ADD’den ‘Üç fidan’a anma

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi, ‘Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye’ mücadelesinin 68 kuşağı devrimci önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ı 54. ölüm yıldönümlerinde bir kez daha saygıyla andı.

ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Celil Özcan, yıldönümü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada şunlara yer verdi:

“Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan 1960’lı yılların son yıllarında gençlik hareketinin daha güzel bir dünya yaratmak için yola çıkan önde gelen isimleridir. Devrimciydiler. Ancak, 12 Mart darbe rejimine göre onlar sadece ‘terörist’ti. Kimsenin canına kıymamış üç fidan 6 Mayıs sabahı darbeciler tarafından idam edildi.

Deniz Gezmiş, 1968 yılındaki İstanbul Üniversitesi işgaline öncülük edenlerden birisiydi ve ABD askerlerinden oluşan 6. filonun protestolarında da en önde yer aldı. Bu olaylar Deniz Gezmiş’in tüm Türkiye’de gençlik hareketi içindeki en tanınan liderlerden birisi olmasını da beraberinde getirdi.

Gezmiş ve arkadaşları 1968 yılında Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB)’ü kurdular. 1969 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin işgaline öncülük eden Gezmiş hakkında tutuklama kararı çıkartıldı, ancak Gezmiş yakalanmaktan kurtulmayı başararak Filistin’e gitti.

Deniz Gezmiş Türkiye’ye geri döndüğünde Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan’la birlikte 1970 yılında THKO’yu kurdu. Gezmiş 1971 yılında Balgat’taki Tuslog tesislerinden 4 ABD’li askerin kaçırılmasında yer aldı. Bu askerleri sonradan serbest bıraktılar.

12 Mart darbesinin gelişiyle gençlik hareketi hedef tahtasına oturtuldu. 12 Mart, gençlik hareketinin pek çok liderini tutukladı veya katletti. Nihat Erim başkanlığında bir hükümet kuruldu ve “Balyoz” adı altında işçi hareketi ve gençlik hareketine ağır bir saldırı başladı. THKO ve Mahir Çayan önderliğindeki THKP-C’nin pek çok üyesi tutuklandı veya öldürüldü. Deniz Gezmiş Gemerek’te, Yusuf Aslan Şarkışla’da, Hüseyin İnan Kayseri’de yakalandı.

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, savcılığını Baki Tuğ’un üstlendiği, Tuğgeneral Ali Elverdi başkanlığındaki Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 No.lu Askeri Mahkeme’de yargılanarak idama mahkum edildi.

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkında verilen idam cezaları TBMM’de 24 Nisan 1972’de yapılan oylamada 48’e karşılık 273 kabul oyuyla kesinleşti. Kimsenin canına kıymayan üç genç hakkında, ‘Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın tamamını, bir kısmını tağyir, tebdil veya ilgaya teşebbüs ettikleri’ iddiasıyla “TCK’nın 146/1 maddesi uyarınca” idam kararı verildi.

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde, gece 01:00-03:00 arası, Ulucanlar Cezaevi’nde asılarak idam edildi.

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının 1969’da öldürülen Taylan Özgür’ün yanına gömülme isteği yerine getirilmedi.

Deniz Gezmiş, idamından sonra bayraklaşarak devrim mücadelesinin çok önemli bir sembolü, devrim önderi oldu.

Deniz Gezmiş; ‘Ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye’nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum.’

‘Burda ölen yalnızca bedenimdir ki zaten ölümlüydü ölecekti. Ama düşüncemi öldüremeyeceksiniz, düşüncem yaşayacak.’

‘Emperyalizme, ağalığa karşı nerde mücadele varsa benim devrimci olarak görevim orda olmaktır!’

‘Türkiye’nin bağımsızlığından başka bir şey istemedik ve hayatımızı bu yola koyduk. Varlığımızı Türkiye adına armağan ettik. Bunun aksini iddia edenler vatan hainidir.’

‘Ben Amerikan emperyalizmine, Sovyet revizyonizmine, Romen soytarılığına, Bulgar dalkavukluğuna karşı bir Türk devrimcisiyim.’

‘35 milyon metrekare vatan toprakları işgal altındayken, bizim milli bütünlüğü bozmakla suçlanmamız gülünçtür. Mustafa Kemal sağ olsaydı çok şaşırırdı. Hareketimiz tamamen anayasal bir harekettir. Anayasamızın başlangıç ilkesinde belirtilen Ulusun zulme karşı direnme hakkını kullandık. Bu sebeple anayasal bir davranışta bulunduk.’

