Edirne Valiliği, ikaz ve alarm (siren) sistemlerinin il genelinde 28-29 Eylül 2026 tarihlerinde belli noktalarda testlerinin yapılacağını duyurdu. Valilik, 30 Eylül 2026 Çarşamba günü saat 15.00’te tüm siren sistemlerinin testi yapılacağını açıklayarak vatandaşların endişe ve paniğe kapılmamaları istendi.
Edirne Valiliğ’nden yapılan duyuruda şunlara yer verildi:
7126 sayılı Sivil Savunma Kanunu’nun 24’üncü maddesine istinaden; AFAD Başkanlığınca ülke düzeyinde “İkaz ve Alarm Sistemi Kurulum Projesi” yürütülmektedir.
Söz konusu proje kapsamında Edirne ilinde AFAD ve ASELSAN iş birliğiyle kurulan ikaz ve alarm (siren) sistemlerinin ilimiz genelinde 28-29 Eylül 2026 tarihlerinde belli noktalarda testler ve 30 Eylül 2026 Çarşamba günü saat 15.00’te tüm siren sistemlerinin testi yapılacaktır.
Yapılacak test esnasında tüm sirenler yüksek ses seviyesinde Test Kırmızı Alarm (“DİKKAT! DİKKAT! İLİMİZDE KURULAN İKAZ VE ALARM SİSTEMİNİN TEST YAYINIDIR, LÜTFEN PANİK YAPMAYINIZ.” + 30 SN. DALGALI SİREN SESİ) çaldırılacaktır.
Söz konusu yayın bir test yayını olup herhangi bir afet veya acil durum anlamına gelmemektedir.
Yüksek ses seviyesinde yapılacak olan ikaz ve alarm sistemi testi sırasında kurum, kuruluş ve vatandaşlarımızın gerekli hassasiyeti göstermeleri, test yayını nedeniyle endişe ve paniğe kapılmamaları önemle rica olunur.
Büyükşehirde yeni bir adrese geçmek, çoğu zaman yalnızca kutuları taşımak değil; günlük ritmi yeniden kurmak anlamına geliyor. İş, okul, ulaşım ve sosyal çevre gibi unsurlar karar sürecini etkilerken asıl yoğunluk taşıma gününde hissediliyor. İnsanlar eşyalarının zarar görmeden, planlı ve mümkün olduğunca stressiz ilerleyen bir süreç bekliyor. Bu beklenti de hazırlığın ne kadar erken başladığına doğrudan bağlı.
İyi bir taşınmanın temeli envanter çıkarmak. Hangi eşyanın götürüleceği, hangisinin bırakılacağı veya depolanacağı netleşirse hem süre hem maliyet daha öngörülebilir oluyor. Mutfak ürünleri, kitaplar, kıyafetler ve dekoratif parçalar ayrı paketlendiğinde yeni evde aranan şey daha hızlı bulunuyor. Cam, elektronik, ayna ve hassas mobilyalar için özel koruma malzemeleri kullanmak hasar riskini azaltıyor. Kutuların aşırı doldurulmaması da hem güvenliği hem ergonomiyi destekliyor.
Keşif, günün temposunu belirleyen kritik aşama. Asansör ölçüleri, merdiven genişliği, bina girişi, park alanı ve yükleme noktası önceden netleşirse sürpriz azalır. Site tipi yapılarda yönetim izinleri, güvenlik kayıtları ve saat kısıtları sürecin parçası olabiliyor. Bu bilgiler ekibe aktarıldığında hem hız artıyor hem çevreye verilen rahatsızlık düşüyor. Yanlış araç seçimi ise ya kapasite yetersizliği ya da gereksiz maliyet olarak geri dönebiliyor.
Evden Eve Nakliyat seçiminde fiyat kadar kapsamın açık olması önemli. Teklifte paketleme, demontaj-montaj, kat farkı, ek personel ve sigorta seçeneklerinin net yazılması gerekiyor. Çok düşük görünen rakamlar, sonradan ek kalemler çıktığında avantajını kaybedebiliyor. Yazılı teklif almak ve hizmet sınırlarını madde madde görmek, ileride anlaşmazlık riskini azaltıyor.
Şehir genelinde taşıma ihtiyacı semte göre değişiyor. İstanbul Evden Eve Nakliyat planlarında trafik ritmi, köprü-tünel yoğunluğu ve saat seçimi süreci doğrudan etkiliyor. Sabah erken başlangıç çoğu zaman daha kontrollü bir akış sağlıyor. Ay sonu ve ay başı dönemlerinde talep yükseldiği için rezervasyonu erkene almak, uygun tarih ve ekip bulmayı kolaylaştırıyor.
