Kategori arşivi: Güncel

DEDEMİN BİRİ HIRSIZ, DİĞERİ DİLENCİYDİ

Turan ŞALLI

Dedemin babası Zaim, Uzunköprü’de Yemen savaş bölgesine gönderilmek üzere toplanma alanı sırasında trenin çarpması sonucunda oracıkta ölmüştü. Babamın babası Ali dedem küçük yaşta öksüz kalmıştı. Babadan kalma ne tarla, ne de bahçe vardı. Bir karış tapulu yeri bile yoktu, miras olarak yoksulluk bıraktı.

Okuma yazması hiç olmadı. Zaten ülkenin büyük bir çoğunluğu okur- yazar değildi. Ali dedem kendi halinde yaşayan temiz bir kişilikti.  Gençliğinde çöplerden eski asker postallarını toplar, el yordamıyla diker, tamir eder satarmış. Bir zaman sonra ayakkabı tamiri ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyince çaresizlik içinde dilenmeye başlamış.

Annemin babası Osman ise; gençliğinde bir çiftlik ağasının yanında yardımcı kâhya olarak çalışmış.  Çiftlik düzenini iyi öğrenmiş, kabiliyetini geliştirmişti. O da bir zaman sonra çiftlik yaşamına veda etmiş, Kıyık semtinde bulunan Menzilahir Mahallesi’ne yerleşmiş. Karısı ölünce (annemin annesi) kendine yeni bir eş bulmuştu. Ali dedemin de eşi ölmüş ancak kendine yeni bir eş almayı düşünmemişti. Ali dedem, Osman dedeme karşı mesafeli davranırdı.

Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyet’inde halkın çok büyük bir çoğunluğu sefalet yaralarını sarmaya çalışırken, Almanya’da iktidara gelen Hitler Avrupa’ya korku yayıyordu. Yunanistan sınırına dayanan Alman askerleri karşısında Türk Hükümeti asker aç kalmasın diye sürekli gıda ürünleri stok ediliyordu. Ekmek halka karne ile dağıtılıyordu. Bir tarafta derin bir yoksulluk, diğer bir tarafta savaş endişesi hâkimdi. Halk kendince açlığa, parasızlığa çareler arıyordu.

1944 yılında Edirne merkezli Son Posta gazetesinde çıkan bir haberin başlığı, “Edirne’de camilerin kurşunlarını çalanlar tevkif olundu” şeklindeydi.

Caminin kurşunlarını çalanlar, Edirne’nin Kıyık semtinde sabıkalılardan Çingene İbrahim, Cafer Kanlıdere, Osman Merdin ve Yaşar Küçükcivan’dı. Yani hırsızlardan biri annemin babası Osman Merdin idi. Selimiye Camii, Etnografya Müzesi, Hacı İzzet Paşa Türbesi ve Seddi Sultan kubbelerinin muhtelif zamanlarda kurşun çaldıklarını yazıyordu. 1700 kilo kurşun parçalarını satmak için İstanbul’a getirmişler ve yakalanmışlardı. Bu dört kişi Edirne’de bulunan cezaevlerine gönderilmişlerdi. Osman dedem, şimdilerde Devecihan Kültür Merkezi’nin bulunduğu binanın alt kısmındaki bir odanın içinde hapis hayatı geçirmiş.

Yıllar yılları kovaladı, Türkiye’nin siyasi iklimi değişmişti. 1950 yılında CHP iktidarını kaybetti. Demokrat Parti Adnan Menderes öncülüğünde iktidara taşındı. Taşıyanlar arasında Osman dedem de vardı. Etrafındakilere sürekli “Demokrat Partiye oy verin” telkininde bulunuyordu. (annemin anlatıları)1944 yılında işlediği suç çoktan unutulmuş, Demokrat Parti yandaşlığı sayesinde iş buldu. Edirne Belediyesi’nde temizlik işleri biriminde çavuşluğa kadar yükseldi.

Annemin babasının Demokrat Parti sayesinde belediyede işe girmesinden sonra Demokrat Parti ekseninde bulunan Doğru Yol Partisi’ne yıllarca oy verdi. Anneme küçükken sormuştum.“Neden bu partiye oy veriyorsun?” diye “Demokrat Parti zenginlerin partisi” derdi.

