Dijital oyun dünyasında ilerlemek isteyen oyuncular için pubg hesap, yalnızca bir kullanıcı profili olmanın çok ötesinde anlamlar taşır. Oyun içindeki emek, zaman ve strateji bu hesapların değerini belirlerken, doğru tercihler yapan oyuncular oyundan aldıkları keyfi belirgin biçimde artırır. Seviyesi yükseltilmiş, nadir kostümlerle ve özel başarılarla donatılmış bir hesap, rekabetçi ortamlarda oyuncuya ciddi avantaj sağlar. Bu noktada önemli olan, hesabın geçmişinin şeffaf olması ve oyun dinamiklerine uygun şekilde geliştirilmiş olmasıdır. Bilinçli seçimler yapan oyuncular, yalnızca daha güçlü bir profile sahip olmakla kalmaz, aynı zamanda uzun vadede güvenli bir oyun deneyimi de elde eder.
PUBG Mobile Hesap ile Mobil Oyunda Yeni Bir Seviye
Mobil platformda milyonlarca oyuncuyu bir araya getiren pubg mobile hesap, taşınabilir oyun deneyiminin en güçlü temsilcilerinden biri olarak öne çıkar. Akıllı telefonlar üzerinden erişilebilen bu hesaplar, oyunculara her an her yerde rekabet etme fırsatı sunar. Özellikle yüksek rütbeli ve özel içeriklerle zenginleştirilmiş hesaplar, mobil oyunda zaman kazanmak isteyenler için cazip bir alternatif oluşturur. Oyuncular bu sayede uzun süren seviye atlama süreçlerini geride bırakabilir ve doğrudan rekabetin merkezine adım atabilir. Mobil oyun kültürünün hızına uyum sağlayan bu hesaplar, pratiklik ve performansı bir arada sunar.
PUBG Hesap Güvenliği ve Oyuncu Bilinci
Oyun deneyimini sürdürülebilir kılan temel unsurlardan biri pubg hesap güvenliğidir. Hesap güvenliği yalnızca şifreyle sınırlı kalmaz; satın alma sürecinin şeffaflığı, hesap geçmişinin temizliği ve teknik altyapının sağlamlığı da büyük önem taşır. Oyuncular güvenilir platformları tercih ederek olası risklerin önüne geçebilir. Bu yaklaşım, hesabın uzun vadede sorunsuz kullanılmasını sağlarken, oyun içi yatırımların da korunmasına yardımcı olur. Bilinçli oyuncular için güvenlik, oyunun keyifli taraflarını destekleyen görünmez bir zırh gibidir ve bu zırh ne kadar sağlam olursa deneyim de o kadar tatmin edici olur.
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Ulus Pazarı’nın belediye yönetiminde Balkan Pazarı olarak yeniden açılacağını açıkladı.
Başkan Gencan konuyla ilgili şu bildileri verdi:
Göreve geldiğimiz ilk günden bu yana Edirne Belediyesi olarak tüm kararlarımızı hukuk, şeffaflık ve kamu yararı temelinde almaya özen gösterdik. Ulus Pazarı süreci de bu yaklaşımımızın doğal bir sonucudur.
Sayıştay raporlarında yer alan tespitler doğrultusunda, Ulus Pazarı’nın mevcut işletme yapısının uzun süredir hukuki zemin açısından sorunlar barındırdığı açıkça ortaya konmuştur. Bu tabloyu görmezden gelmek ya da ertelemek yerine, Edirne Belediyesi olarak sorumluluk almayı tercih ettik.
Bu noktada önceliğimiz şuydu: Ulus Pazarı’nı şeffaf, denetlenebilir ve kamu yararına uygun bir yapıya kavuşturmak.
Bu doğrultuda, pazarın işletmesini belediyemizin iştirak şirketi olan ERGENE A.Ş. üzerinden, doğrudan belediyemizin yönetimi ve denetimi altına almayı planlıyoruz. Böylece aracı yapılar ortadan kalkacak; pazar yeri, başta Edirneli esnafımız olmak üzere tüm hemşehrilerimizin menfaatini gözeten bir anlayışla yönetilecektir.
Bu kapsamda, bugüne kadar “Ulus Pazarı” olarak bilinen bu alanın, “Edirne Halk Pazarı” adıyla, belediyemizin uhdesinde ve hemşehrilerimizin yararına olacak şekilde yeniden değerlendirilmesini ve bu doğrultuda kullanıma açılmasını planlıyoruz. Bu yaklaşım, pazarın mevcut işletme biçimiyle sürdürülmemesi ve daha sağlıklı, daha adil, kamu yararına uygun bir yapıya dönüştürülmesini amaçlayan bir düzenleme sürecidir.
