Kediler sevgisini köpekler gibi coşkuyla göstermeyen hayvanlar; bu yüzden bir kediyle bağ kurmak çoğu zaman sabır ve gözlem istiyor. Yeni bir kedi eve geldiğinde ya da çekingen bir karaktere sahipse, ilişki bir anda değil adım adım gelişiyor. İşin özü, kediyi kendi hızında bırakmak ve ona güvende hissedeceği bir ortam sunmaktan geçiyor. Bağ kurmanın önemli bir kısmı da aslında büyük jestlerde değil, günlük küçük rutinlerde saklı. Her gün tekrarlanan bu küçük anlar, kedinin insanı öngörülebilir ve güvenilir biri olarak görmesini sağlıyor.
Güven, baskı olmadan kuruluyor
Kedilerle ilişkide en sık yapılan hata, yakınlığı zorlamak. Üzerine gidilen, sürekli kucağa alınmaya çalışılan bir kedi çoğu zaman geri çekiliyor. Oysa kedi kendi isteğiyle yaklaştığında kurulan bağ çok daha kalıcı oluyor. Kedinin yanında sakin durmak, ani hareketlerden kaçınmak ve ona seçme özgürlüğü bırakmak güveni besliyor. Kedi bir alanı kendi başına keşfedip rahatladığında, insana olan mesafesi de zamanla azalıyor. Bu süreçte acele etmemek önemli; bir kedinin güven kazanması günler değil bazen haftalar alabiliyor ve bu tamamen normal.
Temel ihtiyaçların düzeni bağı güçlendiriyor
Bir kedi için güven duygusu, temel ihtiyaçlarının düzenli biçimde karşılanmasıyla yakından ilgili. Suyunun her zaman temiz ve erişilebilir olması, kedinin evi güvenli bir yer olarak görmesine katkıda bulunuyor. Birçok kedi akan suya daha çok ilgi gösterdiği için, kediler için su çeşmesi gibi düzenekler hem suyu taze tutuyor hem de kedinin gün içinde su köşesine daha istekli gitmesini sağlıyor. Sessiz çalışan modeller çekingen kedileri ürkütmezken, düzenli tazelenen bir su kabı da kedinin bu alana güvenmesini kolaylaştırıyor. Kedi, ihtiyaçlarının hep aynı yerde ve düzende karşılandığını gördükçe ortama daha çok ısınıyor. Su ve mama köşesinin sabit kalması, kedinin evde nereye ait olduğunu bilmesine ve kendini rahat hissetmesine yardımcı oluyor.
Tuvalet alanı da güvenin bir parçası
Kedinin kendini rahat hissetmesinde tuvalet köşesinin de payı büyük. Sakin, kolay ulaşılabilir ve temiz tutulan bir kum kabı, kediye kendi alanına dair bir güven duygusu veriyor. Rahatsız olduğu bir kabı kullanmaktan kaçınan kediler, uygun bir düzen kurulduğunda çok daha huzurlu davranıyor. doğal içerikli topaklanan kum gibi mısır koçanı bazlı, parfümsüz seçenekler, kokuyu kaynağında tutmaya yardımcı olurken küreği vurunca dağılmadan kalkarak temizliği de kolaylaştırıyor; içindeki ince toz da minimal düzeyde kalıyor. Kabın düzenli temizlenmesi ise kedinin bu alanı isteyerek kullanmasını sağlıyor. Temel ihtiyaçların sorunsuz karşılandığı bir evde kedi, enerjisini kaygıya değil ilişkiye ayırabiliyor. Kendini güvende hisseden bir kedi de insana yaklaşmaya çok daha istekli oluyor.
Oyun ve ortak zaman
Kediyle bağ kurmanın en etkili yollarından biri oyun. Özellikle olta tipi oyuncaklarla yapılan kısa oyun seansları, kedinin avlanma içgüdüsünü tatmin ederken insanla olumlu bir deneyim biriktirmesini sağlıyor. Oyunun ardından küçük bir ödül vermek bu deneyimi pekiştiriyor. Bunun yanında kediyle aynı odada sakince vakit geçirmek, ona yumuşak bir tonla konuşmak ve yavaş göz kırpmalarına karşılık vermek de güven diline dahil sayılıyor. Kediler zamanla bu küçük anları güvenli birer alışkanlığa dönüştürüyor. Aynı oyunun ya da aynı selamlaşmanın her gün tekrarlanması, kedi için tanıdık ve rahatlatıcı bir çerçeve oluşturuyor.
Bağı güçlendiren küçük alışkanlıklar
İlişkiyi zamanla derinleştiren birkaç basit nokta şöyle:
Kediyi zorla kucağa almak yerine kendi yaklaşmasını beklemek.
Yemek, oyun ve dinlenme saatlerini mümkün olduğunca düzenli tutmak.
Kediyle göz teması kurarken yavaş göz kırpma gibi sakin işaretler kullanmak.
Kısa ama düzenli oyun seanslarını günlük rutine yerleştirmek.
Kedinin geri çekilmek istediği anları fark edip alan tanımak.
Kediyle güçlü bir bağ kurmak bir yarış değil; her kedinin kendine göre bir temposu var. Önemli olan, ona güvenli bir ortam ve tutarlı bir düzen sunup ilişkinin kendi doğal akışında gelişmesine izin vermek. Türkiye’de kedi bakım ürünleri sunan markalardan Catrevi.com gibi adresler de su ve kum tarafında bu düzeni kurmayı kolaylaştıran seçenekler sunuyor. Sonuçta güven bir kez oturduğunda, kedinin gösterdiği yakınlık çoğu zaman verilen sabrın en güzel karşılığı oluyor.
Adres değiştirmek, hayatın en yoğun dönemlerinden biri olarak kabul ediliyor. Yeni bir eve geçerken heyecan ile kaygı çoğu zaman birlikte yaşanıyor. Eşyaların zarar görmesi, sürecin uzaması ya da beklenmeyen ek maliyetler, birçok kişinin aklındaki temel soru işaretleri arasında. Bu nedenle evden eve nakliyat hizmeti alırken yalnızca fiyat karşılaştırmak yetmiyor; sürecin nasıl yönetileceği de en az fiyat kadar önem taşıyor.
İstanbul Evden Eve Nakliyat taleplerinin yüksek olmasının arkasında şehrin sürekli hareket eden yapısı var. İş değişikliği, eğitim, aile büyümesi veya daha uygun bir konut arayışı insanları sık sık yeni adreslere yönlendiriyor. Anadolu yakasında Tuzla ve Ümraniye, bu hareketliliğin yoğun hissedildiği bölgelerden. Tuzla Evden Eve Nakliyat işlemlerinde sahile yakın yaşam ve yeni konut alanlarına geçişler sık görülürken, Ümraniye Evden Eve Nakliyat tarafında merkezi konum, site yaşamı ve gelişen ulaşım avantajı dikkat çekiyor. Her iki bölgede de ortak ihtiyaç aynı: güvenli paketleme, deneyimli ekip ve gerçekçi zaman planı.
