Edirne Valiliği, Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan son değerlendirmelere göre Kuzey Ege’de Çarşamba günü öğleden sonra rüzgarın fırtına şeklinde esmesinin beklendiğini belirterek, uyarıda bulundu.
Edirne Valiliği’nin konuya ilişkin duyurusunda şunlara yer verildi:
“Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan son değerlendirmelere göre, 29 Temmuz 2026 Çarşamba günü saat 14.00’ten itibaren Kuzey Ege’de rüzgârın kuzey ve kuzeydoğu yönlerden 6 ila 8 kuvvetinde (50-75 km/saat) fırtına şeklinde esmesi beklenmektedir. Fırtınanın 1 Ağustos 2026 Cumartesi günü öğle saatlerinden sonra etkisini kaybetmesi tahmin edilmekte olup, deniz ulaşımında aksamalar yaşanabileceği değerlendirilmektedir.
29 Temmuz 2026 – 14.00 / 1 Ağustos 2026 – 14.00
Vatandaşlarımızın, özellikle denizcilerimizin ve deniz ulaşımını kullanacak vatandaşlarımızın meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olmaları önemle rica olunur.”
Edirne’nin Korucu Göleti’nde, yaşanan toplu balık ölümlerine ilişkin, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan incelemede, söz konusu ölümlere neden olabilecek doğrudan olumsuz bir bulguya rastlanılmadığı, incelemelerin sürdüğü belirtildi.
İl Müdürlüğü, önceki gün Korucu Göleti’nde meydana gelen toplu balık ölümleriyle ilgili inceleme başlattı. Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü teknik ekiplerinin yaptığı saha çalışmalarında göletin farklı noktalarında su sıcaklığı, çözünmüş oksijen, pH ve diğer temel su kalite parametrelerine yönelik ölçümler gerçekleştirdi.
‘SÜREÇ TİTİZLİKLE TAKİP EDİLİYOR’
Müdürlükten konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Yapılan ölçümlerde balık ölümlerini doğrudan açıklayabilecek olumsuz bir bulguya rastlanmamıştır. İlk gözlemler doğrultusunda balık ölümlerinin, göletin su seviyesinin düşük olduğu sığ kesimlerde yoğunlaştığı, ölen balıkların büyük bölümünün bu alanlarda bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan değerlendirmelerde, balık ölümlerinin usulsüz avcılık (elektrik kullanımı) kaynaklı olmadığı kanaatine varılmıştır. Balık ölümlerinin kesin nedeninin belirlenebilmesi amacıyla gerekli numuneler alınarak yetkili laboratuvara gönderilmiş olup, analiz sonuçları ile teknik incelemelerin birlikte değerlendirilmesinin ardından bilimsel veriler ışığında kesin tespit yapılacaktır. Süreç, il müdürlüğümüz tarafından titizlikle takip edilmekte olup, çevrenin korunması, su ürünleri kaynaklarımızın sürdürülebilirliği ile hayvan ve insan sağlığının korunmasına yönelik çalışmalarımız aralıksız ve kararlılıkla devam etmektedir” denildi.
Edirne’de, kentin meşhur lezzeti tava ciğerin yanında ‘olmazsa olmaz’ olarak adlandırılan, yöreye özgü Karaağaç acı biberinin hasadı oyun havaları eşliğinde başladı.
Karaağaç Mahallesi’nde üreticiler, tava ciğerin yanında ana garnitür olarak sunulan acı biber için hasat mesaisine Trakya’nın 9/8’lik oyun havaları eşliğinde başladı. Kentin meşhur tava ciğerinin yanında adını duyuran ve sadece Yunanistan sınırındaki Karaağaç Mahallesi’ndeki tarlalarda yetişen biber, hasat edildikten sonra iplere dizilip gölgede kurutulacak. Hasat etkinliğine, Edirne Valisi Yunus Sezer, Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın ve AK Parti İl Başkanı Belgin İba, Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanımız Şafak Kırbiç, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Irmak da katıldı. Vali Sezer ve Belediye Başkanı Gencan, işçilerle sohbet ederek hasat yapmalarına yardım etti.
‘TALEBE YETİŞEMİYORUZ’
Vali Sezer, Karaağaç acı biberinin yetiştirilmesi ve hazırlanması süreçlerinin zorluğuna dikkat çekerek, “Hem ekimi zor, hem hasadı zor, hem de kurutularak sofralara gelmesi çok meşakkatli bir süreci olan ama gastronomiyle ilgilenen bütün otoritelerin üzerinde anlaştıkları müthiş güzel bir acı lezzeti. Zor devam ettirilen bir süreç bu ama üreticilerimiz ısrarla bunun üzerinde duruyorlar ve son yıllarda da artık talebe yetişemiyoruz. Tava ciğerin yanında muhakkak kırmızı kurutulmuş karaağaç acı biberimiz de ikram ediliyor. Artık ulusal marketlerden de çok yoğun bir talep var. Bunu birçok gönüllümüzle artık ekiliş alanlarını da arttırma, bunu bir sanayileşmeye dönüştürmek istiyoruz” dedi.
‘TÜRKİYE’NİN ÇOK ÖNEMLİ BİR DEĞERİ’
Ata tohumundan üretimin devam etmesi gerektiğine vurgu yapan Sezer, “Bu ata tohumu yüzyıllardır devam eden ve bugüne kadar gelen bir tohum. Bundan sonra da bunun devam ettirilmesi bizim açımızdan çok önemli. Gerçekten de Türkiye’nin çok önemli bir değeri bence. Fark edilmesi ve herkes tarafından korunması gereken çok önemli bir değer. Bunu inşallah burada tava ciğerle adını duyurdu ama bütün ulusal marketlerle beraber de devam ettirilmesini arzu ediyoruz. Diğer biberlerden farklı olarak tabii kimyasal hiç kullanılmıyor. Tamamen ata tohumu, yine hayvan gübresiyle besleniyor. Ve iki defa hasat alınıyor. Dolayısıyla verimi de sınırlı. Meşakkati de ona göre daha fazla. Dolayısıyla kendisini kıymetli kılan da bu” diye konuştu.
