Olgay GÜLER Trakya’da, ayçiçeği ve buğdaya alternatif, ‘sarı altın’ olarak değerlendirilen kanola ekili tarlalar, çiçek açarak sarıya büründü. Türkiye’nin en çok ayçiçeği ve buğday ekilen bölgelerinden Trakya’da, üreticinin alternatif ürün olarak değerlendirdiği kanola, tarlaları sarı renge bürüdü. Mevsim yağışlarının zamanında alınması ve iklim şartlarının iyi gitmesiyle, üreticinin ‘sarı altını’ bu yıl yüksek verim sinyali verdi. Üreticiler, özellikle bitkisel yağ üretiminde kullanılması nedeniyle ayçiçeğine alternatif olarak kanola ekerken, son dönemlerde yüksek verimi nedeniyle buğday yerine de tercih edilmeye başlandı.
‘BU YIL EKİLİŞLER, 2-3 KAT ARTTI’ TAR-DER Başkan Yardımcısı ve Uzman Tarım Danışmanı Ziraat Yüksek Mühendisi Lütfü Açar, bu yıl kanola ekilişlerinin önceki yıllara göre 2-3 kat fazlalaştığını belirterek, “Yıllar itibarıyla ekilişlerinde değişiklikler oldu. Özellikle bu yıl ekilişinden günümüze kadar iklim şartları kanola açısından uygun oldu. Güz döneminde ekilişler için gerekli olan uygun ortam oluştu. Özellikle kıraç şartları çok iyi değerlendiren bir ürün. Bu yıl bir önceki yıllara göre 2-3 kat fazla ekiliş alanı oluştu. Bugünlerde de herkesin tabiriyle ‘sarı altın çiçek’ olarak doğayı renklendirdi. Doğaya verdiği güzelliğin yanında sağladığı ekonomik getiriyle de bölgemiz için önemli bir ürün” dedi.
‘BU SENE YÜKSEK REKOLTE BEKLİYORUZ’ Kanolada çiçeklerin dökülmesinin ardından hasat sezonunun başlayacağını söyleyen Açar, “Hasadı yaptıktan sonra bir yıllık üretim süreci sona erecek. İklim şartları ve düşen yağışlara baktığınız zaman bu sene yüksek rekolte bekliyoruz. Üretim bir planlamadır. Doğru zamanda doğru işler yapıldığı sürece buna iklim de müsaade ettiği sürece bu yıl iyi bir verim bekleniyor. Hasat sonrası bu ortaya çıkacaktır” dedi.
AHMET DÖNMEZ VEFAT ETTİ Büyükdöllük Köyü sakinlerinden Pakize Dönmez’in eşi, Fatma Gürsu, Ahmet Dönmez, Nuray Tokgöz’ün babaları, Cenap Göksu, Harun Ağdeviren, Sedefnur Buldurki ve Emirhan Dönmez’in dedeleri, Kadir Göksu, Ferdi Tokgöz ve Aysel Dönmez’in kayınpederleri Ahmet Dönmez 80 yaşında vefat etti. Merhum; dün, Büyükdöllük Köyü Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Mezarlığında toprağa verildi. TÜRKAN ERASLAN VEFAT ETTİ Merhum Eraslan’ın eşi, Adnan, Sema ve Semra Eraslan’ın anneleri Türkan Eraslan 91 yaşında vefat etti. Merhume; dün, Yavuz Sultan Selim Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
BERBER İLHAMİ ORGUN VEFAT ETTİ Yıldırım Beyazıt Semti sakinlerinden merhum Hasan ve merhume Havva Orgun’un oğulları, Şaziye Orgun’un eşi, Selin ve Selda’nın babaları, Selamıi ve Gönül’ün ağabeyleri, Eski Muhtar Metin’in kayınçosu Berber İlhami Orgun 65 yaşında vefat etti. Merhum; dün, Akmescit Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yıldırım Mezarlığında toprağa verildi. HASAN ALİMUTO VEFAT ETTİ Merhume Makbule Alimuto’nun eşi, Sinan Alimuto. Neriman Aydoğan ve Leman Bayıroğlu’nun babaları, Bircan Alimuuto, Erkan Aydoğan ve Aziz Bayıroğlu’nun kayınpederleri, Nihan, Gökhan ve Nursu’nun dedeleri Keresteci Hasan Alimuto 87 yaşında vefat etti. Merhum; dün, Darül Hadis Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Bademlik Mezarlığında toprağa verildi.
Beyin ve sinir sistemi hastalıkları, insan yaşam kalitesini doğrudan etkileyen en hassas sağlık problemleri arasında yer alır. Günümüzde gelişen tıp teknolojileri sayesinde bu alanda tanı ve tedavi süreçleri çok daha güvenli ve başarılı şekilde yürütülebilmektedir. Özellikle nöroşirürji alanındaki ilerlemeler, daha önce tedavisi zor kabul edilen birçok hastalığın kontrol altına alınmasını mümkün hale getirmiştir. Epilepsi, beyin tümörleri ve hipofiz kaynaklı hastalıklar bu alanın en önemli çalışma konularındandır.
