Briendsbridal: Hayalinizdeki Gelinliğe Açılan Zarif Kapı

2024 yılında Öznur Temel’in yaratıcı vizyonu ve tutkusuyla hayat bulan Briendsbridal, modern gelinlik dünyasına taze bir soluk getiriyor. Kurulduğu andan itibaren her detayı özenle kurgulanmış bir marka olarak Briendsbridal, gelin adaylarına sadece bir kıyafet değil, bir rüyayı giydirme vaadi sunuyor. Minimalizmin duruluğu, marjinalliğin cesareti ve zarafetin zamansız dilini bir araya getiren tasarımlarıyla, her gelinin kendi özgün stilini ve hayalini yansıtabilmesi markanın temel felsefesini oluşturuyor. Burada amaç, geleneksel kalıpları yeniden yorumlayarak, kişiliği ön plana çıkaran, unutulmaz bir butik deneyim yaşatmak.

Briendsbridal’ın koleksiyonları, klasik çizgilerin romantizmini en modern detaylarla buluşturan geniş bir yelpazede sunuluyor. Her bir gelinlik, titiz bir işçilik, üstün kaliteli kumaşlar ve estetik bir bakış açısıyla hazırlanıyor. Marka, gelinlik seçim sürecini sıradan bir alışveriş aktivitesi olarak değil; duyguların, beklentilerin ve güzel anıların harmanlandığı son derece özel ve kişisel bir yolculuk olarak görüyor. Bu anlayış, müşterileriyle kurduğu samimi ve güvene dayalı ilişkilerde de kendini gösteriyor. Profesyonel yaklaşımı ve özgün tasarımlarıyla ilgili aldığı olumlu kullanıcı yorumları, Briendsbridal’ın bu vaadini nasıl gerçeğe dönüştürdüğünün en güzel kanıtı.

Saten Gelinlik Modelleri ile İkonik Bir Zarafet

Gelinlik seçiminde kumaş, tasarım kadar belirleyici bir rol oynar. İşte tam da bu noktada, saten gelinlik modelleri öne çıkan bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor. Briendsbridal, saten kumaşın yarattığı asil ve lüks etkiyi çok iyi biliyor ve bu kumaşı koleksiyonlarında ustalıkla yorumluyor. Satenin yumuşak dokunuşu, vücudu zarifçe saran yapısı ve ışığı yansıtma özelliğiyle oluşturduğu görkemli siluetler, gelin adaylarına eşsiz bir şıklık ve özgüven vaat ediyor. İster sade ve minimalist kesimlerde, ister dantel ve kristal detaylarla zenginleştirilmiş daha göz alıcı tasarımlarda olsun, saten her zaman kalitenin ve sofistike bir zevkin göstergesi olmuştur.

Briendsbridal’ın saten gelinlik modelleri arasında gezinirken, bu kadim kumaşın modern bir ruha nasıl büründüğünü gözlemleyebilirsiniz. Her biri özenle seçilmiş saten kumaşlar, markanın karakteristik çizgileriyle buluşarak adeta birer sanat eserine dönüşüyor. Bu modeller, gelinliğin yalnızca bir günlük bir giysi değil, ömür boyu saklanacak bir hatıra olduğu gerçeğinden yola çıkılarak tasarlanıyor. Satenin dokusu, düğün gününüzde size eşlik edecek olan asalet ve duruşu en doğal haliyle yansıtmanızı sağlıyor.

Briendsbridal’da, hayalinizdeki gelinliği bulma süreci tamamen size özel kurgulanıyor. Butik deneyimi, kişiselleştirilmiş danışmanlık ve dikkatle dinlenen her istek, bu yolculuğu unutulmaz kılıyor. Kalite, estetik ve özgünlükten ödün vermeyen bir anlayışla hazırlanan her koleksiyon, markanın gelin adaylarına verdiği değerin bir yansıması. Eğer siz de kendi tarzınızı yansıtan, size özel ve zarif bir gelinlik hayal ediyorsanız, doğru adres Briends Bridal‘dır. Burada, düğün gününüzün en özel parçası olacak gelinliğiniz, sizi bekliyor.