‘ATA TOHUMUYLA ÜRETİM YAPIYORUZ’
Üretici Tunahan Ule de, bu yıl mevsim şartlarının da iyi gitmesiyle iyi verim beklediklerini söyleyerek, “Geçtiğimiz yıl çok aşırı sıcaklar vardı ve zorluk yaşadık ama bu yıl tam biberin istediği hava şartları oluştu. Biz de elimizden geldiğince ilgileniyoruz. Biliyorsunuz biz ata tohumuyla üretim yapıyoruz. Hayvan gübresini atıyoruz. Ata tohumunun tek istediği şey hayvan gübresi. Bir sezonda 2 kez hasat yapıyoruz. Biberimiz şu anda bütün büyük marketlere gidiyor. Yurtdışına gidiyor. Yani bu sadece ciğerin veya köftenin yanında servis edilen bir şey değil artık. Bütün lokantalarda kullanılıyor, bütün yemeklerin yanında var” şeklinde konuştu.
‘SICAK BİZİ ETKİLEMİYOR’
Hasat mesaisinde çalışan işçilerden İpek Çinko, “Her yıl biber hasadı olduğu zaman geliyoruz. Sabah erken saatte geliyoruz, akşam 5’e kadar çalışıyoruz. Sıcağa da artık alıştık, etkilemiyor bizi. Mecburuz, ekmek paramız sonuç olarak. Ben yemesini de seviyorum, kendim de yiyorum” ifadelerini kullandı. Naile Şeker de, “Biz sürekli geliyoruz biber toplamaya. Sabah 6’da kalkıp buraya geliyoruz. Akşam 5’te işi bitiriyoruz. 12 saat çalışıyoruz, biraz zor ama mecburuz para kazanmak için çalışmalıyız” dedi.
DÜNYANIN EN TATLI ACISINDA HASAT VAKTİ
Edirne Valiliği’nin daha sonra sosyal medya hesabından “Dünyanın en tatlı acısında hasat vakti” başlığı altında gerçekleştirilen paylaşımda şunlara yer verildi:
“Valimiz Yunus Sezer, ata tohumu ile yetiştirilen, ilimize özgü lezzetlerden biri olan ve meşhur Edirne Tava Ciğeri’nin vazgeçilmez eşlikçisi Karaağaç Acı Biberinin hasadına katıldı.
Üreticilerimizle birlikte tarlaya girerek biber toplayan Valimiz Yunus Sezer, hasadın ardından biberlerin kurutma süreci ile ilgili bilgi alarak üreticilerimize bereketli bir sezon diledi.
Edirne’mizin asırlık lezzetlerini, yerel değerlerini ve ata tohumlarımızı koruyarak gelecek nesillere taşımaya; bu eşsiz tatları ülkemize ve dünyaya tanıtmaya devam edeceğiz.
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan da daha sonra şunları paylaştı:;
“Ule Tarım’ın düzenlediği, Marka Tescil Belgeli Karaağaç Biberi Hasat Şenliği’nde üreticilerimizle bir araya geldik.
Valimiz Yunus Sezer, Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanımız Şafak Kırbiç, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanımız Sezai Irmak, siyasi parti temsilcilerimiz ve hemşehrilerimizle birlikte hasadın bereketini paylaştık.
Karaağaç Biberi, Edirne’mizin önemli tarımsal değerlerinden biri. Bu değeri emekleriyle büyüten üreticilerimize ve Hasat Şenliği’ni düzenleyen Ule Tarım’a teşekkür ediyor, tüm üreticilerimize bereketli ve bol kazançlı bir sezon diliyorum.”
Katlı yapılarda ayak sesi, sandalye sürtünmesi ve çocuk oyunları; komşuluk ilişkilerini zorlayan başlıca gürültü kaynakları arasında. Tadilat yapan birçok aile zemin kaplamasını yenilerken desene odaklanır, altlık katmanını ise “standart bir rulo” sanır. Oysa doğru şilte seçimi, darbe sesinin alt kata iletimini ciddi ölçüde azaltabilir. Uzmanlar, şiltenin yalnızca yumuşak basış hissi vermediğini; zemin ömrünü ve nem dengesini de etkilediğini belirtiyor.
Darbe Sesi ile Hava Kaynaklı Gürültü Farkı
Darbe sesi, zemin yüzeyine çarpan enerjinin yapıya iletilmesidir. Hava kaynaklı gürültü ise konuşma, müzik veya televizyon sesinin havadan taşınmasıdır. Şilte özellikle darbe sesinde etkilidir; konuşma sesini tek başına çözmesi beklenmemelidir. Gerçekçi beklenti, ölçülebilir darbe yalıtımı iyileşmesidir.
Akustik Şilte ürünleri, bu darbe enerjisini sönümlemek için belirli yoğunluk ve kalınlık değerleriyle üretilir. Konutlarda alt kat şikâyetlerini azaltmak, ofislerde koridor trafiğini yumuşatmak başlıca kullanım amaçlarıdır. Site yönetimleri teslim şartnamelerinde şilte kalınlığını yazılı hale getirdiğinde sonradan doğan anlaşmazlıklar azalır.
Ses Yalıtımında Şiltenin Rolü
Zemin kaplaması ile şap arasında yastıklama katmanı yoksa darbe sesi daha sert iletilir. Şilte bu katmanı oluşturur. Kalınlık arttıkça yastıklama artabilir; ancak aşırı yumuşak veya çok kalın ürünler laminat kilit sistemini zorlayabilir. Bu yüzden “ne kadar kalın o kadar iyi” yaklaşımı her zaman doğru değildir.
