Olgay GÜLER Edirne merkezli 3 ilde düzenlenen operasyonda, üniversite öğrencilerini fuhşa teşvik ettiği belirlenen 6 şüpheli, gözaltına alındı.
İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği ekipleri, Edirne’de özellikle üniversite öğrencilerini fuhşa teşvik eden şüphelilere yönelik çalışma başlattı.
Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yaklaşık 3 ay süren teknik ve fiziki takibin ardından şüphelilerin yakalanması için Edirne, İstanbul ve Tekirdağ’da operasyon düzenlendi. Operasyonda S.T., G.K., A.Ö., A.S., B.B. ve M.A. gözaltına alındı.
Gözaltına alınan şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. (TREDAŞ) ve Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 1. Bölge Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirilen “Trakya’nın Kuşlarını Halkalıyoruz” projesi kapsamında, 4 şah kartala GPS vericisi takıldı. Bu sayede kuşların doğal yaşamlarındaki hareketleri bilimsel yöntemlerle takip edilecek.
TREDAŞ, DKMP 1. Bölge Müdürlüğü ile yürüttüğü “Trakya’nın Kuşlarını Halkalıyoruz” projesinin ikinci yılında önemli bir aşamayı geride bıraktı. Gerçekleştirilen saha çalışmalarında 22 leylek ve 18 şah kartal halkalanırken, halkalanan şah kartallardan 4’üne GPS vericisi takıldı. GPS vericilerinden elde edilecek veriler sayesinde şah kartalların göç rotaları, yaşam alanları, beslenme davranışları ve karşılaştıkları riskler uzun dönemli olarak bilimsel yöntemlerle takip edilebilecek. Elde edilecek verilerin, nesli tehlike altındaki şah kartalların korunmasına yönelik çalışmaların yanı sıra Türkiye’deki yaban hayatı araştırmalarına önemli katkı sağlaması hedefleniyor.
Doğa ile uyumlu enerji altyapılarının geliştirilmesini ve biyoçeşitliliğin korunmasını odağına alan proje kapsamında iki yılın sonunda toplam 69 leylek ve 31 şah kartal halkalandı. Elektrik hatlarından kaynaklanan olumsuz etkilerin azaltılmasına katkı sunan proje, beş yılın sonunda toplam 500 leylek ve 100 şah kartalın halkalanması hedefleniyor.
Necati Ergin: “Sürdürülebilir enerji geleceği, doğayla uyumlu altyapılarla mümkün”
TREDAŞ Genel Müdürü Necati Ergin, projenin ikinci yılında hayata geçirilen GPS takip çalışmalarının doğa koruma açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek şunları söyledi: “Sürdürülebilir bir enerji geleceğinin, ancak doğayla uyumlu altyapılar geliştirerek mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla enerji altyapısını geliştirirken doğayı korumayı da aynı sorumluluğun bir parçası olarak görüyoruz.DKMP 1. Bölge Müdürlüğü ile yürüttüğümüz ‘Trakya’nın Kuşlarını Halkalıyoruz’ projesiyle, yalnızca kuşların korunmasına değil, doğaya ilişkin bilimsel bilgi birikiminin geliştirilmesine de katkı sunuyoruz. Bu yıl GPS vericileriyle elde edeceğimiz veriler sayesinde şah kartalların göç rotalarını, yaşam alanlarını, beslenme davranışlarını ve karşılaştıkları riskleri daha yakından takip edebileceğiz. Bu verilerin hem türün korunmasına hem de gelecekte yürütülecek yaban hayatı araştırmalarına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.”
Ergin, biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmalarını kamu kurumları ve ilgili paydaşlarla iş birliği içinde kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı.
Analog hobilerin yükselişi Mahjong’u yeniden gündeme taşırken, oyuncular masadaki yüzeyi de deneyimin parçası sayıyor.