Taşınma sürecini kolaylaştıran ilk adım erken hazırlık. Uzmanlar, taşıma tarihinden birkaç gün önce eşya ayıklama ve kutu planlamasına başlanmasını öneriyor. Kullanılmayan ürünlerin ayrılması hem hacmi küçültüyor hem yeni evde daha düzenli bir başlangıç sağlıyor. Mutfak eşyaları, kitaplar, dekoratif ürünler ve kıyafetler ayrı kategorilerde paketlendiğinde yeni adreste aranan şey daha hızlı bulunuyor. Evden eve nakliyat ekipleri için düzenli hazırlanmış bir ev, yükleme süresini kısaltan önemli bir avantaj.
Keşif aşaması profesyonel taşımanın omurgasını oluşturuyor. Eşya miktarı gözle görülenden fazla olabiliyor; dolap içleri, depo alanları ve balkon eşyaları toplam hacmi artırıyor. Bu nedenle detaylı bir ön değerlendirme, araç tipinin doğru seçilmesini sağlıyor. İstanbul Evden Eve Nakliyat operasyonlarında yanlış araç seçimi ya kapasite yetersizliği ya da gereksiz maliyet olarak geri dönebiliyor. Tuzla Evden Eve Nakliyat planlarında site girişleri, otopark mesafesi ve asansör kullanımı gibi detaylar keşif sırasında netleştirilmeli. Ümraniye Evden Eve Nakliyat süreçlerinde ise yoğun konut blokları, yönetim izinleri ve belirli saatlerde yükleme kısıtları dikkate alınmalı.
Paketleme, hasarı önlemenin en etkili yolu. Cam, porselen, elektronik ve aynalı yüzeyler için özel koruma şart. Ağır eşyaların altta, hafif ve kırılgan ürünlerin üstte konumlandırılması temel bir kural. Kutuların aşırı doldurulması hem taşımayı zorlaştırıyor hem yırtılma riskini artırıyor. Mobilyalarda demontaj-montaj hizmeti, özellikle büyük gardırop ve masa gibi parçalarda hem güvenlik hem pratiklik sağlıyor. Evden eve nakliyat firmalarının kaliteli malzeme kullanması uzun vadede daha az sorun anlamına geliyor.
Zamanlama konusu da taşınma deneyimini doğrudan etkiliyor. İstanbul’da trafik yoğunluğu taşıma süresini tahmin edilenden uzun hale getirebiliyor. Bu yüzden sabahın erken saatleri genellikle daha avantajlı bulunuyor. Tuzla Evden Eve Nakliyat randevularında ay sonu ve ay başı dönemlerinde talep artışı yaşanabiliyor. Aynı durum Ümraniye Evden Eve Nakliyat için de geçerli. Yoğun günlerde uygun ekip ve araç bulmak zorlaştığı için rezervasyonu erkene almak hem tarih hem fiyat açısından daha iyi seçenekler sunabiliyor.
Müşteri ile ekip arasındaki iletişim, sürecin yumuşak ilerlemesini sağlayan görünmez bir faktör. Yükleme saatinden olası gecikmelere, yeni adresteki yerleşim sırasından teslim kontrolüne kadar her aşamada net bilgilendirme güven artırıyor. İstanbul Evden Eve Nakliyat gibi tempolu işlerde planın esnek ama disiplinli yürütülmesi gerekiyor. Özellikle aynı gün içinde eski evden çıkıp yeni eve yerleşmek isteyenlerde saat planının gerçekçi kurulması kritik.
Semt özelliklerine göre taşıma ihtiyacı da değişiyor. Tuzla’da site tipi konutlarda güvenlik ve yönetim izinleri sürecin parçası olabiliyor. Belirli saatlerde yükleme kısıtı varsa bunun önceden öğrenilmesi, ekibin hazırlıksız yakalanmasını engelliyor. Ümraniye’de çok katlı yapılarda asansör kullanımı süreci hızlandırabiliyor; ancak asansörün küçük olması durumunda ek plan gerekiyor. Ümraniye Evden Eve Nakliyat taleplerinde geniş mobilya ve beyaz eşya yoğunluğu da sık görülüyor. Tuzla Evden Eve Nakliyat tarafında ise semtin coğrafi yayılımı rota seçimini etkiliyor.
Evden eve nakliyat sürecinde sigorta ve sorumluluk kapsamı da konuşulması gereken başlıklardan. Hangi eşyaların teminat altında olduğu, hasar durumunda izlenecek yol ve tutanak prosedürü baştan netleştirilmeli. Özellikle değerli elektronik, antika ve özel üretim mobilyalarda ek güvence seçenekleri değerlendirilebiliyor. Şeffaf firmalar bu konuları müşteriye açıkça anlatmayı tercih ediyor. Fiyat teklifinde nelerin dahil olduğunu madde madde görmek, sonradan yaşanabilecek anlaşmazlıkları azaltıyor.
Taşınma günü için pratik öneriler süreci rahatlatıyor. Temel ihtiyaçların bulunduğu bir çanta hazırlamak yeni evde ilk saatleri kolaylaştırıyor. Şarj aletleri, ilaçlar, temizlik malzemeleri, birkaç tabak-bardak ve çocuklar için gerekli eşyalar bu çantada olabilir. Kutuların oda bazlı etiketlenmesi boşaltmayı hızlandırıyor. Ağır kutuların küçük, hafif kutuların daha geniş tutulması taşıma ergonomisini iyileştiriyor. Tuzla Evden Eve Nakliyat ve Ümraniye Evden Eve Nakliyat gibi semt içi taşımalarda bile bu düzen, günün daha az yorucu geçmesini sağlıyor.
Hava koşulları da planın parçası olmalı. Yağışlı günlerde zemin kayganlığı, merdiven kullanımı ve açık alanda bekleyen eşyalar için ek koruma gerekiyor. Profesyonel ekipler branda ve kaydırmaz örtülerle riski azaltmaya çalışıyor. İstanbul Evden Eve Nakliyat operasyonlarında mevsimsel yoğunluk farklılık gösterdiği için esnek ama disiplinli bir plan daha sağlıklı sonuç veriyor.
Bazı taşınmalarda depolama ihtiyacı ortaya çıkabiliyor. Yeni ev henüz hazır değilse ya da tadilat sürüyorsa eşyaların bir süre güvenli alanda bekletilmesi gerekebiliyor. Bu durumda depolama alanının nem, güvenlik ve erişim koşulları sorulmalı. Envanter listesi ve etiketleme, kısa süreli bekletmelerde bile kayıp riskini düşürüyor. Evden eve nakliyat ile depolama hizmetinin birlikte planlanması geçiş dönemini daha kontrollü hale getirebiliyor.
