Millî Eğitim Bakanlığı’nca, Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) açılışının 106’ncı yıl dönümü ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında ilk ve ortaokul öğrencilerine yönelik resim, şiir ve kompozisyon yarışması düzenlenecek.
Edirne İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün resmi web sayfasında “Öğrenciler, kalemini ‘23 Nisan’ı anlatmak için konuşturacak” başlığı ile yer alan paylaşımda şunlara yer verildi:
“ TBMM’nin açılışının 106. yıl dönümü ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Millî Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenecek yarışmaya başvurular başladı.
Resmî ilkokul, ortaokul ve imam hatip ortaokullarında öğrenim gören öğrenciler, Türk milletinin bağımsızlık ve egemenlik mücadelesinin simgesi, millî iradenin tarih sahnesine çıktığı en anlamlı günlerden biri olan 23 Nisan’la ilgili duygularını, edebî eserlerle kaleme alacak.
Mustafa Kemal Atatürk’ün, yarınların teminatı çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın anlam ve önemini kavratma, millî egemenlik bilincini pekiştirme ve öğrencilerin duygu ve düşüncelerini sanatsal yollarla ifade etmelerine imkân sağlama amacı taşıyan yarışmaya tüm ilkokul ve ortaokul öğrencileri katılabilecek.
Resmî ilkokullarda resim; resmî ortaokullar ve imam hatip ortaokullarında resim, şiir ve kompozisyon dallarında düzenlenecek yarışmada her kategoride ilk üçe giren eserlerin sahibi öğrenciler ve mansiyon alanlar ödüllendirilecek.
Yarışma sonucunda dereceye giren eserler, 2-3 Nisan 2026’da Millî Eğitim Bakanlığı web sitesinden ilan edilecek.
Ödül töreni, 23 Nisan haftasında TBMM’de düzenlenecek.”
Edirne il genelinde 2025 Aralık ayı sonu itibarıyla 208 bin 834 olarak belirlenen trafiğe kayıtlı araç sayısı 2026’nın Ocak ayı sonu itibarıyla 209 bin 420’ye yükseldi.
Türkiye İstatistik Kurumu 2026 yılı Ocakayı Motorlu Kara Taşıtları İstatistiklerinden “Edirne ili, trafiğe kayıtlı bulunan motorlu kara taşıtları” konusunda bir basın bülteni hazırladı. Söz konusu paylaşım şöyle:
“Türkiye’de trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı Ocak ayı sonu itibarıyla 33 milyon 751 bin 673 oldu.
Türkiye’de Ocak ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların %56,1’ini otomobil, %18,7’sini motosiklet, %18,4’ünü kamyonet, %3,3’ünü kamyon, %1,3’ünü minibüs, %1,3’ünü traktör, %0,6’sını otobüs ve %0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.
2026 yılı Ocak ayı sonu itibariyle Edirne’deki toplam motorlu kara taşıtı sayısı 209 420’dir.
2026 yılı Ocak ayı sonu itibariyle Edirne’deki toplam 209 bin 420 motorlu kara taşıtının 87 bin 365’i otomobil, 2 bin 205’i minibüs, 1713’ü otobüs, 26 bin 361’i kamyonet, 4 bin 932’si kamyon, 51 bin 220’si motosiklet, 527’si özel amaçlı taşıtlar ve 35 bin 097’si traktörlerden oluşmaktadır.
Edirne’de Ocak ayında 3 bin 502 adet taşıtın devri yapıldı
Edirne’de Ocak ayında 3 bin 502 adet taşıtın devri yapıldı. Devir, noterler aracılığı ile ikinci, üçüncü ve daha fazla el değiştiren taşıtları ifade etmektedir. Edirne’de devri yapılan toplam 3 bin 502 taşıt içinde 2 bin 267’si otomobil, 36’sı minibüs, 28’i otobüs, 542’i kamyonet, 48’i kamyon, 219’u motosiklet, 1’i özel amaçlı taşıt ve 361’i traktörlerden oluşmaktadır.
