İba’dan Kadınlar Günü kutlaması

AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı. Kadınların toplumun temel direği olduğunu vurgulayan İba, AK Parti hükümetleri döneminde kadınların sosyal, ekonomik ve siyasi hayatta daha güçlü yer alması için önemli adımlar atıldığını belirtti.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kutlama mesajı yayımlayan İba, kadınların toplumun temeli olduğuna değindi.
Kadınların, hayatın her alanında daha aktif ve güçlü olmasının Türkiye’nin gelişimi açısından büyük önem taşıdığını ifade eden İba, yayımladığı mesajda tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı.


“Kadınlarımız Toplumun Temel Taşıdır”
Kadınların aileden topluma kadar her alanda önemli bir rol üstlendiğini dile getiren İba, kadınların fedakârlığı ve emeğinin toplumun geleceğini şekillendirdiğini söyledi.
Kadınların; anne, emektar, üreten ve toplumun temel taşı olduğunu vurgulayan İba, “Aile kurumunun güçlenmesinden toplumsal gelişmeye kadar her alanda kadınlarımızın emeği, sevgisi ve fedakârlığı vardır. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların hayatın her alanındaki katkılarını hatırlamak ve onların hak ettikleri değeri bir kez daha vurgulamak için önemli bir gündür.” dedi.
“Kadınların Güçlenmesi İçin Önemli Reformlar Yapıldı”
AK Parti hükümetleri döneminde kadın hakları konusunda önemli reformların hayata geçirildiğini vurgulayan İba, kadınların eğitimden istihdama, siyasetten sosyal hayata kadar birçok alanda daha güçlü hale gelmesi için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde AK Parti hükümetleri döneminde kadınların haklarını güçlendiren birçok düzenlemenin hayata geçirildiğini söyleyen İba, “Kadına yönelik şiddetle mücadele, eğitim fırsatlarının artırılması, kadın istihdamının desteklenmesi ve kadın girişimciliğinin teşvik edilmesi konusunda önemli adımlar atıldı. Kadınlarımızın hayatın her alanında daha fazla yer alması için çalışmalarımız kararlılıkla sürmektedir” dedi.


“Kadın İstihdamı ve Girişimciliği Destekleniyor”
Kadınların ekonomik hayata katılımının artırılması için çeşitli destek programlarının hayata geçirildiğini ifade eden İba, özellikle kadın girişimcilerin desteklenmesine yönelik projelerin büyük önem taşıdığını belirtti.
Kadın girişimcilere sağlanan destekler, teşvikler ve hibe programları sayesinde birçok kadının kendi işini kurma fırsatı yakaladığına dikkat çeken İba, “Kadın kooperatifleri ve girişimcilik projeleriyle kadınlarımız üretimde ve ekonomide daha güçlü bir yer edinmektedir. Kadınların ekonomik bağımsızlığını kazanması, toplumsal refahın artmasına da önemli katkı sağlamaktadır.” ifadelerini kullandı.
“Kadınların Siyasette Temsili Artıyor”
Kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almasının önemine dikkat çeken İba, AK Parti’nin kadınların siyasette daha aktif rol almasını teşvik eden bir anlayışa sahip olduğunu vurguladı.
AK Parti olarak kadınların siyasette daha güçlü temsil edilmesi için her zaman destekleyici bir yaklaşım sergilediklerini söyleyen İba, “Kadınlarımız belediyelerde, meclislerde ve siyasi partilerde daha aktif görevler üstlenmektedir. Bu durum demokrasimizin güçlenmesine de katkı sağlamaktadır.” dedi.
“Tüm Kadınlarımızın 8 Mart’ını Kutluyorum”
Mesajının sonunda tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayan İba, “Şehit ve gazi annelerimiz başta olmak üzere hayatın her alanında emek veren, üreten, geleceğimizi şekillendiren tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyorum. Kadınlarımızın daha güçlü, daha eşit ve daha huzurlu bir toplumda yaşamaları için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.” ifadelerine yer verdi.

 İYİ Parti 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı

İYİ Parti Edirne İl Başkanlığı’ndan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle yapılan açıklamada,8 Mart; eşitsizliğe, şiddete, sömürüye ve kadınların hayatlarını kuşatan sistematik ayrımcılığa karşı yükselen tarihsel bir itirazın günüdür” denildi.

“Bugün, kadınların yüzyıllardır süren hak mücadelesinin, adalet arayışının ve eşit yurttaşlık talebinin sembolüdür” denilen açıklamada şunlara yer verildi:

8 Mart; kadınların eşit ve onurlu bir yaşam talep ettiklerini hatırlatan güçlü bir toplumsal çağrıdır. Kadınların emeğinin görünür kılınması, yaşam hakkının korunması, fırsat eşitliğinin sağlanması ve kadınların toplumsal hayatın her alanında eşit biçimde var olabilmesi için verilen mücadelenin ortak sesidir. Bu nedenle 8 Mart, bir kutlamadan çok; eşitlik, adalet ve özgürlük talebinin yükseldiği bir mücadele günüdür.

Ne yazık ki Türkiye’de kadınlar hâlâ yaşamın birçok alanında ciddi eşitsizliklerle karşı karşıyadır.

