Edirne İl Sağlık Müdürü Dr. Mustafa İshak Yıldırım, Dünya Aşı Haftası kapsamında çocukluk çağı aşılarının mutlaka yapılması konusunda çağrıda bulundu.
İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, 24-30 Nisan Dünya Aşı Haftası etkinlikleri kapsamında Barutluk Mahallesi’nde bulunan TOKİ Aile Sağlığı Merkezi’nde (ASM) vatandaşlara yönelik bilgilendirme ve aşılama çalışmaları başlatıldı. Çalışmalar kapsamında, İl Sağlık Müdürü Mustafa İshak Yıldırım’ın katılımıyla, tanıtım etkinliği düzenlendi. ‘Kendini ve sevdiklerini korumak için aşılan’ temasıyla düzenlenen etkinlikte, hem bebeklik dönemi aşıları hem de yetişkinlere yönelik hatırlatma dozlarının önemine dikkat çekildi.
’13 FARKLI ÇOCUK HASTALIĞINA KARŞI ÜCRETSİZ AŞILAMA SÜRÜYOR’
İl Sağlığı Müdürü Yıldırım buradaki açıklamasında, aşılama sayesinde birçok hastalığın görülmediğine dikkat çekerek, “1980’li yıllardan beri Sağlık Bakanlığımız tarafından Genişletilmiş Bağışıklık Programı uygulanıyor. Bu program sayesinde Dünya’da çok büyük salgınlara sebebiyet veren çok büyük ölümlere ve engelli kalmaya sebebiyet veren suçiçeği, çiçek hastalığı gibi poliomyelit gibi hastalıklar neredeyse yok oldu. Çiçek hastalığı 1977’de eradike edildi. Poliomyelit çocuk felci ise 1988’den beri ülkemizde görülmemekte. Bu başarının tek sebebi bizim evlatlarımızı aşılamamız. Bu genişletilmiş bağışıklık poliomun bir başarısı. Şu anda da 13 farklı çocuk hastalığına karşı ücretsiz aşılamalarımızı yapmaya devam ediyoruz” dedi.
“ÜCRETSİZ BİR ŞEKİLDE AŞILARIMIZI YAPIYORUZ”
Aşıların yapılmaya devam edilmesinin çocuklar ve toplum sağlığı açısından önemine vurgu yapan Yıldırım, “Aile Sağlığı Merkezi’nde, Toplum Sağlığı Merkezi’nde ücretsiz bir şekilde aşılarımızı yapıyoruz. Aşıları yaptırmamız hem kendi evlatlarımızı hem de toplumumuzun sağlığı açısından çok çok önemli. Çünkü hem evlatlarımızı hastalıklara karşı koruyacağız hem de bakterilerin, hastalıkların toplum içerisinde dolaşımını engelleyerek diğer vatandaşlarımızı da koruyacağız. Bu tüm yakınlarımız ve sevdiklerimiz için olmazsa olmaz bir durum” diye konuştu.
Yıldırım, vatandaşları gerekli durumlarında aşılarını yaptırmaları için Aile Sağlığı Merkezi ve Toplum Sağlığı Merkezleri’ne davet etti.
Türkiye’yi demir yoluyla Avrupa’ya birleştirecek 3 etaplı Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Projesi’nde, yapım çalışmaları tamamlanan Çerkezköy – Kapıkule kesiminde, test sürüşüne başlandı.
Asya-Avrupa koridorunun ilk parçasını oluşturan proje, ‘İpek Demir Yolu’ güzergahının Türkiye’den geçen bölümünün Avrupa bağlantısını sağlıyor. Hem ulaşım hem de ticaret açısından büyük önem taşıyan projenin 2019 yılında yapımına başlanan 153 kilometrelik Çerkezköy-Kapıkule kısmını devamında Çerkezköy – Ispartakule ve Ispartakule – Halkalı hatları izledi.
Çerkezköy-Kapıkule kesiminde yapım çalışmaları tamamlanırken, belli bölümlerinde test sürüşleri gerçekleştirilmeye başlandı. Güzergahlar üzerinde geliş ve gidiş istikametinde test sürüşü gerçekleştirildi.