Taşınma sonrası kontrol aşaması çoğu kişi tarafından ihmal ediliyor. Oysa teslim sırasında eşyaların gözden geçirilmesi, varsa hasarın anında tespiti ve tutanak tutulması ileride sorun yaşanmasını engelliyor. Yeni evde önce temel yaşam alanlarının kurulması, ardından dekoratif yerleşime geçilmesi daha işlevsel. Mutfak ve yatak odasının önceliklendirilmesi ilk gecenin daha konforlu geçmesini sağlıyor. Kaliteli bir hizmet yalnızca eski adresten hızlı çıkışla değil, yeni adreste özenli teslimle ölçülüyor.
Günümüzde kullanıcılar taşınma hakkında doğru bilgiye hızlı ulaşmak istiyor. Hangi semtte nelere dikkat edilmesi gerektiği, paketleme standartları ve süreç adımları net anlatıldığında karar vermek kolaylaşıyor. Bu noktada cetinkayanakliyat.com.tr üzerinden yapılan bilgilendirmeler; İstanbul Evden Eve Nakliyat, Tuzla Evden Eve Nakliyat ve Ümraniye Evden Eve Nakliyat gibi ihtiyaçlarda yol gösterici bir başvuru kaynağı olarak öne çıkıyor. Bilinçli tercih, taşınma stresinin büyük kısmını daha başlangıçta azaltabiliyor.
Sonuç olarak evden eve nakliyat, doğru yönetildiğinde korkulan bir süreç olmaktan çıkıyor. Erken planlama, doğru keşif, kaliteli paketleme ve şeffaf iletişim bir araya geldiğinde hem eşyalar güvende kalıyor hem yeni yaşama geçiş daha huzurlu oluyor. İstanbul’un temposu içinde Tuzla’dan Ümraniye’ye uzanan taşımalarda profesyonel destek almak, zamanı ve emeği koruyan etkili bir tercih olarak değerlendiriliyor.
Kış aylarında ev ve iş yerlerini verimli şekilde ısıtmak isteyenler için elektrikli yerden ısıtma sistemleri modern ve kullanışlı çözümler sunar. Özellikle laminat parke kullanılan alanlarda tercih edilenkarbon film ısıtıcı, zeminin altına uygulanarak ortamın dengeli ve homojen biçimde ısınmasını sağlar.
İnce yapısı sayesinde zemin seviyesini önemli ölçüde yükseltmeyen karbon film teknolojisi; konut, ofis, kış bahçesi ve kapalı balkon gibi birçok farklı alanda kullanılabilir. Isının ayak seviyesinden başlayarak ortama yayılması, yaşam alanlarında daha dengeli bir sıcaklık ve yüksek konfor oluşturur.
Karbon Isıtıcı Film Nedir?
Karbon ısıtıcı film, elektrik enerjisini karbon molekülleri aracılığıyla ısıya dönüştüren ince ve esnek bir ısıtma sistemidir. Laminat parkenin altına serilen filmler, geniş yüzey boyunca ısı üreterek zeminin belirli bölgelerinde aşırı sıcaklık oluşmasını engeller.
Geleneksel radyatör sistemlerinde ısı genellikle odanın belirli noktalarından yayılır. Karbon film ısıtmada ise zeminin geniş bir bölümü aktif olarak kullanılır. Böylece sıcaklık farkları azaltılır ve yaşam alanında daha homojen bir ısı dağılımı elde edilir.
Karbon ısıtıcı film sistemi hem bir yapının tamamında hem de yalnızca ısıtılması istenen belirli bölümlerde uygulanabilir. Bu özelliği sayesinde ana ısıtma sistemine alternatif olabileceği gibi destekleyici veya bölgesel ısıtma çözümü olarak da değerlendirilebilir.
Parke Altı Karbon Film Isıtmanın Avantajları
Parke altı uygulamalar için geliştirilen karbon film sistemleri, kullanım konforunun yanı sıra mimari açıdan da önemli avantajlar sağlar.
İnce yapısı sayesinde parke altında fazla yer kaplamaz.
Zeminin geniş bir bölümüne eşit şekilde ısı yayar.
Radyatör kullanımını ortadan kaldırarak duvarlarda alan kazandırır.
Oda sıcaklığı termostat üzerinden kontrol edilebilir.
İhtiyaca göre bölgesel ısıtma yapılmasına imkân tanır.
Yeni yapılarda ve mevcut yaşam alanlarında uygulanabilir.
Dekorasyon düzenini bozmadan zeminin altında kullanılabilir.
Toz sirkülasyonunu azaltarak daha konforlu bir ortam sağlar.
Sistem, dijital veya Wi-Fi özellikli termostatlarla birlikte kullanılabilir. Günlük ve haftalık programlama özellikleri sayesinde ısıtmanın hangi saatlerde çalışacağı belirlenebilir. Böylece ihtiyaç bulunmayan zamanlarda sistemin gereksiz yere çalışması önlenerek enerji tüketimi kontrol altında tutulabilir.
Bega Karbon Isıtıcı Film ile Parke Altı Isıtma
Bega karbon ısıtıcı film, laminat parke altı ısıtma uygulamalarında kullanılan modern bir elektrikli ısıtma çözümüdür. Ultra ince yapısıyla zemine kolayca uygulanır ve doğru projelendirme yapıldığında yaşam alanının ihtiyaç duyduğu sıcaklığın dengeli şekilde sağlanmasına yardımcı olur.
Bega karbon film sistemleri özellikle ısıya dayanıklı laminat parkelerle birlikte kullanılmalıdır. Parkenin sınıfı, uygulanacak alanın büyüklüğü, yapının yalıtım durumu ve ihtiyaç duyulan ısı gücü uygulama öncesinde değerlendirilmelidir. Bu unsurlara göre hazırlanan doğru bir proje, sistemin verimli ve uzun ömürlü kullanılmasına katkı sağlar.
Parke Altı Yalıtım Neden Önemlidir?
Karbon film ısıtma uygulamalarında kullanılan yalıtım malzemesi, sistemin performansını doğrudan etkiler. Zeminin altında uygun yalıtım bulunmadığında üretilen ısının bir bölümü alt katmana doğru kaybolabilir. Doğru yalıtım uygulaması ise ısının yaşam alanına yönlendirilmesine yardımcı olur.
Parke altında halı koruyucu keçe gibi uygulamaya uygun olmayan malzemelerin kullanılması önerilmez. Keçe malzemeler zaman içerisinde esneme ve çökme yapabilir. Ayrıca nemi hapsetmesi durumunda kötü koku, parke aralarında açılma ve çürüme gibi problemlere neden olabilir.