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Umut Tan Sevgi, İzmir Şehir Hastanesi bünyesinde modern tanı ve cerrahi yöntemlerle hastalara kapsamlı bir tedavi süreci sunmaktadır. Nörolojik hastalıkların değerlendirilmesinde multidisipliner bir bakış açısı benimsenmekte, her hasta için kişiye özel tedavi planları oluşturulmaktadır.
Epilepsi Cerrahisi ve İleri Nöroşirürji
Epilepsi, beyindeki elektriksel aktivitenin aniden ve kontrolsüz şekilde artmasıyla ortaya çıkan kronik bir nörolojik hastalıktır. Tekrarlayan nöbetlerle seyreden bu durum, hastaların günlük yaşamını ciddi şekilde kısıtlayabilir. Bazı hastalarda ilaç tedavisi yeterli olurken, belirli bir grup hastada nöbetler ilaçlara rağmen devam eder.
Bu noktada epilepsi cerrahisi devreye girer. Cerrahi tedavinin temel amacı, nöbetlere neden olan beyin bölgesinin tespit edilmesi ve güvenli şekilde çıkarılması veya izole edilmesidir. Bu süreç oldukça detaylı bir değerlendirme gerektirir. Manyetik rezonans görüntüleme (MR), elektroensefalografi (EEG) ve ileri nörofizyolojik testler tanı sürecinde önemli rol oynar.
Epilepsi cerrahisi her hasta için uygun değildir. Nöbet odağının net şekilde belirlenmesi ve kritik beyin fonksiyonlarından uzak bir bölgede yer alması cerrahinin başarısı açısından belirleyici faktörlerdir. Uygun hastalarda cerrahi tedavi, nöbetlerin büyük oranda azalmasını veya tamamen kontrol altına alınmasını sağlayabilir.
İlaç Dirençli Epilepsi ve Cerrahi Karar Süreci
Dünya genelinde epilepsi hastalarının yaklaşık üçte biri ilaç tedavisine yeterli yanıt vermez. Bu grup ilaç dirençli epilepsi olarak tanımlanır. Bu hastalarda nöbetler sık aralıklarla devam eder ve yaşam kalitesi belirgin şekilde düşer.
Cerrahi karar süreci oldukça titiz bir değerlendirme gerektirir. Multidisipliner epilepsi konseyi, nöroloji, beyin cerrahisi, radyoloji ve nörofizyoloji uzmanlarının ortak değerlendirmesi ile hastanın cerrahiye uygunluğu belirlenir. Amaç hem nöbet kontrolünü sağlamak hem de hastanın nörolojik fonksiyonlarını korumaktır.
Umut Tan Sevgi tarafından yürütülen süreçte modern cerrahi teknikler ve ileri görüntüleme yöntemleri kullanılarak hastalara güvenli bir tedavi planı oluşturulmaktadır.
İzmir Beyin Cerrahı
İzmir beyin cerrahı ifadesi bölgede beyin ve sinir cerrahisi alanında uzman hekim arayışında olan hastalar için önemli bir referans noktasıdır. Beyin cerrahisi, yüksek hassasiyet gerektiren ve milimetrik doğrulukla yürütülmesi gereken bir tıp dalıdır.
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Umut Tan Sevgi, İzmir’de gerçekleştirdiği cerrahi uygulamalarda modern teknolojiyi ve güncel tıbbi protokolleri kullanarak hastalara ileri düzey sağlık hizmeti sunmaktadır. Özellikle epilepsi cerrahisi, beyin tümörleri ve hipofiz hastalıkları gibi alanlarda kapsamlı tedavi seçenekleri geliştirmektedir.
Hastaların tedavi sürecinde sadece cerrahi müdahale değil, aynı zamanda ameliyat öncesi hazırlık ve ameliyat sonrası takip süreçleri de büyük önem taşır. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde hastaların iyileşme süreci daha kontrollü ve başarılı şekilde ilerlemektedir.
İzmir Beyin Tümörü
İzmir beyin tümörü vakaları erken tanı ve doğru cerrahi planlama gerektiren ciddi nörolojik durumlar arasında yer alır. Beyin tümörleri iyi huylu veya kötü huylu olabilir ve bulunduğu bölgeye göre farklı belirtiler gösterebilir. Baş ağrısı, denge kaybı, konuşma bozuklukları ve görme problemleri en sık görülen belirtiler arasındadır.
Beyin tümörlerinin tedavisinde cerrahi yöntemler ön plana çıkar. Tümörün konumu, büyüklüğü ve çevre dokularla ilişkisi cerrahi planlamada belirleyici faktörlerdir. Günümüzde mikroskobik cerrahi ve ileri görüntüleme teknikleri sayesinde tümörlerin daha güvenli şekilde çıkarılması mümkün hale gelmiştir.
Umut Tan Sevgi tarafından yürütülen tedavi süreçlerinde amaç, tümör dokusunu maksimum oranda temizlerken sağlıklı beyin dokusunu korumaktır. Bu denge, hastaların yaşam kalitesi açısından büyük önem taşır.
Beyin Tümörlerinde Modern Cerrahi Yenilikler
Beyin tümörü cerrahisi, son yıllarda teknolojik gelişmeler sayesinde büyük bir dönüşüm geçirmiştir. Mikroskop destekli cerrahi sistemler, endoskopik yöntemler ve navigasyon teknolojileri, tümörlerin daha hassas ve güvenli şekilde çıkarılmasına olanak tanır.