Beck: Zarafetin ve Estetiğin Adresi

Günlük hayatın koşuşturmacasından özel günlerin büyüsüne uzanan bir yolculukta, stil ve kişilik nasıl tamamlanır? Cevap, detaylarda ve doğru tamamlayıcılarda gizlidir. İşte tam bu noktada, tasarım felsefesini zarafet ve estetik üzerine kuran Beck markası, kadınların bu arayışına cevap veriyor. Beck, yalnızca bir aksesuar markası değil; bir stil yoldaşı, özel anların sessiz ve şık tanığı olarak öne çıkıyor. Günlük kullanımdan vazgeçilmez özel günlere kadar geniş bir yelpazede sunduğu ürünlerle, her kadının kendi özgün tarzını yansıtabilmesi için ilham ve olanak sunar.

Saç Aksesuarları ile İfadenin Gücü

Saçlar, bir kadının en doğal ve en güçlü aksesuarıdır. Beck de bu gerçekten yola çıkarak, saçları tamamlayan ve stil ifadesini güçlendiren parçalar tasarlar. Günlük hayatta kullanılabilecek şık tokalardan, özenle işlenmiş saç bantlarına kadar geniş bir koleksiyon, pratiklik ve estetiği bir araya getirir. Ancak Beck’in asıl sihri, özel günler için hazırlanmış saç aksesuarları koleksiyonunda hayat bulur. Marka, gelinler için hazırladığı geniş ürün yelpazesini https://www.beck.com.tr/ adresinde sunarak, unutulmaz günün en önemli detaylarından birini seçme sürecini bir keyfe dönüştürür.

Beck’in gelin saç aksesuarları, gelin kepi ve vualet taç modelleri, sade ve minimalist tercihlerden, iddialı ve göz alıcı tasarımlara kadar uzanan bir çeşitlilik sunar. İnci, kristal, tül ve özel dokuların uyum içinde kullanıldığı her parça, gelinin yalnızca saçını değil, tüm görünümünü zarif ve bütüncül bir hale getirmek üzere düşünülmüştür. Hafif yapıları ve ergonomik tasarımları sayesinde gün boyu konfor vaat eden bu aksesuarlar, gelinin kendini rahat ve özgüvenli hissetmesini sağlar. Her tasarım, modern çizgilerle klasik şıklığı harmanlayarak zamansız bir estetik sunar.

Beck’in tasarım anlayışı, yalnızca aksesuarlarla sınırlı kalmaz. Nikah elbisesi koleksiyonları da aynı felsefeyi yansıtır: Minimal, modern ve zamansız çizgiler. Koleksiyonlardaki her bir elbise, özel anlarda şıklığı ön plana çıkarırken, sadeliğin gücüne ve kaliteli kumaşların dokusuna vurgu yapar. Kesimlerdeki incelik ve detaylardaki zarafet, Beck imzasını taşır. Nikah elbisesi, gelin kepi ve vualet taç gibi tamamlayıcı saç aksesuarları birlikte düşünüldüğünde, uyumlu ve etkileyici bir bütün ortaya çıkar.

Kalite, Beck için bir tercihten öte bir zorunluluktur. Titiz işçilik ve özenle seçilmiş malzemeler, her üründe hissedilir bir değer yaratır. Bu yaklaşım, markayı geçici trendlerin ötesine taşıyarak, nesiller boyu saklanabilecek anlamlı parçalar üretmesini sağlar. Beck, aslında müşterilerine yalnızca bir ürün değil, duygu yüklü bir anı, özel günlerin belleğe kazınacak bir detayını sunar. Her koleksiyon, duyguyu, zarafeti ve kişisel tarzı bir araya getirerek, kadınların kendilerini eşsiz, özgüvenli ve şık hissetmelerine katkıda bulunur.

Zarif detayları, modern bakış açısı ve köklü kalite anlayışıyla Beck, özel günlerinizi unutulmaz kılan sofistike bir stil sunar. Gelinlikten nikah stiline, tamamlayıcı detaylardan günlük şıklığa uzanan bu yolculukta, her parça özenle planlanan bir tasarım sürecinin ürünüdür. Estetiği zamansız bir yorumla sunan ve ilham veren bu güçlü marka, her detayda kaliteyi ve inceliği önceler. Yolculuğunuza anlam katacak, tarzınızı taçlandıracak o özel parçayı keşfetmek için Beck’in dünyasını ziyaret edin: https://www.beck.com.tr/

Antalya’da Dijital Dönüşüm Hızlanıyor: SEO Uzmanlığı ve Web Tasarım Yatırımları Öne Çıkıyor

Antalya’da işletmelerin dijital kanallara ayırdığı kaynak artarken, rekabetin önemli bir bölümü artık arama motorları ve web siteleri üzerinden şekilleniyor. Turizmden sağlığa, gayrimenkulden yerel hizmetlere kadar birçok sektörde kullanıcılar, karar sürecine çoğunlukla internet aramasıyla başlıyor. Bu da web sitesinin yalnızca “kurumsal vitrin” değil; aynı zamanda talep üreten, güven oluşturan ve ölçülebilir sonuç sağlayan bir iş varlığı olarak konumlanmasına yol açıyor.