2026’nın dikkat çeken eğilimlerinden biri, insanların boş zamanlarını yeniden fiziksel uğraşlarla doldurması. Yelp’in trend takiplerinde kırtasiye, el işi ve fiziksel medya gibi alanların yükselmesi bu dönüşümü gösterirken, aynı raporda Mahjong geceleri de ayrı bir başlık olarak öne çıktı. Ekrandan uzak kalma isteği, dört kişinin aynı masaya oturduğu eski bir oyuna yeni bir enerji verdi.
Mahjong’un bu dönüşümde özel bir yeri var. Oyun hem strateji hem hafıza hem de sohbet istiyor. İnsanlar masaya oturduğunda telefon ikinci plana düşüyor; taşlar, yüzey ve konuşma akışı akşamın merkezine yerleşiyor. Bu yüzden Mahjong Mat ilgisi de oyunun kendi yükselişinden ayrı düşünülemiyor.
Analog sosyalleşme neden geri döndü?
Analog sosyalleşme, insanların dijital akıştan kısa süreli de olsa uzaklaşmak istemesiyle güçleniyor. Bir masa etrafında toplanmak, bildirimlerden daha yavaş ama daha kalıcı bir dikkat biçimi yaratıyor. Mahjong bu noktada yalnızca oyun değil, zamanı birlikte kullanma yöntemi olarak görülüyor.
Oyunun popülerleşmesi tesadüf sayılmaz. Yeni başlayanlar derslere katılıyor, deneyimli oyuncular ev grupları kuruyor, mekanlar açık oyun geceleri düzenliyor. Her ortamda ortak ihtiyaç aynı: masanın herkes için anlaşılır, rahat ve davetkar olması.
Mahjong masası neden dikkat ister?
Mahjong’da masa, oyunun görsel hafızasıdır. Hangi taşın nerede durduğu, oyuncunun önündeki dizilim, merkezdeki alan ve atılan taşlar sürekli takip edilir. Bu nedenle yüzeyin çok parlak, çok kaygan veya çok karışık olması oyunun akışını bozabilir.
İyi bir Mahjong Mat, bu akışı sakinleştirir. Taşların zeminde daha kontrollü durmasını sağlar, masa üzerinde görsel bir sınır çizer ve oyuncuların oyuna odaklanmasını kolaylaştırır. Özellikle kalabalık ev masalarında bu sınır hissi daha değerli hale gelir.
Padloom’un Mahjong Mat koleksiyonu içinde öne çıkan farklı tasarımlar, bu ihtiyacın yalnızca teknik olmadığını gösteriyor. Kullanıcılar hem rahat bir oyun yüzeyi hem de masaya yakışan bir görünüm arıyor.
Tasarım bu kadar önemli mi?
Tasarım, Mahjong Mat için yalnızca süs sayılmaz. Mat tüm masayı kapladığı için seçilen desen oyunun atmosferini belirler. Sakin bir zemin daha odaklı bir oyun hissi verirken, renkli bir desen ev buluşmasına daha canlı bir hava katabilir.
Bu tercih kişisel olduğu kadar toplu bir deneyimdir. Masadaki dört kişi aynı yüzeye bakar, taşları aynı zeminde hareket ettirir ve akşamın görsel hafızasını birlikte oluşturur. Bu nedenle mat seçimi, ev sahibinin küçük ama fark edilir kararlarından biri haline gelir.
Yeni oyuncular için yüzeyin önemi ne?
Mahjong öğrenen biri için oyunun ilk dakikaları yoğun geçebilir. Taş adlarını, el dizilimini, sıra takibini ve diğer oyuncuların hamlelerini aynı anda izlemek gerekir. Rahatsız bir masa yüzeyi, bu öğrenme yükünü artırabilir.
Daha dengeli bir yüzey yeni oyuncuya sessiz bir destek verir. Taşlar kolay dağılmaz, oyun alanı net görünür ve masa daha düzenli kalır. Bu küçük rahatlık, oyuncunun kurallara ve stratejiye daha fazla dikkat ayırmasını sağlar.
Bu yüzden bazı gruplar ders veya tanışma gecesi düzenlerken matı başlangıç ekipmanı gibi düşünmeye başladı. Taş seti oyunun diliyse, mat da o dili okunur kılan sayfa gibi çalışıyor.
