Keşan Belediyesi araç filosunu güçlendirmeye devam ediyor. Türkiye Belediyeler Birliği tarafından hibe edilen CASE marka kazıcı yükleyici iş makinesi, Keşan Belediyesi envanterine kazandırıldı.
Belediyenin hizmet kapasitesini artıracak olan yeni iş makinesi; yol yapım ve bakım çalışmaları, altyapı hizmetleri, kanal açma ve onarım faaliyetleri, çevre düzenlemeleri, hafriyat çalışmaları ile acil müdahale gerektiren birçok alanda kullanılacak. Modern teknik donanımı ve yüksek performansıyla dikkat çeken araç, belediye ekiplerinin sahadaki çalışmalarını daha hızlı ve verimli şekilde yürütmesine önemli katkı sağlayacak.
Konuya ilişkin açıklamada bulunan Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan, belediyenin imkanlarını güçlendiren her yatırımın doğrudan Keşan halkına hizmet olarak geri döndüğünü belirterek şunları söyledi:
“Türkiye Belediyeler Birliği tarafından belediyemize hibe edilen CASE marka kazıcı yükleyici iş makinemizi teslim aldık. Belediyemizin araç filosuna kazandırılan bu önemli iş makinesi, altyapıdan üstyapıya, yol bakımından çevre düzenlemelerine kadar birçok alanda ekiplerimize büyük kolaylık sağlayacak. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Keşan’ımıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.”
Edirne Belediyesi, 21-23 Temmuz tarihleri arasında Bulgaristan’ın Razgrad kentinde düzenlenen 14. Uluslararası Geleneksel Halk ve El Sanatları Yoğurt Fuarı ve Festivali’nde Türkiye’yi temsilen yer aldı. Kültürel mirası ve sahne performanslarıyla büyük beğeni toplayan Edirne Belediyesi Modern Dans Topluluğu, festival boyunca sergilediği gösterilerle izleyicilerden tam not aldı.
Festival kapsamında Edirne Belediyesi Modern Dans Topluluğu dansçılarından Elif Nur Akbulut, festivalin önemli unvanlarından biri olan Festival Kraliçesi olarak seçildi. Festival süresince Razgrad Belediye Başkanı ile birlikte festival organizasyonunu ve etkinlikleri temsil eden Elif Nur Akbulut, Edirne Belediyesi Modern Dans Topluluğu ile birlikte kentin kültürel değerlerini uluslararası platformda başarıyla tanıttı.
Festival programında; birinci gün Edirne’nin simgelerinden Kakava Ritüeli, ikinci gün Roman Dansları ile geleneksel Aşuk Maşuk gösterisi, üçüncü gün ise Vals ve Zeybek eşliğinde hazırlanan Cumhuriyet Balosu sahnelendi.
Üç gün süren festivalin koreografileri, Edirne Belediyesi Modern Dans Topluluğu Eğitmeni Göktuğ Fıçıyapan tarafından hazırlandı. Her gün farklı bir temayla sahnelenen gösteriler izleyenlerden büyük alkış aldı.
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, festival sonunda yaptığı değerlendirmede “Edirne, tarihiyle, kültürüyle ve sanatıyla uluslararası platformlarda adından söz ettirmeye devam ediyor. Bulgaristan’ın Razgrad kentinde ülkemizi başarıyla temsil eden Modern Dans Topluluğumuzu, festivalin koreografilerini hazırlayan eğitmenimiz Göktuğ Fıçıyapan’ı ve Festival Kraliçesi seçilerek hepimize büyük gurur yaşatan dansçımız Elif Nur Akbulut’u yürekten kutluyorum. Üç gün boyunca sergilenen birbirinden değerli gösteriler, Edirne’mizin kültürel mirasını en güzel şekilde yansıttı. Başarıda emeği geçen tüm ekibimize teşekkür ediyor, uluslararası alanda kentimizi ve ülkemizi başarıyla temsil etmeye devam edeceklerine inanıyorum.” ifadelerini kullanarak dansçıları tebrik etti.
Romanya, Küba, Panama, Guatemala, Kazakistan, Bulgaristan, Gürcistan, Venezuela ve Kosta Rika’nın da katılım sağladığı uluslararası organizasyonda Edirne Belediyesi, Türkiye’yi başarıyla temsil ederek kültürel diplomasiye önemli katkı sundu.
