Kategori arşivi: Sağlık

Aktardan ‘uyuz’ uyarısı!

Olgay GÜLER
Edirneli aktar Gökhan Baraz, son dönemde dükkanına sıkça uyuz şikayetiyle gelen müşteriler olduğunu belirterek, vatandaşları tedbirli olmaya çağırdı.
Edirneli aktar Baraz, son dönemde günde en az 1-2 kişinin dükkanına uyuz şikayetiyle başvurduğunu söyledi. Müşterilerine katran ve kükürt içerikli krem ile sabun tavsiye ettiklerini belirten Baraz, bulaşın özellikle kış aylarında kapalı alanlarda kalabalık şekilde bulunmaktan ve mağazalardaki kıyafetlerin birden çok kez denenmesiyle ortaya çıktığını iddia etti.


‘GÜNDE EN AZ 1-2 KİŞİ UYUZ ŞİKAYETİYLE GELİYOR’
Uyuza karşı özellikle krem ve sabun gibi doğal çözümlerin olduğunu belirten Baraz, “Son zamanlarda her gün 1-2 müşterimizin bu şikayetle geldiklerini gördük. Genellikle akşamları dayanamadıklarını, sürekli kaşındıklarını ve hastaneye gittiklerinde ‘uyuz’ dendiğini söylediler. Biz de ona karşı ardıç katranlı ve kükürtlü güzel sabunlarımız var. Onlarla kendilerini yıkamalarını tavsiye ettik ve başarı elde ettik. Güzel geri dönüşleri oluyor. Aynı zamanda yine katran ve kükürtün birleşiminden oluşan bir krem var. O kremi de kaşınan bölgelerine sürdüklerinde, kaşıntıyı azalttığını, hemen hemen bitirmeye yaklaştığını gördük” şeklinde konuştu.


MAĞAZALARDAKİ DENENEN KIYAFETLERDE UYUZ TEKLİKESİ
Uyuz hastalığının en yaygın bulaşma şekillerinden birisinin, mağa-zalarda birden çok kez denenen kıyafetler olduğunu söyleyen Baraz; “İnsanların kapalı alanlarda bir arada durmaları, kalabalık ortamlarda fazla durmaları ve bence gittikleri mağazalarda elbiseleri herkesin denemesinden kaynaklanıyor. Almasa da deniyor, çıkarıyor. Sonra diğer bir kişi aynı kıyafeti denediğinde, uyuzun bulaştığını düşünüyorum. Bu alışveriş merkezlerindeki kalabalığın böyle bir yansıması olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

Diyetisyen Ceren Metin’den mesleğe ‘merhaba’

Mehmet ŞELECİ
Diyetisyen Ceren Metin, ‘Sağlıklı Beslenme ve Diyet Danışmanlığı’ işyerini Edirne İstasyon caddesinde hizmete açarak danışan kabulüne başladı.


Emekli Polis Memuru Fethi Metin ve Öğretmen Havva Ceren’in kızları Ceren Metin, okulunu bitirmesini ardından muayenehanesini açtı. Sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürebilmek isteyen veya sağlıkla ilgili belirli bir hedefe ulaşmayı amaçlayan insanlara yardımcı olmayı meslek edinen Diyetisyen Ceren Metin’in İstasyon Mah. İstasyon 1 Cd. Cadde Plaza A Blok Daire 4 Merkez/Edirne adresindeki muayenehanesinin 9 Şubat 2025 Pazar günü gerçekleştirilen açılışına ailesi, yakınları, arkadaşları ve davetliler katıldı.


Diyetisyen Ceren Metin, sağlıklı bir yaşam için doğru beslenmenin şart olduğuna dikkat çekti. Metin, “Katı kısıtlamalar olmadan, sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları kazanmak ister misiniz? Size özel beslenme programları ve porsiyon kontrolüyle sağlıklı yaşama adım atın. Sağlıklı beslenme bir diyet değil, yaşam biçimidir. 05419445164 nolu telefonumuzla bize ulaşabilirsiniz” diyerek sağlıklı yaşama ‘merhaba’ demek isteyenlere çağrıda bulundu.
Diyetisyen Ceren Metin’e meslek yaşamında başarılar diliyoruz.

