Kategori arşivi: Güncel

Em. Komiser Fikret Bodur vefat etti

Ayşekadın semti sakinlerinden Emekli Komiser Fikret Bodur 79 yaşında vefat etti. Bir süredir rahatsızlığı nedeniyle tedavi altında olan Fikret Bodur; merhum Hacı Osman ve merhume Hacı Nesibe Bodur’un oğullarıydı.
Zühre Bodur’un eşi, Erkan, Neslihan ve merhum Hakan Bodur’un babaları olan merhum; İsmail Bodur’un kardeşi, Regaip, Nihat ve Halil Bodur’un ağabeyleriydi. Merhum; Emekli Komiser dün Ayşekadın Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.

MEDİHA ARICANLI VEFAT ETTİ
Merhum Murat Arıcanlı’nın eşi, Sevim İşliyenler, Sevgi Arıcanlı, Gülşen Kaçar, Sevil Becker’in anneleri, Çetin İşliyenler, Hasan Kaçar, Stephan Becker’in kayınvalideleri, İlker, Soner, Adrian ve Ekin’in anneanneleri Mediha Arıcanlı 91 yaşında vefat etti. Merhume; dün Lala Şahin Paşa Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Buçuktepe Mezarlığında toprağa verildi.

İSMET DEVECİ VEFAT ETTİ
Tayakadın Köyü sakinlerinden ve merhume Müzeyyen Deveci’nin eşi, Ayhan ve Aydın Deveci’nin babaları, Burcu Bucak, Şebnem Deveci. Burak Deveci ve Melike Durucanlı’nın dedeleri İsmet Deveci 84 yaşında vefat etti. Merhum; dün Tayakadın Köy Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Mezarlığında toprağa verildi.

EMRAH KOÇ VEFAT ETTİ
Merhum Eyüp Koç ile Nazime Koç’un oğulları, Zeynep Koç’un ağabeyi Emrah Koç 39 yaşında vefat etti. Merhum; dün Kıyık Yeni Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Acı Çeşme Mezarlığında toprağa verildi.

‘Laiklik yoksa demokrasi de yoktur!’

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi’nce 10 Nisan Laiklik Günü dolayısıyla yapılan açıklamada, “Laiklik; insan aklının dogmalara tutsaklıktan kurtularak özgürleşmesi, bilimsel bilgi ile donanarak aydınlanmasıdır” denildi.

ADD Edirne Şubesi’nin 10 Nisan Laiklik Günü açıklamasında şunlara yer verildi:

“Demokratik bir yönetim ve hukuk devleti idaresinde barış içinde birlikte yaşamanın güvencesidir laiklik.

Uluslaşmak ve ulusal bağımsızlık, düşünce ve ifade özgürlüğü, bilim ve sanatta yaratıcılık ve üretkenlik, kadının eşit ve özgür birey olarak yaşamın her alanında yer alması, fikri hür irfanı hür vicdanı hür nesiller yetiştiren çağcıl ve bilimsel eğitim, bütüncül kalkınma, hakça bölüşüm, emeğin en yüce değer olduğu bilinci, bağımsız yargı, uygar dünyanın onurlu üyesi olmak, kısacası; insana yaraşır bir yaşam ancak laik devlet, laik yurttaş ve laik toplumla olanaklıdır.

Laiklik, din ve devlet işlerinin değil, din ve dünya işlerinin birbirinden ayrılmasıdır!

10 Nisan 1928, uzun yıllardır siyasi iktidarların görmezden geldikleri, unutturmak için ellerinden geleni yaptıkları Laik Cumhuriyet’in ve Aydınlanma Devrimi’nin en önemli adımının atıldığı gündür.

9 Nisan 1928 tarihinde Başbakan İsmet İnönü ve 120 milletvekili tarafından verilen ve 1924 Anayasası’nın;  ‘Türkiye Devleti’nin dini, Din-i İslam’dır, Resmi Dili Türkçedir, Makarrı Ankara şehridir’ diyen 2. maddesinden “dini, Din-i İslam’dır” ibaresini, 16. maddesindeki milletvekili yemini ile 38. maddesindeki Cumhurbaşkanı yemininden ‘Vallahi’ sözcüğünü ve 26. maddesinden din işlerinin düzenlenmesini TBMM’nin görevleri arasında sayan cümleyi çıkartan yasa önerisi 264 üyenin oy birliği ile kabul edilmiş ve 10 Nisan 1928 tarihli Resmi Gazete’de 1220 sayı ile yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Böylelikle laiklik kanun olarak da devlet ve toplum yaşamında yerini almıştır.