Annem içinde bulunduğumuz yoksulluğu unutmuş, kendini yeni bir sosyal sınıf içine konumlandırıyordu.  Ali dedem hangi partiye oy verdiğini söylemezdi. Babam dedem için, “Kimseyle siyaset konuşmaz, o Atatürk’ten başkasına oy vermez’ derdi. Anlaşılacağı üzere iki dedemin de siyasi iklimi uymazdı. Babam her ne kadar, “Baba dilenmeyi bırak, sana para veriyorum daha ne istiyorsun” sert sitemlerine kulak asmazdı.

SENİN BABAN CAMİNİN KURŞUNLARINI ÇALDI.

1955’li yılların siyasi ikliminde babam yaşadığı bir olayı söyle anlatmıştı:

“Mahalle kahvehanesinde oturuyorduk, sohbet esnasında ‘Demokrat Partiye oy vermem’ dememden dolayı mahalleden biri beni karakola şikâyet etti, karakolda bana dayak attılar.”

O dayak olayı babamda derin izler bırakmıştı. Her seçimde CHP’ ye oyunu verdi. Annem her seçim günü oyunu Demokrat Parti’nin devamı olarak gördüğü Adalet Partisi’ne oy verirdi. Kendince Adalet Partisi’nin logosu olan attan başka siyasi parti bilmezdi. Babam da Altıok’tan asla vazgeçmedi.

Dedelerimin siyasi uyuşmazlığı ailemize de sirayet etmişti. Babam her seçim dönemi partisinin iktidara gelemeyişinin suçunu annemde arar, kendisini döverdi. Biz çocukları olarak hep babamızın siyasi görüşünün peşinde koştuk. Babam İbrahim 2006’da yaşama veda etti, annem seçim günleri dayak yemekten kurtuldu.

2015 yılının Haziran ayında Süleyman Demirel aramızdan ayrıldı. Annemle sohbete daldığımız bir gündü, “Anne Süleyman Demirel de öldü, oyunu kime vereceksin?” dediğimde kendinden emin bir tavırla,“Karaoğlan’a vereceğim”  demişti. “O da öldü” dediğimde, “Yok mu bunun bıraktığı kişi?” demişti.

İki dedemden hatıra kalan hadise;

Annem babama kızınca “Dilencinin çocuğu”,  babam da kendisine kızınca,“Hırsızın kızı, baban caminin kurşunlarını çaldı” diye söylenirdi.

TÜ’de son 8 mezuniyet heyecanı

Trakya Üniversitesi’nde 11 Haziran 2026 Perşembe günü start alan mezuniyet törenlerinde son haftaya girildi.

Balkan Kongre Merkezi’nde Edirne Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu ile Uygulamalı Bilimler Fakültesi için 11 Haziran’da ilk ikisi gerçekleştirilen mezuniyet törenlerinin bugüne kadar 19’u gerçekleştirildi. Çoğunluğu Balkan Kongre Merkezi’nde düzenlenen törenlerde, dün en son aynı salon İlahiyat Fakültesi için dolduruldu. Geriye 8 fakültenin mezuniyet töreni kaldı. Son 8 tören şöyle:

Edirne Sosyal Bilimler MYO – 11 Haziran 2026 Perşembe, saat 13.30, Balkan Kongre Merkezi

Eczacılık Fakültesi – 29 Haziran 2026 Pazartesi, saat 10.30, Balkan Kongre Merkezi

Diş Hekimliği Fakültesi – 29 Haziran 2026 Pazartesi, saat 13.30, Balkan Kongre Merkezi

Sağlık Bilimleri Fakültesi – 30 Haziran 2026 Salı, saat 10.30 ve 13.30, Balkan Kongre Merkezi

Mimarlık Fakültesi – 1 Temmuz 2026 Çarşamba, saat 13.30, Balkan Kongre Merkezi

Mühendislik Fakültesi – 2 Temmuz 2026 Perşembe, saat 13.30 ve 16.30, Balkan Kongre Merkezi

