Kurumsal Ofis Taşıma Hizmetleri

Bir ofis taşımak yalnızca masa, sandalye ve bilgisayarların yeni bir adrese aktarılması değildir. Aslında her detayın içinde şirketin düzeni, iş akışı, veri güvenliği ve kurumsal hafıza yer alır. Yanlış kurgulanan bir süreç, iş kayıplarına ve ciddi operasyonel aksamalara yol açabilir. Bu nedenle ofis taşıma süreci, en başından itibaren profesyonel bir planlama ile ele alınır.

Kurumsal Güvenliği Ön Planda Tutan Taşıma Hizmetleri

Eczacıoğlu Ev Ofis Taşımacılığı sürecin her adımını sistematik şekilde ele alır. İlk olarak uzman ekip ofis alanına gelerek detaylı bir inceleme gerçekleştirir. Eşya envanteri hazırlanır, taşınacak tüm ekipman kayıt altına alınır. Bina erişim noktaları, asansör kapasitesi ve merdiven ölçüleri titizlikle değerlendirilir. Yeni ofis alanının yerleşim planı analiz edilerek en uygun taşıma düzeni oluşturulur. Bu ücretsiz keşif hizmeti, sürecin sorunsuz ilerlemesi için temel oluşturur.

Profesyonel Ofis Taşıma Firması Seçiminin İş Süreçlerine Etkisi

Kurumsal taşımacılıkta doğru ekip ile çalışmak, operasyonun başarısını doğrudan etkiler. Deneyimli ekipler tarafından yönetilen süreçler hem zaman kaybını azaltır hem de ekipman güvenliğini maksimum seviyeye çıkarır. Teknolojik altyapı, hassas cihazlar ve arşiv belgeleri özel koruma yöntemleriyle taşınır. Her aşama kontrollü şekilde ilerler ve olası riskler minimuma indirilir.

Teknoloji Ve Arşiv Güvenliğinde Hassas Taşıma Yaklaşımı

Ofis içerisinde bulunan bilgisayar sistemleri, sunucular ve arşiv dosyaları özel koruma ekipmanlarıyla paketlenir. Taşıma sırasında darbe, nem veya kaybolma riskine karşı ekstra önlemler alınır. Her parça, yeni ofiste önceden belirlenen plana göre yerleştirilir. Böylece iş akışı mümkün olan en kısa sürede yeniden aktif hale gelir.

Eczacıoğlu Ev Ofis Taşımacılığı İle Sorunsuz Geçiş Süreci

Sektörde en başarılıofis taşıma firması olan Eczacıoğlu Ev Ofis Taşımacılığı, kurumsal taşınma süreçlerinde düzenli ve planlı ilerlemeyi esas alır. Her proje, firmanın ihtiyaçlarına özel olarak hazırlanır ve detaylı bir organizasyon ile yürütülür. Amaç, taşınma sürecini yalnızca bir yer değişikliği olmaktan çıkarıp kontrollü bir geçiş sürecine dönüştürmektir.

Kırkpınar’da 665’inci randevu! 

Olgay GÜLER 

UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’ndeki Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali’nin açılışı, bugün 40 davul ve zurnanın Edirne Valisi Yunus Sezer ve Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ı ziyaretiyle başlayacak. 

Türk sporunun ve kültürünün asırlara meydan okuyan köklü Kırkpınar Yağlı Güreşleri, bu yıl 665. kez gerçekleştirilecek. Edirne Belediyesi tarafından düzenlenecek olan ve UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan dev organizasyon, her yıl olduğu gibi yine güreş tutkunlarını, sporseverleri, Türkiye’nin ve Dünya’nın dört bir yanından gelen binlerce misafiri Sarayiçi’nde buluşturacak. Asırlık geleneğin büyük coşkusu, bugün saat 10.00’da Edirne Belediyesi Kırkpınar Davul-

Zurna Ekibi’nin, Tarihi Belediye Binası önünde Belediye Başkanı Filiz Gencan’ı karşılamasıyla başlayacak. 