Ses Yalıtım Şiltesi seçilirken kaplama üreticisinin önerdiği aralık esas alınmalıdır. Teknik föyde yer alan darbe sesi azaltım değerleri (varsa) karşılaştırma için faydalıdır. Aynı kalınlıkta farklı yoğunluklar farklı sonuç verir; bu nedenle yalnızca milimetre bilgisiyle karar vermek eksik kalır.
Kauçuk İçerikli Ürünler
Yüksek trafikli alanlarda dayanım ve esneklik arayanlar kauçuk bazlı şiltelere yönelir. Kauçuk, yürüme konforunu artırırken darbe sönümlemede de avantaj sağlayabilir. Ticari koridorlar, ofisler ve yoğun kullanılan konutlarda tercih edilir.
Kauçuk Şilte seriminde şap düzgünlüğü kritiktir. Bozuk yüzey, kaplamada dalgalanma hissi yaratır. Ek yerleri dikkatle birleştirilmeli, gerekirse bantlanmalıdır. Isıtmalı zeminlerde ürünün ısı iletim özelliklerine bakılmalıdır.
Laminat Uygulamalarında Standart
Laminat parke, uygun maliyet ve hızlı montaj nedeniyle yaygındır. Sert yapısı nedeniyle altlık kalitesi ses performansını doğrudan etkiler. Nem riski olan alanlarda bariyerli modeller öne çıkar.
Laminat Parke Şiltesi seçiminde üretici talimatı, kalınlık aralığı ve nem bariyeri bilgisi birlikte değerlendirilmelidir. Bindirme payı bırakılmadan yapılan serim, nem geçişine açık noktalar bırakabilir. Metrajda fire payı, uygulama günü eksik malzeme riskini azaltır.
Uygulama Adımları
Şap kuruluğu ve düzgünlüğü kontrol edilir. Gerekirse tesviye yapılır. Şilte serilir, ekler bantlanır. Laminat veya parke, duvar diplerinde genleşme boşluğu bırakılarak döşenir. Kapı eşikleri ve radyatör çevreleri hassas kesim gerektirir.
Montaj sonrası ağır mobilyalar sürüklenerek taşınmamalıdır. Ayaklara keçe yapıştırmak, lokal darbe sesini azaltan tamamlayıcı bir önlemdir. Halı runner kullanımı da koridorlarda ek katkı sağlar.
Fiyat ve Teklif
Şilte fiyatları malzeme tipi, kalınlık ve rulo enine göre değişir. En ucuz ürün her zaman en ekonomik çözüm değildir. Teklifte teknik değerler, nem bariyeri ve metraj açık yazılmalıdır. Büyük projelerde toptan alım avantajı oluşabilir.
Sık Hatalar
Nemli şapa serim, bindirmesiz ek, üreticinin önermediği kalınlık ve şiltesiz “tasarruf” yaklaşımı sık hatalardır. Sonradan sök-tak maliyeti, baştan doğru ürün almaktan genellikle daha yüksektir.
Bakım
Şilte gömülü katmandır; değiştirmek zordur. Zemin temizliğinde aşırı su birikiminden kaçınılmalıdır. Özellikle laminatta şişme riski yüksektir.
Sektörden Değerlendirme
Zemin yalıtım üreticileri, tadilat ve kentsel dönüşüm dönemlerinde şilte talebinin arttığını belirtiyor. Doğru ürün seçimi ve şap kontrolü, akustik şikâyetleri azaltıyor.
Sonuç
Ses yalıtım şiltesi, katlı yaşamda konforun görünmeyen parçasıdır. Doğru kalınlık, uygun malzeme ve talimata uygun montaj bir araya geldiğinde darbe sesinde ölçülebilir iyileşme sağlanır. Teknik föy ve keşif, başarılı uygulamanın temelidir.
Dijital pazarlamada uzun zamandır konuşulan bir gerçek var: İnternette görünür olmak, sadece iyi içerik üretmekle sınırlı değil. İçeriğin kimler tarafından referans gösterildiği, hangi kaynaklardan beslendiği ve web ekosisteminde nasıl bir iz bıraktığı da en az içerik kadar önemli.
Bugün bu konuya yeni bir başlık daha eklendi: Yapay zeka sonuçları. Artık kullanıcılar sadece klasik arama sonuçlarına bakmıyor; yapay zeka destekli özetler, öneriler ve cevap motorları üzerinden de bilgiye ulaşıyor. İşte tam bu noktada backlinklerin etkisi yeniden tartışmaya açılıyor. Bizce bu tartışma, “backlink öldü mü?” sorusundan çok daha ciddi bir yere gidiyor.
Çünkü açıkçası gördüğümüz tablo şu: Yapay zeka sistemleri de güvenilir, sık referans verilen, otoritesi yüksek kaynakları anlamaya çalışıyor. Bir markanın farklı sitelerde doğal biçimde anılması, güvenilir yayınlarda yer alması ve sektörel bağlam içinde bağlantılarla desteklenmesi; artık sadece SEO için değil, yapay zeka görünürlüğü için de önemli bir zemin oluşturuyor.
Backlinkler Sadece Sıralama Meselesi Değil, Dijital İtibar Meselesi
Eskiden backlink denildiğinde çoğu kişinin aklına doğrudan Google sıralamaları gelirdi. Elbette bu hâlâ önemli. Ancak bugünün dijital dünyasında backlink, daha geniş bir anlama sahip. Bir web sitesine verilen bağlantı, aynı zamanda “bu kaynak dikkate değer” mesajı taşır.
Yapay zeka sonuçları da web üzerindeki bu güven ağından tamamen bağımsız düşünülemez. Çünkü internetin hafızasında ne kadar güçlü, tutarlı ve anlamlı iz bırakırsanız; algoritmaların sizi tanıması, sınıflandırması ve doğru bağlamda değerlendirmesi de o kadar kolaylaşır.
Burada mesele sadece çok sayıda bağlantı almak değil. Nitelikli, konu ile uyumlu, doğal ve editoryal açıdan mantıklı bağlantılar kurabilmek. Yani backlink artık yalnızca teknik bir SEO hamlesi değil; markanın dijital dünyadaki itibar haritasını çizen stratejik bir araç.
