Kategori arşivi: Siyaset

‘Ailelerimiz alarm veriyor!’


Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan, son dönemde artış gösteren psikolojik sorunlar, aile içi şiddet, cinnet vakaları ve sanal bahis gibi toplumu derinden etkileyen konulara ilişkin bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Toplumsal yapının temel direği olan aile kurumunun ciddi şekilde yıprandığını vurgulayan Çalışkan, mevcut durumun hem bireysel hem de toplumsal düzeyde kaygı verici boyutlara ulaştığını belirtti.
Ekonomik baskılar, geçim sıkıntısı, toplumsal güvensizlik, gelecek endişesi ve sosyal destek mekanizmalarının yetersizliği nedeniyle bireylerin ruh sağlığının ciddi tehdit altında olduğunu ifade eden Çalışkan, bu sorunların yalnızca bireylerle sınırlı kalmadığını, aile kurumunu da temelden sarstığını dile getirdi. Bu çöküşün sonucu olarak cinnet vakalarının, aile içi şiddetin, bunalım ve intiharların yaygınlaştığını belirten Çalışkan, bu tabloya bir de sanal bahis sitelerinin eklenmesiyle toplumun sessiz bir felakete doğru sürüklendiğini söyledi.
Çalışkan, özellikle gençleri hedef alan sanal bahis ve kumar sitelerinin 7 gün 24 saat erişilebilir olduğunu, bu sitelerin hem ekonomik hem de psikolojik yıkıma yol açtığını belirtti. Gençlerin bu dijital tuzaklara düşerek hem kendi hayatlarını hem de ailelerinin düzenini kaybettiklerini ifade eden Çalışkan, borç batağına sürüklenen bireylerin çaresizlik içinde daha büyük çıkmazlara yöneldiğini vurguladı.
Bu sorunlara karşı çözüm önerilerini de sıralayan Çalışkan, öncelikle aile danışmanlığı ve psikolojik destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve ücretsiz hale getirilmesi gerektiğini ifade etti. Sanal bahis ve yasa dışı kumar faaliyetlerine karşı daha etkin ve sonuç alıcı mücadele yöntemlerinin devreye sokulması gerektiğini belirten Çalışkan, bu platformlara erişimin tamamen engellenmesini talep etti. Gençlerin zamanlarını daha sağlıklı ve üretken alanlarda değerlendirebilmesi için sosyal ve kültürel etkinlik alanlarının artırılması, spor ve sanatın teşvik edilmesi gerektiğini vurgulayan İl Başkanı, ekonomik adaletin sağlanması ve sosyal yardımların güçlendirilmesinin de toplumun ruh sağlığı açısından hayati öneme sahip olduğunu dile getirdi.
“Aile güçlü olursa toplum güçlü olur. Gençliğimizi korumak, geleceğimizi korumaktır.” diyen Hakan Çalışkan, parti olarak milletin huzuru, ailelerin dirliği ve gençlerin sağlıklı yarınlara ulaşması için kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceklerini bildirdi.
Çalışkan, açıklamasının sonunda dün Edirne’de yaşanan acı olaya da değinerek, meydana gelen aile içi faciadan duydukları derin üzüntüyü dile getirdi. “Vefat eden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, geride kalan ailelerine sabır ve başsağlığı diliyoruz” dedi.

‘2 bin 500 çalışan mağdur, iki bakanlık sessiz’


Edirne Milletvekili Ediz Ün, ALO 182 çağrı merkezinde görev yapan bir kısmı Edirne’de olmak üzere yaklaşık 2 bin 500 çalışanın mağduriyetiyle ilgili olarak Sağlık Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yönelttiği soru önergelerine hâlâ yanıt verilmediğini belirterek, her iki bakanlıktan da işçilerin mağduriyetini acilen gidermelerini beklediklerini bildirdi.
Taşeron firma değişikliği nedeniyle kıdem tazminatlarını alamadan yeni firmaya geçirilen çalışanlar, 11 Ağustos’ta “kulaklık bırakma” eylemi yapmaya hazırlanırken, Edirne Milletvekili Ediz Ün, yaşadıkları hak kayıplarını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşımıştı.
Milletvekili Ün ilgili bakanlıkların sessizliği sürerken, mağduriyetlerin de derinleştiğine dikkat çekerek, “Kıdem tazminatları ödenmeyen MHRS çağrı merkezi çalışanları 11 Ağustos’ta iş bırakacaklarını açıkladı. ‘Mağduriyet çözülmeden çağrı almayacağız!’ diyen çalışanlar, taleplerine hâlâ bir karşılık bulabilmiş değil” dedi..
“2500 Çalışan Mağdur, İki Bakanlık Sessiz”
Konuya ilişkin yeni bir açıklama yapan Edirne Milletvekili Ediz Ün, şu ifadeleri kullandı:
“Bir kısmı Edirne’de olmak üzere, toplamda 2.500 çağrı merkezi çalışanı mağdur durumda. Yıllardır verdikleri emeğin karşılığı olan kıdem tazminatları ellerinden alındı. 11 Ağustos’ta yurt genelinde eylem yapacaklar. Ancak bundan sorumlu olan iki bakanlıktan da tek bir açıklama dahi gelmedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı işçilerin hakkını korumuyor, Sağlık Bakanlığı ise çalışanların ruh ve beden sağlığının bozulmasına seyirci kalıyor. Türkiye Cumhuriyeti, ‘kimsesizlerin kimsesi’ olma ilkesine dayanır. Bu nedenle her iki bakanlıktan da işçilerin mağduriyetini acilen gidermelerini bekliyoruz.”
“Kölelik Sistemi Kuruluyor”
Ün, açıklamasında mevcut çalışma düzenine de sert eleştirilerde bulundu:
“ALO 182 çalışanları, yeni taşeron firma ile yapılan sözleşmelerde işsiz kalma korkusuyla baskı altına alındı. Geçmişe dair hakları tanınmadan, sıfırdan başlatıldılar. SGK çıkış kodlarının ’34 İşveren feshi’ olarak girilmesiyle kıdem tazminatları da ödenmedi.
Bugün ülkede tüm düzen emekçilerin aleyhine işletiliyor. Bir avuç zenginin daha da zenginleşmesi için, emekçinin sırtına her geçen gün yeni yükler bindiriliyor. Adeta bir kölelik düzeni kurulmak isteniyor. İnsanlar, işsizlik korkusuyla sindiriliyor. Ancak bu anlayışın artık bir adım dahi ileri gidecek yolu kalmamıştır. Bu düzenin sahipleri gitmeli, emekçinin haklarını koruyan bir düzen yeniden inşa edilmelidir.”
“Bu Sadece 182’nin Değil, Tüm Emekçilerin Mücadelesi”
Edirne Milletvekili Ediz Ün, 11 Ağustos’ta yapılacak olan eylemin sembolik önemine de dikkat çekerek açıklamasını şöyle tamamladı:
“11 Ağustos’ta yapılacak olan ‘kulaklık bırakma’ eylemi, sadece 182 çalışanlarının değil; kamuda taşeron sistemine mahkûm edilen binlerce emekçinin de sesi olacaktır. Bu nedenle tüm sorumluluk sahibi kurumları, sorunları çözmek ve emeğin yanında durmak adına derhal harekete geçmeye çağırıyoruz.”