Sektör temsilcileri, Antalya özelinde yerel aramaların (lokasyon bazlı aramalar, harita sonuçları ve mobil aramalar) payının yükselmesiyle birlikte SEO ve web tasarımın birbirini tamamlayan iki temel unsur haline geldiğini belirtiyor. Bu kapsamda dijital görünürlük ve site performansı odağında çalışmalar yürüten isimler arasında Çağrı Şahin öne çıkıyor.

Antalya’da SEO uzmanlığı neden daha kritik hale geldi?

Uzmanlara göre SEO, Antalya gibi rekabetin yüksek olduğu şehirlerde yalnızca “anahtar kelime çalışması” olarak ele alındığında sınırlı sonuç veriyor. Kullanıcıların arama niyeti giderek daha net: “yakınımdaki”, “en iyi”, “fiyat”, “yorum” gibi sorgular, işletmeler arasında hızlı bir karşılaştırma döngüsü yaratıyor. Bu nedenle SEO çalışmalarının; teknik altyapı, içerik stratejisi ve yerel görünürlük bileşenlerini birlikte kapsaması gerektiği ifade ediliyor.

Özellikle mobil deneyim, sayfa açılış hızı ve doğru yapılandırılmış hizmet sayfaları; arama sonuçlarındaki performansı doğrudan etkileyen faktörler arasında gösteriliyor. Ayrıca Google Haritalar tarafındaki görünürlük, yerel işletmeler için telefon araması ve rota alma gibi yüksek niyetli aksiyonlarla ilişkilendiriliyor.

Bu bağlamda Antalya SEO Uzmanı araması, şehirde organik görünürlüğünü artırmak isteyen işletmelerin en sık araştırdığı başlıklardan biri haline gelmiş durumda. Sektör gözlemleri, düzenli analiz ve iyileştirme döngüsüyle yürütülen SEO çalışmalarının, reklam bütçelerine bağımlılığı azaltma potansiyeli taşıdığını da ortaya koyuyor.

Web tasarımda beklenti değişti: Estetik kadar performans ve dönüşüm de gündemde

Antalya’da web tasarım yatırımlarında da belirgin bir dönüşüm yaşanıyor. İşletmeler, yalnızca görsel olarak “şık” bir site değil; hızlı açılan, mobilde sorunsuz çalışan, kullanıcıyı doğru aksiyona yönlendiren ve ölçümlenebilir bir altyapı talep ediyor. Uzmanlar, web tasarımın artık kullanıcı deneyimi (UX), içerik mimarisi ve teknik performans ile birlikte ele alınmasının standart hale geldiğini belirtiyor.

Özellikle hizmet sektöründe, ziyaretçinin aradığı bilgiye hızlı ulaşması; net hizmet sayfaları, anlaşılır iletişim alanları ve güven oluşturan içeriklerle mümkün oluyor. Ayrıca arama motorları açısından da site yapısının taranabilir ve indekslenebilir olması, teknik SEO’nun temel gereklilikleri arasında sayılıyor. Bu nedenle web tasarım sürecinin başından itibaren SEO uyumlu kurgulanması, sonradan yapılacak maliyetli revizyonların önüne geçebiliyor.

Bu kapsamda Antalya Web Tasarım hizmetleri, Antalya’da dijital varlığını yenilemek veya sıfırdan oluşturmak isteyen işletmelerin gündeminde öne çıkan konular arasında yer alıyor.

SEO ve web tasarımın birlikte ele alınması neden önem taşıyor?

Uzmanlara göre web tasarım ve SEO’nun ayrı ayrı düşünülmesi, birçok projede verim kaybına neden olabiliyor. Örneğin güçlü bir tasarım dili olan ancak yavaş açılan bir site, kullanıcı kaybı yaratabiliyor. Benzer şekilde teknik altyapısı iyi olup içerik ve sayfa kurgusu zayıf olan projelerde de arama görünürlüğü sınırlı kalabiliyor. Bu nedenle “dijital performans” kavramı, tasarım, teknik yapı ve içerik stratejisinin birlikte yönetilmesini gerektiriyor.