Cerrahi sırasında kullanılan görüntüleme sistemleri, tümör dokusunun sınırlarını net bir şekilde ortaya koyarak sağlıklı dokuların korunmasını sağlar. Bu durum, özellikle fonksiyonel beyin bölgelerine yakın tümörlerde hayati önem taşır. Cerrahın deneyimi ile teknolojinin birleşmesi, tedavi başarısını doğrudan etkiler.
İzmir Hipofiz Tümörü
İzmir hipofiz tümörü tedavisi hormon dengesini etkileyen bu özel beyin bölgesi hastalıklarının yönetiminde önemli bir uzmanlık alanıdır. Hipofiz bezi, vücudun hormonal sistemini düzenleyen temel yapılardan biridir ve burada oluşan tümörler çeşitli hormonal bozukluklara yol açabilir.
Hipofiz tümörleri bazı durumlarda aşırı hormon üretimine neden olurken, bazı vakalarda hormon eksikliğine yol açabilir. Görme kaybı, baş ağrısı ve hormonal dengesizlikler en sık görülen belirtiler arasında yer alır.
Bu tümörlerin büyük bir kısmı burun yoluyla gerçekleştirilen endoskopik cerrahi yöntemlerle çıkarılabilmektedir. Bu yöntem, modern nöroşirürjide en sık tercih edilen minimal invaziv tekniklerden biridir ve hastaların iyileşme sürecini önemli ölçüde hızlandırır.
Hipofiz Tümörlerinde Endoskopik Cerrahi Yaklaşımı
Hipofiz tümörlerinin tedavisinde kullanılan endoskopik cerrahi yöntem, burun içerisinden girilerek tümör bölgesine ulaşılmasını sağlar. Bu teknik, kafa açılmadan gerçekleştirildiği için hastalar açısından daha konforlu bir iyileşme süreci sunar.
Cerrahi sırasında yüksek çözünürlüklü kameralar ve özel mikro aletler kullanılarak tümör dokusu hassas bir şekilde çıkarılır. Bu yöntem, çevre beyin dokusuna zarar verme riskini minimuma indirir. Aynı zamanda hastanede kalış süresinin kısalmasına da katkı sağlar.
Umut Tan Sevgi’nin uyguladığı cerrahi planlamalarda, her hastanın hormonal durumu ve tümörün yapısı detaylı şekilde analiz edilerek kişiye özel bir tedavi stratejisi oluşturulur.
Multidisipliner Değerlendirme ve Hasta Yönetimi
Beyin ve sinir cerrahisinde başarıyı belirleyen en önemli faktörlerden biri multidisipliner çalışmadır. Nöroloji, radyoloji, endokrinoloji ve beyin cerrahisi uzmanlarının birlikte çalışması, doğru tanı ve etkili tedavi açısından kritik öneme sahiptir.
Her hasta için detaylı görüntüleme ve fonksiyonel değerlendirmeler yapılır. Bu süreçte amaç yalnızca hastalığı tedavi etmek değil, aynı zamanda hastanın yaşam kalitesini en üst seviyeye çıkarmaktır. Cerrahi öncesi planlama, operasyon süreci ve sonrası takip aşamaları titizlikle yürütülür.
Hasta Deneyimi ve Cerrahi Sonrası Süreç
Beyin cerrahisi sonrası iyileşme süreci, en az ameliyat kadar önemlidir. Hastaların nörolojik fonksiyonları düzenli olarak takip edilir ve gerekli durumlarda rehabilitasyon programları uygulanır. Fizik tedavi, konuşma terapisi ve nörolojik destek programları iyileşme sürecine katkı sağlar.
Cerrahi sonrası dönemde hastaların yaşam kalitesini artırmak için bireysel takip planları oluşturulur. Bu süreçte hem fiziksel hem de bilişsel fonksiyonların korunması hedeflenir.
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Umut Tan Sevgi, İzmir’de modern tıbbi yöntemlerle hastalarına kapsamlı ve güvenilir bir tedavi süreci sunmaktadır. Daha fazla bilgi ve detaylı değerlendirme için https://www.umuttansevgi.com/ adresi üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Trakya’da yerel basının duayen isimlerinden, gazetecilik mesleğine Lüleburgaz Kepirtepe Köy Enstitüsünde “Bizim Sesimiz” isimli okul gazetesini çıkarırken gönül veren Gazeteci Feyzullah Aktan vefat etti. Önceki gün tedavi gördüğü hastanede yaşama gözlerini yuman Feyzullah Aktan yaşamı boyunca mesleğini ve yazın çalışmalarını sürdürdü.
“Bir süredir Keşan Devlet Hastanesi’nde tedavi görmekte olan Feyzullah Aktan, 12 Nisan saat 14.30 sıralarında 98 yaşında vefat etti. Feyzullah Aktan; merhume Ümmü Aktan’ın eşi, Doktor Gülder Esim, Gazeteci Oğuz Yaşar Aktan ve Gazeteci Cengizhan Aktan’ın babaları; Doktor Mustafa Esim ve Gazeteci Derya Aktan’ın kayınpederleri; Keşan Belediye Meclisi Üyesi Işıl Irmak Erel, Deniz Bilgin ve Bilgesu Aktan’ın dedeleri idi. Feyzullah Aktan;(13 Nisan 2026 Pazartesi günü ikindi vakti Hersekzade Ahmet Paşa Camii’nden (Büyük Cami) alınarak, Asri Mezarlık’ta toprağa verildi. Cenaze törenine Kaymakam Aziz Mercan, Keşan Belediye Başkanı Op Dr. Mehmet Özcan, İpsala ve Yeni Muhacır Belediye Başkanları da katıldı.
