HSG Filmi Rahim ve Tüpler Hakkında Hangi Bilgileri Verebilir?

HSG filmi, kontrast maddenin rahim boşluğu ve fallop tüplerinde ilerlemesini gösterir. Bu, rahim boşluğunun genel şeklini ve tüplerin açık olup olmadığı hakkında daha fazla bilgi sağlar.

Kontrast maddenin tüplerden geçerek karın boşluğuna yayılması, tüp açıklığının değerlendirilmesinde önemli bir sonuçtur. Geçişin görülmediği durumlarda tıkanıklık olasılığını incelemek mümkündür. Bununla birlikte, geçici tüp spazmları görüntüyü etkileyebilir.

HSG Filmi Gebelik Planlamasında Neden İstenebilir?

Gebelik gerçekleşebilmesi için fallop tüpleri açık olmalıdır. Yumurta ve spermin tüpler içinde buluşması nedeniyle tüplerdeki tıkanıklık gebelik oluşumunu etkileyebilir.

Bu nedenle, HSG filmi infertilite araştırmalarında sıklıkla kullanılan yöntemlerden biridir. İnceleme sırasında, rahim boşluğunun şeklini etkileyebilecek çeşitli yapısal koşullar da gözden geçirilebilir.

HSG Filmi Çekimi İçin Adet Sonrası Dönem Neden Tercih Edilir?

HSG filmi genellikle adet kanaması bittikten sonra veya yumurtlama öncesinde planlanır. Bu zamanlama, erken gebelik riskini azaltmak için çok önemlidir.

Herkesin adet döngüsünün süresi aynı değildir, bu nedenle çekim günü kişisel olarak belirlenebilir. İşlemden önce, son adet tarihi ve gebelik ihtimali gözden geçirilir. Bu, görüntülemenin doğru zamanda yapılmasını sağlar.

Açık Emar Kimler İçin Daha Konforlu Olabilir?

Açık emar, özellikle kapalı alan hissinden rahatsız olan veya klasik tünel MR cihazlarında zorluk çeken bazı kişiler için daha iyi bir seçenek olabilir. Cihazın tasarımının bir sonucu olarak çevrenin daha açık olması, çekim sırasında insanların daha rahat hissetmesine neden olabilir.

Ancak açık emar sistemlerinin teknik özellikleri aynı değildir. Kullanılan cihazın uygunluğunu belirleyen temel bileşenler, görüntülenecek alan ve gerekli görüntü ayrıntısıdır.

Açık Emar ile Hangi Bölgeler Görüntülenebilir?

Açık emar sistemlerinde omurga, eklemler, beyin ve farklı vücut bölgelerine yönelik MR incelemeleri yapılabilir. Hangi bölgelerin görüntülenebildiği cihazın teknik kapasitesine göre değişebilir.

Diz, omuz veya bel gibi kas-iskelet sistemi bölgelerinde Açık emar tercih edilebilir. Ancak bazı ayrıntılı görüntülemelerde daha yüksek manyetik alan gücüne sahip farklı MR sistemleri gerekebilir. Bu nedenle cihaz seçimi çekimin amacına göre yapılır.

HSG Filmi Sırasında Kontrast Madde Neden Kullanılır?

HSG sırasında kullanılan kontrast madde, rahim boşluğu ve tüplerin X-ışını altında görünür hale gelmesini sağlar. Maddenin rahim içerisindeki dağılımı ve tüplerden ilerleyişi görüntülenerek yapısal değerlendirme yapılabilir.

Kontrast maddenin hareketi, yalnızca tüplerin açıklığı hakkında değil, rahim boşluğunun genel konturu hakkında da bilgi sağlayabilir. İşlem sırasında bazı kişiler kısa süreli kramp veya basınç hissedebilir.

Açık Emar Çekiminde Radyasyon Var mıdır?

Hayır. Açık emar da diğer MR sistemleri gibi iyonlaştırıcı radyasyon kullanmaz. Görüntüler güçlü manyetik alan ve radyo dalgaları yardımıyla oluşturulur.

Bu özellik Açık emarı tomografi ve röntgen gibi X-ışını kullanan yöntemlerden ayırır. Ancak manyetik alan nedeniyle kalp pili, bazı implantlar veya metalik tıbbi cihazlar çekim öncesinde mutlaka değerlendirilmelidir.

