tatiline giren öğrenciler için Hasan Ali Yücel Çocuk Müzesi’nde gerçekleşecek olan “Yarıyıl Tatil Atölyeleri” programını duyurdu. Başkan Gencan, tatil mesajında öğrencilere olan güvenini vurgularken, tüm çocukları sanat ve bilimle buluşmaya davet etti. 20 Ocak – 1 Şubat tarihleri arasında Hasan Ali Yücel Çocuk Müzesi’nde gerçekleştirilecek olan atölye programları, her yaş grubuna hitap edecek zengin bir içeriğe sahip.
Karne heyecanı yaşayan öğrencilere seslenen Belediye Başkanı Filiz Gencan, şu ifadeleri kullandı: “Kıymetli çocuklar, yoğun bir ders dönemini geride bırakarak, büyük bir özveriyle çalıştığınız bir dönemin sonuna geldiniz. Bizim için en büyük başarı, sizin gözlerinizdeki o öğrenme ışığının hiç sönmemesidir. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Çocuklar geleceğimizin güneşi, yarının umududur’ diyerek sizlere olan güvenini en güzel şekilde ifade etmiştir. Bizler de Edirne Belediyesi olarak, O’nun fikirlerinden aldığımız güçle, sizlerin çok daha modern, çok daha özgür ve donanımlı bireyler olarak yetişmeniz için gece gündüz çalışıyoruz.
Bu tatili sadece dinlenmek için değil; kendinizi keşfetmek, hayal kurmak ve yeni arkadaşlıklar kurmak için bir fırsat olarak görün. Şehrimizin en büyük İnteraktif Çocuk Müzesi olan Hasan Ali Yücel Çocuk Müzesi, sizlerin neşesiyle dolduğunda bizim için görevimiz tamamlanmış demektir. Hepinizi çok seviyor, her birinizin gözlerinden öpüyorum.” KEŞİF DOLU 2 HAFTA: SANATTAN FELSEFEYE HER ŞEY BU ATÖLYELERDE! 20 Ocak – 1 Şubat tarihleri arasında Hasan Ali Yücel Çocuk Müzesi’nde gerçekleştirilecek olan atölye programları, her yaş grubuna hitap edecek zengin bir içeriğe sahip. Program kapsamında uygulanacak etkinlik takvimi şu şekildedir: 20 ve 27 Ocak Salı günleri saat 13.00’te Kübizm Atölyesi (8-12 yaş) ve 15.00’te Kil Atölyesi (4-7 yaş) düzenlenirken, 21 ve 28 Ocak Çarşamba günleri 13.00’te Müzik Atölyesi (4-7 yaş) ve 15.00’te Nefes Atölyesi (8-12 yaş) çocuklarla buluşacak. 22 ve 29 Ocak Perşembe günleri program Hikaye Oluşturma (8-12 yaş) ve Zıtlıklar Atölyesi (4-7 yaş) ile devam ederken, 23 ve 30 Ocak Cuma günleri P4C Çocuklarla Felsefe (4-7 yaş) ve Steam Atölyesi (8-12 yaş) gerçekleştirilecek. Hafta sonunda ise 24 ve 31 Ocak Cumartesi günleri Ebru (8-12 yaş) ve Masal Atölyesi (4-7 yaş), 25 Ocak ve 1 Şubat Pazar günleri ise Dino Atölyesi (4-7 yaş) ve Pilates Atölyesi (8-12 yaş) ile çocuklar tatilin tadını doyasıya çıkaracak. KAYIT YAPTIRIN Belediye yetkilileri, düzenlenen etkinliklerin kontenjanla sınırlı olduğunu hatırlatarak, ailelerin mutlaka önceden kayıt yaptırması gerektiğini belirtti. Rezervasyon Tel: 0546 200 82 26
Edirne – Havsa karayolunun Oğulpaşa Köyü yakınlarında, sürücüsünün kontrolünden çıkıp takla atarak tarlada ters dönen otomobilde 1’i ağır 2 kişi yaralandı.
Kaza, saat 20.30 sıralarında Edirne-Havsa arasındaki D-100 karayolunun Oğulpaşa köyü yakınlarında meydana geldi. E.K.T. yönetimindeki 22 UP 622 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi üzerine takla atarak 100 metre savrulup tarlaya devrildi.
