Edirne’nin Süloğlu ilçesinde bulunan Süloğlu Barajı etrafında bulunan piknik alanı belediye ekipleri tarafından yaz dönemine hazırlanıyor.
Süloğlu Belediyesi tarafından bakım ve onarımı başlanan piknik alanında; su hattı başta olmak üzere piknik masaları, çeşmeler yenilendi.
Konuyla ilgili açıklama yapan Süloğlu Belediye Başkanı Mehmet Ormankıran; “Süloğlu baraj piknik alanımızın geniş kapsamlı bakım ve onarımı yapılarak su hattı çekilmiş, otları biçilmiş, piknik masalarının onarımı yapılmış, bazıları değiştirilmiş, boyaları yapılarak ve temizliği gerçekleşmiştir. Emeği geçen tüm personelimize teşekkür ediyoruz, piknik alanımızı temiz tutarak korumaya davet ediyorum” dedi.
Lalapaşa Belediyesi’nin düzenlediği halı saha futbol turnuvası önceki akşam oynanan iki karşılaşma başladı. Lalapaşa ve köylerinden toplam 16 takımın katıldığı turnuvada ilk maçlar 11-14 mayıs tarihlerinde oynanacak.
Her maç eleme usulü oynanacak ve son kalan iki takım final oynayacak.
Lalapaşa Belediye Başkanı Zafer Sezgin Geldi sosyal medyadan yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Lalapaşa Belediyesi olarak; köylerimizde ve ilçe merkezimizde yaşayan gençlerimizi kötü alışkanlıklardan uzak tutmak, spora teşvik etmek ve dostluk ile kardeşlik duygularını güçlendirmek amacıyla Halı Saha Futbol Turnuvası düzenliyoruz.
Turnuvamız eleme usulüyle gerçekleştirilecek olup, maçlar her akşam saat 20.00’de ilçe merkezimizdeki halı sahada oynanacaktır.
Bu turnuva sadece bir spor organizasyonu değil; gençlerimizin aynı sahada buluştuğu, dostluğun, heyecanın ve centilmenliğin kazandığı büyük bir dayanışma olacaktır.
Fair-play ruhuyla mücadele edecek tüm takımlarımıza şimdiden başarılar diliyor, tribünlerde tüm hemşehrilerimizi bu coşkuya ortak olmaya davet ediyoruz.”
11 Mayıs Pazartesi günü akşamı oynanan maç sonuçları şöyle oldu.
Sinanköy (2), Süleymandışment’i 10-6 yenerek tur atladı.
Gecenin ikinci maçında da Hanlıyenice’yi 8-2 yenen Taşlımüsellim tur atladı.
Tur atlayan takımlar 14 mayıs sonrası çekilen kura sonunda karşı karşıya gelecekler ve çeyrek final maçları oynayacaklar.
Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, son yıllarda artan ithalat, düşük alım fiyatları ve kuraklık nedeniyle yağlık ayçiçeği üretiminin gerilediğini, buna karşılık ithalatın rekor seviyelere ulaştığını belirtti. Ün, uygulanan tarım politikalarının üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını savundu.
Türkiye’de 58 ilde yağlık ayçiçeği üretimi yapıldığını ifade eden Ediz Ün, “Ülkemizin dörtte üçünde ayçiçeği üretimi gerçekleştiriliyor. Ancak 2025 yılında 1,6 milyon tonluk üretimle son 9 yılın en düşük seviyesine geriledik. 2025’teki yağlık ayçiçeği üretimi, bir önceki yıla göre yüzde 12, üretimin zirve yaptığı 2022 yılına göre ise yüzde 30 azaldı. Üstelik son 4 yıldır üst üste üretim düşüyor. Daha önce böyle bir tablo yaşanmamıştı” dedi.
Edirne’nin geçmişte yağlık ayçiçeği üretiminde Türkiye birincisi olduğunu hatırlatan Ün, bugün üçüncü sıraya gerilediğini belirterek şunları söyledi:
“Son 15 yılda Edirne’deki üretim yüzde 48 azaldı. Bu, bölgede yaşanan kuraklık ve tarlaların suya kavuşturulamamasından kaynaklanmaktadır. Edirne’nin temel tarımsal ürünlerinden biri olan ayçiçeğinde yaşanan bu gerileme hem bölge hem de Türkiye açısından büyük kayıptır.”