Halkalı-Kapıkule Demir Yolu Projesi; 153 kilometrelik Kapıkule-Çerkezköy, 67 kilometrelik Çerkezköy – Ispartakule ve 8,4 kilometrelik Ispartakule – Halkalı etaplarından oluşuyor. Proje kapsamında, yolcu trenleriyle İstanbul – Edirne arası seyahat süresinin 4 saatten 1 saat 30 dakikaya, yük trenleriyle ise 8 saat 30 dakikadan 3 saat 30 dakikaya düşürülmesi hedefleniyor.
Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM), Mayıs ayı içerisinde gerçekleştirilecek etkinliklerin takvimi açıklandı. Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, “Amacımız; şehrimizin her köşesinde kültürün, sanatın ve birlikte olmanın sıcaklığını çoğaltmak” dedi. Edirne’nin kültür ve sanat hayatının önemli merkezlerinden biri haline gelen Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi (AKM), Mayıs 2026 programıyla sanatseverlere dopdolu bir takvim sunuyor. Mayıs ayı boyunca AKM Büyük Salon; konserlerden stand-up gösterilerine, tiyatro oyunlarından sahne performanslarına kadar birçok etkinliğe ev sahipliği yapacak.
Etkinlikler, 2 Mayıs saat 20.00’de Anadolu’nun zengin kültürel mozaiğini yansıtan “Hatay Medeniyetler Korosu” konseriyle başlayacak. Biletli olarak gerçekleştirilecek bu özel konser, müzikseverlere unutulmaz bir akşam yaşatacak. Sanat dolu program, 7 Mayıs saat 20.30’da sahnelenecek olan ve tiyatroseverlere keyifli anlar sunacak “Konken Partisi” adlı oyunla devam edecek.
9 Mayıs saat 19.30’da sahne alacak “Kakapedia Zorba Show”, izleyicilere görsel bir şölen sunacak. Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek bu gösteride, Türkiye’nin en büyük Yunan dansları gruplarından Kakapedia; Sirtaki, Zorba, Zeibekiko, Zeybek ve Ada danslarını sahneleyecek.
Mayıs ayının ortalarında ise mizah ve müzik ön plana çıkıyor. 11 Mayıs saat 19.30’da, son dönemin dikkat çeken isimlerinden Deniz Göktaş, biletli stand-up gösterisiyle izleyicilere kahkaha dolu anlar yaşatacak. Hemen ardından, 13 Mayıs saat 20.00’de Edirne Belediyesi Türk Sanat Müziği Topluluğu, “Solistler Geçidi” konseriyle sanatseverlerle ücretsiz olarak buluşacak.
14 Mayıs saat 19.30’da ise Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarı iş birliğiyle düzenlenecek “Çok Sesli Oda Müziği Topluluğu Konseri”, klasik müziğin çok sesli ve etkileyici örneklerini dinleyicilere sunacak.
Ayın sonuna yaklaşırken Edirne Belediyesi Şehir Tiyatrosu tarafından sahnelenecek oyunlarla edebiyatın derinliklerine inilecek. 21 Mayıs saat 19.00’da sahnelenecek “Çehov’dan Üçü Bir Arada” adlı oyun, üç farklı hikâyeyi tek sahnede buluşturarak izleyicileri klasik edebiyatın büyülü dünyasına davet edecek. Mayıs ayı etkinlik programı, 22 Mayıs saat 20.30’da sahnelenecek olan ve ücretsiz olarak izlenebilecek “Terminal” adlı tiyatro oyunu ile sona erecek.
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Mayıs ayı programına dair yaptığı açıklamada, “Mayıs ayının o güzel enerjisiyle birlikte yine bir aradayız. Baharın gelişini simgeleyen, yüzyıllardır süregelen Kakava ve Hıdırellez coşkusunu bu yıl da 5-6 Mayıs tarihlerinde hep birlikte yaşayacağız. Ateşlerimizi yakıp dileklerimizi tutarken, umutlarımızı tazeleyip o eşsiz birlik duygusunu yeniden hissedeceğiz.
