K.Madensporlu Nehir, Vakıfbank’a aktı!

İsmail DEMİRAY

Edirne’de voleybolun lokomotif kulübü Kırcasalih Madenspor’un 12 yaşındaki oyuncusu Nehir Akyel, TVF Sultanlar Ligi’nde mücadele eden İstanbul merkezli  kadın voleybol kulübü Vakıfbank Spor’a transfer oldu.

Kırcasalih Madenspor’un Nehir Akyel’in Vakıfbank SK’ne ilişkin ossyal medya hesabından gerçekleştirilen paylaşımında şunlara yer verildi;

“Oyuncumuz 2014 doğumlu 1.5 yıldır bizimle birlikte Ailesi Vakıfbank’a gitmesini çok olumlu karşıladı ve bu süreçte ellerinden geleni yaptılar. Bu transferden kulüp olarak maddi bir kazancımız olmadı. Kulübümüz altyapısında 70 e yakın sporcumuz var. Bölgesel Lig’e katılma konusunu zamanı geldiğinde değerlendireceğiz.”

Kırcasalih Madenspor’un hocası Murat Çık da transfer ile ilgili açıklamasında şunlara yer verdi:

“Kulübümüz sporcularından Nehir Akyel, Vakıfbank Spor Kulübü altyapı seçmelerini kazanmıştır . Bundan sonraki spor yaşamına Vakıfbank Spor Kulübü’nde devam edecektir. Sporcumuz Nehir Akyel’i tebrik eder bundan sonraki spor yaşamında başarılar dileriz.”

ORMAN, KEÇİ VE İNAT

Yine aynı acıyı yaşıyoruz…

Takvimler yazı gösteriyor, televizyon ekranları ise alevleri…

Bir tarafta gökyüzünü kaplayan duman, diğer tarafta yüreğimizi kavuran görüntüler.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da “çok üzgünüz” diyoruz.

**

Sonra?

Sonra bir sonraki yazı bekliyoruz.

Oysa artık kabul etmemiz gereken acı bir gerçek var.

Orman yangınları sadece doğal afet değildir.

Önemli bir bölümü insan ihmaliyle başlıyor.

Bir sigara izmariti, söndürülmeyen mangal ateşi, anız yangını, yol kenarına atılan cam şişe, tarım makinesinden sıçrayan kıvılcım…

Dakikalar içinde binlerce dönümlük ormanlık alan, içinde yaşayan canlılarla birlikte yok olup gidiyor.

**

İşin daha da düşündürücü tarafı ise iklim krizi.

Uzmanlar yıllardır aynı uyarıyı yapıyor.

Kuraklık uzuyor.

Sıcaklık artıyor.

Toprak nemini kaybediyor.

En küçük kıvılcım devasa yangınlara dönüşüyor.

Yani artık sadece yangın söndürmeyi değil, yangını doğuran şartları da konuşmak zorundayız.

**

Bir başka öneri ise ilk bakışta şaşırtıcı geliyor.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ormanlarda keçi ve koyun yetiştiriciliğinin yeniden teşvik edilmesini öneriyor.

Neden?

Çünkü keçiler dip örtüsünü temizliyor.

Yangının ilerlemesini kolaylaştıran kuru otları tüketiyor.

Avrupa’nın bazı ülkelerinde bu yöntem yeniden tartışılıyor.

Belki de yıllarca “ormanlara zarar veriyor” diye inadına uzaklaştırdığımız keçiler, bugün ormanların doğal koruyucusu olabilir.

Bu öneri tartışılabilir.

Katılan olur, karşı çıkan olur.

Ama en azından çözüm arayışıdır.

**

Asıl sorun ise bizim hâlâ aynı soruları soruyor olmamız.

Neden yangın mevsimi başlamadan gerekli hazırlıklar tamamlanmıyor?

Neden riskli bölgelerde daha sıkı denetim yapılmıyor?

Neden her felaketin ardından birkaç gün konuşup unutuyoruz?

Bu sorularla adeta inatlaşıp duruyoruz…

**

Yangın çıktığında kahramanlarımız var.

Alevlerin içine giren orman işçileri…

İtfaiyeciler…

Gönüllüler…

Pilotlar…

Onlara minnet borçluyuz.

Ama gerçek başarı, yangını söndürmek değil, hiç çıkmamasını sağlamaktır.

Çünkü yanan yalnızca ağaç değildir.

Topraktır.

Sudur.

Kuşların yuvasıdır.

Geleceğimizdir.

