Kategori arşivi: Kültür-Sanat

Keşan Kent Müzesi’nde 34 bin 325 ziyaretçi

Keşan Kent Müzesi Koordinatörü Arkeolog Aslı Avcı, yıl boyunca her yaş grubundan 34.325 ziyaretçiyi ağırladıklarını, yaz döneminde Saros Körfezi’ne gelen turistlerin ilgi odağı olduğunu, bölgede turizm açısından bir destinasyon noktası haline geldiklerini vurguladı.

Sömestr tatili, Müzeler Haftası, resmi bayramlar, yılbaşı gibi dönemlerde, yogadan kaligrafi atölyesine; İngilizce konuşma kulübünden el işi atölyelerine çocuklara farklı deneyimler sunduklarını belirten Avcı, yalnızca müze atölyeleri ile değil, okullarla iş birliği yaparak müze turuyla da yüzlerce çocuğa ulaşarak Keşan’ın tarihini, kültürünü anlattıklarını belirtti. Öğrencilerin projelerine ve ders içi etkinliklerine de katkı sunduklarını anlatan Avcı, “Bize gelen her öğrenciyle tek tek ilgileniyoruz. Ödevleri ve projeleri için araştırma ve materyal ihtiyaçlarına elimizden geldiğince destek olmaya çalışıyoruz. Bizi umutlandıran ve çok da mutlu eden önemli ayrıntılardan biri de boş derslerini müzeye gelerek değerlendiren öğrencilerimiz. Onları gördükçe hedefimize ulaştığımızı bir kez daha anlıyoruz” dedi.

Kentteki Trakya Üniversitesi’ne bağlı birimlerle  iş birliklerinin de artarak devam ettiğini belirten Avcı, “Yusuf Çapraz Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu ve Keşan Hakkı Yörük Sağlık Yüksek Okulu’nun oryantasyon programlarına dahil olduk. “Benim Şehrim” konusu kapsamında, Keşan’a yeni gelen gençlerimize Keşan’ı anlattık. Bunun yanı sıra öğrenci topluluklarının etkinliklerine ev sahipliği yaptık. Her fırsatta gençlerle bir araya gelmekten memnuniyet duyuyoruz. Onların fikirleri ve görüşleri bizim için çok önemli. Müzeyi geliştirecek ve ileriye taşıyacak tavsiyeler gençlerden geliyor” dedi.

Üniversite ve okullar dışında TEMA, Türkü Dostları Derneği, İlçe Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, Tarihi Kentler Birliği gibi STK ve kamu kurumları ile de çalışmalar yapıldığını belirten Avcı, farklı kurum, kuruluş ve kişilerle yapılan çalışmaların dışında Edirne İl Kültür Müdürlüğü Kültür Varlıkları ve Müzeler Şubesi tarafından düzenlenen Doğal Afetlerde Müze Envanterinde Yer Alan Eserlerin Korunması, Türkiye Belediyeler Birliği’nin düzenlediği kişisel gelişim ve kurum içi eğitimlere katılım sağlanarak müze personelinin mesleki gelişimine katkı sunulduğunu belirtti. Kültürel mirasımızın korunması adına yeni projeler için de çalışıldığını açıklayan Avcı, Belediyemize bağışlanan tescilli yapı ile ilgili Tarihi Kentler Birliği’ne “Keşan Kültür Evi” olarak yapılan destek başvurusunun kabul edildiğini, önümüzdeki süreçte avan proje çalışması için teknik ekip ziyaretinin gerçekleşeceğini sonrasında da projeyi adım adım ilerleteceklerini anlattı. 

Keşan Kent Müzesi Koordinatörü Arkeolog Aslı Avcı sözlerini, “Keşan Kent Müzesi olarak, eğitim-kültür-sanat kampüsü olma iddiamızı destekleyen ve geliştiren projelerimizi hayata geçirmekten son derece mutluyuz. 2026 yılında da hedeflerimiz doğrultusunda çalışmaya, kentimizi, Belediyemizi ve müzemizi ulusal ve uluslararası düzeyde temsil etmek için projeler geliştirmeye, kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapmaya devam edeceğiz.“diye tamamladı.

Çanakkale 1915 Savaş Malzemeleri Müzesi Keşan’da

Çanakkale 1915 Savaş Malzemeleri Müzesi, 15 yıldır Türkiye’nin dört bir yanında düzenlediği sergiler kapsamında son durağı olan Keşan’da ziyaretçileriyle buluştu.