Anadolu yakasında site yaşamının yaygın olduğu bölgelerde ek adımlar devreye girebiliyor. Pendik Evden Eve Nakliyat süreçlerinde güvenlik prosedürleri, uygun durak noktası ve semt içi mesafe farklılıkları dikkate alınmalı. Geniş mobilya ve beyaz eşya yoğunluğunda demontaj-montaj hem hasar riskini azaltıyor hem asansör kullanımını kolaylaştırıyor. Esnek ama gerçekçi bir saat aralığı bırakmak, küçük gecikmelerin tüm günü bozmasını engelliyor.
Daha merkezi ve yoğun konut dokusuna sahip bölgelerde de benzer titizlik gerekiyor. Ümraniye Evden Eve Nakliyat taleplerinde çok katlı yapılar, asansör ölçüleri ve belirli saatlerdeki yükleme kısıtları planı şekillendiriyor. Ana arter yoğunluğu arttıkça süre uzayabildiği için erken başlangıç avantaj sağlıyor. Oda bazlı etiketleme ise yeni adreste yerleşimi ciddi biçimde hızlandırıyor.
İletişim, memnuniyetin görünmeyen belirleyicisi. Ekibin zamanında gelmesi, olası gecikmelerin bildirilmesi ve teslim sırasında bilgilendirme yapılması güven duygusunu güçlendiriyor. Aynı gün içinde eski adresten çıkıp yeni adrese yerleşmek isteyenlerde saat planının gerçekçi kurulması kritik. Temel ihtiyaç çantasında şarj aletleri, ilaçlar, temizlik ürünleri ve birkaç tabak-bardak bulundurmak ilk saatleri rahatlatıyor. Çocuklu ailelerde öncelikli kutunun ayrılması da aynı mantığa dayanıyor.
Hava koşulları da planın parçası olmalı. Yağışlı günlerde zemin kayganlığı, merdiven kullanımı ve açık alanda bekleyen eşyalar için branda ile kaydırmaz örtü öneriliyor. Yaz aylarında sıcaklık ve yoğun talep bir araya gelince erken rezervasyon daha fazla önem kazanıyor. Virajlı ve dur-kalk trafiği olan güzergâhlarda araç içi sabitlemenin titiz yapılması, uzun vadede daha az sorun çıkarıyor.
Sigorta ve sorumluluk kapsamı konuşulmadan süreç tamamlanmış sayılmamalı. Değerli elektronik, antika ve özel üretim mobilyalarda ek güvence seçenekleri değerlendirilebiliyor. Hasar durumunda tutanak tutulması ve izlenecek yolun bilinmesi müşteri açısından önemli. Taşınma sonrası teslim kontrolü ihmal edilmemeli; varsa hasarın anında tespiti ileride sorun yaşanmasını engelliyor. Önce yatak odası ile mutfağın kurulması, ardından dekoratif yerleşime geçilmesi daha işlevsel bir yol.
Bazı geçişlerde depolama ihtiyacı da ortaya çıkabiliyor. Yeni ev henüz teslime hazır değilse ya da tadilat sürüyorsa eşyaların güvenli alanda bekletilmesi gerekebilir. Nem kontrolü, güvenlik ve envanter takibi sorulmalı. Kısa süreli bekletmelerde bile etiketleme ve listeleme kayıp riskini düşürüyor. Parçaları numaralandırılmış mobilyalar, yeni adreste kurulumu hızlandırıyor.
Doğru bilgilendirme, doğru beklenti yönetimini de beraberinde getiriyor. Hangi semtte nelere dikkat edilmesi gerektiği ve sürecin adım adım nasıl ilerleyeceği net anlatıldığında karar vermek kolaylaşıyor. Bu noktada cetinkayanakliyat.com.tr üzerinden sunulan içerikler, taşıma türüne göre yön arayanlar için başvuru noktası olarak değerlendirilebiliyor. Bilinçli tercih belirsizliği azaltıyor; belirsizlik azaldıkça taşınma daha yönetilebilir hale geliyor.
Sonuç olarak semt farklarını dikkate alan bir yaklaşım, süreci korkulan bir iş olmaktan çıkarıyor. Erken hazırlık, yerinde keşif, kaliteli paketleme ve açık iletişim bir araya geldiğinde hem eşyalar güvende kalıyor hem yeni yaşama geçiş daha huzurlu oluyor. Zamanı ve emeği korumanın en güçlü yolu, planı baştan doğru kurmak.