İnsan topluluklarında tarih boyunca kaba kuvvet, aile, büyücülük, doğa güçleri ve benzerlerine dayanılarak kullanılan yönetme erki, devletlerin ortaya çıkmasıyla ve zaman içinde tanrı adı verilen ilahi referanslarla kullanılır olmuştur. İnsanlık tarihinde tanrısal yönetim yetkisine ilk güçlü itiraz 1789 Büyük Fransız Devrimi ile gelmiş, bu devrim, uluslaşmayı ve Ulus Devletleri de beraberinde getirmiştir.

1789 Fransız İhtilali Osmanlı’yı da etkilemiştir. Mutlakiyet karşıtı hareketler başlamış, hürriyet (özgürlük), müsavat (eşitlik), uhuvvet (kardeşlik) fikirleri Namık Kemal, Tevfik Fikret, Ziya Paşa gibi şair ve aydınlar öncülüğünde yayılmıştır. Yeni Osmanlılar, Jön Türkler adlarıyla örgütlenen kitlelerin güçlü direnişleriyle 23 Aralık 1876’da Mithat Paşa başkanlığındaki komisyonun hazırladığı Kanun-ı Esasi’nin (Anayasa) yürürlüğe girmesiyle Meşrutiyet (Anayasal Monarşi) rejimine geçilmişse de, 2. Abdülhamit’in 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı yenilgisi bahanesiyle Meclis-i Mebusan’ı kapatması sonucu uzun ömürlü olmamış, ama fikirleri yaşamaya ve halkı etkilemeye devam etmiştir.

Mustafa Kemal Paşa ve Ankara’ya ulaşabilen 153 milletvekili de bu esinle 23 Nisan 1920 günü Büyük Millet Meclisi’ni (BMM) açarken yetkiyi Allah’ın yeryüzündeki gölgesi Halife-i rûy-i zemin Padişahtan değil, milletten aldıklarını ‘Hakimiyetbilakaydü şart milletindir’ diye belirterek çok önemli bir adım atmışlardır. Bu adım; sadece vatanı kurtarmanın değil, 600 yıldır süren bir düzenin kullarından özgür yurttaşlar yaratmanın da yolunu açmıştır.

Zafere ulaştırılan Milli Mücadele’nin hemen ardından Mustafa Kemal Paşa ve Kemalist Devrim kadroları 1 Kasım 1922’de Saltanata son vermiş, 29 Ekim 1923’de Cumhuriyeti ilan etmiş, 3 Mart 1924’de Hilafeti kaldırmış, 10 Nisan 1928’de yürürlüğe soktukları 1220 sayılı yasa ile Anayasada gerekli değişiklikleri yapıp devleti kanunen de laikleştirmişlerdir. Böylece Atatürk’ün; henüz işgal devam ederken, Lozan’dan ve Cumhuriyet’ten aylar önce, 16 Ocak 1923 tarihli İzmit gazeteciler buluşmasında verdiği ‘devletin dini’ konusunun ilk fırsatta çözüleceği sözü, Nutuk’un okunmasından sadece 4 ay 10 gün sonra yerine getirilmiştir.

Bugün 10 Nisan Laiklik Günü’nü unutturma çabası içinde olan, halkın kutsal din duygularını istismar eden ve Anayasanın ilk üç maddesini değiştirip laiklik ilkesini yok etmeye çalışan aymazlar; meşruiyetlerinin kaynağını kurutmaya, bindikleri dalı kesmeye çalıştıklarının farkında değiller. Aldıkları kararları kutsal inançlara dayandırarak muhalefetsiz iktidar özlemi çekenler, demokrasinin olmazsa olmazının laiklik olduğunu akıllarından çıkarmamalıdırlar. Laikliğin değerini öğrenmenin en pahalı ve en acılı yolu, bu temel ilkeyi ve dolayısıyla demokrasiyi yitirip teokratik bir diktanın tutsağı olmaktır. Bunu görmek için sadece Afganistan’a bakmak bile yeterlidir. Laiklik ve Atatürk 103 yıldır milletçe altında güvenle yaşadığımız Cumhuriyet Kubbesi’nin ‘Kilit Taşı’dır, zinhar oynanmamalıdır.

Atatürkçü Düşünce Derneği; Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti’nin laik niteliğini sonsuza dek koruma ve yaşatma azim ve kararında olduğunu bir kez daha kamuoyu ile paylaşmayı, ülkemizi yöneten ve yönetmeye talip olan herkesi de bu azim ve kararlılıkla hareket etmeye çağırmayı görevi saymaktadır. 10 Nisan Laiklik Günü kutlu olsun!”