Ve belki de en önemlisi…

Her yangında biraz da vicdanımız kül oluyor.

**

Peki bütün bunlar bizi neden ilgilendiriyor?

Çünkü yangın sadece Ege’nin, Akdeniz’in ya da Güneydoğu’nun sorunu değil.

Trakya da artık eski Trakya değil.

Son yıllarda kuraklık giderek derinleşiyor.

Meriç ve Tunca’nın debileri zaman zaman tarihi seviyelere geriliyor.

Barajlarımız alarm veriyor.

Toprak susuz kalıyor.

Meteoroloji raporları, sıcak hava dalgalarının daha sık ve daha uzun sürdüğünü gösteriyor.

Yani iklim değişikliği kapımızı çoktan çaldı.

Bugün Edirne’nin ormanları, Lalapaşa’nın meşelikleri, Süloğlu çevresindeki yeşil alanlar, Keşan ve Enez hattındaki ormanlık bölgeler büyük bir felaket yaşamıyor olabilir.

Ama bu, hiçbir zaman yaşamayacağı anlamına da gelmiyor.

Bazen bir sigara izmariti…

Bazen yol kenarına atılmış cam şişe…

Bazen de birkaç dakikalık ihmal…

Yılların emeğini, yüzlerce canlının yaşam alanını ve geleceğimizi küle çevirmeye yetiyor.

Onun için mesele sadece yangın söndürme uçaklarının sayısı değildir.

Mesele, ormanı yanmadan koruyabilmektir.

Ağacı kesmeden yaşatabilmek…

Toprağı kurutmadan koruyabilmek…

İnsanı doğayla yeniden barıştırabilmektir.

Çünkü orman yandığında sadece ağaçlar yanmıyor.

Nefesimiz eksiliyor.

Suyumuz azalıyor.

Toprağımız fakirleşiyor.

Mesele doğayla inatlaşmamak!

İBRET ALINMAZ MI

Tarihte yaşanan kitlesel facialardan İBRET ALINMAZSA, ne olur, “Tarih tekerrür eder” yani, AYNI HATALARLA AYNI FACİALAR yine, kişilerin, ülkelerin, insalığın başlarına gelir..
Yıl 2026, İstanbul valisinin basın açıklamasını gazetelerden okuyoruz:
“Sahipsiz sokak köpekleri, kedi’ lerin % 60 ını topladık, yakında % 100 ünü toplayacağız”
Yani “Meclisin yasalaştırdığı, sahipsiz sokak canların hepsini öldürüp ortadan kaldıracağız” diyor.
Oysa, meclisin, valilerin ve de halk çoğunluğunun, “Ben müslümanım, öldürme yetkisi tek Allah’ tadır, kendimde görürsem Allah’tan korkarım” demesi gerekmez miydi?..
Ülkemin insanları ve de İstanbul’ luların çoğunluğu, böyle olmasına razı demek ki, böyle bir karar çıkıp, uygulamaya konabiliyor. Bu gidişten ülke çoğunluğunun sorumlu olduğu ortadadır. Yani bu öldürme işinin VEBALİ karar verici ve uygulayıcılarla birlikte halk çoğunluğunun boynunda gözükmüyor mu?..
Şimdi geldik, “İBRET ALINMASI GEREKEN TARİHE!..”
Bakalım, Yıl 1910 dan sonra, SİVRİ ADANIN neden sonra adının değişip, halk arasında “HAYIRSIZ ADA” olarak anılmasının sebeplerine: O günlerde de ülke ve de İstanbul’da, sokak canları hakkında aynı kararlar çıkmış ve de uygulanmıştı. Sonra ne facilarla yüzleşti toplum, ortalığın altı üstüne geldi, koca ŞEHİR “YANDI, DEPREMDEN YIKILDI” milyonlaca evlat BALKANLARDA, KAFKASLARDA, ÇÖLLERDE, onlarca cephede kaybedilmedi mi.
Şırnakta soğuktan, açlıktan, susuzluktan hayırsız adada ölen canlar gibi, Edirne de ağaç kabuklarını yemediler mi?..
Halâ da ibret alınmaz mı?..
Demek ki o masumların BİR SAHİBİ VARMIŞ!.. Demek ki, bu dünya SINAV DÜNYASIYMIŞ, ALLAH YAPTIKLARIMIZA BAKIYORMUŞ..
Demek ki, yaptığımızı, misliyle başımıza getiren varmış!..