Bu süreç yürütülürken, belediyemizin SGK’ya olan borçlarına ilişkin olarak da sorumluluk almaktan kaçmadık. Borç ve faiz yükünü azaltarak Edirne’ye daha fazla hizmet üretebilmek amacıyla, Ulus Pazarı alanının SGK’ya devri yönünde mahsuplaşma yoluyla bir çözüm önerisi geliştirdik. Bu alanı önermemizin nedeni, borcun büyüklüğü dikkate alındığında tek seferde anlamlı bir karşılık oluşturabilecek nitelikte olmasıydı.
Bu konu, belediyemiz ile ilgili kamu kurumları arasında yürütülen resmi yazışmalar ve değerlendirmeler kapsamında ele alınmış; süreç, kurumlar arası bir çerçevede değerlendirilmiştir.
Gelinen noktada, Ulus Pazarı alanına ilişkin bu değerlendirme sürecinin, kurumlar arası görüşmeler çerçevesinde farklı başlıklar altında ele alınması gereği ortaya çıkmıştır. Bu durum, Edirne Belediyesi’nin borçlarını kapatma ve mali disiplin sağlama konusundaki kararlılığını hiçbir şekilde zayıflatmamıştır. Aksine, belediyemiz bu iradeyi koruyarak; SGK ile borçların kapatılması veya azaltılmasına yönelik farklı yöntem ve seçenekler üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir.
Bu vesileyle şunu da açıkça ifade etmek isterim:
Bizim öncelikli amacımız, Ulus Pazarı’nı mevcut haliyle sürdürülemez bir noktaya getiren sorunları ortadan kaldırmak ve bu süreci esnafımızı ve hemşehrilerimizi mağdur etmeden yönetmekti. Ulus Pazarı alanı devredilmiş olsa dahi, alternatif pazar alanları ve farklı formüller üzerinde çalışmalarımız devam ediyordu. Esnafımızı ve vatandaşlarımızı mağdur etmeyecek çözümler üretmek, başından beri temel önceliğimiz olmuştur.
Bugün geldiğimiz noktada Edirne Belediyesi olarak; bir yandan hukuki zemini sağlam bir pazar yapısını hayata geçirmeye hazırlanırken, diğer yandan da mali disiplinini güçlendiren, borç ve faiz yükünü azaltmayı hedefleyen bir belediye anlayışını kararlılıkla sürdürüyoruz.
Edirne’yi yönetirken tek ölçümüz vardır: Kamu yararı, şeffaflık ve Edirneli hemşehrilerimizin hakkı.
Bu anlayışla, Edirne için çalışmaya devam edeceğiz.
Balkanlar’daki aşırı yağışlar nedeniyle Arda Nehri üzerinde kurulu iki barajda taşkın yaşanırken, nehrin geçtiği Ardino (Eğridere) Belediyesi’nde “kırmızı” kodla bir kez daha kısmi olağanüstü hal ilan edildi. Arda Nehri’nin İvoylovrad’da bugün sabah saat 08.00’de 400 metreküp saniye olarak ölçülen debisi saat 14.00’de 668’e yükselmesi nedeniyle ortaya çıkan tablo DSİ’nin sitesinde “kırmızı” kodla paylaşılırken, aynı saatlerde 447 metreküp olan Meriç Nehri’nin debisinin de giderek yükselmesi bekleniyor.
İKİ BARAJ TAŞTI
BNR’de yer alan Horizont Programı’ndan alınarak “Bölgede düşen yoğun yağışların ardından “Arda” barajlar sisteminden iki barajda su taştı” başlığı ile verilen haberde şöyle denildi:.
“Kırcali barajında dört kapaktan ikisi açıldı, diğerlerinin de devreye alınmasının mümkün olduğu bildirildi. ‘Studen Kladenets’ barajında da tahliye kapakları açıldı.
Her iki büyük tesisteki hidroelektrik santraller, tam kapasiteyle çalışıyor. Belediyelerdeki operasyon merkezlerinde görevli ekiplerin verdiği bilgiye göre, Kırcali ilindeki durum normale dönüyor.
