Kategori arşivi: Ekonomi

Buğdayda şok!

Olgay GÜLER
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, Türkiye genelinde milyonlarca çiftçinin beklediği buğday alım fiyatlarını açıklamasının ardından, üreticiler adeta hayal kırıklığına uğradı.
Ülke genelinde hasat dönemine giren buğday üreticisi, önceki akşam Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, TMO’nun alım fiyatını açıklamasının ardından şok yaşadı. Bakanlık, makarnalık buğdayda ton başına 10 bin, ekmeklik buğdayda ise alım fiyatını 9 bin 250 lira olarak belirledi. Açıklamada, destekleme priminin ise 1750 lira olacağı ifade edildi. Ürününü bin bir güçlük ve borç içinde eken üretici, Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nce açıklanan 10.87 liralık maliyeti bile zar zor karşılayan fiyat karşısında ne yapacağını şaşırdı.


‘HEPİMİZİN MORALİ BOZULDU’
Fiyat karşısında tüm üreticilerin moralinin bozulduğunu söyleyen Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, “Maalesef ki fiyat açıklandı ve üreticiler olarak hepimizin morali bozuldu çünkü üreticinin beklemediği bir fiyat tablosu oluştu. Bunu uzun zamandan beri dile getiriyorduk ve tarım bakanımıza bizzat hem şahsım adına ilettim, hem de bir çok oda başkanı maliyet tablolarını kendisine bizzat iletti Dünya Çiftçiler Günü’nde. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak 755 odanın hepsinde birebir maliyet tablosu çalışması oluyor. Bu çalışmaları genel merkezimize gönderiyoruz ve genel merkezimiz de bunların ortalamasını alarak bakanlığa iletiyor. Bunların aşağı yukarı 750 kilo verim üzerinden ortalamasını aldığımızda buğdayın maliyeti 10.87 olarak karşımıza çıkıyor. Biz bunu bakan beyin kendisine de ilettik. Bakan bey bu tabloyla mutabık olmadığını söyledi ama bizim gerçekten üreticimizin yaptığı masraflar birebir bu şekilde. Üreticimiz bugün mazotunu, gübresini alırken faiz giderleri oluyor ve bunları da tabloya yansıtmak zorundayız çünkü biz bunları hasat ettiğimizde çıkardığımız ürünle ödüyoruz. Faiz giderini maliyete koymayın derseniz bu gerçek bir maliyet tablosu olmaz çünkü Türkiye’deki üreticinin en az yüzde 80’i Tarım Kredi, Trakya Birlik ya da Pancar Kooperatifi gibi bir çok kooperatif ya da birliklerden veresiye alabiliyor. Üreticimizin peşin alabilecek gücü yok” dedi.
‘TARIMIN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİNİ TEHDİT EDEN BİR RAKAM OLUŞTU’
Açıklanan destekle birlikte ton başına çiftçinin eline 11 lira geçeceğini ifade eden Arabacı, “Böyle bir tabloda 10.87 maliyet ortaya koyuyoruz ve açıklanan fiyat 9.250 artı 1750 lira da prim. Bu da 11 lirayı buluyor. Bu bizim açıkladığımız maliyet fiyatı. Maliyet fiyatıyla buğday fiyatı böyle olursa ki bu tabloda da 45 gün sonra ödeme var. Zaten hasat dönemi gelmiş, üreticinin borcu var. Bankaya ya ada farklı yerlere borcunu ödemek için ürününü satmaya uğraşıyor. Doğal olarak hiç para kazanamayacak, aldığı parayı borcuna yatıracak ve yetmeyecek, traktörünü, arabasını, tarlasını satmak zorunda kalacak. O nedenle tarımın sürdürülebilirliğini tehdit eden bir rakam oluştu. O yüzden üreticiler olarak bakanlığımızdan talebimiz bu fiyatın tekrar revize edilmesi ve revize edilerek tekrar üreticilerimizin en azından emeğinin, maliyetinin karşılığını alabileceği bir fiyat oluşması” diye konuştu.
‘DESTEKLEMLER DE ÜRÜN FİYATIYLA BİRLİKTE YATSIN’
Açıklanan desteklemelerin de, ürün fiyatıyla birlikte yatırılması gerektiğini dile getiren Arabacı, “Bu fiyatı oluştururken de bakanlığımızdan ekstra isteğimiz var. Biliyorsunuz ki 1750 lira alacağımız prim geçtiğimiz yıl Ocak ayında ödenmişti ilk kısmı. Faturalarını geç teslim edenler de geçtiğimiz ay içerisinde aldı. Bu yıl bunun ürün fiyatıyla birlikte ödenmesini ve enflasyon karşısında o primin yok olmaması için, üreticilerimizin bundan faydalanması için bakanlığımızdan talep ediyorum. Bakanlığımız inşallah üreticilerimizin sesini duyacaktır çünkü üreticilerimiz gerçekten zor günler yaşıyor, bu mağduriyetin giderilmesi ve bakanlığımızın da üreticilerimizin yanında olduğunu göstermesi için fiyatı revize edip tekrar üreticileri mutlu edecek bir fiyat bekliyoruz” şeklinde konuştu.