HEYECAN PERŞEMBE GÜNÜ KAYITLARLA BAŞLIYOR 

2 Temmuz Perşembe günü saat 08.00’de Mimar Sinan Spor Salonu’nda gerçekleştirilecek pehlivan kesin kayıtlarıyla birlikte, büyük mücadeleye giden süreç resmen başlayacak. Aynı günün akşamında Sarayiçi Konser Alanı’nda müzik şöleni başlayacak. Festival kapsamında 2 Temmuz Perşembe günü saat 21.00’de, birbirinden çok hit parçaya imza atan sevilen sanatçı Emir Can İğrek sahne alarak dinleyicilerine unutulmaz bir gece yaşatacak. 

CUMA GÜNÜ AĞA KARŞILANACAK VE GÜREŞLER BAŞLAYACAK 

Güreş müsabakaları 3 Temmuz Cuma günü sabah saatlerinde minik boy pehlivanların çayıra salınmasıyla başlayacak. Aynı saatlerde Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ile Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Başkanı İbrahim Türkiş, 664 ve 665. Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü’yü Selimiye Meydanı’nda karşılayacak. Karşılamanın ardından il protokolünün de katılım sağladığı 665. Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali Korteji, Edirne Belediye Binası önünden hareket edecek. Program kapsamında Atatürk Anıtı’nda çelenk sunumu gerçekleştirilecek, Saygı Duruşu, İstiklal Marşı’nın ve Kırkpınar Marşı’nın okunmasının ardından Pehlivan Mezarlığı ziyaret edilerek hayatını kaybeden güreşçiler dualarla anılacak. Selimiye Camii’nde okutulacak olan mevlit ve kılınacak Cuma namazının hemen ardından ise Sarayiçi Er Meydanı’nda resmi açılış programına geçilecek ve güreş müsabakaları başlayacak.  

CUMA AKŞAMI 90’LAR FEST 

Burada, 2025 yılı Başpehlivanı Orhan Okulu tarafından şanlı Türk bayrağımız göndere çekilecek ve tüm meydan tek bir yürek halinde İstiklal Marşı’nı okuyacak. Festivalin resmi açılış konuşmaları ise sırasıyla 664 ve 665. Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü, Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Başkanı İbrahim Türkiş, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ve Edirne Valisi Yunus Sezer tarafından gerçekleştirilecek. Aynı günün akşamında, saat 20.30’da Sarayiçi Konser Alanı’nda adeta bir nostalji rüzgarı esecek ve 90’lar Türkçe Pop Fest düzenlenecek. Özel gecede Mansur Ark, Grup Vitamin, Zeynep Dizdar, Reyhan Karaca ve Ümit Sayın en sevilen parçalarıyla Edirnelilerle buluşacak. 

4-5 TEMMUZ’DA HEYECAN DORUK NOKTASINA ÇIKACAK Heyecanın doruk noktasına ulaşacağı 4 Temmuz Cumartesi günü, Er Meydanı’ndaki zorlu güreş müsabakaları tüm gün boyunca kesintisiz olarak devam edecek. Akşam saatlerinde ise Sarayiçi Konser Alanı’nda ünlü sanatçı Melek Mosso, saat 21.00’de sahne alarak Kırkpınar coşkusunu güçlü sesi ve şarkılarıyla müzikseverlerle paylaşacak. Festivalin son günü olan 5 Temmuz Pazar günü ise sabahın erken saatlerinden itibaren çayırda dualar okunacak ve nefes kesen güreş müsabakaları kaldığı yerden devam edecek. Öğle saatlerinde, Kırkpınar geleneğinin en önemli ritüellerinden biri olan ve büyük merakla beklenen 2027 yılı 666. Kırkpınar Yağlı Güreşleri Ağalık Koç Satış İhalesi gerçekleştirilecek. Bu tarihi ihalenin hemen ardından ise er meydanında en büyük heyecan başlayacak; başaltı ve başpehlivanlık kategorilerinde Türkiye’nin en iyilerinin belirleneceği final müsabakaları yapılacak. Soluksuz izlenecek bu güreşlerin ardından, günün sonunda düzenlenecek olan ödül töreni ve başpehlivanın ödülünü almasıyla birlikte, 29 Haziran Pazartesi günü başlayan 665. Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali tamamlanmış olacak.

Yeni hafta daha da sıcak!