‘TÜİK kuyruklu yalan merkezi’

Mehmet ŞELECİ

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ve beraberindeki milletvekili heyeti, partisinin Ağustos ayı saha programı kapsamında Edirne’ye geldi. Parti İl Başkanlığı binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Günaydın, CHP’nin tüm milletvekillerinin ay boyunca sahada olacağını ifade etti. Günaydın; “Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri için meclisin kapanması, tatilin başlaması anlamına gelmiyor. Tüm Ağustos ayı boyunca arkadaşlarımız sahada olacaklar” dedi.

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) milletvekilleri, Ağustos ayı boyunca gerçekleştirecekleri saha çalışmaları kapsamında 25 ayrı ekip halinde 21 ilde sahaya indi. Bu kapsamda CHP TBMM Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ve beraberinde CHP Tekirdağ Milletvekilleri Faik Öztrak, İlhami Özcan Aygun, Nurten Yontar ve CHP Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan’dan oluşan heyet, saha çalışmalarını gerçekleştirmek ve temaslarda bulunmak üzere Edirne’ye geldi.

Heyet, Edirne’de sendika ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle, çiftçiler ile vatandaşlarla bir araya gelerek sorunlarını dinleyecek. Temaslar öncesi CHP Edirne İl Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya; CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, CHP Edirne İl Başkanı Harika Taybıllı da katıldı.

‘MECLİS KANUN YAPMA VE YASAMA FAALİYETİ YAPMIYOR’

Toplantıda konuşan CHP Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın, parti olarak verdikleri kanun teklifleri ve araştırma önergelerinin, hiçbirinin yasalaşmadığını ve komisyona çevrilmediğini ifade etti. Günaydın; “Türkiye’nin en güzel kentlerinden bir tanesinde Edirne’de güne ve haftaya başlamak hepimiz için mutluluk kaynağı. An itibariyle 81 ilimizde tüm milletvekillerimiz, parti meclisi üyelerimiz ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerimiz 1377 çalışma günü boyunca Ağustos ayında bir saha çalışması yapacaklar. Yani 5 Ağustos’tan başlayıp Ağustos’un sonuna kadar bu saydığım milletvekilleri, YDK ve PM üyelerinin saha çalışmalarının toplam günü 1377 olacak. Arkadaşlar 28’inci yasama döneminin ikinci yasama yılını Temmuz sonunda tamamladık. Yani mecliste bütün kış boyunca çalıştık. Peki ne oldu? Cumhuriyet Halk Partisi 744 kanun teklifi verdi. Bu tekliflerden kanunlaşanların sayısı sıfır. Bu yalnızca bizim değil diğer muhalefet partilerinin de durumunu gösteriyor. Biz, 1250 araştırma önergesi vermişiz. Kabul edilip meclis araştırma komisyonuna çevrilenlerin sayısı sıfır. O halde bu meclis ortaklaşa bir kanun yapma, bir yasama faaliyeti yapmıyor. Türkiye’nin kararına bir yasama faaliyetinin aracı olmaktan da çoktan çıkmış” dedi.

‘CHP MİLLETVEKİLLERİ AĞUSTOS BOYUNCA SAHADA OLACAK’

Meclisin kapanmasıyla, tüm CHP’li milletvekillerinin saha çalışmalarına devam edeceğini söyleyen Günaydın; “Örneğin Türkiye’de asgari ücretliler 22 bin TL alırken ve bu tüm yıl boyunca devam ederken biz asgari ücretin 30 bin liranın üzerine çıkartılmasına ilişkin kanun teklifi verirken, onlar İklim Kanunu’nu geçirmeye gayret ediyorlar. Ya da biz 14 bin 464 TL olan en düşük emekli aylığının asgari ücret önerimiz olan 30 bin TL’ye çıkartılmasını önerirken, onlar zeytin ağaç kesilmesi ve kuralsız bir madenciliğe, vahşi bir madenciliğe, Türkiye’nin bütün tarım alanlarının, orman alanlarının, kıyılarının, meralarının açılmasına ilişkin bir kanun düzenlemesini yapmakta tereddüt etmiyorlar. Böylece meclisi kapattık. Şimdi iktidar Milletvekilleri nerede bilmiyoruz. Kimisi yayladadır, kimisi tatildedir, kimisi yurt dışındadır. Kimisi açtıkları üniversitelerde başka işlerin peşindedirler. Ama bir kere daha söylüyorum ki Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri için meclisin kapanması, tatilin başlaması anlamına gelmiyor. Tüm Ağustos ayı boyunca arkadaşlarımız sahada olacaklar” şeklinde konuştu.

‘AMACIMIZ YURTTAŞI ERKEN SEÇİM SATHI MAHALİNE SOKMAK’

Sahada sorunları dinleyerek, vatandaşı erken seçim havasına sokmayı hedeflediklerini dile getiren Günaydın; “Sahada esnafın sorunları var. Sahada çiftçinin sorunları var. Sahada emekçinin sorunları var. Emeklinin sorunları var. Gençler, kadınlar, bu memlekette artık bir gelecek görmüyorlar. Ortak gelecek hayalimizi yitirdik. Türkiye’nin değerler sistemi çöktü. Bir devlet krizi yaşıyoruz. Kurumlar yerine keyfiyetin liyakat yerine sadakatin egemen olduğu, diplomaların şakır şakır para karşılığı dağıtıldığı, Cumhuriyetin çocuklarının mülakatlarda elendiği bir düzen ile karşı karşıyayız. Biz önce bu düzeni değiştirmek için birlikte yüreğimizi, aklımızı yan yana koymak zorundayız. Ve arkasından da an itibariyle Türkiye’nin birinci partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin çok büyük bir sorumluluğu vardır; muhalefet etmek çok kıymetlidir. Ancak muhalefeti ederken yerine ne koyacağımızı da göstermemiz gerekiyor. Başka bir deyişle bugün Edirne’de yapacağımız gibi; tarımın sorunu var, nasıl çözeceğiz? Esnafın sorunu var, nasıl çözeceğiz? Yaşamının geriye kalan döneminde geçim sıkıntısı yaşamak zorunda kalan emeklinin derdiyle nasıl hemhal olacağız? Bütün bu yolları göstermek, yurttaşı ikna etmek ve bir an evvel memleketi erken seçim sathı mahaline sokarak, bu iktidardan kurtulma sorumluluğumuz vardır” diye konuştu.