Antalya’da rekabetin yoğun olduğu sektörlerde öne çıkan yaklaşım; işletmenin hizmetlerini doğru yapılandıran, yerel aramalarda bulunabilirliği artıran ve kullanıcıyı dönüşüme götüren bir site kurgusu oluşturmak. Bu noktada veri takibi (analytics/ölçümleme), düzenli iyileştirme ve güncel içerik yönetimi de sürdürülebilir başarı için kritik görülüyor.

Genel tablo, Antalya’da işletmelerin dijital yatırımlarında iki ana eksene odaklandığını gösteriyor: arama motorlarında görünürlük sağlayacak uzmanlık ve kullanıcı deneyimi yüksek, performanslı web siteleri. Sektör temsilcileri, doğru strateji ve planlama ile bu iki alanın birlikte yönetilmesinin, markaların dijitalde kalıcı rekabet avantajı elde etmesine katkı sağlayacağını vurguluyor.

Hayır Lokması Döktürme ve Sadaka-i Cariye Kavramı

İslam inancında, insan vefat ettikten sonra bile amel defterinin kapanmamasına vesile olan, sevabı kesintisiz devam eden iyiliklere “sadaka-i cariye” denir. Bir çeşme yaptırmak, bir ağaç dikmek, ilim öğrenen bir talebeye destek olmak gibi, insanların faydalanmaya devam ettiği her türlü hayır bu kapsama girer. İşte hayır lokması dökme geleneği de, niyeti ve sonuçları itibarıyla bu önemli kavramla yakından ilişkilidir ve bir nevi sadaka-i cariye niyetiyle de yapılabilir.

Ölmüşlerin Ruhu ve Hayrı için Hayır Lokması Döktürme

Özellikle vefat etmiş bir yakınınızın ruhuna hediye etmek amacıyla lokma döktürdüğünüzde, bu eylem sadece bir günlük bir ikram olmanın ötesine geçer. O lokmayı yiyen her bir insanın edeceği dua, okuyacağı Fatiha, merhumun amel defterine sürekli bir sevap akışı olarak kaydedilir. Bu, geride kalanların sevdikleri için yapabileceği en değerli ve en anlamlı yatırımlardan biridir. Lokma hayrı fiyatları göz önünde bulundurulduğunda, aslında oldukça ulaşılabilir bir maliyetle, sevdiğiniz kişi adına sevabı sürekli akan bir hayır kapısı aralamış olursunuz.

Lokma Hayrı Nedir?

Lokma hayrının bu yönü, ona sadece bir yemek ikramı değil, aynı zamanda derin bir manevi ve uhrevi bir boyut kazandırır. Bu niyetle yapılan bir hayır, hem merhuma hem de hayrı yapana büyük faziletler kazandırır. Hayrı yapan kişi, bir başkasına iyilik yapmanın ve onun ahiretine bir hediye göndermenin huzurunu yaşar. Bu gelenek, aynı zamanda bizlere ölümün bir son olmadığını, geride bırakılan güzel amellerle yaşama manevi olarak devam edilebileceğini de hatırlatır.

Eğer siz de sevdikleriniz adına, sevabı kesilmeyecek bir iyilik yapmak, onların amel defterine sürekli bir hayır işlemesini sağlamak isterseniz, lokma hayrı bu niyetiniz için en güzel vesilelerden biri olabilir. Bu, hem geleneğimizi yaşatmak hem de sadaka-i cariye gibi önemli bir dini kavramı hayata geçirmek için harika bir fırsattır. Bu manevi değeri yüksek organizasyonu, niyetinize en uygun şekilde gerçekleştirmek için https://lokma.org/ üzerinden profesyonel ve güvenilir hizmet alabilirsiniz.

Edirne’ye adanan yaşamlara saygı duruşu

( HUDUT ÖZEL )
HUDUT :
Edirne ile ilgili ilk çalışmanız büyük dedeniz Şevket Dağdeviren’in biyografisi oldu. Ondan sonra Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile ilgili ikinci kitabınız çıktı. Edirne’nin mezar taşlarını incelediğiniz çok kapsamlı dördüncü kitabı dedeniz Arif Dağdeviren’in 1940’lı yıllarda çektiği Edirne fotoğraflarından hazırladınız. Şimdi de sizi elinizde Dr. Rifat Osman’ın fotoğraf ve desenlerinden oluşan kitap maketi ile görüyoruz.
CEM ALTINEL : Edirne ile ilgili ilk iki çalışmamı Edirne Beldiyesi bastı. Birbirinin ardılı olan bu çalışmalar mali güçlüklere karşın 2017 ve 2018 yıllarında basıldı. Her çalışma yeni bir çalışmaya öncü oluyor. Çok büyük zevk alarak hazırladığım Edirne’nin Gömüt Taşları başlıklı 650 sayfalık kitabıma 2021 yılında İzmirli bir denizcilik kuruluşu Uzmar sponsor oldu. Geçen yıl (2025) basılan Arif Dağdeviren’in Vizöründen 1940’larda Edirne kitabı ise Edirne Valiliği tarafından basıldı ve tanıtıldı.