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, CHP’de kalıp kalmayacağı ve yeni kurulan partiye geçip geçmeyeceğine ilişkin sorulara kesin yanıt vermezken, “Sokağın bize ne söylediği önemli. En doğru kararı hep birlikte vereceğiz” dedi. Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Lozan Antlaşması’nın yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen programın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Son günlerde kamuoyunda gündeme gelen “CHP’de mi kalacak, yeni kurulan partiye mi geçecek?” yönündeki iddialara ilişkin konuşan Gencan, henüz kesinleşmiş bir karar bulunmadığını söyledi. Göreve geldikleri günden bu yana tek önceliklerinin Edirne’ye hizmet etmek olduğunu vurgulayan Gencan, belediye olarak altyapıdan üstyapıya kadar birçok projeyi hayata geçirdiklerini belirterek, “Bizim önceliğimiz Edirne, önceliğimiz Edirnelilere hizmet etmek. Siyasette ne yaşanırsa yaşansın bu önceliğimiz değişmeyecek” ifadelerini kullandı. Siyasi geleceğine ilişkin değerlendirmelerin sürdüğünü ifade eden Gencan, bu kararın tek başına alınmayacağını belirterek, “Bu benim kişisel olarak alabileceğim bir karar değil. Meclis üyelerimiz, belediye başkanlarımız ve en önemlisi Edirneli hemşehrilerimizin ne düşündüğü bizim için önemli. Ben her gün sokaktayım. Sokağın bize ne söylediğini dinliyoruz. En doğru kararı hep birlikte vereceğiz” dedi. “Hukuksuz uygulamaların karşısındayım” Görevden alınan CHP il ve ilçe yöneticilerine destek vermesiyle ilgili soruyu da yanıtlayan Gencan, delegelerin iradesiyle seçilen yöneticilerin görevden alınmasını doğru bulmadığını söyledi. Gencan, “Ben önce bir hukukçuyum. Hukuksuzluk kime yapılırsa yapılsın karşısında olurum. Delegelerin iradesiyle seçilmiş yöneticilerin bu şekilde görevden alınmasını doğru bulmuyorum. Bu nedenle onların yanında olduğumu açıkça ifade ettim” diye konuştu. Yeni partiye ‘hayırlı olsun’ mesajı Yeni kurulan partiyle ilgili de değerlendirmede bulunan Gencan, partiye ilişkin olumlu temennilerini dile getirirken, katılım konusunda herhangi bir açıklama yapmadı. “Bugün anlamlı bir tarihte yeni parti kuruldu. Hayırlı, uğurlu olsun. Ülkenin ve vatandaşın ciddi beklentileri var. Yeni partide görev alacak isimlerin de bu beklentiler doğrultusunda mücadele edeceğine inanıyorum” diyen Gencan, süreçle ilgili değerlendirmelerin devam ettiğini ve gerekli açıklamanın önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacağını ifade etti.
Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerinin seçtiği müftüleri tanımayarak ihlal ettiği Lozan’ı eğitim haklarını da peyder pey ellerinden alarak ihlal ettiğini, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde 8 Türk azınlık okulunun daha Yunan Devletince kapatıldığını bildirdi.
İl Başkanı Konak, “Lozan Barış Antlaşması, Batı Trakya Türk Okullarının Kapatılması ve Heybeliada” başlıklı yazılı açıklamasında şunları kaydetti:
“Mustafa Kemal Atatürk’ün deyişiyle ‘Türk Milleti için siyasi bir zafer teşkil eden ve mazlum bir milletin haklarını tanıtan ilk belge’ olan Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanışının 103. yıl dönümündeyiz. Kutlu olsun!
Lozan Barış Antlaşması’nın 40. maddesine göre; ‘Batı Trakya Türk Toplumu harcamaları kendilerince yapılmak üzere, her türlü yardım, dinsel ya da sosyal kurumları, her türlü okul ve benzeri öğretim ve eğitim kurumları kurma, yönetme ve denetleme ve buralarda kendi dillerini özgürce kullanma ve dinsel törenlerini serbestçe yapma bakımından eşit bir hakka sahip bulunmaktadırlar’.Lakin Yunan Devleti Batı Trakya Türklerinin seçtiği müftüleri tanımayarak ihlal ettiği Lozan’ı eğitim haklarını da peyder pey ellerinden alarak ihlal etmektedir. Nitekim 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde 8 Türk azınlık okulu daha Yunan Devletince kapatılmıştır.
Yunan Devleti’nin Batı Trakya Türklerinin eğitim ve öğretim hakları üzerinde yıllardır uyguladığı politika açıkça sistemli bir tasfiyenin yapıldığını göstermektedir. Bugün Rodop’ta nüfusun %55’ini, İskeçe’de %45’ini ve Meriç’te de %10’unu Türklerin oluşturmasına rağmen dili Türkçe olan anaokullarının açılmasına izin verilmemektedir. Bugün Batı Trakya’da bir tane bile Türkçe eğitim veren anaokulu yoktur.