‘ŞAKIR ŞAKIR DİPLOMA DAĞITIYORLAR’

Son günlerde yaşanan ‘sahte diploma’ olayına da değinen Günaydın; “Türkiye’de bir diploma skandalı patladı. Bu memlekette Meclis Başkanlığı geçmişte bir vatandaşın Makedonya’da üniversitesi var. Oradan şakır şakır diploma dağıtıyorlar. Akreditasyon veriyorlar. Ve o insanlar buralarda her türlü mesleği yapmak durumunda oluyorlar. Bir başka MHP milletvekilinin İstanbul’da bir özel üniversitesi var, karısının Kıbrıs’ta üniversitesi var. Ve oralarda dağıttıkları insanların okula bile gitmeden aldıkları diplomalarla, bu insanlar Türkiye’de her türlü faaliyeti yapıyorlar. İmza sistemindeki skandallarla, sahte doktorlardan, sahte mühendislerden bahsediyoruz. İnsanların ehliyeti sahte almasından bahsediyoruz” ifadelerini kullandı.

‘TARIMIN BAŞLADIĞI TOPRAKLAR, GIDA ENFLASYONUNDA İLK ÜÇTE’

TÜİK tarafından açıklanan yüzde 2.06’lık Temmuz ayı enflasyonuna da değinen Günaydın; “Bence sahtekarlığın kaynağı TÜİK. Hani diyorlar ya bir yalan var, bir de kuyruklu yalan var. TÜİK kuyruklu yalan merkezi. En son ne dedi arkadaşlar Enflasyon, Temmuz ayı enflasyonu yüzde 2.06 imiş; böyle olunca yıllık tüketici fiyat endeksi, yani enflasyon dediğimiz oran yüzde 33’e çekilmiş. Peki enflasyon yüzde 33 ise Merkez Bankası’nın politika faizi yüzde 43. Peki bir iş adamı, bir esnaf kredi almak zorunda kaldığı zaman yüzde kaç ile kredi bulabiliyor? Yüzde 50, yüzde 55 ile ancak kredi bulabiliyor. Böyle bir iktisadi düzenin, doğru bir düzen olduğunu bilebilir miyiz? TÜİK yüzde 2.06 bulabilmek için aylık enflasyonu diyor ki bize ‘Temmuz ayında gıda fiyatları artmadı’ diyor. Arkadaşlar lütfen gidin Edirne’de bir kilogram kiraz sorun. Bir kilogram kirazın fiyatı 150 ila 400 TL arasında değişiyor. İnsanlar kiraz yiyemiyorlar. Dolayısıyla gıda fiyatları artmadı diyebiliyorlar. Bir kilogram kıymanın fiyatı ne kadar? 750 lira. Bir kilogram kıymanın fiyatı. Ve dünyada tarımın başladığı topraklar, gıda enflasyonunda dünyada ilk üçe girmiş. 600 bin kamu işçisini inim inim inlet ve en sonunda allem küllem ederek bir sözleşmeyi dayattılar. Bu düzen devam edemez. Türkiye lime lime dökülüyor. Yurttaşın tahammül edecek gücü kalmadı” dedi.

‘İKTİDAR MİLLETVEKİLLERİNİ SAHADA GÖREMİYORUZ’

Günaydın; “An itibariyle araştırmalar Cumhuriyet Halk Partisi’ni açık ara birinci parti gösteriyor. Rakiplerini hapsederek Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarını Silivri zindanlarında tutarak, bu memleketi kendine yar edeceğini sanıyorsan çok yanılıyorsun. Yine araştırmalar, erken seçim talebinin yüzde 70 olduğunu gösteriyor. Cumhuriyet Halk Partisi sahada, pazarda, tarlada olacak. Pazarda bir AK Parti milletvekili görelim. Tarlada bir AK Parti milletvekili görelim. Bugün Edirne’deyiz. Sahada bir tane AK Parti milletvekili görelim. Salonlarda konuşma yaparak siyaset olmuyor. Dolayısıyla tarlaya çıkmak, çiftçinin halini görmek ve memleketin sorunlarını fark etmek gerekiyor. Biz bu çerçevede İl Başkanımızın ortaya koyduğu plan çerçevesinde örgütümüzle beraber saha çalışmasını, Edirne’den başlatmanın mutluluğunu yaşıyoruz” şeklinde konuştu.

Uzunköprü yeni adliye binası için 5 soru

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Uzunköprü’de yapılması planlanan yeni adliye sarayı binası tartışmasını TBMM’ye taşıdı. Uzunköprü Belediyesi tarafından adliye binası yapılmak üzere bakanlığa verilen arsayı da anımsatan Yazgan, “Yapmaz ya da yapamazsanız geri verecek misiniz?” diye sordu.

CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Uzunköprü’deki yeni adli sarayı binası konusunu TBMM gündemine taşıdı. Yakın zamanda görevine başlayan Uzunköprü Kaymakamı Muammer Köken’in sivil toplum kuruluşlarıyla gerçekleştirdiği görüşmede yeni hükümet konağı ve adliye sarayı binalarının gündeme geldiğinin kamuoyuna yansıdığını anımsatan Yazgan, “Ardından Edirne Valisi Yunus Sezer ile gerçekleştirilen toplantıda yeni hükümet konağı binasına ilişkin yer seçimi ve proje detaylarının değerlendirildiği belirtilmiştir. Öte yandan dönemin Uzunköprü Belediye Başkanı Enis İşbilen ve dönemin Belediye Meclisi tarafından yeni adliye sarayı için Adalet Bakanlığı’na 3 bin 720 metrekarelik yerin bağışlandığı yeniden gündeme gelmiştir” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi veren Yazgan, yeni hükümet konağı binası için çalışmaların hangi aşamada olduğunu sordu.

Yeni adliye binasını da gündeme alan Yazgan, şu soruları yöneltti:

“Yeni Adliye Sarayı binası için çalışmalar hangi aşamadadır?