“İthalatta dünya birincisiyiz”
Ayçiçeği ithalatındaki artışa da dikkat çeken Ün, geçen yılın ilk 3 ayında 393 bin ton olan yağlık ayçiçeği ithalatının bu yıl aynı dönemde yüzde 54 artarak 607 bin tona yükseldiğini ifade etti.
“İthalat 1,5 kattan fazla arttı. Üstelik bu ithalat tam da ekim öncesi dönemde yapılıyor” diyen Ün, AKP dönemindeki ithalat politikalarını şu sözlerle eleştirdi:
“AKP döneminde ayçiçeği tohumu ve türevleri ithalatına 30 milyar dolar ödendi. Bu rakam, yaklaşık 57 milyon ton ayçiçeğine karşılık geliyor. Yani Türkiye’nin yaklaşık 30 yıllık üretimine eş değer bir ithalat yapılmış durumda. Düşünebiliyor musunuz, 30 yıllık üretim kadar ürün dışarıdan alınmış. İthalatı o kadar abarttılar ki Türkiye her yıl ayçiçeği ithalatında dünya birincisi oluyor.”
İthalatın ağırlıklı olarak komşu ülkelerden yapıldığını belirten Ün, “İthalatın yüzde 40’ı Romanya’dan, yüzde 38’i Moldova’dan, yüzde 19’u ise diğer sınır komşumuz Bulgaristan’dan geliyor. Kısacası Türkiye’ye gelen her 10 ayçiçeği tohumunun 6’sı Romanya ve Bulgaristan’dan geliyor. Biz neden üretmiyoruz, neden ihraç eden ülke konumunda değiliz? Çünkü ithalatı seven bir AKP iktidarı ve bundan beslenen çevreler var” ifadelerini kullandı.
“Tarımda dışa bağımlılık her geçen gün artıyor”
Ekim sezonunun sürdüğünü hatırlatan Ün, üreticinin en büyük beklentisinin ürününün para edip etmeyeceği ve devlet desteği olduğunu belirtti.
“Üretici bugün şunu soruyor: ‘Ürünüm para edecek mi, zarar edersem devlet yanımda olacak mı?’ Ancak görüyoruz ki AKP iktidarı ithalattan vazgeçmiyor. ‘Dışarıda ucuzsa ithal et’ anlayışını her geçen gün daha da sertleştirerek sürdürüyorlar. Bu politika belki birilerini zengin ediyor olabilir ama Türkiye tarımda her geçen gün kan kaybediyor, dışa bağımlılığı artıyor” diyen Ün, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Buradan AKP iktidarını uyarıyorum. Bir an önce aklınızı başınıza alın. Giderayak bu ülkenin tarımına daha fazla zarar vermeyin.”
Trafik sigortası yaptırmak isteyen sürücüler için en önemli konulardan biri fiyatlardır. Ancak birçok kişi, trafik sigortası fiyatları üzerinde şehir faktörünün ne kadar etkili olduğunu tam olarak bilmez. Oysa Türkiye’de sigorta primleri il bazlı risk gruplarına göre belirlenir ve bu durum şehirler arasında ciddi fiyat farkları oluşmasına neden olur.
2026 yılı itibarıyla güncel verilere bakıldığında bazı şehirlerde trafik sigortası fiyatları oldukça uygun seviyelerde seyrederken, büyük şehirlerde bu rakamlar ciddi şekilde yükselmektedir. Bu içerikte Türkiye’de trafik sigortası fiyatları en ucuz olan şehirleri, bu durumun nedenlerini ve detaylı analizleri ele alıyoruz.
Trafik Sigortası Fiyatları Şehirlere Göre Neden Değişir?
Trafik sigortası fiyatları belirlenirken en önemli faktörlerden biri risk analizidir. Sigorta şirketleri, her ilin kaza oranı, trafik yoğunluğu ve hasar maliyetlerini dikkate alarak fiyatlandırma yapar. Bu nedenle her şehir aynı risk grubunda değerlendirilmez.
Örneğin büyük şehirlerde trafik yoğunluğu fazla olduğu için kaza ihtimali daha yüksektir. Bu da trafik sigortası fiyatları üzerinde doğrudan artışa neden olur. Buna karşılık daha az yoğunluğa sahip şehirlerde risk düşük olduğu için primler de daha uygun olur.
