Kategori arşivi: Güncel

Uzunköprü’de ‘Uluslararası Çocuk Festivali’

Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde belediye tarafından 23 Nisan Uluslararası Çocuk Festivali; sergi, konser ve çeşitli etkinliklerle, 23-26 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

Uzunköprü Belediyesi, 23-26 Nisan tarihleri arasında, ’23 Nisan Uluslararası Çocuk Festivali’ gerçekleştirileceğini duyurdu. Program kapsamında, 23 Nisan saat 14.00’da Aziz Ioannis Kilisesi’nde sergi açılışıyla başlayacak festivalde kortej yürüyüşü ve ardından Atatürk Kültür Merkezi yanında festival açılışı yapılacak.

Festivalle ilgili mesaj yayınlayan Uzunköprü Belediye Başkanı Ediz Martin, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın umutla, neşeyle ve özgürce büyüdüğü bir yarının en güzel simgesidir. Bizler, onların hayallerine inanan, yolunu açan ve her zaman yanında olan bir anlayışla çalışıyoruz. Cumhuriyetimizin kurucusu, Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu anlamlı günü, hep birlikte gururla ve coşkuyla kutluyor; çocuklarımızın yüzündeki gülümsemeyi çoğaltmak için var gücümüzle ilerliyoruz. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun” dedi.

Uzunköprü Belediyesi’nden yayınlanan festival programı şu şekilde:

23 Nisan Perşembe

* 14.00 – Sergi Açılışı (Aziz Ioannis Kilisesi)

* 16.00 – Kortej (Cumhuriyet Meydanı)

* 16.30 – Yer Boyama ve Kiosk (Adalet Meydanı)

* 18.00 – Festival Açılışı (Atatürk Kültür Merkezi Yanı)

Açılış programı: Uzunköprü Belediyesi Çocuk Korosu, Şişme Oyun Grupları, Uluslararası Çocuk Halk Dansları, Zumba ve Sihirbaz gösterisi

24 Nisan Cuma

* 15.00 – Şişme Oyun Grupları (Atatürk Kültür Merkezi Yanı)

* 15.30 – 19.00 – Planetaryum ve VR Gözlük (Atatürk Kültür Merkezi Yanı)

* 17.00 – Uluslararası Çocuk Halk Dansları (Bulgaristan – Makedonya) (Atatürk Kültür Merkezi Yanı)

* 19.30 – Sunay Akın ile Söyleşi (AKM Konferans Salonu)

25 Nisan Cumartesi

* 14.00 – Şişme Oyun Grupları (Atatürk Kültür Merkezi Yanı)

* 15.00 – Çocuk Tiyatrosu (AKM Konferans Salonu)

* 16.30 – Çiçek Boyama Atölyesi (Atatürk Kültür Merkezi Yanı)

* 18.00 – Burak Onurlu Konseri (Atatürk Kültür Merkezi Yanı)

* 19.00 – Boya Savaşları (Atatürk Kültür Merkezi Yanı)

26 Nisan Pazar

* 14.00 – Çocuk Tiyatrosu (AKM Konferans Salonu)

* 16.00 – Bilim Show (Atatürk Kültür Merkezi Yanı)

* 16.30 – Survivor Parkuru ve Oyunlar (Atatürk Kültür Merkezi Yanı)

Muhtarlıklarda ‘tebligat’ dağı!

Olgay GÜLER

Edirne’de, vatandaşlara resmi kurumlar aracılığıyla ulaştırılamayan tebligatlar, kanun gereği bırakıldıkları muhtarlıklarda çığ gibi büyümeye devam ederken, muhtarların da işini zorlaştırıyor.

Resmi kurumlar tarafından vatandaşlara ulaştırılmak üzere gönderilen tebligatlar, evlerinde bulunamamaları halinde, 7201 sayılı Tebligat Kanunu gereği, oturdukları mahallenin muhtarlığına bırakılıyor. Ülke genelinde 1959’dan bu yana süren kanun kapsamında muhtarlar, devletle vatandaş arasında bu konuda da köprü görevi görürken, son dönemde artan tebligat sayısı, muhtarlıklarda çığ gibi büyümeye devam ediyor.

