Ak Parti’de Keşan ve İpsala ilçe başkanlıklarına atama yapıldı. Ak Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı tarafından Keşan İlçe Başkanlığına Savaş Pekdemir’in, İpsala İlçe Başkanlığına ise Erhan Demir’in atandığını söyledi.
İpsala İlçe Başkanlığına ise Erhan Demir atandı
Başkan İba, “Bu zamana kadarki hizmetleri için Gürcan Kılınç Başkanımıza çok teşekkür ediyoruz. Keşan’ımız için hep birlikte yürümeye devam. Bu zamana kadarki hizmetleri için İpsala İlçe Başkanımız Mahmut Mehmet Tekin’e çok teşekkür ediyoruz. İpsala’mız için hep birlikte yürümeye devam” dedi.
Cumhuriyet Halka Partisi (CHP) Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı, AKP iktidarının yıkım politikalarına CHP iktidarında son verileceğini söyledi.
AKP’nin köprülere ve ulaşıma yaptığı fahiş zamlarla ilgili açıklama yapan İlçe Başkanı Yücel Balkanlı köprü geçiş ücretlerine son 6 ayda yüzde 288 zam yaptığını hatırlattı.
Başkan Balkanlı yaptığı açıklamada şunlara yer verdi:
AKP iktidarı, ekonomideki çöküşü derinleştiren politikalarını sürdürerek halkımızı daha da zor duruma sokmaya devam ediyor. Yıllardır uyguladığı yanlış ekonomi politikalarıyla ülkemizi uçuruma sürükleyen iktidar, son olarak otoyol ve köprü ücretlerine yaptığı fahiş zamlarla vatandaşın sırtındaki yükü daha da artırdı. 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden geçiş ücretlerine sadece yedi buçuk ayda yüzde 288 oranında zam yapılması, bu politikanın son örneklerinden biridir. Ücretler yerinde sayarken, köprü geçiş ücretleri adeta uçuşa geçti.
Yılbaşında yapılan asgari ücret artışından bu yana yüksek enflasyona rağmen yeni bir zam yapılmamış, çalışan kesim adeta cezalandırılmıştır. Aynı dönemde hükümetin, köprüler başta olmak üzere kendi kontrolündeki ürün ve hizmetlere yaptığı yüksek oranlı zamlar, bu durumu daha da trajik hale getirmektedir. Halkımız en temel ihtiyaçlarını karşılamakta bile zorlanırken, AKP’nin lüks ve şatafat içinde en lüks makam araçlarıyla sürdürdüğü hayat halktan ne kadar kopuk olduğunu göstermektedir.
Türk-İş’in Temmuz 2024 verilerine göre, açlık sınırı 19 bin 234 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 62 bin 652 TL’ye ulaşmış durumda. Bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti ise aylık 24 bin 901 TL’yi buluyor. Bu rakamlar, ülkemizde ekonomik ve sosyal dengenin ne kadar bozulduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Tarım ve hayvancılık sektörü yok edilmiş, köylülerimiz, çiftçilerimiz topraklarını terk etmek zorunda kalmıştır. Emekliler geçinemiyor, memurlar ve işçiler yoksulluk sınırında yaşam mücadelesi veriyor. Gençlerimiz ise gelecekten umudunu kesmiş, ülkeden göç etmenin yollarını arıyor.
Eğitimde ve bilimde gerileyen, dış politikada ise itibarını yitiren bir ülke haline geldik. Kadına şiddet hızla artarken, hükümet bu sorunlara kayıtsız kalmaktadır. Bu karanlık tablo karşısında AKP iktidarı, halkımızı daha da zora sokan politikalarda ısrar etmekte, zam yağmuruyla vatandaşı evine hapsetmektedir. Yurtdışı çıkış HARAÇı bile 500 TL’ye çıkarılmış, adeta yurtdışına çıkışlar dolaylı olarak yasaklanmıştır.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) olarak, AKP iktidarının halkımızı ezen bu yıkım politikalarına karşı duruyoruz. Halkımız bu baskıdan bıkmış ve erken seçim sandığının önüne gelmesini beklemektedir. İktidarın uyguladığı yıkım politikalarına son vermek, halkımızı refaha kavuşturmak için var gücümüzle çalışacağız. Türkiye’yi yeniden ayağa kaldıracak, adaletli, eşitlikçi ve halktan yana bir yönetim anlayışını hakim kılacağız. Bu doğrultuda halkımızın sesi olmaya, sorunlarını dile getirmeye ve çözümler üretmeye devam edeceğiz.
Halkımız Artık yeter diyor! Halkımız can çekişiyor.22 yıllık AKP iktidarının ülkemize yaşattığı bu karanlık dönem sona ermeli ve halkımız hak ettiği çağdaş, laik, bilimsel, sosyal bir hukuk devletinde huzur içinde mutlu bir şekilde yaşamalıdır. Halkımız umutsuzluğa, endişeye kapılmasın. Çok yakın bir gelecekte CHP İktidarında bu iktidardan kurtularak huzur içinde yaşayacağız. Birlikte başaracağız.’’
İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, ilçedeki köpek katliamı haberleri nedeniyle aradığı, ancak telefonlarını açmaması üzerine engellediğini düşündüğü Uzunköprü Kaymakam Onur Kökçü’nün kendisini arayıp yaşanan durumun teknik bir aksaklıktan kaynaklandığını belirterek, bundan dolayı özür dilediğini söyledi.
