‘Çiftçinin suyu merkezileştiriliyor’

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, tarım ve su yönetiminde başarının merkezi kararlarla değil, sahadaki tecrübe ve çiftçilerin aktif katılımıyla mümkün olduğunu söyledi.

Eski milletvekili Şimşek, yaptığı “Çiftçinin Suyu Merkezileştiriliyor” başlıklı yazılı açıklamasında, 21998 yılında kurulan sulama kooperatifleri su işini DSİ 1999 yılında devir aldılar işi bugüne kadar yürüttüler” diyerek şunları kaydetti:

“Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile sulama kooperatiflerinin Merkez Su Birliklerine devredilmesi kararı, tarımın kalbinde yer alan çiftçilerimizi doğrudan ilgilendirmektedir. Sulama kooperatifleri, yıllardır çiftçilerin kendi su ihtiyaçlarını yönetebildiği, yerel karar mekanizmalarıyla tarım üretimini destekleyen kritik yapılardır.

Bu yapıların merkezi bir birime devri, yerel deneyim ve ihtiyaçların göz ardı edilmesine, çiftçilerin karar alma süreçlerinden uzaklaşmasına ve tarımsal verimliliğin düşmesine yol açabilir. Çiftçimizin emeği ve alın teri, bu değişim sürecinde korunmalıdır.

Tarım ve su yönetiminde başarı, merkezi kararlarla değil, sahadaki tecrübe ve çiftçilerin aktif katılımıyla mümkündür. Bu nedenle; geçiş süreci şeffaf, adil ve planlı bir şekilde yürütülmeli, çiftçilerimizin hak ve menfaatleri korunmalı, tarımsal verimlilik ve suyun etkin kullanımı göz ardı edilmemelidir.

Edirne ve Türkiye çiftçisi, üretimde tek başına bırakılmamalıdır. Merkezileşme adı altında yerel haklar gasp edilmemeli, sulama yönetiminde çiftçinin söz hakkı mutlaka korunmalıdır.

DSİ Spor bu hafta da dinleniyor

İsmail DEMİRAY

Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’ne (TKBL) 1 haftalık aranın ardından 18. hafta perdesi bugün 1 karşılaşma ile açılırken, Edirne DSİ Spor, Urla Belediyesi’nin ligden çekilmesi nedeniyle bu haftayı da maç yapmadan geçirecek. 

TKBL’nin 18. haftasında bugün Fenerbahçe Gelişim – Bodrum Basketbol karşı karşıya gelirken, yarın 4, Pazar günü ise 1 karşılaşma oynanacak. Edirne DSİ Spor, 18. hafta programına göre yarın oynanması gereken Urla Belediyesi maçı rakip takımın ligden çekilmesi sebebiyle 20-0 hükmen galip ilan edilecek.

Bu nedenle 2 haftayı maç yapmadan geçirecek olan Edirne DSİ Spor ligin 19. haftasında 6 Şubat 2026 Cuma günü Bodrum Basketbol ile deplasmanda karşı karşıya gelecek.

TKBL’DE 18. HAFTA PROGRAMI

30 Ocak 2026 Cuma

Fenerbahçe Gelişim – Bodrum Basketbol

Fenerbahçe Metro Enerji Spor Salonu – 18.00

31 Ocak 2026 Cumartesi

Yalova Vip – Seçil Kauçuk Mersin Basketball

90. Yıl Spor Salonu – 14.00

Aslan Yol Burhaniye Belediyespor – Darıca Basketbol Feneri

Burhaniye Spor Salonu – 16.00

Kırklareli Belediyesi Kırklareli Fen Bilimleri –  İstanbul Gençlik Spor

Yeni Kırklareli Spor Salonu – 16.00

Turgutlu Belediyespor – Adana Nova Basketbol

Yıldırım Beyazıt Spor Salonu – 17.30

01 Şubat 2026 Pazar

Mersin Gençlerbirliği – Zorlu Koleji Samsun Basketbol

Edip Buran Spor Salonu – 15.30

TKBL’DE 17. HAFTA TOPLU SONUÇLAR

Emlak Konut Gelişim 70-44 Edirne DSİ

Adana Nova Basketbol 0-20 Kırklareli Belediyesi Kırklareli Fen Bilimleri

Seçil Kauçuk Mersin Basketball 70-81 Zorlu Koleji Samsun Basketbol

Bodrum Basketbol 84-88 Yalova Vip

İstanbul Gençlik Spor 83-60 Aslan Yol Burhaniye Belediyespor

Turgutlu Belediyespor  84-79 Mersin Gençlerbirliği

SİLİNE, KURTULA

İnsanlık, orta çağda, bin yıl tahrif edilmiş dinlerle karanlıkta kaldı da, SANKİ BUGÜN KURTULMUŞ MU?..