İstanbul’da taşınma sezonu açılınca telefonlar aynı anda çalıyor: “Bugün müsait misiniz?”, “En ucuz kaç?”, “Sigorta var mı?”. Fiyat odaklı sorular anlaşılır; ama yalnızca fiyata bakmak, tüketiciyi en çok zarara uğratan yol. Bu yazı, Kozcuoğlu Nakliyat A.Ş. sahasından derlenen bir kontrol listesi. Amaç reklam değil; yanlış firmadan kaçınmak için somut sorular üretmek.
1) Firma gerçekten keşif yapıyor mu?
Keşifsiz verilen “sabit fiyat” çoğu zaman sahada şişer. Dar asansör, dış cephe ihtiyacı, fazla koli… Hepsi sonradan ek ücret olarak gelir. Güvenilir süreç, yerinde veya en azından görüntülü detaylı ekspertizle başlar. Kozcuoğlu Nakliyat, ücretsiz ekspertizle teklif yazdığını; eşya hacmi ve özel ürünleri peşinen tespit ettiğini belirtiyor. Tüketiciye soru: “Teklifiniz keşiften sonra mı kesinleşiyor?” Yanıt muğlaksa uzak durun.
2) Teklif satır satır mı, yoksa tek rakam mı?
Tek satırlık “her şey dahil” cümlesi cazip görünür. Ama paketleme dahil mi? Montaj dahil mi? Sigorta limiti ne? Asansör yoksa ne olacak? Şeffaf firmalar kalemleri ayırır. Kozcuoğlu Nakliyat, kapsamı yazılı açtığını duyuruyor. Tüketici, teklifi imzalamadan “hariç kalanlar”ı sormalı.
3) Sigorta poliçesi gösteriliyor mu?
“Sigortalıyız” demek yetmez. Poliçenin türü, limiti, muafiyeti ve hasar başvuru süreci sorulmalı. Teslimatta tutanak tutuluyor mu? Hasar bildirimi kaç gün içinde yapılmalı? Bu sorulara net yanıt vermeyen yapı risklidir. Kozcuoğlu Nakliyat, sigorta kapsamını sözleşme aşamasında netleştirdiğini; tutanaklı teslim yaptığını ifade ediyor.
4) İlçe bilgisini ciddiye alıyor mu?
İstanbul’da her semt aynı değil. Tuzla Evden Eve Nakliyat işi site randevusuna bağlı ilerlerken, merkezî semtlerde sokak genişliği ve park yasağı devreye girer. Firma, “her yere aynı araç” diyorsa operasyon bilgisi zayıf demektir. Kozcuoğlu Nakliyat ekipleri, ilçe ve bina koşullarına göre araç-ekip planı yaptıklarını söylüyor. Tüketiciye soru: “Bizim sokağa hangi araç girebilir?”
5) Ambalaj standardı yazılı mı?
“Biz paketleriz” ifadesi boşluk bırakır. Balonlu naylon, köşe koruyucu, mobilya battaniyesi, koli tipi… Malzeme listesi teklifte görünmeli. Özellikle Üsküdar Evden Eve Nakliyat gibi dar merdivenli bölgelerde ambalaj kalitesi hasarı doğrudan etkiler. Zayıf ambalaj, kısa mesafede bile zarar çıkarır.
6) Şehirler arası ile şehir içi ayrımı var mı?
Bazı firmalar her taşımayı aynı tarife gibi anlatır. Oysa uzun yol ayrı disiplindir. Ümraniye Evden Eve Nakliyat ile şehirler arası sefer aynı risk profiline sahip değildir. Yol uzadıkça sabitleme ve envanter önem kazanır. Kozcuoğlu Nakliyat, şehirler arası yüklerde ek koruma ve güzergâh planı uyguladığını belirtiyor. Tüketici, “uzun yolda ne değişiyor?” diye sormalı.
7) Teslimat ve yerleştirme net mi?
Eşyayı indirip bırakmak ile odaya yerleştirmek farklı işler. Montaj dahil mi? Etiketleme var mı? Acıbadem Evden Eve Nakliyat gibi site pencerelerinin kısa olduğu bölgelerde yerleştirme hızı kritik. Kozcuoğlu Nakliyat, oda bazlı etiket ve montaj sırasıyla teslimatı yönettiğini söylüyor. Tüketici, yeni adreste neyin yapılacağını peşinen yazdırmalı.
Kırmızı bayraklar
– Peşin tam ödeme baskısı – Keşifsiz “kesin fiyat” iddiası – Sigorta belgesi göstermeme – Sözleşmesiz çalışma – “Hasar olursa bakarız” belirsizliği – Referans ve iletişim adresi vermeme
Bu bayraklardan biri bile varsa tüketici durmalı. Ucuzluk, belgesizlikle birleşince pahalıya mal olur.