‘İddianameye karşı diyeceklerim mevcuttur, iddianame kelle istemek için hazırlanmıştır. Yapılan tahliller yanlıştır, hatalıdır, değerlendirmeler keza isabetsizdir. Yalnız biz varlığımızı hiçbir karşılık beklemeden esasen Türk halkına armağan etmiş bulunuyoruz ve Türk halkı ve devletin bağımsızlığına armağan etmiş bulunmaktayız. Bu sebeple ölümden çekinmiyoruz’ diyordu.

Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, ‘Vatan, onu parsel parsel satanların değil; uğrunda darağacına gidenlerin vatanıdır!’ diyen Deniz’i, kimsenin canına kıymayan ‘Üç fidan’ı 54. ölüm yıldönümlerinde saygıyla anıyoruz.”

 ‘Gıda egemenliğimiz tehlikede’

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, AKP’nin tarım politikalarının bir “milli güvenlik sorunu” haline geldiğini belirterek, ülkenin tarım politikasının iflas ettiğini söyledi.

Milletvekili Ün, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan “Kırmızı Et Üretim İstatistikleri”ne ilişkin değerlendirmede bulundu. Ün, kontrolsüz ithalata rağmen yerli üretimin çöktüğünü vurgulayarak, hayvancılık sektörünün bir “yok oluş” sürecine girdiğini ifade etti.

Et Üretiminde Son 5 Yılın En Düşük Seviyesi

Açıklanan verilerin bir başarı değil, bir felaket senaryosu olduğunu belirten Ediz Ün, şunları söyledi:

Üretim Kaybı Hızlanıyor

 “2025 yılı verilerine göre kırmızı et üretimi yaklaşık 1,9 milyon ton seviyesinde kaldı. Bu rakam, son 5 yılın en düşük seviyesidir. Geçen yıla oranla %10, iki yıl öncesine göre ise %21’lik bir üretim kaybı yaşıyoruz. Son iki yıldır üst üste yaşanan bu düşüş, sektörün yapısal bir krize girdiğinin kanıtıdır.”

İthalat Çare Olmadı:

“Milyonlarca canlı hayvan ithal edilmesine rağmen hayvan sayımızı artıramıyoruz. Sığır, manda, koyun ve keçi varlığımız hem bir önceki yıla hem de iki yıl öncesine göre gerilemiş durumda. Kesilen hayvan sayısı azaldıkça et üretimi de doğal olarak dibe vuruyor.”

14,3 Milyar Doları Elin Çiftçisine Verdik

Türkiye’nin kaynaklarının ithalata kurban edildiğini vurgulayan Ün, yerli ve milli söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını dile getirdi:

“Türkiye, 2010 yılından bugüne kadar 8 milyon büyükbaş, 3,2 milyon küçükbaş ve 500 bin ton et ithalatı için toplam 14,3 milyar dolar ödedi. Bugün mevcut 17 milyon büyükbaş hayvanımızın yarısından fazlası ithal kökenli. Yem dışarıdan, ilaç dışarıdan, çoban dışarıdan; hayvancılığa dair ne varsa ithal! Hal böyleyken bize ‘yerli ve milli’ edebiyatı yapanların samimiyeti, ancak timsah gözyaşlarından ibarettir.”

Süt Üretimi de Alarm Veriyor

Krizin sadece etle sınırlı kalmadığını, süt üretiminde de tarihi bir gerileme yaşandığını belirten Ün, şöyle devam etti:

“Etteki başarısızlık sütte de aynı şiddette hissediliyor. Çiğ süt üretimi bir önceki yıla göre %5 azalarak 21,4 milyon tona geriledi. 2020 yılında 23,5 milyon ton olan üretim, son 5 yılda %9 eridi. Daha vahimi, son sekiz yılın en düşük çiğ süt üretimini yaşıyoruz. Çiğ süt tavsiye fiyatları maliyetleri karşılamadığı sürece kimse üretim yapmaz. Makyajlanmış veriler bile artık bu acı gerçeği gizleyemiyor.”

“Gıda Egemenliğimiz Tehlikede”

AKP’nin tarım politikalarının bir “milli güvenlik sorunu” haline geldiğini belirten Ediz Ün, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Üzülerek ifade ediyorum ki; bu ülkenin tarım politikası iflas etmiştir. AKP iktidarda kaldığı her gün, ülkemizin gıda egemenliğinin yabancı devletlere ve küresel şirketlere devredilmesi anlamına gelmektedir. Bu toprakların varoluş nedeninin tarım olduğunu öğrenemediler, bilseler de gereğini yapmadılar. Ancak üreticimizle el ele vererek, tarımı ve hayvancılığı bu karanlıktan çıkaracak ve ülkemizi yeniden ayağa kaldıracağız.”