Trafik Sigortası Fiyatları En Ucuz Olan Şehirler (2026)
2026 yılı itibarıyla yapılan analizlere göre trafik sigortası fiyatları en düşük olan şehirler genellikle trafik yoğunluğunun az olduğu ve kaza oranlarının düşük seyrettiği illerdir. Bu şehirler arasında öne çıkanlar şunlardır:
Bayburt
Ardahan
Tunceli
Gümüşhane
Kilis
Artvin
Iğdır
Sinop
Bu şehirlerde trafik sigortası fiyatları, büyük şehirlere kıyasla %30 ila %50 daha düşük olabilir. Bu fark, tamamen risk faktörlerine dayalı olarak oluşur ve sigorta şirketlerinin fiyat politikalarına doğrudan yansır.
Trafik Sigortası Fiyatları En Pahalı Şehirlerle Karşılaştırma
Ucuz şehirleri anlamak için pahalı şehirlerle karşılaştırma yapmak gerekir. Türkiye’de trafik sigortası fiyatları en yüksek olan şehirler genellikle büyük metropollerdir:
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Bu şehirlerde trafik yoğunluğu, kaza oranı ve hasar maliyetleri oldukça yüksektir. Bu nedenle trafik sigortası fiyatları, küçük şehirlere göre ciddi şekilde artış gösterir. Bu fark bazen iki katına kadar çıkabilir.
Kaza Oranı ile Trafik Sigortası Fiyatları Arasındaki İlişki
Trafik sigortası fiyatları ile kaza oranı arasında doğrudan bir ilişki vardır. Bir şehirde kaza oranı ne kadar yüksekse, sigorta şirketlerinin risk algısı da o kadar yükselir.
Düşük kaza oranına sahip şehirlerde sigorta şirketleri daha az ödeme yaptığı için trafik sigortası fiyatları daha uygun seviyelerde kalır. Bu nedenle ucuz şehirler genellikle daha az trafik yoğunluğuna ve daha düşük kaza istatistiklerine sahiptir.
Hasar Maliyetleri Şehir Bazlı Fiyatları Nasıl Etkiler?
Sigorta şirketleri için yalnızca kaza sayısı değil, aynı zamanda hasar maliyetleri de önemlidir. Büyük şehirlerde yedek parça fiyatları, işçilik maliyetleri ve servis ücretleri daha yüksek olduğu için hasar maliyetleri de artar.
Bu durum doğrudan trafik sigortası fiyatları üzerinde etkili olur. Küçük şehirlerde ise bu maliyetler daha düşük olduğu için sigorta primleri de daha uygun seviyelerde kalır.
Araç Yoğunluğu ve Trafik Sigortası Fiyatları İlişkisi
Bir şehirdeki araç sayısı arttıkça trafik yoğunluğu da artar. Bu durum kazaların artmasına ve dolayısıyla riskin yükselmesine neden olur. Sigorta şirketleri bu riski fiyatlara yansıtır.
Bu nedenle nüfusu ve araç yoğunluğu düşük olan şehirlerde trafik sigortası fiyatları daha düşük olur. Bu faktör, özellikle Anadolu şehirlerinde fiyatların daha uygun olmasının temel nedenlerinden biridir.
Trafik Sigortası Fiyatları Aynı Şehirde Değişir mi?
Evet, aynı şehir içinde bile trafik sigortası fiyatları değişebilir. Bunun nedeni, sürücü profili, araç tipi ve hasarsızlık durumu gibi bireysel faktörlerin fiyatlandırmaya dahil edilmesidir.
Bu nedenle sadece şehir bazlı değerlendirme yapmak yeterli değildir. En doğru sonucu almak için farklı şirketlerden trafik sigortası fiyatları karşılaştırması yapmak gerekir. Bu yaklaşım, aynı şehirde bile daha uygun fiyat bulmanızı sağlar.
En Uygun Trafik Sigortası Nasıl Bulunur?
Şehirler arası farklar önemli olsa da en uygun poliçeyi bulmanın yolu karşılaştırma yapmaktan geçer. Farklı sigorta şirketleri aynı şehirde farklı trafik sigortası fiyatları sunabilir.
Bu nedenle online platformlar üzerinden trafik sigortası fiyatları araştırması yapmak, en avantajlı poliçeye ulaşmanın en etkili yoludur. Bu yöntem sayesinde hem bütçenize uygun hem de ihtiyaçlarınıza cevap veren bir poliçe seçebilirsiniz.