Bu güzel günlerin yanı sıra ay boyunca konserlerden tiyatrolara, atölyelerden çeşitli etkinliklere kadar pek çok programla sizlerle olacağız. Amacımız; şehrimizin her köşesinde kültürün, sanatın ve birlikte olmanın sıcaklığını çoğaltmak.” İfadelerini kullanarak tüm hemşehrilerini Kakava-Hıdırellez Şenliklerine ve etkinliklere davet etti.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne il Başkanı Yücel Balkanlı, yaptığı sosyal medya paylaşımları nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan Ankara Ayaş Kaymakamı Muharrem Eligül’ün Edirne’ye atanmasına sert tepki gösterdi. Balkanlı, “Edirne, tartışmalı uygulamaların ardından yapılan görevlendirmelerin sorgulanmadan kabul edileceği bir kent değildir” dedi.
Ankara’ da Milletvekilimiz Umut Akdoğan’a sosyal medya hesabı üzerinden “Kes Lan” diye hitap etmesi ve sosyal medyadan yaptığı açıklamalar üzerine inceleme başlatılarak tenzili rütbe ile Edirne’ye Hukuk İşleri Müdürü olarak atanan Ankara Ayaş Kaymakamı ile ilgili açıklama yaptı.
Ankara Ayaş Kaymakamı Muharrem Eligül Edirne’ye atandı
Balkanlı yaptığı açıklamada ”Kamu görevinde bulunan bir Kaymakamın, Milletvekilimize yönelik “Kes lan!” gibi kabul edilemez bir üslup kullanması, devlet ciddiyetiyle asla bağdaşmaz. Üstelik daha önce kamuoyuna yansıyan açıklamalarında da sorumluluktan uzak, kamu görevine yakışmayan bir yaklaşım ile sosyal medyadan paylaşımda bulunması , bunun münferit bir hata değil, yerleşmiş bir anlayış sorunu olduğunu göstermektedir” dedi.
Başkan balkanlı açıklamasında şunlara yer verdi: Böylesi bir tablonun ardından yapılan görevlendirme ise adeta “hesap verme” yerine “yer değiştirme” yönteminin tercih edildiğini ortaya koymaktadır. Ve buradan açıkça soruyoruz: Bu atama neden Edirne’ye yapılmıştır? Bu kararın gerekçesi nedir?
Edirne, Cumhuriyet’in köklü değerlerini taşıyan, hukuka ve demokrasiye bağlılığıyla bilinen bir kenttir. Edirne sahipsiz değildir. Edirne, tartışmalı uygulamaların ardından yapılan görevlendirmelerin sorgulanmadan kabul edileceği bir kent değildir. Yoksa Edirne’nin, kamuoyunda tepki çeken isimlerin gönderildiği bir “arka plan” ya da “gözden uzaklaştırma” alanı olarak görüldüğü mü düşünülmektedir? Kimse Edirne halkının bu tür tasarrufları sorgulamayacağını sanmasın. Bu atamadan yalnızca Edirne halkının değil, kamu görevini ciddiyetle sürdüren, liyakat ve devlet terbiyesiyle yetişmiş bürokrasinin de rahatsızlık duyduğunu görmek gerekir. Bürokraside görev yapmış, emek vermiş bir yönetici olarak ifade ediyorum ki; bu tür atamaların doğru olduğu düşünülmemektedir. Bu yaklaşım, yıllarını devlete adamış kamu görevlilerinin emeğine ve kurumsal değerlere zarar vermektedir.
Bu tablo, AKP iktidarının devleti parti çıkarları doğrultusunda kamu kurumlarını birer “sığınma alanı” gibi kullandığının açık bir göstergesidir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin devlet anlayışında ise; liyakat esastır, nezaket esastır, hukuk esastır. Devlet makamları kişisel öfkenin değil, millet iradesinin temsil edildiği yerlerdir. 23 yıllık AKP iktidarı; ekonomiden eğitime, sağlıktan tarıma kadar her alanda olduğu gibi, kamu yönetiminde de ciddi bir aşınmaya yol açmıştır. Kurumların itibarı zedelenmiş, devlet ciddiyeti örselenmiştir. İlk seçimde kurulacak Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında; kamu yönetimi yeniden liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleriyle yapılandırılacak, hiçbir makam keyfi tasarrufların ya da siyasi sadakatin ödüllendirildiği bir alan olmayacaktır. Hak, hukuk, adalet mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Edirne’nin Enez ilçesine bağlı Hasköy, Şehitler ve Işıklı köylerinde kurulması planlanan bentonit ocağına yönelik tepkiler büyüyor. Keşan Kent Konseyi’nce bölgede tarımsal üretimi ve doğal dengeyi tehdit ettiği gerekçesiyle söz konusu girişime karşı yapılan kapsamlı basın açıklamasında, özellikle üst verimli tarım toprağının sıyrılması, ekosistemin bozulması ve uzun süreli toz kirliliği riskine işaret edildi.
