Yazar arşivleri: Mehmet ŞELECİ

İSG Eğitimi İzmir Nedir? Kimler İçin Gereklidir?

İSG eğitimi İzmir araması yapan işletmeler ve çalışanlar için en önemli konu, eğitimin hem mevzuata uygun hem de işyerinin gerçek risklerine göre planlanmasıdır. Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri, çalışanların mesleki risklerden korunması, hak ve sorumluluklarını öğrenmesi ve güvenli çalışma alışkanlığı kazanması amacıyla düzenlenir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına göre temel eğitim süreleri işyerinin tehlike sınıfına göre belirlenir: az tehlikeli işyerlerinde en az 8 saat, tehlikeli işyerlerinde en az 12 saat, çok tehlikeli işyerlerinde ise en az 16 saat eğitim verilmelidir. Ayrıca bu eğitimler belirli aralıklarla yenilenir.

İzmir gibi liman, lojistik, üretim, sanayi ve hizmet sektörlerinin birlikte güçlü olduğu bir şehirde İSG eğitimi İzmir çok daha önemli hale gelir. İzmir Büyükşehir Belediyesinin kurumsal dokümanlarında iş sağlığı ve güvenliği için ayrı başlıklar, eğitim formları, işbaşı eğitimleri ve yayınların yer alması, şehirde bu alanın kurumsal düzeyde de aktif biçimde ele alındığını gösterir. Bu yerel yapı, İSG konusunun İzmir’de yalnızca özel sektör değil, kamu ve belediye organizasyonlarında da önemsendiğini ortaya koyar.

İSG Eğitimi İzmir Neden Önemlidir?

İSG eğitimi İzmir yalnızca yasal bir zorunluluğu yerine getirmek için yapılmaz. Bakanlık açıklamalarında bu eğitimlerin amacının, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği açısından bilgi, tutum ve davranışlarında olumlu değişiklik oluşturmak olduğu belirtilir. Yani hedef sadece kuralları anlatmak değil, çalışanların gerçek riskleri fark etmesini ve güvenli davranış geliştirmesini sağlamaktır.

Bu nedenle İzmir’deki bir işletmede eğitim planlanırken tek tip içerik kullanmak yeterli olmaz. Bir liman işletmesinde araç ve yük hareketliliği ön plandayken, bir üretim tesisinde makine güvenliği ve bakım süreçleri daha kritik olabilir. Bir ofis ortamında ise ergonomi, ekranlı araçlarla çalışma ve acil durum farkındalığı öne çıkar. Bu yaklaşım, Bakanlığın iş ve işyerine özgü risklerin dikkate alınması gerektiğine ilişkin çerçevesiyle uyumludur.

İSG Eğitimi İzmir Kapsamında Kimler Eğitim Almalıdır?

İSG eğitimi İzmir yalnızca büyük sanayi tesislerini ilgilendirmez. Bakanlığın kamu rehberi ve ilgili açıklamaları, bu eğitimlerin kamu dahil 6331 sayılı Kanun kapsamındaki işyerlerinde çalışanlar için geçerli olduğunu ortaya koyar. Yani ofisler, depolar, mağazalar, atölyeler, üretim alanları ve kamu kurumları da bu yükümlülüğün içindedir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, her çalışan için aynı eğitim içeriğinin verilmemesidir. Eğitim; çalışanın yaptığı işe, kullanılan ekipmana, işyerinin tehlike sınıfına ve maruz kalabileceği risklere göre şekillendirilmelidir. İzmir’in farklı sektörleri bir arada barındıran yapısı düşünüldüğünde bu ayrım daha da önem kazanır.

İSG Eğitimi İzmir Süreleri Nasıl Belirlenir?

İSG eğitimi İzmir planlamasında en kritik başlıklardan biri eğitim süresidir. Resmî kaynaklara göre temel eğitimler az tehlikeli işyerlerinde en az 8 saat, tehlikeli işyerlerinde en az 12 saat, çok tehlikeli işyerlerinde ise en az 16 saat olarak düzenlenir. Yenileme aralıkları da buna göre değişir: az tehlikelide 3 yılda bir, tehlikelide 2 yılda bir, çok tehlikelide yılda bir eğitim yenilenir. Altı aydan fazla işten uzak kalanlara ise işe başlamadan önce bilgi yenileme eğitimi verilmesi gerekir.