Şehir Faktörü Fiyatlarda Belirleyici Rol Oynar
2026 yılı itibarıyla trafik sigortası fiyatları şehir bazlı ciddi farklılıklar göstermektedir. Trafik yoğunluğu, kaza oranı ve hasar maliyetleri bu farkın temel nedenleridir. Küçük şehirlerde fiyatlar daha uygunken, büyük şehirlerde maliyetler ciddi şekilde artmaktadır.
Ancak en doğru yaklaşım sadece şehir bazlı değerlendirme yapmak değildir. Düzenli olarak trafik sigortası fiyatları karşılaştırması yapmak ve farklı teklifleri analiz etmek, en uygun poliçeyi bulmanın en etkili yoludur.
Elektrikli süpürgeler, günlük yaşamın en önemli ev yardımcılarından biridir. Özellikle yoğun şehir hayatının yaşandığı Kartal gibi büyük ve hareketli ilçelerde, güçlü performansa sahip bir süpürge kullanmak büyük konfor sağlar. Ancak zaman içerisinde motor performansında düşüş, çekim gücü kaybı, filtre sorunları veya elektronik arızalar ortaya çıkabilir. Böyle durumlarda profesyonel bir teknik destek almak cihazın ömrünü uzatır. İstanbul genelinde hizmet veren İstanbul Philips Servis, Kartal ilçesinde Philips marka süpürgeler için özel teknik servis çözümleri sunmaktadır.
Philips Servis Kartal hizmeti kapsamında kullanıcıların yaşadığı teknik problemlere hızlı müdahale edilmekte, bakım ve onarım süreçleri deneyimli ekipler tarafından yürütülmektedir. Özellikle süpürgelerde sık karşılaşılan motor arızaları, hortum tıkanıklıkları, filtre değişimleri ve elektronik kart problemleri detaylı şekilde incelenerek kalıcı çözümler üretilmektedir.
Telefon: 444 78 56
Philips Servis Kartal Hizmetlerinde Neden İstanbul Philips Servis Tercih Ediliyor?
Kartal bölgesinde yaşayan kullanıcılar için teknik servis seçiminde güven oldukça önemlidir. İstanbul Philips Servis, yalnızca arızayı gidermeye odaklanan bir yapı yerine cihazın uzun süre verimli çalışmasını hedefleyen profesyonel bir servis anlayışı sunar.
Deneyimli Teknik Kadro
Philips marka süpürgelerin teknolojik yapısına hakim uzman ekipler sayesinde cihazların arıza tespiti kısa sürede yapılmaktadır. Özellikle yeni nesil torbasız süpürgelerde görülen sensör ve elektronik kart sorunlarında profesyonel müdahale büyük önem taşır.
Hızlı Servis Süreci
Kartal’ın yoğun bölgelerinde yaşayan kullanıcılar için zaman kaybı ciddi bir problemdir. Bu nedenle servis süreçlerinde hızlı geri dönüş sağlanmakta ve cihazların bakım süreçleri minimum sürede tamamlanmaktadır.
Orijinal Parça Desteği
Philips süpürgelerde kullanılan parçaların cihaz ile uyumlu olması performans açısından önemlidir. İstanbul Philips Servis, cihazın yapısına uygun teknik ekipmanlarla işlem gerçekleştirmektedir.
Kartal’ın Popüler Mahallelerinde Philips Süpürge Servisi
Kartal oldukça büyük ve yoğun nüfusa sahip ilçelerden biridir. Bu nedenle farklı mahallelerde teknik servis ihtiyacı da sürekli artmaktadır. İstanbul Philips Servis, Kartal’ın birçok noktasına aktif destek sağlamaktadır.
Soğanlık Philips Servis Hizmeti
Soğanlık bölgesinde özellikle yoğun apartman yaşamı nedeniyle süpürge kullanımı oldukça yaygındır. Sürekli kullanım sonucunda motor ısınması ve çekim gücü düşüşü sık görülen sorunlar arasında yer alır. Philips Servis Kartal ekipleri Soğanlık bölgesinde hızlı servis desteği sunmaktadır.
Yakacık Philips Süpürge Teknik Servisi
Yakacık Mahallesi’nde yaşayan kullanıcılar genellikle sessiz çalışan ve yüksek emiş gücüne sahip Philips süpürgeleri tercih etmektedir. Düzenli bakım yapılmadığında filtre ve motor problemleri oluşabilmektedir. İstanbul Philips Servis, Yakacık bölgesinde profesyonel bakım çözümleri sağlamaktadır.