‘100 Balon, Tek Dilek: Beni Sevginle Fark Et!’

Trakya Üniversitesi Armağan Dönertaş Engelli Çocuklar Eğitim-Rehabilitasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen “100 Balon, Tek Dilek: Beni Sevginle Fark Et!” etkinliği, Edirne’de anlamlı ve duygu yüklü bir buluşmaya ev sahipliği yaptı.

Faika Erkurt Özel Eğitim İlkokulu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlik; Türk Kızılayı Edirne Şubesi’nin ikramları, Tıp Fakültesi Hayaller Gerçek Olsa Topluluğu öğrencilerinin katkıları ve çok sayıda katılımcının desteğiyle hayata geçirildi.

Etkinlikte öğrenciler, öğretmenler, aileler ve vatandaşlar, gökyüzüne bıraktıkları 100 balonla “Beni sevginle fark et” mesajını verdi. Sembolik balon bırakma etkinliğiyle otizm spektrum bozukluğuna dikkat çekilirken, katılımcılar hem duygusal hem de bilinçlendirici bir deneyim yaşadı.

Programda konuşan Merkez Müdürü Prof. Dr. Filiz Tuna, otizm konusunda toplumsal farkındalığın önemine vurgu yaparak bireylerle doğru iletişim kurulmasının gerekliliğine dikkat çekti.

Etkinlik süresince katılımcılara, otizmli bireylerle iletişimde dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında da bilgi verildi. Yavaş ve anlaşılır konuşma, net ifadeler kullanma ve yargılayıcı tutumlardan kaçınma gibi temel yaklaşımlar öne çıkarıldı. Katılımcılar, etkinlik sonrasında bu konularda daha bilinçli olduklarını ifade etti.

Polis ve öğrencilere ödül

Olgay GÜLER

Edirne’de, Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluşunun 181’inci yıldönümü etkinlikleri kapsamında, il emniyet müdürlüğü personeli arasında düzenlenen turnuvalarda dereceye giren polisler ile okullar arasında düzenlenen ‘Ben Polis Olsam’ konulu resim, şiir kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi.

Türk Polis Teşkilatımızın 181. kuruluş yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde, İl Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polisler arasında turnuvalar düzenlendi. Aynı zamanda İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullar arasında da ‘Ben Polis Olsam’ konulu resim, şiir kompozisyon yarışmalarında gerçekleştirildi. Turnuvalarda dereceye giren polisler ile resim, şiir ve kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri, İl Emniyet Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen törenle verildi. Törene; İl Emniyet Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan, kurum ve kuruluş temsilcileriyle, çok sayıda emniyet personeli ve öğrenciler katıldı.

Törende konuşan İl Emniyet Müdürü Ayhan, Osmanlı’dan itibaren kurulmuş, kadim bir teşkilata hizmet ettiklerini belirterek, “Bu teşkilat sadece bir tabancayla ve copla başladığı yolculuğuna, şu an teknolojinin son nimetleriyle, yüz tanıma sistemlerinden, kamera sistemlerine, helikopterlerinden uçaklarına kadar zırhlı araçlarından son teknoloji silahlara kadar her şeyiyle vatanına hizmet ediyor ve her yıl bu teknolojiyi ve hizmetlerini geliştiriyor. Bundan yine bize olsun bizim katkımız varsa ne mutlu bize. Biz Osmanlı’nın kadim başkenti, üç nehrin birleştiği noktada, Edirne’mizin huzur ve güvenliği için mesai arkadaşlarımla birlikte gece gündüz demeden çalışıyoruz. Rabbim bizi sizlere mahcup etmesin diyorum” dedi.

Ayhan’ın konuşmasının ardından dereceye giren polisler ve öğrencilere ödülleri verildi.

Balkanlı’dan Polis Haftası kutlaması

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı “Polis Haftası” nedeniyle bir kutlama mesajı yayınladı.

Balkanlı mesajında şunlara yer verdi:

“Milletimizin huzuru, güvenliği ve kamu düzeni için gece gündüz demeden görev yapan tüm polislerimizin Polis Haftası’nı kutluyorum. Emniyet teşkilatımız, büyük bir özveri ve fedakârlıkla, çoğu zaman ağır ve zorlu çalışma koşulları altında görevini yerine getirmektedir. Uzun mesai saatleri, yoğun iş yükü ve karşı karşıya kalınan riskler, polislerimizin omuzlarındaki sorumluluğun ne kadar büyük olduğunu açıkça göstermektedir.

