Mamografi Nedir ve Ne İşe Yarar?

Genellikle 40 yaş ve üzeri kadınlarda yılda bir kez mamografi önerilir. Bunun temel sebebi, bu yaş grubunda meme kanseri riskinin artması ve meme dokusunun daha az yoğunlaşarak mamografiyle daha net görüntülenebilir hale gelmesidir. Ayrıca mamografi, kadınların kendi kendine muayene ile hissedemeyeceği kadar küçük anormallikleri bile ortaya çıkarabilir.

Ultrason Nedir ve Ne Zaman Kullanılır?

Vücut içindeki dokuları görüntülemek için ses dalgaları kullanılır. Meme ultrasonu, özellikle kırk yaş altındaki kadınlarda tercih edilir çünkü meme dokusunun kapsamlı bir incelemesini sağlar. Bunun nedeni, genç kadınlarda meme dokusunun daha yoğun olması ve bu nedenle mamografi ile net bir görüntü almak daha zordur.
Ayrıca ultrason, mamografide görülen bir kitleyi veya kireçlenmeyi gösterir. Örneğin, sıvı bir kitle veya kist tipik olarak güzeldir. Katı bir kitle, daha kapsamlı bir incelemeye ihtiyaç duyabilir. Ultrason, bu ayrımı güvenilir bir şekilde yapma kapasitesine sahip olduğu için tanı sürecinde oldukça değerlidir.
Gebelik ve emzirme dönemindeki kadınlarda meme sağlığını değerlendirmek için ultrason da en iyi seçimdir. Sonuç olarak, bu günlerde mamografi, içerdiği düşük doz X ışını nedeniyle tercih edilmez.

Mamografi ve Ultrason Neden Birlikte Kullanılmalı?

Doku yapılarını değerlendirmek için bu iki görüntüleme yöntemi birbirini tamamlar. Ancak ultrason, kitlelerin iç yapısını değerlendirmek için daha iyidir çünkü mamografi, mikrokalsifikasyon olarak bilinen çok küçük kireçlenmeleri üstünken bulma yeteneğine sahiptir. Özellikle yoğun meme dokusu olan kadınlarda, ultrasonla mamografide görünmeyen bazı oluşumlar kolayca görülebilir.
Sonuç olarak, 40 yaş üstü kadınlarda mamografi tipik bir tarama aracı olarak kullanılırken, yoğun meme dokusu varsa ultrason da dahil edilmelidir. Benzer şekilde, mamografide şüpheli bir gölge veya leke görüldüğünde, yapısının anlaşılması için ultrason yapılır. Böylece hem erken teşhis olasılığı hem de gereksiz biyopsi prosedürlerinin olmaması azaltılır.
Özellikle risk altındaki kadınlar için kombine ultrason ve mamografi, çok daha kapsamlı ve doğru bir tarama sağlar. Bu yöntemler kombine edildiğinde, meme kanserinin erken teşhis edilme olasılığı önemli ölçüde artacaktır.

Hangi Yaşta Hangi Test Uygulanmalı?

Genel kural olarak, 20’li yaşlardan itibaren kadınların kendi kendine meme muayenesi yapmaya başlaması önerilir. 30 yaşından sonra ise yılda bir kez uzman doktor kontrolü ve gerekli görülürse ultrason ile görüntüleme yapılmalıdır. 40 yaşından itibaren ise yılda bir kez mamografi çektirmek meme sağlığı açısından altın standarttır.

Yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda mamografi ile birlikte ultrason yapılması önemlidir. Çünkü bu kişilerde mamografi tek başına yeterli olmayabilir. Ayrıca ailesinde meme kanseri öyküsü bulunan kadınlar, genetik risk taşıyanlar ve daha önce meme hastalığı geçirmiş olanlar, düzenli ve daha erken dönemde tarama programlarına alınmalıdır.

Mamografi ve Ultrasona Hazırlık

Her iki işlem için de özel bir hazırlık süreci bulunmaz. Ancak bazı küçük detaylara dikkat edilmesi, görüntü kalitesini artırabilir. Mamografi için en uygun zaman, adet döneminin bitiminden sonraki ilk haftadır. Bu dönemde meme dokusu daha az hassas olur ve baskı hissi daha az rahatsızlık verir.

Ayrıca mamografi gününde koltuk altına deodorant, pudra veya losyon sürülmemesi önerilir. Bu maddeler mamografi cihazında leke gibi algılanabilir ve yanlış görüntü oluşturabilir. Daha önce çekilmiş mamografi veya ultrason kayıtlarınız varsa, karşılaştırma yapılabilmesi açısından yanınızda getirmeniz faydalı olacaktır.

Ultrason için ise herhangi bir özel hazırlık gerekmez. Emziren ya da hamile kadınlar gönül rahatlığıyla bu işlemi yaptırabilirler, çünkü radyasyon içermez.

Radyasyon Konusunda Endişelenmeli miyiz?

Mamografi sırasında kullanılan X ışınları çok düşük dozda olup sağlık açısından güvenlidir. Yılda bir kez çekilen mamografi ile alınan radyasyon dozu, çevresel maruziyete kıyasla oldukça düşüktür. Bu küçük miktardaki maruziyet, erken teşhisin sağlayacağı faydayla kıyaslandığında ihmal edilebilir düzeydedir.

Ultrason ise tamamen radyasyonsuz bir yöntem olduğundan, tekrar tekrar uygulanmasında hiçbir sakınca bulunmaz. Bu özelliği sayesinde çocuklarda, gençlerde ve gebelerde güvenle tercih edilir.

Meme Sağlığında Erken Teşhis Hayat Kurtarır

Meme kanseri, erken teşhis edildiğinde tamamen tedavi edilebilir bir hastalıktır. Ancak bunun için düzenli kontroller ve doğru görüntüleme yöntemleri şarttır. Mamografi ve ultrason, bu süreçte en etkili tarama yöntemleridir. Bu iki yöntemin birlikte kullanılması, meme dokusunun en doğru şekilde değerlendirilmesini sağlar.

Kadınların her yıl mamografi ve/veya ultrason kontrollerini yaptırmaları, yalnızca sağlıklarını değil; sevdikleriyle geçirecekleri sağlıklı yılları da koruma altına alır. Kendi bedeninizi tanıyın, değişimleri takip edin ve kontrolü ihmal etmeyin. Çünkü erken teşhis, yaşam süresini uzatır ve tedavi şansını artırır.

Mamografi kaç yaşından itibaren yaptırılmalı?

Genellikle 40 yaşından itibaren her yıl mamografi yapılması önerilir. Ancak risk grubundaki kadınlarda bu yaş daha erkene çekilebilir.

Ultrason mu mamografi mi daha güvenilir?

Her iki yöntem farklı özellikteki dokuları gösterdiği için birlikte kullanıldığında daha güvenilir sonuç verir.

Mamografi ağrılı bir işlem midir?

Kısa süreli bir baskı hissi olabilir ancak çoğu kadın için tolere edilebilir düzeydedir.

Ultrason hamile kadınlar için güvenli midir?

