Edirne Laik Bilimsel Çalışma Grubu, 2025-2026 eğitim ve öğretim yılının sona eren ilk dönemine yönelik değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi.
Kentte Veli-Der Şubesi, Çocuk Hakları Derneği, ÇYDD Şubesi, Eğitim-İş Şubesi, Eğitim-Sen Şubesi ve Kent Konseyi Eğitim Çalışma Grubu temsilcilerinden oluşan Edirne Laik Bilimsel Çalışma Grubu, eğitim ve öğretimde sona eren ilk dönemi değerlendirdi. Edirne Kent Konseyi toplantı salonunda gerçekleştirilen toplantıda, grup adına açıklamayı Kezban Demir okudu.
‘EDİRNE OKULSUZLAŞTIRMA SORUNUYLA KARŞI KARŞIYA’
Kentte son 5 yılda depreme dayanışız oldukları gerekçesiyle boşaltılan ve yıkılan 8 okul olduğuna dikkat çeken Demir, “Gazi İlkokulu, Meriç İlkokulu, Mimar Sinan Ortaokulu, Trakya Birlik Ortaokulu, Süheyl Ünver Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Ticaret Borsası İlkokulu’nun bir binası, Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi, son 5 yılda depreme dayanıksız oldukları gerekçesiyle yıkılan veya binaları boşaltılan bu okulların yerine hiçbir okul inşa edilmemiş, sadece Trakya Birlik İlkokulu binasının bulunduğu alana temel atılmıştır. Ayrıca Edirne merkeze bağlı 37 köy bulunmasına rağmen Tayakadın köyü dışındaki tüm köy okulları da kapatılmıştır. Tüm bu verilerin ışığında söyleyebiliriz ki Edirne ciddi bir okulsuzlaştırma sorunu ile karşı karşıya bırakılmaktadır” dedi.
‘BÖLÜMLER PLANSIZCA BİRLEŞTİRİLDİ’
Demir, Edirne’de bulunan meslek liselerinde, eğitim öğretim yılı başladıktan sonra ayrı okullarda olan aynı bölümlerin birleştirilmeye başlandığını da dikkat çekerek, “Serhat İMKB MTAL bilişim bölümü olduğu gibi Emel Özgür Subaşıay MTAL’deki bilişim bölümü bünyesine dahil edilmiştir. Burada sorun birleştirmenin planlama için yeterince zaman ayrılmayarak fiziki koşullar oluşturulmadan gerçekleştirilmesidir. Öğrenciler taşındıktan sonra gelen öğrencilere koridorlardan bölünerek sınıflar oluşturulmuş, yaklaşık 1 ay boyunca yeni gelen öğrenciler sınıf yokluğu nedeni ile okulun konferans salonu, kütüphane gibi alanlarını kullanmak zorunda kalmıştır. Ayrıca bu kararın bir gece önceden öğrenci ve velilere duyurulması öğrencilerde eğitime karşı isteksizlik ve belirsizlik duygusu yaratmıştır” diye konuştu.
‘100’ÜNCÜ YIL DIŞINDA İNŞA EDİLEN OKUL YOK’
Okul birleştirme ve kapatma sonucunda belli öğrenci sayılarının fazlasıyla arttığını dile getiren Demir, “Bazı okullarda sınıf mevcutları 40’a yaklaşmışken, bazı bölgelerdeki okullar ise öğrenci mevcutlarının azalması nedeniyle kapatılma riski altındadır. Yeni yerleşim bölgesinde kalabalık sınıflar eğitim öğretimi olumsuz etkilemektedir. Nüfusun yoğun olarak yaşandığı ve yeni yerleşim olarak adlandırılan bölgede 100. Yıl İlkokulu olarak inşa edilen ve henüz eğitim öğretime açılmayan okul dışında inşa edilen okul binası bulunmamaktadır” şeklinde konuştu.
‘ÇOCUKLARIMIZIN HEPSİNİN ÖZEL OLDUĞU HİSSETTİRİLMELİ’
Özel okulların fazlalığına da dikkat çeken Demir, “İlimizdeki eğitim daha çok özel okul açılmasına izin vermekle değil, çocuklarımızın hepsinin özel olduğunu hissettirecek sınıf mevcudu standartlara uygun, laboratuvarı, spor salonu, yemekhanesi, bahçesi, modern derslikleri araç gereçleri ile donatılmış devlet okullarının hizmete sunulmasıyla ilerleyebilir; bilimde, sanatta, sporda hak ettiği yere gelebilir. Ayrıca tüm Türkiye’ye örnek olan, ilçelerimiz de dahil olmak üzere ilimizdeki tüm okullara arıtıcılı su sebili Edirne Valiliği tarafından sağlanmıştır. Su sebillerinin bakım ve kontrolleri de yine valilik tarafından yapılmaktadır. Bu örnek uygulamalar için Edirne Belediyesi ve Edirne Valiliği’ne teşekkür ediyoruz” diye konuştu.
Edirne Belediyesi’nin borçlarına karşılık SGK’ya devretmeye hazırlandığı Ulus Pazarı için aldığı kapatma kararının ardından, bu durumdan haberi olmayan yerli ve yabancı turist, alışveriş için geldikleri pazarın kapısından, şaşkınlıkla döndü.
