Kategori arşivi: Güncel

Buğdayda çiftçiye soğuk duş!

Olgay GÜLER

Türkiye’nin önemli buğday üretim merkezlerinden Edirne’de Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı ve Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın, TMO’nun açıkladığı 16.50 TL’lik buğday alım fiyatını değerlendirdi.

TMO, ülke genelinde buğdayın kilogram fiyatını 16,50 lira, arpanın ton fiyatının ise 12 bin 750 lira olarak açıkladı. Fiyat beklentisi 20 TL olan üretici, TMO’nun açıklamasıyla şok yaşarken, üretici birliklerinden tepki gecikmedi. Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, açıklanan fiyatın üretimin sürdürülebilirliğini imkansız hale getireceğini söyledi.

‘SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İMKANSIZ HALE GELDİ’

Arabacı, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı tarımdaki maliyet artışının yüzde 35 olduğuna dikkat çekerek, “Biz Ziraat Odaları olarak buğday ekim döneminden bugüne yaptığımız maliyet çalışmasındaki maliyet artışı yüzde 40. Kaldı ki mazot ve gübrede bir yıllık hesapladığımızda yüzde 70’e varan maliyet artışı var. Ki biz bunu şu an yaptığımız maliyet hesabımızda baz almadık. Buğday ekiminden bugüne olan yüzde 40’ı baz aldığınız halde bakanlığımızın bize açıklamış olduğu fiyat artışı yüzde 22. Biliyorsunuz piyasadaki enflasyon oranları bunun çok daha üzerinde. Üreticimizin girdisi, ektiği günden bugüne yüzde 40 artış sağlamışken, böyle bir yılda açıklanan yüzde 22’yle üreticimizin hem önümüzdeki yıllardaki sürdürülebilirliğini, hem aile içerisindeki geçimini sağlaması neredeyse imkansız hale gelmiştir. O yüzden biz bakanlığımızın açıklamış olduğu bu yüzde 22’lik artışın, yani 16 buçuk TL’lik buğday fiyatının çok acil bir şekilde revize edilmesini, eğer ki bunu revize edemiyorsak da çok acil dekar başına alacağımız 980 TL’lik desteğin acil revize edilmesini ve önceki yıllardaki gibi yine kilo başına destek verilmesini talep ediyoruz. Eğer bunlar verilmediği takdirde hem önümüzdeki yıllardaki sürdürülebilirliğimiz, hem de üreticimizin ayakta kalması ve devam edilmesi imkansız hale gelmiştir” dedi. 

‘BU YIL VERİM İYİ OLACAK’

Buğdayda bu yıl, alınan yağışlarla iyi verim beklediklerini dile getiren Arabacı, “Uzun yıllardan beri ilk kez bu yıl kış yağışlarımız çok iyi oldu. Bu ilkbaharda güzel yağışlar aldık. Tabii bu yağışlarla beraber buğdaydaki hastalık riskleri de artıyor. Bu risklerle alakalı tabii birçok üreticimiz ilaçlarını kullandı, gerekli müdahaleleri yaptı. Kullanamayan üreticilerimiz var ama ilaç kullandığı halde yine birtakım hastalıklara yakalanan ürünlerimiz oldu. Ama buna rağmen yine gidişat güzel. Şu an arazide baktığımızda boş başaklar görebiliyoruz. Bu, geçtiğimiz günlerde biraz sis yaptı ve bu sis de özellikle tane besleme döneminde buğdaylara çok iyi gelmez. Yani bir takım eksiler, artılar olacaktır. Ama bu geçtiğimiz 5-6 yıllık döneme baktığımızda yağışlı ve güzel bir. Geçtiğimiz yıllara bakarak ortalama iyi verim olacaktır” diye konuştu. 

‘1 KİLO BUĞDAY 1 EKMEK ALMIYOR’

Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın da, açıklanan fiyatların üreticinin maliyetlerini karşılamaktan uzak olduğunu belirtip, tarımdaki gelir adaletsizliğine dikkat çekti. Ilgın, “Bugün geldiğimiz noktada 1 kilogram buğdayın fiyatı 16,50 lira. Bir adet ekmeğin fiyatı bile  bu rakamın üzerinde. Yani çiftçinin ürettiği 1 kilogram buğday, 1 tane ekmek almaya yetmiyor. Tarlada alın teri döken üretici kazanamazsa, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinden söz etmek mümkün değildir. Çiftçi para kazanmak değil, emeğinin karşılığını almak istiyor. Açıklanan bu fiyatlarla ne yazık ki çiftçinin kazancı değil, zararı büyüyor” şeklinde konuştu.