Hak, hukuk ve adaletin tesisi için görev yapan polislerimizin çalışma şartlarının iyileştirilmesi, hak ettikleri insani ve sosyal koşullara kavuşturulması hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu duygu ve düşüncelerle, görevi başında şehit düşen polislerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize minnetlerimi sunuyor; tüm emniyet mensuplarımıza aileleriyle birlikte sağlık, huzur ve başarılar diliyorum.”

Yazın Tadını e-Şemsiye ile Çıkarın: Havuz, Bahçe ve Plaj Keyfi

Yaz aylarının kavurucu sıcakları geldiğinde, kendimizi dışarıya; su kenarına veya ağaçların gölgesine atmak isteriz. Ancak güneşin tadını çıkarırken sağlığımızı ve konforumuzu riske atmamak için profesyonel gölgelendirme çözümleri şarttır. e-Şemsiye, tatil köylerinden evinizin mahremiyetine kadar her alanda yüksek koruma sağlayan ürünleriyle sektörde fark yaratıyor. Bu yazımızda, suyun ferahlığını gölgeyle buluşturan havuz şemsiyesi, doğanın içinde huzur sunan bahçe şemsiyesi ve deniz kıyısının vazgeçilmezi olan plaj şemsiyesi modellerini ele alacağız.

Suyun Yansımasına Karşı Havuz Şemsiyesi Koruması

Havuz kenarları, suyun yansıtıcı özelliği nedeniyle güneş ışınlarının etkisinin iki kat daha fazla hissedildiği alanlardır. Bu bölgelerde sadece bir gölge alanı yaratmak yetmez; aynı zamanda yüksek UV korumalı bir kumaş kullanılması sağlığınız için kritiktir. e-Şemsiye’nin özel olarak tasarladığı havuz şemsiyesi koleksiyonu, zararlı ışınları %98 oranında bloke eden özel dokuma kumaşlarla donatılmıştır.

Bunun yanı sıra havuz başlarında kullanılan şemsiyelerin klorlu suya, neme ve sürekli ıslanmaya karşı iskelet yapısının paslanmaz olması gerekir. e-Şemsiye markası olarak, havuz şemsiyesi modellerimizde korozyona dayanıklı alüminyum gövde ve elektrostatik toz boya teknolojisini kullanarak ürünlerimizin ömrünü uzatıyoruz. Şıklığıyla butik otellerin ve lüks villaların vazgeçilmezi olan bu şemsiyeler, estetik formlarıyla da havuz başı dekorasyonunu tamamlar.

Bahçe Şemsiyesi ile Doğanın İçinde Bir Vaha

Evinizin bahçesi, ailenizle ve dostlarınızla en keyifli anları paylaştığınız yerdir. Bu alanın her saatte kullanılabilir olması için kaliteli bir bahçe şemsiyesi en temel ihtiyaçtır. Bahçenizde yaratacağınız gölge alanı, sadece serinlik sağlamakla kalmaz, aynı zamanda dış mekan mobilyalarınızın güneşin etkisiyle solmasını da engeller.

e-Şemsiye’nin bahçe şemsiyesi çözümleri, kullanım kolaylığı ön planda tutularak geliştirilmiştir. İpli, krank milli (çevirme kollu) veya yandan direkli modellerimiz sayesinde, şemsiyenizi tek bir hamleyle açıp kapatabilirsiniz. Rüzgar tahliye bacası sistemimiz, bahçenizde oluşabilecek ani rüzgar akımlarında şemsiyenin stabilizesini korur. e-Şemsiye, her zevke hitap eden geniş renk kartelasıyla, doğayla uyumlu yeşillerden modern antrasit tonlarına kadar her türlü bahçe şemsiyesi ihtiyacınıza profesyonel yanıt verir.

Sahil Şeridinin Dayanıklı Dostu: Plaj Şemsiyesi

Deniz kenarı, rüzgarın ve tuzun en yoğun olduğu, dolayısıyla şemsiyelerin en çok yıprandığı yerdir. Standart, market tipi ürünler bu koşullara dayanamayıp kısa sürede işlevini yitirirken, e-Şemsiye’nin profesyonel plaj şemsiyesi modelleri yıllara meydan okur. Plajlarda kullanılan ürünlerimizin iskeletleri, esnekliği ve dayanıklılığı bir arada sunan özel alaşımlardan üretilir.