Edirne’de her cuma günü kurularak yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Ulus Pazarı’nın da kurulduğu alanın, Edirne Belediyesi’nin Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) olan borçlarına karşılık bu kuruma devredilmesi kararlaştırıldı. Kararın ardından belediye, Ulus Pazarı yönetimiyle anlaşırken, pazar dün ilk kez kurulmadı. Gelişmeden haberi olmayan çok sayıda yerli ve yabancı ziyaretçi, sabah erken saatlerden itibaren Ulus Pazarı’nın kurulduğu alana geldi. Pazarın kurulmadığını gören ziyaretçiler büyük şaşkınlık yaşadı.
Öte yandan Bulgaristan başta olmak üzere komşu ülkelerden gelen turistlerin de uğrak noktaları arasında yer alan Ulus Pazarı’na sabah saatlerinde tur otobüsleriyle alışveriş için Edirne’ye gelen Bulgar turistler, pazarın kurulmadığını öğrenince yeniden otobüslere binerek alandan ayrıldı.
Boş pazarı görünce geri dönen Bulgar turistlerden Radostın Radıev, pazarı sıkça ziyaret ettiğini dile getirerek, pazar alanını boş görünce şaşırdığını ifade etti. Bölgedeki esnaf ve belediye yetkililerinden bilgi alan Radıev, daha sonra alandan ayrıldı.
Yesevi Hareketi Derneği Edirne İl Başkanı Alpaslan Cankaloğlu ve yönetim kurulu üyeleri, kentte faaliyet gösteren siyasi parti il başkanlarıyla bir araya geldi.
Gerçekleştirilen ziyaretler kapsamında Dernek Başkanı Alpaslan Cankaloğlu ve beraberindeki heyet; CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, MHP Edirne İl Başkanı Emre Tokluoğlu, Saadet Partisi Edirne İl Başkanı Tezcan Karakütük, Anahtar Parti Edirne İl Başkanı Erdinç Balıkçı ile Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan’ı parti il başkanlıklarında ziyaret etti.
Öte yandan Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak da Yesevi Hareketi Derneği’ni ziyaret ederek Dernek Başkanı Alpaslan Cankaloğlu ile bir görüşme gerçekleştirdi.
Yapılan görüşmelerde Yesevi Hareketi Derneği’nin faaliyet alanları, yürütülen çalışmalar ve ilerleyen dönemlerde hayata geçirilmesi planlanan projeler hakkında karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu. Ziyaretlerin, sivil toplum kuruluşları ile siyasi partiler arasındaki iletişim ve iş birliğini güçlendirmeyi amaçladığı ifade edildi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “gelişim raporu” uygulamasının çocukları ve gençleri Atatürk sevgisinden, Cumhuriyet değerlerinden ve aydınlanmacı eğitim anlayışından uzaklaştırma çabasının bir parçası olduğunu bildirdi.
Balkanlı, yarıyıl sonunda öğrencilere verilen karnenin ve Atatürk’ün kaldırılarak ilkokullarda Gelişim Raporu verilmesi ile ilgili olarak açıklaması yaptı. Balkanlı yaptığı açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2025–2026 eğitim öğretim yılı yarıyıl sonunda, ilkokullarda 1.ve 2.sınıflarda yıllardır uygulanan karne sistemini kaldırarak yerine “gelişim raporu” vermesi ve bu raporlarda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yer almamasının eğitim camiasında ve toplum vicdanında haklı bir rahatsızlık yarattığını belirterek şunları söyledi:
“Cumhuriyetimizin kurucusu, çağdaş ve bilimsel eğitimin mimarı olan Mustafa Kemal Atatürk’ün öğrencilerin eğitim hayatından sembolik olarak dahi olsa silinmeye çalışılması, basit düzenleme değil; ideolojik bir tercihin açık göstergesidir. Bu uygulama, çocuklarımızı ve gençlerimizi Atatürk sevgisinden, Cumhuriyet değerlerinden ve aydınlanmacı eğitim anlayışından uzaklaştırma çabasının bir parçasıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) olarak açıkça ifade ediyoruz: Atatürk bu ülkenin sadece geçmişi değil, aynı zamanda geleceğidir.
Atatürk’ün adını, sözlerini ve mirasını eğitimden çıkarmaya yönelik her adım, doğrudan Cumhuriyetin temel değerlerini hedef almaktadır.
Eğitim sistemi; öğretmenleri değersizleştiren, öğrencileri sınav baskısı ve belirsizlik içinde bırakan, velileri kaygıya sürükleyen uygulamalarla değil; bilimsel, laik, kamusal ve eşitlikçi bir anlayışla yönetilmelidir. Gelişim raporu adı altında yapılan bu değişiklik, ne eğitimin niteliğini artırmakta ne de çocuklarımızın yararına bir sonuç doğurmaktadır.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak; Atatürk ilke ve devrimlerini temel alan, öğretmeni merkeze koyan, öğrenciyi özgür düşünen bireyler olarak yetiştiren, velilerin kaygılarını giderecek şeffaf ve adil bir eğitim sistemini savunmaya devam edeceğiz.