Milletvekili Akalın, yaptığı yazılı açıklamada, “14 Ağustos tarihinde İYİ Parti Edirne İl Başkanlığımızda gerçekleştirdiğimiz basın toplantısında, kıymetli basın mensubu arkadaşlarımızın sormuş olduğu Uzunköprü ilçemizde yaşanan vahim hadise, yani 15 köpeğin katledilmesi olayıyla ilgili soruşturmanın mevcut durumu hakkında bazı açıklamalarda bulundum” hatırlatmasını yaparak şunları söyledi: .
“Bu elim olayın yaşandığı andan itibaren, sürecin takipçisi olmak adına Uzunköprü Kaymakamı Sayın Onur Kökçü’yü derhal arayarak konuya ilişkin acil bilgi almak istedim. Ne yazık ki, defalarca aramama rağmen telefonuma cevap alamadım ve her seferinde hattın meşgule düştüğünü gördüm. Bu durum, ertesi gün de devam etti ve yine bilgi almak için aradığımda aynı sonuçla karşılaştım. Bu nedenle, kaymakam beyin bilinçli olarak telefonlarıma yanıt vermediği ve dolayısıyla beni engellediğini düşündüm.
Ancak olayın basına yansıması sonrasında, Sayın Kaymakam Onur Kökçü beni arayarak yaşanan durumdan dolayı özür diledi. Kendisinin ifadesine göre, bu durumun teknik bir aksaklıktan kaynaklandığını belirtti. Ben, sadece Edirne Milletvekili olarak değil, aynı zamanda devlet terbiyesi almış bir kişi olarak, devlet yöneticilerinin beyanlarını ‘devlet sözü’ olarak kabul ederim.
Bu sebeple, Sayın Kaymakamımızın sözlerine itibar ederek yaşanan bu aksaklığın teknik bir sorundan kaynaklandığını kabul ediyorum.
Bu süreçte en büyük önceliğimiz, Uzunköprü ilçemizin adını böylesine iğrenç bir olayla anılmasına neden olan ve masum hayvanların hayatlarına kasteden bu korkunç olayın faillerinin bir an önce bulunmasıdır.
İlçemizin ismini lekeleyen bu olayın tüm yönleriyle aydınlatılması, bu canilere hak ettikleri cezanın verilmesi için gerekli adımların atılması, hem bir vatandaş hem de milletvekili olarak en büyük temennimdir.
Sonuç olarak, devletin sözlerine olan güvenimi koruyarak, soruşturmaya gölge düşürmemek ve adaletin tecelli etmesini sağlamak adına, Sayın Kaymakamımızın üzüntüsüne ve ifade ettiği teknik aksaklığa itibar ediyor, bu vahim olayın soruşturmasının titizlikle ve ivedilikle tamamlanarak, sorumluların adalet önünde hesap vermesini umuyorum.
Bu süreçte adaletin sağlanması ve benzer olayların bir daha yaşanmaması için gereken tüm adımların atılmasını bekliyor ve bu hususta üzerime düşen her türlü sorumluluğu yerine getireceğimi ifade etmek istiyorum.”
Saadet Partisi Edirne İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi Av. Sinan Tekin; Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın isminin Edirne’de bir caddeye veya bulvara verilmesini önerdi. Saadet Partisi İl Başkanı Av. Tekin, Erbakan’ın isminin Edirne’de bir caddeye veya bulvara verilmesi konusundaki teklifini özgeçmişini de ekleyerek kamuoyuyla paylaştığı açıklamasında, “Ülkemiz ve dünya siyasetinde önemli bir şahsiyet olan,ömrünü milletimizin huzuru, refahı ve saadeti için mücadeleye adayan, insanlığın kurtuluşu için harcayan ve bu uğurda hiçbir engel tanımadan mücadele eden merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamızın isminin yaşatılması için Edirne’de bir cadde veya bulvara isminin verilmesi gerekir” dedi.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Özgeçmişi (1926-2011): Akademisyen, Siyasetçi ve Devlet Adamı Necmettin Erbakan 29 Ekim 1926 tarihinde Sinop Kadı Vekili Mehmet Sabri ile Kamer Hanım’ın oğlu olarak Sinop’ta dünyaya geldi. Babası Mehmet Sabri Bey, Adana’nın Kozan ve Saimbeyli bölgesinde uzun süre hüküm sürmüş olan Selçuklu Türklerinin Kozanoğulları soyundan; Annesi ise Sinop’ un ileri gelen ailelerindendi. İlkokula Kayseri’de başlayan Erbakan, babasının tayininden sonra ilkokul öğrenimini Trabzon’da tamamladı. 1943 Yılında İstanbul Erkek Lisesi’ni birincilikle bitirdi. Üniversiteye sınavsız giriş hakkı kazanmasına rağmen kendisi sınava girmeyi tercih etti ve bu sınavı üstün başarıyla vererek üniversite öğrenimine ikinci sınıftan başladı. 1948 yılı yaz döneminde, İTÜ Makine Fakültesinden üstün başarı ile mezun olan Erbakan, aynı yılın 1 Temmuzunda Makine Fakültesi Motorlar Kürsüsünde asistan olarak göreve başladı. 