HSG Filmi ile Açık Emar Arasındaki Temel Fark Nedir?

HSG Filmi ve Açık emar hem kullanım alanı hem de çalışma prensibi bakımından farklı yöntemlerdir. HSG özellikle rahim ve fallop tüplerinin değerlendirilmesine yönelikken Açık emar çok daha geniş anatomik bölgelerde kullanılabilir.

HSG X-ışını ve kontrast madde kullanır. Açık emar ise manyetik alan ve radyo dalgalarından yararlanır. Bu nedenle iki yöntemi birbirinin alternatifi olarak değerlendirmek doğru değildir.

Açık Emar Seçiminde Cihaz Özellikleri Neden Önemlidir?

Açık emar cihazlarının manyetik alan gücü ve görüntüleme kapasitesi farklı olabilir. Bu özellikler görüntü kalitesini ve çekim süresini etkileyebilir.

Bazı incelemelerde Açık emar yeterli ayrıntı sağlayabilirken bazı durumlarda farklı MR sistemleri tercih edilebilir. Bu nedenle yalnızca cihazın açık tasarıma sahip olmasına değil, yapılacak incelemeye uygun teknik kapasite sunup sunmadığına da dikkat edilmesi gerekir.HSG Filmi ve Açık emar farklı görüntüleme ihtiyaçlarına yönelik kullanılan iki ayrı yöntemdir. HSG Filmi rahim boşluğu ve fallop tüplerinin açıklığının değerlendirilmesine yardımcı olurken Açık emar vücudun çeşitli bölgelerinin manyetik rezonans yöntemiyle görüntülenmesini sağlar.

HSG Filmi özellikle gebelik planlaması ve infertilite araştırmalarında gündeme gelebilir. Açık emar ise kapalı MR cihazlarında zorlanan kişiler için daha rahat bir görüntüleme deneyimi sağlayabilir. Hangi yöntemin tercih edileceği araştırılan sağlık problemine ve görüntülenecek bölgeye göre belirlenir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

HSG Filmi tüplerin ikisinin de açık olup olmadığını gösterebilir mi?

Evet. Kontrast maddenin sağ ve sol fallop tüplerinden geçişi ayrı ayrı değerlendirilebilir.

HSG Filmi sonrası lekelenme olabilir mi?

İşlem sonrasında kısa süreli hafif lekelenme veya kramp görülebilir. Bu etkiler kişiden kişiye değişebilir.

Açık emar kapalı emardan tamamen farklı bir teknoloji midir?

Hayır. Her ikisi de manyetik rezonans görüntüleme prensibiyle çalışır. Temel fark cihaz tasarımı ve bazı sistemlerde manyetik alan özellikleridir.

Açık emar çekiminde metal eşyalar çıkarılır mı?

Evet. Manyetik alan nedeniyle takı, saat ve diğer metal eşyaların çekim öncesinde çıkarılması gerekir.

HSG Filmi gebelik sırasında uygulanabilir mi?

Hayır. HSG gebelik sırasında uygulanmaz. Bu nedenle çekim zamanlamasında gebelik ihtimalinin bulunmadığı dönem tercih edilir.

Açık emar her MR incelemesi için uygun mudur?

Her zaman değil. İncelenecek bölge ve gerekli görüntü ayrıntısına göre farklı MR sistemleri daha uygun olabilir.

Aramızdan ayrılanlar

HACI ŞABAN SAVAŞ VEFAT ETTİ
Tayakadın Köyü sakinlerinden merhum Şevket Savaş’ın oğlu merhume Memnune Savaş’ın eşi Hacı Şaban Savaş 95 yaşında vefat etti. Merhum dün Tayakadın Köyü Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Mezarlığında toprağa verildi.

BEKİR ERGENİŞ VEFAT ETTİ
Devlet Su İşlerinden emekli ve Ayşekadın semti sakinlerinden Bekir Ergeniş 86 yaşında vefat etti. Nuran Ergeniş’in eşi, Şerif Ergeniş ve Ebru Cacık’ın babaları olan merhum, dün Eski TOKİ Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.