Ocak ayında kaydı yapılan otomobillerin 33 bin 511’i gri renklidir.
Ocak ayında trafiğe kaydı yapılan 81 bin 108 adet otomobilin %41,3’ü gri, %27,5’i beyaz, %10,2’si mavi, %10,1’i siyah, %5,7’si yeşil, %2,9’u kırmızı, %1,4’ü kahverengi, %0,4’ü turuncu ve %0,2’si sarı renklidir.”
Edirne merkez 1.Murat Mahallesi’nde vatandaşların ulaşımlarını sağladıkları eski Kiremit Fabrikası önündeki Atatürk Bulvarı’na paralel, Cumartesi Pazarı’na uzanan DSİ’nin kullanmadığı kanalın yanından geçen yaklaşık 40 metrelik geçidin aşığı yağışlar nedeniyle göle dönüşmesi sonucu burada oluşan derin çukurlar sürücüler için adeta tuzağa dönüştü.
Son yağışların ardında iki sürücünün aracının askıda kaldığı bölgeye yakın işyeri bulunan bir vatandaş Hudut’a yaptığı açıklamada ortaya çıkan tabloyu şöyle anlattı:
“Edirne merkez 1.Murat Mahallesi Binevler Ziraat Bankası Şubesi arkası, eski Kiremit Fabrikası önünde oluşan 25-30 cm.’lik çukurlar var. İçi su dolu. Bu gün 2 adet alçak araç askıda kaldı. Traktörle çektiler. Bu geçit yaklaşık 40 metre. Bir de kodu düşük. Havuz gibi oluyor. 2-3 kamyon asfalt kırığı şimdilik sorunu çözer. Geçidin yanından DSİ su kanalı geçiyor. DSİ kanalı kullanmıyor. İptal edildi. DSİ ile görüşülerek, belki de kanalın üzeri ya doldurularak veya üst kapağı biraz kalın betonla takviye edilip geçici yol yapılabilir. İnsanlar çok mağdur, E5’e paralel, Cumartesi Pazarı ve Binevler’den gelen işlek bir yol. Pazar günü Bulgarlar da çok kullanıyor. İşyerim yakın olduğu için ‘komşu çok problem’ diyorlar. Belediyemizin imajı açısından çok kötü bir durum.”
Ayşe Gazi ve merhum Ali Gazi’nin oğulları, Şefiye Gazi’nin eşi, Ali Gazi ve Ayşen Güler’in babaları Abdullah Gazi 66 yaşında vefat etti. Merhum; dün Şeyh Çelebi Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
Hukuki uyuşmazlıklar, her zaman tek bir hukuk dalını ilgilendirmez ve çoğu zaman uzmanlık gerektiren alanlarda ortaya çıkar. Alacak–borç ilişkilerinden ceza soruşturmalarına, sağlık hizmetlerinden doğan hak ihlallerine kadar pek çok konuda profesyonel hukuki destek alınması büyük önem taşır. Bu kapsamda İstanbul İcra Avukatı, Malpraktis Avukatı ve Ceza Avukatı, uygulamada en sık ihtiyaç duyulan ve birbirinden farklı uzmanlık alanlarını temsil eden avukatlık türleridir.
Her bir avukatlık alanı, farklı mevzuat bilgisi, yargılama pratiği ve stratejik yaklaşım gerektirir. Bu yazıda, söz konusu üç avukatlık alanının hangi konularda görev aldığı ve hangi durumlarda tercih edilmesi gerektiği genel hatlarıyla ele alınmaktadır.
İcra Avukatı Ne İş Yapar?
İcra ve iflas hukuku, alacakların devlet gücü kullanılarak tahsil edilmesini düzenleyen bir hukuk dalıdır. İcra Avukatı, alacaklı veya borçlu tarafın haklarını korumak amacıyla icra takiplerini yürüten ve süreci hukuka uygun şekilde yöneten hukuk uzmanıdır.