Edirne’de oldukça sıcak bir hafta geride kalırken, yeni ayın başlayacağı yeni haftada termometreler daha da yukarıyı gösterecek.

Meteoroloji’nin 5 günlük hava tahmin raporuna göre, Edirne’de bugün sıcak bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 19°C, en yüksek 38°C, nem (%) 26-55, rüzgar (km/sa) kuzeydoğudan 18

Yarın sıcak bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 22°C, en yüksek 38°C, nem (%) 17-65, rüzgar (km/sa) kuzeydoğudan 18

1 Temmuz Çarşamba günü sıcak bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 19°C, en yüksek 37°C, nem (%) 25-68, rüzgar (km/sa) kuzeydoğudan 15

2 Temmuz Perşembe günü gökgürültülü sağanak yağışlı bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 22°C, en yüksek 34°C, nem (%) 41-94, rüzgar (km/sa) kuzeydoğudan 11

3Temmuz Cuma günü gökgürültülü sağanak yağışlı bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 20°C, en yüksek 33°C, nem (%) 37-96, rüzgar (km/sa) kuzeyden 13 olarak ölçülmesi bekleniyor.

Aramızdan ayrılanlar

BAŞKOMİSER HASAN KAPAN VEFAT ETTİ
Emekli Başkomiser Hasan Kapan 79 yaşında vefat etti.

Merhum Bayram ve merhume Sebahat Kapan’ın oğulları, Bahriye Kapan’ın eşi, merhum Esat Kapan’ın kardeşi, Çarşı esnaflarından Sedat Kapan’ın ağabeyi, Güray, Nuray, Benay ve Nilay Kapan’ın amcaları olan merhum, dün Eski Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Buçuktepe Mezarlığında toprağa verildi.

Cenaze törenine merhum Emekli Başkomiser Hasan Kapan’ın meslektaşları da katıldı ve tabutu başında saygı nöbeti tuttu.
ALİ FUAT TANTÜRK VEFAT ETTİ
Devlet Demir Yollarından emekli Ali Fuat Tantürk vefat etti. Gülay Tantürk’ün eşi, Özlem Demiray ve Furkan Tantürk’ün babaları olan merhum, dün Fatih Sultan Selim Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
HASAN CİNCİ VEFAT ETTİ
Recep, Ahmet ve Hüseyin Cinci’nin kardeşleri, Esen Demircioğlu, Emel Bilgin, Birgül İstipli ve Alev Kantur’un amcaları Hasan Cinci vefat etti. Merhum dün Şah Melek Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardındanYeniimaret Mezarlığında toprağa verildi.
RIFKI DEMİRTAŞTAN VEFAT ETTİ
Merhum Saadettin ve Emine Demirtaştan’ın oğlu, Sevgi Demirtaştan’ın eşi, Mutlu ve Mert Demirtaştan’ın babaları Rıfkı Demirtaştan 64 yaşında vefat etti. Merhum 27 Haziran Cumartesi günü Yavuz Sultan Selim Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Bademlik Mezarlığında toprağa verildi.
DERYA TAŞDEMİR VEFAT ETTİ
Merhum Hacı Hasan Demir ve merhume Hacı Kafiye Demir’in kızları, Hüseyin Taşdemir’in eşi, Denizhan ve Deniz’in anneleri Hülya Demir’in kardeşi Derya Taşdemir 58 yaşında vefat etti. Merhume Cumartesi günü Kadı Bedrettin Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Buçuktepe Mezarlığında toprağa verildi.
RECEP TATAR VEFAT ETTİ
Yıldırım Beyazıt Mahallesi sakinlerinden, Özkan, Özcan ve Özlem Tatar’ın babaları, Mehmet ve Şükrü Tatar’ın ağabeyleri Recep Tatar 78 yaşında vefat etti. Merhum Cumartesi günü Akmescit Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yıldırım Mezarlığında toprağa verildi.

DEDEMİN BİRİ HIRSIZ, DİĞERİ DİLENCİYDİ

Turan ŞALLI

Dedemin babası Zaim, Uzunköprü’de Yemen savaş bölgesine gönderilmek üzere toplanma alanı sırasında trenin çarpması sonucunda oracıkta ölmüştü. Babamın babası Ali dedem küçük yaşta öksüz kalmıştı. Babadan kalma ne tarla, ne de bahçe vardı. Bir karış tapulu yeri bile yoktu, miras olarak yoksulluk bıraktı.