Ciddi olayların yaşanmadığı ve mahsur kalan insanların olmadığı bildirildi. Arda Nehri’nin taşması sonucu betonarme bir köprünün sular altında kalması nedeniyle, bir kez daha dünyayla bağlantısı kesilen 6 Ardino köyünü kapsayan bölgede kısmi olağanüstü hâl devam ediyor.”
ARDİNO BELEDİYESİ
Kırcaali bölgesindeki Arda Nehri’nin geçtiği Ardino (Eğridere) Belediyesi’nde “kırmızı” kodla bir kez daha kısmi olağanüstü hal ilan edildi. Belediyenin resmi internet sitesinde şu bilgilere yer verildi:
“Kitnitsa yakınındaki köprüyü su bastı – Ardino belediyesinde kısmi bir felaket
Ardino Belediye Başkanı Müh. İzet Şaban, 3 – 4 – 5 Şubat 2026 döneminde şiddetli yağış ve kar erimesi nedeniyle ilan edilen ‘kırmızı’ kodla bir kez daha kısmi olağanüstü hal ilan etti.
Arda Nehri’nin su seviyesinin artması sonucu Kıtnitsa köyü bölgesindeki cumhuriyet yol ağına ait betonarme köprü sular altında kaldı.
Tesisin geçilemez hale gelmesi, birçok yerleşim birimini yine yol bağlantısından mahrum bıraktı. Tedbir belediye topraklarının bir kısmı için geçerlidir ve altı yerleşim yerini kapsar: Rusalsko, Lubino, Latinka, Avramovo, Pesnopoi ve Spoluka. Etkilenen köprü bu köylerin sakinleri için tek ulaşım bağlantısıdır.
Belediye başkanının emriyle, halkın güvenliğinin sağlanması amacıyla motorlu araçların belirlenen kritik bölgelerde hareketi ve ikamet etmesi yasaktır. acilen ‘Su verimliliği’ planlaması yapılmalı.”
NEHİRLERİN DEBİLERİ
DSİ’nin bölgedeki istasyonlarında bugün yapılan ölçümlerde alınan debi değerleri şöyle:
Kişiye özel estetik planlar, her hastanın benzersiz anatomik yapısı, beklentileri ve yaşam tarzı göz önünde bulundurularak oluşturulan tedavi stratejileridir. Bu yaklaşım, en tatmin edici sonuçları sağlar.
Kaş şekillendirme ameliyatı, düşük veya asimetrik kaşları düzeltir ve gözlere daha açık bir ifade kazandırır. Kaş kaldırma, yüzün üst bölümünde gençleşme etkisi yaratır.
Kaş estetiği, minimal invaziv tekniklerle veya cerrahi yöntemlerle gerçekleştirilebilir. Endoskopik kaş kaldırma, daha küçük insizyonlar ve hızlı iyileşme süresi sunar.
Cilt kanseri tedavisi, plastik cerrahların önemli bir sorumluluk alanıdır. Cilt kanseri ameliyatlarında, kanserin tamamen çıkarılmasının yanı sıra, estetik sonuçlar da dikkate alınır.
Rekonstrüksiyon operasyonları, cilt kanseri ameliyatı sonrası oluşan doku kayıplarını onarır. Bu işlemler, hastanın hem sağlığını hem de görünümünü iyileştirir.
Cilt kanseri tedavisinde erken teşhis hayati önem taşır. Düzenli cilt kontrolleri ve şüpheli lekelerin takibi, başarılı tedavi için gereklidir.
Asrın felaketi olarak değerlendirilen 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde, depremden en çok etkilenen iller arasında bulunan Hataylılar tarafından kurulan Edirne Hataylılar Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği, depremde hayatını kaybeden vatandaşlar anısına dürüm ikramında bulundu.
Kentin Kıyık Caddesi Tophane Bayırı mevkiinde bulunan Antakya Yöresel Lezzetler işletmesinde düzenlenen etkinlik kapsamında, saat 12.00 ile 19.00 arasında işletmeye gelen vatandaşlara ücretsiz dürüm ikramında bulunuldu. Etkinlik, vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gördü.