Evet. Ultrason radyasyon içermediği için gebelerde de güvenle kullanılabilir.

Mamografi ve ultrason aynı gün yapılabilir mi?

Evet. İki işlem aynı gün içinde yapılabilir ve böylece daha kapsamlı bir değerlendirme sağlanır.

Her yıl mamografi yaptırmak zararlı mı?

Hayır. Modern cihazlarla alınan düşük radyasyon dozu, sağlığa zarar vermez.

Ultrason meme kanserini tam olarak gösterebilir mi?

Ultrason, kitlelerin yapısını gösterebilir ancak bazı erken evre kanserler sadece mamografi ile saptanabilir.

Yoğun meme dokusu ne demek?

Yoğun meme dokusu, yağ oranı düşük, fibroglandüler doku oranı yüksek memelerdir. Bu durum mamografiyle görüntülemeyi zorlaştırabilir.

Sadece elle muayene yeterli olur mu?

Hayır. Elle muayene önemlidir ama yeterli değildir. Görüntüleme yöntemleri ile desteklenmelidir.

İmplant Nedir? Diş Eksikliğine Kalıcı Çözüm

Yapay titanyum vida sistemleri, çene kemiğine yerleştirildikten sonra eksik dişin görevlerini yerine getirir. En etkili kalıcı diş kaybı tedavi yöntemlerinden biridir. Bu, tek bir diş veya tamamen diş eksikliği olan kişiler için uygundur.
İmplant, diğer dişlere zarar vermeden eksik dişi tamamlar.
Doğal diş yapısı için idealdir.
çiğneme ve konuşma yeteneğini geri kazandırır.
Sağlam ve uzun ömürlüdür.
Yüzdeki çizgileri azaltır ve daha yaşlı görünmeye yardımcı olur.

İmplant tedavisi yalnızca fonksiyonel bir çözüm değil, aynı zamanda estetik bir adımdır. Çünkü eksik dişin yarattığı boşluk, hem gülümsemeyi hem de yüz ifadesini olumsuz etkiler. Bu nedenle implant uygulaması, gülüş tasarımı sürecinin de önemli bir parçasıdır.

Gülüş Tasarımı Nedir? Yüzünüzle Uyumlu Gülüşler

Gülüş tasarımı, yüz hatları, dudak yapısı, diş eti seviyesi, diş rengi ve şekli gibi değişkenleri göz önünde bulundurarak kişiye özel bir diş hekimliği uygulamasıdır. Hedef, güzel ve doğal bir gülüş elde etmek.

Gülüş Tasarımı Aşamaları: Muayene ve Analiz: Yüz formu, diş yapısı ve gülüş çizgisi incelenir.

Dijital ölçüm ve fotoğraf: Gülüş modellerinin oluşturulması.

Tedavi planlaması: İmplant, zirkonyum ve diş estetiği dahil olmak üzere çeşitli işlemler seçilir.

Planlanan eylemler sırayla gerçekleştirilir.

Son kontroller ve rötuşlar: Gülüş uyumu yeniden gözden geçirildi.

İmplant tedavisiyle eksik dişler tamamlandıktan sonra, yeni dişlerin rengi, şekli ve konumu gülüş tasarımına dahil edilir. Bu noktada zirkonyum kaplamalar en iyi seçeneklerden biridir.

Zirkonyum Kaplama Nedir?

Estetik ve Dayanıklılığın Bir Buluşması: Zirkonyum diş kaplama, metal içermediği ve ışık geçirgenliği yüksek olduğu için doğal diş görünümüne en yakın bir görünüm sağlar. Ön ve arka dişlerde kullanılabilir. Gülüş tasarımlarında, özellikle ön yüzeyde zirkonyum kaplama, estetik sonucun en önemli bileşenlerinden biridir.
Zirkonyum kaplamalar, estetik bir görünüm sağlar, diş eti ile uyumludur ve biyolojik olarak güvenlidir. Metal alerjisi yaşamaz, renklenmeye karşı dirençlidir ve ışık geçirgenliği sayesinde doğal bir diş görünümü sağlar. Bu kaplamalar, implantlara veya doğal dişlere uygulanabilir. Bu, zirkonyumun gülüş tasarımına ve implantlara mükemmel bir şekilde entegre edilebileceğini gösteriyor.

Üç İşlemin Entegre Edilmesi: Fonksiyonel ve Estetik Çözüm

Gülüş tasarımı, zirkonyum ve implant, estetik diş hekimliğinde birbirini tamamlayan üç önemli bileşendir. Bu işlemlerin kombinasyonu hastaya hem güzel bir gülümseme hem de sağlıklı, dayanıklı ve işlevsel bir ağız yapısı sağlar.
Örneğin, hasta ön dişini kaybetmiştir.
Diğer dişlerde de çapraşıklık, şekil bozukluğu ve renk değişiklikleri vardır.
Gülüş tasarımı genel planı oluşturur.
implant, eksik dişin yerine yerleştirilir.
Zirkonyum kaplama hem implantlara hem de diğer dişlere uygulanır.
Tüm dişler fonksiyonel ve estetik olarak yeniden tasarlanır.
Hasta, eksik dişlerinden kurtulmakla kalmaz, aynı zamanda güzel bir gülümsemeye ve sağlıklı bir ağız yapısına kavuşur.

Hangi Durumlarda Bu Üçlü Kombinasyon Önerilir?

Birden fazla diş eksikliği olan kişiler

Gülüşünden memnun olmayan, yüz estetiğini iyileştirmek isteyen bireyler

Renklenmiş, kırık veya şekil bozukluğu olan dişlere sahip hastalar

Diş eti çizgisi ve gülüş hattında asimetri bulunan kişiler

Hem fonksiyonel hem estetik bir çözüm isteyenler

Bu üç uygulama, kişinin ihtiyacına göre birlikte ya da kademeli olarak planlanabilir. Önemli olan uzman bir diş hekimi tarafından yüz, diş ve çene yapısının bütüncül bir şekilde değerlendirilmesidir.

Dijital Diş Hekimliği ile Planlama Kolaylığı

Dijital teknolojilerin diş hekimliğine entegrasyonu sayesinde artık implant, gülüş tasarımı ve zirkonyum işlemleri çok daha hızlı ve doğru şekilde planlanabiliyor. 3D taramalar, dijital gülüş tasarımı yazılımları ve CAD-CAM teknolojileri ile hastaya özel çözümler üretiliyor.

Bu sayede:

Zaman kaybı önleniyor

Hasta, sonuçları önceden görebiliyor

Tedavi süreci daha konforlu geçiyor

Mükemmel uyum ve doğal görünüm sağlanıyor

Gülüşünüzü Baştan Tasarlayın

Estetik bir gülümseme, sadece dış görünüşü değil; kişinin psikolojisini, sosyal hayatını ve özgüvenini doğrudan etkiler. İmplant, gülüş tasarımı ve zirkonyum kaplamalar, diş estetiğinde modern çağın sunduğu en etkili yöntemlerdir. Bu işlemler doğru planlandığında, hem sağlıklı hem de etkileyici bir gülüş elde etmek mümkündür.