SÖMÜRÜCÜLERİN ÇIKARLARINA TERS GELİRSE, sadece, şekilde farklı, ama özde aynı, zulüm, tehdit ve katliamlar!..
AVRUPADA, ÖYLE BİR ORTA ÇAĞDI Kİ:
*Bu şeytanın yeryüzü temsilcileri, halka parayla cennetten yer bile satıyorlardı, laiklik yoktu!..
Günahlar, birileri tarafından affediliyordu!..
Bu simsarlara itibar edip uyanlara gelince, “BEYİN NEREDE?..”
Ara da bul, bulabilirsen!..
ORTA ÇAĞ KARANLIĞINDA:
*Halk aydınlanıp, gerçekleri öğrenmesin diye, ortaya çıkan bilim evlatlarını, “Bunun içine şeytan girmiş” diye giyotinle katlediyorlardı!..
Simsarlar, “Dünya düzdür” diye uydurmuşlardı. Biri yuvarlak olduğunu ispatlarsa, “Sen bizim yalanımızı, nasıl ortaya çıkarırsın?..” diye, kelle giderdi!..
Bunu kimler yapıyordu?..
Haksız çıkarları bozulmasın diye din ve de devlet gücünü eline geçirenler, tabi ki. (Kuran, bu gidişi açıkça anlatıyor)
*”Tek yargı hakkı Allah’ta” olduğu bildirilmiş olmasına rağmen, Engizisyon mahkemeleri kurmuşlar, AFOROZ, diye şeytani bir yargıyla, (DİNSİZ, İMANSIZ, ŞEYTAN) suçlamasıyla, haksız çıkarlarına karşı çıkacak herkesin yaşam hakkı yok ediliyordu!..
*Akıl hastaları, “şeytanlaşmış” denerek, meydanlarda, kandırılmış halkın tezahüratları ile yakılıyorlardı!…
*BİLİMİ, GELİŞİMİ savunan, kadınlar, “CADI” denerek, surlardan atılıp, katlediliyordu!..
*Kiliselerde, İsâ, Allah ve Allah’ın oğlu olarak anılıyordu. Dualar, Allah’a değil, Hz. İsa’ya yapılıyordu. Hâlâ devam değil mi?!..
*Kuran’da gerçek Müslümanlık, gerçek Hıristiyanlık, Gerçek Musevi’lik yazıyor olduğu halde, tahrif edilemeyen Kuran’ı okumak, adeta yasak hale getirilmişti!..
Hâlâ devam değil mi?
*Bu, yarısı simsarlar tarafından yazılmış Tevrat ve incil’lerde, Hristiyan’lar da, Yahudi’ler de kendilerini Allah’ın oğulları olduklarını yazmışlar, kim bu yazdıkları yalanlara inanmazsa, zulme ve katliama uğramaktaydı!..

  • Kutsal kitapları tahrif edilmiş, birçokları ŞİRKE DÜŞÜRÜLMÜŞ, ALLAH YOLUNDAN ÇIKARILMIŞ BİR HALDE SÖMÜRÜLMEKTEYDİLER!..
    Hâlâ ne değişti?..
    İşte bu, KARANLIK SÖMÜRGECİ ORDULARI ile HAK ERİ Türk’lerin savaşlarıyla doludur tarih!..
    Ne yazık ki, şeytan ve uşakları, Türklere de Kuran’ı yorumlamak, anlamak için okutmamayı sağladı!..
    Ve de, şeytan ve uşakları, Kuran’da ki tek doğrusu besbelli olan, dinlerini bölük börçük fırkalar, mezhepler haline getirmeyi başarmış gözüküyor!..
  • İNSANLIK, TUFAN, TUFAN ÜSTÜNE, SİLİNE, KURTULA, GELİŞİYOR!..

Kuran’ı Kerim. Sure 11/Ayet 23:
Vaktâ ki Allah, onları kurtarır. Akıbinde yine yeryüzünde haksız yere fesat ve zulme başlarlar.
Ey insanlar!
Zulüm ve fesadınız ancak kendinizedir. Dünya metaı fanidir. Nihayet dönüşünüz bizedir. O vakit, bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz.

Edirne’de yağmur manzaraları!

Olgay GÜLER

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) Tahmin ve Erken Uyarı Merkezi’nin uyarısının ardından kentte, sabah saatlerinden itibaren başlayan sağanak, ilerleyen saatlerde etkisini artırdı. Kent merkezinde bazı cadde ve sokaklar suyla kaplandı. Sürücüler ilerlemekte güçlük çekerken, polis ekipleri önemli noktalarda önlem aldı. 

