Kategori arşivi: Ekonomi

Kız kardeşlerin ‘çeltik’ azmi

Olgay GÜLER
Edirne’de biri esnaf, diğeri memurluğu bırakarak Yolüstü Köyü’ne taşınan kardeşler Fevziye Sakarya (60) ve Emine Sakarya (64), 27 yıldan bu yana babalarından kalan 176 dönüm alanda çeltik üretiyor.
Edirne’de yaşayan Fevziye ve Emine Sakarya’nın merkeze bağlı Yolüstü köyünde yaşayan babaları, 1991 yılında yaşamını yitirdi. Bu süreçte memurluk yapan Emine Sakarya, köydeki arazilerini icara vererek görevine devam etti. Sakarya, 1997 yılında memurluğu bırakarak köye taşındı ve işlerin başına geçerek, çeltik üretimini denedi. Üretimde başarılı olan Emine Sakarya’ya, esnaflık yapan Fevziye Sakarya da katılarak yardım etti. Toplam 176 dönüm alanda çeltik üretimine devam eden iki kız kardeş, aradan geçen sürede gösterdikleri kararlılık ve azimle köylüye de örnek oldu.


‘ÜRETMEK HİÇ ZOR GELMİYOR’
Çeltik üretimine 1997 yılında başladığını anlatan Emine Sakarya, “1991 yılında babam vefat ettiğinde arazimi 5 yıllığına icara vermiştim. İcar süresi bittiğinde memur olarak çalışıyordum. Sonra kendi arazilerimi ekmek istedim bu işi denemek istedim. Herkes yapıyor ben neden yapamayacağım dedim. 1997 yılında başladım ve bugüne kadar devam ettirdim. Memurluk yapıyordum ama beni sıkmaya başlamıştı. Denemek için bir ektim baktım hoşuma gitti, ‘ben bu işi yapabiliyorum’ dedim sonra üreticiliğe devam ettim. Bana artık üretmek hiç zor gelmiyor. İlk zamanlar bu kadar teknolojik imkanlar yoktu. Onun için zor oluyordu. Her şey insan kuvvetiyle oluyordu. Artık makineler yapıyor. Bir tek çamur var, ona da artık alıştık” ifadelerini kullandı.


Köyde küçük çocukların da kendilerini örnek aldığını söyleyen Sakarya, “Herkes bizi takdir etmeye başladı. Küçük çocuklar bile bizleri örnek almaya başladı. Bize gelen tepkilerden ben oldukça memnunum. Genç nesillerimize seslenmek istiyorum. Beton karın doyurmuyor. Geleceğin işi bence gıda sektörü, gençlerin bu yönlere yönelmelerini tavsiye ediyorum” dedi.


‘ERKEK YA DA KADIN FARKETMEZ, HERKES RAHATLIKLA YAPABİLİR’
Ablasıyla birlikte çeltik üreticiliği yaptıklarını söyleyen Fevziye Sakarya da “Biz zaten baba mesleği olduğu için çiftçiliğin içerisinde büyüdük. Bir süre ara verdim, esnaflık yaptım. Daha sonra tekrar çiftçiliğe döndüm. Çeltik üreticiliği babamın zamanında çok zordu ama artık şimdi her şey makineleştiği için daha kolay. Erkek ya da kadın fark etmez herkes rahatlıkla yapabilir. Önceden hiçbir şeyin makinesi yoktu. Bir kanal açılacağı zaman 20 kişi diziliyordu. Ekim yapılacağı zaman elle yapılıyordu.
İlaçlama sırt pompaları ile yapılıyordu. Biçim yine elle yapılıyordu. Çünkü biçerdöver diye bir şey yoktu. Elle toplanıp kenara konulup, patoza taşınıyordu. Oradan da öğütülüp tekrar harmanda kürekle kurutuluyordu. Sonra çuvallanıp depoya gidiyordu, yani uzun bir süreç oluyordu. Arazilerin kenarlarına işçiler için büyük çadırlar kuruluyordu. Şimdi ise biz bir hafta gibi bir zaman içerisinde hepsini toplayıp depoya koyabiliyoruz” dedi.


‘HER YERDE SAYGIYLA KARŞILANIYORUZ’
Toplam 176 dönüm alanda üretim yaptıklarını ifade eden Sakarya, “Aslına işin zorluğunu ilk olarak ablam başladığı için o çekti. Ben geldiğimde ablam kendini kabullendirmişti. İlk önce kadın nasıl yapacak bu işi diye söylemler oldu. Hep erkek işi olarak bilindiği için. İnsanlar biraz yapamayacaklarımızı düşündüler. Artık gidip köy kahvesine de oturuyoruz. Her yerde saygıyla karşılanıyoruz. 176 dönüm ekili arazimiz var. Çeltik bilindiği üzere su içerisinde yetişiyor. Su olmazsa olmazların arasında, damlama usulü ile ekim yapanlar da var ancak ne kadar başarılı olduğunu bilmiyorum. Ama biz çeltiği direkt su içerisine atıyoruz. Arada bir ilaçlama gübreleme yapılıyor. Ama çeltik genelde suyun içerisinde oluyor. Biraz çamurlu bir iş ama güzel” diye konuştu.