Yapay Zeka Cevaplarında Marka Hafızası Nasıl Oluşuyor?
Yapay zeka destekli arama deneyimlerinde markalar için yeni bir rekabet alanı doğuyor. Kullanıcı bir hizmet, ürün ya da uzmanlık alanı hakkında soru sorduğunda, sistemin hangi kaynakları güvenilir bulduğu önem kazanıyor. Bu güvenin oluşmasında içerik kalitesi kadar, o içeriğin web genelinde nasıl yankılandığı da etkili.
Bir markadan farklı haber sitelerinde, bloglarda, sektörel platformlarda ve otoriter sayfalarda bahsediliyorsa, bu durum arama motorlarının ve yapay zeka sistemlerinin marka hakkında daha net bir bağlam oluşturmasına yardımcı olabilir. Bize göre backlinkin yeni değeri tam olarak burada yatıyor.
Kısacası backlink, yalnızca bir bağlantı değildir. Bazen bir referans, bazen bir tavsiye, bazen de markanın dijital dünyada bıraktığı ayak izidir. Yapay zeka çağında bu ayak izleri daha da görünür hale geliyor.
Backlinkmatik Kurucusu Aykut Özdemir ile Backlink ve Yapay Zeka Üzerine
Bu yeni dönemi daha iyi anlamak için sektörün yakından tanıdığı isimlerden Aykut Özdemir ile backlinklerin yapay zeka sonuçlarına etkisini konu alan bir değerlendirme yaptık. Backlink stratejilerinin yalnızca arama motoru sıralamalarına değil, markaların dijital güven algısına da katkı sunduğunu vurgulayan Özdemir’e göre, önümüzdeki süreçte kaliteli bağlantıların önemi daha da artacak.
“Yapay zeka, internetteki güven ilişkilerini daha görünür hale getiriyor”
Aykut Özdemir, backlinklerin yeni dönemdeki rolünü şöyle yorumluyor:
“Bugün yapay zeka destekli arama deneyimlerinde en kritik konulardan biri güven. Bir marka hakkında internette ne kadar tutarlı, kaliteli ve konuya uygun referans varsa, o markanın dijital kimliği de o kadar netleşiyor. Backlinkler burada hâlâ çok güçlü bir sinyal. Hatta bana göre eskisinden daha stratejik bir konuma geliyor.”
Özdemir’e göre backlink çalışmalarının yapay zeka sonuçlarına etkisi doğrudan “bir bağlantı aldım, hemen görünür oldum” şeklinde basite indirgenmemeli. Burada daha geniş bir denklem var. İçerik kalitesi, yayın yapılan sitenin itibarı, bağlantının doğal akışı, marka adının kullanım biçimi ve sektörel bağlam birlikte çalışıyor.
“Kalitesiz bağlantı değil, editoryal değer kazandıran bağlantı önemli”
Sektördeki en büyük yanılgılardan biri, backlinki sadece sayı olarak görmek. Oysa Aykut Özdemir’e göre yapay zeka çağında bağlantının kalitesi, niceliğin çok daha önüne geçiyor:
“Eskiden bazı markalar çok bağlantı almanın tek başına yeterli olduğunu düşünüyordu. Artık bu bakış açısı eksik kalıyor. Yapay zeka sistemleri bağlamı anlamaya çalışıyor. Bir bağlantı gerçekten konu ile ilişkili mi, içerik içinde doğal mı duruyor, kullanıcıya bilgi değeri sunuyor mu? Bunlar daha fazla önem kazanacak.”
Bu yaklaşım aslında SEO’nun özüne de oldukça yakın. Çünkü iyi bir backlink, okuyucunun ilgisini bölmeden ona yeni bir kaynak sunar. İçeriğin anlamını destekler. Markayı yapay biçimde öne itmek yerine, onu konu içinde doğal bir referans haline getirir.
Backlinkmatik’in Yaklaşımı: Bağlantıdan Önce Bağlam
Backlink hizmetleri denildiğinde piyasada çok farklı yöntemler ve kalite seviyeleriyle karşılaşmak mümkün. Ancak Backlinkmatik, bu noktada bağlantının yalnızca teknik bir unsur olmadığını; içerik, yayın kalitesi ve marka konumlandırmasıyla birlikte ele alınması gerektiğini savunuyor.
Bu yaklaşım özellikle yapay zeka sonuçları açısından dikkat çekici. Çünkü yapay zeka sistemleri yalnızca bağlantının varlığına değil, bağlantının içinde bulunduğu anlam dünyasına da odaklanıyor. En azından dijital pazarlama tarafında gözlemlediğimiz güçlü eğilim bu yönde.
Bir haber sitesinde, sektörel analiz yazısında veya uzman görüşü içeren bir içerikte markadan bahsedilmesi; markanın internet üzerindeki varlığını daha anlaşılır hale getirir. Hele ki bu bağlantılar doğru anahtar kelimeler, doğal cümleler ve gerçek okuyucu niyetiyle destekleniyorsa, ortaya daha güçlü bir dijital sinyal çıkar.
Google’ın Faydalı İçerik Vurgusu Backlink Stratejilerine Ne Söylüyor?
Google, içerik üreticilerine uzun süredir kullanıcıya fayda sağlayan, özgün ve güvenilir içerikler üretmeleri gerektiğini hatırlatıyor. Bu konuda Google’ın resmi dokümanlarında yer alan faydalı içerik oluşturma rehberi, SEO çalışmalarının yalnızca teknik hamlelerden ibaret olmadığını açık biçimde ortaya koyuyor.
Bu noktada backlink stratejilerini de aynı çerçevede düşünmek gerekiyor. Eğer bağlantı verilen içerik kullanıcıya gerçekten değer sunmuyorsa, yayın yapılan metin zayıfsa veya bağlantı konuya iliştirilmiş gibi duruyorsa, bu çalışmanın uzun vadede marka güvenine katkı sağlaması zorlaşır.