OTOMOBİLDE 3 KİŞİ MAHSUR KALDI

Edirne’de sabah saatlerinden itibaren etkili olan kuvvetli sağanak, kentte hayatı olumsuz etkiledi. Yağış nedeniyle birçok cadde ve sokakta su birikintileri oluştu. Sürücüler, suyla kaplanan yollarda ilerlemekte güçlük çekti. Güney Çevre Yolu Nilüfer Caddesi üzerindeki alt geçidi kullanmak isteyen M.G. idaresindeki 34 GV 519 plakalı otomobilin, yoğun su birikintisine girdi. Otomobil burada, içindeki 1’i çocuk 3 kişiyle birlikte mahsur kaldı. İhbar üzerine bölgeye itfaiye ekipleri ile trafik polisleri sevk edildi. Araç içerisinde bulunan sürücü M.G. ekiplerin yardımıyla kurtarıldı. Otomobil çekici yardımıyla su birikintisinden çıkarıldı.

SÜRÜCÜLER ZOR ANLAR YAŞADI

Cumhuriyet Mahallesi Kuvayı Milliye Bulvarı üzerindeyse yağış nedeniyle su birikintisi artarak araçların geçişini engelledi. Araçlar caddeye girmeden yollarını değiştirirken, bazı sürücüler risk alarak göle dönen caddeden geçti. 

GOOGLE’DA SEL UYARISI

Balkanlar’da da aşırı yağışlar sürerken Googe’da “Sel Uyarısı: Meriç yakınında sel durumu” başlıklı uyarı dikkat çekti. Yağışlara rağmen nehirlerin debilerinde önemli artış gözlenmezken, Bulgaristan’ın Ardino Belediyesi’nde şiddetli yağışlar nedeniyle Arda Nehri’nin taşması üzerine ilan edilen kısmi afet durumu kaldırıldı.

Googe’da “Nehirdeki su seviyesinin Pazar gecesi civarında artması bekleniyor” ifadesine yer verilen paylaşımdaki haritada Meriç Nehri’nin Doyran ve Saçlımüsellim köyleri arasındaki kesim kırmızı renkle işaret ediliyor. Söz konusu paylaşımın “Bilgi ve güncellemeler” bölümünde “Meriç nehrinin seviyesinin, bu gece ile karşılaştırıldığında Pazar gecesi itibarıyla yükselmesi bekleniyor. Su kenarında bir yere gidiyorsanız dikkatli olun” ifadesine yer verilmesi dikkat çekiyor.

NEHİRLERİN DEBİLERİ

Bölgede bugün de yağışlı havanın devam etmesi beklenirken nehirlerin debilerinde ise önemli artış yaşanmadığı gözlendi. Bugün sabah saat 08.00’de yapılan ölçümlere göre nehirlerin debileri şöyle:

TUNCA:

Elhova – Bulgaristan    8

Suakacağı                    8

MERİÇ:

Harmanlı-Bulgaristan  116

Svilengrad-Bulgaristan            134

Kirişhane                    212

İpsala                          233

ERGENE

İnanlı                          2

Lüleburgaz                  3

Yenicegörece              10

KOMŞUDA DURUM

Bulgaristan’ın Ardino Belediyesi’nde, şiddetli yağışlar nedeniyle ilan edilen kısmi afet durumu kaldırıldı. Ardino Belediye Başkanı Müh. İzzet Şaban, 26–27 Ocak tarihlerinde etkili olan yoğun yağışların ardından 27 Ocak’ta alınan kararın, su seviyesinin düşmesiyle birlikte iptal edildiğini açıkladı.

Kısmi afet durumu; Rusal­sko, Lyubino, Latinka, Avramovo, Pesnopo­y ve Spoluka köylerini kapsıyordu. Arda Nehri üzerindeki demir beton köprünün taşkın nedeniyle su altında kalması sonucu, bu yerleşim yerlerine ulaşım geçici olarak kesilmişti. Söz konusu köprü, bölgedeki altı köy için tek kara yolu bağlantısı olma özelliği taşıyor.

Belediye tarafından yapılan açıklamada, nehir seviyesinin normale dönmesiyle birlikte köprüden geçişin yeniden sağlandığı ve köylerle ulaşımın tamamen normale döndüğü belirtildi. Köprünün, bölgenin ulaşımı ve günlük yaşamın sürdürülebilmesi açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulandı.

Bahadır’ın adı kitaplıkta

İstanbul’un Kadıköy ilçesinde uğradığı bıçaklı saldırı sonucu yaşamını yitiren Edirneli öğretmen Bahadır Grammeşin’in adı, memleketi Edirne’de açılan bir kitaplıkla yaşatılıyor.

Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakfı (TAKSAV) Edirne Temsilciliği’nde oluşturulan “Bahadır Grammeşin Kitaplığı”, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılışa Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden, Grammeşin’in ailesi, yakınları ve sanatseverler katıldı.

TAKSAV Edirne Temsilcisi Nevzat Çolak, bağışlanan kitapların gönüllülerin çalışmasıyla kayıt altına alındığını belirterek, 5 bin 37 kitaptan oluşan kitaplığa Bahadır Grammeşin’in adını vermeyi anlamlı bulduklarını söyledi.

2004 yılında uğradığı bıçaklı saldırı sonucu yaşamını yitiren Bahadır Grammeşin’in ablası Başak Grammeşin Arslan ise kardeşinin yaşamı boyunca çocuklarla güçlü bağlar kurduğunu ve bir taciz olayını engellemeye çalışırken hayatını kaybettiğini ifade etti. Arslan, Bahadır’ın adını yaşatmaya yönelik çalışmaların süreceğini belirtti.

Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden de şiddetin temelinde cehaletin yer aldığını vurgulayarak, kitaplıkların bu mücadelede önemli bir rol üstlendiğini dile getirdi.

Ulus Pazarı’yla ilgili suç duyurusu!

Olgay GÜLER

Edirne eski belediye başkan yardımcılarından Namık Kemal Döleneken, Sayıştay raporlarına konu olan Cuma Pazarıyla ilgili, 2014-2024 yılları arasındaki belediye başkanları ve yöneticileriyle ilgili İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu söyledi.

Kentte Ulus Pazarı’nın da kurulduğu pazar alanı hakkında, yönetmeliğe aykırı durumlar nedeniyle Edirne Belediyesi’nin kapatma kararı aldı. Pazar yönetiminin başvurduğu Bölge İdare Mahkemesi’nin bu kararı durdurdu. Ocak ayına kadar açık kalan pazar alanı, yürütmeyi durdurma kararının kalkmasıyla kalıcı olarak kapatıldı. Söz konusu alanla ilgili konuşan Edirne Belediyesi eski başkan yardımcılarından Namık Kemal Döleneken ise ilginç bir iddiayı gündeme getirdi. Döleneken, Sayıştay raporlarına konu olan Cuma Pazarı ile ilgili, 2014-2024 yılları arasındaki belediye başkanları ve yöneticileriyle ilgili İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu söyledi.

‘SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDULAR’

Pazarın kapatılma sürecinde kamuoyunun yeterince bilgilendirilmediğini belirten Döleneken, “Bu konuda çok fazla kamuoyu bilgilenmeden; ‘Kapanacak, mahkeme aşaması’, sadece bunlar konuşulur oldu. Sadece Sayıştay’dan bahsediliyor. 2025 yılında rahmetli Cengiz Varnatopu dahil hepimize sorgu geldi, bana da geldi Ulus pazarıyla ilgili. Yani 2004’te görevi bitmiş olan belediye başkanı dahil hepimizin adı olan bir sorgu geldi. Halbuki 2006’da Ulus pazarı başladı. Bu müfettiş sorgusu sonunda 2014 – 2024 arasındaki belediye başkanı ve o dönem görev yapan mali hizmetler müdürü, destek hizmetleri müdürü ve imar müdürü, bunların hepsiyle ilgili bizzat İçişleri Bakanı imzasıyla mahkeme açılması kararı çıktı. İçişleri Bakanlığı müfettişleri geldiler, incelediler. Rahmetli Cengiz Varnatopu’ndan ifade almadıkları için onu zaten ayırdılar, bizi de ayırmışlar. 2014 – 2024 arasındaki belediye başkanı ve belediyedeki o sorumlu saydıkları yöneticiler hakkında Yerlikaya’nın imzasıyla mahkeme açılmasıyla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulundular” dedi.

‘BELEDİYE ZARARA UĞRATILMIŞ’

Suç duyurusunda bulunulmasıyla ilgili gerekçeyi de açıklayan Döleneken, “Bu çok ciddi bir olay. Gerekçelerin bir tanesi; kiraya verildikten sonra burası orada ihtiyaç olduğu için tuvalet olmuş, tuvalet yapmışlar. Bir büro yapmışlar. Orada kafeterya gibi bir şey yapmışlar. Bunlarla ilgili ek bir para istenmemiş. Kendileri yapmışlar. Belediye bunlarla ilgili bir gelir sağlamamış. Belediye zarara uğratılmış. İkincisi de oraya pazartesi günü dışında da cuma günü de bazıları gelip sebze satmış, meyve satmış. Onlardan dolayı belediye olarak bunlardan para almamışsınız, zarara uğratılmış. Yani İçişleri Bakanı’nın imzasıyla tuvalet yapılmış buraya diye dönemin belediye başkanı ve elçilerini mahkemeye gönderirseniz buradaki şu andaki yönetenler de hiç bir adım atmazlar. Hele Türkiye’nin bu koşullarında gelirler kapısına kilidi vururlar, rahata kavuşurlar. Hiç kimse de soruşturmaz da neden kapadınız diye” diye konuştu.

