Kategori arşivi: Güncel

Saros’a ‘mavi bayrak’ hamlesi!

Olgay GÜLER

Sahip olduğu ‘Mavi Bayrak’ sayısıyla dünya genelinde üçüncü sırada bulunan Türkiye’de, dünyanın en temiz körfezlerinden biri olarak gösterilen ve henüz mavi bayrağı bulunmayan Saros Körfezi için sonunda harekete geçildi.

Türkiye 2025 yılında 577 plaj, 29 marina, 18 turizm teknesi ve 8 bireysel yat ile “Mavi Bayrak”ta dünya 3’üncüsü olurken, dünyanın en temiz körfezlerinden biri olarak gösterilen Saros’da ise tek bir “Mavi Bayrak” dalgalanmıyor. Sezonda 1 milyondan fazla ziyaretçisi bulunan, dünya üzerinde kendi kendini temizleyen birkaç denizden biri olan Saros Körfezi’ne ‘Mavi Bayrak’ kazandırılmaması, bölge sakinlerinin de anlam veremediği konuların başında geliyor. Saros Körfezi’nde Mavi Bayrak dalgalanmazken kirliliği dikkat çekmeye başlayan Marmara Denizi’nde dahi Mavi Bayrak çekili plajlar gözden kaçmıyor. Tekirdağ’da 10 ve Kırklareli’nde 1 Mavi Bayrak bulunuyor. Saros’un diğer kıyısı Çanakkale’de 12 Mavi Bayrak varken, İstanbul’da Mavi Bayraklı 3 plaj, Mavi Bayraklı 2 marina yer alıyor.

KONU VALİLİK TOPLANTISINDA GÜNDEME GELDİ

Edirne Valiliği’nin, geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği ‘Edirne Tanıtma Geliştirme Kurulu’ toplantısında da konu gündeme geldi. Edirne Valisi Yunus Sezer, bölgede en az bir plajın mavi bayrak alması için öneride bulunurken, turizm paydaşları da destek verdi. Toplantıda Saros için mavi bayrak çalışmalarının hız kazanması konusunda fikir birliği oluştu.

‘SAROS’UN MAVİ BAYRAK ALMAMASI TRAJİKOMİK’

Söz konusu toplantıya katılan paydaşlardan TÜRSAB Trakya Bölge Temsil Kurulu Bölge Başkanı Egemen Aydın, mavi bayrağın turizm açısından önemine dikkat çekti. Mavi bayrağın alınabilmesi için çok sayıda kriter olduğuna dikkat çeken Aydın, “Mavi bayrak tabii çok önemli bir kriter. Avrupa Birliği kriterleri gibi kriterleri var. Plajların yüzme suyunun kaliteli olması lazım, can kurtaran lazım, atık su yönetimi olması lazım, çevre ve etkinlik eğitimlerini alması lazım personelin. Engellilerin giriş çıkışlarının kolay olması gerekli. Deniz su analizlerinin geçmesi gibi toplamda 33 tane kriter var. Bu 33 kriterin yerine getirilmesi şartıyla her yıl yenilenerek işleyen bir sistem. Bu kriterleri Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV) kontrol ediyor. Trakya bölgesine baktığınızda İğneada geçtiğimiz yıllarda aldı. Baktığınız zaman İğneada’nın alıp da Enez’in almaması aslında trajikomik gibi gözüken, şaka gibi bir şey. Burada İğneada’yı küçümsemiyorum sakın yanlış anlamayın. Çünkü Saros bölgesi biliyorsunuz kendi kendini temizleyebilen çok nadir bir körfez, berrak bir suyu var” diye konuştu.

‘ÖNCE YER BELLİ OLACAK’

Saros’un dünyada çok az sayıda benzeri olduğunun altını çizen Aydın, “Ben dünyanın birçok yerini gezdim. Bu kadar temiz deniz birkaç yerde gördüm. Burada geçtiğimiz hafta Edirne Valiliği’nde bir toplantımız oldu, tüm turizm paydaşlarının katıldığı, Edirne Tanıtma Geliştirme Kurulu toplantısı gerçekleştirildi. Bütün paydaşlar katıldılar. Orada ele alınan konulardan bir tanesiydi bu eksiklik, ‘neden başvuru yapmıyoruz?’ diye. En son iki gün önceki başka bir il kültür turizm müdürlüğündeki başka bir toplantıya katıldığım, orada da konusu geçti. Vali bey Edirne Valiliği’ne ait olan, halk plajlarından bir tanesine almak istiyor. Orasını önerdi o toplantıda. Tabii önce yer belli olacak. Bütün kıyıya vermiyorlar aslında baktığınızda. Ama tabii onu aldığımız zaman bütün kıyı da ondan sebepleniyor” şeklinde konuştu.