Eğer diş eksiklikleriniz varsa, mevcut dişlerinizin şeklinden ya da renginden memnun değilseniz veya daha genç ve dinamik bir yüz ifadesi arıyorsanız, bu üçlü tedavi kombinasyonu tam size göre olabilir. Uzman bir hekime başvurarak detaylı analiz yaptırmanız, sizin için en ideal tedavi planının oluşturulmasına yardımcı olacaktır.

Zirkonyum kaplama ile implant birlikte kullanılabilir mi?

Evet. Zirkonyum kaplamalar, implant üzerine yerleştirilen dayanak yapılar (abutment) üzerine de başarıyla uygulanabilir.

Gülüş tasarımı sadece ön dişler için mi yapılır?

Hayır. Gülüş tasarımı, tüm dişlerin, dudak yapısının ve yüz estetiğinin uyum içinde değerlendirilmesiyle yapılır.

İmplant işlemi ağrılı mıdır?

Hayır. Lokal anestezi altında yapılır ve işlem sonrası hafif bir ağrı olabilir, bu da birkaç gün içinde geçer.

Zirkonyum kaplama ne kadar dayanıklıdır?

Zirkonyum, uzun ömürlü ve dayanıklı bir malzemedir. Doğru bakım ile yıllarca kullanılabilir.

Gülüş tasarımı ne kadar sürede tamamlanır?

Tedavi planına göre değişir. Sadece estetik uygulamalarda 1-2 haftada tamamlanabilirken, implant süreci de dahilse 2-4 ay sürebilir.

Diş eksikliğim yoksa da gülüş tasarımı yaptırabilir miyim?

Evet. Diş formu, rengi veya diziliminden memnun değilseniz, gülüş tasarımı sizin için uygundur.

Zirkonyum dişler doğal görünür mü?

Evet. Işık geçirgenliği yüksek olduğu için doğal dişe en yakın estetik sonucu sunar.

İmplant sonrası zirkonyum yerine başka kaplama kullanılabilir mi?

Evet, porselen veya metal destekli kaplamalar da kullanılabilir; ancak estetik açıdan zirkonyum daha avantajlıdır.

Bu işlemler bir arada yapılabilir mi?

Planlamaya göre evet. Gülüş tasarımı kapsamında implant ve zirkonyum uygulamaları birlikte ele alınabilir.

Yeniimaret’ ‘Kadın Merkezi’

Olgay GÜLER
Edirne Belediyesi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, Yeniimaret Mahallesi’nde Yeniimaret Kadın Merkezi hizmete açıldı.


Kadınların sosyal, kültürel ve mesleki gelişimlerine katkı sağlayacak birçok hizmeti bir arada sunan Yeniimaret Kadın Merkezi’nin açılış törenine Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, CHP Edirne İl Kadın Kolları ve İl Genel Meclis Başkanı Çiğdem Gegeoğlu, belediye meclis üyeleri, mahalle muhtarları, mahalle sakinleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.


‘ELEŞTİRİLERİN EN GÜZEL CEVABI’
Açılışta konuşan Yeniimaret Mahallesi Muhtarı Neslihan Dönmez Dürüktaş, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak merkezin mahalle için önemli bir kazanım olduğunu ifade etti. Dürüktaş, “Bugün vesilesiyle Edirne’de tarlada çalışan, emek veren, bilime ışık tutan tüm kadınların ve tüm emekçilerin gününü kutluyorum. Edirne’den Ardahan’a, Türkiye’deki ve dünyadaki bütün kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun. Başkanımıza özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bazı arkadaşlarımız sosyal medyada, yorumlarda ‘kenar mahallelere dokunulmuyor’ şeklinde eleştiriler yapıyor. Ancak bu merkez, kenar mahallelere de dokunulduğunun en güzel örneklerinden biridir; bunun açık bir ispatıdır. Sayın Başkanımıza bu güzel hizmeti mahallemize kazandırdığı için bir kez daha çok teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun Sayın Başkanım” dedi.


‘KİMSEYİ AYIRMADAN HER MAHALLEYE DOKUNACAĞIZ’
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan da kadınların hayatın her alanında daha güçlü ve aktif yer alabilmesi için çalışmalar yürüttüklerini belirterek, “Biz bu yola çıkarken bir söz vermiştik. Önceliklerimiz olacağını söylemiştik. Şehre hizmet ederken kimseyi ayırmadan, her mahalleye, her sokağa dokunacağımızı ifade etmiştik. Az önce muhtarımız da çok güzel bir şey söyledi. Kendisine özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bir kadın muhtar olarak mahallesinde ne kadar sevildiğini ve sayıldığını da biliyorum. Bu mahallelerde evlere giriyoruz, vatandaşlarımızla bir araya geliyoruz. Kadınlarımız muhtarlarından büyük bir sevgiyle bahsediyorlar. Bu da bizler için büyük bir gurur kaynağı. Kadın muhtarlarımızın her biriyle ayrı ayrı gurur duyuyorum. Bu yola çıkarken şunu söylemiştim: Ben her zaman en büyük gücü kadınlardan ve gençlerden aldım. Siz kadınlar benim en kıymetli yol arkadaşlarımsınız. Kendimi en zor hissettiğim zamanlarda geri dönüp baktığımda varlığını hissettiğim, ‘Bir şey olsa benim elimden tutar’ dediğim siz kıymetli kadınlarsınız. Bu nedenle dedik ki; bu şehrin her mahallesinde olacağız, her sokağında olacağız. Hiç kimseyi ayırmayacağız. Edirne Belediyesi herkese aynı şefkatle dokunacak. Nitekim bunu yapmaya da gayret ediyoruz. Evet, imkanlarımız belki kısıtlıydı. Belki gönlümüzden geçen çok daha fazlasını yapmak istiyorduk güzel kadınlarımız için. Ama inanıyorum ki göreve geldiğimiz günden itibaren kadınlar, gençler ve çocuklar bizim en büyük önceliklerimizden biri oldu. Öncelikle mevcut kadın merkezlerimizi daha aktif hale getirmeyi hedefledik. Daha fazla kadına ulaşabilmek, onların zorunlu ihtiyaçlarına destek olabilmek, psikolojik ve hukuki destek sunabilmek için çalışmalar yaptık” şeklinde konuştu.