Pozitif işaretler
– Ücretsiz ve gerçekçi ekspertiz – Yazılı, kalem kalem teklif – Sigorta ve tutanak disiplini – İlçe/bina koşullarına göre plan – Net iletişim ve sorulara açık yanıt
Kozcuoğlu Nakliyat A.Ş., 2004’ten beri İstanbul’da bu pozitif işaretleri operasyon standardı olarak sunduğunu duyuruyor. Tüketici için önemli olan marka vaadi değil; bu standartların sahada görünmesi.
Küçük bir karar matrisi
Fiyatı tek başına puanlamayın. Şu üç soruya “evet” diyorsanız ilerleyin: 1) Keşif yaptılar mı? 2) Kapsam yazılı mı? 3) Sigorta ve tutanak net mi?
Üçünden biri eksikse pazarlık etmek yerine firmayı değiştirmek daha ucuza gelir. Çünkü hasar, ikinci gün taşıması veya depolama sürprizi; ilk teklifteki farkın katını götürür.
Son söz
Taşınma, yılda bir kez yapılan ama hatası pahalı bir iş. Tüketici olarak en güçlü silahınız soru sormak. Kozcuoğlu Nakliyat’ın sahadan gelen mesajı da bu: Doğru soru, doğru firma seçimini kolaylaştırır. Listeyi cebinize koyun; teklif alırken tek tek sorun. Yeni adresiniz, bu dikkatle daha güvenli kurulur.
Fiyat karşılaştırması nasıl yapılır?
Üç firmadan teklif almak doğru; ama elma ile armut kıyaslanmamalı. Aynı keşif şartları, aynı paketleme kapsamı, aynı sigorta limiti olmadan rakamlar yanıltır. En düşük teklif, en dar kapsam olabilir. Kozcuoğlu Nakliyat, tüketicinin teklifleri “kalem kalem” yan yana koymasını öneriyor. Paketleme birinde dahil, diğerinde hariçse rakamlar konuşulamaz.
Sözleşmede mutlaka olması gerekenler
Taşınma tarihi ve saati, adresler, eşya kapsamı, paketleme durumu, sigorta bilgisi, toplam bedel, ödeme şekli, iptal koşulları, hasar bildirim süresi. Bunlardan biri eksikse tüketici zayıf kalır. Sözlü vaat, uyuşmazlıkta zor kanıtlanır. Yazılı metin şart.
İptal ve erteleme
Site randevusu kayınca veya anahtar gecikince tarih kayabilir. İptal/erteleme ücreti peşinen bilinmeli. Son gün iptalde yüzde kesinti olabilir; bu kötü niyet değil, ekip ve araç rezervasyonunun maliyetidir. Önemli olan sürpriz olmaması. Kozcuoğlu Nakliyat, erteleme koşullarını peşinen paylaştığını belirtiyor.
Şikâyet ve hasar süreci
Hasar görüldüğü anda tutanağa işlenmeli. Eve yerleştikten günler sonra fark edilen hasarda ispat zorlaşır. Fotoğraf çekmek, kutuyu açarken yanınızda birinin olması, bildirim süresine uymak kritik. Sigorta süreci firma üzerinden yürür; tüketici poliçe şartlarını bilmeli.
“Referans” nasıl okunur?
Yalnızca yıldız puanı yetmez. Semtinize benzer iş yapmış mı? Şehirler arası tecrübesi var mı? Site operasyonu biliniyor mu? Kozcuoğlu Nakliyat, ilçe bazlı deneyimin İstanbul’da fark yarattığını savunuyor. Tüketici, “bizim binaya benzer iş yaptınız mı?” diye sormalı.
Kadın ve yaşlı tüketiciler için ek güvenlik
Eve yabancı ekip almak tedirgin edici olabilir. Kimlik/yaka kartı, önceden bildirilen ekip listesi, tek yetkili kontak kişi; güvenlik hissini artırır. Değerli eşya kişisel çantada tutulmalı. Kozcuoğlu Nakliyat, saha ekibinin süreç boyunca tanımlı iletişim hattıyla yürüdüğünü ifade ediyor.
Kontrol listesini cebinizde taşıyın
Keşif var mı? Teklif kalem kalem mi? Sigorta belgesi göründü mü? İlçe/bina planı konuşuldu mu? Ambalaj malzemesi yazılı mı? Teslimat ve montaj net mi? Tutanak var mı?
Yedi sorunun yedisine net “evet” alamıyorsanız, fiyat ne olursa olsun durun. Kozcuoğlu Nakliyat A.Ş., bu sorulara sahada yanıt üretebildiğini duyuruyor. Tüketici gücü, ucuz teklifte değil; doğru soruda.