Fakat iyi hazırlanmış bir tanıtım yazısı, haber içeriği ya da sektörel analiz; hem okuyucuya bilgi verir hem de markanın dijital otoritesini destekler. Bizce backlinklerin yapay zeka sonuçlarındaki asıl gücü de burada başlıyor.
Yapay Zeka Sonuçlarında Backlinklerin Olası Etki Alanları
Backlinklerin yapay zeka sonuçlarına etkisi henüz herkes için tamamen şeffaf bir alan değil. Ancak dijital pazarlama gözlemleri, arama motoru mantığı ve içerik ekosistemi birlikte değerlendirildiğinde bazı güçlü çıkarımlar yapmak mümkün.
Marka bilinirliğini artırır: Farklı güvenilir kaynaklarda adı geçen markalar, web genelinde daha görünür bir profil oluşturur.
Konu otoritesini destekler: Aynı sektör içinde alınan bağlantılar, markanın belirli bir alanda uzmanlık algısını güçlendirebilir.
Yapay zeka sistemlerine bağlam sağlar: Marka, ürün veya hizmetin hangi konularla ilişkili olduğu daha net anlaşılır.
Güven sinyali oluşturur: Editoryal değeri olan bağlantılar, markanın internette dikkate alınan bir kaynak olduğunu gösterir.
Organik görünürlüğü besler: Klasik SEO performansı güçlendikçe, yapay zeka destekli arama alanlarında da dolaylı avantajlar doğabilir.
Her Backlink Aynı Değerde Değil
Burada önemli bir ayrımı kaçırmamak gerekiyor. Her backlink faydalı değildir. Hatta yanlış yerden, ilgisiz içerikten veya kalitesiz sayfalardan gelen bağlantılar, marka algısına beklenen katkıyı sağlamaz. Bazen tam tersi, markanın dijital görünümünü bulanıklaştırır.
Yapay zeka çağında başarılı backlink stratejisi için şu soruları sormak gerekiyor:
Bağlantı alınan site gerçekten güvenilir mi?
İçerik, okuyucunun arama niyetine cevap veriyor mu?
Marka adı ve bağlantı doğal bir akış içinde mi kullanılmış?
Yayın yapılan konu, markanın faaliyet alanıyla uyumlu mu?
Bu içerik sadece link almak için mi yazılmış, yoksa gerçekten okunabilir mi?
Bu sorulara verilen cevaplar, backlinkin gerçek değerini ortaya koyar. Açıkçası iyi backlink ile sıradan backlink arasındaki fark da burada belirginleşiyor.
Aykut Özdemir: “Markalar artık sadece Google’da değil, yapay zeka hafızasında da yer almak istiyor”
Röportajın en dikkat çekici bölümlerinden biri, markaların yeni hedefleri üzerineydi. Aykut Özdemir’e göre şirketler artık yalnızca arama sonuçlarında üst sıralarda görünmeyi değil, yapay zeka destekli cevaplarda da doğru biçimde temsil edilmeyi önemsiyor.
“Önümüzdeki dönemde markalar şunu daha çok soracak: Yapay zeka benim markamı nasıl görüyor? Hangi konularla ilişkilendiriyor? Beni güvenilir bir kaynak olarak algılıyor mu? Backlink çalışmaları, bu algının oluşmasında ciddi rol oynayabilir. Ama bunun için rastgele değil, planlı ve kaliteli ilerlemek şart.”
Bu sözler aslında sektörün geldiği noktayı iyi özetliyor. Artık SEO, yalnızca sıralama kazanma mücadelesi değil. Marka kimliğini, uzmanlık alanını ve güvenilirliğini dijital ekosisteme doğru anlatma süreci.
Haber Siteleri ve Tanıtım Yazıları Neden Daha Stratejik Hale Geldi?
Haber siteleri, dijital görünürlük açısından uzun süredir önemli bir rol oynuyor. Ancak yapay zeka sonuçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte bu rol daha stratejik bir hale geldi. Çünkü haber formatındaki içerikler, markaların daha doğal ve güvenilir bir bağlam içinde anlatılmasına olanak tanıyor.
Bir köşe yazısı, röportaj, sektör analizi ya da bilgilendirici haber metni; klasik reklam dilinden uzak durduğu sürece okuyucuda daha güçlü bir etki bırakır. Backlink de bu yapının içine doğal biçimde yerleştiğinde, sadece teknik bir bağlantı olmaktan çıkar. Bir referans noktasına dönüşür.
Bize göre başarılı tanıtım yazısı, okura “burada sadece reklam var” dedirtmemeli. Tam tersine, okuyucu yazıyı bitirdiğinde konu hakkında bir fikir edinmeli, markayı da bu fikrin doğal bir parçası olarak görmeli.
Sonuç: Backlinkler Yapay Zeka Çağında Yeniden Değer Kazanıyor
Backlinklerin değeri bitmedi; aksine şekil değiştirerek daha stratejik bir alana taşındı. Klasik SEO’da olduğu gibi yapay zeka destekli arama deneyimlerinde de güven, bağlam ve otorite ön plana çıkıyor.
Bugün güçlü bir backlink profili oluşturmak, sadece arama motorlarında daha iyi konumlanmak için değil; markanın web üzerindeki kimliğini doğru inşa etmek için de önemli. Hele ki yapay zeka sistemlerinin internetten topladığı sinyallerle cevaplar oluşturduğu bir dönemde, bu sinyallerin kalitesi daha fazla önem kazanıyor.
Aykut Özdemir’in de altını çizdiği gibi, önümüzdeki dönemde kazananlar rastgele bağlantı peşinde koşanlar değil; içerik, bağlam, güven ve marka otoritesini birlikte düşünenler olacak. Backlinkler bu yeni dönemde hâlâ oyunun içinde. Hatta bizce, eskisinden daha merkezde.