Özel ve özerk Türk okullarının idaresi ve işleyişi velilerin oylarıyla seçilen üç kişilik encümen heyetinin görevidir. Yıllar içinde uygulanan sistematik politikalar ile encümenlerin yetkileri tırpanlanmıştır. 2002 yılındaki bakanlık kararı ile bu yetki toptan kaldırılmıştır.
1923’te tanımlanan, Türk okullarının özerk bir biçimde yönetilmesi hakkı Batı Trakya Türklerinin ellerinden alınmıştır.
Yunan Devleti Batı Trakya Türklerinin eğitim özerkliğini yıllardır tahrip ederken iddiaya göre Ak Parti Hükümeti de Heybeliada Ruhban Okulu’nu açmaya hazırlanmaktadır.
Bize göre Fener Rum Patrikhanesi sorunu, bir din ve ibadet özgürlüğü konusu değil jeopolitik ve stratejik bir konudur. Heybeliada’nın açılması Rum Ortodoks papazlarının eğitilmesi mevzusu değildir. Asıl mesele Patrikhanenin ‘Ekümenik’ bir yapıya dönüştürülüp dünya çapında din adamlarının yetiştirildiği ve uluslararası ağları yönetebildiği bir merkeze eriştirilmesidir. 2007 Yargıtay kararına göre; ‘Patrikhane’nin egemen bir devlet içinde egemenlik hakkı iddia edemeyeceği ve tüzel kişiliğinin sadece dini sınırlarla çevrili olduğu’ hükme bağlanmıştır.
Heybeliada Ruhban Okulu’nun eğitim faaliyetleri 1971 yılında Anayasa Mahkemesi’nin ‘tüm özel yüksekokulların devlet denetimine girmesi veya kapatılması’ yönündeki kararı sonrası, Patrikhane’nin ‘okulun devlet üniversitesine bağlanmasını reddettiği için’ durdurulmuştur. Türk Devleti’nin kanunlarına tabi olmayı reddeden ve sözde ‘Ekümenik’ sıfatını kullanmaktan geri durmayan Patrikhane’nin Ruhban Okulu’nun açılması isteğinin yerine getirilmesine hazırlık yapılmasının sebebi nedir? Okulun statüsü olacaktır?
Edirne Milletvekili Fatma Aksal, geçtiğimiz günlerde yapmış olduğu sosyal medya paylaşımında Batı Trakya’daki Türk okullarının kapatılmasını eleştirmiş ve uygulamanın ‘kabul edilemez’ olduğunu vurgulamıştır. Hal böyle iken Sayın Aksal’ın Ruhban Okulu’nun açılması ile ilgili ne düşündüğü merak konusudur.
Bilinmelidir ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni her gittiği ülkede şikâyet eden Patrik Bartholomeos’un tek muhatabı Türkiye Cumhuriyeti Fatih Kaymakamlığı’dır.”
DR. SADIK AHMET
Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, yayımladığı bir mesajla ölümünün 31. yıldönümünde Dr. Sadık Ahmet’i andı. Konak mesajında unlara yer verdi:
“Bugün Batı Trakya Türklüğünün unutulmaz lideri, hak ve özgürlük mücadelesinin mümtaz ismi Dr. Sadık Ahmet’in vefatının 31. yıldönümüdür. Hüseyin Nihat Atsız’ın dediği gibi, ‘Şu öksüz Türklüğünü bin cihana değişmeyen’ Dr. Sadık Ahmet’i ebediyete irtihalinin yıl dönümünde minnet ve şükranla yad ediyoruz.
Ömrünü Batı Trakya Türklerinin kimliklerini, dillerini ve temel haklarını savunmaya adayan Dr. Sadık Ahmet, her türlü baskı ve zulme karşı ilke ve inançlarından taviz vermeyerek mücadele etmiş, Batı Trakya Türklüğünün davasını nesillere ilham veren bir anlayış ile savunmuş ve hepimize miras bırakmıştır.
Dr. Sadık Ahmet’i anmak yalnızca ölen birini anmak değildir. Dr. Sadık Ahmet’i anmak Batı Trakya’daki Türklük davasını hatırlamak, sahip çıkmak ve de bu uğurda mücadele etmektir.
Bıraktığı miras bizlere rehber olduğu gibi gelecek nesillere de ilham kaynağı olacaktır. Allah rahmet eylesin.”
Trakya Üniversitesi’nce üniversitenin çeşitli birimlerine 14 profesör, 14 doçent ve 36 doktor olmak üzere 64 öğretim üyesi alınacak.