TARİHTEN İBRET ALINMAZSA, SİZ BİLİRSİNİZ!..

Köpek ve kedi sorunun çözümü mü:
Allah onları bizim bereketimize verdi, TEK ÇÖZÜM O BEREKETLERİ SAHİPLENMEK, KENDİNLE EŞİTLEMEK, başka çözüm yok!..
Tercih herkeste!..

Bu yazımı, 1910 dan sonra, başlayan felaketlerin nedenlerinden ve de, 2026 yılında masum canlarımız hakkında ki, İTLAF KARARINDAN sonra yaşanacak olanların İBRETLİĞİNİ ANLAYIP, AYNI HATALARA DÜŞMESİNLER diye yazdım.

Kuran’ı Kerim. Sure 16/Ayet 26:
Ondan öncekiler de hile yapmışlardı.
Sonunda Allah’da onların binalarını temellerinden söktü, üstlerinde ki tavan da tepelerine çöktü. Bu azap onlara, farkedemedikleri bir yerden gelmişti.

Meriç’te orman yangını!

Olgay GÜLER

Edirne’nin Meriç ilçesinde başlayan anız yangını, rüzgarın da etkisiyle ormanlık alana sıçrarken, yangına, karadan ve havadan müdahale başladı.

Yangın, gece saatlerinde ilçeye bağlı Karayusuflu köyündeki Cevizlik bölgesi olarak bilinen alanda başladı. Sabah saatlerinde rüzgarın da etkisiyle büyüyen yangın, ormanlık alana sıçradı.

İhbarla bölgeye Meriç Belediyesi ve Orman İşletme Müdürlüğü’ne bağlı itfaiye ekipleri sevk edildi. Bölgedeki köylüler de yangına traktör ve su tankerleriyle müdahale ederken, yangın söndürme helikopterleri de bölgeye yönlendirildi.

Katliam gibi kaza; 2 ölü 7 yaralı!

Olgay GÜLER

Edirne’nin Keşan-Uzunköprü karayolunda 2 otomobilin kavşakta çarpıştığı kazada; 2 kişi hayatını kaybetti, 7 kişi yaralandı.

Kaza, Cuma akşamı saat 20.00 sıralarında Keşan-Uzunköprü kara yolu Kozköy Kavşağı’nda meydana geldi. Uzunköprü’den Keşan yönüne giden Murat P. yönetimindeki 57 AAE 496 plakalı otomobil, kavşakta Arif Yılmaz idaresindeki 22 PB 011 plakalı otomobille çarpıştı. Otomobiller, yol kenarındaki drenaj kanalına girerek, yaklaşık 50 metre savruldu. İhbar üzerine kaza yerine polis, jandarma, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralanan sürücüler Murat P. ve Arif Y. ile otomobillerdeki Fatma Aslan, Gülay Y., Gökay Y., Zeynep P., Ali Kaan P., Ela P. ile Defne B., ambulanslarla Keşan ve Uzunköprü’deki hastanelere kaldırıldı.

FATMA ASLAN YAŞAMINI YİTİRDİ

Durumları ağır olan Fatma Aslan, Arif. Yılmaz, Ela P. ve Defne B., ilk müdahalelerinin ardından Edirne’deki Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne, Gülay Y. ile Gökay Y. ise Edirne Sultan 1’inci Murat Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Fatma Aslan, Cumartesi günü, sabah saatlerinde doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Aslan’ın cenazesi otopsi için morga konuldu.

ARİF YILMAZ DA KURTARILAMADI

Tedavisi 2 gündür hastanede devam eden sürücü Arif Yılmaz da Pazar günü, sabah saatlerinde tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Yılmaz’ın, aynı günü ikindi vakti Keşan’daki Tahta Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Asri Mezarlık’ta toprağa verildi.

Kazayla ilgili inceleme sürüyor.

Sahada gençler, mahallelerde kardeşlik kazanacak!

Edirne Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından hayata geçirilen 8 mahalle takımından 115 sporcunun katılımıyla gerçekleştirilecek “Temiz Gelecek Mahalle Kupası” heyecanı başlıyor

Edirne Valisi Yunus Sezer, gençleri spora yönlendirmek, başta uyuşturucu ile mücadele, teknoloji bağımlılığı olmak üzere kötü alışkanlıklardan uzak tutmak, mahalleler arasındaki dostluk ve dayanışmayı güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen “Sporla Güçlenen Mahalleler Projesi – Temiz Gelecek Mahalle Kupası” lansman programına katıldı.