Ters dönen otomobilden fırlayan T.B. ile sürücü E.K.T., yaralandı. İhbar üzerine kaza yerine polis, jandarma, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Yaralılar, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.
Yaralılardan T.B.’nin durumunun ağır olduğu öğrenilirken, kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
Olgay GÜLER Edirne’de 6 ayrı iş yerinden hırsızlık yapan B.A. (24), polisin düzenlediği operasyonla, bir büfeden alışveriş yaparken yakalandı.
Edirne’nin Dilaverbey ve Sabuni mahallelerinde son günlerde 6 iş yerinden para ve sigara çalındı. Hırsızlık üzerine Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık ve Yankesicilik Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı. İş yerleri ve çevresindeki güvenlik kameralarını inceleyen polis, hırsızlık şüphelisinin B.A. olduğunu belirledi. Teknik ve fiziki takibe alınan B.A., bir büfeden alış veriş yaptığı sırada polis tarafından kıskıvrak yakalandı. B.A.’nın üzerinde yapılan aramada 459 paket sigara, 4 bin 165 lira ile 1 cep telefonu ele geçirildi.
Gözaltına alınan B.A.’nin yapılan incelemesinde, ‘oto, ev ve iş yerlerinden hırsızlık’, ‘taksirle yaralama’, ‘mala zarar verme’, ‘güveni kötüye kullanma’ suçlarından 24 suç kaydı bulunduğu belirlendi. B.A.’nın ayrıca, ‘hırsızlık’ suçundan 7 yıl 6 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu ve ‘Hükümlü veya tutuklunun kaçması’ suçundan da arandığı ortaya çıktı.
Öte yandan emniyetteki işlemleri devam eden B.A.’nın hırsızlık anları ile bir büfeden alış veriş yaptığı sırada polis tarafından yakalandığı anlar güvenlik kamerasına yansıdı.
Eğitim iş Edirne Şubesi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın karne yerine Gelişim Raporu uygulamasına tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Öğrenciyi Etiketleyen, Veliyi Belirsizliğe Sürükleyen, Öğretmeni Angaryaya Boğan, “Atatürk”süz Gelişim Raporu uygulamasından vazgeçilmelidir” dendi. Millî Eğitim Bakanlığı, 17 Ekim 2025 tarihinde Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklikle; okul öncesi eğitimde “Beceri Edinim Raporu”, ilkokullarda ise “Gelişim Raporu” adı altında yeni bir ölçme-değerlendirme uygulamasını hayata geçirme kararı almıştı. Bakanlık, 2025–2026 eğitim-öğretim yılından itibaren öğretmenlerden bu raporları hazırlamalarını istemekte; söz konusu belgelerin öğretmen görüşüne dayalı olarak okul öncesinde velilere, ilkokullarda ise öğrencilere verilmesini öngörmekte. Eğitim iş Edirne Şubesi de bu uygulamaya tepkisini açıkladı. “Bu değişiklik, teknik bir ölçme-değerlendirme düzenlemesi olmanın çok ötesinde; pedagojik kılıflar ardına gizlenerek Cumhuriyet değerlerini sistematik şekilde tasfiye etme girişimidir” denilen açıklamada, karne yerine verilecek bu belgelerden Atatürk imgelerinin kaldırılmasının kararın pedagojik değil ideolojik bir doğrultuda alındığının en somut göstergesi olduğuna vurgu yapıldı. Eğitim-İş uygulamaya ilişkin değerlendirlerini şu şekilde açıkladı:
Karne yerine “Gelişim Raporu” uygulaması, öngörüldüğünün aksine öğrenciler üzerinde ciddi bir etiketlenme riski doğurmaktadır. Örneğin, 2. sınıf Türkçe dersinde konuşma kazanımlarından birinin olumsuz işaretlenmesi; veliler açısından pedagojik bir eksiklik olarak değil, çocuğun psikolojik bir sorunu olduğu algısını yaratabilecektir. Bu durum, öğrencinin gelişimini desteklemek yerine onu damgalayan bir sonuca yol açacaktır.