Uzunköprü Belediyesi’nce Adalet Bakanlığı’na şartlı bağışlanan alan değerlendirilmekte midir?

Edirne Valisi Yunus Sezer ile Uzunköprü Kaymakamı Muammer Köken’in katıldığı toplantılarda hangi öneriler değerlendirmeye alınmıştır?

Eğer bir çalışma yoksa Uzunköprü ilçemizin kaç yıl daha Adalet Sarayının yapımını beklemesi gerekecektir?

Çalışma yapılması düşünülmüyorsa belediye tarafından şartlı bağışlanan ve Uzunköprü halkının mülkü olan alanın yeniden kullanılabilmesi için belediyeye iadesi yapılacak mıdır?”

‘Suda öncelik içme suyu’


AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, su yönetiminde önceliğin içme suyu, ardından hayvanların içme suyu ve en son önceliğin tarımsal olduğunu belirterek, başta çeltik olmak üzere tarımsal sulamada planlamalarının bu önceliğe göre değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Milletvekili Aksal, yaşanan kuraklık nedeniyle Edirne’de hem tarımsal sulamada hem de içme suyunda ciddi bir sorun yaşandığını belirterek, suyun doğru ve planlı kullanımının önemine dikkat çekti. Aksal; “Su kullanımı ve planlamasında birincil önceliğimiz her zaman insanların içme suyudur. Ardından hayvancılık için gerekli su ihtiyacı gelir. Tarımsal sulama ise üçüncü sırada yer alır. Dolayısıyla, tarımsal sulama konusunda yapılan tüm planlamalar bu öncelik sırasına göre değerlendirilmelidir” dedi.
‘TARIMSAL SULAMA ÜÇÜNCÜ SIRADA GELİR’
Edirne’nin ciddi bir kuraklıkla karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Aksal; “Bu da doğal olarak su sıkıntısını beraberinde getiriyor. Bu konu yalnızca yerel değil, küresel bir kriz. İklim değişikliği ve artan sıcaklıklar, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de su kaynaklarını ciddi şekilde tehdit ediyor. Su kullanımı ve planlamasında birincil önceliğimiz her zaman insanların içme suyudur. Ardından hayvancılık için gerekli su ihtiyacı gelir. Tarımsal sulama ise üçüncü sırada yer alır. Dolayısıyla, tarımsal sulama konusunda yapılan tüm planlamalar bu öncelik sırasına göre değerlendirilmelidir” diye konuştu.
‘SÜLOĞLU HATTI ÇOK ÖNCEDEN PLANLANMALIYDI’
Edirne’de içme suyunun sağlandığı Kayalı Barajı’nda su kalmadığını hatırlatan Aksal; “Edirne’nin içme suyu Kayalı Barajı’ndan sağlanıyordu. Ancak barajda su kalmaması nedeniyle ciddi bir sorun yaşanıyor. Sülüklü Barajı’ndan da Edirne’ye içme suyu sağlayan bir hat var. Ne yazık ki, bu hatta yıllardır gerekli bakım ve yenileme çalışmaları yapılmamış. DSİ’nin bu hatla ilgili yürüttüğü bir proje bulunuyor ancak bu yaz sezonuna yetişmesi oldukça zor görünüyor çünkü süreçte ciddi bir gecikme yaşandı. Bu tür projelerin çok önceden planlanması ve hayata geçirilmesi gerekiyordu. Kırklareli Milletvekilimiz Sayın Gökhan Sarıçam, Kayalı Barajı’ndan su verilemeyeceğini açıkladığında, bazı kesimler tepki gösterdi. Ancak burada yapılan açıklama, bir gerçeği ortaya koydu: barajda zaten su kalmamıştı. Bu durum, belediyenin bile yeterince farkında olmadığı bir sorunun gün yüzüne çıkmasına neden oldu. Elbette kimse Edirne’ye su verilmesin gibi bir yaklaşımda bulunamaz, böyle bir durum söz konusu olamaz. Ancak bu olay, su yönetimi konusunda daha dikkatli ve bilinçli olunması gerektiğini ortaya koydu” diye konuştu.
‘ÇELTİK, SUYU EN ÇOK TÜKETEN ÜRÜN’
Çeltik üretiminde uzun vadeli plana ihtiyaç olduğunu ifade eden Aksal; “Şu anda belediyemiz bu süreci yakından takip ediyor. Bizim tarafımıza, yani Tarım ve Orman Bakanlığı’na ya da DSİ’ye doğrudan ulaşan bir talep olmadı. Ancak DSİ’nin yürüttüğü projeler var. Dediğim gibi, biraz geç kalındı ama umarız en kısa sürede sonuçlanır ve halkımız bir içme suyu sıkıntısı yaşamaz. Edirne, Türkiye’de çeltik üretiminin %44’ünü karşılayan bir il. Ancak çeltik, suyu en çok tüketen tarım ürünlerinden biri. Bu nedenle kuraklıktan en fazla etkilenen illerden biriyiz. Bu yıl yaşanan kuraklık, nehirlerin debisini önemli ölçüde düşürdü. Ancak Valimiz, Tarım İl Müdürümüz, kaymakamlarımız ve tüm ilgili kurumlar büyük bir koordinasyon içinde çalışarak krizi şimdilik kontrol altına aldılar. Fakat bu geçici bir çözümdür. Uzun vadeli, sürdürülebilir planlamalara ihtiyacımız var. Geçtiğimiz günlerde Ürdün’e yaptığım ziyarette de bu konular gündemdeydi. Dünyada suya en çok ihtiyaç duyan bölgelerden biri olan Ürdün’de bile en önemli gündem maddesi su krizi. Bu da bize gösteriyor ki, bizler de Edirne olarak su kaynaklarımızı çok iyi planlamak zorundayız” şeklinde konuştu.
ÇAKMAK BARAJI
Edirne’deki sulama yatırımları hakkında da bilgi veren Aksal; “Hükümetimiz tarafından yürütülen baraj ve sulama projeleriyle bu sorunun önüne geçmeye çalışıyoruz. Örneğin; Hamzadere Barajı tamamlandı, Trakya’nın GAP’ı olarak nitelendirilen Çakmak Barajı’nda ise baraj gövdesi tamamlandı. İletim kanalı gecikmişti ama o da bitirildi. İnşallah seneye Çakmak Barajı da hizmete alınacak. Ayrıca Kuzey ve Çömlek Köyü Barajı hızlı bir şekilde ilerliyor. Meriç-Edirne sulaması projesiyle 78 bin dekar alan sulanıyor. Ancak şunu da unutmamak gerekir: Ne kadar baraj yaparsanız yapın, eğer su yoksa bu barajlar bir anlam ifade etmez. Önümüzdeki yıllarda daha da derin bir kuraklık yaşanacağı tahmin ediliyor. Bu nedenle elimizdeki suyu çok dikkatli, çok tasarruflu kullanmamız şart” ifadelerini kullandı.
ÇELTİK PLANLAMASI
Aksal, çeltikte su yönetiminin önceden planlanması gerektiğini ifade ederek; sözlerini şöyle tamamladı:
“Çeltik gibi suya yüksek ihtiyaç duyan ürünlerde planlamayı yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. Bu yıl, Sayın Cumhurbaşkanımız su krizini çok yakından takip etti ve gerekli tüm desteği sağladı. Ancak bu tür krizler her yıl çözülemeyebilir. O yüzden su yönetimini çok önceden planlamamız, suyu yönetirken her bir damlasını kıymetli görmemiz gerekiyor. Benim bildiğim kadarıyla, 15 Ağustos’tan itibaren erken hasat dönemi başlayacak. İnşallah büyük bir sıkıntı yaşamadan bu sezonu da geride bırakacağız.”.