Feyzullah Aktan; aynı zamanda sınıf arkadaşı olan Ümmü Aktan ile birlikte çıkardıkları 1962 yılı sonunda Keşan’d Önder Gazetesini çıkarmaya başladı. Gazeteye vefat eden Oğlu ‘Önder’in adını veren ve evladı olarak gazetesini bağrına basan Aktan cifti 2008 yılıında Ümmü Aktan’ın vefatına kadar birlikte çalıştı. Keşan’da yayınını günlük vasıflı gazete olarak sürdüren Önder, 31 Aralık 2019 tarihinde basılı yayınına son verdi. Halen www.ondergazetesi.com.tr adresli internet sitesinde yayınını sürdürmektedir. 2017 yılında TEMA Vakfı Edirne Temsilcisi Şirin Çoğal’ın önerisiye Trakya Bölgesi’nde “Örnek Kıdemli Vatandaş” ödülüne aday gösterilerek TÜRYAK tarafından bu ödüle layık görüldü.
ÇOCUKLUĞU VE GENÇLİĞİ Feyzullah Aktan’ın kendi kaleminden özyaşam öyküsü, mesleki, siyasi ve toplumsal konularda kendisiyle ilgili aldığı notlar şöyle: Ana adı: Seher , Baba adı: Karani, Doğum yeri: Bulgaristan, Yenipazar-Çanlar köyü Doğum tarihi: Musaf’ın arka sayfasındaki nota göre: 03.02.1928, Resmî: 01.07.1927 Dedelerinin aile unvanı: Mutafoğlu (mutaflık, Ortaasya Türklerinde keçi kılından at çulu ve torba dokuma işi) 1935 yılında Anavatan Türkiye’ye göç ederek, Kırklareli-Lüleburgaz-Çengelli köyüne iskan edildi. (7 yaşında idi) Annesi, babası, 2 kardeşi ile 5 kişilik bir aile. Bulgaristan’da okula başlamıştı, geldiği Çengelli köyünde okul yoktu. 1937 yılında Eğitmenli okul açıldı. Köy muhtarlık odasında zemine serili hasır üstünde okula başladı. Aynı yıl annesi, yaptıkları kerpiç evi sıvarken merdivenden düşerek öldü. 1939 yılında okul bitti, 2.Dünya Savaşı başladı. Köyde kaz çobanlığı, koyun çobanlığı yaptı. Devletin verdiği toprakları işlemekte babasına yardım etti… 11 Ocak 1944 tarihinde Lüleburgaz yakınlarında açılan Kepirtepe Köy Enstitüsü’ne girdi. Alman orduları Romanya ve Bulgaristan’ı işgal edince, Türkiye’ye de saldırma ihtimali nedeniyle bütün öğrencilerle birlikte silahlı savaş/savunma eğitimi gördü…Okulda bazı arkadaşları ile birlikte ‘Bizim Sesimiz’ adlı duvar gazetesini hazırladı. Bursa Nilüfer ve Edirne Damla dergilerinde şiirleri çıktı. Sınıf başkanlığı yaptı ve bütün öğrencilerin katılımı ile gerçekleşen Okul Öğrenci Başkanlığı’na seçildi.