LÖSEV’den kurban kampanyası

28 yıldır kanserle mücadelede öncü rol üstlenen LÖSEV, Kurban Bayramı’nın sevincini yalnızca lösemi ve kanser ile mücadele eden çocuklara değil, yetişkin kanser hastalarının da evlerine ulaştırmaya devam ediyor.

Yardımlaşma ve paylaşmanın mutluluğunu, tam 24 yıldır vekâleten kurban bağışları ile ihtiyaç sahiplerine ulaştıran LÖSEV, bu yıl için vekâleten kurban bağışı bedelini 21 bin TL olarak açıkladı.

LÖSEV, 2002 yılından bu yana Türkiye genelinde vekâleten kurban kesimi organizasyonları gerçekleştirerek, Vakfa kayıtlı binlerce lösemi ve kanser hastasına düzenli et ve et ürünü desteği ulaştırıyor. Modern, et entegre tesislerinde ve hijyenik koşullarda, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın icazet, cevaz ve esaslarına uygun olarak gerçekleşen vekaleten kurban kesimleri; Vakıf gözlemci personelleri, noter yetkilisi, veteriner hekim, din görevlisi, kalite güvence sorumlusu, kasap ve et sorumlularından oluşan bir ekip huzurunda vekâlet veren bağışçıların isimleri tek tek okunarak ve dini usullere uygun şekilde gerçekleştiriliyor.

Vekaleten kurban kesimleri, Bayram’ın ilk üç gününde, adak kurbanları ise Arife günü yapılıyor. LÖSEV, bağışçılara kurban temini ve kesim sürecine dair düzenli bilgilendirme sağlarken, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi adına vatandaşlara bağışlarını son güne bırakmamaları yönünde çağrıda bulunuyor.

Lösemili Çocuklara 12 Ay Taze Et

Kesilen kurban etlerinin bir bölümü dinlendirilerek bayramın hemen ardından ihtiyaç sahiplerine ulaştırılırken, kalanı ise kesim yapılan kurumlara emanet edilerek 12 ay boyunca vakumlanmış ambalajlarda taze et ve et ürünleri şeklinde LÖSEV’e kayıtlı ailelere ulaştırılıyor. Türkiye genelinde sayıları 118 bini aşan kayıtlı aileler arasından sosyal incelemeleri tamamlanan ve ihtiyaç durumlarına göre belirlenen hanelere yapılan yardımlar; yıl boyunca eşit ve planlı biçimde kuşbaşı, parça et ve biftek olarak dağıtılıyor. Ayrıca LÖSEV’e kayıtlı aileler, kendilerine tanımlanan özel bakiyelerle yalnızca taze et ve et ürünleri alabilecekleri “LÖSEV Et Kart” sayesinde büyük marketlerden de bu desteklere kolaylıkla erişebiliyor.

Bayram Bağışlarıyla Hayat Veriliyor

LÖSEV’e kayıtlı ailelerin yüzde 87’si asgari ücret ve altı gelir seviyesinde yaşamını sürdürüyor. Bu nedenle vekâleten kurban bağışlarıyla sağlanan et desteği, özellikle tedavi sürecinde protein ağırlıklı beslenmesi gereken lösemi ve kanser tedavisi gören binlerce çocuk için hayati önem taşıyor. Maddi bayram bağışları ise LÖSEV’in kalıcı projelerine kaynak oluşturarak lösemi ve kanserle mücadele eden çocuklara, ailelerine ve yetişkin hastalara çok yönlü destek sağlıyor. LÖSEV, nakdi bağışlar sayesinde Vakfa kayıtlı tüm aileleri destekleyerek, ilacından yoğun bakım tedavisine, evlerindeki mobilyalardan beyaz eşyalara, giysi ve ayakkabısından oyuncağına, bilgisayarından kitabına, eğitim bursundan tatil kampına kadar birçok hizmet ile her an yanlarında olarak hayata sımsıkı sarılmalarını sağlıyor. 1990’lı yıllarda lösemide tedavi başarısı yüzde 20 civarındayken günümüzde kişiye özel tedaviler, sağlıklı beslenme ve bakımla LÖSEV’in Ankara’daki LÖSANTE Hastanesi’nde tedavi başarı oranı yüzde 94’lere ulaşmış durumda. Söz konusu başarının, gönüllü ve bağışçılarının destekleriyle yüzde 100’e ulaşması hedefleniyor.