Keşan Atatürk Stadı Spor Salonu’nda açılan sergi, 5-10 Ocak 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek.

Sergide, Çanakkale Savaşı sırasında askerlerin kullandığı kişisel eşyalar, mermiler, savaş malzemeleri ve cephede yaşanan olayların kısa hikâyeleri yer alıyor. Yaklaşık 1000’i aşkın eserin bulunduğu müze, özellikle genç nesillere Çanakkale ruhunu ve tarih bilincini aktarmayı amaçlıyor.

Çanakkale 1915 Savaş Malzemeleri Müzesi’ni; Keşan Belediye Başkan Yardımcısı İsmail Büyükvarlık,Keşan İlçe Milli Eğitim Müdürü Sercan Kemik, Keşan Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Mücahit Erdoğan, Keşan Kent Müzesi Koordinatörü Arkeolog Aslı Avcı ve çok sayıda öğrenci ziyaret etti.

Çanakkale Müzesi Genel Koordinatörü Cengiz Yürükaslan, “Bugün burada, milletimizin bağımsızlık destanının en önemli simgelerinden biri olan Çanakkale ruhunu hep birlikte yaşamak üzere bir aradayız. Çanakkale 1915 Savaş Malzemeleri Müzemiz, tam 15 yıldır Türkiye’yi karış karış dolaşarak, Çanakkale’ye gitme imkânı bulamayan öğrencilerimizi ve vatandaşlarımızı bu büyük destanla buluşturmayı amaçlıyor.” ifadelerini kullandı.

1000’İ AŞKIN ESER BULUNUYOR

Yürükaslan, şöyle devam etti: “Bu müze yalnızca bir sergi alanı değil; aynı zamanda tarihin canlı bir anlatımı, ders niteliğinde bir hafıza mekânıdır. Müzemizin en dikkat çekici yönlerinden biri, Çanakkale’de dahi sergilenmeyen, çok özel ve nadir malzemeleri bünyesinde barındırmasıdır. İçerisinde yer alan 1000’i aşkın eser, Çanakkale Savaşları’nın bilinmeyen yönlerini gözler önüne sermektedir. Defalarca Çanakkale’yi ziyaret etmiş öğretmenlerimizin dahi, burada sergilenen bazı malzemeleri ilk kez gördüklerini ifade etmeleri, bu müzenin ne kadar kıymetli bir çalışma olduğunu açıkça göstermektedir.”

CUMARTESİ AKŞAMINA KADAR AÇIK

Sergilenen her bir eserin, her bir tablonun büyük bir özenle hazırlandığını, Çanakkale’nin gerçek, yalın ve sarsıcı anlatımını yansıtmakta olduğuna dikkat çeken Cengiz Yürükaslan, şunları söyledi:

“Müzemiz, bu yönüyle sadece geçmişi anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda genç nesillere vatan, millet ve fedakârlık bilincini de aktarıyor. Trakya’daki durağı Keşan olan bu anlamlı müze, Keşan Belediyesi Kültür Hizmetleri kapsamında hem öğrencilerimize hem de halkımıza sunulmaktadır. Müzemiz, cumartesi akşamına kadar, her gün saat 17.00’ye kadar ziyarete açıktır. Saat 14.30’a kadar öğrencilerimiz yoğun şekilde ziyaret edecek, 14.30’dan sonra ise halkımız müzemizi gezebilecektir. Cumartesi günü ise, 09.00-16.00 saatleri arasında halkımızın ziyaretine açık olacaktır.

Bu müze, yalnızca geçmişi hatırlatmak için değil; geleceği bilinçle inşa edebilmek için çok önemli bir görev üstlenmektedir. Çünkü Çanakkale denildiğinde, gerçekten de akan sular durur. Ve bu müzenin çok anlamlı bir sloganı var: ‘Çanakkale, yalnızca 18 Mart’larda hatırlanan bir destan değildir; bir gün değil, her gün Çanakkale.’ Bu duygu ve düşüncelerle; bu kıymetli çalışmanın hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyor, tüm vatandaşlarımızı ve özellikle gençlerimizi bu anlamlı müzeyi ziyaret etmeye davet ediyorum.”