Uğur Mumcu Mahallesi Philips Servis Çözümleri
Kartal’ın en yoğun yerleşim alanlarından biri olan Uğur Mumcu Mahallesi’nde süpürge servis talepleri oldukça fazladır. Özellikle kablo sarma mekanizması arızaları ve başlık problemleri kullanıcıların sık karşılaştığı sorunlardandır.
Atalar ve Petroliş Mahallelerinde Teknik Destek
Atalar ve Petroliş bölgelerinde yaşayan kullanıcılar için düzenli bakım hizmetleri büyük avantaj sağlar. Süpürgenin filtre temizliği ve motor bakımı düzenli yapıldığında cihaz performansı uzun yıllar korunabilmektedir.
Philips Süpürgelerde En Sık Görülen Arızalar
Philips marka süpürgeler dayanıklı yapılarıyla bilinse de yoğun kullanıma bağlı olarak bazı teknik problemler oluşabilir.
Çekim Gücü Azalması
Filtrelerin dolması veya hava kanallarının tıkanması nedeniyle cihaz yeterli performansı gösteremeyebilir. Bu durumda profesyonel bakım gereklidir.
Süpürgenin Gürültülü Çalışması
Motor rulmanlarında oluşan problemler veya fan sistemindeki deformasyonlar yüksek ses oluşmasına neden olabilir.
Açılıp Kapanma Problemleri
Elektronik kart arızaları veya kablo temassızlıkları cihazın düzensiz çalışmasına yol açabilir.
Yanık Koku Sorunu
Motorun aşırı zorlanması sonucu oluşan yanık kokusu ciddi bir teknik arızanın habercisi olabilir. Böyle durumlarda cihazın kullanılmadan servise ulaştırılması önemlidir.
Philips Servis Kartal Hizmetinin Avantajları
İstanbul Philips Servis tarafından sunulan profesyonel hizmetler kullanıcıların cihazlarını güvenle kullanabilmesine yardımcı olur.
Uzun Ömürlü Kullanım
Düzenli bakım yapılan süpürgeler daha uzun ömürlü çalışır ve performans kaybı daha geç yaşanır.
Enerji Verimliliği
Bakımlı çalışan süpürgeler daha düşük enerji tüketimi sağlayabilir.
Hijyenik Temizlik
Özellikle filtre bakımları düzenli yapıldığında ev içerisindeki hava kalitesi korunur.
Kartal’da Philips Süpürge Bakımı Neden Önemlidir?
Kartal gibi kalabalık ve yoğun yaşam temposuna sahip bölgelerde ev temizliği günlük hayatın önemli parçalarından biridir. Süpürgelerin düzenli bakım görmesi yalnızca cihaz performansı için değil, yaşam alanlarının hijyenik kalabilmesi açısından da önem taşır.
Philips Servis Kartal hizmeti sayesinde kullanıcılar cihazlarını güvenilir teknik ekiplere teslim ederek profesyonel destek alabilmektedir. Özellikle yoğun kullanılan süpürgelerde yılda en az bir kez bakım yapılması tavsiye edilmektedir.
İstanbul Philips Servis, Kartal ilçesinin birçok mahallesine hızlı teknik destek sağlayarak Philips süpürge kullanıcılarının yaşadığı sorunlara etkili çözümler sunmaktadır.
Üretimden sevkiyata uzanan süreçte en kritik aşamalardan biri, ürünlerin güvenli şekilde korunması ve düzenli biçimde taşınmasıdır. Bu aşamada kullanılan ekipmanlar, operasyonel akışla birlikte marka algısını da doğrudan etkiler. Sağlam, düzenli ve profesyonel bir paketleme süreci, ürünün müşteriye ulaşana kadar geçirdiği yolculuğun kalitesini belirler. Bu nedenle güçlü bir ambalaj makinesi altyapısı, işletmeler için vazgeçilmez bir gereklilik hâline gelir. Ambalaj teknolojilerinde uzmanlaşan Olimpack, sunduğu çözümlerle depolama ve taşıma süreçlerinin daha kontrollü, hızlı ve güvenilir olmasına katkıda bulunur.