REGAİP KUM VEFAT ETTİ Hıdırağa Köyüo Sakinlerinden Cemali Kum’un annesi, Aytaç Kum, Alev Kum ve Elif Çelik’in babaanneleri Regaip Kum 85 yaşında vefat etti. Merhume dün, Hıdırağa Köyü Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Mezarlığında toprağa verildi.
ÜRFET KAYA VEFAT ETTİ Hacıumur Köyü sakinlerinden Ürfet Kaya 52 yaşında vefat etti. Merhume dün Hacıumur Köyü Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Kezarlığında toprağa verildi.
TACETTİN BAŞKAN VEFAT ETTİ Hıdırağa Köyü sakinlerinden Tacettin Başkan 78 yaşında vefat etti. Merhum 26 Temmuz Pazar günü Hıdırağa Köyü Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.
31 Mart 2024 seçimlerinde Şükrüpaşa Mahalle Muhtarlığı görevini; uzun yıllar yapan eski muhtar İrfan Tasmalı’dan devir teslim alan Esra Akgün Yılmaz; müthiş enerjisi, eğitimi, kültür ve spor alanındaki bilgi birikimi, yeniliklere açık ve üretken tutumu ile mahallesinin iyilik meleği oldu.
Evli ve bir erkek çocuk annesi Muhtar Esra, en büyük yardımı da eşi, oğlu ile eşinin ve kendi ailesinden gördüğünü, “Esra mutluysa biz de mutluyuz” diyerek destek verdiklerini kaydediyor.
Muhtar Esra yüreğinin güzelliği kadar Kırkpınar Güzelleri arasında tescilli güzelliği ile de yer alarak insanların hayatına güzellik katmaya devam ediyor.
Spordan sonra atıştırmalıklar ‘Muhtar Anne’den
İHTİYACI OLMAYANLA İHTİYAÇ SAHİBİ ARASINDA KÖPRÜ
Bir çok alanda aklına koyduğu işleri gerçekleştirip 7’den 70’e herkesin yardımına koşan Muhtar Esra, kadınlara sağladığı iş olanakları ile aile bütçelerinin de en büyük dostu ve bütçenin genişlemesinde büyük bir pay sahibi… Ayrıca ihtiyaç fazlası, kullanıma ve hijyen açısından uygun her türlü eşya ve malzemeyi ihtiyaç sahiplerine dağıtmak üzere semtte bir yardımlaşma ağı oluşturmuş. Bağış yapılan, mobilya, beyaz eşya ve yenisini alıp kullandığı mobilyayı; bağışçısından gönüllüler vasıtasıyla teslim alıp ihtiyaç sahibi semtlere gönderiyor.
Mahallenin çocuklarının spor zamanı, hocaları Muhtar Esra
MUHTARLIK MAAŞI ÖĞRENCİLERE VE SEMTE HİZMET İÇİN
Muhtar Esra Akgün Yılmaz, kendi emekli maaşının ortalamanın üzerinde olması nedeniyle, muhtarlık maaşının tümünü semte hizmet etmeye ayırıyor. Muhtar Esra, azaları ve yardımlaşma ağı; eski tek odalı basit muhtarlık binasının yerinde salonu ve iki odası bulunan yeni muhtarlık binasını semt halkı ve öğrencilerin her ihtiyacını düşünerek donatmış. Muhtarlık binasının ikram bölümünde bulunan buzdolabında; su şişeleri, mevsimine göre atıştırmalık, sütlaç, kek, çorba, makarna, börek gibi acil ihtiyaçlar bulunuyor.
Edirne Valisi Yunus Sezer, Muhtar Esra ile kadınlara iş imkanı sağlayan atölyeyi ziyaretinde
T.Ü.ÖĞRENCİ TEMSİLCİSİ, SPORCU, ŞAMPİYONLARIN HOCASI VE KIRKPINAR GÜZELİ
Trakya Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Fakültesi mezunu olan Esra Akgün Yılmaz, öğrenciliği sırasında Trakya Üniversitesi Öğrenci Temsilcisi olarak ülke çapında birçok aktivitede yer aldı. Üniversitesini ve tüm öğrenci arkadaşlarını başarıyla temsil eden Esra, mezuniyetin ardından eğitimci ve antrenör olarak çok sayıda başarılı sporcu ve ülke bölge ve Avrupa çapında şampiyonlar yetiştirdi. Esra son olarak da bir tüyo vererek, “Tüm sporcularımla gurur duyuyorum. Öğrencilerimden biri olimpiyatlara hazırlanıyor. Kısa bir süre sonra olimpiyat milli takımında göreceğiz“ dedi.
Dönemin Spor Bakanı Fikret Ünlü ile
HEM YÜREĞİ HEM YÜZÜ TESCİLLİ GÜZEL
Halen Şükrüpaşa Mahallesi Muhtarlığı koltuğunda oturan Esra Akgün Yılmaz’ın sadece yüreği güzel değil, kendisi de tescilli bir kraliçe… Öğrenciliği döneminde teyzesi tarafından Kırkpınar Güzellik Yarışmasına aday olarak yazdırılan Esra, yarışmanın kazanan güzelleri arasında yer aldı.
Esra Yılmaz bazı sanayicilere üretim yapan atölyelerle anlaşıp çok sayıda kadına iş imkanı sağladı.
Esra güzel yüzü, güzel duruşunun yanı sıra yüreğinin güzelliği girişimciliği yardımseverliği ile de 7’den 77’ye tüm Şükrüpaşa Mahallesi’nin sevgisi, hayranlığı ve dostluğunu kazanmaya devam ediyor.
Dünya genelinde yaygınlaşan yeni nesil kahve kültürü gençlerin alışkanlıklarını etkilerken, bir zamanların buluşma noktası kahvehaneler günden güne azalıyor.