İcra avukatının başlıca görev alanları şunlardır:
İlamsız ve ilamlı icra takibi başlatılması
Haciz, satış ve tahsil işlemlerinin yürütülmesi
Borca, faize veya icra takibine itiraz süreçleri
İflas ve konkordato işlemleri
Alacakların hukuki yolla güvence altına alınması
İcra süreçlerinde yapılan usul hataları, alacağın tahsil edilememesine ya da borçlunun gereksiz mağduriyet yaşamasına neden olabilir. Bu nedenle icra hukukuna hâkim bir avukatla çalışmak, sürecin doğru ve etkin şekilde ilerlemesi açısından önemlidir.
Malpraktis Avukatı Hangi Davalarla İlgilenir?
Malpraktis, sağlık hizmeti sunumu sırasında hekimin veya sağlık personelinin tıbbi standartlara aykırı davranışı sonucu hastanın zarar görmesi durumunu ifade eder. Malpraktis Avukatı, bu tür tıbbi hatalardan kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklarda görev alan ve süreci hem hasta hem de sağlık çalışanı açısından değerlendiren avukatlık alanıdır.
Malpraktis davaları genellikle;
Yanlış teşhis veya geç teşhis
Hatalı tedavi uygulamaları
Ameliyat hataları
Aydınlatılmış onam eksikliği
Tıbbi ihmal iddiaları
gibi konular etrafında şekillenir.
Bu tür davalar, hem tıp hem de hukuk bilgisi gerektirdiği için oldukça teknik niteliktedir. Tıbbi raporların incelenmesi, bilirkişi değerlendirmeleri ve kusur oranlarının tespiti sürecin en kritik aşamalarını oluşturur. Malpraktis avukatları, müvekkillerinin haklarını korurken aynı zamanda bilimsel ve hukuki veriler ışığında süreci yönetir.
Ceza Avukatı ve Ceza Yargılamasındaki Önemi
Ceza hukuku, kişilerin özgürlüğünü ve temel haklarını doğrudan etkileyen bir hukuk dalıdır. Üsküdar Ceza Avukatı, suç isnadıyla karşı karşıya kalan şüpheli veya sanıkların savunmasını üstlenen; aynı zamanda mağdur veya müşteki vekilliğini de yürütebilen hukuk uzmanıdır.
Ceza avukatının görev alanı oldukça geniştir ve şu süreçleri kapsar:
Soruşturma aşamasında ifade alma ve savunma
Tutuklama ve adli kontrol kararlarına itiraz
Ceza davalarının yargılama süreci
İstinaf ve temyiz başvuruları
İnfaz sürecine ilişkin hukuki değerlendirmeler
Ceza davalarında yapılan yanlış veya eksik savunmalar, geri dönüşü zor sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle ceza hukuku alanında deneyimli bir avukatla çalışmak, savunma hakkının etkin şekilde kullanılabilmesi açısından büyük önem taşır.
Hangi Hukuki Sorunda Hangi Avukata Başvurulmalı?
Her hukuki uyuşmazlık, aynı uzmanlık alanıyla çözülebilecek nitelikte değildir. Alacak tahsiline ilişkin sorunlarda icra hukukuna hâkim bir avukat tercih edilmelidir. Sağlık hizmetlerinden kaynaklanan zarar iddialarında malpraktis alanında deneyimli bir avukatla çalışmak gerekir. Suç isnadı, ceza soruşturması veya kovuşturması söz konusu olduğunda ise ceza hukuku uzmanlığı öne çıkar.
Doğru avukatlık alanının seçilmesi, sürecin hem süresi hem de sonucu üzerinde doğrudan etkili olan en önemli unsurlardan biridir.