‘HER GÜN 100’E YAKIN TEBLİGAT BIRAKILIYOR’

Edirne’de merkeze bağlı, yaklaşık 25 bin kişinin yaşadığı Fatih Mahallesi’nde de benzer manzara dikkat çekiyor. Fatih Mahallesi Muhtarı Bilal Ürer, her gün muhtarlığa 100’e yakın tebligat bırakıldığını belirterek, “Tebligatlar mahallenin nüfusuna göre artış gösteriyor. Şu anda 25 binin üzerinde, 30 bine yakın nüfusun olduğu bir mahalledeyiz. Her gün 100’e yakın tebligat geliyor. 3 aylık şu anda 7 koli evrağım var. Bunlar imha edilecek. Başka adreste tebligat yapılamazsa, bilinen son adresinde tebligat yapılır diyor yasa. Yani kişi bu mahallede oturmasa dahi, buraya getirip bırakıyorlar” dedi.

‘BAŞA ÇIKILMASI MÜMKÜN DEĞİL’

Özellikle kalabalık nüfusun olduğu mahallelerde, muhtarların tebligatlarla başa çıkmakta zorlandığını, yasanın değişmesi gerektiğini dile getiren Ürer, “Bu konuyla ilgili tüm muhtarlarımızın sorunu aynı. Bu 1959 yılında yapılan yasanın güncellenmemesi nedeniyle bu sorunu yaşıyoruz. Bu sorunu konfederasyona da bildirdik. Umarım gerekli çalışmayı yapıyorlardır, çünkü büyük sıkıntı oluşuyor bizim için. 80 – 100 bin nüfuslu mahalleler var İstanbul’da ve onların baş etmesi mümkün değil. Bu tebligatlar muhtarlığa getirilene kadar PTT şubesine de bırakılabilir. Bizlere büyük sıkıntı oluyor. İnşallah yetkililer buna kulak verirler de bu tebligat kanununda bir yenilik yaparlar, bizleri de rahatlatırlar” diye konuştu.

Edirne Liselileri üzen kayıp

Sevinç Ergin Özatik Yakuphan vefat etti

Nurşen GÜL ÖZ
Edirne’de, önce Edirne Lisesinde ve Mimar Sinan Orta Okulu’nun açılışında ilk İngilizce Öğretmeni olarak görev yapan Sevinç Ergin Özatik Yakuphan(oğullarından) geride bıraktığımız haftada yaşama veda etti. Cengaver Özatik ile evli olan Sevinç Öğretmen’in Noyan isimli bir oğlu bulunuyor.


1967 yılında Gazi Üniversitesi’nden mezun olan ve ilk görev yeri Edirne olan Sevinç Öğretmen Edirne Lisesi’nde İngilizce Öğretmeni olarak görev yaptı ve çok sayıda öğrencisine bu dersi sevdirdi. Genç yaşı nedeniyle öğrencileriyle kurduğu öğretmen ve abla-kardeş bağıyla bir dönemin unutulmaz öğretmenlerinden olan Sevinç Ergin Özatik Yakuphan, vefatı ile öğrencileri arasında da büyük üzüntü yarattı. Sevinç öğretmenin naaşı geçtiğimiz hafta Ankara Karşıyaka Kabristanlığında toprağa verildi.

Aramızdan ayrılanlar

SERKAN ULUSOY VEFAT ETTİ
Edirnespor’un eski yöneticilerinden Serkan Ulusoy, yakalandığı rahatsızlıktan kurtulamayarak, 51 yaşında hayata veda etti.
Kentin sevilen simalarından, Edirnespor’da bir dönem yöneticilik yapan Ulusoy, yaşamını yitirdi. Merhume Selime Ulusoy ve Yılmaz Aydın Ulusoy’un oğulları, Banu Ulusoy’un eşi, Firdevs ve Muzaffer Angun’un kardeşi, Mert Angun’un dayısı Serkan Ulusoy için dün Fatih Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
İkindi namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Serkan Ulusoy’un cenazesi Yenişehir Mezarlığı’nda toprağa verildi.