“BU FELAKETİ AİLEMİZLE BİRLİKTE YAŞADIK”
Depreme, eşi ve iki çocuğuyla birlikte Hatay’ın Antakya ilçesinde yakalanan Edirne Hataylılar Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Murat Tomey, bu yıl ilk kez böyle bir etkinlik düzenlediklerini belirterek, “Ben ve ailem de 6 Şubat 2023 tarihinde Hatay’ın Antakya ilçesinde bu depremi bizzat yaşadık. Aslında buna felaket demek bile bazen yetersiz kalıyor. Allah hiç kimseye, hiçbir canlıya bir daha böyle bir acı yaşatmasın. 11 ilimizde hayatını kaybeden tüm kardeşlerimize, depremde şehit olan vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Geride kalanlara da Allah sabır ve güç versin. İnşallah böyle bir acıyı bir daha yaşamayız” dedi.
“ÖNEMLİ OLAN UNUTMAMAK VE DUA ETMEK”
Edirne Hataylılar Derneği olarak deprem şehitlerinin anısını yaşatmak istediklerini söyleyen Tomey, “Edirne Hataylılar Derneği Başkanı olarak, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden kardeşlerimizin anısına bir etkinlik yapalım istedik. Bu kapsamda, depremde şehit olan vatandaşlarımızın ruhuna ithafen dürüm dağıtıyoruz. İnşallah dualarımız kabul olur. Saat 19.00’a kadar dağıtım yapacağız. Gücümüzün yettiği kadar, ulaşabildiğimiz kadar insanımıza ikram edeceğiz. Önemli olan burada bir nebze olsun hatırlamak, unutmamak ve dua etmek” diye konuştu.
Keşan Belediyesi ile DİSK Genel İş Sendikası’na bağlı kadrolu işçiler arasındaki toplu iş sözleşmesi 5 Şubat 2026 Perşembe günü imzalandı.
Keşan Belediye Başkanlığı makamında düzenlenen imza törenine; Keşan Belediye Başkanı Op.Dr. Mehmet Özcan, Keşan Belediye Başkanvekili Rasim Ergene, DİSK Trakya Şube Başkanı Caner Makasçı, DİSK Trakya Şube Sekreteri Barış Güne, DİSK Trakya Şube Saymanı Kamil Tunca, Keşan Belediyesi İşyeri Temsilcisi Samiye Dinç katıldı.
İmzalanan sözleşmeyle ilgili konuşan Makasçı, şunları söyledi: “Keşan Belediyesi ile DİSK Genel İş Sendikası arasında 17 işçiyi kapsayan 1,5 yıllık toplu iş sözleşmesini imzaladık. İşçilerimizi enflasyon karşısında ezdirmedik. Sözleşmenin tüm işçilerimize hayırlı olmasını diliyorum.”
ÖZCAN: “EMEK KUTSALDIR, ALIN TERİ DEĞERLİDİR”
Sözleşmenin ardından konuşan Başkan Özcan, şunları söyledi: “Bugün, belediye çalışanlarımızın haklarını gözeten 1,5 yıllık Toplu İş Sözleşmemizi karşılıklı anlayış ve uzlaşıyla imzaladık. Bu sözleşme; çalışanlarımızı enflasyona ezdirmeyen, günün ekonomik koşullarını gözeten, emeğin karşılığını esas alan bir mutabakatın ürünüdür. Bizim anlayışımız nettir: Emek kutsaldır, alın teri değerlidir ve mutlaka karşılığını bulmalıdır. Keşan’a hizmet üretmek için gece gündüz demeden, yaz-kış demeden fedakârca çalışan tüm emekçi arkadaşlarımızın
haklarını korumayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu sözleşme sadece bir imza değil; dayanışmanın, karşılıklı saygının ve ortak aklın bir göstergesidir. Keşan için emek veren tüm çalışma arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum. Bu sürece katkı sunan sendika temsilcilerimize, emeği geçen herkese ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. İmzalanan Toplu İş Sözleşmesinin başta çalışanlarımız olmak üzere, belediyemize ve Keşan’ımıza hayırlı olmasını diliyor; alın terinin karşılığını aldığı, adaletin ve emeğin kazandığı bir çalışma hayatını hep birlikte büyütmeye devam edeceğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum.”
Renk trendlerinin belirleyicisi Pantone, 2025 yılının rengini Mocha Mousse olarak açıkladı. Pantone, yılın rengini belirlerken küresel trendleri, kültürel hareketleri, moda ve tasarım dünyasındaki gelişmeleri dikkate alıyor. Bu analizleri yaparak yılın ruhunu yansıtan bir renk seçiyor.