Selimiye’ye ‘Arap’ aydınlatması!

Olgay GÜLER

Edirne Belediyesi eski başkan yardımcısı, şehir plancısı Namık Kemal Döleneken, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alındığı dönemde alan başkanlığını da yürüttüğü Selimiye Camisi’nde restorasyon sürecinde konulan beyaz ışıkları eleştirerek, Avrupa’nın hiçbir yerinde bu aydınlatmanın kullanılmadığını söyledi.

Edirne’nin yakından tanıdığı şehir plancısı Döleneken, kent gündemindeki konularla ilgili basın toplantısı gerçekleştirdi. Döleneken toplantıda, Selimiye Camisi restorasyonu, Kırkpınar Er Meydanı ve Edirne Sarayı restorasyonu gibi konulara değindi. Edirne’ye zaman ayırmak için artık daha fazla vakti olduğunu anlatan Döleneken, 4 ay önce Kadirhane Tekkesi önünde geçirdiği kaza sonucu diz kapağının kırıldığını, bu olayla ilgili de Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün sorumlu olduğunu söyledi.

‘VAKIFLAR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ BENDEN ÖZÜR DİLEMELİ’

Müdürlüğün söz konusu yapının önüne koyduğu paneller nedeniyle kaza geçirdiğini anlatan ve bu nedenle maddi ve manevi mağduriyet yaşadığını dile getiren Döleneken, “Bu şehirde hepimiz yaşıyoruz. Bu şehirde yayaların yayalara ait alanlarda güvenle yürümesinin bu anlamda bir kıvılcımı olsun istiyorum. Vakıflar Bölge Müdürlüğü bu konuda bir kere çıkıp benden özür dilemeli ve Edirne’den özür dilemeli. Böyle bir kurumun yaptığı, koyduğu panellerin ayaklarını kaldırıma uzatmasının yanlış olduğunu ve bunun da aslında şehre karşı aslında bir suç olduğunu bir şekilde onlar da kabul etmeliler ve bunu beyan etmeliler. Benim istediğim aslında bu, çok hafif bir şey ama bunu yapmalılar. Bunu yapmazlarsa o zaman daha fazla üstlerine bu konuda gideceğim ve bu konuyu mesele edeceğim. Bu aslında bu şehirde genel olarak yaya alanlarının, yaya kaldırımlarının şehrin yayalar için daha güvenli bir yer olması için de çaba göstereceğim” dedi.

‘SELİMİYE’YLE İLGİLİ TARTIŞMALAR İŞE YARADI’

Selimiye Camisi’yle ilgili yaşanan tartışmalara, mahkemenin son noktayı koyduğunu belirten Döleneken, “Nitekim Selimiye’yle ilgili büyük tartışma, nihayet belli bir sonuca varan, kubbenin içindeki kalemişleri konusunda bir karar çıktı. Biliyorum buradaki, yereldeki kurumlardaki arkadaşlar da çok mutlu değildi bu karardan ama bir karar geldi ve uygulama aşamasına geçildi. O dönemde de Türkiye’de çok büyük tepkiler oldu ama Edirne biraz yavaş kaldı bu konuda. O dönemde ben de devreye girip bazı konuları anlatmıştım. Ama sonunda en azından bu kadar tartışmanın işe yaradığını gördük. O karara rağmen yapılamadı. Şimdilik rafa kaldırıldı. Böylece bunun yanlışlığını, doğruluğunu uzun uzun tartışacak kadar zamanımız oldu önümüzde. Yani önümüzdeki yıllarda elbette gündeme gelecektir bu konular ama en azından neyin doğru, neyin yanlış olduğunu daha çok tartışma imkanınız olacak” diye konuştu.

‘KAPALI KAPILAR ARDINDA RESTORASYON DOĞRU DEĞİL’

