CHP yöneticilerinden Gencan’a ziyaret

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcıları, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ı tarihi belediye binasında ziyaret etti.


CHP’nin 81 il ve 973 ilçede eş zamanlı olarak sahaya inerek başlattığı seçim kampanyası kapsamında Edirne’ye gelen Genel Başkan Yardımcıları Gökçe Gökçen, Yankı Bağcıoğlu ve Bihlun Tamaylıgil Başkan Gencan’ı ziyaret etti.


Tarihi belediye binasındaki ziyaret sırasında CHP yöneticileri Atatürk Odası’nı da ziyaret ederek Gencan’dan bilgi aldı.


Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ziyaret sonrasında şu paylaşımda bulundu:
Genel Başkan Yardımcılarımız Gökçe Gökçen, Bihlun Tamaylıgil ve Yankı Bağcıoğlu’nu tarihi belediye binamızda ağırladık.
Ziyaret sırasında Atatürk Odamızı birlikte ziyaret ettik, ardından yerel yönetimlerin sorumluluğu ve güncel gelişmeler üzerine kapsamlı bir değerlendirme yaptık.
Nazik ziyaretleri için kendilerine teşekkür ediyorum.

Tamaylıgil: Siyasilerin er meydanına, sandığa buyursunlar

Olgay GÜLER

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP), 81 il ve 973 ilçede eş zamanlı olarak sahaya in erek başlattığı seçim kampanyasıyla birlikte genel başkan yardımcıları Gökçe Gökçen, Yankı Bağcıoğlu ve Bihlun Tamaylıgil Edirne’ye geldi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulu toplantısının ardından; ‘En iyi savunma hücumdur’ sözleriyle, 81 il ve 973 ilçede eş zamanlı sahaya ineceklerini açıklamasıyla, partinin seçim kampanyasını başlattı. Parti 4 mayıs itibariyle Türkiye genelinde çalışmalarına başlarken, genel başkan yardımcıları Gökçe Gökçen, Yankı Bağcıoğlu ve Bihlun Tamaylıgil de Trakya’da çalışmalarına start verdi. Heyetin Kırklareli ziyaretinin ardından yeni durağı Edirne oldu. Üç genel başkan yardımcısı saha çalışmalarından önce parti il binasında Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, CHP Edirne İl Başkanı Yücel balkanlı ve Merkez ilçe Başkanı Volkan Akgüngör’ün katılımıyla basın açıklaması yaptı.

‘SİLİVRİ’DE İKİ AYRI UTANÇ DAVASI GÖRÜLÜYOR’

CHP Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri sonuçlarının hazmedilememesiyle, CHP’nin hukuksal olmayan yargı süreçleriyle karşı karşıya bırakıldığını söyledi. Gökçen, “2024 seçimlerinde Türkiye’nin birinci partisi olduk. Bütün anketlerde, 2024 seçimlerinden itibaren Türkiye’nin birinci partisiyiz Cumhuriyet Halk Partisi olarak. Tam da bu seçimlerin sonuçları sebebiyle, bu seçimlerin sonuçlarını hazmedemeyen demokrasiden uzak bir anlayış sebebiyle Cumhuriyet Halk Partisi çeşitli, hukuksal olmayan ama yargısal süreçlerle karşı karşıya bırakılıyor. Tam da bugün Silivri’de çok da uzak olmayan bir yerde iki ayrı utanç davası görülüyor” dedi.

‘SİYASİ ETİK KANUNU ÇIKARILSIN’

Davaların henüz başlamadan önce gerçeği yansıtmayan iddiaların televizyonlarda dile getirildiğine dikkat çeken Gökçen, “Bu kadar büyük yalanlar söylenirken, bütün bunlara rağmen biz gerçekleri vatandaşımıza en yalın haliyle anlatmayı bir hedef olarak benimsedik. Biz gerçeklerden bahsediyoruz. Biz ne olduysa, ne olmadıysa, bunu son derece açık bir şekilde yurttaşlarımızla paylaşıyoruz. Sadece yayınlamaktan da kaçmadılar. Biz dedik ki genel başkanımız ifade etti çok kez; siyasi etik kanunu çıkaralım. Hatta bütün muhalefet partileri bu konuda il uzlaştı, açıkça görüşlerini paylaştı. Şimdi hem bunu hatırlatıyoruz; hem de diyoruz ki, bu siyasi etik kanunu çıkarılsın ve hem yerel yöneticilere uygulansın, hem bakanlara uygulansın, hem siyasi parti genel başkanlarına uygulansın, hem de milletvekillerinin tamamına uygulasın. Yani hep beraber mal varlıklarımızı açıklayalım. Bundan Akın Gürlek de hariç olmasın, hiçbir belediye başkanımız da dışarıda olmasın, parti genel başkanları da buna dahil olsun. Var mısınız diyoruz. Ses çıkmıyor. Bir kez bile bir açıklama yapmadılar” diye konuştu.