Edirne Kahveciler ve Gazinocular Esnaf Odası Başkanı Hakan Gönay, geleneksel kahvehane kültürünün son yıllarda kaybolmaya başladığını belirterek, işletme sayılarındaki azalışa dikkat çekti. Sektörün bitme noktasına geldiğini vurgulayan Gönay, müşteri kitlesinin yaşlandığını, gençlerin ise kahvehaneler yerine modern kafeteryaları tercih ettiğini söyledi. Gönay, sorunun sadece şehir merkezleriyle sınırlı kalmadığını, köylerdeki nüfusun azalması ve tarımsal üretimin gerilemesiyle birlikte kırsaldaki sosyal yaşamın ve kahvehane kültürünün de tamamen yok olduğunu dile getirdi.
‘SAYI HİÇBİR ZAMAN YUKARI GİTMİYOR’
Geçen seneki işletme sayısıyla, bu seneki sayı arasında büyük fark olduğunu belirten Gönay, “Geçen seneki rakamla bu seneki rakam arasında gerçekten çok büyük fark var. Bizim sektör artık bitme noktasına geldi. Kendini yenileyemiyor. Yenileyebilmesi için genç müşteriye ihtiyaç var ama gençler kahveye gelmiyor. En büyük etken de bu. Müşterilerimizin büyük bölümü yaşlı. Yaşlı müşteri kitlesi de her geçen gün azalıyor. Geçtiğimiz bir, bir buçuk yıl içinde işletme sayımız yaklaşık 330’dan 260’a düştü. Bu sayı hiçbir zaman yukarı doğru gitmiyor, hep aşağıya doğru geliyor. Artık önü açık bir meslek olmaktan çıktık. Gençlerin de bu meslek grubuna ilgisi yok. Daha çok modern kafeterya tarzı işletmeleri tercih ediyorlar. Bizim geleneksel kahvehanelere yönelmiyorlar” dedi.
‘KABUK DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞIYORUZ AMA İLGİ GÖRMÜYOR’
Sektörde, ek gelir sağlayacak yeni düzenlemeler yapılmadığı takdirde, kahvehanelerin kendiliğinden biteceğini dile getiren Gönay, “Bu sadece Edirne’nin değil, Türkiye’nin sorunu. Eğer bu sektöre ek gelir sağlayacak yeni düzenlemeler yapılmazsa kahvehaneler zamanla kendiliğinden bitecek. Bunun önüne geçmek zor. Merkezî noktalardaki işletmeler ayakta kalır ama sayı yüzün altına kadar düşebilir. Çünkü yeni neslin bu işletmelere talebi yok. Biz de kendimizi değiştirmeye çalışıyoruz. Sınırsız internet hizmeti sunuyoruz, daha rahat sandalyeler koyuyoruz, işletmelerimizi kafeterya havasına sokmaya çalışıyoruz. Yani kabuk değiştirmeye uğraşıyoruz ama yine de gençler ilgi göstermiyor. Çünkü adı kıraathane. İsmi bile onları uzaklaştırıyor” diye konuştu.
‘SOSYALLİK ORTADAN KALKTI’
Manzaranın, köylerde de aynı olduğunu söyleyen Gönay, “Az önce köylerden bahsetmiştiniz. Köylerde nüfus gittikçe yaşlanıyor. Ben de köylüyüm. Bizim Kayapa köyünde geçen yıl en az 15 kişi vefat etti. Nüfus tamamen yaşlılardan oluşuyor. Eskiden dört tane kahvehane vardı, şimdi bir tane bile kalmadı. Kayapa köyünden bahsediyorum. Şu anda sadece bir çay ocağı gibi bir yer var. Herkes çayını, kahvesini, şekerini kendi götürüyor. Orayı bir buluşma noktası yapmaya çalışıyorlar. Çünkü köylünün birbiriyle iletişimi koptu. Oysa bizim işletmelerimiz sosyal alanlardır. İnsanlar gelir, sohbet eder, vakit geçirir, dostluklarını güçlendirir. Şimdi bunların hepsi azaldı. Sosyallik ortadan kalktı, herkes bireyselleşti. Ortak buluşma alanları kalmadı” şeklinde konuştu.
‘KÖYLER CAZİBESİNİ KAYBETTİ’
Gençlerin de köylerden uzaklaştığını dile getiren Gönay, “Bir de gençler köylerden gidiyor. Taşımalı eğitim bunun başlangıcı oldu. Gençler şehirde eğitim görüyor ve geri dönmüyor. Çünkü tarım artık cazibesini kaybetti. Mübadele döneminde Toprak Komisyonu muhacirlere 90’ar dönüm arazi vermişti. O dönemlerde insanlar bu topraklardan çocuklarını evlendirecek, ev alacak kadar gelir elde edebiliyordu. Şimdi ise 500 dönüm arazisi olan biri bile aynı şartları çocuklarına sağlayamıyor. Çünkü üreten kesim artık kazanamıyor. Köyler de bu yüzden cazibesini kaybetti” ifadelerini kullandı.
Trakya Üniversitesi Edirne Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ile Güzel Sanatlar Fakültesi iş birliğinde düzenlenen “Uluslararası Akademik Buluşma” etkinliği, öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Çevrim içi seminer serisi kapsamında medya ve teknoloji alanındaki güncel gelişmeler ele alınırken, öğrenciler uluslararası deneyimlerden yararlanma fırsatı buldu.
Görsel, İşitsel Teknikler ve Medya Yapımcılığı Bölümü Öğr. Gör. Dr. Sertaç Dalgalıdere’nin moderatörlüğünde gerçekleştirilen etkinliğe, Londra merkezli YARB-AI şirketinde Proje Tasarımcısı olarak görev yapan Halil Çalışkan konuşmacı olarak katıldı.
İki oturum halinde düzenlenen programın ilk bölümü Edirne Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Teknik bilimler öğrencileri bu oturumda yapay zekânın medya yapımcılığı süreçlerine entegrasyonu ve proje tasarımı alanındaki küresel uygulamalar hakkında bilgi edindi.