CEMAL ÖZER VEFAT ETTİ
Ramazan ve Mahmure Özer’in oğulları, Ramazan, Ahmet, Mehmet, Raşit ve Derya Özer’in babaları Cemal Özer 67 yaşında vefat etti. Merhum dün Üç Şerefeli Camisinde ikindi namazını Takiben kılınan cenaze namazının ardından Yıldırım Mezarlığında toprağa verildi.

Ayçiçeğinde üreticiye ‘ithalat’ şoku

Olgay GÜLER

Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, ayçiçeğinde gümrük vergilerinin düşürülmesini 2 ay öne çeken düzenlemenin, hasat dönemine denk gelmesinin, üreticiyi zora soktuğunu söyledi.

Ayçiçeğinde gümrük vergilerinin düşürülmesini 2 ay öne çeken düzenleme, 27 Ağustos 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Normal şartlarda yüzde 20’lik gümrük vergisinin 30 Kasım tarihinde %12’ye düşürülmesi planlanırken, söz konusu kararla bu tarih 2 ay geriye çekilerek 1 Ekim 2026’ya alındı. Hasat dönemine denk gelen düzenleme, üreticilerin tepkisine neden olurken, Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, hükümetten ek prim desteği çağrısında bulundu. 

‘KARAR ÜRETİCİMİZİ ZORA SOKTU’

Arabacı, üreticinin maliyetlerinin yerinde durmadığını, günden güne arttığını belirterek, “Maliyetlerimiz yerinde durmuyor. Günden güne artıyor. Bizim maliyetlerle birlikte bu verim ortalamasına baktığımızda, üreticimizde ve bizlerde Türkiye’nin 40 lira bandında olması yönünde bir beklenti oluştu. Tabii serbest piyasa ilk başladığında 38 ve yağ oranları güzel olan ürünlerimizi 42, hatta 43 liraya kadar bir fiyat oluştu. Ama Bakanlığımız, yüzde 20 olan gümrük vergisini yüzde 12’ye düşüreceğini zaten daha önce açıklamıştı. Ama bunu iki ay geriye çekmesi ve tam bizim dönemimize çekiyor olması üreticimizi ciddi anlamda etkiledi ve zora soktu. Çünkü Bakanlığımızın bu açıklamayı tam hasat döneminde açıklaması, serbest piyasanın gerilemesini sağladı” dedi.

‘İLK AÇIKLANDIĞINDA MUTLU OLMUŞTUK’

Kendilerinin normal şartlar altında söz konusu düzenlemeyi desteklediklerini anlatan Arabacı, “Halbuki biz bakanlığımız ilk açıklama yaptığında, yüzde 20 olan gümrük vergisini yüzde 12’ye düşürdüğünü ama bunun yıl sonu gibi olacağını ve bir de tarife kontenjanı olduğundan dolayı mutlu olmuştuk. Neden? Burada birebir uygulaması var. Yani buradan bir alım, yurt dışından da bir alma ihtimali vardı. Bu, üreticiyi kollayan bir açıklamaydı. Biz bu yüzde 20’nin yüzde 12’ye düşmesini o süreçte çok fazla hissetmeyecektik. Ama hasat döneminde bunu iki ay öne çekmesi Bakanlığımızın ve bunu tam bizim hasadımızın döneminde açıklaması, piyasaların ciddi anlamda düşüş yapmasını sağladı” diye konuştu.

“TRAKYA BİRLİK’İN DE ELİNİ KOLUNU BAĞLADI”

İthalat düzenlemesi nedeniyle piyasaların gerilemesinin bölgenin en büyük alıcısı Trakya Birlik’i de zor durumda bıraktığına kaydeden Arabacı, “Doğal olarak piyasalar düşünce, çiftçinin kuruluşu, bir kooperatifimiz ve ayçiçeğiyle ilgili Bakanlığımız bir fiyat açıklamıyor, alım yapmıyor. Evet. Bizim burada en büyük alıcımız, yani Türkiye’deki en büyük alıcı Trakya Birlik diyebiliriz. Sekiz tane kooperatifiyle her bölgeden alım yapıyor. Doğal olarak serbest piyasa böyle olunca, gümrük vergilerinin düşürülmesi bu durumu Trakya Birlik’i de zora soktu. Yani maalesef ki evet, sizin dediğiniz gibi eli kolu bağlandı diyebiliriz. Doğal olarak bu süreçte onlar da mücadele etti. Yani düzelmesi, canlanması için biraz beklediler. Ama mevcut piyasalara göre bir fiyat açıkladılar” şeklinde konuştu.