Sigarayı bırakmanın tam zamanı!

Türk Tabipleri Birliği Tütün Kontrolü Çalışma Grubu, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü açıklamasında ulusal tütün kontrol politikası ve bu politikanın bir parçası olarak sigara bırakma hizmetlerini yeniden güçlü hale getirmenin gerekli olduğunu bildirdi.
Edirne Tabip Odası’nca paylaşılan Türk Tabipleri Birliği Tütün Kontrolü Çalışma Grubu’nun açıklamasında şunlara yer verildi:
“Uzun yıllardan bu yana 9 Şubat günü, ülkemiz için tütün kullanımının zararlarının farkına varılması, tütün şirketlerinin saldırgan reklam kampanyaları hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi ve ülke genelinde tütün ürünlerinin kullanımının bırakılmasının teşvik edilmesi amacıyla anılan bir gündür.
Bilindiği üzere herhangi bir tütün ürünü kullanmak birey ve toplum sağlığına zarar verir. Tütün kullanan her 2 kişiden 1’i tütünün neden olduğu bir hastalık nedeniyle daha erken ölmektedir.
Tütün ürünlerinin tümünde nikotin bulunur. Nikotinin bağımlılık yapıcı etkisi ise çok yüksektir. 18 yaş öncesinde herhangi bir tütün ürünü deneyen her 4 kişiden 3’ü bağımlı olur. Tütün şirketleri ise yıllar boyunca bildikleri halde nikotinin bağımlılık yaptığını toplumdan saklamışlardır.
Her yıl dünyada 8 milyon kişi aktif sigara içimi nedeniyle ölmektedir. 1,3 milyon kişi ise başka birisinin kullandığı tütün ürününün dumanına maruz kalmasının yol açtığı bir sağlık sorunu nedeniyle yaşamını kaybetmektedir.
Tütün piyasasını kontrol eden altı ulusötesi tütün şirketleri gelişmiş ülkelere ait olmalarına karşılık dünyada tütün kullanan insanların yüzde 80’i düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşamaktadır. Tütün piyasası, zengin ülkeler lehine dünya yoksullarının sömürüldüğü bir sistemdir.
Bu gerçeklere rağmen tütün şirketleri kazançlarını koruyabilmek için saldırgan reklam kampanyalarına devam etmektedirler. Geçmiş yıllarda ‘filtreli ürünler’ ve ‘light ürünler’ adı altında yaptıkları illüzyonu bugünlerde ‘daha az zararlı ürünler’ adı altında yapmaya çalışmaktadırlar. E-sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin klasik sigaraya kıyasla daha az zarar verdiğini iddia ederek özellikle gençlerin bu ürünleri kullanmasını sağlamayı hedeflemektedirler. Oysa Dünya Sağlık Örgütü, hiçbir tütün ürününün güvenli olmadığını ve ‘daha az zararlı’ bir tütün ürününün bulunmadığını vurgulamaktadır.
Tütün şirketlerinin iddialarının aksine e-sigara dumanı “su buharı” değildir. Aksine içeriğinde nikotin; kansere yol açan kimyasallar; nikel, kalay, kurşun gibi ağır metaller; uçucu organik bileşikler; ciddi akciğer hastalığına yol açan diasetil gibi tatlandırıcılar ve hem zarar hem bağımlılık riskini artıran aromalar bulunur.