‘MAVİ BAYRAK SAROS’U MARKA HALİNE GETİRMEK DEMEK’

Saros Körfezi’ndeki bir çok eksikliğin, yatırımcının bölgeye gelmemesine neden olduğunun altını çizen Aydın, “Çok eksiklik var o tarafta. Ondan dolayı da yatırımcının biraz ‘acaba’ şekline baktığı bir bölge. Ama tabii mavi bayrak çok büyük bir kriter. Yani insanlar, bazı turistler gerçekten mavi bayrak var mı burada bu bölgede? Mavi bayraklı plajı var mı diye bakarak seyahat etmeyi seviyorlar. Çünkü özellikle bu pandemiden sonra daha da arttı bu özellik. Deneyimlemek istedikleri zaman bir şeyi, çok fazla araştırıp, önden bilgi alıp toplayarak gidiyorlar. Siz ne kadar anlatırsanız anlatın; ‘Bu körfez pırıl pırıl’ deseniz de o insanlar, interneti açtığı zaman orada mavi bayraklı plajı göremediği zaman ‘acaba’ diye düşünüyor, çünkü bilmiyor, görmüyor. Öyle olduğu zaman da haliyle çekimser yaklaşabiliyor. Şimdi bunu almak bir marka haline getirmektir; ‘Evet Edirne’de denizimiz var ve mavi bayraklı plajlarımız var’ demektir” ifadelerini kullandı.

‘NİTELİKLİ TURİST VE YATIRIMCI BÖLGEYE GELECEK’

Mavi bayrak alınması halinde, nitelikli turistin de Saros’a geleceğini söyleyen Aydın, “Böylece nitelikli turisti oraya çekebiliriz. Yani hep şikayet ediyoruz günü birlikçiler, çadırcılar, onlar geliyorlar. Tabii ki gelsinler. Onlarla alakalı bir şey yok. Herkes bütçesi doğrultusunda veya zamanı doğrultusunda günübirlik gelip istediği yerde konaklayabilir. Amma velakin nitelikli turist istediğimiz şey geldiği zaman bölgede para bırakan, gerçekten turist özelliği taşıyan turistlerden bahsediyorum. Onlardan dolayı da onu nitelikli turisti oraya çektiğiniz zaman bu taraftan da yatırımcının gözü açılmaya başlayacak; ‘Evet burada bir şey var, ben de buraya gelebilirim’ diyecek. Ondan dolayı mavi bayrak çok önemli. Sayın valimiz zaten iki senedir çok ciddi bir uğraş veriyor Edirne için. Bu uğraşını da ben başaracağını ve yerine getireceğine inanıyorum. Elimizden ne geliyorsa, nasıl katkı sunmamız gerekiyorsa da inşallah katkımızı da sunacağız” dedi.

SAROS KÖRFEZİ

Saros Körfezi, bir körfez olmasına rağmen kendi kendini temizlemesi ve etrafında yoğun yerleşimlerin bulunmaması ile çok uzun yıllar belki de hiç bir zaman kirlenmeyecek nadir denizlerden birisi . Yılda üç defa ve aynı zamanda olmak üzere, şubat, nisan ve temmuz aylarının 15. veya 18. günü başlayıp, 25. veya 28. günü sona eren körfezin kendi kendini temizlemesi işleminde tabanda soğuk su ve yüzeyde sıcak suyun yarattığı akıntılar körfezi içine atılan tüm artık ve atık maddelerden kurtarıyor

Aynı dağ, aynı orman, iki ülke

Göksal ÇİDEM

Bir tarafa bahar geliyor. Bir tarafa ise yıkım projeleri geliyor.

Mutlu Dere Bulgaristan Türkiye sınırını çizer. Sınırı çizerken bir tarafı mutlu olsa bile bir tarafı ızdırap içinde

Derenin olmadığı yerde ise sınır taşı var. Bir taraf taş devrini, diğer taraf ise baharı karşılamak için gayda ve davul sesleri ile eğleniyor.