Açıklamada, Hamzadere Barajı’yla birlikte hayata geçirilmesi planlanan kapalı devre sulama sistemlerinin bölgeye önemli bir tarımsal kalkınma fırsatı sunduğu vurgulanırken, aynı dönemde gündeme gelen maden ocağı projesinin bu umutları gölgelediği ifade edildi. Kent Konseyi, “tarımsal üretimin eşiğindeki verimli toprakların geri dönüşü olmayan bir şekilde tahrip edilmek istendiğini” belirtti.
“Tarım Toprakları Yok Olacak”
Bentonitin endüstride geniş kullanım alanına sahip bir kil minerali olduğu hatırlatılan açıklamada, çıkarılma sürecinin ciddi çevresel tahribata yol açtığına dikkat çekildi. Özellikle üst verimli tarım toprağının sıyrılması, ekosistemin bozulması ve uzun süreli toz kirliliği riskine işaret edildi.
Bölgede yapılan ziyaretlerde köylülerin üretim hazırlığı içinde olduğuna değinilen açıklamada, buğday, ayçiçeği ve diğer tarımsal faaliyetlerin yoğun şekilde sürdüğü, çiftçilerin geçim kaynağı olan toprağı kaybetmek istemediği aktarıldı.
310’dan Fazla İtiraz Dilekçesi Toplandı
Köylülerin tepkisinin kısa sürede somut bir direnişe dönüştüğü belirtilen açıklamada, yalnızca üç gün içinde 310’un üzerinde itiraz dilekçesinin toplandığı bildirildi. Dilekçelerin köy muhtarları aracılığıyla Edirne’de ilgili kurumlara iletildiği kaydedildi.
Keşan Kent Konseyi’nin yanı sıra yerel yöneticilerin de sürece destek verdiği ifade edilirken, yapılan başvuruların Devlet Su İşleri, İl Tarım Müdürlüğü ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’na ulaştırıldığı belirtildi.
“Bu Mücadele Yeni Başlıyor”
Açıklamanın sonunda, bölge halkının toprağını koruma kararlılığına vurgu yapılarak şu ifadelere yer verildi:
“Bu topraklar bizim geçmişimiz ve geleceğimizdir. Tarımsal üretimi yok edecek, doğayı geri dönülmez şekilde tahrip edecek hiçbir girişime izin vermeyeceğiz. Toprağımızı ticari bir meta haline getirmek isteyen anlayışa karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.”
Keşan kent Konseyi’nin kapsamlı basın açıklamasının tam metni şöyle:
“Trakya’nın bereketli bağrında, Hamzadere Barajı’nın can suyuyla filizlenmeye hazırlanan Hasköy, Şehitler ve Işıklı köylerinde bugünlerde hem büyük bir umut hem de derin bir kaygı bir arada yaşanıyor. Kapalı devre sulama sistemlerinin bölgeye getireceği bolluk ve bereketin müjdesi henüz taze iken, bu aydınlık tablonun üzerine özel sektörün Bentonit ocağı açma girişimi bir karabasan gibi çöktü. Tarımsal kalkınmanın eşiğinde, topraklarımızı kedi kumu üretmek adına devasa çukurlara ve geri dönüşü olmayan bir yıkıma mahkûm etmek isteyen bu rantiye anlayışına karşı köylümüzün dik duruşu, tarihe not düşülecek bir direnişin fitilini ateşledi.