1948 ile 1951 yılları arasında yeterlilik tezini hazırladı. Bu süreçte ders verme yetkisi sadece doçent ve profesörlere ait olmasına karşın, kendisine özel bir izin çıkarılması üzerine daha asistan iken Makine Fakültesinde ders vermeye başladı. İTÜ Erbakan’ı 1951 yılında Aachen Teknik Üniversitesinde ilmi araştırmalar yapmak, bilgi ve tecrübesini artırmak üzere Almanya’ya gönderdi. Almanya’da bulunduğu süre içerisinde Alman ordusu için araştırma yapan DVL araştırma merkezinde Profesör Schimit ile birlikte çalışmalar gerçekleştirdi ve hazırlamış olduğu doktora tezi ile Alman üniversitelerinde Doktor unvanını kullanmaya hak kazandı. Alman Ekonomi Bakanlığı için motorların daha az yakıt kullanımı konusunda araştırmalar yapan ve bu konuda ilgili bakanlığa bir rapor sunan Erbakan’ın bu dönemde yazdığı dizel motorlarda püskürtülen yakıtın nasıl tutuştuğunu matematiksel olarak izah eden doçentlik tezi Alman ilim çevrelerinde büyük ilgi gördü. Tezin akademik dergilerde yayınlanmasının ardından, o tarihlerde Almanya’nın en büyük motor fabrikası olan DEUTZ motor fabrikalarının genel müdürü Prof. Dr. Flats tarafından Leopar tanklarının motorları ile ilgili araştırmalar yapmak üzere bu fabrikaya davet edildi. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Alman üniversitelerinde ilk Türk ilim adamı olan Erbakan, 1953’te doçentlik sınavını vermek üzere Türkiye’ye döndü ve bu sınavı başarıyla vererek henüz 27 yaşındayken Türkiye’nin en genç doçenti oldu. Araştırmalar yapmak üzere tekrar Almanya’ya giden Erbakan, burada yaklaşık 6 ay motor araştırmaları başmühendisi olarak görev yaptı. 1954-1955 yılları arasında askerlik görevini yerine getirdi. 1956 yılında Gümüş Motor A.Ş’ yi kurarak burada Türkiye’nin ilk yerli motorunu üretti. 1960 yılında Ankara’da yapılan Sanayi Kongresinde Gümüş Motorun yaptığı imalatları sunan Erbakan, Türkiye’de otomobil yapımı fikrini ortaya attı ve bu fikrin o zamanın yönetimince revaç görmesi üzerine Eskişehir Demiryolları CER atölyesinde “Devrim Otomobili” adıyla ilk yerli otomobili imal etti. 1965 yılında profesör oldu. 1967 yılında Nermin Erbakan ile evlendi ve aynı yıl Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Sekreterliğine seçildi. 1969 yılında TOBB başkanlığına seçilen Erbakan, hükümetin seçimleri iptal etmesi nedeniyle başkanlıktan ayrılmak zorunda kaldı. Aynı yıl içinde Konya’dan bağımsız milletvekili olarak seçilerek siyasete girdi. 17 Ocak 1970’te Milli Nizam Partisini (MNP) kurdu. MNP 1971 darbesi döneminde Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılınca Erbakan 1972 yılında aynı kadroyla Milli Selamet Partisini (MSP) kurdu ve 1973 seçimlerinden %12 oy alarak 48 milletvekili ve 3 senatörle meclise girdi. 1973 seçimlerinden sonra Bülent Ecevit’in liderliğindeki CHP ile MSP hükümet ortağı oldu ve Erbakan bu hükümette devlet bakanı ve başbakan yardımcısı olarak görev yaptı. Bu dönemde Kıbrıs Harekâtı’nın yapılmasını savunan Erbakan’ın harekât sonrası adanın tamamının alınması konusunda ısrarcı olması sonucu Erbakan ile Bülent Ecevit arasında görüş ayrılığı yaşandı ve 17 Kasım 1974’te CHP-MSP koalisyon hükümeti dağıldı. CHP-MSP koalisyonunun bozulmasından sonra kurulan dörtlü koalisyonda yine Başbakan yardımcılığı ve Ekonomik Kurul Başkanlığı görevlerinde bulunan Erbakan, aynı görevini 5 Haziran 1977 seçimlerinden sonra kurulan üçlü koalisyonda da devam ettirdi. 12 Eylül’de askerlerin yönetime el koyması ile bir süre İzmir Uzunada’da gözaltında tutuldu. 1982 anayasası gereğince kendisine on yıl siyaset yapma yasağı getirildi. 6 Eylül 1987’de yapılan halk oylaması neticesinde yeniden siyasete döndü ve 1983 yılında kurulmuş olan Refah Partisinin 11 Ekim 1987’de yapılan kongresinde oy birliği ile partinin genel başkanlığına getirildi. 20 Ekim 1991 seçimlerinde tekrar Konya’dan milletvekili seçildi. Erbakan siyasi hayatındaki en büyük seçim başarısını Refah Partisi başkanı olarak girdiği 1995 seçimlerinde gösterdi. Bu seçimlerde % 21.37 oy alan Refah Partisi 158 milletvekili ile birinci parti oldu. Bu seçimlerden sonra DYP ile kurduğu Refahyol hükümetinde 28 Haziran 1996’da başbakan olarak göreve başladı. 1996-1997 yılları arasındaki Başbakanlık dönemi, 28 Şubat dönemi ve post-modern müdahale olarak nitelenen süreç ile son buldu. 1998 yılında Refah Partisi’nin kapanmasıyla birlikte beş yıl siyasi yasaklı olan Erbakan, 2003 yılında bu yasağının bitmesiyle Recai Kutan başkanlığında kurulan Saadet Partisinin Genel Başkanlığına seçildi. 2004′ ten sonra bir süreliğine ara verdiği bu görevine 17 Ekim 2010 tarihinde geri döndü. Yaşının ilerlemesi ile birlikte sağlık durumu giderek kötüleşen Erbakan, tedavi gördüğü hastanede kalp yetmezliği nedeniyle 27 Şubat 2011 günü vefat etti. Necmettin Erbakan; Türk akademik hayatında bilimsel çalışmaları ve siyaset dünyasında Milli Görüş çizgisi ile iz bırakan tarihin en önemli liderlerinden biriydi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bütün köy okullarını yeniden açılacağını, öğretmenlerin sözleşmeli, ücretli, kadrolu, uzman diye sınıflandırılmayacağını söyledi.