Bizim tarafta ise ağır iş makinaları, dinamit sesleri ve RES’lerin uğultusu var.

Yaban hayatı ve sosyal yaşam be yapacağını nereye gideceğini şaşırmış durumda.

Istrancaların 1/3’ü Bulgaristan’da, 2/3’ü Türkiye’de.

Istrancalar sadece Kırklareli için ve Ergene havzası için önemli değil. Ülke nüfusunun %20-25’inin yaşadığı İstanbul için de çok önemli. İstanbul’un nefes borusu ve içme suyu kaynağıdır.

Bölgede yapılan bilimsel araştırmalarda 2117 bitki türü ve 2062 hayvan türü olmak üzere toplam 4179 tür canlı tespit edilmiştir. Şüphesiz Istrancalar  konumu itibarıyla iki kıta arasında bir köprü vazifesi görmesi, geçmiş buzul dönemlerinde buzul geçirmediği için türlere sığınak görevi görmesi, farklı iklimsel koşullara ve farklı ekosistemlere sahip olması Istrancalar biyoçeşitlilik zenginliğinin başlıca nedenleridir.

Kısacası Avrupa kıtasının önemli doğal ormanlardan olup, doğal yaşamın devam ettiği Avrupa’da mutlak koruma altında bulunan Istrancalar ve ülkemizde ise enerji ve maden alanı olarak kullanılmaktadır.

İki ülkenin Istrancalar’a nasıl baktığı, nasıl koruduğu ise siyah-beyaz kadar farklıdır.

Bulgaristan tarafı  her yıl yaptıkları etkinliklerle, 24 Ocak 1995’te korumaya alınmasının 31. yılını kutladı. Istrancaların her iki tarafını da  doğasıyla, kültürüyle sosyal ve doğal yaşamıyla korunması gelecek nesillere bırakılacak en değerli mirastır.

Herkesin gündeminde olan sürdürülebilirlik, Istrancalar için ne yazık ki geçerli değil.

Bulgaristan Istarnca Park  Bulgaristan ‘ın en büyük korunan  bölgesi, aynı zamanda ülke topraklarının % 1’ ini kapsayan en büyük Bulgaristan Doğal Parkı’dır. Biyosfer rezerv alanıdır. Alan 1161 kilometre karedir. Toplam 21 yerleşim yeri sınırları içinde bulunuyor.

Türkiye Istrancaları  1970 km2’dir  Bu alanın yaklaşık %65’i maden ve enerji alanıdır.

Bulgaristan tarafı Istranca Doğa Parkı, insan ve doğanın, korunmuş çevrenin, korunmuş geleneklerin ve kültürel ve tarihi anıtların başarılı bir şekilde bir arada yaşamasına bir örnek olması nedeniyle, Bulgar biyosfer parkı olma konusunda en büyük potansiyele sahip olup, sosyal yapısı, kültürü, inançları kapsamında asırlardır gelenek ve göreneklerini yaşatmak için yerel ve merkezi yönetimler büyük destek vermektedir.

Bunu da yaparken 7 den70’e dağın yaşayan hazinesini korumak için yapıyorlar.

Ülkemizdeki Istrancaların durumu ise tam bir yıkım. BG de dikkat “Dikkat hayvan çıkar” yazarken, Türkiye tarafında ise “Dikkat kamyon çıkar” yazıyor.

Aynı ormanın bir tarafında hayvan, bir tarafında kamyon çıkar yazıyor.

Bir tarafta  festivaller var. İnsanların eğlenirken duydukları Balkan ezgileri, gayda ve davul sesi, Bizim tarafta ise dinamit sesleri, kamyon ve iş makineleri sesleri. Deyim yerindeyse Taş Devri’ni yaşıyoruz.

Bir an önce Taş Devri’ni bırakıp, komşumuz gibi baykuşu, ağacı, kaplumbağaları, kurt, karaca, karınca, çalıları, kısacası Istrancalar’da yaşayan tüm canlıları bir bütün olarak koruma için acilen adım atılmalı.

Türkiye topraklarındaki Istranca Ormanları acilen Biyosfer Rezervi ilan edilmelidir.