Bu vesileyle; yoğun ve zorlu bir dönemi geride bırakan sevgili öğrencilerimize, büyük bir özveriyle görev yapan öğretmenlerimize ve her koşulda çocuklarının yanında olan değerli velilerimize iyi tatiller diliyoruz.
Cumhuriyetin değerlerini savunmaktan, Atatürk’ün izinde yürümekten ve çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.”
Atıcılık sporu, yalnızca hedefi vurma becerisinden ibaret olmayan; sabır, odaklanma ve doğru ekipmanla şekillenen bir disiplindir. Bu disiplinin temelini ise güvenli ve kontrollü kullanım sunan ekipmanlar oluşturur. Özellikle havalı tüfekler, farklı kullanıcı profillerine hitap eden yapılarıyla hem hobi amaçlı atıcılar hem de düzenli antrenman yapan kullanıcılar için ideal bir tercih hâline gelmiştir. Doğru seçilmiş bir havalı tüfek, atıcının hedefle kurduğu ilişkiyi güçlendirir ve gelişim sürecini daha ölçülebilir kılar.
Havalı atıcılığın cazibesi, görünürde basit bir eylemin arkasında saklı olan inceliklerde ortaya çıkar. Nefes ritmini yönetmek, tetik parmağının baskı kuvvetini dengelemek, hedefe yaklaşırken zihni sakin tutmak ve her atıştan sonra aynı tutuşu tekrarlayabilmek; teknik kadar psikolojik bir hazırlık da gerektirir. Bu yüzden ekipman seçimi yalnızca ürün tercih etmek değildir; atıcının kendine uygun bir çalışma düzeni kurmasının ve bu düzeni sürdürebilmesinin başlangıcıdır.
Özellikle yeni başlayanlar için doğru ekipman, “hataları tolere eden” ve güvenli kullanım alışkanlığını hızla kazandıran bir yapı anlamına gelir. Deneyimli atıcılar için ise doğru ekipman; antrenmanda tutarlılığı artıran, küçük iyileştirmeleri görünür kılan ve performansı daha net ölçmeye imkân veren bir referans noktasıdır. Bu nedenle havalı tüfek seçimi, yalnızca teknik özelliklerin listelendiği bir kontrol tablosu değil; kullanım senaryosu ve kişisel hedeflerle birlikte düşünülmesi gereken bir karardır.
Havalı Tüfekler ile Kontrol Edilebilir Güç ve Denge
Bir havalı tüfeği değerli kılan en önemli unsur, sunduğu gücün ne kadar dengeli ve kontrol edilebilir olduğudur. Namlu kalitesi, tetik hassasiyeti ve gövde ergonomisi; atıcının atış sırasında tüfeği ne kadar istikrarlı yönlendirebildiğini belirler. Bu unsurlar doğru şekilde bir araya geldiğinde, atışlar rastgele denemeler olmaktan çıkar ve tutarlı bir gelişim sürecine dönüşür.
Havalı tüfekler, bu yönüyle atıcılık dünyasında güvenli öğrenme süreci sunan ekipmanlar arasında yer alır. Geri tepmenin düşük olması, atış sonrası denge kaybının minimumda tutulması ve kullanıcıya net geri bildirim vermesi; özellikle yeni başlayan atıcıların kendilerini daha rahat geliştirmelerine imkân tanır. Deneyimli kullanıcılar için ise bu özellikler, uzun süreli antrenmanlarda performansın korunmasını sağlar.
Kontrol edilebilir güç, sahada “daha güçlü olanın daha iyi” olduğu düşüncesini çoğu zaman geçersiz kılar. Çünkü atış sonuçlarını belirleyen faktör, yalnızca çıkış enerjisi değil; her atışta aynı hissi üreten mekanik kararlılıktır. Aynı tutuşla aynı noktayı tekrar tekrar bulabilmek, atıcılıkta gerçek ilerlemeyi görünür kılar. Bu kararlılık; tetik düşüşünün öngörülebilir olması, gövdenin elde dengeli durması ve atış sonrası nişan çizgisinin bozulmaması gibi detaylarla desteklenir.
Bu noktada atıcının ekipmanla kurduğu “ritim” önemlidir. Tüfek, kullanıcıya her tekrarda benzer bir geri bildirim verdiğinde; atıcı kendi hatasını daha net fark eder, düzeltmeyi daha hızlı uygular. Aksi durumda, her atışta değişen davranışlar; antrenmanı bir ölçüm alanından çıkarıp tahmin alanına dönüştürür. Bu nedenle dengeli bir tüfek seçimi, gelişimin hızını belirleyen kritik bir adımdır.
Havalı Tüfek Çeşitleri ile Kişisel Atış Stilini Belirlemek
Her atıcının beklentisi, kullanım amacı ve deneyim seviyesi farklıdır. Bu nedenle havalı tüfek dünyasında farklı mekanizma türlerine ve performans karakteristiklerine sahip çok sayıda model bulunur. Özellikle yerli üretim gücüyle öne çıkan havalı tüfek çeşitleri, farklı kullanıcı ihtiyaçlarına cevap verebilecek geniş bir ürün yelpazesi sunar.