Uzmanlık, Etkin Hukuki Korumanın Anahtarıdır
Hukuki süreçlerde başarı, büyük ölçüde doğru uzmanlık alanında profesyonel destek alınmasına bağlıdır. İcra Avukatı, Malpraktis Avukatı ve Ceza Avukatı, farklı hukuki ihtiyaçlara cevap veren ve her biri ayrı uzmanlık gerektiren avukatlık alanlarını temsil eder. Karşılaşılan hukuki sorun ne olursa olsun, ilgili alanda uzman bir avukattan destek almak; hak kayıplarının önüne geçilmesi ve sürecin sağlıklı şekilde yürütülmesi açısından temel bir gerekliliktir.
Trakya Üniversitesi’nde Ufuk Avrupa Programı Araştırma Altyapıları (INFRA) Bilgilendirme, Tanıtım ve İş Birliği Fırsatları Etkinliği gerçekleştirildi
Trakya Üniversitesi koordinasyonunda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Avrupa Araştırma Altyapıları (ESFRI–ERIC), TÜBİTAK AB Çerçeve Programları Ulusal Koordinasyon Ofisi, Trakya Üniversiteler Birliği, Balkan Üniversiteler Birliği Genel Sekreterliği, Trakya Teknokent ve Trakya Kalkınma Ajansı iş birliğiyle “Ufuk Avrupa Programı Araştırma Altyapıları (Research Infrastructures – INFRA) Bilgilendirme, Tanıtım ve İş Birliği Fırsatları Etkinliği” düzenlendi.
Balkan Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen programa, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, Prof. Dr. Mustafa Tan, Prof. Dr. Eylem Bayır ve Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Üniversitenin diğer yöneticileri ve akademisyenler katıldı.
Açılış konuşmasını gerçekleştiren Trakya Üniversitesi Proje Koordinasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Sertaç Arabacıoğlu, disiplinler arası iş birlikleri, açık bilim yaklaşımı ve dijital dönüşümün günümüz araştırma ekosisteminin temel unsurları olduğunu belirterek, TÜBİTAK AB Çerçeve Programları Müdürlüğü öncülüğünde izlenecek yol haritasının üniversitenin araştırma kültürünü güçlendirecek temel bir rehber niteliği taşıdığını vurguladı.
TÜBİTAK AB Çerçeve Programları Müdür Yardımcısı Burak Tiftik konuşmasında, Ufuk Avrupa Programının genel yapısı, öncelikli alanları, Ufuk Avrupa Ortaklıkları ve proje hazırlıkları konusunda bilgiler verdi.
Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler ise üniversitelerin bilgi üretmeyi dört duvar arasında sınırlı tutmamaları gerektiğini ve yürütülen tüm projelerin temelinde bu anlayışın yattığını ifade etti. Bilimsel süreçlerin ham veri elde etme gayretiyle başladığını belirten Prof. Dr. Hatipler, bu verinin önce enformasyona, ardından bilgiye dönüşmesi gerektiğini vurguladı.
Açılış konuşmalarının ardından katılımcılar fuayede açılan stantları gezdi. Daha sonra oturumlara geçildi. İlk oturumda Araştırma Altyapıları Ulusal İrtibat Noktasından Ebru Soyuyüce Aydın “Araştırma Altyapılarının Tarihçesi ve Yeni Nesil Araştırma Ortamları”; İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Kütüphane Daire Başkanı ve OpenAIRE Yönetim Kurulu Üyesi Gültekin Gürdal “Açık Bilim, FAIR Veri ve Avrupa Açık Bilim Bulutu (EOSC)” ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ERIC Komitesi Türkiye Temsilcisi Ali Eser, “Türkiye’nin Avrupa Araştırma Altyapılarına (ESFRI ve ERIC) Entegrasyonu” başlıklı sunumu gerçekleştirdi.