Bununla ilgili tüm plan ve projeler zaten hazır. 2010 yılında AB projesi kapsamında tamamlanan biyosfer rezerv alan çalışması UNESCO’ya sunulmak üzere 16 yıldır bekliyor. Neden beklediğine gelince. Bilgi edinme yasası gereği verilen cevapta “Bizim yasalarımız korumak için yeterli yetkinliğe sahiptir” deniliyor. O zaman sormak gerekmez mi. AB Projesi için yerli ve yabancı  onlarca uzman neden 2 yıl dağda çalıştı..?

Dağın bugün ve gelecek için bir hazine olduğu bir an önce anlamalıyız. İstanbul için hangi planı yaparsanız yapın, Istrancalar yok edilmeye devam ederse, İstanbul için plan yapmaya gerek kalmayacak. Çünkü havası ve suyu kalmayacak. 

Avrupa’nın en önemli alanından biri olan Istrancalar’ın daha fazla tahrip edilmeden, yaban hayatı yok olmadan,  doğal varlıkların gelecek nesillerin yaşam kaynağı  olarak kayıtsız şartsız koruma alanı ilan edilmesi, geleceğe yapılacak en önemli yatırım ve bırakılacak en değerli mirastır. 

Edirne Sümbülü’ne yakın takip

Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme Projesi kapsamında Edirne’de gerçekleştirilen arazi çalışmasında çalışmalarında endemik ve nesli tehlike altında olan Edirne Sümbülü’nün yaşam alanı ile balıkçıl kuşlarının yuvaları gözlemlendi.

Gölbaba ve Tavuk Ormanı’nda yapılan arazi çalışmalarına Tarım ve Orman Bakanlığı 1. Bölge Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Sulak Alan Şube Müdürü Dr. Merih Uslu, Edirne Şube Müdürü Cüneyt  Emrah Salt ve TEMA Vakfı Edirne İl Temsilcisi Şirin Çoğal ile Bölge Müdürlüğü teknik personelleri eşlik etti.

TEMA Vakfı İl Temsilcisi Çoğal, sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımında, “Edirne ilinde biyoçeşitlilik açısından özellikli alanlardan olan Gölbaba ve Tavuk Ormanı’nda yapılan arazi çalışmalarında endemik ve nesli tehlike altında olan Edirne Sümbülü’nün yaşam alanı ile balıkçıl kuşlarının yuvaları gözlemlenmiştir.”

Aramızdan ayrılanlar

RÜKÜŞ ZIMBA VEFAT ETTİ
Menzilahir Mahallesi sakinlerinden Rüküş Zımba, 82 yaşında vefat etti.
Merhum İdris ve merhume Fikriye Örs’ün kızları, merhum Cemali Zımba’nın eşi, Mustafa, Hasan, Yüksel, Arif, Nazmiye, Elif ve eski muhtar Hüseyin Örs’ün kardeşleri, İlknur, Onur, Uğur, Soner, Sibel, Murat, Melisa, Yağmur, Tanju, Ülkü ve Samet Zımba’nın büyük anneleri, Saim, Hami, Şengül, Günnur, Coşkun ve Sami Zımba’nın anneleri Rüküş Zımba için cumartesi günü Muradiye Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Rüküş Zımba’nın cenazesi Acıçeşme Mezarlığı’nda toprağa verildi.
SEBAHAT ELFANİ VEFAT ETTİ
Sebahat Elfani, 82 yaşında vefat etti.
Abdullah Karaman’ın kayınvalidesi, Ahmet Çağatay Elfani ve Serpil Karaman’ın annesi Sebahat Elfani için cumartesi günü Lalaşahinpaşa Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Sebahat Elfani’nin cenazesi Acıçeşme Mezarlığı’na defnedildi.
KADRİYE KARAOĞLU VEFAT ETTİ
Sadi Karaoğlu’nun eşi Kadriye Karaoğlu, 84 yaşında vefat etti.
Sadi Karaoğlu’nun eşi, Erdal Tiryaki’nin ablası, Çağlayan, Altan ve Gürkan Karaoğlu’nun annesi Kadriye Karaoğlu için dün Kırklareli’nin Karahıdır Mahallesi Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
İkindi namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Kadriye Karaoğlu’nun cenazesi Karahıdır Mezarlığı’nda toprağa verildi.
RAİF TAŞKIRAN VEFAT ETTİ
Karaağaç Mahallesi sakinlerinden Raif Taşkıran, 62 yaşında vefat etti.
Merhum Mehmet Taşkıran ve merhume Nejla Taşkıran’ın oğlu, İlkay ve Güray Taşkıran’ın babaları Raif Taşkıran için dün Karaağaç Eski Cami’de cenaze töreni düzenlendi.
İkindi namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Raif Taşkıran’ın cenazesi Karaağaç Mezarlığı’na defnedildi.