“BAKANLIK ADIM ATMALI”

Üreticilerin hak ettiği karşılığı alabilmesi için hükümet nezdinde yeni hamleler yapılması gerektiğinin altını çizen Arabacı, “Üreticimizin bu beklentisi dediğim gibi 40 lira bandında. İnşallah önümüzdeki süreçte Bakanlığımız bununla ilgili de bir çalışma yapar. Yurt dışından gelen ürünlerle ilgili tekrar bu gümrük vergilerini düzenlemek mi olur ya da farklı bir uygulama mı olur, bununla ilgili inşallah bir çalışma yapar ve Trakya Birlik ön alım fiyatı olarak… Tamam. Yani üreticilerimizin beklediği, Trakya Birlik’in, yani serbest piyasa düzelir. İnşallah Trakya Birlik de üreticilerimizin istediği şekilde bir gerçek fiyat oluşturur ve üreticilerimizin yani bir nebze olsun rahat nefes almasını sağlar” ifadelerini kullandı.

YENİ Parti’de 1822 üye sandığa gidecek

Olgay GÜLER

YENİ Parti’de 27 Eylül Pazar günü merkez ilçe başkan adayının belirleneceği ön seçimde 1822 üyenin oy kullanacağı öğrenildi.

YENİ Parti Edirne Merkez İlçe Başkanlığı’nın seçim sürecinde gözler 27 Eylül 2026 Pazar günü gerçekleştirilecek ön seçime çevrildi. Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde saat 10.00’da başlayacak ön seçimde, parti üyeleri Merkez İlçe Başkanlığı için sandığa gidecek. Merkez ilçe başkanının kesinleşeceği birinci olağan genel kurul da 4 Ekim’de gerçekleştirilecek.

1822 ÜYE SANDIĞA GİDEBİLECEK

Edinilen bilgiye göre, 26 Ağustos 2026 tarihine kadar YENİ Parti’ye üye olan toplam 1822 üye, Merkez İlçe Başkanlığı ön seçiminde oy kullanma hakkına sahip olacak. Sandık başına gidecek üyelerin tercihleri sonucunda en fazla oyu alan isim, 4 Ekim 2026 Pazar günü gerçekleştirilecek Merkez İlçe Kongresi’nde delegelerin onayını alacak.

ADAYLIK İÇİN SON BAŞVURU 25 EYLÜL

Kurucu Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör ve Emine Çiğdem Aydın’ın talip olduğu Merkez İlçe Başkanlığı için başvurular 25 Eylül 2026 Cuma günü saat 23.59’a kadar devam edecek  Bu tarihe kadar yapılacak yeni başvurularla ön seçimde yarışacak aday sayısı netlik kazanacak.

Mora Katliamı’nın 205. yıldönümü

1821 ‘Mora Katliamı dolayısıyla  Edirne – Balkan Türkleri Federasyonu ve ona bağlı derneklerce Yunanistan’ın Edirne Konsolosluğu önüne yarın siyah çelenk konularak basın bildirisi okunacak.

Trakya Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cevat Güneş, Yunanistan Konsolosluğu’nun önünde saat 103.’da gerçekleştirilecek programın ardından saat 11:30’da da Saraçlar Caddesi PTT yanında Mora Katliamı konulu Resim Sergisi açılacağını söyledi..

1821 Mora İsyanı sırasında, bölgenin idari merkezi Tripoliçe’nin Rum isyancı çetelerinin eline geçmesinin ardından çok sayıda Türk ve Müslüman hayatını kaybetti. Eylül 1821’de yaşanan Tripoliçe Katliamı, dönemin sivillere yönelik en ağır şiddet olaylarından biri olarak tarihe geçti.

Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Sabri Can Sannav, katliamın 205. yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, yaşananların tarihî kaynaklar ışığında ele alınmasının önemine dikkat çekti.

Mora İsyanı’nın Yunanistan’ın bağımsızlığına uzanan siyasi sürecin önemli dönüm noktalarından biri olduğunu belirten Sannav, bölgedeki Türk ve Müslümanların büyük kayıplar verdiğini ifade etti.