Bu nedenle parke altı ısıtma sistemlerinde ısıya ve neme dayanıklı, yeterli kalınlığa sahip polietilen yalıtım tercih edilmelidir. Uygun yalıtım hem parkenin korunmasına hem de karbon ısıtıcı film sisteminin daha verimli çalışmasına katkı sağlar.
Karbon Film Isıtıcı Nerelerde Kullanılır?
Karbon film ısıtıcı sistemleri farklı büyüklükteki yaşam ve çalışma alanlarına uygulanabilir. Başlıca kullanım alanları şunlardır:
Evlerde laminat parke altı ısıtma
Ofis ve iş yerlerinde zeminden ısıtma
Kış bahçesi ve kapalı balkon ısıtması
Cami halı altı ısıtma sistemleri
Büyük salonlarda bölgesel ısıtma
Fabrikalarda çalışanların bulunduğu alanların lokal olarak ısıtılması
Kuru sauna uygulamaları
Otel ve işletmelerde aynaların buğulanmasını önleme
Yat, tekne ve gemilerde ısıtma
Hayvan barınakları ve üretim alanlarının ısıtılması
Büro mobilyalarında diz ve ayak bölgesi ısıtması
Kış bahçeleri ve kapalı balkonlarda zeminin altına uygulanan karbon film, ortamda herhangi bir alan kaybına yol açmaz. Duvarlarda radyatör bulunmaması sayesinde alan daha özgür şekilde dekore edilebilir.
Seramik Zeminlerde Hangi Sistem Kullanılmalıdır?
Karbon ısıtıcı film, laminat parke altı uygulamalar için uygun bir sistemdir. Banyo, mutfak, hamam ve balkon gibi seramik veya fayans kullanılan alanlarda ise farklı bir uygulama tercih edilmelidir.
Seramik zeminlerdeHeatus ısıtma kablosu şap içerisine veya seramik yapıştırıcısının altına uygulanabilir. Isı doğrudan seramik yüzeye aktarıldığı için zemin kısa sürede ısınır ve sıcaklık alan boyunca dengeli şekilde yayılır.
Doğru sistem seçimi şu şekilde özetlenebilir:
Laminat ve parke zeminlerde karbon ısıtıcı film
Seramik, fayans ve doğal taş zeminlerde ısıtma kablosu
Zemin kaplamasına uygun ürün kullanılması; sistemin verimliliği, uygulama güvenliği ve kaplama malzemesinin korunması açısından büyük önem taşır.
Karbon Film Isıtıcı ile Yaşam Alanlarınızı Yenileyin
Karbon film ısıtıcı sistemleri; ince tasarımı, homojen ısı dağılımı ve termostatla kontrol edilebilmesi sayesinde modern yapılarda etkili bir yerden ısıtma seçeneğidir. Evin tamamında kullanılabileceği gibi yalnızca salon, çalışma odası, kapalı balkon veya kış bahçesi gibi belirli alanlarda da uygulanabilir.
Doğru güç seçimi, kaliteli yalıtım, uygun parke ve profesyonel uygulama bir araya geldiğinde karbon ısıtıcı film uzun ömürlü ve konforlu bir ısınma çözümü sunar. Zeminin altında görünmeden çalışan sistem, yaşam alanlarında yer kaybı oluşturmadan kış aylarını daha sıcak ve keyifli hale getirir.
Yeniimaret semti sakinlerinden merhum Osman Sürer ve merhume İrfan Sürer’in oğulları, Selda ve Selçuk Sürer’in babaları, merhume Mukadder Sürer’in eşi Sabri Sürer 77 yaşında vefat etti. Merhum dün Alaca Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeniimaret Mezarlığında toprağa verildi.
21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale’nin Gelibolu ilçesini kapsayan geniş bir alanda 5 Eylül 2026 tarihli ve 33361 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11738 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) tarafından yürütülecek petrol ve doğal gaz arama ve üretim faaliyetleri kapsamında acele kamulaştırma kararı alınmasının Trakya açısından son derece önemli bir gelişme olduğuna dikkat çekerek, bölge kamuoyunun bu kararın kapsamı, sonuçları ve bölgeye olası etkileri konusunda açık ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.
Eski milletvekili Şimşek, yaptığı yazılı açıklamada, Trakya’nın toprağı, suyu ve geleceği aceleye getirilemeyeceğinin altını çizerek şunları söyledi:
“Trakya yalnızca bir enerji arama sahası değildir. Trakya; çiftçimizin alın teriyle ürettiği verimli tarım toprakları, hayvancılığın temelini oluşturan meraları, ormanları, su kaynakları ve doğal yaşam alanlarıyla Türkiye’nin en önemli tarımsal üretim merkezlerinden biridir.
Enerji arz güvenliği ülkemiz açısından elbette stratejik öneme sahiptir. Yerli petrol ve doğal gaz kaynaklarının araştırılması ve ekonomiye kazandırılması da önemlidir. Ancak bunu yaparken tarım arazilerimizi, meralarımızı, ormanlarımızı, su kaynaklarımızı ve insanımızın yaşam alanlarını korumak zorundayız.”
KAMUOYU ADINA SORUYORUZ:
Şimşek, bu nedenle kamuoyunun cevap beklediği çok önemli sorular bulunduğunu belirterek şöyle devam etti:
“Acele kamulaştırma kapsamına alınan alanların tamamı hangi parselleri kapsamaktadır?
Kaç dönüm tarım arazisi, mera ve orman alanı bu süreçten etkilenecektir?
Kamulaştırmadan etkilenecek çiftçilerimize ve arazi sahiplerine yönelik süreç nasıl işletilecektir?
Planlanan sondaj ve üretim faaliyetlerinin tarım arazilerine, yeraltı ve yüzey sularına, meralara ve ormanlara olası etkileri konusunda hangi bilimsel çalışmalar yapılmıştır?
Sondaj ve üretim alanları, ulaşım yolları, boru hatları, enerji nakil hatları ve depolama tesislerinin tarımsal üretime etkisi nasıl değerlendirilecektir?
Bölge halkının, yerel yönetimlerin, meslek odalarının, üretici örgütlerinin ve bilim insanlarının görüşleri sürece nasıl dahil edilecektir?
Bu soruların cevabı yalnızca bugün yaşayan Trakya insanı açısından değil, gelecek nesiller açısından da büyük önem taşımaktadır.”
TRAKYA’NIN TOPRAĞI GELECEĞİMİZDİR
Açıklamasında itirazlarının enerjiye, üretime veya ülkenin enerji bağımsızlığına olmadığını dikkat çeken Şimşek, şunları kaydetti:
“Bir tarlayı kaybetmek yalnızca bir taşınmazı kaybetmek değildir. O toprak; çiftçinin geçim kaynağıdır, ülkenin gıda güvencesidir, üretimin devamlılığıdır. Bir su kaynağının zarar görmesi yalnızca bugünün değil, yarının da sorunudur. Bir meranın yok olması yalnızca hayvancılığı değil, Trakya’nın üretim zincirini etkiler.