‘EN İYİ BİLDİĞİMİZ İŞİ YAPIYORUZ’
Çiftçilik yapmak için daha önce köyde yaşamış olmanın gerekmediğini ifade eden Sakarya, “Herkes bizleri takdir etmeye başladı. İsteseniz yatıp yattığınız yerden para alabilirdiniz, ama siz çabalıyorsunuz ve üretim yapıyorsunuz diye takdir görüyoruz. En iyi bildiğin iş demişler. Bizim de bildiğimiz bir iş, çocukluğumuz tarlalarda geçti. İnsanlar çiftçilik denince hep köy geliyor insanların aklına öyle bir şey yok. Herkes yapabilir. Dünya genelinde gıda sıkıntısı yaşanıyor. Bunu aşmak için hep birlikte üretmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Belediye’den ıspanak tohumu!

Edirne’de tarımı ve üreticiyi desteklemek, bereketli topraklara tekrar hayat vermek amacıyla bir süre önce Belediye Meclis Kararı ile kurulan Edirne Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’nce kırsal mahallelerdeki çiftçilere kışlık ıspanak tohumu dağıtıldı. Üreticinin her zaman destekçisi olacaklarını belirten Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan Akın, “Tarım cenneti Edirne’nin bereketli toprakları tekrar hayat bulacak. Hayata geçireceğimiz projelerle üretecimizin yanında olacağız” dedi.

Edirne Belediyesi, kırsal mahallelerde tarımsal üretimi desteklemek amacıyla önemli bir projeyi hayata geçirdi. Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’nün koordinasyonunda, kırsal mahallelerdeki üreticilere kışlık ıspanak tohumu dağıtımı gerçekleştirildi. Bu kapsamda, Belediye Tarımsal Hizmetler Müdürü Egemen Ilgın, Tarım Komisyon Üyesi Meclis Üyeleri İsmail Sancakçavuşu ve Sergen Kuru kırsal mahalleleri ziyaret ederek, üreticilere birebir tohum dağıtımı yapıldı.

Dağıtımı yapılan “Matador” cinsi geniş yapraklı ıspanak tohumları, üreticilerin kış aylarında da tarımsal faaliyetlerini sürdürebilmeleri adına önemli bir adım oldu. Üreticilerin ihtiyaçlarına ve ekim alanlarının büyüklüğüne göre 150 gram ile 15 kilogram arasında gerçekleştirilen tohum desteği, üreticilerden de tam not aldı.

Kırsal mahallelerdeki üreticilere verilen desteğin önemine vurgu yapan Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan Akın, “Edirne, adeta bir tarım cenneti. Bereketli topraklarıyla ülkemizin önemli bir tarım merkezi. Yeni kurduğumuz Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’müz ve Belediye Meclisimiz Tarım Komisyonu üyelerimiz üreticilerimizi nasıl destekleyebileceğimiz konusunda çalışmalar gerçekleştiriyor. İlk olarak kırsal kesimdeki üreticilerimize destek amacıyla ıspanak tohumu dağıtımı yapmaya başladık. Hayata geçireceğimiz projelerle zor koşullarda tarım yapan üreticilerimizin her zaman yanında olmaya; onlarla birlikte geleceğimizi aydınlatmaya, toprağımıza, tohumumuza sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi.

Kırsal kalkınmada 3. ‘IPARD’

Olgay GÜLER
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kırsal kalkınmayı destekleme amacıyla hayata geçirilen IPARD programının, yeni başlatılan üçüncü ayağı hakkında Edirneli üreticiler bilgilendirildi.


Bakanlığın, ikinci ayağını bu yıl tamamlamaya hazırlandığı IPARD programının, üçüncü ayağı için ülke genelinde gerçek-leştirilen tanıtım ve bilgilendirme toplantılarının son adresi Edirne oldu. Margi Hotel’de düzenlenen toplantıya; Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Ahmet Antalyalı, IPARD Yönetim Otoritesi Daire Başkanı Hasan Hüseyin Han, Edirne Tarım ve Orman İl Müdürü Atilla Bayazıt ile çok sayıda davetli katılım gösterdi. Toplantıda; IPARD III Programı kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında katılımcılara bilgiler verildi.


Toplantıda konuşan Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Başkanı Antalyalı, daha önce 42 ilde uygulanan, bu yıl ise 81 ile yaygınlaştırılan IPARD programının tanıtım faaliyetlerine devam ettiklerini söyledi. Antalyalı, 2016 yılında ikinci ayağı başlayan programın, yaşanan elim deprem faciasından dolayı bir sene daha uzatıldığını ve bu sene tamamlanacağını belirtti. IPARD III programını başlatmanın sevincini yaşadıklarını dile getiren Antalyalı, “Bu yeni dönemde IPARD II programından farklı olarak bazı yenilikler oldu. Bu yeniliklerden en önemlisi daha önce 42 ilde uygulanan programın 81 ile yaygınlaştırılması oldu. Yapı-lan önemli bir değişiklik ise Türkiye Cumhuriyeti katkısı daha önce yüzde 25 iken artık IPARD III programı ile yüzde 50 ye çıkarılmasıdır. Böyle-likle IPARD III programının bütçesi 550 Milyon Euro’dan, 785 Milyon Euro’ya yük-seltilerek daha fazla vatanda-şımızın bu programdan fayda-lanmasının önü açılmış oldu” diye konuştu.

‘Salgının faturası çok pahalı’

Hayvan üreticisi Mustafa Bezbaş, özellikle Keşan’da etkili olan ve sürülere büyük hasar veren çiçek ve şarbon hastalığı ile ilgili bir açıklama yaparak, yetkililere tepki gösterdi.
Keşan’da şarbon ve çiçek hastalığı nedeniyle çok sayıda üreticinin hayvan sürülerinde kayıplar yaşandığını vurgulayan Bezbaş; “İstiyorum ki bu güzel Edirne’de, güzel ülkemin tüm şehirlerinde insanlar, idareciler kolay ve ucuz öğrensinler. Çiçek hastalığı bizi vurduğunda, komşu sürüler aşılanmayınca, hele hele salgına yakalanmış sürülerin yardım çağrıları; ‘önümüzdeki cumartesi, pazar, pazartesi aşı bulursak geleceğiz’ diye ertelendikçe, ‘salgın böyle yönetilmez, saklayarak bu salgını yönetemezsiniz’ diye uyarmıştım. Çiçeğe, şarbon karıştı ve Edirne’de canı yanmayan sürü sahibi kalmadı. Büyükbaş hayvanlar da şarbondan ölmeye başlayınca çarşı karıştı. Güzel ülkemin güzel insanları, an itibariyle salgın tedbirleri eksiksiz uygulanıyor. Yetkililere bu konuda teşekkür ederiz. Geç de kalsalar zararın neresinden dönersek kârdır. Edirne olarak biz çiçek ve şarbon salgını sürecini yönetmeyi pahalı öğrendik. Diğer şehirlerimizin bu salgını hiç yaşamamalarını, yaşarlarsa da salgın yönetimini doğru yöneterek kayıpsız atlatmalarını, salgın yönetimini az kayıpla ucuz öğrenmelerini dilerim” dedi.

ETSO heyeti Bulgaristan’da

Edirne Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) heyeti, dünya genelinden birçok katılımcıyı bir araya getirerek teknik ve mühendislik alanındaki gelişmeleri sergileyen ITF Uluslararası Plovdiv Teknik Fuarı’na, katılım sağladı. Yeni teknolojileri yerinde inceleme ve sektörlerdeki trendler hakkında bilgi edinme fırsatı sunan fuar ziyareti kapsamında, Newmix Kimya Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. CEO’su Murathan Kavak ve bölgenin iş insanlarından Ufuk Mangır’ın sahibi olduğu Mangır Tech standı ziyaret edildi.


ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Irmak, fuar ziyaretinin ardından Filibe Uluslararası Ekonomik Forum 2024’ün Açılış Yemeği’nde yer aldı. Organizasyon çerçevesinde BULTİŞ Bulgar Türk İş Adamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Donka Angelova Koleva ile bir araya gelen Sezai Irmak, aynı zamanda Filibe Başkonsolosu Korhan Küngerü, Ticaret Ataşesi Armağan Al, Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, Kıbrıs Türk Ticaret Odası yetkilileri ve birçok Türk ve Bulgar iş insanıyla da buluştu.
Açılış yemeği ile başlayan ve BULTİŞ (Bulgar Türk İş Adamları Derneği) tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomik Forum-Plovdiv 2024’de Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Irmak’ın yanı sıra Meclis Başkanı M. Emre Alp, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Meclis Üyeleri de yer aldı.


Karşılıklı iş birliği alanlarının değerlendirilmesine ve bölgeler arası yeni yatırım fırsatlarının keşfedilmesine olanak tanıyan forumun ardından, Türkiye Cumhuriyeti Sofya Büyükelçisi Mehmet Sait Uyanık, Filibe Başkonsolosu Korhan Küngerü ve Ticaret Ateşesi Armağan Al ile bir araya gelen Yönetim Kurulu Başkanı Irmak, fırsatları değerlendirmek ve ülkelerarası bağlantıları güçlendirmek amacıyla yapılan forumun önemli bir platform olduğunu belirterek, Türkiye ve Bulgaristan arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da derinleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu çerçevede, ortak projeler ve yatırımlar için gerekli adımların atılacağına dair umutlarını dile getirdi.
Bulgaristan heyet programının son gününde, yöresel şarap üreticilerini ve meraklılarını bir araya getiren Avgustiada 2024, Stara Zagora Geleneksel Şarap Festivali’nin açılışını, Stara Zagora Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı OlegStoilov, Stara Zagora TSO Türk Masası Başkanı İsmet Çavuşoğlu ile festivalin resmi konuğu olan Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Irmak gerçekleştirdi.
Heyet programı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Irmak, “Bu tür organizasyonlar, uluslararası iş birliklerimizi güçlendirmek ve bölgemiz için yeni yatırım olanakları oluşturmak adına büyük fırsatlar sunuyor. Fuar ve forumda elde ettiğimiz bağlantılar, gelecekteki projelerimiz için önemli bir zemin oluşturacak” dedi.

Ayçiçeğinde ‘ezberi bozun’ çağrısı


Olgay GÜLER
Edirne’de aşırı sıcak ve yağışsız hava nedeniyle yaşanan kuraklık, ayçiçeğinde yüzde 50’lere varan verim kaybına neden olurken, Trakya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı ve Bitki Islahı Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yalçın Kaya, üreticiye erken ekim çağrısında bulundu.
Türkiye’nin yağlık ihtiyacının önemli bölümünün karşılandığı Trakya’da üreticinin ‘sarı gelin’ olarak adlandırdığı ayçiçeğinde bazı bölgelerde aşırı sıcaklar nedeniyle yüzde 50’ye varan ürün kaybı oldu. Kentin, kış mevsiminde yeterli yağış alamaması nedeniyle toprak doyuma ulaşamadı. Yaz mevsiminin de kurak geçmesiyle, ayçiçeği ekili tarlalarda toprak çatlamaya başladı. Bölgedeki bazı üreticiler, ürünleri yeterli seviyede gelişemediği için tarlada bıraktı.


‘İKİ KURAKLIK ARDI ARDINA GELDİ’
Trakya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı ve Bitki Islahı Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yalçın Kaya, geçen yıl da ayçiçeğinde kötü bir sezon yaşandığını belirterek, “Oldukça düşük verimler elde ettik. Tabii bu bölgesel anlamda, yine geçtiğimiz yıl Tekirdağ bölgesi daha düşüktü. Bu yıl mesela Edirne bölgesi oldukça daha düşük. Bazıları hatta biçemeyecek kadar verim aldı. Tabii bu 2 yılın üst üste yaşanması, yaz kuraklarının aşırı derecede olması, çiftçi açısından oldukça kötü bir sezon. Fiyatlar, maliyetler de çok fazla arttığından çiftçi yeteri kadar verim alamadı. Şimdi bu 2 tane kuraklığın arka arkasına gelmesi açıkça çiftçileri geleceğe yönelik endişelendirdi. Çünkü masraflar gerçekten çok fazla miktarda arttı. 200 kilo olan verimler 100 kilolara 80 kilolara, yani yüzde 50, 60 civarında bir kayıp söz konusu” dedi.


‘BAŞKA ÜLKELERDE DE BENZER DÜŞÜKLÜKLER YAŞANDI’
Geçen ay konferanslara katılmak üzere Çin’e gittiğini söyleyen Prof. Dr. Kaya, “Sırbistan’da, Bulgaristan’da, hatta Ukrayna ve Rusya’da da yine aynı benzer düşüklükler yaşandı. Bu tabii iki anlamda önemli. Birincisi dünyadaki bu yaz bitkilerindeki kuraklık, çiftçilerin geleceğe yönelik karlılık anlamında ve sürdürülebilirlik anlamında sıkıntıları ve endişelerini ortaya koyuyor. Üretim maliyetleri de arttığı için çünkü kırsal kesim, üretimimizi esas yapan tarımın çimentosu. Bunların mutlaka oralarda kalmalı ve üretime devam etmeli. Bu açıdan bence artık çiftçi birlikleri, üretici birlikleri daha fazla aktif olarak çiftçilerin karlılığını arttıracak, maliyetlerini düşürecek çalışmalarında devletçe olsun veya toplumca olsun mutlaka yapılması gerekiyor. Bu anlamda dediğimiz gibi bu kuraklıklar inşallah devam etmez. Çünkü nedir? Daha önceki yıl son 70 yılın en kurak kışını yaşadık. Bu yıl yağışlar en azından ölçüde geçtiğimiz yıla nazaran oldu ama son 70 yılın en sıcak kışını yaşadık bu anlamda. Bizim geçen seneki kuraklıktan sonra güzel bir verimli bir şey yaşayacağız mı diye umutlarımız vardı, aynı şekilde bunu vurgulamıştık. Ama maalesef mayıs ayından sonra özellikle çok sıcak ve aşırı sıcak bir yaz yaşadık. Belki son 15-20 yılın veya daha önceki yılın oldukça çok sıcak bir yazı ve ardı ardına yağışsız bir sezon yaşadık. Bu da o dediğimiz kıştan kaynaklanan, kış sıcaklığından kaynaklanan topraklardaki nemin yetersiz oluşu ve arkasından da doğal olarak bu sıcakların da yine beraber gelmesiyle beraber yine maalesef bu düşük verimleri elde ettik” ifadelerini kullandı.
‘MUTLAKA YAĞIŞ VE NEM LAZIM’
Prof. Dr. Kaya, bu durumla mücadele etmenin zor olduğunu belirterek, “Birincisi en önemli şey, benim tavsiyem mümkün mertebe erken ekim. Artık o sıcaklardan kaçmak için bazı çiftçilerimiz Edirne’de mart ayında hatta ekimlere başladı. Tarlaya girebileceğimiz ilk zamandan itibaren bizim artık bu ekimleri gerçekleştirmemiz lazım. Çünkü önemli olan süt olum devresi, süt olum devresi tablo teşekkülü devresinde dane veriminin belirlendiği zamanlar. O belirlendiği zamanlarda mutlaka, mutlaka bir yağış ve en azından nem lazım. Ama o olmadığı zaman ve en azından serin bir hava lazım. O olmadığı zaman doğal olarak verimler yağ oranları oldukça düşüyor. Bu açıdan ona o denk gelmemek için artık ekimlerin mümkün mertebe daha biraz erkene çekmek lazım, diye düşünüyorum. Kesinlikle üreticinin eski bilinen ezberin dışına çıkması gerekiyor. Dediğimiz gibi buradaki, artık o toprakta suyunu kaybetmeyecek daha erken ekimleri sağlayacak çalışmalarda da yapılması lazım” diye konuştu.

Taybıllı: Kavun üreticisi zararına satıyor

CHP Edirne İl Başkanı Av. Harika Taybıllı, İpsala’nın Sultanköy ve Balabancık köylerinde kavun üreticilerini ziyaret etti. Taybıllı, ziyarette çiftçilerin sorunlarını dinleyerek ve tarım sektörünün içinde bulunduğu duruma dikkat çekti.
İpsala’nın Balabancık ve Sultan köylerinin kavun üretiminin önemli merkezlerinden olduğunu vurgulayan Taybıllı, “Buğdaydan ayçiçeğine, kavuna kadar bu sene çiftçilerimiz ürünlerinden para kazanamadı.” dedi.
Başkan Av. Harika Taybıllı, kavun ve karpuz üreticilerinin de bu yıl ciddi zararlar yaşadığını belirterek, “Kavunlar tarlada kalmış, toplananlarda Traktör arabalarında alıcı bekliyor ama o da yok, fiyatlar çok düşük. Üreticimiz bu sene Kavunda da zarar etti” ifadelerini kullandı.


“Kavun Üreticisi Zararına Kavun Satıyor”
Başkan Taybıllı şunları kaydetti:
İpsala ilçemizin Sultanköy ve Balabancık Köylerimizde görüştüğümüz kavun üreticileri, geçen yıla göre maliyetlerin %100 arttığı bu dönemde kavun fiyatların dip yaptığını dile getirdiler. Üreticimiz kavun toptancılarının tarladan kilosunu 2-3 TL.ye alım yaptığını, kavunun maliyetinin 4 lirayı buluduğunu dile getirdiler. Böyle giderse gelecek yıllarda bu ürünleri üretecek çiftçi bulamayız. Tarım üreticisinin sorunlarının çözümü üzerinde etkili politikalar üretmek amacıyla Genel Merkez düzeyinde de Cumhuriyet Halk Partisi olarak önemli çalışmalar yapıyoruz ve her zaman üreticinin yanındayız. Çiftçilerimizin ve halkımızın güzel günleri uzakta değil. Yapılacak ilk genel seçimlerden sonra, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bu dertlerin çaresiz olmadığını tüm halkımız görecektir.

‘Açlık sınırı 21 bin lira’

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, son bir yılda açlık sınırının 6 bin 485, yoksulluk sınırının da 25 bin 884 lira arttığına dikkat çekerek, dört kişilik ailenin açlık sınırının Eylül’de bir önceki aya göre 42 lira daha artarak 21 bin liraya çıktığını duyurdu. Asgari ücret açlık sınırının 4 bin lira altında kaldığını belirten Birleşik Kamu-İş,yoksulluk sınırının ise Eylül’de barınma, ulaştırma ve eğitim gibi alanlarda yaşanan fiyat artışlarının etkisiyle 1.715 lira artarak 65 bin 873 liraya yükseldiğini açıkladı.
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Edirne İl Temsilcisi Nedim Zobar, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Ar-Ge birimi KAMU-AR’ın açıkladığı dört kişilik bir modül, dengeli ve sağlıklı beslenmesi için tüketilmesi gereken gıda ile beslenmenin yanı sıra diğer ihtiyaçları da yoksunluk hissini çekmeden karşılayabilmesi için yapılması gereken harcamaları dikkate alarak hesapladığı açlık-yoksulluk sınırı Eylül 2024 sonuçlarını kamuoyu ilepaylaştı.
“Yaşanan ekonomik kriz yoksulluk ve yoksulluk riskini büyütmeye devam ediyor. Açlık sınırı eylülde bir önceki aya göre 42 lira artarak 21 bin liraya çıkarken yoksulluk sınırı da özellikle barınma, ulaşım ve eğitim gibi harcama kalemlerine gelen zamlar yüzünden 1.715 liralık yükselmeyle 65 bin 873 liraya kadar tırmandı” dinilen açıklamada şunlara yer verildi:
“Açlık sınırının bir önceki aya göre 42 lira arttığı eylülde gıda dışı ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 1.674 liralık artışla 44 bin 873 liraya çıktı. Her şeyin toplamının oluşturduğu yoksulluk sınırı ise bir önceki aya göre 1.715 lira arttı. Son bir yıllık dönemde açlık sınırı 6 bin 458 lira, gıda dışı ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 17 bin 764 lira ve yoksulluk sınırı ise 24 bin 221 liralık artış kaydedildi.
Eylül’de tam 21 bin ortaya çıkan açlık sınırı; bu yılsonuna kadar 17 bin lira olarak satış olan asgari ücretin 4 bin lira üzerine çıktı. Asgari ücreti 65 bin 873 liralık yoksulluk sınırının sadece yüzde 25,8’ini karşılayabildi. Temmuzda 12 bin 500 liraya kayıtlı en düşük emekli aylığı ise açlık sınırının ancak yüzde 59,5’ini karşılayabiliyor.
AÇLIK SINIRI
Ankara’da en fazla alış-veriş yapılan piyasalardan derlenen fiyatlara göre, dengeli beslenebilmek için et-balık-yumurta ücreti olarak harcanması gereken tutar eylülde bir önceki aya göre 77 lira, yıllık olarak ise 2 bin 48 lira artarak 6 bin 96 lira oldu.
Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 4 lira azalırken, geçen yılın aynı ayına göre ise 125 liralık artışla 428 lira oldu.
Bir önceki aya göre 12 lira azalarak 4 bin 640 liraya inen süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcama son bir yılda ise 1.398 lira arttı. Meyve için harcanması gereken para önceki aya göre 77 lira azalırken, geçen yılın aynı ayına göre ise 645 lira artarak 2 bin 9 lira oldu. Sebze için harcaması gereken tutar ise önceki aya göre 29 lira azalması, geçen yılın aynı ayına göre ise 576 lira artarak 2 bin 424 lira olarak hesaplandı.
Ekmek, un ve makarna gibi ürünler için yapılması gereken harcama eylülde değişmeyerek 1.761 lira kalırken, pirinç ve bulgur harcamaları 9 lira artarak 844 liraya yükseldi. Yağ için yapılması gereken harcama ise 10 liralık artışla 583 liraya çıktı.
Şeker, bal, pekmez, reçel gibi gıda ürünlerine yapılması gereken harcama önceki aya göre 66 lira artarak 1.468 lira oldu. Aynı zeytin için yapılması gereken harcamalar değişmedi ve 746 lirada kaldı.
Yetişkin erkek için 2.800, kadın için 2.200, genç için 3.000 ve çocuk için de 1.600 kalori esaslı olarak yapılan planlamaya göre eylül açlık sınırına göre erkek için 6 bin 131 lira, yetişkin kadın için 4 bin 813 lira, çocuk için 3 bin 495 lira ve genç için de 6 bin 560 lira oldu.
Açlık sınırı bu yıl ilk dokuz aylık dönem ise toplam 4 bin 517 lira artış kaydetti.
GIDA DIŞI HARCAMALAR
Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı fiyat değişimleri de temel olarak yapılan verilere göre, dört kişilik bir çocuğun gıda dışı karşılığında “insan onuruna yaraşır bir şekilde ve yoksunluk hissini duymadan” karşılana-bilmesi için harcama yapması gereken harcama da eylülde 44 bin 873 liraya kadar.
Eylül ayında dört kişinin giyim ve ayakkabı harcamaları ortalaması 1.902 liraya yükselirken, barınma (kira dahil) harcamaları 11 bin 570 liraya, ev eşyası harcamaları 5 bin 435 liraya, sağlık harcamaları 1.797 liraya yükseldi. Ulaştırma harcamaları 13 bin 306 liraya yükseldi. Haberleşme harcamaları 1.367 liraya, eğlence ve kültür harcamaları 1.295 liraya, eğitim harcamaları 1.036 liraya, tatil-otel harcamaları 4 bin 817 liraya ve çeşitli mal ve hizmetlerle ilgili harcamalar 2 bin 349 liraya kadar çıktı.
Gıda dışı harcamalar bu yılın ilk dokuz aylık döneminde 14 bin 519 lira artış gösterdi.
YOKSULLUK SINIRI
Dört kişilik bir aile insan onuruna yaraşır şekilde yoksunluk hissini çekmeden yaşayabilmesi için yapılması gereken gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı ise eylülde 65 bin 873 liraya tırmandı. Yoksulluk sınırında yılın ilk dokuzuncu dönemindeki artış ise 19 bin 35 lira oldu. Yoksulluk sınırında, son bir yıllık dönemdeki artış ise 24 bin 221 lira olarak gerçekleşti.”

Altın rekor tazeledi!


Olgay GÜLER
Türkiye’deki en önemli yastık altı yatırım aracı olarak görülen altın, yükselişle başladığı yeni haftada dün rekor tazeledi.
Altın fiyatları yeni haftayla birlikte yeni bir rekor seviyeye ulaştı. Altının ons fiyatı dün 2 bin 670 dolara ulaşarak rekor kırarken, gram altın fiyatı 2 bin 930 lirayı görerek tarihi zirvesini yaşadı. Çeyrek altın fiyatı ise 5 bin 22 TL’yi görerek 5 bin lira sınırını aştı. Cumhuriyet altını ise dün 20 bin 442 lira seviyelerinde işlem gördü. Böylelikle altın ons başına 2.670 ABD doları aşarak güvenli liman olma özelliğini pekiştirdi. Artışta ekonomik ve jeopolitik belirsizliklerin etkisi olduğu düşünülürken, ABD Merkez Bankası’nın son gerçekleştirilen 50 baz puanlık faiz indirimi de bu etkenlerin arasında yer alıyor.


‘GRAM ALTIN YIL SONUNA KADAR 4 BİN LİRA OLACAK’
Edirne Kuyumcular Derneği Başkanı İsmail Kalkan, gram altının sene sonuna kadar 4 bin lirayı göreceğini iddia etti. Kalkan, “Altın rekorlarını tazeleyecek çünkü dünyada önlenemez bir emtia. Yani bugün pahalı dediğimiz yarın gene ucuz olacak. Onun için altından şaşmamak lazım diyorum. Yükselişin sebebi jeopolitik olaylar, çevremizdeki olaylar, savaşlar. Ben altının gramının 4 bin lira olacağını düşünüyorum yıl sonunda. Burada önemli olan altını korumaktır. Muhafaza edebilmek. Muhafaza edebildikten sonra onun kârını hiçbir şey tutmaz” diye konuştu.

Komşu geri döndü!


Olgay GÜLER
Yaz tatillerinin bitmesinin ardından Avrupa’da yaşadıkları ülkelere dönüşleri biten gurbetçiler, sınır kapılarında oluşturduğu yoğunluğun sona ermesiyle, Yunanistan ve Bulgaristan vatandaşları Edirne’ye günübirlik alışveriş için tekrar gelmeye başladı.
Edirne’de günübirlik alışveriş için gelen komşu ülke Bulgaristan ve Yunanistan vatandaşları, sınır kapılarında gurbetçi vatandaşların oluş-turdukları yoğunluk nedeniyle yaz aylarında gelişlerine ara verdi. Sınır kapılarındaki yoğunluk, Eylül ayı itibarıyla sona erince esnafın beklediği Bulgar ve Yunan turistler yeniden kente akın etmeye başladı. İğneden ipliğe tüm ihtiyaçlarını Edirne’den karşılayan turistler, kurulan Ulus Pazarı başta olmak üzere tarihi çarşılar ve marketlerden alışverişlerini yapıyor.


‘BİZDEN DAHA CAZİP BİR ŞEY BULAMAZLAR’
ETSO Başkanı Sezai Irmak, komşu ülkelerden gelen turistlerin yaz aylarında her sene gelişlerine bir süre ara verdiğini anlattı. Irmak, “Bunlar, her sene yaz aylarında gurbetçi sezonunda ara veriyor. Malum yaz ayında bunların da işleri var. Kışlık tarhanasını yapacak, salçasını yapacak. Bir de gümrüklerde yoğunluk olduğundan bu yıl gümrük geçişi, geçen yıla nazaran daha kısa süreye indi. Ama günübirlik gelecek bir insan 10 saat gümrükte neden beklesin? Bu seyahate 2 ay, 2,5 ay ara veriyor. Yoksa o şehir efsanesinde anlatıldığı gibi Bulgarlar kaçtı, bizi terk etti diye bir şey yok. Hiçbir yere gitmez çünkü buradan komşu illere gidip, bizden daha cazip bir şey bulamazlar” dedi.


‘GÜMRÜKLERDE SIRA YOK’
Irmak, komşu ülke vatandaşlarının yeniden yoğun şekilde gelmeye başladığını belirterek, “Yine eskisi gibi yoğun biçimde gelmeye başladılar. Eylül ayı 15’inden itibaren, ortasından itibaren. Gümrüklerde sıra yok, komşular burada. Örneğin pandemide Edirne ekonomisini onlar, ayakta tuttu. Şimdi de aslında iki faktör var; üniversitenin açılması, bu sene 35-40 bin yeni öğrenci geldi. Öğrenciler ve günübirlikçiler, bu iki grup da Edirne ekonomisini canlı tutuyor” diye konuştu.


‘FİYAT İHLALLERİ OLURSA ANINDA MÜDAHALE EDİLİYOR’
Kentteki farklı sektörlerdeki fiyat değişkenliğine de dikkat çeken Irmak, “Bulgaristan’dan akrabalarımız da var, gelip gidiyorlar. Gümrükte bir sorunla karşılaşmadan girip görüyor, müşahede ediyoruz. Fiyatlar göreceli. İyi mal, iyi fiyat. Tabii belli ürünlerde, yeme içme sektöründe falan herkesin tarifesi var. Tarife bulundurma zorunluluğu var. Ama dediğim gibi üniversiteyle beraber Edirne nüfusu 200 bini aştı. İhlaller de olabilir. Bunlara şikayet olduğunda anında müdahale ediliyor. Ticaret Müdürlüğümüzün ekipleri, Belediye Zabıta Müdürlüğü’nün ekipleri, sık sık kontrol ediyor. Bize de intikal eden bir şey olursa hızla üstüne gideriz” dedi.


‘3 HAFTADAN BERİ ÇOK GÜZEL BİR YOĞUNLUĞUMUZ VAR’
Komşu ülkeden gelen turistlerin en çok ziyaret ettiği noktalardan Ulus Pazarı’nın Esnaf Kooperatifi Başkanı Barış Atkoşan da “Yurt dışında çalışan vatandaşlarımızın çalıştıkları ülkelere geri dönmesi ile birlikte sınır kapıları oldukça sakin. Tabii ki bunu uzun dönemden beri bekleyen Bulgar turistler de fırsata çevirmiş durumda. Sabahın erken saatlerinden itibaren Edirne’ye akın akın geliyorlar ve her zamanki gibi ilk durakları Edirne Ulus Pazarı. Bu bizim için memnuniyet verici. Demek ki uzunca bir aradan sonra Bulgar turistler, yine Ulus Pazarı’nı unutmamış. Ulus Pazarı eski günlerine döndü diyebiliriz. 3 haftadan beri çok güzel bir yoğunluğumuz var” diye konuştu.


‘FİYATLARIN BİRAZ DAHA AŞAĞIDA OLMASI GEREKİYOR’
Bostanpazarı semtinde şarküteri işleten Metin Doğan ise kentte fiyatların pahalı olmasından dolayı komşu ülke vatandaşlarının eskisi gibi yoğun gelmediğini söyledi. Doğan, “Fiyatların biraz daha aşağıda olması gerekiyor. Bu insanlar geldiğinde otoparkta araba bıraktığı zaman fiyatı 10 liraysa 10 lira alması gerekiyor, 100 lira almaması gerekiyor. Bugün çarşıda bir döner yiyor, 60 lira yazan fiyattan 100 lira alınıyor. Bunu yapmaması gerekiyor. Bunlar gelmediği zaman, Edirne’nin ekonomisi biter. Bunu hep her zaman dile getiriyorum. Esnaf olarak hepimiz rahatsızız, fiyat dengesizliği de çok” dedi.


Bulgaristan’dan alışveriş için gelen Sira Angelova da fiyatların pahalılığından yakındı. Angelova, “Ara ara geliyoruz, trafik çok yoğun değil. Burada pahalılık olduğu için çok sık gelemiyoruz. Geldiğimizde de deterjan, peynir, zeytin ve tatlı gibi şeyler alıyoruz, biraz da geziyoruz” diye konuştu.