‘KONAK EDİRNE KADINLARIN BULUŞMA NOKTASI OLDU’
Başkan Gencan, kadınlara yönelik sosyal alanların artırılması için çalışmalar yürüttüklerini belirterek, “Diğer yandan kadınlarımızın çocuklarını güvenle bize emanet edebilecekleri ortamlar oluşturmayı, çeşitli eğitimlerle buluşmalarını sağlamayı amaçladık. Bazen keyifli vakit geçirecekleri, bazen de eğitim alabilecekleri alanlar oluşturmak istedik. İşte Konak Edirne de tam da böyle bir yere dönüştü. Şehrin her noktasından, her mahallesinden kadınlar geldi. Kimi zaman oturdular, sohbet ettiler, dertleştiler. Kimi zaman okuma yazma öğrendiler. Kimi zaman eğitimlere katıldılar. Çocuklarını bize emanet ettiler. Birçok etkinlikte hep birlikte olduk. Bugün Yeniimaret Mahallemizde açılışını yaptığımız bu kadın merkezinde de benzer bir hikâye yazılacak. Burada birçok kadınımız, birçok mahallelimiz kuaför hizmetinden aydalanacak, çeşitli eğitimlere katılacak. Tıpkı Konak Edirne’de olduğu gibi burada da kadınlarımız ne istiyorsa, Edirne Belediyesi’ni ne zaman yanlarında görmek istiyorlarsa burada buluşacaklar. Bazen sıcacık bir ortamda bir arada olmak için, bazen de Edirne Belediyesi’nin şefkatli elini hissetmek için bu merkezde bir araya gelecekler” ifadelerini kullandı.


‘MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ’
Kadınlar, gençler ve çocukları için yaptıkları çalışmaların her geçen gün artarak devam edeceğini dile getiren Gencan, “Aslında her 8 Mart’ta sadece bir kutlama yapmıyoruz. Evet, bir araya gelmek bizi güçlendiriyor ama aynı zamanda geçen yılın da bir muhasebesini yapıyoruz. Ne yazık ki ülkemizde şüpheli kadın ölümleri, eşleri tarafından öldürülen kadınlar ve kadın cinayetleri her geçen gün artarak devam ediyor. Ama bizler hiçbir zaman umutsuz olmayacağız. Mücadele etmeye devam edeceğiz. Edirne Belediyesi olarak, çok kıymetli kadın meclis üyelerimizle, muhtarlarımızla, sivil toplum örgütlerimizle ve siyasi partilerin kadın kollarıyla birlikte bu karanlık düzenin sona ermesi için mücadele etmeye kararlıyız. En azından şehrimizde kadınlarımızı korumak için gece gündüz demeden çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.


Konuşmaların ardından Belediye Başkanı Gencan ve protokol üyeleri tarafından kurdele kesilerek Yeniimaret Kadın Merkezi’nin resmi açılışı gerçekleştirildi. Açılışın ardından merkez gezilerek kadınlara sunulacak hizmetler hakkında bilgi verildi.

Polisten ‘bahis ve kumar’ denetimi!

Olgay GÜLER

Edirne’de Emniyet Müdürlüğü tarafından; 16 ekip ve 62 polisle yasa dışı bahis ve kumar denetimi gerçekleştirildi.

Edirne İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından kent genelinde yasa bahis ve kumar faaliyetlerinin önlenmesine yönelik geniş çaplı denetim gerçekleştirildi. Umuma açık alanlarda yapılan denetimlere toplam 16 ekip ve 62 personel katıldı. Ekipler tarafından kahvehane, kafe, kıraathane ve benzeri işletmeler başta olmak üzere birçok noktada kontroller yapıldı.

Denetimler kapsamında vatandaşlara Genel Bilgi Toplama (GBT) sorgusu uygulanırken, işletmelerde de yasa dışı kumar ve bahis faaliyetlerine karşı incelemelerde bulunuldu.

‘Bu karanlığa teslim olmayacağız’

Olgay GÜLER

Edirne Kadın Platformu tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirildi.

Platform tarafından düzenlenen etkinlik, grubun Eski Cami önünde toplanmasıyla başladı. Eski Cami’den Saraçlar Caddesi’ne yürüyen platform gönüllüsü kadınlar, sloganlar attı. Saraçlar Caddesi’nde sona eren yürüyüşün ardından basın açıklaması yapıldı.

Basın açıklamasını platform adına Eğitim Sen Edirne Şube Sekreteri Ayla Haykır yaptı.

‘AYRIMCILIĞA KARŞI SESİMİZİ YÜKSELTİYORUZ’

Haykır, 8 Mart’ın kadınların sömürülmesine, görünmez kılınmasına, ayrımcılığa, her türden baskı ve şiddete karşı direnişin tarihsel simgesi olduğunu belirterek, “169 yıl önce New York’ta tekstil işçisi kadınlar, günde yirmi saati bulan insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücretlere karşı örgütlü ilk kadın grevini gerçekleştirdi. Polis saldırdı ve işçiler fabrikaya kilitlendi. Çikan yangında, kurulan barikatlar nedeniyle kaçamayan 129 kadın yaşamını yitirdi. Bugün o kadınların mücadelesini selamlıyoruz. Emek, eşitlik ve özgürlük uğruna hayatını kaybeden tüm kadınların anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Onlardan aldığımız güçle; ayrımcılığa, şiddete, eşitsizliğe, sömürüye, baskıya, savaşa ve otoriterliğe karşı sesimizi yükseltiyoruz” dedi.

‘GENİŞ TANIMLI KADIN İŞSİZLİĞİ YÜZDE 40’I AŞMIŞ DURUMDA’

Kadınların işgücüne katılımının erkeklerin çok gerisinde olduğunu söyleyen Haykır, “Geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 40’ları aşmış durumda. Çalışan kadınların yaklaşık yüzde 69’u asgari ücret ve altında gelirle yaşam mücadelesi veriyor. Kayıt dışı ve güvencesiz çalışma kadınlar açısından daha yaygın. Kadınlar ev içi bakım ve ev işlerine erkeklerden 4-5 kat fazla zaman ayırıyor. Ücretsiz bakım emeği görünmez kılındıkça kadınların çalışma yaşamına katılımı zorlaşıyor. Piyasanın insafina bırakılan kreş ve bakım hizmetleri yüksek maliyetleri nedeniyle erişilemez hale geliyor. Yarı zamanlı ve esnek çalışma modelleri “müjde” gibi sunulsa da kadınların hak kaybına, daha düşük ücret ve daha az sosyal güvenceye yol açıyor. Bir kez daha söylüyoruz: Kreş açmak devletin sorumluluğudur. Çözüm güvencesiz çalışma değil; ücretsiz ve kamusal kreşlerdir” diye konuştu.

‘LAİK, BİLİMSEL VE DEMOKRATİK EĞİTİM HAKKI İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ’

Kadın işsizliği artarken yoksulluk nedeniyle kız çocuklarının da eğitimden koptuğuna dikkat çeken Haykır, “Genç kadınlarda, eğitimde ve iş hayatında yer almayanların oranı oldukça yüksek. Üniversiteler, kampüsler kadınların özgürce bilime ulaşabileceği alanlar olmak yerine bilimsellikten uzak müfredatlarla, topluluklarla, tacizci akademisyenlerle kuşatılmıştır. Üniversiteli kadınların yaşam tarzlarına, kimliklerine karşı nefret politikaları devam ederken kampüslerde, yurtlarda failler cirit atıyor. Kayyum rektörler tarikatlarla ve cemaatlerle bağlantılı vakıflarla, topluluklarla anlaşma yaparak üniversitelerde gerici değerleri pekiştiriyor. Eğitim sistemindeki değişikliklerle laik, eşitlikçi ve bilimsel anlayış zayıflatılıyor, cinsiyetçi roller yeniden üretiliyor. Bu tabloyu kabul etmiyoruz. Yoksulluğa ve güvencesizliğe karşı eşit ve insanca çalışma koşulları, bilimsellikten uzak, tekçi eğitim anlayışına karşı laik, bilimsel ve demokratik eğitim hakkı için mücadele ediyoruz” şeklinde konuştu.