Ülkemizde tütün kontrolüne yönelik yasal düzenlemeler ilk kez 1996 yılında yapılmış ve yıllar içerisinde gelişerek devam etmiştir. Ancak son yıllarda tütün kontrolü uygulamaları adeta ortadan kalkmış ve kapalı ortamlar yasak olmasına rağmen tütün ürünlerinin dumanı ile boğulur hale gelmiştir. Yapılan bilimsel çalışmalar tütün kullanımının yasak olduğu kamuya açık kapalı alanlarda tütün kullanıldığını ortaya koymaktadır.
Halen nüfusumuzun %28,3’ü tütün kullanmaktadır. 15 yaş üzeri erkeklerde kullanım sıklığıise %41,3’dür. Bu yüksek sıklıkla Türkiye tütün kullanımı açısından OECD ülkeleri arasında birinci sıradadır. Ülkemizde 15-24 yaş arası her 5 gençten 1’i tütün bağımlısıdır. Daha kötüsü gençler arasında, ülkemizde ruhsatlandırılmamış ve satışı mevzuatta yasak ancak fiilen tümüyle serbest olan e-sigara ya da ısıtılmış tütün ürünü kullanımı hızla artmaktadır. Bu nedenle ülkemizin yeniden tütün kontrol mücadelesine başlaması ve tütün şirketlerinin kazançları karşısından halkın sağlığından yana taraf olması gereklidir.
9 Şubat vesilesiyle tütün kullanan her bir kişiye çağrımızdır: Sigarayı, pipoyu, puroyu, e-sigarayı, ısıtılmış tütün ürünlerini, nargileyi bırakmanın tam zamanıdır. Biliniz ki; tütün ürünlerinin kullanımını bıraktıktan sonraki 20 dakika içerisinde kalp atış hızınız ve kan basıncınız normalleşmeye başlayacak; 3 ay içerisinde dolaşım sisteminiz iyileşecek; 9 ay içerisinde öksürük ve nefes darlığınız, 1 yıldada kalp krizi geçirme riskiniz azalacaktır. Tütün ürününün kullanımını bırakmak aynı zamanda infertilite (kısırlık), hamile kalmada zorluk, erken doğum, düşük doğum ağırlıklı bebek ve düşük yapma gibi riskleri de azaltacaktır.
9 Şubat vesilesiyle kamu otoritesine çağrımızdır: Ulusal tütün kontrol politikasını ve bu politikanın bir parçası olarak sigara bırakma hizmetlerini yeniden güçlü hale getirmek gereklidir. Çünkü yakın zaman önce yapılan bir araştırmada sigara bırakma polikliniklerinde elektronik sigaranın sorulma olasılığının oldukça düşük olduğu, ilaç stokunun yetersiz bulunduğu, önemli bir kısmının haftanın beş günü hizmet vermediği ve birimlere telefonla ulaşmada aksaklıkların bulunduğu saptanmıştır. Sigara bırakma polikliniklerindeki bu sorunların çözülmesi bırakma hizmetlerinin niteliğini artıracaktır.
Son olarak; tütün şirketlerinin kâr hırsları karşısında toplumun sağlığından yana olarak ülkemizde ruhsatlandırılmamış tütün ürünlerinin satışının ve tütün perakende satış noktalarının hepsinde saptanan yasal mevzuat ihlallerinin kamusal otorite tarafından önlenmesi gereklidir.
Türk Tabipleri Birliği, tüm gücüyle, dün olduğu gibi, bugün ve gelecekte de tütün şirketlerinin karşısında, birey ve toplum sağlığının yanında olacaktır.”