Okuma yazması hiç olmadı. Zaten ülkenin büyük bir çoğunluğu okur- yazar değildi. Ali dedem kendi halinde yaşayan temiz bir kişilikti.  Gençliğinde çöplerden eski asker postallarını toplar, el yordamıyla diker, tamir eder satarmış. Bir zaman sonra ayakkabı tamiri ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyince çaresizlik içinde dilenmeye başlamış.

Annemin babası Osman ise; gençliğinde bir çiftlik ağasının yanında yardımcı kâhya olarak çalışmış.  Çiftlik düzenini iyi öğrenmiş, kabiliyetini geliştirmişti. O da bir zaman sonra çiftlik yaşamına veda etmiş, Kıyık semtinde bulunan Menzilahir Mahallesi’ne yerleşmiş. Karısı ölünce (annemin annesi) kendine yeni bir eş bulmuştu. Ali dedemin de eşi ölmüş ancak kendine yeni bir eş almayı düşünmemişti. Ali dedem, Osman dedeme karşı mesafeli davranırdı.

Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyet’inde halkın çok büyük bir çoğunluğu sefalet yaralarını sarmaya çalışırken, Almanya’da iktidara gelen Hitler Avrupa’ya korku yayıyordu. Yunanistan sınırına dayanan Alman askerleri karşısında Türk Hükümeti asker aç kalmasın diye sürekli gıda ürünleri stok ediliyordu. Ekmek halka karne ile dağıtılıyordu. Bir tarafta derin bir yoksulluk, diğer bir tarafta savaş endişesi hâkimdi. Halk kendince açlığa, parasızlığa çareler arıyordu.

1944 yılında Edirne merkezli Son Posta gazetesinde çıkan bir haberin başlığı, “Edirne’de camilerin kurşunlarını çalanlar tevkif olundu” şeklindeydi.

Caminin kurşunlarını çalanlar, Edirne’nin Kıyık semtinde sabıkalılardan Çingene İbrahim, Cafer Kanlıdere, Osman Merdin ve Yaşar Küçükcivan’dı. Yani hırsızlardan biri annemin babası Osman Merdin idi. Selimiye Camii, Etnografya Müzesi, Hacı İzzet Paşa Türbesi ve Seddi Sultan kubbelerinin muhtelif zamanlarda kurşun çaldıklarını yazıyordu. 1700 kilo kurşun parçalarını satmak için İstanbul’a getirmişler ve yakalanmışlardı. Bu dört kişi Edirne’de bulunan cezaevlerine gönderilmişlerdi. Osman dedem, şimdilerde Devecihan Kültür Merkezi’nin bulunduğu binanın alt kısmındaki bir odanın içinde hapis hayatı geçirmiş.

Yıllar yılları kovaladı, Türkiye’nin siyasi iklimi değişmişti. 1950 yılında CHP iktidarını kaybetti. Demokrat Parti Adnan Menderes öncülüğünde iktidara taşındı. Taşıyanlar arasında Osman dedem de vardı. Etrafındakilere sürekli “Demokrat Partiye oy verin” telkininde bulunuyordu. (annemin anlatıları)1944 yılında işlediği suç çoktan unutulmuş, Demokrat Parti yandaşlığı sayesinde iş buldu. Edirne Belediyesi’nde temizlik işleri biriminde çavuşluğa kadar yükseldi.

Annemin babasının Demokrat Parti sayesinde belediyede işe girmesinden sonra Demokrat Parti ekseninde bulunan Doğru Yol Partisi’ne yıllarca oy verdi. Anneme küçükken sormuştum.“Neden bu partiye oy veriyorsun?” diye “Demokrat Parti zenginlerin partisi” derdi.