ÜN: ‘ALIM FİYATI DEĞİL UTANÇ FİYATI’
CHP Edirne Milletvekili Ziraat Mühendisi Ediz Ün, açıklanan buğday ve arpa alım fiyatlarıyla çiftçinin ölüm fermanının imzalandığını, açıklanan alım fiyatlarının değil artış sadaka bile sayılamayacağını söyledi.
“TÜİK bile enflasyonu yüzde 75 açıklarken buğday alım fiyatlarına yüzde 12 arpaya yüzde 3 zam yapmak çiftçiyle alay etmektir.Son bir yılda girdi maliyetleri mazotta %114, gübrede %50, zirai ilaçta %70, tohumda %100’e varan artışların olduğu bir yerde buğdayda %12’lik artış çiftçinin AKP tarafından diri diri mezara gömülmesi demektir.” diyen CHP Edirne Milletvekili Ediz Ün açıklamasını şöyle sürdürdü:
“AKP yemin etmiş üretimi tamamen bitirecek. Açıkladıkları buğday ve arpa alım fiyatlarıyla bunu bir kez daha ispat ettiler. Bu fiyatlar çiftçiye “öl” demek. Geçen yıl fiyatları açıklayan AKP Genel Başkanı bu yıl ortalarda yok. Onun yerine Tarım ve Orman Bakanlığı sosyal medyadan duyuruyor. Bu fiyatların utanç fiyatları olduğunu bildikleri için çıkıp kendileri açıklayamıyor.
TMO eliyle buğdayda yandaşlarına ithalat yaptırıp depoları buğdayla doldurdu. Cumhuriyet tarihinin ithalat rekorlarını kırıldı. 3,5 milyar dolar yabancı çiftçilere gitti. Depolar dolu olduğu için buğday almaktan da kaçıyorlar. Randevu denilen ucube bir sistemle alımları geriye atıyorlar. Şimdi de sektörden her bir kişinin utanacağı fiyatları alım fiyatı olarak açıklıyorlar.
Buğdaya 9.250 fiyat vermek, 1.750 de prim vermek,“bir daha ekmeyin” demekle aynı şeydir. Buğday ve arpada ziraat odalarının hesaplayıp açıkladığı maliyetlerin altında bir fiyat verilmiştir. Geçen yıl ton başına 384 dolar ekmeklik buğday alım fiyatı 97 dolar azalarak bu yıl 284 dolara düştü. Arpa fiyatı geçen yıl 326 dolardı şimdi 225 dolar. Çiftçinin kaybı 101 dolar. AKP arpa ve buğday çiftçisinin cebinden ton başına 100 dolar çaldı.
Bu fiyatları kabul etmiyoruz. Yaşadığımız derin ekonomik krizin sorumlusu çiftçimiz değildir. Krizin sorumlusu kimlerse bedeli de onlar ödesin. Bu fiyatlardan sonra tarlaya girmek mümkün değil. Çiftçiye çıkardıkları krizin bedelini ödeterek ekonominin iyi gideceğini sanmak bu işi hiç bilmediklerinin, krizden bir ders çıkarmadıklarının ispatıdır. Çiftçiye sadaka verseler bundan fazla olurdu.
Emekli 10 bin lirayla yaşasın, asgari ücretli açlık sınırının altında hayatta kalmaya çalışsın, çiftçi borç içinde yüzüp tarlarını satsın ama bu krizi çıkaranlar uçak sayılarını, lüks harcamalarını, itibarlarından tasarruf etmesin. Yok öyle bir dünya.
Krizi çiftçi çıkarmadı. Çiftçi sadece üretti ve yıllardır da hak ettiği fiyatları alamadı. Buna rağmen borçlanarak, ‘belki seneye iyi olur’ diye umut ederek üretti. Ancak gelinen noktada gördük ki çiftçiyi bitirmeye yemin etmiş bir iktidar var. AKP Türk tarımının sünesidir. Hatta, süne zararlısı, don, kuraklık ne kadar doğal afet varsa bir araya gelseler AKP kadar zarar veremezdi.
Boşa yanan bir ampulü söndürmeden bu işlerin düzelmeyeceği artık net olarak görünüyor. Önce sarayın ampulünü söndüreceğiz. Onsan sonra da çiftçimiz, emeklimiz, işçimiz hak ettiğinin karşılığını alacak. Çiftçi tarlasını ekerken kaç liraya ürününü satacağını, kaç lira destek alacağını bilecek. Fiyat ne açıklarlar diye düşünmeyecek. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında çiftçi sadece üretmeyi düşünecek ve ürettiğinin karşılığını fazlasıyla alacak.”


YAZGAN’DAN TMO’YA BUĞDAY TEPKİSİ
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, buğday ve arpa için alım fiyatını ve verilecek destekleri açıklayan Toprak Mahsulleri Ofisi’ne (TMO) sert tepki gösterdi. Yazgan, buğday tarlasında yaptığı açıklamada, “Eğer bu karar revize edilmezse bundan sonra gelecek yıllarda buğdayımız neden yok, çiftçimiz neden ekmiyor, tarım politikalarında neden hiçbir şekilde başarılı olamıyoruz diye sormayın” dedi.
Destek ödemelerinin 7-8 ay sonra yapılacağına işaret eden Yazgan, şunları kaydetti:
“TMO, geçen sene açıklamış olduğu rakamların üzerine sadece yüzde 12 koydu. Sormak istiyorum; TÜİK’in bile oynanmış verileriyle yüzde 75 enflasyon olan ülkede üreticinin halini bu kadar görmezden gelmek niye? Anlamıyoruz. Maliye hesabı yapıyoruz; en iyi kalitelide dahi değil, daha alt sınıf buğdaylarda 12-13 lira maliyet var. Alım fiyatı en az 15 lira olmalı ki insanlar evine ekmek götürebilsin. Hadi evine ekmek götürmesini önemsemiyorsunuz, ‘Burada üretilen buğdayın gelecekte de üretilmesi için bu insanlar ekmeye devam etsin diyoruz’ ama sanki boşa konuşuyoruz. Sanki karşımızda vatandaşını sevmeyen, onların yok olmasını isteyen bir zihniyet var. İhracatı da serbest bıraktık diyorlar. Yani diyorlar ki ‘Biz zaten bu malı alamayız, bağlantınız varsa yurtdışına satın.’ Bu memleketin üretici, gariban, yoksul ama vatanını seven çiftçileri yurtdışına ihracat yapacak bağlantıları nereden bulacak? Tüccarın kucağına atacaksınız çiftçiyi. Bu kararı bir kere daha düşünmeye ve revize etmeye davet ediyorum bakanlarımızı ve cumhurbaşkanımızı. Eğer bu karar revize edilmezse bundan sonra gelecek yıllarda buğdayımız neden yok, çiftçimiz neden ekmiyor, tarım politikalarında neden hiçbir şekilde başarılı olamıyoruz diye sormayın. Bu işin tek adresi Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarındaki politikalara vatandaşımızın ve memleketimizin ne kadar ihtiyaç duyduğu açık, seçik ortada.”

‘GELECEK YIL ÜRÜN EKME’ DER GİBİ
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, 6 Haziran 2024 tarihinde Tarım ve Orman Bakanlığının açıkladığı hububat alım fiyatları hakkında eleştirilerde bulundu.
İlçe Başkanı Çakır, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’na göre enflasyonun %75 seviyelerinde olmasına rağmen, bakanlığın açıkladığı fiyatın çiftçinin giderleri karşısında fiyat dahi olmadığını, üreticinin zora sokulduğunu ifade etti. Başka ülkelerden ithalat yapacak parayı bulan iktidar, Türk çiftçisini delikli kuruşa muhtaç ettiğini kaydeden İlçe Başkanı Çakır, “2024 yılı için buğdaya 1.750 liralık destek verileceği, arpa için ise 750 liralık fark ödemesi yapılacağı duyuruldu. Çiftçi tüccara boğduruluyor ve Toprak Mahsulleri Ofisi tam bir tüccar mantığı ile alım yapıyor. Çiftçiye, ‘Gelecek yıl ürün ekme’ der gibi bir fiyat açıklandı.” dedi.
TÜİK verilerine göre, Türkiye’de enflasyon oranı yüzde 75 seviyelerinde seyrettiğini hatırlatan İlçe Başkanı Çakır, eleştirilerine şu ifadelerle başladı:“Ancak Tarım ve Orman Bakanlığı, bu yüksek enflasyon ortamında, makarnalık buğday için ton başına 10 bin lira, ekmeklik buğday için ton başına 9 bin 250 lira ve arpa için ton başına 7 bin 250 lira gibi fiyatlar belirlemiş. Bu fiyat seviyelerinin, geçen yılki seviyenin üzerine yalnızca yüzde 20 ilave edilmesiyle oluşturulmuş.
Bunlar, çiftçinin giderleri karşısında fiyat dahi değil, gerçek anlamda üretici zora sokuldu. 15 TL kilo fiyatı bekleyen çiftçiye büyük bir darbe vuruldu. Toprak Mahsulleri Ofisi tüccar gibi davrandı ve kara gün dostu olarak bilinen Toprak Mahsulleri Ofisi çiftçinin yanında durmadı, çiftçiyi tüccara boyun eğdirdi. Çünkü bu fiyat, gerçek anlamda enflasyon rakamından vazgeçtik, girdi maliyetlerindeki artışın dahi çok çok altında bir fiyat oldu.”
Maliyetlerin çok altında fiyat açıklandığının altını çizen İlçe Başkanı Çakır, eleştirilerini şöyle sürdürdü:
“Bu artış, çiftçiyi mutlu etmeyi bırakın, maliyetin dahi altında bir fiyat açıklanmasına neden oldu. 2024 yılı için buğdaya 1.750 liralık destek verileceği, arpa için ise 750 liralık fark ödemesi yapılacağı duyuruldu. Çiftçi tüccara boğduruluyor ve Toprak Mahsulleri Ofisi tam bir tüccar mantığı ile alım yapıyor. Çiftçiye, ‘Gelecek yıl ürün ekme’ der gibi bir fiyat açıklandı.Böylesi yüksek enflasyon koşullarında, üreticilerin girdi maliyetlerindeki artışlar göz önüne alındığında, Bakanlığın açıkladığı alım fiyatları açıkça hayal kırıklığı yaratmıştır. Zira üreticilerin, en temel tarımsal ürünler olan buğday ve arpadan elde edecekleri getirinin, maliyet artışlarını karşılamaktan uzak olduğu aşikârdır. Bakanlığın, ‘çaydan sonra açıklanan buğday taban fiyatları, tarlanı sat bir daha da üretme’ anlayışıyla hareket ettiği yorumu yapılabilir. Üreticilerin, açıklanan fiyatlar karşısında ürün yetiştirmekten vazgeçmeleri ve topraklarını satmaları, tarımsal üretim açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Böyle bir durumda, ülkenin gıda güvenliği ve dışa bağımlılık sorunlarıyla karşı karşıya kalması kaçınılmaz olacaktır.”