Programda gençlerle bir araya gelen Valiz Yunus Sezer, gençlerin enerjisini ve zamanını sporla değerlendirmesinin önemine dikkat çekerek, mahallelerde sporun yaygınlaştırılması ve gençlerin kötü alışkanlıklardan uzak tutulması için bu tür çalışmaların artarak devam edeceğini ifade etti.

Edirne Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından hayata geçirilen 8 mahalle takımından 115 sporcunun katılımıyla gerçekleştirilecek turnuvada, farklı yaş gruplarındaki gençlerin bir araya gelmesiyle kuşaklar arası dayanışmanın ve fair-play kültürünün güçlendirilmesi hedefleniyor.

Gerçekleştirilen konuşmaların ardından takım kaptanlarına formaları takdim edilirken, turnuvanın maç kuraları da çekildi.

Edirne Valiliği’nin konuya ilişkin paylaşımında, “Sahada gençler, mahallelerimizde kardeşlik kazanacak!” ifadelerine yer verildi.

‘TBBM İmralı’nın noteri değildir!’

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, teröristlerin aflarına ilişkin düzenlemeler içeren kanun teklifinin görüşüldüğü komisyonda yaptığı konuşmada iktidara sert sözlerle yüklendi. Akalın, “Bu Meclis, milletin iradesinin tecelligâhıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, İmralı’nın noteri değildir!” dedi.

Akalın konuşmasına, “Bugün bir kanun teklifini konuşmuyoruz!” sözleriyle başladı.

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin terörle mücadelede ortaya koyduğu iradenin, şehitlerimizin hatırasının, Meclisin itibarının ve devlet ciddiyetinin nasıl ele alınacağını konuşuyoruz” diyen Akalın, teklifin kaynağının ve siyasi iradesinin açıkça ortaya konulması gerektiğini söyledi.

“Bu sözde kanun teklifi nereden gelmiştir? Bu teklifin sahibi kimdir? Bu metnin siyasi kaynağı nedir?” diye soran Akalın, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi, İmralı’da hazırlanmış bir metnin onay makamı mıdır? Buradan açıkça söylüyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi, İmralı’nın noteri değildir!”

Meclisin millet iradesinin tecelligâhı olduğunu vurgulayan Akalın, “Burada kanunlar millet adına yapılır. Başka bir yerde hazırlanmış metinler buraya getirilip milletvekillerine sadece ‘onaylayın’ denilemez” dedi.

“ADINA AF DEMEMENİZ, SONUÇLARINI DEĞİŞTİRMEZ”

Teklifin “af olmadığı” yönündeki açıklamalara da tepki gösteren Akalın, “Peki, bir düzenlemenin adına af dememeniz, onun sonuçlarını değiştirmeye yeter mi?” diye sordu.

Akalın, düzenlemenin ismine değil sonucuna bakılması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Siz adına ne derseniz deyin, eğer bir düzenleme teröristlerin suçlarının soruşturulmasına, davaların sonuçlarına, cezaların infazına veya hükümlülerin hukuki durumuna etki ediyorsa, millet bunun ne olduğunu sormaya devam edecektir.”

“Bir şeyi ‘barış’ diye adlandırmanız onu otomatik olarak barış yapmaz. Bir şeyi ‘kurtuluş’ diye sunmanız, ortaya çıkan sonucu değiştirmez” diyen Akalın, tarihin bu konuda önemli derslerle dolu olduğunu ifade etti.

HINÇAK VE TAŞNAK ÖRNEĞİ

Yaklaşık 140 yıl önce emperyalist güçlerin yönlendirmesi ve desteğiyle ortaya çıkan Hınçak ve Taşnak örgütlerinin gerçekleştirdiği terör eylemleri ve katliamlara dikkat çeken Akalın, bu örgütlerin Osmanlı Devleti açısından ağır sonuçlara yol açtığını söyledi.

Dönemin siyasi şartları, dış baskılar ve alınan siyasi kararlar nedeniyle bu örgütlerin mensuplarına yönelik çeşitli af ve siyasi düzenlemeler yapıldığını belirten Akalın, bazı isimlerin daha sonraki dönemlerde devlet görevlerinde dahi yer aldığını ifade etti.