Saldırılar nedeniyle çok sayıda kişinin Tripoliçe, Benefşe, Anavarin, Gördüs ve Anabolu gibi korunaklı şehirlere sığındığını aktaran Sannav, kuşatmaların açlık, susuzluk ve salgın hastalıklara yol açtığını belirtti.

Tripoliçe’nin ele geçirilmesiyle şiddetin en ağır boyutlarından birine ulaştığını belirten Sannav, Türk ve Müslüman nüfusun büyük bölümünün öldürüldüğünü söyledi. Sannav, şiddetin Müslüman Arnavutlar ile Yahudi nüfusu da etkilediğini, özellikle Tripoliçe’deki Yahudi toplumunun ağır kayıplar verdiğini ifade etti.

Olayların Osmanlı arşiv belgeleri, Avrupalı gönüllülerin hatıratı, yabancı seyyahların anlatıları ve döneme ilişkin Yunan kaynaklarında da yer aldığını vurguladı.

“Tarihî gerçeklerle yüzleşmek ortak bir insanlık bilinci için önem taşıyor”

Sannav, yaşananların siyasi gelişmelerin yanı sıra sivillerin maruz kaldığı şiddet açısından da bilimsel yöntemlerle incelenmesi gerektiğine dikkat çekti.

Geçmişteki acıların yeni düşmanlıklar oluşturmak için değil, tarihî gerçeklerle yüzleşmek ve ortak bir insanlık bilinci geliştirmek amacıyla ortaya konulması gerektiğini ifade eden Sannav, Enstitünün konuya ilişkin çalışmalarını sürdüreceğini kaydetti.

Sannav, Mora’da hayatını kaybedenleri rahmetle andı.

Enez kanalizasyon sistemi için suç duyurusu!

Daha güzel daha sağlıklı bir Enez için projelendirilen Enez Merkezi’ni ve Enez Sahil Sitelerini kapsayan kanalizasyon ve arıtma sisteminin sorun çözen değil sorun üreten bir ortam yarattığı gerekçesi ile suç duyurusunda bulunuldu.

Kartopu Enez Gönüllüleri Derneği Başkanı Hasan Akkuş ve Sahil Sakinleri ile Dayanışma Deneği Başkanı Ulaş Demiray’ın Edirne Valiliği, Enez Kaymakamlığı, Enez Belediyesi ve Enez Cumhuriyet Savcılığına gönderdikleri yazıda sistemin sorunları çözerek Enez’e değer katması beklenirken, sonuçta Enez’i daha kötü ve sağlıksız bir konuma taşıdığı belirtildi.

Söz konusu projenin ya da uygulamanın yanlış olduğu, arıtma tesisinin yanlış konumlandırıldığı ve yetersizliği, derin deşarj kanalının olmadığı, Enez Merkez’deki atıkların pompalarla Sahildeki Arıtmaya taşınması planlanmışken bunun gerçekleşmediği, sonuçta merkezdeki atıkların arıtılmadan Meriç Nehri’ne ve Enez’in göz bebeği Lagün Göllerine salıverildiği iddia edildi.

“Bu sistemin projelendirilmesi ve uygulanması için Enez Belediyesi’nin iller bankasına milyonlarca lira borçlandırıldığını, yine iller Bankası gözetiminde bu sistemin tamamlandığını ve kesin kabulünün de yapıldığını” belirten Sahil Derneği Başkanı Ulaş Demiray “Ancak kullanım sürecinin başlamasıyla sorunlar, proje ve uygulama hataları su yüzüne çıkmıştır. Sahil Sitelerinin bir bölümü kokudan, denize açıktan akıtılan yeterince arıtılamamış deşarj sisteminin plajlarda yarattığı kirlilik ve sağlıksız ortamdan rahatsızdır. Bu sağlıksız ortam ve kirlilik Enez’in turizmde hak ettiği yerden uzaklaşmasına neden olmaktadır. Ayrıca işlevsiz kalan sistem nedeniyle çok önemli bir Devlet zararı söz konusudur ” dedi.

Demiray, ilgili makamlara da iletilen talepleri şu şekilde sıraladı:

“Bu yazımız bir suç ihbarı sayılmalı soruşturma başlatılmalıdır.