‘Gel kardeşim tam yol ileri’


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, yoğun katılımın olduğu ilçe başkanlığı binasında adaylığını açıkladı. Adaylık açıklamasına Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan, Yenimuhacir Belediye Başkanı Tamer Kıral, geçmiş dönem ilçe Başkanları Erdoğan Gümülcineli, Abdülaziz Çıkıkçı, Salim Yatıkçı ve Ufuk Kanışkan, Demokrat Parti Keşan İlçe Başkanı Şaban Balkan ile CHP Keşan İlçe Yönetim Kurulu, İlçe Kadın Kolları, İlçe Gençlik Kolları, Keşan Belediye Meclis Üyeleri ve partililer katıldı.


KIRAL’DAN ANIL ÇAKIR’A BAŞARILAR
İlçe Başkanı Anıl Çakır’ın adaylık açıklamasından önce Yenimuhacir Belediye Başkanı Tamer Kıral bir konuşma yaptı. Başkan Kıral, “Genel başkanımızın talimatıyla kongre sürecimiz başladı. Biz bu kongrelerden demokrasi şenliğiyle her zaman çıkarız. Bugün de görüyorum ki Tam bir demokrasi şöleni yaşanıyor. Bu parmak böyle olursa tek tek kırabilirler (Elini yumruk yaparak) böyle olursa kıramazlar. Biz bu kongreden de alnımızın akıyla çıkacağız. Anıl Başkanıma sonuna kadar başarılar diliyorum. Hepinize tekrar teşekkür ediyorum.” dedi.
ÖZCAN: YOLUN AÇIK OLSUN EVLAT!
Adaylık açıklamasına gelen partilileri selamlayan Başkan Özcan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Öncelikle ilk göz ağrıları vardır. Farklı olur. Sevgili ilçe başkanımız bundan önceki dönemde belediye bizde değilken; kahramanlık yaptı ve ‘ben taşırım bu partinin yükünü’ dedi. Hakikaten de taşıdı. Bütün partidaşlarımızla birlikte bana kısmet oldu. İlçe başkanı gibi belediye başkanı adayı gibi ve baba oğul gibi birbirimize sarıldık. Sonucunda hem belediyeyi aldık. Maalesef bizim burada bir geleneğimiz var. Dar zaman çalışıp da bir yerlere getirdikten sonra göz diken biraz fazla oluyor. Benim lafı uzatmama gerek yok. Anıl kardeşimin, evladımın yanındayım. Diğer adayımız veya çıkacak olan adaylar da bizim partilimiz. Ama ilk göz ağrısı dediğim gibi Anıl kardeşim. Partimize hayırlı olsun. Bize yakışır bir yarışma olsun. Sonuçta hepimiz aynı partidaşız. ‘Yolun açık olsun evlat’”