Ancak bu düzenlemelerin terör sorununu ortadan kaldırmadığını vurgulayan Akalın, “Örgütsel faaliyetler ve saldırılar farklı biçimlerde devam etmiştir” dedi. Akalın, tarihsel örnek üzerinden şu uyarıyı yaptı:

“Tarih bize şunu göstermektedir: Terörle mücadelede hukuk ve adalet zemininden uzaklaşılarak verilen tavizler, günü kurtaran siyasi çözümler ve terör örgütlerinin taleplerinin meşru bir siyasi zemine taşınması, sorunu ortadan kaldırmak yerine daha ağır sonuçlara yol açabilir.”

“SEVR DE KÂĞIT ÜZERİNDE BİR BARIŞ ANTLAŞMASIYDI”

Geçmişin tecrübelerinin görmezden gelinemeyeceğini belirten Akalın, düzenlemelerin isimlerinden önce sonuçlarına bakılması gerektiğini söyledi.

Bunun en çarpıcı örneklerinden birinin Sevr olduğunu ifade eden Akalın: “Sevr de kâğıt üzerinde bir ‘barış antlaşması’ olarak sunuldu. Ama Türk milletinin egemenliğini, bağımsızlığını ve vatanın bütünlüğünü ortadan kaldırmayı öngören bir metindi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin egemenliğini, hukuk düzenini ve şehitlerimizin hukukunu tartışmaya açan her düzenleme, adı ne olursa olsun, milletin vicdanında karşılığını bulur” ifadelerini kullandı.

“29 KİŞİSİNİZ” ELEŞTİRİSİNE TARİHLE CEVAP VERDİ

Kamuoyunda İYİ Parti milletvekillerine yönelik “29 kişisiniz”, “Bir avuç muhalefet ediyorsunuz” şeklindeki eleştirilere de yanıt veren Akalın, “Sanki haklı olmak için kalabalık olmak gerekiyormuş gibi… Sanki Türkiye’nin geleceği oylamadaki parmak sayısından ibaretmiş gibi…” dedi.

Tarihten örnekler veren Akalın, Kürşad’ın Çin Sarayı’na yürüdüğü anlatıda yanında kırk kişi bulunduğunu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Samsun’a çıktığında yanında kırk sekiz kişi olduğunu, Sivas’ta 36, Erzurum’da ise 58 kişi bulunduğunu hatırlattı.

Akalın, “Mesele kaç kişi olduğunuz değildir. Mesele neye inandığınız ve hangi sorumluluğu taşıdığınızdır. Bugün burada 29 kişi olabiliriz. Ama biz bu milletin çocuklarının geleceğini, şehitlerimizin emanetini ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukukunu savunuyorsak, burada 29 kişi değil, milyonların vicdanını temsil ediyoruz” dedi.

“AYAKKABI NUMARASINA KADAR BİLDİĞİNİZ TERÖRİSTLERİN ADRESİNİ Mİ UNUTTUNUZ?”

Akalın, iktidarın geçmiş yıllarda terörle mücadele konusunda yaptığı açıklamaları da gündeme taşıdı.

“Dün bu teröristlerin ayakkabı numarasına kadar bildiğinizi söylüyordunuz” diyen Akalın, dün devletin istihbarat gücünden, operasyon kabiliyetinden ve terör örgütünü takip ettiğinden bahsedildiğini hatırlattı. Akalın, iktidara şu soruları yöneltti:

“Dün ‘terörist nerede olursa olsun buluruz’ diyordunuz. Bugün ne oldu? Ne değişti? Ayakkabı numarasına kadar bildiğiniz teröristlerin bugün adresini mi unuttunuz?”

Akalın, “Dün peşinden koştuğunuz insanları bugün neden masanın diğer tarafında muhatap alıyorsunuz?” diye sorarak, terörle mücadelede kararlılık söylemlerinden terör örgütünün taleplerinin tartışıldığı siyasi zemine nasıl gelindiğinin açıklanmasını istedi.

“O GÜN SÖYLEDİKLERİNİZ Mİ YANLIŞ, BUGÜN YAPTIKLARINIZ MI?”

Akalın, geçmişte açıklanan “kırmızı çizgileri” de hatırlatarak iktidara, “O gün devlet aklıyla söylediğiniz sözler yanlış mıydı, bugün yaptıklarınız mı yanlış?” şeklendi sert bir soru yöneltti.

“Eğer dün söyledikleriniz doğruysa bugün bu noktaya nasıl geldiniz?” diye soran Akalın, “Eğer bugün yaptıklarınız doğruysa, o zaman dün bu millete neden başka bir hikâye anlattınız?” ifadelerini kullandı.