Şifayı kendi formülüyle buldu!


Olgay GÜLER
Edirne’de 54 yıllık eczacılık yapan, eski belediye başkan-larından eczacı İbrahim Ay (80), 20 yıldır çektiği eklem ağrılarından, kendi ürettiği formülle kurtuldu.
Edirne’nin en eski eczacı-larından Ay, 20 yıl boyunca çektiği eklem ağrıları nedeniyle bir çok doktora başvurdu. Geride kalan süreçte 10 ameliyat olan Ay, hiçbir tedaviden yüzde 100 sonuç alamayınca, mesleğinin de verdiği avantajla, eczanesinde kendi formülünü üretti. Torunu Meriç’ten esinlenerek MRC ismini verdiği gıda takviyesi ilacı kullanmaya başlamasının ardından ağrılarından kurtulan Ay, İstanbul’da firmalarla anlaşarak, satışa sundu. Son dönemdeyse çok sayıda müşteri sadece bu ilaç için eczaneye gelerek, talepte bulunmaya başladı.


‘KENDİM İÇİN ÜRETTİM’
Ay, kendisinin sadece tezgah eczacılığı yapmadığını, sürekli araştırmalarını sürdürdüğünü belirterek, “Eskiden çok spor yaptığım için iskeletlerde arızalar başlamıştı. Bu arızalar başlayınca doktorlara muayene olduk, derken 10 tane ameliyat oldum ben. 10 ameliyattan sonra rahatladım. Fakat ilaçlar artık demode mi olmaya başladı benim kafamda, onu bilemiyorum, gıda takviyesi ilaçlara yöneldim. Fitoterapi belgem de var. Bu belgeyle de bazı araştırmalarla ilaçlar yapmaya başladım kendim. Derken bu glikofleks diye bir ilaç kendime imal ettim. Bunun için de şeytan pençesi var ama tabii bunun içinde glukozaminden tut da diğer şeylere hepsi var. İstanbul’daki firmalarla konuşarak, kimyagerlerle konuşarak, imalatçı fabrikalara giderek danışmanlarla bu işi hallederek tamamen resmi hale getirip Türkiye’ye bu ilacı sürdüm. Bu ilaçla beraber 6 tane ilacım var benim. Altı tane ilaç imal ediyorum şu anda. Bu 6 ilacı da Türkiye çapında bütün firmaları Türkiye’deki depolara verdim” dedi.


‘BENİM AVANTAJIM ÇOK ARAŞTIRIP, OKUMAK’
Eczacılığın yalnızca ilaç satmak anlamına gelmediğini ifade eden Ay, “Yalnızca eczacılık demek tezgahta ilaç satıp, al gülüm ver gülüm reçeteyi verelim değil. Şimdiki eczacılık artık eczaneciliğe döndü. Eczacılık değil, eczanecilik oldu. Niye? Bilgisayar idare ediyor seni. Şunu vereceğim, bunu veremeyeceğim, bunu yapacağım. Bu sefer ne oluyor? Eczacı kardeşlerimizin hepsi bilgisayara tabi oluyor. Ne araştırma yapılabiliyor, ne bir şey yapılabiliyor. İşte bizim avantajımız o. Benim avantajım o. Araştırma yapmak, okumak. Benim şurada kütüphanemde belki 100’e yakın benim bitkisel kitabım var. İstanbul’da çok büyük firmalar var, isim vermek istemiyorum. Onların takviyelerinden bu daha iyi. Çok iyi tutuldu benim ilacım şu anda. Bu lokomotif ilacım oldu” diye konuştu.


TORUNUNUN İSMİNDEN ESİNLENDİ
Ürettiği formüle torunu Meriç’in isminden esinlenerek ‘MRC’ adını verdiğini söyleyen Ay, “Bu ilaç için arkadaşlarım bana devamlı gelirler buraya. Biliyorlar benim araştırdığımı. Açıyorum kitabı, senin neyin var? Tavsiyelerde bulunuyoruz. Eczanemin köşesine bu ilaçları aktar gibi yapıp da satabilirdim, bunu yapmam, mesleğime ihanet etmem. Böyle imal ettim, piyasaya sürdüm. MRC Natura’nın manası da şu; benim torunumun adı Meriç. Meriç’in kısaltılmışı MRC olarak aldık. Sesli harfleri çıkardık. İnşallah daha da genişleriz ama benim önem verdiğim şey; Edirne’lilerin de bu işleri yapabileceği ama biraz da destek lazım tabii” şeklinde konuştu.