İkinci oturumda ise Ebru Soyuyüce Aydın “Ufuk Avrupa 2026 Çalışma Programı ve Araştırma Altyapıları (INFRA) Çağrıları”; Trakya Kalkınma Ajansı Teknoloji ve Sanayi Birimi Uzmanı Tuğrul Kağan Asan, “Ufuk Avrupa INFRA Kapsamında EDİH West Marmara İle Araştırma Altyapılarına Erişim ve Kapasite Geliştirme” ve Trakya Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Dijital Dönüşüm Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Cem Taşkın ise “Dijital Dönüşüm Perspektifinden Üniversitemizin Araştırma Altyapılarının Geliştirilmesine Yönelik Çalışmaları” başlıklı sunumu ile katılımcıları bilgilendirdi. Kapanış konuşmaları ile program sona erdi.
Tüm Emeklilerin Sendikası Edirne Temsilciliği, 65 yaş üstü yurttaşların ve emeklilerin toplu taşımadan ücretsiz yararlanmasının keyfi bir uygulama değil, 4736 sayılı Kanun ile güvence altına alınmış yasal bir hak olduğuna dikkat çekerek, Serhad Birlik Kooperatifi ve Edirne Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Yönetim Kurulu Başkanı Aytaç Dilci’nin basına yansıyan açıklamalarını üzüntüyle takip ettiklerini belirtirken, Edirne Belediyesi’ne de toplu ulaşım hizmetini yeniden doğrudan üstlenme ve kamusal bir model kurma konusunda çağrıda bulundu.
Tüm Emeklilerin Sendikası Edirne Temsilciliği’nde ‘Emekliler beleşçi değildir!’ başlığı altında yapılan yazılı açıklamada, “Sayın Dilci, açıklamasında Edirne’de 2025 yılı içerisinde toplam 2 milyon 701 bin 993 ücretsiz yolcu taşıdıklarını ifade etmiştir. Bu iddia gerçeği yansıtmamaktadır” denilerek şunlara yer verildi:
4736 SAYILI KANUN HATIRLATMASI
“Öncelikle hatırlatmak isteriz ki; 65 yaş üstü yurttaşların ve emeklilerin toplu taşımadan ücretsiz yararlanması, keyfi bir uygulama değil, 4736 sayılı Kanun ile güvence altına alınmış yasal bir haktır.
Ayrıca Sayın Dilci’nin de belirttiği üzere, devlet ücretsiz taşımadan kaynaklanan kaybı telafi etmek amacıyla kooperatife araç başına gelir desteği ödemektedir. Bununla birlikte Edirne Belediyesi de, devletin sağladığı desteğin çok üzerinde olmak üzere, aylık olarak kooperatife ek gelir desteği sunmaktadır. Bu ödemelerin tamamı doğrudan kooperatife yapılmaktadır.
Edirne kamuoyunun yakından bildiği bir diğer gerçek ise şudur: Kooperatif, 202 araç üzerinden destek almasına rağmen, bu sayıda araç fiilen hatlarda çalışmamaktadır. Dolayısıyla ‘ücretsiz taşımadan doğan zarar’ iddiası, kamuoyuna eksik ve yanıltıcı biçimde yansıtılmaktadır. Ücretsiz taşındığı söylenen yurttaşların bedeli zaten kamu kaynaklarıyla karşılanmaktadır.
Sayın Dilci’nin, gelir desteğini yetersiz bulması kendi değerlendirmesidir. Ancak bu durum, emeklileri ve 65 yaş üstü yurttaşları ‘ücretsiz taşıyoruz’ diyerek ‘beleşçi’ gibi göstermesi hiç bir şekilde kabul edilemez. Emekliler, bu ülkenin yıllarca çalışmış, üretmiş, vergisini ödemiş insanlarıdır.
Ayrıca unutulmamalıdır ki Edirne’de toplu taşıma ücretleri zaten yurttaşların belini bükmektedir. Edirne, kısa mesafe toplu taşıma ücretinin en pahalı olduğu illerden biri haline gelmiştir. Bu tablo, ulaşımın ticari bir faaliyet gibi değil, sosyal belediyecilik anlayışıyla ele alınması gerektiğini bir kez daha göstermektedir.