Milletvekillerinin söyledikleri sözlerin sorumluluğunu taşıdığını belirten Akalın, “Devlet yönetmek ise bundan çok daha ağır bir sorumluluktur” dedi.

“ŞEHİTLERİMİZİN KANI SİZİN KEYFİ TAKVİMİNİZE GÖRE DEĞERLENDİRİLEMEZ”

Terörle mücadelenin günlük siyasi pozisyonlara göre değiştirilemeyeceğini vurgulayan Akalın, şu ifadeleri kullandı:

“Terörle mücadele dünden bugüne değiştirilecek bir siyasi pozisyon değildir. Şehitlerimizin kanı, sizin keyfi takviminize göre farklı değerlendirilemez.”

Akalın, “Bir gün ‘terörist’ deyip başka bir gün ‘muhatap’ diyemezsiniz. Bir gün ‘son teröriste kadar mücadele’ deyip başka bir gün terör örgütünün siyasi taleplerini kanun metinlerinin konusu haline getiremezsiniz” dedi.

“Devlet yönetmek, yerine göre başka, yerine göre başka konuşmak değildir” diyen Akalın, “Bu milletin çocukları sizin siyasi malzemeniz değildir!” diye konuşarak, şehitlerin evlatlarının, gazilerin hayatlarının, ülkenin güvenliğinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğinin hiçbir siyasi hesabın aracı yapılamayacağını vurguladı.

“BİZ TERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE KARŞI DEĞİLİZ!”

Akalın, konuşmasının en kritik bölümünde İYİ Parti’nin itirazının terörün sona ermesine değil, bunun hangi yöntemle yapılacağına ilişkin olduğunu vurguladı.

“Biz terörsüz Türkiye’ye karşı değiliz!” diyen Akalın devamında, “Bizim itirazımız, terörün bitirilmesi bahanesiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukuk düzeninin tartışmaya açılmasına. Bizim itirazımız, Meclisin başka bir yerde hazırlanmış bir metne mühür basan kuruma dönüştürülmesine. Bizim itirazımız, milletin aklıyla alay edilmesine. Ve en önemlisi; bu ülkenin evlatlarının canı üzerinden siyasi hesap yapılmasına” dedi.

“YARIN BU ÜLKENİN ÇOCUKLARI SİZE SORACAK”

Bugün komisyonda alınacak kararların yalnızca bugünün siyasi tartışması olarak görülmemesi gerektiğini belirten Akalın, milletvekillerinin gelecekte de bu kararların hesabını vereceğini söyledi.

“Yarın bu ülkenin çocukları size şunu soracak: ‘Terörle mücadelede ne yaptınız? Şehitlerimizin emanetine nasıl sahip çıktınız? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukukunu korudunuz mu?’”

Akalın, “Ve o gün hiçbiriniz, ‘Biz çoğunluktaydık’ diyerek bu sorumluluktan kurtulamayacaksınız” dedi.

Tarihte bazı dönemlerde doğruyu söylemenin kolay olmadığını belirten Akalın, “Bazen kalabalığın karşısında durmanız gerekir. Bazen ‘29 kişisiniz’ derler” ifadelerini kullandı.

“29 KİŞİ DE YETER!”

Akalın konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Biz de deriz ki: Evet, belki 29 kişiyiz. Ama bu ülkenin çocuklarının geleceğini siyasi pazarlık konusu yaptırmamak için gerektiğinde 29 kişi de yeter. Çünkü mesele sayı değildir. Mesele makam değildir. Mesele koltuk değildir. Mesele Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Mesele bu milletin şerefidir. Mesele şehitlerimizin emanetidir. Ve biz bu emaneti hiçbir siyasi hesap uğruna teslim etmeyeceğiz.”

Sağlık-Sen’de Turhan yeniden

Olgay GÜLER

Sağlık-Sen Edirne Şubesi tarafından gerçekleştirilen 5’inci olağan genel kurulda, tek listeyle seçime giren mevcut başkan Erhan Turhan, yeniden yönetim kurulu başkanlığına seçildi.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Sağlık-Sen) Edirne Şubesi, 5’inci Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Kentteki bir tesiste düzenlenen kongrede, tek liste ile gidilen seçimlerde mevcut Başkan Erhan Turhan yeniden başkanlığa seçildi. Genel kurula Sağlık-Sen Genel Başkan Vekili Durali Baki, Edirne Şube Başkanı Erhan Turhan, çevre illerden gelen sendika temsilcileri ve çok sayıda sendika üyesi katıldı.