Meralara sulama altyapısı!

Olgay GÜLER

Edirne Valisi Yunus Sezer, iklim krizi ve kuraklık gibi faktörlerin hayvancılığı olumsuz etkilediğini, bu nedenle meraların kullanım süresini uzatmak için sulama projelerini devreye sokacaklarını söyledi.

Edirne Valiliği tarafından, Uzunköprü’nün Maksutlu Köyü’nde, ‘Mera Islah ve Amenajman’ projesi kapsamında suni mera olarak oluşturulan 50 dönümlük alanda ot biçim etkinliği düzenlendi. Programa; Edirne Valisi Yunus Sezer, Uzunköprü Kaymakamı Muammer Köken, Edirne İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse, kurum müdürleri, il genel meclis üyeleri, siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda köylü vatandaş katıldı. Etkinlikte Vali Sezer traktör başına geçerek balyalama işlemini gerçekleştirip, üreticilere destek verdi.

‘ELDE EDİLEN GELİR, MERA YATIRIMLARINA AKTARILACAK’

Hayata geçirilen projeyle, öncelikle yapılan masrafların karşılanacağını söyleyen Vali Sezer, “Öncelikle yaptığımız masrafları karşılayacağız. Ardından elde edilen ürünü, hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımıza uygun fiyatlarla ulaştıracağız. Amacımız, meralarımızı kendi imkânlarımızla sürekli geliştirmek, verimliliğini artırmak ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmaktır. Biz tüm meralarımızı bu anlayışla ıslah ediyoruz. Köylümüz ilk ürününü buradan alacak, elde edilen gelir ise yeniden mera yatırımlarına aktarılacak. Bir sonraki yıl daha geniş alanlarda ekim yapılacak, yeni tohumlar alınacak ve bu döngü aynı şekilde devam edecek” dedi. 

‘MERALARA SULAMA ALTYAPISI’

İklim krizi ve kuraklık gibi faktörlerin hayvancılığı olumsuz etkilediğini belirten Sezer, “Bu nedenle meralarımıza sulama sistemi de kuracağız. Kuyu açarak gerekli su kaynağını sağlayacak, sulama altyapısını oluşturacağız. Çünkü şu anda meralarımızı yalnızca birkaç ay kullanabiliyoruz. Kuraklık nedeniyle otlar kuruduktan sonra hayvanların otlatılması için uygun şartlar ortadan kalkıyor. Bu uygulamayı İpsala Paşaköy’de ve Meriç Umurca’da hayata geçirdik. Sulama sistemleri sayesinde meralardan hem otlatma amaçlı yararlanıyor hem de yem bitkisi üretimi gerçekleştiriyoruz. Böylece hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın yem maliyetlerini düşürmeyi hedefliyoruz” diye konuştu. 

‘MERALAR HER YIL DAHA VERİMLİ HALE GELECEK’

Maksutlu köyündeki çalışmanın pilot uygulama olduğunun altını çizen Vali Sezer, “Bu çalışma bir pilot uygulamadır. Başarılı sonuçlar aldıkça daha geniş alanlara yaygınlaştıracağız. Buradaki sistemin temel amacı, kendi kendini finanse eden ve sürdürülebilen bir model oluşturmaktır. Şu anda her yerde ot olduğu için hayvanlar rahatlıkla otlayabiliyor. Ancak burada yetiştirilen yem bitkileri uygun fiyatlarla üreticilerimize sunulacak. Elde edilen gelir ise yalnızca meraların geliştirilmesi ve verimliliğinin artırılması için kullanılacak. Bu kapsamda ilçelerimizde komisyonlar kuracak ve süreci yakından takip edeceğiz. Elde edilen gelir; gübre, tohum ve diğer ihtiyaçların karşılanmasında kullanılacak. Böylece meralarımız sürekli desteklenecek ve her yıl daha verimli hale gelecektir” şeklinde konuştu.