İLÇE BAŞKANI ÇAKIR: ÇOK HEYECANLIYIM…
İlçe Başkanı Çakır, katılımcıları selamlayarak başladığı açıklamasında sayısız konuşmalar yaptığını ancak şu an çok heyecanlı olduğunu belirterek özetle şunları söyledi:
“Gençlerimiz İşsiz, Çiftçimiz Umutsuz, Emeklimiz Perişan, İnsanımız Borç Batağında”
Ülkemizde en ağır ekonomik ve sosyal krizlerin yaşandığına dikkat çeken Anıl Çakır, “Çok kıymetli yol arkadaşlarım, bugün Türkiye, cumhuriyet tarihinin belki de enderin ekonomik ve sosyal krizlerinden birini yaşıyor. Yüksek enflasyon halkımızın belini her geçen gün daha da bükmekte. Gençlerimiz işsiz, çiftçimiz umutsuz, emeklimiz perişan, insanımız borç batağında. Hukuk devleti ilkesinin yerini keyfilik ve partizanlık almıştır. Laiklik, basın özgürlüğü, kadın hakları ve çevre gibi temel değerler, her geçen gün daha da aşındırılmaktadır.”dedi.
“CHP, TÜRLÜ KUMPASLARLA KARŞI KARŞIYA”
CHP’nin türlü kumpaslarla karşı karşıya kaldığını kaydeden İlçe Başkanı Çakır, “Bu ağır tabloya rağmen, Türkiye’nin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi iktidara emin adımlarla yürürken türlü engellemelerle, türlü kumpaslarla karşı karşıya kalmaktadır. Medya ambargoları, yargı yoluyla yapılan baskılar, parti içi mücadeleleri tahrik eden dış müdahaleler, iktidar eliyle yürütülen algı operasyonları… Sandıkta hezimete uğrayacağını anlayan tek adam rejimi bugün yaklaşık 20 milyon imzayla halkın cumhurbaşkanı adayı olan Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere 31 Martta destan yazan belediye başkanlarımızı, başkan yardımcılarımızı, parti meclisi üyelerimizi zindanda esir tutmakta.
Ancak unutmuyoruz: Baskı varsa, direniş de vardır! Engel varsa, aşacak yürek de vardır! Ve ben o yüreğin burada attığını görüyorum. O yürek burada, baba ocağımızı tıklım tıklım dolduran sizlerde atıyor! Bu baskıları hep beraber aşacağız, bizlere vurulan prangaları hep beraber kıracağız! Hep beraber, hep beraber, hep beraber!”ifadelerini kullandı.
“Bu Kongre Bütün Küskünlüklerin Son Bulduğu Bir Kongre Olsun” “
Kongre sürecinin başladığını hatırlatan İlçe Başkanı Çakır, açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü:
“Kıymetli partililerim, çok önemli bir kongre sürecimiz başlıyor.
Bu kongre bütün küskünlüklerin son bulduğu bir kongre olsun.
Bu kongre bütün dargınlıkların bitirildiği bir kongre olsun.
Bu kongre bütün anlaşmazlıkların, bütün ön yargıların, bütün çekişmelerin bir kenara bırakıldığı bir kongre olsun.
Bu kongre Cumhuriyet Halk Partisinin Keşan’da nasıl kenetlendiğini dosta düşmana gösteren bir kongre olsun.
Bu kongre Cumhuriyet Halk Partisinin yek vücut olduğunu ve Keşan’ı nasıl geri aldıysak Türkiye’yi de almaya hazır olduğunu cümle aleme ilan edeceği bir kongre olsun.
“Türkiye’nin Kalbini Kazanan Ekrem İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı Yapalım”
Partililerini, Genel Başkan Özgür Özel’in büyük emekleriyle Türkiye’nin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi’ni iktidara taşımaya Ekrem İmamoğlu’nu da Cumhurbaşkanı yapmaya davet eden CHP Keşan İlçe Başkanı Çakır, “Değerli partililerim, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına adım attığımız bu tarihi süreçte partimizin ilkelerine, halkımızın umuduna ve güzel ülkemizin hak ettiği geleceğe olan inancımla buradayım. Bu bir kişisel hedef değil, ortak bir yürüyüşün devamı; mücadeleyle yoğurulmuş bir yoldaşlığın yeni adımıdır. Birlikte başardıklarımız, birlikte kuracağımız yarınların teminatıdır. Şimdi yeniden omuz omuza, kararlılıkla yola çıkma zamanıdır. Gelin bu büyük yürüyüşü hep birlikte gerçekleştirelim. Yerelde başardık genelde de başaralım. Genel başkanımız Sayın Özgür Özel’in büyük emekleriyle Türkiye’nin birinci partisi olan Cumhuriyet Halk Partisini genelde de iktidara taşıyalım. Türkiye’nin kalbini kazanan Ekrem İmamoğlu’nu cumhurbaşkanı yapalım. Sizleri bu büyük
“BEYAZ LİSTEYLE GEL KARDEŞİM TAM YOL İLERİ” DİYELİM
İlçe Başkanı Anıl Çakır, açıklamasını şöyle devam etti: “Bugüne kadar hiç birlikte siyaset yapmadığımız, farklı listelerde olduğumuz, farklı adayları desteklediğimiz partililerimiz, yol arkadaşlarımız, partililerimiz muhakkak olmuştur. Acaba ben de onun yanına gelsem olur mu, benimle çalışır mı, bana da yer var mı, bana da bir görev var mı diyenler muhakkak vardır. Şimdi buradan onların nezdinde herkese seslenmek istiyorum:
Seçim akşamları partimizin ışıkları erkenden sönmesin, sabahlara kadar yansın; 31 Mart’ta sabahlara kadar yanmıştı yine yansın; davullar zurnalar sabahlara kadar susmamıştı yine susmasın; burası cenaze evi gibi değil düğün evi gibiydi, yine öyle olsun diyorsan ‘Gel kardeşim tam yol ileri’ diyelim.
Ben Cumhuriyet Halk Partisine sevdalıyım, kişilere değil; kişiler gelip geçicidir, aslolan Cumhuriyet Halk Partisidir diyorsan ‘Gel kardeşim tam yol ileri’ diyelim.
Ben değil biz diyorum, partimin çıkarlarını her şeyin ve herkesin üzerinde tutuyorum diyorsan ‘Gel kardeşim tam yol ileri’ diyelim.
23 oyla seçim kaybettik, 5000 oyla geri aldık. Bir daha kabus görmek, aynı sıkıntıları, aynı üzüntüleri yaşamak istemiyorum. Bir kişinin dahi benim için büyük önemi var. Ben olmazsam bir kişi eksik kalırız diyorsan ‘Gel kardeşim tam yol ileri’ diyelim.
Kongrelerde birbirimizi yenmek benim derdim değil. Benim rakibim aynı yolda yürüdüğüm arkadaşlarım değil. Benim asıl rakibim memleketi bu hale getiren AKP, arkadaşlarıma karşı değil AKP’ye karşı arkadaşlarımla birlikte mücadele etmek istiyorum diyorsan ‘Gel kardeşim tam yol ileri’ diyelim.
Yerel seçimde meydanları doldurduk, her akşam on binler sel oldu aktı. Yeri göğü Cumhuriyet Halk Partisi diye inlettik. Genel seçimde daha kalabalık, daha coşkulu, daha inanmış, daha adanmış, daha güçlü, daha daha daha daha daha … Bu yolda hep birlikte, yan yana, el ele, kol kola, omuz omuza yürüyelim.
CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı:
“Çok kıymetli partililerim, değerli yol arkadaşlarım. Bu duygu ve düşüncelerle önümüzdeki ay yapılacak olan ilçe kongremizde Ulu Önderimiz, kurucu genel başkanımız Mustafa Kemal Atatürk’ün “iki büyük eserimden biri” dediği; kökleri Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine dayanan; kurtuluşun ve kuruluşun partisi; Türkiye’nin onurlu geçmişi, aydınlık geleceği; Atam’dan, rahmetli anamdan, rahmetli babamdan bana kalan en büyük miras olan, çocuk yaşta kapısından içeri girdiğim, bir mensubu olmaktan ve 100. Yılında ilçe başkanlığı görevini yapmaktan ömrümün sonuna kadar şeref duyacağım Cumhuriyet Halk Partisinin Keşan İlçe Başkanlığına bir kere daha aday olduğumu sizlerin huzurunuzda, baba ocağımızda açıklamaktan büyük mutluluk duyuyorum. Ve tam yol ileri! diyorum.”