TAKSAV yeni hafta da yoğun

Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakfı (TAKSAV) Edirne Temsilciliği, 6–9 Mayıs tarihleri arasında sinemadan akademik söyleşilere, müzikten edebiyata uzanan üç farklı etkinlikle sanatseverleri bir araya getirecek.

Program, 6 Mayıs Çarşamba akşamı saat 20.00’de Before the Rain filmi üzerinden gerçekleştirilecek interaktif film okumalarıyla başlayacak. Etkinlik, TAKSAV Edirne Sinema Kulübü yürütücülüğünde düzenlenecek.

7 Mayıs Perşembe günü saat 20.30’da ise akademik bir söyleşi katılımcılarla buluşacak. Kerem İşcanoğlu, “Ulus Devletin Mekansal İnşası: 1923-1950 Yılları Arası Mimari Üretim ve Modernleşme Süreci” başlıklı sunumuyla Türkiye’nin erken Cumhuriyet dönemindeki mimari ve toplumsal dönüşümünü ele alacak.

Haftanın son etkinliği ise 9 Mayıs Cumartesi günü saat 20.30’da gerçekleşecek. “Sümeyra Çakır Serçelerin Süvarisi” başlıklı müzik dinletisinde, Mavi İz Çok Sesli Halk Türküleri Korosu sahne alacak.

TAKSAV Edirne tarafından yapılan bilgilendirmede, tüm etkinliklerin ücretsiz olduğu belirtildi. Kültür ve sanatın farklı alanlarını bir araya getiren programın, Edirne’de sanatseverlere zengin bir hafta sunması bekleniyor.

ÇYDD’den ‘31’inci yıl’ buluşması

Olgay GÜLER

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Edirne Şubesi tarafından 31’inci kuruluş yıldönümü kapsamında düzenlenen etkinlikte, dernek üyesi gönüllüler ve bağışlar aracılığıyla burs verilen öğrenciler bir araya geldi.

ÇYDD Edirne Şubesi tarafından düzenlenen etkinlik, Edirne Belediyesi Meriç Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirildi. Etkinliğe, dernek üyesi gönüllüler ile toplanan bağışlarla burs sağlanan öğrenciler katıldı.

Etkinlikte konuşan Şube Başkanı Ayten Durmuş, ÇYDD’nin kuruluş amacına değinerek, Edirne’de hali hazırda 300 öğrenciye burs sağladıklarına dikkat çekti.

‘ÇAĞDAŞ BİR TOPLUM OLUŞTURMAYA ÇALIŞIYORUZ’

ÇYDD’nin, 31 yıldır Edirne’de faaliyet gösterdiğini söyleyen Durmuş, “Sizin sayenizde ayakta duruyoruz. Etkinliklerimiz sizin sayenizde, katkılarınızla oluyor. Derneğin 31. yılı Edirne’de. 31 yıldır burada varız. Bu da çok büyük gurur verici bir şey. Dediğim gibi bu varlığımızı size borçluyuz. Biliyorsunuz Çağdaş Yaşam Destekleme Derneği 1989’da kurulan bir dernek. 117 şubemiz ve temsilciliğimiz var. 30 binin üzerinde üyemiz var. Mezun ettiğimiz öğrenci sayımız 100 bini geçti. Edirne Şubesi olarak bağışlarınızla 300 öğrencimize burs veriyoruz. Bunların 72’si ortaöğretim öğrencisi, geri kalanları üniversite öğrencisi. Memleketlerinden, evlerinden buraya okumak için gelen çocuklarımız Çağdaş Yaşamla tanışıyorlar. Birbirimizi aydınlatmaya devam ediyoruz, yaşımız ne olursa olsun, onların bize öğrettikleri oluyor, bizim onlara öğrettiklerimiz oluyor. Beraberce çağdaş bir toplum oluşturmak için çabalıyoruz” dedi.