‘KİMSESİZLERİN KİMSESİ BİR CUMHURİYET HEDEFLİYORUZ’

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki boş olan 7 koltuk için ara seçim yapılması gerektiğinin altını çizen, iktidarınsa seçimden kaçtığını belirten Gökçen, “Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında nasıl bir Türkiye’de yaşayacağız? Güçlü yurttaş güvenli gelecek, kazanan Türkiye için Cumhuriyet Halk Partisi programı demiştik. Biz diyoruz ki; yurttaşına değer veren bir devlet anlayışı olsun. Sadece nefes alıp veren değil, insanca yaşayabilen bireyler olsun. Hakkını arayabilen vatandaşlar olsun. Mahkemelere baktığında adaletin gücünü ve güvenini hisseden yurttaşları olsun. Hukuka ve vicdana dayalı karar veren hakimler, kadınların ve çocukların güvende olduğu bir düzen, eğitim, sağlık, sosyal güvence, erişilebilirlik, sendikalaşma gibi temel hakların hak olduğu bilinciyle kurulmuş bir sistem. Dijitalleşmeyle ve karşılaşılan yeni kriz ve tehditlere karşı dirençli ve halkçı bir demokrasi. Kayyumsuz ve güçlü yerel yönetimler, güçlü meclise dayalı demokratik bir parlamenter sistem. Gazetecilerin hapiste olmadığı, gerçekleri yazabilecekleri özgür bir basın. Yani emeklisinden, emekçisine, gencinden, kadınına, kimsesizlerin kimsesi bir cumhuriyet hedefliyoruz. Bunun için çalışıyoruz” şeklinde konuştu. 

‘HEDEFİMİZ TSK’NIN SİYASET DIŞINDA KALMASI’

Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu da,  milli savunma ve milli güvenlik konularındaki temel hedeflerinin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) siyaset dışı konumunun idame edilmesi olduğunu söyledi. Bağcıoğlu, “Siyaset dışı olması temel hedefimiz. İkincisi, barışta caydıran, savaşta kazanan Türk Silahlı Kuvvetleri niteliğinin idame edilmesi. Yurtta sulh, cihada sulh, Atatürk’ün temel direktifi doğrultusunda bu politikanın idame edilmesi. Türk Silahlı Kuvvetleri halen ebedi Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün muharip ruhunu taşıyan muzaffer bir ordudur. Herkes içeride, dışarıda hesaplarını değerlendirmelerini buna göre yapmalıdır. Üçüncüsü 15 Temmuz yapısal dönüşümleri denen ama Türk Silahlı Kuvvetleri’ni bizce geriye götüren değişimlerin düzeltilmesi” ifadelerini kullandı.

‘EKONOMİK HEDEFLER GERÇEKÇİ DEĞİL’

Genel Başkan Yardımcısı Bihlun Tamaylıgil de, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamları üzerinden iktidara yüklenerek, “Bilindiği üzere dün aylık enflasyon rakamı açıklandı, TÜFE 4.2. Birçok ülkenin yıllık enflasyon oranını biz aylık olarak 4.2 olarak dün açıkladık. Bunun gerçeği nedir derseniz; çok daha üst noktalarda bir enflasyon rakamıyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Yıllık bazda baktığımız zaman bu rakam yüzde 32.4. Bilindiği üzere orta vadeli plan ve kalkınma planları yıllık olarak açıklanıyor. Şimdi bugün planlar gelirinde büyük hesaplar yapılıyor. Merkez Bankası enflasyon raporları açıklıyor. O raporların dahilinde baktığınızda ortaya konulan bir hedef var. Hedef 2026 enflasyon rakamı yüzde 16. Peki dört aylık enflasyon rakamı kaç? Yüzde 14.6. Geriye ne kalıyor? Yüzde bir buçuk, ve bu sekiz ayda gerçekleşecek hedef. Mümkün mü? Değil. Bu tür hedeflerin gerçekçi konulmadığı, o hedeflere uygun olarak ekonomi programlarının oluştuğu dikkate alınırsa Türkiye’nin doğru kararlar ve doğru yönetsel süreç ile devam etmediğini açık açık görüyoruz. Rakamlar bunu söylüyor, bu bir iddia değil” dedi. 