Bentonit; volkanik küllerin binlerce yıllık doğal ayrışmasıyla oluşmuş, kendi ağırlığının katbekat fazı sıvıyı hapsetme ve şişme yeteneğine sahip, ‘binbir suratlı’ bir kil mineralidir. Endüstride sondaj çamurundan döküm bağlayıcısına kadar geniş bir yelpazede kullanılan bu madde, son yıllarda özellikle evcil hayvan hijyeninde kedi kumu hammaddesi olarak yüksek bir ticari değer kazanmıştır. Ancak bu mineralin toprağın altından çıkarılması süreci, üst katmandaki o paha biçilemez tarım toprağının tamamen sıyrılmasını, yerel ekosistemin altüst olmasını ve bölgenin uzun yıllar toz bulutları altında kalmasını zorunlu kılmaktadır.
Muhtarlarımızın davetiyle ulaştığımız köylerde bizleri karşılayan manzara, Trakya’nın gerçek sahiplerinin toprağa olan sadakatiydi. Köy kahvelerinde rastladığımız o yorgun ama umut dolu yüzlerde, buğdayın son gübrelerinin atılıp tohuma gebe olduğu, pas ilacının atıldığı ve ayçiçeği ekimi için toprak tavının heyecanla beklendiği o kutsal telaşı gördük. Gözü kulağı meteorolojide, elleri ise toprağın sıcaklığında olan bu emektar insanlara, özel sektörün aldatıcı ve boş vaatlerinin ardındaki gerçek yıkımı bir bir anlattık. Geçmişte de benzer iştahlarla topraklarımıza göz dikenlerin nasıl püskürtüldüğünü hatırlatarak, bugün de aynı kararlılıkla yan yana duracağımızın sözünü verdik.
Bu haklı mücadelede Keşan Kent Konseyi’nin yanı sıra Keşan İl Genel Meclis Üyesi Aleattin Öztürk ve Enez İl Genel Meclis Üyesi Salih Akar’ın varlığı, direnişimize güç katan en büyük motivasyon kaynaklarından biri oldu. Kahvelerdeki samimi ve coşkulu sohbetlerin gölgesinde imzalanan formlar, sadece birer kağıt parçası değil, bu toprakların geleceğine vurulan sarsılmaz bir mühür niteliğindeydi. Dayanışmanın ve ortak aklın gücüyle, sadece üç gün gibi kısa bir sürede 310’u aşan itiraz dilekçesi toplanarak köylünün iradesi somut bir güce dönüştürüldü.
Toplanan bu binlerce umut ve itiraz, iki köy muhtarımız tarafından bizzat Edirne’ye taşınarak ilgili makamlara teslim edildi.
Kapalı devre sulama sistemlerini kuran DSİ İl Müdürlüğü, tarihimizi ve doğamızı korumakla yükümlü Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma İl Müdürlüğü ile üretimin kalbi olan İl Tarım Müdürlüğü ziyaret edilerek halkın net mesajı iletildi: Biz bu toprakları kâr hırsına teslim etmeyeceğiz.
Henüz çok yakın bir geçmişte, pandemi döneminde ‘Bir karış toprak boş kalmasın, ekin, dikin; tarım bizim kurtuluşumuzdur’ diye köyleri gezenlerin, bugün aynı toprakların bir maden ocağına kurban edilmesine seyirci kalmayacağına inanmak istiyoruz.
Süreç aslında yeni başlıyor ve bizler o tozlu köy yollarında, nasırlı ellerle el sıkışırken birbirimize sözü verdik. Atalarımızdan devraldığımız bu eşsiz mirası; çocukluk hayallerimizin geçtiği bu tarlaları, özel sektörün acımasız sömürüsüne ve kedi kumu torbalarına sığdırılacak bir ticari metaya dönüştürmeyeceğiz. Toprağımızın sesi, sermayenin gürültüsünden daha gür çıkmaya devam edecek ve bizler bu emaneti tertemiz, sürülmeye hazır ve bereketli bir şekilde gelecek nesillere miras bırakmak için sonuna kadar siper olacağız.”
Edirne’de okul öncesi öğrencisi minikler, Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırısında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencileri, düzenledikleri etkinlikle andı.