HUDUT : 10 yılda 5 kitap yoğun bir çalışma temposu olsa gerek.
CEM ALTINEL : Aslında Edirne dışında da yazı çalışmalarım var. Verimli bir dönemimdeyim diyebilirim. Biraz da rastlantılar tempomu oluşturdu. Uzun süredir peşinde koştuğum malzeme ve teknik donanım üst üste hazır olunca ben de tezcanlılıkla kitapları hazırlama işine giriştim. Kervan yolda düzeliyor.
HUDUT : Bu defa neden Rifat Osman?
CEM ALTINEL : Çok önemli bir figür. Tanınırlığı yaygın ancak olması gereken yerde değil. Genelde Süheyl Ünver üzerinden okunuyor ya da tıp tarihi açısından değerlendiriliyor. Çok yönlü bir estet. 59 yıllık göreceli olarak kısa yaşamına tıp doktorluğu, müzecilik, koleksiyonerlik-arşivcilik, ressamlık, mimar-mühendislik, sanat tarihçiliği, siyasetcilik, gazetecilik, yazarlık ve fotoğraf sanatçılığını sığdırıyor. Yerel değerleri Batı normları harmanlayabilen az bulunur entellektüellerden. Alışılmış, nakarat olmuş kalıpların dışında Osman’ı fotoğraf ve desenleri üzerinden okumayı deneyimledim.


HUDUT : Kitapta neler var?
CEM ALTINEL : Dr. Rifat Osman’ın kapsamlı biyografisi (29 fotoğraf içeriyor) ile birlikte, kendisinin çektiği 122 fotoğraf ve çizdiği 123 desenden oluşan, toplamda 274 görseli içeren Türkçe ve İngilizce 236 sayfalık bir kitap hazırladım. Indesign programla kitabın grafik tasarımı, uygulaması, mizanpajı ve görsellerin elektronik ortamda temizlenerek çözünürlüklerinin arttırılması işlemleri tamamlanmış durumda. Başka bir deyişle Türkçe ve İngilizce 2 dilde hazırlanan kitap basıma hazır.

HUDUT : Kullanılan fotoğraflardan söz eder misiniz?
CEM ALTINEL : Kitapta Dr. Rifat Osman Tosyavizade’nin 1910 ile 1932 yılları arasında çektiği 122 adet Edirne fotoğraf; benim, Necdet İşli’nin ve Süleymaniye Kütüphanesi’nin arşiv fotoğraflarından derlendi. Anonim fotoğrafların dışındaki her bir fotoğrafın altında ait olduğu koleksiyon belirtildi. Kitaptaki az sayıdaki anonim fotoğraf ise, fotoğrafların sanatçısının tanınması amacı ile çalışmaya dahil edildi. Bir diğer deyişle ortalıkta dolaşan ancak Rifat Osman’a ait olduğu bilinmeyen fotoğraflar onun adı altında kayda geçirilmiş oldu. Fotoğraflar temizlenirken ve baskıya hazır hale getirilirken yapay zeka kullanılmadı. Yani fotoğraflar dışarıdan bir şey ilave edilmeden original halleriyle hazırlandı.