Günümüzde işletmeler üretim hızı kadar, bu üretimi nasıl koruyacağına da odaklanır. Ürünlerin zarar görmeden taşınması, düzenli şekilde depolanması ve sevkiyata hazır hâle gelmesi için profesyonel sistemlere ihtiyaç duyulur. Bu noktada palet streç makinesi, streçleme makinesi ve koli bantlama makinası gibi çözümler devreye girer. Söz konusu makineler sayesinde ambalaj süreçleri standart hâle gelir, insan hatası azalır ve operasyonel verimlilik artar.
Poşet Yapıştırma Makinesi ile Ürün Güvenliğini Üst Seviyeye Taşıyabilirsiniz
Ambalaj sürecinde ürünün son dokunuşu çok önemlidir. Özellikle küçük ve orta ölçekli ürünlerde poşetleme, hem koruma hem sunum açısından önemli bir role sahiptir. Bu aşamada devreye giren poşet yapıştırma makineleri, ambalajın tamamlayıcı unsuru olarak dikkat çekmektedir.
Poşetlerin ağız kısmını sağlam şekilde kapatan poşet yapıştırma makineleri, ürünlerin dış etkenlerle temasını minimum seviyeye indirir. Doğru kapatma işlemi sayesinde ürün kalitesini doğrudan etkileyen nem, hava ve toz gibi faktörler kontrol altına alınır. Böylece ürünler raf ömrü boyunca formunu ve kalitesini korur.
Farklı malzemelerle uyumlu çalışma özelliği, poşet yapıştırma makinelerini birçok sektör için uygun bir çözüm hâline getirir. Gıda, kozmetik ve medikal alanlarda bu makineler aktif şekilde kullanılır. Olimpack, geliştirdiği sistemlerde hız ve hassasiyeti bir araya getirerek işletmelere pratik çözümler sunar. Bu yaklaşım, ambalaj sürecinde hem estetik hem güvenli bir sonuç elde edilmesini sağlar.
Streçleme Makinesi ile Depolama ve Taşıma Süreçlerini Kolaylaştırın
Büyük hacimli ürünlerin korunması söz konusu olduğunda, streçleme süreci öne çıkar. Palet üzerinde bir araya getirilen ürünlerin sabit kalması, taşıma güvenliği açısından kritik bir faktördür. Streçlememakinesi, ürünlerin düzenli ve sağlam şekilde sarılmasını sağlar.
Streç film, yükü bir arada tutarak dağılma riskini azaltır. Aynı zamanda dış etkenlere karşı koruma sağlayarak ürünlerin zarar görmesini engeller. Bu sayede hem depolama hem sevkiyat süreçleri daha kontrollü ilerler.
Otomatik sistemler, sarım işlemini dengeli ve hızlı şekilde gerçekleştirir. Her katmana eşit gerilim uygulanır ve gereksiz film tüketimi önlenir. Bu durum işletmeler için hem maliyet avantajı yaratır hem de daha profesyonel bir ambalaj görünümü sunar.
Palet streç makinesiçözümleri, özellikle yoğun sevkiyat yapan işletmeler için büyük kolaylık sağlar. Kısa sürede çok sayıda paletin hazırlanması sayesinde lojistik süreçlerin planlanan şekilde ilerlemesi mümkün olur.
Olimpack ile Ambalaj Süreçlerinde Süreklilik Yakalayın
Ambalaj süreci, üretimin son adımı gibi görünse de, aslında müşteri deneyiminin başlangıç noktasıdır. Ürünün nasıl paketlendiği, markanın kalite algısını doğrudan etkiler. Bu nedenle kullanılan makinelerin performansı ve güvenilirliği kritik öneme sahiptir.
Olimpack, geniş ürün yelpazesi ile farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yanıt verir. Koli bantlama makinası, palet streç makinesi ve diğer ambalaj çözümleri birlikte çalışarak güçlü bir sistem oluşturur. Bu sistem üretim hattında sürekliliği sağlar ve sevkiyat süreçlerini kolaylaştırır.
Kullanım kolaylığı, dayanıklı yapı ve düşük bakım ihtiyacı, makinelerin uzun süre sorunsuz çalışmasını destekler. Bu da işletmelerin operasyonlarını kesintisiz şekilde sürdürmesine katkı sağlar.
Ambalaj süreçlerinde doğru teknolojiyle ilerlemek, bugünü ve geleceği güvence altına alır. Güçlü bir sistem kuran işletmeler; ürünlerini korur, süreçlerini hızlandırır ve rekabet ortamında fark yaratır.