UZUNKÖPRÜ ZİRAAT ODASI
Uzunköprü Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Kayalı, T.M.O.’nun açıkladığı hububat alım fiyatını kabul etmediklerini söyledi.
Kayalı, üreticiyi desteklemek için kurulmuş kurumların işinin enflasyonla mücadele olmadığını belirterek şunları kaydetti:
“T.M.O. 6 Haziran günü maliyetin altında fiyat açıklayarak bir ilke imza attı. Bu fiyatın çiftçiyi üretimden kopartacağına ve üretimi durduracağına hiç kuşku yok. Bu yüzden açıklanan fiyatı kabul etmiyoruz. Yaklaşık 15 gün önce buğday maliyetinin 10,600 lira olduğunu beyan etmiştik. TÜİK verilerinde bile %60 enflasyon artışı olmasına rağmen yapılan fiyat açıklaması kabul edilemez. Bu yüzden açıklanan fiyatı kabul etmiyor, fiyatların tekrar revize edilmesini talep ediyoruz.”


‘ÇİFTÇİ GİRDİĞİ KAPIDAN ÇIKAMAZ’
Edirne’nin Havsa ilçesine bağlı Necatiye Köyü’nden Sadettin Yasa, “Bu fiyatlar çok düşük. Çiftçi girdiği kapıdan çıkamaz. Geçen yıl mazot 19 lira idi 9 liraya buğday sattık. Bu sene mazot 42 lira. İlaç, gübre her şeyin fiyatı katlandı. Onun hesabını yapmamış bunlar. Bu gidişle çiftçiliği bıra-kacağız. Alışta yok böcek var, falan bahanelerle ile açıklanan bu fiyat daha da düşecek” dedi.
‘YAZIK, ÇOK YAZIK’
CHP Edirne önceki dönem milletvekili, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr.Okan Gaytan-cıoğlu, “Geçen yıl prim desteği ile birlikte TMO çiftçimizin buğdayını 9250 TL’den almıştı. 2024 içinde TMO aynı fiyattan ürün alacak. Bu ülkede TÜİK verilerine göre yüzde 75 enflasyon var. Mazot fiyatları geçen yıla göre yüzde105 arttı. Çiftçinin buğdayını geçen yılki fiyatla almak demek çiftçinin borcunu ödeyememesidir, tarlasını, traktörünü satması demektir, üretimin azalması demektir.
Demek ki tok açın halinden anlamaz atasözü bir defa daha doğru çıkıyor. Başka ülkelerden ithalat yaparak 3.5 milyar Dolar parayı bulabiliyorsunuz, bunun 3’te 1’ini kendi çiftçine bulamıyorsunuz. Yazık, çok yazık”

Dış ticarete taze kan

Trakya Kalkınma Ajansı koordinasyonunda 7 Mayıs 2024 tarihinde başlayıp 4 hafta süren ve 29 Mayıs 2024 tarihinde sona eren Dış Ticaret Okulu, 6. Dönem mezunlarını verdi. Programa Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli’nde faaliyet gösteren firma temsilcileri katıldı.
Eğitim süresince katılımcılar, dış ticaret mevzuatı, dış ticaret istihbaratı, konşimento, akreditif ve hukuk ilişkisi, e-ihracat ve satış geliştirme, uluslararası ticarette stratejik iletişim ve dış ticarette ödeme şekilleri konularında eğitim aldı.
Program sonunda Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası’nda bir sertifika töreni gerçekleştirildi. Katılımcılara sertifikalarını Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin ile Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Volkan verdi.


Programda kısa bir konuşma yapan Mahmut Şahin, “Dış Ticaret Okulu bizim 2016 yılından beri uyguladığımız bir programımız. Sizlerle beraber 129 firma ve 165 personele bu eğitimimizi vermiş olduk. Trakya Bölgemizin ve dolayısıyla ülkemizin ihracatını arttırmak ve yeni pazarlara ulaşmak çok önemsediğimiz bir konu. Bölgemiz firmalarının ihracatlarını arttırması noktasında onlara destek olmayı bundan sonra da sürdüreceğiz.” dedi.
Program katılımcılarla toplu hatıra fotoğrafı çekiminden sonra sona erdi.

Kripto Dünyasının Yeni Yıldızı KriptoX Nedir?

KriptoX, kripto para ve blockchain teknolojileri hakkında en güncel haberleri ve bilgileri sunan bir internet sitesidir. Bu platform, kripto dünyasındaki gelişmeleri takip etmek isteyenler için güvenilir bir kaynak olmayı hedefler. Kripto para birimleri, merkezi olmayan finans projeleri, NFT’ler ve daha fazlası hakkında detaylı ve güncel bilgilere erişim sağlar. KriptoX‘in sunduğu bilgiler hem yeni başlayanlar hem de deneyimli yatırımcılar için değerli bir kaynak niteliğindedir.

KriptoX İnternet Sitesi ile Güncel Kalın

KriptoX internet sitesi, kullanıcılarına kripto dünyasındaki en son gelişmeleri anında iletir. Site, kripto para birimlerinin fiyat hareketlerinden, yeni projelere ve düzenleyici değişikliklere kadar geniş bir yelpazede bilgi sunar. KriptoX, kullanıcı dostu arayüzü sayesinde ziyaretçilerine kolay ve hızlı bir bilgi akışı sağlar. Ayrıca, sitede yer alan analizler ve rehberler, kripto yatırımlarınızı daha bilinçli bir şekilde yapmanıza yardımcı olur. Kripto para piyasalarında olup bitenleri anlık olarak takip etmek ve bu bilgileri yatırım kararlarınıza entegre etmek için KriptoX mükemmel bir araçtır.