Son kontrol: Taşınma sabahı
Taşınma sabahı kapıda tartışma olmamalı. Anahtar hazır mı, asansör randevusu aktif mi, ödeme planı net mi, özel eşya listesi ekibe verildi mi? Bu dört soruya “evet” diyorsanız gün yönetilebilir demektir. Hayır varsa işe başlamadan çözün. Kozcuoğlu Nakliyat, sabah brifinginde bu maddeleri hızlıca teyit ettiğini belirtiyor. Tüketici olarak sizin de listeniz hazır olsun. Piyasada çok firma var; azı sorularınıza net yanıt verir. O azın içinden seçin.
NECİP SOYLU VEFAT ETTİ Selami Soylu ve Hasan Soylu’nun babaları, Dursun Soylu’nun kardeşi Necip Soylu 77 yaşında vefat etti. Merhum dün, Hasan Sezai Dergahı Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yıldırım Mezarlığında toprağa verildi.
HEDİYE ERGÜVEN VEFAT ETTİ Devlet Su İşlerinden emekli merhum Hacı Adnan Ergüven’in eşi, Mehmet, Necip, Ahmet Ergüven’in anneleri, Gülcan, Ayşe ve Reyhan Ergüven’in kayınvalideleri, Mustafa, Fatih, Meltem, Gülce, Elifnaz, Ece, Rüzgar, Beyza ve Ege Ergüven’in babaanneleri Hediye Ergüven 86 yaşında vefat etti. Merhume dün Eski Camide ikinde namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeniimaret Mezarlığında toprağa verildi.
FAHRETTİN CANBAY VEFAT ETTİ Hacıumur Köyünden merhum Mehmet Canbay’ın oğlu, merhume Kadriye Canbay’ın eşi, merhume İlknur, merhume İkbal, Fatih ve Ayşe Canbay’ın babaları Fahrettin Canbay77 yaşında vefat etti. Merhume dün Hacıumur Köyü Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Mezarlığında toprağa verildi.
YENİ Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın, İstanbul-Edirne arasındaki otoyolun özelleştirilmesi halinde 168 liralık geçiş ücretinin 780 liraya kadar çıkabileceği yönündeki açıklaması, otoyolun en uzun bölümünü kullanan Edirneliler açısından ayrı bir önem taşıyor. Yavuzyılmaz’ın öne sürdüğü hesaplamaya göre, bugünkü 168 liralık ücretin 780 liraya çıkması halinde tek yön için 612 liralık bir fark oluşurken, gidiş-dönüş yapan bir Edirnelinin yalnızca otoyol geçişi için ödeyeceği tutar ise bugünkü 336 liradan 1.560 liraya yükselebilecek.
YENİ Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, özelleştirme kapsamına alınan Karayolları Genel Müdürlüğü’ne ait Avrupa Otoyolu’nun İstanbul-Edirne güzergâhındaki geçiş ücretinin, özelleştirme gerçekleşmesi halinde kademeli olarak 780 liraya kadar çıkabileceğini öne sürdü.
Yavuzyılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İstanbul-Edirne arasındaki 211 kilometrelik güzergâhta mevcut geçiş ücretinin 168 lira olduğunu belirterek, kilometre başına ücretin 0,80 lira olduğunu ifade etti.
Aynı güzergâhta bulunan ve Yap-İşlet-Devret modeliyle işletilen Kuzey Marmara Avrupa Otoyolu’nda ise kilometre başına ücretin 3,71 lira olduğunu belirten Yavuzyılmaz, iki ücret arasındaki fark üzerinden yaptığı hesaplamayla, özelleştirme sonrasında İstanbul-Edirne otoyolunda geçiş ücretinin 780 liraya kadar çıkabileceğini savundu.
Yavuzyılmaz, bunun mevcut ücrete göre yüzde 360’a varan artış anlamına geleceğini öne sürdü.
EDİRNE’Yİ YAKINDAN İLGİLENDİRİYOR
Söz konusu iddia, otoyolun en uzun bölümünü kullanan Edirneliler açısından ayrı bir önem taşıyor. İstanbul’a işi, eğitimi, sağlık hizmetleri veya çeşitli nedenlerle düzenli olarak gidip gelen Edirneliler, olası bir yüksek geçiş ücretinden doğrudan etkilenebilecek.
Bugünkü 168 liralık ücretin 780 liraya çıkması halinde tek yön için 612 liralık bir fark oluşacak. Gidiş-dönüş yapan bir Edirnelinin yalnızca otoyol geçişi için ödeyeceği tutar ise bugünkü 336 liradan 1.560 liraya yükselebilecek.
Ancak 780 liralık rakamın henüz gerçekleşmiş bir tarife olmadığı, bunun Yavuzyılmaz’ın özelleştirme sonrasında uygulanabileceğini öne sürdüğü hesaplama olduğu özellikle belirtiliyor.