Deneyimli oyuncular için de aynı yüzey farklı bir anlam taşır. Uzun süren oyunlarda küçük sürtünme, ses ve düzensizlikler daha fazla hissedilir. Matın sağladığı sakinlik, masadaki tempoyu dengeler. Oyuncular oyunun fiziksel tarafını düşünmeden hamlelerine, bekledikleri taşlara ve masadaki olasılıklara odaklanabilir.
Mouse pad dünyası bu ilgiyi nasıl hazırladı?
Büyük yüzeyli mouse pad kullanımı, masanın hissini değiştiren ürünlere karşı geniş bir alışkanlık oluşturdu. Kullanıcılar artık bir yüzeyin hareket kontrolünü, bilek konforunu, renk dengesini ve masadaki bütünlüğü etkileyebileceğini biliyor.
Bu deneyim Mahjong Mat seçiminde de kendini gösteriyor. mouse pad modelleri ile çalışma masasını düzenleyen bir kullanıcı, oyun masasında da benzer bir kalite arayışına giriyor. Yüzeyin kenarı, baskının netliği ve kumaş hissi yalnızca teknik ayrıntı değil, günlük kullanımı belirleyen özellikler oluyor.
Haber değeri nereden geliyor?
Mahjong Mat ilgisinin haber değeri, küçük bir ürün kategorisinin daha büyük bir sosyal davranışı göstermesinde yatıyor. İnsanlar ekran dışı zaman arıyor, evlerini daha bilinçli buluşma alanlarına dönüştürüyor ve oyun ekipmanını dekorasyonla birlikte düşünüyor.
Bu davranış, sadece Mahjong’a özgü kalmayabilir. Masa üstünde kullanılan her ürün artık biraz daha görünür, biraz daha kişisel ve biraz daha paylaşılabilir hale geliyor. Mahjong Mat bu değişimi somutlaştıran ürünlerden biri olduğu için gündeme geliyor.
Ayrıca ürünün kendisi kolay anlaşılır bir trend işareti sunuyor. Bir odada Mahjong oynandığını görmek için uzun açıklamalara gerek yok; taşlar ve mat zaten hikayeyi anlatıyor. Haber değeri de biraz burada doğuyor. Küçük bir yüzey, insanların nasıl buluştuğunu, neye vakit ayırdığını ve evdeki sosyal alanı nasıl kurduğunu gösteriyor.
Mahjong gecesi neden tekrar eden bir ritüele dönüşüyor?
Tek seferlik oyun denemeleri genellikle merakla başlar, ama kalıcı alışkanlık düzenle kurulur. Mahjong gecesi için aynı günün seçilmesi, aynı grubun toplanması ve masanın benzer şekilde hazırlanması küçük bir ritüel yaratır. Mat bu ritüelin sabit parçalarından biri olur.
Bu tekrar hissi oyunculara beklenti verir. Taş seti çıkarıldığında ve mat serildiğinde akşamın çerçevesi belirlenir. Kural kitapçığı, atıştırmalık ve sohbet bu çerçevenin içine yerleşir. Böyle bakıldığında Mahjong Mat, oyunu başlatan görsel bir işaret gibi çalışır.
Ev düzeni bu ritüeli nasıl destekliyor?
Mahjong gecesinin kalıcı olmasında evin küçük düzenlemeleri de rol oynar. Masanın çevresinde yeterli sandalye olması, ışığın taşları parlatmayacak şekilde ayarlanması ve içeceklerin oyun alanından biraz uzakta tutulması akışı rahatlatır.
Mat bu düzenin merkezini sabitler. Oyuncular masaya oturduğunda oyun alanının nerede başladığını ve nerede bittiğini görür. Bu netlik, özellikle kalabalık sofradan oyun masasına geçilen evlerde daha pratik bir kullanım sağlar.
Aynı netlik ev sahibinin hazırlık süresini de kısaltır. Taş seti çıkarılır, mat serilir ve masa kısa sürede hazır görünür. Bu kolaylık, oyunun daha sık tekrarlanmasına yardım eder.