TÜ’de unutulmayacak konser: Unutulmayanlar

Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Balkan Senfoni Orkestrası tarafından düzenlenen “Unutulmayanlar” konseri, Balkan Kongre Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu.

Şefliğini Prof. Tanju Araboğlu’nun üstlendiği konserde, Türk müziğinin hafızalara kazınan eserleri senfonik düzenlemelerle seslendirildi. Balkan Senfoni Orkestrası tarafından icra edilen eserler, izleyicilerden büyük beğeni topladı.

Konsere Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler ile Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mustafa Tan ve Prof. Dr. Eylem Bayır, Genel Sekreter Hüseyin Türkel, dekanlar, müdürler, akademisyenler, öğrenciler ve Edirne halkı yoğun ilgi gösterdi.

Çocuk Senfoni Orkestrası’nın, Dmitri Shostakoviç’in 2. Valsi ile “Memleketim” eserini seslendirmesinin ardından sahne alan Balkan Senfoni Orkestrası, film müziklerinden Türk tangolarına, unutulmaz pop şarkılarının senfonik düzenlemelerine uzanan zengin bir repertuvar seslendirdi. Orkestraya, Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyeleri Dr. Öğr Üyesi Burcu Coşkun, Dr. Öğr Üyesi Deniz Yavuz ve Dr. Öğr Üyesi Gökçe Güven sesleriyle renk katarken, Filibe Opera ve Balesi’nde görev yapan konuk sanatçı bariton Alper Ünlütürk etkileyici performansıyla dinleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. “Ah İstanbul” adlı eserde ise Dr. Öğr. Üyesi Vahdet Çalışkan‘ın klarnet solosu büyük alkış aldı.

Konser sonunda ayakta alkışlanan sanatçılara, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mustafa Tan ve Prof. Dr. Eylem Bayır tarafından çiçek takdim edildi.

ADD’den çok özel konser

İsmail DEMİRAY

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi Telden Gönüle Türk Halk Müziği Korosu tarafından düzenlenen “Safa Geldin Ulu Gazi” konseri Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Atatürkçü Düşünce Derneği Telden Gönüle Türk Halk Müziği Korosu Korosu yirmi türküyle konseri izlemeye gelenlere unutulmayacak bir müzik dinletisi sundu.

Atatürk Kültür Merkezi’ndeki konser öncesinde ADD Başkanı Celil Özcan günün anlam ve önemi üzerine bir konuşma yaptı.

Koro şefi Reyhan Kuru koro veya solo olarak okunacak türkülerin hikayelerini konseri izlemeye gelenlere aktararak konser boyunca kendilerine keyifli anlar yaşattı.

Türkiye’nin bütün yörelerine yer veren koro her yörenin en sevilen türkülerini seslendirdiğe konser yaklaşık üç saat sürdü.

Koca Sinan Mahallesi muhtarı Canan Koca
Azeri dansıyla geceye renk kattı

Konserin sonlarında “Hoş Gelişler Ola” türküsüne Koca Sinan Mahallesi Muhtarı Canan Koca dansıyla eşlik ederek izleyicilerden büyük alkış aldı.

YER ALAN SANATÇILAR;

Şef: Reyhan Kuru

SAZLARDA:

Emre Deniz Kuru, Yücel Biçer, Ercan Canbaz, Mustafa Kısaçtutan, Hilmi Kuru, Ali Akartürk, Gökhan Yeşilsu, Ahmet Kasap, Elvin Karbuz, Emrah Üst

KORODA:

Dilek Sengör, Nur Biçer, Nihal Canbaz, İlkay Dalakkaya, Nejla Çöke, Kadriye Aslan, Gülsüm Şahin, Hatice Algan, Sakine Günay, Havva Akağaç, Zeliha Var, Ayşe Üst, Meryem Esmer, Seher Karbuz, Raci Özdemir, Şemsettin Elbüken, Ersan Üst, Kemalettin Açar, Şinasi Dede, Mustafa Babacık, Kartal İn, Zeybek: Enis Ocak

AZERİ DANS:

Canan Koca (Kocasinan Mahalle Muhtarı)

Koro şefi Reyhan Kuru konser sonrası arkadaşları ve türkü severler tarafından tebrik edildi

KONSER’DE SÖYLENEN TÜRKÜLER;

Benden Selam Söyleyin Bolu Beyine, Vakti Seherde, Kütahyanın Pınarları, Beni Hor Görme Kardeşim, Behçede Yeşil Çınar, Hani Yaylam, Sabahın Seherinde Ötüyor Kuşlar, Daha Senden Gayri aAşık mı Yok, Gönlüm Ataşlara Yandı, Bırakan Gam Kederi, Çalın  Davullar, Sefonun Evi, Drama Köprüsü, Çökertme, Dağlara küstüm Ali, Mızıka çalındı, Sarı Zeybek, İzmirin Kavakları, Hoş Gelişler Ola, Sarı Saçlım, İzmir Marşı.