Bu çeşitlilik, atıcının kendi stilini oluşturmasına olanak tanır. Kimi kullanıcılar daha sade ve dayanıklı sistemleri tercih ederken, kimileri uzun mesafede daha stabil performans sunan modelleri seçer. Doğru tüfek çeşidini belirlemek; yalnızca teknik özelliklere bakarak değil, kullanım sıklığı, hedef mesafesi ve kişisel beklentiler göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.
Bu bilinçli seçim süreci, atıcılığın rastgele denemelerden çıkıp sistemli bir spor pratiğine dönüşmesini sağlar. Tüfek ile kullanıcı arasındaki uyum ne kadar yüksek olursa, gelişim süreci de o kadar sağlıklı ilerler.
Atış stilini belirlerken, sahada en sık yapılacak kullanım türü netleştirilmelidir. Daha kısa mesafelerde daha hızlı tekrarlı atışlar planlayan bir kullanıcı ile, daha uzun mesafelerde sabır gerektiren hedef çalışmalarına odaklanan bir kullanıcının öncelikleri farklı olacaktır. Birinin aradığı kriter “hızlı kontrol” iken, diğerinin önceliği “tutarlı grupman” olabilir. Bu yüzden tüfek çeşitleri arasında gezinirken, teknik terimlerden önce “hangi senaryoda daha çok zaman geçireceğim” sorusuna cevap vermek seçim sürecini kolaylaştırır.
Bu yaklaşım, aynı zamanda ekipman yatırımını da daha rasyonel hâle getirir. Kullanım amacına uygun seçilmeyen bir tüfek; performans beklentisini karşılamadığı için kısa sürede değiştirilmek istenebilir. Oysa doğru kurgulanmış bir tercih, uzun süreli antrenmanlarda kullanıcıya istikrar sunar; atıcının el alışkanlıklarını oturtur ve performansını ölçülebilir biçimde geliştirir.
Markaya Göre Seçim: Güven ve İstikrar
Atıcılık ekipmanlarında marka tercihi, uzun vadeli memnuniyet açısından büyük önem taşır. Kullanılan malzeme kalitesi, üretim standardı ve mekanik dayanıklılık; markanın sunduğu güveni doğrudan etkiler. Bu noktada havalı tüfek fiyatları değerlendirilirken, yalnızca rakamsal karşılaştırma yapmak yerine sunulan performans ve kullanım ömrü de dikkate alınmalıdır.
Farklı fiyat aralıklarında sunulan modeller, her seviyeden atıcıya hitap eder. Başlangıç seviyesindeki kullanıcılar için erişilebilir fiyatlı seçenekler bulunurken, daha ileri seviye performans arayan atıcılar için üst segment modeller öne çıkar. Burada önemli olan, yapılan yatırımın uzun vadede istikrarlı bir performans sunmasıdır.
Marka tercihinde çoğu zaman gözden kaçan bir başka konu da sürdürülebilirliktir. Uzun süreli kullanımda parçaların dayanımı, ürünün genel işçiliği ve kullanım karakterinin zamanla değişip değişmediği; atıcının ekipmandan aldığı verimi belirler. İstikrarlı bir marka deneyimi, antrenman motivasyonunu da destekler. Çünkü atıcı, ekipmanın “bugün nasıl davranacağını” bildiğinde; tüm odağını tekniğe ve gelişime yönlendirebilir.
Fiyat değerlendirmesi yapılırken yalnızca etiket rakamına değil; kullanım ömrüne, bakım ihtiyacına ve tutarlılık düzeyine bakmak daha sağlıklı bir yaklaşım sunar. Benzer fiyat aralığında görünen iki seçenekten biri, uzun vadede daha az ayar gerektirerek atıcının işini kolaylaştırabilir. Bu tür detaylar, atış kalitesini doğrudan etkilediği için marka seçimi aslında performansın sessiz belirleyicilerinden biridir.
Sürdürülebilir Gelişim için Doğru Ekipman
Havalı tüfekler; sundukları çeşitlilik, farklı fiyat aralıkları ve teknik özellikleriyle atıcılık dünyasında geniş bir yer tutar. Doğru ekipman seçimi yapıldığında, bu tüfekler yalnızca bir araç değil; atıcının gelişimini destekleyen güvenilir bir yol arkadaşı hâline gelir. Dengeli yapı, kontrol edilebilir güç ve kullanıcıya uygun tasarım; her antrenmanı daha verimli kılar.
Disiplinli bir çalışma anlayışı ve doğru ekipman tercihiyle havalı tüfek atıcılığı, yalnızca keyifli bir hobi olmaktan çıkarak teknik becerilerin sistemli şekilde geliştirildiği bir spor pratiğine dönüşür. Bu süreçte doğru yönlendirme ve bilinçli seçim, atıcının hem güvenliğini hem de performansını uzun vadede korur.
Sürdürülebilir gelişim, küçük ilerlemelerin düzenli olarak birikmesiyle oluşur. Bu birikim; aynı hedefte aynı mesafe ve benzer koşullarda tekrar edilebilir sonuçlar alındığında anlam kazanır. Ekipman, bu tekrar edilebilirliği desteklediğinde atıcı; tutuş, nişan ve tetik kontrolü gibi temel bileşenlerde net bir gelişim grafiği oluşturabilir. Bu da antrenmanı “zaman geçirmekten” çıkarıp “hedefli çalışmaya” dönüştürür.