KriptoX ile Kripto Dünyasında Güvende Kalın

Kripto para dünyası, hızla değişen dinamikleri ve piyasa hareketleriyle bilinir. Bu nedenle, güvenilir ve doğru bilgiye erişim son derece önemlidir. KriptoX, güvenilir haber kaynakları ve uzman analizleriyle kullanıcılarına en doğru bilgileri sunmayı amaçlar. Bu sayede, yatırımcılar piyasalardaki ani değişimlere karşı hazırlıklı olabilir ve stratejilerini buna göre belirleyebilir. KriptoX nedir denildiğinde kripto paraların güvenliği, depolanması ve kullanımı konularında da kapsamlı rehberler sunarak, kullanıcıların kripto dünyasında daha bilinçli hareket etmelerini sağlar.

BLOCKCHAİN TEKNOLOJİSİNDE YENİLİKÇİ, GÜVENİLİR VE PROFESYONEL ANLAYIŞI İLE TOMYA TEKNOLOJİ

Blockchain teknolojisinde “yenilikçi, güvenilir ve profesyonel anlayış” fikrini benimseyen Tomya Teknoloji Anonim Şirketi hukuka uygunluk denetimlerini başarıyla tamamlayarak ilgili kurumlar tarafından gerekli izinlerini almış ve yasal mevzuata uyumlu bir şekilde faaliyet göstermekte olan bir kripto para borsası platformudur.

Aynı zamanda ulusal ve uluslararası alanda tanınmış, seçkin ve saygın bir firmadır. Yavuz Usta’nın sahibi olduğu Tomya 2019 yılında ilk adımlarını atmış olup Türkiye’nin en yüksek hacimli dijital varlık işlem platformu olmak için yola çıkmıştır.

YAVUZ USTA’NIN ŞİRKET FAALİYETLERİNDE DİKKAT ETTİĞİ ÖNEMLİ BEŞ UNSUR

  • Güçlü takım ve işbirliği ile tam hizmet,
  • Üstün teknoloji ürünleri ile 7/24 destek,
  • Güvenilir kaynaklardan en son piyasa bilgileri,
  • Sonuç odaklı araştırma ve strateji planlaması,
  • Yüksek güvenlik ve kişisel verilerin korunmasıdır.

7/24 CANLI DESTEK HİZMETİ İLE KULLANICI MEMNUNİYETİ

Şirket 2024 yılında hızla gelişmeye devam ederken kuruluşunda edinilen hizmet misyonu hedeflerinden şaşmamış ve ilk gayesi her daim yatırımcının güvenliği ve memnuniyeti olmuştur. Aynı zamanda Yavuz Usta şirketin en üstün teknoloji ile hizmet sunması ve iyi bir ekip çalışması ile güçlü bir hizmet verebilmek adına şirket faaliyetlerinin gelişmesi için çalışmalarına hızla devam etmektedir.

Yeni yatırım yapmaya başlayan kullanıcıların bazı problemler yaşadığını ve sormak istedikleri birçok soruları olduğunun farkında olan Yavuz Usta 7/24 canlı destek hizmeti ile kullanıcıların sorunlarına anında çözüm bulabilme gayesindedir.

YÜKSEK İŞLEM HACMİ İLE KESİNTİSİZ HİZMET

Tomya çok yüksek işlem hacmine sahip bir platformdur. Ayrıca bu hacimden yararlanmak isteyen kullanıcılar hızlı bir şekilde Bitcoin alım-satımlarını platform üzerinden gerçekleştirebilir.

Kurbanlıktaki zam ENAG’ı bile geçti!

İYİ Parti Edirne İl Başkanı Alpay Alpagut Engin, Kurban Bayramı’na sayılı günler kala, besicilerin büyük bir çıkmazda olduğuna dikkat çekerek, “Pazar yerleri neredeyse bomboş, maliyetlerin tavan yapması nedeniyle ellerindeki hayvanları satamayan besiciler çaresizlik içinde” dedi.
İYİ Parti İl Başkanı Engin, “Vatandaşlar dini görevlerini yerine getiremiyor!” başlıklı açıklamasında bu durumu değerlendirerek AKP hükümetine ağır eleştirilerde bulundu. Engin, “AKP hükümetinin yanlış hayvancılık ve tarım politikaları yüzünden birçok vatandaşımız dini görevlerini yerine getiremeyecek ve kurban kesemeyecek. Bu hükümet vatandaşını her şeyden mahrum ettiği gibi dini görevlerini yapmaktan da mahrum bıraktı,” dedi.


Besiciler Çaresizlik İçinde
Besiciler, yem fiyatlarının aşırı artışından dolayı mali-yetlerin yükseldiğini ve bu yüzden kurbanlık hayvanlarını yüksek fiyata satmak zorunda kaldıklarını belirttiğini kaydeden Engin, “Hükümet besiciye ve çiftçiye destek verse maliyetler %70 oranında düşer. Çoban desteği de verilirse, hayvancılığa büyük katkı sağlanır. Ama hükümet, hayvancılığın bitmesini istemiyorsa çoban ve yem desteği vermeli. İnsanlarımızın hayvancılığa yönelmesi için maddi destek gerekiyor” dedi.
Kurbanlık Fiyatları ve Enflasyon Krizi
Engin, TÜİK ve ENAG’ın açıkladığı yıllık enflasyon oranlarının kurbanlık fiyatlarının artışı karşısında yetersiz kaldığını belirtti. Büyükbaş kurbanlıklara %238, küçükbaş kurbanlıklara ise %300 zam geldiğini ifade eden Engin, “Büyükbaş fiyatları 220 bin TL’ye kadar çıkarken, küçükbaşlar 15-20 bin TL’den alıcı bekliyor. Halkın alım gücü neredeyse yok denecek kadar az” dedi.
Hükümetin Yanlış Politikaları
Hükümetin dışarıdan hayvan ithalatını eleştiren Engin, “Devlet, dışarıdan hayvan getirmek yerine çobanına ve yemine destek verse ekonomiye büyük katkı sağlar. Kurbanlık fiyatlarındaki zamlar, TÜİK’in %69,80 ve ENAG’ın %124,35 olarak açıkladığı yıllık enflasyonu bile geçti. Bu durum, hükümetin yanlış hayvancılık ve tarım politikalarının bir sonucudur” ifadelerini kullandı.
Çözüm Önerileri
Engin, hayvancılığın bitme noktasına geldiğini ve acil çözümler üretilmesi gerektiğini belirtrek, “Besiciler emek vererek hayvanları 2-3 yaşına kadar yetiştiriyor, ancak bu bayram kurbanlıklar ellerinde kalacak gibi. Halk kurban pazarına sadece sormaya gidiyor, alım gücü çok düşük. Maliyetler çok yüksek olduğu için besici elindeki kurbanı satamıyor. Hayvancılığa desteklerin artırılması şart” dedi.
Engin, devletin çoban ve yem desteği sağlaması gerektiğini vurguladığı açıklamasını, “Eğer yem fiyatları 500 TL’den 200 TL’ye düşerse, kurbanlık fiyatları da otomatik olarak düşecektir. Bu durum maliyetlerin yüksek olmasından kaynaklanıyor. Devlet, dışarıdan hayvan ithal etmek yerine çobanına ve yemine destek verirse, ekonomiye büyük katkı sağlanacaktır” diyerek sonlandırdı.