Mocha Mousse, zengin, sade ve sofistike bir etki yaratır. 25 yıllık Pantone tarihinde seçilen ilk kahverengi olarak tarihe geçiyor. Kahve ve krem tonlarının karışımı olan bu renk tek başına kullanılabileceği gibi beyaz, krem, sarı, altın, yeşil ve mavi tonlarıyla uyum içerisindedir. Kahverengi çoğunlukla mütevazi bir renk olarak kabul ediliyor, bu sebepten kahve tonlarına lüks bir dokunuş katmak isterseniz altın aksesuarlara yönelin. Her yıl tahtını koruyan deri parçalarda da kahve köpüğü öne çıkıyor. Triko kazaklar, bluzlar, keten gömlekler ve aksesuarlar için gözde bir seçim olacak.
Modanın devleri, dünyaca ünlü moda evleri Mocha Mousse tonlarında ki koleksiyonlarını şimdiden sergilemeye başladı. Bu da demek oluyor ki gardıroplarımıza bu harika ve bir çok parçayla uyum sağlayabilecek sihirli kahveyi ilave etmeye başlamalıyız.
İnşaat Mühendisleri Odası Edirne İl Temsilcisi Eren Eryılmaz, Türkiye’de deprem risklerinin bilindiğini ancak önlem alınmadığını söyledi. Eryılmaz, “6 Şubat depremlerinin 3. yılında bugün, dünden daha hazır değiliz” dedi.
Başkan Eryılmaz, “On binlerce yurttaşımızı yitirdiğimiz, 11 ilde yaklaşık 40 bin binanın yıkıldığı, 200 binden fazlasının ağır hasar aldığı 6 Şubat Depremlerinin yıldönümünde, kaybettiklerimizi saygıyla anıyoruz; geride kalanlara karşı sorumluluğumuzun bilinci ve ülkemizin güvenli geleceği için bu tarihi, yalnızca bir anma günü olarak görmüyor, depremlerin 3. yıl dönümünde ihmallerin, yanlış tercihlerin ve görmezden gelinen gerçeklerin ağır sonuçlarını hatırlatma gereği duyuyoruz” dedi.
DEPREM BEKLENMEDİK BİR OLAY DEĞİL
Eryılmaz, “Türkiye’de deprem “beklenmedik” bir doğa olayı değil; tam olarak ne zaman, nerede ve ne büyüklükte olacağı tespit edilemese de öngörülebilir ve etkileri büyük ölçüde azaltılabilir bir gerçektir” diyerek açıklamasında şunlara yer verdi:
Denilebilir ki yıkımın büyüklüğü, depremin ölçüsünden çok; yapı üretiminin kalitesi, denetimin niteliği ve risk azaltma politikalarıyla doğrudan ilişkilidir. Aynı büyüklükteki depremlerin farklı ülkelerde bu ölçekte yıkıma ve can kaybına yol açmaması, sorunun doğada değil, insan eliyle yaratılan zaaflarda olduğunu açıkça göstermektedir.
Dahası, ülkemizde orta büyüklükte sayılabilecek depremlerde bile büyük yıkımların meydana geldiği bilinmektedir. Son olarak geçtiğimiz yıl Balıkesir Sındırgı’da 10 Ağustos ve27 Ekim tarihlerinde meydana gelen 6,1 ve 6 büyüklüklerindeki iki deprem sonucu toplam 729 binadaki 1036 bağımsız bölüm ağır hasarlı veya yıkık olarak tespit edilmiştir.
Yine aynı yıl içinde 23 Nisan tarihinde bu kez Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem, İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesinde yaşayan yurttaşlarımızda büyük endişe yaratmış, depremin ardından iletişim ağının çökmesi, deprem toplanma alanlarının ve acil ulaşım yollarının yetersizliği, daha büyük bir olası depremde yaşanacaklar konusunda ne yazık ki iyimser varsayımlarda bulunmayı güçleştirmiştir.
YAPILARIN BÜYÜK KISMI RİSKLİ
Bugün gelinen noktada Türkiye’deki yapı stokunun önemli bir bölümünün hâlâ yüksek deprem riski altında olduğu bir sır değildir. Mevcut binaların birçoğunun hasar görebilirliği yüksek olan 2000 yılı öncesi inşa edilmiş binalardan oluşması bir yana, son 25 yılda çıkarılan 6 imar affı yasasıyla mevzuata aykırı eklenti veya değişiklikler, gerekli tedbirler alınmadan kâğıt üstünde yasal hale getirilerek, mühendislik hizmeti almamış kaçak yapıların yasallaşması sağlanmıştır.
TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonunun 2023 tarihli raporu ülke genelinde 6-7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerektiğini; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise sadece İstanbul’da yaklaşık 600 bin konutun çok riskli olduğunu, toplamda 1,5 milyon konutun dönüşmesi gerektiğini ifade etmektedir. Resmî makamların açık beyanlarıyla ülke genelindeki yapı stokununnekadarsorunluolduğugözlerönüneserilmiştir.Bunarağmen,hâlâbütüncülvekamuoyuna açık bir yapı envanteri oluşturulmamış, hangi kentte kaç yapının riskli olduğu net biçimde ortaya konmamıştır. Risk bilinmeden, öncelik belirlenmeden, etkili bir dönüşümden söz etmek de mümkün değildir.
Yaklaşık on üç yıldır yürürlükte olan kentsel dönüşüm politikaları ise, deprem riskini azaltmaktan çok, çoğu zaman arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere indirgenmiştir. Oysa dönüşüm, yalnızca eski binaların yıkılıp yenilerinin yapılması değildir. Zemin özelliklerinden nüfus yoğunluğuna, ulaşım altyapısından toplanma alanlarına kadar pek çok unsurun birlikte ele alınmasını gerektiren kamusal bir planlama meselesidir. Bugüne kadar gerçekleştirilen dönüşüm uygulamaları, ülke genelindeki riskli yapı miktarıyla karşılaştırıldığında son derece sınırlı kalmış; özellikle dar gelirli yurttaşlarınyaşadığıbölgelerdedönüşümyahiçbaşlamamışyadasürdürülebilirbiçimdeilerlememiştir.
DEPREME HAZIRLIK ÖNEMLİ
Depreme hazırlık konusu ise ne yazık ki afet sonrasına sıkışan, sürekliliği olmayan bir başlık olarak ele alınmaktadır. Oysa asıl belirleyici olan, deprem olmadan önce yapılanlardır. Okulların, hastanelerin, kamu binalarının ve altyapı sistemlerinin ne ölçüde güvenli olduğu ne kadarının güçlendirildiği ya da yenilendiği şeffaf ve bütüncül bir şekilde paylaşılmadığı için hâlâ net değildir. Vurgulamak gerekir ki afet yönetimi, yalnızca arama-kurtarma ya da yardım ulaştırma kapasitesiyle değil, risk azaltma ve hazırlık düzeyiyle ölçülür, ki bu faaliyetlerde bile ne kadar hazırlıklı olunduğu da 6 Şubat Depremlerinin ardından açık bir şekilde görülmüştür(!)
Silivri Depreminden sonra en çok tartışma konusu olan deprem toplanma alanları meselesi de benzer bir plansızlığın göstergesidir. Bir çok kentte bu alanların sayısı yetersizken mevcut olanların bir kısmının ise imar değişiklikleriyle yapılaşmaya açıldığı çeşitli yerel yönetimler tarafından açıklanmıştır. Afet anında insanların nereye gideceğini bilmediği, toplanma alanlarına erişimin fiilen mümkün olmadığı bir kent düzeni, depremin kendisi kadar tehlikelidir. Toplanma alanları, afet sonrası değil; afet öncesi planlamanın asli unsuru olmak zorundadır.
DEPREM TOPLANMA ALANLARINA ULAŞMAK ZOR
Ayrıca belirtmek gerekir ki Deprem Toplanma Alanları salt boş bir alanı ifade etmez: üzerinde geçici barınma alanlarının kurulabileceği, elektrik, su, ısınma, duş, tuvalet gibi temel ihtiyaçların karşılanabileceği altyapıya sahip büyük ve geniş alanlar olarak tarif edilmektedir.
Açıkça görülmektedir ki yaşanan her büyük doğa olayı, gerekli önlemlerin vaktinde alınmaması nedeniyle birer afete dönüşerek büyük can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. Bilimi, planlamayı ve denetimi dışlayan, rantı egemen kılan bu yaklaşım, çaresizliğin ve yetersizliğin değil, siyasal bir tercihin eseridir.