‘DOĞRU EKONOMİK KARARLARLA YÖNETİLMİYORUZ’

Toplumda huzurun ve refahın birlikte paylaşılması için yapısal reformların ekonomik açıdan gerçekleşmesi gerektiğinin altını çizen Tamaylıgil, “Türkiye ekonomik açıdan yılların içerisinde baktığınızda doğru kararlarla yönetilmiyor. Yani aynı 90’lı yıllarda baktığımızda bir Güney Kore, bir Çin’le aynı tabloda yola çıkıyorsunuz. Bugün onların ortaya çıkarttığı ekonomik performans, bir de bizim yaşadığımız ekonomik performansı karşılaştırdığımızda bizim daha çok tüketime ve borçlanmaya dayalı ve katma değer sağlamayan bir süreç yönetiminden sonra bugün geldiğimiz noktada büyük bir borç yükü ve o borç yükünü ödemek için tabloda aldığınız günlük bütçe vergi gelirlerinin neredeyse dörtte birini faiz olarak ödediğimiz bir dönemin içindeyiz” diye konuştu.

‘SİYASETİN ER MEYDANI SEÇİM SANDIĞINA BUYURSUNLAR’

Tamaylıgil, Edirne’deki Kırkpınar Er Meydanı’na atıfta bulunup, iktidara seçim çağrısı yaparak, “ Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak önümüzdeki süreçte bunları bütün toplumuzla paylaşarak; ‘Gelin el verin, birlikte Türkiye’yi yönetelim’ diyoruz. Milli iradenin ve onun gösterdiği kararlılığı nice badireyi hep beraber atlatmaktaki sandıkla oluşan tercihle, gücüne inanıyoruz. Halkımızın bize vereceği yetkiyi bekliyoruz ve o yetkiyi de kısa zamanda almayı umut ediyoruz. Bunun için de seçimden kimsenin kaçmaması lazım. Burası Kırkpınar, er meydanı olan bir yer. Bence siyasilerin er meydanı da seçim sandığı. Biz o er meydanına buyursunlar diyoruz. Gelin hep beraber yarışalım. Halk kime inanıyorsa kararını versin. Kime güveniyorsa kararını versin. Bizim için en önemli tercih halkın tercihidir” şeklinde konuştu.

Sarayiçi’nde bahar ateşi!

Olgay GÜLER

Edirne’de, UNESCO’nun Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Kakava ve Hıdrellez Şenlikleri kapsamında, baharın gelişini müjdeleyen dev Kakava Ateşi bugün Sarayiçi’nde yeniden yanacak.

Edirne’nin bayramı olarak kabul edilen, 5-6 Mayıs Kakava ve Hıdrellez Şenlikleri Sarayiçi’nde bugün başlıyor. Edirne Belediyesi tarafından gerçekleştirilen etkinlikler kapsamında saat 16.00’da büyük Kakava Ateşi yakılacak. Eğlencenin doruğa çıkacağı bu anlarda dans grupları gösteriler sunacak, konserler verilecek. Etkinliklere Edirne ve kent dışından 60 bine yakın ziyaretçinin gelmesi bekleniyor.

Edirne Belediyesi’nin açıkladığı Kakava ve Hıdrellez programı şu şekilde:

5 Mayıs:

11.00 – 13.00 Ritim Grupları Gösterileri

13.45 – 14.45 Dans Grupları Gösterileri

15.00 Kakava ve Hıdrellez Şenlikleri Korteji

15.20 İstiklal Marşı ve Saygı Duruşu – Protokol Konuşmaları

16.00 Kakava ve Hıdrellez Şenlikleri Ateşinin Yakılması

16.15 – 17.30 Dans grupları gösterileri

17.45 Göksel Demlendirici konseri

18.30 Üsküdar Belediyesi Roman Orkestrası konseri

19.30 9/8 şarkılar

20.00 Tarık Mengüç konseri

21.00 Hayrettin Zurnacı ve Orkestrası

23.00 Mucahid ve Orkestrası

23.30 DJ Can Sarvan / Edirne Belediyesi Modern Dans – Roman Dans Topluluğu

6 Mayıs

04.30 9/8 Şarkılar

05.00 Kakava ve Hıdrellez Ritüeli Dans Gösterisi

05.15 Turkish Romani By Burcu Koçyiğit ve Dans Ekibi

05.30 Tunca Nehri Dilek Atma Ritüeli

‘Çiftçi zararına niye üretsin?’