‘GÖNÜL BAĞIMIZ HER ZAMAN VAR’

Bağışlar aracılığıyla eğitim gören öğrencilerle gönül bağlarının her zaman sürdüğünü dile getiren Durmuş, “Bizim çocuklarla gönül bağımız her zaman var. Manevi olarak birbirimizi arıyoruz, soruyoruz, destekliyoruz. Desteğe ihtiyacınız var mı diye soruluyor. Bu da bizi daha iyi şeyler yapmak için hırslandırıyor. Parasal anlamda evet destek veriyoruz ama çocukları tanımak için o para bir araç oluyor. O kursu almak için geliyorlar ama sonra onların yeteneklerinden, becerilerinden de faydalanıyoruz. Onlar da birbirlerini tanıyorlar. Bir takım etkinlikler yapıyoruz. Kendilerini geliştiriyorlar, bizim de gelişimimizi sağlıyorlar. 75 yaşındayım ama hala öğrenmediğim o kadar çok şey var ki. Gençlerin her bir kelimesi, her bir davranışı; ‘Bu da mı varmış?’ diye bizi yönlendiriyor. Çünkü çağ sürekli değişiyor, gelişiyor” diye konuştu.

2026 Edirne Kakava Şenlikleri Ne Zaman? | En Coşkulu 9/8’lik Hıdırallez Müzikleri – Abayda Rap (Süleyman Gül)

Baharın müjdecisi 2026 Edirne Kakava Şenlikleri ne zaman başlıyor? 5-6 Mayıs tarihlerindeki bu büyük Hıdırallez coşkusuna, Abayda Rap kanalında Süleyman Gül imzalı 9/8’lik yapay zeka müzikleriyle şimdiden ortak olun!

Baharın gelişini ve doğanın uyanışını simgeleyen Hıdırallez coşkusu tüm heyecanıyla yaklaşıyor. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti Edirne’de buluşturan bu tarihi festival için geri sayım başladı. Arama motorlarında en çok merak edilen “Edirne Kakava Şenlikleri ne zaman 2026?” sorusunun cevabı ise her yıl olduğu gibi yine 5-6 Mayıs tarihleri olarak takvimlerdeki yerini aldı.

Roman kültürünün en renkli yansımalarına sahne olan bu büyük şenlik, bu yıl dijital dünyanın devrim niteliğindeki sürpriziyle; yapay zeka destekli Hıdırallez müzikleri ile dinleyicilerin karşısına çıkıyor.

Hıdırallez Ateşi 9/8’lik Trakya Ritimleriyle Yanacak

Şenlik ateşinin etrafında yankılanacak coşkulu ezgilere bu yıl Edirneli müzik yapımcısı Süleyman Gül, yepyeni bir soluk getiriyor. Baharın ve bereketin gelişini kutlamak amacıyla özel olarak hazırlanan bu proje, Abayda Rap YouTube kanalında şenlik tutkunlarının beğenisine sunuldu.

Çalışmanın kalbinde, Trakya ve Edirne insanının kanını kaynatan, dinleyenleri yerinde durdurmayan o meşhur 9/8’lik ritimler yer alıyor. Süleyman Gül, hareketli Edirne düğünlerinde ve Roman mahallelerinde çalınan geleneksel Trakya müzik türünü, Hıdırallez şenliklerinin o durdurulamaz enerjisiyle birleştirdi. Kökleri asırlar öncesine dayanan bu eşsiz ezgiler, yenilikçi yapay zeka müzik teknolojisiyle harmanlanarak Kakava coşkusunu doğrudan ekranlarınıza taşıyor.

Kakava Şenliği Coşkusuna Dijitalde Ortak Olun

Baharın getirdiği o muhteşem enerjiyi hissetmek ve Kakava ateşinin sıcaklığını evinizden bile yaşamak istiyorsanız, bu özel müzik çalışması tam size göre harika bir alternatif oluşturuyor.

Siz de şenlik havasına şimdiden girmek, baharın ritmine ayak uydurmak ve en eğlenceli 9/8’lik Hıdırallez müzikleri eşliğinde oynamak için hemen harekete geçin:

📌 Abayda Rap YouTube kanalına abone olun ve Süleyman Gül’ün bu coşku dolu şarkılarını dinleyerek baharı en yüksek enerjisiyle karşılayın!

Kanal Linki: https://www.youtube.com/@Abayda_Rap

Yol verme kavgasında 3 yaralı!