Bu akşamların geleceği nasıl görünüyor?
Mahjong’un bugünkü yükselişi, analog hobilerin geçici bir mola değil kalıcı bir denge arayışı olduğunu düşündürüyor. İnsanlar dijital hayatı terk etmiyor, ama ekranla sınırlı olmayan sosyal alanlara daha çok değer veriyor.
Bu alanlarda masa yüzeyi küçük bir ayrıntı gibi görünse de deneyimi şekillendiriyor. İyi seçilmiş bir Mahjong Mat, oyunu daha rahat, masayı daha düzenli ve akşamı daha hatırlanır hale getiriyor. Bazen trendin gerçek işareti, büyük başlıklarda değil masanın üzerinde duran yüzeyde saklı oluyor.
Edirne Belediyesi tarafından, bir süredir ‘Mor Ev Kadın Atölyesi’ olarak hizmet veren sivil mimarlık örneği yapı, Edirne kırmızısına boyanıp ‘Hanımeli’ adıyla yeniden hizmete açıldı.
Belediye’nin Talatpaşa Mahallesi’nde 2020 yılında ‘Mor Ev Kadın Atölyesi’ olarak hizmete aldığı, 25 Kasım Stadyumu’nun yanındaki konak, yine belediye tarafından elden geçirildi. Edirne Kırmızısı rengine boyanan ve ismi ‘Hanımeli’ olarak değiştirilen konak, kadınların üretim süreçlerinde dayanışma sağlayacakları yeni adresleri olmaları için yeniden hizmete açıldı. Açılışa Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, konağın eski sahibi Suna Sarvan Hasdoğru ve çok sayıda davetli katıldı.
Açılışta konuşan Talatpaşa Mahallesi Muhtarı Emin Topçu, Belediye Başkanı Gencan’a, mahalleliler olarak teşekkür etti. Topçu, “Ben mahalle muhtarı olarak, burada eski bir görüntü olarak görünen bu ufak yerin başkanımız tarafından güzel bir şekilde hayata geçirilmesini çok uygun gördüm. Vatandaşlar adına da hayırlı uğurlu olsun diyorum. Herkese teşekkür ederim katılımlardan dolayı” dedi.
‘ÇOK MUTLUYUM
Konağın eski sahibi Suna Sarvan Hasdoğru da, binayı yeni haliyle görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Hasdoğru, “Ben doğma büyüme Edirneliyim ve Edirne’ye aşığım. Çocuklarım da aynı şekilde. Ben buradan gelip geçerken, bu binayı çok beğeniyordum. Burasını alıp restore ettikten sonra kendi aileme ait antikalarımdan bir müze oluştururum diye düşündüm. Kızım da mimar olduğu için ikimiz burasını restorasyona başladık. Fahri Yücel beyefendi restorasyon sırasında geldi ve ‘Çok güzel bir iş yapıyorsunuz’ diyerek bizleri kutladı. Bu haline de çok sevindim. Binanın kırmızı oluşuna, Edirne kırmızısı oluşuna çok sevindim. Başkanımıza çok teşekkür ediyorum beni çocuklar gibi sevindirdiği için. Gerçekten çok mutluyum” diye konuştu.
‘KADIN EDİRNE VİZYONUMUZUN YENİ HALKASI’
Belediye Başkanı Filiz Gencan da, bir yapıyı yeniden insanların hayatına katabilmenin, ona yeni bir anlam kazandırabilmenin çok daha değerli olduğunu belirtti.