‘HAYVAN SAYISINI ARTTIRAN ÜRETİCİYE YEM DESTEĞİ’

Bölgede, özellikle büyükbaş sayısını da arttırmayı hedeflediklerini dile getiren Sezer, “Bir sonraki hedefimiz ise yem bitkilerini daha uygun şartlarda üreticilerimize ulaştırırken hayvan sayısını artırmaktır. Hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızdan her yıl hayvan varlıklarını en az yüzde 5 oranında artırmalarını isteyeceğiz. Hayvan sayısını artıran üreticilerimize yem desteğini daha avantajlı koşullarda sağlayacağız. Çünkü hayvancılığın en büyük maliyeti yemdir. Eğer yemi uygun maliyetle temin edebilirsek hayvan sayısını da artırabiliriz. Buna gerçekten ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

Zorunlu göçün üzerinden 37 yıl geçti

Bulgaristan’da Türk ve Müslüman azınlığa yönelik uygulanan asimilasyon politikalarının ardından Türkiye’ye gerçekleşen 1989 Zorunlu Göçü’nün üzerinden 37 yıl geçti. Yaklaşık 350 bin kişinin Türkiye’ye sığınmak zorunda kaldığı göç hareketi, Avrupa’da II. Dünya Savaşı sonrasında yaşanan en büyük zorunlu nüfus hareketlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Trakya Üniversitesi Göç ve Mübadele Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Hacer Ateş, göçün yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, sürecin tarihsel arka planını ve Türk toplumunda bıraktığı derin izleri değerlendirdi.

Bulgaristan’da Türk kimliğini hedef alan politikaların uzun yıllar sistemli biçimde uygulandığını belirten Ateş, sürecin temel insan haklarını ihlal eden uygulamalarla yürütüldüğünü ifade etti. Doç. Dr. Ateş, “Bu süreçte Türkçe konuşulması yasaklandı, dini ibadetler engellendi, camiler kapatıldı ve Türk isimleri zorla Bulgar isimleriyle değiştirildi. Temel insan haklarının açık ihlali niteliğindeki bu uygulamalara karşı ilk tepkiler 1984 yılının sonunda Kırcaali’de başladı ve kısa sürede ülke geneline yayıldı. Yaşanan süreçte çok sayıda kişi gözaltına alınırken, birçok soydaş Belene başta olmak üzere çeşitli kamplara gönderildi.” dedi.

“1989 göçü Avrupa’nın en büyük zorunlu nüfus hareketlerinden biridir”

Zorunlu göçün yalnızca siyasi değil, aynı zamanda insani sonuçlarıyla da değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Ateş, 1989 yılında yaşanan kitlesel göçün boyutlarına dikkat çekti. Baskıların giderek artmasıyla birlikte Bulgaristan’daki Türkler’in 1989 yılının Mayıs ayı sonunda kitlesel göçe zorlandığını dile getiren Ateş, “İlk kafileler 2 Haziran 1989 tarihinde Türkiye’ye giriş yaptı. Birkaç ay içerisinde yaklaşık 350 bin kişi evlerini, işlerini ve yıllar boyunca kurdukları yaşamlarını geride bırakarak Türkiye’ye sığınmak zorunda kaldı. Bu göç hareketi, II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’da yaşanan en büyük zorunlu nüfus hareketlerinden biri olarak tarihe geçti.” ifadelerini kullandı.

“Göçmenler Türkiye’nin kalkınmasına önemli katkılar sundu”

Türkiye’ye gelen göçmenlerin kısa sürede ülke yaşamına önemli katkılar sunduğunu belirten Ateş, göçün iki ülkenin toplumsal yapısında da kalıcı etkiler bıraktığını söyledi. Ateş, “Sahip oldukları bilgi birikimi ve mesleki tecrübeleriyle sanayi, tarım, eğitim ve akademi başta olmak üzere birçok alanda önemli katkılar sundular. Ancak yaşanan zorunlu göç, hem göç edenler hem de geride kalanlar için derin sosyal, kültürel ve insani izler bıraktı.” diye konuştu.