Trakya Üniversitesi Rektörlüğü’nden yapılan duyuruda 2547 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri ile Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği uyarınca alınacak öğretim üyeliği için başvuracak adayların 2547 sayılı Kanun’da belirtilen koşullar ve 30.01.2025 tarihinde Yükseköğretim Kurulunca onaylanan “Trakya Üniversitesi Öğretim Üyesi Atama ve Yükseltme Kriterleri”ndeki şartlar ile ilanda belirtilen başvuru koşullarını sağlamaları gerektiği belirtildi. Duyuruda şunlara yer verildi:
“657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesindeki genel şartlarını ve ilanda belirtilen başvuru koşullarını taşıyan; Profesör kadrosuna başvuru yapacak adaylar Rektörlük Personel Daire Başkanlığına şahsen başvuruda bulunarak ilan edilen kadronun anabilim/anasanat dalı/programını belirten dilekçeleri ile birlikte 2 adet fotoğraf, T.C. kimlik kartı fotokopisi, Yabancı Dil Sonuç Belgesi, Doktora/Uzmanlık/Sanatta Yeterlik Belgesi, Doçentlik Belgesi, öz geçmiş ve başlıca araştırma eserini belirttikleri yayın listesini ve alana özel olarak hazırlanan Profesör Kadrosuna İlk Defa Atanacaklar için Bilgi Formu ve Bilimsel Yayın Beyan Formunu fiziki olarak teslim edecek, ayrıca Trakya Üniversitesi Öğretim Üyesi Atama ve Yükseltme Kriterleri’nin genel ilkeleri ve alana özel kriterlerinde aranan koşulların sağlandığına ilişkin belgeler ve bilimsel çalışma yayınlarının aktarıldığı (fiziki olarak teslim edilecek belgelerin de içinde bulunduğu) 6 adet USB bellek vereceklerdir. (Doçentlik sözlü sınavına girmemiş olan adayların, ilan edilen profesör kadrosuna başvurması durumunda Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılan sözlü sınavda başarılı olmaları gerekmektedir.) Doçent kadrosuna başvuru yapacak adaylar Rektörlük Personel Daire Başkanlığına şahsen başvuruda bulunarak ilan edilen kadronun anabilim/anasanat dalı/programını belirten dilekçeleri ile birlikte 2 adet fotoğraf, T.C. kimlik kartı fotokopisi, Yabancı Dil Sonuç Belgesi, Doktora/ Uzmanlık/Sanatta Yeterlik Belgesi, Doçentlik Belgesi, öz geçmiş ve yayın listesini, alana özel olarak hazırlanan Doçent Kadrosuna İlk Defa Atanacaklar için Bilgi Formu (Atama ve Yükseltme Kriterleri uyarınca puan hesaplaması ÜAK puanlama listesine göre yapılacaklar hariç), Doçentlik Sözlü Sınav Dilekçe Örneği (Doçentlik sözlü sınavına daha önce girmemiş olan adaylar için) ve Bilimsel Yayın Beyan Formunu fiziki olarak teslim edecek, ayrıca Trakya Üniversitesi Öğretim Üyesi Atama ve Yükseltme Kriterleri’nin genel ilkeleri ve alana özel kriterlerinde aranan koşulların sağlandığına ilişkin belgeler ve bilimsel çalışma yayınlarının aktarıldığı (fiziki olarak teslim edilecek belgelerin de içinde bulunduğu) 4 adet USB bellek vereceklerdir. Doktor Öğretim Üyesi kadrolarına başvuru yapacak adaylar ilgili Dekanlıklara/ Müdürlüklere şahsen başvuruda bulunarak ilan edilen kadronun anabilim/anasanat dalı/ programını belirten dilekçeleri ile birlikte 2 adet fotoğraf, T.C. kimlik kartı fotokopisi, lisans, yüksek lisans ve Doktora/Uzmanlık/Sanatta Yeterlik Belgesi, Yabancı Dil Sonuç Belgesi, öz geçmiş ve yayın listesini, alana özel olarak hazırlanan Doktor Öğretim Üyesi Kadrosuna İlk Defa Atanacaklar için Bilgi Formu ve Bilimsel Yayın Beyan Formunu fiziki olarak teslim edecek, ayrıca Trakya Üniversitesi Öğretim Üyesi Atama ve Yükseltme Kriterleri’nin genel ilkeleri ve alana özel kriterlerinde aranan koşulların sağlandığına ilişkin belgeler ve bilimsel çalışma yayınlarının aktarıldığı (fiziki olarak teslim edilecek belgelerin de içinde bulunduğu) 4 adet USB bellek vereceklerdir.