TOPLU TAŞIMA BİR KAMU HİZMETİ
Öte yandan Sayın Dilci’nin açıklamasında kullandığı şu ifade, gerçeğin kendisidir:
‘Toplu taşıma hizmeti sadece bir ticari faaliyet değil, halkın günlük yaşamını sürdürebilmesi için vazgeçilmez bir kamu hizmetidir.’
Evet, toplu taşıma bir kamu hizmetidir. Bu kamu hizmetinin asli sorumlusu Edirne Belediyesi’dir. Bu nedenle ulaşımın ticari bir mantıkla değil, kamusal sorumluluk anlayışıyla yürütülmesi gerekir.
Tüm Emeklilerin Sendikası olarak, Edirne Belediyesi’ne bir kez daha çağrıda bulunuyoruz: Asli göreviniz olan toplu ulaşım hizmetini yeniden doğrudan üstlenmeye ve kamusal bir model kurmaya davet ediyoruz.
Tekrar ediyoruz: Emeklilerin toplu taşımadan yararlanması bir lütuf değil, kanunla tanınmış bir haktır ve Sosyal Belediyeciliğin gereğidir. Emekliler beleşçi değildir!”
Edirne’de, 1 Ocak’ta yürürlüğe giren yönetmelikle, bitki koruma ürünleri ile bitkisel ürünlere ait hasat bilgilerinin elektronik ortamda kaydedilmesini ve izlenmesini sağlayan ‘B-Reçete’ uygulaması hakkında, üreticilere bilgi verildi.
Bitki koruma ürünlerinin uygulanmasına ilişkin mevcut kayıt ve izleme uygulamaları, elektronik ortamda yürütülecek şekilde yeniden düzenlenerek, 13 Aralık 2025 tarihli Resmi Gazete’de, ‘Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmelik’ adıyla yayınlandı. Bu kapsamda, üreticiler tarafından satın alınan ve uygulanan bitki koruma ürünleri ile bitkisel ürünlere ait hasat bilgilerinin, bitkisel ürün ve parsel bazlı olarak elektronik ortamda kaydedilmesini ve izlenmesini sağlayan ‘B-Reçete Takip Sistemi’ uygulamaya alındı. Bitkisel ürünlerin depolanarak muhafaza edildiği alanlar ile gıda işletmelerinde zararlı organizmalara karşı kullanılacak bitki koruma ürünlerinin uygulanmasına ilişkin iş ve işlemler de yönetmelik kapsamına alındı. B-Reçete uygulaması pilot il olarak belirlenen Ankara, Samsun, Kırklareli ve Mersin’de 1 Ocak 2026 itibariyle uygulanmaya başlanırken, diğer illerde 1 Temmuz’da bu uygulamaya geçileceği belirtildi. Yönetmelik ve B-Reçete uygulamasına ilişkin Edirne İl Tarım Müdürlüğü’nde, üreticilere yönelik bilgilendirme toplantısı yapıldı.
Toplantıda konuşan İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse, yönetmelikle birlikte koruma ürünlerinin bilinçli, kontrollü ve doğru şekilde kullanılmasının sağlanacağını belirterek, “Bunun yanında çevre ve insan sağlığının korunması, tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması amaçlanıyor. Hepimiz için çok önemli bir durum. Bu kapsamda da yeni hayata geçirilen B-Reçete sistemiyle birlikte ürünler kayıt altına alınarak, reçeteli şekilde kullanılmasını sağlayan bir mekanizma karşımıza çıktı. Aynı eczanelerde uygulanan sistem gibi, nasıl eczanelere gidiyoruz, ilaçlarımızı reçeteyle alıyoruz artık bitki koruma ürünlerimizi de zirai ilaç bayilerinden aynı şekilde reçeteyle alacağız. Bu uygulamayla birlikte üreticilerimiz ÇKS’de kayıtlı alanları ve ürünlerine göre kullanılabilecekleri miktarda kontrollü bir şekilde bayilerden ilaç alabilecekler. Yedinci ayın biri itibariyle bu sisteme geçmiş olacağız” dedi.