Bu nedenle enerji yatırımları ile tarımsal üretim arasında bir tercih yapmak zorunda kalmadan, her ikisini de koruyacak bilimsel ve sürdürülebilir bir yaklaşım ortaya koymak zorundayız. Bizim itirazımız enerjiye, üretime veya ülkemizin enerji bağımsızlığına değildir. Bizim itirazımız; Trakya’nın geleceğini, toprağını, suyunu ve üretim gücünü riske atabilecek uygulamaların yeterli şeffaflık ve kamuoyu bilgilendirmesi olmadan yürütülmesinedir.”
ŞEFFAFLIK, ORTAK AKIL VE KAMU YARARI İSTİYORUZ
Eski vekil Şimşek, “Yetkilileri, söz konusu kararın kapsamı ve uygulanma süreci hakkında Trakya kamuoyuna ayrıntılı bilgi vermeye çağırıyorum” diyerek açıklamasını şöyle sonlandırdı:
“ Aynı zamanda; çiftçi kuruluşlarımızı, meslek odalarımızı, sivil toplum kuruluşlarımızı, seçilmişlerimizi ve siyasi partilerimizi, bölgemizin geleceği açısından büyük önem taşıyan bu konuyu birlikte incelemeye, gerekli araştırma ve çalışmaları yapmaya davet ediyorum.
Kamulaştırma kapsamındaki alanların açık şekilde ortaya konulmasını, çevresel ve tarımsal etkilerin bilimsel olarak değerlendirilmesini, bölge halkının ve üreticilerimizin haklarının güvence altına alınmasını istiyorum.
Çünkü Trakya yalnızca bugünün değil, çocuklarımızın ve torunlarımızın da geleceğidir. Toprağımızı korumak zorundayız. Suyumuzu korumak zorundayız. Tarımımızı ve hayvancılığımızı yaşatmak zorundayız. Çiftçimizin alın terine sahip çıkmak zorundayız.Enerji ihtiyacımızı karşılarken gıda güvenliğimizi ve doğal varlıklarımızı feda etmemeliyiz.
Buradan açıkça ifade ediyorum: Trakya’nın toprağı sahipsiz değildir. Trakya’nın suyu sahipsiz değildir. Trakya’nın geleceği aceleye getirilemez.
Bilimden, hukuktan, kamu yararından ve halkın iradesinden yana bir anlayışla hareket edilmesini bekliyoruz.
Saros Körfezi’nde sportif ve turizm amaçlı deniz kayağı ile boydan boya bir deneyim yaşatmak amacıyla çalışmalarına devam eden Edirne Doğa Sporları Spor Kulübü (EDOSK) ekibi kamplı ve 3 günlük bir program ile Cennet köşede eğlenceli bir sportif aktivite gerçekleştirdi.
Saros Körfezi; su altı zenginliği, birbirinden ilginç kıyı şekilleri ve suyunun temizliği ile bölgemizin en önemli turizm alanlarından biri konumunda yer alıyor. Bölgede sualtı sporlarına yönelik yapılan aktivitelerin yanı sıra kano-kayaking (deniz kayağı) faaliyetleri de planlayan EDOSK Su Sporları ekibi, kamplı ve 3 günlük bir program ile Saros Körfezi’nde eğlenceli bir sportif aktivite gerçekleştirdi.
Yıllık planlı faaliyetler çerçevesinde, birinci gün Gökçetepe Tabiat Parkı kamp alanında, Gökçetepe Tabiat İşletmesi misafirperverliğinde kamp yapan ekip, ertesi gün başlayacak yolculuk için hazırlıklarını tamamladı. İkinci gün, rotanın başlangıcı olan Gökçetepe Tabiat Parkı’ndan gerekli güvenlik önlemlerini alarak kürek çekmeye başlayan ekip; Sait Faik Abasıyanık Koyu, İbrice deniz mağaraları, falezler, İbrice Limanı, İtalyan Koyu, Uzunkum ve Mecidiye Sahili gibi kıyı oluşumlarının görsel şöleni eşliğinde molalar vererek yoluna devam etti.
Denizdeki hava şartlarında yaşanan ani değişiklikler nedeniyle Erikli’de çadırlı kamp yapan ekip, ertesi gün kapalı ve rüzgarlı bir havada macerayı sürdürdü. Yağmurlu bir havada Danişment Tabiat Parkı’nda mola veren kano ekibindeki antrenör, tur lideri ve katılımcılar, yine ilginç yarların manzarası eşliğinde kürek çekmeye devam etti. Yayla sahiline yaklaştıklarında fırtına ve yağmur eşliğinde zorlu anlar yaşayan ekip, yayla sahiline varmaya başardı. Burada 2 günlük kürek çekme ve turizm amaçlı destinasyon oluşturma faaliyeti, havanın ve rüzgarın durumu dikkate alınarak sonlandırıldı.
Edirne Doğa Sporları Spor Kulübü Başkanı Dr. Sezgin Kondal, faaliyete ilişkin şunları söyledi:
“Saros Körfezi’nde uzun zamandır deniz kayağı ile sportif ve turizm amaçlı rotalar oluşturmak istiyorduk. Bu kez ilk defa daha donanımlı ve kamplı bir şekilde bu faaliyeti gerçekleştirmeye çalıştık. Hedefimiz, Edirne ilinde bulunan kıyı şeridini boydan boya deniz kayağı deneyimiyle bir destinasyon planlaması şeklinde haritalandırmak. Bu ilk denememizde rüzgâr, faaliyeti ancak bu ölçüde gerçekleştirmemize izin verdi.
Deniz kayağı ile yeni rotalar oluşturmaya, spor turizmi ve su sporları turizmine katkı sağlamaya çalışıyoruz. EDOSK tarafından düzenlenen Saros Körfezi Deniz Kanosu Ekspedisyonu, bölgedeki spor turizmini canlandırmak ve su sporları rotaları oluşturmak adına atılmış önemli adımlardan biridir. Bahar ve yaz döneminde bu bölgede daha fazla faaliyet planlayacağız. Saros’un Edirne kıyılarını deniz kayağı açısından haritalandıracağız.
Bu faaliyete liderlik eden antrenörümüze, deniz kayağı tur liderimize ve katılımcı üyelerimize teşekkür ediyoruz. Ayrıca, bu faaliyetin gerçekleştirilmesinde kamp yapmamız için bize ev sahipliği yapan Gökçetepe Tabiat Parkı işletmesine ve Erikli Plummy Plajı işletmesine, desteklerinden dolayı Edirne Belediyesi’ne teşekkür ederiz.”