Gelişim Raporları, ölçme-değerlendirme belgesi olmaktan çok öğretmen, okul ve Bakanlığı ilgilendiren iç denetim evraklarıdır. Her ders için onlarca kazanımın yer aldığı bu raporların, veli ve öğrenci tarafından anlaşılması mümkün değildir. Bu nedenle uygulama, muhatapları açısından işlevsizdir ve öğretmenlere dayatılmaktadır.
Uygulama süreç odaklı değil, sonuç odaklıdır. Raporların dönem ortasında ve sonunda verilmesi, bu belgelerin süreci izlemekten çok sonucu kayıt altına alan formlar olduğunu göstermektedir.
Bazı kazanımların sürekli puanlanması pedagojik açıdan anlamlı değildir. Öğrencinin sınıf içinde söz alma, konuşma gibi becerileri uzun bir zaman içinde gelişir. Bu alanların sürekli işaretlenmesi, öğretmeni gerçekçi olmayan değerlendirmelere zorlayacaktır.
Uygulama öğretmen için açık bir angaryadır. Yalnızca 2. sınıf Türkçe dersinde bir öğretmenin, her öğrenci için 87 kazanımı işaretlemesi gerekmektedir. 35 kişilik bir sınıfta bu, 3.045 işaretleme anlamına gelmektedir. Üçüncü sınıfta bu sayı 9.135’e çıkmaktadır. Diğer derslerle birlikte düşünüldüğünde bu durum, öğretmenin günler süren bir bürokratik yük altında bırakılması demektir. Öğretmenin zamanı ve emeği, öğrencinin öğrenmesini desteklemek yerine evrak doldurmaya harcanmaktadır.
Bu uygulama, karne geleneğini ve karne alma kültürünü ortadan kaldırmaktadır. Karne; öğrenciler için motivasyon, aileler için anlam ve eğitim hayatı için hafıza taşıyan bir belgedir. Gelişim Raporları bu kültürü yok etmektedir.
Veliler açısından uygulama kafa karıştırıcıdır. Karmaşık ve ayrıntılı raporlar, velilere çocuklarının başarı ya da gelişim düzeyi hakkında net bir bilgi sunmamaktadır. Veliler kaçınılmaz olarak yeniden öğretmene yönelmekte; bu da gereksiz kaygı ve belirsizlik yaratmaktadır.
Raporların uzunluğu ve basım maliyeti okullara ek yük getirmektedir. Bakanlık tarafından karşılanmayacak bu maliyetin okul yönetimleri üzerinden velilere yansıtılması kaçınılmazdır. Öğretmenler ise asli görevlerinden uzaklaştırılarak adeta bir “fotokopi–evrak” memuru konumuna itilmektedir. Sonuç olarak; Karne geleneğinin ortadan kaldırılarak “Gelişim Raporu” adı altında anlamsız bir veri yığınına dönüştürülmesi, öğrencinin yararına değildir. Bu uygulama, “maarif modeli” adı altında sunulan; ancak pedagojik temeli olmayan ideolojik bir dayatmanın ürünüdür. Ortada ne öğrencinin gelişimini bütüncül değerlendiren bir anlayış ne de eğitsel bir kazanım bulunmaktadır. Üstelik Bakanlığın örnek olarak gönderdiği formların arka kapaklarında da açıkça görüldüğü üzere, eğitim belgeleri iktidar propagandasına dönüştürülmektedir. Oysa karne, eğitim geleneğimizde saklanan, hatıra değeri olan bir belgedir. Gelişim Raporlarının bu etkiyi yaratması mümkün değildir. Millî Eğitim Bakanlığı’nı bu uygulamadan derhal vazgeçmeye ve karne uygulamasını sürdürmeye çağırıyoruz. Kazanımların kazanılıp kazanılmadığına ilişkin değerlendirmeler ise öğretmenin öğrenci dosyasında yer almalı; veli görüşmelerinde ve denetimlerde kullanılacak yardımcı belgeler olarak kalmalıdır. Bu raporlar hiçbir biçimde dönem ortası ya da dönem sonu ölçme-değerlendirme belgesi olarak kabul edilmemelidir.