LÖSEV’in konuya ilişkin açıklamasında, “Siz de vekâleten kurban bağışlarınızı ve kurban bayramı bağışlarınızı Türkiye’deki tüm banka şubelerinden “Bağış Ekranları” aracılığı ile masraf ödemeden veya internet bankacılığı üzerinden, Türkiye geneli tüm PTT şubelerinden, https://www.losev.org.tr/tr/bagis/kurban-bagis linkini tıklayarak web sitemizden gerçekleştirebilirsiniz.

Ayrıca, tüm operatörlerin faturalı hatlarından 3406 kısa SMS hattına “LÖSEV, bağış, mücadele, can, tuğla” kelimelerinden birini yazarak SMS’le lösemi ve kanser tedavisi gören binlerce çocuğa desteklerinizi iletebilirsiniz.

Bilgi almak için 0312 447 06 60 numaralı telefondan LÖSEV Vakıf Merkezini arayabilir, Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Eskişehir, Antalya, Adana, Samsun, Kayseri, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Erzincan, Gaziantep, Konya’da bulunan LÖSEV irtibat ofislerine telefonla ulaşabilir ya da ofislerimizi ziyaret ederek bağışlarınızı iletebilirsiniz” ifadelerine yer verildi.

TÜ’den 112 çalışanlarına eğitim

Trakya Üniversitesi Edirne Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu (SBMYO), akademik bilgi birikimini toplumla buluşturma hedefi doğrultusunda dış paydaşlara yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, Edirne 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanlarına yönelik bir dizi eğitim gerçekleştirildi.

İki oturum halinde 112 Acil Çağrı Merkezi binasında düzenlenen programda, Edirne SBMYO öğretim elemanlarından Öğr. Gör. Sena Daşkıran Çıtak “Stres ve Stres Yönetimi” başlıklı sunumunda stresin bireysel ve mesleki yaşamdaki etkilerine değinerek başa çıkma yöntemlerine ilişkin bilgiler paylaştı. Öğr. Gör. Kıvanç Ada ise “Etkili İletişim ve Kriz Yönetimi” konulu sunumunda özellikle acil durumlarda doğru iletişimin önemine dikkat çekti.

Farklı kurumlardan profesyonellerin katılımıyla gerçekleştirilen eğitimlerde, “Saniyelerin Hayati Öneme Sahip Olduğu Anlarda Doğru İletişim” teması öne çıktı. Programda; kriz anlarında iletişim teknikleri, zor durumlarda doğru yaklaşım yöntemleri, 112 Acil çalışanlarının toplumdaki algısı, iş ve sosyal yaşam dengesi ile stresle baş etme ve motivasyon gibi başlıklar ele alındı.

Eğitimler kapsamında ayrıca nefes alma teknikleri ile esneme ve gevşeme uygulamalarına da yer verildi. Program, katılımcıların mesleki gelişimlerine katkı sunmayı amaçlayan içerikleriyle tamamlandı.

Edirne SBMYO Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Gülüm Burcu Dalkıran, okulun tüm imkânlarını kullanarak hem kamu kurumları hem de özel sektörle iş birliği içerisinde çalışmalar yürütüldüğünü belirtti. Dış paydaşlardan her alanda destek gördüklerini ifade eden Dalkıran, “Üniversitelerin gücü bu işbirlikleri ile ortaya çıkıyor ve fayda sağlıyor” dedi.

Edirne’de teniste tarihi başarı

Okul Sporları Küçük Erkekler Tenis Müsabakalarında Kırkpınar Ağası Alper Yazoğlu Ortaokulu sporcuları Edirne’de teniste ilk defa Türkiye Şampiyonası’na katılmayı başardı.

Edirne’de Şampiyon olan Küçük Erkekler Tenis takımı Kırkpınar Ağası Alper Yazoğlu Ortaokulu öğrencileri Kıvanç Zobar, Ali Eymen Ergün, Timur Eyüboğlu, Bölge Şampiyonasına katılım sağladı.

Zonguldak ili Çaycuma İlçesinde 02-07 Mayıs tarihlerinde düzenlenen Okul Sporları Küçük Erkekler Tenis müsabakalarında Kırkpınar Ağası Alper Yazoğlu Ortaokulu sporcuları tüm maçlarını kazanarak grubunu 1.sırada bitirip Türkiye Şampiyonası’nda yarışmaya hak kazandı.

10-14 Haziran 2026 tarihleri arasında Adana ilinde yapılacak olan Küçük Erkekler Tenis Türkiye Şampiyonası’nda sporculara başarılar diliyoruz.

Otomobil – motosiklet kazası: 2 yaralı

Olgay GÜLER

Edirne’nin Keşan ilçesinde otomobille çarpışan motosiklette sürücü ve yolcu yaralanırken, kaza bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.