Ziraat Türkiye Kupası 1. Eleme Turu dün oynanan iki karşılaşma ile başlarken Edirne temsilcisi Uzunköprüspor bugün Nesine 3. Lig ekibi Kartal Bulvar Kartalimen Spor A.Ş. ile Ergene Stadı’nda karşı karşıya gelecek.
Edirne’den Uzunköprüspor’un yer aldığı Ziraat Türkiye Kupası 1. Eleme Turu müsabakaları başladı. İlk gün 1923 Afyonkarahisar Spor Kulübü – Ürgüpspor ve Altay – Söke 1970 Spor Kulübü karşı karşıya gelirken bugün Uzunköprüspor – Kartal Bulvar Kartalimen Spor A.Ş. dahil 16, yarın ise 2 karşılaşma oynanarak 1. Eleme Turu tamamlanacak.
Uzunköprüspor – Kartal Bulvar Kartalimen Spor A.Ş. arasında Ergene Stadı’nda bugün saat 15.00’te oynanacak karşılaşmayı Eyüp Canıbeyaz yönetirken, yardımcılıklarını Taner Kıtmır ve Yakup Özer yapacak, Necmi Taha Çakar da dördüncü hakem olarak sahadaki yerini alacak.
Uzunköprüspor’un Nesine 3. Lig 1. Grup’ta yer alan rakibi Kartal Bulvar Kartalimen Spor A.Ş.geçen hafta sezonun ilk maçında karşı karşıya geldiği Kdz.Ereğli 1980 Spor Kulübü’ne evinde 1-0 malğup olmuştu.
Ziraat Türkiye Kupası 1. Eleme Turu ‘na Edirne’den Uzunköprüspor ile birlikte profesyonel ligde takımı olmayan 20 il temsilcisi ve Nesine 3. Lig’den 20 olmak üzere toplam 40 ekip katılıyor.
NESİNE 3. LİG TAKIMLARI
Adanaspor A.Ş., Altay, Amasyaspor Fk, Beykoz Anadolu Spor A.Ş., Bucaspor 1928, Bulvarspor, Ejderoğlu Kırşehir Futbol Sk , Eskişehir Anadolu Spor Faal. A.Ş. , Galata Spor Kulübü, İnkılap Futbol Spor Kulübü, Karaman Futbol Kulübü, Kepez Spor Futbol A.Ş., Kırıkkale Fk Spor Kulübü, Orduspor 1967 A.Ş., Söke 1970 Spor Kulübü, Tire 2021 Futbol Kulübü, Tokat Belediye Spor Kulübü, Yalova Fk 77 Spor Kulübü, Yeni Malatyaspor, Yeni Mersin İdmanyurdu Futbol A.Ş.
AMATÖR TAKIMLAR
1923 Afyonkarahisar Spor Kulübü, Arıt Kayadibi Spor, Bayburt Spor, Borçka Spor, Bucak Bld. Oğuzhan Spor, Cizre Belediye Spor, Çankırıgücü Spor Kulübü, Dersimspor, Gelecek Siirt 56 Spor, Göle Spor, Hakkari Zap Spor Kulübü, Kahta 02 Spor, Kars 36 Spor, Keşap Spor, Kilis Birlikgücüspor, Osmanelispor, Sinopspor, Torul Belediyespor , Uzunköprü Spor, Ürgüpspor
ZİRAAT TÜRKİYE KUPASI – 1.TUR
(BUGÜN – YARINKİ PROGRAM)
16.09.2026 Çarşamba
Karaman Futbol Kulübü – Kepez Spor Futbol A.Ş.
Yeni Karaman Stadyumu – 14.00
Kırıkkale Fk Spor Kulübü – Ejderoğlu Kırşehir Futbol Spor Kulübü
Başpınar Stadı – 14.00
Dersim Spor – Gelecek Siirt 56 Spor Kulübü
Tunceli Atatürk – 14.00
Göle Spor – Kars 36 Spor
Göle Semt Sahası – 14.00
Tokat Belediye Spor Kulübü – Keşap Spor Kulübü
Gaziosmanpaşa Üni. Stadı – 14.00
Osmaneli Spor Kulübü – Eskişehir Anadolu Spor Faaliyetleri A.Ş.
Osmaneli İlçe Sahası – 14.00
Sinopspor – Arıt Kayadibi Spor Kulübü
Sinop Şehir Stadı – 14.00
Adanaspor A.Ş. – Yeni Malatyaspor
Yeni Adana Stadyumu – 14.00
Bayburtspor – Borçka Spor
Bayburt Genç Osman – 14.00
Cizre Belediyespor – Hakkari Zap Spor Kulübü
Silopi İlçe – 14.00
Kilis Birlikgücü Gençlik Spor – Kahta 02 Spor
7 Aralık Stadı – 14.00
Uzunköprüspor – Kartal Bulvar Kartalimen Spor A.Ş.
Ergene Şehir Stadı – 15.00
İnkılap Futbol Spor Kulübü – Beykoz Anadolu Spor A.Ş.
Galata Spor Kulübü – Yalova Fk 77 Spor Kulübü
İbb Beyoğlu Stadı – 14.00
Bucaspor 1928 – Gaziemir G.O.G. Spor Yat. A.Ş.
Yeni Buca Stadı – 17.00
Yeni Mersin İdmanyurdu Futbol A.Ş .- Bucak Belediye Oğuzhanspor
Günümüz siyasal iletişim araçlarından sosyal medya platformlarının çok yönlü işlevi ve bir örnek ‘Özlem Becan muhaberatı’, geçen haftanın özeti sayılır.
Muhaberatta sarf edilen sözlerden/saptamalardan ülke siyasetinin gelişmesine yarar sağlayacak çıkarımlarda bulunmak, bu köşenin gayret alanları içindedir.
Önceki bölümün sonunda, Becan’ın muhaberat üslup ve içeriğine dair eleştirilerine yer verdik.
Becan, hırsızlık yapmadığını, ahlaklı biri olduğunu ve Gazi Mustafa Atatürk’ün iki büyük eserinden Cumhuriyet Halk Partisi’ne sahip çıkmanın utanılacak bir şey olmadığını vurguluyor eleştirisinde. Becan’ın hırsızlık yapmamayı, ahlaklı olmayı bir meziyet addetmesi bir çelişki ancak siyaset sahnesinde ortaya dökülen pespayelikler, yolsuzluklar düşünsel bir çarpıklığa da yol vermiyor değil.
Şöyle oldu cevaba cevabımız:
//Hamaset ve ajitasyon siyaseti acizliktir Özlem hanımefendi. Benim için bu yazdıklarınız zevahiri kurtarma telaşıdır.