KÖY ENSTİTÜLERİNİN KAPANIŞINA GİDEN YOL Savaş 1945 yılında Almanya’nın yenilgisiyle sona erince, 1946 yılında yapılan genel milletvekili seçiminde ilk kez oy kullandı… Bu seçimden sonra kurulan hükümette Köy Enstitülerinin kurucusu Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’e yer verilmedi; yerine Köy Enstitülerine karşı olan Reşat Şemsettin Sirer alındı. Ve Köy Enstitülerinin kaderi olumsuz yönde değişmeye başladı. Ders programları değiştirildi, okulun güzel havası bozuldu. 1950 seçimlerinde iktidara gelen Demokrat Parti tarafından da 1954 yılında (İlköğretmen Okulu’na dönüştürülerek) kapatılmış oldu. 1948 Eylülünde okuldan ayrıldı. 14 Kasım 1948’de okul arkadaşı Ümmü Altan’la evlendi. 01 Ağustos 1949 ile 01 Ağustos 1951 tarihleri arasında Erzurum Uzunahmet köyündeki 17. Piyade Alayında askerlik yaptı… 1951’de Lüleburgaz’da çıkan Özdilek gazetesinde çalışmaya başladı. Yazıişleri müdürlüğü ve habercilik, yazarlık yaptı. (Keşan’daki Önder Gazetesi’nde kısa fıkralarında kullandığı ‘Kurt Kapanı’ sütun başlığı o günlerden gelmektedir.) Aynı yıl, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’ne kaydını yaptırarak politikaya girdi
DERGİDE ÇIKAN YAZISI NEDENİYLE 31 AY HAPİS YATTI 01 Kasım 1952 tarihinde Lüleburgaz’da aylık Bizim Sesimiz dergisini çıkarmaya başladı. 1953 yılı Mart ayında 5. Sayıyı çıkardıktan sonra 26 Mart 1953 tarihinde (Türk Ceza Yasasının, sonradan kaldırılan 141/1. md.ne aykırı davranmaktan tutuklandı. 31 ay cezaevinde kaldıktan sonra beraat ederek çıktı. BASIN-YAYIN YAŞAMI
Lüleburgaz: ÖZDİLEK Gazetesi Yazı İşleri Müdürlüğü (1951), * Lüleburgaz: BİZİM SESİMİZ (Aylık Dergi- 1952-1953), * Lüleburgaz: İSTİKAMET (Aylık Dergi, ortak- 1956-1957), * Lüleburgaz: ÖNDER Gazetesi (Günlük Siyasi Gazete, 26 Nisan 1962) (Önder Gazetesi 1962 yılı sonunda Edirne/Keşan’a taşındı. Keşan’da yayınını günlük vasıflı gazete olarak 31 Aralık 2019 tarihine kadar yazılı basın hayatını sürdürdü. Aktan, Kurt Kapanı sütun başlığı altında günlük kısa fıkralar yazdı. ( Cumhuriyet, Hürriyet ve Milliyet gazeteleri Keşan muhabirliği yaptı.) ‘DOMUZ DOLABI’ KİTABINDA : NEDEN TUTUKLANDI ?
DOMUZ DOLABI (2012) adlı kitabında, 26 Mart 1953 tarihinde tutuklanıp Kırklareli Cezaevinde 31 ay yattıktan sonra aklanıp çıktığı olayı anlatmıştır.
İKİ SEÇİM ARASI/DEMOKRASİ KARASI (2017) adlı kitapta 2015 yılında art arda yapılan iki seçimin öyküsü vardır.
ERİKLİ DİYE BİR YER, üzerinde çalıştığı yeni kitabının adıdır. (Saros Körfezi’nin Kuzey sahilinde, Edirne/Keşan Belediyesi mücavir alanı içinde bulunan Erikli sahilinin altyapı hizmetleri imecesini anlatır.)
Sürekli Sarı Basın Kartı sahibi
Türkiye Basın Konseyi üyesi
Türkiye Basın Konseyiyle Dayanışma Derneği Üyesi
Trakya Gazeteciler Derneği üyesi
Edirne Gazeteciler Derneği üyesi
Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği’nin İzmir’de çıkardığı ‘Yeniden İmece Dergisi’nin Keşan Temsilcisi
SİYASETLE İLGİSİ
1946 yılında yapılan genel milletvekili seçiminde ilk kez oy kullandı.
1951 yılında askerlik dönüşü Lüleburgaz’da, Atatürk’ün kurduğu partiye (CHP) üye oldu.
1964 yılında CHP Keşan İlçe Başkanlığına seçildi.
1969 seçimlerinde Milletvekilliğine aday adayı oldu. Kaybetti.
1973’te Edirne İl Genel Meclisi üyeliğine seçildi. Bu üyelik 12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar sürdü.
1977 seçimlerinde milletvekili aday adayı oldu. Kaybetti.
12 Eylül darbesinden sonra siyasete girmedi. Sadece gazeteci olarak izledi. TOPLUMSAL YAŞAMA KATKILARI
Saros Körfezi’nin en güzel kumsallarından Erikli sahilinin alt yapısını (yol-su-biyolojik arıtmalı kanalizasyon sistemi) imece yöntemi ile gerçekleştirmek. AÇIKLAMA: Erikli sahili Keşan Belediyesinin mücavir alanıdır. Ancak, Belediye buraya hizmet için bütçesinden para ayıramaz. Zamanın Edirne Valisi Ünal Erkan bir formül bulur: sahildekiler Erikli Sahili Turizm Geliştirme Kooperatifi’ni kuracaklar, bu kooperatif ile Edirne Köy Hizmetleri Teşkilatı, aralarında imzalayacakları bir sözleşme ile susuz üç köyle ‘Su Birliği’ni oluşturacaklardı. Bu birlik hem sahili hem üç köyü suya kavuşturacaktı. Kooperatif 1989 yılında kuruldu. Köy Hizmetleriyle sözleşme imzalandı. Köylüler, birliğe girmeyi kabul etmeyince suyu yer altından çıkarmak ve yerlerine ulaştırmak kooperatife kaldı. Feyzullah Aktan’ın başkanlığındaki Kooperatif, Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü’nün malzeme ve teknik yardımları ile suyu çıkarıp köylere ve sahile ulaştırdıktan sonra sahilin altyapısına yöneldi. Sahilde evleri ve arsası olanlar, kooperatife ortak yapılarak proje bedellerinden hisselerine düşenler taksitlendirilerek toplandı. Kimseye altından kalkamayacağı ağır yük yüklemeden su getirildi, yollar açılarak taş veya asfalt döşendi. En önemli iş olan biyolojik arıtmalı kanalizasyon sistemi de -devletin ve belediyenin tahminen 1/4 fiyatına- gerçekleştirildi. Biyolojik arıtmalı kanalizasyon sistemi halen kullanılıyor. Ancak, arıtma tesisi, yazları artan nüfusa yetmez duruma geldi. Keşan Belediye Meclisi, Erikli sahilinde düzenlenen çocuk parkına, sahile yaptığı altyapı ve çevre koruma hizmetleri nedeniyle ‘Feyzullah Aktan Parkı’ adını verdi. GAZETECİ BÖYLE YAŞADI MÜCADELE ETTİ VE İZİNİ BIRAKTI,
Olgay GÜLER Edirne’de, freni patlayıp sürücüsünün kontrolünden çıkan kapalı kasa minibüsün çarptığı 1’i çocuk 2 kişi yaralandı. Kaza, öğleden sonra Sarıcapaşa Mahallesi Şah Davut Sokak üzerinde meydana geldi. F.Y. idaresindeki kapalı kasa minibüs, freninin patlaması sonucu sürücüsünün kontrolünden çıkarak önce park halindeki 3 araca, ardından sokak üzerinde yürüyen A.Ö. (59) ve yanındaki çocuğa çarptı.