Edirne’deki bir çocuk evinde öğretmen ve öğrenciler, anlamlı bir etkinliğe imza attı. Duru Pakarda Parkı’nda bir araya gelen minikler, Kahramanmaraş’taki saldırıda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencileri andı. Etkinliğe Şükrüpaşa Mahallesi Muhtarı Esra Akgün Yılmaz, Duru Pakarda’nın annesi Sıla Lale ve Edirne Çocuk Hakları Derneği Başkanı Nebahat Çavuş katıldı.Saldırıda hayatını kaybedenler için resimler ve balonlar hazırlayan minik öğrencilere, öğretmenleri de eşlik etti.
Etkinlikte yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu.
Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde dekanlık devir teslim töreni gerçekleştirildi. Düzenlenen törende, fakültenin önceki dekanı Prof. Dr. Ahmet Altuğ Çilingir, görevini Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Trakya Üniversitesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Ali Yılmaz’a devretti.
Diş Hekimliği Fakültesi’nde gerçekleştirilen törene, Genel Sekreter Hüseyin Türkel, Genel Sekreter Yardımcıları Doç. Dr. Ali İhsan Meşe ve Nurdan Cankaya ile Daire Başkanları Doç. Dr. Deniz Taşkın ve Dr. Öğr. Üyesi Cem Taşkın katıldı.
Tören, karşılıklı iyi dileklerin iletilmesi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık “Sosyal Gündem Analiz Raporu”nda “Okullardaki Cinayet – İntihar Vakaları” konusu ele alındı.
Söz konusu raporda; artan şiddet olaylarının arka planında yer alan psikolojik, sosyal ve yapısal nedenler kapsamlı şekilde değerlendirildi. Raporda, zorbalık, dışlanma, travma ve psikolojik sorunların birikiminin bu tür vakalara nasıl zemin hazırladığı ortaya konulurken, erken uyarı işaretleri, sosyal medyanın rolü ve önleyici müdahale mekanizmalarının da detaylı biçimde incelendiği görüldü.
Rapora ilaveten, “Okullarda Artan Şiddet ve Önleyici Adımlar” başlığı altında yapılan yazılı açıklamada ise şunlara yer verildi:
“Son yıllarda Türkiye’de ve dünyada okullarda yaşanan şiddet olayları, özellikle cinayet–intihar vakaları, ciddi bir kamu güvenliği ve halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Bu tür olayların sayısındaki artış ve etkilerinin giderek ağırlaşması, konunun aciliyetini açıkça ortaya koymaktadır.
Yapılan değerlendirmeler, bu vakaların ani gelişen olaylar olmadığını; aksine uzun süreli psikolojik sorunlar, travma, dışlanma ve sosyal sorunların birikimi sonucunda ortaya çıktığını göstermektedir. Saldırganların çoğunun okulun mevcut ya da eski öğrencileri olması sorunun okul içi sosyal ve psikolojik ortamla birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Araştırmalar, birçok saldırganın eylem öncesinde niyetlerini çevresine çeşitli şekillerde yansıttığını göstermektedir. Bu durum, erken müdahale için önemli bir fırsat sunmaktadır. Aynı zamanda sosyal medyada görülen nefret söylemleri, ani davranış değişimleri ve umutsuzluk içeren paylaşımlar da risk işaretleri arasında yer almaktadır.
Öte yandan bazı vakalarda şöhret arayışı ve medyanın etkisi, benzer olayların tekrarını tetikleyebilmektedir. Bu nedenle toplumsal farkındalığın artırılması büyük önem taşımaktadır.
Okullarda şiddetin önlenmesi için; psikolojik destek sistemlerinin güçlendirilmesi, kriz müdahale ekiplerinin oluşturulması ve öğrencilerin güvenle başvurabileceği anonim bildirim mekanizmalarının kurulması gerekmektedir. Ayrıca okullarda güvene dayalı, kapsayıcı ve destekleyici bir ortam oluşturulması, bu tür olayların önüne geçilmesinde temel bir rol oynamaktadır.
Unutulmamalıdır ki, erken fark edilen her risk, önlenmiş bir trajedi anlamına gelir.
Bu nedenle tüm kurumların, eğitimcilerin, ailelerin ve toplumun birlikte hareket etmesi hayati önem taşımaktadır.”