Bugün Türkiye’de kadınlar;

• Sokakta, Evinde, İşyerinde güvende değildir.

• İş yerinde eşit değildir.

• Siyasette yeterince temsil edilmiyor.

• Hukuk önünde yeterince korunmuyor.

Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri artık münferit olaylar olmaktan çıkmış, toplumsal bir yara haline gelmiştir. Kadınlar çoğu zaman en yakınlarındaki erkekler tarafından hayatlarından koparılmaktadır. Her gün bir kadının öldürüldüğü bir ülkede yaşıyoruz.

Koruma kararları çoğu zaman kâğıt üzerinde kalmakta, gerekli önlemler zamanında alınmamakta, failler ise cezasızlık kültürüyle cesaret bulmaktadır. Mahkemelerde uygulanan “haksız tahrik” ve “iyi hal” indirimleri, adalet duygusunu zedelemekte ve toplum vicdanını yaralamaktadır.

Kadınların yaşam hakkı tartışma konusu yapılamaz.

Kadınların güvenliği bir siyasi tercih değil, devletin en temel sorumluluğudur.

Kadına yönelik şiddetle mücadele yalnızca cezai yaptırımlarla sınırlı değildir. Etkin bir koruma mekanizması, güçlü sosyal destek politikaları ve kararlı bir siyasi irade gerektirir. Şiddete maruz kalan kadınların korunması için kolluk kuvvetlerinden yargıya kadar tüm kurumların eşgüdüm içinde çalışması zorunludur. İktidarın görevi yalnızca suç işlendikten sonra müdahale etmek değil, aynı zamanda şiddeti doğuran koşulları ortadan kaldıracak önleyici politikaları hayata geçirmektir.

Bu noktada İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması, kadınların korunmasına yönelik en önemli uluslararası mekanizmalardan birinin ortadan kaldırılması anlamına gelmiştir. Bu karar, kadınların yaşam hakkını koruyan politikaların zayıflamasına yol açmış ve Türkiye’de kadınların güvenliği konusunda ciddi bir geri adım oluşturmuştur.

Kadına yönelik şiddetle mücadele ideolojik tartışmalara kurban edilemez.

Kadınların yaşam hakkı hiçbir siyasi hesaplaşmanın parçası haline getirilemez.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi, kadın ve erkeğin eşit yurttaşlar olduğu bir toplumsal düzen üzerine kurulmuştur. 1926’da kabul edilen Türk Medeni Kanunu ile kadınlar birey olarak kabul edilmiş, 1934 yılında ise Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde Türk kadınlarına birçok ülkeden önce seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.

Cumhuriyet devrimleri, kadınları toplumsal hayatın eşit ve özgür bir öznesi haline getirmiştir.

Ancak bugün geldiğimiz noktada, kadınların siyasette, ekonomide ve sosyal yaşamda yeterince yer bulamadığı bir tablo ile karşı karşıyayız. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kadın temsil oranı hâlâ yüzde 20 seviyelerinde kalmaktadır. Yerel yönetimlerde ve karar alma mekanizmalarında kadınların varlığı son derece sınırlıdır.

Kadınların eşit temsil edilmediği bir demokrasinin güçlü olması mümkün değildir. Siyaset, toplumun yarısını oluşturan kadınların deneyim ve katkıları olmadan eksik kalır. Kadınların karar alma süreçlerinde daha güçlü şekilde yer alması yalnızca kadın hakları açısından değil, demokrasinin niteliği açısından da hayati öneme sahiptir.

Ekonomik alanda da benzer bir tablo söz konusudur. Kadınların iş gücüne katılım oranı OECD ülkeleri arasında en düşük seviyelerden biridir. Milyonlarca kadın kayıt dışı, güvencesiz ve düşük ücretli işlerde çalışmak zorunda bırakılmaktadır.

Eşit işe eşit ücret ilkesi çoğu zaman uygulanmamaktadır. Kadın emeği sistematik olarak değersizleştirilmektedir. Kadın yoksulluğu giderek derinleşirken sosyal politikalar kalıcı çözümler üretmek yerine çoğu zaman geçici ve sınırlı uygulamalarla sınırlı kalmaktadır.

Kadınların ekonomik özgürlüğü olmadan gerçek eşitlikten söz etmek mümkün değildir.

Kadınların istihdama katılımını artıran politikalar geliştirilmeden, kreş ve bakım hizmetleri yaygınlaştırılmadan ve çalışma hayatında fırsat eşitliği sağlanmadan kadın ve erkek eşitliği kurulamaz. Kadınların üzerindeki bakım yükünün paylaşılması, çalışma hayatında ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve kadın girişimciliğinin desteklenmesi kalkınmanın da önemli bir parçasıdır.

Bir diğer önemli sorun ise kız çocuklarının eğitimden koparılması ve erken yaşta evliliklerdir. Kız çocuklarının eğitimden uzaklaştırılması, onları yoksulluğa, bağımlılığa ve eşitsizliğe mahkûm eden bir düzenin kapısını aralamaktadır.

Bir kız çocuğunu okuldan alıp erken yaşta evliliğe zorlayan anlayış; sadece hukuka değil, insanlık onuruna da aykırıdır.