‘15 olmazsa kurtarmaz’

Olgay GÜLER
Edirne’de hasat mesaisine hazırlanan buğday üreticisi, bir yandan gözünü hükümetten gelecek fiyat açıklamasına çevirdi. Geçtiğimiz yazı kurak geçirmesinin ardından, buğdayını da kuru toprağa eken üretici, kış ayında kısmen de olsa alınan yağışlarla bir nebze rahatladı. Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, fiyatın en az 14-15 lira bandında açıklanması gerektiğini söylerken, üreticiler de maliyetlerin çok yüksek fiyatların ise çok düşük olduğuna dikkat çekerek, “15 lira olmazsa çiftçiye bir lira para kalmaz” dedi.


‘ORTALAMA 450-500 KİLOLARI BULURUZ’
Bölgedeki genel görüntüye bakıldığında, ortalama 450-500 kilo bandında verim alınmasını beklediklerini söyleyen Oda Başkanı Arabacı, “Geçtiğimiz yıllarda çok kuvvetli kış yağışları olmamıştı, bu kış da yağışlar oldu ama yine toprağın çok doyuma ulaşacağı yağışlar değil. Fakat buğdayın en ihtiyacı olan yağışlar oluştu. Yani buğday strese, sıkıntıya girmeden gelişimi sağlandı. Büyüme aşamasında da başak çıkarma dönemlerinde biraz yağışlarla gecikti. Bir kumsal yerlerde hafif sıkıntıya giren yerler oldu ama arkadan gelen yağmurlarla birlikte buğdayların çoğunun gelişimi güzel diyebiliriz. Sadece başak dönemlerinde olan kuraklıkta etkilenen yerler biraz oldu tabii. Yani bu yıl her tarlaya girdiğimizde köyün ortalaması 500 – 600 kiloysa bunu komple bütün yerlerden almak mümkün değil. Yani bugün 300-400 kilo verecek buğday da var, belki 500-550 verecek buğdayda var. Bu yıl bu açıdan biraz değişkenlik gösterecek. Şu anki genel görüntüye baktığımızda 450-500 kiloları bulur diye düşünüyorum” dedi.


‘SICAKLIKLAR VERİMİ ETKİLEMEZ’
Son günlerde yaşanan sıcaklıkların verimi etkilemeyeceğini dile getiren Arabacı, “Son günlerde yaşadığımız aşırı sıcaklar şu an artık bu verimi etkilemez. Neden etkilemez? Bugün hatta kontrollerimizi yaptık. Bir iki gün içerisinde biçseniz, biçilecek buğdaylar var. Yani buğdaylar artık olgunlaştı, hasat dönemine geldi. Bu sıcak artık verime etki etmez. Sadece hasat dönemi birkaç gün daha öne çeker” diye konuştu.
‘ÜRETİCİ RAHAT NEFES ALMAK İSTİYOR’
Hükümetten, üreticinin nefes alacağı bir fiyat açıklanmasını beklediklerini de belirten Arabacı, “Türkiye genelinde bütün odalar bölgelerinde yaptığı maliyete göre bir tablo çıkardı ve bu tablonun genel merkezimizde ortalaması alındığında 10 lira 87 kuruş bir dekar buğdayın maliyeti. Bu maliyetleri hesaplarken biz 450 kilo üzerinden yapıyoruz. Bu hesapla da 10.87 çıkıyor. Biliyorsunuz ki biz yılda bir kez hasat yapıyoruz ve bu hasat ettiğimiz ürünü 12 ay boyunca hem bir sonraki ekimde buğdayın tohumuydu, işte gübresiydi, ilacıydı bütün masraflarını bununla çıkarıyoruz ve ailemizin geçimini sağlıyoruz. Yani bir yıl boyunca bununla idare etmek zorundayız. Biz de diyoruz ki bu artan enflasyon karşısında. yani bakanlığımızdan bunları göz önüne bulundurularak iyi bir fiyat açıklanması. Yani bugün aşağı yukarı 11 lira olan buğdayın üretici gözünde baktığınızda 14-15 bandında olması gerektiği düşünülüyor. Buna yakın fiyat, açıklamasını talep ediyoruz. İnşallah bakanlığımız gerekli açıklamayı yapar diye düşünüyorum. Yani özetle üretici nefes almak istiyor diyebilirim” şeklinde konuştu.


‘ÜRETİCİ İŞİN İÇERİSİNDEN ÇIKAMAZ HALDE’
Lalapaşa ilçesine bağlı Ortakçı Köyü Muhtarı Cengiz Günaydın, maliyetlerin çok yüksek fiyatların ise çok düşük olduğuna dikkat çekerek, üreticinin işin içerisinden çıkamaz halde bulunduğunu söyledi. Bölgede iki hafta kadar sonra buğday hasadının başlayacağını belirten Günaydın, “Arpa hasadı yoğunlaştı. Borsada fiyat 6,72 lira. Geçen senenin hemen hemen aynısı. Üretici kazanamıyor. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin depoları Ukrayna’dan ithal edilen buğdayla dolu. Yeni ürünü nereye koyacaklar. Arpada yaşanan durum buğdayda da yaşanacak gibi.Çiftçi borç içinde. Bu yüzden ürününü yok pahasına elinden çıkaracak yine.”
’15 LİRANIN ALTINDA KESİNLİKLE KURTARMAZ’.
Merkez Büyükilmailçe Köyü’nden Erdal Akgün, yüzde 100’ün üzerindeki girdi maliyetleri nedeniyle buğday fiyatının 15 liranın altında olmaması gerektiğini söyledi. Buğdayın verim ve kalite açısından bu sezon oldukça iyi olduğunu belirten Akgün, “15 lira olmazsa çiftçiye bir lira para kalmaz. Devletin bir an önce alıma geçmesi lazım. Ofisin açılması bir çiftçinin geriye dönmemesi lazım. Mazota yüzde 110, gübreye yüzde 169 lira zam. İlaç ve tohumluk öyle. 15 liranın altında kesinlikle kurtarmaz” diye konuştu.

2024’ün ilk buğdayı borsada!

2024 hasat sezonunun ilk ürünü olan Yeni Mahsul Buğday, satışa sunulmak üzere Edirne Ticaret Borsası’na (ETB) getirildi. Çömlekakpınar Köyü’nden Gökhan Gözyılmaz’a ait 1 ton buğday 19.020 TL fiyatla satıldı.