Edirne Valiliği’ kendi tespitlerini de ekleyerek İller Bankası’nı göreve çağırmalıdır.

İller Bankası uzmanları, iddialarımız ve sorunun çözümü ile ilgili bir rapor hazırlamalıdır.

Bu kusurlu projeyi hazırlayan, uygulayan ve kabulünü yapanlar ve İller Bankası hakkında gerekli soruşturma başlatılmalıdır. Bu rezillik yapanın yanına kar kalmamalıdır.

Mevcut olumsuz durum halk sağlığı açısından da değerlendirilerek gerçekten proje kusurlu veya uygulama yanlış ise en kısa zamanda restorasyon projeleri yapılmalı gerekli düzenlemelerle acilen çalışmaya başlanmalı ve 2027 Yaz sezonuna kadar sorun çözümlenmelidir.

Hala taksitle ödemesi sürdürülen bu kusurlu proje için ödemenin durdurulması konusunda Enez Belediye Başkanlığınca mahkemeye başvurulmalıdır. Bugüne kadar ödenenler geri istenmelidir.

Özellikle göllere akıtılan atıklara derhal son verilmeli, sorun çözümleninceye kadar Enez Merkezde foseptik ve vidanjör sistemine dönülmelidir.”

Hür Gazete 19 yaşında!

Uzunköprü’de 26 Eylül 2008 tarihinde yayın hayatına başlayan Hür Gazete, 24 Eylül 2026 Perşembe günü yayımlanan 1937. sayısıyla 19. yayın yılına “merhaba” demenin gurur ve mutluluğunu yaşıyor.

Kuruculuğunu ve Genel Yayın Yönetmenliğini Selim Bekar’ın, İmtiyaz Sahipliğini Bahtiye Bekar’ın, Yazı İşleri Müdürlüğünü ise Fatih Karagöz’ün üstlendiği Hür Gazete, geride bıraktığı 18 yıl boyunca Uzunköprü’nün gündemini sayfalarına taşırken, ilçenin yakın tarihine de tanıklık etti.

BİK ilanı olmadan; okurlarının, abonelerinin ve reklam verenlerinin desteğiyle yayın hayatını sürdüren Hür Gazete, bugün 19. yılında da aynı heyecanla yoluna devam ediyor.

‘26 EYLÜL’DE OKURLARIMIZLA BULUŞACAĞIZ’

Hür Gazete, kuruluşunun 18. yıl dönümü ve 19. yayın yılına girişi dolayısıyla 26 Eylül 2026 Cumartesi günü düzenlenecek etkinliklerle okurları ve takipçileriyle bir araya gelecek.

Gazetenin kuruluşundan bugüne kadar yanında olan okurlarına teşekkür edilecek etkinliklerde, Hür Gazete’nin 18 yıllık yayın yolculuğundan anılar da paylaşılacak.

“HERKESE VE HER KESİME EŞİT MESAFEDE”

Hür Gazete İmtiyaz Sahibi Bahtiye Bekar, ilçenin temel sorunlarının çözümü konusunda yerel basına düşen sorumluluğu yerine getirmeyi ilke edindiklerini belirtti.

Hür Gazete’nin toplumun değerlerine saygılı, dürüst, seviyeli, birleştirici ve objektif bir yayın anlayışıyla yoluna devam ettiğini ifade eden Bekar, şunları söyledi:

“26 Eylül 2008 tarihinde yayın hayatına başlayan gazetemiz, Uzunköprü’yü kucaklayan; dürüst, seviyeli, birleştirici, tarafsız, herkese ve her kesime eşit mesafede ve objektif olmayı kendisine ilke edinerek sürdürdüğü yayın hayatında 18 yılı geride bıraktı. Şimdi 19. yılımıza merhaba diyoruz.”

Gazetenin yayın hayatı boyunca ilkelerinden taviz vermediğini vurgulayan Bekar, Hür Gazete’nin ilk yıllarında daha az sayfayla okurlarına ulaştığını, zaman içerisinde büyüyerek bugün 8 sayfa ve haftada iki gün yayımlanan bir yerel gazete haline geldiğini kaydetti.