Gencan, “Hanımeli tam da böyle bir anlayışın eseridir. Uzun yıllar farklı bir isimle hizmet veren bu yapı bugün artık yeni bir kimlikle, yeni bir amaçla ve yeni bir heyecanla Edirne’nin hizmetine açılıyor. Çünkü biz burayı sadece yenilemedik, buraya yeni bir hayat, yeni bir umut, yeni bir hedef kazandırdık. Göreve geldiğimiz günden bu yana şuna inandık; bu şehri güzelleştiren sadece yolları, parkları ya da binaları değildir. Bu şehri asıl güzelleştiren, bu şehirde yaşayan insanların kendini değerli hissetmesidir. Özellikle de kadınların. Kadınların kendini güçlü hissettiği, üretebildiği, sosyalleşebildiği ve yaşamın içinde daha görünür olduğu şehirler geleceğe daha sağlam yürürler. İşte bu anlayışla kadın Edirne vizyonunu ortaya koyduk. Konak Edirne’yle önemli bir adım attık. Orada gördüğümüz ilgi bize çok kıymetli bir gerçeği gösterdi; kadınlarımızın böyle alanlara ihtiyacı var, bir araya gelmeye ihtiyacı var, paylaşmaya, üretmeye, birbirinden güç almaya. İşte Hanımeli de bu yolculuğun devamı. Burası Konak Edirne’nin alternatifi değil, ‘Kadın Edirne’ vizyonumuzun daha çok kadına, daha çok mahalleye ulaşan yeni halkasıdır” şeklinde konuştu.
‘KADINLARA YÖNELİK HER ÇALIŞMA, ŞEHRİN GELECEĞİNE YATIRIM’
Hanımeli’nde, kadınların eğitimler alacağını, yeni beceriler ve dostluklar kazanacağını dile getiren Gencan, “Belki burada kurulan küçük bir fikir yarın bir girişime dönüşecek. Belki burada başlayan bir sohbet, uzun yıllar sürecek bir dayanışmanın ilk adımı olacak. Biz belediyeciliği aslında tam da böyle görüyoruz. İnsanların hayatına gerçekten dokunan, onların yaşamını kolaylaştıran ve güçlendiren alanlar oluşturabilmek. Hanımeli işte tam da bunun için var. Burada sıcak soğuk içeceklerin ve atıştırmalıkların sunulacağı ‘Gel-Al Kafe’ alanı da hizmet verecek. Bu bölüm tüm hemşerilerimize açık olacak. Çünkü Hanımeli’ni yalnızca kadınlarımız için değil, kadın emeğinin görünür olduğu, kent ışığına değer katan sıcak bir buluşma noktası olarak tasarladık. Ama inanıyorum ki bu mekanın en güzel tarafı kahvesi değil, içinde kurulacak dostluklar. Çünkü bazı mekanları özel yapan duvarları değil içinde kurulan bağlarıdır. Ben Edirne’nin ilk kadın belediye başkanı olmanın sorumluluğunu her gün hissediyorum. Bu sorumluluk bana şunu hatırlatıyor; kadınlara yönelik her çalışma aslında şehrin geleceğine yapılan en önemli yatırım. Bu yüzden kadınlarımızın sosyal ve ekonomik hayatta daha güçlü yer almasını sağlayacak her adımı çok önemsiyoruz” ifadelerini kullandı.
‘YAŞAYAN BİR BULUŞMA NOKTASI OLACAK’
Kadın Edirne vizyonunu da aynı kararlılıkla büyütmeye devam edeceklerini sözlerine ekleyen Belediye Başkanı Gencan, “Emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma, Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğümüze ve katkı sunan herkese gönülden teşekkür ediyorum. Ama en büyük teşekkürüm bu mekanı gerçek anlamına kavuşturacak olan kadınlarımıza. Hanımeli’ni siz yaşatacaksınız. Siz üreteceksiniz. Siz paylaşacaksınız ve siz güçlendireceksiniz. Ben inanıyorum ki çok kısa bir süre sonra burası kadınlarımızın severek geldiği, kendini ait hissettiği, hemşerilerimizin de keyifle uğradığı, yaşayan bir buluşma noktası olacak. Hanımeli’nin Edirne’mize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
Konuşmaların ardından, açılış kurdelesi kesildi. Belediye Başkanı Gencan ve beraberindekiler, konağı gezdi.
Edirne merkeze bağlı Eskikadın Köyü, örnek bir vefa etkinliğine ev sahipliği yaptı. Şehit Hakan Girgin anısına sahnelenen “Bayrağımın Gölgesinde” adlı dört perdelik tiyatro oyunu, köy halkını aynı sahnede buluştururken izleyenlere duygu dolu anlar yaşattı.