“EDİRNE’Yİ DE DÜŞÜNÜN”
İstanbul ile Edirne arasındaki otoyol, yalnızca iki kenti birbirine bağlayan bir ulaşım güzergâhı değil. Edirne’den İstanbul’a günlük veya haftalık olarak gidip gelen vatandaşlar için de önemli bir ulaşım hattı.
Bu nedenle otoyolun gelecekteki işletme modeli ve geçiş ücretlerinin nasıl belirleneceği Edirne açısından da yakından takip ediliyor.
Şimdilik ortada kesinleşmiş 780 liralık bir tarife bulunmuyor. Ancak ortaya atılan rakam bile, “İstanbul’a gitmenin bedeli ne olacak?” sorusunu Edirnelilerin gündemine taşımaya yetiyor.
21. Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın geçtiğimiz Cuma günü geldiği Edirne’de çeşitli ziyaretler gerçekleştirip gittiğini belirterek, çeltik üreticinin ise hala fiyat beklediğini söyledi.
Şimşek, “Peki çeltik üreticisinin sorunu çözüldü mü? Hayır!” dediği açıklamasında, şunlara yer verdi:
“Üretici hâlâ TMO’nun alım fiyatını bekliyor. Hasat kapıda, maliyet ortada; ancak üreticinin önünü görebileceği bir fiyat açıklanmış değil.
Çeltik üreticimizin kilogram başına maliyeti yaklaşık 47,50 TL seviyesinde. Başta mazot olmak üzere gübre, ilaç, tohum, sulama ve diğer girdi maliyetleri sürekli artarken verilen destekler üreticinin yükünü karşılamıyor.
Üreticimizin beklentisi açık ve nettir: TMO, çeltik alım fiyatını bir an önce açıklamalı; 50-55 TL/kg seviyesindeki üretici beklentisini dikkate almalıdır. Bir diğer önemli konu da hasat döneminde ithalat baskısının önlenmesidir. Çiftçimiz kendi tarlasında ürettiği ürünü satamadan ithal ürünle rekabet etmek zorunda bırakılmamalıdır. Bu yıl yaşanan verim kayıpları da dikkate alınmalı, üreticiye gerekli destek verilmelidir.
Artık söz değil, somut adım istiyoruz. Bakan geldi, gitti. Şimdi sıra TMO’da! Çeltik üreticisi bekliyor:
Fiyat açıklansın, üreticinin emeği korunsun, hasat döneminde ithalat baskısı olmasın! Üreticimizi rantiyeye teslim edilmesin.
TMO alım fiyatının açıklanması piyasa dengeleri için çok önemlidir. Sanayici ürün alması için TMO nun alım fiyatını beklemektedir.
Çünkü mesele sadece çeltik değildir. Mesele üreticinin geleceğidir. Mesele Türkiye’nin gıda güvenliğidir. Çiftçi üretmezse Türkiye üretemez!”
Hekim Birliği Sendikası, 28-29-30 Eylül 2026 tarihlerinde sendikal eylem gerçekleştirme kararı aldı. Sendikadan yapılan açıklamada, eylemin iş bırakma eylemi olmadığına dikkat çekilerek, “28–29–30 Eylül’de görevimizin başında olacak; hastalarımızı dinlemek, muayene etmek, değerlendirmek ve bilgilendirmek için gereken zamanı ayıracağız” denildi. Türk Tabipler Birliği de eyleme destek verdiklerini açıkladı.
Hekim Birliği Sendikası’ndan yapılan açıklamada, ” Hekimlerin ekonomik, sosyal ve özlük haklarının geliştirilmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve sağlık kurumlarında güvenli çalışma ortamının sağlanması amacıyla uzun süredir gerek Sağlık Bakanlığı nezdinde gerekse kamuoyu önünde girişimlerimizi sürdürüyoruz. Sorunları yalnızca dile getirmedik; çözüm önerilerimizi de ortaya koyduk. Taleplerimizi ilgili idari makamlara ilettik, görüşmeler gerçekleştirdik ve çözüm için gerekli adımların atılmasını bekledik” denildi.