‘Tarımda ithalat patladı’


Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Türkiye’nin 2025 yılı ilk yarısına ait tarım dış ticaret verilerini değerlendirerek, sektördeki yapısal sorunlara dikkat çekti. Ün, dış ticaret verilerinin AKP iktidarının tarım politikalarının başarısızlığını bir kez daha ortaya koyduğunu vurgulayarak, “Bu yılın ilk yarısında bir tarım ürünü sattık, iki tarım ürünü aldık. Bu tablo tarımın desteklenmediğini, faizcilerin ise kollandığını gösteriyor” dedi.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı dış ticaret verilerine göre, 2025 yılının ilk altı ayında tarım ürünleri ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yalnızca %2 artarak 3,9 milyar dolara ulaşırken, tarım ürünleri ithalatı %32 artışla 7,3 milyar dolara çıktı. Ortaya çıkan 3,4 milyar dolarlık dış ticaret açığı, Türkiye’nin tarımda üretim yerine ithalata bağımlı hale getirildiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Ediz Ün, bu dengesizliğin temel nedeninin tarıma yeterli desteğin verilmemesi olduğunu belirtti ve “Tarım sektörüne aktarılması gereken kaynaklar, yüksek faiz ödemeleri için kullanıldı. Sonuç ise çiftçinin değil, ithalatçıların kazandığı bir tablo oldu” diye konuştu.
Ün’ün verdiği bilgilere göre, AKP’nin iktidarda olduğu son 23 yılda tarım dış ticaretinde 62 milyar dolarlık açık oluştu. Bu dönemde 102 milyar dolarlık ihracata karşılık 164 milyar dolarlık tarım ürünü ithal edildi.
Milletvekili Ün “AKP o kadar ithalatı seviyor ki 23 yılın sadece birinde dış ticarette fazla verdik, diğer tüm yıllarda ithalat fazlası verdik. Bu veriler, yandaşları zengin etme politikasının çiftçiyi yok sayarak yürütüldüğünün açık göstergesidir” diye konuştu.
Ün, Türkiye’nin tarımda artık bir yol ayrımında olduğunu ve dışa bağımlılığın sürdürülemez boyutlara ulaştığını belirttiği açıklamasında, “AKP döneminde tarımsal ihracatın ithalatı karşılama oranı yalnızca %62 oldu. Bu oran bile Türkiye’nin kendi kendine yetme kapasitesinin nasıl eridiğini anlatmaya yeter. AKP’li bakanlar hiçbir zaman ‘tarımda ihracatçıyız’ demez, hep ‘tarım ve gıdada ihracatçıyız’ diyerek kelime oyunlarıyla gerçekleri gizlerler. Çünkü ne yazık ki gerçeği onlar da biliyor: Bu ülkede üretici değil ithalatçı kazanıyor” ifadelerini kullandı.

‘Üretim olmadan enflasyon düşmez’


CHP Edirne önceki dönem milletvekili, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr.Okan Gaytancıoğlu, milyonlarca emekliyi, işçiyi, çiftçiyi, yoksulu açlığa, yokluğa mahkum ederek, üretim ekonomisine geçmeden, üretim olmadan enflasyonun düşürülemeyeceğini söyledi.
Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımda, TÜRK-İŞ’in verilerine göre açlık sınırının 26 bin 280 TL’nin, yoksulluk sınırının ise 87 bin TL’nin üzerinde olduğunu ve her ay arttığını belirterek şunları kaydetti:
“Asgari ücret hala 22 bin TL ve yıl sonuna kadar değişmeyecek.
En düşük emekli maaşı 16 bin 800 TL, diğer emeklilerin maaşları da açlık sınırını yakalayamıyor.
Çiftçiler de alın terinin karşılığını alamıyor. Neredeyse tamamı borçlu, girdi fiyatlarının altında eziliyorlar.
Milyonlarca genç ve çalışabilecek durumda vatandaşımız da iş arıyor, kısacası işsiz.
Milyonlarca emekliyi, işçiyi, çiftçiyi, yoksulu açlığa, yokluğa mahkum ederek enflasyonu düşüremezsiniz.
Üretim ekonomisine geçmeden, üretim olmadan enflasyon düşmez.”

‘23 yılda bir avuç azınlık zenginleşti’


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu2yayınladığı rapor ile ilgili açıklama yaptı.
Balkanlı yaptığı açıklamada, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) yayımladığı son veriler, 23 yıllık AKP iktidarının Türkiye ekonomisine ve toplumsal yapısına nasıl bir tahribat yarattığını bir kez daha açıkça gözler önüne serdiğini belirterek, şunları söyledi:
“Bugün ülkemizde 184 milyon bireysel banka hesabı bulunmasına rağmen, 166 milyon hesapta ortalama mevduat sadece 793 liradır. Buna karşın, hesabında 1 milyon liranın üzerinde para bulunan 2.2 milyon kişi, toplam mevduatın %80’ine, yani 17.1 trilyon liraya sahiptir. Koca bir ülkenin alın teri, emeği ve kaynakları, sadece bir avuç zengin için çalışır hale getirilmiştir.İktidarın “büyüyoruz”, “gelişiyoruz” masallarıyla geçen 23 yılın sonunda, geniş halk kesimleri kredi kartı borcuna, bankalara, tefecilere mahkûm edilirken; çiftçilerimizin tarlaları, traktörleri ve tarım makineleri icradan satışa çıkarılmaktadır. Bugün sadece 3 bin 327 tarla ve 32 traktör icra yoluyla satışta. Bu, toprağın değil, üreticinin, alın terinin ve kırsal emeğin iflas ettiğinin acı bir göstergesidir.
Bu tablo bir ekonomik kriz değil, bilinçli bir tercihin ürünüdür.
AKP, yıllardır yürüttüğü politikalarla;
Kamu kaynaklarını yandaşlara aktarmış,
Stratejik kurumları özelleştirmiş,
Tarımı bitirmiş, çiftçiyi borca batırmış,
Emeği değersizleştirmiş,
Halkın refahını değil, sermayenin çıkarlarını öncelemiştir.
Bugün geldiğimiz noktada, yalnızca servet değil; adalet, hak, özgürlük ve umut da eşitsiz biçimde dağılmıştır.
Peki, çözüm nedir?
Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu adaletsiz düzene teslim olmayacağız. Bizim hedefimiz halkın iktidarıdır.
Türkiye’nin kaynakları vardır, potansiyeli vardır. Yeter ki bu kaynaklar , 84 milyon yurttaşa adaletli bir şekilde paylaştırılsın.Bir avuç zenginin değil, halkın iktidarını kurmak için mücadelemizi sürdüreceğiz.”

‘Su krizi kapıda!’


Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, son 6 yıla bakıldığında Edirne’de sudaki kayıp kaçağın ortalama %45,8 olduğu görüldüğüne dikkat çekerek, “Bu suretle Edirne Belediyesi hiç vakit kaybetmeden altyapı konusunda gerekli tedbirleri almalı, su vizyonunu paylaşmalı ve onarılacağı vaat edilen Süloğlu isale hattının onarımından sonra burasının su krizine çözüm olup olmayacağını kamuoyuyla paylaşmalıdır” dedi.
Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, alt yapı, kurakçık peyzaj çalışmaları ve oto park gibi konuları ele aldığı ‘Edirne’nin Kronikleşen Sorunları’ başlıklı yazılı açıklamasında şunlara yer verdi:
“Kadim şehrimiz tarihi dokusu ve kültürel zenginliği ile Türkiye’nin gözbebeği şehirlerinden biridir. Lakin son yıllarda ciddi altyapı ve yönetim zaafiyeti sorunlarıyla hem bizler hem de kente gelen misafirler açısından olumsuzlara sebebiyet vermektedir. Şehrimizin dört bir süreklilik kazanan su ve kanalizasyon patlakları münferit olaylar olmaktan çıkıp bir yönetim eksikliğinin göstergesi haline gelmiştir. Geçmiş dönem Belediye yönetimi tarafından alınan eksik, yanlış ve plansız kararlar bugün yaşanan krizin temelini atmıştır. Mevcut yönetim de sorunlara kökten çözümler bulmak yerine yüzeysel uygulamalar ile günü kurtarmaya çalışmaktadır.
‘SU TASARUFU İÇİN KURAKÇIL PEYZAJ ÇALIŞMASI’
Edirne Belediyesi geçtiğimiz haftalarda ana teması su tasarrufu olan kurakçıl peyzaj çalışmasını Atatürk Bulvarı üzerinde gerçekleştirdi. Bu kapsamda Olin kavşağından Tuğra markete kadar olan refüjün bir kısmına beton dökülerek palmiye ağacı dikilirken diğer kısmına da dolomit taşlar ile malçlama yapılarak kurakçıl peyzaj çalışmasının en kötü örneklerinden birini sergilendi. Su tasarrufu için kurakçıl peyzaj çalışması yapmak gayet yerinde bir karar olsa da kurakçıl peyzaj adı altında uygulama yapılan yerlerin bitkiden arındırılması bir o kadar yanlış ve de hatalıdır. Çünkü kurakçıl peyzaj çalışması demek bölgenin bitkiden yoksun hale getirilmesi demek değildir. Peyzaj çalışması ile estetik de göz önünde bulundurularak daha az su ve bakım isteyen bitkilerin ekilmesi ve malçlama yapılması demektir. Lakin yapılan uygulama ile ne estetik kaygı güdülmüş ne de kurakçıl peyzaj çalışmasına sadık kalınmıştır. Beton içine dikilen palmiyeler ise şüphesiz çok nadide bir aklın ürünüdür!
‘DERİNLEŞEN SU KRİZİ VE HERGÜN PATLAYAN ALTYAPI’
Edirne Belediyesi su tasarrufu için kurakçıl peyzaj çalışması yapadursun 15-16 Temmuz 2025 tarihlerinde kurakçıl peyzaj çalışmasının yapıldığı Atatürk Bulvarı’nda art arda iki gün meydana gelen su patlağı ve heba olan tonlarca su, çözümün peyzajda değil altyapıda olduğunu gözler önüne ermiştir.
İçinde bulunduğumuz Temmuz ayı itibarıyla Edirne Merkez’in su ihtiyacının büyük bir kısmının sağlandığı Kayalıköy barajının su seviyesi %4 olarak ölçülmüştür. Görüleceği üzere su krizi kapıdadır ve heba olacak 1 metreküp suya bile izin verilmemelidir. Son 6 yıla bakıldığında sudaki kayıp kaçağın ortalama %45,8 olduğu görülmektedir. Bu suretle Edirne Belediyesi hiç vakit kaybetmeden altyapı konusunda gerekli tedbirleri almalı, su vizyonunu paylaşmalı ve onarılacağı vaat edilen Süloğlu isale hattının onarımından sonra burasının su krizine çözüm olup olmayacağını kamuoyuyla paylaşmalıdır.
‘TÜM HEMŞEHRİLERİMİZİ SUYU DİKKATLİ VE TASARRUFLU KULLANMAYA DAVET EDİYORUZ’
Sayın Başkan Filiz Gencan Akın geçtiğimiz cumartesi günü Süloğlu Barajı’ında incelemelerde bulunurken bizleri yine suyu tasarruflu kullanmaya davet etti. Sayın Başkan’ın Edirnelilerin suyu bulduklarında tasarruflu kullandıklarından hiç şüphesi olmasın. Lakin Yeni İmaret Mahallesi 6. Sokak’ta yaşayan vatandaşlar yaklaşık bir aydır musluklarından suyun ip gibi aktığından şikayetçiler. Vatandaşlar şikayetlerine bir yanıt alamadıklarından muzdaripler. Su kaynaklarına alternatif üretmek pek tabi gerekli bir iş. Fakat mevcut durum düzeltilmedikçe Süloğlu Barajı’ndan gelmesi planlanan suyun akıbeti de yollarda heba olmaktan öte geçmeyecektir.
‘KAMUSAL ALANLARIN OTOPARK YAPILIP ÜCRET ALINMASI’
Edirne Belediyesi geçtiğimiz günlerde vatandaşların araçlarını park ettiği bazı kamusal alanları ücrete tabii tutup ‘otopark’ haline getirdiğini duyurmuş ve bu uygulamanın kent trafiğini rahatlatacak ve vatandaşlarımızın yaşam kalitesini arttıracağını iddia etmiştir. Zaten vatandaşlar tarafından park yeri olarak kullanılan kamusal alanların ücretli hale getirildikten sonra trafiği nasıl rahatlatacağı vatandaşlar arasında soru işaretlerine sebep olmuştur. Kamusal alanlar tüm vatandaşların kullanımına ücretsiz bir şekilde açık olmalıdır. Ayrıca imar planlarında ‘otopark’ olarak belirtilmeyen kamusal alanların vatandaşların kullanımına ücretli olarak sunulması ne derece hukukidir?
‘EDİRNE’NİN DÜNÜ VE YARINI RAPORU’
Sayın Başkan vaat kitapçığında Edirne’nin geleceği için geçmiş muhasebemizin hayati önemde olduklarını düşündüklerini ve Edirne’nin gelişmesinin önünde engel teşkil etmiş her olayı, her ihaleyi, her görev sahibini yakından tetkik edeceklerini, raporunu yazacak ve yayınlayacaklarını ifade etmişti. Edirneliler özellikle altyapı konusunda bu raporun yayınlanmasını beklemektedirler.”