Programın en dikkat çekici yanı ise oyunun tamamen köyün kendi imkânlarıyla hazırlanması oldu. Yönetmenliğini ve hazırlığını 1. Murat Lisesi emekli öğretmeni Hüseyin Arı üstlenirken, oyunda rol alan oyuncuların tamamı Eskikadın Köyü sakinlerinden oluştu.
Profesyonel bir tiyatro salonu yerine köy meydanında, traktörün üzerine kurulan sahnede oynanan eser, vatandaşlardan büyük ilgi gördü. Açık havada gerçekleşen gösteride milli birlik, vatan sevgisi, fedakârlık ve şehitlik temaları işlendi.
Şehit Hakan Girgin’in hatırasını yaşatmak amacıyla hazırlanan oyun boyunca zaman zaman duygu dolu anlar yaşanırken, finalde oyuncular uzun süre ayakta alkışlandı.
Etkinliğe katılan vatandaşlar, köy halkının böyle anlamlı bir organizasyona imza atmasından gurur duyduklarını ifade etti.
Programı hazırlayan Hüseyin Arı, tiyatronun yalnızca bir sanat etkinliği olmadığını, aynı zamanda gelecek kuşaklara milli değerleri aktarmanın önemli bir yolu olduğunu belirterek, böylesine anlamlı bir organizasyonda görev alan tüm köy halkına teşekkür etti.
KÖYÜN TAMAMI SAHNEDEYDİ
“Bayrağımın Gölgesinde” adlı oyunda Asu T. Yılmaz Koç (Ayşe Ana), Meriç Yavuz (Kezban), Ersin Bektaş (Muhtar), Şerif Akkurt (Kumandan), Cemil Öğel (Teğmen Kemal), Kerim Adıgüzel (Ramazan), Tusem Arı (Leyla), Şener Akkurt ‘Öğretmen), Can Arı Öğrdenci Cengiz) , Derin Laçin Öğrenci Elif), Çınar Özdemir Öğrenci Ali), Buğlem Adıgüzel Öğrenci Fatma), Atlas Fidan (Öğrenci Mehmet), Hasan Balkan ‘Çoban Salih), Sevgin Uslu (Doktor), Olcay Yafız Koç (Baş Hemşire), Çisem Bayböre Yücetürk (Nazan Hemşire)ve Ozan Arı (Yaralı Sadık)rol aldı.
Köy halkının gönüllü olarak görev aldığı oyun, sanatın yalnızca büyük şehirlerde değil, köylerde de güçlü bir dayanışma ve toplumsal birliktelik oluşturabileceğini bir kez daha gösterdi.
ŞEHİDİN KIZ KARDEŞİ
Şehidin kız kardeşi Necla Girgin Özbek, sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği duygu yüklü paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“32 yıl önce yüreğimize düşen ateş, bugün hâlâ ilk günkü gibi içimizi yakıyor. Ama aynı zamanda abimin bizlere bıraktığı en büyük miras olan vatan sevgisiyle gurur duyuyoruz.
Dün, sadece abim Hakan Girgin’i değil; bu vatan uğruna canını feda eden tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla andık.
Bu anlamlı gecede bizleri yalnız bırakmayan, acımızı ve gururumuzu paylaşan herkese ailemiz adına yürekten teşekkür ederim.
Özellikle bu güzel geceyi ve bizlere duygu dolu anlar yaşatan tiyatro gösterisini hazırlayan köyümüzün muhtarı Şevket Akkurt’a, değerli öğretmenimiz Hüseyin Arı’ya, emek veren tüm oyunculara ve katkısı olan herkese gönülden teşekkür ederim.
Bir şehit ailesi için en büyük teselli; şehidinin unutulmaması, adının yaşatılması ve dualarla anılmasıdır. Dün bunu bir kez daha hissettik.