Annem içinde bulunduğumuz yoksulluğu unutmuş, kendini yeni bir sosyal sınıf içine konumlandırıyordu.  Ali dedem hangi partiye oy verdiğini söylemezdi. Babam dedem için, “Kimseyle siyaset konuşmaz, o Atatürk’ten başkasına oy vermez’ derdi. Anlaşılacağı üzere iki dedemin de siyasi iklimi uymazdı. Babam her ne kadar, “Baba dilenmeyi bırak, sana para veriyorum daha ne istiyorsun” sert sitemlerine kulak asmazdı.

SENİN BABAN CAMİNİN KURŞUNLARINI ÇALDI.

1955’li yılların siyasi ikliminde babam yaşadığı bir olayı söyle anlatmıştı:

“Mahalle kahvehanesinde oturuyorduk, sohbet esnasında ‘Demokrat Partiye oy vermem’ dememden dolayı mahalleden biri beni karakola şikâyet etti, karakolda bana dayak attılar.”

O dayak olayı babamda derin izler bırakmıştı. Her seçimde CHP’ ye oyunu verdi. Annem her seçim günü oyunu Demokrat Parti’nin devamı olarak gördüğü Adalet Partisi’ne oy verirdi. Kendince Adalet Partisi’nin logosu olan attan başka siyasi parti bilmezdi. Babam da Altıok’tan asla vazgeçmedi.

Dedelerimin siyasi uyuşmazlığı ailemize de sirayet etmişti. Babam her seçim dönemi partisinin iktidara gelemeyişinin suçunu annemde arar, kendisini döverdi. Biz çocukları olarak hep babamızın siyasi görüşünün peşinde koştuk. Babam İbrahim 2006’da yaşama veda etti, annem seçim günleri dayak yemekten kurtuldu.

2015 yılının Haziran ayında Süleyman Demirel aramızdan ayrıldı. Annemle sohbete daldığımız bir gündü, “Anne Süleyman Demirel de öldü, oyunu kime vereceksin?” dediğimde kendinden emin bir tavırla,“Karaoğlan’a vereceğim”  demişti. “O da öldü” dediğimde, “Yok mu bunun bıraktığı kişi?” demişti.

İki dedemden hatıra kalan hadise;

Annem babama kızınca “Dilencinin çocuğu”,  babam da kendisine kızınca,“Hırsızın kızı, baban caminin kurşunlarını çaldı” diye söylenirdi.

MHP’de ilçe kongreleri yarın başlıyor

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Edirne İl Başkanlığı, ilçe kongre takvimini açıkladı. Kongre süreci 30 Haziran Salı günü Lalapaşa ve Süloğlu ilçelerinde başlayacak.

MHP Edirne İl Başkanlığı tarafından yayımlanan programa göre, ilk gün Lalapaşa İlçe Kongresi saat 12.00’de, Süloğlu İlçe Kongresi ise saat 14.00’te gerçekleştirilecek.

Kongre maratonu 1 Temmuz Çarşamba günü İpsala’da saat 10.00’da, Enez’de ise saat 14.30’da devam edecek.

Takvime göre Havsa İlçe Kongresi 2 Temmuz Perşembe günü saat 11.00’de, Meriç ve Uzunköprü ilçe kongreleri ise 3 Temmuz Cuma günü sırasıyla saat 14.00 ve 12.00’de yapılacak.

Keşan İlçe Kongresi 4 Temmuz Cumartesi günü saat 14.00’te düzenlenecek. Kongre süreci, 5 Temmuz Pazar günü saat 12.00’de gerçekleştirilecek Merkez İlçe Kongresi ile tamamlanacak.

MHP Edirne İl Başkanlığı, “Birlik ve beraberlik içinde daha güçlü bir gelecek” vurgusuyla yaptığı davette, tüm vatandaşları ilçe kongrelerine katılmaya çağırdı.

TÜ’de son 8 mezuniyet heyecanı

Trakya Üniversitesi’nde 11 Haziran 2026 Perşembe günü start alan mezuniyet törenlerinde son haftaya girildi.