Kamu kurumlarında ‘gizli iş yapma’ alışkanlığı olduğunu belirterek, bunu eleştiren Döleneken, “Bu tür sorunların aslında ortaya çıkmasının bir nedeni de bizdeki gizli iş yapma alışkanlığı. Biz açıklığı sevmiyoruz. Kapalı kapılar ardında yapıp ve sadece birkaç cümleyle ya da birkaç açılışla her şeyi bitirdiğimizi sanıyoruz. Dünyada böyle değil. Dünyada Selimiye gibi bir şaheseri siz eğer restore edecekseniz ki çok önemli bir iştir hakikaten bu. Birincisi bir kere acele etmezsiniz. Bizde ağzı olan herkes konuşuyor. Biraz da onun için bundan sonra belki ara ara ben de konuşacağım. Hiçbir restorasyonun hızlı yapılması makbul bir iş değildir dünyada. Çünkü Selimiye çok ciddi bir eserdir. Dünyanın göz bebeğidir. Böyle bir eseri; ‘Bir an önce yapalım. Hala bitiremedik. Sinan 4 senede yaptı. Biz bilmem kaç senedir onardık’ gibi basit yani kahve muhabbetleriyle hakikaten zorlamamak lazım. Gerekirse 10 sene sürer, 20 sene sürer. Önemli olan doğru işler yapılması. Dünyada örnekleri var. En son meşhur Notre Dame Katedrali’nde yangın sonucu bütün çatı yandı. Bina büyük ölçüde hasar gördü. Bunun restorasyonu yapıldı son yıllarda, şu anda devam ediyor bazı bölümleri. Daha ilk andan başlayarak bütün süreci kamuoyuna açtılar. Ne durumdayız? Neler yapılması lazım? Bunu dünyadaki bütün önemli uzmanlarla tartışmaya başladılar. Malzeme konusunu yine bütün uzmanlarda tartışarak o malzemenin aynısını ya da benzerini nasıl bulduğunuzu, nasıl üretirizi yaptılar ve bunların hepsinde her aşamada kamuoyuyla paylaştılar. O yüzden Fransa halkı ve dünyadaki bu işlerle ilgili bütün insanlar Notre Dame Katedrali restorasyonunda ne yapıldığını herkes biliyor. O yüzden de burada tartışma neredeyse hiç olmuyor. Biz Edirne’de Edirne Sarayı’nda da, Selimiye’de de ne yapıldığını ancak açılış yapıldıktan sonra göreceğiz. Doğrusu sarayda da aynı şey olması gerekiyordu” şeklinde konuştu.

‘BU TÜR AYDINLATMA BATI’DA YOK’

Selimiye Camisi’ndeki yeni beyaz ışık aydınlatmasını da eleştiren Döleneken, “Selimiye çok önemli olduğu için en sonunda ışıklar tartışılıyor. Şimdi ışıkları görünce iki şey yaptım. Önemli bir uzman arkadaşım var ışık konusunda. İstanbul’da boğaz köprülerinin ışıklandırmalarında filan danışmanlık yapmış. ‘Bu beyaz ışık hastane ışığıdır, bu tür yerlerde beyaz ışık kullanılması batıda yoktur’ dedi. Ben gördüm, yani beyaz ışık kullanan ülkeler var, Suudi Arabistan beyaz ışık kullanıyor. Örneğin Medine’de gittiğiniz zaman oradaki meşhur dev cami haline gelen, eski peygamberimizin evinin olduğu kendi mescidi ve aynı şekilde Kabe’de oradaki camiler beyaz ışıkla yapılmış. Bir tek orada gördüm. Ama Batı’da hiçbir kilise, hiçbir cami, hiçbir anıtsal yapı böyle bembeyaz parlak ışıkla olmaz. Belli ki yapan arkadaşlar oradan bir örnek aldılar, öyle görünüyor. Caminin yapısı çok önemli Selimiye’de. Çünkü insanlar ilk defa gördüğü zaman sarsılıyor yani müthiş bir kitledir o. Gece de doğru aydınlatıldığında o binayı algılıyorsun ve hakikaten çok etkileyici. Yani o ışığı yaptığın zaman senin binayı algılama şansın kalmıyor. Yani bir ışık topu göreceksin. O yüzden de herkes ışık çekecek orada geceleri. O yüzden bu konular son anda test aşamasında değil de daha önce biraz daha geniş konuşulabilseydi, daha iyi olurdu. Umarım bu konuda da bir daha düşünme imkanları olur” ifadelerini kullandı.

‘KIRKPINAR’IN YERİNİN DEĞİŞMESİ UNESCO’YU ETKİLEMEZ’

Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yapıldığı Er Meydanı stadının yerinin değiştirilmesinin UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’ni tehlikeye sokmayacağını belirten Döleneken, “Kırkpınar Yağlı Güreşleri değildir UNESCO’ya giren. Kırkpınar Festivali UNESCO’ya girmiştir. Bu konuda da yanlış bir algı var; ‘Panayır olmaktan çıkaracağız’ dedi aşağı yukarı bütün belediye başkanları şimdiye kadar. Yani aslında panayır kötü bir şey değil. Panayırına herkes koşa koşa gidiyor. Panayır zaten geleneksel bir şeydir. Kırkpınar da geleneksel olduğu için bu somut olmayan kültür mirası listesine girdi. O yüzden önemli olan kısmı festival ve festivalin özelliğini korumak. Bunu yaparken güreşin içindeki ritüeller, oradaki adetler, peşrevinden, kispetine, ağasından davul zurna ekibine. Bunların hepsi aslında onun parçaları. Bunlardan bir bölümünü çıkarırsan; ‘Davul-zurnasız yapacağım artık, bunu kayıttan çalacağım’ dersen, bu mesela tartışma konusu olur. Yani onun vazgeçilmez öğeleri olan birini çıkarın, işte bu Kırkpınar’ın ruhunu zedeler ve sonuçta UNESCO’yla ilgili alanı da etkiler” dedi.