Şehitlerimizi unutmadığımız sürece; bayrağımız özgürce dalgalanmaya, ezanlarımız bu topraklarda yankılanmaya devam edecektir.
Başta şehidimiz, canım abim Hakan Girgin olmak üzere, vatan uğruna canını feda eden tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
Vatan sağ olsun. Tüm köy halkıma tekrar teşekkür ederim.”
ÇETİN YALGIN VEFAT ETTİ Radyocu Çetin Yalgın, 89 yaşında hayata gözlerini yumdu. Emekli öğretmen Şener Yalgın’ın eşi, Güney ve Güneş Yalgın’ın babaları, Engin Yalgın’ın ağabeyi Çetin Yalgın için Eski Cami’de cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Çetin Yalgın’ın cenazesi Buçuktepe Mezarlığı’nda toprağa verildi.
SEZAİ GÜÇKAN VEFAT ETTİ Karaağaç Mahallesi sakinlerinden Sezai Güçkan, vefat etti. Merhum Eyyüp ve merhume Naime Güçkan’ın oğulları, Sabiha Güçkan’ın eşi, Ayça Beyoğlu ve Altan Güçkan’ın babaları Sezai Güçkan için dün Karaağaç Yeni Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Sezai Güçkan’ın cenazesi Karaağaç Mezarlığı’na defnedildi.
Edirne’de daha önce Mor Ev olarak bilinen ve Edirne Kırmızısı ile yeniden hayat bulan tarihi yapı, Kadın Edirne Hanımeli adıyla Edirne Belediyesi’nce bugün düzenlenecek törenle kapılarını açacak.
Edirne Belediyesi, kadınların sosyal, kültürel ve ekonomik yaşama katılımını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Kadın Edirne vizyonunu yeni projelerle büyütmeye devam ediyor. Kadın Edirne Hanımeli; kadınların bir araya geleceği, üreteceği, sosyalleşeceği ve kendilerini geliştirebileceği sıcak bir yaşam alanı olarak tasarlandı. Merkezde kadın odaklı atölyeler, mesleki ve kişisel gelişim eğitimleri düzenlenirken; ziyaretçilerin keyifle vakit geçirebileceği sıcak-soğuk içecekler ile atıştırmalıkların sunulacağı konsept bir Gel-Al Kahve Alanı da hizmet verecek.
Konak Edirne ile başlayan Kadın Edirne vizyonunun yeni halkası olan Hanımeli, kadın girişimciliğini destekleyen, kadın emeğini görünür kılan ve dayanışmayı büyüten önemli bir buluşma noktası olacak. Kadın Edirne Hanımeli, bugün saat 10.30’da, Talatpaşa Mahallesi Ahmet Yekta Sokak No:2’de (Eski Mor Ev) düzenlenecek törenle hizmete açılacak.
Ülke genelinde konut kredisi faizlerinin yüksekliği nedeniyle, emlak sektörü zorlu süreçten geçerken, Edirne’de işler durma noktasına geldi.
Ev alıp satmak isteyenlerin ilk dayanağı bankalarda, kredi faizlerinin halen yüzde 3 ve üzerinde olması, emlak sektöründe durgunluğa neden oluyor. Yüksek faiz nedeniyle, yatırımcı, ev veya arsa almak yerine parasını bankaya yatırarak değerlendiriyor. Edirne Emlak Müşavirleri Derneği Başkanı Serhat Çeker, geçtiğimiz yıllara nazaran bu yıl işlerin durduğunu belirterek, iki ayda bir satış yaptıklarını söyledi.