Yabancı ülkelerden alınan diplomaların denkliğinin YÖK tarafından onaylanmış olması gereklidir. Başvuru süresi, ilanın Resmî Gazete’de yayınlandığı tarihten sonra yürürlükteki mevzuat uyarınca adaylara on beş günden az olmamak üzere başvuru süresi tanınacak ve son başvuru tarihi web sayfamızda ilan edilecektir. “Trakya Üniversitesi Öğretim Üyesi Atama ve Yükseltme Kriterleri, başvuru dilekçe örneği, ilan edilen kadro ünvanı için ilk defa atanacaklar için bilgi formu, doçentlik sözlü sınav dilekçe örneği ile bilimsel yayın beyan formuna; https://pdb.trakya.edu.tr/pages/akademik-yukseltilme adresinden ulaşılabilir. Başvuru şartlarını taşımayan, süresi içerisinde başvuruda bulunmayan veya eksik belgeyle müracaat edenlerin başvuruları değerlendirmeye alınmayacaktır. Adaylar Üniversitemizce ilan edilen kadrolardan sadece bir kadroya başvuru yapabilir. Birden fazla kadroya başvuran adayların başvuruları değerlendirmeye alınmayacaktır.
NOT: Herhangi bir kamu kuruluşunda çalışanların (daha önce çalışıp ayrılanlar dâhil) e-Devlet üzerinden alacakları “HİTAP Hizmet Belgesi”ni müracaatlarına eklemeleri gerekmektedir. e-Devletten alınan tüm belgelerin karekodu okunur olmalıdır
“DEVLET KONSERVATUVARI
Piyano – Doçent – 1
DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ
Ortodonti – Dr. Öğr. Üyesi – 1
ECZACILIK FAKÜLTESİ
Analitik Kimya – Dr. Öğr. Üyesi – 1
Farmasotik Teknoloji – Doçent – 1
Klinik Eczacılık – Dr. Öğr. Üyesi – 1
EDEBİYAT FAKÜLTESİ
Almanca Mütercim ve Tercümanlık – Dr. Öğr. Üyesi – 1
Arnavut Dili ve Edebiyatı – Dr. Öğr. Üyesi – 1
Genel türk Tarihi – Dr. Öğr. Üyesi – 1
Türkiye Cumhuriyeti tarihi – Dr. Öğr. Üyesi – 1
Yakınçağ Tarihi – Prof. – 1
Yeniçağ Tarihi – Doçent – 1
Yeni Türk Dili – Doçent – 1
EĞİTİM FAKÜLTESİ
Müzik Eğitimi – Dr. Öğr. Üyesi – 1
Sınıf Eğitimi – Doçent – 1
Zihin Engelliler Eğitimi – Dr. Öğr. Üyesi – 1
FEN FAKÜLTESİ
Atom ve Molekül Fiziği – Prof. – 1
Yazılım Geliştirme – Prof. – 1
İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ
Sayısal Yöntemler – Doçent – 1
Yönetim ve Organizasyon – Prof. – 1
İLAHİYAT FAKÜLTESİ
Arap Dili ve Belagatı – Dr. Öğr. Üyesi – 1
Hadis – Dr. Öğr. Üyesi – 1
KEŞAN MESLEK YÜKSEKOKULU
Çocuk Gelişimi – Dr. Öğr. Üyesi – 1
KEŞAN YUSUF ÇAPRAZ – Prof. – 1UYGULAMALI BİLİMLER YÜKSEKOKULU
Bankacılık ve Sigortacılık – Doçent – 1
Bilişim sistemleri ve Teknolojileri – Prof. – 1
KIRKPINAR SPOR BİLİMLERİ FAKÜLTESİ
Beden eğitimi ve Spor – Dr. Öğr. Üyesi – 1
MİMARLIK FAKÜLTESİ
Yapı Bilgisi – Prof. – 1
MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ
Bilgisayar Yazılımı – Doçent – 1
Elektronik – Dr. Öğr. Üyesi – 1
Elektromanyetik Ayanlar ve Mikrodalga Tekniği – Doçent – 1
Gıda Teknolojisi – Doçent – 1
SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ
Hemşirelik Esasları – Prof. – 1
Hemşirelik Esasları – Dr. Öğr. Üyesi – 1
Nörolojik Fizyoterapi ve Rehabilitasyon – Dr. Öğr. Üyesi – 1
Odyoloji – Dr. Öğr. Üyesi – 2
Ortopedik Fizyoterapi ve Rehabilitasyon – Dr. Öğr. Üyesi – 1
Sağlık Politikaları – Prof. – 1
SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU
İlk ve Acil Yardım – Dr. Öğr. Üyesi – 1
Radyoterapi – Dr. Öğr. Üyesi – 1
TIP FAKÜLTESİ
Anesteziyoloji ve Reanimasyon – Dr. Öğr. Üyesi – 1
Beyin ve Sinir Cerrahisi – Dr. Öğr. Üyesi – 1
Biyofizik – Dr. Öğr. Üyesi – 1
Biyostatistik ve Tıbbı Bilişim – Prof. – 1
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları – Dr. Öğr. Üyesi – 2
Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları – Doçent – 2
İYİ Parti eski Edirne İl Başkanı Ekrem Demir, butlan kararı ile CHP Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu’na ithafen sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımında, izlediği siyasi tutumun, muhalefetin birlik ve beraberliğine katkı sunmadığını; aksine toplumsal muhalefetin dağılmasına hizmet ettiğini düşündüğünü bildirdi.