CHP’nin Millî Eğitim Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş’ın Edirne’de katılımıyla gerçekleştirilen ve Edirne Milletvekili Baran Yazgan, Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan Akın, CHP İl Başkanı Av.Harika Taybıllı ile Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı’nın da katıldığı Eğitim Buluşmaları programına katılan CHP Keşan İlçe Başkanı Çakır, yaptığı açıklamada Keşan’ın eğitim ile ilgili sorunlarını dile getirdiklerini söyledi.
İlçe Başkanı Çakır, söz konusu toplantıyı değerlendiği açıklamasına şu ifadelerle başladı:
Etkinlikte, ilçelerimizin, gençlerimizin eğitimle ilgili sorunlarını ve beklentileri aktarıldı. Keşan özelinde okullarımızın depreme dayanıklığı konusunda çekincelerimizi, deprem nedeniyle eğitime kapatılıp birleştirilmiş eğitim-öğretim yapan okullarımızın durumlarının iyileştirilmesi, okullardaki güvenlik sorunlarını dile getirdik.”
ATANMAYAN ÖĞRETMENLER
İlçe Başkanı Çakır,açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bütün köy okullarını yeniden açacağız, şanlı bayrağımızın dalgalanmadığı, İstiklal Marşımızın okunmadığı, milli bayramların coşkuyla kutlanmadığı köy okulu kalmayacak. Öğretmenleri sözleşmeli, ücretli, kadrolu, uzman diye sınıflandırmayacağız. Öğretmen, öğretmendir ve öğretmenin yeri öğrencilerinin yanıdır. Atanmayan öğretmenlerin derdine derman olacağız. Güzel yarınları hep birlikte inşa edeceğiz.”
EĞİTİM BULUŞMALARI TEŞEKKÜRÜ
CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, açıklamasını şöyle sonlandırdı:
“Eğitim Buluşmalarında;eğitimde fırsat eşitliği ve kaliteli eğitim sağlama hedefiyle, gençlerle birlikte daha iyi bir geleceğe yürümeyi amaçlıyoruz.Başta Genel Başkanımız Özgür Özel olmak üzere, Millî Eğitim Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Suat Özçağdaş’a, İl Başkanımız Harika Taybıllı’ya, Edirne Belediye Başkanımız Filiz Gencan Akın’a, Merkez İlçe Başkanımız Yücel Balkanlı’ya, Edirne Milletvekilimiz Ahmet Baran Yazgan’a ve il eğitim sekreteri Anıl Buğra Çetin’e toplumun en önem unsuru olan eğitim sorunlarının konuşulduğu, çözüm önerilerinin sunulduğu geceyi düzenledikleri için teşekkür ederiz.”
İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, Türkiye’de başta siyaset olmak üzere bir çok alanda ahlaki çöküş yaşandığını belirtip, partisinden Uzunköprü Belediye Başkanı seçilip, 3 ay sonra istifa eden Ediz Martin’i eleştirdi.
Milletvekili Akalın, TBMM’de sona eren yasam dönemi ve ülke gündemini değerlendirmek üzere, parti il başkanlığında basın toplantısı düzenledi. Akalın, İYİ Parti İl Başkanı Alpay Alpagut Engin’in de katıldığı toplantıda, ülkede başta siyaset olmak üzere bir çok alanda ahlaki anlamda çöküş yaşandığını, bunun en büyük sorun olduğunu dile getirdi. Uzunköprü Belediye Başkanı Ediz Martin’in, seçildikten 3 ay sonra partiden istifa etmesini de eleştiren Akalın, Uzunköprü Kaymakamı Onur Kökçü’nün telefonlarını açmayıp, kendisini engellediğini iddia etti.