Üreticiler devletin buğday taban fiyatını açıklmasını dört gözle beklerken yılın ilk buğdayı Edirne Ticaret Borsası’nda satıldı. Borsa üyeleri ve üreticilerin katılımlarıyla gerçekleştirilen elektronik salon satışında Çömlekakpınar Köyü’nden Gökhan Gözyılmaz’a ait 1 ton Buğday, Özersoy Un San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından 19,020-TL/Kg fiyat üzerinden satın alındı.

ETB Yönetim Kurulu Üyesi Oğuz Kurban, üretici Gökhan Göz Yılmaz’ı kutlayarak günün anısına plaket ile 100 litre mazot hediye etti.

Edirne Ticaret Borsası’ndan yapılan açıklamada, “Yeni hasat sezonunun tüm üyelerimize ve üreticilerimize hayırlı ve bereketli olmasını diliyoruz” denildi..

Balkanlı: Çiftçi taban fiyat bekliyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı, AKP’nin buğday taban fiyatlarını açıklamamasının çiftçileri mağdur ettiğini söyledi.

Trakya’da hasat sezonunun başlamasına günler kala buğday alım fiyatı açıklanmaması çiftçiyi endişelendiriyor. CHP Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı da yaptığı açıklama ile buğday üreticisinin endişelerini dile getirerek hükümete “Üreticiye tüccara mahkum etmeyin” çağrısında bulundu.

Başkan Balkanlı yazılı açıklamasında şunlara yer verdi:

Ülkemizin tarımsal üretiminde stratejik öneme sahip olan buğday, son yıllarda uygulanan yanlış politikalar ve artan maliyetler nedeniyle büyük bir krizle karşı karşıyadır. Çiftçilerimiz, her geçen gün artan girdi maliyetleri, belirsiz fiyatlar ve ithalat politikaları yüzünden zor durumdadır. AKP’nin 2024 yılı buğday fiyatlarını açıklamak yerine geciktirmesi, çiftçilerimizi daha da tedirgin etmiştir. AKP iktidarının uygulamış olduğu tarım politikaları çiftçilerimizi çok büyük bir şekilde mağdur etmiştir.

Çukurova bölgesinde buğday hasadı bitmiş, Trakya bölgesinde ise yeni başlayacaktır. Ancak Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) henüz buğday fiyatlarını açıklayamamıştır. Çünkü AKP’nin ekonomik politikaları ve hazine iflas etmiştir. Kendilerinden tasarruf etmeyerek toplumun her kesimini sorunlarıyla baş başa bırakmıştır.

Hala Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) “taahhütname” ile buğday alıyor, ancak fiyat belli değil. Geçen yıl 1 ton buğday için 8250 TL+1000 TL prim ile birlikte 9250 TL fiyat açıklanmıştı.

Bu yıl TÜİK ‘e göre enflasyonun %75’ler düzeyinde olduğu ve geçen yılki hasat zamanı 1 litre mazotun 19 TL civarında olduğu şimdi ise enflasyon ile  % 120 artışla 42 TL olduğu düşünülürse 1 ton buğdayın prim ödemesi ile birlikte en az 17 bin TL civarında olması gerekir.

ÇİFTÇİYİ BEKLEYEN TEHLİKE

2023’de Toprak Mahsulleri Ofisi 11,5 milyon ton civarında buğday alımı gerçekleştirdi. Ayrıca Cumhuriyetin 100.yılında üretim rekorları kırmamız gerekirken ithalat rekorları kırdık ve 3,7 milyar $ karşılığında 11.7 milyon ton buğday ithalatı yaptık.

Kısacası Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) depoları doludur. Bu nedenle TMO bazı bölgelerde açıkta bile buğday depoladı. Geçen yıl alınan ve ithal edilen buğday ile birlikte son günlerde Toprak Mahsulleri Ofisi depolarının doluluğu ve dünya buğday fiyatlarının düştüğüne yönelik açıklamalar yapmakta çiftçilerimizi tedirgin etmektedir. Bu nedenle  Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) sorumluluğu geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl daha da artmıştır. Oysa çiftçilerimiz tüm olumsuz koşullara rağmen gereğini yaptı ve ülkemiz için stratejik öneme sahip buğdayını üretti.

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) taahhütname ile aldığı buğdayı randevu sistemine göre 1 aylık gecikmeli randevularla depolayabiliyor. Trakya bölgesinde de randevu ile alım yapacağı için randevuların uzamasıyla birlikte maalesef piyasa TÜCCARA kalacaktır. Üreticimiz geçen yıl olduğu gibi beklemediği fiyatlarla karşı karşıya kalacaktır. Geçen yıl da çiftçilerimiz randevuların uzaması üzerine birçok üreticimiz borçlarından dolayı TMO’nun açıkladığı fiyatların 2-3 TL altında satış yapmak zorunda kaldı.

Toprak Mahsulleri Ofisi geçen yıl 9250 TL’ye üreticiden satın aldığı buğdayı 9600 TL’den satmıştır. Ancak satışlar az, stoklar ciddi anlamda dolmuştur. Halen ithalat artarak devam etmektedir. Çünkü dünya fiyatları 200 $ yani 6500 TL civarındadır. İthalatçı firmaların çoğu Dahilde İşleme Rejimi kapsamında buğday ithal ettiği için TMO’dan buğday satın almamaktadırlar.

Ocak-Nisan 2024 aylarını kapsayan 4 aylık süreçte 700 milyon $ karşılığında 2.9 milyon tonluk buğday ithalatı yapılmış durumda olduğu için özel sektörün iç piyasa ile çok bir bağlantısı kalmamaktadır. Faizler de % 60’lar düzeyinde olduğu için özel sektör iç piyasadan buğday satın almak yerine dış piyasaya yönelmiş durumdadır.

Geçtiğimiz yıl buğdayını satmayıp bekleten üreticiler ciddi anlamda zarar etti. Çiftçilerimizin girdi maliyetleri her geçen gün artmasına rağmen AKP ve küçük ortağı MHP bu durumu ısrarla görmek istemektedirler. TMO’nun düşük fiyatla piyasaya girmesi üreticiyi daha da zor durumda bırakacağı kesindir. Türkiye’nin buğday üretiminde yaşadığı kriz, yanlış tarım politikaları ve ithalat stratejilerinin bir sonucudur. AKP iktidarının buğday politikaları, çiftçilerin emeğini hiçe saymakta ve onları zor durumda bırakmaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, çiftçilerimizin yanında olduğumuzu ve onların haklarını savunmaya devam edeceğimizi belirtmek isteriz. Ülkemizin tarımsal üretimini artırmak ve çiftçilerimizi desteklemek için, buğday fiyatlarının adil bir şekilde belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması zorunludur. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, buğday politikalarında acil değişiklikler yapılması gerektiğini savunuyoruz. Maliyetler, girdi fiyatları ve enflasyon dikkate alınarak, buğday fiyatının en az 15 TL olması ve 2 TL prim ödemesi yapılması gerekmektedir. Bu, çiftçilerimizin üretimde kalmasını sağlayacak, topraklarını satarak tarımı bırakmalarını engelleyecektir. Ayrıca, TMO’nun alım süreçlerindeki aksaklıkların giderilmesi, randevu sisteminin iyileştirilmesi ve depolama kapasitesinin artırılması gerekmektedir