İRFAN DERE VEFAT ETTİ
Karaağaç Mahallesi sakinlerinden İrfan Dere, vefat etti.
Merhum Remzi ve merhume Kamile Dere’nin oğlu, merhum İlhan Dere’nin ağabeyi, Türkan, Şükran ve Remziye’nin kardeşleri İrfan Dere için dün Karaağaç Yeni Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından İrfan Dere’nin cenazesi Karaağaç Mezarlığı’na defnedildi.

Edirne Otogarı’nda 11 İş Yeri Kiraya Verildi

Edirne Belediyesi’ne ait Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde bulunan iş yerleri için düzenlenen kiralama ihaleleri tamamlandı. Gün boyu süren ihalelerde yazıhane, büfe ve lokantalar için teklifler alındı.

Edirne Belediyesi tarafından, Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde yer alan iş yerlerinin kiraya verilmesi amacıyla 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında ihale gerçekleştirildi. Gün boyunca devam eden ihale sürecinde sabah saatlerinde yazıhane ve peronlar, öğleden sonra ise büfe ve lokantalara yönelik ihaleler yapıldı.

Bu kapsamda terminalde bulunan 16 yazıhane ve perondan 11’inin ihale süreci tamamlandı.

İHALELER SONUÇLANDI

Gerçekleştirilen ihaleler sonucunda yazıhane, büfe ve lokantaların yeni işletmecileri belirlendi.

Yazıhaneler şu isimler üzerinde kaldı:
Yazıhane 2: Faruk Dönmez
Yazıhane 3: Miray Güldüren
Yazıhane 4: Salim Altunhan
Yazıhane 5: Volkan Yolcu Turizm
Yazıhane 6: Volkan Yolcu Turizm
Yazıhane 7: Bus Looking
Yazıhane 8: Öztrakyalılar
Yazıhane 10: Salim Altunhan
Yazıhane 11: Olimpos Turizm
Yazıhane 13: Miray Güldüren
Yazıhane 14: Pamukkale Turizm

Diğer alanlara ilişkin ihalelerde ise:
Lokanta: Ergene A.Ş.
2 Nolu Büfe: Reyna Gülver
3 Nolu Büfe: Boss Otel Turizm
4 Nolu Büfe: Salim Altunhan

Talipli çıkmayan 1, 9, 12, 15 ve 16 numaralı yazıhaneler için yeniden ihale sürecinin başlatılacağı bildirildi.

“ŞEFFAF VE REKABETÇİ BİR SÜREÇ YÜRÜTTÜK”

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, ihale sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, tüm işlemlerin şeffaflık ve rekabet ilkeleri doğrultusunda yürütüldüğünü belirtti.

Başkan Gencan, “İhalelerimizi açık, adil ve rekabete imkân tanıyan bir anlayışla gerçekleştiriyoruz. Amacımız hem işletmecilerimiz için eşit fırsatlar sunmak hem de vatandaşlarımıza en kaliteli hizmeti sağlayacak yapıyı oluşturmaktır.” ifadelerini kullandı.

TÜ’de Trakya Aile Hekimliği Kongresi

Trakya Üniversitesi, tıp dünyasının bölgedeki önemli buluşmalarından biri olan 15. Uluslararası Trakya Aile Hekimliği Kongresi’ne ev sahipliği yaptı. Balkan Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen organizasyon, çok sayıda bilim insanı ve sağlık profesyonelini Edirne’de bir araya getirdi.

Bu yıl “Tekerlek Arkasında Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri: Kardiyovasküler Sağlık” temasıyla düzenlenen kongrede, birinci basamak sağlık hizmetleri ile kalp ve damar sağlığı konuları kapsamlı şekilde ele alındı. Oturumlarda uzmanlar, güncel yaklaşımlarını ve deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.

Açılış töreninde Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ’ın yanı sıra Kongre Eş Başkanları Prof. Dr. Serdar Öztora ve Prof. Dr. Hamdi Nezih Dağdeviren, TAHUD Başkanı Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk ve İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Başkanı Uzm. Dr. Ali Kaya konuşma yaptı.