Kaza, saat 22.00 sıralarında Aşağı Zaferiye Mahallesi Prof. Dr. Muammer Aksoy Caddesi üzerinde meydana geldi. D.A. (17) idaresindeki 22 AFK 756 plakalı motosiklet, cadde üzerinde aynı yönde giden H.L. (20) yönetimindeki 22 AEN 610 plakalı otomobille çarpıştı.

Devrilen motosikletten düşen sürücü D.A. ve arkasında bulunan arkadaşı İ.A. (17) yaralandı. İhbar üzerine kaza yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Yaralılar, ambulansla kaldırıldıkları Keşan Devlet Hastanesi’nde tedaviye alındı. Yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Kaza anı ise bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.

Kazayla ilgili inceleme sürüyor.

Edirne’de basketbol şöleni

Türkiye Basketbol Federasyonu’nun 2025-2026 sezonu Yurt İçi Faaliyetleri programı kapsamında yer alan U16 Kızlar Türkiye Şampiyonası 18–24 Mayıs tarihleri arasında Edirne’de gerçekleştirilecek.

Türkiye Basketbol Federasyonu’nun 2025-2026 sezonu Yurt İçi Faaliyetleri programı kapsamında düzenlediği U16 (Erkek-Kız) Türkiye Şampiyonaları’nda kuralar çekildi ve gruplar belli oldu.

U16 (Erkek-Kız) Türkiye Şampiyonaları 18-24 Mayıs 2026 tarihlerinde erkeklerde Konya, kızlarda ise Edirne ilinde düzenlenecek.

Edirne’de 4 grupta düzenlenecek U16 Kızlar Türkiye Şampiyonası’nda toplam 16 takım mücadele edecek. Karşılaşmalar Mimar Sinan Spor Salonu ve Edirne Yeni Spor Salonu’nda yapılacak. Gruplar şu şekilde oluştu:

A Grubu:

Fenerbahçe A

Samsun Canik Belediye

İzmir Gelecek Academy

Ankara TED Kolejliler

B Grubu:

Ankara Çankaya Üniversitesi

İstanbul Emlak Konut A

 İzmit Zirve

Ankara Nesibe Ayrın

C Grubu:

Ankara BOTAŞ

ÇBK Mersin

Ankara Gallardo

Çaykur Rize

D Grubu:

Fenerbahçe B

Bursa Nilüfer Belediye

Eskişehir Çağdaş Kolejliler

İstanbul Emlak Konut B

TÜ’de Yoğun Bakım Sempozyumu

Trakya Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenecek olan “Yoğun Bakımda Güncel Yaklaşımlar II. Sempozyumu”, 8 Mayıs’ta Balkan Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

Alanında uzman akademisyenler ve sağlık profesyonellerini bir araya getirecek sempozyumda, yoğun bakım ünitelerinde hasta yönetimine dair en güncel gelişmeler, kanıta dayalı uygulamalar ve yeni tedavi yaklaşımları ele alınacak. Sempozyumun, bölgedeki sağlık çalışanları başta olmak üzere yoğun bakım alanında çalışan profesyoneller için önemli bir bilgi paylaşım platformu olması bekleniyor.

Geniş kapsamlı bilimsel program

Sempozyum, saat 08.30’da saygı duruşu, İstiklal Marşı ve açılış konuşmalarıyla başlayacak. Gün boyunca dört ayrı panel düzenlenecek.

İlk panelde “Yoğun Bakımda Mortalitenin Azaltılması” başlığı altında sepsis yönetimi, ventilatör ilişkili pnömoninin önlenmesi ve kateter enfeksiyonları gibi kritik konular masaya yatırılacak.

İkinci panelde ise yoğun bakımda gelişen komplikasyonlar, hasta rehabilitasyonu, ağrı ve deliryum yönetimi ile erken mobilizasyon uygulamaları değerlendirilecek.

Öğle arasının ardından gerçekleştirilecek üçüncü panelde, bütüncül bakım yaklaşımları, doku bütünlüğünün korunması ve enteral nütrisyon gibi destekleyici tedavi yöntemleri ele alınacak.

Günün son panelinde ise kritik hasta yönetimi ve etik konular ön plana çıkacak. Yoğun bakımda hemşirelik süreçleri, ameliyat sonrası bakım ve sağlık hizmetlerinde etik yaklaşımlar uzman isimler tarafından tartışılacak.

Kapanış oturumu ile sona erecek

Program, gün sonunda katılımcı görüşlerinin alınması ve kapanış konuşmalarıyla tamamlanacak.