Kazada minibüsün altında sıkışan A.Ö. ile yanındaki çocuk yaralandı. İhbarla bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle A.Ö. aracın altından çıkarıldı.
Yaralılar, ambulanslarla Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. A.Ö.’nün durumunun ağır olduğu öğrenildi.
Sürücü F.Y., ifadesine başvurulmak üzere polis merkezine götürüldü. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
Olgay GÜLER Edirne’de annesiyle yaşadığı apartmanın 6’ncı katından zemine düşen eski avukat Çağdaş Balcı (45), yaşamını yitirdi.
Olay öğle saatlerinde Cumhuriyet Mahallesi Serhat Sokak üzerindeki apartmanda meydana geldi. Apartmanın ikinci katında annesiyle yaşayan eski avukat Çağdaş Balcı, henüz bilinmeyen nedenle 6’ncı kata çıkarak pencereden kendisini boşluğa bıraktı. Balcı, zemine düşerek ağır yaralanırken ihbarla bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.
Olay yerine gelen sağlık ekipleri, Balcı’nın olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi. Olay yeri inceleme ekipleri ve savcının incelemesinin ardından Balcı’nın cansız bedeni Adli Tıp Morgu’na kaldırıldı.
GERİYE NOT BIRAKTI Öte yandan Çağdaş Balcı’nın bir süre avukatlık yaptıktan sonra, psikolojik rahatsızlığı nedeniyle işini bıraktığı belirtildi.
Bu sabah annesiyle hastaneye gittikten sonra eve gelen Balcı’nın, intiharından önce; ‘Ölümümden kimse sorumlu değildir’ yazılı not bıraktığı öğrenildi. Olayla ilgili inceleme sürüyor.
Edirne’de öğrenim gören lise son sınıf öğrencilerinin Trakya Üniversitesi’ni yakından tanımalarını amaçlayan “Geleceğe İlk Adım: Trakya Üniversitesi” projesi kapsamında gerçekleştirilen ziyaretlerle öğrenciler, meslek seçimlerine yön verecek önemli bir deneyim yaşıyor.
Edirne İl Millî Eğitim Müdürlüğü ile Trakya Üniversitesi Kariyer Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Eğitim Fakültesi iş birliğiyle yürütülen “Geleceğe İlk Adım: Trakya Üniversitesi” projesi, Edirne Süleyman Demirel Fen Lisesi öğrencilerinin Tıp Fakültesi ziyaretiyle başladı.
Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, projenin açılışında yaptığı konuşmada meslek seçiminden önce iyi insan olmanın önemine dikkat çekti.
Üniversitenin eğitim kalitesindeki gücüne vurgu yapan Rektör Hatipler, Trakya Üniversitesi’nin kamu üniversiteleri ortalamasının üzerinde bir seviyede olduğunu söyledi. Tıp Fakültesi’ni üniversitenin “amiral gemisi” olarak nitelendiren Hatipler, fakültede Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen yetkin hekimlerin görev yaptığını belirterek aday öğrencileri üniversiteyi tercih etmeye davet etti.
Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ ise Tıp Fakültesi’nin güçlü altyapısına dikkat çekti. Üstündağ, fakültenin 2018 yılından bu yana ulusal ve uluslararası akreditasyona sahip olduğunu, hastanenin yoğun hasta profili sayesinde öğrencilere geniş bir klinik deneyim sunduğunu vurguladı.
Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Eylem Bayır da programın öğrencilerin ilgi alanları dikkate alınarak planlandığını belirterek projenin verimli ve faydalı geçmesini temenni etti.
Kariyer Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Işık Çetintav da ziyaretlerin öğrenciler için önemli bir başlangıç niteliği taşıdığını ifade etti.
Proje kapsamında öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine uygun meslekleri yakından tanımaları hedefleniyor.
Projede, liselerin özellikleri ve öğrencilerin mesleki yönelimleri dikkate alınarak kapsamlı bir ziyaret programı oluşturuldu. Bu kapsamda öğrenciler, üniversitenin akademik birimlerini tanıma ve farklı meslek alanlarına ilişkin doğrudan bilgi alma fırsatı buluyor.