Güzel Sanatlar Fakültesi – 2 Temmuz 2026 Perşembe, saat 16.30, Karaağaç Yerleşkesi

Tıp Fakültesi – 3 Temmuz 2026 Cuma, saat 14.30, Balkan Kongre Merkezi

Kırkpınar Spor Bilimleri Fakültesi – 4 Temmuz 2026 Cumartesi, saat 13.30, Balkan Kongre Merkezi

Balkanlar’da tarihi dönemeç

28 Haziran 1389 tarihinde gerçekleşen I. Kosova Meydan Muharebesi, yalnızca Osmanlı tarihinin değil, Balkanlar tarihinin de en önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Osmanlı Devleti ile Sırp Kralı Lazar Hrebelyanoviç önderliğinde oluşturulan çok uluslu Haçlı ordusu arasında gerçekleşen savaş, Sultan I. Murad Hüdâvendigâr komutasındaki Osmanlı ordusunun kesin zaferiyle sonuçlandı. Bu zafer, Osmanlı hâkimiyetinin Balkanlar’da kalıcı hâle gelmesinin önünü açarken bölgenin siyasi ve toplumsal yapısını da derinden etkiledi.

Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşegül Kılıç, I. Kosova Savaşı’nın Balkanlar’daki Osmanlı hâkimiyetinin kesinleşmesinde belirleyici rol oynadığını belirterek savaşın tarihî önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Savaşın, Osmanlı Devleti ile Sırp Kralı Lazar liderliğindeki Balkan ittifakı arasında gerçekleşen büyük bir meydan muharebesi olduğunu ifade eden Kılıç, Osmanlıların Balkanlar’daki ilerleyişinden rahatsız olan ittifaka karşı Sultan I. Murad’ın sefere çıktığını söyledi.

Osmanlı ordusunun Turan Taktiği’ni başarıyla uygulayarak düşman kuvvetlerini ağır bir yenilgiye uğrattığını belirten Kılıç, bu zaferle birlikte Balkan devletlerinin Osmanlıları bölgeden çıkarma umutlarının sona erdiğini ve Sırbistan’ın Osmanlı Devleti’ne bağlı bir vasal devlet hâline geldiğini ifade etti.

Savaşın en önemli gelişmelerinden birinin, zaferin ardından Sultan I. Murad’ın bir Sırp tarafından şehit edilmesi olduğunu dile getiren Kılıç, I. Murad’ın savaş meydanında şehit düşen ilk ve tek Osmanlı padişahı olarak tarihe geçtiğini söyledi. Şehzade Bayezid’in tahta çıktığını belirten Kılıç, I. Murad’ın şehit edildiği yerde Meşhed-i Hüdâvendigâr adıyla bir makam türbe inşa edildiğini, naaşının ise Bursa’ya defnedildiğini kaydetti.

I. Kosova Savaşı’nın XX. yüzyılın başlarına kadar sürecek Osmanlı egemenliğinin temellerini attığını vurgulayan Doç. Dr. Ayşegül Kılıç, savaşın hem Osmanlı hem de Sırp tarihi açısından iki toplumun tarihî hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu belirtti.

Bahçeşehir’de elektronik atık projesi

Bahçeşehir Koleji öğrencilerinin yürüttüğü proje kapsamında toplanan elektronik atıklar, Edirne Belediyesi’nin 1. Sınıf Atık Getirme Merkezi’ne teslim edildi.

Edirne Belediyesi’nce yapılan konuya ilişkin paylaşımda, “Çevreye gösterdikleri örnek duyarlılık dolayısıyla öğrencilerimizi ve öğretmenlerini Sıfır Atık Marketimizde ağırlayarak Çevresel Duyarlılık Teşekkür Belgesi takdim ettik. Çevre bilinciyle örnek olan öğrencilerimizi ve emeği geçen öğretmenlerimizi kutluyor, Bahçeşehir Koleji ailesine teşekkür ediyoruz” ifadelerine yer verildi..

Bir yılın emeği sahnede taçlandı!