HUDUT : Desenler nasıl seçildi?
CEM ALTINEL : Kitapta kullanılan 123 desen başta Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, sonra Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi ve II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi arşivlerinden seçilerek bir araya getiridi. Ana konu Edirne oldu.
HUDUT : Kitabın önemi nedir?
CEM ALTINEL : Edirne şehir mimari tarihi açısından son derece önemli olan bu desen ve fotoğraflar, Cumhuriyet öncesi ve erken dönem Cumhuriyet Edirnesi’ne ışık tutuyor. Arif Dağdeviren’in fotoğrafları ile 1940-50 arasının Edirnesi’ne bakarken, Rifat Osman’ın yapıtları ile 1920-30 arasına bakmaya çalıştım. Tüm bu görsellerin kurum arşivleri ve özel koleksiyonlardan çıkarak ulaşılabilir olmasını sağlamayı hedefledim. Gezdiğim çeşitli Avrupa ülkelerinde bu tür eserler genelde müzelerde sergileniyor.
HUDUT : Diğer kitaplarınız gibi ekip çalışması mı?
CEM ALTINEL : Evet kesinlikle. Ben kitabın içeriği kadar sunumuna da çok önem veriyorum. Çevirileri çalışma arkadaşım Musa Öncel ile yaptık. Çözüm odaklı Grafik tasarımcı arkadaşım Eda Özçelik ve fotoğraf sanatçısı dostum Enver Şengül oldukça çözüm odaklı yaklaştılar. İçinden çıkamadığım konularda Ender Bilar’ın yönlendirmeleri çok yardımcı oldu.
HUDUT : İlkeleri nelerdi çalışmanın?
CEM ALTINEL : Sunu bölümünde de belirttiğim gibi akademik bir çalışma yapma niyetinde değildim. Akademinin kısıtlayıcı kuralları konunun özünü yakalamınızı engelliyor. Buradaki temel ilke Edirne’nin gerçek bir kültürel ikonu olan Dr. Rifat Osman’ı bağımsız bir araştırmacı gözü ile fotoğraf ve desenlerinden okumak.
HUDUT : Kitap ne zaman basılacak?
CEM ALTINEL : Umarım 2026 yılı içinde. Görüşmeler sürüyor.
HUDUT : Bundan sonraki hedefler vardır mutlaka.
CEM ALTINEL : Açıkçası Edirne ile ilgili konu sıkıntısı yaşamaya olanak yok. Her yerden bir şeyler fışkırıyor. Kısa bir süre önce yitirdiğimiz Tayyip Yılmaz’ın koleksiyonunda gördüğüm Edirne panoramaları bir çalışma konusu olabilir. Herkesin bildiği Edirne’nin en güzel fotoğraflarını çeken Foto Fettah ile ilgili bir paragraf bilgi yok. İşte size yeni bir konu. Benzer şekilde Foto Şevki, Şevket Boral ve Süreyya Dumlu’nun çalışmaları mutlaka kitaba dönüştürülmeli. Bunlar Edirne’nin değerleri. Rifat Osman’ın notlarından öğrendiğim gravür sanatçısı Aleksander Zağrofos’un Edirne gravürleri kitaplaştırılmalı.
DR RİFAT OSMAN
(Edirne’ye adanmış bir yaşam)
Türkiye’nin ilk radyologlarından, tarih yazarı, ressam, mimar, fotoğrafçı Tosyavizade Dr. Rıfat Osman Bey 18 Şubat 1874’te İstanbul’da doğdu. 10 Mayıs 1933’te Edirne’de öldü Edirne’de Nazırçeşme Mezarlığı’na defnedildi.
Röntgen uzmanı olarak 1903 yılında atandığı Edirne’de tarih, kültürel araştırmalar ve çalışmalar yaptı. Kentte çeşitli yapıların projesini çizdi Edirne’deki ilk müzenin (Arkeoloji Müzesi) Arif Dağdeviren ve Necmi İğe ile birlikte kurucuları arasındaydı.
Röntgen uzmanı olarak atandığı Edirne Askeri Hastanesi’nin yanı sıra çeşitli okullarda sağlık ve resim öğretmenliği yaptı. Bugün Halk Eğitim Merkezi olarak kullanılan Türk Ocağı binasını, belediye hastanesini ve çeşmeler yaptırdı. Emekliliğinde Edirne’ye yerleşti.
Dr Rifat Osman, Edirne’de işgalleri protesto etmek ve Trakya’nın savunmasını planlamak için Belediye Başkanı Şevket Dağdeviren, Edirne Milletvekili Faik Kaltakkıran, Avukat Şeref Aykut, Tüccar Kasım Yolageldili ve bazı Edirneli yurtseverlerin katılımı ile 1918 yılında kurulan “Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” nin aktif bir üyesiydi.
Edirne şehir rehberi niteliğindeki “Edirne Rehnüması”, Edirne’deki saray yapıları üzerine araştırmalarını yayınladığı “Edirne Sarayı”, “Edirne Evleri” ile “Edirne Tarihi” ve “Edirne Evkaf Tarihi” adlı eserleri yayınlamıştır. Ayrıca Dr. Ratip Kazancıgil de, Hayatım ve Hatıratım ile Tosyavizade Dr. Rifat Osman Bey’den Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver’e Edirne Mektupları adlı iki anı mektup yapıtını günümüz Türkçesine kazandırdı.
İkinci Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi’nde Rıfat Osman Bey’e ve dostu Süheyl Ünver’e adanmış bir oda bulunuyor.