Alım gücü 29 günde %21 eridi!

CHP Edirne İl Gençlik Kolları, 4 bin lira KYK bursu 2 Ocak’ta 0,63 gram altın ederken bugün 0,49 gram altın seviyesine, 28.075 lira asgari ücret yılın başında 4,43 gram altın alabilirken bugün 3,49 gram altına, 20.000 lira olan en düşük emekli maaşının ise 3,16 gram altından 2,49 gram altına düştüğüne dikkat çekerek, daha yılın ilk 29 gününde; emeğin, öğrencinin ve emeklinin geliri kâğıt üzerinde aynı kalırken, hayat karşısında beşte bir oranında küçüldüğünü bildirdi.

CHP Edirne İl Gençlik Kolları Başkanı Özgür Hata, sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımında, “2026 yılına girerken açıklanan rakamlar ortadadır. Asgari ücret 28.075 TL, KYK bursu 4.000 TL, En düşük emekli maaşı 20.000 TL. Ancak asıl mesele bu rakamların kaç TL olduğu değil, bu parayla ne alınabildiğidir” diyerek şunları aktardı:.

“2 Ocak 2026’da 1 gram altın 6.330 TL iken, 29 Ocak 2026’da 8.039 TL’ye yükselmiştir. Yalnızca 27 günde yaşanan bu artış, iktidarın ‘ekonomi düzeliyor’ söyleminin gerçeği yansıtmadığını bir kez daha göstermiştir. Vatandaşın alım gücü adeta buharlaşmıştır.

Asgari ücret, yılın başında 4,43 gram altın alabilirken bugün 3,49 gram altına düşmüştür.

Asgari ücretlinin alım gücü yaklaşık %21 erimiştir.

KYK bursu, 2 Ocak’ta 0,63 gram altın ederken bugün 0,49 gram altın seviyesine gerilemiştir.

Öğrencinin cebindeki para %21’den fazla değer kaybetmiştir.

En düşük emekli maaşı ise 3,16 gram altından 2,49 gram altına düşmüştür.

Emeklinin alım gücü de yaklaşık %21 azalmıştır.

Daha yılın ilk 29 gününde; emeğin, öğrencinin ve emeklinin geliri kâğıt üzerinde aynı kalmış, ama hayat karşısında beşte bir oranında küçülmüştür.

İktidar, rakamlarla algı yönetmeye devam ederken; pazara çıkan yurttaşın filesi küçülmekte, öğrenci barınamaz hale gelmekte, emekli temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz noktaya sürüklenmektedir.

Bu tablo bize açıkça şunu söylüyor: Sorun maaşların rakamsal artışı değil, hayat pahalılığı karşısında korunmamasıdır. Altın yükselirken, döviz artarken, fiyatlar her gün zamlanırken ücretler yerinde sayıyorsa, bunun sorumlusu bu ülkeyi yöneten anlayıştır.

İktidar, ekonomik krizin faturasını yine halka kesmektedir. Emeğiyle geçinenler, öğrenciler ve emekliler her geçen gün biraz daha yoksullaştırılmaktadır.

Bu düzen değişmeden, bu ekonomi anlayışı terk edilmeden, açıklanan hiçbir maaş vatandaşın sofrasına gerçek bir refah getirmeyecektir.”

Kampüs Edirne, gençlerin hizmetinde!

Edirne Belediyesi, gençlerin kent yaşamında kendilerini rahat ve güvende hissedebilecekleri yeni bir sosyal alanı daha hizmete açtı. 1. Murat Mahallesi’nde yer alan Zübeyde Hanım Parkı içerisinde konumlanan Kampüs Edirne, gençlere yönelik bir buluşma alanı olarak kullanıma sunuldu.