Burada konuşan Şube Başkanı Turhan, kongrelerin birlik ve beraberlik ruhunu pekiştirdiğini belirterek, “Kongreler aynı zamanda birlik ve beraberliğin perçinlendiği, en zor zamanınızda yanınızda olacak kişilerin bir kez daha hatırlandığı organizasyonlardır. Bu salonda bulunan tüm arkadaşlarıma, bu aile içerisinde yer alarak hak arama ve haksızlığın karşısında durma noktasında bizlere inandıkları için, mesleğimizin maddi ve manevi değerini yükseltmek adına taşın altına ellerini koydukları için tekraren hepinize çok teşekkür ediyorum” dedi.

Konuşmaların ardından yönetim ve denetim kurulu faaliyet raporları okunarak oy birliğiyle ibra edildi. Ardından gerçekleştirilen seçimlerde toplam 59 oy kullanıldı. Kullanılan oyların 56’sı geçerli, 3’ü ise geçersiz sayıldı. Sağlık-Sen Edirne Şubesi yeni yönetimi şu şekilde oluştu:

Yönetim Kurulu (asil):

Erhan TURHAN – Şube Başkanı

Abdullah ERSALAZ – Şube Başkan Yardımcısı (Şube Sekreteri)

Serap TUFAN – Şube Başkan Yardımcısı (Teşkilatlanma)

Sefer SİZGİN – Şube Başkan Yardımcısı (Mali İşler)

Nahide BURGUCU – Şube Başkan Yardımcısı (Basın ve İletişim)

Halil BOZOĞLU – Şube Başkan Yardımcısı (Hukuk, Mevzuat ve Toplu Sözleşme)

Kasım ARİK – Şube Başkan Yardımcısı (Eğitim ve Sosyal İşler)

Yönetim Kurulu (Yedek):

Abdulbaki YAZICI

Tahsin Yasin GÖZÜM

Ahmet Akif ÇELİK

Gizem EMRE DİZDÜVER

Vildan TUNA

Asiye METECAN

Barış KAŞKAVAL

Denetleme Kurulu (Asil):

Ferhat ERGUVAN

Fikret BAYRAM

Devrim CEYLAN

Hasan SEDEŞÇİ

Sami TOSUN

Denetleme Kurulu (Yedek):

Bekir KAN

Remzi DOĞRU

Hasan KONUK

Zübeyde CAMGÖZ D.

Akın ÇİÇEK

Disiplin Kurulu (asil):

Mustafa KESLER

Cemal MAÇİN

Fatih ÇULHA

Fati ALAY

Yunus EMRE

Disiplin Kurulu (yedek)

Muhammed KOÇER BİNGÖL

İbrahim ÇALIŞKAN

M. Onur GİLİK

Şenol ACAR

Yunus EMRE

Üst Kurul Delegesi

Erhan TURHAN

Ceren’in ölümü yasa boğdu

Olgay GÜLER

Edirne’de, Abdurrahman Mahallesi’ndeki evinde ölü bulunan Ceren Önüt (26), Meriç ilçesine bağlı Küplü beldesinde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı.

Olay Cuma akşam saatlerinde Abdurrahman Mahallesi Uzunkaldırım Caddesi üzerindeki apartmanda meydana geldi. İddiaya göre, bir süredir Ceren Önüt’ten haber alamayan yakınları durumu kontrol etmek üzere Uzunkaldırım Caddesi’ndeki apartman dairesine gitti. Çilingir yardımıyla eve giren yakınları, genç kadını banyoda hareketsiz halde buldu. İhbar üzerine adrese sevk edilen sağlık ekipleri, Önüt’ün hayatını kaybettiğini belirledi. İncelemenin ardından Önüt’ün cansız bedeni, kesin ölüm nedeninin tespiti için Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi morguna kaldırıldı.

GÖZYAŞLARIYLA SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

Merhum Cengiz Önüt ve merhume Hatice Önüt’ün kızları olan 26 yaşındaki Ceren Önüt için Meriç ilçesine bağlı Küplü Beldesi’nde cenaze töreni düzenlendi. Cenaze namazının ardından Ceren Önüt, yakınlarının ve sevenlerinin gözyaşları arasında belde mezarlığında toprağa verildi.