‘Erken tanı hayat kurtarır!’


Türk Toraks Derneği Trakya Şubesi ve Edirne Tabip Odası, nüfusun yaşlanması ve artan çevresel risk faktörleri nedeniyle kanser olgularının her geçen yıl artış gösterdiğine dikkat çekerek, sigara kullanımının en önemli risk faktörü olarak ortaya çıktığını bildirdi.
Türk Toraks Derneği Trakya Şubesi ve Edirne Tabip Odası’nın “4 Şubat Dünya Kanser Günü” ortak basın bildirisinde şunlara yer verildi:
“Türkiye’de kanser, önemli bir halk sağlığı sorunu olarak varlığını sürdürmektedir. Nüfusun yaşlanması ve artan çevresel risk faktörleri nedeniyle kanser olguları her geçen yıl artış göstermektedir. Ancak, erken tanı ve önleyici tedbirlerle birçok kanser türü önlenebilir veya tedavi edilebilir. Bu nedenle 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında kansere karşı daha dikkatli olmamız gerektiğini düşünüyoruz.
2020 yılında Türkiye’de yaklaşık 233.834 yeni kanser olgusu saptanmıştır. Aynı yıl, kansere bağlı yaşam kaybı 126.335 kişi olarak kaydedilmiştir. Ülkemizde erkeklerde en sık Akciğer Kanseri ardından, Prostat Kanseri, Kolorektal (Kalın Bağırsak) Kanseri, Mesane Kanseri, Mide Kanseri ve kadınlarda en sık Meme Kanseri, Tiroid Kanseri, Kolorektal Kanser, Akciğer Kanseri, Rahim Kanseri gözlenmiştir.
Akciğer Kanseri
Akciğer kanseri, dünya genelinde kansere bağlı ölümlerin en yaygın nedenlerinden biridir. Türkiye’de de en sık görülen kanser türlerinden biri olup, özellikle sigara kullanımı en önemli risk faktörü olarak karşımıza çıkmaktadır.
Akciğer Kanseri ile İlgili Önemli Veriler:
Akciğer kanseri, erkeklerde en sık görülen kanser türü olup kadınlarda da giderek artmaktadır.
Olguların %85’i sigara kullanımıyla doğrudan ilişkilidir. Ancak sigara içmeyenlerde de görülebilir.
Erken evrede teşhis edilen hastalarda 5 yıllık sağ kalım oranı %80-90’lara kadar çıkabilirken, geç teşhis edilen vakalarda bu oran %10’un altına düşmektedir.
Kanseri Önlemek ve Erken Teşhis İçin Ne Yapmalıyız?
Tütün Ürünlerinden Kaçının: Sigara ve tütün ürünleri kullanımını bırakmak, akciğer kanseri riskini önemli ölçüde azaltır.
Sağlıklı Beslenme ve Aktif Yaşam: Dengeli beslenmek, fiziksel olarak aktif olmak ve ideal kiloyu korumak kanser riskini azaltır.
Hava Kirliliği ve Mesleki vb. Maruziyetlerden Korunun: Radon gazı, asbest ve hava kirliliği, zararlı gazlar, tozlar ve dumanlar gibi hava kirleticileri akciğer kanseri riskini artırabilir.
Erken teşhis hayat kurtarır.
Erken Tanı İçin: Özellikle sigara içmiş veya içen 50 yaş üzeri bireyler, düzenli kontrollerini yaptırmalıdır.
Kanserle mücadele, yalnızca sağlık çalışanlarının değil, toplumun her kesiminin ortak sorumluluğudur. Sağlıklı bir gelecek için kanser konusunda farkındalık oluşturmalı, erken tanı ve tedavi fırsatlarını değerlendirmeliyiz.
4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde, sevdiklerinizle birlikte sağlıklı bir yaşam için adım atın!”