Olgay GÜLER

Edirne’de, geçtiğimiz yıl kurulan ve bünyesinde ilk kez sahne deneyimi yaşayan 25 kadının bulunduğu Anka Dans, Kültür, Sanat ve Turizm Derneği, ‘Önce Dans Vardı’ isimli yıl sonu gösterisini sergiledi.

Kentte, geçtiğimiz yıl kurulmasının ardından bünyesine kattığı gönüllülerle yola çıkan Anka Dans, Kültür, Sanat ve Turizm Derneği, unutulmaz bir yılsonu gösterisine imza attı. Dernek bünyesinde, ilk kez sahne deneyimi yaşayan 25 kadının hazırladığı ‘Önce Dans Vardı’ adlı yılsonu gösterisi, bir kır davet bahçesinde sergilendi.

Halk Dansları Eğitmeni Meltem Güzey önderliğinde aylardır titizlikle sürdürülen çalışmaların meyvesi olan gecede; zeybek, Yunan dansları ve Roman dansları koreografileri sahnelendi. Kadınların sahnede sergilediği yüksek enerji ve performans izleyicilerden büyük beğeni topladı.

Gecenin sonunda, performanslarıyla göz dolduran dansçılara Anka Dans, Kültür, Sanat ve Turizm Derneği Başkanı Ertan Güzey ve eğitmen Meltem Güzey tarafından başarı belgeleri takdim edildi.

Cumhuriyetin kadınları kahvaltıda buluştu

Cumhuriyetin Özgür Kadınları Derneği “Bir Yaz Kıpırtısı Kahvaltı Etkinliği” ile kadın dayanışmasının en güzel örneklerinden birini daha yaşattı.

Cumhuriyetin Özgür Kadınları Derneği Genel Başkanı Zuhal Azseven, “Bizler için bu buluşma, yalnızca aynı sofrada bir araya gelmekten ibaret değildir. Bu buluşma; dayanışmanın, kardeşliğin, Cumhuriyet değerlerine bağlılığın ve birlikte üretmenin güçlü bir ifadesidir” dedi.

Başkan azseven, “Kurulduğumuz günden bu yana olduğu gibi bugün de toplumun her kesimine dokunan, kadınların sesi olan, haksızlık karşısında susmayan ve dayanışmayı büyüten bir anlayışla yolumuza devam ediyoruz.Yoğun katılım gösteren tüm üyelerimize, misafirlerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Birlikte güçlenmeye, birlikte üretmeye ve Cumhuriyet’in aydınlık yarınları için mücadele etmeye kararlılıkla devam edeceğiz” dedi.

Cumhuriyetin Özgür Kadınları Derneği Genel Başkanı Zuhal Azseven, birlik ve dayanışma vurgusu yaparak, Cumhuriyet değerlerinden ve demokrasi mücadelesinden taviz vermeyeceklerini ifade etti.

Azseven, konuşmasını Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel’i anarak, “Mücadelemizden, yol arkadaşlarımızdan ve inandığımız değerlerden asla vazgeçmeyeceğiz. Haydi, yürüyelim arkadaşlar!” sözleriyle tamamladı.

Salondaki katılımcılar bu çağrıyı alkışlarla karşılarken, etkinlik birlik ve beraberlik mesajları eşliğinde sona erdi.

Çamerya Katliamı 82’nci yılında unutulmadı!

Olgay GÜLER

Edirne Balkan Türkleri Konfederasyonu tarafından, 82 yıl önce binlerce Arnavut Müslüman’ın ölümüyle sonuçlanan Çamerya Katliamı dolayısıyla, Yunanistan Edirne Konsolosluğu’na siyah çelenk bırakıldı.

Yunanistan’ın kuzeybatısında 1944-1945 yılları arasında binlerce Arnavut Müslüman’ın ölümüyle sonuçlanan Çamerya Katliamı’nın 82’nci yıl dönümü dolayısıyla Yunanistan’ın Edirne Konsolosluğu önünde eylem düzenlendi. Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu tarafından organize edilen etkinliğe, Babaeski Bulgaristan Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği, Büyükkarıştıran Bulgaristan Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile Kosovalı Öğrenciler Kültür ve Yardımlaşma Derneği üyeleri de katılarak destek verdi. Etkinlikte, kentin Şükrüpaşa Mahallesi’ndeki Yunanistan Edirne Konsolosluğu önüne ‘Çamerya katliamını unutmadık, unutmayacağız’ yazılı siyah çelenk bırakıldı.