Şimşek’ten ‘Yeni Parti’ eleştirisi

Olgay GÜLER

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek, Özgür Özel liderliğinde Yeni Parti’ye geçmek üzere CHP’den ayrılan eski partililerin, 2020-2021 yılı itibarıyla ayrılmaya karar verdiklerini iddia etti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Şimşek, Edirne’de partilileriyle bir araya geldi. Parti teşkilatında CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, İl Başkanı Özlem Becan ve partililerin bulunduğu toplantıda basın açıklaması yapan Şimşek, devir teslim ve kurultay sürecini değerlendi.

‘BU ARKADAŞLARA PARTİ KURDURULDU’

Parti içi yarış ve oy kullanma süreçlerine ilişkin iddialarda bulunan Şimşek, “Bizim hiçbir şeyle alakamız yok, ama Sayın Erdoğan’dan haberi var. Erdoğan’ın 4-5 kez dedi ki ‘şaibeli kurultay’ diye. Sayın Özgür Özel, sayın bugünkü genel merkez yöneticisi arkadaşlar, 103 yıllık bir partidir diyoruz ama sizin ağzınıza yakışmıyor. Kalkıp niye ‘Sayın Erdoğan, eğer şaibe varsa, istihbarat elinde, emniyet elinde, devlet elinde, çık açıkla’ demediniz. Açıklamadı. Döndük bu tarafa, evet. 2 milyon üye falan diyorsunuz. Örgüte gel yarışalım. Sabırsızlığınız ne kardeşim? Şurada 6 ay sonra kurultay var. Senin döneminde 600 bin üye yapmışsınız. Madem örgüt seni istiyor, halk seni istiyor. 600 bin üye de sen yapmışsın. Bekle 6 ay sonra gel, kantara çık. Acelen ne? Çünkü bu arkadaşlar parti kurmadılar. Bu arkadaşlara parti kurduruldu” ifadelerini kullandı.

’20 ARABAYI KİM GİYDİRMİŞ OLABİLİR?’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyareti sırasında ABD’de araçlara Ekrem İmamoğlu’nun adının yazıldığını söyleyen Şimşek, “FETÖ’nün adamları beni anlatmıyor, onları anlatıyor. New York’ta, Washington’da 20 tane araç, İmamoğlu yazıyor. Fiş olmadan fatura olmadan hamburger yiyemezsin. Eğer birisi iyilik yaptıysa o faturayı göndersin. Ama 2 aydır bu fatura gelmedi. Şimdi size soruyorum: 20 arabayı kim giydirmiş olabilir? Ama ‘İmamoğlu FETÖ’cüdür’ falan demiyorum. Öyle bir şey demiyorum gerçekten. FETÖ’nün kanalında yorumculuk yapmış ama yine de demiyorum. Bunlar emir kulu bunu bilin” diye konuştu.

‘İŞ BANKASI HİSSELERİNİ SATACAKLARDI’

 Yeni Parti’ye geçen partililerin daha önceden partiden ayrılmaya karar verdiğini ileri süren Şimşek, “Bu arkadaşlar 2020-2021 yılı itibarıyla bu partiden ayrılmaya karar verdiler. Eğer kurultayı kazanmasaydı da yine partiden ayrılacaklardı. Eğer bu arkadaşlar Cumhuriyet Halk Partisi’nde kalsalardı, İş Bankası’nın 28.7 hisselerini satacaklardı. Bunlardan korkulur. Bakın, Kemal Bey’in dönemi 2010-2023: Kemal Bey’in döneminde 5-6 tane belediyeye operasyon ve dava açtılar. Arkadaş, 2,5 yılda 39 tane dava, operasyon, bir de AK Parti’nin kuyruğuna takılanlar” dedi.

‘BUNLARDAN DEVLET ADAMI OLMAZ, SERVET ADAMI OLUR’

Şimşek, vicdanlara seslendiğini belirterek, “İlleri, ilçeleri yakan, yıkan, yediği yemeğin kabını kıran, döken, baba deyip babayı hançerleyen, baba ocağı değil, baba ocağını bu hale getiren adamların Edirne’ye, Türkiye’ye faydası olur mu? Vicdan ve ahlak sahibi herkese sesleniyorum. Bunlardan ne olur biliyor musunuz? Bunlardan sorumluluk sahibi devlet adamı olmaz. Bunlardan devlet adamı olmaz. Bunlardan servet adamı olur. Siyaset, millete hizmet etme sanatıdır. Gidenlere selam olsun. Oy veren vatandaş ne demeyecek mi, ‘Bu adam yediği kabı kırmış, babasını hançerlemiş, evini ocağını yakmış gitmiş. Ben bu adamı nasıl büyüteyim? demeyecek mi?” şeklinde konuştu.