Konunun özünü kavramadan ayrıntı üretmek, siyasi mülahazada zayıflık ifadesidir…
Siz siz olun analiz kabiliyetinizi geliştirmek için çaba harcayın. İdareimaslahat iyi değildir, fayda sağlamaz, siyasi gelişime ket vurur…
Bu naçizane önerileri dikkate almanızı kuvvetle öneririm.
Edirne’deyiz nasıl olsa daha çok görüşeceğiz ve size çok yararı olacak…
Ben kim miyim işte buyum Özlem hanımefendi…
Paylaştığım üç yazıyı sırasıyla okuyun, devamı da var…
Size yardımcı olacaktır o oturtulduğunuz koltuğun dinamiklerini anlamanız babında…
Siyaseti çelik çomak oynamak sananlara ilaç niyetinedir… Düşünce penceresinin açılmasına yardımcıdır… Ha, tabii, vasatın tahakkümüne boyun eğenler için davul sesi gibidir, rahatsız eder, sıkıntı verir… Siyaset de böyle bir şeydir Özlem hanım; koltuk merakından ötedir. Göreceksiniz o oturtulduğunuz koltukta Edirne’de alay konusu olacaksınız…
Allah yar ve yardımcınız olsun…//
Becan’ın sosyal medyada siyasi propaganda yazılarına gelen yorumlar çok çeşitli ve renkli fakat genelde menfi. Yani Becan’ın oturtulduğu koltuğun dinamiklerini yok sayıp fevkalade önemli bir görev üstlenmiş rollerde kendini önemsetme çabasının karşılığı bulunmadığı hemen göze çarpıyor.
Daha 2000’in başlarında CHP’de yönetsel/örgütsel temeldeki yapısal sorunlara ve doğuracağı sonuçlara dikkat çeken, çözüm önerilerini tartışmaya açan, siyasi analizlerinden yararlandığım Serdar Seçkin’in konuya dair bir yorumuna yer vermeden devam etmeyelim.
Becan’ın oturtulduğu koltuğun eğreti ayaklarını anlamasına yardımcı Serdar Seçkin saptamaları şöyle:
//Kadın ve 2 çocuk annesi olmak eleştirilerden muaf olmayı getirmez. Siyaset ortamında bu kadar eleştiriyi üzerinde toplamak, makam dışında halkın içinde olamamak kadar kötü bir durum da olamaz. Bu sadece bir şekilde açıklanabilir. Pazarlık ve siyasi beklenti. Siyasetçi kendi önünü açabilmelidir. Açamazsa kenara çekilmesini bilmeli, akp’den, butlandan, atanmadan medet ummamalıdır.
Yapılan siyaset değil, hırsın lokomotifliğinde kibir vagonlarıyla, ikbal peşinde katar oluşturmaktır. Ülkenin zor günlerinde sarayın adaletsiz adaletiyle elde edilen makamlar size/sizlere ait değildir. CHP ye yapılanların nedenleri nedir? Kime yol açıp yarıyor? Hiç düşünüldü mü? Yorumların bir ikisi dışında hepsi aleyhinize. Bu kadar lafa, hakarete değdi mi?
Akp nin operasyonuna atlayarak butlanla göreve gelen, yukarıdan aşağıya atanan herkes tarihi bir sorumsuzluğun aparatıdır.
Sonucuna siz katlanacaksınız. Ama CHP ile birlikte toplumsal olarak ülkemizi, bireysel olarak da çocuklarınızın, torunlarınızın, aile fertlerinin geleceğini yok etmenin adayı oluyorsunuz. Yazık...//
Becan ile sosyal medyadaki temasın doğurduğu siyasi irdelemelerin kıymetini bilmek lazım: çünkü yararlanmayı bilenler için hem mülahaza yeteneğini hem de sapla samanı ayırabilen siyasi analiz kabiliyetini geliştirme imkânıdır.
Biraz da bu nedenle köşemde Becan ile muhaberatı değerli addediyorum. Kendisini bu köşede layıkıyla ve zevkle ağırlama sözü de vermiştik. Gördüğünüz gibi yerine getiriyoruz.
Özlem Becan, sağ olsun, şahsıma yönelik yapay zekâ çizgili bir açık mektup yayınlayarak erken davrandı. İyi de yaptı, muhaberata renk kattı. Bu önemli mektubu yayınlamadan olmaz tabii, faydalanmak lazım…
Mektup uzun; cevap babında tespit ve açıklamaları parantez içinde verelim yerimiz sınırlı zira…
// KÖŞEDEN SİYASET DERSİ VERMEK (Ders değil siyasi düşünce paylaşımı diyelim.)
Sayın Nurhan Işıkseren’e açık mektup…
Son yazınızda yine bolca kavram, uzun cümleler ve ağır siyasi ifadeler var.
Atatürk, Cumhuriyet, halk, toplum, demokrasi, siyaset felsefesi…
Hepsi kıymetli kavramlar.
Fakat bütün bu kavramların arasında bir şey gözden kaçıyor: İnsanlara saygı. (İnsana saygımız sonsuz.) Özlem Becan’a yönelik “oturtulduğu koltuk”, “yancılık”, “proje” gibi ifadeleriniz siyasi eleştiri değildir. (Aynen öyledir çünkü gerçeği yansıtmaktadır. Gerçeği eğip bükerek yanlışı doğru göstermek halüsinasyona neden olabilir; dikkat etmek lazım.)
Bir siyasetçinin yaptığı yanlışları ortaya koyacaksanız koyun. Hangi icraatını eleştiriyorsanız açıkça yazın. Hangi politikasının yanlış olduğunu anlatın. (Ortada politika yok ki.)
Ama bir kadın siyasetçiyi küçümseyerek, makamını itibarsızlaştırarak siyasi analiz yaptığınızı düşünmeyin. (Siyasette cinsiyet eşitliğine önem vermek lazım!)
Özlem Becan o koltuğa gökten inmedi. (Nereden indi? KK’nın bahşettiği bir koltuk değil mi o? CHP il başkanlığı koltuğu boş muydu ki? Butlan Kemal sayesinde hoppadanak oturtulmadınız mı o koltuğa?) Yıllarca CHP örgütünün içinde görev yapmış, belediye başkanlığı yapmış, siyasi mücadele vermiş ve bugün CHP Edirne İl Başkanlığı görevini üstlenmiş bir isimdir.
Dolayısıyla kendisine “oturtulduğu koltuk” demek kolaydır. Asıl mesele, o koltuğun sorumluluğunu taşıyan kişinin ne yaptığıdır. Bunu da zaman gösterecektir. (Ne zaman?)
PEKİ, SİYASETTE TUTARLILIK?
Madem bu kadar sık “siyasi mülahaza”, “ilke”, “siyaset felsefesi” diyorsunuz; biraz da siyasi hafızadan söz edelim.