‘ÜLKENİN ASIL SORUNU AHLAKSIZLIK’ Ülkedeki asıl sorunun ahlak olduğunu söyleyen Akalın, “Siyasetteki ahlaka bakın, kamu kurumlarındaki ahlaka bakın. Ahlaksızlık maalesef Türkiye’nin en önemli sorunudur. Biz bu ahlakı nasıl düzelteceğiz? Siyasi ahlakı nasıl düzelteceğiz? Toplumun ahlakını nasıl düzelteceğiz? Benim telefonlarım yirmi dört saat açık. Daha dün örnek vereyim size; sabaha karşı 4’te çaldı telefonum ve bunların hepsi torpil istiyor. Şimdi bu bir ahlak sorunudur. Yani bu o vatandaşımızın suçu değildir. Bu ülkeyi bu hale getirenlerin sorunlarıdır. Çünkü liyakatsizliği ortaya çıkaran bir siyasi iktidar, sonunda da böyle ahlaksızlıkla karşı karşıya kalınıyor. Yani hakkı olmadığını biliyor, oraya giremeyeceğini biliyor ve bir torpil istiyor. Bakın torpillerden bir tanesini size söyleyeyim. Biri beni arıyor diyor ki; ‘ya benim diyor torunum bu sene giremeyecek üniversiteye, kazanamadı ama sen Marmara Üniversitesi’nde hocalık yaptın. Ya bir orada bir bölüme işte herhangi bir bölüm olur, eczacılık da olur’ diyor. Olabileceğini düşünüyor. Bunu düşündüren ne bu topluma? İşte onu sorgulamamız lazım. Evet birçok sorunumuz var, bunları hepimiz yaşıyoruz. Bir kere ülkede orta kesim kalmamış. Fakirler ve çok zenginler var. Ülkenin ana sorunudur ama bu çözülebilir. Bunu nasıl çözeceğiz? Bu ahlak sorununu nasıl çözeceğiz?” dedi.
‘AHLAKİ ÇÖKÜNTÜ YAŞIYORUZ’ Ülke genelinde her alanda ahlaki çöküntü olduğunu belirten Akalın, “Siyasette olan toplumumuzda da var. Buna eğer diğer etmenleri de ilave ederseniz, ekonomik durum, sosyal durum, toplumun yapısının nerelere geldiğini görürsünüz. Yani evet Eskişehir’de ve diğer yerlerde örneğini gördük. Adam sokak ortasında karısı tabancayla vuruyor, adam bıçağı eline alıyor ve her gün bunların onlarcası var. Bu niçin oluyor? Demek ki toplumda bir arıza var. Yani bu her yerde olmuyor. Dünyanın her yerinde olmuyor. Arıza olan yerlerde oluyor. Bu arızanın sebebine bakmak lazım. Ekonomi başlıca sebep, sosyal faktör çok önemli. Ülkemizde böyle bir ayrışma yaşıyoruz, kutuplaşma yaşıyoruz. Bir de daha önemlisi bu diziler, toplumumuzu tamamen kavgaya yönelten, şiddete yönelten bir şey söz konusu. Herkes mafya. Bu normal bir davranış değildir. Şimdi Eskişehir’deki de buna tam uyuyor. Dolayısıyla toplumda yanlışlıkların olduğunu gösteriyor. Yani bunlardan toplumdaki yanlışlıkları tespit edebilirsiniz. Dolayısıyla toplumumuzun bozulduğunu, aslında asıl konumuz dediğim ahlak Türkiye’de maalesef ahlaki çöküntü yaşıyoruz” şeklinde konuştu.
‘KAYMAKAM TELEFONLARIMI AÇMADI, BENİ ENGELLEDİ’ Akalın, öldürülerek çöplüğe atılan sokak köpekleriyle ilgili bilgi almak üzere aradığı Uzunköprü Kaymakamı Onur Kökçü’nün telefonlarını açmayıp, kendisini engellediğini dile getirdi. Akalın, “Biz milletvekilleri olarak bölgenin sorunlarını nasıl çözeceğiz? İdare edenlerle, hükümet edenlerle ama bir kaymakam benim telefonlarımı açmıyor mesela. Ben nasıl çözeceğim o kasabanın sorunlarını veya Ankara’ya nasıl taşıyacağım oradaki sorunları? Beni engelleyebiliyor. Bu ülkenin milletvekilini engelleyebiliyorsunuz. Bu gücü nereden alıyor? Yürütmenin, tek kişinin elinde olmasından alıyor. Ülkemizin bir diğer önemli sorunu da bu. Bir kişi her şeye karar veriyor. Yasama da onun elinde, mecliste bir numaranın istemediği bir kanun çıkabilir mi? Yürütme de onun elinde, istediği bakanı getirdi, istemediği bakana yol verdi. Peki bu bölgelerde, ülkemizde atanmışlar bu gücü nereden alıyor? Yine bir kişiden. Bu çok yanlış bir şeydir. Yarını öbür gün, ayarını bozduğumuz bu kantar sizi de tartar. Çünkü aynı kantara çıkacaksınız ve o zaman da söz söyleme hakkınız olmayacaktır, konuşamazsınız” diye konuştu.