Olgay GÜLER

Edirne’de ‘yol verme’ tartışması nedeniyle iki grup arasında çıkan kavgada 1’i ağır 3 kişi yaralandı.

Olay, Cumartesi günü öğle saatlerinde Sabuni Mahallesi Fil Yokuşu Sokak’ta meydana geldi. İddiaya göre; yaya olan iki grup arasında ‘yol verme’ nedeniyle başlayan tartışma kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüştü. Tarafların yakınlarının da dahil olmasıyla kavga genişledi. Kavgada 1’i ağır 3 kişi yaralandı.

İhbarla olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olayda yaralanan U.G., A.G. ve N.G., sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulanslarla Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı.

8 şüphelinin gözaltına alındığı olayla ilgili, soruşturma sürüyor.

‘Basın demokrasinin nefesi’

İYİ Parti Edirne İl Başkanı H.Hakan Şahin, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü açıklamasında, “Basının baskıdan uzak, sansürden arınmış ve ekonomik kaygılarla susturulmadığı bir ortam güçlü demokrasinin vazgeçilmez şartıdır” dedi.

İYİ Parti İl Başkanı Şahin Dünya Basın Özgürlüğü Günü açıklamasında şunlara yer verdi:

“Basın demokrasinin nefesi, milletin sesi ve toplum vicdanının aynasıdır. Gerçeğin peşinde koşan, halkı doğru bilgilendirmek adına büyük emek veren basın mensupları özgür, tarafsız ve bağımsız bir toplum düzeninin en önemli teminatlarından biridir ve böylede olmak zorundadır.

Özellikle yerel basın kuruluşlarımız, Edirne’mizin hafızasını tutan, hemşehrilerimizin  sorunlarını gündeme taşıyan ve kamuoyu adına denetim görevini yerine getiren çok kıymetli yapılardır. Yerelde yaşanan gelişmeleri halkımıza ulaştıran, çoğu zaman zor şartlar altında görev yapan basın emekçilerimizin hakkı her zaman teslim edilmelidir.

Basının baskıdan uzak, sansürden arınmış ve ekonomik kaygılarla susturulmadığı bir ortam güçlü demokrasinin vazgeçilmez şartıdır. Farklı fikirlerin özgürce ifade edilebildiği , gazetecilerin görevlerini güven içinde yapabildiği bir Türkiye hepimizin ortak hedefi olmalıdır.

Bu vesileyle, halkın haber alma hakkı için emek veren tüm basın mensuplarının 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü kutluyor , görevleri başında hayatını kaybeden gazetecileri rahmetle anıyor, tüm basın çalışanlarına başarılar diliyorum.

‘Türkçülük, kucaklayan bir anlayıştır’

Edirne Yesevi Hareketi Derneği İl Başkanı Alpaslan Cankaloğlu, 3 Mayıs Türkçülük Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, 3 Mayıs 1944’ün Türk milletinin milli şuurunun ve birlik ruhunun en güçlü şekilde ortaya konduğu tarihi bir gün olduğunu vurguladı.

Cankaloğlu açıklamasında, “3 Mayıs 1944, Türk milliyetçiliğinin sadece bir fikir olarak kalmadığı, aynı zamanda büyük bir kararlılıkla savunulduğu önemli bir dönüm noktasıdır. Bu anlamlı gün, milletimizin tarihine yön veren bir bilinç ve duruşun simgesidir” ifadelerini kullandı.

Türkçülük anlayışının birleştirici bir ruh taşıdığını belirten Cankaloğlu, “Türkçülük; ayrıştıran değil birleştiren, ötekileştiren değil kucaklayan bir anlayıştır. Bizler bu anlayışı, milli ve manevi değerlerimizle birlikte yaşatmaya ve gelecek nesillere aktarmaya kararlıyız” dedi.

Yesevi Hareketi Derneği olarak gençlerin milli bilinçle yetişmesine büyük önem verdiklerini ifade eden Cankaloğlu, “Geleceğimizin teminatı olan gençlerimize tarih bilinci, vatan sevgisi ve milli duruş kazandırmak en önemli görevlerimizden biridir” şeklinde konuştu.

Cankaloğlu açıklamasının sonunda, 3 Mayıs 1944 ruhunu yaşatan ve bu uğurda mücadele eden tüm isimleri rahmet ve minnetle andığını belirterek, Türk milletinin 3 Mayıs Türkçülük Günü’nü kutladı.