‘İŞ CİNAYETLERİNDE 13 KIZ ÇOCUĞU YAŞAMINI YİTİRDİ’

MESEM projeleri kapsamında 77 bin 715 kız çocuğunun, “mesleki eğitim” adı altında çocuk işçi olarak ucuz işgücü piyasasına sürüldüğünü dile getiren Haykır, “Eğitim hakları gasp edilen bu çocuklar ağır, güvencesiz ve istismara açık koşullara mahkum ediliyor; sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillenen bir sistemin parçası haline getiriliyor. Bu düzenin sonuçlarını gördük. TBMM’ de stajyer öğrencileri istismar edenlerin cezasız bırakılması, çocukların korunmadığını açıkça gösterdi. İSİG verilerine göre iş cinayetlerinde 13 kız çocuğu yaşamını yitirdi. Çocuk işçilik bu ülkede yalnızca sömürü değil, ölüm demektir. Dilovası’nda Ravive Kozmetik’te çıkan yangında üçü çocuk yedi işçi gerekli önlemler alınmadığı için hayatını kaybetti. Unutmadık, unutturmayacağız” ifadelerini kullandı.

‘BU KARANLIĞA TESLİM OLMAYACAĞIZ’

Kadınların kazanılmış haklarına yönelen her geri adım girişimine karşı susmayacaklarını,  korkmayacaklarını ve itaat etmeyeceklerini ilan eden Haykır, “Haklarımızdan vazgeçmeyecek, ne pahasına olursa olsun mücadele etmeye devam edeceğiz. Biliyoruz ki kadın mücadelesine yönelen baskı ve şiddet politikaları geçici değil; bilinçli, sistematik ve stratejiktir. Karşımızdaki karanlık tabloya, baskının ve dogmatizmin kurumsallaşma çabalarına rağmen; kadınların yaşamın her alanında eşit, özgür ve onurlu biçimde yer aldığı; gerçek demokrasinin, kalıcı barışın ve laik bir yönetim anlayışının hayat bulduğu bir toplumu kurmanın mümkün olduğunu biliyoruz. Sınırları aşan kadın dayanışması, farklı coğrafyalarda yükselen direnişlerin ortak sesinde buluşuyor. Kadınların sözü, eylemi ve iradesi büyüdükçe karanlık geriliyor. Biz bu karanlığa teslim olmayacağız. Bu 8 Mart’ta da tüm kadınları yoksulluğa, şiddete, güvencesizliğe karşı barış, laiklik ve özgürlük mücadelesini büyütüyoruz şiarıyla; eşitlik, özgürlük, emek, hak, adalet, barış ve laiklik için yıllardır omuz omuza verdiğimiz mücadeleyi daha da büyütmek için; birlikte yürümeye, birlikte üretmeye, birlikte direnmeye çağırıyoruz” dedi.

8 Mart coşkusu!

Olgay GÜLER
Edirne Belediyesi ve Edirne Kadın Dayanışması tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla gerçekleştirilen etkinlikte, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın büstüne çiçekler bırakıldı, kadın hakları için yürüyüş yapıldı.


Belediye ve kentteki sivil toplum kuruluşlarından oluşan Edirne Kadın Dayanışması tarafından hazırlanan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü programı, Atatürk Bulvarı üzerindeki Zübeyde Hanım büstünde başladı.

Belediye Başkanı Filiz Gencan ile İl Genel Meclis Başkanı Çiğdem Gegeoğlu’nun da katıldığı etkinlikte kadınlar, Zübeyde hanımın büstüne çiçek bırakırken, ardından cadde üzerinden Atatürk anıtına kadar yürüyüş yapıldı.

Anıta çelenk bırakılan etkinlikte basın açıklaması gerçekleştirildi.

Açıklamayı Edirne Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Ferda Erdoğan okudu.
‘BİZLER BU ŞEHRİN RUHUYUZ’
Erdoğan, dünyanın dört bir yanında emekçi kadınların birlik, mücadele ve dayanışma gününü kutladığını belirterek, “Bugün hak konuşulduğu gün. Bugün tarihin bize armağan ettiği değil, bedeller ödeyerek kazandığımız mücadelenin meşalesini yeniden yaktığımız gün. Bizler Edirne’nin cesur kadınları olarak burada Ata’mızın huzurunda bir aradayız. Tarlada emeğini, fabrikada alın terini üretime katan, evde görünmeyen emeğiyle hayatı var eden, okulda geleceği aydınlatan, hastanede şifa dağıtan kadınlarız biz. Bizler bu şehrin ruhuyuz, bu toplumun vicdanıyız. Ama biliyoruz ki yolumuz uzun. Biliyoruz ki her gün hayatın her alanında eşitsizlikle savaşıyoruz. Evde, sokakta, işte, şiddetin gölgesiyle yaşıyoruz. Emeğimizin sömürülmesine, bedenlerimizin denetlenmesine, sesimizin kısılmasına karşı direniyoruz. Kazanılmış haklarımıza göz dikenlere, karanlık zihniyetlere karşı omuz omuzayız” diye konuştu.


‘ŞİDDETSİZ, SÖMÜRÜSÜZ BİR YAŞAM İSTİYORUZ’
Erdoğan, 8 Mart’ı sadece anmadıklarını, aynı zamanda hakları için haykırdıklarını kaydederek, “Bizler bugün burada sadece anmıyor. Aynı zamanda haykırıyoruz. Eşit işe eşit ücret istiyoruz. Şiddetsiz, sömürüsüz bir yaşam istiyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını istiyoruz. Geceleri sokaklarda korkusuzca yürümek; kahkahalarımızın, kararlarımızın, hayallerimizin bizim olduğunu bir kez daha ilan ediyoruz. Unutmayın, bizler birbirimizden güç alıyoruz. Bir kadının başarısı hepimizin başarısıdır. Bir kadının acısı hepimizin acısıdır. Dayanışmamız en büyük silahımız, kız kardeşliğimiz en sağlam kalemizdir. Edirne’nin aydınlık yüzlü güzel kadınları; bu 8 Mart’ta bir kez daha söz verelim. Biri düşerse diğeri elinden tutacak. Biri yorulursa diğeri onun yükünü taşıyacak. Asla yalnız yürümeyeceğiz. Mücadelemiz tam ve gerçek bir eşitlik sağlanana dek sürecek. Özgür, eşit ve adil bir dünya kurana dek durmayacağız” şeklinde konuştu.