Balkan Kongre Merkezi’nde Edirne Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu ile Uygulamalı Bilimler Fakültesi için 11 Haziran’da ilk ikisi gerçekleştirilen mezuniyet törenlerinin bugüne kadar 19’u gerçekleştirildi. Çoğunluğu Balkan Kongre Merkezi’nde düzenlenen törenlerde, dün en son aynı salon İlahiyat Fakültesi için dolduruldu. Geriye 8 fakültenin mezuniyet töreni kaldı. Son 8 tören şöyle:

Edirne Sosyal Bilimler MYO – 11 Haziran 2026 Perşembe, saat 13.30, Balkan Kongre Merkezi

Eczacılık Fakültesi – 29 Haziran 2026 Pazartesi, saat 10.30, Balkan Kongre Merkezi

Diş Hekimliği Fakültesi – 29 Haziran 2026 Pazartesi, saat 13.30, Balkan Kongre Merkezi

Sağlık Bilimleri Fakültesi – 30 Haziran 2026 Salı, saat 10.30 ve 13.30, Balkan Kongre Merkezi

Mimarlık Fakültesi – 1 Temmuz 2026 Çarşamba, saat 13.30, Balkan Kongre Merkezi

Mühendislik Fakültesi – 2 Temmuz 2026 Perşembe, saat 13.30 ve 16.30, Balkan Kongre Merkezi

Güzel Sanatlar Fakültesi – 2 Temmuz 2026 Perşembe, saat 16.30, Karaağaç Yerleşkesi

Tıp Fakültesi – 3 Temmuz 2026 Cuma, saat 14.30, Balkan Kongre Merkezi

Kırkpınar Spor Bilimleri Fakültesi – 4 Temmuz 2026 Cumartesi, saat 13.30, Balkan Kongre Merkezi

Balkanlar’da tarihi dönemeç

28 Haziran 1389 tarihinde gerçekleşen I. Kosova Meydan Muharebesi, yalnızca Osmanlı tarihinin değil, Balkanlar tarihinin de en önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Osmanlı Devleti ile Sırp Kralı Lazar Hrebelyanoviç önderliğinde oluşturulan çok uluslu Haçlı ordusu arasında gerçekleşen savaş, Sultan I. Murad Hüdâvendigâr komutasındaki Osmanlı ordusunun kesin zaferiyle sonuçlandı. Bu zafer, Osmanlı hâkimiyetinin Balkanlar’da kalıcı hâle gelmesinin önünü açarken bölgenin siyasi ve toplumsal yapısını da derinden etkiledi.

Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşegül Kılıç, I. Kosova Savaşı’nın Balkanlar’daki Osmanlı hâkimiyetinin kesinleşmesinde belirleyici rol oynadığını belirterek savaşın tarihî önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Savaşın, Osmanlı Devleti ile Sırp Kralı Lazar liderliğindeki Balkan ittifakı arasında gerçekleşen büyük bir meydan muharebesi olduğunu ifade eden Kılıç, Osmanlıların Balkanlar’daki ilerleyişinden rahatsız olan ittifaka karşı Sultan I. Murad’ın sefere çıktığını söyledi.

Osmanlı ordusunun Turan Taktiği’ni başarıyla uygulayarak düşman kuvvetlerini ağır bir yenilgiye uğrattığını belirten Kılıç, bu zaferle birlikte Balkan devletlerinin Osmanlıları bölgeden çıkarma umutlarının sona erdiğini ve Sırbistan’ın Osmanlı Devleti’ne bağlı bir vasal devlet hâline geldiğini ifade etti.

Savaşın en önemli gelişmelerinden birinin, zaferin ardından Sultan I. Murad’ın bir Sırp tarafından şehit edilmesi olduğunu dile getiren Kılıç, I. Murad’ın savaş meydanında şehit düşen ilk ve tek Osmanlı padişahı olarak tarihe geçtiğini söyledi. Şehzade Bayezid’in tahta çıktığını belirten Kılıç, I. Murad’ın şehit edildiği yerde Meşhed-i Hüdâvendigâr adıyla bir makam türbe inşa edildiğini, naaşının ise Bursa’ya defnedildiğini kaydetti.

I. Kosova Savaşı’nın XX. yüzyılın başlarına kadar sürecek Osmanlı egemenliğinin temellerini attığını vurgulayan Doç. Dr. Ayşegül Kılıç, savaşın hem Osmanlı hem de Sırp tarihi açısından iki toplumun tarihî hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu belirtti.