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Ulusal Süt Konseyi’nin 1 Mayıs 2026’dan itibaren geçerli olacak çiğ inek sütü tavsiye satış fiyatını 24,30 TL olarak belirlemesini değerlendirdi. Tüm Süt Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği’nin (TÜSEDAD) Nisan 2026 için 1 litre sıcak çiğ süt üretim maliyetini 28,35 TL olarak açıkladığını hatırlatan Ün “Maliyetin altındaki fiyatlarla çiftçimiz daha ne kadar zarar ettirilecek? Çiftçi zarar ettirilerek nasıl üretim arttırılacak ve enflasyon düşürülecek? Algı oyunları, rakamlarla oynamak çiftçiyi kurtarmıyor, vatandaşın cebindeki yangını söndürmüyor” dedi.

Türkiye’de yanlış politikaların yükünün üreticinin sırtına yüklendiğine dikkat çeken Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, bu anlayışla bir adım bile ileri gidilemeyeceğini söyledi. “Çiftçi çalışıp zarar ederse niye üretmeye devam etsin?” diye soran Ün, Türkiye’de yaşananın da bu olduğunu belirtti.

“Paramız var ki alıyoruz” kafasının Türkiye’yi bir ithalat cennetine döndürdüğünü ifade eden Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Pandemi dönemi bize göstermişti ki paranız olsa da bazı şeyleri alamazsınız. Kaldı ki Türkiye’nin tefeci faizleri ödeyerek çevirmeye çalıştığı ekonomisiyle her şeyi alabilecek parası da yok. Çiğ süt alım fiyatları maliyetlerin altında açıklanır, çiftçinin ürününe maliyetinin altında fiyat verilir, dünyanın dört bir yanından ne varsa ithal edilir, çiftçinin canı çıksın anlayışıyla enflasyonun düşürüleceği zannedilir. Sonra gelinen noktada enflasyon altında milyonlar ezilir ve ithal ürünler cenneti haline gelir.

Maliyetinin altında süte fiyat verenler ülkemizi tereyağını bile ithal eder duruma getirdi. Yüzbinlerce süt hayvanı artık bu maliyetlerin altından kalkılamadığı için kesime gitti, gitmeye de devam ediyor. Her gün bu işin altından kalkamayıp bırakan çiftçilerimizin haberini duyuyoruz. Sonuç mu elde artık sıfır bile kalmıyor.

İktidarın kafasına göre bu ülkede enflasyonu, açlık sınırının altında maaş alan emekli, her gün iş cinayetlerinde ölen işçi, zararına üretmeye çalışan çiftçi, okula yarı aç giden ne sağlık beslenmeden doğru dürüst bir eğitimden uzak bırakılan öğrenci ve daha listeyi uzatarak söyleyeceğimiz milyonlarca dar gelirli yükseltiyor. Sonuç olarak bu anlayış kötü günlerden daha kötü günlere götürdü. Şimdi de daha da kötü günlere götürmeye çalışıyor. Buna dur demenin zamanı geldi de geçiyor.”

‘İnsana yakışır yaşam herkesin hakkı’

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık “Sosyal Gündem Analiz Raporu”nda bu kez  “Mevsimlik Tarım İşçileri” konusu ele alındı.

Söz konusu raporda; ülkemizde her yıl yüz binlerce vatandaşın maruz kaldığı zor çalışma ve yaşam koşulları sosyal, ekonomik ve insani boyutlarıyla kapsamlı şekilde değerlendirildiği, kayıt dışı istihdam, düşük ve düzensiz gelir, barınma sorunları, eğitimden kopuş ve çocuk işçiliği gibi temel meseleler ortaya konulurken, bu sorunların arka planındaki yapısal nedenler ile çözüm önerilerinin de detaylı biçimde incelendiği görüldü.