KADINLARA ÇİÇEK DAĞITILDI
Konuşmanın ardından program, trafiğe kapalı Saraçlar Caddesi’nde devam etti. Belediye Başkanı Gencan ve İl Genel Meclis Başkanı Gegeoğlu burada, el emeği ürünlerin satışa sunulduğu stantlarda kadınlara çiçek dağıttı. Belediye Başkanlığı tarafından caddede ayrıca vatandaşlara çiçek dağıtımı da yapıldı. Burada ufak çaplı izdiham yaşandı. Belediye ekipleri, vatandaşlara müdahale ederek yoğunluğu önledi.

Dijital İletişimin Yeni Dili: Kısa Mesajların İnsan Psikolojisindeki Devrimsel Etkisi

Geleneksel uzun mektupların yerini alan mikro metinler, insan beyninin duygusal tepkilerini yeniden programlıyor. Hızlanan dünyada az kelimeyle çok şey anlatma sanatı, ikili ilişkilerin ve kişisel motivasyonun temel yapı taşı haline geldi.

İnsanlar artık uzun ve yorucu cümleler kurmak yerine, saniyeler içinde tüketilebilen ancak derin felsefi anlamlar taşıyan kısa alıntılarla iletişim kurmayı tercih ediyor. Bu iletişim evrimi, bireylerin stres seviyelerini düşürürken, empati yeteneklerini dijital platformlarda da güçlü bir şekilde sürdürebilmelerini sağlıyor.

Kısa Metinler İnsan Beynini Nasıl Etkiliyor?

İnsan beyni, dijital çağın getirdiği yoğun bilgi bombardımanı altında odaklanma süresini koruyabilmek için derin anlamlar barındıran mikro metinleri çok daha hızlı işliyor. Stanford Üniversitesi’nin 2025 yılı nöro-iletişim raporuna göre, okuyucunun karşısına çıkan vurucu bir cümle, uzun bir makaleden %45 oranında daha fazla akılda kalıyor. Hayatın koşturmacası içinde durup nefes almamızı sağlayan Anlamlı Sözler, beyindeki dopamin salınımını doğrudan tetikleyerek kişinin anlık kaygılarını siliyor. Eskiden sadece bilgelerden duymaya alışkın olduğumuz felsefi aforizmalar, günümüzde akıllı telefon ekranlarından zihinsel sağlığımıza doğrudan müdahale eden birer terapi aracına dönüştü.

Tarihsel sürece bakıldığında, 1990’ların sonundaki ilk SMS kültürü karakter sınırları yüzünden duyguları yüzeysel bırakırken, bugünün iletişim dinamikleri az kelimeyle derin felsefeler aktarmayı hedefliyor. Geçen on yıllık periyotta günlük mesajlaşma hacmi üç katına çıkmasına rağmen, insanlar nicelikten ziyade niteliğe odaklanmayı öğrendi. Vatandaşlar sabah uyandıklarında uzun metinler okumak yerine, güne motive edici ve düşündürücü tek bir alıntı ile başlamayı tercih ediyor. Psikologlar, güne pozitif bir telkinle başlamanın bireyin iş yerindeki karar alma mekanizmalarını ve üretkenliğini %20 oranında hızlandırdığını belirtiyor.

Sosyal Çevremizle Bağlarımızı Hangi İfadeler Güçlendiriyor?

Bireyler arası güven ve samimiyet, dijital ortamda düzenli aralıklarla paylaşılan estetik ve değer odaklı mesajlar sayesinde sağlamlaştırılıyor. Özellikle uzak mesafelerde yaşayan dostlukların kopmamasını sağlayan ana unsur, karşı tarafa kendini özel hissettiren doğru kelimelerin gücüdür. Gündelik koşturmaca içinde bir arkadaşınıza göndereceğiniz Güzel Sözler, ilişkinin görünmez bağlarını kuvvetlendirerek aidiyet duygusunu en üst seviyeye taşıyor. Küresel sosyoloji anketleri, her gün en az bir yakınından cesaretlendirici veya hal hatır soran içten bir mesaj alan kişilerin, almayanlara kıyasla yalnızlık hissini %60 daha az yaşadığını gösteriyor.

Beş yıl öncesine kadar sadece bayram ve özel günlerle sınırlı kalan toplu mesajlaşma alışkanlığı, 2026 yılı iletişim trendlerinde yerini tamamen kişiselleştirilmiş duygu paylaşımlarına bıraktı. Sosyolog Prof. Dr. Zygmunt Bauman’ın “akışkan modernite” kavramında vurguladığı gibi, kalıcı değerler üretmek zorlaşsa da insanlar kelimelerin sığınağında bu kalıcılığı ısrarla arıyor. Standart bir salı sabahı alınan içten bir dostluk mesajı, vatandaşın haftanın geri kalanını pozitif geçirmesi için yeterli bir motivasyon kaynağı oluyor. İnsanlık, kullandığı araçlar ne kadar teknolojik olursa olsun, samimi bir cümlenin iyileştirici enerjisine ihtiyaç duymaya devam ediyor.

Romantik İletişimde Mikro Mesajlaşmanın Rolü Nedir?

Modern ilişkilerde aşkı taze tutmanın sırrı, partnerin hiç beklemediği anlarda duygusal zekası yüksek ifadelerle ona ulaşmaktan geçiyor. Monotonluğun hızla tükettiği günümüz beraberliklerinde, yoğun hisleri estetik bir biçimde aktaran Aşk Sözleri, ilişkilerin ömrünü uzatan kritik bir müdahale işlevi görüyor. Çiftler arasında sabah işe giderken veya gece uyumadan önce paylaşılan romantik bir dize, tarafların birbirine olan bağlılığını bilinçaltında sürekli olarak güncelliyor. Aile danışmanları, partnerine duyduğu sevgiyi edebi ve derinlikli bir dille ifade edebilen çiftlerin, kriz anlarını sessiz kalan çiftlere göre çok daha kolay atlattığını ifade ediyor.

Geçmiş yüzyıllarda aylarca beklenen mektupların taşıdığı ağırbaşlı romantizm, şimdilerde saniyeler içinde ekranlara düşen iki satırlık ancak vurucu mesajlara evrildi. 2025 yılı çift dinamikleri analizlerine göre, partnerlerin %75’i sevgilerini ifade ederken kendi cümlelerini toparlayamadıklarında edebiyatçıların veya anonim şairlerin dizelerinden yardım alıyor. Hazır edebi şablonları kullanmak, basit bir kopyalama işlemi olmaktan çıkıp, vatandaşın sevdiği insana verdiği değeri göstermek için doğru kelimeyi arama eforunun net bir kanıtı olarak kabul ediliyor. Kelimelerin özenli kullanımı, aşkın sadece içsel bir his değil, aynı zamanda ustalıkla ve emekle inşa edilen bir yapı olduğunu gözler önüne seriyor.

Karamanlı Firmaların Başkent Pazarındaki Yeni Anahtarı: TSE Hizmet Yeterlilik Belgesi

Karaman, son yıllarda gıda sanayinden makine imalatına kadar birçok alanda gösterdiği atılımla Anadolu’nun yükselen üretim merkezlerinden biri haline geldi. Ancak yerel pazarda başarıyı yakalayan Karamanlı KOBİ’ler için bir sonraki doğal adım, ulusal pazara, özellikle de başkent Ankara’nın sunduğu devasa kamu ve özel sektör fırsatlarına açılmak

Başkent Pazarı Neden Kritik?