Bu süreler İzmir’deki tüm işyerleri için aynı değildir; belirleyici olan işyerinin tehlike sınıfıdır. Yani bir muhasebe ofisi ile liman sahasında faaliyet gösteren bir işletme ya da üretim tesisi aynı eğitim süresine tabi olmaz. Bu yüzden doğru bir İSG eğitimi İzmir planı için ilk adım, işyerinin tehlike sınıfını netleştirmektir.

İSG Eğitimi İzmir İçeriğinde Neler Olmalıdır?

İSG eğitimlerinin etkili olabilmesi için içeriğin işyerine özel hazırlanması gerekir. Bakanlık yaklaşımına göre eğitimler, işyerine ve kullanılan ekipmana özgü iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini içermelidir. Bu nedenle İSG eğitimi İzmir kapsamında hazırlanacak içerikte genel iş güvenliği kuralları, çalışan hak ve sorumlulukları, acil durumlar, kişisel koruyucu donanım kullanımı, yangın farkındalığı, ergonomi ve işyerine özgü tehlikeler birlikte yer almalıdır.

İzmir özelinde liman, lojistik ve açık saha operasyonlarının yoğun olduğu işyerlerinde yük kaldırma, araç trafiği, ekipman güvenliği ve açık alanda çalışma riskleri daha fazla öne çıkabilir. Üretim tesislerinde ise makine koruyucuları, elektrik güvenliği ve bakım-onarım prosedürleri eğitimin ana omurgasını oluşturabilir. Bu yerel vurgu, İzmir’in sektörel yapısına dayalı mantıklı bir uygulama yorumudur.

İSG Eğitimi İzmir’de Kimler Tarafından Verilebilir?

Bakanlığın sıkça sorulan sorular sayfasına göre çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini verebilecek kişi ve kuruluşlar ilgili yönetmelikte düzenlenmiştir. Eğitim verilecek konuya göre uzmanlık alanları dikkate alınmak şartıyla işyerinde görevlendirilmiş iş güvenliği uzmanları da bu eğitimleri verebilir.

Bu nedenle İSG eğitimi İzmir ararken yalnızca fiyat ya da tarih karşılaştırması yapmak yeterli olmaz. Eğitimi verecek kişinin niteliği, işyerinin faaliyet alanını tanıması ve içeriği gerçek risklere göre uyarlayabilmesi de çok önemlidir. Özellikle tehlikeli ve çok tehlikeli sınıftaki işyerlerinde bu konu daha da kritik hale gelir.

İzmir’de İSG Eğitimi Alırken Nelere Dikkat Edilmeli?

İSG eğitimi İzmir için doğru planlama yapmak isteyen işletmeler önce işyerinin tehlike sınıfını belirlemelidir. Ardından çalışanların görevleri, kullanılan ekipmanlar, saha koşulları ve geçmiş kaza ya da ramak kala kayıtları değerlendirilmelidir. Eğitim bu verilerle planlandığında hem mevzuata uygun olur hem de sahada karşılık bulur.

Ayrıca eğitim tek seferlik düşünülmemelidir. Temel eğitimler tehlike sınıfına göre belirlenen periyotlarda yenilenmeli, işe yeni başlayanlar, görev değişikliği yaşayanlar ve uzun süre işten uzak kalanlar için de güncel bilgi aktarımı yapılmalıdır. İzmir Büyükşehir Belediyesinin iş sağlığı ve güvenliği alanında işbaşı eğitimleri ve yayınlar için ayrı kurumsal alanlar oluşturması da bu süreklilik yaklaşımıyla uyumludur.

İlk Yardım Sertifikası Nedir? Nasıl Alınır?

İlk Yardım Sertifikası, acil bir durumda profesyonel sağlık ekipleri gelene kadar temel ve doğru müdahaleleri yapabildiğinizi gösteren resmî belgedir. Millî Eğitim Bakanlığının İlk Yardım sayfasında yer alan bilgilere göre resmî kullanımda bu belgeye eşlik eden ilk yardımcı kimlik kartı da bulunur ve her ikisinin geçerlilik süresi belirli kurallara bağlıdır.

Günlük kullanımda “ilk yardım sertifikası” ifadesi çok yaygındır; ancak sistemin mantığı yalnızca kursa katılmak değildir. Türk Kızılay İlk Yardım Birimi, ilk yardımcı olabilmek için temel ilk yardım eğitimi almak, sertifika ve kimlik kartı almaya hak kazanmak gerektiğini belirtir. Bu da belgenin sıradan bir katılım evrakı değil, resmî bir yetkinlik göstergesi olduğunu ortaya koyar.