Kız çocuklarının kesintisiz eğitim hakkı garanti altına alınmalı, çocuk yaşta evliliklerin önlenmesi için mevcut yasalar tavizsiz biçimde uygulanmalıdır. Eğitim, kadınların güçlenmesinin ve toplumsal eşitliğin en temel anahtarıdır.

İYİ Parti olarak bizler; kadınların hak ettikleri özgürlük, güven ve eşitlik içinde yaşayacakları bir Türkiye için söz veriyoruz.

Bu doğrultuda;

• İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesi için mücadele edeceğiz.

• 6284 sayılı Kanun’un etkin ve tavizsiz uygulanmasının takipçisi olacağız.

• Kadın cinayetlerinde cezasızlık kültürüne son verilmesi için gerekli yasal düzenlemeleri hayata geçireceğiz.

• Kadınların siyasette, ekonomide ve kamusal yaşamda eşit temsilini güçlendirecek somut politikalar geliştireceğiz.

• Kadın istihdamını artıracak, kadın girişimciliğini destekleyecek kapsamlı ekonomik programlar uygulayacağız.

• Kreş, bakım hizmetleri ve sosyal destek mekanizmalarını yaygınlaştırarak kadınların üzerindeki bakım yükünü azaltacağız.

• Kız çocuklarının kesintisiz eğitim hakkını güvence altına alacağız.

Çünkü biz biliyoruz ki;

Kadın; bireydir.  Kadın; yurttaştır.  Kadın; eşittir.

Kadınların eşit olmadığı bir toplumda demokrasi güçlü olamaz. Kadınların güvende olmadığı bir ülkede özgürlükten söz edilemez.

Bugün; kutlama günü değil, sorumluluk günüdür.

Bugün; kadınların sesini duymanın, sorunlarını görmenin ve gerçek çözümler üretmenin günüdür.

Kadınların korkmadan yaşayabildiği, eşit haklara sahip olduğu, emeğinin karşılığını aldığı bir Türkiye mümkündür.

İYİ Parti olarak söz veriyoruz:

Kadınların sesi olmaya, adalet talebini büyütmeye ve eşitlik mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.

Çünkü kadınların mücadelesi yalnızca kadınların değil, bu ülkenin geleceğinin mücadelesidir.

Kadın cinayetlerinin, şiddetin ve eşitsizliğin olmadığı bir Türkiye mümkündür. Ve biz, o Türkiye’yi kurmak için mücadele edeceğiz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

ADD’den Kadınlar Günü kutlaması

Atatürkçü Düşünce Derneği, 8 Mart’ın sadece bir anma ve kutlama günü olarak değil, kadınların ülkemizde ve dünyada bulundukları yeri sorgulama fırsatı olarak da değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi.

ADD’den 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle yapılan açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihin ilk ve tek antiemperyalist ulusal bağımsızlık savaşı zaferi ile vücut bulmuş bir devrim, en çok da bir “Kadın Devrimi” olduğuna işaret edildi.

Açıklamada şunlara yer verildi:

Osmanlı’nın nüfustan saymadığı, boşanma ve çocukları üzerinde velayet hakkı bile tanımadığı, topum yaşamında yok saydığı Türk Kadını, ulusal bağımsızlık savaşı süresince, cephede ve cephe gerisinde en az erkekleri kadar fedakârca gayret göstermiş, kucağında bebesiyle vatanın bağımsızlığı ve milletin özgürlüğü için kan dökmüş, can vermiş, Cumhuriyete giden kutlu yolun her adımına güç katmış, bu nedenle sonuna kadar hak ettiği haklarını birçok dünya ülkesi kadınından onyıllar önce kazanmıştır.

Değişmez önderimiz büyük Atatürk’ün “İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Mümkün müdür ki, bir kütlenin bir parçasını ilerletelim, diğerini ihmal edelim de kütlenin tamamı ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı zincirlere bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin?” sözleriyle ifade ettiği anlayış, Kemalist Devrim kadrolarının kadına bakışının özüdür. Atatürk Cumhuriyeti bu anlayışla, kadını daima insan olarak eşit görmüş, yaşamın her alanında yer alması için gerekli düzenlemeleri yapmış, 1926 yılında Türk Medeni Kanunu ile de resmen hayata geçirmiştir.

 “Dünya Kadınlar Günü” nün

8 Mart’ta kutlanmasının nedeni ise, 8 Mart 1857 tarihinde ABD’de 40 bin dokuma işçisi kadının ücretlerinin ve çalışma koşullarının insan onuruna yakışır hale getirilmesi talebiyle başlattıkları greve yönelik polis saldırısında yaşamlarını yitiren 129 kadın işçinin anısını yaşatmak, bu vesile ile kadın haklarına yönelik toplumsal farkındalık yaratmaktır. Dünya Kadınlar Günü; 1911 yılından itibaren çeşitli ülkelerde fiilen kutlanmış, 1977 yılında Bileşmiş Milletlerin 8 Mart’ı, “Kadın Hakları İçin Birleşmiş Milletler Günü” ilan etmesiyle de dünya genelinde ve ülkemizde kutlanır olmuştur.