‘MİLLETİMİZ GENEL BAŞKANIMIZI TANIDIKÇA OY ORANLARI ARTACAK’ İYİ Parti Genel Başkanı Musavvat Dervişoğlu’nun toplumda çok tanınmadığını, tanındıkça partinin oyunun daha da artacağını belirten Akalın, “İYİ Parti’yi insanlar tabii ki tanıyor ama İYİ Parti bir merkez partidir ve merkez partiler de liderleriyle öne çıkarlar. Genel başkanımız Musavvat bey çok iyi tanınmadığı için şu ana kadar Türk siyasetinde dolayısıyla böyle bir şey gözüküyor İYİ Parti. Ama bakın tanıdıkça sizler de göreceksiniz; bizim hakikaten çok iyi bir genel başkanımız var. Bunu zaman içerisinde göreceğiz, yavaş yavaş da görmeye başladık ve milletimiz genel başkanımızı tanıdıkça İYİ Parti’nin oy oranları da artacak. Yüzde 3 buçuk tabiri caizse İYİ Parti’nin ölü haliydi. Şu anda en düşük ankette 6 ya da 6 buçuk civarındayız. Demek ki İYİ Parti toparlanıyor. AK Parti aşağı doğru gidiyor. Milliyetçi Hareket Partisi’nde işte farklı sebeplerden dolayı inanılmaz bir aşağı doğru eğilim var. Merkezde başka parti var mı? Yok. Onun için de İYİ Parti’nin geleceği var. Bu Türkiye’de İYİ Parti ve İYİ Parti kadrolarının geleceği var” şeklinde konuştu.
‘BEN OLSAM BANA OY VEREN 60 BİN KİŞİYLE TEK TEK HELALLEŞİRDİM’ Uzunköprü Belediye Başkanı Ediz Martin’in, seçildikten 3 ay sonra İYİ Parti’den istifa etmesini de değerlendiren Akalın, “Bizim üç tane adayımız vardı Uzunköprü için. Ediz Martin’le kazanabilmemizin daha uygun olacağı düşünüldü. Kendisi müracaat etti, biz Ediz Martin’e; ‘gel bizim adayımız ol’ demedik. Seçimi 40 oyla kazandık. Üç parti de çok iddialıydı ve üç partinin oyu da birbirine çok yakındı. Bundan sonra da belediye başkanı istifa etti yani üç ay sonra. Biz ilkeli, dürüst ve ahlaklı siyaset adına istifa eden arkadaşlarımızla ilgili bugüne kadar İYİ Parti’de kimseden bir şey duymamışsınızdır. Ben de onu söyleyemeyeceğim. O kendi, tek taraflı karardır. Onun cevabını o verecektir siyaseten. Ben olsaydım ne yapardım? Beni meclise gönderen Edirne’de İYİ Parti’ye oy vermiş kişiler. Bir kere benim siyaseten yön değiştirmem için o bana oy verenlerle helalleşmem lazım değil mi? Helalleşmenin iki yolu vardır. Bir tanesi gidersiniz tek tek. 60 bin civarı oy aldık, giderim tek tek onlarla helalleşirim. Milletvekilliğinden istifa ederim, beni çünkü milletvekili yapan o kişiler, o 60 bin kişi. Onlarla helalleşmiş olurum. Sonra bir yön çizerim kendime. İlkeli, ahlaklı siyaset adına ben olsam bunu yapardım. Mesela ben benim annem ayaklarını kırdı, sırtıma aldım onu oy kullandırdım. Gitti oyunu verdi. Onunla nasıl helalleşirsiniz bilmiyorum. Onu söylemeye çalışıyorum” ifadelerini kullandı.
‘BÖYLE AHLAKSIZLIKLAR OLABİLİR’ Söz konusu davranışın siyasi ahlaka da uymadığını belirten Akalın, “Yani siyasi ahlak dedik ya eğer siyaseti skor üzerinden değerlendirirseniz böyle ahlaksızlıklar olabilir. Şimdi kimse kimsenin bahçesine gelip ahlaksızlık yapamaz değil mi? Yani bu yanlıştır. Ben bundan bahsediyorum. Siyasi ahlak dediğim aslında buydu. Bunlar yapılıyor, bunlar doğru değil. Yani bugün size yapılır, yarın o yapılana yapılır. Dolayısıyla buna bir yön verilmesi lazım, çizgi çekilmesi lazım. Çünkü demokrasilerde böyle oluyor” dedi.
‘ETİK BULMUYORUM’ İYİ Parti İl Başkanı Alpay Alpagut Engin de, Ediz Martin’in partiden ayrılmasını etik bulmadığını kaydetti. Engin, “Uzunköprü Belediye Başkanı’nın yapmış olduğu davranışı hiçbir şekilde etik bulmuyorum. Hatta o süreci de etik bulmuyorum çünkü beni aramadı istifa etmeden önce. Ben gerekli bilgiyi ilçe başkanımızdan ve sayın vekilimden aldım. İstifa etti ama beni aramadı. Bunun da çok etik bir durum olduğunu düşünmüyorum. Dolayısıyla orada mağdur olan da İYİ Parti seçmeninin olduğunu düşünüyorum. Çünkü gerçekten onun için gece gündüz çalışan orada bir ekibimiz vardı. Bunun kesinlikle şunu çok net ifade edeyim; vekilimin de Uzunköprü kökenli oluşu, çalışmaların birçoğunun zaten programın il başkanı olarak biz yaptık Uzunköprü ağırlıklıydı. Yani gerçekten vekilimiz orada o arkadaşımızdan çok daha fazla efor sarf etti. Oradaki ilçe başkanımız aynı şekilde efor sarf etti. Dediğim gibi ben buradaki kişilerin haklarının çalındığını düşünüyorum ve bu yapılan davranışında hem de üç ay gibi bir süreçte etik olmadığını düşünüyorum. Ayrılış sürecinin de etik olmadığını düşünüyorum. Artık kendi vicdan muhasebesiyle karşı karşıya kalmış durumdadır” şeklinde konuştu.
AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, AK Parti’nin 23. Kuruluş yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı. İba, AK Parti’nin ilk günkü gibi millete hizmet etmek amacıyla birlik ve beraberlik içerisinde çalışmaya devam ettiğini vurguladı. AK Parti’nin ilk günkü aşkla daima yeni, daima genç olduğuna vurgu yapan İba, 14 Ağustos 2001’den buyana birlik ve beraberlik içerisinde Türkiye’yi ileriye taşımak için çalıştıklarını aktardı. 23 yıllık geçmişe bakıldığında birçok zorlukla mücadele ettiklerini dile getiren İba, “AK Parti birçok zorlu mücadeleye göğüs gerdi. Millet için canını ortaya koyduğu zamanlar oldu. Bizler her zaman Türkiye dedik, hizmet dedik. Liderimiz ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde zorlukların üstesinden gelerek bu ülkenin gerçek potansiyelini ortaya koyduk. Bölgesel güç olarak söz sahibi olduk. Teknoloji yatırımlarımızla geri kaldığımız ülkelerin önüne geçtik. Bu yolda bizler gücümüzü milletimizden aldık.” dedi. 23 yılda birçok tarihi adımın atıldığını, büyük başarıların olduğuna değinerek,partisinin kuruluş yıl dönümünü kutlayan İba, “AK Parti teşkilatı olarak millete hizmetkâr, vatanına âşık bir dünya lideriyle birlikte yol yürümenin gururunu yaşıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızla ülkemiz için mücadele etmenin onurunu ve gururunu yaşıyoruz. Edirne’mizde, partimize ve Cumhurbaşkanımıza gönül vermiş teşkilatımızla birlik ve beraberlik içerisinde hemşehrilerimizin huzur ve refahı için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle bu zamana kadar partimiz için emek vermiş, alın teri dökmüş tüm vatandaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Yaşama gözlerini yummuş kardeşlerimizi rahmetle yâd ediyorum” şeklinde konuştu.
Saadet Partisi Edirne İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi Av. Sinan Tekin; her dört çocuktan birinin yoksullukla mücadele ettiğine vurgu yaptı. Başkan Tekin, “Türkiye’de çocuk yoksulluğu alarm vermeye devam ediyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın açıklamalarına göre, Aile Destek Programı’ndan yararlanan 2,2 milyon hanede toplam 5,4 milyon çocuk bulunuyor. Bu durum, ülkedeki çocukların yaklaşık yüzde 25’inin yoksullukla mücadele ettiğini ortaya koyuyor” dedi. Hükümetin Aile Destek Programı ve Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) gibi programlarla çocuk yoksulluğuna karşı mücadele etmeye çalışsa da, alınan sonuçların henüz yeterli göründüğüne dikkat çeken Başkan Tekin açıklamasında şunlara yer verdi: Program kapsamında milyonlarca haneye destek sağlanmasına rağmen, çocuk yoksulluğunun bu denli yüksek olması, sorunun yapısal bir sorun olduğunu göstermektedir. Yoksulluk sadece rakamlarla ifade edilen bir sorun değil, aynı zamanda insani bir krizdir. En çok etkilenenler ise masumlar, çocuklar. Çocuk yoksulluğunu sona erdirmek bir politika tercihidir. Aşırı yoksulluğun temel nedenlerini ele alırken, tüm çocukların eğitim, beslenme, sağlık ve sosyal koruma da dahil olmak üzere temel hizmetlere erişimini sağlamak için çabalar iki katına çıkarılmalıdır. Çocuk odaklı sosyal politikalar geliştirilmeli ve çocuk yoksulluğuyla bütüncül bir yaklaşımla mücadelede edilmelidir.