2002 genel seçimlerinde Yeni Türkiye Partisi’nin Edirne milletvekili aday listesinde adınız yer aldı.
Yıllar sonra CHP’nin Edirne Belediye Başkanlığı aday adaylığı sürecinde CHP adına siyaset yaptınız. Bunda utanılacak hiçbir şey yok.
İnsanlar farklı siyasi yapılarda siyaset yapabilir, zaman içinde düşüncelerini değiştirebilir. Demokratik siyasetin doğasında bu vardır. Ama o zaman başkalarının siyasi tercihlerine “ilkesizlik”, “yancılık” veya başka yaftalar yapıştırırken insanın kendi siyasi yolculuğunu da hatırlaması gerekir. Başkalarına tutarlılık dersi vermek kolaydır; asıl zor olan kendi siyasi geçmişinizle yüzleşmektir.
Siyaset tek yönlü bir yol değildir. Ancak farklı siyasi duraklardan geçmiş olmayı doğal karşılayan bir insanın, bugün kendisiyle aynı düşünmeyenleri itibarsızlaştırmaya çalışması ciddi bir çelişki oluşturur. (Yapay zekâ kullanmak risklidir, tenakuza düşürebilir; nitekim birbiriyle çelişen ve mana yoksunu cümleler hemen fark ediliyor. Allaha şükürler olsun siyasette tutarlılık denince Nurhan Işıkseren nadir bir örnektir. Tevazu göstermeye de gerek yok. Mutlak buhran başlıklı yazı dizisinin ilk bölümünü tadımlık veriyorum:
Hatta buradan başlayarak bugüne kadar köşemde mevcut yazıları da, ders niteliğinde değil elbet, okumanız meramımı anlamanıza yardımcı olacaktır.
KÖŞE BAŞKA, SAHA BAŞKA
Sizin köşenizden bakınca siyaset çok kolay görünüyor. Bu cümlede proje”, diğerinde “yancı”, bir başka yerde “koltuk merakı” diyorsunuz. Fakat siyaset yalnızca köşeden yazılanlardan ibaret değildir.
Siyaset; örgüt çalışmasıdır. Sahaya çıkmaktır. İnsanların karşısına geçip hesap vermektir. Seçmenin karşısında durmaktır. Yıllarca emek vermektir. Ve en önemlisi, insanların iradesine saygı göstermektir. (Falandır filandır da; siyaset, siyaset kavramının içini doldurmaktır.
Sahi nedir siyaset kavramı?)
Siz Özlem Becan’ın siyasi görüşlerini eleştirebilirsiniz.
Biz de sizin yazılarınızı eleştirebiliriz. Ama hiç kimsenin siyasi eleştiri adı altında bir kadını küçümsemesine, makamını itibarsızlaştırmasına ve kişiliğini hedef almasına gerek yok.
BİR DE “SİYASET DERSİ” MESELESİ VAR
Sayın Işıkseren…
Köşe yazarı olmak insana siyaset üzerinde tekel sahibi olma hakkı vermez. (Tekel?)
Siz yazarsınız. Özlem Başkan görevini yapar. Biz okuruz. Ve sonunda kararı Edirne halkı verir. Sizin “oturtulduğu koltuk” dediğiniz makamın sahibi, bugün CHP Edirne İl Başkanıdır.
Yarın ne olacağını ise ne siz ne de biz biliriz. Bunu sandık, örgüt ve halk belirler. O nedenle biraz daha az küçümseme, biraz daha fazla somut siyasi eleştiri…
Biraz daha az “ben bilirim”, biraz daha fazla “bakın şu nedenle yanlış” demek belki yazılarınızı da daha güçlü kılar. Çünkü kelime dağarcığının genişliği, siyasi analiz derinliği anlamına gelmez.
Ve son olarak… Siz Özlem Başkan’a köşenizden “ufkunu geliştirmesini” tavsiye ediyorsunuz.
Biz de size küçük bir tavsiyede bulunalım: İnsanları küçültmeden de siyasi eleştiri yapılabileceğini deneyin. Belki o zaman hem yazdıklarınız daha çok okunur hem de söyledikleriniz daha çok ciddiye alınır. Çünkü siyasette asıl mesele, kimin daha yüksek sesle konuştuğu değil; kimin ne kadar tutarlı, ne kadar saygılı ve ne kadar sahici olduğudur. (Bu köşenin takipçileri bu tespit ve tavsiyeleri değerlendirecek kapasitedir. Niceliğe değil, niteliğe önem veren ismiyle müsemma “Eleştirel düşünce” köşesine söz düşmez.)
Yazar: TC Hanife Meriç
Biz kimseye siyasi ders vermiyoruz. Sadece dün söylenenlerle bugün söylenenleri yan yana koyuyoruz. Gerisini Edirne kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Bu yazının yazarı, siyasi hafızadır.//
Açık mektuba elbette teşekkür ederiz. Ancak vaziyeti kurtarma amaçlı, yapay zekâ ürünü, konunun özünden uzak, kendi içinde çelişkili böylesi yazılar size itibar kazandırmaz, Sayın Özlem Becan.
Mevzu sarihtir. Güç odaklarının Deniz Baykal’ı diskalifiye edip CHP’nin başına getirdiği kullanışlı eleman KK, bu kez CHP’yi bölerek gücünü kırmada, iktidarın ömrünü uzatmada görevlidir.
İmamoğlu düzeninde siz ve sizin gibi ıskartalar, KK’nın yereldeki taşeronları konumunda tekrar koltuk bulmuştur. Gerisi laf-u güzaftır.
Özlem Becan elbette yalnız değildir. Çoktur onlardan CHP’de…
Soruyor Uzunköprü Hür gazete: //Edirne siyasetinden mafyayı temizleyeceğiz” sözünde kim veya kimler hedef alındı? “Yönettikleri yerleri aile çiftliğine çevirenler” ifadesinin muhatabı kimdi? “Arkadan iş çevirenler” sözü kime yönelik söylendi? Aradan geçen yaklaşık üç yılda iki isim arasında ne değişti? Taraflar geçmişte kullandıkları ağır ifadelerin bugün de arkasında mı? Dün söylenen sözler mi gerçekti, bugün verilen görüntü mü?//
Durum değişikliğinin sebebi açıktır: KK’nın CHP’nin başına getirilmesiyle tekrar mühim siyasi şahsiyet etiketine kavuşmanın sevinci, geçmişe sünger çekmeyi elbette kolaylaştırmaktadır.
Biri Edirne’de, diğeri Uzunköprü’de 2024 yerel seçimlerinde halkın “istenmeyen adam/kadın” (Persona non grata) ilan etmesi sonucu ıskartaya çıkan bu siyasi figürler, şimdi yine millete hizmet için yanıp tutuşuyor olmalılar. Ne acayip yarış değil mi?