Türkiye’de gıda fiyatlarındaki artış artık sadece mutfakları değil, asayiş kayıtlarını da etkiliyor. Bir dönem sofraların en temel ürünü olarak görülen domates, bugün çarşı – pazarda tane hesabıyla alınırken, yüksek fiyatların vardığı nokta Edirne’nin Keşan ilçesinde dikkat çeken bir olayla yeniden gündeme geldi.
Edirne Valiliği’nin asayiş bültenine yansıyan olayda, Keşan’da bir pazarcının tezgâhına indirdiği yaklaşık 25 kilo domatesin çalındığı bildirildi. Olay, 8 Mayıs 2026 günü Yukarı Zaferiye Mahallesi’nde meydana geldi.
Polis kayıtlarına göre müşteki T.K., pazar tezgâhına yaklaşık 25 kilo domates indirdiğini, kısa süre sonra ise ürünlerin yerinde olmadığını fark ettiğini belirtti. Domatesleri çalan kişi ya da kişilerden şikâyetçi olan pazarcının başvurusu üzerine polis ekipleri tarafından tahkikat başlatıldı.
Yaşanan olay, son dönemde temel gıda ürünlerinde yaşanan fiyat artışlarının toplumdaki etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Bir zamanlar “ucuz yaz sebzesi” olarak görülen domatesin artık hırsızlık konusu haline gelmesi, vatandaşın alım gücündeki erimeyi çarpıcı biçimde ortaya koydu.
Pazarcı esnafı ise özellikle sebze-meyve fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle hem satışların düştüğünü hem de ürün güvenliği konusunda daha dikkatli olmak zorunda kaldıklarını ifade ediyor. Bazı esnaflar artık tezgâh başından ayrılamadıklarını belirtirken, olay sosyal medyada da “Domates altın oldu” yorumlarıyla gündem oldu.
Ekonomik krizin gündelik yaşama yansımasının sembollerinden biri haline gelen olay, “Türkiye’de artık domates bile çalınıyor” yorumlarını beraberinde getirdi.
Olayla ilgili F.Ö. isimli şüpheli hakkında yasal işlemlere başlandı.
Türkiye’de ilk hasat buğday, Aydın’ın Söke ilçesinde sembolik olarak 20 liradan satılırken, ülkenin buğday ihtiyacının önemli kısmının karşılandığı Edirne’de üreticinin fiyat beklentisi de arttı.
Yılın ilk buğday hasadı, pamuk üretimi ile bilinen Söke Ovası’nda yapıldı. Çiftçi Ahmet Örekçi 36 dekar araziden hasat ettiği buğdayı özel bir işletmeye sembolik fiyatla kilosunu 20 liradan sattı. Kurak geçen 2 yılın ardından bu yıl düşen yağışlarla yüksek verim bekleyen çiftçi, bir yandan gözünü açıklanacak alım fiyatına dikti. Türkiye’nin buğday ihtiyacının önemli bölümünün karşılandığı Edirne’de de üreticiler hasada hazırlanırken, bir yandan fiyatla ilgili yapılacak açıklamayı beklemeye koyuldu.
‘SEMBOLİK RAKAM 20 LİRAYSA VAY ÇİFTÇİNİN HALİNE’
İlk hasat buğdayı ve verilen fiyatı değerlendiren Edirne Belediyesi Tarım Komisyonu Başkanı İsmail Sancakçavuşu, fiyatın umut vermediğini söyleyerek, “Aydın Söke’de ilk hasat yapıldı ve ilk ürün satıldığı bilgisini aldık. Çok üzüldüm çünkü üretici ilk hasadını yapıp da sattığında ona sembolik bir rakam belirlenir. Hatta ilk getirene küçük altın, traktör lastiği, mazot gibi hediyeler verilirdi. Bugün aldığım habere göre de ilk satılan ürünün sembolik rakamı 20 TL’ymiş. Bizim zaten normal beklentimiz 20 TL’ydi. Bu sembolik rakam 20 liraysa vay çiftçinin haline. Buğday fiyatları sembolik rakamı bu şekildeyse normal fiyatı çok iyi olmayacak gibi görünüyor. Bunun akabinde her yıl fiyatlar katlamasına artıyor. Daha dün ekmeğe zam geldi. Ekmeğe zam gelmesinden muzdarip değiliz, tabii ki zam gelecek, hayat pahalı ama insanların da geçinebilecek, ekmek alabilecek kaliteli bir standartların olması için emekli maaşları, memur maaşları, çalışan ücretlerinin bir şekilde düzenlenmesi lazım” dedi.