Demir, paylaşımında şunlara yer verdi:
“Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,
Millet İttifakı döneminde İYİ Parti Edirne İl Başkanı olarak sizi daha yakından tanıma fırsatı buldum.
2018 Genel Seçimlerinden Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar sergilediğinizi düşündüğüm demokratik duruşunuza inandım. Edirne’ye her gelişinizde sizi il başkanı sıfatıyla karşıladım, size oy verdim, saygı duydum. Hatta birçok kişiye sizi; ‘demokrat, naif ve beyefendi bir siyasetçi’ olarak anlattım.
Uzun süre, ülkenin menfaatini önceleyen, toplumu birleştirecek güçlü bir çıkış yapacağınızı bekledim. Ancak bugün geldiğim noktada büyük bir hayal kırıklığı yaşadığımı ifade etmek zorundayım.
Bugün izlediğiniz siyasi tutumun, muhalefetin birlik ve beraberliğine katkı sunmadığını; aksine toplumsal muhalefetin dağılmasına hizmet ettiğini düşünüyorum. Bu, benim kişisel değerlendirmemdir.
Demokratik bir hukuk devletinde siyaset; kişisel hesaplarla değil, milletin ortak geleceği gözetilerek yapılmalıdır. Türkiye’nin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey, ayrışmayı derinleştirmek değil; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve milli iradeyi güçlendirecek bir birlik anlayışıdır.
İnanıyorum ki hiçbir siyasi hareket, milletin beklentisinin ve vicdanının üzerinde değildir. Tarih, kimin hangi dönemde nasıl bir sorumluluk üstlendiğini ve hangi tercihleri yaptığını mutlaka kaydedecektir.
Sayfamdaki bazı arkadaşlar, “Siz CHP’li değilsiniz, neden CHP’den daha fazla muhalefeti savunuyorsunuz?” diye sorabilir.
Çünkü benim meselem hiçbir zaman partiler ya da kişiler olmadı.
Benim meselem; Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği, hukukun üstünlüğü, demokrasimiz ve aziz milletimizin huzurudur. Kim bu değerlere katkı sağlıyorsa yanında olur, kim zarar veriyorsa da demokratik bir hak olarak eleştirimi açıkça ifade ederim.
İnanın, bu süreçte kaybeden biz olmadık. Bizler yaşananlardan ders çıkardık, tecrübe kazandık. Asıl kaybeden; kendisine duyulan güveni ve milletin umudunu yitirenler olacaktır.
Temennim; herkesin kişisel ya da siyasi hesaplardan önce Türkiye’nin ortak geleceğini düşünmesi, hukukun, demokrasinin ve milli iradenin yanında durmasıdır.”
21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek,“Butlan kararı sonrasında hayatımın en zor ama en onurlu kararlarından birini verdim” diyerek yaşanan gelişmeler ve seçilmiş iradeye yönelik haksızlıklar nedeniyle CHP’den istifa ettiğini açıkladı.
Eski milletvekili Şimşek yaptığı yazılı açıklamada, istifasını şöyle duyurdu:
“1992 yılında, Cumhuriyet Halk Partimizin yeniden kuruluş sürecinde görev almış biri olarak, yıllarımı verdiğim partimden Butlan kararı sonrasında yaşanan gelişmeler ve seçilmiş iradeye yönelik haksızlıklar nedeniyle istifa ettim.
Bu karar kolay olmadı.
Ancak insan, inandığı değerlere aykırı gördüğü bir durum karşısında susarak değil, tavır alarak kendine olan saygısını korur.
Ben partimden istifa ettim; Ama Cumhuriyet’ten istifa etmedim. Atatürk’ten istifa etmedim. Demokrasiden istifa etmedim. Milletin iradesinden istifa etmedim.
Tam tersine; istifamla, inandığım değerlere sahip çıktım.
Asla unutkan olmayacağız.
Partimizin adı değişebilir. Dönemler değişebilir. Şartlar değişebilir.
Ama Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolu bizim yolumuzdur.
Bizi bölemezler!
Çünkü bizi bir arada tutan yalnızca bir parti adı değildir. Cumhuriyet’tir. Demokrasidir. Halkın iradesidir. Ortak mücadelemizdir.
Seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in yanındayım.
Ben partiden istifa ettim; Atatürk’ün yolundan asla istifa etmedim!
Dün demokrasiyi savundum. Bugün de savunuyorum. Yarın da savunacağım.
Bu bir vazgeçiş değil; İilkelerime sahip çıkıştır!
Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel’in yanındayım. Milletin iradesinin yanındayım. Demokrasinin yanındayım. Atatürk’ün yolundayım.”
Edirne ESOB Başkanı Harun Özen demokrasinin en temel unsurlarından biri olan basında sansürün kaldırılışının yıl dönümünü, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı kutladıklarını söyledi.
Başkan özen, “24 Temmuz, sansürün kaldırılışının yıl dönümü olmanın ötesinde; düşüncenin özgürce ifade edildiği, sorumlulukla kullanılan her sözün, toplumun ortak geleceğine katkı sunduğunu hatırlatan anlamlı bir gündür” dedi.
Kamuoyunun doğru, tarafsız ve hızlı bilgiye ulaşması adına her türlü zorluğa göğüs geren basın mensuplarımızın, toplumun aynası ve adeta halkın sesi olduğunu belirten Başkan Özen “Fedakarlık ve büyük bir sorumluluk bilinciyle icra edilen bu meslek, demokratik hayatımızın vazgeçilmez bir güvencesidir. Özellikle serhat şehrimiz Edirne’mizde görev yapan yerel basınımız; esnaf ve sanatkarlarımızın sesini duyurmasında, ekonomik ve sosyal hayatın canlanmasında, şehrimizin kültürel değerlerinin korunmasında çok önemli bir köprü görevi üstlenmektedir. Gece gündüz demeden, mesai mefhumu gözetmeksizin sahada olan, ilkeli ve dürüst yayıncılık anlayışıyla şehrimize değer katan tüm gazetecilerimizin emeği her türlü takdirin üzerindedir” şeklinde konuştu.
Edirne ESOB Başkanı Harun Özen “Bu duygu ve düşüncelerle; başta Edirne’mizde büyük bir özveriyle çalışan yerel basın mensuplarımız olmak üzere tüm gazetecilerin 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı esnaf ve sanatkar camiamız adına en içten dileklerimle kutlarım. Görevi başında hayatını kaybeden tüm basın şehitlerimizi rahmetle anıyor, hayatta olan tüm basın çalışanlarına sağlık, başarı ve esenlikler diliyorum” dedi.
Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla bir açıklama yaptı.
Başkan Hakan Çalışkan, 24 Temmuz’un Türk basın tarihinde sansürün kaldırılışının simgesi olduğunu belirterek, basının demokratik toplumların en önemli unsurlarından biri olduğunu ifade etti.
Çalışkan, “Halkın doğru ve tarafsız bilgiye ulaşması adına büyük bir özveriyle görev yapan gazetecilerin önemli bir kamu hizmeti yürüttüğünü söyledi. Basın; milletimizin gören gözü, işiten kulağı ve güçlü sesidir. Basın mensuplarımızın görevlerini özgür, tarafsız ve hiçbir baskıya maruz kalmadan yerine getirebilmesi, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez şartlarından biridir.” dedi.
Yerel basının şehirlerin gelişiminde önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Çalışkan, Edirne’de görev yapan basın mensuplarının da kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına büyük bir sorumluluk taşıdığını belirtti.
Hakan Çalışkan, “Doğru habercilik anlayışıyla fedakârca çalışan tüm gazetecilerimize teşekkür ediyor, meslek hayatlarında başarılar diliyorum. Görevleri başında hayatını kaybeden basın emekçilerimizi rahmetle anıyor, tüm basın camiamızın 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.” ifadelerini kullandı.
Çalışma yaşamında son yıllarda yaşanan dönüşüm, ofislerin fiziksel yapısını da yeniden şekillendiriyor. Açık ofis düzeninin yaygınlaşması ekipler arasındaki iletişimi hızlandırırken, aynı zamanda gürültü kaynaklı verimlilik sorunlarını da gündeme taşıyor. Özellikle gün içerisinde gerçekleştirilen çevrim içi toplantılar, müşteri görüşmeleri ve bireysel odaklanma gerektiren çalışmalar, işletmeleri daha fonksiyonel çözümler geliştirmeye yönlendiriyor. Bu doğrultuda kullanılan Akustik Kabin sistemleri, modern çalışma alanlarının önemli unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor.
İş dünyasında rekabetin artmasıyla birlikte çalışan performansını destekleyen uygulamalara yapılan yatırımlar da dikkat çekiyor. Uzmanlara göre yalnızca teknolojik altyapının güçlendirilmesi yeterli olmuyor. Aynı zamanda çalışanların dikkatini dağıtmayan, daha sessiz ve konforlu ortamların oluşturulması da üretkenliği doğrudan etkiliyor. Bu nedenle birçok işletme, ofis planlamalarında ses yalıtımı sağlayan çözümlere daha fazla yer vermeye başladı.