‘GEÇMİŞİYLE YÜZLEŞEMEYEN YUNANİSTAN SORUMLULUKTAN KAÇAMAZ’

Basın açıklamasını okuyan Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Genel Sekreteri İsmail Kocaköse, Yunanistan yönetimini tarihiyle yüzleşmeye ve insan haklarına saygı duymaya davet etti. Kocaköse, “Geçmişiyle yüzleşemeyen Yunanistan, kendisini ‘medeniyetin beşiği’ olarak tanımlasa da 1912 yılından başlayarak özellikle 27 Haziran 1944-Mart 1945 döneminde binlerce Müslüman’ın katledildiği acı olayların sorumluluğundan kaçamaz. Bu dönemde 2 bin 900 erkek, 214 kadın ve 96 çocuk öldürülmüş; 745 kadına tecavüz edilmiş, 68 köyde 5 bin 800 ev yakılmış, göçe zorlanan binlerce insan da yollarda hayatını kaybetmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’na karşı 1821 Mora İsyanı sırasında Tripoliçe ve Navarin’de yaşanan katliamlar da tarihin unutulmaması gereken karanlık sayfaları arasında yer almaktadır. Bu katliamlarda 40 binden fazla insanı güdümünüzdeki çeteler katletti. Bugün de Yunanistan, Batı Trakya Türk azınlığının Lozan Barış Antlaşması ile güvence altına alınan eğitim, inanç ve örgütlenme haklarını ihlal etmeyi sürdürmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 27 Mart 2008 tarihli kararına rağmen, adında ‘Türk’ kelimesi bulunan derneklerin hakları yıllardır fiilen tanınmamaktadır” dedi.

‘TÜRKİYE ALEYHİNE YÜRÜTÜLEN POLİTİKALAR, İKİ HALKIN DOSTLUĞUNA ZARAR VERİYOR’

Batı Trakya’daki Türk azınlığına yönelik hukuksuz uygulamaların son dönemde de devam ettiğine dikkat çeken Kocaköse, “11 Ekim 2024 tarihinde İskeçe Çınar Camii’nde Yunanistan’ın kuklası atanmış müftülerin ortamı germesi sonucu çıkan olaylar ve sonrasında 4 kişinin 17 ay hapis cezasına çarptırılması da Batı Trakya Türk azınlığına yönelik hukuksuz uygulamaların son örneklerinden biridir. Ey Yunanistan, adalet, siyasi hesapların aracı değildir. Tarihinizle yüzleşin, mağdur ettiğiniz insanların haklarını teslim edin ve evrensel hukuk ilkelerine uygun hareket edin. Türkiye aleyhine yürütülen nefret söylemleri ve seçim dönemlerinde komşuluk ilişkilerini zedeleyen politikalar, iki halk arasındaki tarihî dostluğa zarar vermektedir. Türk ve Yunan halkları düşman değildir. Yunan siyasetçilerini, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne uygun davranmaya davet ediyoruz. Yaptığınız katliamları unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız” diye konuştu.

FOTOĞRAF SERGİSİ AÇILDI

Protesto ve basın açıklamasının ardından kentin trafiğe kapalı Saraçlar Caddesi’nde Çamerya Arnavutlarına yönelik katliamın 82’nci yılı dolayısıyla döneme ait fotoğrafların yer aldığı sergi açıldı. Toplam 22 eserin yer aldığı sergiyi gezen ziyaretçilere, dernek üyeleri tarafından katliamın tarihi süreci ve yaşanan dram hakkında detaylı bilgiler aktarıldı.

Çamerya Katliamı unutturulmamalı

Balkan tarihinin en acı ve en az bilinen insanlık trajedilerinden biri olan Çamerya Katliamı, İkinci Dünya Savaşı’nın son döneminde binlerce Müslüman Arnavutun öldürülmesine, yurtlarından zorla çıkarılmasına ve bölgenin demografik yapısının köklü biçimde değiştirilmesine neden oldu.