Bursa Senfoni’den unutulmaz gece

Olgay GÜLER

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Edirne’ye gelişinin 95’inci yıldönümü anısına, Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası tarafından konser düzenlendi.

Edirne Belediyesi, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Edirne’ye gelişinin yıl dönümü kutlama etkinlikleri kapsamında, Cumartesi akşamı Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası’nı ağırladı. Edirne Belediyesi AKM’de gerçekleştirilen konser, yoğun katılıma ev sahipliği yaptı.

Konsere Edirne Belediye Başkan Vekili Cenk Ergüden, CHP Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, Edirne Barosu Başkan Vekili Aygün Ulubey Ergüden, CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, Havsa Belediye Başkanı Hüseyin Özden, Lalapaşa Belediye Başkanı Zafer Sezgin geldi ile çok sayıda sanatsever katıldı.

Murat Cem Orhan’ın şefliğini üstlendiği orkestrada, genç ve yetenekli çello sanatçısı Ege Dikbıyık solist olarak sahne aldı. Başarılı performanslarıyla izleyicilerden tam not alan orkestra ve solist, gece boyunca sık sık alkışlarla kesildi. Klasik müziğin seçkin eserlerinden oluşan konser programında; Gioachino Rossini’nin “Sevil Berberi” Operası Uvertürü, Dmitri Kabalevski’nin 1 No’lu Viyolonsel Konçertosu ve Ludwig van Beethoven’ın Senfoni No.1 adlı eseri seslendirildi.

İşçi Filmleri Festivali Edirne’de

20. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, Edirne’de seyirci ile buluşuyor. Festival kapsamında gösterimler 19-20-21 Aralık tarihlerinde Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat için Vakıf (TAKSAV) Edirne Temsilciği’nde gerçekleştirilecek.

Açılış gecesi 19 Aralık Cuma saat 20.00’de Edirne TAKSAV Salon’da düzenlenecek. Açılış gecesinde “İşçi Sınıfının Mucizevi Bir Şekilde Ecnebileşmesi” filmi seyirciyle buluşacak.

Festival kapsamında 20 Aralık ve 21 Aralık tarihlerinde TAKSAV Salon’da gösterimler devam edecek.

20 Aralık Cumartesi günü saat 17.00’de “Apnees, Eksi Bir”ve “Mostar’ın Çocukları” filmleri ve saat 20.00’de “Döngü” filmi seyirci ile buluşacak.

21 Aralık Pazar günü saat 14.00’te “Hayalet İşçiler” ve “Son Enstitülüler” filmleri, saat 17.00’de “Yolda” ve “Şalom Salaam Peace” filmleri, saat 20.00’de “Rosinante” filmi seyirci ile buluşacak.

Atatürk’ün Edirne’ye gelişi senfoni ile anılıyor

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatütk’ün Edirne’ye gelişinin yıldönümü kutlama etkinlikleri kapsamında Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası, Edirne Belediyesi’nin organizasyonu ile 20 Aralık Cumartesi günü Edirnelilerle buluşacak.
Edirne Belediyesi, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Edirne’ye teşriflerinin yıl dönümü dolayısıyla anlamlı bir etkinliğe imza atıyor. Etkinlikler kapsamında, Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası 20 Aralık Cumartesi günü Edirnelilerle buluşacak.
Atatürk’ün 21 Aralık 1930 tarihinde Edirne’ye gelişinin yıl dönümü anısına düzenlenen konser, saat 20.00’de Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Orkestranın şefliğini Murat Cem Orhan üstlenirken, genç ve yetenekli çello sanatçısı Ege Dikbıyık solist olarak sahnede yer alacak.