Ankara, sadece bir başkent değil, aynı zamanda Türkiye’nin en büyük kamu kurumlarının, savunma sanayi devlerinin ve ulusal çaplı müteahhitlik firmalarının da merkezidir. Karamanlı bir işletmenin bu büyük oyunculara tedarikçi olabilmesi, hizmet satabilmesi veya açtıkları ihalelere girebilmesi, muazzam bir büyüme potansiyeli demektir. Ancak bu potansiyelin kilidini açan bir anahtar var: Standartlaşma.

İhalelerin ve Büyük Projelerin “Giriş Koşulu”: TSE HYB

Geçmişte bir “tercih” olarak görülebilen kalite belgeleri, artık Ankara merkezli büyük projelerde ve neredeyse tüm kamu ihalelerinde bir “ön koşul” haline gelmiş durumda. Bu belgelerin başında ise TSE Satış Sonrası Hizmet Yeterlilik Belgesi (HYB) geliyor. Bu belge, ihaleyi açan kuruma “Bu firma, sattığı ürünün veya sunduğu hizmetin arkasında durabilecek teknik donanıma, personele ve servis ağına sahiptir” güvencesini verir.

Karaman’daki bir firmanın, Ankara’daki bir ihaleye katılırken bu belgeye sahip olmaması, daha teklif aşamasında elenmesine neden olmaktadır.

Ankara Pazarını Hedefleyenler İçin Stratejik Süreç

Satış sonrası hizmet yeterliliği, ulusal standartlara uymayı gerektiren teknik bir süreçtir. Servis alanının fiziki koşullarından, kullanılan teknik ekipmanın kalibrasyonuna ve personelin yetkinliğine kadar birçok kriterin karşılanması gerekir. Karaman’daki işletmelerin bu süreci hızlı ve eksiksiz tamamlaması, Ankara pazarındaki rakiplerine karşı avantaj elde etmelerini sağlar.

Bölgesel ticarette uzmanlaşan danışmanlık firmaları, yerel işletmelerin bu ulusal standartlara ulaşma sürecini kolaylaştırır. Özellikle, Ankara TSE hizmet yeterlilik belgesi almak, başkentteki projeler için bir “niyet ve yeterlilik” göstergesi olarak kabul edilir ve bu, firmanın kurumsal imajını doğrudan güçlendirir.

Uzman Desteği, Yerel Büyümeyi Ulusal Düzeye Taşıyor

ISO Belge Net, Türkiye’nin dört bir yanındaki işletmelerin ulusal ve uluslararası standartlara ulaşması için profesyonel danışmanlık hizmetleri sunmaktadır. Karaman gibi üretim gücü yüksek şehirlerdeki KOBİ’lerin, Ankara gibi büyük pazarlara açılırken ihtiyaç duyduğu TSE ve ISO belgelendirme süreçlerini yöneten firma, işletmelerin rekabet gücünü artırmayı hedeflemektedir.

Siz de Karaman’daki işletmenizi ulusal pazara taşımak, ihalelerde öne çıkmak ve hizmet kalitenizi tescillemek için uzman desteğinden faydalanarak hemen teklif alabilirsiniz.

‘Çare eşitlikte’

Olgay GÜLER
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Burcu Birgül Çolak, kadınların günümüzde sadece şiddetle değil; yoksullukla, güvencesizlikle ve görünmeyen emek sömürüsüyle de mücadele ettiğini söyledi.
CHP Edirne Merkez İlçe Kadın ve İl Gençlik Kolları başkanlıkları ortaklığında, 8 Mart Kadınlar Günü dolayısıyla basın açıklaması gerçekleştirildi. Partinin merkez ilçe başkanlığında gerçekleştirilen basın açıklamasına; Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, İl Kadın Kolları ve İl Genel Meclis Başkanı Çiğdem Gegeoğlu, merkez ilçe ve gençlik kolları yönetimiyle çok sayıda partili kadın katıldı.


Basın açıklamasını CHP Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Burcu Birgül Çolak okudu. Çolak, 8 Mart’ı, kadınların yaşam hakkının sistematik olarak tehdit edildiği, şüpheli ölümlerin karanlıkta bırakıldığı ve faillerin cezasızlıkla ödüllendirildiği bir dönemde karşıladıklarını belirterek, “Şiddeti önlemekle yükümlü mekanizmaların işletilmemesi, kazanılmış haklarımıza yönelik aralıksız saldırılar ve bizlere hayatta kalmayı bir lütuf gibi sunan bu karanlık düzen bir tesadüf değildir. Ancak bilinmelidir ki; kadın düşmanı politikalara, derinleşen yoksulluğa ve bizi evlere hapsetmeye çalışan zihniyete karşı bizler; özgür ve eşit bir yaşamı örgütlemekten ve bu karanlığa dur demekten asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.


‘EMEĞİMİZ GÖRÜNMEZ, HAKKIMIZ PAZARLIK KONUSU DEĞİLDİR’
Kadınların sadece şiddetle değil; yoksullukla, güvencesizlikle ve görünmeyen emek sömürüsüyle de mücadele ettiğini dile getiren Çolak, “Ev içi bakım yükü hâlâ büyük ölçüde kadınların omzunda. Çocuk, yaşlı, engelli bakımı kamusal bir sorumluluk olması gerekirken kadınların “doğal görevi” gibi dayatılıyor. Kadınlar hem evde ücretsiz bakım emeği veriyor hem iş hayatında eşitsizlikle karşılaşıyor. Bu tabloyu kabul etmiyoruz. Kadının ekonomik bağımsızlığı olmadan özgürlükten söz edilemez. Bu nedenle eşit işe eşit ücret talebimizi bir kez daha haykırıyoruz. Aynı işi yapan kadınların daha düşük ücret aldığı, terfilerde geri bırakıldığı, güvencesiz çalışmaya mahkûm edildiği bu adaletsiz düzen değişmelidir. Emeğimiz görünmez değildir, hakkımız pazarlık konusu değildir. Bizim yolumuz bellidir. Bizim yolumuz, kadını toplumsal yaşamın her alanında eşit gören, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını pek çok Avrupa ülkesinden önce teslim eden ebedi önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur. Atatürk’ün “Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir” sözü, bizim siyasi pusulamızdır” diye konuştu.