Açıklamada, “Ancak gelinen noktada, hekimlerin çalışma hayatını doğrudan etkileyen temel sorunların devam ettiğini ve daha önce açıkladığımız beş açık ve somut talebimizin karşılanmadığını görüyoruz. Bu nedenle Hekim Birliği Sendikası Merkez Yönetim Kurulumuz, demokratik ve hukuki sendikal haklarımız çerçevesinde eylemlilik sürecinin başlatılmasına karar vermiştir” ifadelerine yer verilerek şu talepler dile getirildi:
TALEPLERİMİZ AÇIK VE NETTİR
“Hekim nöbet ücretlerinin, hekimlik mesleğinin taşıdığı sorumluluk ve fedakârlığa uygun seviyeye yükseltilmesi, Hekimlerin yıllık izinlerinde uygulanan teşvik kesintilerinin sona erdirilmesi ve 12 güne kadar olan yıllık izinlerde teşvik ortalamasının izin süresinin tamamında uygulanması, Diş hekimleri ile ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında görev yapan hekimler için teşvik dağıtım oranının en az %36 olarak belirlenmesi ve teşvik sistemindeki adaletsizliklerin giderilmesi, Sabit ek ödemenin en az iki kat artırılması ve emekliliğe tam olarak yansıtılması, Aile hekimlerinin vekâletsiz izinlerinde uygulanan mali kesintilerin kaldırılması ve vekâlet hizmeti veren hekimlere görevlendirme ücreti ödenmesi.
Bu talepler bir ayrıcalık talebi değildir. Hekimlik mesleğinin sorumluluğuna, çalışma koşullarına ve verilen sağlık hizmetinin niteliğine uygun, adil ve sürdürülebilir bir çalışma düzeninin gereğidir.
SAĞLIKTA ŞİDDET VE GÜVENLİK SORUNU ARTIK ERTELENEMEZ
Ekonomik ve özlük haklarımızın yanı sıra sağlık kurumlarında güvenli çalışma ortamının sağlanamaması da eylemlilik kararımızın temel gerekçelerinden biridir.
Kamu sağlık tesislerine ateşli silahlar ile kesici ve delici aletlerin girişini engelleyecek etkili güvenlik tedbirlerinin yeterli düzeyde alınmaması; hekimlerin ve diğer sağlık profesyonellerinin can güvenliğini ciddi biçimde tehdit etmeye devam etmektedir.
Bir hekimin görevinin başında kendi can güvenliğinden endişe etmesi kabul edilemez.
Sağlık hizmetinin güvenli şekilde sürdürülebilmesinin ilk şartlarından biri, sağlık hizmetini sunanların güvenliğinin sağlanmasıdır.
28-29-30 EYLÜL 2026’DA SENDİKAL EYLEM
Açıklanan nedenlerle Merkez Yönetim Kurulumuzca; Yukarıda belirtilen taleplerimizin karşılanması ve sağlık kurumlarında etkili güvenlik önlemlerinin alınması amacıyla 28, 29 ve 30 Eylül 2026 tarihlerindeki mesai saatleri içerisinde sendikal eylem gerçekleştirilmesine,
Eylem süresince MHRS üzerinden randevu verilmemiş hastalara (acil ve kesintisiz yürütülmesi zorunlu sağlık hizmetleri hariç olmak üzere) poliklinik hizmeti sunulmamasına,
Eylem süresince, randevu aralıklarının ilgili hekimin mesleki değerlendirmesi doğrultusunda belirlenmesi kaydıyla; normal polikliniklerde randevu sürelerinin en az 10 dakika, diş hekimliği polikliniklerinde ise en az 30 dakika olacak şekilde düzenlenmesine ve belirtilen sürelerin altında randevu oluşturulmamasına, karar verilmiştir.
AMACIMIZ SAĞLIK HİZMETİNİ AKSATMAK DEĞİL
Kamuoyunun özellikle bilmesini isteriz ki; sendikal mücadelemizin amacı vatandaşlarımızın sağlık hizmetine erişimini engellemek değildir.
Aksine, nitelikli ve güvenli sağlık hizmetinin sürdürülebilmesi için hekimin emeğinin karşılığını aldığı, dinlenebildiği, mesleki bağımsızlığını koruyabildiği ve can güvenliğinden endişe etmeden çalışabildiği bir sağlık sisteminin oluşturulmasını istiyoruz.
Hekimin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ile hastanın aldığı sağlık hizmetinin niteliği birbirinden ayrı düşünülemez.
Hekime yeterli muayene süresi tanınması da yalnızca hekimin çalışma hakkıyla ilgili değildir; aynı zamanda hastanın güvenli, özenli ve nitelikli sağlık hizmeti alma hakkının gereğidir.
BU EYLEM BİR BAŞLANGIÇTIR
Hekim Birliği Sendikası olarak diyalog ve çözüm yollarının açık tutulmasından yanayız. Sağlık Bakanlığını ve ilgili tüm kamu otoritelerini taleplerimizi değerlendirmeye, hekimlerin sesine kulak vermeye ve sağlık sisteminin kronikleşmiş sorunlarının çözümü için somut adımlar atmaya davet ediyoruz.