BAŞKAN FİLİZ GENCAN: “ATA’MIZI, O’NUN SEVDİĞİ SANATLA ANIYORUZ”
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, konserle ilgili yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün serhad şehrimiz Edirne’ye gelişinin yıl dönümünü büyük bir gurur ve minnetle anıyoruz. Atatürk, sanata ve sanatçıya verdiği değerle Cumhuriyetimizin kültürel temellerini güçlendirmiştir. Bizler de O’nun mirasına sahip çıkarak, bu anlamlı günü Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası’nın değerli icralarıyla anmak istedik.
Tüm hemşehrilerimizi, Ata’mızın hatırasını birlikte yâd etmek ve bu özel konseri paylaşmak üzere Atatürk Kültür Merkezi’ne davet ediyorum.”
ZENGİN KONSER PROGRAMI
Konser programında, klasik müziğin seçkin eserlerinden oluşan bir repertuvar sanatseverlerle buluşacak. Programda; Gioachino Rossini’nin “Sevil Berberi” Operası Uvertürü, Dmitri Kabalevski’nin 1 No’lu Viyolonsel Konçertosu ve Ludwig van Beethoven’ın Senfoni No.1 adlı eseri yer alacak.

Konser programında, klasik müziğin seçkin eserlerinden oluşan bir repertuvar sanatseverlerle buluşacak. Programda; Gioachino Rossini’nin “Sevil Berberi” Operası Uvertürü, Dmitri Kabalevski’nin 1 No’lu Viyolonsel Konçertosu ve Ludwig van Beethoven’ın Senfoni No.1 adlı eseri yer alacak.

Takıya ‘Selimiye motifi’ dokunuşu

Olgay GÜLER

Edirne’de Trakya Üniversitesi’nde (TÜ) Öğretim Görevlisi Aybike Kınalı, Selimiye Camisi minberindeki motifleri, ince işçilikle çalıştığı 925 ayar gümüşten takı setine işledi.

Trakya Üniversitesi Şehit Ressam Hasan Rıza Güzel Sanatlar Meslek Yüksekokulu El Sanatları Bölümü Kuyumculuk ve Takı Tasarımı Programı Öğretim Görevlisi Aybike Kınalı, Türk-İslam mimarisinin zirve eserlerinden Selimiye Camisi’nin minberindeki desenleri, takı setine aktarmaya karar verdi. İlk olarak desenlerin kalıplarını çıkaran Kınalı, daha sonra 1 ay süren çalışmayla takıları oluşturdu. Kolye, broş ve iki küpeden oluşan takı setini koleksiyonunda barındıran Kınalı, titiz çalıştırarak o dönemin ruhunu yansıtmak istediğini söyledi.

‘MÜTHİŞ BİR MERMER İŞÇİLİĞİ GÖRÜYORUZ’

Selimiye Camisi’nin, başlı başına bir dönemin ustalık eseri olarak bilindiğini belirten Kınalı, “Selimiye Camisi’nin minberi de kendi içerisinde yapısal olarak ve tasarımsal anlamda gerçekten üzerinde çok önemli izler taşıyor. Mimar Sinan’ın eserin üzerinde yaratmış olduğu tasarımsal figürleri ve mimari yapının içerisindeki yerleştirme ve konumu gerçekten çok önem arz ediyor. Ben de bu çalışmamda, minber desenin üzerindeki geometrik figürlerden yola çıkarak tasarımını gerçekleştirdim. Minberde, tasarımın bütününe bakıldığında müthiş bir mermer işçiliğini görüyoruz. Bu mermer işçiliği hem hafifmiş etkisi yaratıyor. Ama bir o kadar da kütlesel olarak, günümüze kadar ulaşmış olmasıyla sağlamlığını bize göstermiş oluyor. Yapmış olduğum takıda da 925 ayar gümüş kullanarak buradan esinlendiğim figürlerle, desenlerle günümüz çağdaş kuyumculuk teknikleriyle birleştirerek, bu ışığı taşımak istedim” dedi.

‘HAYRANLIK HİÇBİR ZAMAN İÇİN GİTMİYOR’

İlk önce kalıplama çalışması gerçekleştirdiklerini belirten Kınalı, “İnceleme ve araştırmadan sonra tasarım sürecine geçtik ve ardından ajur tekniği; iç boşaltma. Ben daha da vurgulu hale gelmesi için, üzerinde taşındığında görünür hale ulaştırmak için boş alanları kapatarak ve renk geçişleriyle tamamlayıp, çalışmayı sonlandırdım. O ışığa, o tasarım sürecine ulaşabilmek için hayranlık hiçbir zaman için gitmiyor, etkileniyorsunuz. Çünkü o dönem içerisindeki o teknolojide yapılmış olan o eserin şaheserliğini izledikçe, metale aktarırken, ‘Acaba ben o kadar o ruhu verebilecek miyim’ endişesini illaki yaşadım. Ama o dönemki mermer ustalarının gösterdiği ince titiz çalışmayı da kendi işçiliğimde de elimden geldiğince kullanmaya gayret ettim” diye konuştu.