‘HERKESİN UMUDU FAİZLERİN DÜŞMESİYDİ’
Kentte çok sayıda kiralık ve satılık daire olduğunu, buna nazaran satış olmadığını kaydeden dernek başkanı Çeker, “Piyasaya baktığımız zamanda da şu anda etrafta o kadar çok kiralık daire var ki, o kadar çok satılıklar var ki böyle, oldukça fazla var. Tabii herkesin bir umudu vardı. Bu konut kredileri düşer, faizler düşer diye bekleniyordu. Ama maalesef yine açıklanan rakamlarda hiç bir hareket olmadı. Sadece Cumhurbaşkanımızın bir açıklaması vardı; devlet bankalarında işte 1.20’yle konut kredisi kullandıracağız’ diye. Bunun da belirli bir şartlarını falan koydular ama daha yürürlüğe falan girmedi. Öyle bir konuşması geçti, gündeme girdi. Ama şu anda onunla ilgili belirli daha bir şey başlamış değil. Onun da bazı kıstaslarını anlattılar, söylediler. Üzerinde hiç evi olmayacak, yakın zamanda da ev satmamış olacak. Şartları bayağı zor ve alınması zor” dedi.
‘FAİZLER YÜZDE 3’ÜN ÜZERİNDE’
Konut kredisi faizlerinin yüzde 3’ün üzerinde olduğunu belirten Çeker, “Şu anda normal bir ev kredisi çekmek isteyen kişi için banka faizleri yüzde 3’ün üzerinde. Bu bankalara göre de değişiyor. 3’ün üzerinde demek ne demek? Yani biz bundan bir sene geriye atalım veya iki sene geriye atalım; 0.75’le kredi kullandırıyorduk. Aradaki kıyaslamayı yapın. Bunu dosya masrafları şunları bunları. Banka da diyor ki; ‘Vatandaş kullanacağı zaman şu anda yüzde 3’lerin üzerinde olan bir krediye müracaat ediyorsa, bir-iki öder, ondan sonra ödemez’ diyor. Genel müdürlük de diyor ki; ‘Hayır vermiyoruz’ deme, zorlama yapın” diye konuştu.
‘YATIRIMCI PARASINI BANKADA DEĞERLENDİRİYOR’
Yatırımcıların da, paralarını arsa veya dairelerden yana değerlendirmediğini söyleyen Çeker, “Bugün baktığımızda 2 + 1 dairelerde nereden baksanız 5 milyondan başlayan rakamlar var. 3 + 1 daireler 7 milyondan başlayan, 10 milyona çıkan rakamlarda. Daha önce biz bu rakamlara villa satıyorduk. Yani düşünsenize; 3+1 daire, hepi topu 130 metrekare daire 10 milyon isteyenler var. Neymiş? ‘Benim dairem lüks.’ Ya ne kadar lüks olursa olsun. Şu anki durumda baktığımız zaman, ayda değil, 2 ayda bir tane veya 2 tane satıyoruz. Geçen seneye baktığımız zaman gene buna nazaran biraz daha iyi. Ama ondan önceki yıllara baktığımız zaman işlerimiz çok çok daha iyiydi. Yatırımcılarımız vardı. Yatırımcı da baktı durdu, banka faizleri yüksek, bankaya yatırıyor” şeklinde konuştu.
‘ESKİDEN TAPU’DAN AYRILMAZDIK’
Emlakçıların artık Tapu Müdürlüğü’ne bile sık gitmediğini anlatan Çeker, “En büyük nedeni şu anda parası olan kişilerin hepsi eskiden parası olduğu zaman tarlaya, arsaya yatırırdı. İşlerimiz gayet iyiydi. Tapunun oradan biz ayrılmazdık. Şu anda tapu müdürü bile arayıp; ‘Hiç gelmiyorsun, göremiyoruz’ diyor. Nereye geleceğiz ki? Neyle uğraşıyoruz? Arkadaşlarımızın birçoğu genellikle ipoteklerle uğraşıyorlar. İntikallerle uğraşıyorlar. Satış maalesef yok. Emlakçı arkadaşlarımızın hepsiyle de görüşüyoruz. Hep birbirimizi arıyoruz. Eskiden böyle aramazdık, el altından satardık. Aman ben satayım da ben kazanayım derdik. Şimdi birbirimizle paslaşmaya başladık. Birbirimizi arıyoruz. Elimizde bak uygun bu fiyatlar var, müşterin var mı? Hazır müşterin var mı? Artık ister istemez birbirimize iş paslıyoruz. Mecburen, çark dönsün diye” ifadelerini kullandı.