Her ne kadar dünya kadınlarının ve kadınlarımızın böyle özel bir günleri var ise de, gerçekte insan haklarından tam  olarak  yararlanabildiklerini söylemek mümkün değildir. Birkaç gelişmiş ülke dışında pek çok coğrafyada ve özellikle İslam aleminde maalesef hâlâ kadının adı yoktur. Türk Kadını ise, 1950’den itibaren Atatürkçü bakıştan uzak iktidarlarca hep görmezden gelinmiş, sürekli gerilemiş, AKP iktidarı döneminde ise, birçok hak ve kazanımları yanında, başta İstanbul Sözleşmesi olmak üzere yasal güvencelerini de büyük ölçüde kaybetmiştir.

Atatürk ilke ve devrimlerinden uzaklaşmanın, Cumhuriyetimizin kuruluş ayarlarını terk etmenin, devletimizin hamurundaki namus mayasını eksiltmenin, akıl ve bilim yolunu reddetmenin bedelini başta kadınlarımız, ulus olarak çok ağır ödedik, ödüyoruz.

Bütün bu olumsuzluklara karşın ülkemizde de, dünyada da çok güçlü ve örgütlü bir kadın dayanışması ve direnci vardır. Bu dayanışma ve direnç, cinsiyetçi ön yargıları ve eşitsizlikleri aşmak konusunda dünden bugüne inançla ve kararlılıkla yoluna devam etmektedir, edecektir.

8 Mart sadece bir anma ve kutlama günü olarak değil, kadınlarımızın ülkemizde ve dünyada bulundukları yeri sorgulama fırsatı olarak da değerlendirilmelidir.

Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, 2026 yılının milletçe kadına saygıyı içselleştirdiğimiz bir yıl olmasını diliyor, çarenin Yeniden Atatürk Cumhuriyeti olduğunu yineliyor, kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.

Eğitim-İş’ten Kadınlar Günü mesajı

Eğitim-İş Edirne Şubesi Basın yayın Sekreteri Deniz Tetik, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle mesaj yayınladı.

“8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, tarihsel kökeni itibarıyla bir anma ya da sembolik kutlama günü değil; emekçi kadınların sömürüye, eşitsizliğe ve baskıya karşı yürüttüğü sınıf mücadelesinin simgesidir” diyen Tetik, şunları paylaştı:

Bugün, özellikle kamuda çalışan kadın emekçilerin karşı karşıya bırakıldığı yapısal sorunların görünür kılınması ve bu sorunları üreten politikaların sorgulanması açısından kritik bir eşiktir.

Türkiye’de kamusal çalışma yaşamı, uzun süredir neoliberal politikalarla yeniden yapılandırılmakta; güvencesizlik, düşük ücret, performans baskısı ve siyasal sadakate dayalı yönetim anlayışı kalıcı hale getirilmektedir. Bu dönüşümden en fazla etkilenen kesim ise kadın emekçilerdir. Kadınlar kamuda hem emekleri üzerinden sömürülmekte hem de toplumsal cinsiyet rolleri aracılığıyla sistematik biçimde ikincilleştirilmektedir.

Kadın kamu emekçileri, aynı işi yapmalarına rağmen ücret eşitsizliği, yükselme ve yönetici pozisyonlarından dışlanma, mobbing, sendikal baskılar ve iş-yaşam dengesini imkânsız kılan uygulamalarla karşı karşıyadır. Bunun yanı sıra bakım emeğinin neredeyse bütünüyle kadınların sorumluluğuna bırakılması, kamuda çalışan kadınları çifte yük altında ezmektedir. Bu durum bireysel tercihlerle değil, bilinçli sosyal ve ekonomik politikalarla üretilmektedir.

Öte yandan kadına yönelik şiddetin toplumsal ölçekte artması, kadınların yaşam hakkının dahi güvence altında olmadığını göstermektedir. Şiddeti önlemekle yükümlü kamusal mekanizmaların zayıflatılması, cezasızlık politikaları ve kadınları koruyan hukuki düzenlemelerin etkisizleştirilmesi, bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Kadın emeğinin değersizleştirilmesi ile kadın yaşamının değersizleştirilmesi aynı siyasal zihniyetin ürünüdür.

Eğitim-İş Sendikası açısından 8 Mart, kadınların yalnızca “temsil” edildiği değil, özne olduğu bir mücadele hattının ifadesidir. Sendikal mücadelenin, toplumsal cinsiyet eşitliğini tali bir başlık olarak ele alması mümkün değildir. Eşit işe eşit ücret, güvenceli istihdam, liyakate dayalı kamu yönetimi, şiddetsiz ve güvenli çalışma ortamları sağlanmadan kamuda adaletten söz edilemez.

Kadınların kamusal alandan dışlanmasına, emeğin değersizleştirilmesine ve laiklik karşıtı uygulamalarla kadınların yaşam tarzlarına müdahale edilmesine karşı mücadele, sendikal mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu mücadele aynı zamanda demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinin savunusudur.

Eğitim-İş olarak, kadınlara yönelik ayrımcılığın sona ermesi ve şiddetle etkin mücadele için yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesini savunuyoruz. Bu kapsamda, İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden dönülmesini, 6284 sayılı yasanın eksiksiz uygulanmasını ve ILO 190 Sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin Türkiye tarafından onaylanmasını talep ediyoruz.