Dijital iletişim araçlarının günlük iş hayatındaki payı her geçen gün büyüyor. Video konferanslar, çevrim içi sunumlar ve uzaktan gerçekleştirilen müşteri görüşmeleri artık birçok kurum için rutin hale gelmiş durumda. Ortak çalışma alanlarında yapılan bu görüşmeler zaman zaman çevredeki çalışanların dikkatini dağıtabiliyor. Bu noktada kullanılan Telefon Kabini çözümleri, çalışanlara daha kontrollü ve izole bir görüşme alanı sunarak iletişim kalitesini artırıyor. Aynı zamanda açık ofislerde oluşan ses yoğunluğunun dengelenmesine de katkı sağlıyor.
Ofis mimarisinde dikkat çeken gelişmelerden biri de taşınabilir ve modüler sistemlerin ön plana çıkması oldu. İşletmeler, ihtiyaçları doğrultusunda farklı bölümlere kolaylıkla yerleştirilebilen çözümleri tercih ederek mevcut alanlarını daha verimli kullanabiliyor. Geleneksel toplantı odalarına göre daha esnek kullanım sunan bu sistemler, değişen ekip yapılarına kısa sürede uyum sağlayabiliyor.
Gizlilik gerektiren iş süreçlerinde ses izolasyonu büyük önem taşıyor. İnsan kaynakları görüşmeleri, finansal değerlendirmeler, müşteri ilişkileri ve danışmanlık hizmetleri gibi alanlarda yapılan konuşmaların dış ortamdan etkilenmemesi gerekiyor. Bu nedenle Telefon Görüşme Kabini çözümleri, yalnızca büyük şirketlerde değil; eğitim kurumlarından sağlık kuruluşlarına, ortak çalışma ofislerinden teknoloji firmalarına kadar birçok farklı sektörde tercih edilmeye başladı. Akustik performansı yüksek yapıları sayesinde görüşmeler daha sağlıklı ve güvenli şekilde gerçekleştirilebiliyor.
Uzmanlar, çalışan memnuniyetinin sadece ücret politikalarıyla değil, çalışma ortamının kalitesiyle de doğrudan bağlantılı olduğunu belirtiyor. Gürültünün azaltıldığı, bireysel çalışma alanlarının desteklendiği ofislerde çalışan bağlılığının ve motivasyonun arttığı ifade ediliyor. Bu nedenle sessiz alan oluşturmayı amaçlayan yatırımların, kurumların uzun vadeli planlamaları içerisinde daha fazla yer aldığı görülüyor.
Kısa süreli ekip toplantıları için geliştirilen Toplantı Kabini sistemleri de günümüz ofislerinin dikkat çeken uygulamaları arasında bulunuyor. Özellikle yoğun tempoda çalışan ekipler, büyük toplantı salonlarını kullanmadan hızlı değerlendirmeler yapabilecekleri alanlara ihtiyaç duyuyor. Bu kabinler, birkaç kişinin aynı anda rahat şekilde çalışmasına imkân tanırken, çevredeki çalışma düzeninin de bozulmamasını sağlıyor.
Yeni nesil akustik çözümlerde yalnızca ses yalıtımı değil, kullanıcı deneyimi de ön planda tutuluyor. Doğru havalandırma sistemleri, ergonomik oturma alanları, enerji tasarruflu aydınlatmalar ve elektrik bağlantıları gibi detaylar, kabinlerin günlük kullanımını daha konforlu hale getiriyor. Bu özellikler sayesinde çalışanlar, uzun süren görüşmelerini veya odak gerektiren çalışmalarını kesintisiz şekilde sürdürebiliyor.
Ofis tasarımında estetik beklentilerin de artmasıyla birlikte akustik çözümler mimari projelerin doğal bir parçası haline geliyor. Farklı renk alternatifleri, modern çizgiler ve kompakt tasarımlar sayesinde bu sistemler, kurumların kurumsal kimliğine uyum sağlayacak şekilde üretilebiliyor. Böylece işletmeler hem işlevsel hem de görsel açıdan beklentilerini karşılayan çalışma alanları oluşturabiliyor.
Uzmanlara göre geleceğin çalışma ortamlarında teknoloji kadar akustik konfor da belirleyici unsurlar arasında yer alacak. İşletmelerin çalışan deneyimini geliştirmeye yönelik yatırımlarını artırmasıyla birlikte ses yalıtımı sağlayan çözümlerin daha geniş kullanım alanı bulması bekleniyor. Modern çalışma anlayışına uyum sağlayan akustik uygulamalar, hem kurumların verimlilik hedeflerini destekliyor hem de çalışanlara daha kaliteli bir çalışma ortamı sunarak iş dünyasının değişen ihtiyaçlarına cevap vermeye devam ediyor.