Olgay GÜLER Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2100 yılına uzanan nüfus projeksiyonlarını değerlendiren CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı, ülkemizin geleceğini tehdit eden demografik değişimin açıkça gözler önüne serildiğini söyledi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı, TÜİK’in 2100 yılına uzanan nüfus projeksiyonlarını değerlendirdi. Projeksiyonların ülke için oluşturduğu tehditlere değinen Balkanlı, AKP iktidarının politikalarını ve sığınmacı-göçmen nüfusun demografik yapı üzerindeki tehlikelerine dikkat çekti. ‘AKP’NİN YANLIŞ POLİTİKALARI ÜLKE GELECEĞİ AÇISINDAN BÜYÜK BİR TEHDİT OLUŞTURUYOR’ TÜİK’in rakamlarının ülkenin geleceğini tehdit eden demografik değişimi gözler önüne serdiğini dile getiren Balkanlı, “TÜİK’in 2100 yılına uzanan nüfus projeksiyonları, ülkemizin geleceğini tehdit eden bir demografik değişimi açıkça gözler önüne sermektedir. AKP iktidarının 22 yıllık yanlış politikalarının sonucu olarak, ağır ekonomik krizler ve yaşam koşullarının zorlaşması, aile yapısını zayıflatmış, çocuk sahibi olma isteğini geriletmiş ve doğum artışını ciddi şekilde düşürmüştür. Bu durum, Türkiye’nin nüfus yapısında köklü bir değişime yol açmakta ve ülkemizin geleceği açısından büyük bir tehdit oluşturmaktadır” dedi. ‘2030’DA YAŞLI NÜFUSU YÜZDE 15’İ AŞACAK’ TÜİK’in projeksiyonlarına göre genç nüfusun azalmasının hızlanacağına dikkat çeken Balkanlı şunları söyledi: “TÜİK’in projeksiyonlarına göre, 2023 yılından itibaren Türkiye’nin demografik yapısındaki avantajlar kaybolacak ve ‘demografik fırsat penceresi’ kapanacaktır. Bu süreç, ülkemizin genç nüfusunun azalması ve yaşlı nüfusun artmasıyla hızlanacaktır. Özellikle 2030’ların ilk yarısında yaşlı nüfus oranının %15’i aşacağı ve bu nedenle demografik fırsat penceresinin kapanacağı öngörülmektedir. Bu tehlikeli gidişatın en önemli göstergelerinden biri, doğurganlık hızındaki düşüştür. Türkiye’de 2001 yılında 2,38 olan doğurganlık hızı, 2023’te 1,51’e kadar gerilemiştir. Bu oran, nüfusun yenilenme eşiğinin altında kalmakta ve ülkemizin geleceğini tehdit etmektedir. AKP’nin uyguladığı politikalar, halkı yoksullaştırmış, yaşam standartlarını düşürmüş ve genç nesillerin çocuk sahibi olma isteğini olumsuz etkilemiştir. ‘EN KÖTÜ SENARYODA NÜFUS 2100’DE 54.2 MİLYONA DÜŞECEK’ TÜİK’in projeksiyonları, 2100 yılında Türkiye nüfusunun 76,8 milyon kişi olacağını öngörüyor. Düşük senaryoda ise nüfusun 54,2 milyona kadar düşeceği tahmin ediliyor. Bu senaryolar, Türk neslinin giderek azaldığını ve yaşlandığını göstermektedir. Buna karşılık, doğum hızı yüksek olan sığınmacı ve göçmen nüfusun artışı, demografik yapımızı tehdit etmektedir. Sayıları 12 milyona yaklaşan bu sığınmacıların ülkemizin demografik yapısında kalıcı ve geri döndürülemez değişiklikler yapma potansiyeli bulunmaktadır.” ‘DEMOGRAFİK YAPI KORUNUP GÜÇLENDİRİLMELİ’ CHP olarak, Türkiye’nin demografik geleceğini korumak ve güçlendirmek için kapsamlı bir nüfus politikası geliştirilmesi gerektiğine inandıklarını dile getiren Balkanlı, “Bu kapsamda, genç nüfusun ekonomik ve sosyal olarak desteklenmesi, kadınların iş gücüne katılımının artırılması ve ailelerin çocuk sahibi olma konusunda teşvik edilmesi gerektiğini savunuyoruz. Ayrıca, ülkemizdeki sığınmacı ve göçmenler derhal geri gönderilmeli ve bu konuda ulusal bir strateji geliştirilmelidir. Türkiye’nin geleceği için, demografik yapımızın korunması ve güçlendirilmesi hayati öneme sahiptir. AKP iktidarının 22 yıllık yanlış politikalarının sonucu olarak ortaya çıkan bu tehlikeli gidişatın durdurulması ve tersine çevrilmesi için CHP olarak her türlü çabayı göstereceğiz” şeklinde konuştu.
İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, 1999 sonrası SGK’lıların yaşadığı mağduriyetin halen çözüme kavuşmadığını belirterek, kademeli emeklilik sisteminin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Akalın, mevcut emeklilik sisteminin kısa vadeli politikalarla şekillendiğini ve bu durumun birçok kesimin mağduriyetine yol açtığını ifade etti. Akalın, kademeli emeklilik sisteminin anayasal eşitlik ilkesine uygun olduğunu ve 1999 sonrası SGK’lıların yaşadığı haksızlıkları giderebileceğini belirtti. “Bir güne 17 yıl kaybetmek olmaz! Kademeli emeklilik haktır, çözüm şart!” diyen Akalın, iki vatandaş arasında 1 günlük sigorta giriş farkı yaşanmasından dolayı 17-20 yıl sonra emekli olunması kabul edilemez olduğunu söyledi. Prof. Dr. Mehmet Akalın, mevcut emeklilik sisteminin adaletsizliğe yol açtığını belirterek, prim ve yaşa göre “kademeli” bir sisteme geçilmesinin daha adil ve makul olacağını savundu. Kademeli emeklilik iş barışını, adaleti ve standardı sağlayacaktır” dedi. EYT ile emekli edilenlerle benzer bir talepleri olmadığını ifade eden Akalın; adil ve hakkaniyetli bir kademeli emeklilik düzenlemesi yapılabilir” diyerek, çözümün zor olmadığını belirtti. Prof. Dr. Mehmet Akalın, kademeli emeklilik sisteminin, vatandaşlar arasında adaletin sağlanması ve mağduriyetlerin giderilmesi için kaçınılmaz bir adım olduğunu ifade ederek, hükümeti bu konuda gerekli düzenlemeleri yapmaya çağırdı.