8 Mart, kadınların taleplerinin hatırlatıldığı bir gün olmanın ötesinde, bu taleplerin neden hâlâ karşılanmadığının sorgulandığı bir mücadele günüdür. Eğitim-İş, emekçi kadınların eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesini büyütmeye; kamuda ve toplumda bu eşitsiz düzeni değiştirme kararlılığını sürdürmeye devam edecektir.

Emekçi kadınların örgütlü mücadelesi, yalnızca kadınların değil, tüm toplumun özgürleşmesinin ön koşuludur.
[15:56, 07.03.2026] +90 505 597 52 41: Eğitim-İş Edirne Şubesi olarak 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü basın açıklamamız, Eğitim-İş Edirne Şubesi Basın yayın Sekreteri DENİZ TETİK adına yayınlarsanız sevinirim, teşekkürler

Ofis ve konutlarda akustik düzenleme: Panel ve ahşap delikli panel seçenekleri

Mekanlarda gürültü ve yankı sorunu, hem konfor hem de iş verimliliği açısından önem taşıyor. Özellikle açık ofisler, toplantı odaları, restoranlar ve eğitim mekânlarında sesin kontrol altına alınması, kullanıcı deneyimini doğrudan etkiliyor. Bu noktada akustik panel uygulamaları, hem ses yutma hem de mekân estetiği açısından sık tercih edilen çözümler arasında yer alıyor.

Akustik panel çeşitleri, malzeme ve yüzey yapısına göre farklılaşıyor. Kumaş kaplı paneller, ofis ve otel projelerinde sık kullanılırken; ahşap görünümlü veya ahşap delikli panel modelleri, daha sıcak ve doğal bir görünüm arayan mekânlarda tercih ediliyor. Ahşap delikli panel, hem ses yutma performansı hem de dekoratif bir duvar veya tavan kaplaması olarak kullanılabiliyor. Delik çapı ve aralığı, akustik performansı etkileyen parametreler arasında sayılıyor.

Yüksek tavanlı veya geniş hacimli mekânlarda akustik baffle panel uygulamaları da yaygın. Tavandan sarkıtılan bu paneller, sesin yukarı doğru yansımasını azaltarak yankıyı düşürüyor. Fabrika, depo, spor salonu ve büyük ofis alanlarında baffle panel çözümleri sık görülüyor. Hem teknik hem de görsel olarak mekâna uyum sağlayacak renk ve boyut seçenekleri sunulabiliyor.

Türkiye’de akustik malzeme üretimi ve uygulama projeleri yapan firmalar, farklı ihtiyaçlara yönelik ürün gamı sunuyor. Tasarimakustik.com, akustik panel, akustik baffle panel ve delikli duvar paneli gibi ürünlerle bu alanda hizmet veren adreslerden biri olarak biliniyor. Proje öncesi mekân analizi ve doğru ürün seçimi, istenen akustik performansın elde edilmesi için önemli görülüyor.

Uzmanlar, akustik düzenlemede yalnızca malzeme seçiminin değil, montaj detayları ve mekândaki diğer yüzeylerin de hesaba katılması gerektiğini vurguluyor. Ahşap delikli panel veya baffle panel gibi çözümler, doğru konumlandırıldığında hem estetik hem işlevsel bir sonuç verebiliyor. Özellikle ofis ve konut projelerinde ses konforunun baştan planlanması, sonradan yapılacak müdahalelere göre daha verimli ve ekonomik olabiliyor.

Meme Büyütme (Augmentasyon Mamoplasti) Nedir?

Meme büyütme ameliyatı, göğüslerin hacmini artırmak, şeklini düzeltmek veya asimetrik görünümleri dengelemek amacıyla yapılan cerrahi bir işlemdir. En sık kullanılan yöntem, silikon implantlar ile meme hacminin artırılmasıdır. Bunun yanı sıra bazı durumlarda hastanın kendi vücut yağından da (yağ enjeksiyonu) faydalanılabilir.

Göz Kapağı Estetiği (Blefaroplasti) Nedir?

Göz kapağı ameliyatı, alt veya üst göz kapaklarındaki sarkma, torbalanma, fazla deri ve yağ birikimini düzeltmek amacıyla uygulanan cerrahi bir işlemdir. Blefaroplasti olarak da bilinen bu operasyon, hem estetik hem de fonksiyonel nedenlerle yapılabilir.

Liposuction (Yağ Alma) Nedir?

Liposuction, vücudun belirli bölgelerindeki inatçı yağ birikimlerinin özel kanüller ve vakum cihazları yardımıyla alınması işlemidir. Kilo verme yöntemi değil, vücut kontürünü düzeltmeye yönelik bir şekillendirme operasyonudur.

Bu Üç Estetik İşlem Nasıl Birbirini Tamamlar?

Meme büyütme, göz kapağı estetiği ve liposuction, farklı bölgelere uygulanıyor gibi görünse de aslında estetik bütünlük açısından birbiriyle doğrudan ilişkilidir. Vücudu bir bütün olarak düşündüğümüzde, tek bir bölgenin estetik olarak iyileştirilmesi, diğer bölgelerdeki uyumsuzlukları daha belirgin hale getirebilir. Bu nedenle birçok kişi birden fazla bölge için kombine estetik çözümlere yönelmektedir.