Çamerya, bugün Yunanistan sınırları içinde Yanya ile Preveze arasındaki tarihî bölgeyi kapsıyor. İkinci Dünya Savaşı’nın son döneminde Yunan General Napoleon Zervas komutasındaki kuvvetlerin düzenlediği etnik temizlik harekâtında binlerce Çamerya Arnavutu hayatını kaybetti, on binlercesi ise ata topraklarını terk ederek Arnavutluk’a sığınmak zorunda kaldı. Yaşananlar, Balkan tarihinin en büyük insani trajedilerinden biri olarak kabul ediliyor.

Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü Öğr. Gör. Dr. Meral Jahjai, 27 Haziran “Çamerya Arnavutlarına Yönelik Katliam ve Sistematik Soykırımı Anma Günü” vesilesiyle uluslararası kamuoyunda yeterince yer bulamayan bu büyük trajedinin unutturulmaması gerektiğini söyledi.

Çamerya bölgesindeki Müslüman Arnavut nüfusa yönelik gerçekleştirilen etnik temizliğin tarihsel arka planını değerlendiren Dr. Jahjai, yaşananların kökeninin 1913 Londra Büyükelçiler Konferansı’na kadar uzandığını, 1944-1945 yıllarının ise bu sürecin en yıkıcı dönemi olduğunu ifade etti.

27 Haziran 1944’te başlayan saldırılarda binlerce sivilin yaşamını yitirdiğini, on binlerce Çamerya Arnavutu’nun ise ata topraklarını terk etmek zorunda kaldığını belirten Jahjai, “Çamerya meselesi, yalnızca geçmişe ait bir acı değil; evrensel adalet, insan onuru ve kolektif hafızanın korunması adına güncelliğini koruyan hukuki ve ahlaki bir çağrıdır.” dedi.

Jahjai, Arnavutluk Meclisinin 1994 yılında 27 Haziran’ı “Çamerya Arnavutlarına Karşı Soykırım Günü” ilan ettiğini hatırlatarak, Balkan Araştırma Enstitüsünün bu konuda yürüttüğü akademik çalışmalarla tarihî gerçeklere dikkat çekmeyi ve yaşanan insani trajediye yönelik farkındalık oluşturmayı amaçladığını belirtti.

Sulama kanalında bulundu

Olgay GÜLER

Edirne’de, Cumartesi gününden bu yana kendisinden haber alınamayan Öner Tütüniçmez’in (31), sulama kanalında cansız bedenine ulaşıldı.

Öner Tütüniçmez, Cumartesi günü öğle saatlerinde kent merkezinden Elçili köyüne gitmek üzere 22 ABE 253 plakalı motosikletiyle yola çıktı. Tütüniçmez’den bir süre haber alamayan yakınları saat 17.30 sıralarında durumu jandarma ekiplerine bildirdi. İhbarın ardından jandarma ekipleriyle Tütüniçmez’in ailesi ve yakınları bölgede arama çalışması başlattı. Arama çalışmaları dün sabah sonuç verdi.

Merkeze bağlı Üyüklütatar köyü yakınlarındaki sulama kanalında Tütüniçmez, motosikletiyle birlikte hareketsiz yatarken bulundu. İhbarla bölgeye itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, hayatını kaybettiği belirlendi.

Tütüniçmez’in cansız bedeni, savcının incelemesinin ardından Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Denizde fenalaştı, hastanede öldü

Olgay GÜLER

Edirne’nin Saros Körfezi’ne kıyısı bulunan Enez ilçe sahilinde, denizde hareketsiz halde bulunan Çağlar Orakçı (33), kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Olay, Cumartesi günü öğle saatlerinde Enez ilçesindeki sahilde meydana geldi. Serinlemek için denize giren ve bir süre sonra suda hareketsiz kalan Çağlar Orakçı, çevredekiler tarafından kıyıya çıkarıldı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla Enez Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Orakçı, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Kalp krizi geçirdiği değerlendirilen Çağlar Orakçı’nın cenazesi, otopsi işlemleri için Edirne Adli Tıp Kurumu’nun morguna götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.