Bekar, “Okurlarımıza dolu dolu bir gazete sunmak için çalıştık. Bundan sonra da tarafsızlık ve objektiflik anlayışımızdan taviz vermeden yolumuza devam edeceğiz” dedi.

BEKAR: “BİZİM TARAFIMIZ UZUNKÖPRÜ”

Hür Gazete Kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Selim Bekar ise 18 yıllık yayın hayatı boyunca doğru, objektif ve tutarlı habercilik yapmaya gayret ettiklerini söyledi.

Hür Gazete’nin yalnızca günlük gelişmeleri aktaran bir yayın olmadığını, aynı zamanda Uzunköprü’nün hafızasını tuttuğunu belirten Bekar, şöyle konuştu:

“Bizim tarafımız Uzunköprü, bizim tarafımız halkımızdır. 18 yıldır doğruyu yazmaya, yanlışı sorgulamaya, yapılan güzel işleri takdir etmeye ve verilen sözleri hatırlatmaya çalışıyoruz. Çünkü kendimizi Uzunköprü’ye ve Uzunköprülülere karşı sorumlu görüyoruz.”

Gazetenin en büyük gücünün okurlarından aldığı güven olduğunu ifade eden Bekar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“18 yılda belediye başkanları değişti, kaymakamlar geldi geçti, milletvekilleri değişti, teknoloji ve gazetecilik değişti. Ama Uzunköprü’nün güçlü bir yerel basına olan ihtiyacı değişmedi. Hür Gazete bugün hâlâ ayaktaysa bunun en önemli nedeni okurlarımızın bize duyduğu güvendir.”

“1937 SAYI, BİNLERCE HABER, 18 YILLIK BİR HAFIZA”

Hür Gazete, yayın hayatı boyunca Uzunköprü’nün sorunlarını, yatırımlarını, seçimlerini, sevinçlerini ve üzüntülerini sayfalarına taşıdı.

Kimi zaman bir yolun yapılmasını, kimi zaman bir yatırımın tamamlanmasını sordu; çiftçinin, esnafın, emeklinin ve vatandaşın sesini duyurmaya çalıştı.

Gazetenin 1937 sayılık arşivi, aynı zamanda Uzunköprü’nün son 18 yılına ışık tutan önemli bir yerel hafıza oluşturdu.

Selim Bekar, Hür Gazete’nin bundan sonraki yayın çizgisini ise şu sözlerle özetledi:

“Dün ne söylendiğini arşivimizden çıkarıp bugün ne yapıldığını sormaya devam edeceğiz. Yanlış gördüğümüzde yazacağız, doğru yapılanı takdir edeceğiz. Çünkü gazetecilik yalnızca bugünü yazmak değil, gerektiğinde dün söyleneni de hatırlatmaktır.”

EN BÜYÜK TEŞEKKÜR OKURLARIMIZA

Hür Gazete yönetimi, kuruluşundan bugüne kadar gazeteye emek veren editörlere, yazarlara, muhabirlere, dağıtım çalışanlarına, matbaa emekçilerine, abonelere, reklam verenlere ve okuyucularına teşekkür etti.

Hayatını kaybeden Hür Gazete yazarları ve çalışma arkadaşları da unutulmadı. Ebediyete uğurlanan gazete emekçileri rahmetle anıldı.

18 yılı geride bırakıp 19. yayın yılına giren Hür Gazete, bundan sonra da Uzunköprü’nün gündemini takip etmeye, sorularını sormaya ve kentin hafızasını tutmaya devam edecek.

18 yılı geride bıraktık, daha söyleyecek çok sözümüz var.  26 Eylül 2008’den bugüne… 1937 sayı, binlerce haber, binlerce fotoğraf ve değişmeyen bir söz: Uzunköprü için hür, halk için hür.”

Bakan Yumaklı Edirne’de

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, temas ve incelemelerde bulunmak üzere bugün Edirne’ye gelecek.

Bakan Yumaklı’nın Edirne’deki ilk durağı saat 10.00’da Lalezar Restaurant olacak. Yumaklı, burada  Türkiye Yüzyılı Buluşmaları basın açıklamasını gerçekleştirecek.

Edirne Valiliği’ni saat 11.00’de ziyaret edecek olan Bakan Yumaklı, saat 15.30’de Çömlekköy Barajı’nda incelemelerde bulunacak.