Estetik Müdahale Kararı Kişisel Bir Süreçtir

Estetik cerrahinin temel amacı, bireyin kendini iyi hissetmesi, aynaya baktığında mutlu olmasıdır. Her bireyin ihtiyaçları, beklentileri ve fiziksel özellikleri farklıdır. Bu nedenle:

Kimi kişi sadece göz kapaklarını aldırmak isterken,

Kimisi vücut hatlarını şekillendirmeyi,

Kimisi ise daha feminen bir silüet için meme büyütmeyi tercih edebilir.

Bu süreçte en önemli adım, alanında uzman bir plastik cerrah ile görüşmek, beklentileri açıkça ifade etmek ve kişinin sağlık durumu doğrultusunda en uygun planı oluşturmaktır.

Kombine Estetik Uygulamalar Güvenli Midir?

Meme büyütme, liposuction ve göz kapağı ameliyatı gibi işlemler genellikle ayrı ayrı yapılabilir, ancak cerrahın değerlendirmesi ve hastanın sağlık durumu uygun olduğunda bu işlemler aynı seansta da gerçekleştirilebilir. Bu hem toparlanma süresini kısaltır hem de genel iyileşme sürecinde zaman tasarrufu sağlar.

Ancak her işlemde olduğu gibi burada da detaylı sağlık değerlendirmesi, ameliyat öncesi tetkikler ve iyileşme sürecine uygun bilgilendirme yapılmalıdır.

Meme büyütme ameliyatı sonrası doğal bir görünüm elde edilir mi?

Evet. Uygun implant seçimi, cerrahın tecrübesi ve vücut yapısına uygun planlama ile doğal ve estetik bir görünüm elde edilebilir.

Göz kapağı estetiği sadece yaşlılar için midir?

Hayır. Genetik olarak göz kapağında sarkma yaşayan genç bireyler de bu ameliyatı yaptırabilir. Fonksiyonel ve estetik nedenlerle her yaş grubuna uygulanabilir.

Liposuction ile kaç kilo verilir?

Liposuction kilo verme yöntemi değildir. Genellikle 2–4 litre arasında yağ alınabilir, ancak hedef vücut şekillendirmektir, zayıflatmak değil.

Aynı anda meme büyütme ve liposuction yapılabilir mi?

Evet. Uygun hastalarda kombine estetik işlemler hem zaman hem de maliyet açısından avantaj sağlayabilir. Bu karar, cerrahın değerlendirmesiyle alınır.

Göz kapağı ameliyatı sonrası iz kalır mı?

İzler genellikle göz kapağının doğal katlanma çizgisine denk geldiği için zamanla belirsizleşir. Estetik dikiş teknikleriyle iz minimuma indirilir.

Liposuction sonrası tekrar yağlanma olur mu?

Alınan yağ hücreleri geri gelmez, ancak hasta yaşam tarzına dikkat etmezse kalan hücrelerde hacim artışı olabilir. Dengeli beslenme ve egzersiz önemlidir.

Meme büyütme sonrası emzirmek mümkün mü?

Evet. Doğru teknikle yapılan ameliyatlarda süt kanallarına zarar verilmediği sürece emzirme fonksiyonu korunur.

Göz kapağı estetiği lokal anestezi ile yapılabilir mi?

Evet. Üst göz kapağı ameliyatı genellikle lokal anestezi ile, alt kapak ise çoğu zaman sedasyon veya genel anestezi ile yapılır.

Estetik ameliyat sonrası iyileşme süreci ne kadar sürer?

Her işlem için farklılık gösterir. Göz kapağı estetiğinde ortalama 7–10 gün, meme büyütme ve liposuction işlemlerinde ise 2–4 hafta arasında tam iyileşme sağlanır.

Lazer Epilasyon Nedir ve Nasıl Çalışır?

Lazer epilasyon, kıl köklerini ışık enerjisi yoluyla zayıflatan ve yok eden bir prosedürdür. Sonuç, kullanılan cihaz tipine, kıl yapısına ve cilt tonuna bağlıdır. Doğru cihazla ve uygun seans aralıklarında uygulandığında, tüy azalması uzun vadeli bir hedeftir.
Açık tenli ve koyu kıl yapısına sahip kişiler için Alexandrite Lazer en iyi seçimdir.
Diode Lazer, kalın ve derin yerleşimli kıllarda etkilidir ve çok çeşitli cilt türlerinde kullanılabilir.
Nd:YAG Lazer, koyu tenli kişiler için idealdir ve damarsal yapılarda da kullanılabilir.
Buz Lazer: Soğutma sistemi, acısız ve konforlu seanslar sağlar.

Sarıyer Lazer Epilasyon: Doğal Ortamda Estetik Konfor

İstanbul’un kuzeyinde, doğayla iç içe bir yaşam alanı sunan Sarıyer lazer epilasyon hizmetinde de farklılaşıyor. Tarabya, Zekeriyaköy, İstinye gibi bölgelerdeki butik güzellik merkezleri, kişiye özel hizmet anlayışıyla dikkat çekiyor. Kalabalıktan uzak, sakin bir ortamda lazer epilasyon yaptırmak isteyenler için ideal bir tercih sunan Sarıyer’de, genellikle Buz Lazer ve Alexandrite gibi modern cihazlar kullanılıyor.