Belediye tarafından yürütülen yenileme çalışmalarıyla Zübeyde Hanım Parkı; peyzaj düzenlemeleri, yeni fidanlar, oyun alanları ve kent mobilyalarıyla baştan sona yenilenerek kamusal kullanıma kazandırıldı. Parkın içinde yer alan Kampüs Edirne, kapalı alanında gençlerin ders çalışabilecekleri, sosyalleşebilecekleri ve uygun fiyatlı yiyecek–içecek imkânlarından yararlanabilecekleri bir mekân olarak tasarlandı.
Öğrenci dostu ve erişilebilir fiyat anlayışıyla hizmet verecek olan Kampüs Edirne, gençlerin ekonomik kaygı yaşamadan vakit geçirebileceği bir sosyal alan olma özelliği taşıyor.


Başkan Gencan: “Gençler bu kentin yalnızca geleceği değil, aynı zamanda bugünü”

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Kampüs Edirne’nin gençlerden gelen ihtiyaç ve talepler doğrultusunda hayata geçirildiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Gençlerimiz, bu şehirde kendilerini ait hissedebilecekleri alanlara ihtiyaç duyduklarını çok açık bir şekilde ifade ediyor. Kampüs Edirne’yi, parkın içinde, gençlerin ders çalışabileceği, sosyalleşebileceği ve ekonomik kaygı yaşamadan vakit geçirebileceği bir alan olarak bu ihtiyaçtan yola çıkarak hayata geçirdik.
Gençler bu kentin yalnızca geleceği değil, aynı zamanda bugünü. Biz de Edirne’yi yönetirken gençlerin hayatını kolaylaştıran, onları şehir yaşamının dışına itmeyen bir anlayışla çalışmaya devam edeceğiz.”
Kampüs Edirne, Pazartesi günleri hariç haftanın altı günü 10.00–22.00 saatleri arasında hizmet verecek.
Edirne Belediyesi, gençlerin şehirle bağını güçlendiren sosyal alanları artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor.

Zafer Partisi’nden Batı Trakya için 29 Ocak kutlaması

Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, 29 Ocak Batı Trakya Türklüğünün Toplumsal Dayanışma ve Milli Direniş Günü’nü kutlarken, Batı Trakya Türklüğünün unutulmaz lideri Dr. Sadık Ahmet’i de rahmet ve minnetle andı.

Zafer Partisi İl Başkanı Serkan Konak, ‘Batı Trakya Türklüğünün Milli Direniş Günü’ dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, “Ey güftesi ve bestesi çağlar taşıran Türklüğüm şimdi sende hıçkıran bir su yalnızlığı var” diyerek şunları kaydetti:

“Hemşerimiz Ali Seyfi Tülümen 28 Kasım 1920 tarihinde Ali Galib Bey’e gönderdiği mektupta, ‘Trakya Türk’tür ve Trakya Türkleri ancak Türk bayrağı altında mesut olabilirle’ demiştir.

Bugün 29 Ocak… Gümülcine olaylarının yıldönümü ve Batı Trakya Türkleri Milli Direniş Günü. Bu sebeple Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ ve parti heyetimizle beraber bir dizi ziyaret gerçekleştirmek için Gümülcine’deyiz.

Takvim yaprakları 4 Kasım 1988’i gösterdiğinde Yunan Hükümeti ‘Batı Trakya’da Türk Yoktur’  iddiası ile Gümülcine Türk Gençler Birliği’ni ve Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği’ni kapatma kararı almıştı. Batı Trakya Türkleri ise iki derneğin kapatılma kararını ancak 4 Ocak 1988 tarihinde öğrenmişler ve hemen mücadeleye başlamışlardır. Azınlık Yüksek Kurulu’nun aldığı karara göre azınlık okulları bir gün süreyle kapatılacak ve bu durum bütün devlet kurumlarına bildirilip 29 Ocak 1988 tarihinde de Gümülcine Eski Camii’nden Vilayet Konağı’na kadar bir protesto yürüyüşü yapılacaktı. Bu duruma karşı ise Yunan hükümeti Eski ve Yeni Cami’yi kapatarak Türklerin bir araya gelmelerini yasaklamıştı. Buna rağmen 20 bin Türk Gümülcine’de toplanmış ve ‘Biz Türk’üz’ diye haykırmıştı.

Bu haykırıştan iki yıl sonra 29 Ocak 1990 tarihinde, 1988’de yaşananları anmak için Gümülcine’de bir kez daha toplanan Batı Trakya Türkleri saldırıya uğramış, Türklere ait dükkân ve iş yerleri tahrip edilmiştir. Batı Trakya Türklüğü için bir dönüm noktası olan 29 Ocak tarihi her yıl ‘Toplumsal Dayanışma ve Milli Direniş Günü’  olarak kutlanmaktadır.

Bu suretle Batı Trakya Türklüğünün Toplumsal Dayanışma ve Milli Direniş Gününü kutlar, Batı Trakya Türklüğünün unutulmaz lideri Dr. Sadık Ahmet’i rahmet ve minnetle anarım.”