İşletmeler için tasarladığımız kurumsal plaj şemsiyesi seçenekleri, logonuzun basılabileceği özelleştirilebilir kumaş yüzeyleri sunar. Bireysel kullanım için ise hafifliği ve taşıma kolaylığı ile ön plana çıkan modellerimiz, tatilinizi zahmetsiz hale getirir. Kumun içine sıkıca hapsolan ve rüzgarda savrulmayan bir plaj şemsiyesi, denizin tadını güvenle çıkarmanız için olmazsa olmazdır.

e-Şemsiye Kalitesiyle Uzun Ömürlü Yatırım

İster bir havuz şemsiyesi arayışında olun, ister geniş bir bahçe şemsiyesi ile yaşam alanınızı genişletmek isteyin; e-Şemsiye markasını tercih etmek uzun vadeli bir yatırım demektir. Ürünlerimizde kullandığımız su itici, leke tutmaz ve solmaya karşı dirençli kumaşlar, her sezon yeni bir şemsiye alma derdini ortadan kaldırır.

Kaliteli bir plaj şemsiyesi veya şık bir dış mekan çözümü için e-Şemsiye’nin uzman ekibinden destek alabilir, mekanınızın teknik özelliklerine göre en doğru ürünü seçebilirsiniz. Dış mekan konforunuzu şansa bırakmayın, e-Şemsiye güvencesiyle yazın tadını çıkarın.

Sultan I. Murat’ın otoparkı acillik!

Genel Sağlık İş Genel Örgütlenme Sekreteri Özcan Arslan, Edirne Sultan I. Murat Devlet Hastanesi’nde yaşanan otopark sorununun artık tahammül sınırlarını aştığına dikkat çekerek, ortaya çıkan tablonun kamu hizmeti anlayışına, adalet duygusuna ve temel yönetim ahlakına aykırı olduğunu bildirdi.

Arslan, “Edirne Sultan I. Murat Devlet Hastanesi’nde adaletsizlik ve duyarsızlık!” başlıklı yazılı açıklamasında hastaneye gelen yurttaşlar, hastalar ve çalışanların her gün büyük bir çile yaşarken, yöneticilerin kendi araçları için özel park alanları tahsis ettiklerini, adeta ayrıcalıklı bir düzen kurduklarını belirterek, şunları söyledi:

“Kamuya ait bir kurumda bu kadar açık bir adaletsizlik ve kayırmacılık kabul edilemez. Halkın sağlık hizmeti aldığı bir kurumda yöneticilerin lüks ve konforu ön plandayken, çalışanlar ve hastalar parklarda, sokak aralarında yer aramak zorunda kalmaktadır.

Üstelik yönetim, kendi ayrıcalıklı park alanlarını korumak için özel bir kişiyi bu işle ilgilendirmekle görevlendirirken, genel otopark sorununa dair tek bir somut adım bile atmamakta, çözüm üretme sorumluluğundan kaçmaktadır.

Bu tablo, kamu hizmeti anlayışına, adalet duygusuna ve temel yönetim ahlakına aykırıdır.

Hastane yönetimi, ayrıcalıklardan vazgeçip çözüm üretmeye, vatandaşın ve çalışanların mağduriyetini gidermeye derhal çağrılmaktadır.”

Büyük usta, ‘ustalık eseri’ önünde anıldı

Olgay GÜLER

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Selimiye Camisi’yle ustalığını Türk mimarisine altın harflerle kazıyan Mimar Sinan, ölümünün 438’inci yılında, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası tarafından, ustalık eseri önünde anıldı.

Türk mimarlığının usta ismi, mimarlık tarihine bıraktığı çok sayıda eserle dünyada örnek gösterilen Mimar Koca Sinan, ölümünün 438’inci yılında Edirne’de anıldı. Sinan’ın ‘ustalım eserim’ dediği, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Selimiye Camisi önündeki heykelinde gerçekleştirilen anma töreni, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası il temsilciliği tarafından düzenlendi. Törende, odanın il temsilcisi Eren Eryılmaz, basın açıklamasını okudu.