Dış piyasada fiyatlar ne kadar 200 $’lar civarına düşerse düşsün, 2021-2022 pandemi ve Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında buğday fiyatlarının 450 $’ları gördüğünü unutmayalım. Bu nedenle çözümü ithalatta gören yetkilileri bir defa daha uyaralım. Maliyetler, girdi fiyatları ve enflasyon dikkate alınarak açıklanacak buğday fiyatı en az 15 TL olması ve 2 TL’de prim ödemesi yapılması gerekir.Aksi taktirde 850 milyar TL’ye ulaşan çiftçi borçları ve ipotekli kredilerin artık çiftçilerimizi aşırı bunalttığı bugünlerde birçok çiftçimiz tarlasını toprağını, traktörünü satıp çiftçiliği bırakmak isteyecektir,

Sonuç olarak ,

Türkiye’nin buğday üretiminde yaşadığı kriz, AKP iktidarının yanlış tarım ve ithalat politikalarının sonucudur. AKP iktidarının buğday politikaları, çiftçilerin emeğini hiçe saymakta ve onları zor durumda bırakmaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, çiftçilerimizin yanında olduğumuzu ve onların haklarını savunmaya devam edeceğimizi belirtmek isterim. Ülkemizin tarımsal üretimini artırmak ve çiftçilerimizi desteklemek için, buğday fiyatlarının adil bir şekilde belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması zorunludur.’’

Canlı hayvana 1 yılda 1,1 milyar dolar

CHP Edirne önceki dönem milletvekili, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr.Okan Gaytancıoğlu, hayvan ithalatında hız kesilmediğini, ithalatı yapılan her 10 hayvan için bir et ve süt üreticisinin işini bırakmak zorunda kaldığını söyledi.
Gaytancıoğlu,sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımda, 2023 yılında 1.1 milyar dolarlık canlı hayvan ithalatı yapıldığına dikkat çekerek şunları kaydetti:
“Türkiye’nin et ihtiyacını karşılama bahanesiyle bu yılda 700 bin büyükbaş hayvan ithalatı yapılacağı açıklandı. İthalatı yapılan her 10 hayvan için bir et ve süt üreticisi işini bırakmak zorunda kalıyor.
700 bin hayvan ithal edeceğiniz parayla üreticiyi destekleyin ki; kısa, orta ve uzun vadede ülkenin hem et ihtiyacı karşılansın, hem üretici kentlere göç etmesin hem de döviz yurt içinde kalsın. Yerli ve milli politikalar bunu gerektirir. Acaba yerli ve milli misiniz?”


1 HAZİRAN DÜNYA SÜT GÜNÜ
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün almış olduğu kararla 1 Haziran tarihinin ‘Dünya Süt Günü’ olarak kutlanıldığını anımsatarak şunları kaydetti:.
“Ülkemiz dünya koyun sütü üretiminde 2’nci, keçi sütü üretiminde 6’ncı, inek sütü üretiminde 10’ncu sırada yer alıyor. Ülkemizde hayvansal üretim değerinin yarısından fazlasını süt sektörü karşılıyor.
Çocuklarımız süt ve süt ürünlerini yeterince tüketemiyor, sağlıklı beslenemiyor. Bu ürünler özellikle yoksul aile çocuklarına ulaşamıyor. Okul sütü programlarıyla tüm çocukların gerek bedensel gerekse zihinsel gelişimi için çok önemlidir.
İnsan sağlığı için çok önemli olan süt, hayvancılık sektörünün de en önemli lokomotif ürünüdür.İnsan beslenmesinde ve protein ihtiyacının karşılanmasında önemli bir yere sahip olan sütte, sektörün devam eden sorunlarına çözüm bulunmalıdır.
Süt fiyatlarını baskılamak yerine, yem fiyatları kontrol altına alınmalı, küçük aile işletmelerimiz başta olmak üzere süt üreticilerimize makul fiyatlardan kaba ve kesif yem temini sağlanmalıdır.Üretimde yaşanan sorunların çözüme kavuşması ile uluslararası pazarlarda rekabetimizin önü açılacaktır.
Hedefimiz, süt ve süt ürünlerinde üretimimizi artırarak, 200’e yakın peynir çeşidimiz başta olmak üzere eşsiz kalitedeki süt ürünlerimizi dünya tüketicisiyle buluşturmak olmalıdır.”

Çeltikte tedirgin mesai

DCIM\100MEDIA\DJI_0689.JPG

Olgay GÜLER

Türkiye’nin çeltik üretiminin yüzde 44’ünün yapıldığı Edirne’de, ekim mesaisinde sona gelinirken, Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı geçtiğimiz yaz yaşanan kuraklığın bu yaz da yaşanması durumunda, Bulgaristan’dan su talep etmekten başka şanslarının kalmayacağını söyledi.

Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı

Türkiye’de çeltik üretiminde ilk sırada yer alan Edirne’de üretici, ekim mesaisinin sonuna yaklaştı. Çeltik tohumlarını toprakla buluşturan üretici, kurak geçen kış ayının ardından mevsim yağışlarıyla birlikte su kaynaklarının yükselmesini beklemeye koyuldu. Kentin tarımsal sulamada kullanılan en önemli su kaynaklarından Meriç Nehri’nde debi 74 metreküp/saniye, Tunca Nehri ise 6 metreküp/saniye ile mevsim normallerinin altında akışını sürdürürken, üretici geçtiğimiz yaz yaşanan kuraklığın yeniden yaşanmamasını umut ediyor.

‘ÜRETİCİ ÇOK EMEK VERDİ’

Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, kentin bir çok bölümünde çeltik ekiminin tamamlandığını söyledi. Arabacı, “Şu an için çeltikte herhangi bir sıkıntı yok. Şu anki nehirlerimizin debileri idare eder seviyede. Hazırlık anlamında üreticilerimiz hazırlığını yaptı, ekilişini yaptı. Önümüzdeki süre çok önemli. Kış döneminde biliyorsunuz ki Tunca Nehri yaz döneminden daha düşük seviyede aktı. Ama bu son zamanlarda yağan yağmurlarla bir nebze olsa nehir debilerimiz yükseldi. İnşallah biz ümit ediyoruz ki üreticilerimiz gerçekten çok emek verdi, çok masraf etti, inşallah önümüzdeki süreçte de suyla ilgili sıkıntılar yaşamayız ve bu emeğin, bu yapılan masrafların karşılığını alabileceğimiz bir yıl olur” dedi. 

DCIM\100MEDIA\DJI_0684.JPG

‘YAĞIŞ ALAMAZSAK TEK ŞANSIMIZ BULGARİSTAN’DAN SU TALEP ETMEK’

Kış aylarında, toprağın doyuma ulaşacağı yağışlar alınmadığına dikkat çeken Arabacı, “Geçen yaz döneminde yağışlarımız azdı. Kış döneminde yağış aldık ama o da ekili ürünlerin ihtiyacını giderecek seviyede oldu. Yani toprağın çok doyuma ulaşacağı, çok kuvvetli yağışlar almadık. O yüzden de baraj seviyelerimiz, nehir seviyeleri çok yükselmedi kış döneminde. Bu şimdi geçtiğimiz günlerde yağan yağışlarla hafif bir yükselişe geçti. İnşallah bu önümüzdeki süreçte de belli aralıklarla yağışlar alırız. Bununla ilgili bir sıkıntı yaşamayız diye umuyorum. Ha yaşarsak ne olur? diye baktığımızda Bulgaristan’dan su talep etmekten başka şansımız olmaz şu an” diye konuştu. 

‘TEK ÇÖZÜM ÇÖMLEKKÖY BARAJI’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla 2021 yılında yatırım programına alınıp, yapımına başlanan Çömlekköy Barajı’nın önemine vurgu yapan Arabacı, “Bununla ilgili biz göreve geldiğimizden beri hep gündeme getiriyoruz. Çömlekköy Barajı diyoruz. Neden Çömlekköy Barajı? Bulgaristan sınırından sonra Türkiye sınırlarına su girdiği noktada ilk yapılacak olan baraj projesi. 2021 yılında Cumhurbaşkanımızın talimatıyla yapım kararı alındı ve şu an ihalesi yapıldı, çalışmalar başladı. Müteahhit arkadaşlarla görüştüğümüzde üçte birlik kısmının ödeneğinin bu yıl yapılacağı ve hızlı bir şekilde ilerleyeceğini söylediler. Bunun bu yıl için faydası var mı? Tabii ki yok. Biz diyoruz ki inşallah bu baraj projemiz çok hızlı bir şekilde yürür. En kısa sürede üreticilerimizi suyla buluştururuz. Yani en azından nehir debilerimize su sıkıntısı yaşarsak eğer buradan bir miktar su aldığımızda buradaki sıkıntıyı gideririz diye umuyorum. Bunun başka bir kaynağı, başka bir çözümü şu an için yok” ifadelerini kullandı.

‘YER ALTI SULARI GİTTİKÇE DERİNLEŞMEYE BAŞLADI’

Yeraltı sularının da günden güne tükenmeye başladığına vurgu yapan Arabacı, “Yeraltı sularımızdan hep bahsediyoruz. Bunu Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğümüze de iletiyoruz. Burada yeraltı kuyularını vuralım diyoruz ama bilmiyorsunuz ki Türkiye’nin birçok yerinde yer altı suları gittikçe derinleşmeye başladı ve bizim bölgemizde de bu biraz da etkisini göstermeye başladı. Tabii ki devlet büyüklerimiz de, her bölgeye kuyu vurulursa bize de önümüzdeki yıllarda göçükler oluşabileceğini, seviyelerin daha aşağıya gideceğini düşünüyor. O yüzden de çok fazla bunlara kuyu vurulmasına izin verilmiyor. Çok ihtiyaç duyulan bölgelerde zaten izin alarak işlemler yapılıyor. Ama bizim bölge olarak bizi kurtaracak, önümüzdeki yıllarda su seviyemiz ya da nasıl sulama yaparız düşüncesinden kurtaracak tek proje, baraj projesi. İnşallah bir an önce biter ve üreticilerimizi suyla buluştururuz” şeklinde konuştu. 

‘NEHİR DEBİSİ DÜŞÜKLÜĞÜ BİZİ OLUMSUZ ETKİLEYECEK’

Kentte merkeze bağlı Üyüklü Tatar köyünde çeltik üretimi yapan Özcan Çetin, özellikle hava sıcaklıklarının geceleri mevsim normallerinin altında geçtiğine dikkat çekti. Çetin, “Bu yıl geceler çok soğuk gidiyor. Bu olumsuz etkiliyor bizim gibi üreticileri. Çünkü pirinç bitkisi, gece büyüyen, gelişimini gece daha iyi tamamlayan bir bitki. Gece gündüz sıcaklık farkı olmaması lazım. Şu anda zaten gelişimler biraz yavaş yürüyor. Yağışın şu an için bizim için bir etkisi yok. Çeltik bitişi zaten devamlı suyun içinde olması gereken bitki. Yeraltı sularında biraz geri çekilme var. Meriç Nehri’nin debisi düşük. Onlar bizi olumsuz etkileyecek önümüzdeki dönemde” dedi.

Üretici Ahmet Kızanlık da, “Başta su konusunda biraz sıkıntı yaşadık, kuyularımıza su azdı ama şu anda iyi. Zamanla çoğalıyor tabii. Kışın yağış fazla alamadık bu bölgede. Bize yağış aslında kışın lazım. Kışın yeraltı sularını doldurması için bu çok önemli. Çeltik suyu seven bir bitki olduğu için zaten devamlı yazın suyun içinde. Yani yağmurun yağmış olması bizi etkilemiyor yazın” diye konuştu.

EKİMİN YÜZDE 80’İ TAMAMLANDI

İpsala Çeltik Üreticileri Birliği Başkanı Hüseyin Bakan, “Bölgemizde yaklaşık 200 bin dekar çeltik ekimi yapılacak. Bu ekimin yüzde 80’i tamamlanırken, yüzde 20 gibi ekim devam ediyor.Havaların soğuk gitmesinden dolayı, çeltiklerin büyümesi yavaş ilerlyor. Hafta sonu sıcaklıklar mevsim normallerine gelecek ve ürünlerde daha bir gelişme bekliyoruz. Umudumuz; iyi hava koşullarının, su ile yetişen bir ürün olan çeltik için susuzluğun olmadığı ve ürünlerde hastalıkların olmadığı bir üretim yılı diliyoruz” dedi.

Çeltik üreticisi İsmail Göksu da, 2024 yılı kış aylarının kurak  geçmesi sebebiyle, bu sene toprak işleme ve hazırlık evresi çeltik üreticisi için diğer yıllara nazaran erken başlamıştır. Ancak bu kuraklık çiftçiyi aynı zamanda ürkütmüştür. Çünkü çeltik (pirinç) su ile yetişen bir bitki olduğu için çiftçi tedirgin olmuştur. Şu an baktığınızda Türkiye’de yetiştirilen tüm tarım ürünleri arasında girdisi en yüksek ürünlerden birisi olan çeltik, aynı zamanda devletin en az  destek verdiği ürünlerden de biridir. 2011 yılından beri herhangi bir artırım olmaksızın, 1 kilogram çeltik için 10 kuruş ürün desteği verilmekteyken, çeltik üretimi için gerekli mazot, gübre, ilaç, tohum maliyetlerinin sürekli artışını eklediğimizde çiftçi gerçekten enflasyona yenilmiş, çıkardığı ürün giderini karşılayamama durumuna gelmiştir. Çeltik üreticisi, içinde bulunduğumuz Mayıs ayında, Balkanlarda yağışların artması ile su konusunda biraz nefes alsa da, girdi maliyetleri altında ezilmektedir . Devletin mevcut ithalat politikaları sebebiyle; buğday ve ayçiçeği hasat dönemi yaklaşmış olmasına rağmen, halen TMO depolarının buğday, Trakya Birlik depolarının ayçiçeği ile dolu olması sebebiyle; çeltik üreticisi de daha ürünün ekilişini tamamlayamadan, buğday üreticisi gibi kara kara hasat dönemini düşünmeye başlamıştır.”