İlk Yardım Sertifikası Ne İşe Yarar?

İlk Yardım Sertifikası, kişinin temel ilk yardım bilgisine sahip olduğunu ve Bakanlık standartlarına uygun eğitim aldığını gösterir. Türk Kızılay’ın açıklamasına göre ilk yardımcı; Bakanlıkça belirlenen standartlara uygun eğitim alan ve aldığı eğitim çerçevesinde uygulamalar yapabilen, ilk yardımcı yetki belgesine sahip kişidir.

Bu nedenle ilk yardım sertifikası sadece teorik bilgi anlamına gelmez. Sertifika süreci, kişinin olay yerinde doğru yaklaşım gösterebilmesini, yardım gelene kadar temel müdahaleleri güvenli şekilde yapabilmesini hedefler. Bu yorum, Kızılay’ın “ilk yardımcı” tanımı ile MEB’in sertifika ve kimlik kartı sistemini birlikte değerlendirmeye dayanır.

İlk Yardım Sertifikası Nasıl Alınır?

İlk Yardım Sertifikası nasıl alınır? sorusunun cevabı birkaç adımdan oluşur. Önce yetkili bir ilk yardım eğitim merkezine başvurmanız gerekir. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünün ilk yardım sayfası, sistemin ilk yardım eğitim merkezi ve ilk yardım eğitici eğitim merkezi gibi resmî yapılar üzerinden yürüdüğünü açıkça gösterir.

Ardından temel ilk yardım eğitimi alınır. Eğitim sonunda yapılan değerlendirme süreci başarıyla tamamlandığında ilk yardımcı sertifikası ve kimlik kartı alınır. Türk Kızılay da ilk yardımcı olmak için temel ilk yardım eğitimi alınması ve sertifika ile kimlik kartına hak kazanılması gerektiğini açıkça belirtir.

İlk Yardım Sertifikası Nereden Alınır?

İlk Yardım Sertifikası, Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş ilk yardım eğitim merkezlerinden alınır. İl sağlık müdürlüklerinin ilk yardım sayfalarında bu merkezler ve ilgili süreçler açık biçimde yer alır. Bu da belgenin resmî bir sistem içinde düzenlendiğini gösterir.

Bu yüzden kurs ararken sadece “ilk yardım eğitimi veriyoruz” ifadesine bakmak yeterli değildir. Kurumun gerçekten yetkili eğitim merkezi olup olmadığını kontrol etmek gerekir. Bu sonuç, il sağlık müdürlüğünün resmî ilk yardım merkezi ve mevzuat bağlantılarına dayanır.

İlk Yardım Sertifikası İçin Şartlar Nelerdir?

İlk Yardım Sertifikası almak isteyenlerde aranan temel şartlardan biri, en az ilkokul mezunu olmaktır. Türk Kızılay İlk Yardım Birimi, ilk yardımcı olabilmek için en az ilkokul mezunu olunması gerektiğini açıkça belirtir. Bunun yanında temel ilk yardım eğitimi almak ve sertifika ile kimlik kartına hak kazanmak da gerekir.

Bu nedenle ilk yardım sertifikası almak isteyen kişinin yalnızca kurs bulması yetmez; başvurduğu merkezin yetkisini ve kendi uygunluğunu da kontrol etmesi gerekir. Resmî ve kurumsal kaynaklar, bu belgenin gelişigüzel düzenlenen bir katılım evrakı olmadığını net biçimde ortaya koyar.

İlk Yardım Eğitimi Kaç Saat Sürer?

İlk Yardım Sertifikası sürecinde en çok merak edilen konulardan biri eğitim süresidir. MEB’in sık sorulan sorular sayfasına göre ilk yardım güncelleme eğitimi 8 saattir. Aynı sayfada sertifika yenileme süreci de bu güncelleme eğitimiyle ilişkilendirilir.

Temel ilk yardım eğitimi için elimdeki resmî arama sonuçlarında MEB sayfasında süre bilgisi görünmüyor; ancak yetkili ve yaygın kullanılan eğitim merkezi sayfalarında uygulamanın temel eğitim için standart şekilde yürütüldüğü görülüyor. Bu nedenle burada kesin saat vermek yerine, temel eğitimin süresini başvuracağınız yetkili merkezden teyit etmeniz en doğru yol olur. MEB tarafından kesin görünen süre bilgisi güncelleme eğitimi için 8 saattir.

İlk Yardım Sertifikası Ne Kadar Süre Geçerlidir?

MEB’in ilk yardım SSS sayfasına göre ilk yardımcı sertifikası ve kimlik kartı 3 yıl geçerlidir. Üçüncü yılın sonunda güncelleme eğitimiyle başarılı olan kursiyerlerin sertifikası ve kimlik kartı yenilenir. Öğretmen sayfasında da geçerlilik süresinin 3 yıl olduğu ve bitimi takiben en geç 3 ay içinde 8 saatlik güncelleme eğitimi yapılabildiği belirtilir.

Bu yüzden ilk yardım sertifikası alan kişilerin belge tarihini takip etmesi çok önemlidir. Süresi dolan belgeler için zamanında yenileme planı yapmak gerekir. MEB’in yayımladığı bilgiler, bu geçerlilik ve yenileme sistemini net biçimde ortaya koyar.

İlk Yardım Sertifikası Alırken Nelere Dikkat Edilmeli?

İlk dikkat edilmesi gereken konu, eğitimin yetkili merkezden alınmasıdır. İkinci konu, sertifika ile sıradan farkındalık veya tanıtım eğitimlerinin karıştırılmamasıdır. Kızılay ve MEB kaynakları, ilk yardımcı olmak için resmî eğitim ve sertifika hakkı kazanılması gerektiğini açıkça gösterir.

Üçüncü önemli nokta ise belgenin süresini takip etmektir. Sertifika ve kimlik kartı 3 yıl geçerli olduğu için, süresi dolmadan güncelleme eğitimine başvurmak gerekir. Bu da ilk yardım sertifikasının tek seferlik değil, takip edilmesi gereken bir belge olduğunu gösterir.

Plastik Vidası Seçiminde Doğru Tercih Dayanıklılığı Belirliyor

Endüstriyel üretimden mobilya sektörüne kadar birçok alanda kullanılan plastik vida, doğru seçilmediğinde bağlantı problemlerine ve uzun vadede maliyet artışına neden olabiliyor. Özellikle plastik malzemelerin hassas yapısı, kullanılan vidanın türünü doğrudan önemli hale getiriyor.

Plastik yüzeylerde kullanılan vidaların en önemli özelliği, malzemeye zarar vermeden sağlam bir tutuş sağlamasıdır. Bu noktada kaliteli bir plastik vidası, diş yapısı ve malzeme kalitesi sayesinde hem montaj kolaylığı sunar hem de uzun ömürlü kullanım sağlar. Yanlış vida seçimi ise çatlama, gevşeme ve deformasyon gibi sorunlara yol açabilir.

Uzmanlar, plastik parçalar için özel üretilmiş vidaların tercih edilmesini öneriyor. Bu vidalar, standart metal vidalara göre daha uygun diş formuna sahip olup plastik yüzeye zarar vermeden maksimum verim sunar. Ayrıca doğru çap ve uzunluk seçimi, bağlantının sağlamlığını doğrudan etkileyen kritik unsurlar arasında yer alır.

Sonuç olarak, hem üretim kalitesini artırmak hem de montaj sonrası sorunları minimize etmek için doğru plastik vidası kullanımı büyük önem taşır. Kaliteli ve doğru ürün tercihi, uzun vadede hem maliyet avantajı sağlar hem de güvenli bir kullanım sunar.

Düğün Organizasyonlarında Plastik Düğün Sandalyesi Neden Tercih Ediliyor?

Düğün, nişan ve davet organizasyonlarında doğru ekipman seçimi, hem estetik hem de konfor açısından büyük önem taşır. Özellikle son yıllarda organizasyon firmaları ve işletmeler tarafından sıkça tercih edilen plastik düğün sandalyesi, sunduğu avantajlarla öne çıkmaktadır.

Dayanıklı yapısı, hafifliği ve kolay taşınabilir olması sayesinde plastik düğün sandalyesi, büyük organizasyonlarda pratik bir kullanım sağlar. Açık hava düğünleri, kır organizasyonları ve salon etkinliklerinde uzun süreli kullanıma uygun olan bu sandalyeler, hava koşullarına karşı dirençli yapısıyla da dikkat çeker.

Modern üretim teknikleri ile geliştirilen plastik düğün sandalyesi modelleri, sadece işlevsellik değil aynı zamanda estetik görünüm de sunar. Farklı renk ve tasarım seçenekleri sayesinde organizasyon konseptine uyum sağlarken, şık detayları ile davet alanına zarif bir hava katar.

Organizasyon firmaları için en önemli kriterlerden biri de maliyet avantajıdır. Bu noktada plastik düğün sandalyesi, hem uygun fiyatlı olması hem de uzun ömürlü kullanım sunması ile ekonomik bir çözüm olarak öne çıkar. Toptan alımlarda sağlanan fiyat avantajları da işletmeler için önemli bir tercih sebebidir.

Ayrıca hijyen ve bakım kolaylığı da plastik düğün sandalyesi tercihinde etkili olan faktörler arasındadır. Kolay temizlenebilir yüzeyi sayesinde her organizasyon sonrası hızlıca kullanıma hazır hale getirilebilir. Bu da özellikle yoğun etkinlik takvimi olan işletmeler için büyük bir avantaj sağlar.

Sonuç olarak, estetik, dayanıklılık ve ekonomik çözümleri bir arada sunan plastik düğün sandalyesi, organizasyon sektöründe vazgeçilmez ürünler arasında yer almaktadır. Doğru ürün seçimi ile hem görsel bütünlük sağlanabilir hem de misafirlere konforlu bir deneyim sunulabilir.

TÜ’de “Su ve Sürdürülebilirlik” Semineri

Trakya Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Su Ürünleri Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğinde düzenlenen “Su ve Sürdürülebilirlik” semineri yoğun katılımla gerçekleştirildi.

Dünya Su Günü kapsamında Mimarlık Fakültesi Mimar Sinan Amfisi’nde düzenlenen etkinlikte konuşan Su Ürünleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Utku Güner, su kaynaklarının geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

İklim değişikliğinin yağış rejimlerini değiştirdiğini, kuraklık riskini artırdığını ve su kaynaklarının dengesini bozduğunu belirten Güner, bu sürecin uzun vadede küresel ölçekte bir su krizine yol açabileceğine dikkat çekti. Güner, söz konusu durumun; doğal kaynakların azalması, artan nüfus, plansız tüketim ve çevresel tahribatla doğrudan ilişkili olduğunu ifade etti.

Gelecek için alternatif su kaynakları planlamasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Güner, banyo ve lavabo sularının basit arıtma yöntemleriyle yeniden kullanılmasını sağlayan “gri su” sistemlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.

Kentsel alanlarda çatı sularının yer altı depolarında toplanarak israfın önüne geçilmesi ve yağmur suyu hasadıyla şebeke suyu üzerindeki yükün azaltılması gerektiğini belirten Güner, “Geleneksel betonlaşmış şehir yapısı yerine, geçirimli yüzeyler ve yeşil çatılarla donatılmış ‘sünger şehir’ modellerine geçilmelidir. Bu doğa temelli tasarımlar hem sel riskini azaltmakta hem de ani yağışları hızla yer altına ileterek su kaynaklarını beslemektedir.” dedi.

Program, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Beste Karakaya Aytin tarafından Prof. Dr. Utku Güner’e teşekkür belgesi takdim edilmesiyle sona erdi.

Tiyatro bileti bağışla alınacak

Keşan Belediyesi kültür ve dayanışmayı bir araya getiren anlamlı bir etkinlik hayata geçiriyor. Çocuklara umut olmak amacıyla düzenlenen sosyal sorumluluk projesi kapsamında, vatandaşlar bağış yaparak tiyatro keyfi yaşayacak.

Türk edebiyatının usta kalemlerinden Halid Ziya Uşaklıgil’in ölümsüz eseri Aşk-ı Memnu, Çiğdem Tunç Tiyatrosu’nun modern uyarlamasıyla sahnede yeniden hayat bulacak. “Aşk-ı Memnu: Hatıran Bende Saklı” adlı oyun, 27 Mart Cuma günü saat 20.00’de Selim Sesler Konferans ve Tiyatro Salonu’nda tiyatroseverlerle buluşacak.

Etkinlik kapsamında Paylaşım Mağazası’na bağışlanmak üzere getirilecek çocuk kıyafeti veya oyuncak karşılığında tiyatro bileti verilecek. Bağışlar, mesai saatleri içerisinde Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nde teslim alınacak ve biletler yine aynı noktadan vatandaşlara ulaştırılacak.

Zengin oyuncu kadrosuyla dikkat çeken oyunda; Çiğdem Tunç, Umut Yüksel, Balca Başman, Deniz Salman, Savaş Özkartal, Öncil Aktarcı, Volkan Yalav, Zeynep Sancar, Yaşar Ayvacı, Selma Aras, Gamze Yarka ve Umutcan Atmış sahne alacak.

Yetkililer, tüm Keşan halkını bu anlamlı etkinliğe destek olmaya davet ederek, “Bir çocuğun yüzünü güldürmek ve sanatı daha geniş kitlelerle buluşturmak için herkesi bu iyilik hareketine ortak olmaya bekliyoruz.” çağrısında bulundu.

Akaryakıt komşuda daha pahalı

Türkiye’de motorin (mazot) fiyatları, ortalama 73,50 – 75,50 TL bandında seyrederken, komşu ülke Bulgaristan’da ise fiyatı son bir haftada 1,54 avrodan 1,62 avroya yükselerek yüzde 6,19 oranında arttı.

BNR’nin yayınladığı Fuelo platform verilerine göre, Bulgaristan’da yakıt fiyatları yükselişini sürdürüyor. En yaygın kullanılan A95 benzin, son bir haftada litre başına yüzde 4,29 oranla yani 0,06 avro ile artarak 19 Mart’taki 1,40 avrodan 1,46 avroya yükseldi. Aylık bazda artış ise litre başına yüzde 16,13 yani 0,20 avro oldu.

En büyük artış dizelde izlendi. Dizelin fiyatı son bir haftada 1,54 avrodan 1,62 avroya yükselerek yüzde 6,19 ile arttı. Aylık artış ise litre başına 0,35 avro ile yüzde 27,56 olarak kayıtlara geçti.

LPG fiyatı yüzde 3,08 artarken, metan fiyatında değişiklik izlenmedi. A98 premium benzin ise yüzde 3,73 oranında arttı.

U16 grup birinciliği başlıyor

2025-2026 Futbol Sezonu U16 Türkiye Şampiyonası Birinci Kademe Grup Müsabakaları 24 grup merkezinden Edirne’de 4 takımın katılımıyla bugün başlıyor.

Müsabakaların teknik toplantısı ve kura çekimi dün Edirne Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu sosyal tesislerinde gerçekleştirildi. Birinci kademe maçları eleme usulüne göre oynanacak.

İLK GÜN PROGRAMI

27 Mart 2026 Cuma

Tekirdağ  100.Yıl Spor – Çanakkale Bigaspor (1-2)

Saraçhane 1 – 14.00

Kırklareli Lüleburgaz Atletikspor – Tekirdağ – Marmaraspor (3-4)

Saraçhane 1 – 16.00

İKİNCİ GÜN PROGRAMI

28 Mart 2026 Cumartesi

(1-2) galibi – (3-4) galibi

Saraçhane 1 – 14.00

STATÜ

2025 – 2026 sezonu U16 Türkiye Şampiyonası 1. Kademe Müsabakaları 78 ilden 139 takımın katılımı ile 24 grup merkezinde oynanacaktır. 8’er takım10 grup, 7şer takımlı 1 grup, ve 4er takımlı 13 grup, oluşan 24 grupta müsabakalar 26 – 28 Mart 2026 tarihlerinde oynanacaktır.

U-16 Yerel Amatör Lig müsabakalarında; 2010 ve 2011 doğumlu futbolcular oynayabilir, 2012 doğumlu 2 (iki) futbolcu müsabaka isim listesine yazılabilir ve oynayabilir. U-16 Yerel Amatör Lig müsabakalarında 2013 ve sonrası doğumlu futbolcular oynayamaz.

Müsabaka süresi 40’ar dakikalık 2 devre olmak üzere 80 dakikadır. Devre arası 15 dakikadır. Yedek oyuncu sayısı 7’dir. Müsabakalarda 5 oyuncu değişikliği yapılabilir.

U16 Türkiye Şampiyonası müsabakalarında; beraberlik halinde uzatma oynatılmaz. Doğrudan 5’er penaltı atışlarına geçilir. 5’er penaltı atışlarında eşitlik bozulmaz ise seri penaltı atışlarına geçilir.