16-19 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenen kongre, aile hekimliği alanındaki güncel bilimsel çalışmaların paylaşıldığı ve mesleki iş birliğinin güçlendirildiği önemli bir platform olarak tamamlandı.

TÜ’de turizm stantları

Turizm Haftası kapsamında Trakya Üniversitesi’nde öğrenci topluluklarının katılımıyla çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi. Farklı disiplinlerden öğrenci topluluklarının bir araya geldiği kutlamalarda, kültürel miras ve sürdürülebilir turizm mesajları ön plana çıktı.

Ayşekadın Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programın açılışında Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan ile Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk konuşma yaptı. Açılış konuşmalarında, kültürel mirasın korunması ve turizmin sürdürülebilir bir yapıda geleceğe aktarılmasının önemi vurgulandı. Üniversite-toplum iş birliğinin turizm sektöründeki lokomotif rolüne değinilen konuşmalarda, özellikle genç kuşakların bu alandaki farkındalığının artırılmasının stratejik önemine dikkat çekildi.

Etkinlik kapsamında öğrenci toplulukları tarafından açılan stantlar ve yürütülen uygulamalı çalışmalar ziyaretçiler tarafından büyük beğeni topladı. Arkeoloji Topluluğu, Eski Türk Tarihi Topluluğu, Yaratıcı Tarih Topluluğu, Internet of Things (IoT) Topluluğu ile Düşünce, Edebiyat ve Tiyatro Topluluğu’nun yer aldığı etkinliklerde, turizmin yalnızca gezi faaliyetinden ibaret olmadığı; tarih, teknoloji ve sanatla harmanlanan disiplinlerarası bir alan olduğu gözler önüne serildi.

Etkinliğe; Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Cem Taşkın, Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Daniş Baykan, Trakya Teknopark Genel Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Işık Çetintav, İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Kenan Koçak, akademisyenler, idari personel ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Trakya diken üstünde!

Trakya Platformu ve Trakya Kent Konseyleri Birliği öncülüğünde, Trakya Belediyeler Birliği’nin desteği ve farklı disiplinlerden bilim insanları, hukukçular, yerel yöneticiler ile bölge halkının katılımıyla 18 Nisan 2026 tarihinde Vize’de gerçekleştirilen “Trakya’da Nükleer Santral İstemiyoruz” başlıklı panelin sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildiride, sürecin şeffaf ve katılımcı bir şekilde yürütülmediği; yerel halkın, bilim insanlarının ve ilgili tüm paydaşların karar alma süreçlerine yeterince dâhil edilmediğine dikkat çekilerek, “Bu durum hukuk devleti ilkesine açıkça aykırıdır. Bu ölçekte bir proje, toplumdan ve bilimsel akıldan kopuk şekilde hayata geçirilemez” ifadelerine yer verildi.

Söz konusu bildirgede, panel süresince ortaya konulan bilimsel, hukuki ve toplumsal verilerin birlikte değerlendirilmesi halinde ve panele katılım dikkate alındığında, nükleer santralin istenmediği açıkça görüldüğünün altı çizilerek şöyle denildi:

“Trakya’da planlanan yaklaşık 14 bin dönümlük nükleer santral projesinin kamu yararı, çevre hakkı ve yaşam hakkı ilkeleriyle bağdaşmadığı ortaya konmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti yalnızca bir hukuk devleti değil, aynı zamanda bir çevre devletidir. Başta Anayasa’nın 56. maddesi olmak üzere, kıyıların, ormanların ve tarım alanlarının korunmasına ilişkin hükümler, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına almaktadır. Bu çerçevede, yaşam hakkını riske atan bir projenin kamu yararı ile gerekçelendirilmesi mümkün değildir.