İkinci oturum ise Güzel Sanatlar Fakültesi Amfisi’nde gerçekleştirildi. Sanat ve tasarım öğrencileri, yapay zekânın yaratıcı endüstrilerdeki yeri ile geleceğin medya prodüksiyon teknikleri üzerine interaktif bir söyleşiye katılarak alanın güncel gelişmelerini değerlendirme imkânı buldu.
Etkinlikte konuşan Halil Çalışkan, Londra’da yürüttüğü yapay zekâ çalışmaları ve proje geliştirme süreçlerinden edindiği deneyimleri öğrencilerle paylaşarak, bilişim teknolojileri ve yapay zekâ alanında yaşanan dönüşüme dikkat çekti.
Öğr. Gör. Dr. Sertaç Dalgalıdere ise akademik bilginin sektör deneyimiyle buluşmasının önemine vurgu yaparak, uluslararası nitelikte düzenlenen bu tür etkinliklerin öğrencilerin mesleki ve kişisel gelişimlerine önemli katkılar sunduğunu belirtti.
Olgay GÜLER Edirne’de 2026’nın ilk 6 ayında meydana gelen kazalarının yüzde 60’ını motosikletlerin oluşturması üzerine, İl Emniyet Müdürlüğü tarafından kentteki sürücülere yönelik ‘güvenli sürüş’ eğitimi başlatıldı.
İl Emniyet Müdürlüğü tarafından başlatılan kampanya kapsamında, kentte motosiklet kulüpleri ve kuryeler başta olmak üzere, sürücülere yönelik güvenli sürüş eğitimleri başlatıldı. Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin de yapıldığı er meydanının bulunduğu tarihi Sarayiçi bölgesinde düzenlenen ilk eğitime Edirne Valisi Yunus Sezer, İl Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan, İl Jandarma Komutanı Mehmet Kasım Ermiş, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sezai Irmak, emniyet mensupları ve sürücüler katıldı. Törende, hayırseverlerin bağışlarıyla, İl Emniyet Müdürlüğü bünyesine alınan 6 yeni motosikletin de anahtar teslimi gerçekleştirildi.
‘GÜVENLİĞİ ÖNCELİKLENDİRMEMİZ LAZIM’ Törende konuşan Edirne Valisi Yunus Sezer, motosikletlerin karıştığı kazaların Edirne’deki trafik kazalarının yüzde 60’ını oluşturduğunu söyleyerek, “Bu çok büyük bir oran. Aynı zamanda yaklaşık yüzde 10’un üzerinde de tek taraflı motosiklet kazaları var. Bu da bizim açımızdan son derece önemli ve dikkat çekici. Emniyet Müdürümüz bir kampanya başlatarak bunun bir bölümünün eğitimle ilgili olduğunu, sadece denetim değil, motosiklet sürücülerimize güvenli sürüş tekniklerinin öğretilmesiyle ilgili bir emniyetle ortak bir işbirliği yapılması konusunda bir kampanya başlatalım teklifi oldu ve bunu şu anda devam ettiriyorlar. Hepimiz güvenli araç kullanıp, hem kendi güvenliğimizi hem de karşımızdaki sürücülerin, yayaların güvenliğini önceliklendirmemiz lazım. Dolayısıyla son mesaj bizim her zaman güvenli sürüş olması lazım. Bu motosikletleri teslim edeceğiz. Bunların hem asayiş hizmetlerinde, hem trafik hizmetlerinde çok güzel Edirne’mize katkıları olacak. Hem motosiklet sürücülerimizin, hem yayalarımızın, hem karşı araç sürücülerinin daha dikkatli olduğu bir trafik dönemini inşallah önümüzdeki zamanlarda da hep beraber yaşarız diye temenni ediyorum” dedi.
‘DENETİMİN YANINDA EĞİTİM DE ÇOK ÖNEMLİ’ İl Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan da, kentteki trafik kazalarıyla ilgili bilgiler paylaştı. Ayhan, “2019 yılında ülkemizde tüm tescilli araçların yüzde 14’ünü motosikletler oluşturuyordu. Ancak özellikle pandemiden sonra vatandaşlarımızın ulaşım tercihlerindeki değişiklik ve bireysel ulaşıma olan yönelmeyle motosiklet sayıları diğer araçlardan çok daha fazla artarak 2026 yılı itibariyle 7 milyon 300 bini buldu. Bu da tüm araçların yüzde 21’i demek. Her yıl diğer araçlar yüzde 4 artarken motosikletler yüzde 20 ile 25 arasında artış gösteriyor. Bu da bize şunu gösteriyor; bundan sonraki süreçte bizim motosikletlerle ilgili özel bir tedbir geliştirmemiz gerekiyor. Edirne’de 2026 yılında ilk 6 ayda 648 kaza meydana geldi. Bu kazaların 393’ü yani yüzde 60’ı en az bir motosikletin karıştığı trafik kazaları. Yine bu kazaların 121’i ise motosikletlerin tek başına karıştığı, başka bir aracın karışmadığı trafik kazaları. Bu da şunu gösteriyor; denetimin yanında özellikle eğitimin çok önemli olduğu, motosiklet sürücülerinin güvenli sürüş konusunda eğitime ihtiyaçları olduğunu arkadaşlarımızla beraber değerlendirdik. Bu amaçla da önce eğitimle başlayan, sonra denetimle devam eden bir motosiklet kampanyası geliştirmeye karar verdik” diye konuştu.
Etkinlik alanında verilen eğitimleri izleyip, sürücülerle sohbet eden Vali Sezer ve beraberindekiler, emniyet bünyesine alınan motosikletlerin anahtarlarını polis memurlarına teslim etti. Törende ayrıca motosikletlerin alınmasına katkı sağlayan kurum ve şirket temsilcilerine de plaket verildi. CEZA YERİNE EĞİTİM Öte yandan, İl Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, Edirne’de 1 hafta boyunca kasksız ya da trafik kurallarını aykırı olarak denetimlere takılan sürücülere, ceza yerine eğitime girme şansı tanınacağı ifade edildi.