Doğru ekipman seçimi, aynı zamanda güvenlik kültürünü de besler. Güvenli kullanım alışkanlığı, ekipmanla kurulan düzenli ilişkiyle güçlenir. Bu nedenle havalı tüfek seçimi; performans kadar, güvenli pratiklerin sürdürülebilirliği açısından da önem taşır. Her atışın öncesinde ve sonrasında yapılan kontroller, ekipmanın bakımı ve kullanım disiplininin korunması; atıcılık kültürünün sessiz ama temel parçalarıdır.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü İstanbul Bölge Tahmin ve Erken Uyarı Merkezi hava sıcaklığının 22 Ocak Perşembe gününe kadar azalacağına dikkat çekerek Edirne’nin de aralarında bulunduğu bazı iller için kuvvetli buzlanma ve don olayı konusunda uyarıda bulundu.
Meteoroloji’nin “Hava Sıcaklıkları Ülkemiz Genelinde Azalacak. Buzlanma ve Don bekleniyor!” başlıklı uyarısında şunlara yer verildi:
“Yapılan son meteorolojik değerlendirmelere göre, Ülkemizin 17.01.2026 Cumartesi gününden itibaren Karadeniz üzerinden gelecek soğuk havanın etkisi altına girmesi beklenmektedir.
Soğuk havanın, ülkemizin batı kesimlerinde 21.01.2026 Çarşamba, iç ve doğu kesimlerinde ise 22.01.2026 Perşembe gününe kadar etkisini sürdüreceği tahmin edilmektedir.
Bu süreçte; Trakya’da (Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli), Marmara’nın doğusu (İstanbul, Kocaeli, Sakarya ve Yalova) iç ve yüksek kesimlerinde kuvvetli buzlanma ve don olaylarının görülmesi beklenmektedir.
Başta ulaşımda aksamalar olmak üzere, meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı vatandaşlarımızın ve ilgili kurumların dikkatli ve tedbirli olmaları önem arz etmektedir.
Oluşması Muhtemel Riskler: Ulaşımda Aksamalar – Buzlanma – Don Olayı”
Edirne Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, 2025 yılı boyunca hemşehrilerimizin huzuru, sağlığı ve güvenliği için şehrin her noktasında denetimlerini aralıksız sürdürdü. Ticari hayattan çevre temizliğine, gıda güvenliğinden sosyal düzenin korunmasına kadar pek çok alanda önemli çalışmalara imza atıldı.
TÜKETİCİ HAKLARI VE ESNAF DENETİMLERİ
Vatandaşlarımızın mağduriyet yaşamaması adına lokanta, kafe ve restoranlarda fiyat etiketi denetimlerine öncelik verildi. Fiyat listelerinin kapı önlerinde ve masalarda görünür olması sağlandı. Ayrıca semt pazarlarında 800 adet fiyat etiketi dağıtılarak, tartı aletlerinin kontrolleri titizlikle yapıldı.
RUHSAT VE İŞ YERİ GÜVENLİĞİ
Şehrimizde faaliyet gösteren ticari işletmelerin kayıt altına alınması ve güvenliğinin sağlanması amacıyla:
715 işletmeye yeni iş yeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlendi.
Ruhsatsız faaliyet gösteren veya mühür fekki yapan işletmeler hakkında adli mercilere suç duyurusunda bulunuldu.
GIDA GÜVENLİĞİ: “SOFRANIZ BİZE EMANET”
İş Yeri Denetim Birimi, 2025 yılında gıda üretimi ve satışı yapan 1.712 noktada inceleme gerçekleştirdi:
Ekmek Fırınları ve Okul Kantinleri: Toplamda 87 fırın ve 139 okul kantini denetlendi. Hijyen şartlarını taşımayan fırın ve kantinlere geçici süreyle mühürleme ve idari para cezası uygulandı.
İmha Edilen Ürünler: Son kullanma tarihi geçmiş 75 kg et ve süt ürününe el konularak imha edildi.
ÇEVRE KİRLİLİĞİ VE SOSYAL DÜZENLE MÜCADELE
Şehrin estetiğini ve temizliğini korumak adına Kabahatler Kanunu kapsamında ciddi adımlar atıldı:
Çöp çıkarma saatlerine uymayan, atık su akıtan veya izinsiz hafriyat dökümü yapan kişilere cezai işlem uygulandı.
Yolları ve kaldırımları izinsiz işgal eden 198 işletmeye ceza kesilirken, geçişi engelleyen 4 kamyon dolusu materyal toplatıldı.
Selimiye Camii çevresinde vatandaşları rahatsız eden 96 şahsa müdahale edildi. El konulan 30.000 TL, belediye bütçesine irat kaydedildi.
GENÇLERİMİZİN SAĞLIĞI ÖNCELİĞİMİZ
Okul çevrelerindeki bakkal ve büfeler 15 günlük periyodlarla denetlendi. 18 yaş altı çocuklara tütün ve alkol satışı yapılmaması konusunda sert uyarılar yapılarak tutanaklar tutuldu ve Milli Eğitim Müdürlüğü ile paylaşıldı.