Planlanan proje alanı; 1/100.000 ölçekli Trakya Alt Bölge Ergene Havzası çevre düzeni planlarında orman alanı, tarım arazisi ve mutlak içme suyu koruma alanı olarak tanımlanmakta olup, Istranca Ormanları ve longoz ekosistemleri gibi yüksek ekolojik değere sahip hassas alanlarla doğrudan ilişkilidir. Aynı zamanda santral alanı Longoz Ormanları Milli Parkı’nı direkt olarak etkileyecek yakınlıkta bir konuma sahiptir.Söz konusu alan yeraltı ve yerüstü su sistemleri, gölleri, dereleri ve kıyı ekosistemleriyle birlikte işleyen bütüncül bir yaşam alanıdır. Mevsimsel olarak su altında kalan ve bu sayede kendine has bir flora-fauna dengesi kuran bu alan, Amazon ve Kongo’daki benzerleriyle kıyaslanacak kadar kıymetli, dünya çapında nadir görülen bir subasar orman ekosistemidir.Nitekim 15.04.2026 tarihinde Kırklareli ili Demirköy ilçesi Sivriler Köyü ile Vize ilçesi Kışlacık Köyü sınırları içerisinde yer alan Panayır İskelesi ve çevresi, Doğal Sit – Nitelikli Doğal Koruma Alanı olarak tescillenmiştir.

Bu alana kurulacak bir nükleer santral, başta soğutma suyu deşarjı olmak üzere deniz ekosistemlerinde geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açabilecek; deniz çayırlarını ve dolayısıyla balıkçılık faaliyetlerini ciddi biçimde tehdit edecek ve bölgenin ekolojik dengesini bozacaktır. Istrancaların kalbine yapılacak böyle bir müdahale, yalnızca bugünü değil, bölgenin geleceğini geri dönüşü zor bir risk alanına dönüştürmek anlamına gelmektedir.

Edirne kent Konseyi Başkanı Özer Demir de panele katılmıştı

Nükleer santrallerde risk hiçbir zaman sıfıra indirgenemez. Deprem, sel ve iklim krizine bağlı aşırı hava olayları gibi öngörülemeyen süreçler, teknik güvenlik önlemlerini aşabilmektedir. Geçmişte yaşanan kazalar bu durumu açıkça göstermiştir. Radyasyon il sınırlarını tanımaz; etkisi yalnızca proje alanıyla sınırlı kalmaz, Marmara ve Karadeniz havzasını kapsayan geniş bir coğrafyaya yayılabilir. Nükleer riskin etkileri, gıda zinciri ve su sistemleri aracılığıyla farklı bölgelere taşınabilir.

Bilimsel çalışmalar, iyonize radyasyonun insan sağlığı üzerinde kanserojen etkiler oluşturduğunu ve düşük doz maruziyetlerin dahi uzun vadede genetik sonuçlar doğurabildiğini ortaya koymaktadır. Bu etkiler özellikle çocuklar açısından daha yüksek riskler barındırmaktadır. Nükleer risk yalnızca fiziksel değil; psikolojik, sosyal ve ekonomik sonuçlarıyla da toplum üzerinde kalıcı etkiler yaratmaktadır.

Enerji politikaları açısından yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin mevcut kurulu gücünün talebin üzerinde olduğu, dolayısıyla kısa ve orta vadede nükleer enerjiye zorunlu bir ihtiyaç bulunmadığı ifade edilmiştir. Nükleer enerji yüksek maliyetli ve dışa bağımlı bir model oluştururken, rüzgâr ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklar daha ekonomik ve güvenli alternatifler sunmaktadır.

Öte yandan sürecin şeffaf ve katılımcı bir şekilde yürütülmediği; yerel halkın, bilim insanlarının ve ilgili tüm paydaşların karar alma süreçlerine yeterince dâhil edilmediği görülmektedir. Bu durum hukuk devleti ilkesine açıkça aykırıdır. Bu ölçekte bir proje, toplumdan ve bilimsel akıldan kopuk şekilde hayata geçirilemez.

Trakya yalnızca bir bölge değil; başta İstanbul olmak üzere geniş bir coğrafyanın hava, su ve tarımsal gıda deposudur. Bu nedenle kısa vadeli enerji tercihleri uğruna uzun vadeli ekolojik ve toplumsal risklerin göze alınması kabul edilemez. Bölgenin sahip olduğu doğal değerler dikkate alındığında, Istranca Ormanları’nın UNESCO koruma statüsüne kavuşturulması ve bugüne kadar verilen zararlar da göz önüne alınarak Trakya’nın daha güçlü koruma statüleriyle güvence altına alınması gerekmektedir.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında; Trakya’da planlanan nükleer santral projesinin durdurulması, sürecin şeffaf, katılımcı ve bilimsel temelde yeniden ele alınması, bölgenin ekolojik ve tarımsal değerlerine sahip çıkılması ve enerji politikalarında yenilenebilir kaynaklara öncelik verilmesi gerektiği açıkça ortaya konmaktadır.