Aday öğrencilerin Trakya Üniversitesi ile erken dönemde bağ kurmasını amaçlayan proje, 24 Nisan 2026 tarihine kadar devam edecek.
Hukukçular Derneği, başta ülkemizde olmak üzere dünyadaki bütün hukukçuları, insan hakları savunucularını, sivil toplum örgütlerini ve vicdan sahibi insanları İsrail Parlamentosu’nun idam yasası başta olmak üzere insanlığa karşı eylemlerine karşı durmak, özgür Filistin için hukuki ve sivil mücadeleye çağırdı.
Hukukçular Derneği Edirne Temsilcisi Avukat Tarık Hatipler tarafından paylaşılan dernek genel merkezinin İsrail Parlamentosunda kabul edilen idam yasasına ilişkin açıklamasında, “Hukukçular Derneği olarak kurulduğumuz 1970 yılından beri gerek ülkemizde gerek dünyada meydana gelen hukuksuzlukların karşısında olduk ve her daim bu duruşumuzu yüksek sesle dile getirdik. Ancak son yıllarda başta Filistin olmak üzere dünya bütün dünyada giderek şiddetlenen şiddet sarmalı ve zulüm hepimizi özellikle de biz hukukçuları ciddi bir mesuliyet altında bırakmaktadır. Her fırsatta ve her platformda sesimizi yükseltme gayretimize rağmen İsrail terör devleti saldırılarına devam etmekte, insan hakları ihlallerini giderek artırmaktadır” denilerek şunlara yer verildi:.
“Bugün burada toplanmamızın asıl sebebi ise İsrail Parlamentosu tarafından 30 Mart 2026 tarihinde kabul edilen idam cezasına dair yasal düzenlemenin insan haklarına ve uluslararası hukuka aykırılığını güçlü bir şekilde ortaya koymaktır.
Her şeyden önce ifade etmek gerekir ki İsrail Parlamentosu tarafından yapılan bu yasal düzenleme bütün hukuk düzenlerinde yok hükmündedir. Filistin topraklarında işgalci konumda olan İsrail terör devletinin, Filistin topraklarında kendi hukuki düzenini egemen bir devlet gibi kullanması mümkün değildir. İsrail terör devleti işgal ettiği topraklar üzerinde tam egemenlik yetkisi kullanamaz, kendi hukuk düzenini ve yargı sistemini sınırsız biçimde uygulama yetkisine de sahip değildir.
Söz konusu yasa kapsamında özellikle ‘İsrail Devleti’nin varlığını ortadan kaldırma amacıyla işlenen öldürme fiilleri’ bakımından ölüm cezası öngörülmektedir. Bu düzenleme ile İsrail terör devleti, Filistin’in özgürlüğü için mücadele eden on binlerce insanı hukuki düzenleme kisvesi altında katletmek istemektedir. Üstelik yasa ile kararın 90 gün gibi kısa bir süre içerisinde uygulanması düzenlenmiş, karar için gerekli olan oybirliği şartı kaldırılmış, temyiz ve itiraz yolları ise önemli ölçüde kısıtlanmış durumdadır. İsrail terör devleti bu yasa ile eli silahsız ve savunmasız sivilleri katletmek için yeni bir bahane yaratmaya çalışmaktadır. Özellikle 7 Ekim 2023 tarihinden beri yaşlı, çocuk, kadın, sivil gözetmeksizin soykırım suçu işleyen İsrail terör devleti,terör bahanesi ile öldüremediği sivilleri de bu yolla katletmeyi amaçlamaktadır.
Elbette Filistin’de bulunan ve İsrail içinde insan hakları mücadelesine devam eden hukukçular ve insan hakları savunucuları tarafından yasa Yüksek Mahkemeye taşınmış bulunmaktadır. Bu hukuk mücadelesi de bizlerin desteğine ihtiyaç duymakla, ülkemizde ve dünyada daha yüksek sesle dile getirilmelidir. Gelinen noktada işgalci İsrail terör devletinin varlığının yalnızca Filistin için değil bütün Ortadoğu ve hatta dünya için bir güvenlik sorunu haline geldiği ortadadır.
İsrail Parlamentosu tarafından kabul edilen bu Katliam Yasası bütün uluslararası hukuk düzenlemelerine de aykırıdır. Öncelikle, idam cezasının uygulanmasına ilişkin uluslararası standartlar bakımından ciddi ihlaller söz konusudur.İsrail’in taraf olduğu Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nde idam cezası son derece dar bir çerçeveye tabi tutulmuştur ve buna göre idam cezası yalnızca ‘en ağır suçlar’ için, sıkı usulü güvenceler altında ve keyfilikten uzak biçimde uygulanabilir. Buna karşılık söz konusu düzenleme, ‘terör’ kavramını geniş ve belirsiz bir şekilde kullanarak ölüm cezasının kapsamını genişletmekte ve özellikle askerî mahkemeler bakımından bu cezayı fiilen zorunlu hale getirmektedir. Nitekim bu yasa ile idam cezalarının keyfilik arz ettiği ve uluslararası hukukla bağdaşmadığı, düzenlemenin Filistinlilere yönelik bir apartheid uygulamasının kılıfı olduğu ortadadır.