‘ESERLERİYLE ŞEHİRLERİ BİR SANAT ESERİ HALİNE GETİRMİŞTİR’

Eryılmaz, büyük usta Sinan’ın, sadece yapılar inşa etmediğini, medeniyetin estetik anlayışını ve mühendislik zekasını, harçla karıp ölümsüzleştirdiğini belirterek, “Şehzade Camisinde çıraklık, Süleymaniye Camisinde kalfalık, Selimiye Camisinde ustalık eserim diyerek sanatının her aşamasında kendini aşan bir deha sergiledi. Mimar Sinan, estetik ve fonksiyonel yapıların günümüze ışık tutan eserlerin yaratıcısıydı. Onun ruhu, Edirne’den İstanbul’a, Balkanlardan Orta doğuya kadar uzanan tüm eserlerinde yaşamaya devam ediyor. Onun eserleri sadece görsel bir güzellik değil, aynı zamanda depreme dayanıklılık, akustik ve suyolları gibi ileri mühendislik hesaplarını barındırmaktadır. Mimar Koca Sinan eserlerinde insanı merkeze almış; Cami, medrese, köprü ve hamamları ile şehirleri bir sanat eseri haline getirmiştir” dedi.

‘ÇAĞININ KÜLTÜRÜNÜN GELECEK KUŞAKLARA AKTARILMASINI SAĞLADI’

Özellikle Selimiye Camisi’nin mimarlık tarihinin baş yapılarından biri olarak, kubbe ve mekan tasarımında ulaşılan en üst noktayı temsil ettiğini anlatan Eryılmaz, “Mimar Sinan, sadece mimarlık ve mühendislik uygulamalarında çığır açmakla kalmamış, aynı zamanda Anadolu ve Balkan coğrafyasına ve özellikle de şehrimize ölümsüz eserler kazandırmıştır. Aralarında 81 cami, 51 mescit, 55 medrese, 17 türbe, 17 imarethane, 3 hastane, 8 köprü, 5 suyolu, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen, 48 hamam üzere toplam 375 eserin mimarıdır. Bilindiği üzerine Mimar Koca Sinan’ın; ustalık eserim dediği Edirne Selimiye Camii, yaratıcı dehanın baş yapıtı olarak, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilmiştir. Bir başka ifadeyle döneminin mimarlık ve mühendislik birikimini en üst düzeyde hayata geçiren uygulamaları ile çağının kültürünün gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamıştır. Hiç şüphe yok ki yaşadığı topraklara ve dünya mirasına büyük bir değer katmıştır. Mimar Sinan bu nedenle ölümsüzdür. Eserleri pek çok deprem ve çeşitli doğal afetleri görmesine rağmen bu günlere kadar ulaşmış olması, Mimar Sinan’dan mühendislik yaklaşımları bağlamında öğreneceklerimiz olduğunu göstermektedir. Süleymaniye, Selimiye Camileri ve daha nice eseri korunarak günümüze kadar nasıl geldiyse, aynı şekilde geleceğe de taşınacaktır” diye konuştu.

‘SELİMİYE UZMAN HATTATLAR VE RESTORATÖRLERCE YENİLENDİ’

Mimar Sinan’ın ustalık eseri Selimiye Camisi’nde gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarını da değerlendiren Eryılmaz, “Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından, bilim kurulu nezaretinde başlatılan restorasyon kapsamında 4 adet minareler, ana kubbe olmak üzere tüm yapı deprem ve diğer doğal afetlere karşı güçlendirilmiş, ana kubbe kurşun kaplamaları tamamen yenilenmiş, cami içinde yer alan ve zamanla yıpranan kalem işleri aslına uygun olarak uzman hattatlar ve restoratörler tarafından yenilenmiştir. Ayrıca tüm yapıda dış cephe onarımları başta olmak üzere; pek çok noktada onarım ve yenileme işlemleri titizlikle yapılmıştır. Ancak 4 yıllık restorasyon çalışmaları sadece teknik başarıları ile değil, restorasyon kararları ile ilgili ciddi tartışmalarla da gündeme gelmiştir. Süreci en çok konuşulan başlığı, ana kubbedeki kalem işlerinin tamamen değiştirilmesi önerisi olmuştur” şeklinde konuştu.