‘ÖĞRENCİLERİMİZE BİR YERDE ÖRNEK OLMUŞ OLUYORUZ’

Kınalı, “Yaklaşık 1 ay sürdü çalışmam, nihai ürüne ulaşıp sergilemeye çıkarmış olmamız. 2024 yılında bu çalışmamı yaptım. O günden bugüne de koleksiyonumda halen daha yer alıyor. Tasarım sürecine başladığınızda, ele almış olduğunuz konularda, konunun çerçevesi ve oradan yola çıkışımız, malzemeyi, materyali bir arada nasıl kompoze edeceğimiz ve bunu nasıl bir koleksiyona dönüştüreceğimiz sürecini, biz kendimiz uygularken öğrencilerimize aslında bir yerde örnek olmuş oluyoruz. Çünkü öğrencilerimize biz derslerimizde hem teknik açıdan hem de koleksiyon ve tasarımsal süreçleri öğretirken adım adım küçük parçalar halinde bilgileri öğrettiğimiz için bu tip çalışmalarla ortaya çıkarttığımızda bir eserin serüveni ne şekilde, nasıl ilerliyor? Bu süreçte ne gibi adımlardan geçiyoruz? sorunları nerelerde yaşıyoruz? O problemleri ne şekilde çözüyoruz? Bunlarla da ilgili bir yerde örnek oluyoruz kendilerine. Ben kendi adıma da çalışmalar düşünüyorum mutlaka. Fakat öğrencilerimiz için de projelerimizin kapsamında tasarımlarını oluştururken, Edirne’nin farklı mimari ögelerinden olsun, doğal zengin kaynaklarından olsun, faydalanarak mutlaka tasarım oluşturmaları için kendilerine proje olarak veriyoruz” dedi.

FARKLI KOLEKSİYONLAR DA VAR

Selimiye dışında farklı temalarla hazırladığı koleksiyonlarının da olduğunu belirten Kınalı, “Daha öncesinde yapmış olduğum ‘Taştaki Türkler’ isimli Servet Somuncuoğlu’nun kitabından da esinlenerek, Türklerin özellikle Orta Asya’da taşların üzerinde kullanmış olduğu keçi ve koç motiflerinden yola çıkarak yapmış olduğum ayrıca bir koleksiyonum da bulunuyor. Burada kitap ayracı, broş ve kolye olmak üzere yaklaşık 4 parçalık bir set tasarladım. Orada da koç ve keçi figürünün Türklerin hayatındaki önemi, sonsuz ölümü ve yaşamı temsil etmesi. Bunu taşlara aktarmaları hem hayatlarının içerisinde var etmeleri kutsal bir varlık olarak görmüş olmalarını ifade etmeye çalıştım ve bunu da metal tekniğinde elimden geldiğince gösterdim” diye konuştu.

Kınalı, “Bizler akademisyen olduğumuz için yapmış olduğumuz çalışmalarımızı, okulumuzun bünyesinde, akademik anlamda ve dışarıda diğer sanat alanında açılan sergilerde sergileyerek sanatseverlerle buluşturuyoruz. Tabii ki o sergide eğer sahiplenmek isteyenler olursa da sahiplenmeleri için gerekli desteği ve yardımı da sağlıyoruz” dedi.

EFOD’dan ‘siyah-beyaz’ sergi!

Olgay GÜLER

Edirne Fotoğraf Sanatı Derneği’nin (EFOD) Nilgün Erman Atölyesi tarafından, 47 fotoğraflık ‘Siyah Beyaz Hayatlar’ sergi, fotoğrafseverlerin ziyaretine açıldı.