VATANDAŞ ODAKLI HİZMET
Zabıta Müdürlüğümüz, sadece denetim değil, çözüm merkezi olarak da görev yaptı:
CİMER ve Sosyal Hatlar: Toplamda 2.165 yazılı ve sözlü şikâyete anında müdahale edilerek vatandaşlarımıza geri dönüş sağlandı.
Adli Görevler: Cezaevinde bulunan 3.000 hükümlünün ödeme gücü araştırması yapılarak Cumhuriyet Başsavcılığına raporlandı.
Ulus Pazarı’nın kapatılması tartışmaları devam ederken, Çarşı Bölgesi ve pazar esnafı Edirne Belediyesi önünde basın açıklaması yaptı. Pazarın kapatılmasının Edirne açısından kayıp olduğu kaydedilirken, pazarcı esnafları basın toplantısına katılmamaları konusunda Ulus Pazarı Esnaf Kooperatifi (UPEK) yönetimi tarafından tehdit edildiklerini söyledi. Edirne Belediyesi Atatürk kültür Merkezi önünde toplanan esnaflar adına metni okuyan Saraçlar caddesi esnafı Yağmur Islattı Aydın, Ulus Pazarı’nın yaştılması gerektiğini söyledi. “Edirne Ulus Pazarı’nın kapatılması, yalnızca birkaç tezgâhın kaldırılması değildir” diyen Aydın’ın okuduğu açıklamada şunlara yer verildi:
Bu karar; Edirne’nin ticaret hayatını, turizmini, sosyal yaşamını ve şehir kültürünü doğrudan etkileyecek, uzun vadede telafisi mümkün olmayan büyük bir kayıp anlamına gelmektedir. Ulus Pazarı; yıllardır Edirne’nin merkezinde, Saraçlar Caddesi başta olmak üzere tüm çarşı bölgesini ayakta tutan, yüzlerce esnafa geçim kapısı olan, binlerce vatandaşın günlük ihtiyaçlarını karşılayabildiği hayati bir yaşam alanıdır. Bu pazar, sadece alışveriş yapılan bir alan değil; Edirne’nin nabzının attığı, şehrin ruhunun hissedildiği, yerli ve yabancı turistlerin Edirne’yi “yaşayan bir şehir” olarak deneyimlediği çok özel bir merkezdir. Ulus Pazarı’na gelen her vatandaş, sadece pazar esnafına değil; Saraçlar Caddesi’ndeki mağazalara, çarşı içindeki küçük işletmelere, kafelere, lokantalara, otellere ve ulaşım sektörüne de doğrudan katkı sağlamaktadır. Bu pazar, şehir ekonomisinin görünmeyen ama en güçlü lokomotiflerinden biridir. Ulus Pazarı’nın, hiçbir alternatif oluşturulmadan kapatılması, şehir merkezinde yaşayan binlerce insanı pazarsız bırakacak; esnafı, vatandaşı ve şehir ekonomisini mağdur edecektir. Ulaşımı zor, şehir merkezinden kopuk, sosyal hayattan uzak bir alana taşınması ise Ulus Pazarı’nı fiilen işlevsiz hale getirecek; hem esnafın hem de halkın kaybı olacaktır.
ULUS PAZARI ÇARŞI İÇİNDE KALMALI Ulus Pazarı’nın çarşı içinde kalması zorunluluktur. Çünkü: Şehrin yaya yoğunluğu bu bölgede toplanmaktadır. Turist hareketliliği Saraçlar Caddesi ve çarşı hattında gerçekleşmektedir. Küçük esnafın ayakta kalabilmesi bu akışa bağlıdır. Ulus Pazarı, şehir merkezinin ticari dengesini koruyan temel unsurdur. Pazarın merkezden koparılması, çarşının yavaş yavaş sessizleşmesine neden olacaktır. Ulus Pazarı kapatıldığında: Saraçlar Caddesi ve çarşı esnafı ciddi müşteri kaybına uğrayacak, birçok küçük işletme ayakta kalmakta zorlanacaktır. Şehir merkezindeki otellerin doluluk oranları düşecek, turizm gelirleri azalacaktır. Kafeler, lokantalar, yeme–içme işletmeleri ve ulaşım sektörü doğrudan ekonomik daralma yaşayacaktır. Yerli ve yabancı turistlerin Edirne’ye gelme motivasyonu azalacak, şehrin tanıtımına ve marka değerine büyük zarar verilecektir. Şehir merkezinde yaşayan binlerce vatandaşın gidebileceği ulaşılabilir bir pazar alanı kalmayacaktır. TARAFLAR BİRARAYA GELSİN Bizler; Edirne esnafı ve Edirne halkı olarak, bu konuda yetkilileri, pazar esnafını ve ilgili tüm tarafları yeniden bir araya gelmeye, ortak akılla ve şehrin menfaatleri gözetilerek çözüm üretmeye davet ediyoruz. Yağmur Islattı Aydın, Edirne Ticaret ve Sanayi odası ile esnaf odalarının yanlarında olmamalarını da eleştirdi. Aydın, “Madem bizden yılda iki kez aidat alıyorsunuz, burda bizim hakkımızı savunmanız lazım” dedi.