‘GEREKSİZ İLAÇ KULLANIMININ ÖNÜNE GEÇİLECEK’
Yeni sistemle kontrolün ve izlenebilirliğin sağlanacağını ifade eden Köse, “Biz hangi üreticimizin, hangi miktarda nasıl ilaç kullandığını artık bu sistem üzerinden takip etmiş olacağız. Gereksiz ve hatalı ilaç uygulamalarının önüne geçeceğiz. Yani o araziye, o parsellerimize ne kadar ilaç kullanabileceksek o kadar ilaç alacağımız için gereksiz ilaç kullanımının da önüne geçmiş olacağız. Çevreye ve halk sağlığını olumsuz etkileri azaltmış olacağız. İlaç kullanımının azaltılmasıyla birlikte bu çevre ve halk sağlığı da otomatikman korunmuş olacak. Artık bu bitki koruma ürünlerimiz herkesin kendi TC’si üzerinden alacağı için aslında bir kontrol mekanizması da devreye girecek. Üreticilerimizin hangi ilacı aldığını, ya da çevrede atılmışsa böyle bir ürün, biz bunların takibini de yapabileceğiz. Onun için üreticilerimiz bu konuda da artık dikkatli olmak durumunda kalacak. Üretimde ve kalitede de verimlilik elde edeceğiz doğru ilaç kullanımıyla birlikte” diye konuştu.
‘ALDIKLARI BELGELERİYLE BAYİLERE GİDECEKLER’
B-Reçete sistemiyle ilgili köylerdeki eğitimleri tamamladıklarını söyleyen Köse, “Bu eğitime katılan arkadaşlarımız imzalarını atıyorlar, TC’lerini, telefonlarını yazıyorlar. Biz bir belge düzenliyoruz. Daha sonra belgelerini bizden aldıktan sonra bayilerimizden, bu belgemizle ya da ÇKS kaydı ve TC’siyle birlikte telefonlarına bir kod gelerek bayilerden bu ürünlerimizi almış olacaklar. Sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması hedefiyle çıkılan bu yolda siz üreticilerimizin de en kısa sürede bu sisteme adapte olacağını, bu kapsamda eğitimler tamamlandıktan sonra belgelerimizi alıp artık B-Reçete sistemiyle birlikte kontrollü ve düzgün uygulayıcı bir sistemle birlikte bu yeni sisteme adapte olacağınızdan eminim. Önemli olan bu sisteme bir an önce zamanı geldiği zaman geçip, üreticilerimizin sıkıntıya girmeyecek şekilde ilaçlarını temin edebilmesini sağlamak” şeklinde konuştu.
ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu, Laik Cumhuriyet’imizin uygar bir toplum yaratma hedefinin en önemli adımlarından olan, kanunlar önünde kadın erkek eşitliğini sağlayan Türk Medeni Kanunu’nun 100. yıl dönümünü kutladı.
ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu’ndan yıldönümü dolayısıyla yapılan açıklamada Osmanlı Devletinde toplumun ihtiyaçlarını ‘mecelle’ karşıladığının altı çizilerek şunlara yer verildi:
“Medeni hukuk konusunda Mecelle’nin yetersizliği, Birinci Dünya Savaşı sırasında anlaşılmış ve değişiklik yapılmasına karar verilmiştir. Ancak, savaştan yenilgiyle çıkılınca, bu konudaki çalışmalar kesilmişti.1922 yılında TBMM’de bu konu üzerinde yeniden çalışmalara başlandı. Bu konuda, çeşitli ülkelerin Medeni kanunları incelendi. Türkiye’de Medeni Kanunun oluşumunda, İsviçre Medeni Kanunu ile Kazuistik (Olaylardan hareketle genel kurallara gidilen) metoda sahip Prusya Kanunu ve devrimci bir felsefeye sahip Fransız Kanunundan esinlenerek Ülkemizin ihtiyacına uygun ortalama bir yol izlenmiştir.