‘SELİMİYE UNESCO’DAN ÇIKARILMA TEHLİKESİ ATLATTI’

Restorasyonun sonuna doğru, kubbedeki, mevcut 19.yüzyıl Barok dönem işlemelerinin kaldırılıp yerine Sinan dönemine ait olduğu düşünülen daha klasik desenlerin uygulanması fikrinin uzmanları ikiye böldüğünü dile getiren Eryılmaz, “Bir taraf ‘Sinan‘ın Özgür Ruhuna Dönüşü’nü savunurken, diğer taraf ‘19.Yüzyıl Kalem İşleri’nin yapının tarihi bir katmanı olduğunu ve korunması gerektiğini vurgulamıştır. Uzun süren polemikler sonucunda, bilim kurulu mevcuttaki kalem işlerinin korunarak aslına uygun şekilde ihya edilmesine karar vererek, ‘Sinan’ın Özgür Dönüşünü’’ savunan grup tarafının hazırlamış olduğu alternatif restorasyon projesini ret etmiştir. Üç kez ret edilen ‘Alternatif Restorasyon’ projesi, Temmuz 2025’te Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından onaylanmıştır. Sivil Toplum Örgütlerinin de göstermiş olduğu büyük tepkiyle, tartışmalı onay kararı, İstanbul Mimarlar Odası, Büyükkent Şubesi tarafından yargıya taşınmıştır. Mahkemece verilen kararla Alternatif Proje ve uygulamaların iptal kararı kesinleşmiş, Selimiye Camisi kubbesindeki mevcut 200 yıllık tarihi kalem işleri korunarak, UNESCO Dünya Mirası Listesinde bulunan Selimiye Camisinin listeden çıkarılma tehlikesi ortadan kalkmıştır” ifadelerini kullandı.

‘ESERLERİNİ KORUMAK SİNAN’A BAŞLICA SORUMLULUĞUMUZ’

Selimiye Camisinin 2011 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesinde olduğunu hatırlatan Eryılmaz, “Bu listeye katılabilmesi için ‘’Özgünlük ve Bütünlük’ özelliklerinin korunuyor olacağı taahhüdünün verilmiştir. Ayrıca 2011 yılında Dünya Miras Listesine alınırken, Selimiye Camii Kubbe kalem işleri ve hatları 200 yıllık tarihi değeri olan şuan ki mevcut kalem işleridir. Unutmayalım; Mimar Koca Sinan’ın hakkını teslim etmemizin tek yolu, eserlerini en iyi şekilde korunarak geleceğe aktarmaktan geçmektedir. Bu da bizim Mimar Koca Sinan’a, tarihimize ve insanlığa karşı başlıca sorumluluğumuzdur” dedi.

Şehit polisler mezarları başında anıldı

Olgay GÜLER

Edirne’de Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluşunun 181’inci yılı ve Polis Haftası kapsamında, Buçuktepe ve Yenişehir Mezarlıkları’ndaki şehit polislerin kabirleri ziyaret edilerek, dualar okundu, çiçekler bırakıldı.

Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluşunun 181’inci yılı ve Polis Haftası kapsamında, Edirne’de şehit polisler mezarları başında anıldı. Buçuktepe ve Yenişehir Mezarlıkları’nda gerçekleştirilen törenlere Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, emniyet müdür yardımcıları ve polisler, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda şehit yakını katıldı.

Şehitlerin mezarları başında dualar okunduğu törende, çiçekler bırakıldı. Bazı şehit yakınları, gözyaşlarına hakim olamadı.

Üreticiye hibrit ayçiçeği!

Olgay GÜLER

Edirne’nin Keşan ilçesinde, ‘Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi’ projesi kapsamında 270 üreticiye 12 bin dekara ekilmek üzere, yüzde 75’i bakanlık destekli 4 bin 250 kilogram yerli ayçiçeği tohumu dağıtımı gerçekleştirildi.

Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ‘Tarım Arazilerin Kullanımının Etkinleştirilmesi’ projesi kapsamında, Edirne’nin Keşan ilçesinde yüzde 75’i bakanlık destekli yerli hibrit ayçiçeği tohumu dağıtım töreni gerçekleştirildi. Keşan Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü hizmet binası bahçesinde gerçekleştirilen törene; Edirne Vali Yunus Sezer, Keşan Kaymakamı Aziz Mercan, Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan, Edirne İl Genel Meclisi Başkanı Çiğdem Gegeoğlu, Edirne İl Emniyet Müdür Muhittin Ayhan, Edirne Tarım ve Orman İl Müdürü İslam Köse, protokol üyeleri, siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile üreticiler katıldı.