Sarıyer’deki merkezler, doğallıkla estetiği birleştirmek isteyenlere hem rahat ulaşım hem de kaliteli hizmet sağlıyor. Özellikle özel aracı olan kullanıcılar için ulaşım oldukça pratik.

Beşiktaş Lazer Epilasyon: Şehir Hayatının Kalbinde Pratik ve Ekonomik Çözümler

İstanbul’un en merkezi bölgelerinden biri Beşiktaş. Beşiktaş’taki lazer epilasyon merkezlerinin erişilebilirliği ve çeşitliliği, toplu taşıma olanaklarının bolluğu ve öğrenci yoğunluğundan kaynaklanmaktadır. Her bütçeye uygun merkezler bu bölgede bulunabilir.
Beşiktaş’ta erkek ve kadın lazer epilasyon klinikleri, hızlı hizmetleriyle öne çıkıyor. Dönemsel kampanyalar, öğrenci indirimleri ve paket seçenekleri dahil olmak üzere uygun fiyatlı alternatifler de mevcuttur. Diode ve Alexandrite teknolojileri en yaygın sistemlerdir.

Levent Lazer Epilasyon: Lüks ve Teknolojinin Buluştuğu Nokta

İş dünyasının merkezi olarak bilinen Levent, profesyonel yaşamın yoğun temposunda pratik çözümler arayanlar için yüksek kaliteli lazer epilasyon hizmetleriyle öne çıkıyor. Genellikle plaza çalışanlarına hitap eden klinikler, öğle arası veya iş çıkışı seans imkanı sunarak zaman yönetimi açısından büyük kolaylık sağlıyor.

Levent lazer epilasyon klinikleri genellikle daha üst segment hizmet verir. VIP odalar, son teknoloji cihazlar (özellikle Buz Lazer), uzman estetisyenler ve steril ortamlar sayesinde kullanıcılar kendilerini hem güvende hem de özel hissediyor. Estetik ve hijyenin bir arada sunulduğu bu merkezler, özellikle kaliteden ödün vermek istemeyen bireylerin tercihi oluyor.

Bu Üç Bölge Arasında Seçim Yaparken Nelere Dikkat Etmeli?

Lazer epilasyon süreci uzun vadelidir. Bu nedenle, kullanılan cihaz teknolojisi, uzman kadrosu ve müşteri memnuniyeti, merkezin konumu kadar önemlidir.
Sarıyer, sakin bir ortamda işlem yapmak isteyenler için mükemmel bir yerdir.
Beşiktaş, öğrenciler ve şehirde uygun fiyatlı seçenekler arayanlar için idealdir.
Levent, yüksek kaliteli hizmet ve konfor arayanlar için uygundur.
Her üç bölgede de iyi hizmet veren birçok merkez vardır, bu yüzden seçim yaparken deneyimi, hijyen koşulları ve kullanılan lazer teknolojilerini düşünmelisiniz.

Seans Süreci ve Sonuçlar

Lazer epilasyon, ortalama altı ila sekiz seans sürer ve başarılı olacaktır. Bu sayı, cilt tipine ve kıl yapısına göre değişebilir. Kılların azalması ilk seanslardan sonra görülebilir, ancak etkili bir etki için düzenli olarak uygulanmalıdır.
Yüz için seanslar dört ila altı hafta sürer, vücut için altı ila sekiz hafta. Her seans, kılların daha seyrek ve zayıf olmasını sağlar.
Lazer Epilasyon Uygulaması Öncesi ve Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler: Seanstan 3-4 hafta önce makyaj yapılmalı, bronzlaşmadan kaçınılmalıdır ve cımbız veya ağda gibi tüyler alınmamalıdır. Uygulamadan sonraki 24 saat: Sıcak su, hamam veya sauna gibi ortamlardan uzak durun. Güneşe çıkmadan önce güneş kremi kullanmak çok önemlidir. Lazer epilasyon düzenli olarak uygulandığında, cilt daha uzun süre pürüzsüz ve sağlıklı kalacaktır.

Sarıyer, Beşiktaş ve Levent’te lazer epilasyon fiyatları ne kadar?

Fiyatlar merkeze, kullanılan cihaza ve bölgeye göre değişir. Beşiktaş genellikle daha uygun fiyatlıdır. Levent’teki merkezler ise premium hizmet sundukları için fiyatları daha yüksek olabilir.

Lazer epilasyon kalıcı mı?

Evet, düzenli seanslarla birlikte %85-95 oranında kalıcı tüy azalması sağlar. Ancak hormonal değişiklikler etkileyebilir.

Hangi lazer cihazı daha iyi sonuç verir?

Cilt ve kıl tipine göre değişir. Açık tenli bireylerde Alexandrite, koyu tenlilerde Diode veya Nd:YAG, acısız seanslar isteyenlerde ise Buz Lazer tercih edilir.

Seans aralıkları ne kadar olmalı?

Yüz bölgesinde 4-6 hafta, vücut bölgelerinde 6-8 hafta arasında olmalıdır.

Bu bölgelerdeki merkezler arasında nasıl seçim yapmalıyım?