Emeklinin ‘kira’ çilesi!

Olgay GÜLER

Ülke genelinde en düşük emekli maaşını 20 bin TL’ye çıkaran önerge TBMM’de kabul edilirken, artan kira fiyatları emeklilerin barınmasını günden güne zorlaştırıyor.

Edirne’de, kış aylarıyla birlikte emlak sektöründe durgunluk yaşanırken, en büyük sıkıntıyı emlakçılarla birlikte kiradaki emekli vatandaşlar yaşıyor. En düşük emekli maaşı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 20 bin TL olarak kabul edilirken, bu rakam ev sahiplerinin istediği kira ücretlerini bile karşılayamaz hale geldi. Kentte en düşük kira fiyatları 15 bin TL’den başlayıp yukarılara çıkarken, açlık sınırının altında yaşayan emekliler, barınabilmek için de günlük masraflarından kısıyor.

‘MAAŞLAR KİRALARIN YANINDA DÜŞÜK KALDI’

Edirne İnşaat ve Sanatkarlar Esnaf Odası Başkanvekili, emlakçı Yüksel Meriç, kentte kış sezonuyla birlikte özellikle kiralık daire piyasasında belirgin bir durgunluk yaşandığını söyledi. Meriç, kış aylarında taşınma oranlarının ciddi şekilde düştüğünü de ifade etti.  Özellikle asgari ücret ve emekli maaşlarına yapılan zamların yanında kira fiyatlarının yüksek kaldığını dile getiren Meriç, “Asgari ücretin ve emekli maaşlarının, mevcut kira bedellerine oranla oldukça düşük kalması söz konusu. Bu da kira bedellerinin vatandaş için fahiş hale gelmesine neden oluyor. Bu yüzden şu anda kiralarda ciddi bir artış yok. Emlakçı arkadaşlarımızla birlikte, ev sahipleriyle karşılıklı konuşarak kiraları mümkün olduğunca sabit tutmaya çalışıyoruz ki evler kiraya verilebilsin” diye konuştu.

‘BU ÜCRETLE KİRA ÖDEMEK ÇOK ZOR’

Mevcut ekonomik koşulların kiracıları zorladığına da değinen Meriç, “Asgari ücret şu anda 28 bin 75 lira. Açık ve samimi konuşmak gerekirse, bu ücretle kira ödemek çok zor. Asgari ücretli ve emekli vatandaşlarımız için süreç gerçekten sıkıntılı. Kira bedelleriyle alınan maaş neredeyse aynı seviyeye geldi. Artışlar genelde yüzde 34’lük enflasyon oranı baz alınarak yapılıyor. Ancak her ev sahibi aynı değil. Bazı ev sahipleri kiracısının durumunu dikkate alıyor. Biz de ev sahiplerine şunu söylüyoruz: Evinizi çok yüksek rakamda tutmayın. Çünkü kiracı daha uygun bir ev bulursa taşınıyor ve ev boş kalıyor. Bu nedenle birçok ev sahibi, evini boş bırakmamak için daha makul fiyatları tercih ediyor” şeklinde konuştu.

‘EMEKLİNİN BU ZAMLARLA YAŞAMASI MÜMKÜN DEĞİL’

Edirne Emekliler Derneği Başkanı Ahmet Ziya Yaz da, emeklilerin aldıkları maaşlarla mevcut kira fiyatlarını karşılamasının mümkün olmadığını belirterek, “Emekli olup kirada oturmak şu an için çok zor bir durum. Çünkü yaklaşık kira zamları yüzde 35 seviyesinde. Bununla birlikte emekli maaşlarıysa en son verilen zamla çok düşük kaldı. Şu an Edirne gibi yerde bile gezdiğimiz zaman en düşük yerlerde bile 15 bin liranın altında ev yok. Şu an emekli sadece kirasını ödese başka hiçbir şeye ayıracak bir parası kalmıyor. Yani açlık sınırı altında da ciddi oranda bir emekli kitlesi var. O arkadaşların bu kira zamlarını karşılaması mümkün değil. Artık şuna dönüşmeye başlayacak diye düşünüyorum; çocuklarının yanlarına yerleşecekler herhalde emekliler veya iki emekli bir araya gelip bir yerde oturmaya başlayacaklar. Bu standartla yaşamaları mümkün değil. Bu zamlarla da yaşamaları mümkün değil” ifadelerini kullandı.