TEHDİT EDİLDİK Ulus Pazarı’nda tezgahı olan Fatih Ülker adlı esnafta Ulus Pazarı Esnaf Kooperatifi (UPEK) yönetimi tarafından tehdit edildiklerini söyledi. Basın açıklamasına katılmamalarını, yoksa yeni pazar kurulursa kendilerinin dışarıda bırakılacağı konusunda mesajlar aldıklarını söyleyen Fatih Ülker, taşeronların aradan çıkarılarak belediye yönetiminde yeni pazar oluşturulmasını da istedi. Fatih Ülker yaptığı açıklamada şunlara yer verdi: Pazarın kapatılacağına dair geçen haftaya kadar bize bilgi verilmedi. Hazırlıksız olarak kapatma kararı alındı. Buraya gelmememiz için de tehditler aldık. Yani biz burada fişlendik. Yani hepimiz şu an burada olan herkes fişlendi. Yani tehditlerle buraya gelirseniz, eğer konuşursanız size pazar yeri yok. Bunları da belediye başkanımıza arz ediyoruz. Bize biraz daha bu konuda duyarlı olması rica ediyoruz. Bize sahip çıksın. Bizim başkanımız yok. Pazarcı oda başkanımız yok. Biz korkmadan azınlık bir grup olarak geldik. Gelmeyen arkadaşlarımız da var. Akşam konuştum; ‘Ben risk altına giremem, korkuyoruz’ dediler. Bani burası Türkiye Cumhuriyeti. Burası adaletin olduğu yer. Ben bu adalete güveniyorum. Taşeron firmaya buradan sesleniyorum; bu tehditlerle, bu işin Edirne’de yürümeyeceğini, anlamaları lazım. Bu tehditlerle, şantajlarla yani bu işler olmaz. Bu işler icraatlarla olur. Biz burada kimsenin alın terine göz dikmiyoruz. Biz burada halka, vatandaşa hizmet ediyoruz. Belediye başkanımızdan da bu konuda yardımcı olmalarını istiyoruz. Kırklareli, Lüleburgaz gibi sosyete pazarı olabilir, belediyenin belirleyeceği bir yönetimle yeni pazar oluşturulabilir. Ulus Pazarı’nın yüzde 80’ni Trakya bölgesinden gelen esnaflardır. Ulus dediğinde istanbul’a bağlamayalım. Trakya pazarıdır burası. Biz bundan sonra taşeron firma istemiyoruz. Edirne Belediye Başkanı veya Pazarcılar Odası başkanının yöneteceği şeffaf sistem istiyoruz.
Edirne’de, 2025-2026 eğitim ve öğretim yılının ilk dönemi sona ererken, il genelinde 54 bin 852 öğrenci karne aldı.
Kentte, ilk dönemin sona erdiği 2025-2026 eğitim ve öğretim yılında 280 okulda karne heyecanı yaşandı. Edirne Valisi Yunus Sezer de, Karaağaç Mahallesi’ndeki Mustafa Necati İlkokulu’nda öğrencilerin karne heyecanına ortak oldu. Vali Sezer’e, İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Alireisoğlu da eşlik etti. Okul girişinde öğrenciler tarafından çiçekle karşılanan vali Sezer, birinci sınıf öğrencilerine karne dağıttı.
’54 BİN ÖĞRENCİMİZLE AYNI MUTLULUĞU PAYLAŞIYORUZ’
Ziyaretin ardından konuşan Sezer, çocukların karne sevincine eşlik etmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, “İlkokul birlerdeki çocuklarımıza karne dağıtımında bulunduk ve bugün güzel Edirne’mizde 280 okulumuzda 54 bin 852 öğrencimizle bugün aynı mutluluğu paylaşıyoruz. Her ne kadar bugün Karaağaç’ta, Mustafa Necati İlkokulu’nda olsak da gönlümüz Edirne’nin tamamındaki çocuklarımızla, velilerimizle, öğretmenlerimizle beraber. 5 bin 200 öğretmenimiz gece gündüz çocuklarımıza eşlik ettiler. Onların ülkemize kazandırılması, ülkemizin geleceğinde etkin bireyler olarak yetişmeleri adına büyük bir fedakarlıkla bu dönemi geride bıraktık” dedi.
’10 BİNİN ÜZERİNDE VELİMİZİ ZİYARET ETTİK’
Kentte, dezavantajlı mahallelerdeki devamsızlık konularını da takip ettiklerini söyleyen Sezer, “Aynı zamanda malumlarınız Edirne olarak takip ettiğimiz konular var. Bunlardan bir tanesi özellikle dezavantajlı mahallelerimizde okullarımızda yürüttüğümüz özel projelerimiz vardı. Bunlar birincisi okula devam durumu. Onlarla ilgili olarak yine takviye edilmesi gereken öğrencilerimiz vardı. Onlarla ilgili çalışmalarımızı da bu sene devam ettirdik. Yine velilerimizi ziyaret ederek onlarla beraber istişare halinde, onların da görüşleriyle beraber eğitim sezonunu, okul aile birlikleri, velilerimiz, okul yönetimi bizler dahil olmak üzere bütün kurumlarla beraber götürmeye çalıştık. Veli ziyaretlerimiz de bu dönemde devam etti. 10 binin üzerinde velimiz ziyaret edildi öğretmenlerimiz tarafından ve onların da görüşleriyle beraber çok önemli noktalarda, önemli kararlar aldığımızın altını da özellikle çizmek isterim” diye konuştu.