EFOD’da Nilgün Erman liderliğinde oluşturulan fotoğraf atölyesinde, 18 fotoğraf sanatçısının eserlerinden oluşan “Siyah Beyaz Hayatlar” adlı sergi, Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu. Serginin açılış törenine Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden, Edirne Ticaret İl Müdür Vekili Mustafa Kurt, EFOD Başkanı Serdar İyiiz ve çok sayıda sanatsever katıldı.

Açılışta konuşan EFOD Başkanı Serdar İyiiz, dernek olarak amaçlarının topluma değer katmak olduğunu belirtti.

‘FOTOĞRAF BELGE NİTELİĞİNDEDİR’

Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden de fotoğrafın zamana tanıklık eden yönünü hatırlatarak, “Mesleğim gereği mimari ve sanatsal fotoğraf üzerine çeşitli çalışmalar yapmış biri olarak, fotoğrafın belge niteliğinin altını çizmek isterim. Bir fotoğraf, çekildiği anda kayıt hâline gelir. Bugün eski Yeşilçam filmlerindeki görüntüler bile restorasyon süreçlerinde kullanılabiliyor; bunun örneklerini gördük. Bir hatıra fotoğrafında bile çevreye dair bir ayrıntı yer alıyorsa, bu kayıt kimi durumlarda resmi işlemlerde dahi belge niteliği taşıyabiliyor” şeklinde konuştu.

‘RENKLERİ ÇIKARDIK, ÖZÜ ORTAYA KOYDUK’

Atölye sorumlusu Nilgün Erman, siyah beyaz fotoğrafların özünü ortaya çıkardığını belirterek, “Bizler bu atölyeye başlarken zaman zaman fotoğraflar çekmek, kadrajlarımızda duyguyu ön plana almak düşüncesiyle yola çıktık. Bunu sağlamanın yolu da denklemden rengi çıkarmaktır. Siyah beyaz fotoğraf, renklerin gürültüsünü ortadan kaldırır; geride sadece özü bırakır. Bu süreçte ışığın ve gölgenin dansını, duyguların yalınlığını, hikâyelerin en saf hâlini görünür kılmaya çalıştık. Bu sergideki her karede, sadeliğin içindeki farklı derinliklere inmeyi amaçladık. Bu çalışmalar, hem insanların hayatlarına dahil olmanın hem de sanatsal bir arayışın ürünüdür. Bazen bir sokak köşesinde, bazen bir yüzün karmaşıklığında yalnızca yaptıkları işle var olan hikâyeleri sizlere aktarmaya çalıştık. Amacımız sadece fotoğraf göstermek değil; aynı zamanda izleyeni kendi iç yolculuğuna davet eden bir atmosfer yaratmaktı” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından Nilgün Erman Fotoğraf Atölyesi’nin üyelerine sertifikaları takdim edildi. AKM’de açılan sergide; Betül Orakçılar, Büşra Orcan Çakırlı, Cüneyt Varna, Çiğdem Alper, Elif Oğuz Taylan, Hülya Kurtuluş, Kaan Erbayraktar, Minnet Sofuoğlu, Nagehan Gürkaynak, Nilay Unakıtan, Nilüfer Atsızlar, Özlem Yılmaz, Remziye Sivri, Sare Özlem Demir, Selva Atalan, Serhat Yılmaz, Tuba Şenerler ve Yaşar Akıncı’nın 47 eseri yer alıyor.