DOKU Derneği’nden BATOÇ-SEN’e teşekkür

DOKU Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Göksal Çidem, çevre ve doğa konusunda tüzükleri gereği yerelde Trakya Platformu, Trakya Kent Konseyleri Birliği, Barolar, Üniversiteler, TMMOB, STK, odalar ve birliklerle hareket ettiklerini, ancak bu mücadelenin Bakanlıklar düzeyinde de takip edilmesi gerektiğini belirterek, bu konudaki desteklerinden dolayı Bağımsız Tarım Orman ve Çevre Sendikası’na teşekkür etti.

 Çidem, “Yalnız değiliz. Teşekkürler BATOÇ-SEN” diyerek başladığı açıklamasında “DOKU Derneği tüzüğümüz gereği biyolojik çeşitliliğin araştırılması, izlenmesi, korunması ve kaybının azaltılması, yaban hayatının araştırılması, izlenmesi korunması ve nesli tehlike altındaki türlerin yaşatılması, ekosistemlerin ekolojik bütünlüğünün barındırdığı süreç ve döngülerle birlikte korunması, toprak, su ve deniz kaynaklarının korunması, somut ve somut olmayan kültürel varlıkların korunması, geleneksel yaşam tarzı ve yöntemlerin desteklenmesi, hava, su, toprak ve denizlerin çevre kalitesinin korunması, kirliliğinin azaltılması, çevre kirliğinin önlenmesi, çevre kalite standartlarının yükseltilmesi ve iklim değişikliği ile ilgili olarak çalışmalar yürütüyoruz” diyerek şunları kaydetti:.

“Bu çalışmaları yerelde Trakya Platformu, Trakya Kent Konseyleri Birliği, Barolar, Üniversiteler, TMMOB, STK ve Odalar ve Birliklerle hareket ediyoruz.

Köylerimizde Muhtarlarımız ve köylülerimiz  ile doğal ve sosyal yaşam alanlarımızı korumak ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünyada, içilebilir su, temiz topraklarda üretilen sağlıklı gıda ve temiz hava için hep birlikte yaşamı savunuyoruz.

Ancak bu mücadelenin Bakanlıklar düzeyinde de takip edilmesi gerekiyor.

İşte bu süreçte Bağımsız Tarım Orman ve Çevre Sendikası BATOÇSEN devreye giriyor. Kırklareli ilinin orman, tarım ve meraları için savunma görevini yaşam alalarını tehdit eden her projede  Bakanlıklarda ilimiz adına takip ediyor. Toplantılara katılıp buradan verilen bilgilerle itiraz ediyor. Süreçleri takip ederek konu hakkında bizleri de bilgilendiriyor. Kırklareli’nden giden yaşamı savunan herkese rehberlik ediyor.

Sendikalar sadece çalışanların mali ve sosyal hakları için verdikleri emek mücadelesinin yanında, yaşam hakkı içinde mücadelesini takdirle karşılıyoruz.

20 Ocak 2026 tarihinde yapılan en son İDK toplantısında yine Kırklareli için Yaban Hayatı Uzmanı Levent Erkol ile katılıp ilimizin yaşam alanlarımızın korunması için Çevre Şehircilik Ve İklim Değişikliği Bakanlığında toplantıya katılım sağladılar.

Başta BATOÇ SEN Genel Başkanı Sayın Erdal Bayram olmak üzere tüm yönetim kuruluna çok teşekkür ediyoruz.

Sendikalar sadece çalışanların mali ve sosyal hakları için verdikleri emek mücadelesinin yanında, yaşam hakkı içinde mücadelesini takdirle karşılıyoruz.”

Aramızdan ayrılanlar

ŞENDOĞAN ATILGAN VEFAT ETTİ
Nevzat, Rakibe, Radife ve DSİ’den emekli Nejat Özen’in anneleri Şendoğan Atılgan vefat etti.
Merhume; dün Eski Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeniimaret Mezarlığında toprağa verildi.
NECİP KARAYEL VEFAT ETTİ
Muratçalı Köyü sakinlerinden Müesser Karayel’in eşi, Ercan Karayel’in babası, Adem, Zeynep, Kadir, Recebiye, Hayriye, Recep ve Nilüfer’in kardeşleri Necip Karayel vefat etti.
Merhum dün Eski Camide ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yıldırım Mezarlığında toprağa verildi.