‘ÇOCUKLARIMIZ NİTELİKLİ VAKİT GEÇİRSİNLER’
Çocuklardan, ara tatili iyi değerlendirmelerini isteyen Vali Sezer, “Çocuklarımıza iyi tatiller diliyoruz. Bu tatil döneminde bol bol eğlenmelerini, güzel vakit geçirmelerini ama aynı zamanda da nitelikli vakit geçirmelerini, özellikle telefon ve bilgisayardan uzak durmalarını ve kitap ve aileleriyle beraber etkinlikler yapmalarını tavsiye ediyorum. Yine ailelerimize de aynı şekilde çocuklarıyla beraber nitelikli etkinlikler yaparak çocuklarımızın ruhsal, bedensel gelişimlerine hep beraber katkıda bulunmalarını özellikle tavsiye ediyorum” şeklinde konuştu.
Edirne Belediyesi ve Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD) Edirne Şubesi iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte, Türkiye’nin ilk kadın valisi Lale Aytaman’ın hayatını konu alan “Vali Hanım” belgeseli gösterildi. Edirne’nin ilk kadın belediye başkanı Filiz Gencan’ın ev sahipliğindeki buluşma, kadının yönetimdeki gücünü bir kez daha vurguladı.
Edirne Belediyesi, Türk kadınının Cumhuriyet tarihindeki güçlü duruşunu ve başarılarını onurlandırmaya devam ediyor. Türkiye’nin ilk kadın valisi Lale Aytaman’ın ilham dolu yaşam öyküsünü anlatan “Vali Hanım” belgeseli, Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarı’nda düzenlenen özel bir programla Edirne halkıyla buluştu.
Etkinliğe, Türkiye’nin ilk kadın Valisi Lale Aytaman, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Yapımcı Özlem Özdemir, Belgeselin Yönetmeni Gülay Ayyıldız Yiğitcan, İl Genel Meclisi Başkanı Çiğdem Gegeoğlu, TÜKD Edirne Şubesi Başkanı Vildan Yazıcı, Siyasi parti temsilcileri, Belediye Başkan Yardımcıları, muhtarlar, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği üyeleri ve vatandaşlar katıldı.
BAŞKAN GENCAN : “O KAPIYI SAYIN VALİMİZ ARALADI”
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Türkiye’nin ilk kadın valisini ağırlamaktan büyük onur duyduğunu belirtti. Başkan Gencan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Bugün görevimin en müstesna anlarından birini yaşıyorum. Türkiye’nin ilk kadın valisini, Edirne’nin ilk kadın belediye başkanı olarak ağırlıyorum. Bizler bugün bu görevlerdeysek, Sayın Valimiz gibi öncü kadınların geçmişte açtığı kapılar sayesindedir. Kadın siyasetçi olmak kolay değil; haksız eleştirilere ve engellere rağmen yılmadan, pes etmeden çalışmaya devam edeceğiz. Arkamızda fedakar kadınlar ve güçlü sivil toplum örgütleri var.”
LALE AYTAMAN: “KADIN VE ERKEK EL ELE ÇAĞDAŞ UYGARLIĞA ULAŞACAĞIZ”
Belgesel gösterimi öncesi kürsüye gelen ilk kadın vali Lale Aytaman, Edirne’de gördüğü devlet-millet-belediye birlikteliğinden duyduğu mutluluğu dile getirdi. Belgeselin gençler için bir rehber olmasını umduğunu belirten Aytaman:
“Atamızın arzu ettiği gibi kadın-erkek birlikteliğinin bir ürünü olarak bir kadını belediye başkanlığı mevkiine oturtmuş olmanız gerçekten alkışa değer. Sadece kadın ya da sadece erkek değil; el ele vererek bu ülkeyi çağdaş uygarlık seviyesine taşıyabiliriz. Bana bir tarihi görev verildi ve ben o yolu açabildim. Bu belgeseli, gençlere bir örnek olsun diye arzu ettim” dedi.
Yapımcılığını, senaryosunu ve seslendirmesini Özlem Özdemir’in, yönetmenliğini ve kurgusunu ise Gülay Ayyıldız Yiğitcan’ın üstlendiği belgesel, Aytaman’ın mülki idare amirliği yolculuğundaki zorlukları ve başarıları izleyicilerle buluştu. Programda ayrıca TÜKD Edirne Şubesi Başkanı Vildan Yazıcı ve Yapımcı Özlem Özdemir de kadın mücadelesinin önemine dair bir konuşmalar gerçekleştirdi.
ATATÜRK ODASI’NDA DUYGUSAL ANLAR
Etkinlik öncesinde Başkan Filiz Gencan, Lale Aytaman’ı belediyenin tarihi binasında ağırladı.
Atatürk Odası’nı ziyaret eden Aytaman, anı defterini imzaladı. Ziyaretin sonunda Lale Aytaman, Muğla Valiliği döneminde emekçi kadınlar tarafından kurulan MELSA bünyesinde üretilen Türk Bayrağı rozetini Başkan Gencan’a hediye etti.