‘ÇARE EŞİTLİKTEDİR’
Kadınların özgür olmadığı bir toplumda, demokrasinin sadece bir kelimeden ibaret olduğuna dikkat çeken Birgül Çolak, “Bizler Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak; korkmadan, yılmadan, omuz omuza mücadele ederek bu ülkeye eşitliği de adaleti de getireceğiz. Bugüne, kadın mücadelesinin tarihine isimlerini yazdıran, New York’ta hakları için, eşit işe eşdeğer ücret almak için grev yapan, işverenin bu kadınların üzerine kapıyı kilitlemesinin ardından yanarak can veren 129 kardeşimizi anıyoruz. Bu kadınların direnişleri, bugün şiddete, eşitsizliğe ve karanlığa karşı yükselen her kadın sesinde yaşamaktadır. Bizler de onların bıraktığı yerden, korkmadan ve boyun eğmeden mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. 8 Mart, sadece bir anma günü değil, eşitliğe giden yolda bir isyan ve inşa günüdür. Yaşasın kadın dayanışması, yaşasın örgütlü mücadelemiz. Son sözümüz net ve bakidir. Çare eşitliktedir. Çare Cumhuriyet değerlerimizde, kurtuluş mücadelemizdedir” şeklinde konuştu.


‘ADALETİN HER MASADA, TARLADA VE EKRANDA VAR OLMASINI İSTİYORUZ’
CHP İl Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı Esma Uğurlu da, 8 Mart’ın, kadınların eşitlik, adalet ve onurlu yaşam mücadelesinin tarihten bugüne uzanan güçlü sesinin yeniden yükseldiği gün olduğunu belirterek, “Bizler bugün sadece bir takvim yaprağını koparmıyoruz; o günden bugüne ilmek ilmek işlenen bir direnişin, bitmeyen bir sabrın ve yeniden doğan bir umudun sesini yükseltiyoruz. Kadın emeği, dünyanın en büyük ama en çok görmezden gelinen çarkıdır. Tarlalarda nasır tutan ellerden, ofislerde cam tavanları zorlayan zihinlere; evlerin içine sığdırılmak istense de sokağa taşan o devasa “görünmez” emekten, fabrikaların üretim’ hatlarına kadar hayatın her zerresinde biz varız. Ancak biliyoruz ki; emeğimizin karşılığı sadece bir gün hatırlanmak değil, hak ettiğimiz değerin her gün teslim edilmesidir. Biz kadınlar “eşit işe eşit ücret” diye yola çıktığımızda sadece rakamlardan bahsetmedik; biz, adaletin her masada, her tarlada ve her ekranda var olmasını istiyoruz. Karşımızda duran devasa eşitsizlik duvarları bizi korkutmuyor; aksine, o duvarları yıkacak olan kolektif iradeyi büyütüyor. Umut, sadece beklemek değil, bir şeyleri değiştirmek için ayağa kalkmaktır. Bizim umudumuz; şiddetin karanlığına karşı sarsılmaz bir kale olan dayanışmamızdır” ifadelerini kullandı.


‘KADINLARIN EN TEMEL HAKKI, YAŞAM HAKKIDIR’
Bir kadının başarısının, tüm kadınların hanesine yazılan bir zafer olduğunu dile getiren Uğurlu, “Bir kadının sesi kısıldığında, binlerce kadının o sesi yankılamasıdır. Bizler biliyoruz ki; kadının gücü, diğer kadının elini tuttuğunda yenilmez bir güce dönüşür. Ancak bugün bir gerçeği daha yüksek sesle haykırıyoruz: Kadınların en temel hakkı yaşam hakkıdır. Hiçbir kadın şiddet tehdidi altında yaşamak zorunda değildir. Devletin görevi, kadınları korumak; toplumun görevi, şiddete karşı sıfır tolerans göstermektir. Bu noktada 6284 sayılı Kanun yalnızca bir metin değil, kadınların hayatını koruyan hayati bir güvencedir. Etkin uygulanmadığında eksik kalan her adım, bir kadının hayatından çalınan bir güvencedir. Bizler 6284’ün tavizsiz uygulanmasını, koruma kararlarının gecikmeksizin hayata geçirilmesini ve yaşam hakkının tartışmaya açılmamasını talep ediyoruz. Ülkemizi yöneten kötücül akıl vazgeçmiş olsa da İstanbul Sözleşmesi bizim vazgeçilmezimizdir. Bu mücadele biz kadınlar için bir tercihten daha fazlasıdır” dedi.


‘DEĞİŞİMİN MİMARI KADINLAR OLACAK’
Uğurlu, 2026 yılındaki kadın cinayetlerine yönelik de rakamlar paylaşarak, “Çünkü rakamlar susmuyor, dile gelip yaşadıklarımızı anlatıyor: 2026 yılının daha ilk ayında, en az 22 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 14 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Öldürülen kadınların yaklaşık %23’ü evli olduğu erkek tarafından katledildi. Cinayetlerin %73’ü kadınların en güvenli olması gereken yerde, kendi evlerinde işlendi. Faillerin %50’si ateşli silah kullandı. Bu veriler bize bir gerçeği bir kez daha gösteriyor: Kadınlar en çok “yakınları” tarafından, en çok “evlerinde” ve çoğu zaman önlenebilir şiddet nedeniyle hayatlarını kaybediyor. Bu tablo kader değil; bu tablo ihmallerin, cezasızlığın ve yetersiz koruma mekanizmalarının sonucudur. Her bir sayı, yarım kalan bir hayat; annesiz kalan bir çocuk; susturulmuş bir kahkaha demektir. Türkiye bugün bir değişimin eşiğindeyse, bu değişimin mimarları adaleti vicdanıyla harmanlayan kadınlar olacaktır. Savaşların, ekonomik krizlerin ve toplumsal baskıların en ağır yükünü omuzlayanlar biz olsak da; barışı, refahı ve özgürlüğü inşa edecek olanlar da yine biziz” diye konuştu.

‘İktidar eğitim sistemini de çürüttü’

İYİ Parti Edirne İl Başkanı Hakan Şahin, Fatma Nur Çelik öğretmenin bir öğrenci tarafından katledilmesi başta olmak üzere, okullarda artan şiddet eğiliminin tüm boyutlarıyla araştırılması için meclise verdikleri önerinin AK Parti ve MHP oylarıyla reddedilmesine tepki gösterdi.

İYİ Parti İl Başkanı Hakan Şahin, “İktidarın Edirne temsilcileri bu konu hakkında açıklama yapabilirler mi? Partilerinin neden bu önergeyi reddettiklerini söyleyebilirler mi?” sorusunu yönelttiği açıklamasında şunlara yer verdi:

“Fatma Nur Çelik öğretmenin bir öğrenci tarafından katledilmesi başta olmak üzere, okullarda artan şiddet eğiliminin tüm boyutlarıyla araştırılması için meclise önerge verdik. Ancak AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi. Eğitim kurumlarında şiddetin üzeri örtülmemeli çünkü öğretmeni ve öğrenciyi koruyamayan bir sistem, geleceği koruyamaz. Hepimizin evlatlarının hayatı risk altında. Ama bu iktidar tüm kurumları çürüttüğü gibi eğitim sistemini de çürüttü!!!

İktidarın Edirne temsilcileri bu konu hakkında açıklama yapabilirler mi? Partilerinin neden bu önergeyi reddettiklerini söyleyebilirler mi?

İktidar ve ortaklarına oy vermiş vatandaşlarımıza açık çağrımdır. İki kutuplu siyaset bu ülkenin kaderi olamaz. Yalnız da değilsin çaresiz de!”