Osman İnci’de 103’üncü yıla ‘başkentlerle’ selam

Olgay GÜLER
Osman İnci Müzesi’nde, Edirne’nin kurtuluşunun 103’üncü yıldönümü onuruna; ‘Osmanlı Başkentleri’ ve ‘Başkentlik Döneminde Yapılan Tarihi Eserler’ konulu fotoğraf sergisi düzenlendi.
Karaağaç’taki Osman İnci Müzesi’nde, Edirne’nin kurtuluşunun 103’üncü yıldönümünde anlamlı bir sergi açıldı. ‘Osmanlı Başkentleri’ ve ‘Başkentlik Döneminde Yapılan Tarihi Eserler’ temalarıyla oluşturulan sergide Rasim Sezen, Ali Çitak, Doç.Dr. Ali Emre Bilgin, Özcan Nuri, Nihan Sezen ve Cansu Varol’un fotoğraflarına yer verildi. Sergi, Türk sanat müziği dinletisi ve konuşmaların ardından ziyarete açıldı.
‘SERGİDEKİ TÜM ESERLER RESTORASYONDAN GEÇTİ’
Sergiyle ilgili müzeden yapılan açıklamada, yer alan tüm eserlerin hepsinin değişik dönemlerde restorasyon geçirdiğine işaret edilerek, “Sergide sunulan eserlerin yaklaşık hepsi değişik dönemlerde restorasyon geçirmiştir. Sergide bulunan eserlerden ikisinin eski fotoğraflardan farklı olduğu saptandı. Ertuğrul Gazi Çeşmesi tamamen değiştirilmiş, Dimetoka Gözetleme kulesi ise restorasyon ilkelerine uygun yapılmış ve saat kulesi ismiyle işlevini sürdürmekte. Restorasyonda belgelere göre hareket edilir; eğer ekleme ve düzeltmeler yapılması gerekiyorsa, yapılan şeyin eskisinden ayırt dilmesi gerekir. Elimizde çizim veya fotoğraf varsa bunları esas alarak restorasyonları yapabiliriz. Mutlak tamamlamak gerekiyorsa yapıldığı yıl anlaşılır nesneler içermeli. Özetle müdahale uyduruk olmamalı, yapıldığı yıllar anlaşılmalı” denildi.
‘YENİ UYGULAMA KORUMA İLKELERİNE AYKIRIDIR’
Ana kubbesindeki kalem işlerinin değiştirilmek istenmesiyle gündeme gelen Selimiye Camisi restorasyonuna da yer verilen açıklamada, “Selimiye Camisi restorasyonu amaçlı yapılan son projede; ana kubbeyi kaplayan tüm yazı ve motifler kazınacak, yerine yeni bir kalem işi ve süslemeler yapılacak. Bu görüşü “Selimiye Camii Tespit ve Tahkik Heyeti” isimli ekip uzun uğraş sonrası kabul ettirmiş. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Universitesi yetkilendirmiş, öncelikle konu bir vakıf üniversitesi görev ve sorumluluğunda değildir. Ayrıca ekipte; “Dünya Miras Alanlarının Yönetimi ve Korunması, Koruma Bilimi ve Arkeolojik Katman Analizinde uzman, Disiplinler arası Koruma Uzmanı” yoktur. Bu ekip varsayımlarla hareket etmekte, ellerinde “Sinan yaptığında ana kubbe tam olarak şöyleydi” belgesi yoktur. “Böyle olabilir” görüş ve anlayışı ile tarihi doku değiştirilemez. Uluslararası Anıtlar ve Siteler Konseyi (ICOMOS) Türkiye resmi görüşü net: “Mevcut ana kubbe katmamı belgelidir.” Varsayıma dayalı bir rekonstrüksiyon bu katmanları yok eder. Sonuç olarak bu uygulama koruma ilkelerine aykırıdır” ifadeleri kullanıldı.
‘UNESCO LİSTESİNDEN ÇIKARILABİLİR’
UNESCO Listesine girebilmek için özgünlük ve bütünlüğün korunuyor olması gerektiğine de yer verilen açıklamada, “Eğer UNESCO’ya sunulan bu belgeli katmanı kaldırıp yerine tahmini bir desen koyarsanız, eserin ‘üstün evrensel değerine’ zarar vermiş olursunuz ve eser UNESCO listesinden çıkarılabilir. Venedik Tüzüğü, restorasyonun anayasası kabul edilir. Bunun 3 maddesi: “Bir yapıyı sadece güzel olduğu için değil, tarihi bir belge olduğu için de korumalıyız. “9.madde: “Restorasyon özgün malzemeye ve güvenilir belgelere saygı esasına dayanır.” 11. madde: “Bir anıt yapıya farklı dönemlerde yapılmış katkılar da değerlidir, saygıyla korunmalıdır. Restorasyonda amaç üslup bütünlüğüdür.” Değişik dönemlerde üst üste binmiş katmanlar ancak kural dışılık halinde kazınabilir. Korumada amaç bütün yapının aynı stilde olması değildir, sadece niteliksiz müdahaleler varsa onlar kaldırılabilir. Mimar Mine Kavasoğulları eğer belgeli katmanı kaldırıp yerine varsayıma dayalı restorasyon yapılırsa UNESCO Dünya Mirası Listesi statüsü riske girebileceği görüşünde. Tarihsel Çevre ve Yapı Korumacılar Derneği yapılmak istenileni bilim dışı müdahale tehlikesi olarak yorumlamakta” denildi.