Rapora ilaveten, “İnsana Yakışır Yaşam Herkesin Hakkı” başlığı altında yapılan yazılı açıklamada ise şunlara yer verildi:

“Türkiye’de mevsimlik tarım işçileri, uzun yıllardır zor koşullar altında yaşam mücadelesi veriyor. Her yıl yüz binlerce insan, geçimini sağlayabilmek için ailesiyle birlikte farklı illere göç etmek zorunda kalıyor. Mevsimlik tarım işçileri günün büyük bölümünü tarlalarda çalışarak geçiriyor. Uzun çalışma saatlerine rağmen aldıkları ücretler ise çok düşük. Çoğu işçi sigortasız çalıştırılıyor, sosyal güvenceden mahrum bırakılılıyor. Barınma koşulları ise insan onuruna yakışmayacak düzeyde. İşçiler genellikle geçici çadırlarda yaşıyor. Temiz suya, elektriğe ve sağlıklı yaşam alanlarına erişim oldukça sınırlı. Bu koşullar, özellikle çocuklar, kadınlar ve yaşlılar için ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor.

Eğitim alanında da önemli sorunlar yaşanmaktadır. Göç eden ailelerin çocukları eğitim süreçlerine düzenli olarak devam edememekte, çoğu zaman okuldan kopmaktadır. Bu durum, çocuk işçiliğini artırmakta ve yoksulluğun nesilden nesile aktarılmasına neden olmaktadır. Bunun yanı sıra mevsimlik tarım işçileri, gittikleri bölgelerde zaman zaman ayrımcılığa ve dışlanmaya da maruz kalmaktadır.

Tüm bu sorunlar; kırsal yoksulluk, işsizlik, bölgesel eşitsizlikler ve yetersiz sosyal politikalardan kaynaklanıyor. Artık çözüm için somut adımlar atılmalıdır.İnsan onuruna yakışır çalışma koşulları sağlanmalıdır. Tüm işçiler sosyal güvence kapsamına alınmalıdır. Barınma ve yaşam koşulları iyileştirilmelidir. Çocukların eğitim hakkı kesintisiz şekilde güvence altına alınmalıdır. Sağlık hizmetlerine erişim güçlendirilmelidir.

Mevsimlik tarım işçilerinin emeği, bu ülkenin üretiminin temel taşlarından biridir. Bu emeğin karşılığı verilmelidir. Hiç kimse insan onuruna yakışmayan koşullarda yaşamak zorunda bırakılmamalıdır.”

Şimşek’ten Uzunköprü için ortak akıl çağrısı

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, Uzunköprü Devlet Hastanesi’nin bulunduğu 9987 m2’lik arazinin özelleştirme kapsamına alınmasının  ilçenin geleceği açısından önemli bir karar sürecini beraberinde getirdiğini söyledi.

Eski milletvekili şimşek, “Uzunköprü İçin Sağduyu ve Ortak Akıl Çağrısı” baylıklı yazılı açıklamasında, sürecin, toplumsal faydayı esas alan, şeffaf ve katılımcı bir yaklaşımla yürütülmesinin büyük önem taşıdığına dikkat çekere, şunları kaydetti:

“Kamuya ait böylesine kıymetli bir alanın değerlendirilmesinde; yalnızca kısa vadeli ekonomik getirilerin değil, Uzunköprü’nün uzun vadeli ihtiyaçlarının ve potansiyelinin gözetilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Bu doğrultuda önerilerimiz:

Öğrenci yurdu ile gençlerimizin barınma sorununa çözüm üretilmesi,

Yaşlı bakım merkezi ile sosyal dayanışmanın güçlendirilmesi,

Teknokent ile üretim, istihdam ve yenilikçi girişimlerin desteklenmesi,

Çok amaçlı sosyal alanlarla ilçemizin yaşam kalitesinin artırılmasıdır.

Ayrıca, sağlık hizmetlerinin kesintisiz ve daha güçlü şekilde devam etmesi, bu sürecin vazgeçilmez bir önceliği olmalıdır.

Yetkililerimize çağrımız; Uzunköprü’nün geleceğini şekillendirecek bu önemli kararı, yerel dinamikleri dikkate alarak ve ortak akıl çerçevesinde değerlendirmeleridir.

Uzunköprü için en doğru kararın, birlikte düşünerek ve istişareyle alınacağına inanıyoruz.