Kendi yaşam tarzınıza, bütçenize ve beklentinize uygun merkezi seçmelisiniz. Konfor, ulaşım, cihaz kalitesi ve hijyen şartları mutlaka değerlendirilmelidir.

Erkekler de lazer epilasyon yaptırabilir mi?

Evet. Sarıyer, Beşiktaş ve Levent’te birçok merkez erkeklere özel lazer epilasyon hizmeti de sunmaktadır.

Konut hayaline yoksulluk engeli

TOKİ tarafından Süloğlu ilçesinde yapılacak sosyal konutlar için 2022 yıllında çekilen kurada hak kazanan % 80 engelli Mükerrem Akgün 277 bin TL, peşinatı ödeyemeyip hakkını kaybedince oğlu Sadık Akgün isyan etti. Süloğlu’nun Hacıumur köyünde yaşlı ve engelli annesi ile birlikte çok hisseli eski bir evde yaşayan Sadık Akgün, çok zorlu ve sağlıksız koşullarda yaşam savaşı veriyor. Akgün, “Anneme ve bana verilen 8’er bin liradan toplam 16 bin lira engelli yardımı ile yaşamaya çalışıyoruz. Ev denemeyecek, eski ve çok hisseli bir yerde barınıyoruz” dedi.

Yüksek Okul mezunu engelli Sadık Akgün durumunu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a iletmek için bir dilekçe yazarak vilayet bahçesinde açtı. Daha sonra aynı dilekçe pankartla gazetemize geldi.

 ADALET ÖN LİSANS MEZUNU SORUNLAR YUMAĞINDA

Sadık Akgün 79 yaşındaki yüzde 80 engelli annesi Mükerrem Akgün’ü yaşatabilmek ve kötülüklerden korumak adına, kendi psikolojik sıkıntıları ve yüzde 50 engeli nedeniyle çalışamıyor. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Hukuk Bölümü Adalet Ön Lisansa Mezunu olan 55 yaşındaki Sadık Akgün, kimseden sadaka değil destek ve yol gösterici olmalarını beklediklerini belirterek şöyle konuştu.

Engelli anne Mükerrem Akgün’ün sevinci yarım kaldı.

PEŞİNATI ÖDEMEK İÇİN TARLAYI SATAMADIK                                 

“Anneme çıkan sosyal konut hakkını kullanıp konut sahibi olabilmek için annemin 17 dönüm tarlasını satışa çıkardık. Ancak ödenecek peşinat açıklandıktan sonra kısa bir zaman içinde ödeme süresi doldu. Bankaya gidip süre istedim, bana bir gün süre verildi. Ancak bu süre de yeterli olmadı, maalesef  tarlayı da satamadık. Annem hem umutlarını hem ev sahibi olma hakkını kaybetti, 277 bin TL tutarındaki peşinata takılmasının üzüntüsünü yaşıyoruz. Devletin verdiği 16 bin lira ile geçinmeye, ölmemeye çalışıyoruz.

Engelli sağlık raporu

“3 BİN 500 TL İÇİN SAĞLIK RAPORU ALAMADIK”

Geçtiğimiz aylarda köyde yaşadığımız yer, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nden gelen görevliler tarafından incelendi. Yoksunluğumuzu, yoksulluğumuzu ve annemin durumunu gördüler. İl Müdürlüğü; anneme ve bana vasi atanması konusunda bir, ‘Sosyal İnceleme’ raporu hazırlayarak adli makamlara sundu. Bunun üzerine ikimiz de jandarma eşliğinde sağlık kontrolüne götürüldük. Ancak rapor için 3 bin 500 lira gerektiği söylenince kontrolü yaptıramayıp köye geri döndük. Kimsesiz, yoksul ve engelli olunca sesimizi kimse duymak istemiyor.”

Roman kadınların sorunlarına mercek

Olgay GÜLER

Edirne Roman Gençlik Derneği tarafından düzenlenen ‘Kadının Sessiz Çığlığı’ etkinliğinde, Roman kadınların yaşadıkları zorluklar ve talepleri masaya yatırıldı.

Derneğin, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlediği etkinlik, bir restoranda gerçekleştirildi. Yaklaşık 30 Roman kadının katıldığı programda, kadınlar hem yaşadıkları zorlukları anlattı hem de geleceğe dair taleplerini dile getirdi. Kadınların eğitimden sağlığa, istihdamdan sosyal dışlanmaya kadar karşılaştıkları pek çok sorunun konuşulduğu etkinliğe Roman Gençlik Derneği Kadın ve Çocuk Güçlendirme Odaklı Sosyal Program Koordinatorü Nilay Karadeniz ve 29 Ekim Kadınları Derneği Edirne Şube Başkanı Kezban Buyruk ile çok sayıda dernek üyesi de katıldı.

Programda, kadınlar; yoksulluk, erken yaşta evlilik ve günlük hayatta maruz kaldıkları ayrımcılıkla ilgili deneyimlerini paylaştı. Kadınlara ihtiyaç anında başvurulabilecek resmi kurumlar ve destek mekanizmaları hakkında bilgi verilen etkinlik sonunda çözüm önerileri ve talepler kayıt altına alındı. Hazırlanacak raporun, hak temelli politikaların geliştirilmesi amacıyla ilgili kurumlarla paylaşılmasının hedeflendiği belirtildi.