Ancak açıkça ifade ediyoruz: Taleplerimizin karşılıksız bırakılması hâlinde geri adım atmayacağız.
Başlattığımız bu süreç tek bir eylemle sınırlı değildir. Üyelerimizden ve sahadan gelecek görüş ve geri bildirimleri dikkate alarak eylemlerimizin kapsamını ve süresini kademeli olarak artırmaya; gerektiğinde iş bırakma kararı dâhil olmak üzere demokratik ve hukuki sınırlar içerisinde her türlü sendikal eylem kararını almaya kararlıyız.
Hekimlerin emeğinin değersizleştirilmesine, özlük haklarının gerilemesine ve sağlık profesyonellerinin güvensiz ortamlarda çalışmak zorunda bırakılmasına sessiz kalmayacağız.
Taleplerimiz nettir, mücadelemiz kararlıdır. Çözüm için diyaloga, haklarımız için mücadeleye hazırız.
İŞİMİZİN DE, EYLEMİMİZİN DE BAŞINDAYIZ!
Gerçekleştireceğimiz sendikal eylem bir iş bırakma eylemi değildir. 28–29–30 Eylül’de görevimizin başında olacak; hastalarımızı dinlemek, muayene etmek, değerlendirmek ve bilgilendirmek için gereken zamanı ayıracağız.
Eylem süresince; Normal poliklinik muayenelerinde her hastaya en az 10 dakika, Diş hekimliği polikliniklerinde her hastaya en az 30 dakika ayırarak çalışacağız. İşimizin de, eylemimizin de başındayız.”
TÜRK TABİPLER BİRLİĞİ DE DESTEK VERDİ
Türk Tabipleri Birliği, Hekim Birliği Sendikası’nın 28-30 Eylül tarihlerinde gerçekleştireceği eylemi ve meslektaşlarının hak mücadelesini desteklediklerini duyurdu.
Yapılan açıklamada, “Hekimlerin ve sağlık emekçilerinin insanca çalışma koşulları, emeklerinin karşılığı olan güvenceli bir ücret, güvenli bir çalışma ortamı ve şiddetten arındırılmış bir sağlık sistemi talepleri; yalnızca sağlık emekçilerinin değil, nitelikli sağlık hizmeti almayı hak eden tüm yurttaşlarımızın da talepleridir. Toplumun sağlık hakkının gasp edilerek piyasaya terk edildiği, emeğin değersizleştirildiği, ekonomik krizin giderek derinleştiği bu dönemde, emek ve hak mücadelesinin önemini bir kez daha vurguluyoruz. Kamu otoritesini, bu meşru talepleri dikkate alarak kalıcı çözümler üretmeye çağırıyoruz” denildi.
Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi tarafından düzenlenen “Diş Hekimliğinde Genç Bakış Sempozyumu: Balkanlara Açılan Bilim”, Balkan Kongre Merkezi Senato Salonu’nda gerçekleştirildi.
Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler, sempozyumun açılış programında yaptığı konuşmada geçmişte yüzyıllara yayılan değişimlerin günümüzde yapay zekâ ve teknolojideki gelişmelerle çok daha kısa sürede gerçekleştiğine dikkat çekti. İnsan bedenine doğrudan müdahale eden mesleklerde bilgi ve teknik yetkinliğin tek başına yeterli olmadığını belirten Hatipler, bilimsel bilginin ahlaki duruş, merhamet ve insani değerlerle bütünleşmesi gerektiğini vurguladı.
Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Yılmaz ise sempozyumun bilgi ve deneyim paylaşımının yanı sıra ulusal ve uluslararası bilimsel iş birlikleri açısından değerli bir başlangıç olduğunu belirtti. Yılmaz, programda diş hekimliği ve farklı bilim dallarından güncel konuların ele alındığını söyledi.
Açılış konuşmalarının ardından ilk oturumda, Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Güdücüoğlu, “Paleomikrobiyoloji ve Antik Diş Taşlarının İpuçları” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.
İki gün süren sempozyumda güncel konular multidisipliner bir yaklaşımla ele alınırken bilimsel oturumların yanı sıra uygulamalı çalışmalar gerçekleştirildi.
“Balkanlara Açılan Bilim” temasıyla bilimsel paylaşım ve akademik iş birliklerinin sınırların ötesine taşınması, Trakya Üniversitesinin Balkanlarla olan tarihsel ve kültürel bağlarının bilimsel çalışmalarla güçlendirilmesi hedeflendi.
Sempozyum, farklı disiplinlerden akademisyenleri ve öğrencileri bir araya getirdi.
Programa Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Rektör Danışmanı ve Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Ali İhsan Meşe, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.