Öte yandan, yalnızca hastane arazisi değil; ilimiz ve ilçelerimiz genelinde geçmiş yıllarda çeşitli nedenlerle kapatılan okul binalarının akıbeti de kamuoyunda soru işareti yaratmaktadır. Bu yapıların atıl durumda kalması yerine; eğitim, gençlik, sosyal hizmetler veya kamu yararına projeler için değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda da kapsamlı, şeffaf ve planlı bir yol haritasının kamuoyuyla paylaşılması önem arz etmektedir.”

‘Serçelerin Süvarisi’ ezgilerle anılacak

Serçelerin Süvarisi olarak anılan Sümeyra Çakır vefatının 36’ncı yılında Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat için Vakıf (TAKSAV) Edirne’de anılacak.9 Mayıs Cumartesi saat 20.00’da Çakır için düzenlenecek konserde Mavi İz Çok Sesli Halk Ezgileri Korosu sahne alacak. Konser ücretsiz ve herkesin katılımına açık olarak gerçekleştirilecek.

12 Eylül darbesinden sonra yaşamını Almanya’da sürdüren ve memleket hasretiyle aramızdan ayrılan Çakır, doğduğu topraklarda ezgilerle anılacak. Onun sesinden hayat bulan türküler, Anadolu’nun kültürel birikimini ve halkın ortak hafızasını sahneye taşıyacak. Koroyu şef Salim Çetin yönetecek. Gecede ayrıca Emin İgüs, Diyar Kılıç Mert, Boran Mert, Dr. Suat Sarp ve Hüseyin Fırtına da yer alacak. Etkinliğe sanatçının eşi Hasan Çakır da katılacak. TAKSAV Edirne tarafından düzenlenen anma gecesi, sanatçının repertuvarıyla özdeşleşen türküler aracılığıyla dinleyiciyi ortak bir müzik hafızasında buluşturacak.

SÜMEYRA ÇAKIR KİMDİR?

1946’da Edirne’de doğan sanatçı, İstanbul’da mimarlık eğitimi alırken müziğe yöneldi. Daha sonra sahne çalışmalarını yurtdışına taşıdı; Avrupa’nın farklı kentlerinde konserler verdi. Çakır, yalnızca yorumcu kimliğiyle değil, müziği toplumsal bir ifade alanı olarak ele alan yaklaşımıyla tanındı. Sanat yaşamında Ruhi Su geleneğinin izlerini sürdüren Çakır, yalın ve doğrudan bir söyleyiş çizgisi benimsedi.12 Eylül sonrası Almanya’da yaşamını sürdüren Çakır, 5 Şubat 1990’da Frankfurt’ta hayatını kaybetti.

Aramızdan ayrılanlar

HÜSEYİN BILDIRCIN VEFAT ETTİ
Merhume Gülhan Bıldırcın’ın eşi Hüseyin Bıldırcın, 78 yaşında vefat etti.
Merhume Gülhan Bıldırcın’ın eşi, Öznur Ceylan ve Özlem Mızrak’ın babaları, Fatih Ceylan ve Harun Mızrak’ın kayınpederi, Ertuğrul Ceylan, Ecemnur ve Efe Mızrak’ın dedeleri Hüseyin Bıldırcın için dün Karaağaç Eski Cami’de cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Hüseyin Bıldırcın’ın cenazesi Karaağaç Mezarlığı’nda toprağa verildi.
MUSTAFA DENGİZ VEFAT ETTİ
Semiha Dengiz’in eşi Mustafa Dengiz, 84 yaşında vefat etti.
Semiha Dengiz’in eşi, Erun Dengiz, Mehmet Dengiz ve Kubilay Dengiz’in amcaları Mustafa Dengiz için dün Kıyık Yeni Cami’de cenaze töreni düzenlendi.
İkindi namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Mustafa Dengiz’in cenazesi Buçuktepe Mezarlığı’na defnedildi.
RÜVEYDE ALKAYA VEFAT ETTİ
Vergi Dairesi’nden emekli Recep Alkaya’nın eşi Rüveyde Alkaya, 74 yaşında vefat etti.
Recep Alkaya’nın eşi, Yeliz Temel ve Nergis Gökçen’in anneleri Rüveyde Alkaya için dün Yavuz Sultan Selim Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
İkindi namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Rüveyde Alkaya’nın cenazesi Yenişehir Mezarlığı’nda toprağa verildi.