’21-22 TL’DEN AŞAĞI OLMAMASI LAZIM’
Buğdayda açıklanacak fiyatın en az 21-22 TL bandında olması gerektiğini dile getiren Sancakçavuşu, “Çalışan ucuz ekmek alacak diye çiftçiyi burada öldürmemek lazım. Biz olmazsak fırınlarda ekmek olmaz. Bu unutmamalıdır hiç kimse. Buğdayın en az bugünkü alındığı gibi sembolik fiyatının 20 TL olması gerekiyor. Geçen yıl buğday fiyatları 13.50 TL’den başladı, 16-17 TL’ye kadar çıktı. Ülkedeki enflasyona baktığımız zaman yüzde 35 ile 45 arasında enflasyon öngörülüyor ki zaten böyle. Mazot fiyatlarını konuşmayacağım bile. Girdi fiyatlarımız her geçen yıl artıyor. Gübresi, ilacı, işçisi, emekçisi gitgide katlanıyor. Bizim buğdayımızın bu enflasyondan etkilenmemesi için en az 21-22 TL’den aşağı olmaması lazım ki sürdürülebilir bir tarım yapalım. Çünkü bizim kredilerimiz var, faizlerimiz çok yüksek. Kurum, kuruluşlardan bile aldığımız ürünlerin faizleri çok yüksek. Onlar da teşvik edilmiyorlar. Çiftçinin geçinebilmesi için bize hak ettiğimiz buğday fiyatını, ayçiçeği fiyatını, çeltik fiyatını vermeleri lazım. Biz olmazsak, ürün olmazsa bu insanların hiçbir şekilde karnı doymaz” diye konuştu.
Edirne’de Atatürk Mahallesi’nde inşaata başlayan ve ruhsatı bulunmadığı iddia edilen inşaat faaliyeti çevrede yaşayanlar tarafından şaşkınlıkla karşılandı ve tepkilere neden oldu.
Atatürk Mahallesi Anadolu Sokağı altında büyük bir alanda bir hafta önce başlayan inşaat çalışmasında inşaat firmasının çevre önlemlerini yeterince almadığı görülmekte, kaldırım işgali etmiş görüntüleri, ana yolun toprak ve yağan yağmur nedeniyle çamur deryasına dönmesi çevrede yaşayanlar tarafından endişe ile gözleniyor.
İNŞAAT TABELASI BİLE YOK
İnşaatın hemen üst tarafında oturan bir mahalle sakini ile yaptığımı görüşmede şunları söyledi:
“Bir hafta önce başladı bu inşaat hızlı bir şekilde. Arsanın etrafını çevirdiler ama yol boyunda kaldırım yerlerini bile çitin içinde bıraktılar.
İnşaatın sahasında şantiye tabelası yok. Ruhsat numarası, tarihi sorumlu mimarı, mühendislerin isimleri, iş güvenlik firmasının isimleri yazması gerekiyor. Tabela yoksa aklımızı gelen şudur; ‘Firma daha ruhsatı çıkmadan inşaata başlamış durumda’ Bu zaten başlı başına büyük bir suç.
İNŞAAT FİRMASI TEHLİKE YARATIYOR
Güvenlik önlemleri de alınmamış durumda burada. Üç tane kamyon, iki tane de sahada iş makinası her sabah daha sekiz olmadan inşaat başlıyorlar ve akşam karanlık basana kadar devam ediyor bu çalışmalar.
Yollar ilk günlerde sarı toprakla kaplandı. Yollardaki bu topraklar yağmurlarla birlikte çamur deryasına dönüştü. Kamyonların lastiklerinde bu çamurlar toprak döküm alanına kadar taşınıyor.
Yolda oluşan çamur tabakası nedeniyle trafikte de büyük bir tehlike yaşanmakta. Burası çok dik bir bayırın bitimi. Üstten hızla gelen öğrenci servisleri, motokuryeler var ve olası bir kaza durumunda bunun sorumlusu kim olacak?
Çalışma esnasında şirket sorumlusunu uyardığımız halde yolda hiçbir önlem alınmadan çalışmaları gündüzleri tam gün sürüyor.
Bu şehri yönetenlerden bu inşaatı yapan firmayı denetlemelerini ve burada güvenlik önlemlerinin alınmasını bekliyoruz.”