‘AYÇİÇEĞİ BİZİM İÇİN ÖNEMLİ’

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Vali Sezer konuşma yaptı. Son 3 yıldır bölgede ciddi bir kuraklık yaşandığını kaydeden Sezer, “Bazı bölgelerimizde ayçiçeği bakımından verimin neredeyse sıfıra indiği, bazı bölgelerde dekar başına ortalama 80-100 kilogram verim alındığı ama sulanan alanlarda bunun 300-400 kilograma ulaştığı bir ildeyiz. Suyun her şey olduğu ve ürün desenlenmesinin de sunabilir arazilere göre, kuraklığa göre çeşitlendirmesi gerektiği, tohumların hangi alanda olursa olsun yine kuraklığa dayanıklı ve bölge iklim şartlarına dayanıklı tohumlar olması çok önemli. Ayçiçeği bizim için önemli. Çünkü 2023 yılında Türkiye birincisiydik üretimde. Son 2 yılda kuraklığa bağlı bunda düşüş yaşıyoruz. İnşallah bu sene alınan tedbirlerle beraber ayçiçeğinde istediğimiz oranları yakalayacağımızı ümit ediyorum. Çünkü bir yandan DSİ önemli projeleri yoluna koymuş durumda. Bazıları tamamlandı. Bunlardan en önemlisi Çakmak Barajı. Yine Meriç Sulama Sistemleri ve Hamzadere’deki sulama alanları da yaklaşık 18 bin hektara ulaşacak şekilde sulama alanlarımızda genişleme var. Bu hızla devam ediyor. Bu sene de bereketli bir yıl yaşıyoruz yağmur yönünden. Tüm göletlerimizde su seviyesi istediğimiz oranlarında üzerine çıkmış durumda. İnşallah bu devam eder ve bu sene bereketli bir yıl geçiririz” dedi.

‘KADINLARIMIZA ÇOK ÖNEM VERİYORUZ’

Vali Sezer, köylerde üretimin arttırılması ve üretimin kadın eliyle de yürütülmesinin çok önemli olduğunu söyleyerek, “Köylerde nüfusun barınması ve üretimle beraber ülkemize katkı sunması açısından kadınlarımıza çok önem veriyoruz. Özellikle kadın üreticilerimizin çoğalması önemli. Çünkü kadınlar köylerde yer almadığı sürece erkekleri de tutamıyoruz. Şehre doğru bir akım var. Edirne nispeten bunu aşmış durumda. Köyde yaşayan nüfusumuz neredeyse yüzde 25 civarında. Bu azımsanamayacak bir rakam. Bunu da arttırmamız lazım” ifadelerini kullandı.

‘3 BİN TON ÜRETİM BEKLENİYOR’

Edirne Tarım ve Orman İl Müdürü İslam Köse de Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından 2021 yılından itibaren yürütülen projeyle tarım arazilerinin etkin şekilde kullanılarak bitkisel üretimin geliştirilmesine yönelik de projeler uyguladıklarını belirtti. Köse, “Bugün de proje kapsamında ilimiz genelinde 270 üreticimize 12 bin dekara ekilmek üzere 4 bin 250 kilogram yerli ayçiçeği tohumunun teslimi gerçekleştirilecektir. Projenin toplam bedeli 2 milyon 592 bin 500 lira olup, yüzde 75’i bakanlığımız bütçesinden hibe olarak, yüzde 25’i çiftçi katkısı olarak karşılanmıştır. Bu kapsamda bugün Keşan ilçemizde ise 41 üreticimize 640 kilogram tohum dağıtımı gerçekleştiriyoruz. Projemiz ile Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilmiş bölgemiz şartlarına uygun, adaptasyon kabiliyeti yüksek, orabanş (canavar otu) ve mildiyö (köse) hastalığına karşı yüksek toleranslı SUN 2259 CL çeşidinin temini yapılmıştır. Proje sonucunda yaklaşık 3 bin ton üretimin gerçekleşmesi beklenmektedir” diye konuştu.

‘KADIN ÜRETİCİLER OLARAK BAŞARACAĞIMIZA İNANIYORUZ’

Üretici Saniye Yıldırım da kadın girişimciler olarak verilen desteklerin çok önemli olduğunu belirterek, “Topraktan geldik ve toprakla uğraşmaya devam ediyoruz. Üretimi babadan devraldım. Babadan kıza geçti. Biz kadın üreticiler olarak başaracağımıza inanıyoruz. Çocukluktan beri üretimle uğraşıyorum. Bunu da ileriye taşımayı düşünüyorum. Hayvancılığa da el atmak istiyorum ve bununla ilgili de destekler bekliyorum. Farklı destekler olursa biz bunlara da başvurmak istiyoruz. Tohumda da her şeyin yerlisi, sağlıklısı olsun istiyoruz. Gelecek nesillere ata tohumları bırakalım” şeklinde konuştu.

Program, üreticilere tohumlarının dağıtılması ve birlikte fotoğraf çekilmesinin ardından sona erdi.