Bizler, yaşam hakkını ve doğayı savunan tüm paydaşlar olarak, hukuki ve demokratik haklarımız çerçevesinde bu sürece karşı durmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz. Başta Vize olmak üzere tüm Trakya halkı, yaşam alanlarına yönelik bu tehdide vize vermeyecektir.”

‘Yerel basın ekonomik baskı altında’

Edirne Gazeteciler Derneği’nin de (EGD) çatısı altında yer aldığı Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Kocaeli İl Temsilciliği’nin ev sahipliğinde gerçekleşen 30. Başkanlar Kurulu Toplantısı’nın sonuç bildirgesi yayınlandı. 17–19 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenen toplantıda, medya sektöründeki güncel gelişmeler, yerel basının ekonomik ve yapısal sorunları, basın özgürlüğü ve dijital dönüşüm süreci kapsamlı şekilde ele alındı.

Toplantının ardından yayımlanan sonuç bildirgesinde, basın sektörünün içinde bulunduğu çok boyutlu sorunlar detaylı biçimde ortaya konulurken, çözüm önerileri de kamuoyuyla paylaşıldı. Bildirgede, gazetecilik mesleğini tanımlayan ve mesleki standartları belirleyen kapsamlı bir yasal düzenlemenin bulunmamasının sektörün en temel yapısal eksikliklerinden biri olduğuna dikkat çekildi. Mevcut durumda mesleğe giriş kriterlerinin belirlenmemiş olmasının, gazeteciliğin denetimsiz şekilde yapılmasına yol açtığı vurgulandı. Bu durumun mesleki niteliği düşürdüğü, etik ihlalleri artırdığı ve kamuoyunun doğru bilgiye erişimini olumsuz etkilediği ifade edildi. Özellikle dijital medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte sorumsuz içerik üretiminde ciddi artış yaşandığına işaret edilerek, gazetecilik mesleğini açık biçimde tanımlayan bir meslek yasasının ivedilikle çıkarılması gerektiği belirtildi.

YEREL BASIN EKONOMİK BASKI ALTINDA

Yerel basının ekonomik sürdürülebilirliğine de geniş yer verilen bildirgede, resmî ilan ve reklam gelirlerinin hayati önem taşıdığına dikkat çekildi. Ancak son yıllarda ilanların birleştirilmesi, bazı ilanların yayın zorunluluğunun kaldırılması ve doğrudan temin yöntemlerinin yaygınlaşması nedeniyle gelirlerde ciddi düşüş yaşandığı ifade edildi.

Kamuda tasarruf uygulamalarıyla ilan hacminin daralmasının yerel medya kuruluşlarını daha kırılgan hale getirdiği, birçok yayın organının kapanma riskiyle karşı karşıya olduğu belirtildi. Ayrıca ilanlardan alınan yüzde 15’lik komisyon oranının da sektör üzerinde mali yük oluşturduğu vurgulandı. Bu kapsamda komisyon oranlarının düşürülmesi, ilan kesme cezalarının son çare olarak uygulanması ve doğrudan temin yöntemlerinin sınırlandırılması gerektiği ifade edildi. Yerel basının korunması için adil ve dengeli bir ilan dağıtım sistemi oluşturulmasının önemi de bildirgede yer aldı.

 BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ KONUSU ELE ALINDI

Bildirgede, basın ve ifade özgürlüğü önündeki yasal ve fiili engellerin demokratik toplum açısından ciddi riskler oluşturduğu belirtildi. Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’nda yer alan bazı düzenlemelerin gazeteciler üzerinde baskı yarattığı, bunun da oto-sansüre yol açtığı ifade edildi. Gazetecilere yönelik soruşturma ve davalar ile ekonomik baskı unsurlarının birleşmesinin, editoryal bağımsızlığı zayıflattığına dikkat çekildi. Bu çerçevede mevzuatın evrensel hukuk normlarına uygun hale getirilmesi, adil yargılama ilkelerinin gözetilmesi ve gazetecilerin haber kaynaklarını koruma hakkının güvence altına alınması gerektiği vurgulandı. Öte yandan, dezenformasyonla mücadelenin önemli olduğu ancak bu amaçla yapılan düzenlemelerin ifade özgürlüğünü zedelememesi gerektiği belirtildi. 7418 sayılı ve kamuoyunda “Dezenformasyon Yasası” olarak bilinen düzenlemenin uygulamada gazeteciler üzerinde baskı oluşturduğu ve yeniden ele alınmasının kaçınılmaz olduğu ifade edildi.

ARTAN MALİYETLER VE DESTEK İHTİYACI

Basın sektöründe artan maliyetlerin de önemli bir sorun alanı olduğu belirtilen bildirgede, kağıt, baskı, enerji ve personel giderlerindeki artışın mevcut gelir yapısıyla karşılanmakta zorlanıldığı ifade edildi. Resmî ilan fiyatlarındaki artışların enflasyon karşısında sınırlı kaldığı, yüksek kredi faizlerinin finansmana erişimi zorlaştırdığı ve mevcut destek mekanizmalarının yetersiz olduğu vurgulandı. Bu nedenle yerel basına yönelik düşük faizli kredi imkanlarının artırılması, finansman maliyetlerinin düşürülmesi ve kamu desteklerinin genişletilmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca dijital dönüşüm yatırımları için özel teşvik programlarının hayata geçirilmesi çağrısında bulunuldu.

BASIN DEMOKRASİNİN TEMEL TAŞIDIR

Bildirgenin genel değerlendirme bölümünde ise yerel basının demokratik denetimin, toplumsal bilgilendirmenin ve çok sesliliğin temel unsuru olduğu vurgulandı. Ekonomik olarak zayıflayan bir medya ortamında kamuoyunun doğru bilgiye erişiminin zarar gördüğü ifade edildi. Yerel denetim mekanizmalarının zayıflamasının demokratik yapıyı doğrudan etkilediğine dikkat çekilerek, basının güçlendirilmesinin yalnızca sektörün değil toplumun ortak meselesi olduğu belirtildi. Son dönemde atılan bazı olumlu adımlar memnuniyetle karşılanmakla birlikte, mevcut sorunların çözümü için kapsamlı ve kalıcı reformlara ihtiyaç olduğu vurgulandı. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu, yerel basının güçlendirilmesi, basın özgürlüğünün güvence altına alınması ve mesleki standartların yükseltilmesi için tüm yetkilileri sorumluluk almaya davet etti.

Doç. Dr. Çiftci’ye önemli misyon

Trakya Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Turizm İşletmeciliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Gülsel Çiftci, sınır çalışmaları alanında dünyanın önde gelen uluslararası akademik kuruluşlarından biri olan Association for Borderlands Studies’in (Sınır Çalışmaları Birliği) 2026–2029 dönemi Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi.

Doç. Dr. Çiftci’nin adaylığı; sınır ötesi turizm, sınır bölgelerinde yönetişim, mekânsal dönüşüm ve çok disiplinli sınır çalışmaları alanındaki akademik katkıları ile dernek bünyesindeki aktif bilimsel çalışmaları doğrultusunda değerlendirildi. Özellikle yönetim, akademik etkileşim, uluslararası iş birlikleri ve bilimsel gelişime yönelik kapsayıcı yaklaşımıyla öne çıktığı belirtildi.

Bu görev kapsamında Çiftci, Birliğin Yönetim Kurulu’nda görev alacak Türkiye’den tek üye olarak hem Trakya Üniversitesini hem de Türkiye’yi uluslararası düzeyde temsil edecek.

Çiftci’nin yönetim kurulu üyeliğinin, üniversitenin bu alandaki bilimsel kapasitesini güçlendirmesi ve uluslararası akademik ağlarla iş birliklerini geliştirmesi bekleniyor.