 “Tarihsel hafızayı canlı tutmak için çalışmalar yürütüyoruz”

Merkez olarak tarihsel hafızanın korunmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Ateş, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması gerektiğini vurguladı. Ateş, “Bu acı tecrübenin yeni nesillere aktarılması ve benzer insanlık suçlarının bir daha yaşanmaması amacıyla konferanslar, paneller ve çeşitli akademik çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Zorunlu göçün yıl dönümünde, yaşanan acıları unutmadığımızı bir kez daha vurguluyor; bu süreçte hayatını kaybeden tüm soydaşlarımızı rahmet ve saygıyla anıyoruz.” dedi

Kadın Merkezleri hizmetlerine tek randevu numarası

Edirne Belediyesi, kadın merkezlerinde sunulan hizmetler için randevu sistemi tek hat üzerinden birleştirildi. Yeni uygulamayla birlikte vatandaşlar, 153 Çözüm Edirne hattının yanı sıra 0 (284) 213 41 02 numaralı ortak hat üzerinden de randevu oluşturabilecek.

Edirne Belediyesi, kadınlara yönelik sunduğu hizmetlere erişimi kolaylaştırmak amacıyla yeni bir uygulamayı hayata geçirdi. Belediye bünyesinde faaliyet gösteren kadın merkezlerinde sunulan hizmetler için randevu sistemi tek hat üzerinden birleştirildi. Yeni uygulamayla birlikte vatandaşlar, 153 Çözüm Edirne hattının yanı sıra 0 (284) 213 41 02 numaralı ortak hat üzerinden de randevu oluşturabilecek.

BEŞ KADIN MERKEZİ TEK HATTA BULUŞTU

Uygulama kapsamında Zübeyde Hanım Kadın Merkezi, Özgecan Kadın Merkezi, Babademirtaş Kadın Merkezi, Yeniimaret Kadın Merkezi ve Dr. Fatma Şakir Memik Kadın Merkezi’nde sunulan hizmetler için ortak randevu sistemi oluşturuldu. Böylece vatandaşlar farklı merkezler ve farklı numaralar arasında yönlendirilmek yerine, tek telefon numarası üzerinden ihtiyaç duydukları hizmete daha hızlı ve kolay şekilde ulaşabilecek.

HİZMETLERE DAHA KOLAY ERİŞİM

Kadın merkezlerinde sunulan psikolojik danışmanlık, diyetisyen desteği ve ücretsiz spor salonu hizmetleri için randevular ortak hat üzerinden oluşturulabilecek. Ayrıca kuaförlük hizmetlerine ilişkin randevular da aynı sistem üzerinden alınabilecek. Yeni sistemle birlikte kadınların belediye tarafından sunulan hizmetlere erişiminin daha pratik ve daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

“KADINLARIMIZIN HAYATINI KOLAYLAŞTIRIYORUZ”

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Şehrimizdeki kadınların sosyal yaşama daha güçlü katılımını desteklemek, bakım, sağlık ve danışmanlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. ‘Kadın Edirne’ vizyonumuz doğrultusunda, kadın merkezlerimizde sunduğumuz hizmetleri daha erişilebilir hale getirmek için bu uygulamayı hayata geçirdik.

Kuaförlük hizmetlerinden psikolojik danışmanlık ve diyetisyen desteğine, ücretsiz spor salonu kullanımından farklı sosyal destek hizmetlerine kadar birçok alanda kadınlarımızın yanında olmaya devam ediyoruz. Tüm kadınlarımızı merkezlerimizi ziyaret etmeye, sunulan hizmetlerden yararlanmaya ve bu dayanışmanın bir parçası olmaya davet ediyorum.”

RANDEVULAR TEK NUMARADAN OLUŞTURULABİLECEK

Kadın merkezlerinde sunulan hizmetlerden yararlanmak isteyen vatandaşlar, hafta içi mesai saatleri içerisinde 0 (284) 213 41 02 numaralı ortak hattı veya 153 Çözüm Edirne hattını arayarak randevu oluşturabilecek.

Otelleri HMS Otel Programına Yönelten Sebepler

Konaklama sektöründe yazılım tercihi, bir otelin günlük operasyonundan yıllık kârlılığına kadar her şeyi etkiliyor. Türkiye’de pek çok otel, bu kritik kararı verirken HMS Otel Programı’nda buluşuyor. Bu tercihin arkasındaki sebepleri anlamak, sektörün nereye doğru ilerlediğini de gösteriyor.

Esnek Bulut Mimarisi

Otelleri HMS’ye çeken ilk unsur, bulut tabanlı mimarinin sunduğu özgürlük. Yönetici nerede olursa olsun tesisinin durumunu görebiliyor, müdahale edebiliyor. Verilerin sürekli yedeklenmesi de güvenlik kaygılarını ortadan kaldırıyor. Türkiye’nin ilk bulut tabanlı çözümü olarak HMS, bu konuda kanıtlanmış bir altyapı sunuyor.

Çok Kanallı Satışın Kolaylaşması

Bugün rezervasyonların büyük kısmı online platformlardan geliyor. Bu kanalları tek tek yönetmek imkânsız hale gelirken HMS’nin kanal yöneticisi modülü işi kökünden kolaylaştırıyor. Tüm satış kanalları tek panelden yönetiliyor, fiyat ve müsaitlik anlık güncelleniyor, overbooking riski ortadan kalkıyor. Bu özellik, otelleri HMS’ye yönelten en güçlü sebeplerden biri.

Komisyon Yükünden Kurtulma

Online seyahat acentelerine ödenen komisyonlar otel bütçesini ciddi şekilde zorluyor. HMS’nin komisyonsuz çalışan kendi rezervasyon motoru, otelin doğrudan rezervasyon almasını sağlıyor ve gelirin tamamının tesise kalmasını mümkün kılıyor.

Yasal Süreçlerde Rahatlık

Türk mevzuatına uyum, otelciler için sürekli bir endişe kaynağı. HMS, otomatik kimlik bildirimi ve yerel entegrasyonlarla bu endişeyi ortadan kaldırıyor. Otelci yasal işlerle uğraşmak yerine misafirine odaklanabiliyor.

Erişilebilir Maliyet

HMS’nin oda sayısına göre belirlenen uygun fiyatları, otelleri başka çözümlerden uzaklaştırıyor. Detaylı bilgi ve ücretsiz demo için HMS Otel sayfası ziyaret edilebilir.

Edirne Belediyesi’nden emeklilere 2. destek

Edirne Belediyesi tarafından 65 yaş ve üzeri emekli vatandaşlara yönelik hayata geçirilen Emekli Destek Programı kapsamında ikinci taksit ödemeleri olarak 421 hak sahibine kişi başı 2 bin 500 TL olmak üzere toplam 1 milyon 52 bin TL ödeme gerçekleştirildi.

Ramazan Bayramı öncesinde gerçekleştirilen ilk ödemenin ardından, program kapsamında ikinci taksit ödemeleri Kurban Bayramı öncesinde tamamlandı. Bu kapsamda 421 hak sahibine kişi başı 2 bin 500 TL olmak üzere toplam 1 milyon 52 bin TL ödeme gerçekleştirildi.

“VERDİĞİMİZ SÖZÜ YERİNE GETİRİYORUZ”

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Emeklilerimiz yıllarca çalışarak bu ülkeye emek verdi. Bugün yaşanan ekonomik koşulların özellikle sabit gelirli vatandaşlarımız üzerindeki etkisini yakından görüyoruz.

Göreve gelirken söz verdiğimiz desteklerden biri olan Emekli Destek Programımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Ramazan Bayramı öncesinde gerçekleştirdiğimiz ilk ödemenin ardından, ikinci taksiti de Kurban Bayramı öncesinde hak sahiplerinin hesaplarına yatırdık. Sosyal belediyecilik anlayışımız gereği hiçbir hemşehrimizi yalnız bırakmamaya, ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.”

SOSYAL DESTEKLER BAYRAM ÖNCESİNDE DE SÜRDÜ

Edirne Belediyesi, Kurban Bayramı öncesinde yalnızca emeklilere yönelik nakdi desteklerle değil, sosyal yardım çalışmalarıyla da ihtiyaç sahibi vatandaşların yanında oldu. Bu kapsamda toplam 1.017 kişiye 1 milyon 959 bin TL tutarında nakdi yardım sağlanırken, 1.263 haneye gıda kolisi ve temizlik malzemesi desteği ulaştırıldı.

Edirne Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik destek çalışmalarını sürdürmeye devam edeceğini bildirdi.

Hasada çıkmaz yol!

Olgay GÜLER

CHP Uzunköprü İl Genel Meclis Üyesi Mustafa Üstün, ilçede başlatılan toplulaştırma projesinde, yer teslimi yapılan bazı köy ve mahallelerde yol çalışmalarının yarım kaldığını, bu nedenle bölgede özellikle buğday hasadına girmeye hazırlanan çiftçilerin büyük mağduriyet yaşadığını söyledi.

İl Genel Meclisi’nin Haziran ayı birinci toplantısında, gündem dışı söz alan CHP Uzunköprü İl Genel Meclis Üyesi Mustafa Üstün, ilçesinde toplulaştırma kaynaklı yaşanan soruna değindi. Üstün, proje kapsamında ilçeye bağlı 53 köyden 49’unda yer teslimi yapıldığını, fakat bu köylerin bazılarında, yol yapım çalışmalarının yarıda kalması nedeniyle, vatandaşın mağduriyet yaşadığını dile getirdi.

‘VATANDAŞ NEREDEN GEÇECEĞİNİ BİLMİYOR’

Üstün, özellikle yaklaşan hasat dönemi öncesi, bölgedeki çiftçilerden çok sayıda şikayet aldıklarını belirterek, “Bununla ilgili çiftçiler ciddi oranda mağdur ve bu mağduriyet doğal olarak da il genel meclisine, yani il özel idareye yansıyor. Bazı yollardan şu anda traktörlerle çiftçiler geçemeyecek durumda. Doğal olarak muhtarlar ne yapıyorlar? Bizlere ulaşıyorlar veya yol şubeye ulaşıyorlar, yardım istiyorlar. Devlet bunları, toplulaştırma çalışmalarını özel şirketlere ihale usulü veriyor. Alan şirketler yaptıkları işlerin büyük bir kısmını şu anda Uzunköprü’de yarım bırakmış durumdalar. Öyle bir duruma geldik ki özellikle Bayramlı Köyü’nde büyük bir kaos hakim. Vatandaş olmadığı için nereden geçeceğini bilmiyor. Biliyorsunuz toplulaştırma geçen yerlerde coğrafya komple değişiyor. Yollar sil baştan oluyor. Yeni parseller oluşuyor. Ama maalesef ki yollarla ilgili çalışmaları yapmadıkları için ciddi bir sıkıntı var” dedi.

‘DSİ’Yİ GÖREVE ÇAĞIRIYORUZ’

Konuyla ilgili DSİ 11’inci Bölge Müdürlüğü’nü göreve çağıran Üstün, “Bu konuyla ilgili Devlet Su İşleri bölge müdürlüğünü göreve çağırıyoruz. Eee köylerde yarım kalan işlerin bir an önce tamamlanması lazım. Özellikle yaklaşık 20 gün sonra hasada başlıyoruz. Her yerde bir biçim başlayacak. Bu biçim esnasında araçlar mecburen o coğrafyada gezmek zorunda. İl özel idaresine de büyük bir yük düşüyor bu konuyla ilgili. Geçen günden beri bir haftadır 7-8 tane köyden muhtarlar doğal olarak bizi arıyorlar. Bizlerden yardım istiyorlar. Şirket bunları yapacak diye sözleşme yaptı. Hepsinin yapması lazım. Bize de il özel idaresinde de ciddi bir külfet. Bununla ilgili Devlet Su İşleri’ni göreve çağırıyoruz. Özellikle Bayramlı köyünde bir an önce neticeye vardırmaları lazım. Uzunköprü Atatürk Mahallesi aynı şekilde, Aşçıoğlu Mahallesi aynı şekilde Kavak Mahallesi aynı şekilde parselleri dağıttılar, yolları yapmadılar. Vatandaş nereden geçeceğini, ne yapacağını bilmiyor. Büyük bir kaos hakim” diye konuştu.

Edirne’de sadece 6 okulda sığınak var

Olgay GÜLER

Edirne’de, ‘Sığınak Yönetmeliği’ öncesi yapılan okullarda, sığınak olarak belirlenen yerlerin başka amaçla kullanıldığı ortaya çıktı.

İl Genel Meclisi’nin Haziran ayı toplantısı, İl Özel İdaresi İl Genel Meclis binasında gerçekleştirildi. Meclis Başkanı Çiğdem Gegeoğlu’nun başkanlık ettiği toplantıda, gündem maddeleri görüşüldü. Sivil Savunma ve Tabii Afetler Komisyonu’nun Edirne ve ilçelerindeki tüm devlet okulları ve özel okullardaki sığınakların durumuna yönelik raporu dikkat çekti. Raporda, sığınak yönetmeliğinin ise ilk olarak 1988 yılında yürürlüğe girdiğine ve çeşitli yıllarda değişikliklere uğradığına dikkat çekti.

‘YÖNETMELİK SONRASI YAPILAN BİNALARDA SIĞINAK ZORUNLU’

Komisyon Başkanı, İl Genel Meclis Üyesi Cengiz Posta’nın okuduğu raporda, sığınak yönetmeliğinin ilk olarak 1988 yılında yürürlüğe girdiğini ve çeşitli yıllarda değişikliklere uğradığına dikkat çekti. Sığınak yönetmeliğinde belli kriterlerdeki binalarda sığınak mecburiyeti olmadığının belirtildiği raporda, “Fakat diğer binalarda sığınak mecburiyeti olduğu belirtilmiştir. Sığınak Yönetmenliği’ndeki şartları aşan tüm binalarda sığınak mecburiyeti bulunmakta, gerekli hesaplamalar binanın mimari aşamasında yapılmaktadır. Edirne ilinde okul binası envanterine bakıldığında çoğu binanın çok eski olduğu ve sığınak yönetmeliği öncesinde yapıldığından sığınak bulunmamaktadır. Yönetmelik çıktıktan sonra yapılan ve kriterler içerisinde olan tüm binalarda ve okullarda sığınak bulunmaktadır-bulunması gerekmektedir” denildi.

‘6 OKULDA SIĞINAK VAR’

Sığınak zorunluluğu olmayan okullarda, sığınak olarak kullanılabilecek yerlerin belirlendiğine değinilen raporda, “Sığınak zorunluluğu olmayan okullarda, sığınak olarak kullanılabilecek yerler belirlenmiş ve Sivil Savunma Planları’nda belirtilmiştir. İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde bulunan Sivil Savunma Hizmetleri Birimi bu konuda çalışmakta, uygunsuz durumlarda derhal önlem alınması sağlanmaktadır. Mevcut durumda il merkezinde 6 okulda sığınak bulunmaktadır. Diğer okullarda sığınak olarak kullanılabileceği yerleri belirlenmiştir ancak bu yerler fiili olarak başka amaca sahiptir” ifadeleri kullanıldı.

‘TOPLANMA YERLERİ E-DEVLET’TE ULAŞIMA AÇIK’

Öte yandan, bireysel toplanma alanlarının da E-Devlet üzerinden herkesin ulaşımına açık olduğu dile getirilen raporda, “Bireysel toplanma alanları E-Devlet üzerinden herkesin ulaşımına açıktır. Okullarda ise okul idaresi; iş güvenliği uzmanları ve ilgili ekipler (Okul Afet ve Acil Durum Yönetim Kurulu) öğrenci ve personel kapasitesini göz önüne alarak okul bahçesinde veya çevresinde güvenli alan tahsis eder. Okul dışında bir alan belirlenmesi gerekiyorsa, AFAD koordinasyonunda Belediyeler alanları tespit eder. Edirne ÍI Afet ve Acil Durum Müdürlüğü gerek sığınaklar gerek toplanma alanları konusunda koordinatör kurumdur. Özellikle Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Mili Eğitim Bakanlığı imzalamış olduğu iş birliği sonucu okulların hazırladığı ve okul yönetiminin uygulamasından sorumlu olduğu Okul Afet ve Acil Durum Planlama Rehberi ve İlde ki Milli Eğitim Müdürlüğündeki Sivil Savunma Hizmetleri Birimiyle beraber çalışılmakta gerekli görüş eğitim ve yardım destekleri yapılmaktadır. Okullarda toplanma yerleri mevcuttur ve konu ile ilgili hem okullarda hem Trafik Eğitim Parkurunda eğitimler düzenlenmektedir” denildi.

‘Bedelini Saros ödemesin’

Olgay GÜLER

CHP Keşan İl Genel Meclis Üyesi Mehmet Güneş Yılmaz, Edirne’nin Saros Körfezi’ne kıyısı bulunan Keşan ilçesine bağlık dört köyün sınırları içerisinde yapılması planlanan ve geçtiğimiz ay ‘ÇED Olumlu’ kararı verilen 15 türbinlik Gökçetepe RES Projesi’nin, bölgedeki doğaya, tarım ve su alanlarıyla turizme zarar vereceğini söyledi.

Keşan’a bağlı Gökçetepe, Sazlıdere, Pırnar ve Çamlıca köylerinin sınırları içinde yapılması planlanan Gökçetepe Rüzgar Enerji Santrali (RES) ve Elektrik Depolama Tesisi (EDT) Projesi ile ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) kararı geçtiğimiz ay açıklandı. Kararda, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından yapılan duyuruda, ‘ÇED olumlu’ kararı verildiği belirtildi. Kararla ilgili yapılan duyuruda projede 15 türbin ve bir Elektrik Depolama Tesisi (EDT) kurulacağı ifade edildi.

KEŞANLI MECLİS ÜYESİ KONUYU GÜNDEME TAŞIDI

CHP Keşan İl Genel Meclis Üyesi Mehmet Güneş Yılmaz, Ege Denizi’ne 15 kilometre, Gökçetepe Tabiat Parkı’na 1,2 kilometre, Sazlıdere Göleti’ne 1,2 kilometre, Mercan Göleti’ne ise 1,7 kilometre mesafede yer alan projeyle ilgili İl Genel Meclisi’nin Haziran ayı ilk toplantısında, gündem dışı söz aldı. Yılmaz, Edirne’nin en değerli doğal alanlarından biri olan Saros havzasında gerçekleştirilecek projelerde çevresel etkilerin çok daha hassas değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

‘BEDELİNİ SAROS’UN DOĞASI ÖDEMESİN’

Yılmaz, açıklanan ÇED raporuna göre projenin tarım alanları, orman alanları, mera alanları ve havza koruma kuşakları içerisinde kalan bölgelerin yer aldığına dikkat çekerek, “Binlerce ağacın kesilecek olması da bölge halkının kaygılarını artırmaktadır. Enerji üretimi elbette önemlidir. Ancak enerji politikaları oluşturulurken doğanın, tarımın, su kaynaklarının ve bölgenin turizm potansiyelinin geri dönüşü olmayacak şekilde zarar görmemesi gerekir.

Üstelik konu yalnızca bugün gündemde olan RES projesi değildir. Enerji Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarda Saros Körfezi’nin deniz üstü rüzgar enerjisi sahaları arasında gösterildiği görülmektedir. Bu nedenle Saros’un geleceği, parça parça projeler üzerinden değil, bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Tarım, turizm, doğal yaşam ve enerji yatırımları arasında doğru denge kurulmalı, bölge halkının görüşleri mutlaka dikkate alınmalıdır. Kalkınma adı altında doğayı tüketen değil, doğayla uyumlu bir anlayışa ihtiyaç var. Saros’un rüzgarı enerji üretsin, ancak Saros’un doğası bunun bedelini ödemesin” diye konuştu.

İpsala’ya yaban mersini çiftliği

DCT Trading’in bağlı ortaklığı Bluefarm Tarım, Edirne’nin İpsala ilçesinde 206 dönümlük arazi üzerinde Türkiye’nin en modern yaban mersini üretim çiftliğini kuracak…

Bluefarm Tarım’dan yapılan davet duyurusunda Bluefarm Tarım Yaban Mersini Çiftliği temel atma törenin 5 Haziran Cuma günü saat 14.00’te İpsala ilçesine bağlı Sarıcaali Köyü’nde gerçekleştirileceği belirtilerek şöyle denildi:

“Edirne’nin İpsala ilçesinde Türkiye’nin en modern yaban mersini üretim çiftliğini kuruyor. Türkiye İş Bankası iştiraki Maxis Girişim Sermayesi ortaklığıyla 206 dönümlük arazi üzerinde hayata geçirilecek bu ileri teknoloji yatırımının; yüksek ihracat kapasitesiyle Türkiye’nin tarımsal gelirlerine katkı sunarken, bölgenin tarımsal ekonomisine de yeni bir yön kazandırması hedefleniyor.

Bluefarm Tarım’ın; DCT Trading ve Bluefarm Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet ve Maxis Girişim Sermayesi Genel Müdürü Özgür Temel’in ev sahipliğinde, Edirne Valisi Sayın Yunus Sezer’in katılımıyla gerçekleşecek temel atma töreninde sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyarız.”