Bugün üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen 6 Şubat depremlerinden etkilenen bölgelerde sorunlar hâlâ devam etmektedir. Yaşamını geçici barınma alanlarında sürdürmeye devam eden yurttaşların barınma, sağlık, eğitim ve altyapı sorunları tam olarak çözülebilmiş değildir. Yeniden inşa süreci, yalnızca binaların yapılmasıyla sınırlı tutulmakta; kentlerin sosyal, ekonomik ve kültürel dokusunun yeniden kurulması göz ardı edilmektedir. Oysa deprem sonrası iyileşme, uzun soluklu ve çok boyutlu bir süreçtir. Üstelik depremin hemen ardından 319 bini 1 yıl içinde olmak üzere toplam 650 bin yeni konutun depremzedelere teslim edileceği vaat edilmişken, 3. yılın sonunda nihayet 455 bin bağımsız bölüm teslim edilmiş ve bununla birlikte hedefe ulaşıldığı ilan edilmiştir.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası olarak bir kez daha vurguluyoruz: afetler kader değildir, bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan politikalarda ısrarın acı sonuçlarıdır. İvedi olarak yapılması gerekenler bellidir: Ülke çapında güncel ve şeffaf bir yapı envanteri oluşturulmalı, kentsel dönüşüm rant odaklı değil risk temelli bir kamu politikası olarak uygulanmalı, yapı üretiminin tüm aşamaları; proje, imalat ve denetim süreçlerinde mühendislik hizmetlerinin tam ve doğru bir biçimde verilebilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, uygulamalar sıkı bir şekilde denetlenmelidir. 6 Şubat’ta yitirdiklerimize karşı sorumluluğumuz, aynı acıların bir daha yaşanmaması için bugünden harekete geçmektir. Bilimin ve mühendisliğin uyarılarını dikkate almadan geçen her gün, yeni felaketlerin zeminini hazırlamaktadır.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, 6 Şubat Kahramanmaraş depremi nedeniyle yaptığı açıklamada, “Kaybettiklerimize sözümüz var: Unutmayacağız, unutturmayacağız, sorumluların peşini bırakmayacağız” dedi.
Başkan Balkanlı mesajında ’’6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen ve 11 ilimizi etkileyen büyük depremlerde on binlerce yurttaşımızı kaybettik, milyonlarca insanımız derin bir yıkım ve travmayla karşı karşıya kaldı. Aradan geçen zamana rağmen acımız ilk günkü tazeliğini korumaktadır” dedi. Balkanlı mesajında ayrıca şunlara yer Verdi:
Bu büyük felaket, yalnızca bir doğa olayı değildir. Bilimin, şehircilik ilkelerinin ve kamusal denetimin yok sayıldığı; yanlış politikaların ağır bir sonucudur. Deprem gerçeği bilindiği hâlde gerekli önlemler alınmamış, uyarılar dikkate alınmamış ve bedelini halkımız canıyla ödemiştir. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)olarak altını bir kez daha çiziyoruz: Bu ülkede depremler değil, ihmaller öldürmektedir. Yaşanan yıkım kader değildir. Sorumluların hesap vermesi, adaletin sağlanması ve benzer acıların bir daha yaşanmaması toplumsal bir zorunluluktur.
CHP Edirne İl Örgütü olarak; yaşamını yitiren tüm yurttaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyor, ailelerine ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyoruz.
Depremzedelerin barınma, sağlık, eğitim ve insanca yaşam hakları tam anlamıyla sağlanana kadar bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.CHP olarak bizler,insan hayatını esas alan, bilime dayalı, güvenli kentler ve sağlam yapılar hedefiyle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Olgay GÜLER Edirne’de, E.Ş. tarafından umre vaadiyle dolandırıldıklarını belirten 17 kişi, polis merkezine giderek şikayette bulundu.
Edirne’de umre ibadetini yerine getirmek için 3 ay önce bir firmayla irtibata geçen 17 kişilik grup, kişi başı bin 350 dolar ödedi. Ödemeyi yaptıkları firma görevlisi E.Ş.’den bir daha haber alamayan vatandaşlar, Selimiye Polis Merkezi’ne gelerek hakkında şikayetçi oldu.
Vatandaşlar, yaşadıkları mağduriyetlerle ilgili E.Ş. hakkında savcılığa da suç duyurusunda bulunacakları belirtti.
Evlerde temizlik yaparak umre için para biriktirdiğini söyleyen Bilgin Satan, “Parayla satılmayan umutlarımızı satın aldı. O paraları inşallah yemek ona nasip olmaz. 3 aydan beri çok heveslenmiştik, bir türlü bizi götürmedi. Ben o parayı evlere temizliğe giderek biriktirmiştim” dedi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı