Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarı’nın Ses Eğitimi ve Bağlama Sınıfı öğrencileri, Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdikleri konserlerle sanat dolu, unutulmaz bir akşama imza atarken, klarnet, flüt ve piyano konserinde öğrenciler de yıl boyunca sürdürdükleri çalışmaların başarısını 3 gün süreyle dinleyicilerle paylaştı.
Edirne Belediyesi’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Aylar süren emeklerini sahneye taşıyan öğrencilerimizi, onları özveriyle hazırlayan eğitmenimiz Mustafa Macit’i ve bu güzel geceye katılarak bizlerle olan tüm sanatseverleri kutluyoruz. Sanatın birleştirici gücünü hep birlikte hissettiğimiz bu özel gecede emeği geçen herkese teşekkür ediyor, öğrencilerimizin başarılarının devamını diliyoruz” ifadelerine yer verildi.
SINIF KONSERLERİ
Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarı öğrencileri heyecanla beklenen sınıf konserlerinde yeteneklerini5-6-7 Haziran tarihlerinde sahneye taşıdı.
Klarnet, flüt ve piyano konserinde öğrenciler, yıl boyunca sürdürdükleri çalışmaların başarısını Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde dinleyicilerle paylaştı.
Edirne Belediyesi sahne deneyimi kazanırken yeteneklerini de sergileme fırsatı bulan tüm öğrencileri tebrik ederken, eğitmenler Metin Karstır, Berkay Karabeyoğlu, Dilay Şahin ve Tuğba Önver Bektaş’a teşekkür etti.
Edirne İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri ve Uzunköprü İlçe Jandarma Komutanlığı JASAT timlerince T.B. (53) yönetimindeki 22 T 6015 plakalı taksi, Uzunköprü-Meriç karayolu ayrımında durduruldu. Araçta Mısır uyruklu 4 kaçak göçmen yakalandı. T.B.’nin yapılan sorgulamasında ‘Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlama’, ‘Tehdit’ ve ‘Yaralama’ suçlarından 10 ay 25 gün kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı belirlendi. T.B. gözaltına alınırken, kaçak göçmenler jandarma komutanlığına götürüldü. Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Edirne İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi. T.B. işlemleri sonrası tutuklandı.
ÜZERİNDE UYUŞTURUCUYLA YAKALANDI
İlçe Emniyet Müdürlüğü Motosikletli Polis Timleri Büro Amirliği ekipleri de, Kavak Mahallesi Hayrabolu Caddesi üzerinde durumundan şüphelendiği G.Ç.’yi durdurdu. Şüphelinin üzerinde yapılan aramada 6,9 gram sentetik uyuşturucu madde ele geçirildi. Öte yandan G.Ç.’nin yapılan UYAP sorgusunda yoklama kaçağı olduğu tespit edildi. G.Ç., gözaltına alındı.
Edirne’de Meriç Nehri’ndeki 100’üncü yıl Kürek Parkuru, Türkiye Kürek Federasyonu tarafından düzenlenen ‘Gençler Meriç Yarışları’ organizasyonuna ev sahipliği yaptı.
Federasyonun Edirne’de düzenlediği Gençler Meriç Yarışları, Cuma günü ısınma turları, ardından eleme ve sıralama yarışlarıyla başladı. Türkiye’nin farklı illerinden gelen kulüplerin çok sayıda sporcuyla katıldığı organizasyonda, farklı kategorilerde müsabakalar yapıldı. Pazar günü final etabıyla devam eden organizasyonda, sporcular kürsüye çıkabilmek için kıyasıya yarıştı.
TED EDİRNE KOLEJİ’NDEN BÜYÜK BAŞARI
Fenerbahçe ve Galatasaray gibi kulüplerin de katıldığı organizasyonun son gün yarışlarında TED Edirne Koleji Kürek Kulübü, büyük başarı gösterdi. Kulüp, U19 Erkekler 2 tek ve 2 çiftede kürsüye çıkma başarısı gösterdi.
U19 Erkekler 2 tek kategorisinde Sedat Farsak ve Mert Memduh Ateş 3’üncü olurken, U19 Erkekler 2 çifte de ise Kaan Korkmaz ve Muhammed Eren Aykut rekor dereceyle yarışı tamamladı. İkili 2 bin metrelik parkuru 6 dakika 4 saniyede çekerek seyircilerden alkış topladı.
CEYRAN YILDIZ VEFAT ETTİ Yıldırım semti sakinlerinden Aydın Yıldız’ın annesi, Ömer, İsmail, Osman ve İbrahim Yıldız’ın yengeleri Ceyran Yıldız vefat etti. Merhume dün, Yıldırım Merkez Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yıldırım Mezarlığında toprağa verildi.
MURAT DAĞLAR VEFAT ETTİ
Sarıdanişment Köyü sakinlerinden Basri ve Emel Dağlar’ın oğulları, Mert ve İsmail Dağlar’ın kardeşleri Murat Dağlar vefat etti. Merhum dün, Köy Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Sarıdanişment Köyü Mezarlığında toprağa verildi.
MEHMET TURAN DAĞDEVİREN VEFAT ETTİ Hacı Hürmüz ve Hamdi Dağdeviren’in oğulları, Taylan ve merhum Gülgün Dağdeviren’in ağabeyleri, merhum Nurgün Dağdeviren’in eşi, Müge ve Bülent Dağdeviren’in babaları, Nezih ve Demir Dagdeviren’in amcaları, Metin, Okan, Emre, Arda ve Tuna Dağdevin’in dedeleri Mehmet Turan Dağdeviren 95 yaşında vefat etti. Merhum dün, Eski Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
RAMADAN MERİÇ VEFAT ETTİ Karaağaç semti sakinlerinden Ramadan Meriç 88 yaşında vefat etti. Merhum dün, Karaağaç Yeni Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Karaağaç Mezarlığında toprağa verildi.
NADİRE MÜŞKÜLVEFAT ETTİ Merhum Niyazi Müşkül’ün eşi, Gönül Ünalmışer ve Nesrin Altınkaraağaç’ın anneleri, Nusret Altınkaraağaç ve Harun Ünalmışer’in kayınvalideleri, Nuralp ve Gökalp Altınkaraağaç ve Gülnur Ünalmışer’in anneanneleri Nadire Müşkül 91 yaşında vefat etti. Merhume dün, Hacılarezanı Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Acı Çeşme Mezarlığında toprağa verildi.
NEBAHAT KARACA VEFAT ETTİ Hikmet Karaca’nın eşi, Mert, Melih ve Mutlu Karaca’nın anneleri, Ebru Erolu ve Zerrin Karaca’nın kayınvalideleri Nebahat Karaca 76 yaşında vefat etti. Merhume dün, Hacılarezanı Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
Keşan Belediyesi’nce mücavir alan Erikli Sahili’nde sezon öncesi hazırlık çalışmaları aralıksız devam ediyor.
Keşan Belediyesi Başkanı Mehmet Özcan, Erikli’deki çalışmaları yerinde gözlerken, belediye’nin sosyal medya hesabından gerçekleştirilen paylaşımda şunlara yer verildi:
“Parke taşı serim çalışmalarıyla, vatandaşlarımızın daha konforlu ve güvenli ulaşım sağlaması hedefliyoruz.
Yaz sezonunda yoğun kullanılan sahil bölgelerimizi daha düzenli ve modern bir görünüme kavuşturmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Daha yaşanabilir ve erişilebilir bir Erikli için sahadayız.”
5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla geçen Cuma pek çok etkinlik ve günün önemine ilişkin açıklamalar yapıldı.
Hudut Gazetesi olarak bunlara geniş biçimde yer vermeye çalıştık.
Bu açıklamalardan biri de Doğa ve Kültür Derneği (DOKU) Yönetim Kurulu Başkanı Göksal Çidem’e ait.
Çidem’in söz konusu açıklamasını “Istrancalar için ortak çağrı” başlığı ile paylaştık.
**
Istıranca Dağları’nın üçte ikisi Türkiye’de, üçte biri Bulgaristan’da.
Aynı yağmur yağıyor.
Aynı rüzgâr esiyor.
Aynı kuşlar göç ediyor.
Aynı orman sınır tanımadan devam ediyor.
Ama uygulamalar aynı değil.
İşte Çidem, aslında yıllardır gözümüzün önünde duran bir gerçeği yeniden hatırlatıyor.
**
Bulgaristan tarafında doğal alanların korunmasına yönelik daha sıkı bir yaklaşım sergilenirken, bizim tarafta neredeyse her yıl yeni bir maden, taş ocağı ya da enerji projesi gündeme geliyor.
İşin daha ilginç tarafı ise Avrupa Birliği tarafından yasa dışı göçü önlemek amacıyla iki ülke sınırına çekilen jiletli teller.
İnsanları durdurmak için yapılan bu bariyerler yalnızca insanları durdurmuyor.
Yaban hayvanlarını da durduruyor.
Asırlardır aynı ormanda dolaşan kurtlar, çakallar, geyikler, karacalar ve diğer canlılar artık karşı tarafa geçemiyor.
Sonra da biyolojik çeşitliliğin neden azaldığını konuşuyoruz.
**
Bir başka çelişki de kültürel yaşamda karşımıza çıkıyor.
Bulgaristan tarafındaki Istıranca köylerinde yüzlerce yıllık gelenekler yaşatılıyor.
Gayda sesleri yankılanıyor, UNESCO tarafından da tanınan ateş üzerinde yürüme ritüelleri düzenleniyor.
Bizim tarafta ise birçok noktada iş makinelerinin sesi duyuluyor.
Dinamit patlamaları, taş ocakları, maden faaliyetleri ve enerji projeleri…
**
Elbette kalkınma önemlidir.
Elbette enerjiye de ihtiyaç vardır.
Ancak insan ister istemez soruyor:
Aynı ormanın öteki tarafında sakıncalı bulunan projeler, bu tarafta neden makul görülüyor?
Aynı dağın Bulgaristan tarafındaki ağacın değeri ile Türkiye tarafındaki ağacın değeri farklı mı?
Aynı derenin öteki yakadaki suyu daha mı kıymetli?
Aynı kuş Bulgaristan semalarında uçunca korunması gereken canlı, Türkiye semalarında uçunca yatırımın önündeki engel mi oluyor?
Sorular çoğaltılabilir.
Aslında sorun da burada.
Biz çevreyi hâlâ gelecek kuşaklara bırakılacak bir emanet olarak değil, tüketildikçe yenisi bulunacak bir kaynak olarak görüyoruz.
Kaynak bitince yenisini bulabileceğimizi sanıyoruz.
Enez Halk Eğitim Müdürlüğü’nün “Hayat Boyu Öğrenme” konulu sergi ve etkinlik kutlamaları son yılarda olduğu gibi yine bir “Yasak savma” niteliğindeydi… Eski Milli Eğitim Müdürü döneminde başlatılan halktan uzak, içine kapanık, kifayetsiz sistem ne yazık ki hala sürdürülüyor.. Koca bir yıl verilen emeklerin sergileneceği etkinlik saat 11.00 de başlıyor ve saat 13.30 da sona eriyor. Böylece köylerden gelerek özel bir gün yaşayacağını düşünen kursiyerler, satış yaparak emeğinin karşılığını göreceğini düşünen KADEM’ciler sadece hayal kırıklığı yaşıyorlar..
***
Bu sergi Enez’de Halk Eğitim çalışmalarının ne kadar yetersiz ve başarısız olduğunun bariz göstergesidir. Örneğin sergiye katılan, görmeye gelen izleyicilerin sayısı 40-50 civarında kalmıştır… İçlerinde kendiliğinden koşarak gelen ve bu etkinliği izlemek isteyen halktan tek bir Enezli de yoktur. Çünkü her yıl olduğu gibi özellikle bu etkinlik de halka duyurulmamış, bu konuda bir gayret sarf edilmemiştir. Sadece öğrencilerle velilere ulaşılmaya çalışılsa, hiç yoksa bir hafta önceden afişlerle, sanal dünyada duyurular yapılsa kendiliğinden o sergiye gelen sayısı 10 misli artar.
Bu etkinliği düzenleyenler bunu bilmiyorlar mı? Biliyorlar.. Ama yaptıklarının değil yapamadıklarının, beceremediklerinin görülmesinden korkuyorlar. Sonuçta birkaç resim çekip amirlerine göndererek “ Dostlar alış/verişte görsün” tiyatrosunu oynamaya devam ediyorlar. Sonuçta kısacası Halk Eğitim Müdürlüğü halkı dışlamıştır.
***
Geçmiş yıllarda neler yapıldığını gören, bilen insanlarız. Şimdilerde istihdama dönük bir anlayış yerine biçki, dikiş, nakış gibi kadınların evden çıkmamalarını hedefleyen kurslar tercih ediliyor.. Bunun yerine kadınları sosyal hayata ve ekonomiye kazandıracak etkinliklerin, kursların örneği çok az. Çocuklara dönük hiçbir çalışma yok. Örneğin önceki yıllarda Enez Spor Kulübü, belediye ve Halk Eğitim Müdürlüğü’nün ortak çalışması ile yaz kamplarında pek çok çocuk yüzme öğrenirdi. Bu yaz kamplarının/ okullarının daha da detaylandırılması, çeşitlendirilmesi gerekirken Başkan Bostancı döneminde kapatılmasına sessiz kalınması ve sonrasında da hiç gündeme getirilmemesi görmezden gelinecek bir durum mu? Soruyorum; Halk Eğitim Müdürlüğü bu son sergiden sonra 3 ay YAZ TATİLİ’ ne mi girecek? Hayat boyu öğrenme için önümüzdeki 3 ayda neler yapılacak? Örneğin lise seviyesine gelmiş ama okuma/ yazması yetersiz öğrencilere, yetişkin kadınlara, erkeklere bir kurs açılması düşünülüyor mu?
Güzel ve tatmin edici bir yanıt bekliyorum..
***
53 yıl önce geldiğim Enez’de Halk Eğitim Müdürlüğü yoktu ama marangoz kursu vardı.. Sanıyorum rahmetli Osman Güve de bu kursta yetişmişti. Hep “Marangoz Osman” diye bilinmişti. Bugün Halk Eğitim programlarında erkekler için istihdama dönük bir niyet, bir çalışma, bir heves, bir iddia görüyor musunuz? Kimse parasızlıktan, imkansızlıktan söz etmesin. Çünkü yaratılanlar, Devletin Enez’e kazandırdıklarının bir bölümü depolarda çürüyor. Geçen dönemlerde bu depolardaki 40 kadar bisikletin varlığını günün Kaymakamına biz haber vermiştik.. Şimdilerde de eski kaymakamımız Elif Canan Hanımefendi’nin Enez’e kazandırdığı seramik fırınının depoya kaldırılmasını elbette içimize sindiremiyoruz. Bu fırın sayesinde Enez’de en az 10-15 kişiye istihdam sağlanabilir. Depoda çürümeye terk edilen kanolarla gençler deniz sporları ile buluşturulabilir.
***
SONUÇ: Halk Eğitim ve Hayat Boyu Öğrenme konuları istihdama, gelişmeye, çağdaşlaşmaya dönük olarak Kaymakamlığımızca öncelikle ele alınmalıdır. Bu konuda Enez’de deneyimli bir halk ve deneyimli ve göreve hazır sivil toplum kuruluşları ve hiçbir şeye HAYIR demeyen bir belediye vardır.
Sevgili Mustafa Kemal atamız YÜZ YIL önce uyarmış,“Cumhurriyet AKLI, VİCDANI, KAREKTERİ HÜR NESİLLER İSTER!..” DEMİŞ YA!..
Nereden demiş?.. 1500 YÜZ YIL ÖNCE Rabbimizin kitabından öğrenip, demiş!.. “Okumayın!.. anlamazsınız.” deyip, Rabbin ilk emrine hain olanlar öğretmemiş de bu mazeret değil. Okusaydın, kanmasaydın, beynin, kitabın yok muydu?.. Aklını, vicdanın, Karekterinin özgürlüğü için savaş vermezsen, o değerler kazanılamaz ki!.. Şeytan devrede, habire kandırmada, uyanık olmak yetmez savaşmak gerek! “Cumhurriyet” demek, “HALK” ın muhtaçlıklarına çareler üretmek için çıkarsız, karşılık beklemeden, can feda çalışmak demektir. (Kuran ayetleri özetinden bir tanım) O HALK, sadece kendi milleti değildir, tüm dünya ülkeleridir de aynı zamanda!.. Daha sı da var, “Yurdunun, tüm dünyanın, doğa ve Tabiat varlıklarının yaşam haklarını da koruyup gözetmek, faydalarına, (Beyin, emek, zaman, para, mal) harcamak, demek!.. “Cumhurriyet” demek, Tüm dünya halkları olan, insan, hayvan, bitki, ağaç ve de doğayı, “Yaratan’dan Ötürü” sevmek, korumak, doyurmak, temiz tutmak muhtaçlıklarına çareler üretmek” demektir. Bunu da ancak, AKLI HÜR, VİCDANI HÜR, KAREKTERİ HÜR NESİLLER BAŞARABİLİRLER!.. Diye Rabbimiz Kuran’da, atamız da, nutkunda, asırlar önce bildirmiştir, biline!.. Adına, “Cumhurriyet” de, Yurdunun doğasını, hava, su, toprağını zehirlere, lağımlara bulaştır; hayvanları zevk için öldür; ormanları çoğaltama, kes, yak; tohumu, ekini, ununu, şekerini, tuzunu, yağını, meyvelerini, sebzelerini boz,!… ve ya bozanları seyret!.. Olur mu?, Elden geldiğince zalimlerle savaşmamakla, onlardan olunmaz mı?!.. “CUMHURRİYET BÖYLE NESLE YAKIŞMAZ,” denip, ELLERİNDEN CUMHURİYET ALINMAZ MI?.. Yurdumuzda ve dünyada, zalimlikler göz önünde sürüp giderken, “AKLI HÜR, VİCDANI HÜR, KARAKTERİ HÜR” nesil kavramına uyuyor mu?.. Sonra da adına “Cumhurriyet” de, Rabbinin LÜTFUNDAN HALK ETTİKLERİNE zulmet, boz veya bozdur!..
Hiç olur mu?..
Kuran’ı Kerim. Sure 34/Ayet 20: Andolsun iblis onlar hakında ki tahminini doğru çıkardı. İnanan bir zümrenin dışında hepsi ona uydular. 34/21: Halbuki şeytanın onlar üzerinde hiçbir zorlaması yoktu. Ancak ahrete inananı, şüphe içnde kalandan ayırd edip, bilelim diye… Rabbin gerçekten har şeyi koruyandır.
Edirne Belediyesi Emekli Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü, Gazeteci Selim Bilginkaya ile Aysun Bilginkaya’nın oğulları Yiğit; Emekli Polis Arif Yiğitbaş ile Derya Yiğitbaş’ın kızları Yazel ile evlendi.
Genç çift geçtiğimiz 30 Mayıs Cumartesi akşamı Yiğitbaş Ailesinin baba evi olan Ordu’nun Perşembe ilçesinde düğünü aratmayan bir kına gecesi düzenledi. Genç çift, düğün için Edirne’ye gelemeyecek olan yakınlarının ve davetlilerin katıldığı kına gecesinde düğünün de provasını yapmış oldu.
Yazel Yiğitbaş ile Yiğit Bilginkaya’nın düğün törenleri ise 5 Haziran Cuma akşamı Karaağaç yolu üzerindeki Alyans düğün salonunda gerçekleştirildi. Yazel ve Yiğit’in nikahlarının kıyılması ile başlayan törende Yazel ve Yiğit ilk danslarını yaparak konuklarını da piste davet etti. Genç çiftin mutluluklarına sahne olan düğün salonunda her iki ailenin yakınları ve konukları takı töreninde de çifte çeşitli armağanlarla birlikte “Bir yastıkta kocayın” diyerek mutluluk dileklerini sundu,