Düzenleme aynı zamanda işgal altındaki topraklarda uygulanması bakımından uluslararası insancıl hukuk ile de bağdaşmamaktadır. 1949 tarihli IV. Cenevre Sözleşmesi uyarınca işgalci gücün cezai yetkileri son derece sınırlıdır ve bu yetkilerin işgal altındaki nüfusun korunması amacına uygun şekilde kullanılması gerekmektedir.
BU YASANIN VARLIĞI DAHİ TEK BAŞINA BİR SAVAŞ SUÇU NİTELİĞİNDEDİR.
Bu kapsamda Hukukçular Derneği olarak, İsrail’in kabul ettiği ayrımcı idam yasasına karşı hukuki girişimler başlatmış ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi Özel Prosedürler nezdinde;
– Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu
– Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörlüğü,
– İşgal Altındaki Filistin Topraklarında İnsan Haklarının Durumu Özel Raportörlüğü,
– İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Ceza Özel Raportörlüğüne başvurularda bulunulmuştur.
Son olarak Hukukçular Derneği olarak; başta ülkemizde olmak üzere dünyadaki bütün Hukukçuları, insan hakları savunucularını, sivil toplum örgütlerini ve vicdan sahibi insanları İsrail Parlamentosu’nun bu yasal düzenlemesi başta olmak üzere İsrail Terör Devletinin insanlığa karşı eylemlerine karşı durmak, sesimizi bütün dünyaya duyurmak ve en önemlisi Özgür Filistin için hukuki ve sivil mücadeleye davet ediyoruz.”
Edirne Belediyesi ile Edirne Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) iş birliğinde düzenlenecek 25. Edirne Tarım, Hayvancılık, Sanayi, Ticaret, Otomotiv ve Gıda Fuarı, 15-18 Nisan tarihleri arasında Edirne Belediyesi Balkan Pazarı’nda ziyaretçilerini ağırlayacak. Fuarda Edirne Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü de stant açarak yürütülen tarımsal faaliyetleri katılımcılarla paylaşacak.
Edirne’de bu yıl 25’incisi düzenlenecek olan Tarım, Hayvancılık, Sanayi, Ticaret, Otomotiv ve Gıda Fuarı, 15-18 Nisan tarihleri arasında Edirne Belediyesi Balkan Pazarı’nda ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanıyor.
Edirne Belediyesi ile Edirne Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğinde, KOSGEB, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin katkılarıyla gerçekleştirilecek organizasyon; tarım, hayvancılık, sanayi, ticaret, otomotiv ve gıda sektörlerini aynı çatı altında buluşturacak.
Fuarda Edirne Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü standı da yerini alacak ve müdürlük tarafından tohum dağıtımı da gerçekleştirilecek. Kurulacak stantta, müdürlük tarafından yürütülen tarımsal faaliyetler, üreticiye sağlanan destekler ve kırsal kalkınmaya yönelik projeler katılımcılara detaylı şekilde aktarılacak. Vatandaşlar ve ziyaretçiler, belediyenin tarım alanındaki çalışmaları hakkında doğrudan bilgi edinecek.
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ise fuarın önemine dikkat çekerek tüm hemşehrileri ve vatandaşları bu organizasyona davet etti.
Gencan, “Ben bir çiftçi kızı olarak tarımın değerini, üretimin önemini çok iyi biliyorum. Göreve geldiğim ilk andan itibaren attığımız en önemli adımlardan biri Edirne Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’nü kurmak oldu. Amacımız; üreticimizi desteklemek, tarımsal üretimi güçlendirmek ve sürdürülebilir bir tarım anlayışını kentimizde yaygınlaştırmaktır. Bu fuar da hem yapılan çalışmalarımızı hem de üreticimizin emeğini görünür kılmak açısından çok kıymetli bir fırsattır.” dedi.
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Edirne Şubesi hafta sonu üyeleri, bursiyer ve misafirleri ile birlikte Gelibolu tarihi yarım adadaki şehitlikleri, müzeleri ziyaret etti.
Şube Başkanı Vildan Yazıcı ziyarete ilişkin olarak şunları söyledi:
“Geçtiğimiz günlerde kitabı yayınlanan Cumhuriyet’in Kadınları Atatürk’ün İzinde projemiz kapsamında gerçekleştirdiğimiz farkındalık ziyaretlerimize Çanakkale yi ekleyerek bağımsızlığa giden yolda verilen mücadelelerin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha idrak ettik. Bastığımız her karış toprakta şehitlerimizin izlerinin olması bizleri hem hüzünlendirdi, hemde gururlandırdı. Ulu Önderimiz Atatürk’ün keskin dehasıyla kazanılan zaferin, vatan sevgisi ruhuyla, o coğrafya da yediden yetmişe atalarımızın verdiği mücadelelere tanık olduk.
Bu ziyaretimiz de muhteşem anlatımları ile bizlere eşlik eden değerli hocamız aynı zamanda üyemiz Trakya Üniversitesi Turizm bölümü öğretim üyesi Gülsel Çiftçi ye çok teşekkür ederiz.
Herkesin özellikle de gençlerin bu anlamlı yerleri ziyaret etmesi ve bu ruhu yaşamalarını tavsiye ediyorum. Unutulmaması gereken bir destandır Çanakkale.”