Türkiye’de 17 Şubat 1926’da TBMM’de kabul edilen ve 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe konulan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi (Türk Medeni Kanunu) ile; Ailede kadın-erkek eşitliği sağlandı.Evlilikte resmi nikâh zorunluluğu getirildi venikah yapma yetkisi belediyelere verildi. Tek eşle evlilik esası getirildi.Kadınlara, istedikleri mesleğe girebilme hakkı tanındı.Mahkemelerde tanıklık yapma, miras ve boşanma konularında kadın-erkek eşit hale getirildi.Patrikhanelerin, din işleri dışındaki yetkileri kaldırıldı.
Yurttaşlık bilincini ve kadın erkek eşitliğini sağlayan bu kanun ile evlenmelerde, her iki tarafında fikri esas alındı. Resmi nikah usulü ve tek eşlilik gibi yenilikler getirildi. Boşanma hakkı kadına da tanındı. Mirasta, kadın erkek eşitliği sağlandı. Böylece, Türk ailesinin kuruluş ve işleyişi çağdaş, demokratik kurallara dayandırıldı.
Medeni hukuk, şahıslar arasındaki ilişkileri düzenleyen, şahısların doğumdan ölümüne (tüzel kişilerde kuruluşundan sona ermesine) kadar ilişkilerini düzenleyen özel hukuk dalıdır. Kişiler hukuku, aile hukuku, eşya hukuku ve miras hukuku medeni hukuk kapsamında yer alır ve medeni kanunla düzenlenirler. Medeni hukuk, hukukun özüdür.
Medeni Kanun, her şeyden önce medeni hukuk alanını laikleştirmiş, yani akli temeller üzerine oturtmuştur. İnanç ayrımı gözetilmeksizin bütün vatandaşlara uygulanmayı getirmiştir. Medeni kanun daha çok kadınlarla ilgili getirdiği hükümlerle dikkat çekmektedir. Mahkemelerde ceza hukuku ile ilgili hususlarda iki kadının şahitliği bir erkeğe denk kabul ediliyordu. Medeni kanun bu hususta da kadın ile erkeği aynı duruma getirmiştir. Evlenme ve boşanmada belirli şartlar getirmiş, özellikle erkeğin tek taraflı boşamasını kaldırarak boşanmayı Hakimin takdirine bırakmıştır. Eski hukukun erkeğe tanıdığı dörde kadar evlenme hakkını ortadan kaldırarak sadece bir kadınla evlenmeye izin vermiştir. İmam nikahı olarak bilinen dini nikahı kabul etmemiş, nikah akti yapma yetkisini belediyelere vermiştir.
Cumhuriyetin ilanında sonra Türk kadını, Medeni kanunun kabulüyle ekonomik sosyal ve hukuksal alanlarda erkeklerle eşit haklara sahip olmuştur.
Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak,Tebaa anlayışından Yurttaşlık bilincine geçişi sağlayan, Hukuk alanının laikleşmesine öncülük eden ve kadın-erkek eşitliğini sağlayan Türk Medeni Kanunu’nun 100. yılının Ulusumuza kutlu olmasını diliyoruz. ‘İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını saygı ve minnetle anıyoruz.”
Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 100. yıl dönümünde, Cumhuriyet Halk Partili kadın belediye başkanları Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya ile birlikte Anıtkabir’i ziyaret etti.
Türkiye’nin farklı illerinden gelen kadın belediye başkanları arasında Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan da bulundu. Heyet, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine çelenk sunarak saygı duruşunda bulundu ve Anıtkabir Özel Defteri’ni imzaladı.
Başkan Gencan’dan Açıklama
Ziyaretin ardından açıklamada bulunan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan şunları söyledi:
“Türk Medeni Kanunu, kadınlara eşit yurttaşlık hakkını kazandıran en önemli kazanımlardan biridir. Bu tarihi adımın yıl dönümünde, Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve minnetle anıyoruz.”